Bir insan yaşamayı sevmeli mi, hayatı sevmeli mi, hayattan zevk almalı mı?

Başlatan fuducuk, 21 Kasım 2008, 04:35:04

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

fuducuk

Selâmün Aleyküm kardeşlerim.

Söze nasıl başlayacağımı tam olarak bilmiyorum. Bu dünyanın sadece geçici bir yer olduğunun farkındayım ve bana emir edilen görevleri yerine getirmeye çalışıyorum. Emirler haramlardan uzak durmak ve haramlar da insana haz veren şeyler.

Yaklaşık 2 aydır evden dışarı çalışıyorum, bir Web Tasarımcısıyım. Bu sebeple evden pek dışarı çıkmıyorum. Sürekli evde olduğumdan mıdır bilmiyorum, çok sıkılıyorum. Yani mesela Tv karşısına geçiyorum, bakıyorum bir kadın var. Haram diyorum ve kalkıyorum. Kitap okumaktan ve çalışmaktan zaten gözlerim yoruluyor. Müzik dinleyeyim diyorum, kadın sesi haram, kapatıyorum. Yani sanki hayatta alınacak ne zevk varsa hepsi yasaklanmış, haşa hiçbir sözüm yok ve olamazda. Çünkü bunlar bizim daha iyi ve mutlu yaşamamız için konulmuş. Ben neyi nerde yanlış yapıyorum onu da anlamış değilim. Yani sadece süremi doldursam, görevlerimi yerine getirsem de gitsem diye düşünüyorum. Ölümü arzuluyorum. İşte, evim arabam olsun, evleneyim şöyle şöyle yapayım diye planlarım da yok. Bazen iyice kötü oluyor ruh halim ve ettiğim ibadetten aldığım zevk zaten az iken hiç almamaya başlıyorum. Gerçi her ne olursa olsun namazı asla bırakmam Allah'ın izniyle.

İnsalarla da iletişimde zorluk yaşıyorum. Yani konuşacak çok fazla şeyim yok. Bu genel anlattıklarıma bakılırsa ne söylenebilir kardeşlerim? Yani dünyadan kopmuş ve kendini ibadete vermiş, haramlardan sakınmış insanlar huzur bulmuş olmalılar, benim gibi canları sıkılmış olamazlar.

Bir insan yaşamayı sevmeli mi, hayatı sevmeli mi, hayattan zevk almalı mı? Nelerdir bunlar?

Bir de bu gibi durumlar için edilmesi gereken bir dua varsa onu ezberleyip okumak istiyorum. Çünkü canım gerçekten çok sıkılıyor ve keyifsizim. İsteksizim. Sıkkınım.

Teşekkür ederim okudğunuz için...


İsra

Kendinizi tamamen eve haps etmeyin arada temiz havaya çıkın güneşten faydalanın.Psikiyatristler güneşin insanın ruh sağlığı üzerinde çok faydası olduğunu söyler.

Fırsat buldukça büyük zatların kabirlerini ziyaret edin.

Varsa akraba ve arkadaşlarınızı da ziyaret edin.Bazen farklı ortamlarda bulunmakta insana çok iyi gelir

Uyumadan önce ayetül kürsi, üç ihlas,üç felak ve üç nas surelerini okuyun.Ayrıca her içiniz sıkıldığı zaman da okuyabilirsiniz içiniz ferahlar

(Sıkıntıları sadaka ile önleyin.) [Deylemî]
(Güzel koku ve temiz elbise sıkıntıyı azaltır.) [Bostan]
(Akik yüzük sıkıntıyı giderir.) [Ukayli]
(Başkasının sıkıntısını giderenin sıkıntısı gider.) [İ. Ahmed]
(Sıkıntıda duâm kabul olsun diyen, genişlikte çok duâ etsin.) [Tirmizî]
(En üstün ibadet sıkıntıya sabretmektir.) [Tirmizi]


(İstiğfara devam edeni, Hak teâlâ, her türlü sıkıntı ve üzüntüden uzaklaştırır, geçim darlığından da kurtarır, ferahlığa çıkarır, ummadığı yerden rızka kavuşturur. [Nesâî]

