10 soruda epilepsi nedir?

Başlatan İsra, 18 Ekim 2008, 05:37:57

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

İsra

Halk arasında 'sara' olarak bilinen epilepsi hastalığı, tekrar eden nöbetler ile kendini gösteren ve genellikle geçici bilinç kayıplarına sebep olan bir durumdur. Türk Epilepsi ile Savaş Derneği Başkan Yardımcısı ve İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji AD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seher Naz Yeni, 10 soruda epilepsiyi anlattı.

1) Epilepsi/sara nedir?

Beynin fonksiyonel ünitesi nöronlardır (sinir hücresi). Hücredeki iletim, sinir lifi boyunca elektriksel olarak gerçekleştirilir. Bu uyarım sodyum, potasyum, klor gibi elektrik yüklü olan iyonlar aracılığıyla ayarlanır. Nöronların gerektiği kadar uyarılmaları, gerektiğinde baskılanmaları ince birtakım ayarları gerektirir. Tüm bu ayarlama (uyarılma-baskılanma; eksitasyon-inhibisyon) yine elektriksel ve kimyasal yollarla yapılabilmektedir. Bu dengenin bozulması kabaca epilepsinin altında yatan temel faktördür.

2) Sebepleri neler?

Doğumda meydana gelen zararlar, merkezî sinir sistemi enfeksiyonları (menenjit, vb.) önemli sebeplerdir. Daha ileri yaşlarda ise beyin tümörleri, beyin damar hastalıkları, kafa travmaları önemli sebepler arasında yer alır. İrsi epilepsiler ise genellikle genç yaşlarda başlar ve epilepsilerin sadece bir kısmından sorumludur.

3) Genetik bir hastalık mıdır?

Epilepsi, hastaların küçük bir kısmında genetik özellik gösterir.

4) Nöbetlerin görünümü nasıl?

En bilineni ve en ürkütücü olanı büyük nöbet olarak tanımlayabileceğimiz nöbettir. Hasta aniden yere düşer, tüm vücut kasılır ve çırpınmalar olur. Şuursuzdur. Bu esnada dilini ısırabilir. Çoğu epilepsi nöbeti 1-2 dakikadan fazla sürmez. Ancak bu tür bir nöbetin ardından hasta uzunca bir süre kendine gelemez ve uyur. Baş ağrısı, kas ağrısı yaşayabilir. Sadece 10-20 sn. süreli dalma tarzında nöbetler olabileceği gibi, kol ya da bacaklarda anlık atmalar tarzında nöbetler de olabilir. Bazı dalma nöbetleri ebeveyn tarafından fark edilemeyebilir ve okul başarısında düşme nedeniyle öğretmen tarafından fark edilir.

5) Teşhis nasıl konulur?

Epilepsi tanısı, hasta ve nöbetleri gözleyen hasta yakınlarından alınan iyi bir nöbet tarifi ile konulur. İdeali hekimin nöbeti görmesidir. Ancak, rastgele tekrarlayan nöbetleri hekimin görmesi genellikle mümkün olamamaktadır. Bu noktada nöbeti gözleyen aile bireylerine önemli bir görev düşmektedir. Nöbetin başından sonuna iyi bir şekilde tasvir edilmesi gerekir. Epilepsinin tanısında kullanılan en temel araştırma yöntemi elektroensefalografi (EEG)'dir. Beynin değişik bölgelerinde zaman zaman ortaya çıkan patolojik özellikteki biyoelektrik aktivitelerin faaliyetini ve meydana gelen değişimleri bize gösterir. Beyin MR incelemesi ise epilepsi sebeplerini araştırmada yardımcı bir yöntemdir.

6) Tedavi edilebilir mi?

Epilepsinin sebebinin ve ortaya çıkış mekanizmalarının anlaşılması tedavi açısından önemli gelişmeler sağlayabilir. Bugün için epilepsi tedavi edilebilir bir hastalık olarak kabul edilmesine karşın tedavi eksiklikleri tamamen halledilmiş durumda değil. Epilepsi tedavisi de ancak mevcut ilaçların düzenli ve uzun yıllar alınması ile kontrolde tutulması yolu ile yapılmaktadır. Hastalık kendi doğal seyrini yaşar ve bizim bugün için bu seyre belirgin bir katkımız olmamaktadır. Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlarla epilepsi nöbetleri yüzde 50-80 oranında kontrol altına alınabilir. Bir kere nöbetler kontrol altına alındığında, en az iki yıl ilaçlar düzenli olarak kullanılır. Bu sürenin ucu ise belirsizdir. Kimi zaman iki yıl sonra ilaçlar kesilebilse de bazen ömür boyu tedavi gerekebilir. Doğal olarak, süreğen ilaç tedavisinin de getirisi olarak yan etkiler karşımıza çıkabilir. Ciddi yan etkiler sık olmasa da, tedavi ile ilgili yan etkilerle de yakından ilgilenmek gerekir.

