Keneye kaşı korunma yöntemleri

Başlatan Ber-ceste, 11 Mayıs 2008, 20:37:19

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ber-ceste

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığından korunmada, özellikle vatandaşların bir takım önlemler alması ve bu konularda titizlik göstermesinin önemine işaret etti. Turan Buzgan, Sağlık Bakanlığı tarafından KKKA hastalığına karşı bir takım çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. Uzmanlar ve ilgili kurum temsilcilerinin katılımıyla oluşturulan Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Bilimsel Danışma Kurulunun hastalık bu sene görülmeye başlamadan önce Şubat ve Mart aylarında 2 defa toplandığını anlatan Buzgan, “Bu bilimsel toplantılarda hastalığın durumu, yapılan ve yapılacak çalışmalar konusunda değerlendirmelerde bulunuldu” diye konuştu.
Hastalıkla ilgili kişisel korunma önlemleri büyük önem taşıdığından toplumun bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi amacıyla halk eğitim çalışmaları yapıldığını ve bu çalışmaların artarak sürdürüldüğünü ifade eden Buzgan, aynı amaçla halka yönelik broşür ve afişler hazırlanarak dağıtıldığını belirtti.

Buzgan, sağlık çalışanlarına yönelik hizmet içi eğitimler de düzenlendiğini, bu kapsamda Nisan ayında 81 ilin sağlık müdürü, bulaşıcı hastalıklar şube müdürleri ve enfeksiyon hastalıkları uzmanı hekimlerin katıldığı eğitim ve bilgilendirme toplantısı yapıldığını söyledi.

İllerde sağlık çalışanlarına yönelik hatırlatma ve eğitim toplantılarına da devam edildiğini ifade eden Buzgan, başta Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve üniversiteler olmak üzere konuyla ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliğinin sürdüğünü kaydetti.

KKKA vaka takiplerinin yapıldığını ve hastalara gereken tedavi hizmetlerinin sunulduğunu vurgulayan Buzgan, yapılan çalışmaları yerinde incelemek ve değerlendirmelerde bulunmak üzere Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom ve Bulaşıcı ve Salgın Hastalıklar Kontrolü Daire Başkanı Ali Torunoğlu’nun riskli bölgeleri ziyaret ettiklerini söyledi.

“BU YIL LABORATUVARDA DOĞRULANAN 51 VAKA VAR”
KKKA sebebiyle 2002-2007 yılları arasında 92 vatandaşın yaşamını yitirdiğini, bu yıl da 3 kişinin KKKA sebebiyle öldüğünün laboratuvar testleriyle doğrulandığını bildiren Buzgan, yine bu yıl laboratuvar testleriyle 51 vatandaşın KKKA olduğunun tespit edildiğini kaydetti.

Buzgan, hastaların tedavisinde kullanılmak üzere KKKA geçirenlerin kanlarından üretilmesi planlanan serumla ilgili çalışmaların hangi aşamada olduğunun sorulması üzerine de “Hastalıkla ilgili tedavi seçeneklerine ilişkin araştırma çalışmalarına devam ediliyor. Bilimsel sonuçlarının değerlendirilmesi ve laboratuvar çalışmaları da sürüyor” yanıtını verdi.

KORUNMAK İÇİN ÖNLEMLER
Buzgan, KKKA hastalığından korunmada özellikle vatandaşların bir takım korunma önlemlerini alması ve bu konularda titizlik göstermesinin önemli olduğunu belirterek, alınması gereken önlemlerle ilgili şunlara dikkati çekti:

Kırsal alanlara gidildiğinde vücudun açıkta kalan kısımlarına böcek kovucu (repellent) ilaçlar sürülmelidir.
Giysilere keneleri kovucu/öldürücü etkisi olan ve Sağlık Bakanlığından izinli spreyler kullanılmalıdır.
Vücut sık sık kene yönünden kontrol edilmeli, kenenin tespit edilmesi halinde kısa sürede cımbız veya pens gibi uygun bir malzemeyle vücuda tutunduğu en yakın kısmından tutularak çıkarılmalıdır.
Kırsal alan ziyaretlerinde mümkün olduğunca kapalı ve açık renkli giysi giyilmeli ve pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır.