(Hergün sabah akşam yedi kere, “HasbiyAllahü la ilahe illa hü aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabb-ül arşil azim” okuyan, dünya ve ahiret sıkıntısından kurtulur.) [İni Sünni]

(Lâ ilâhe illAllah demek 99 belâyı defeder, en aşağısı sıkıntıdır.) [İ.Asâkir]

(La havle ve la kuvvete illa billah okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdır.) [Hakim]

(Sıkıntılı iken “HasbünAllah ve ni’mel-vekîl” deyiniz!) [İ. Merdeveyhî]

Lika

#2
İsra çok güzel tavsiyelerde bulunmuş.

Aslında "mutlu olmak" için belli bir reçete yoktur.Ancak herşey insanın hayata bakış açısında gizli.Yani insan öncelikle elindeki nimetlerin kıymetini düşünecek, bilecek ki; bu şükrü beraberinde getirir.Şükür ise nimetlerin çoğalmasına sebebdir.Bunu ise insana sağlayacak yegâne sermaye "iman" dır.

İman ve İslam nimeti ile müşerref olan bir kul içinse hayatın anlamı, gayesi çok önemlidir.Hak rızası adına adanmış bir hayatta ise ne strese ne de üzüntü ve kedere yer yoktur.Saatlerce, sabahlayarak, uykusuz  bir dersi talebelerine okutan bir insana mutlu musun? diye sorulabilir mi? Ama determenist bir zihniyetle durumu incelesek sabaha kadar uykusuz kalmış, uğraşmış, yorulmuş..

Demek istediğim günümüz insanını hapseden bu sıkıntı, bıkkınlık, hayattan zevk alamama hastalığının yegane sebebi bakış açılardaki zaafiyet,hayatın gayesinden uzak olma ve bitmek bilmeyen beklentiler yani tulî emel!..

An'ın kıymeti bilinip, en iyi şekilde değerlendirmeye çalışılmalı.Gün boyu dört duvarda çalışma durumunda kalmak insanın ruh dünyasında sıkıntılar meydana getirebilir.Eğer imkanınız varsa yarım saat bile olsa hergün dışarıda bir yürüyüş çok iyi gelecektir.Eğer buna imkanınız yoksa sabah namazından sonra pencerenizi açın ve bir süre dışarıdaki temiz havadan istifade edin :) Ardından 3 er defa aralıklarla temiz havayı ciğerlerinize çekin.

Hayat insana verilmiş çok önemli bir hazine..Ve görebilsek nice büyük mücevherler saklı içinde.Eğer mezarlıktakilere gidip sorulacak olunsa hayatın ne kadar önemli bir ganimet olduğunu onlar bize fısıldayacaklardır muhakkak.

Yalnız şunu unutmamak gerekir ki dünyadan kopmak insana emredilmemiş.Rabbimiz "dünyadan da nasibini" unutma buyurur.O yüzden helâl dairede dünyanın nimetlerinden istifade edebilmeye çalışmalıyız.

En önemlisi de size Başta Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın ve ardından Sahabi Efendilerimizin,Allah dostlarının hayatlarını okuyup, incelemenizi öneririm.Zira en büyük nasihatleri onların hayatlarından alacaksınız İnşaAllah.
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Tuğra

#3
Arkadaşlarımız çok güzel tavsiyelerde bulunmuşlar.

Bu tip sıkıntılar pek çok mü'min başına gelir,sebebiyse nefsin hoşuna gidenleri terk etmeye çalışıp Allah'ü Teala'nın rızası için çaba sarfetmek,elbetteki şeytan da nefs de böyle insanın yakasını bırakmaz.

Alıntı YapYani sanki hayatta alınacak ne zevk varsa hepsi yasaklanmış,

Bunlar insana anlık ve nefsani rahatlık verir ama sonrasında yükü ağır olur,daha fazla iç sıkıntısı ve vicdan rahatsızlığı olarak geri döner.Sanıyorum iyi bir gözlemcisiniz,o halde çevrenizdeki insanları inceleyin,haramlara dalanların hayatlarında mutlaka pek çok sıkıntı gam keder üzüntü mevcuttur.Yada ev hallerinde geçimsizlik kavga gürültü mevcuttur.En basitinden dünyevi bir işi bile bir sürü sıkıntıyla halletmeye çalışırlar.

