Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

Kar yagmasi hk.

Başlatan renayon, 14 Şubat 2012, 16:49:21

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

renayon

Kur'an-i Kerim'de kar yagisini veya kar olayini anlatan ayet varmi? Yoksa bu eksiklikmi oluyor?

Sabuni

selamünaleyküm efendim. YÜCE KİTABIMIZDA dediğiniz konunun tam açık olareak geçtiğini sormak lazım. ama illa da her konu sarahaten geçecek diye bir şart yok. çünkü imandan sonra en önemli vazife olan namazın bile kaç rekat olduğu açık beyanatla geçmez.

bunu açıklayanda Allah RASÜLÜ S.A.V. dir

ancak bunu yine KURAN DAN çıkaracak çok yüce zatlar vardır. SAHABE-İ KİRAM R.ANHÜM DEN BİR ZAT-I KİRAM tam ism-i şeriflerini hatırlamıyorum ama DEVEMİN İPİ KAYBOLSA ONUN YERİNİ KURANDAN BULABİLİRİM diyen ve o derece tefsirini bilen sahabelerimiz var. herhalde ismi ABDULLAH İBNİ ABBAS R.ANHÜMA olsa gerek.

azizistanbul

Kuran-ı Kerim'de Kar Kelimesinin Geçmemesi

Kuran ayetlerinden bihaber kişilerin yönelttiği bir soru... Bu tür soruların arkaplanında "Kuran çöle indi, o yüzden çöl iklimi dışındaki doğa olaylarından haber vermemektedir" yaklaşımı bulunmaktadır. Aslında bu tür diyaloglara girmemek gerekir ama bilmemiz gerekir ki Kuran eksiksiz, detaylı ve çelişkisizdir, cevaben şunu diyebiliriz: Sanki yağmur damlaları ile kar tanelerinin bileşeni farklıymış gibi bir intiba uyandıran yaklaşım!..

Belli ki, bu tür soruyu dillendiren kişi; yağmur tanesi ile kar tanesinin aynı bileşenlerden oluştuğunu bilmemektedir, çünkü bunu bilmeyecek kişide böyle bir soru yönlendirme potansiyelinin olması beklenmez, elbet bunu zamanın bir noktasında dillendirmiş bir beyin vardır ve farklı zamanlarda bu tür soruları ısıtıp sunan beyincikler de her daim olacaktır. Öyle ya, bu soruya cevap bulsanız, bu sefer aynı tür kişiler Kuran'da buz kelimesini de arayacaklardır...

Böylece, doğadaki basit bir fiziki özelliği idrak edemeyenler 21/Enbiya suresi 44 ve 13/Rad suresi 41 nolu ayetleri anlayamayacaklardır demektir, lakin çağımızın en temel sorunu olan Küresel ısınma ve kutupların erimesi'nden bu ayetlerde söz edilmektedir, hani nerde; Allah sadece çölde vukuu bulan iklimsel olaylardan bahsediyordu diye iddia edeneler? Kuran-ı Kerim'i iyice okuyup anlamak lazım, buyurun; son yüzyıldaki küresel olaylarla ilgili Kuran'da işaret edilen temel meseleler:
21/Enbiya suresi 44: Doğrusu Biz onları ve atalarını yaşattık, hatta o ömür onlara uzun geldi. Fakat şimdi görmüyorlar mı ki, yeryüzünü etrafından eksiltip duruyoruz? O halde üstün gelen onlar mıdır?
13/Rad-41: Görmüyorlar mı ki, biz yeri etrafından eksiltip duruyoruz? Ve Allah öyle hükmünü icra eder ki, hükmünü değiştirecek yoktur. O çok hızlı hesap görür.
Bu ayetlerde eksiltip duruyoruz ifadesiyle, karaların en uç tarafından yani deniz ile birleştiği noktadan eksilmesi konu edilmektedir diyebiliriz (bu iki ayet türkçe meallerin genelinde bu şekilde ifade edilmektedir ama Mustafa İslamoğlu mealinde değerler anlamında bir eksiltmeye değinilmektedir.). Suların yükselmesi ve karaların eksilmesi hadisesi onyıllardır bilinen bir durumdur; lakin denizlerin yükselmesi, karaların sular altında kalmasına sebep olmakta, dolayısıyla da kara alanları eksilmektedir. Bunun en büyük sebebi ise buzulların erimesidir, insanlar günümüzde buna önlem almaya çalışsa da bunun önüne geçememektedir.

