Bayramda diş çürüklerine dikkat

Başlatan Lika, 13 Eylül 2009, 22:50:30

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Lika

Dişhekimi Yeşim Saraç, Ramazan Bayramında şekerli yiyecek tüketiminin arttığını belirterek şekerli gıdaların dişlerin yüzeyine yapışarak bakteriler tarafından kolaylıkla asite dönüştürülebileceğini ve bu yüzden sık aralıklarla tüketilen şekerin ağızdaki ortamı asitleştireceğini ve diş çürüklerine yol açabileceğini söyledi.

Bayramda özellikle çocuklar başta olmak üzere herkesin yenen her tatlı ve şekerden sonra mutlaka ağzını temizlemesi gerektiğini belirten Saraç, "Diş çürüklerinin önüne geçmek için diş fırçalama imkanı olmadığı zamanlarda tatlıdan hemen sonra havuç ve salatalık yemek, şekersiz sakız çiğnemek faydalıdır. Havuç az şekerli olması ve fazla çiğneme gerektirmesi nedeniyle ağızdaki şeker kalıntılarının temizlenmesinde önemli rol oynar" dedi.

Bayram ziyaretlerinde ev sahiplerinin de misafirlerin ağız sağlığı konusunda duyarlı olması gerektiğini dile getiren Saraç, ev sahiplerine tatlıdan sonra misafirlerin ağız temizliği için gereken ortamı hazırlamasını önerdi. Misafirlere ağızın temizlenmesi için bir bardak su verilebileceğini belirten Saraç, şunları söyledi: "Çürüğün önlenmesi için bir parça peynir bile yenebilir. Peynir, ağızdaki asitleri nötrleştirdiği için çürüğün önüne geçer. Ev sahipleri, tatlıdan sonra birer parça peynir de ikram edebilir."

yeni şafak
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Tuğra


Ramazan Bayramı yaklaştı. Bu bayrama diğer adını veren şekerler de tezgahlarda ve raflarda yerini aldı. Ancak uzmanlar, şeker ve çikolota alırken dikkatli olmaya çağırıyor



Uzmanlar, şeker alırken insanları, öncelikle sağlıklarını düşünmeleri ve sokaklarda satılan ucuz şekerlerden uzak durmaları konusunda uyarıyor.

Ramazan Bayramı'na sayılı günler kala, esnafın tezgahını rengarenk şekerler süslemeye başladı.

Ancak her bayram olduğu gibi bu bayramda da fırsatçıların iş başında olduğu ve merdiven altı üretimin yapılacağı belirtiliyor.

Bayram şekeri alırken insanların öncelikle sağlıklarını düşünmelerini isteyen uzmanlar, sokakta ve açık alanlarda satılan ucuz şekerlerden uzak durulmasını tavsiye ediyor.

Şeker ve çikolata alınırken renk, büyüklük, tat ve fiyatları önemli rol oynuyor. Uzmanlar bunların yanı sıra onlarca ürün arasından seçim yaparken, şekerlemelerin sağlıklı, taze ve yasal olmasına dikkat edilmesini öneriyor.

Ramazan Bayramı öncesi, iş yoğunluğu azalan veya kapalı olan çay ocakları, kasaplar, lokantalar ve tüpçüler gibi meslek gruplarının kendilerine uğraş olsun diye tezgah açarak şeker satmaya başladığına dikkat çeken bir şekerleme firmasının yetkilisi Hamdi Çarşıbaşı, şeker alırken ilk önce satılan mekâna dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Bayram öncesi işin ehli olmayan yüzlerce kişinin sokaklarda ve açık alanlarda ucuz şeker satmaya başladığını belirten Çarşıbaşı, bu şekerlerin nerden ve nasıl alındığının belli olmadığını söyledi.

Ucuz Şekerden Uzak Durun

Fiyatları ucuz olduğu için vatandaşların bu şekerlere zaman zaman rağbet ettiğini dile getiren Çarşıbaşı, insanların ucuz şeker alarak sağlıklarını tehlikeye attığını vurguladı.

Çarşıbaşı, vatandaşların bayram öncesi lokum ve şeker alırken dikkat etmeleri gereken konuları şöyle sıraladı:
"Ambalajı açılmış, rengi solmuş, deforme olmuş ürünleri almayın. Uzun süre güneşte kalan ürünün ambalajı mutlaka solar. Yine uzun süre tezgâhta veya depoda kalmış ürünün ambalajında açılmalar ve deforme olmalar görünür. Çikolata grubunda ambalaj açıldığında rengin canlılığı belli olur.

Solmuş ve boyutları değişmiş şekerlerden uzak durmak gerekiyor. Çikolatalar ne çok sert ne de çok yumuşak olmamalıdır. Zaten çikolata kıtır kıtır yenilen bir şekerleme türü değildir. Ağızda biraz bekletilip tadı alınarak yenmelidir ve ağızda çikolata tadı bırakmalıdır. Bonbon türü şekerlerinde canlı ışıl ışıl parlaması gerekir. Bayat ve uzun süre bekleyen şekerlerin rengi solar. Mat bir görüntü oluşur.

