İlaç çöplüğü olmayın!

Başlatan Tuğra, 06 Mayıs 2010, 01:38:55

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra


Her bir kimyasalın, vücudun eskimesinde ve yorulmasında ayrı bir payı var. Onun için vücudunuzu ilaç çöplüğü haline getirmemeye çalışın.

Dr.Eser Alptekin

Her gün televizyonlarda veya yazılı basında şunu yiyin, bunu yemeyin diye birçok yazı ve haber çıkmaktadır. Hangisi doğru, hangisi yanlış, bunu üzülerek söyleyeyim, sorgulamaktan aciz hale düşüyorsunuz. Sorumlu veya sorumsuz insanlar bunları sunmakta ve dayatmakta. Siz de bu bilgi kirliliği içinde tercih yapmak durumundasınız.

Bir gün iyi ve doğru denen şeye ertesi gün kötü ve yanlış diyenler çıkıyor. Son günlerde kullanılan bir deyim var. 'Önce söze bakacaksınız doğru mu diye, sonra söyleyene bakacaksınız adam mı diye?' Çocukluk ve gençliğinizde şayet kronik bir hastalığınız yoksa zaman içinde bir takım hastalıklarla tanışıyorsunuz.

Bir de gereksiz yere kullanılan ilaçlarla. Her sağlık sorununuzu da bu ilaçlardan biriyle çözmeye çalışıyorsunuz. İşte vücudunuzun eskimesi de burada başlıyor .

Gereksiz yere kullanılan ilaçlarla ve alınan  gıdalarla. Bir ailenin genetiğinde hipertansiyon, kalp hastalığı ve şeker hastalığı varsa bu ailenin bireylerinin özellikle kilo sorununa dikkat etmeleri gerekir. Dolayısıyla aldıkları gıdalara ve ilaçlara da.

Hastalıkların davetiyesi stres matbaasında basılır

İnsan vücudunun milatları vardır. 30 yaşların üstündeyseniz, genetik hastalıklar varsa beslenmenize dikkat etmeniz gerekmektedir. Bu sizin miladınızdır. İki yol var, ya sağlıklı yaşamayı seçeceksiniz yada sağlıksız yaşamayı.

Şeker ve yüksek tansiyonla tanışmaya başladığınız andan itibaren kalp ve damar hastalıkları, kemiklerdeki harabiyetler, kaslarınızdaki problemler, kalp krizleri, beyin kanamaları sizleri beklemektedir.  Diğer yolsa aydınlık ve sağlıklı bir yoldur. Bu da sizin seçiminizdir.

Dolayısıyla vücudunuzun eskimesine ve yıpranmasına siz karar veriyorsunuz, başkaları değil. Burada stres faktörünü göz ardı etmeyin.

Bana ait bir sözü burada kullanmadan geçemeyeceğim. "Bütün hastalıkların davetiyesi stres matbaasında basılır" . Geçenlerde bir yazıda okudum; 'Öteki tarafa götüreceğimiz tek şey yaşamımızdır' diye. Onun için yaşam, daha doğrusu iyi yaşam en değerli servetimizdir. Çünkü diğer servetleri burada bu dünyada bırakıp gidiyorsunuz. 

Sağlığınızla ilgili rahatsızlıkları, sorunlar oluşmadan önce çözmeye çalışın yoksa hastalıkların arkası çorap söküğü gibi peşi sıra gelecektir. Bir süre sonrada kendinizi ilaç girdabının içinde bulursunuz.

Saat başı bir ilaç

Günde 24 adet ilaç alan hastaları görüyorum. Başka hekimler tarafından verildiği için müdahale edemiyorsunuz. Bir kısmı gerekli bir kısmı da gereksiz olan bu ilaçlara. Ve şuna inanıyorum ki her bir kimyasalın,vücudun eskimesinde ve yorulmasında ayrı bir payı var.

Onun için vücudunuzu ilaç çöplüğü haline getirmemeye çalışın. Her bir ilacın getirdikleriyle götürdüklerinin hesabını iyi yapın. Bugün birçok böbrek yetmezliği vakaları bu tür ilaçların aşırı kullanımıyla oluşuyor. Geri dönülmez bir yola giriyorsunuz.

Bir hekim olarak her zaman şunu düşünürüm; "Herhangi bir sağlık problemini en hafif ve en az ilaçla nasıl çözebilirim?" Sizler de kendiniz için daha az ilaç kullanacağınızbir yaşam düzenleyin ve geliştirin. Kullandığınız ilaçları konusunda uzman hekimlere danışarak azaltmaya çalışın.

İlaçların esiri olmayın. Ayrıca hasta bazen üç ayrı hekime gitmişse hastalığıyla ilgili isimleri farklı ama etkileri aynı ilaçları bilinçsiz olarak bir arada almakta. Mesela bunların hepsi antiromatizmal ilaçlarsa her zaman bir mide kanaması tehlikesi vardır. Yahut bir böbrek yada karaciğer yetmezliği...