7) Kriz anında soğan koklatalım mı?

Bir yakınınız epilepsi nöbeti geçiriyorsa öncelikle sakin olun. Etrafından zarar verici eşyaları uzaklaştırın. Gözlükler çıkartılmalı, kesici, delici aletler elinden alınmalı, kravat gevşetilmeli, çevredeki eşyalara çarpmasını önleyecek bir pozisyona getirilmelidir. Ağzını açmaya çalışmak, dişlerini açmaya çalışmak işe yaramadığı gibi hastaya ilave zararlar vermenize neden olabilir. Nöbetin sonuna doğru hasta ağzında kan, tükürük birikebilir ve bu esnada hasta nefes almaya başlayacaktır. Bunların problem oluşturmasını önlemek amacıyla hastayı yan yatırmak uygun olur. Görüldüğü gibi hastaya fazla müdahale edilmez. Üstüne soğuk su dökülmez. Soğan koklatılmaz. Çoğu epilepsi nöbeti dakikalar içinde sonlanır. Hasta uyumaya başlar. Nöbetin beklenenden daha fazla sürmesi, bitip bitip tekrar başlaması ise acil bir durumdur ve hastanın hastaneye götürülmesini gerektirir.

8) Toplumun bakışı nasıl?

Toplumun hastalıkla ilgili olarak eğitilmesi epilepsili hastaların belki de en önemli ihtiyacı. İşsizlik, evlenememe, nöbetler nedeniyle utanma ve buna bağlı sosyal çekilme sıkça karşılaşılan problemler.

9) Saralı ile evlilik olur mu?

Epilepsi hastaları evlilik açısından birtakım sıkıntılar yaşasa da hastalık evlenmeye engel teşkil etmez.

10) Hangi işlerde çalışmalılar?

Epilepsili hastalar çalışabilirler. Tabii ki bazı tehlikeli işlerden sakınmaları gerekir. Epilepsili bir kişinin örneğin, polis olarak görev yapması uygun olmayacaktır. Vardiyalı görevler uykusuzluğa neden olabileceği için hastalarda problem olabilir.

Zaman

Ay Iıığı



Uzmanlara göre, epilepsi hastası televizyonu iyi aydınlatılmış odada mutlaka 2.5 metre mesafeden izlemeli. Televizyon izlerken kanalların sürekli değiştirilmesinin, 'beyinde fotosensitif epilepsi' hastalığına yol açtığını söyleyen uzmanlar, bu hastalığın on binde bir görüldüğüne dikkat çekiyor.

Televizyonla uyarılan epilepsi hasta sayısının, Avrupa ve Türkiye'de Amerika'ya göre daha çok olduğunu kaydeden Özel Bursa Bahar Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Turgay Göncü, hastalığın çocukluk ve ergenlik döneminde daha sık görüldüğünü hatırlattı. ABD'de televizyonların 60 herz frekanslı, Avrupa ve Türkiye'de ise 50 herz frekanslı olduğunu anlatan Uzm. Dr. Turgay Göncü, 60 herz frekansla çalışan televizyonların daha az etki yaptığını vurguladı.

Dr. Göncü şöyle devam etti: "50 herz frekanslı televizyonlar ise beyine daha çok etki yapıyor. Kanalları sürekli değiştirilmesi hastalığı tetikliyor ve hastada nöbetler başlıyor. Bu sırada hastada ellerde, kollarda ve bacaklarda kasılma oluşuyor. Gelen hastaların, önce televizyondan etkilenip etkilenmediğini araştırıyoruz. Televizyon uyarıldığı belirlenen epilepsi hastası, televizyonu iyi aydınlatılmış odada mutlaka 2.5 metre mesafeden izlemeli. Televizyon kanalını değiştireceği zaman başını başka yöne çevirmeli ya da bir gözünü kapatmalı. Ayrıca, güneş ışınlarından ve diskoteklerdeki yanıp sönen ışıklardan da korunmalılar. Öte yandan uyardığımız ve tavsiyede bulunduğumuz hastalar ikinci defa muayene olmak için gelmiyor. Ancak, hastalığı televizyondan kaynaklanmayan hastalara ilaç tedavisi uygulayarak tedavi etmeye çalışıyoruz. Televizyon seyretmenin epilepsi hastalığını oluşturan risk faktörlerinden olduğu unutulmamalıdır" dedi.