Kenenin çıkarıldığı yere alkol veya tentürdiyot sürülmelidir.
Keneler kesinlikle elle öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır.
Vücuttan uzaklaştırılan keneler çamaşır suyu, alkol veya insektisit içine atılarak öldürülmelidir.
Keneleri vücuttan uzaklaştırması amacıyla eter, kolonya ve gaz yağı dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalıdır.

Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar kendi vücutlarını ve çocuklarının vücutlarını sık sık kene yönünden kontrol etmelidir.

Kene ile temastan sonra kişi 10 gün süreyle takip edilmeli ve ani başlayan ateş, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal gibi belirtilerin olması halinde en yakın sağlık kuruşuna müracaat edilmelidir. Erken tanının konması destek tedavisine de erken dönemde başlanmasını sağlayacak böylelikle tedavi şansını artıracaktır.
İnsanların ve hayvanların kanlarına veya diğer vücut sıvılarına korunmasız temas edilmemelidir.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından büyükbaş hayvanların kene açısından ilaçlanması yapılmaktadır.

AA
Sükût etmek gibi alemde nadana cevab olmaz..

ebuzer

Uzmanlardan kene uyarısı
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının ölümle sonuçlanabildiği belirtilerek, hastalığın tedavisinde erken tanının çok önemli olduğu vurgulandı.

Virüsün insanlara genellikle virüsü taşıyan kenenin ısırmasıyla bulaştığını bildiren Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Murat Çiftçi, bunun dışında hayvanın kan ve dokularıyla temas halinde de bulaşma olabileceğini söyledi. Çiftçi, Online Sağlık'a (www.onlinesaglik.com) yaptığı açıklamada, KKKA hastalığına neden olan kenelerin tüm doğada bulunduğunu, tamamen yok edilmelerinin mümkün olmadığını belirtti.

Hastalığın kene ısırığından 1-3 gün, hasta dokularıyla direkt temastan 5-6 gün sonra ateş, ani baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, deri, mukoza ve iç organ kanamalarıyla kendini gösterdiğine dikkati çeken Murat Çiftçi, "Hastalıktan korunmada temel prensip, kenelerden uzak durmaktır. Hayvan barınakları ve kenelerin yaşayabileceği alanlardaki kişilerin vücutları belli aralıklarla kene yönünden muayene edilmelidir" dedi.

Hastalığın en çok keneyle temasın yaşanabildiği hayvancılık ve çiftçilikle uğraşanlarda görüldüğünü belirten Çiftçi, "Kene cımbızla deriye yapıştığı yerden tutulup, sağa sola oynatılarak çivi söker gibi çıkarılmalıdır" diye konuştu.

KKKA'nın aşısı yok

Vücut üzerindeki kenelerin öldürülmemesi ve patlatılmaması gerektiğini kaydeden Dr. Murat Çiftçi, bunları vücuttan uzaklaştırmak için üzerlerine sigara basmak ya da kolonya ve gazyağı gibi maddeler dökmenin de çok yanlış olduğunu bildirdi.

Kenenin çıkarıldığı yerin su ve sabunla temizlenmesi gerektiğini ifade eden Çiftçi, "Kene vücuttan ne kadar kısa sürede çıkarılırsa risk de o kadar azalır" diye konuştu.

Henüz KKKA hastalığının tedavisi ve aşısı olmadığını bildiren Dr. Murat Çiftçi, "Keneden kendimizi sakınmamız gerekiyor. Özellikle hayvancılıkla uğraşanlar pantolon paçalarını çoraplarının, gömleklerini ise pantolonlarının içine koymalılar. Kıyafetlerini açık renk ve sık dokumalı kumaştan seçmeliler" dedi.

Kış mevsiminde pek aktif olmayan kenelerin mayıs ayıyla yeniden canlandığını ifade eden Murat Çiftçi, "Vatandaşlarımız, kır alanlara gittiklerinde zeminle direk temas etmemeliler. Oturacakları yere en azından bir örtü sermeliler. Kenelerden insanlara geçen KKKA hastalığı, sadece çiftçilikle uğraşanlar için değil, pikniğe giden vatandaşlar için de tehlike oluşturuyor" diye konuştu.

