Sadakat İslami Forumları

DİNİ KATEGORİLER => İSLAM-GENEL => Konuyu başlatan: Mücteba - 29 Ocak 2011, 22:29:01

Başlık: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 29 Ocak 2011, 22:29:01
Bu Takvîmin Hazırlanmasında İstifâde Edilen Bazı Kitaplar:

Tefsir: İ.H. Bursevî, Rûhu'l-Beyan. Süyûtî, el-İtkân. F. Râzî, Tefsîr-i Kebîr. Hamdi Efendi, Hak Dîni. Ö. N. Bilmen, Kurân-ı Kerîm Meâl-i Âlîsi ve Tefsîri, Tefsir Tarihi. Suyutî, ed-Dürrü'l-Mensur.

Hadis: Kütüb-ü Tis'a. el-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr. Alâuddin el-Hindî, Kenzu'l-Ummâl. el-Heysemî, Mecmau'z-Zevâid. Buhari, el-Edebü'l-müfred, et-Tarîhu'l-Kebîr. Taberânî, el-Mu'cemü's-Sağir, el-Evsat ve el-Kebîr. Hâkim, el-Müstedrek ale's-sahîhayn. Beyhakî, Şuabü'l-imân, Sünen-i Kübra. Sahîh-i İbn-i Huzeyme. Hatib-i Bağdadî, Tarihi Bağdat. İbn-i Hacer, Fethu'l-Bârî. Ö.N.Bilmen, Beşyüz Hadis. A. Naîm ve K. Mîras, Tecrîd-i Sarîh Terc. İbn Ebi'd-dünyâ, Mekârimü'l-Ahlâk. Münzirî, et-Tergîb ve't-terhîb.

Akâid-Fıkıh: Şerh-i Akâid. Ö. N. Bilmen, Hukuk-ı İslamiye, B. İslam İlmihali, Ashab-ı Kiram Hakkında Müslümanların Nezih İtikatları. Birgivî Vasiyetnâmesi-Kâdızâde şerhi. Şürünbülâlî, Merâkı'l-Felah. M. Zihni Efendi, Ni'met-i İslâm. İmâm-ı Gazâlî, İhyâü Ulûmi'd-dîn. M. Reşîd, Bedru'r-reşîd fi'l-mükeffirât. Ahmed Cevdet Paşa, Eser-i Ahd-i Hamîdi. Kurban Risalesi, Hac ve Umre Rehberi, Nikah Risalesi, Muhtasar İlmihal (Fazilet Neşriyat).

Tasavvuf-Mevize-Nasihat: Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî (K.S.). Fahreddin Ali Safî, Reşahât. Ebû Nuaym Isfehânî, Hilyetü'l-Evliyâ. Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü'l-Evliya. Molla Câmî, Nefehâtü'l-üns. Abdülm. el-Hânî, el-Kevâkibü'd-dürriyye. Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ. Ahmed el-Mekkî, Menâkıb-i Ebî Hanîfe. Seyyid Ali Zâde, Şerhu Şir'ati'l-islâm. ez-Zebîdî, İthâfü's-sâde. Semerkandî, Tenbîhu'l-Gâfilîn. İmâm-Gâzâlî, Minhâcu'l-Abidîn, -el-Mürşidü'l-Emîn. Zemahşerî, Rebiu'l-Ebrâr. Kâdı İyaz, Şifâ-i Şerîf. İmâm Gazâlî, Bidâyetü'n-Nihâye, Eyyühe'l-veled ve şerhi, Merâkı'l-ubûdiyye, Mükaşefetü'l-Kulub. M. Demîrî, Hayâtü'l-Hayevân. Mehmed Saîd, Vezâifü'l-İnâs. E.İbrahim Hakkı, Marifetnâme. S. Hulûsî, Mecmau'l-Âdâb. Ebû Gudde, Safahât min sabri'l-ulemâ. Berekât. Abdulkadir Geylanî, Gunyetü't-Talibîn. Alasonyalı M. Cemal Öğüt, Ana Baba Hakları. Kınalızâde, Ahlâk-ı Alâî. Süheylî, Nevâdir-i Süheylî. Ebu Necib Sühreverdi, Nehcü's-Sülük. Ahmet Rıfat, Tasvîr-i Ahlâk.

Tarih: İbn-i Hişâm, es-Sîratü'n-Nebeviyye. İbn-i Hallikân, Vefeyâtü'l-âyân. İbnü'l-esir, el-Kâmil. M.A. Köksal, İslam Tarihi. E.Sabri Paşa, Mirât-ı Haremeyn. Nişancızâde, Mirât-ı Kâinât. A. Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiyâ, Takvimu'l-Edvar. İbnü'l-esîr, Üsdü'l-Gâbe. İbn-i abdi'l-berr, el-İstîâb. İbn Hacer-Askalânî, El-İsâbe. İmâm Beyhakî, Menâkıb-i İmâm-ı Şâfiî. Abdülmecid Sivâsî, Menâkıb-i Cihâr-ı Yâr. Taşköprüzâde, Mevzuatü'l-ulum. M. Zihnî, Meşâhiru'n-nisâ. İbnü'l-Adîm, Buğyetü't-taleb fî tarih-i Haleb. Zahidü'l-Kevserî, Lemehâtü'n-nazar. M. Raif, Mirât-ı İstanbul. Zehebî, Siyeru'l-a'lâm. İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-Kübra. İbn-i İyâs, Bedâyiu'z-zuhûr. İ. Hami Danişmend, İzahlı Osm. T. Kron., (Çamlıca Basım Yayın) Tarihi Hakikatler. M. Osmanlı Tarihi, Osmanlı Târihi, Hicaz Vilayet Salnâmesi. İbn-i Asakir, Tarih-i Dımışk. Mecdi Mehmed Efendi, Şakaik-ı Nu'maniye ve Zeyilleri. Faik Reşad, Külliyat-ı Letaif.

Lügat ve Ansiklopedi: Ş. Sami, Kâmûs-ı Türki, Kâmûsu'l-A'lâm. Lügat-ı Nâci. Ahter-î Kebîr. Kâmus-ı Muhît. Okyanus. Târifât-ı Seyyid Şerif. Rehber ve Laorusse Ansiklopedileri. M. Z. Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri. E. K. Eyüboğlu, Atasözleri ve Deyimler.

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

" Bismillahirrahmanirrahim ile başlanmayan her (meşru' ve mübah) olan iş (in hayır ve bereketi) kesiktir."
(Hadis-i Şerif, Feyzü'l-Kadir)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)



Takvim Okuma Usûlü

1- "Besmeleyle başlayacağız,

2- Evvela Günün Tarihini okuyacağız,

3- Sonra Hicrî ve Rûmî Tarihi okuyacağız,

4- Sonra dipnotunu okuyacağız,

5- Sonra en baştaki Âyet-i Kerime veya Hadis-i Şerif mealini okuyacağız. Hadis-i Şerif ise "Peygamber Efendimiz buyuruyor ki" diyerek; Âyet-i Kerime ise "Allahü Teâlâ buyuruyor ki" diyerek başlayacağız.  Ehemmiyetine binaen metni üç kere tekrarlayabiliriz.

6- Sonra kaynağını okuyacağız,

7- Daha sonra döndürüp arka yüzünü okuyacağız.

8- Bu vazifeyi kurslarımızda ve evimizde yaparak; her gün sohbet yapmış oluyoruz.

Sohbet-i Şerif ne kadar çok ve sık yapılırsa o kadar iyidir. Arabanın deposunu dolduruyorsun bir miktar gidiyor. Sonra benzin azalıyor, çekiyorsun istasyona bir daha dolduruyorsun; biraz daha gidiyor. Gene benzin azalıyor; bir daha dolduruyorsun. İstanbul’a kadar birçok ikmal yaparak gidiyorsun. Sohbetlerde böyle sık sık manevi ikmal yapılır; zevki ve şevki azalmadan artar devam eder, gider. Cenab-ı Allah buna muvaffak etsin kardeşlerim."
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 29 Ocak 2011, 22:56:52
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Cebrâil (a.s.) gece namazı hakkında bana o kadar tavsiyede bulundu ki, ümmetimin en hayırlısının (gece) çok az uyuyanlar olduğunu zannettim."
(Hadîs-i Şerif, Müsned-i Ebû Hanîfe)

(http://i51.tinypic.com/ettu7a.jpg)
(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/01/02.jpg)

Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: selcuklu - 30 Ocak 2011, 01:41:05
Allah razi olsun devamini bekleriz
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 31 Ocak 2011, 00:25:27
Allah razi olsun devamini bekleriz
Allah c.c. cümlemizden razı olsun.
İnşAllah hayırlara vesile olur.
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 01 Şubat 2011, 00:40:18
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Allâhü Teâlâ'nın azametini, cennet ve cehennemini bir saat tefekkürde bulunmak, bir geceyi ibâdetle geçirmekten daha hayırlıdır."
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://i52.tinypic.com/11ha0p2.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: selcuklu - 01 Şubat 2011, 00:42:49
Allah razi olsun
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: cennet_nuru - 01 Şubat 2011, 11:43:55
Allah razi olsun devamini bekleriz
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 02 Şubat 2011, 00:47:57
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Her yedi günde bir gusletmesi ve o gün başını ve (bütün) vücûdunu yıkaması her müslümân üzerinde Allâhü Teâlâ'nın bir hakkıdır."
(Hadîs-i Şerif, Sahîh-i Müslim)

(http://i54.tinypic.com/k1os3q.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: ihvan - 02 Şubat 2011, 09:33:36
(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/02/02.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: selcuklu - 02 Şubat 2011, 14:35:49
Allah razi olsun kardeslerim evde bir kac tane takvim var ama tembellik okumuyoruz sadakatin ve sizlerin sayesinde burda okuyoruz
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 03 Şubat 2011, 08:56:55
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Rab olarak Allâhü Teâlâ'ya, din olarak İslâm'a ve peygamber olarak da Muhammed'e râzı olan (bunlara iman eden) kimseye cennet vâcib olur."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/01/28.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: ihvan - 03 Şubat 2011, 09:03:05
(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/02/03.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 03 Şubat 2011, 23:09:43
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"İyiliği yap, kötülükten de sakın. Yanlarından kalktığında, halkın senin hakkında söylemelerinden hoşlanacağın şeyleri gözet ve onları yerine getir. Yanlarından kalktığında halkın senin hakkında söylemelerinden hoşlanmayacağın şeylere ise, dikkat et ve onları yapmaktan da sakın."
(Hadis-i Şerif)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/04.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 05 Şubat 2011, 00:23:59
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym   Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Bir kimse bir ağaç diker de o ağaç yetişip olgunlaşırsa, Allâhü Teâlâ o ağaç sebebiyle o kimse için cennette bir ağaç diktirir. "
(Hâdis-i Şerif, Kenzü'l Ummâl)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/05.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: selcuklu - 05 Şubat 2011, 10:38:04
Allah razi olsun  emeginizi Allahim zair etmesin kardesim Hadisi $erifin basina
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym
Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym
eklense nasil olur
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 05 Şubat 2011, 18:37:08
Allah razi olsun  emeginizi Allahim zair etmesin kardesim Hadisi $erifin basina
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym
Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym
eklense nasil olur