Lokumlarda da yine şekil bozukluğuna, üzerine konulan kuruyemişlerin rengine dikkat edilmesi gerekiyor."

Markalı Ürün Tercih Edilmeli

Birinci sınıf şekerlerin yanında her zaman muadillerinin olduğuna değinen Çarşıbaşı, şeker alırken markalı ürünlerin tercih edilmesi gerektiğin kaydetti.

Satıcıdan da şekerin markasıyla istenmesinin önemli olduğunu belirten Çarşıbaşı, şekil olarak aynı, ancak sağlıksız yerlerde üretilen ve marka olarak çok değişik ürünlerin piyasadaki tezgâhlarda vatandaşlara satıldığını aktardı.

Çikolata Grubu Şekerleri Dolaba Koymayın

Vatandaşların evlerinde yaptığı en büyük hatanın özellikle çikolata türü şekerleri dolaba koymak olduğunu belirten Hamdi Çarşıbaşı, "Dolaba konulan çikolata donar. Tekrar çıkartıldığında ise sıcağı görür görmez içindeki yağ eriyerek yüzüne çıkar. Bu da çikolata taze dahi olsa bayat görüntüsü verir." dedi.

Çikolata türü şekerlerin serin ve rutubetsiz ortamlarda saklanmasının uygun olduğunu ifade eden Çarşıbaşı, aksi takdirde şekerde şekil bozukluklarının görüleceğini dile getirdi.

(aa)
〰〰〰〰🐠

Ay Iıığı

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Demirci, ''Bayramlarda bol miktarda yemek yapılması ve bu yemeklerin uygun şartlarda muhafaza edilmemesi sonucunda gıda zehirlenmeleri meydana gelebilmektedir'' dedi.

Demirci, yaptığı açıklamada, Ramazandaki sınırlı beslenmenin ardından bayramda genellikle aşırı yemek yendiğini hatırlattı.

Bir aylık orucun ardından fazladan alınan gıdaların vücudun dengesini bozduğunu ifade eden Demirci, bunun sonucunda hazımsızlık, mide yanması, gaz şikayetleri, mide-bağırsak hastalıkları, kusma, ishal, kabızlık, reflü gibi şikayetlerin ortaya çıkabildiğini belirtti.

Özellikle bayramlarda bol miktarda yemek yapıldığını ifade eden Demirci, bu yemeklerin uygun şartlarda muhafaza edilmemesi sonucu gıdaların bozulmasıyla gıda zehirlenmeleri meydana gelebildiğini söyledi. Pişmiş gıdalar ile çiğ gıdaların aynı ortamda muhafaza edilmesi sonucunda da gıda zehirlenmesi oluşabildiğini anlatan Demirci, şöyle konuştu:

''Çiğ gıdaların, bilhassa çiğ etlerin pişirilmek üzere parçalanması, doğranması ve kıyılması gibi işlemler, kullanılan araç-gereçlerle çalışılan yerlerin temiz olmaması, bu işlerle uğraşan kişilerin kişisel temizlik kurallarına uymamaları gibi durumlar, gıdaların bu mikroorganizma ile kirlenmesini ve mikroorganizmanın üremesini kolaylaştırır.

Gıdalarda zararlı bakterilerin üremelerini kolaylaştıracak diğer bir nokta da gıdanın saklandığı ortamın ısı derecesidir. Oda sıcaklığında gıdaların hazırlanması sırasındaki aşamalarda bekletilme süresi ya da oda sıcaklığında unutulmuş olmaları veya kendi kendilerine soğumaya terk edilmeleri, bakteri çoğalması ve toksin üretimine yardımcı olur. Sıcak, yani hemen servisi yapılacak pişmiş gıdaları sıcak, soğuk gıdaları ise soğuk olarak saklamalıdır. Hemen servisi yapılmayacak veya artan pişmiş gıdaları süratli bir şekilde güvenli ısı derecesine kadar soğutmak gerekir.''

-RAMAZANDAN SONRA BESLENME-

Demirci, bayramda beslenmeye çok dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, öğün aralarında meyve tüketilerek fazla yemek yenmesinin engellenmesi gerektiğini söyledi.

Özellikle ağır olabilecek, yağlı, tuzlu ve kızartma türlerinden kaçınılması gerektiğini anlatan Demirci, ''Sebze yemekleri, yoğurt ve meyve gibi ürünler tercih edilmelidir. Dost ve akraba ziyaretlerinde tatlı ikramlarında ısrar edilmemelidir. Kafein alımı sınırlı olmalı, özellikle ilk gün çay ve kahve alımına dikkat edilmelidir. Bol su içilmesi ve yürüyüş gibi egzersizler sindirimi kolaylaştıracaktır'' diye konuştu.