Kış hastalıklarına dikkat!

Başlatan enfa, 15 Ocak 2008, 00:19:07

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

enfa

Kış mevsiminde boy gösteren üst solunum yolu enfeksiyonları, soğuğa daha dayanıksız olan çocukları, büyük oranda etkiliyor.

Özellikle çocuklarda nezle, grip, faranjit, larenjit, sinüzit, orta kulak iltihabı, bronşit ve zatürre gibi hastalıklar önemli miktarlarda artış gösterirken, uzmanlar soğuktan korunmak ve kışı en az zararla atlatmak için "sağlığınıza önem verin" uyarısını yapıyor.

Kış aylarında vücudun normalden daha fazla enerji harcadığına dikkat çeken Doruk Tıp ve Cerrahi Merkezi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doktor Handan Aydoğdu, "Bu enerjinin karşılanmaması vücudun direncinin düşmesine neden olur. Direnci düşük vücut ise enfeksiyonlara açık hale gelir. Kış mevsiminde çocukların bir numaralı düşmanı olan solunum yolu enfeksiyonları, özellikle çocukları, yaşlıları ve hamileleri olumsuz etkiliyor" dedi.

Aydoğdu, soğuk havanın özellikle akciğerin akut veya kronik tüm hastalıkları tetiklediğini, dolayısıyla bronşit ve astım gibi ciddi sağlık sorunlarının baş gösterdiğini ifade etti. Kış mevsiminde enfeksiyonlar ağır geçtiği için korunma tedbirlerine özen gösterilmesinde fayda olduğunu belirten Aydoğdu, "Çocuklar başta olmak üzere yaşlılar, kalp, astım, diyabet gibi sağlık sorunları olan kişiler, havanın çok soğuk olduğu günlerde mecbur kalmadıkça sokağa çıkmamalılar. Soğuğa çıkarken giysilere özen gösterilmeli ve soğuk havadan koruyacak biçimde giyinilmeli. Soğuktan korunurken, aşırı terlememeye de dikkat edilmeli" diye konuştu. Astımı olanların ilaçlarını düzenli almaları, mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamaları, hava kirliliğinden, soba ve kömür etkisinden sakınmaları gerektiğini bildiren Aydoğdu, kalp hastası olanların da çok soğukta yürümemeleri gerektiğini hatırlattı.

Mevsimsel koşullara bağlı olarak ortaya çıkan rahatsızlıkların önüne geçmek için grip ve özel hastalık aşılarının yaptırılmasının önemine değinen Aydoğdu, "Grip aşısı bağışıklık sistemini güçlendiriyor" dedi. Aşılanamayacak yaştaki bebekler için de anne babaların kendi grip aşılarını yaptırmaları virüslerin yayılmaması için iyi bir tedbir olabilir diyerek sözlerini sürdürdü.

Kış mevsiminde kalabalık ve hastalardan uzak durulmasının önemine değinen Aydoğdu, balık yağı, çinko gibi besin takviyesi ve protein içerikli gıdaların alınması gerektiğini ifade etti. Diğer bir önlem olarak da grip mikrobu taşıyan yetişkinlerin çocukların çevresindeyken maske kullanabileceğini hatırlatan Aydoğdu, bütün bunların yanında grip hastalığından kurtulmanın en önemli yolunun istirahat olduğunun altını çizdi.

"SABAH KAHVALTISI AKSATILMAMALI"

Kış günlerinde sabah kahvaltılarına ve enerji verecek meyve, sebzelere de ağırlık verilmesi gerektiğini ifade eden Aydoğdu, soğukta özellikle hamilelerin mevsim hastalıklarına yakalanmamaya özen göstermesi, toplu mekanlardan uzak durması ve maske ile korunmaları gerektiğini kaydetti. Aydoğdu, kış mevsiminin vücuttaki olumsuz etkisini yok etmek için bol bol C vitamini tüketilmesi gerektiğine de dikkat çekti.

Aydoğdu, kış mevsiminin vazgeçilmez yiyeceklerinin başında kurubaklagiller geldiğini vurgulayarak, şunları söyledi: "Özellikle etli kuru fasulye veya nohut haftada en az bir gün tüketilmeli. Kuru fasulye, nohut, yeşil mercimek gibi kurubaklagiller iyi birer protein kaynağıdır. Yüksek oranda protein içeren kırmızı eti, protein yönünden fakir olan sebzelerle beraber tüketmekte fayda var."

Kış mevsiminin geldiğinin habercilerinden birisinin de grip salgını olduğunu belirten Aydoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kış aylarında daha fazla C vitamini tüketmek için bolca limon, portakal gibi turunçgillerle beslenmek gerekiyor. Ancak, özellikle kuşburnu, kırmızı ve yeşil sivri biber, kivi, maydanoz ve rokada bulunan C vitamini miktarının, portakal, mandalina ve limonda bulunan C vitamini miktarından daha fazla olduğunu unutmamak gerekir."

