Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

Demirci

Başlatan nirvana, 18 Eylül 2010, 12:51:21

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

nirvana

Horasanda hırsızlardan birkaçı kaçar. Hiratlı bir demirci,
gece evine dönerken, zaptiyelerce yakınında yakalanan
hırsızlarla beraber tutuklanarak hapsedilir. Demirci,
zindanda namaz kılıp, (Ya Rabbi, bu işte suçum olmadığını,
ancak sen bilirsin. Beni buradan, ancak sen kurtarırsın) diye
dua eder. Adil bir vali olan Abdullah bin Tahir, o gece bir
rüya görür. Kuvvetli dört kimsenin, tahtını, tersine çevirirken
uyanır. Hemen abdest alıp, iki rekat namaz kılar. Tekrar uyur.
Yine o dört kişi, tahtını yıkmak üzere iken uyanır. Kendisinde,
bir mazlumun ahı bulunduğunu anlar, zindan müdürünü
çağırtıp der ki:
- Zindanda bir mazlum mu var?
- Bilmem ama, biri, dua edip gözyaşı döküyor.

Dua eden mahkumu çağırıp halini sorunca mesele anlaşılır.
Vali, özür dileyip der ki:
- Şu parayı al ve herhangi bir arzun, bir işin olunca da bana gel.

Demirci, minnetsiz konuşur:
- Hakkımı helal ettim, ancak ihtiyacımı görmek için gelmem.
- Niçin?
- Benim gibi bir fakir için, senin gibi bir sultanın tahtını birkaç
defa tersine çeviren sahibimi bırakıp da, dileğimi başkasına
arz etmem kulluğa yakışır mı?
Tutalım ki dikenim ...
Hem de kötü bir diken...
Ama nihayetinde güllerle bir aradayım ...
Hz. Mevlana

nirvana

Ma'rûf-i Kerhi hazretlerinin bir dayısı şehrin valisi idi.
vali, bir gün şehrin kenar mahallelerini dolaşıyordu.
Ma'rûf'u bir kenarda oturmuş ekmek yerken gördü.
önünde de bir köpek vardı. bir lokma kendi yiyor, bir
lokma da köpeğin ağzına veriyordu. dayısı, "köpekle
birlikte yemeğe utanmıyor musun?" dedi. Maruf, "utandığım
için bu zavallıyı yediriyorum" dedi ve başını kaldırıp havadaki
kuşa seslendi. kuş uçup geldi, eline kondu ve kanadıyla başını
ve gözünü örttü. Ma'ruf, "Allah'tan utanandan her şey utanır"
dedi. dayısı bu hâli görüp, bu sözü işitmekle hem hayret etti,
hem de oradan uzaklaştı.
Tutalım ki dikenim ...
Hem de kötü bir diken...
Ama nihayetinde güllerle bir aradayım ...
Hz. Mevlana

nirvana

Bilge kişi, öğrencilerine şöyle sual etti: "gündüzün
geceden ayrıldığını nasıl hissedersiniz?"
öğrencilerinden biri şöyle cevap verdi:
"bir koyun sürüsüne baktığım zaman, keçileri
koyundan ayırt edebildiğim zaman anlarım ki,
gündüz olmuştur."

Bir başka öğrencisi söz aldı: "bir kaç renkli iplik
alırım. ne zaman onların renklerinin ne olduğunu
anlamaya başlarsam, gecenin bittiğini anlarım."
cevabını alınca, bilge kişi sustu.

öğrencileri meraklanmaya başladı ve bilge
kişiye sordular: "efendim, siz görüş belirtmediniz.
peki sizce gündüz olduğunu nasıl anlarız?" bilge
kişi öğrencilerini şöyle bir süzdükten sonra ağır
ağır konuşmaya başladı: "ne zaman ki, bir kadın
görürüm; güzel mi, çirkin mi diye düşünmeden
onun benim kardeşim olduğunu düşünürsem... ne
zaman ki, erkek bir bey görürüm, onun zengin mi,
yoksul mu olduğuna, siyah mı, beyaz mı olduğuna
kafayı takmadan onun bir insan kardeşim olduğunu
düşünebilirsem, benim için aydınlık doğduğunu anlarım!"

Tutalım ki dikenim ...
Hem de kötü bir diken...
Ama nihayetinde güllerle bir aradayım ...
Hz. Mevlana