Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
2
İSLAM-GENEL / Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Son İleti Gönderen: Togika Dün, 01:52:27 »
Kendini şeytana esir edenlerin hâli yamandır burada. Bir kişinin ömrü bin yıl da olsa ve bütün ömrünü açlık, çıplaklık ve sabırla geçirse cennette kendilerine verilen şu ni'metin karşısında ve mukabilinde yine de azdır. Hatta hiç bir şey değildir. Arifler bu mertebeleri bildikleri için padişahlığı terk ile fakirliği tercih ettiler.
Âdem Peygamber (as) altını topraktan çıkarıp sikke hâline getirdi. Şeytan bu altından sikkeyi eline alıp sikkeye şöyle hitap etti:<< Seni seven benim kulumdur.>>
Altını, gümüşü ve parayı zenginler gibi seven ve elinde mevcut olsa onlar gibi hareket etmek isteyen fakirler de  kendilerine benzeyen zenginler hükmündedir. Anlatılan fazilet fakirlere fakirliğine razı olduğu zaman ancak nasib olur. << Fakirim, dervişim>> diye kapılarda dilencilik etmemelidir. Şikayet de bulunmamalıdır. Beylerden, yüksek zenginlerden para-pul ummamalıdır. Ashab-ı Suffa gibi Allah-u Teâlâdan ummalıdır. Çünkü istenmez, belki kendiliğinden verilir. Ashabın fakirlerini bir nazara al ki fakirliği onlar nasıl sevmiş ve benimsemişlerdir. Gece gündüz işleri Hak Teâlâya taat ve ibadet idi. İbadet zamanında kesb ve ticarette meşgul olmazlardı. Medinede bulunurlardı. Kabile, çocuk, çoluk denen şeyler bunlar için mevzuu bahis değildi. Bütün bunlardan fariğ olup ilimle, ibadetle, Kuran-ı Kerim okumakla meşgul olurlardı. Peygamber Efendimizin (sav) gazaya çıktıkları zaman bunlar da gazalara iştirak ederlerdi. Bir gün Efendimiz (sav) Ashab-ı Suffa'nın yanına geldi, bunlara nazar etti. Gördü ki hepsi sabır, kanaat içinde, benizleri sarı, vücutları zayıf, gönülleri şâd ve sûrûr içinde. Bunun üzerine Efendimiz (sav) buyurdular ki:
- Ya Ashab-ı Suffa! Size müjdeler olsun ki ümmetimden her kim sizin gibi olursa cennette benim arkadaşım olur./b]

