Çocuğun din eğitimi ve gelişimi

Başlatan İsra, 21 Mayıs 2005, 08:38:22

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

İsra

Eğitimin yaşlara göre farklı yol ve yöntemleri vardır.İlmin ve hadis-i şeriflerin bize bildirdiği gerçeklere dayanarak biz bu devreleri dört başlık altında toplayacağız.

a.o-6 yaş devresi(ilk eğitim veya telkin devresi)

b.7-10 yaş devresi (Teşvik devresi)

c.10-14 yaş devresi(Şiddet devresi)

d.15-20 yaş devresi(Tolerans devresi)

Her dönemin psikolojik şartları ve ona göre davranış şekilleri vardır.Bir dönemde geçerli olan eğitim şekli diğer dönemde geçerli olamaz.Bu bakımdan anne babalar zamanında ne yapacaklarını iyi bilmelidirler. Aksi takdirde mevsimsiz ekilen tohumun verimsiz olacağı gibi,zamanı geçirilen ders ve telkinlerden de olumlu sonuç alınamaz.

a.İlk eğitim devresi(0-6 yaş devresi)

Hamileleikten itibaren annenin dinlediği müzikten,yaşayış tarzından,hatta gürültüden ve stresten yenilen gidalardan dahi çocuğun etkilendiği bugün tespit edilen gerçekler arasındadır.

İLK ALTI YAŞ

Çocuğun eğitiminde ilk altı yaş çok mühimdir.
Pedagoglar,çocuk dünyaya geldikten sonra temel eğitim yaşını ilk altı olarak belirliyorlar.Çocuk ilk altı yaşında aldığı eğitim ve terbiyenin etkilerini hayatı boyunca hisseder.
Özellikle anne çocuğun karakterinin şekillenmesinde birinci derecede rol sahibidir.Çünkü çocuğun en birinci üstadı ve öğretmeni annedir.Anne ve baba bu dönemde gerek hal ve davranışlarıyla gerekse sözleriyle çocukların ruhuna pek güzel şeyler ekebilme imkanına sahiptir.Bu yüzden bu devreyi iyi  bir fırdat olarak kullanmalıdırlar.

Çocuk ruhunun telkinlere en açık olduğu zaman dilimi bu dönemdir.Beyaz bir sayfayı andıran çocuk ruhuna manevi dersler ve telkinler bu dönemde etkili olur.Güzel davranışlar ve manevi dersler,adeta çocuğun ruh disketine kaydolur.Bu yüzden güzellikler ve doğrular,tekrarlarla ruhlarına ekilmelidir.

Çocuklara bu dönemde yaptığımız telkinlerin,verdiğimiz manevi derslerin boşa gittiğini asla düşünmeyin.Hadis-i şerif bu dönemin önemini açık bir şekilde belirtir"Küçük yaşta çocuğa verilen eğitim,taş üzerine yazılan yazı gibidir.Büyüdükten sonra ise su üzerine yazılan yazı gibidir"

ÖLÜM GERÇEĞİ VE ÇOCUKLAR
Ölüm olayları onların zayıf ruhunda büyük yıkım yapabilir,dayanma güçlerini,morellerini bozabilir.Sadece gözlerini değil,akıl,kalp ve ruhlarınıda ağlattırır. Bu durumda yapılabilecek tek şey onlara"Cennet" fikrini telkin etmektir.Zayıf ve nazik vücudlarında ancak bu sayede bir manevi kuvvet bulabilirler.
Çocuğun kardeşi ölmüşse,"Senin küçük kardeşin veya arkadaşın öldü.Cennettin bir kuşu oldu.Cennette gezer bizden daha güzel yaşar." denmelidir
Eğer babası ölmüşse,"Baban öldü,cennete gitti.Bizimde sıramız gelince yanına gidicez.O bize orda köşkümü hazırlıyor"gibi telkinlerde bulunmalıdır.