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!

Tuğra


Kış mevsiminin en önemli özelliği hiç şüphesiz ki kendine özgü birçok hastalığı da beraberinde getiriyor olmasıdır. Özellikle grip, nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonları ve bronşit gibi birçok hastalığın görülme sıklığı bu aylarda artmaktadır.

Yaşam boyu üzerinde durulması gereken en önemli konulardan biri olan beslenme de işte bu noktada yine önemini hissettirmektedir.

Özellikle yaz mevsiminden kışa geçişte zayıflamaya başlayan bağışıklılık sistemini güçlendirmek adına meyve ve sebze tüketiminin artırılması gerekliliği belki de en önemli kilit noktalardan birini oluşturmaktadır. Çünkü meyve ve sebzeler içerdikleri antioksidan öğeler olan A, E ve C vitaminleri ile bağışıklılık sistemini güçlendirerek vücudumuzun hastalıklara karşı direncini artırmaktadırlar.

Peki, kış mevsiminde besin değerinden en iyi şekilde faydalanabileceğimiz meyveler hangileridir?

ELMA: 

Elma içerdiği E ve C vitaminleri gibi antioksidan öğeler ile bağışıklılık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci artırmaktadır. Potasyum içeriği de oldukça zengin olan elma bu özelliği ile de bağırsak faaliyetlerini düzenlerken hücrelerarası besin iletiminin düzenlenmesine yardımcı olur.

Ayrıca elmanın oldukça zengin bir pektin kaynağı olması da kolesterolün düşürülmesinde ve kalp damar hastalıklarına karşı korunmadaki önemini göstermektedir. Yine zengin bir posa kaynağı olan elma bu özelliği ile de kabızlığın önlenmesinde ve doygunluk hissinin oluşmasında etkilidir.

NARENCİYE(PORTAKAL, MANDALİNA, GREYFURT) :

Kış mevsiminin vazgeçilmez meyveleri arasında yer alan narenciye grubu meyveler özellikle içerdikleri zengin C vitamini ile hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirmede ve diş eti hastalıklarının önlenmesinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Potasyum içerikleri de yine elmada olduğu gibi oldukça zengindir.

ARMUT:

Armutun da zengin bir lif kaynağı olması kabızlığın önlenmesinde oldukça önemlidir. İçerdiği fosfor ve B vitaminiyle zihinsel yorgunluğu giderir.

NAR:

Antioksidan kapasitesi oldukça zengin olan nar önemli miktarda da potasyum, lif, C vitamini ve niasin içermektedir. Zengin içeriği ile de kış mevsiminin vazgeçilmezleri arasındadır.

Tabi ki meyve ve sebzelerin içerdikleri bu öğelerden en iyi şekilde faydalanabilmek adına da mevsim meyve ve sebzelerini tercih etmek daha doğru olacaktır.

Özellikle kış mevsiminin ağırlığını hissetmeye başladığımız bu günlerde üst solunum yolu enfeksiyonları açısından riske girmemek ve bağışıklılık sistemimizi güçlendirmek adına günlük 3-4 porsiyon meyvenin, 2-3 porsiyon sebzenin öğünlerimizde dengeli şekilde bulunmasına özen gösteriniz.

Yağ asitlerinin bağışıklılık sistemi üzerinde meyve-sebzeler kadar önemli bir yere sahip olduğunu unutmayınız. Öğünlerinizin yeterli miktarda ve doğru yağlar içermesi bağışıklık sisteminizi destekler. Elbette aşırı yağlı bir diyet bağışıklığı olumsuz etkileyecektir, ancak çok yağsız bir beslenme düzeni de çok gerekli olan yağ asitlerini almamıza engel olur.

Omega–6 ve omega–3 içeren doymamış yağları öğünlerimizle almak bağışıklılık sistemimizi korumamıza yardımcı olur. Genellikle omega–6 alımımızın yeterli olmasına rağmen omega–3 alımımızda eksiklikler yaşadığımızdan ceviz ve yağlı balıkları tüketmemiz gerektiğini unutmayalım. Haftada 1-2 kez balık ve günde 1-2 adet ceviz içi tüketerek bunu kolaylıkla sağlayabilirsiniz.

Kış aylarının en büyük sıkıntılarından biri de ne yazık ki sıvı alımının azalmasıdır.  Kış aylarında yeşil, siyah ve diğer bitkisel çaylar tercih edilebilecek keyifli içecekler arasındadır. Yeşil çay güçlü bir antioksidan olması nedeniyle kış aylarına yaklaştığımız şu günlerde hem içinizi ısıtacak hem de bağışıklılık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olacaktır.

Ihlamur, papatya ve rezene çayları da tercih edebileceğiniz diğer bitkisel çaylar arasındadır. Ekinezya bitkisinin bağışıklılık sistemini güçlendirici etkisinden de yararlanmanızda fayda var. Ancak 2 hafta kullanım sonrası ekinezya kürüne ara vermeniz daha doğru olacaktır.