3
İSLAM-GENEL / Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Son İleti Gönderen: Togika 21 Temmuz 2024, 22:44:50 »
Bu bendlerle ( iplerle ) şeytan bunları avladı. Bundan sonra da bu bendlerle daha nicelerini avlıyacaktır. Dünya bu meta'larıyla bunların gönüllerini meşgul etti. Sonra da kat'iyyen bırakmadı yakalarını. Bunlara necat bulup kurtulmak mûyesser değildir. Meğer ki Hakkın inayeti imdatlarına yetişsin. Ebu-Bekir Hazretleri'ne (ra) olduğu gibi. Diğerleri de buna kıyaslana. Bu muhterem zevat-ı kiram, dünya malı olarak neleri varsa Hak yoluna verdiler. Hak Teâlâ'nın (cc) rızasını buldular. Hazreti Ebu-Bekir (ra) neyi varsa getirip Efendimiz'e (sav) verdi. Efendimiz (sav) de fakirlere lâyık olanlara  taksim edip verdi. Fukaralık iyi bir şey olmasa, horluk, hakirlik olsa Seyyid-i Kâinat Efendimiz Muhammed Musatafa (sav) fakirliği ihtiyar ve tercih eder miydi ? Eğer beylik iyi bir şey olsa idi Efendimize değil, kafire yiyecek ekmek dahi verilir mi idi? Akıllı kimse bundan anlar ki fakirlik ulu bir nimet ve devlet imiş. Hazreti Muhammed (sav)'in sıfatı imiş. Bu sebeple Allah (cc) dostları bütün mallarını fakirlere verip fakirliği tercih ettiler.
Hak Teâlâ (cc) kıyamet gününde fakirleri çağırıp diyecek ki:
- Ey kullarım! Ben dünyada size mal vermedim. Sizi fakir kimselerden ettim. Bu sizi sevmediğimden değildir. Belki çok sevdiğimdendir. Çok sevdiğim için habibim Muhammed Mustafa'nın sıfatıyla sizi sıfatlandırdım.
Ey benim kullarım! Eğer ben dünyada size çok mal verseydim, bugün size şiddetli bir hesap vardı. Bu hesaba tabi tutulmamanızı istedim. Bu sebepten sizi fakirlikte bıraktım. Siz de zenginlerden olsa idiniz şimdi onlar gibi sizde şiddetli sorguya tabii tutulacaktınız. Sizi her ne kadar dünyada fakir kimselerden ettimse de burada sizi zenginlerden ediyorum.  Eksiğiniz neyse hepsini bitireyim. Cennet sizin içindir. Dilediğiniz kapıdan, dilediğiniz tarafına gidiniz, sakin olunuz. 
4
İSLAM-GENEL / Ar ve hayâ perdesi
« Son İleti Gönderen: Kendinibulanadam 20 Temmuz 2024, 19:34:06 »
Ar ve hayâ perdesinin yırtılması nedir?
Ar ve hayâ perdesi, utanma duygusunun insanda olmasıdır. Ar ve hayâ perdesi yırtılırsa insan utanmaz olur. Ar ve hayâsı olan insan tıpkı müslüman bir çocuk gibi günahsız olur. Pek çok insan, iman etmek istemiyor,kafirler gibi olmak istiyor ve ar ve hayâ perdesini yırtıyor. Tabi insanda utanma gibi bir halin var olması gereklidir. Buda imanlı insan olarak mümkündür. Cehenneme düşen insanlar iman etmek istemiyorlar. Cennet cehennem gibi yerler olduğuna inanmak istemiyorlar. Hayâ etmeyen,imansız insan olmak istiyorlar. İşte ilahi adalet cehenneme bu yüzden insanı girdirmek ve orada ebedi kalmak zorunda bırakır. Kabirde imansız olarak ölen ve kabir cehennemine girenler:" Beni yeniden dünyaya gönder,iman edip salih amel işleyeyim." derler. Buda onların pişmanlığıdır. Ar ve hayâ imamla olur. Ar ve hayâsı olmayanlar cehennemde kalır. Cehennem bir tek zakkum ile beslenilen ce kayar su ile beslenilen bir yerdir. En aşağı bu cezayı alan 80 yıl orda kalır. Cehennemde insanın her yeri yanar bir tek iskeleti kalır ve yeni deriler verilir yeniden yakılır. Ar ve hayâsı olanlar,iman edip salih amel işleyenler ve yasakları çiğnemekten kaçınanlar cehennemden kurtulur ve her türlü nimetin bulunduğu ve hiç bir rahatsız edici bir şeyin olmadığı cennete girerler. Allah hepimize iman ve ar hayâ nasip etsin.Amin.
5
İSLAM-GENEL / Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Son İleti Gönderen: Togika 20 Temmuz 2024, 13:08:33 »
BEYT
Ey Huda! Rahmetliğin hergiz melâmet görmedi.
Kakıyıp hışm ettiğin âlemde rahat bulmadı.
Ey azizim! Aşağıdaki anlatılanları dikkati nazarından geçir de fakirlik mi yoksa zenginlik mi daha iyi sen takdir ve tercih et. Bir ambar buğdağın aslı üç beş tane tohumluk buğdaydır. Diğerleri de buna kıyas olunur.
Ey azizim! Allah-u Teâlâ (cc) senin kalbini bütün kederlerden, nefsâniliklerden, zulûmat-ı cismaniyeden temyiz etmiştir. Fakirlik denilen şey gizli bir pâdişahlıktır. Hiç kimse bunun lezzetini bilmez. Ancak fakirler bilir.
Hikâye:
Sultan İbrahim (as) der ki: Fakirlerin ettiği zevk u safâyı Cebrail (as) alıp dünyaya gelseydi, dünyanın sultanları imrenirler, çekip elinden alırlardı. Bunlar dünya padişahlarının padişahlarıdırlar.
Efendimiz (sav) buyururlar ki:
- Bana cenneti arzettiler. Halkının ekserisinin fakirler olduğunu gördüm. Cehennemi arzettiler. Halkının ekserisinin hatunlar olduğunu gördüm.
Fakirlere sultan denilmesinin mânası bunlar dünyada şeytana kul olmadılar. Bundan kendilerini kurtardılar. Hürdürler. Yâni; Şeytandan azatlıdırlar. Halbuki zenginler şeytanın kul ve köleleridir. Zenginleri şeytan yedi türlü bağ ile bağlayıp bendlemiştir. Esir etmiştir. Hak Teâlâ (cc) o yedi tuzağı Kur'an-ı Kerim'in de beyan buyurmuştur.
<< İnsanlara; kadınlar, oğullar, altın ve gümüşten istiflenmiş yığınlar, yayılıma salınmış (güzel) atlar, davarlar ve ekinlerden yana nefsin isteklerine muhabbet, süslenip bezendi. Fakat bunlar dünya hayatının  geçici menfaatidir. Halbuki sonuç güzelliği Allah katındadır.>> ( Al-i İmran sûresi, 14 )