Öte yandan Eylül 2005'te 10 yaşındaki Ögeday Sakarkaya isimli çocuğun aşırı televizyon seyretmesi sebebiyle sara nöbeti geçirmesi tartışma konusu olmuştu. Televizyon ve bilgisayar karşısında saatlerce vakit geçirmenin insan psikolojisi ve aile yapısı üzerindeki olumsuz etkileri bilindiğini belirten uzmanlar, Ögeday Sakarkaya'nın aşırı televizyon seyretmesinden dolayı sara (epilepsi) nöbeti geçirmesi 'kara kutu'nun zararları üzerine yapılan tartışmalara yeni bir boyut kazandırdığını söylemişti.

EPİLEPSİ (SARA) HASTALIĞI

Beyin sinir hücrelerinin anormal elektrik yayması ile oluşan bilinç değişimi, motor hareketler, duygu ve davranış bozuklukları ile belli olan geçici klinik tablodur. Beyindeki elektrik yayılımı belli bir kısımda olursa vücudun karşı yarısında çekilmeler, uyuşmalar, kasılmalar görülür. Elektrik yayılımı bütün beyni etkilerse 'tipik nöbet' olarak adlandırılan şuur kaybı, tüm vücudun kasılması ve hastanın aniden yere yığılıp dakikalar içinde devam etmesi ortaya çıkar. Nöbet esnasında idrarını kaçırabilir, dilini ısırabilir.

Bu nöbet o gün tekrarlayabilir veya görülmeyebilir. Nöbetlerin üçte ikisi psikomotor tiptir. Bu nöbetle hasta anlamsız gözlerle etrafa bakınır. Kötü kokular duyabilir. Ağzında bir şey varsa çiğniyor ve onu yutmaya çalışıyor gibi hareketler yapabilir. Etraftan gelen uyarıları cevaplayamaz. Bu tür nöbetlerin başında, sonunda hayaller, rüyalar görebilir ve tanıdıklarını tanıyamaz, tanımadıklarını tanıdığını iddia edebilir. Dakikalar içinde sonlanabilen bu süreyi hasta hatırlamaz.

Bu tür nöbetlerde davranış, tepki verme ve idrak bozulduğu için ve hatta bazen hırçınlık da tabloya eklendiğinden çevreyi korkutabilirler. Yakınları hastanın çıldırdığını veya akıl hastası olduğunu zannedebilir. Bu yüzden tıp dışı tedavilerden medet ummaya ve hastalığını gizlemeye çalışabilirler.


Cihan

elektrofizyoloji

#2
EPİLEPSİ HASTASININ UYKUSUZ KALMAMASI GEREKİYOR ...
UYKU-UYANIK EEG :Kısa süreli olarak en az bir uyku siklusunu (40 dakika) görecek şekilde veya gece uykusunda yapılmaktadır.

Gündüz uyku EEG si için hastanın gece UYKUSUZ kalması gerekiyor.

UYKUSUZLUK gibi vücut direncini etkileyen olaylar nöbet eğilimini arttırdığı için; EPİLEPSİ HASTASININ UYKUSUZ KALMAMASI GEREKİYOR.

Gece normal uykuda(1 saat veya tüm gece) yapılan tetkikin fizyolojik şartlarda ve etik açıdan en uygun yöntem olduğunu ayrıca yeterli bilgi sağlama bakımından da en etkili yöntem olduğunu vurgulamak gerekir.


EEG LABORATUVARI
•RUTİN EEG
•UYKU -UYANIKLIK
•TÜM GECE EEG veya GECE 1-2 SAATLİK EEG
•ÖZEL EVDE EEG ÇEKİMLERİ YAPILIR.
,
EEG CİHAZI DİGİTAL VE VİDEO LU DUR.
RAPORLA BİRLİKTE CD VE AYRINTILI EEG TRASESİ (DÖKÜMAN) VERİLİR.

EEG -EMG TEKNİSYENİ
FATİH YİGİT
0535 477 4386