İnsanlar herşey yolunda sanırken kayıplarını göremezler zaten en kötüsüde görememek.

Halbuki Allah'ü Teala'ya itaate dikkat eden insanın dünyevi işleride Biiznillah tıkır tıkır işler.Hz.Allah kuluna her kapıyı açar.

(La havle ve la kuvvete illa billah okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdır.) [Hakim]

Büyüklerin tavsiyesidir devamlı okumakta fayda var.

Üç şey kalbe sıkıntı verir:
1- Yemeği sevmek,
2- Uykuyu sevmek,
3- Rahatı sevmek. (Deylemi)


Muhammed bin Hişâm anlatır: Marûf-ı Kerhî bana;''Sana; dünya ve ahiret saadeti için on cümle öğreteyim. Böyle dua edenin duası kabul olur'' dedi.''Yazayım mı''dedim.Hayır, Behr bin Hâris nasıl tekrar ederek bana öğrettiyse, ben de aynı şekilde sana öğretirim diyerek şu hadisi bildirdi:

(Her namazdan sonra [dua ederken], şu on cümleyi söyleyenin dualarını Allahü teâlâ kabul eder:
1- Dinim için Allah bana kâfidir.
2- Dünyam için Allah bana kâfidir.
3- [İki cihan] endişelerim için Allah bana kâfidir.
4- Haset eden için Allah bana kâfidir.
5- Bana haksızlık eden için Allah bana kâfidir.
6- Kötülük etmek isteyen için Allah bana kâfidir.
7- Ölüm anında Allah bana kâfidir.
8- Kabirde Allah bana kâfidir.
9- Mîzanda Allah bana kâfidir.
10- Sıratta Allah bana kâfidir.

Kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan Allah bana kâfidir. Ona tevekkül eder, Ona yalvarırım.) [Nevadir-il Usul, Hakîm-i Tirmizi]

HasbünAllahü ve nimel vekil, Allah bize yetişir, O, güvenilip dayanılan ne güzel vekil, demektir. Kuran-ı kerimde, cesur müminlerin, (HasbünAllahü ve nimel vekil) dedikleri bildiriliyor. (Al-i İmran 173)

Forumumuzdaki güzel yazıları takip ederekte,yeni şeyler öğrendikçe haramlardan büyük küçük günahlardan kaçmaya çalışılır.Zamanla daha huzurlu ve rahat hisseder insan.

Arkadaşlarımızın diğer tavsiyelerine ek olarak spor aktivitesi tavsiye ederim hem fiziksel hem ruhsal faydası olur.

〰〰〰〰🐠

Tuğra

Birgün, Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden, Ebüdderdâ hazretlerine bir kişi gelerek dedi ki:

- Yâ Ebüdderdâ! Benim büyük bir hastalığım var. Bunun tedâvisinde bana yardımcı ol! Hastalığım şu: Benim kalbimde dünyaya karşı aşırı sevgi var. Dünya, âdeta kalbimi işgâl etmiş. Kıldığım namazlarda nûr göremiyorum. İbâdetlerimden bir tat, lezzet alamıyorum.

Ebüdderdâ hazretleri bu kişiye şu nasihatı yaptı:

- Sık sık hasta ziyâretlerine git! Cenâze namazlarında bulun! Kabirleri ziyâret et! Bu üç şeyi muntazam yaparsan bu hastalıktan kurtulursun! Sendeki dünya sevgisi yok olur. Kalbin nûrlanır, basîret gözün açılır.

Bu kişi bildirilen üç şeye bir müddet devam etti fakat kendi hâlinde herhangi bir değişiklik hissetmedi. Üzüntülü bir şekilde tekrar Ebüdderdâ hazretlerine gidip dedi ki:

- Yâ Ebüdderdâ! tavsiyelerini aynen yerine getirdim. Fakat kendimde hiçbir değişiklik görmüyorum.