6
MÜBAREK GÜN VE GECELER / Ynt: Muharrem ayi
« Son İleti Gönderen: ihvan23@hotmail.com 16 Temmuz 2024, 16:44:10 »
Ibni Abbâs buyurur ki;...aşure günü
«Peygamber 'imiz Medine'ye gelince Yahudilerin Asure Günü oruç tuttugunu gördü. Sebebini sorunca O'na "Bu gün ulu Allah Hz. Musa (A.S.) ile Israilogullarini Firavn'in kavmi karsisinda üstün çikardi. Biz de Hz. Musa'ya (A.S.) duydugumuz hürmete dayanarak bu gün oruç tutuyoruz." diye cevap verdiler.

Bunun üzerine Peygamber 'imiz onlara «Biz Hz. Musa'ya (A.S.) sizden daha saygiliyiz» diye buyurarak ümmetine asure günü oruç tutmalarini emretti.
Asure Günü'nün üstünlük sebebi hakkinda bize genis bilgiler gelmistir. Bunlara göre bu gün Hz. Âdem'in {A.S.) tevbesi kabul edildi, yine Hz. Âdem (A.S.) bu gün yaratildi ve Cennete girisi de bu güne rastlar.

Ars, Kürsî, Gökler, yeryüzü, günes, ay, yildizlar ve Cennet bu gün yaratildi. Hz. Ibrahim (A.S) bu gün yaratildi ve yine bu gün atesten yanmaksizin kurtuldu. Yine bu gün Hz. Musa (A.S.) ile yanindaki mü'minler, suda bogulmaktan kurtuldular. Fir'avn ve adamlari bugün boguldu.

Hz. Isâ (A.S.) bu gün dogdu ve yine bu gün göge Çikarildi. Yine bu gün Hz. Idris (A.S.) göge çikarildi. Nuh (A.S)'un Gemisi bu gün Cûdî tepesinde karaya oturtuldu. Hz. Süleyman (A.S)'a muhtesem saltanat bu gün verildi.

Hz. Yûnus (A.S) baligin karnindan bu gün çikarildi. Hz. Yâkûb'un (A.S.) bu gün gözleri yeniden açildi. Hz. Yûsuf (A.S)'un kuyudan çikarilmasi bu güne rastlar. Hz. Eyyüb (A.S) tutuldugu hastaliktan bu gün kurtuldu. Yeryüzüne ilk yagmurun düsmesi de bu güne rastlar.

Daha önceki ümmetler zamaninda bu gün oruç tutmak yaygindi. Hatta Ramazandan önce bu günde oruç tutmanin önce farz kilinip sonra bu emrin ortadan kalktigi ileri sürülür.

Hicretten sonra bu günü oruçla geçiren Peygamber 'imiz Medine'ye gelince, emrini yeniledi.

Hattâ. Peygamberimizin ((s.a.v.).) fâni ömrünün son yilinda «Eger gelecek seneye kadar yasarsam. Asure Günlerin dokuzuncu ve onuncusunda oruç tutacagim» diye buyurdugu ve fakat o ysl içinde Allah'a kavustugu, buna göre onuncu günden baska bir gün oruç tutmadi ise de bu arzuyu gösterdigi ileri sürülür.

Zilhicce'nin dokuzuncu ve onbirinci günü tutulmasi «Siz Asure Günü'nden bir gün önce ve bîr gün daha oruç tutarak Yahudilerin geleneginden ayrilin.» seklindeki hadisine dayanir. Cünki, yahudiler sirf Asure Günü oruç tutuyorlardi.

Beyhâkî'ye göre Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:

«— Asure Günü kim aile halkina ve yakinlarina karsi cömert davranirsa. Allah da onu bütün sene boyunca genislige kavusturur.»