Hocam, Allah Razı olsun.
Başlık: “Hanımlarınızla Güzel Geçininiz” / Azı Karar Çoğu Zarar: Tuz
Gönderen: Mücteba - 06 Şubat 2011, 13:34:22
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Siz (ey Ashâb-ı Kirâm, ey Ümmet-i Muhammed), insanlar için (meydana) çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz ..."
(Âl-i İmrân Sûresi, âyet 110)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/06.jpg)
Başlık: Müslümanlıkta Âile / Atalar Sözü
Gönderen: Mücteba - 07 Şubat 2011, 13:59:09
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en hayırlı olanlarınızdır."
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/07.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: cennet_nuru - 07 Şubat 2011, 15:03:09
Allah razı olsun kardeşim selçuklu kardeşimizin de dediği gibi evde var ama tembellik okunmuyor işte hepsi ama burada sizler sayesinde okuyoruz Allah razı olsun..
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: sakincan - 07 Şubat 2011, 16:50:15
duvarlarımızdaki en faydalı ve elzem hazine!
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Günbatımı - 07 Şubat 2011, 16:50:52
Genellikle takvim yapraklarını okumadan, en azından bir göz atmadan bırakmam. Hatta boş zamanlarımda bir kitapçık gibi sonraki sayfaları da okurum. Gerçekten bir hazine gizli takvim yapraklarında...

Emeğinize sağlık, çok hoş bir başlık olmuş... :)

Başlık: Tevekkül Nasıl Olur / Sultan Dördüncü Murad Han
Gönderen: Mücteba - 07 Şubat 2011, 21:32:11
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"... (Müşâvereden sonra karar verip) Azmettiğin vakit de Allah'a tevekkül (ve İ'timâd) et"
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/08.jpg)
Başlık: Peygamberimizin Merhameti
Gönderen: Mücteba - 08 Şubat 2011, 22:47:23
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Yâ ResûlAllah, müşriklere lânet etseniz," denildiği zaman Resûlullah (s.a.v.) "Ben lânet edici olarak gönderilmedim. Ben ancak rahmet olarak gönderildim." buyurdular.
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/09.jpg)

Böyle mübarek peygambere ümmet olmak ne büyük nimettir .
Cenab-ı Mevlam Şefaatinden mahrum etmesin.
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 09 Şubat 2011, 23:49:48
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Şeytan, 'Öyle ise' dedi. 'İzzetine yemin ederim ki ben o(insan)ların hepsini mutlak sapıtırım. Ancak içlerinden ihlâs ile seçilmiş has kulların müstesna."
(Sad Sûresi, âyet82,83)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/10.jpg)
Başlık: Peygamberimiz'in Pehlivanı Yenmesi
Gönderen: Mücteba - 10 Şubat 2011, 21:59:13
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hz. Enes bin Mâlik (r.a.) dedi ki: "Vallâhi Resûlullâh'a dokuz sene hizmette bulundum. Yaptığım bir şey için: Niçin şöyle şöyle yaptın? Yâhut yapmadığım bir şey için: Şöyle şöyle yapsaydın ya! dediğini bilmiyorum."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/11.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Himmet - 11 Şubat 2011, 17:56:21
Çok güzel bir başlık ve çok faideli konular var.Kişi her gün bir takvim yaprağını okusa o gün için sohbet ihtiyacını karşılamış oluyor.önceden her günün H.Ş. lerini mutlaka ezberlerdik.Şimdi çok gafil olduk.

hz.Allah razi ve memnun olsun kardeşim.
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: gülçiçek - 11 Şubat 2011, 20:08:58
Allah razı olsun .
başlık çok güzel  takvim yapraklarındaki yazılanlar da çok kiymetli konular
evde okuyoruz  fakat burda okumak daha güzel oluyor. zs2))
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 12 Şubat 2011, 00:36:19
Allah razı olsun .
başlık çok güzel  takvim yapraklarındaki yazılanlar da çok kiymetli konular
evde okuyoruz  fakat burda okumak daha güzel oluyor. zs2))

Çok güzel bir başlık ve çok faideli konular var.Kişi her gün bir takvim yaprağını okusa o gün için sohbet ihtiyacını karşılamış oluyor.önceden her günün H.Ş. lerini mutlaka ezberlerdik.Şimdi çok gafil olduk.

hz.Allah razi ve memnun olsun kardeşim.

Hz. Allah c.c. cümlemizden razi olsun.
Başlık: Sadaka Vermenin Âdâbından
Gönderen: Mücteba - 12 Şubat 2011, 00:49:15
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Bir müslüman, sevâbını Allâh'tan ümîd ederek âilesine (onların ihtiyaçlarına) harcarsa, bu harcama onun için sadaka olur."
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/12.jpg)
Başlık: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) / Velâdet (Mevlid) Kandili
Gönderen: Mücteba - 12 Şubat 2011, 23:32:35
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Ve (Habîbim Ahmed) seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik."
(Enbiya Sûresi, âyet 107)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/13.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: mazlum - 13 Şubat 2011, 15:38:53
Mücteba emegine sağlık .H.z Allah Razı olsun
Başlık: “Doğdu Ol Sâatte Ol Sultân-ı Dîn”
Gönderen: Mücteba - 14 Şubat 2011, 18:33:29
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Şanım hakkı için size (melek değil) kendinizden, gâyet izzetli, bir rasûl geldi ki zorlanmanız ona ağır geliyor. Üstünüze hırs ile titriyor. Mü'minlere raûf (gayet ince bir şefkat ve merhametli)dir, rahîm (fıtraten pek ziyâde merhametli)dir."
(Tevbe Sûresi, âyet 128)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/14.jpg)
Başlık: Peygamberimizin Babası, Annesi... / Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Evlenmesi
Gönderen: Mücteba - 15 Şubat 2011, 20:20:47
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Çocuklarınızı üç hasletle terbiye ediniz, yetiştiriniz. Peygamberinizi sevmek, onun Ehl-i beytini sevmek ve Kurân-ı Kerîm okumak. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenen, öğreten ve amel edenler hiçbir gölgenin bulunmadığı günde peygamberleri ve güzîde kullarıyla berâber Allah'ın gölgesindedirler."
(Hadîs-i Şerif, Feyzu'l-Kadîr)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/15.jpg)
Başlık: Mânevî Temizlik: Tevbe
Gönderen: Mücteba - 15 Şubat 2011, 20:24:24
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Günahtan tevbe eden, hiç günah işlememiş gibidir."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i ibn-i Mâce)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/16.jpg)
Başlık: Selâm Vermek Sünnet, Almak Farzdır / Beyit
Gönderen: Mücteba - 16 Şubat 2011, 18:55:13
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Ve size bir selâm verildiği vakit hemen ondan daha güzeli ile selâmda bulununuz veyâ onu aynı ile iâde ediniz. Şüphe yok ki Allâhü Teâlâ her şeyi hesâba çekmektedir."
(Nisâ Sûresi, âyet 86)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/17.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 17 Şubat 2011, 13:19:55
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"İnsanlardan Allâhü Teâlâ'ya (onun rahmetine) en yakın olanı onlara (karşılaştıklarına) selâmla başlayan kimsedir."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/18.jpg)
Başlık: Ehl-İ Sünnet'in İmamları / Beyit
Gönderen: Mücteba - 18 Şubat 2011, 15:25:32
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"En fazîletli sadaka bir müslümanın ilim öğrenmesi, sonra da onu müslüman kardeşine öğretmesidir."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/19.jpg)
Başlık: Fakir Cennete Beşyüz Sene Evvel Girer / Atalar Sözü
Gönderen: Mücteba - 19 Şubat 2011, 14:38:23
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Fakirler, zenginlerden (âhiret günü ile) yarım gün, yani beşyüz yıl evvel cennete girecekler."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/20.jpg)
Başlık: Fazîlet Yarışı / Çocuklar İçin Bâzı Tedbirler
Gönderen: Mücteba - 20 Şubat 2011, 16:29:47
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Bir kimsenin,(din)kardeşine üç günden fazla küs kalması helâl değildir."
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/21.jpg)
Başlık: İslâm, Îmân ve İhsân
Gönderen: Mücteba - 21 Şubat 2011, 09:15:55
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"İlmin kaldırılması, cehâletin kökleşmesi, şarabın içilmesi, zinânın çoğalması kıyâmet alâmetlerindendir."
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/22.jpg)
Başlık: Vedâ' Haccı ve Hutbesi
Gönderen: Mücteba - 22 Şubat 2011, 15:02:33
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"... Eğer ona (Peygambere) itâat ederseniz hidâyete erersiniz, resûlün üzerindeki ise ancak açık bir tebliğdir." (Nûr sûresi, âyet 54)
(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/23.jpg)
Başlık: Uykunun Bâzı Âdâbı / Mutfağımız: Mayalı Poğaça
Gönderen: Mücteba - 23 Şubat 2011, 09:32:47
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Rızık ve ihtiyaçlarınızı karşılamaya sabah erken başlayınız. Zîrâ sabah erken başlamakta bereket ve muvaffakiyet vardır." (Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-câmiu's-Sâğîr)
(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/24.jpg)
Başlık: Şefâat
Gönderen: Mücteba - 24 Şubat 2011, 10:13:20
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Her peygamberin Allâhü Teâlâ'dan bir dileği vardı, onu diledi ve Allah katında icâbet ve kabûl olundu. Fakat ben duâmı kıyamet gününde ümmetime şefâat etmek için saklıyorum."
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/25.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: selcuklu - 25 Şubat 2011, 12:02:35
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Her peygamberin Allâhü Teâlâ'dan bir dileği vardı, onu diledi ve Allah katında icâbet ve kabûl olundu. Fakat ben duâmı kıyamet gününde ümmetime şefâat etmek için saklıyorum."
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/25.jpg)