Yaşamınızı ve ilaçlarınızı   düzenleyin

Danışmadan ve sorgulamadan ilaç kullanmamanızı öneririm. Çünkü ilaçların isim, formül ve içeriklerinden haberdar olmanız zordur. Eğitim seviyesi düşük olan toplumumuzda bu gibi sorunlar devamlı karşımıza çıkmaktadır. Bunların çözümü de eğitimli insanların diğerlerini uyarmasıyla olur

milliyet
〰〰〰〰🐠

Tuğra


İlaç kullanmak kişisel bir faaliyettir. Bazen, iyi niyetle de olsa, sırf bize iyi geldi diye bir başkasına "zehir" ikram ettiğimizin farkında mıyız?

Modern tıbbın öncülerinden olan Paracelsus (16. yy) "Tüm maddeler zehirdir, zehir olmayan madde yoktur. Zehir ile ilacı ayıran dozdur" demiştir. Bugün biliyoruz ki her madde zehir olabilir ve sadece doza değil birçok faktöre bağlı olarak zararlı etkisini gösterebilir. Örneğin penisilin alerjisi olan kişide alerjik reaksiyon ortaya çıkması için çok düşük miktarda penisilin yeterlidir.

Tek başlarına tedavi edici olan fakat aynı anda kullanıldıklarında etkileşen iki ilaç bir anda bizim için zehir haline gelebilir. Bazı maddeler hemen zehir etkisi gösterirken bazıları uzun süre maruz kalındıktan sonra zararlı olmaya başlar.

Gençliğimizde bize zarar vermemiş bir madde yaşlılığımızda hayatımızı tehlikeye atabilir. İçtiğimiz suyun, damarlarımızdaki kanın bile zehir olabildiği göz önüne alındığında vücudumuza dışarıdan aldığımız kimyasal maddeler olan ilaçları kullanırken ne kadar dikkatli olmamız gerektiği açıkça görülebilir.

"Bana İyi Geldi, Sen de Kullan"

İlaç, profesyonel bir materyaldir. Kullanılabilmesi için birtakım koşulların yerine getirilmesi gerekir. Hastalığın bir uzman tarafından teşhis edilmesi, vücudun diğer sistemlerinin kontrol edilmesi, kullanılan başka ilaçların, ailedeki hastalık geçmişinin, alerjilerin vb. birçok konunun değerlendirilmesi ve ilaç uygulamasından sonra tedavinin takip edilmesi gerekir.

Bu şekilde, ilaçla tedavi, bazılarımızın düşündüğünün aksine karmaşık ve çok yönlü bir faaliyettir. Buna rağmen, iyi niyetle de olsa, sırf bize iyi geldi diye bir başkasına "zehir" ikram ettiğimizin farkında mıyız?

Özellikle kış aylarında artan solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle antibiyotik kullanımı da artıyor. Sizi hemen iyileştiren bir antibiyotiği bir başkasına tavsiye ettiğinizi düşünün. Kullandığınız ilacın hangi gruptan olduğunu, neler içerdiğini ve bu maddelerin ne işe yaradığını biliyor musunuz? İlaç tavsiye ettiğiniz kişinin alerjilerini biliyor musunuz?

Başka şikayetleri olup olmadığını, eş zamanlı diğer hastalıklarını (mide-bağırsak rahatsızlığı, tansiyon, kalp yetmezliği, böbrek veya karaciğer hastalığı, kan hastalığı, cilt hastalığı, bağışıklık sistemi bozukluğu, hormon bozukluğu vb.), kullandığı diğer ilaçları biliyor musunuz? En önemlisi hastalığının sizinki ile aynı olup olmadığını nasıl biliyorsunuz?

Aynı hastalık olsa bile her zaman aynı ilacın kullanılamayabileceğini biliyor musunuz? Doktorlarımızın, bu ve benzeri unsurları değerlendirerek yazdığı ilaçları sadece iyi niyetli duygularımıza dayanarak tavsiye etmek doğru olur mu?

Destekleyici olarak kullanılan vitaminler bile birçok durumda zararlı olabiliyorken birbirlerine depresyon ilaçları, uyku ilaçları, sakinleştiriciler, kan sulandırıcılar tavsiye eden, şeker hastasına, içinde yüksek oranda şeker bulunan bir şurup içirmeye çalışan kişiler ile karşılaştım. Bu üzücü tablo da ülkemizdeki "zehir danışma merkezleri"ne* yapılan başvuruların büyük çoğunluğunun ilaç kaynaklı zehirlenmeler olmasını açıklıyor sanırım...

Hastalık Yoktur, Hasta Vardır

Artık sıkça karşılaştığımız bu ifade aslında tüm olayı özetliyor. Her hastalık her bünyede farklı ortaya çıkabileceği gibi her ilaç da her bünyede farklı sonuçlar doğurabilir. Bünyenin ve ilacın değerlendirilebilmesi için de tıp fakültesinde okumak ve hayat boyu eğitimi sürdürmek gerekir!

Sonradan Pişman Olmayalım

İlaç önerdiğimiz kişinin alerjik reaksiyon nedeniyle hastaneye zor yetiştiğini, mide kanaması geçirdiğini ya da tansiyon krizine girdiğini duyup pişman olmak yerine, ilaçla tedavi işini en baştan uzmanlara bırakmak ve uzmanlar ile temasımızı kesmeyerek tedavilerimize bilinçli bir şekilde katılmak en doğrusudur. Siz istediğiniz sürece doktorunuz ve eczacınız her zaman yanınızdadır.

Sağlıklı günler diliyorum.

Uzm.Ecz. Ayşe Göksenin Tuncalı
〰〰〰〰🐠