Sağlıklı Yaşamın Sırrı...
Peygamber Efendimiz(s.a.v.), peygamberliği zamanında çeşitli defalar Rum İmparatoru olan Heraklius ile mektuplaşmış ve kendisini İslam dinine davet etmiştir.
Heraklius bu gelen elçileri iyi karşılamış ve peygamber efendimize çeşitli hediyeler göndermiştir.
Bir defasında bu hediyelerle birlikte bir de doktor göndermişti.
Doktor, peygamber efendimizin huzuruna çıktığında, İmparator Heraklius’un kendisini Peygamber Efendimizin hizmetine verdiğini, eğer müsaade edilirse Kendisine ve diğer Müslümanlara bundan böyle doktor olarak hizmet vermek istediğini söyler.
Resulü Ekrem efendimiz, memnun olarak bu isteği kabul eder.
Doktora kalacağı ve gelen hastalara bakabileceği bir ev tahsis edilir.
İhtiyaçları cemaat tarafından temin edilmektedir.
Günler geçer…
Haftalar geçer…
Aylar geçer…
Doktor bakar ki ne gelen var ne giden.
Kimse yanına hal hatır sormaktan, ihtiyaçlarını temin etmekten başka uğramamaktadır.
Dayanamaz ve hem izin istemeye, hem de ona şaşırtıcı gelen bu durumu sormak için Efendimizin Huzuruna gelerek bu durumu O’na anlatır;
“Efendim, ben buraya sizlere hizmet etmeye geldim, bana bir ev verdiniz. İhtiyaçlarımı karşıladınız. Ancak geldim geleli hiçbir hasta yanıma gelmedi. Hasta kimseyi görmedim.Boş boş oturmaktan sıkıldım. Müsadenizi istiyorum”. der.
Kainatın Efendisi;
“Sen bilirsin! Eğer kalırsan sen bizim misafirimizsin, misafire bakmak ve ona hizmet etmek biz Müslümanların vazifesidir. Gidersen de uğurlar olsun! Şunu bil ki, burada senelerce de kalsan, sana kimse gelmez. Çünkü Ashabım hasta olmaz! İslâm dini, hasta olmamak yolunu göstermiştir. Ashabım temizliğe çok dikkat eder. Acıkmadıkta birşey yemez ve sofradan doymadan önce kalkar!" diyerek hem o doktora hem de Biz Müslümanlara öğütler vermiştir.
Peygamberimiz ve İslam Büyükleri bize sağlıklı olmanın ve sağlıklı yaşamanın sırrını çeşitli defalar vermişlerdir.
Ruh sağlığı, ibadette gizlidir.
Beden sağlığı ise genel olarak şu dört temel esasa dayandırılır.
Az Yemek,
Az Uyumak,
Az Konuşmak,
Ve Temizlik…
Nefsi terbiye etmenin yoludur aynı zamanda az yemek, az uyumak ve az konuşmak..
Kim ki nefsine hakim olmak isterse az yesin, az uyusun ve az konuşsun.
Efendimizin sünnetidir, doymadan kalkmak, midenin üçte birini yemeğe, üçte birini suya ve üçte birini hava için ayırmak.
Yapılan bilimsel araştırmaların tamamı fazla uykunun insan bedenine faydadan çok zarar getirdiğini göstermiştir.
Konuşmak hakkında herhalde şu bildik cümle yeter; "Söz, ağızdan çıkmadan esirin, çıktıkdan sonra efendin olur."
İbrâhim Hakkı hazretleri "Tefvîznâme" adlı şiirinde derki
“Az ye, az uyu, az iç,
Ten mezbelesinden geç,
Dil gülşenine gel göç,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...”
