Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

ASHABU'L-UHDÛD

Başlatan _313_, 18 Mart 2006, 00:56:08

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

_313_

ASHABU'L-UHDÛD

4958 - Hz. Süheyb radıyAllahu anh anlatıyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Sizden öncekiler arasında bir kral vardı. Onun bir de sihirbazı vardı.
Sihirbaz yaşlanınca Kral'a: "Ben artık yaşlandım. Bana bir oğlan çocuğu
gönder de sihir yapmayı öğreteyim!" dedi. Kral da öğretmesi için ona bir
oğlan gönderdi. Oğlanın geçtiği yolda bir râhip yaşıyordu. (Bir gün
giderken) rahibe uğrayıp onu dinledi, konuşması hoşuna gitti. Artık
sihirbaza gittikçe, râhibe uğruyor, yanında (bir müddet) oturup onu
dinliyordu.

(Bir gün) delikanlıyo sihirbaz, yanına gelince dövdü. Oğlan da durumu
râhibe şikayet etti. Rahip ona:

"Eğer sihirbazdan (dövecek diye) korkarsan: "Ailem beni oyaladı!" de;
ailenden korkacak olursan, "beni sihirbaz oyaladı" de!" diye tenbihte
bulundu.

O bu halde (devam eder) iken, insanlara mani olmuş bulunan büyük bir
canavara rastladı. (Kendi kendine:)

"Bugün bileceğim; sihirbaz mı efdal, rahip mi efdal!" diye mırıldandı. Bir
taş aldı ve:

"Allahım! Eğer râhibin işi, sana sihirbazın işinden daha sevimli ise, şu
hayvanı öldür de insanlar geçsinler!" deyip, taşı fırlattı ve hayvanı
öldürdü. İnsanlar yollarına devam ettiler. Delikanlı râhibe gelip durumu
anlattı. Rahib ona:

"Evet! Bugün sen benden efdalsin (üstünsün)! Görüyorum ki, yüce bir
mertdebedesin. Sen imtihan geçireceksin. İmtihana maruz kalınca sakın
benden haber verme!" dedi. Oğlan anadan doğma körleri ve alaca
hastalığına yakalananları tedavi eder, insanları başkaca hastalıklardan
da kurtarırdı. Onu kralın gözlyeri kör olan arkadaşı işitti. Birçok
hediyeler alarak yanına geldi ve: "Eğer beni tedavi edersen, şunların
hepsi senindir" dedi. O da:

"Ben kimseyi tedavi etmem, tedavi eden Allah'tır. Eğer Allah'a iman
edersen, sana şifa vermesi için dua edeceğim. O da şifa verecek!" dedi.
Adam derhal iman etti, Allah da ona şifa verdi.

Adam bundan sonra kralın yanına geldi. Eskiden olduğu gibi yine yanına
oturdu. Kral:

"Gözünü sana kim iade etti?" diye sordu.

"Rabbim!" dedi. Kral:

"Senin benden başka bir Rabbin mi var?" dedi. Adam:

"Benim de senin de Rabbimiz Allah'tır!" cevabını verdi. Kral onu
yakalatıp işkence ettirdi. O kadar ki, (gözünü tedavi eden ve Allah'a
iman etmesini sağlayan) oğlanın yerini de gösterdi. Oğlan da oraya
getirildi. Kral ona:

"Ey oğul! Senin sihrin körlerin gözünü açacak, alaca hastalığını tedavi
edecek bir dereceye ulaşmış, neler neler yapıyormuşsun!" dedi. Oğlan:

"Ben kimseyi tedavi etmiyorum, şifayı veren Allah'tır!" dedi. Kral onu da
tevkif ettirip işkence etmeye başladı. O kadar ki, o da râhibin yerini
haber verdi. Bunun üzerine râhip getirildi. Ona:

"Dininden dön!" denildi. O bunda direndi. Hemen bir testere getirildi.
Başının ortasına konuldu. Ortadan ikiye bölündü ve iki parçası yere
düştü. Sonra oğlan getirildi. Ona da:

"Dininden dön!" denildi. O da imtina etti. Kral onu da adamlarından
bazılarına teslim etti.

"Onu falan dağa götürün, tepesine kadar çıkarın. Zirveye ulaştığınız
zaman (tekrar dininden dönmesini talep edin); dönerse ne âla, aksi
takdirde dağdan aşağı atın!" dedi. Gittiler onu dağa çıkardılar. Oğlan:

"Allahım, bunlara karşı, dilediğin şekilde bana kifayet et!" dedi. Bunun
üzerine dağ onları salladı ve hepsi de düştüler. Oğlan yürüyerek kralın
yanına geldi. Kral: "Arkadaşlarıma ne oldu?" dedi.

"Allah, onlara karşı bana kifayet etti" cevabını verdi. Kral onu
adamlarından bazılarına teslim etti ve:

"Bunu bir gemiye götürün. denizin ortasına kadar gidin. Dininden
dönerse ne âla, değilse onu denize atın!" dedi. Söylendiği şekilde
adamları onu götürdü. Oğlan orada:

"Allahım, dilediğin şekilde bunlara karşı bana kifayet et!" diye dua etti.
Derhal gemileri alabora olarak boğuldular. Çocuk yine yürüyerek
hükümdara geldi. Kral:

"Arkadaşlarıma ne oldu?" diye sordu. Oğlan.

"Allah onlara karşı bana kifayet etti" dedi. Sonra Kral'a:

"benim emrettiğimi yapmadıkça sen beni öldüremeyeceksin!" dedi.
Kral: "O nedir?" diye sordu. Oğlan:

"İnsanları geniş bir düzlükte toplarsın, beni bir kütüğe asarsın,
sadağımdan bir ok alırsın. Sonra oku, yayın ortasına yerleştir
ve: "Oğlanın Rabbinin adıyla" dersin. Sonra oku bana atarsın. İşte eğer
bunu yaparsan beni öldürürsün!" dedi. Hükümdar, hemen halkı bir
düzlükte topladı. Oğlanı bir kütüğe astı. Sadağından bir ok aldı. Oku
yayının ortasına yerleştirdi. Sonra:

"Oğlanın Rabbinin adıyla!" dedi ve oku fırlattı. Ok çocuğun şakağına
isabet etti. Çocuk elini şakağına okun isabet ettiği yere koydu ve Allah'ın
rahmetine kavuşup öldü. Halk:

"Oğlanın Rabbine iman ettik!" dediler. Halk bu sözü üç kere tekrar etti.
Sonra krala gelindi ve:

"Ne emredersiniz? VAllahi korktuğunuz başınıza geldi. Halk oğlannın
Rabbine iman etti!" denildi. Kral hemen yolların başlarına hendekler
kazılmasını emretti. Derhal hendekler kazıldı. İçlerinde ateşler yakıldı.
Kral:

"Kim dininden dönmezse onu bunlara atın!" diye emir verdi. Yahut
hükümdara "sen at!" diye emir verildi.

İstenen derhal yerine getirildi. Bir ara, beraberinde çocuğu olan bir
kadın getirildi. Kadın oraya düşmekten çekinmişti, çocuğu:

"Anneciğim sabret. zira sen hak üzeresin!" dedi."

Müslim, Zühd 73, (3005); Tirmizi, Tefsir, Bürûc, (3337).

Mstfx67

Alıntı Yap
Anneciğim sabret. zira sen hak üzeresin!"
:oops:
BA$KASININ AYIBINI SÖYLEMEYi DÜSÜNDÜGÜN ZAMAN NEFSININ AYIBINI hATIRLA!!!