Diyetisyen Lale Sağlık
〰〰〰〰🐠

Mahi

Kışla birlikte günlerin kısalması vücut kimyamızda önemli değişiklikler yapıyor. Bedenimizdeki bu hormonal değişiklik, hastalık olarak ortaya çıkabiliyor. Kış aylarında ortaya çıkan üst solunum yolu enfeksiyonları, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan çocuk ve yaşlılar için daha önemli. Basit bir grip veya nezle yeterli önlemler alınmazsa çocuklarda sinüzite, bademcik rahatsızlığına, yaşlılarda ise ağır bir zatürreeye dönüşebiliyor. Basit doğal yöntemlerle kış hastalıklarından korunmak ve tedavi olmak mümkündür.



Uzun süren kuraklıktan sonra özlenen kış geliyor. Ancak beraberinde hastalıkları da getiriyor.
İlerleyen hayat standartlarına rağmen gribe, nezleye yakalanma ihtimalinde veya zatürre, sinüzit ve bademcik rahatsızlıklarının sıklığında ciddi bir azalma yok. Modern tıbba göre bunun birinci nedeni kış hastalıklarının sadece soğukla ilişkili olmamasıdır. Kış aylarında gündüz-gece süreleri değişiyor. Bu da tabiri caize, ‘Vücut kimyamızı’ bozuyor.
Bedenimizdeki bu hormonal bozukluk, hastalık olarak ortaya çıkabiliyor. Kış aylarında ortaya çıkan üst solunum yolu enfeksiyonları, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan çocuk ve yaşlılar için daha önemli. Basit bir grip veya nezle ile ilgili yeterli önlemler alınmazsa çocuklarda sinüzite, bademcik rahatsızlığına, yaşlılarda ise ağır bir zatürreeye dönüşebiliyor. Kış hastalıklarından aşağıda sıralanan doğal yöntemlerle korunmak mümkün;

Hamam veya Saunada Toksinlerinizi Atın
Yapılan araştırmalar, düzenli olarak saunaya giden kişilerin soğuk algınlığından daha az şikâyet ettiklerini ortaya koyuyor. Uzmanlar, saunanın vücut ısısını yükselttiğini ve bunun sonucunda yüksek ateşi engellediğini belirtiyor. Öyle ki, bağışıklık sisteminiz yüksek ateşle savaşmak için hemen aktif hale geliyor. Ayrıca, vücudunuzun toksin maddelerden arınması sayesinde savunma sisteminiz de yeniden eski gücüne kavuşuyor. Saunada terledikten sonra kan dolaşımını canlandıran ‘sıcak - soğuk’ değişimli banyoyu da ihmal etmeyin. Ancak akut enfeksiyon, yüksek tansiyon, kalp - dolaşım hastalıkları ve varis gibi önemli rahatsızlıklarda saunanın yarar yerine zarar getireceğini de aklınızdan çıkarmayın!

Odanızı Sık Sık Havalandırın
Havalar soğuyunca kapalı mekânlarda daha fazla zaman geçiriyoruz. Dolayısıyla bu mekânların havası sağlığınız üzerinde son derece önemli rol oynuyor. Kalorifer, mukozanın kurumasına yol açarak vücudunuzu virüs ve bakterilere karşı savunmasız bırakıyor. Bu nedenle soğuk algınlığı ve gripten korunmak için odanızı her gün sık sık havalandırın.

Soğuk Algınlığına Çinko!
Soğuk algınlığının tedavisinde bazı elementler son derece önemli role sahipler; özellikle de çinko! Çinko, savunma hücrelerinin artmasını ve aktifleşmesini sağlayarak bağışıklık sistemine destek veriyor. Ayrıca, dış enfeksiyon etkenlerine karşı antikor üretimine de yardımcı oluyor. Uzmanlar sağlığımız için günde 15 mg. çinko almamız gerektiğini söylüyor. Çinkonun hangi besinlerde bulunduğunu merak ediyorsanız, hemen söyleyelim: Susam, peynir, sığır eti, sütsüz çikolata, yumurta ve mısır... Ayrıca eczanelerden de çinko preparatlarını kolayca temin edebilirsiniz.

Spor Şart, Ama...
Sağlığınızı korumak için düzenli olarak spor yapmanız şart. Her gün dışarıya çıkın ve derin nefes alarak hareket edin. Tabii temiz havada! Açık havada yapacağınız yürüyüş ya da jogging, savunma sisteminizin güçlenmesini sağlayacak. Yarım saat hareket ettikten sonra bile kanınıza yeterli düzeyde bağışıklık hücresi karışacak. Ancak; ağır sporların vücudunuzu savunmasız bıraktıklarını da aklınızdan çıkarmayın.