Sağlıklı olmak, sağlıklı yaşamak bir bakıma bedenin zekatını vermek aslında bu kadar kolay,
tabi nefs'e dur diyebilene…
Mirza Özbekoğlu
http://www.sonsayfa.com/author_article_detail.php?id=2651&uniq_id=1179090542
Bazı insanlar kolay kolay hasta olmazken geri kalanımız niçin hastalanıp yataklara düşer? Böyle durumlarda, sağlıklı insanları kıskanmak yerine sağlıklı yaşamın ve bağışıklık sistemini güçlendirmenin sırlarını öğrenenin. İşte size bazı ipuçları:
Egzersiz yapın: Egzersiz yapmanın beyni sakinleştirdiği ve stresten kurtardığı belirtiliyor. Güçlendirici ve kondisyon hareketlerinin bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olduğunu söyleyen, dövüş sporu eğitmeni olan Jennifer Cassetta, kendisinin ve dövüş sporu öğrenen babası ile büyükannesinin asla hasta olmadığını iddia ediyor. 8 yıl önce dövüş sporlarına başladığında hayatının değiştiğini belirten Cassetta, "Spora başlamadan önce sigara ve kahve içiyordum, her gece dışarı çıkıyordum. Egzersizlere başladığımda, tüm alışkanlıklarım değişmeye başladı. Yediklerime dikkat ediyorum, sigarayı bıraktım, daha çok egzersiz yapıyorum. Şu an 30'lu yaşlarımdayım, daha fazla enerjim var, daha iyi görünüyorum ve güçlüyüm" dedi.
Ağız sağlığınıza özen gösterin: Ağız sağlığına dikkat etmemek, yetersiz ağız hijyeni ve dişeti hastalıklarının yanı sıra diyabet gibi ciddi hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Chicago Halkla İlişkiler Danışmanı Joanna Broussard, antiseptik ağız suyuyla düzenli olarak gargara yapmanın diş sağlığını geliştirdiğini ve diğer hastalıkları uzaklaştırmaya yardımcı olduğunu söyledi. 12 yıl önce, diş doktorunun önerisini dinleyerek her gün dişlerini fırçaladıktan sonra gargara yaptığını belirten Broussard, "O günden beri hiç soğuk algınlığı geçirmedim. Çevremdeki insanlar grip ya da soğuk algınlığı olurken, ben bağışıklık kazanmıştım" dedi.
Günde bir elma yiyin: Elma, içerdiği 'quercetin' isimli antioksidan madde sayesinde birçok hastalığa iyi geliyor. Alzheimer da bunlardan biri. Yapılan bir araştırmalara göre, hücrelerin zarar görmesine karşı direnci artıran güçlü bir antioksidan içeren elma, güneş ışığı, kimyasal reaksiyonlar ve günlük yaşamın sebep olduğu stresten kaynaklanan zararlara karşı güçlü bir koruma sağlıyor. Özellikle kırmızı elmada, brokoli ve yeşil çayda da bulunan quercetin isimli antioksidan, stres altındaki kişilerin bağışıklığını destekliyor.
Endişe etmeyin, stresi yenin: Hastalanmak hakkında endişe etmeyin. Korku ve muhalifliğin bağışıklığı azalttığı belirtiliyor. Sürekli kaygı, kortizol ve adrenalin seviyesinin artmasına yol açıyor ve bu stres hormonları da vücudun bağışıklığını azaltıyor.
Vitamin alımınızı artırın: Herkesin somon balığı, yumurta ve süt gibi yiyeceklerde bulunan D vitaminine ihtiyacı olduğunu belirten uzmanlar, bunun yanında insanların yeterince C vitamini almadıklarını açıklıyorlar. Narenciyeler iyi bir C vitamini kaynağı olarak biliniyor. C vitaminin soğuk algınlığını önlediği bir efsane, ancak meyve ve sebzelerden yeterli miktarda C vitamini almak bağışıklık sistemini destekliyor.
Vücudunuza önem verin: Pozitif tutum vücuttaki bağışıklığı geliştiren, dolaşımı artıran nitrik oksit seviyesini artırıyor. Bu nedenle uzmanlar, hastalıklara karşı direncinizi artırmak için pozitif olmamız ve olumlu düşünmemiz gerektiğini söylüyorlar.