Allah'I TANITIRKEN
Bilinçsiz anne babalar çocuklarını eğitirken Allah'ı korkutucu olarak tanıtırlar."Şunu yapma Allah çarpar.Böyle yapma Allah yakar.Allah ceza verir." gibi cümleler kullanmak nedense daha çok işlerine gelir.Oysa Allah,çocuğa korkulan değil sevilen varlık olarak tanıtılmalıdır.Çünkü Allah'ın rahmeti daima gazabını aşmıştır.Böyle iken onu azabıyla tanıtmak büyük bir yanlıştır.

b.TEŞVİK DÖNEMİ
Peyganber Efendimiz:"Çocuğunuz yedi yaşına girdiğinde onu namaza niyaza teşvik edin."buyuruyor.Başta namaz olmak üzere çocuğun güzel alışkanlılara bağlanması için bu dönemde teşvik damarını kullanmalıdır.Bazem bu "Aman benim oğlum ne güzel namaz kılıyor." "Benim cici kızım ne güzel başını örtüyor." gibi sözlerle olabileceği gibi,sevdikleri hediyeleri alarakta olabilir. Teşvik ve sevdirme bu dönem için çok iyi bir kozdur.Fakat bu koz,yaş dönemi geçirilmeden zamanında kullanılmalıdır. Bu dönem geçtikten sonra aynı derecede etkili olmayacaktır.

YATAKLARIN AYRILMASI
Çocukların yataklarının yedi yaşında ayrılmasını isteyen hadisler vardır.Alimler,bunların hepsini bir arada değerlendirerek,"çocukların yataklarını yedi yaşına geldiklerinde ayırmak güzel bir davranıştır,on yaşına geldiklerinde ayırmak ise vaciptir,"demişlerdir.Ayırma,hem kızları erkeklerden,hem erkekleri erkeklerden hemde kızları kızlardan ayırmak demektir.Yatak büyük olup birinin,bir kenarına diğerinin,öbür kenarına yatmasınında haram olduğunu söylemişlerdir.On yaşını aşanlar,bir yatakta başkalarıyla yatamayacakları gibi,anne baba ve kardeşleriyle de yatamazlar.

c.ŞİDDET DÖNEMİ(10-14 yaş dönemi)
Zamanı ve dozu ayarlanması şartıyla eğitimde şiddetin yeri vardır. Tıpkı zehirin dozu ve miktaraı ayarlanması halinde ilaçta kullanılması gibi.Peygamber efendimizin eğitimde yaş dönemlerini belirten hadis-i şerifinde buyuruyor ki:"Çocuğunuz eğer on yaşına girerse şiddetle namaza niyaza alıştırın"
Şiddet derken akla hemen vurup kırmak gelmemeli. Bu dönemde çocuğun,daha ziyade şiddetten alacağı bir psikoloji olduğu ve bu damardan ona daha kolay girilebileceği düşünülmelidir. Evet çocuk bu dönemde şiddetli emirler ve uyarılardan ders alabilir.Çünkü 10 ila 14 yaş dönemi,anne babanın çocuk üzerindeki ağırlığının henüz kaybolmadığı dönemdir.Ve bu dönem,çocuk üzerinde otoritenin kullanılabileceği son dönemdir.Şiddet bundan öncede yok bundan sonrada..Sadece bu dönemde ve belirli çerçevede vardır.

Çünkü bu yaş döneminde çocuk dış dünya ile henüz fazla ilişki içine girmemiştir.Anne baba çocuk için ideal kişiler olmaya devam etmektedir.Her şeyin en iyisini onlar bilir.Söyledikleri,emrettikleri doğrudur.
Bu dönemden sonra anne babaları çocuk üzerindeki etkileri giderek azalmaya başlar.Bu bakımdan anne babalar bu dönemi bilinçli kullanmalıdırlar.Şiddeti üsluplarına yansıtmalıdırlar.Mesela "Hadi bakıyım oğlum kızım namazını kıl."Veya,"Bir daha görmiyeyim,böyle bişey bir şey yapma bu yanlıştır.Dikkat et!" gibi üzerine basa basa ve şiddet üslubu içeren uyarılar ve tehditler kullanılmalıdır.
Bu yaş döneminde çocuk,baş kaldırsa da genel olarak ruhu itaate yatkındır.Bunu bilip ona göre  davranmak sonuç almakta büyük kolaylık sağlar.Bu imkan daha sonraki yıllarda aransada bulunamicaktır.Çünkü bundan sonra artık,yeni ve başka bir dönem,kendi şartlarıyla gelecektir.