Murat Çiftçi, vatandaşların kenelerin ölümcül bir mikrop taşıdığı bilinciyle hareket etmeleri gerektiğini sözlerine ekledi.
           
SADAKAT YAKIŞIR İNSANA GÖRSE DE İKRAH
DOĞRULARIN YARDIMCISIDIR HZ Allah

ruy-ı zemin

bu konuda da bizleri malumat sahibi yaptığınız için teşekkür ederiz
پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

talib 67


Keneye zeytinyağı ya da vazelin sürün
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma
ve Uygulama Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon
Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Güler Yaylı, kene ısırıklarında
zeytinyağı ve vazelin kullanılması gerektiğini söyledi ve ekledi:
"Kene ısırması vakalarında keneyle oynamayın.
Alkol veya ispirto gibi maddeler kullanmayın. Bunun yerine kenenin bulunduğu bölüme
zeytinyağı veya vazelin kremi sürün. Eğer bunları bolca sürerseniz,
kenenin bulunduğu bölümde hava sıkışması yaşanır. Yüzlerce kene çeşidi var.
Bunlardan biri virüs taşıyor. Kenenin doktor tarafından çıkarılmasından yanayız. Keneyi ciddiye almak şart.

devran

Her kene ısırığı öldürücü müdür?

Son yıllarda insanların korkulu rüyası haline gelen, kenelerin bulaştırdığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı konusunda bireyin kişisel yatkınlığının da çok önemli olduğu bildirildi.Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşit Mıstık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kenenin insanların ve evcil hayvanların sağlığını ciddi anlamda tehdit eden bir canlı olduğunu söyledi.

Kenelerin virüs, bakteri, protozoon ve riketsia adı verilen gözle görülmeyen parazitleri taşıdıklarını, bu ciddi enfeksiyon etkenlerini kanını emdikleri insan ve hayvanlara aktardıklarını anlatan Mıstık, etkenlerden birinin de KKKA virüsü olduğunu kaydetti.

Mıstık, son yıllarda keneler tarafından insanlara aktarılan ve KKKA olarak bilen hastalığın, insanlarda büyük bir panik duygusu uyandırdığını, ancak göz ardı edilen bazı gerçekler bulunduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

''Hastalık etkeni virüs, keneyle mikroorganizmaya girer, vücutta dolaşır, ama hastalık belirtisi vermeyebilir. Yani virüsü almış 5 kişiden sadece birinde hastalık bulgularıyla seyrediyor. Bu durum, muhtemelen kişisel yatkınlıkla ilgili bir şey. Ayrıca, bu durum virüsün miktarıyla da ilişki olabilir. Hastalık, kişinin bu virüse verdiği cevap ya da cevapsızlıkla ilgili gelişiyor. Vücut, çok ciddi cevap verip, virüsü imha da edebilir, cevap vermeyip de virüs kendiliğinden yoğunlaşıp, çoğala da bilir.''

-RİSK BÖLGELERİ-

Türkiye'de virüs taşıyabilen keneler için esas odak noktalarının öncelikle Çorum, Amasya, Tokat ve Yozgat olduğuna dikkati çeken Mıstık, ikinci sırada ise Çankırı, Gümüşhane, Sivas, Kastamonu, Bolu-Gerede, Artvin ve Erzurum illerinin geldiğini kaydetti.

Mıstık, bunun dışındaki bölgelerde görülen vakaların, hemen hemen aynı iklim ve coğrafik yapıda olan yerlerde ve daha sınırlı şekilde ortaya çıktığını ifade ederek, şöyle devam etti:

''Ancak, iklim faktörlerinin küresel ısınmayı işaret etmesi, taşıyıcı kenenin sayıca artışını tetiklemektedir. Hyalomma cinsi keneler son konak olarak özellikle sığırları seçmektedir. 1994 ve 2000'li yıllarda Güney Marmara Bölgesi'nde çiftlik hayvanlarında yapılan saha çalışmalarında Hyalomma cinsi kenelerin olgunlarına yüzde 96 oranında sığırlarda, yüzde 4 oranında koyun ve keçilerde rastlanılmıştır. Bu çalışma ve daha önceki çalışmalar, bu kenenin sığır aktiviteli bir tür olduğunu kanıtlamaktadır. Bu nedenle eğer bir ilaçlama yapılacaksa, bu ilaçlama kenenin sayıca artışını ve biyolojisini kesmek için risk grubu hayvan üzerine olmalıdır. Özellikle şehir kenarları ve varoşlarında bulunan sığır ahırları kaldırılmalı veya kontrol altında tutulmalıdır.''