AllahIM SEFAATLARINA NAIL EYLESIN INSAllah AF EDILENLERDEN OLURUZ
Başlık: Yedikule
Gönderen: Mücteba - 25 Şubat 2011, 23:57:07
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır."  
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/26.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: cennet_nuru - 26 Şubat 2011, 00:35:24
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Her peygamberin Allâhü Teâlâ'dan bir dileği vardı, onu diledi ve Allah katında icâbet ve kabûl olundu. Fakat ben duâmı kıyamet gününde ümmetime şefâat etmek için saklıyorum."
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/25.jpg)


AllahIM SEFAATLARINA NAIL EYLESIN INSAllah AF EDILENLERDEN OLURUZ
Başlık: Ana Baba Nimeti / Atalar Sözü
Gönderen: Mücteba - 27 Şubat 2011, 13:07:35
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Kim ana babasının veyâ onlardan birinin kabrini her Cumâ günü bir defa ziyaret ederse günahları bağışlanır ve ana babasına iyilik yapanlardan yazılır."  
(Hadîs-i Şerîf, Feyzu'l-Kadîr)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/27.jpg)

Cenab-ı Hak ve Tegaddes Hazretleri; hâyırlı evlad olmayı ve hâyırlı evladlar yetiştirmeyi nasib etsin. AMİN.
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: selcuklu - 27 Şubat 2011, 16:30:19
AMIN
Başlık: Mü'min Nasıl Olmalı / Beyit
Gönderen: Mücteba - 27 Şubat 2011, 21:12:53
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Çok ayıplayan, çok lânet eden, çirkin söz söyleyen ve hayâsız kimse (kâmil) mü'min olamaz."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/02/28.jpg)

Hakiki Müslüman olmak zor, seyri sülük yolunda hakiki mürid olmaksa çok daha zor.
Başlık: Dünyâ ve Âhiret Saâdetini İstemek
Gönderen: Mücteba - 01 Mart 2011, 00:27:43
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Rabb'inden, dünyâ ve âhirette af ve âfiyet iste. Af ve âfiyet verildiği zaman felâh bulur; muradına -Allâh'ın rızâsına- erersin."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/01.jpg)

Rabbimiz!!! annemize, babamıza, kardeşlerimize, bizden olanlara ve cümle Ümmet-i Muhammed'e hem dünyada hem ahirette af ve afiyet ver, saadet ve selamete ulaştır, dünya ve ahiret sıkıntılarından hâlas eyle.
AMİN.


Başlık: Şâh-ı Nakşibend Hazretleri (k.s.)
Gönderen: Mücteba - 01 Mart 2011, 22:24:03
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Bir kimse gelip "Yâ Resûlallâh! İnsanların en hayırlısı kimdir?" diye sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "İnsanların en hayırlısı, ömrü uzun ve ameli güzel olandır." buyurdu.
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/02.jpg)

Başlık: Kimler Sabreden ve Şükredendir / Rebîulâhir Ayı İctima'ı...
Gönderen: Mücteba - 02 Mart 2011, 22:31:28
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"İnsanların sende görmelerini çirkin gördüğün (sevmediğin) şeyi yalnız başına kaldığın zaman da yapma."  
(Hadîs-i Şerif, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/03.jpg)

Başlık: Halkın Adil Sultanlara Sevgisi / Atalar Sözü
Gönderen: Mücteba - 03 Mart 2011, 22:17:11
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Adaletle hükmedin (her hak sahibine nasibini verin). Muhakkak Allâhü Teâlâ adaletle hükmedenleri sever."
(Hucurat Sûresi, âyet 9)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/04.jpg)

Başlık: İslama Isındırmak / Rebîulâhir Ayı
Gönderen: Mücteba - 05 Mart 2011, 13:43:43
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Bir kimseye, ilim olarak Allâhü Teâlâ'dan korkması yeter. Cehalet olarak da ilmini beğenmesi yeter."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Dârimî)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/05.jpg)

Başlık: Kim Okursa Şehîd Olarak Ölür / Dostluk / Mısra
Gönderen: Mücteba - 06 Mart 2011, 00:28:27
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Kim Haşr Sûresinin sonunu (Hüvallâhüllezî...) sabah ve akşam okur, sonra o gün ve gece ölürse bu, işlediği bütün (küçük) günahlara keffâret olur."
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/06.jpg)

Başlık: İslâm'ın Beş Esâsı / Beyit
Gönderen: Mücteba - 06 Mart 2011, 19:17:29
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"İslâm dîni beş temel üzerine kurulmuştur: Allâhü Teâlâ'dan başka ilâh olmadığına, Muhammed Mustafâ'nın (s a v.) Allah'ın kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmak."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/07.jpg)

Başlık: Bazı Peygamberler (a.s.)
Gönderen: Mücteba - 07 Mart 2011, 22:44:11
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Peygamber, Rabbinden ne indirildi ise ona îman getirdi. Mü'minler de; her biri 'Allâh'a ve meleklerine ve kitaplarına ve peygamberlerine: 'Peygamberlerinden hiç birinin arasını ayırmayız.' diyerek îmân getirdiler..."  
(Bakara Sûresi, âyet285)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/08.jpg)

Başlık: Muhammed Mustafa (s.a.v.) / Sultan Yıldırım Bâyezid Hân
Gönderen: Mücteba - 08 Mart 2011, 22:42:40
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Muhakkak cennette kişinin derecesi yükseltilir de 'Bu derece bana nereden?' diye sorar. Evlâdının sana istiğfarı sebebiyle denilir."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i ibn-i Mâce)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/09.jpg)

Başlık: “Cennete Gülerek Giren Sahâbî” / Balın Bazı Faydaları
Gönderen: Mücteba - 09 Mart 2011, 22:13:38
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Sizlere iki şifâyı tavsiye ederim: Biri bal, diğeri ise Kur'ân-ı Kerîmdir."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/10.jpg)

Başlık: Cehennemin Üzerindeki Sekiz Köprü / Mutfağımızdan: Mücver
Gönderen: Mücteba - 10 Mart 2011, 23:03:29
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Cehennem ehlinin göreceği azabın en hafifi, kişiye ateşten iki pabuç giydirilip onların sıcağından beyninin kaynaması şeklinde olacaktır."
(Hadîs-i Şerif, Sahîh-i Müslim)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/11.jpg)

Başlık: Hz. Cebrâil'in Düşmanı Allah'ın da Düşmanıdır
Gönderen: Mücteba - 11 Mart 2011, 22:53:17
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Her kim Allah'a ve Allah'ın meleklerine ve resûllerine ve Cebrâil'e ve Mîkâîl'e düşman olur ise bilsin ki Allah kâfirlerin düşmanıdır."
(Bakara Sûresi, âyet 98)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/12.jpg)

Başlık: Müslümanlar Niçin Muhârebe Ettiler / Bedir Muhârebesi
Gönderen: Mücteba - 13 Mart 2011, 23:30:08
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Ey îmân edenler! Yahûd(îler) ile Nasâra'yı (Hıristiyanları) dost tutmayınız. Onların bazıları bazılarının dostudur ve sizden her kim onları dost edinirse muhakkak o da onlardandır..."
(Mâide Sûresi, âyet 51)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/13.jpg)

Başlık: Müt'a Nikahı Haramdır
Gönderen: Mücteba - 14 Mart 2011, 10:35:37
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Allâhü Teâlâ'dan faydalı ilim isteyiniz. Fayda vermeyen ilimden Allâh'a sığınınız."
(Hadîs-i Şerif, Musannef-i İbn-i Ebî fieybe)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/14.jpg)

Başlık: Yola Çıkarken
Gönderen: Mücteba - 15 Mart 2011, 09:17:04
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Kim evinden çıkarken "Bismillâhi tevekkeltü alellâhi lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" derse ona 'Bu sana yeter ve sen muhafaza edildin.' denilir. Şeytan da o kimseden uzaklaşır."
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/03/15.jpg)

Başlık: İbadetin Onda Dokuzu; Helâl Kazançtır
Gönderen: Mücteba - 16 Mart 2011, 10:39:28
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"İnsanlara öyle bir zaman gelir ki, o devirde kişi, kazandığı malın helâlden mi, haramdan mı (kazanıldığına) hiç aldırmaz."  
(Hadîs-i Şerif, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/16.jpg)

Başlık: “Cennet Anaların Ayağı Altındadır” / Trafik: Vasıtalarda Lastikler...
Gönderen: Mücteba - 17 Mart 2011, 16:45:35
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Bir adam Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e dedi ki, "Yâ ResûlAllah! Ana babanın evlat üzerinde ne hakları vardır?' Peygamber Efendimiz (s.a.v.) (Eğer onlara itâat edersen) onlar senin cennetin ve (eğer onlara isyan edersen) cehennem(e girme sebeb)indir.' buyurdular.
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i lbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/17.jpg)

Başlık: Hamilton'un Çanakkale Hatıralarından…
Gönderen: Mücteba - 18 Mart 2011, 14:19:07
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Dini uğrunda öldürülen kimse şehittir." 
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/18.jpg)

Başlık: İzin İsteme Âdâbı / Beyit
Gönderen: Mücteba - 19 Mart 2011, 12:33:19
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Ey îman edenler! Kendi evlerinizden, (odalarınızdan) başka evlere (odalara) sahiplerinden müsâade istemeden; selâm vermeden girmeyiniz, bu sizin için hayırlıdır, gerek ki düşünürsünüz."
(Nur Sûresi, âyet 27)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/19.jpg)

Başlık: Îtikâdda ve Amelde Mezheb
Gönderen: Mücteba - 20 Mart 2011, 00:32:17
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"...Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bir fırkadan başkası cehennemliktir." 'O bir fırka hangidir, yâ Resûlal-lâh?' diye sorulduğunda "Benim ve ashâbımın yolunda olanlardır." buyurdular.  
(Hadîs-i fierîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/20.jpg)

Başlık: Allâhü Teâlâ’nın Sıfatlarından: Muhâlefetün Lil-Havâdis / Nasıl İyi İdâre Edilir
Gönderen: Mücteba - 21 Mart 2011, 09:32:30
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Allâhü lâ ilâhe illâ hüve'l-hayyü'l-kayyûm ve elif lâm mîm Allâhü lâ ilâhe illâ hüve'l-hayyü'l-kayyûm' muhakkak bunlarda ism-i a'zam vardır."  
(Hadîs-i Şerif, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/21.jpg)