d.TÖLERANS DÖNEMİ(14-19 yaş dönemi)
Bu çocukluktan çıkılıp gençliğe ayak basıldığı dönemdir.Gencin ruh dünyası alabildiğine fırtınalıdır.Ergenlik denilen bu dönemde çocuk kişilik bunalımı yaşar.Anne babaının çocuk üzerindedeki otoritesi büyük ölçüde kaybolmuştur.Genç,anne babasından bağımsızlaşma sürecine girmiştir.Davranışlarını bir grup içinde geliştireceği,grup içinde reddedilmenin ona ağır geleceği grup baskısının çok yüksek olduğu bir dönemi yaşamaktadır.Kız-erkek grupları içinde kendini kabul ettirme çabalarının,çekici görünme isteğinin de bu dönemde gencin davranışlarını etkileyeceği bilinmelidir.Genç bu dönemde,anne babasından üstün olanların varlığını kabul eder.Arkadaş ve çevre etkisi ağırlık kazanır.

Bu dönem gençlerini daha yakından tanıyabilmek için,uzman kişilerce tesbit edilmiş belli başlı özelliklerini görelim  
a.Genel özellikler
*Her iki cinsiyetle de olgun ilişkiler kurabilme
*Erkek veya dişi toplumsal rolü gerçekleştirebilme
*Bedensel özelliklerini kabul etme ve bedenini etkili bir şekilde kullanma
*Ana-babadan ve diğer yetişkinlerden duygusal bağımsızlığı gerçekleştirme.
*Aile hayatına ve evliliğe hazırlanma
*Bir mesleğe hazırlanma
*Davranışlarını yönetebilmek için gerekli değerler ve ahlak sistemi geliştirme
*Sosyal sorumluluklar isteme ve başarma.

b.Aile ilişkileri
*Ergenlerin bu dönemde ailelerine olan bağlılıkları azalır.
*Hiç bir şeyi beğenmez,sürekli şikayet edecek bir şeyler bulurlar
*Eve istediği zaman girip çıkmak isterler.
*Ailesinin ufak tenkidine büyük tepkiler verirler
*Kendilerine yöneltilen tenkitleri kabul etmezler ama sürekli eleştirmeyi severler.
*Boşvermişlik içindedirler
*Anne-babanın beğendikleriyle alay ederler
*Anne babanın düşüncelerini eskimiş bulurlar.Onlardan öğrenecek hiç bir şey kalmadığını sanırlar
*Fikir bazında aileyle çatışma bu dönemde artar.

Aileye bu dönemde büyük görev düşer.Aile bu davranışların bir süre sonra geçeceğini bilip sabırlı davranmalıdır.
Anne babalar gençlerin bu dönemki çağrısını şöyle algılamalıdırlar:

"Bana yardım et,ama bana yardım ettiğini hissettirme"

Anne baba ergenlik çağındaki genci kayıtsız şartsız kabullenmelidir.Cesaretlendirmek,sorumluluk yüklemek yoluyla,gencin kendi kendine varolabileceğine dair güven sağlamalıdır.Gencin kendisini başkalarıyla kıyaslamasını önleyecek şekilde davranılmalıdır.

Aile bağlarını gevşeyip,arkadaş ilişkilerinin artmaya başladığı dönemdir.Bu yüzden anne babalar,çocuğun kendilerinden koptuğunu düşünmemelildir.Tersine çocuk arkadaş ilişkileri kuramıyorsa normal olmadığı düşünülmelidir.
Çocuklara arkadaşça davranmak çok önemlidir.Onlara talimat vermek yerine birlikte çalışma yapılmalıdır.Ders vermek yerine bilgilendirme yapılmalı.Hata yapmalarına hoşgörüyle bakmalıdır.Hatalar birer tecrübedir.Çünkü hata yaparak tekrar hata yapmamayı öğreneceklerdir.

NASIL DAVRANMALI?
Genç bu dönemde manen hasta kabul edilmeli,bir hastaya davranılır gibi ona şefkatle davranılmalıdır.Hastayı" Neden hasta oldun?"diye azarlayamayacağımız gibi,yaptıkları için azar ve şiddet kullanmak bu dönem gençleri üzerinde olumlu sonuç bırakmaz...