Bunun üzerine şu tavsiyede bulundu: Hasta ziyâretlerine gittiğin vakit, birgün senin de onun gibi zayıf, hâlsiz, yatağa uzanmış olacağını düşün! Bir yudum suyu bile eline alıp içemiyeceksin, başkalarının yardımı ile içebileceksin!

Bütün bu gerçeklere rağmen hâlâ dünyaya bağlanmaktaki maksadın ne? Görüyorsun ki, dünya zenginliği, insanın bu hâle gelmesine mâni olamamaktadır. Bunları, hastanın yanında düşün ve nefsine şöyle de: "Şunun hâline bak, ibret al! Senin de sonun budur, o hâlde dünya muhabbetinden elini çek!"

Cenâze namazına gittiğin zaman düşün ki bu kimseyi, bütün dünya ni'metlerinden ayırmışlar. Tabutun içine koyup musalla taşının üzerine bırakmışlar. Yakınları, çok sevdiği ve bütün ömrünü onlar için harcadığı çocukları onu geriden seyrediyorlar.

Mezarlığa vardığında, kabirde yatanların hâlini düşün! Birgün sen de onlar gibi olacaksın! Nâzik bedenin çürüyüp böceklere yem olacaktır. Ebüdderdâ hazretleri sözünü şöyle tamamladı:

- Ey kişi işte üç şeyi yaparken bunları düşünüp, kendini bunların yerine koyarsan, kısa zamanda bu tehlikeli hastalıktan kurtulursun!

O kişi, bu nasîhatlara aynen uydu. Bundan sonra bütün ömrünü, âhıreti düşünerek, ona hazırlanmakla geçirdi.

Mehmet Oruç

------------------------------------------------------------

(İnsana vaiz [nasihatçı] olarak ölüm yeter.) [Beyheki]

İnsan ailesi içinde ölüm gerçeği ile yüzyüze gelince,gerçektende tam manası ile nasihat gibi oluyor ve kendine daha fazla çeki düzen vermeye çalışıyor.

Ama ölümü istemek doğru değildir,selametle selamet ulaşmayı istemek gerekir.
〰〰〰〰🐠

söz verdik

yazdiginiz tüm nasihat ve ögütlerden dolayi hz Allah cümlemizden razi olsun
gercekden insan bazen böyle hallere düsebiliyor .bir bosluga düsür sanki adeta
hic bir seyden tat alamiyor...hz Allah icimize rahat huzur ve nur versin cümlemize ins.
ölümümüzden  sonra mezarimizi aramayiniz,bizim mezarimiz ariflerin gönüllerindedir...mevlana

öğrenci

Çok güzel yazılar...

Şu bir gerçekki hayat insanla güzel...

Düşünün insanlarla muhabbet ettiğinizde yaşadığınız tatlı sohbet dünyalara bedel oluyor.İnsan sevgisi..

Rabbim bize sevgiyi muhabbeti gönlünden vermiş...

Önceleri kitaplardan okuyorum tabiki, Mevlana, Şems ve Yahya Efendi vb..büyüklerimizin sohbetlerinde
insanlar bulunurmuş ne şans değilmi...

Yani kitabta okumak değilde kanlı canlı karşılıklı oturup dinlemek ne kadar güzel olur..

Paylaştıkça hayat güzel.Derdi, üzüntüyü sevinci...

(Ama hayat işte..Paylaşamıyorsunuz...)

Günbatımı

Çok güzel, yararlı paylaşımda bulanan kardeşlerim, Allah razı olsun...
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

adilcevaz

Alıntı yapılan: söz verdik - 15 Haziran 2009, 01:03:27
yazdiginiz tüm nasihat ve ögütlerden dolayi hz Allah cümlemizden razi olsun
gercekden insan bazen böyle hallere düsebiliyor .bir bosluga düsür sanki adeta
hic bir seyden tat alamiyor...hz Allah icimize rahat huzur ve nur versin cümlemize ins.
Bütün dünyayı verseler gamım bitmez nedendir bu
Taa ezelde gam turabıyla yoğrulmuş bendendir bu
Terk etme insafı makamı imtihandır bu
Gelen gider giden gelmez iki kapılı handır bu!