Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

Travma ve sonrası

Başlatan İsra, 13 Mart 2010, 07:37:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

İsra

Travma, kişinin ani bir durum, ya da bir kayıp sonrası yaşadığı ruhsal etkilenim ya da yaşadığı olayın ardından gelişen çökkünlük olarak tanımlanabilir. Yani yaşadığımız travmalar, ani bir deprem, savaş, sel, kaza gibi doğal afetler sonucunda olabileceği gibi kişinin hayatında yer alan bir kişiyi ya da sahip olduğu bir şeyi kaybetmesiyle de ortaya çıkabilmektedir.

Travma sonrası, kaygı ve çaresizlik hissedilir. Ancak travma başkaları tarafından oluşturulmuşsa, (savaş katliam tekrar vb) bu duygulara utanç aşağılık duygusu ve geride kalma da eklenebilir. Travmaya neden olan durum toplumsal varlığımızı etkiliyorsa acımız ve yasımız da müşterek oluyor. Burada hep yasımızı toplum olarak tutuyoruz...

Dış dünyadan gelen ve travmayı tetikleyen baskı ne kadar artarsa, insan bireysel kimliğini unutulup, grup kimliğine katılır çünkü toplumun kurtuluşu için birey kendi kurtuluşunu ön planda tutmaz .

Bireysel olarak kaybettiğiniz yakınınızla ilgili ise yasınızı aile bireylerinizle birlikte ya da tek başına tutabilirsiniz. Yas sürecinde bazen acınız katlanılmaz olabilir böyle durumlarda acınızı çevrenizdeki insanlarla ya da yakınlarınızla birlikte tutabilir ve onların desteğini alabilirsiniz. Bu yas sürecini atlatmanız konusunda size destek sağlar.

Uzmanlar, kayıp nesnenin ardından genelde kişide şu belirtilerin görüldüğünü ifade ediyorlar:

-Kişi kendisini ya da bir başkasını suçlayabilir.

Bütün bunlar doğal süreçlerdir. Sevgi nesnenizi kaybettikten sonra hiçbir şey yokmuş gibi hayatınıza devam edemezsiniz. Hatta ölen yakınınızın ölümünü kabülleninceye kadar o hâlâ aranızdaymış gibi yaşayabilirsiniz.

Böyle zamanlarda ölen yakınınızın hayali gözünüzün önünde gitmez. Hatta gördüğünüz işittiğiniz herşey size onu çağrıştırır. Hatıralardan kaçar ve ya da onlara sarılırsınız. Bütün insanların bu sürece katılmalarını arzu edersiniz. Etrafınızdaki insanların neşelenmeleri sinirlerinizi bozar onların da bu yasa katılmasını istersiniz..

Keşkeleriniz vardır: Keşkeler ölmeseydi, ona daha çok vakit ayırabilirdim birlikte vakit geçirirdim türünden yakınmalar yaşayabilirsiniz.

Bazen unuttum sanırsınız ama küçük bir kıvılcımla her şey gözünüzde yeniden canlanır ve her şeyi yeniden yaşarsınız.

Kaybettiğiniz kişiyle duygusal bağınızı sürdürerek için ona ait eşyalara sarılır onunla birlikte yaptığınız şeyleri yeniden yaparsınız. Bu süreç çok fazla uzamışsa uzmandan yardım alabilirsiniz.

"Doğal yas tepkisinin üç evresi:

1- Kişi ya da nesnenin kaybının ardından bir şaşkınlık vardır ve bu evrede bir süre elem keder sıkıntı üzüntü duyulmayabilir.

2- İkinci evrede gerçeklik kabul edilir çaresizlik umutsuzluk nedeniyle kaygı düzeyi yükselir. Buna karşı kaçma geri çekilme, biçiminde savunma düzenleri oluşur. İlgisizlik, isteksizlik ölenle ilgili derin ve sürekli düşünceler ortaya çıkarır. Suçluluk ve düşmanlık duyguları görülür.

3- Evrede yeni kişi ve nesne ilişkileri kurulurur" Prof. Dr. Özcan Köknel, Depresyon, Altın Kitaplar, S, 64)

Yas, sürecinde kişinin sevgi nesnesini sadece ölümle kaybetmiş olmayabilir aynı zamanda ayrılıklar, uzaklaşmalar, terk etmeler de bu kapsamda ele alınabilir... sonuçta ister ölüm olsun ister kayıp ya da ayrılık bir nesneni kaybı sözkonusudur.

Kaybetmek acıdır, bazı zorlukları da beraberinde getirir. Bununla başa çıkabilmek için, uzmanların öneri ve tavsiyelerine uymak gerekmektedir. Müslüman toplumlar, inançlarının ilkeleri, ahiret inancı, Allah'ın takdiri ve sabır telkinleriyle yaşadıkları acıyla daha rahat başa çıkabilmektedirler. Bu onların travmalarını daha kolay atlatmalarına vesile olmaktadır.