Anne babalar,en çok bu dönemde hata yaparlar.Çünkü çocuklarının yalpalmalarından "Acaba oğlum kızım kötü yollaramı düşecek,yoldan mı çıkacak?"diye korkuya kapılırlar.Bunda büsbütün haksız sayılmazlar.Ancak,endişelerinde kurtulmak için azarlama ve şiddet yolunu seçmelerinde haksızdırlar.Çünkü bu dönemde şiddet gençlerin düşüşünü ve kayışını hızlandırır.İstenmeyen yollara daha çabuk itilimesine sebeb olur.Aile büyükleri bu dönemde çok kere yapıyorum derken yıkar,yaklaştıracakken,uzaklaştırır.Bu yanlışlıklar,onları umduklarına nail etmez,korktuklarına uğratır.Arılarla uğraştıkça saldırmaları,kendi halinde bırakıldıkça ilgisiz kalmaları gibi.
Psikologlar bu çağdaki gençler için ıslak sabun örneğini verirler.Sabunu elinzde fazla sıkarsanız kayar,fazla gevşek bırakırsanız yine kayıp düşer. O halde orta bir yol izlemeli.Ne büsbütün serbest ve ilgisiz kalmalı,nede büsbütün sıkmalıdır.
( Daha fazla bilgi için İhsan Atasoy'un Gençlik ve arkadaşlık kitabından faydalanabilirsiniz.Bütün anne-babalara okumalarını tavsiye ederim)

sedat_islam

#1


Çocukları sevmeli
Onları dövmemeli
Her an dua etmeli
Kız erkek dememeli

Çocuklar yarınımız
Hepsi bizim canımız
Onlar doğar artarız
Kız erkek dememeli

Allah'tan isteyelim
Belâlar biçmeyelim
Hayırlısı diyelim
Kız erkek dememeli

Neslimiz önemlidir
Kalplerin meyvesidir
Muhammed ümmetidir
Kız erkek dememeli

Fazla söze gerek yok
Ayrım yapan cahil çok
Sende Allah'tan kork
Kız erkek dememeli
Zafer Yakındır ve Zafer, İNANANLARINDIR...

İsra

Ellerine sağlık sedat kardeşim güzel bir şiir :x

mars

Allah razı olsun isra kardeş. Bu alemdeki en büyük sanat bence hayırlı bir evlat yetiştirmektir. Ellerinize sağlık. Rabbim hepimize bu alemden hayırlı eserler bırakarak göçmeyi nasip eylesin.....

sedat_islam

#4


Amin Mars kardeşim.....
Zafer Yakındır ve Zafer, İNANANLARINDIR...

zeynep13

hepsi çok güzel!

AMAN KARDEŞLERİM, BU ÇOOK ÖNEMLİ LÜTFEN ÇOCUKLARA DİKKAT, ÇOCUKLARIMIZA DİKKAT!

onları küçümsemeyelim :kirp:
Sen seni âşık sanma bi' beyhûde âh ile
Gör n'etti özin anlâr ol nûr-u ilâh ile...

ASUDE

ben bir yerde okumuştum
tam olarak ne bilmiyorum ama
çocukların din eğitimlerini babaları yaptırmalıymış dinimize göre ......
doğruluk payı nedir :?:  :?:  :?:  :?:  :?:

sedat_islam

#7


Din eğitimini Anne ve Baba verir...En iyi verimlerini Anne ve Baba'dan alırlar...

Hadi bakalım Anne ve Babalar...

Dinî eğitimde hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, zorlama ve cezalandırma yerine isteklendirme esas alınmalıdır. Çocuğun isteklendirilmesi, ancak onun dünyasına inilerek yapılabilir. Neden dinini öğrenmesi gerektiğini çocuğumuza izah etmek de yine bizim vazifemiz.

6-7 yaşında bir çocuk için Kur'an-ı Kerim öğrenmek, bir yetişkin kadar önem arzetmeyebilir. Çünkü okuma-yazmada kullanacağı asıl alfabe Türkçe'dir. Bu durumda öğrenmelerini istediğimiz Kur'an yazısı, hem dil, hem de alfabe olarak çocuklarımıza pek aşina gelmez. Dolayısıyla çocukları isteklendirmek ve motive etmek için bütün maharetimizi göstermek zorundayız.

Çocuk da ikna olmalı

Din eğitimini konu alan eski kitaplarda, çocuğu anlamını bildiği surelerden okutmaya başlatmaktan söz edilir. Oysa bizim çocuklarımız farklı bir ortamda, farklı bir dünyadalar. Bırakın bazı surelerin anlamını bilmeyi, surelerin niçin var olduğunu ve onları neden öğrenmemiz gerektiğini bilmiyorlar. Öyle ise, 'öğrenmelisin!' tavrı yerine neden öğrenmesi gerektiğinin sebepleri çocuklara izah edilmelidir.