Başlık: Hz. Hâris'in Müslüman Oluşu / Sultana Nasihat
Gönderen: Mücteba - 22 Mart 2011, 16:40:50
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Kim Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in (s.a.v.) onun peygamberi olduğuna şehâdet ederse Allâhü Teâlâ cehennem ateşini ona haram kılar."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/22.jpg)

Başlık: Uhud Muhârebesi (M. )
Gönderen: Mücteba - 24 Mart 2011, 10:20:11
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Allâhü Teâlâ sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ancak sizin kalplerinize ve amellerinize bakar."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/23.jpg)

Başlık: Şeytan Kime Arkadaş Olur? / Latife: Hayâlin Kokusunu Duymak
Gönderen: Mücteba - 24 Mart 2011, 10:21:10
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Muhakkak şeytan hortumunu âdemoğlunun kalbine koyar. Eğer Allâhü Teâlâ zikredilirse siner, geri çekilir. Allâhü Teâlâ unutulur, zikredilmezse geri dönüp kalbini sarar."  
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü'l-îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/24.jpg)

Başlık: Hakiki Dost Ölümden Sonra da Ayrılmayandır
Gönderen: Mücteba - 25 Mart 2011, 10:18:40
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Muhakkak insanlardan bazıları, hayrın anahtarları ve şerrin kilitleridir. İnsanlardan bazıları da şerrin anahtarları, hayrın kilitleridir."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/25.jpg)

Başlık: Tevekkül Edene Allah Kâfîdir
Gönderen: Mücteba - 26 Mart 2011, 14:16:00
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Sizden biriniz mal ve yaratılış (ve dünya zînetleri) husûsunda kendisinden üstün olan kimselere baktığı zaman (üzülmesin), hemen hâli kendinden aşağıda olanlara baksın."
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/26.jpg)

Başlık: Behlül Dânâ'dan İbret / Sağlık: Kemik Erimesi
Gönderen: Mücteba - 27 Mart 2011, 13:32:24
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Ey insanlar! Haberiniz olsun ki Allah'ın va'di (âhiret, cennet, cehennem) muhakkak haktır. Sakın o dünyâ hayatı, sizi aldatmasın (dünyaya dalıp da dünya için âhiretinizi fedâ etmeyin)..."
(Fâtır Sûresi, âyet 5)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/27.jpg)

Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: goşgörü - 27 Mart 2011, 21:50:05
 a18))selamun aleyküm yazılarınızı paylaşmak istesem müsade edermisiniz
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: iniz_hay - 27 Mart 2011, 21:56:15
hoşgörü kardeş hoşgeldin?
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 27 Mart 2011, 22:20:58
a18))selamun aleyküm yazılarınızı paylaşmak istesem müsade edermisiniz

Aleynâ ve aleyküm selâm.
İstediğiniz yerde paylaşabilirsiniz.
Gayemiz hizmet olduğu için paylaşımlarınızda "sadakat.net'ten alıntı" derseniz daha fazla kişiye ulaşmış oluruz.
Başlık: Malı Allah Verir / Trafik: Akaryakıtta Tasarruf
Gönderen: Mücteba - 28 Mart 2011, 23:40:14
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"(Hakîkî) zenginlik, mal çokluğundan değildir. (Hakîkî) zenginlik ancak nefis zenginliği (kanâat etmek)dir."
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/28.jpg)

Başlık: Âhiretin Varlığı Ve Ebedî Olmasındaki Hikmet
Gönderen: Mücteba - 29 Mart 2011, 23:18:09
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Ve dünyâ hayâtı bir oyundan, bir oyalanmadan başka bir şey değildir. Ve elbette âhiret hayâtı, (küfürden ve isyandan) korunan müttekîler için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?"
(En'âm Sûresi, âyet 32)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/29.jpg)

Başlık: 0 Fatih'in Annesi Hümâ Hatun
Gönderen: Mücteba - 29 Mart 2011, 23:19:37
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Sefer (yolculuk), azabdan (elemden) bir parçadır. O, sizin yemenizin, içmenizin, uyumanızın tadını kaçırır, intizamını bozar. Yolcu işini bitirince âilesine dönmekte acele etsin."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/30.jpg)

Başlık: Verâ'ı Tamamlayan Şeyler / Mûcizeler / Bilmece
Gönderen: Mücteba - 30 Mart 2011, 23:19:01
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Sizin dindeki en hayırlı ameliniz, vera' (harâmdan ve şüphelilerden sakınmak)dır."
(Hadîs-i Şerîf, Hâkim, Müstedrek)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/03/31.jpg)

Başlık: Allâhü Teâlâ'nın “Kıdem” Sıfatı (01 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 01 Nisan 2011, 10:10:21
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“O Allah öyle Allah’tır ki, hakikatte ondan başka ibadet edilecek ma-bûd yoktur; Mülkün sâhibi ve gâyet mukaddes, her selâmetin menbaı, emniyet ve eman verici, görüp gözeten, gâyet izzetli, cebbâr (mah-lukatın işlerini düzelten) ve çok büyüktür...”
(Haşr Sûresi, âyet 23)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/01.jpg)

Başlık: Mahremiyet (02 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 03 Nisan 2011, 00:18:14
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Üç şey vardır ki, ciddîsi ciddîdir, şakası da ciddîdir. Bunlar; nikah, talak ve yemindir.”
(Hadîs-i fierîf, Zeylaî, Nasbu’r-Râye)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/02.jpg)

Başlık: İdarecilik İsteyene Verilmez / Cemâziye'l-Evvel / Cemâziyelevvel (03 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 03 Nisan 2011, 00:20:36
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Sakın emirlik (idarecilik) isteme. Eğer sen isteyerek sana emirlik ve riyâ-set verilirse istediğin şey ile yalnız bırakılırsın. (Allah’ın yardımına mazhar olamazsın.) Eğer emirlik sen istemeden verilirse (Allah tarafından) yardım olunursun (güzel idare edersin).” 
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/03.jpg)

Başlık: Zekât Ve Sadakânın En Makbulu (04 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 03 Nisan 2011, 23:00:28
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Verin o fakirlere ki Allah yolunda vakfolup kapanmışlardır, şuraya buraya dolaşamazlar, istemekten çekindikleri için, bilmeyen onları zengin zanneder, onları sîmâlarından tanırsın: İnsanları bîzar etmezler. Hem işe yarar her ne verirseniz hiç şüphesiz Allah onu bilir.”
(Bakara Sûresi, âyet 273)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/04.jpg)

Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 04 Nisan 2011, 09:46:16

“Sadaka fakire verilirse 10 misli; âmâ ve âcize verilirse 70 misli; yakın akrabaya verilirse 1000 misli;
ana babaya verilirse 10 000 misli; talebe ve âlime verilirse 1.000.000 misli ile mukabele edilir."

(İmam-ı Suyuti Hazretleri)
Başlık: Yemekte Besmele / İdarecilerin Dikkatine!
Gönderen: Mücteba - 04 Nisan 2011, 21:57:43
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Biriniz yemek yerken besmele çeksin.Şâyet yemeğin başında unutursa (hatırladığı zaman) ‘Bismillâhi fî evve -lihî ve âhirihî’ desin.”
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i Tirmîzî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/05.jpg)

Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 05 Nisan 2011, 10:51:00
güncelleme
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: gülçiçek - 05 Nisan 2011, 19:44:00
Allah razı olsun.
Başlık: Canlılara Merhamet / Nûh Aleyhisselam: İkinci Âdem (06 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 06 Nisan 2011, 09:30:40
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Rahmân, (olan Allâhü Teâlâ) merhamet edenlere rah-met eder.Siz yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler de size rahmet etsin.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/06.jpg)

Başlık: Nurları, Güneşin Nuru Gibi Olanlar / Orhan Gazi'nin Adaleti (07 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 07 Nisan 2011, 00:01:05
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Muhakkak siz öyle bir zamandasınız ki, sizden biriniz emr-olunduğunun onda birini terk etse, elbette helâk olur. Öyle bir zaman gelecek ki, kim, o zamanda emrolunduğunun onda biri ile amel etse kurtulur.”
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/07.jpg)

Başlık: Ynt: Nurları, Güneşin Nuru Gibi Olanlar / Orhan Gazi'nin Adaleti (07 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 07 Nisan 2011, 23:55:23
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Halbuki kötü tuzak sırf sahibinin, yani yapanın başına geçer...”
(Fâtır Sûresi, âyet 43)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/08.jpg)

Başlık: Resûlullâh'ın (s.a.v.) Mirâsı/Peygamberlerin Bazı Hususiyetleri (09 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 10 Nisan 2011, 23:44:10
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ve (Habîbim) seni, ancak ve ancak bütün insanlar için müjdeleyici ve bir korkutucu olarak gönderdik. Fakat insanların pek çoğu bilmezler.”
(Sebe sûresi, âyet 28)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/09.jpg)

Başlık: Kâbe'nin Tâmiri / Kıta (10 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 10 Nisan 2011, 23:46:54
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Hacer-i esved cennetten inmiştir. O sütten daha da beyaz idi. Fakat insanoğlunun hatâ(günah )ları onu kararttı.”
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/10.jpg)

Başlık: Peygamber Efendimiz'in Ahlâkı (11 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 12 Nisan 2011, 01:57:24
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Her hastalığın bir ilacı vardır. Günahların devası da istiğfardır.”
(Hadîs-i Şerif, Feyzü'l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/11.jpg)

Başlık: Haram Kazançtan Sakınmak / Bilmeceler (12 Nisan 2011 Salı)
Gönderen: Mücteba - 12 Nisan 2011, 01:59:41
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim helâl kazanmaktan dolayı yorgun olarak gecelerse, mağfiret edilmiş olarak gecelemiştir.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/12.jpg)

Başlık: Peygamberlerin Bazı Hususiyetleri (13 Nisan 2011 Çarşamba)
Gönderen: Mücteba - 13 Nisan 2011, 10:41:26
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Erkek, kadın bütün mü’minler ise birbirlerinin velileridirler: iyiliği emreder, kötülükten nehyederler, namazı dürüst kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve resulüne itaat ederler. İşte bunları Allah yarın rahmetiyle yargılayacaktır. Çünkü Allah Azîz’dir, Hakîm’dir."
(Tevbe Sûresi, âyet 71)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/13.jpg)

