Yorgunluk ve bitkinlik arasında ne fark var?

Başlatan Tuğra, 06 Mart 2010, 12:36:30

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tuğra


Dr. Öz, bitkinlikten şikayet edenlere çeşitli önerilerde bulunuyor...

Bitkinlik kontrolden çıkmaya başlayan küresel bir enerji sorunu. Dünya çapında 200 milyon kişi bu sorunu yaşıyor ve kadınlar daha çok etkileniyor. Uzmanlar sadece ABD'de 20 milyondan fazla kadının bitkinlikten muzdarip olduğunu düşünüyor. Ülkemizde de bu sayı milyonlarla ifade ediliyor.

Teşhis konulmamış bir hastalığın da bitkinliğe neden olabileceği ifade ediliyor. Aşırı derecede yorgun olmakla bitkinlik arasındaki farklar: Yorgun olduğunuzda yeniden enerjik hissetmeniz için güzel bir uyku yeterlidir.

Bitkinseniz kaç fincan kahve içerseniz için gözlerinizi açmakta güçlük çekersiziniz. İşte uyukladığınızı fark edersiniz ve uyusanız bile yine de kendinizi bitkin hissedersiniz. Bitkinlik vücudunuzun size yetişemediğinin bir göstergesidir.

En çok da çalışan, ev ve aile işleriyle uğraşan kadınları etkiler. Bitkinliği görmezden gelemezsiniz, bu kimi zaman hayatınızı tehdit eden bir hastalığın belirtisi bile olabilir. Bu hastalıklar aşırı kilo, depresyon, diyabet, yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları da olabilir. Kronik olarak bitkinseniz, vücudunuz daha ciddi sorunlara karşı sizi uyarmaya çalışıyor olabilir. Bitkinlik her gün çok sayıda kadını etkiliyor ve çok azına teşhis konulabiliyor.

Kilo aldırıyor, üretkenlik azalıyor ve depresif yapıyor. Bunun adı Kronik Yorgunluk Sendromu.

Dr. Öz, brokoli yemenizi öneriyor

Kırmızı etten de alyuvar yapımında faydalı demir ve mineralleri almanız mümkündür. Pek çok kişi kansızlık çekiyorsa demir takviyesi alıyor ama demir hapları da kabızlığa neden oluyor. Bu konuda Dr. Öz'ün önerisi; eskiden kullanılan demir tavaları tekrar mutfağınızda kullanmanızdır. Çok eski bir tedavidir bu, demir tavalar çok işe yarar.

Demir sızıntısı yaptığı için artık kullanılmasalar da sizin diyetinizde demir olması gerekiyorsa, ne istiyorsanız pişirin ama büyük annenizin tavasını ödünç alın ve geri vermeyin. Aşırı derecede bitkinlik ve uyuşukluğa neden olan en önemli ikinci unsur ise bezlerinizdir. Özellikle de tiroid bezleri...

ABD'de yaşayan kadınların % 17'sinde tiroid sorunu olduğu belirtiliyor. Bu oldukça büyük bir rakam ve çoğu kişi bunun farkında değil. Bu konuda Dr. Öz kendinizi muayene etmenizi öneriyor.

Kendinizi muayene edin

Kendinizi doğru bir şekilde muayene etmek için önce elinizi boğazınıza koyun. Göğüs kemiğinizin hemen üzerindeki boşluğu bulun. Boyuna doğru 2 parmak yukarı çıkın ve yan taraftaki kasın altına bastırarak yutkunun. Kimilerinde bu beze daha belirgindir.

Dokunduğunuzda elinize büyük bir beze geliyorsa veya üzerinde nodüller varsa tiroid bezini buldunuz ve sorunu teşhis ettiniz demektir.

Bezi doğru şeylerle beslerseniz yeterli miktarda hormon salgılar ve hormonu öldürecek antikorlar üretemezseniz -ki bu durum kadınlarda sık görülür- kimi zaman bağışıklık sistemimiz tiroid bezlerimize savaş açar, bitkinlikte de sorunun bu olduğunu düşünmekteyiz.