Taberânî'nin kaydettigi ve rivayet zincirinde belirsizlik bulunan bir hadise göre. Peygamber'imiz ((s.a.v.).) buyuruyor ki:

"Asure Günü verilen bir dîrhemlik sadakaya yediyüz bin dirhem gibi sevâb verilir."

Öte yandan. Asure Günü gözüne sürme çekenin o yil göz agrisina yakalanmiyacagini ve o gün yikananin hasta olmiyacagini ileri süren hadis uydurmadir.

Hakim'in belirttigine göre, o gün gözlere sürme çekmek, bid´attir, Ibni Kayyum (R.A.) «Asure Günü sürme çekmeyi, tanegillerden yemek pisirmeyi, yag sürün meyi ve kokulanmayi tesvik ettigi Heri sürülen hadis, yakmalarin uydurmasidir» der.

Bilesin ki, Asure Günü Hz. Hüseyin (R.A)'in ugradigi ihanet, onun derece yüceliginin artisina ve Allâh Katindaki yüksek mertebesini ve temiz ehli beytin safina katilisini gösteren bir delildir.

Bu günde Hz. Hüseyin'in (R.A.) ugradigi ihaneti anmak isteyen kimse, Allah'in emrine uyarak ve Ulu Allah'in «Onlara Allâh'dan magfiret ve rahmet vardir. Iste onlar hidayete erenlerdir» mealindeki âyetle Hz. Hüseyin'e (R.A.) ayirdigi mertebeye saygi duyarak sadece  sık sık «Innâ lillâhi ve in-na ileyhl râciûn» demesi gerekir. Bunun disinda hic kimsenin, sakin ve sakin râfizilerin ve benzerlerinin yas tutma, aglasma ve dögünme gibi geleneklerine uymamalidir. Çünki böyle davranmak, mü'min ahlâkina uymaz. Eger böyle davranmak mesru olsaydi, Hz. Hüseyin'in (R.A.) dedesi olan Peygamber imizin ölüm gününde yas tutmak daha yerinde oturdu.

Yüce Allâh, bize kafidir, O ne gürel vekildir...(.kalplerin keşfi)
7
MÜBAREK GÜN VE GECELER / Ynt: Muharrem ayi
« Son İleti Gönderen: ihvan23@hotmail.com 16 Temmuz 2024, 13:06:48 »
Aşûre Günü
Muharrem'in 10'uncu günü Aşûre günüdür. Aşûre gününde çok büyük ve mühim hâdiseler meydana gelmiştir.

Fakîh Ebu'l-Leys Semerkandî Hazretleri'nin beyânına göre Aşûre günü meydana gelen hâdiselerden bazıları şunlardır:

Yerlerin ve göklerin yaratılması,
Hz. Âdem (a.s.)'in tevbesinin kabul edilmesi,
Hz. Musa (a.s.)'nın Firavn'ın şerrinden kurtulması ve Firavn'ın helak olması,
Hz. İbrahim (a.s.)'in dünyaya gelmesi ve ateşten kurtulması,
Hz. Eyyûb (a.s.)'un hastalıktan şifâ bulması,
Hz. Yûnus (a.s.)'un balığın karnından kurtulması,
Hz. Süleyman (a.s.)'a saltanat verilmesi,
Hz. Nuh (a.s.)'un gemisinin karaya oturması,
Hz. Hüseyin (r.a.)'in şehid edilmesi ve
Kıyâmetin kopması da Aşûre günü olacaktır.
Aşûre Günü ne yapılır?
a - O gün, eve ufak-tefek erzak alınırsa, bir sene boyunca evde bereket olur.
b - En az 10 müslümana birer selâm veya bir müslümana 10 selâm verilir. Fakir-fukarâ sevindirilir.
c - O gün gusledenler, bir sene ufak-tefek hastalık görmezler.
d - 10 defa şu duâ okunur:
سُبْحَانَ اللهِ مِلاْءَ الْمِيزَانِ وَمُنْتَهَى الْعِلْمِ وَمَبْلَغَ الرِّضَى وَزِنَةَ الْعَرْشِ

„Sübhânallâhi mil'el mîzân. Ve müntehel-ılmi ve mebleğar-rızâ ve zinetel-arş“
e - Yine Aşûre gününe mahsus olmak üzere kuşluk vaktinde 2 rek'at namaz kılınır. Her rek'atte 1 Fâtiha-i şerîfe, 50 İhlâs-ı şerîf okunur.
Namazdan sonra 100 defa:
اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَآدَمَ وَنُوحٍ وَاِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى وَمَا بَيْنَهُمْ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ صَلَوَاتُ اللهِ وَسَلاَمُهُ عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ

„Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhın ve İbrâhîme ve Mûsâ ve Îsâ ve mâ beynehüm minen-nebiyyîne vel-mürselîn. Salevâtullâhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn“
f - Öğle ile ikindi arasında 4 rek'at namaz kılınır. Beher rek'atte 1 Fâtiha-i şerîfe, 50 İhlâs-ı şerîf okunur.
Namazdan sonra:
70 İstiğfâr-ı şerîf,
70 Salevât-ı şerîfe,
70 defa:
لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ

„Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym“ okunur.
Ümmet-i Muhammed (s.a.v.)'in hidâyeti ve halâsı için duâ edilir.
.
8
İSLAM-GENEL / Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Son İleti Gönderen: Togika 15 Temmuz 2024, 17:51:27 »
Hazret-i Musa (as) dedi ki:
- Hak Teâlâ (cc) beni sana gönderdi ve dedi ki:
<< Var o kuluma sor, benim kendisine yirmi yıldır verip durmakta olduğum malları- mülkleri nerelere harcamış öğren. O kimse Hazreti Musa (as)'ya dedi ki:
- Yâ Musa(as)! Dünyaya geleliden beri onun izzeti için bir gece yatıp rahat uyku uyumadım. beni kendine meylettirmesinden ve dolasıyla hışmına ve gazabına uğratmasından korktum. Elhamdülillah artık korkmuyorum ki fakirliğe yetiştim. Ömrümün kalan yirmi yılına bastım. Bu zaten fakirliktir. Şimdiden sonra artık ölsem de gam yemem.
Hazreti Musa (as) hayretler içinde kaldı. Vardı, yine Tûr dağına çıktı. Hak Teâlâ (cc) Hazretlerine dedi ki:
- Yâ Rabbi! O kulun acayip bir kuldur. Kendisine bunca mal verdin. Şimdi elinde pul dahi yok. Hattâ arkasındaki çocukları, kızları, evi-barkı ve kendisi verdiğin dünyalıkla hiç ûnsiyet peyda edip alâkalanmamışlar. Üzerlerine verdiğin dünyalıktan pek fazla bir eser görmedim. Her ne ki, ona verildiyse elini dokunmadan fakirlere paylaştırmıştır.
Hak Teâlâ (cc) buyurdu ki:
- Yâ Musa! (as) İzzetim hakkı için o kendisine verdiğim malı bu dünyada nefsine vermedi. Benim yoluma verdi. Ben de şimdi fakirlikle geçmesi gereken yirmi yılı zenginlikle geçirmesini taktir ediyorum. Şimdi yâ Musa! (as) var kendisine böylece bildir. Hazreti Musa (as) oradan ayrıldı. Vardı, bu haberi o kimseye duyurdu. O kimse de kalan yirmi yıllık ömrünü zenginlik, bolluk içinde geçirdi. Eline girenlerin tamamını Hak yolunda devamlı olarak verdi. Bekletmedi.
Bundan iyice anlaşılsın ki Allah-u Teâlâ (cc)'nın yolunda fakir fukaraya verilenler eksilmez. Artar ve devam eder. Kıssadan hisse almamız lazımdır.