Sosyal bağlarınızı artırın: Sağlık ve bağışıklık üzerinde stresin ve sosyal desteğin etkisini araştıran Carnegie Mellon Üniversitesi'nden Psikoloji Profesörü Sheldon Cohen, mutlu insanların gribe yakalanma ihtimalinin diğerlerine göre yüzde üç daha az olduğunu, 300 kişi üzerinde yaptığı bir araştırmaya dayanarak söylüyor. Araştırma sonucunda, mutlu insanların soğuk algınlığı kapma olasılığının düşük olduğu, hastalığı kapanlarda da semptomların daha az şiddetli olduğu görüldü. Bu tür hastalıklara karşı direncin ruh haliyle paralel olduğunu söyleyen Cohen, "Mutlu ve pozitif olmak, bağışıklık sistemini güçlendiriyor" dedi.
Ellerinizi tekrar tekrar yıkayın: Mikroplarla mücadele etmek için ellerinizi sık sık yıkayın. Araştırmalar, birçok insanın tuvaletten çıktıktan sonra elleri yıkamaya dikkat etmediğini gösteriyor. Hastalıkları önlemek için elleri sık sık yıkamak çok önemli. Soğuk algınlığı ve grip mevsimi boyunca, ellerinizi gün boyunca sıklıkla yıkayın. Çünkü her gün kapı kolu, merdiven tırabzanları ve diğer insanlar gibi tüm patojenlerle temas halindeyiz. ABD'deki Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi(CDC), elleri 20 saniye yıkamanın insanları 1 milyar soğuk algınlığı virüsünden korumada oldukça etkili olduğunu belirtiyor.
Uykunuzu iyi alın: Uyku sağlıklı kalmanın en iyi yollarından biridir. Gece kesintisiz 8 saat uyuyan bir insan kesinlikle kendini daha iyi hisseder. Prof. Dr. Sheldon Cohen, gece boyunca kesintisiz uyuyanların, sık sık uyananlara oranla daha az soğuk algınlığına yakalandıklarını söyledi. İyi bir gece uykusu aynı zamanda bağışıklık sistemini iyileştiriyor. Çünkü gece uykusundayken, melatonin seviyesi yükseliyor ve bu da bağışıklığı geliştiriyor. Tüm bunların yanında uykunun hiçbir yan etkisi yok.
Zaman Online
(http://www.haber3.com/images/gallery/7393/1.jpg)
Beyin:
Özel egzersizlerle onu da çalıştırın Unutkanlık, günümüzde 7'den 70'e hemen hepimizin sorunu. Uzmanlara göre; eğer içinde yer alan 100 milyar sinir hücresini (nöron) çalıştırılanız, beyninizin formda kalmasını sağlayabilirsiniz. Ne yapabilirsiniz? Bulmaca çözebilir, şiir ezberleyebilir veya yabancı dil öğrenebilirsiniz.
Uzmanlar, yönteminiz ne olursa olsun, uzun yıllar sağlıklı kalması için beyninizi her gün en az 30 dakika boyunca çeşitli aktivitelerle zorlamanız gerektiğine dikkat çekiyorlar. Eğer yoğun bir egzersiz programı için zaman bulamıyorsanız, günde en az bir kez gri hücrelerinizi keşif yolculuğuna çıkarmanız gerekiyor. Bunu da dişlerinizi bazen sol elinizle temizleyerek, zihninizde bir resim çizerek veya restoranda yeni bir menü tadarak sağlayabilirsiniz.
(http://www.haber3.com/images/gallery/7393/2.jpg)
Gözler
Havuç ve kayısı yıpranmayı önlüyor Yaşımız ilerledikçe iki şey göz sağlığımızı özellikle tehdit ediyor: Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen 'glokom' İle makula dejenerasyonu! Bu hastalıklar tedavi edilmediğinde körlüğe kadar varabilen sorunlar oluşturabiliyor. Ne yapabilirsiniz? 40 - 45 yaşlarında iseniz ve risk faktörünüz varsa 2, yoksa 4 yılda bir göz basıncınızı ölçtürmelisiniz; sonuç 22 mmHg çıktığı takdirde doktorunuz tedavi uygulayarak sorunun ilerlemesini durdurabilir.