Magnezyum almak için kabak çekirdeği ve ıspanak yiyin

Yiyecekleri enerjiye dönüştürebilmek için magnezyuma ihtiyaç vardır. Magnezyum eksikliği çeken kadınlar, vücudun oksijen taşıyan alyuvarlarına daha fazla ihtiyaç duyar. Bu sorunu aşabilmek için günde 120 mg magnezyum almak gereklidir.

Peki bu miktarı nasıl ve nereden alacağız?

Kabak çekirdeği ve ıspanak alarak bu ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

RealAge
〰〰〰〰🐠

Tuğra


Uzmanlar, uzun süren yorgunlukların mutlaka ciddiye alınması gerektiğine dikkat çekiyor.

Dr. Birsel Kavaklı bahar yorgunluğuna karşı alınması gereken önlemler hakkında şu bilgileri verdi:

"Bahar yorgunluğu, hemen herkesin mevsim dönüşlerinde hissedebildiği bir takım ruhsal ve bedensel belirtiler bütünüdür. Bazı dönemlerde yeterli besin alınmaması, vitamin ve minerallerin eksik kalması, tiroit bezinin çalışma düzensizlikleri, tansiyon - kalp - enfeksiyon hastalıkları, sigaranın fazla kullanılması yorgunluk belirtilerini artıran unsurlar olarak karşımıza çıkar.

Sürekli bir yorgunluk hali hissediyorsanız...

Bahar aylarında havadaki elektrik yükü artar. Pozitif ve negatif yüklü iyonların artması da insan biyoritminde olumlu ya da olumsuz etkiler yaratır. Pozitif iyonlar insanı daha zinde hissettirirken; negatif iyonların artması insanın kendini daha halsiz hissetmesinde ve yorgunluk belirtilerinin ortaya çıkmasında etkili olur. Ayrıca bahar aylarında, vücudumuzun daha aktif olmasını sağlayacak hormonlar salgılanmasına karşın eğer ortada vitamin eksikliği, beslenme bozukluğu varsa, vücut buna uyum gösteremiyor ve yorgunluk hissi artıyor.

Güneş neşe kaynağı

Ayrıca bu aylarda neşeli ve enerjik olunmasının temel nedenlerinden biri  de yine hormonlardır.Bazı hormonlar karanlık ortamlarda daha fazla salgılanırken, bazı hormonlar ise insan metabolizması gereği güneş ışığı gördüğünde daha fazla salgılanır. Yazın güneşin fazla görüldüğü dönemlerde ise depresyondan çıkışı kolaylaştıracak, daha neşeli hale getirecek hormonlar salgılanmaktadır. Ancak kişinin ruhsal yapısı  bu durumdan ne kadar etkileneceğinde belirleyicidir. Örneğin eğer kişi depresif bir yapıya sahipse herkesin neşelendiği bir ortamda kendini daha depresif hissedebiliyor.

Bahar yorgunluğundan korunmada beslenme düzeni çok önemli

Yorgunluğu gidermek için vitamin ve besin destek ürünlerinin alımı büyük önem taşır. Mümkün olduğu kadar sadece bahar aylarında değil, kış aylarında da eksik olan vitaminlerin alınması bahar yorgunluğunu fazla hissetmeden o dönemin geçirilmesini sağlar. Özellikle B ve C vitaminleri, potasyum ve çinko içeren besinler önemlidir.

Yeterli düzeyde karbonhidrat alımı yorgunluktan korunmada etkilidir. Vücut enerjisinin yüzde 50-60'ı karbonhidratlardan sağlanır. Rafine edilmemiş karbonhidratların tüketimine ağırlık verilmelidir.

Bunlar taze meyve ve sebzelerle, tam buğday ekmeği ve tahıllarda bulunan karbonhidratlardır. Protein, dokularımızın temel taşı olduğundan diyetimizde yeterli düzeyde proteine yer verilmelidir. Mevsim meyve ve sebzeleri  daha az kimyasal maddeye maruz kaldığı için daha sağlıklıdır. Bu nedenle sebze ve meyvelerin mevsiminde tüketilmesi önem taşımaktadır.