Başlık: Âdâb: Namazdan Sonra Duâ / Halifenin Ağlama Sebebi (14 Nisan 2011 Perşembe)
Gönderen: Mücteba - 14 Nisan 2011, 12:34:21
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Her kim işlediği bir hayrı (kendisine hürmet etmeleri için) halka duyurursa, Allâhü Teâlâ onun gizli işlerini duyurur. Her kim de işlediği hayrı gösterir (riyâkârlık eder)se Allâhü Teâlâ da onun riyâkârlığını teşhir eder.”
(Hadîs-i Şerif, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/14.jpg)

Başlık: Güneşi Sağıma, Ayı Soluma Verseler (15 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 15 Nisan 2011, 11:09:32
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ey şanlı Resul! Sana Rabbinden her indirileni tebliğ et. Etmezsen onun risaletini edâ etmiş olmazsın. Allah seni insanlardan koruyacak. Emin ol, Allah kâfirleri muratlarına erdirmeyecek."
(Mâide Sûresi, âyet 67)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/15.jpg)

Başlık: Peygamberimizin Bazı Mucizeleri / Beyit (16 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 16 Nisan 2011, 16:56:56
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Mekkeliler Resûlullâh (s.a.v.)’den kendilerine bir mucize göstermesini istediler. Resûlullâh (s.a.v.)’da onlara ayın ikiye bölünüşünü gösterdi.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/16.jpg)

Başlık: “Bana En Sevgiliniz, Ahlâkı En Güzel Olanınızdır” (17 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 18 Nisan 2011, 00:33:21
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Biriniz ayakta iken öfkelenirse otursun.Öfkesi giderse (ne âlâ), aksi takdirde uzansın.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.faziletyayinevi.com/images/takvim/2011/04/17.jpg)

Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: cennet_nuru - 18 Nisan 2011, 00:48:40
Allah razı olsun.
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 18 Nisan 2011, 15:28:00
Allah razı olsun.
Amin. Cümlemizden ...
Başlık: Haccac İle Bedevî (18 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 18 Nisan 2011, 16:02:56
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“(Ey Müslümanlar!) sakın ashabıma sövmeyiniz. (Onların şeref ve fazileti yüksektir. Bakınız!) sizden birinin Uhud (dağı) kadar altını sadaka verdiği farzedilse, bu (muazzam sadakanın sevabı) ashabdan birinin bir avuç (hurma) sadakası (sevâbı)na eriflemez. (Hatta) bunun yarısına da ulaşamaz.”
(Hadîs-i Şerîf, Muttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/18.jpg)

Başlık: Mezheblerin Tarihçesi (19 Nisan 2011 Salı)
Gönderen: Mücteba - 19 Nisan 2011, 12:27:37
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ümmetimin ihtilâfı rahmettir.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/19.jpg)

Başlık: Peygamberin Vazifesi Hidayete Davettir (20 Nisan 2011 Çarşamba)
Gönderen: Mücteba - 20 Nisan 2011, 15:07:40
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İnsanları hidâyete çağıran kimseye, kendisine uyanların sevâbı kadar sevap verilir. Bu onların sevâbından da bir şey eksiltmez.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/20.jpg)