Makula dejenerasyonundan korunmak içinse sofranızda her gün sebze ve meyve, özellikle de luteinden zengin havuç, kayısı veya ıspanak bulundurun. Çünkü yapılan bir araştırma; bu sebze ve meyvelerde bol miktarda bulunan lutein maddesinin yaşlılığa bağlı göz hastalıkları riskini azalttığını ortaya koydu. Ancak ne kadar sağlıklı beslenirseniz beslenin, siz yine de güneş gözlüğünüzü yanınıza almadan sokağa çıkmayın!
(http://www.haber3.com/images/gallery/7393/4.jpg)
Karaciğer:
Günde 2 elma destek veriyor Karaciğerimiz, yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenlemek, kandaki şeker miktarını ayarlamak, vücuda su üretmek ve daha pek çok görevini yerine getirebilmek için gün boyunca dur durak bilmeden çalışıyor. Görevlerinden herhangi birini yapamaz hale geldiğinde ise, karaciğer yetersizliği, iltihaplanması ve siroz gibi ciddi hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Ne yapabilirsiniz? Öncelikle alkol alımını kaldırın.
Çünkü uzmanlara göre; alkol tüketmek karaciğerin yağlanma riskini artırıyor. Fazla kilolar da karaciğere zarar verebildiği için ideal kilonuza ulaşmalısınız. Bunların yanı sıra, zeytinyağı kullanın ve daha çok sebze - meyveye dayanan Akdeniz veya Ege Mutfağı ile beslenin. Uzmanlar karaciğerinize destek vermek için günde 2 elmayı kabuklarıyla birlikte yemenizi öneriyorlar.
(http://www.haber3.com/images/gallery/7393/5.jpg)
Böbrekler:
Bitkiler detoks etkisi yaratıyor Böbreklerimiz adeta arıtma tesisi gibi çalışıyor: Başta üre olmak üzere atıklan kandan süzüyor ve onlan suyla birlikte idrar olarak boşaltıyorlar. Kanın asit baz dengesini sabit tutmak, vücudun su ve elektrolit dengesini sağlamak gibi önemli işlevler de üstleniyorlar. Ne yapabilirsiniz? Böbreklerinize destek olmak için her gün en az 2 litre su içmelisiniz. Isırgan otun çayı ile 3 hafta boyunca yapacağınız kür ve 10 dakika boyunca ip atlamak da toksin maddelerin vücudunuzdan atılmasına destek oluyor.
(http://www.haber3.com/images/gallery/7393/6.jpg)
Omurga:
Pilates beli esnetiyor İnsanların yaklaşık yüzde 80'i, hayatları boyunca en az bir kez bel ağrısıyla karşılaşıyor. Bel ağrılarının çoğu kendiliğinden düzelse de, bazı durumlarda hayatımız boyunca uğraşmamız gereken bir soruna da dönüşebiliyor. Ne yapabilirsiniz? Bel sağlığınızı korumak için haftada 2-3 kez karın ve sırt kaslarınızı güçlendiren egzersizler yapın. Örneğin fitness salonunda aletli egzersizlerden yararlanabilir veya esnek bantta uygulanan hareketleri tercih edebilirsiniz. Bu, disklerin yükünü hafifletebiliyor. Pilates, flexi bar ve yoga egzersizleri de, gövdenin dik ve dengede kalmasını sağlayarak bel sağlığınızı koruyabiliyor.
(http://www.haber3.com/images/gallery/7393/8.jpg)
Kemikler:
Kuvvet egzersizleri iskeleti güçlendiriyor Kemik kitlemiz 30-40 yaşlarından itibaren her yıl yüzde 1, hatta menopoz döneminden sonra yüzde 5 oranında azalıyor. Kemik sağlığımızı korumak içinse zamanında önlem almamız şart. Ne yapabilirsiniz? Kaslarımızın güçlenmesini sağlayan egzersizler, kemik yoğunluğunu da artırabiliyor. Bu nedenle haftada 2 kez, kaslarınızı çok zorlamayacak şekilde ağırlık çalışmaları ile kas gruplarınızı belli bir gerginlikte ve güçte tutun. Ayrıca her gün veya haftada 3-4 kez, en az 15-20 dakika boyunca yürüyün. Günde 1000 -1200 miligram kalsiyum alabilirsiniz.