Yine buzul ve dolayısıyla kar ile ilişkili bir ayet daha var, önce 23/Müminun-18. ayetin mealine bakalım:
Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.
Mealde "yerleştirdik" diye geçen kelime orijinal nüshada "eskennâhu" olarak geçer, bu kelime türkçemizde de "iskân" diye geçmiş ve yurtlandırma anlamındadır. Elbette bu ifadeyle suyun belli miktarda toprak üstünde ve altında kaynak olarak depolandığını düşünebileceğimiz gibi, suyun donarak dağlarda ve kutuplarda yurt bulması anlamını da çıkarabiliriz.

http://siratimustekim.blogspot.com/2011/01/kuran-kerimde-kar-kelimesinin-gecmemesi.html


جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ

azizistanbul

ayrıca kuranı kerimde geçmeyen milyonlarca kelime vardır.
Şimdi kar geçseydi de buz geçmeseydi. buz geçseydi de buhar geçmeseydi. bunların hepsi geçseydi de petrol geçmeseydi. petrol geçseydi kömür geçmeseydi. Biz bu kitaba inanmayacak mıydık.

Ayrıca kuran " Kuranda kar geçmediği için kurana kuduz köpekler gibi saldıran ataistlerden de bahsetmiyor" yani şimdi biz kuranı inkar mı edeceğiz .


Kuran hedefi  Allahın kanunlarından uzaklaşmış bir dünyayı bir toplumdan (mekKe) başlayarak merhale merhale sıratı müstakime ulaştırması ve akabinde de evrensel  davranış ve ibadet kurallarını bildirmiştir.

Amma bu kulluğa davet programına arabistandan başladığı için o bölgenin çevresel ve kültürel şartlarını baz alarak insanları ikna etmeyi hedeflemiştir.
Rasülullahın 23 senelik tebliğ faaliyetinden sonra olgunlaşan sahabiler dünyanın dört bir tarafına yayılmış ve kuranın evrensel kurallarını  gitmiş oldukları bölgenin insanlarına yine o bölgenin coğrafi ve kültürel şartlarına göre islamı anlatmışlarıdır.
جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ

tk1978

Cevap güzel, yerin´de ve tam isabet olmus.
Ancak siz ne yazarsaniz yazin, hangi Ayeti getirirseniz getirin,
Allahüteala Insana Perdeyi cektimi, anlamaz, algilamaz ve suursuzca saldirmaya devam eder.
Umariz Allahüteala Perdelenmis Ümmeti Muhammedin Evladlarinin,
Perdelerini acar´da onlar ebedi Cehennem´den kurtulurlar.

müteallim

Alıntı yapılan: renayon - 14 Şubat 2012, 16:49:21
Kur'an-i Kerim'de kar yagisini veya kar olayini anlatan ayet varmi? Yoksa bu eksiklikmi oluyor?

illa kar denilmesi sartmi kureys sresindeki kis (sita) yetmezmi.
  Kuslar gibi ucmasini baliklar gibi yüzmesini ögrendik amma kardesce yasamasini ögrenemedik

azizistanbul

olmaz  bunlara kış yetmiyor. Çünkü  mekke de kış diye tabir edilen bir kavram vardı. Yani kış aylarında mekke ve medine  yaza nisbeten soğuyor ve çölde geceleri şiddetli soğuklar olabiliyordu.(zemheri) . fakat arab yarımadasına hiç kar yağmadığı ve hz.peygamberinde kar görmediği görmediği için de kuranı kerime yazmadığını ( haşa) iddia ediyor bu ateit grup. Yani kuran hz.peygamberin kültürel tecrübeleri olduğunu ve kendisinin yazdığını iddia eden ahiret bedbahtı insanlar.
جُلُوسُكَ سَاعَةً عِنْدَ حَلَقَةٍ يَذْكُرُونَ اللهَ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ اَلْفِ سَنَةٍ

Mücteba

İbni- Abbas (r.anhümâ), "Bütün ilimler, Kur'ân-ı Kerim'de mevcuttur; lâkin, insanların anlayışları onu idrâkten âcizdir." (Hüseyin Avni, İ'câzı Kur'ân, 28) buyurmuşlardır.