Başlık: Ashâb-ı Kirâm Hakkında Ehl-i Sünnetin İtikadı (21 Nisan 2011 Perşembe)
Gönderen: Mücteba - 21 Nisan 2011, 11:01:28
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kişinin evladını bir edeble edeblendirmesi, bir sa’ (ölçek) sadaka vermesinden elbette daha hayırlıdır.”
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i Tirmizi)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/21.jpg)
Başlık: Yoldan Önce Arkadaş / Atalar Sözü (22 Nisan 2011 Cuma)
Gönderen: Mücteba - 22 Nisan 2011, 10:44:50
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Sizden birinin, ağzına toprak koyup (yemesi) ağzına haram bir şey koyup yemesinden elbette daha hayırlıdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu’l-Îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/22.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: suden - 22 Nisan 2011, 11:40:09
Allah razı olsun .ne güzel bi hizmet
Başlık: Tam Hac ve Umre... / Adalet, Muhabbet ve Sadakat (23 Nisan 2011 Cumartesi)
Gönderen: Mücteba - 24 Nisan 2011, 01:38:56
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kendisine bir hayır kapısı açılan kimse bunu fırsat bilsin (bundan istifade etsin). Zira o, bu kapının ne zaman kapanacağını bilemez.”
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Müsnedü’ş-Şiihâb)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/23.jpg)
Başlık: İlim Şehrinin Kapısı Hz. Ali (k.v.)/Yavuz Sultan Selim Hân (24 Nisan 2011 Pazar)
Gönderen: Mücteba - 24 Nisan 2011, 14:45:41
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Merhamet etmeyen kimseye merhamet olunmaz.”
(Hadîs-i Şerîf, Muttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/24.jpg)
Başlık: Pazartesi Günü / Bilgisayarda Çalışanların Dikkatine (25 Nisan 2011 Pazartesi)
Gönderen: Mücteba - 25 Nisan 2011, 12:26:36
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İlmi ile amel eden, malının fazlasını (hayra) harcayan, fazla ve boş sözden de kendini tutan (boş yere konuşmayan) kişiye ne mutlu!..”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şiuabu’l-İmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/25.jpg)
Başlık: “...Bu Kur'ân İnsanları...” / İnsan İlim Öğrenmekten Utanır Mı? (26 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 26 Nisan 2011, 12:35:42
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Yoksa onu (Kur’ân-ı Kerîm’i) kendi uydurdu mu diyorlar? Öyle ise (Habîbim onlara) de (ki); ‘Haydin onun gibi uydurma on sûre getirin, Allah’tan başka gücünüzün yettiğini de çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız bunu yaparsınız.”
(Hud Sûresi, âyet 13)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/26.jpg)
Başlık: Sultan İkinci Abdülhamid Han Merhum (27 Nisan 2011 Çarşamba)
Gönderen: Mücteba - 27 Nisan 2011, 11:50:24
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“A’mâ, gözü kör olan değildir. Asıl a’mâ, basireti körelendir.”
(Hadîs-i Şerîf, Feyzu’l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/27.jpg)
Başlık: “…Beni Görmeden Bana İman Edenlere Müjde” / Ârife Gizli Yoktur. (28 Nisan 2011)
Gönderen: Mücteba - 28 Nisan 2011, 12:12:31
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Beni gören ve bana îmân edenlere bir defa müjdeler olsun.Bana îmân eden fakat beni görmeyen kimseye de yedi kere müjdeler olsun.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ebû Ya’lâ)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/28.jpg)
Başlık: Evliya Kendini Gizler (29 Nisan 2011 Cuma)
Gönderen: Mücteba - 29 Nisan 2011, 10:51:22
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim bütün mü’minlere istiğfar ederse Allâhü Teâlâ o kişiye, istiğfar ettiği mü’minler sayısınca sevap yazar.”
(Hadîs-i Şerîf, Heysemî, Mecmau’z-Zevâid)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/29.jpg)
Başlık: İman Ne Zaman Kâmil Olur / Beyin ve Öğrenme (30 Nisan 2011 Cumartesi)
Gönderen: Mücteba - 30 Nisan 2011, 15:25:11
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Ramazan ayı, o öyle bir aydır ki, o ayda insanlara doğru yolu gösteren ve açık âyetleri ihtivâ eden, hak ile bâtılın arasını ayıran Kurân-ı Kerîm nâzil olmuştur. Onun için sizden Ramazan ayında hazır bulunan, o ayın orucunu tutsun..."
(Hadîs-i Şerîf, Heysemî, Mecmau’z-Zevâid)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/04/30.jpg)
Başlık: Aile İçindeki Vazifeler (01 Mayıs 2011 Pazar)
Gönderen: Mücteba - 01 Mayıs 2011, 18:03:40
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Bir Müslüman, sevabını Allah'tan ümid ederek ailesine infak ederse (harcarsa) bu, onun için sadaka olur."
(Hadis-i Şerif, Müttefekun aleyh: Sahih-i Buhârî ve Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/01.jpg)
Başlık: Çocuğu Ölen Ana Baba/Ağaç Dikmeye Davet/Atalar Sözü (02 Mayıs 2011 Pazartesi)
Gönderen: Mücteba - 02 Mayıs 2011, 17:50:59
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Hiçbir Müslüman yoktur ki. ağaç diksin, yâhud ekin eksin ve mahsûlünden insan veya hayvan yesin de kendisi (sevabından) istifade etmiş olmasın! Elbette o Müslümana ektiğiyle diktiğiyle sevap verilir."
(Hadîs-i Şerif, Sahîh-i Buhari)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/02.jpg)
Başlık: Ashabının Resûlullâh'a Saygısı / Cemâziyelâhir Ayı (03 Mayıs 2011)
Gönderen: Mücteba - 03 Mayıs 2011, 11:48:19
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Yâ Resûlallâh! Hangi dua icabet (kabul) olunmaya daha yakındır?" diye soruldu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ''Gecenin son üçte birinde yapılan dua ile farz namazlardan sonra yapılan duadır." buyurdular.
(Hadîs-iŞerif, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/03.jpg)
Başlık: Mihmandâr-I Resûlullah (s.a.v.) (04 Mayıs 2011 Çarşamba)
Gönderen: Mücteba - 04 Mayıs 2011, 11:06:57
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Ümmetimden Kayser'in şehri (İstanbul'un fethi) için giden ilk ordu(nun günahları) bağışlanmıştır."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhâri)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/04.jpg)
Başlık: Hz. Ömer'in Gözyaşları (05 Mayıs 2011 Perşembe)
Gönderen: Mücteba - 05 Mayıs 2011, 10:39:17
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"...Artık o (Allah'ın ve Resûlullah'ın) emrine muhalefet edenler, kendilerine (dünyâda) bir fitne (belâ) ermesinden veya âhirette kendilerine elem verici bir azab ermesinden sakınsınlar."
(Nur Sûresi, âyet 63)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/05.jpg)
Başlık: Hz. Ömer'in Gözyaşları 2 (06 Mayıs 2011 Cuma)
Gönderen: Mücteba - 06 Mayıs 2011, 15:25:17
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Ancak iki kişiye imrenilir: Biri, Allâhü Teâlâ'nın kendisine verdiği serveti hak yolunda harcayan kimse, diğeri Allâhü Teâlâ nın kendisine verdiği hikmetle (ilimle) amel eden ve onu öğreten kimse."
(Hadîs-i Şerif, Sahîh-i Buhârî ve Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/06.jpg)
Başlık: Melekler Ayakta Durur / Sabır / Hızır Ve Kasım Günleri (7 Mayıs 2011 Cumartesi)
Gönderen: Mücteba - 07 Mayıs 2011, 15:41:46
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Malına veya canına bir musibet gelen kimse, bunu gizler ve insanlara şikâyet etmezse, o kimseyi bağışlamak Allâhü Teâlâ üzerine haktır." 
(Hadîs-i Şerif, Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/07.jpg)
Başlık: İlmihal: Mükelleflerin Fiilleri (08 Mayıs 2011 Pazartesi)
Gönderen: Mücteba - 09 Mayıs 2011, 11:27:12
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Ensâr kadınları ne iyi kadınlardır! Utanmak, onları dinlerini öğrenmekten alıkoymadı."
(Hadîs-i Şerif, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/08.jpg)
Başlık: Mahremiyete Riâyet (09 Mayıs 2011 Pazartesi)
Gönderen: Mücteba - 10 Mayıs 2011, 10:39:21
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Annesi Süleyman (a.s.)'a şöyle demiştir: "Ey oğlum! Gece çok uyuma. Zira gece çok uyumak kıyamet gününde kişiyi fakir bırakır."
(Hadîs-i Şerif Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/09.jpg)
Başlık: Fıkıh: Öşür (10 Mayıs 2011 Salı)
Gönderen: Mücteba - 10 Mayıs 2011, 10:44:25
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Mallarınızı zekâtla koruyunuz, hastalarınızı sadaka ile tedâvî ediniz, belâları da duâ ile karşılayınız."
(Hadîs-iŞerif Beyhakî, Şuabu'l-îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/10.jpg)
Başlık: Hulefâ-yı Râşidîn / İyi Komşu (11 Mayıs 2011 Çarşamba)
Gönderen: Mücteba - 11 Mayıs 2011, 12:25:50
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Ümmetimin en şereflileri, Kur'ân okuyup, ezberleyen ve onunla amel eden ile geceleri ibâdet edenlerdir."
(Hadîs-i Şerif, Beyhakî, Şuabü'l-İman)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/11.jpg)
Başlık: Evlilikte Dikkat Edilecek Bazı Hususlar (12 Mayıs 2011 Perşembe)
Gönderen: Mücteba - 12 Mayıs 2011, 10:27:14
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
Hz. Ömer şöyle dedi: "Mehirlerde aşırıya gitmeyin.Eğer bu, dünyâda bir şeref, Allah katında da bir takva olsaydı, buna en layık olanınız Allah'ın resulü (s.a.v.) olurdu."
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/12.jpg)
Başlık: “Yâ İlâhî! Ol Muhammed Hakkı İçin” / Ahmet Cevdet Paşa (13 Mayıs 2011 Cuma)
Gönderen: Mücteba - 13 Mayıs 2011, 10:36:16
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Hayır, hayır, (Ey Habibim Ahmed) Rabbine yemin ederim ki onlar aralarında çıkan nizâlı, çapraşık işlerde seni hakem yapıp sonra da verdiğin hükme gönüllerinde hiçbir darlık duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça (hakîki) îman etmiş olmazlar."
(Nisa Sûresi, âyet 65)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/13.jpg)
Başlık: Peygamber Efendimiz'in Seyahati Ve Ticareti/Atalar Sözü(14 Mayıs 2011 Cumartesi)
Gönderen: Mücteba - 14 Mayıs 2011, 13:03:29
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Ashâb-ı Kiram birbirleriyle karşılaştıklarında musâfaha ederler, yolculuktan döndükleri zaman da birbirleriyle kucaklaşırlardı."
(Hadîs-i Şerif, Beyhakî, Şuabü'l-İmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/14.jpg)
Başlık: Haram Ve Helâl Lokma/Kavşaklara Yaklaşırken Yavaşlayınız (15 Mayıs 2011 Pazar)
Gönderen: Mücteba - 15 Mayıs 2011, 14:04:23
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Kim Allah'ın hükmüne razı olmaz ve Allah'ın takdirine de İnanmazsa, Allah'tan başka ilâh arasın."
(Hadîs-i Şerîf Taberânİ, el-Mu'cemu's-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/15.jpg)
Başlık: Son Nefeste İman (16 Mayıs 2011 Pazartesi)
Gönderen: Mücteba - 16 Mayıs 2011, 10:23:12
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Ve sana ölüm gelinceye değin Rabbine ibâdet et."
(Hicr Sûresi, âyet 99)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/16.jpg)
Başlık: Ana-Baba Sevgisi ve Hizmeti (17 Mayıs 2011 Salı)
Gönderen: Mücteba - 17 Mayıs 2011, 10:46:54
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Bir selâm ile de olsa akrabalarınızın hâlini hatırını sorunuz."
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü'l-îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/17.jpg)
Başlık: Çocuk: Dünyada Sürûr, Âhirette Nûr (18 Mayıs 2011 Çarşamba)
Gönderen: Mücteba - 18 Mayıs 2011, 12:45:52
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Çocuk kokusu, cennet kokusundandır."
(Hadîs-i Şerîf, Heysemî, Mecmau'z-Zevâid)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/18.jpg)
Başlık: Müslümanların Efendileri (19 Mayıs 2011 Perşembe)
Gönderen: Mücteba - 19 Mayıs 2011, 12:59:49
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Ebû Bekir, ümmetimin en şefkatlisi ve en merhametlisidir. Ömer bin Hattâb, ümmetimin en cesuru ve en adâletlisidir. Osman bin Affân, ümmetimin en hayalısı ve en keremlisidir. Ali bin Ebû Tâlib ümmetimin en ihlâslı ve sadakatlisi ve en şecâatiisicir."
 (Hadis-i Şerif İbn-i Hacet. ei-Metâiibül-Âiiyye)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/19.jpg)
Başlık: Âhiret Yolcusunu Ziyaret / İşin Sonunu Düşünmek (20 Mayıs 2011 Cuma)
Gönderen: Mücteba - 20 Mayıs 2011, 10:15:36
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Biriniz sefere çıkacağı zaman, kardeşleriyle (helâlleşip) vedalaşsın. Zira Allâhü Teâlâ, kardeşlerinin dualarında onun için bereket ihsan eder."
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü'l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/20.jpg)
Başlık: Alçak Gönüllü,İnsanların Hayırlısıdır/Sultan Bâyezid-i Velî(21 Mayıs 2011 C.tes)
Gönderen: Mücteba - 21 Mayıs 2011, 15:07:49
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Hiçbir (ana ve) baba, evlâdına güzel ahlâktan daha değerli bir şey bağışlamamış, vermemiştir."
(Hadîs-i Şerîf. Hâkim. el-Müstedrek)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/21.jpg)
Başlık: Allâme Kâdîhan Merhum (22 Mayıs 2011)
Gönderen: Mücteba - 22 Mayıs 2011, 15:17:18
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Âhirete göre dünya, ancak sizden birinizin parmağını denize daldırması gibidir. O halde (o kişi) parmağında kalan suya baksın."
(Hadîs-i Şerîî, Sünen-i Tırmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/22.jpg)
Başlık: Huneyn Muhârebesi / İstişâre (23 Mayıs 2011 Pazartesi)
Gönderen: Mücteba - 23 Mayıs 2011, 10:37:35
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Biriniz kardeşiyle istişarede bulunursa ona, hakkında hayırlı olanı tavsiye etsin."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/23.jpg)
Başlık: Osmanlı'da Çocuklar Mektebe Nasıl Başlardı? / Beyit (24 Mayıs 2011 Salı)
Gönderen: Mücteba - 24 Mayıs 2011, 11:02:22
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Her kim ki, kıldığı namazı kendisini fahşâdan (bütün çirkinliklerden) ve münker(dinde, örf ve âdette hoş görülmeyen şeyler)den alıkoymazsa o namaz, ancak onu Allah'tan uzaklaştırır."
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebir)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/24.jpg)
Başlık: İmâm-ı Rabbânî'den (k.s.)/Mutfağımız: Patates Salatası(25 Mayıs 2011 Çarşamba)
Gönderen: Mücteba - 25 Mayıs 2011, 12:09:36
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Benden önce her peygamber yalnız kendi kavmine gönderilirken ben, bütün insanlara gönderildim."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/25.jpg)
Başlık: Öfkeyle Pişirilen… / Cömertliğin Beş Şartı (26 Mayıs 2011 Perşembe)
Gönderen: Mücteba - 26 Mayıs 2011, 10:39:51
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Allâhü Teâlâ, ihsan buyurduğu nimetinin eserini kulunda görmeyi sever."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/26.jpg)
Başlık: Tebük Seferi / Kıble Saati Ve Dünya Kıble Günü Nedir? (27 Mayıs 2011 Cuma)
Gönderen: Mücteba - 27 Mayıs 2011, 10:29:24
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
''Her kim geçim darlığına düşer ve bunu insanlara haber verip hâlinden şikâyetçi olursa onun ihtiyacı giderilmez. Her kim bir geçim darlığına düşer ve o da bunu Allah'a arz ederse Allah ona er veya geç rızkını ihsan eder."
(Hadîs-i Şerif Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/27.jpg)
Başlık: Özür Sâhibi / Bilmeceler (28 Mayıs 2011 Cumartesi)
Gönderen: Mücteba - 30 Mayıs 2011, 00:57:02
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Mal ve şeref düşkünü bir kimsenin dînine verdiği zarar, bir koyun sürüsünün içine salıverilmiş iki aç kurdun sürüye yaptığı zarardan daha tehlikelidir."
 (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/28.jpg)
Başlık: Fâtih Sultan Mehmed ve Akşemseddîn Hz. (29 Mayıs 2011 Pazar)
Gönderen: Mücteba - 30 Mayıs 2011, 00:58:44
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"
 
"Kostantıniyye (İstanbul) elbette fethedilecektir. Onu fetheden emir ne güzel emir (kumandan); o asker ne güzel askerdir!"
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/29.jpg)
Başlık: İstanbul'un Fetihten Sonra İmar ve İskânı (30 Mayıs 2011)
Gönderen: Mücteba - 30 Mayıs 2011, 10:32:05
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 27 Cemaziye'l-Ahir 1432
Rumi   : 17 Mayıs 1427
Miladi  : 30 Mayıs 2011 Pazartesi