Çalışırken dinlenmeyi ve ortamı havalandırmayı ihmal etmeyin

Yorgunlukla baş edebilmek için öncelikle enerjinin doğru kullanılmasının öğrenilmesi gereklidir. Çalışma ve dinlenme periyodları doğru ayarlanmalıdır. Kısa ve sık dinlenme aralıkları yorgunluğun ortaya çıkmasını önleyebilir. Çalışırken vücut mekaniklerini doğru kullanarak kas ağrılarını engelleyebiliriz. Çalışma ortamının iyi havalandığından emin olmalısınız. Çok sıcak veya çok soğuk ortamlar vücudumuzda ekstra bir stres yaratır.

Vücudunuzu susuz bırakmayın

Vücudun çok hafif düzeyde susuz kalması dahi metabolizmayı yavaşlatır. Bu nedenle günde en az 8-10 bardak su içilmesi ve kahve ile çayın mümkün olduğunca az tüketilmesi gerekir.

Egzersiz sizi yormaz aksine zindelik verir

Düzenli egzersiz ile metabolizma hızlanır ve dinlenmiş duruma göre daha fazla enerji oluşumu sağlanır. Kalp damar sisteminin ve solunumun düzenlenmesini, dokulara yeterli düzeyle oksijen taşınmasını sağlar. Özellikle aerobik tipte olan yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, dans gibi egzersizler tercih edilmelidir.

Sürekli yorgunluk hissi hastalık habercisi

Yorgunluk, vücudumuzun fiziksel çalışmaya, psikolojik strese, uykusuzluğa verdiği fizyolojik bir cevap olarak tanımlanır. Yorgunluk fizyolojik bir cevap olabildiği gibi bazı hastalıkların ön belirtisi olarak da ortaya çıkabilir.

Bu nedenle yorgunluk uzun sürdüğünde mutlaka altta yatan nedenlerin araştırılması gerekir. Kansızlık, enfeksiyonlar, bağışıklık sistemi hastalıkları, tümörler, yeme bozuklukları, tiroit hastalıkları, kronik yorgunluk sendromu, fibromiyalji, uyku bozuklukları, stres, depresyon gibi sebepler yorgunluk için araştırılması gereken sorunlar arasında gelir.

Psikiyatrik durumlar da söz konusu olabilir

Yorgunluk uzar ve kişinin gündelik işlevlerini bozar hale gelirse ya da okul veya işyerindeki performansı engellerse artık onu bahar yorgunluğu diye geçiştirmemek gerekir. Elbette bu durumun ortaya çıkmasında mevsimlerin, ışığın, ısının rolü var. Ama bahar yorgunluğu diye geçiştirildiği takdirde tedavisi gecikebilecek bazı psikiyatrik durumlar da söz konusu olabilir.

Sadece psikiyatrik değil, hem bedensel hem ruhsal belirtilerle giden başka durumları da unutmamak gereklidir. Uzun süren yorgunluklarda, en başta depresyon; daha sonra, kaygı bozuklukları, demans, eşzamanlı alkol ve/veya madde kullanımı, birincil uyku bozuklukları, yeme bozuklukları, hatta şizofreninin bile tanılar arasında düşünülüp araştırılması gerekir.

Haber Aktüel
〰〰〰〰🐠

Tuğra

Bu Besinler Yorgunluğa İyi Geliyor!
 
Kendinizi sürekli olarak yorgun mu hissediyorsunuz? Mevsim değişiklikleri sizi olumsuz yönde mi etkiliyor? Bu durum, yetersiz dinlenmekten kaynaklanabileceği gibi, beslenmenizdeki düzensizliklerden de ileri gelebilir.

Niasin, B1, B2, B6, B12, folik asit ve C vitamini ile demir, potasyum, krom, selenyum ve iyot minerallerinin yetersizliği durumunda yorgunluk kendini gösterir.

Peki, bazı besinlerin yorgunluğu önlediğini biliyor musunuz? İşte size yorgunluğu giderecek yiyecekler:

Balık: Niasin ve B2 vitamini, demir, krom, selenyum ve iyot minerali içerdiği için haftada 2-3 kere balık yenilmelidir. Bahsedilen besin öğelerini taze balıklar ile benzer oranlarda içerdiğinden konserve balıklar da oldukça yararlıdır.

Yağlı tohumlar: Niasin ve E vitamini, demir ve potasyum minerali içeren fındık, yerfıstığı, badem ve ceviz tüketim sıklığına önem verilmeli, ancak yüksek enerji içeriklerinden ötürü tüketim miktarına dikkat edilmelidir. Günde bir avuç kadar yenilmesi sayısız yarar sağlar.