Binâenaleyh bütün ilmî hakikatler, fennî incelikler, kevnî hal ve vaziyetler Kur'ân'da mevcuttur. Yine bunu gibi, daha pek çok ehline mahsus esrâr-ı sübhâniye'yi de sînesinde barındıran Kurân-ı Kerim, insanları hakka, doğruya ve sırât-ı müstakime dâvet etmiş ve hidâyet rehberi olmuştur.

Hz. Ali (r.a.), "Eğer istersem, Ümmü'l-Kur'ân (Kur'ân'ın anası)olan Fâtiha sûresinden yetmiş deve yükü olacak tefsir ve esrâr istinbat ederim. Çünkü bir âyetin yetmişbin te'vili vardır" buyurmuşlardır.(A.e.g)

Ebû Bekir bir el-Arabî (rh.), "Kânûnu't-Te'vîl" isimli eserinde; Kur'ân ilimlerinin, Kur'ân'ın kelime adedine eşit olduğunu ifade etmektedir. Bu rakam ise, 77 bin 450'ye bâliğ olmaktadır. (Süyûtî, el-Itkân, 4/32)

Yine İbn-i Abbas (r.anhümâ), "Eğer benim devemin ipi kaybolsa onu Allâh'ın kitabından bulurum" demiştir. Bu cümleden olarak meselâ, Kur'ân'ın 63'üncü sûresindeki, "Allah, eceli geldiği zaman hiçbir nefsi te'hir etmez[geri bırakmaz]." (S. Münâfikûn, 11) âyet-i kerîmesine ve onu da, kıyâmet gününü haber veren "Teğâbün" sûresinin tâkip ettiğine bakarak, Resûl-i Zîşân Efendimiz'in mübârek ömürlerinin 63 sene olduğunu istinbat etmişlerdir. (Süyûtî, el-Itkân, 4/26) "Teğâbün" sûresi bu ismi, dokuzuncu âyette geçen ve "aldanma" mânâsına olan mezkûr kelimeden alınmıştır.

Bahis mevzuu âyetin meâli şöyledir: "Sizleri o toplanma günü için derleyip toparlayacağı gün ki, o gün teğâbün günüdür. (Yani, kimin aldatıp, kimin aldandığı, kâr ve zararın belli olacağı gündür.)"

Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.), kendisi ile Hâlik'ı arasında gizli kalması istenen pek çok esrârı ve gayb ilimlerini mübârek şahıslarına inhisar ettirmişler...

Ashâb-ı kiramın büyüklerinden Hulefâ-i Râşidîn, İbn-i Abbas, İbn-i Mes'ud, Ebû Hüreyre (r.anhüm) hazerâtı gibi diğer bazı zevâtı ve mürşid-i kâmil ve mükemmilleri de Kur'ân'ın sırlarını anlamaya vâris bırakmışlardır.

Nitekim:Ebû Hüreyre(r.a), "Ben Allah'ın Resûlü'nden iki kap ilim hıfzettim. Bunlardan birisini neşrettim... Diğerine gelince; eğer onu neşretseydim, şu boynum kesilirdi" demiştir. (İ'câz-ı Kur'ân, 28)

Hulâsa Allâh Teâlâ'nın aziz kitabı, her şeyi içine almıştır. Fakat çeşitli ilimler için Kur'ân'da müstakil bâb ve fasıllar ile geniş îzahlar yoktur; ancak bunlara işâretler vardır.

Fazilet Takvimi