Peygamberimiz 'Hırsızların en kötüsü namazından çalan kimsedir; buyurmuştur. Ashâb-ı Kiram "Yâ ResûlAllah! Kişi namazından nasıl çalar?" dediler. Peygamberimiz "Rükû ve secdesini tam yapmaz(sa çalmış olur)." buyurdu.
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/30.jpg)
Başlık: Regâib Kandili / Beyit / Parçalı Güneş Tutulması
Gönderen: Mücteba - 31 Mayıs 2011, 11:05:24
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 28 Cemaziye'l-Ahir 1432
Rumi   : 18 Mayıs 1427
Miladi  : 31 Mayıs 2011 Salı

"Kişinin müslüman kardeşini hakîr görmesi, şer (kötülük) olarak ona yeter."
(Hadîs-i Şerîf, Sahih-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/05/31.jpg)
Başlık: Regâib Gecesi ve Bu Gecede Yapılacak İbâdetler / Allâh'ın Rahmeti
Gönderen: Mücteba - 01 Haziran 2011, 10:25:35
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 29 Cemaziye'l-Ahir 1432
Rumi   : 19 Mayıs 1427
Miladi  : 01 Haziran 2011 Çarşamba

Allâhü Teâlâ nezdinde sözlerin en sevimlisi dörttür: "Sübhânallâhi velhamdü lillahi ve lâ ilahe illallâhü vallâhü ekber."
(Hadîs-i Şerif, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/01.jpg)
Başlık: Receb-i Şerîf / Receb Ayı İctimâ'I, Ru'yet ve Başlangıcı
Gönderen: Mücteba - 02 Haziran 2011, 12:28:25

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 30 Cemaziye'l-Ahir 1432
Rumi   : 20 Mayıs 1427
Miladi  : 02 Haziran 2011 Perşembe

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ashabına "Siz her gece Kur'ân-ı Kerîmin üçte birini okuyabilir misiniz?" diye sordular. "Buna kimin gücü yetebilir yâ ResûlAllah?" dediler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Kulhüvallâhü ehad Kur'ân-ı Kerimin üçte birine muadil(denk)dir." buyurdular.
(Hadis-i Şerif, Suyûtî ed-Dürrül-Mensûr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/02.jpg)
Başlık: Receb Ayında Kılınacak Namaz
Gönderen: Mücteba - 03 Haziran 2011, 10:19:40

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 1 Receb 1432
Rumi   : 21 Mayıs 1427
Miladi  : 03 Haziran 2011 Cuma

"Evlerinizde (nafile) namaz kılınız. Orada, nafile namazları kılmayı terk etmeyiniz."
(Hadîs-i Şerif, Feyzü'l-Kadir)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/03.jpg)
Başlık: Peygamber Efendimiz'e Vahiy Gelmesi
Gönderen: Mücteba - 05 Haziran 2011, 01:07:55

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 2 Receb 1432
Rumi   : 22 Mayıs 1427
Miladi  : 04 Haziran 2011 Cumartesi

"O (Resûlullâh) hevâsından konuşmaz. Her ne konuşmuş ise o, ancak kendisine vahyolunan bir vahiydir."
(Necm Sûresi, âyet 3, 4)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/04.jpg)
Başlık: Cimriliğin Şerrinden Korunmak / Mutfağımız: Patlıcanlı Mantarlı Börek
Gönderen: Mücteba - 05 Haziran 2011, 01:20:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 3 Receb 1432
Rumi   : 23 Mayıs 1427
Miladi  : 05 Haziran 2011 Pazar

"Aşırı hırs ve cimrilik ile îman, bir kulun kalbinde ebediyyen bir araya gelmez."
(Hadfs-i Şerif, Sünen-i Nesâf)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/05.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: samsunlu-55 - 05 Haziran 2011, 16:17:54
Allah (cc) Razı olsun okuduklarımızda öğrendiklerimizden faydalanmayı Nasip eylesin güzel Rabbim İnşAllah
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 06 Haziran 2011, 00:08:57
Allah (cc) Razı olsun okuduklarımızda öğrendiklerimizden faydalanmayı Nasip eylesin güzel Rabbim İnşAllah

Allah c.c. cümlemizden razı olsun.
Başlık: Cennetlik Bir Kadın, Hz. Ümmü Eymen (r.anhâ) / Beyit
Gönderen: Mücteba - 06 Haziran 2011, 00:41:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 4 Receb 1432
Rumi   : 24 Mayıs 1427
Miladi  : 6 Haziran 2011 Pazartesi

"Ümmü Eymen, anamdan sonra (bana analık eden ikinci) anamdır."
(Hadîs-i Şerif, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/06.jpg)
Başlık: Tesbih Namazı
Gönderen: Mücteba - 07 Haziran 2011, 10:25:17

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 5 Receb 1432
Rumi   : 25 Mayıs 1427
Miladi  : 7 Haziran 2011 Salı

"Sizin en hayırlınız; dünyâsı için âhiretini, âhireti için de dünyâsını terk etmeyen ve başkasına yük olmayan kimsedir."
(Hadİs-i Şerif, Hâkim, el-Müstedrek)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/07.jpg)
Başlık: Resûlullâh Efendimiz'in (s.a.v.) İrtihâli
Gönderen: Mücteba - 08 Haziran 2011, 10:41:07

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 6 Receb 1432
Rumi   : 26 Mayıs 1427
Miladi  : 8 Haziran 2011 Çarşamba

"Ve Muhammed de ancak bir peygamberdir. Ondan evvel de peygamberler gelip geçmiştir. Eğer o ölse veya öldürülse siz gerisin geriye mi dönüvereceksiniz? Ve her kim gerisin geriye dönerse elbette Allâhü Teâlâ'ya hiçbir zarar vermiş olamaz ve Allâhü Teâlâ şükredenlere mükâfat verecektir.
(Al-ı İmrân Sûresi, âyet 144)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/08.jpg)
Başlık: Hz. Ebû Bekir (r.a.) / Îman İle Amel Arasındaki Farklar / Hürmet
Gönderen: Mücteba - 09 Haziran 2011, 10:23:19

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 7 Receb 1432
Rumi   : 27 Mayıs 1427
Miladi  : 9 Haziran 2011 Perşembe

Peygamber Efendimiz (s.a.v.). "Ebû Bekrin malının bana verdiği faydayı, hiç kimsenin malı asla vermemiştir." buyurunca Hz. Ebû Bekir (r.a.) ağladı ve "Canım, malım sana fedâ olsun Yâ ResûlAllah" dedi.
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/09.jpg)
Başlık: Peygamberimizin Mucizelerinden
Gönderen: Mücteba - 10 Haziran 2011, 10:44:22

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 8 Receb 1432
Rumi   : 28 Mayıs 1427
Miladi  : 10 Haziran 2011 Cuma

"Yoksa onu (Kur'ân-ı Kerîmi) kendi uydurdu mu diyorlar? Öyle ise (Habîbim onlara) de (ki); 'Haydin onun gibi uydurma on sûre getirin, Allah'tan başka gücünüzün yettiğini de çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız bunu yaparsınız."
(Hud Sûresi, âyet 13)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/10.jpg)
Başlık: Büyük-Küçük Günahlar
Gönderen: Mücteba - 11 Haziran 2011, 17:01:45

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 9 Receb 1432
Rumi   : 29 Mayıs 1427
Miladi  : 11 Haziran 2011 Cumartesi

Ebû Hureyre (r.a.) rivayet etti: Resûlullah (s.a.v.) bana "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm" sözünü çok söyle. Çünkü o, cennet hazinelerinden bir hazinedir." buyurdu.
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/11.jpg)
Başlık: Helâya Girme Âdâbı / Şaşkın Hırsız / Atalar Sözü
Gönderen: Mücteba - 12 Haziran 2011, 10:03:31

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 10 Receb 1432
Rumi   : 30 Mayıs 1427
Miladi  : 12 Haziran 2011 Pazar

Câbir b. Abdullah'dan (r.anhümâ) şöyle rivayet olunmuştur: "Resûlullâh (s.a.v.) ayakta bevli (idrar yapmayı) yasakladı."
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/12.jpg)
Başlık: Receb Ayında Kılınacak Namaz
Gönderen: Mücteba - 13 Haziran 2011, 11:08:56

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 11 Receb 1432
Rumi   : 31 Mayıs 1427
Miladi  : 13 Haziran 2011 Pazartesi

"Haram lokmadan beslenen vücut cennete giremez. Cehennem ona daha lâyıktır."
(Hadîs-i Şerif, Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/13.jpg)
Başlık: Resûllullah'ın Güldüğü Anlar / Şâh-ı Nakşibend Hazretleri'nden/ Tam Ay Tutulması
Gönderen: Mücteba - 15 Haziran 2011, 00:55:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 12 Receb 1432
Rumi   : 1 Haziran 1427
Miladi  : 14 Haziran 2011 Salı

"Ey îman edenler! Allah için duran hâkimler, adalet numunesi sâhidler olunuz ve sakın bir kavime buğzunuz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun. Takvaya en yakın olan odur. Allah'tan korkun, muttaki olun. Çünkü Allah her ne yaparsanız haberdardır."
(Mâide Sûresi, âyet 8)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/14.jpg)
Başlık: Ezân ve Kâmete Dâir Bazı Hükümler
Gönderen: Mücteba - 15 Haziran 2011, 00:58:41

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 13 Receb 1432
Rumi   : 2 Haziran 1427
Miladi  : 15 Haziran 2011 Çarşamba

"Bir yerde ezan okunduğu zaman, o gün Allâhü Teâlâ o yeri azabından korur."
(Hadîs-i Şerif, Taberâni, el-Mu'cemü'l-Kebir)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/15.jpg)
Başlık: Sahâbenin Resulullâhın Hadîslerine İtinası
Gönderen: Mücteba - 16 Haziran 2011, 02:46:00

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 14 Receb 1432
Rumi   : 3 Haziran 1427
Miladi  : 16 Haziran 2011 Perşembe

"Benim ağzımdan yalan uydurmayınız. Her kim benim ağzımdan yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın."
(Hadîs-i Şerif, Sahîh-i Buhârî ve Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/16.jpg)
Başlık: Kur'ân-ı Kerim'in İnzâli, Tertibi
Gönderen: Mücteba - 17 Haziran 2011, 01:45:27

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 15 Receb 1432
Rumi   : 4 Haziran 1427
Miladi  : 17 Haziran 2011 Cuma

"Haya imandandır. Ümmetimden en çok haya sahibi olan Osman'dır."
(Hadîs-i Şerif, İbn-i Asâkir, Târih-i Dımaşk)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/17.jpg)
Başlık: Cenâze Namazı
Gönderen: Mücteba - 18 Haziran 2011, 03:18:17

