Haberler:


X adresimiz

Ana Menü

“Nasıl sabahladınız?”

Başlatan Lika, 31 Ekim 2008, 06:14:17

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Lika

Aliy­yül-Hav­vâs bu­yur­du ki: “Ön­ce­ki İs­lam bü­yük­le­ri­nin, ‘Na­sıl­sı­nız?’ di­ye hal ha­tır sor­ma­la­rı ba­zan da, Al­lah’a hamd ve şü­kür­den ga­fil dav­ra­na­nı uyar­mak için olur­du. Böy­le­ce onun Al­lah’a şük­ret­me­si­ne se­beb olu­nu­yor ve her iki ta­raf için ha­yır ha­sıl olu­yor­du.”
Ada­mın bi­ri Pey­gam­ber Efen­di­mi­ze (Aleyhissalatu Vesselam)“Bu­gün na­sıl sa­bah­la­dı­nız yâ Re­sû­lal­lâh?” der.
Pey­gam­ber efen­di­miz de “Bir ce­na­ze­yi teş­yî’ et­me­yen, bir has­ta­yı zi­ya­re­te git­me­yen kim­se­ler­den da­ha ha­yır­lı ola­rak sa­bah­la­dım!” bu­yur­muş­tur.

Ebû Bekr-i Sıd­dîk haz­ret­le­ri­ne “Bu­gün na­sıl sa­bah­la­dı­nız?” de­miş­ler. O da şu kar­şı­lı­ğı ver­miş­tir: “Ce­lîl olan Rab­bin ze­lîl bir ku­lu ve O’nun emir­le­ri­nin bir me’mu­ru ola­rak sa­bah­la­dım!”
Ha­san-ı Bas­rî haz­ret­le­ri­ne, “Bu­gün na­sıl sa­bah­la­dı­nız?” de­miş­ler. O da de­miş ki: “Al­lah’a hiç­bir or­tak koş­ma­yan Müs­lü­man bir ha­nîf ola­rak sa­bah­la­dım!”

İmam-ı Şâ­fi­î haz­ret­le­ri­ne, “Na­sıl sa­bah­la­dı­nız?” de­miş­ler onun ce­va­bı da şöy­le ol­muş­tur “Rab­bi­min ni­met­le­riy­le rı­zık­la­nır, fa­kat şük­rü­nü edâ ede­mez bir hal­de sa­bah­la­dım!”
İsâ aley­his­se­lâm‘a “Bu­gün na­sıl sa­bah­la­dı­nız?” de­miş­ler. O da şu kar­şı­lı­ğı ver­miş: “Öy­le bir hal­de sa­bah­la­dım ki, ümid et­ti­ğim fay­da­la­rın te’mi­ni­ne, kork­tu­ğum şey­le­rin de­fi­ne mâ­lik de­ği­lim! Ben ame­li­me bağ­lı­yım. Her şey O’nun elin­de.”

Ra­bi’ bin Hay­sem haz­ret­le­ri­ne “Na­sıl sa­bah­la­dı­nız?” de­miş­ler. O da de­miş ki: “Za­if, gü­nah­kâr bir kul ola­rak sa­bah­la­dım! Rab­bi­min ni­met­le­riy­le rı­zık­la­nı­yor, emir­le­ri­ne kar­şı âsî olu­yo­rum!”
Ebü’d-Der­dâ haz­ret­le­ri­ne de so­rul­muş. Onun ce­va­bı ise şöy­le: “Ce­hen­nem­den kur­tul­du­ğum tak­dir­de sa­ba­ha ha­yır­la gir­dim de­mek­tir!”

Mâ­lik bin Di­nar haz­ret­le­ri­ne sor­muş­lar: “Yâ Mâ­lik, bu­gün na­sıl sa­bah­la­dı­nız?” O şu kar­şı­lı­ğı ver­miş: “Öy­le bir hal­de sa­bah­la­dım ki; ömür kı­sa­lı­yor, gü­nah­lar ise ar­tı­yor!”
Hâ­mid el-lef­fâf haz­ret­le­ri­ne “Na­sıl sa­bah­la­dı­nız?” di­ye sor­duk­la­rın­da: “Se­lâ­met ve afi­yet­le!” de­miş. Hâ­tem’ül-Esam ona de­miş ki: “Yâ Hâ­mid, se­lâ­met ve afi­yet an­cak sı­ra­tı geç­tik­ten, cen­ne­te gir­dik­ten son­ra­dır!” Hâ­mid de “Doğ­ru söy­le­din yâ Esam!” di­ye­rek onu tas­dik et­miş­tir.

Mehmet Oruç
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

setre

Mevlayı Zülcelal razı olsun ellerinize sağlık lika kardeşim.
Hep ertelediğim zaman,bir türlü varamadığım diyardı...

insirah

Hayat başladığı noktaya, bittiğinde geri döner! Hayatta her şey noktayla başlar, noktayla biter... Sümeyra Denizli

lalegül

Şu rahmete bakın ki,
insanlar bütün azalarıyla günah işlerken,
sadece diliyle yaptığı tövbeyle affolunuyor.

Aziz Mahmud Hüdai (k.s)