(http://www.haber3.com/images/gallery/7393/9.jpg)
Kalp
Günümüzde mutlu bir evlilik yaşayabileceğimiz bir partneri bulmak pek kolay olmasa da, siz yine de ümidinizi kesmeyin ve arayışlarınıza devam edin. Çünkü uzmanlara göre; mutlu bir birliktelik, kalp sağlığını büyük ölçüde tehdit eden yüksek tansiyondan (140/mmHg) koruyabiliyor. Ayrıca spor yaparak haftada 2 bin kalori yakarsanız (aerobic, bisiklete binme ve yüzme), kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskinizi yüzde 50 oranında azaltabilirsiniz. Aynı zamanda Akdeniz Diyeti de kalbimizi genç tutabiliyor. Uzmanlar kalbinizin sağlıklı kalması için alışveriş sofranızı her gün 400 gr sebze ve meyve ve 2.7 gram sarımsakla donatmanızı öneriyorlar.
(http://www.ortopedidoktoru.com/diz.gif)
Dizler:
Bisiklete binmek diz eklemlerini rahatlatıyor
Vücudumuzdaki hiçbir eklem dizlerimizden daha fazla çalışmıyor. Bu nedenle eğer 70 yaşında da merdivenleri yine hoplaya zıplaya çıkmayı düşünüyorsanız, günlük yaşantınızda dizlerinize hak ettikleri özeni göstermelisiniz. Ne yapabilirsiniz? Diz sağlığını korumak için öncelikle fazla kilolarınızdan kurtulmalı, her egzersiz öncesinde ısınma hareketleri yapmalı ve yüzme, bisiklet ya da su jimnastiği gibi dizlerinize dost spor türlerini düzenli uygulamalısınız. Çünkü dairesel ve ritmik hareketlerle yapılan egzersizler eklemlerin yükünü hafifletebiliyor.
(http://www.lotuskozmetik.com/lotus_kozmetik_cilt_bakim_urunleri/fresh_look_cilt_bakim_urunleri/5._normal_ve_karma_cilt_bakim_kompleksi_188.jpg)
Cilt:
Akıllı maddeler cildi gençleştiriyor 30 yaşından itibaren ilk kırışıkla beliriyor, 40 yaşından sonra da cildimiz kollajen azalmasına bağlı olarak elastikiyetini kaybetmeye başlıyor. Yaşlanmayı önlemek mümkün olmasa da, cildimizin uzun yıllar genç ve pürüzsüz kalmasını sağlamak bizim elimizde! Ne yapabilirsiniz? Cilt sağlığınız için öncelikle sigara tüketiminden ve yoğun güneş banyosundan hemen vazgeçmelisiniz.
Çünkü sigara ve ultraviyole ışınları, cildin erken yaşlanmasına yol açıyor. Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için sokağa çıkmadan önce en az 30 koruma faktörlü ürünleri cildinize sürmeyi ihmal etmeyin. Her gün cilt tipinize uygun nemlendirici etkiye sahip krem sürmeyi de unutmayın. Örneğin/en üst katmandaki hücreleri aktive eden ve elma, papaya, limon ve şeker kamışında bolca bulunan meyve asitli ürünleri tercih edebilirsiniz.
Doğadaki en iyi nemlendiricilerden biri olduğu öne sürülen aloe vera da, cildi yumuşatıp, yeniden canlandırabiliyor. Yosun da içeriğinde bol miktarda bulundurduğu E vitamini sayesinde yaşlanmayı geciktiriyor. Bunların yanı sıra cildinizin nemli kalmasını sağlamak için her gün en az 2 litre su içmeli, gergin bağ dokusuna sahip olmak için de bol bol çilek, böğürtlen ve kırmızı pancar yemelisiniz.
Haber3
Teşekkürler Tuğra . En ilginci de
Alıntı Yap10 dakika boyunca ip atlamak da toksin maddelerin vücudunuzdan atılmasına destek oluyor.
bu gibi :)