Ayaklarınızı ‘Sıcak’ Tutun
Ayaklarının soğuk olmasından yakınanlar bu hastalıklara daha çabuk yakalanıyorlar. Nedenine gelince... Ayakların normal vücut ısısının altına düşmesi, otonom sinir sistemi ve solunum yollarındaki kan dolaşımının azalmasına yol açıyor. Bunun sonucunda mukozadaki savunma sistemi zayıflıyor ve virüsler organizmaya daha kolay girebiliyor. Soğuk ayaklar aynı zamanda boğaz yollarındaki ısıyı da düşürüyor. Bunun sonucunda ise hastalığa yol açan virüsler vücutta hızla çoğalmaya başlıyor.

Ayak Banyosuz Olmaz!
Hiç kuşkusuz, gribin en önemli belirtilerini baş ya da kas ağrısı oluşturuyor. Bu şikâyetlerden kurtulmak istiyorsanız ayak banyosu yapabilirsiniz. Nasıl mı? Çok basit! Ayaklarınızı 37 derece ısıdaki suyun içinde dinlendirin. 15 dakika sonra suyun sıcaklığını 40 - 42 dereceye kadar yükseltin. Banyonun etkisini artırmak için, suya hardal tozu katmanızda da yarar var.

C vitamini Yine Başrolde
Aktif ve güçlü bir savunma mekanizmasının temelinde doğru ve dengeli beslenme yatıyor. Dolayısıyla yemek listenizden sebze ve meyveleri eksik etmemeniz gerek. Özellikle de C vitamini bakımından zengin olanları! Çünkü C vitamini bakterilere karşı savaşan savunma hücrelerine nüfuz ediyor ve vücudu zararlı maddelere karşı koruyor. Limon, portakal, greyfurt, kivi, brokoli, biber ve lahana gibi sebze meyveler

Şifalı Çaylarla Gelen Sağlık
Grip ve soğuk algınlığından korunmanın etkili yöntemi de şifalı çaylar içmek! C vitamini yönünden zengin olan kuşburnu, bağışıklık sistemini güçlendiren etkisi sayesinde özellikle gribe karşı son derece etkili. Kış boyunca mutfağımızdan eksik etmememiz gereken bir diğer bitki de Adaçayı. Adaçayı, hem vücut direncini artırıyor hem de efeksiyonlara karşı etkili. Ihlamur ise göğsü yumuşatıyor, balgam söktürüyor ve vücudun terlemesini sağlıyor. Ayrıca zencefil, rezene, anason, kekik otu, ağaç hatmisi gibi bitkiler de soğuk algınlığı ve gribe karşı son derece etkililer. Ancak her zaman söylediğimiz gibi, bu çayları yan etkilerine karşı günde 1 - 3 fincandan fazla tüketmeyin. Ve doğru hazırlanma tekniklerini de mutlaka öğrenin!

Dr. İsmail VURGUN

Tuğra

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. İlkay Keskinel, kış hastalıkları ve korunma yolları hakkında şu bilgileri verdi:

"Kış mevisiminde sizi hasta edip yatağa düşürebilecek enfeksiyonları tanıyarak; bu hastalıkları engellemek için nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini öğrenmelisiniz" diyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. İlkay Keskinel, kış hastalıkları ve korunma yolları hakkında şu bilgileri verdi:

"Çoğunlukla sonbahar ve kış aylarında görülen nezle genelde 1-2 hafta sürebilen bir solunum yolu enfeksiyonudur. Virüsün bulaşması havaya yayılan mikroplarla ya da mikropların olduğu eşyalara temas etmesinin ardından daha sonra elin gözlere/yüze teması ile olmaktadır. Burun akıntısı ve tıkanıklığı ile başlayan hapşırık, boğaz ağrısı, öksürük, hafif ateş ile devam eden belirtileri vardır.

Çoğunlukla 1 haftada iyileşme sağlanabilir; ancak hastalık 2 haftadan uzun sürüyorsa, akla alerjik bir hastalık ihtimali mutlaka gelmelidir.

Nezle bir komplikasyon olarak kulak iltihabı ve sinüzite yol açabilmektedir. Şiddetli sinüs ağrısı, öksürük, balgam çıkarma, yüksek ateş, nezlenin üzerine eklenen bir bakteri enfeksiyonunu gösteriyor olabilir.

Nezle, bir bakteri enfeksiyonu olmadığı için de antibiyotiklerle tedavi edilemez. Tedavide istirahat, bol sıvı alınması, bazı gargara/sprey ya da pastiller ve belirti giderici ilaçlardan yararlanılabilir. Korunmak için mümkün olduğunca havasız ve kapalı ortamlardan kaçınmak, sık sık elleri yıkamak gerekmektedir.

