KUR’ÂN-I KERÎM OKUMANIN BAZI ADÂBI
Kur’ân-i Kerîm’i abdestli oldugu halde kibleye dönerek hûsû ile okumalidir.
Kur’ân-i Kerîm okunan mahal temiz olmalidir.
Okumaya Eûzü besmele ile baslanir. Tecvîd üzere ve agir agir okunur.
Okurken mânâsini düsünerek ve mümkünse aglayarak okumalidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Bu Kur’ân hüzün ve kederle indi.
Okudugunuz zaman aglayin. Eger agla-yamazsaniz aglamaya çalisin.” buyurmuslardir.
Kurân-i Kerîm’i mushafdan okumak ezber okumaktan daha fazîletlidir.
Dinleyenler, okunan Kurân-i Kerîm’i husû ile dinlemelidir.
Secde âyetleri okununca secde yapilmalidir.
Kurân-i Kerîm hatmedildigi zaman duâ etmek sünnettir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Kurân-i Kerîm’i hatmedenin duâsi kabul olunur ve
Allah için yapilan amellerin en sevimlisi Kurân-i Kerîm’i hatmettikten sonra hemen yenisine baslamaktir.” buyurdular.
Kur’ân-i Kerîm’i ezberledikten sonra unutmak büyük günâhtir.
Kur’ân-i Kerîm okumayi kesip bir baska kisi ile zarûretsiz konusmak mekrûhtur.
Hatim okuyan kisi Duhâ Sûresi’nden îtibaren sonuna kadarher sûrenin sonunda tekbir okumak müstehabdir.
Kur’ân-i Kerîm’i hatmettikten sonra hemen yeni bir hatme baslamak sünnettir.
IMÂMI RABBÂNÎ (K.S.) HAZRETLERINDEN:
“Muhakkak bu dünyâ amel yeridir. Mükâfât yeri ise âhirettir.
O halde sâlih ameller islemeye gayret etmek lâzim. Amellerin en fazîletlisi ve
ibâdetlerin en güzeli de dînin diregi ve mü’minlerin mirâci olan namazi dosdogru kilmaktir.”
Fazilet takvimi 28.06.2006
Kur’an-ı Kerim’i dinlemek okumaktan daha faziletlidir. Çünkü dinlemek farz okumak müstehaptır. Okunan Kur’an-ı Kerim’i dinlemek hem namazda hem namaz dışında özür bulunmadığı zaman vaciptir. Şayet özür bulunursa meselâ çocuk evde Kur’an-ı Kerim’i okurken aile fertleri daha önce başladıkları işleri ile meşgul olursa dinlemeleri vacip olmaz.
Eğer okunmaya başladıktan sonra işe başlarsalar mazur sayılmazlar. (Dinlemeleri vacip olur.) Kur’an-ı Kerim’in kıtaatı sırasında fıkıh okumanın hükmü de aynıdır. Bir kişi fıkıh yazarken bir başkası yanında Kur’an-ı Kerim okursa fıkıh yazanın Kur’an-ı Kerime kulak vermesi mümkün olmazsa günah okuyanadır. Fıkıh tekrar etmekte olan kimsenin başka birinin okuduğunu dinlemesi lazım gelmez.
Bir mescitte hem kur’anı Kerim okunuyor hem de vaaz ediliyorsa vaazı dinlemek evlâdır. Kınye’de de böyledir. Müderris mescitte ders okuturken Kur’an-ı Kerim okunursa derste mazurdur, dinlemesi lazım gelmez. Aynı şekilde insanların uyuduğu bir yerde cehri olarak okursa günah okuyanadır. Çünkü okuyan kişi onların dinlemekten yüz çevirmelerine sebep olmuştur. Veya onları uyandırmakla eza vermiş olur.