Yazık ki çocuğumuza İslâm'ı öğretmede açık veya gizli bir karşıt propaganda ile de başa çıkmak zorundayız. Allah'ın insanların namazına veya aç kalmasına ihtiyacı olmadığı, şuurunu kaybetmeyecek kadar içki içmenin normal olduğu gibi sık rastlanan anlatımlar çocuklarımızın kafasını kurcalamıyor mu dersiniz?

Yoğun okul döneminin ardından çocuğumuz dini öğrenmede isteksiz ve hep ileri bir tarihe erteleme eğilimindeyse, zora başvurma yerine, derslerinin giderek ağırlaşacağı, birçok sınava girmesi gerekeceği, büyüdüklerinde kendilerinden iş ve yardım bekleneceği anlatılmalıdır. Ayrıca duaların gücü, Kur'an okumanın Allah ile bir tür konuşma anlamına geldiği gibi konularda telkinler yapılmalıdır.

Bu arada mutlak doğru, geçerli ve en değişmez adresin İslâm olduğu, çocuğun kapasitesine uygun olarak anlatılmalıdır. Belli bir noktadan sonra, çocuk bu temel anlayışı benimser ve sizin anlatımınıza ihtiyacı dahi kalmayabilir. Belli yaştan sonra da inancını destekleyecek kanıtları kendisi arar, bulur ve imanını güçlendirir.

Kur'an öğrenmeyi zevke dönüştürmek

Çocuklar yaparak, yazarak ve oyun ortamı havasında daha hızlı ve kolay öğrenirler. Oysa din öğretiminde kullanılan metodlar ve araçlar yazık ki yeterince zengin değildir. Bu durumda, Kur'an dili öğretiminde kendimiz onlar için bazı kolaylıklar getirebiliriz. Hocaefendilerin ve hocahanımların ihtisas alanına girmek istemem, ancak şu önerilerimi lütfen ciddiye alınız:

* Kur'an harflerini bir mukavva parçasından keseceğiniz karelere yazınız. Kalın sesli, ince sesli ayırımını koyu renk kalem ile belirtiniz. Kartların arkalarına okunuşlarını çok hafifçe yazabilirsiniz. Önce birkaç kez tüm harfleri iki-üç çocuğa toplu olarak okuyup, seslerin çıkış yerlerine dikkat çekerek tekrarlatınız. Sonra hazırladığınız kartları çocukların eline verip, birbirlerine sorup-paylaşarak, sokakta-bahçede oynayarak çalışmalarını isteyiniz. Çocuklar akşama harfleri öğrenmiş olarak dönebilir; ne dersiniz?

* Çocuklar bazı harfleri birbiriyle karıştırırlar. Özellikle de nun ile be'yi; te ile ye'nin ortada yazılışını; ha ile cim'i çok karıştırırlar. Bu karışıklığı önlemek için şu anlatım yardımcı olamaz mı?

"Bak bu nun... U harfine benziyor ama içindeki nokta U'da yok..."

"Bu, yağmurun ye'si... Noktadan damlaları aşağı düşüyor."

"Bu cim'dir... Kucağında noktadan yavrusu var. Yavrusu diyor ki, annecim..."

Bu tür zihinsel kodlamaların çok işe yarayacağını görebilir, siz de çocuğunuzun seviyesine göre değişik anlatımlar icad edebilirsiniz.

* Harflerin başta, ortada, sonda yazılışlarının öğretilmesinde de bazen güçlük çekilir. Çocuğun elinde her harfin başta, ortada, sonda yazılışlarına ilişkin bir tablo bulunmalı ve bir süre incelemelidir. Sonra biraz zahmete girerek, bu yazılışları karışık olarak gösteren bir liste hazırlayın. Çocuktan, harflerin başta yazılışını gösterenleri (b), ortadakileri (o) ve sondakileri de (s) ile işaretlemelerini isteyin. Diğer listeye bakmasına izin verin. Önemli olan, harfleri dikkatle incelemesidir. Daha sonra karışık sıralamayı b, o, s şeklinde düzeltmesi de istenebilir. Böylece bir oyun icat etmiş olur ve çocukların test çözmekten hoşlanmasından faydalanabilirsiniz.