KLAVYE, KAPI KOLU VE TELEFONLARDAKİ TEHLİKE

Hastalığı taşıyan kişilerin öksürmesi ya da hapşırması ile havaya yayılan damlacıklarla ve doğrudan temasla bulaşan grip aynı zamanda kapı kolları, bilgisayar klavyeleri, telefonlar gibi ortak kullanılabilecek eşyalar ile bulaşabilen bir enfeksiyondur. Belirtilerin başlamasından önceki 24 saat ve sonraki beş gün kişinin bulaştırıcılığı vardır.

Gribin belirtileri arasında ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırık, öksürük, baş ağrısı, kaslarda ve eklemlerde ağrı ve halsizlik sayılabilir. Genellikle 1-2 hafta içinde iyileşme görülür. Ancak yaşlılarda, diyabetlilerde, altta yatan böbreğe, kalbe ya da solunum sistemine ait kronik hastalığı olan kişilerde daha ağır seyredebilir. Bunun yanında zatürre gibi hastalıklara da zemin hazırlayabilir.

"BANA BULAŞMAZ" DEMEYİN

Grip, bir virüs hastalığı olduğundan antibiyotik tedavisine yanıt vermez. Virüse yönelik ilaçlar erken dönemde faydalı olur. Hastalara bol sıvı almaları, yatak istirahatı ve belirtilere yönelik ilaçlar önerilir. Gripten korunmak için;

• Gripli kişilerle temastan kaçınılması,
• Ellerin sık sık yıkanması (örn. tokalaşma sonrası),
• Kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçınılması,
• Grip aşısı önerilebilir.

Grip aşısının sonbahar başlarında yapılması önerilmektedir ancak çoğunlukla koruyucu olsa da grip aşısı yapılması, kişinin o yıl asla grip olmayacağı anlamına gelmez. Bunun yanında temizliğe ve beslenmeye de dikkat edilmelidir.

ÖKSÜRÜĞÜN SÜRESİNE DİKKAT!

Bronşit, "bronş" adı verilen büyük havayollarının iltihaplanmasıdır. Hem virüsler, hem bakteriler akut bronşite neden olabilir. Öksürük; 5 günden uzun sürüp, 20 güne kadar uzayabilir. Nadiren de 1 ayı geçebilmektedir. Balgam genellikle koyu renkli olur. Akut bronşit, çoğunlukla sigaraya bağlı olan kronik bronşitten farklı bir hastalıktır. Kronik bronşit, en az iki yıl üst üste ve bu iki yılın en az üç ayında öksürük ve balgamla seyreden ilerleyici bir rahatsızlıktır.

ZATÜRRE SOLUNUM YOLU İLE BULAŞIYOR

Mikroplar veya kimyasallar nedeniyle akciğerlerin iltihaplanması anlamına gelen zatürre, genellikle, mikrop içeren damlacıkların hasta kişinin öksürmesi veya hapşırmasıyla havaya karışması ve kişinin bunu soluması ile bulaşır.

Ayrıca, kişinin ağız, burun ya da boğazında hastalık yapmadan bulunabilen bazı mikroplar, vücut direncinin düşmesiyle hastalık yapar hale gelebilir. Belirtileri arasında öksürük, balgam (genellikle koyu renkli), ateş, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve kimi zaman kan tükürme bulunur.

Bazen "tipik olmayan zatürre" söz konusu olabilir. Bu durumda ateş fazla ön planda değildir. Baş, vücut ve eklem ağrıları, hatta karın ağrısı olabilir.

Tanı için akciğer filmi, kan tahlili ve balgam incelemelerinden yararlanılır. Tümöral olaylar da bazen bronşları tıkayarak zatürreye zemin hazırlayabildiğinden özellikle ileri yaşta, sigara içme öyküsü olan hastaların mutlaka bu yönden de araştırılmaları gerekmektedir. Antibiyotiklerin keşfinden önce son derece öldürücü olan zatürre, günümüzde başarıyla tedavi edilebilmektedir.

ÖZELLİKLE YAŞLILAR ÇOK DİKKAT ETMELİ

Zatürrenin sık sebeplerinden biri olan "pnömokok" isimli mikroplara karşı aşı, risk grubundaki kişilere uygulanır. Bağışıklık yetmezliği olanlar, altta yatan kronik bir hastalığı bulunanlar (akciğer, kalp, böbrek, bazı kan hastalıkları ve diyabet gibi), 65 yaşın üzerindekiler ve dalağı alınmış olanlar, zatürre gelişimi açısından daha büyük risk taşımaktadır.

Yılın herhangi bir zamanında yapılabilir. Genellikle tek doz aşı yeterlidir, ancak özellikle 65 yaş üzerindekilerde ve bağışıklık yetmezliği olanlarda ilkinden 5 yıl sonra ikinci bir aşı gerekebilir. Yaşlılar, altta yatan kalp veya solunum yolu hastalığı olanlar (kronik bronşit gibi), diyabetliler, böbrek yetmezliği olanlar, bağışıklık yetmezliği bulunanlar (AIDS hastaları, doğumsal bağışıklık bozukluğu olanlar gibi) ve alkolikler özellikle risk altındadır.