 
9
İSLAM-GENEL / Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Son İleti Gönderen: Togika 14 Temmuz 2024, 19:10:33 »
Hazreti Musa (as)'nın yanına vardı. Musa Peygambere dedi ki:
- Fakirlik gayet güzel bir şeydir. Nolaydı daima fakir olaydım. Sen bir Peygambersin. Kelimullahsın. Fakirsin. Lâkin firavun zengin olduğu için kibirlendi. Sana uymadı. Ne edeyim ki Allah-u Teâlâ (cc) benim için kırk yıllık ömür takdir etmiş. Bunun yirmi yılı fakirlik, yirmi yılı da zenginlikte geçecekmiş. Yirmi yıl beyliğe önce, yirmi yıl fakirliği de sonra yaşıyayım da Allah-u Teâlâ (cc)'nın huzuruna fakirlik halimle geleyim.
Hazreti Musa (as) o kimsenin sözlerini vardı, Hazreti Allah'a (cc) arzetti. Allah-u Teâlâ (cc) Hazretleri bu sözü kabul etti.
Derhal o kimse öylesine zengin oldu ki, o memlekette ona gelen dünyalık hiç kimselere gelmedi. Gün geçmezdi ki binlerce akça kesesine girmesin. O kimse kendisine başvuran ihtiyaç sahiplerini hiç geri çevirmez, onların hepsinin ihtiyaçlarınıda görürdü. Köprüler yapardı. Mescidler yapar, açları doyururdu, çıplakları giydirir, borçluların borçlarını öderdi. Yirmi yılın tamamını bu şekilde geçirdi. Yirmi yıl geçtikten sonra o kimsenin hanımı dedi ki:
- Yirmi yıldır gün geçmez ki senin cebine yirmi bin üzerinde paralar girmesin. Amma senin ne yoksulluğun belli ne de beyliğin. Yediğin arpa ekmeği ve arpa bulamacıdır. Oğullarının giydiği abadır. Getir göreyim elinde ne vardır ?
O kimse dedi ki:
- Elimde şimdi yarım pulum vardır... Ve onu da çıkarıp bir fakire verdi.
Tekrar Hazreti Musa (as) mûnâcat ederken Allah-u Teâlâ (cc) buyurdu:
- Yâ Musa! (as) O kulumun halini bilir misin ?
Hazreti Musa:
- Yâ Rabbi! Yine kullarının halini en iyi bilen sensin.
Hak Teâlâ (cc) buyurdu:
- Yâ Musa (as), bugün o kuluma verdiğim yirmi yıllık zenginliğin müddeti sona erdi. Var bak, o verdiklerimi o kulum ne etmiş? Mallarımı nerelere harcamış? Sor, sual et.
Musa (as) geldi. O kimsenin kapısını çaldı. O kimse çıktı. Hazreti Musa (as) o kimsenin arkasındaki abâ giymiş haldeki oğullarını gördü. Elbiseleri abâ ve başlarındaki birer eski takke idi.
10
İSLAM-GENEL / Ynt: Nefslerin Temizliği ( Müzekkin Nüfus )
« Son İleti Gönderen: Togika 11 Temmuz 2024, 15:57:26 »
Onu için fakirlik, zenginlikten çok iyidir. Haberlerde mevcuttur ki; Hazreti Musa (as) münâcattan sonra diledi ki, memleketine gelsin. Hak Teâlâ (cc) buyurdu ki:
- Ya Musa! Var filan kuluma, benden selâm et. Onun ömründen benim katımda kalan kırk yıldır. Lâkin o kırk yıllık ömrün yirmi yılıı fakirlikle geçirse gerektir. Kalan yirmi yılını da beylik ile, zenginlikle geçirecektir. Şimdi yirmi yıl fakirlik mi evvel olsun, yoksa yirmi yıl beylik mi evvel olsun ? O kuluma danış.
Hazreti Musa (as) vardı. O kimseyi buldu. Allah-u Teâlâ (cc)'nın selâmını ona ulaştırdı ve dedi ki:
- Allah-u Teâlâ (cc) sana selâm etti ve buyurdu ki: << Katımda onun ömründen kırk yıl kalmıştır. O kırk yıllık ömrün yirmisini beylik, yirmi yılını da fakirlikle geçirecek. Acaba hangisini sonra geçirmek ister, sor. Hangisinin evvel olmasını ihtiyar edersin?>>
O kimse dedi ki:
- Gideyim hatunuma danışayım, bir görüşeyim. Bakalım hatunum ne der ?
Vardı hatununa dedi ki:
- Ya hatun! Allah-u Teâlâ (cc) bize salâm etmiş. Yirmi yıl beylikle, yirmi yıl da fakirlikte geçmek üzere kırk yıl ömrümüz var imiş. Hak Teâlâ (cc) kereminden Hazreti Musa (as) ile haber göndermiş. Beyliği mi evvel, yoksa fakirliği mi evvel vereyim?
Hangisinin evvel olmasını tercih edelim. Hak Teâlâ (cc) kereminden verecekmiş, diyerek hatununa danıştı.
Hatunu:
- Evvelâ yirmi yıl fakirlik gelsin. Sonra da beylik, dedi. Zira ihtiyarlıkta yoksul ve fakir olmak müşkildir. İhtiyarlıkta insanın kuvveti - kudreti gider. Sıkıntıya gelmez olur. İhtiyarlığımız hoşluk ile olsun. dedi.
Hatunu böyle mûnasip gördü. O kimse dışarı çıkıp dedi ki:
- Kadınların rey ve fikirleri doğru ve salih olmaz. Önce beylik, fakirlik de ondan sonra olsun.
Sayfa: [1] 2 3 ... 10