* Kalın sesli harflerin ezberlenmesini kolaylaştırmak için onlardan anlamlı kelimeler oluşturup hatırda tutmaları istenebilir: "HîZa, KaSa, HaTa, AĞaRa" gibi...

* Çocuklarımız trafik ışıklarının ne anlama geldiğini biliyorlar. Kur'an-ı Kerim'deki durak işaretlerinden mutlaka durulması gerekenleri kırmızı renkle, durulup-durulmaması duruma bakılanları sarı renkle ve durulmaması gerekenleri de yeşil renkle sembolize ederek çok daha kolay öğretebilirsiniz.

* Dinî konularda temel bilgiler verdiniz. Hemen arkasından onar soruluk küçük testler hazırlayın veya en azından sözlü sorular sorun. Mesela:

Hz. Peygamber'in sözlerine ne denir?

a) Şiir b) Ayet c) Sünnet d) Hadis...

Onlara kolay sorun ve yüksek puanlar verin ki, şevkleri artsın.

Zorlaştırmayın, kolaylaştırın

* Namaz surelerini, Türkçe yazılışlarından ezberlettirebilirsiniz. Bu pek sağlıklı olmayabilir, ancak hiç yoktan iyidir. Siz onlara birkaç kez tecvite uygun okuyarak kulak dolgunluğu sağlayabilirsiniz. Çocuklar şiiri kolay ezberlerler. Sureleri uygun yerlerden bölerek alt alta satırlar halinde yazın. İkişerli, dörderli sıralar halinde de olabilir. Böylece daha kolay ezberleyeceklerdir. Ayrıca kolay ve kısa surelerden işe başlarsanız, gözlerini korkutmamış olursunuz.

* Kur'an-ı Kerim öğretiminde çocuklara çıkarılan bir zorluk da, harfler öğrenildikten sonra altında Türkçe okunuşları verilen kelimeleri okumalarını istemektir. Çocuklar bunları öğrenmeden ezberleyebilirler. Bunu önlemek için hareke, cezm, şedde ve tenvinler de dahil olmak üzere Kur'an harflerini karton karelere yazınız. Çocuktan, bu harf ve işaretleri kullanarak bazı kelimeleri yazmalarını isteyiniz. Cami, Kâbe, şemsiye, Beyza, Tûba, Cemil, Berk, Arda, Furkan gibi... Onlarla birlikte siz de yazınız, yardımcı olunuz. Çocuğunuzun okuldan aşina olduğu fiş usulünün bir türü olan bu tür öğrenme daha kalıcı olacaktır. Başlangıçta ufak-tefek aksaklıklar olacaktır ama zamanla düzeleceğini unutmayın.

Sizlere de çocuklarınıza hazırlayacağınız bu araç-gereçlerin, yapacağınız bu yardımların, pek çok ciddi ve önemli gördüğünüz işlerinizden Allah katında daha hayırlı ve sevaplı olacağını hatırlatmak isterim.

* Çocukların din eğitimine ilişkin kitap ve kaynak adı soran okuyucularımızın isteklerine cevap verebilmek için birkaç kaynak incelemeye çalıştım. Ancak hiç birinin tek başına yeterli ve tek doğru olduğunu, kullanım ve uygulama pratiği bulunduğunu söyleyemem. En iyi kaynak sizlersiniz. Ne kadar yaşarsanız, ne ölçüde uygularsanız, o kadar öğretebilirsiniz. Çocuklar için "modelden öğrenme" en etkili, en pratik öğrenme şeklidir.
Zafer Yakındır ve Zafer, İNANANLARINDIR...

zeynep13

Allah razı olsun.
çooooookk teşekkür ederiz.
canım rabbim hepimize gül gibi, cennet muştusu salih evlatlar versin inşAllah!
Sen seni âşık sanma bi' beyhûde âh ile
Gör n'etti özin anlâr ol nûr-u ilâh ile...

ASUDE


sedat_islam

#10


Cümle Ümmet-i Muhammed (s.a.v)den..
Zafer Yakındır ve Zafer, İNANANLARINDIR...

bıra qedere


byzzmbk

artık zaten kreşlerimiz var ailelerin öğıretmekte zorlandıkları yerde devreye giriyolar
Hayal gücü ruhun gözüdür.......