HASTALIKLARDAN KORUNMAK İÇİN...

• Genel temizlik kurallarına uyun,
• Dengeli ve iyi beslenin,
• Sigaradan uzak durun,
• Kaliteli uyku uyuyun,
• Kapalı ve kalabalık mekânlardan uzak durun,
• Hayata hep pozitif bakın."

ntvmsnbc
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Grip hastalığının en etkili ilacı doğal bir şifa kaynağı olan tavuk suyu çorbası.Uzmanlar da bu tezi desteklemekte.Grip nezle gibi kış hastalıklarında en etkili ilaç tavuk suyuna yapılmış limonlu ve biberli çorba.

Enfeksiyonlarda, gripte, nezlede, önerilen tavuk suyu çorbasının bilimsel bir geçerliliği olduğunu belirten Doç. Dr. Üneri, şunları söyledi: "Uzun yıllardır bizim klasik yayınlarda özellikle balgam söktürücü olarak tavuk suyu geçer.

İlk karşılaştığımda bana da çok şaşırtıcı gelmişti. Ama özellikle son yıllarda giderek artan oranda bununla ilgili yazılar var. Bir kaç şekilde etkili olduğu düşünülüyor.

Birincisi, içindeki bir takım maddelerin öksürük şuruplarındaki balgam sökücü olduğu, ikincisi tuzlu ve sıvı veriyorsunuz hastaya... Özellikle gripte ateş olduğu zaman vücutta bir kuruma meydana geliyor.

Tavuk suyu içirdiğiniz zaman kurumayı düzeltiyorsunuz. İçindeki bir takım mineraller, eklem ağırlığınızın ve kırıklıklarınızın geçmesine neden oluyor. Sonuçta ben öneriyorum hastalarıma, günde en az bir kupa tavuk suyu. Limonlu ve biberli, tavuğun herhangi bir yerinden kaynatılarak, illa çorba haline getirmek de şart değil, düz olarak içilebilir. Bir tek komplikasyonu var. Bir hafta içtiğiniz zaman, bir ay boyunca tavuk görmek istemiyorsunuz.

Bitki çayları ile ilgili olarak ise Doç. Dr. Üneri, şu açıklamaları yaptı: "Bilimselliği kanıtlanmış değil. Kış mevsiminde kullanılan bir şey. Şimdi yaygın olarak tüketiliyor. Bağışıklık sistemini güçlendirdiğine, direnci arttırdığına inanılıyor. Ben bunların hepsinin faydalı olduğuna inanıyorum.

Hiçbir şey olmasa da, ılık sıvı bir defa, sıvı alımını arttırıyor. Artı, mutlaka içlerinde hepsinin bir takım maddeler var. Zaten ilaçlar da bitkilerden yapılıyor, biliyorsunuz. Sonra inanarak içiyorsanız, bir katkısı oluyor mutlaka.

Korunmak için nelere özen göstermemiz konusunda ise Doç. Dr. Üneri, şu noktalara değindi: "Korunmak için önce dinlenmek, iyi uyumak, iyi beslenmek, ellerimizi yıkamak kış mevsiminde, toplu yerlere girerken mümkün olduğu özenli olmak, sigara, alkol ve stresten mümkün olduğu kadar uzak kalmaya çalışmak yeterli olacaktır.

hastane.com
〰〰〰〰🐠

omur

Artik tavuk suyunu atmiyoruz! Lezzetli çorba yapiyoruz. zs2))

Tuğra

İşte Kış Hastalıklarına Meydan Okuyan Besinler       

HAVUÇ, SARIMSAK, BAL KABAĞI, DOMATES VE YULAF

Mendili adeta aksesuar gibi elinden düşürmeyen, kırmızı burunlu ve sürekli hapşıran kişiler... Hazır olun! Bir sıcak bir soğuk seyreden havalarda nezle ve grip gibi kış aylarının korkulu hastalıklardan doğru bir beslenme programıyla kurtulabilirsiniz. ,

Kış boyunca havuç, bal kabağı, domates ve yulaf gibi bağışıklık sistemini güçlendirici sebzeleri ve C vitamini açısından zengin turuncu sebzeleri sofranızdan eksik etmeyin.

Ispanağın içindeki demirden daha fazla yararlanmak için ıspanakla beraber portakal suyu için.

Doğal antibiyotik sarımsağı ise haftada 2- 3 kez tüketerek vücudunuzun direncini artırın.

Sağlıklı bir kış geçirmek istiyorsanız öncelikle bağışıklık sistemine güç katan sebzeleri sofranızdan eksik etmeyin.

Domates:  Düzenli domates tüketen insanların enfeksiyonlara karşı daha dirençli olduğu tespit edilmiştir.