Fatma Tuncer

mardin

problemlerin en kısa çözüm yolu tevekküldür.
ibadetin eftali devamlı olanıdır.

Tuğra

Beyin unutuyor ama beden!

Yaşanan travmalar, zamanla veya çeşitli tedavi yöntemleriyle hafızadan silinebiliyor, ancak bedenimiz bu travmayı unutmuyor...

Yaşanan travmalar zamanla veya çeşitli tedavi yöntemleriyle hafızadan silinebiliyor ancak bedenimiz bu travmayı unutmuyor. Sosyal hafızaya kaydedilen travma anındaki bedensel tepkilerimizi bedenimiz, ileriki dönemlerde hatırlıyıp bize o anları tekrar yaşatıyor.

Uzman Doktor Mehmet Yavuz, bazı durumlarda zihnimiz tarafından bastırılmış, hafızamız tarafından geri getirilmekte zorlanan sahnelerin bedenimiz tarafından hatırlandığını belirterek, bedenimizin verdiği tepkileri dikkatlice izlemenin yaşadığımız travma ve sonrası hakkında oldukça önemli bilgiler verdiğini söyledi.

"Travma sadece zihinde, davranışta ya da duyguda kodlanmaz" diyen Dr. Yavuz, "Bedenimiz de travma yaşandığı anda nasıl tepki verdiğini hatırlar. Bazı durumlarda zihnimiz tarafından bastırılmış, hafızamız tarafından geri getirilmekte zorlanan sahneler bedenimiz tarafından hatırlanır. Bedenimizin verdiği tepkileri dikkatlice izlemek, yaşadığımız travma ve sonrası hakkında oldukça önemli bilgiler verir. Travma sırasında farkında olduğumuz ya da olmadığımız birçok şey, bilinçaltına kaydedilir ve bunların pek çoğunu zamanla unuturuz. Yaşadığımız pek çok olumsuz olay sosyal hafızamıza kaydedilir" şeklinde konuştu.

İç organlar sosyal hafıza ile içiçedir

Sosyal hafızanın davranışlarımızda önemli rol oynadığını, aynı zamanda beden dili ile de yakından ilgili olduğunu söyleyen Dr. Yavuz, şöyle devam etti: "Mide ve bağırsaklar gibi iç organlarımız sosyal hafıza ile iç içedir. Yaşanılan travmalar bir yandan sosyal hafızaya kayıtlandığı için aynı zamanda iç organlarımızın çalışma şeklini de etkiler.

Örneğin önemli bir randevu öncesinde mide ve bağırsak fonksiyonları bozulabilir, çarpıntı yaşanabilir, kan basıncında iniş çıkışlar olabilir. Bu tablo, ruhsal gerilimin psikosomatik yansımalarıdır. Bu durum, yaşanmış travmaların mide bağırsak fonksiyonları üzerindeki kalıcı olumsuz etkilerinden kaynaklanır."

Travmaların bedene etkisi ömür boyu sürebilir

Travmaların bedene olan etkisinin ömür boyu sürebileceğini vurgulayan Dr. Mehmet Yavuz, şunları söyledi: "Kişi, travmayı yaşamış ve olay bitmiştir. Hatta tamamen de unutmuş olabilir. Ancak bu travmadan oluşan bedensel bozukluklar devam eder. Durum bazen bir ömür boyu sürebilir. Beden unutsa da beden yaşanmışlıkları asla unutmaz. Kişi yaşadığı travmayı çoktan unutmuştur ama bu olay, psikolojik dünyamızın merkezi olan sol frontal lobdaki hafızaya kayıtlanmıştır.

Buradan hiç beklenmedik zamanlarda bedensel dille hatırlanan travmayla kişi kalp krizi, mide kanaması ya da felç geçirdiğini düşünür. Böylece panik atak denilen olay gelişir. Çoğu kez vücut abartıya kaçar ve kişiye ölüm korkusu yaşatır."

Travmaların uzun süreli bedensel tepkimelerinin psikosomatik bozukluklara; kısa süreli ani tepkimelerininse panik ataklara neden olduğunu belirten Dr. Yavuz tedavi için çevresel koşulların düzeltilmesi, ilaç tedavileri, psikoterapileri ve TMS (Transkranial Manyetik Stimülasyon) ile beyin resetlemesi yöntemini önerdi. Yavuz, beyin resetleme yöntemini de "TMS ile beyine şok manyetik uyarılar gönderilerek, beyinin hastalanmadan önceki sağlam durumuna dönmesi amaçlanmaktadır" diye açıkladı.

veteknoloji.com
〰〰〰〰🐠