-PİKNİĞE ÇIKMAKTAN KORKMAYIN-

KKKA hastalığına karşı koruma ve kontrollerin asıl köylerde ve kırsal alanlarda yapılması gerektiğini belirterek, şehirlerde park ve bahçelerin ilaçlanmasının son derece gereksiz, hatta zararlı olduğunu söyledi.

Mıstık, şunları kaydetti:

''Belediyeler bu uygulamadan vazgeçmeli, çünkü hiçbir faydası yok. Piknik yapmaya gidenler için kene tutunmasıyla ilgili ciddi bir sıkıntı zaten görülmüyor. Bir de üstüne park ve bahçeleri, ormanlık arazileri ilaçlıyoruz. İlaçlandıktan 1-2 saat sonra insanlar o bölgeye gidip piknik yapıyor. Bu son derece zararlı. Çünkü bizim verdiğimiz ilaçlar kimyasal içerikli. İlaçlanan yerlere insanlar en az bir gün sonra gitmeli. Yoksa insanlar zarar görebilir. Tamamen suni bir endişeye dayanan bu uygulamadan vazgeçilmeli.

Pikniğe, kırsala giderken korkmayın. Kırsal kesime giderseniz akşam dönünce aileden birine genel kontrol yaptırın. Eğer, bir kene yapışması varsa da en yakın sağlık kuruluşuna gidip, çıkarttırın. Zaten gerekli öneriler sağlık kuruluşunda kişiye yapılacaktır.


AA
Gün Olur devran döner.

Ay Iıığı

Kenelerle ilgili son rapor dehşet verici boyutlarda...Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Barbaros Çetin, bugüne kadar kenelerden geçtiği bilinen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını artık bir tür pirenin de bulaştırıyor olabileceğine dikkat çekti.

Kenelerle ilgili son raporların dehşet verici boyutlarda olduğunu söyleyen Çetin, “2008 yılında kene yapışması yüzünden hastaneye başvuranların sayısı 238 bin iken, bu rakamın 2009'da 500 bin kişiye ulaştığı tahmin ediliyor” dedi.

Mutasyona uğramış!

Virüsün mutasyona uğrayarak başka yollardan da bulaştığını belirlediklerini söyleyen Çetin, “Bu sene KKKA sonucu ölümlerin yüzde 30'unda kene yapışması olmaması dikkat çekiciydi. Sağlık Bakanlığı bu yönde araştırmalarını sürdürüyor ve KKKA hastalığının kene dışı hangi yollarla bulaştığını tespit etmeye çalışıyor. Şu an için benzer virüsleri yayma potansiyeli nedeniyle en büyük şüphelimiz bir tür pire. Chigger denilen, gömülen pire olarak anılan ve kene gibi yapışarak kan emen bu canlılar, KKKA hastalığını yayıyor olabilir. Henüz tespit edilmiş bilimsel bir kanıt yok, ancak çalışmalar sürdürülüyor. Şu an için bildiğimiz tek şey KKKA hastalığını artık sadece keneler yaymıyor” dedi.

Az sayıda da olsa kasaplarda da çiğ et ve kanla temas neticesinde KKKA hastalığının gözlendiğini belirten Çetin, “Bu da ülkemiz için yeni bir durum” diye konuştu.

KORKUNÇ RAKAM

Ankara Kızılcahamam'dan toplanan kenelerin Etlik Merkez Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü'nde analiz edildiğini söyleyen Prof. Dr. Çetin, “Her 10 kenenin 8'inin KKKA virüsünü taşıdığı tespit edildi. Bu korkunç bir rakam. Neredeyse yakında kenelerin tamamının KKKA hastalığını taşıyacağını söyleyecek noktaya geldik” dedi.


internethaber