Aslına bakılırsa Kur’an-ı Kerim’e kulak verip dinlemek farz-ı kifayedir. Çünkü ona kulak vermekle hakkı ikame edilmiş olur ve zayi edilmiş sayılmaz. Verilen selamı almakta olduğu gibi. Ancak Kur’an-ı Kerim okuyanın sokakta ve insanların çalıştığı yerlerde sesli olarak okuyup hürmetsizlik etmemeleri vaciptir. Şayet olursa Kur’an-ı Kerim’in hürmetini kendisi zayi etmiş olur. Bu sebeple günah kendisi üzerine olup dinlemeyenler üzerine olmaz. Bunun sebebi insanlardan zorluğu defetmektir. Hamevi Yahya efendi Minkarı zade’den Kur’an-ı Kerim’i dinlemenin farzı ayın olduğunu nakletmiştir.[1]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Hediyetülalâiye S.276 – Fetavilhindiye C.5 S.317-318
Alıntı YapÇünkü dinlemek farz okumak müstehaptır.
Okumak Sünnet'tir diye biliyordum ?
Kur'an-ı Kerım okuyacak kimse abdestli olmalıdır. Çünkü Allahü Teala -mealen- "Ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez." (Vakıa Suresi, ayet 79) buyurmuştur.
Kur'an-ı Kerim'i sesiyle süslemelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Kur'an-ı Kerim'i sesinizle süsleyiniz." buyurmuştur. Güzel ses ile Kur'an-ı Kerim'i süslemek, tertii ile yani hakkını vererek, hatasız olarak ve tecvid üzere okumaktır.
Mü'minler Kur'an-ı Kerim'i hüzün ile muhabbetle okur. Eğer hüzün ile okuyamazsa hüzünlüymüş gibi okur.
Şerden ve fitneden korunmak için euzü çekerek şeytanın şerrinden Allah'a sığınır.
Kur'an-ı Kerim'in manasını anlamaya, hakkına riayet etmeye ve icablarını yerine getirmeye muvaffak olabilmek için onun rahmetinden yardım ister ve bunun için ister surenin başından başlasın, isterse de surenin bir cüzünden (kısmından) başlasın önce 'Euzü billahi mine'ş-şeytanirracım' der, sonra besmele çeker, Bismillahirrahmanirrahim' der.
Kur'an-ı Kerim okurken sesini çok yükseltmez ve iyice kısmaz. Çünkü Allahü Teala -mealen- " ... Namazda (okurken veya dua ederken gösteriş şaibesi olmasın diye) bağırma, (korkuyormuş gibi olmasın diye de) kendin işitmeyecek kadar da gizleme, bunun arasında bir yol tut." (Isra Suresi, ayet 110) buyurmuştur.
Mü'minlerin annesi Ümmü Seleme (r.anha) Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Kur'an-ı Kerim okuyuşunu şöyle anlatmıştır: 'O, Kur'an-ı Kerim'i harf harf, yavaş yavaş ve hakkını vererek, teenni ve vakar ile okurdu, okurken de ağlardı."
Bazı ayetleri daha iyi anlayabilmek ve kalbi uyandırmak için tekrar eder. Ebu Zerr (r.a.) şöyle buyurmuştur: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir gece bize geldi, sonra "Eğer onlara azab edersen şüphe yok ki (onlar) senin kullarındırlar ve eğer kendilerine mağfiret kılar(bağışlar)san yine şüphe yok ki sen o aziz, hakimsin." (Maide, 118) mealindeki ayeti tekrar tekrar okudu.
Kur'an-ı Kerım'i unutmamak için gece ve gündüz okumak ve alakayı kesmemek lazımdır. Çünkü bir kimsenin Kur'an-ı Kerım'den bir ayet öğrenip de onu unutması büyük günahlardandır.
F.T.
2 Nisan 2009
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
هِ وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلًا
''Kur’an-ı ağır ağır, tane tane oku.''
(MÜZZEMMİL SURESİ-4)
Allah razı olsun
Kur'an-ı Kerim hakkında ince ayrıntıları gözden geçirmiş olduk,Allah razı olsun