Havuç: Vücutta A vitaminine çevrilebilen beta-karotenden zengin olması nedeniyle kışın bağışıklık sistemimize güç veren sebzeler arasındadır. Beta-karotenin etkinlik gösterebilmesi için havuç salatanıza bir tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyebilirsiniz.

Yoğurt:  İçerdiği laktik asit ile mikroplara karşı koruma sağlayan yoğurdun düzenli tüketildiğinde soğuk algınlığına yakalanma riskini azaltır. Günde 1-2 su bardağı yoğurt özellikle kış aylarında ihal etmemeniz gereken besinlerin başında geliyor.

Yulaf ezmesi veya yulaf ekmeği: Yulafın içinde bulunan beta-glukan isimli diyet lifinin hastalıklara karşı direnci artırdığı ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Kış süresince kahvaltılarda haftada 1-2 defa yulaf ezmesi ve öğünlerinizde 1-2 dilim yulaf ekmeği tercih ederek hastalıklardan korunabilirsiniz.

Kuruyemişler: İçerdikleri yoğun magnezyum, çinko, omega-3 yağ asitleri ve E vitamini ile bağışıklık sistemini güçlendirme konusunda oldukça başarılılar. Fakat içerdikleri enerji miktarı fazla olduğundan tüketim miktarlarına dikkat etmek gerekir.

Karbonhidratı eksik etmeyin: Karbonhidrat eksikliği kişinin kendini bitkin hissetmesine neden olur. Çünkü vücudun başlıca enerji kaynağı karbonhidratlardır. Bu nedenle karbonhidrat, protein ve yağ açısından dengede olan menülerin tercih edilmesi gerekir.

Turuncu sebzeler: Kış ayları boyunca turunçgiller, havuç ve bal kabağı turuncu sebze ve meyveler A vitamini öncüsü ve güçlü bir antioksidandır. Turunçgiller C vitamini açısından da zengindir. C vitamini bağışıklık hücrelerinin yapımında görev aldığı için, bizi hastalıklara karşı koruyan bir vitamindir. Yalnız C vitamini vücutta depolanamaz bu nedenle besinler ile düzenli olarak her gün mutlaka alınması gereklidir.

Ispanakla portakal suyu için: Pazı, roka, brokoli ve ıspanak gibi kış sebzeleri beslenmemiz açısından son derece önemli rollere sahiptir. Ispanak demir minerali açısından da zengindir. Fakat içerisinde bulunan demir vücutta zor kullanılan demir çeşididir.

Ispanak yemeği tüketirken içinde yer alan demirden daha fazla yararlanmak adına yapmanız gereken yemeğin yanında taze portakal suyu, domates, patates püresi gibi C vitamininden zengin bir besin kaynağı tüketmek ve az miktarda da olsa et çeşidi tüketmektir. Bu şekilde düzenlenmiş bir karışım öğün ile ıspanaktaki demirden maksimum yararlanmış olursunuz.

Patates enerji katar: Turp, kereviz, yer elması ve patates gibi sebzeler ile kış sofralarımıza lezzet ve sağlık katabiliriz. Kök sebzeler birçok vitamin ve mineral içerir. Ayrıca içeriklerinde bulunan antioksidan öğeler ile vücudumuzu serbest radikallere karşı güçlü hale getirirler.

Kışın antioksidanların düzenli alımı kendinizi enerjik hissetmenizi sağlar. Patates potasyum ve C vitamini içeriği ile son derece sağlıklı bir sebzedir. Patatesin C vitamini içeriğinin kabuğa yakın kısmında bulunduğu unutulmamalıdır.

Soğan, sarımsak doğal antibiyotik: Soğan ve sarımsakta kış ayının vazgeçilmez sebzelerindendir. İçerdikleri kükürtlü bileşenler sayesinde soğan ve sarımsak antibiyotik özelliğe sahiptir, vücut direncinizi artırır.

Günde 15 bardak su:  Kışın su tüketimimiz de belirgin bir düşüş olur. Fakat susuzluk hissi yaşamıyor olsak dahi, su içmeye özen göstermeliyiz. Günde 8–15 su bardağı su kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak.

Kafeinden uzak durun: Aşırı tüketildiklerinde vücut su dengesini de bozabilen bu tür içecekler yerine su, taze meyve suyu ve ayrana yönelebilirsiniz.

Diyetisyen Nil Şahin Gürhan 
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Farenjit Nedir? Belirtileri Nelerdir? Tedavisi Nedir?

Farenjit halk dilinde boğaz iltihaplanması olarak bilinmektedir. Vücudumuzda ağız yoluyla aldığımız besinlerden bulaşan mikroplar bu hastalığın temel nedenleri arasında görülmektedir. Virüs ve bakterilerin boğaz bölgesinde oluşturduğu iltihaplanma sonucunda, kişi yutkunduğunda büyük bir acı hissetmektedir.