Yeşil yapraklı sebzeler: C, E ve B2 vitamini ile demir ve potasyum minerali açısından zengin olan yeşil yapraklı sebzelerin özellikle koyu renkli olanlarının (ıspanak, roka, pazı, nane, tere) tercih edilmesi önerilmektedir. Bu sebzeleri çiğ olarak ya da yüksek sıcaklıkta, kısa süre az suda / buharda pişirerek tüketmek vitamin ve mineral kayıplarını önlemeye yardımcı olur.

Yumurta: Niasin, E ve B2 vitamini ile demir, krom ve iyot minerallerinden zengin olan yumurta anne sütü kalitesinde protein içerir ve "örnek protein" olarak tanımlanır. İçermiş olduğu doymamış yağ asitleri sayesinde de çok besleyici bir besindir.

Lesitin içeriğinden ötürü sanıldığı gibi kolesterolü artırıcı etki de göstermemektedir. Yüksek kolesterol, tansiyon, karaciğer yağlanması gibi sağlık problemleri varsa; farklı günlerde olmak koşulu ile haftada 2 kere tüketilebilir. Kişi seviyorsa ve sağlık problemi bulunmuyorsa her gün bir adet yenilebilir. Ancak; kıymalı, pastırmalı, sucuklu veya tereyağlı olarak tüketilmemelidir.

Kurubaklagiller: Niasin, B1 ve B2 vitamini ile demir ve potasyum içeriğinden ötürü yorgunluğa birebir gelir. Aynı zamanda içerdiği diyet lifi (posa) sayesinde kan şekerini kontrol altında tutarak vücut direncinin sürekliliğini sağlar. Bu nedenle haftada 2-3 kere kuru fasulye, nohut, mercimek, kuru barbunya, kuru bakla, kuru börülce, soya fasulyesi gibi baklagil tüketilmelidir.

Kepekli tahıllar: Niasin, E, B1 ve B2 vitamini ile potasyum, krom, iyot ve az da olsa demir minerali açısından zengin olan kepekli tahıl ürünlerinin (esmer ekmek, bulgur, kepekli pirinç, makarna, erişte ve un) tercih edilmesi; işlenmiş olan tahıllardan uzak durulması yorgunluğu önlemek adına büyük önem taşır.

Süt ve süt ürünleri: Niasin ve B2 vitamini ile demir, potasyum, krom ve iyot minerali içeren süt, yoğurt ve peynirin yarım yağlı hatta yağsız (light) olarak tercih edilmesi daha sağlıklı olacaktır. Işık almayacak şekilde saklanmalarında yarar vardır.

Tüm bu besin gruplarına ilave olarak elma, kayısı, kivi, üzüm, avokado, muz gibi meyveler ile maydanoz, lahana, kereviz, bezelye, havuç, patates, turp, enginar, mantar, soğan, kırmızı pancar, sarımsak gibi sebzeler ve ayçekirdeği, karaciğer, yeşil çay yorgunluğu giderici besinler olarak tanımlanır.

Düzenli olarak yapılan egzersizler de vücudu canlandırmaya yardımcı olur. Öte yandan alkol, asitli içecekler, hazır besinler, sakatatlar, çok yağlı ve şekerli besinler yorgunluk vermektedir.

Özellikle mevsim değişikliklerinin olduğu dönemlerde doktor ve/veya diyetisyenlere hastaları, danışanları tarafından "acaba besin desteği, vitamin veya mineral tabletleri almak gerekir mi?" şeklinde sorular yöneltilmektedir.

Böylesi durumlarda kişinin yeterli ve dengeli beslenmeye daha bir önem vermesi, uzman tarafından gerekli görülürse bir multivitamin alması uygun olabilmektedir.

Uzman Diyetisyen M.Turgay Köse
〰〰〰〰🐠

mazhar

Yorgunluk

Peygamberimiz aleyhisselam buyurdu:
İbn-i Ömer'in rivayetine göre, peygamber  aleyhisselam: "Sizden biriniz yürürken yorulduğu zaman koşsun! Koşmak yorgunluğu giderir."
(Ramuz-s/32)