İki tür farenjit vardır. Bunlardan ilki müzmin farenjit olarak bilinen asitli içeceklerin, alkol, sigara gibi zararlı maddelerin ağız yolu ile alınmasıyla boğaz bölgesinde yaralanma ve iltihaplanmaya neden olmasıdır. Diğer farenjit türü ise akut farenjiti bakteri ve virüslerin neden olduğu iltihaplanma sonucunda görülmektedir.

Farenjit belirtileri boğaz bölgesinde oluşan ağrılar ve yanmalar temel belirtileri olarak bilinmektedir. Bilinmeyen diğer belirtileri arasında yutkunurken boğaz bölgesinde ağrı, öksürük, ateşlenme, halsizlik, yorgunluk gibi belirtileri de bulunmaktadır.

Doktorlar tarafından teşhisi oldukça basit olan bu hastalığın tedavisi de kolaydır. Doktora gittiğinizde öncelik olarak sinüzit olup olmadığına baktıktan sonra, direk olarak hiçbir test yapmadan farenjit teşhisi koyabilmektedir.

Farenjit hastalığının tedavi yöntemleri arasında en çok bilinen antibiyotiklerdir. Bakteri ve iltihaba dayalı olan hastalıkların en iyi ilacı halk arasında antibiyotikler olduğu bilindiği için, doktorlar da genellikle antibiyotik ilaçlar tavsiye etmektedir.

Farenjit hastalığına neden olan etkenleri ortadan kaldırmanız, sigara kullanıyorsanız sigarayı bırakmanız farenjit hastalığından kurtulmanız için etkili yöntem olacaktır.

Gıda takviyelerinde sert gıdaların ve boğaz bölgesine zarar verecek nitelikte gıdaların tüketilmemesi, aldığınız gıdalara dikkat etmeniz farenjit hastalığını ortadan kaldıracak düzeye getirebilmektedir

Prof. Doktor Ahmet YILDIZ
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Larenjit (Gırtlak İltihabı), tedavisi nedir, belirtileri nedir?

Akut ya da kronik iltihapları olan larenjitler gırtlakta bulunur ve genelde hastalandığında durumları iyiye gider. Çocuklarda bu durum nefes darlığı ve solunum güçlüğüne sebep olabilir. Erişkinlerde ise larenjit hastalığı sonrasında tıimöral gelişebilir. Bu sebeple bu hastalık dikkatle izlenilmesi gerekir.

Belirtileri

Ses kısıklığı yaygın olarak belirtileri arasındadır. Hatta bazen ses tamamen yitirilebilir.
Boğazda kuruma hissedilir. Bazı durumlarda yanma da görülebilir.
Hasta boğazında sürekli bir cisim varmış gibi bir hisse kapılır ve sürekli boğazındaki gıcığı temizlemeye çalışır.
Öksürük önemli belirtileri arasında yer alır.
Hastalığın belirli süresinden sonra balgam çıkarılmaya başlanır.
Nedenleri

Hastalığın oluşmasının başlıca nedenleri arasında ısı değişimi gelir. Soğuk, toz ve duman kolaylaştırıcı etkendir. Burun, havayı temizleyerek gırtlağa ulaştırır. Burun tıkandığı zaman, ağızdan nefes alınır ve tozlar doğrudan gırtlağa ulaşarak iltihaba yola açabilir.

Akut nezleli larenjit genellikle kendiliğinden iyileşir. Ama bazı durumlarda, örneğin sesini kullanmak zorunda olan kişiler için ciddi sorunlara yol açabilir.

Larenjit’in diğer türü grip larenjitidir. Grip larenjiti ağır gidişlidir.

Grip larenjitinin sebebi bir virüstür.  Yukarıdaki belirtilerle birlikte nezle de görülür. Bazı mikropların da eklenmesiyle daha şiddetli bir hastalık görülür.

Bazı durumlarda nezle görülmeyebilir. Ödem halinde bir damar ağına saptanabilir. Özellikle yaşlı kişilerde, virüs alt solunum yollarına yayılır ve soluk borusu bronş iltihabına neden olur. Bu gırtlak iltihabından daha şiddetli olan gırtlak iltihabı türleri de vardır.  Larenjitler bazı hastalıklarla da ortaya çıkabilir. (Kızamık, tifo, frengi)

TEDAVİSİ

Olabildiğince sigara içmemek ve konuşmak gerekir. Doktor hastalığı inceledikten sonra uygun bir tedavi sürecine girer. Tedavideki amaç, kanlanmayı ve iltihabı önlemektir. Buna yönelik ağızdan ve iğne şeklinde ilaçlar verilir. Antibiyotik tedavisi çok az uygulanır.

Çok şiddetli tedavilerde trakeotomi (soluk borusunun delinmesi) yapılarak yeni bir hava yolu açılır. Bundan sonra ödemleri gidermek için kortizon ve türevleri yönünde yüksek dozajlı ilaçlar verilir. Bu yolla ödem tedavi edilir.

Prof. Doktor Ahmet YILDIZ
〰〰〰〰🐠