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 16 Receb 1432
Rumi   : 5 Haziran 1427
Miladi  : 18 Haziran 2011 Cumartesi

"Ölülerinizin iyiliklerini anınız da, kötülüklerini söylemekten sakınınız."
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/18.jpg)
Başlık: “Şeytan Size Açık Düşmandır” / Evden Önce Komşu
Gönderen: Mücteba - 19 Haziran 2011, 02:43:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 17 Receb 1432
Rumi   : 6 Haziran 1427
Miladi  : 19 Haziran 2011 Pazar

"Ey âdemoğulları! Şeytana kulluk etmeyin. O size açık bir düşmandır, diye ben size vasiyyet etmedim mi?"
(Yasin Sûresi, âyet 60)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/19.jpg)
Başlık: Hanımlar Âleminin Efendileri / Mutfağımız:.Limon Şerbeti
Gönderen: Mücteba - 20 Haziran 2011, 03:26:39

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 18 Receb 1432
Rumi   : 7 Haziran 1427
Miladi  : 20 Haziran 2011 Pazartesi

"Fâtıma, cennetteki kadınların efendisidir."
(Hadîs-i Şerif, Sahîh-i Buhâri)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/20.jpg)
Başlık: Son Vazife / Beyit
Gönderen: Mücteba - 25 Haziran 2011, 11:31:33

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 19 Receb 1432
Rumi   : 8 Haziran 1427
Miladi  : 21 Haziran 2011 Salı

"Bir kişi ölür de, Müslümanlardan yüz kişilik bir topluluk (cenaze) namaz(ını) kılar ve hepsi de ona hayır duada bulunursa muhakkak onların o kimse hakkındaki hayır duaları kabul olunur."
(Hadîs-i Seril Taberânl el-Mu'cemü'l-Evsat)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/21.jpg)
Başlık: Hz. Ali Radıyallâhu Anh / Hz. Ali'den Hikmetler
Gönderen: Mücteba - 25 Haziran 2011, 11:34:08

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 20 Receb 1432
Rumi   : 9 Haziran 1427
Miladi  : 22 Haziran 2011 Çarşamba

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ali'ye: "Mü'min sana buğzetmez (seni sever), münafık ise seni sevmez." buyurdu.
(Hadîs-i Şerif, Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/22.jpg)
Başlık: Receb Ayında Kılınacak Namaz
Gönderen: Mücteba - 25 Haziran 2011, 11:35:56

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 21 Receb 1432
Rumi   : 10 Haziran 1427
Miladi  : 23 Haziran 2011 Perşembe

"VAllahi ben, günde yetmiş defadan çok Allah'tan mağfiret diliyor ve ona tevbe ediyorum."
(Hadîs-i Şerif, Sahîh-i Buhâri)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/23.jpg)
Başlık: Edille-i Şer'iyye (Dînin Delilleri) / Mezheb Sahibi İki İmam
Gönderen: Mücteba - 25 Haziran 2011, 11:37:59

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 22 Receb 1432
Rumi   : 11 Haziran 1427
Miladi  : 24 Haziran 2011 Cuma

"Zikrin en hayırlısı, gizli olanıdır. Rızkın en hayırlısı, kâfi (miktarda) olandır.''
(Hadîs-i Şerif, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/24.jpg)
Başlık: Allâhü Teâlâ Tevbeleri Kabul Eder
Gönderen: Mücteba - 25 Haziran 2011, 11:40:03

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 23 Receb 1432
Rumi   : 12 Haziran 1427
Miladi  : 25 Haziran 2011 Cumartesi

"...Şüphe yok ki Allâhü Teâlâ çok tevbe edenleri sever ve çok temizlenenleri de sever."
(Bakara Sûresi, âyet 222)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/25.jpg)
Başlık: Resûlullah (s.a.v.) ve Torunları
Gönderen: Mücteba - 25 Haziran 2011, 11:42:00

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 24 Receb 1432
Rumi   : 13 Haziran 1427
Miladi  : 26 Haziran 2011 Pazar

"Hasan ve Hüseyin, cennet gençlerinin efendileridir."
(Hadİs-i Şerif, Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebİr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/26.jpg)
Başlık: Mi'râc Gecesi'nde ve Gündüzünde İbâdet / Mü'min ve Münafık
Gönderen: Mücteba - 27 Haziran 2011, 10:34:17

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 25 Receb 1432
Rumi   : 14 Haziran 1427
Miladi  : 27 Haziran 2011 Pazartesi

"Kulunu bir gece Mescid-i Harâm'dan o çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya -ona âyetlerimizden gösterelim diye- yürüten o Sübhân'ı (bütün noksan sıfatlardan) tenzih ederim..."
(İsrâ Sûresi, âyet 1)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/27.jpg)
Başlık: İsrâ Ve Mi'râc Mûcizesi
Gönderen: Mücteba - 28 Haziran 2011, 10:28:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 26 Receb 1432
Rumi   : 15 Haziran 1427
Miladi  : 28 Haziran 2011 Salı

"Kim Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim (Muhammed Mustafa'nın) Allah'ın peygamberi olduğuma şehadet ederse cennete girer."
(Hadîs-i Şerif, İthâfu's-Sâde)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/28.jpg)
Başlık: İrâde-i Cüz'iyye
Gönderen: Mücteba - 29 Haziran 2011, 10:47:07

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 27 Receb 1432
Rumi   : 16 Haziran 1427
Miladi  : 29 Haziran 2011 Çarşamba

"Cehaletten daha kötü bir fakirlik, akıldan daha faydalı bir nimet yoktur."
(Hadîs-i Şerîf, Ebû Nuaym, Hilyetü'l-Evliyâ)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/29.jpg)
Başlık: Hz. Osman Radıyallâhu Anh / Üzüm / Parçalı Güneş Tutulması
Gönderen: Mücteba - 30 Haziran 2011, 11:04:36

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 28 Receb 1432
Rumi   : 17 Haziran 1427
Miladi  : 30 Haziran 2011 Perşembe

"Kafir, bir iyilik yaparsa karşılığı dünyada verilir. Fakat mü'min, bir iyilik yaparsa Allâhü Teâlâ onun için karşılığını (âhirete) tehir eder."
(Hadîs-i Şerif, Târîh-i Bağdâd)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/06/30.jpg)
Başlık: Besmele'nin Şifası / Şa'bân-ı Şerîf / Şa'bân Ayı İctimâ'ı...
Gönderen: Mücteba - 01 Temmuz 2011, 11:19:04

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 29 Receb 1432
Rumi   : 18 Haziran 1427
Miladi  : 1 Temmuz 2011 Cuma

"Dûamın kabul olunmasını istiyorum", diyen kimseye Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Haramlardan sakın, duan kabul olunur." buyurdular.
(Hadis-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/01.jpg)
Başlık: Şa'bân Ayının Fazîleti
Gönderen: Mücteba - 02 Temmuz 2011, 15:04:41

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 1 Şaban 1432
Rumi   : 19 Haziran 1427
Miladi  : 2 Temmuz 2011 Cumartesi

"Size nimetlerinden bolca ihsanda bulunduğu için Allah'ı seviniz. Allah'ı sevdiğiniz için beni seviniz. Beni sevdiğiniz için Ehl-i Beytimi seviniz."
(Hadîs-i Şerif, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/02.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: selcuklu - 02 Temmuz 2011, 15:14:12
Allah razi olsun hocam hatirlatmaniz icin  Ümmeti Muhammede mubarek olsun
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 02 Temmuz 2011, 19:01:05
Allah razi olsun hocam hatirlatmaniz icin  Ümmeti Muhammede mubarek olsun

Cümlemizden razı ve memnun olsun selcuklu hocam.
Başlık: Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) Salevât
Gönderen: Mücteba - 03 Temmuz 2011, 12:51:28

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 2 Şaban 1432
Rumi   : 20 Haziran 1427
Miladi  : 3 Temmuz 2011 Pazar

"Bana salevât-ı şerîfe okuyunuz ki, Allâhü Teâlâ da size rahmet etsin."
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü'l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/03.jpg)



Seyyidü’l İstiğfar ve Salevât-ı Şerîfeler

http://www.sadakat.net/forum/dua_zamani/seyyidul_istigfar_ve_salevati_serifeler-t51477.0.html
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 04 Temmuz 2011, 10:54:01

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 3 Şaban 1432
Rumi   : 21 Haziran 1427
Miladi  : 4 Temmuz 2011 Pazartesi

"Kim akşam namazından sonra, arada kötü bir şey konuşmadan altı rek'at (evvâbin) namazı kılarsa, bu onun için on iki senelik (nafile) ibâdete denk gelir."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/04.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 05 Temmuz 2011, 11:17:36

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 4 Şaban 1432
Rumi   : 22 Haziran 1427
Miladi  : 5 Temmuz 2011 Salı

"İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır."
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/05.jpg)
Başlık: Bahtiyar Ve Bedbaht / “Hâlâ Bakmazlar mı o Deveye”
Gönderen: Mücteba - 06 Temmuz 2011, 11:38:15

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 5 Şaban 1432
Rumi   : 23 Haziran 1427
Miladi  : 6 Temmuz 2011 Çarşamba

"Her kim Allâhü Teâlâ'ya ve Peygambere itaat ederse işte onlar Allâhü Teâlâ'nın kendilerine in'am buyurmuş (nîmet vermiş) olduğu peygamberler, sıddîkler, şehidler ve sâlihler ile beraberdir. Onlar ise ne güzel arkadaştır."
(Nisa Sûresi, âyet 69)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/06.jpg)
Başlık: Sünnet / Herkesin Dönüp Geleceği Yer
Gönderen: Mücteba - 07 Temmuz 2011, 11:28:14

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 6 Şaban 1432
Rumi   : 24 Haziran 1427
Miladi  : 7 Temmuz 2011 Perşembe

"De ki, eğer siz Allah'ı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizi sevsin..."
(Âlî İmrân Sûresi, Âyet 31)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/07.jpg)
Başlık: Cömertlik Yarışı
Gönderen: Mücteba - 08 Temmuz 2011, 15:15:47

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 7 Şaban 1432
Rumi   : 25 Haziran 1427
Miladi  : 8 Temmuz 2011 Cuma

"Cömertlik, cennette bir ağaçtır. Kim cömert olursa onun bir dalını tutar ve o dal, cennete girdirinceye kadar onu bırakmaz."
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'i-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/08.jpg)
Başlık: Hilâfet / Sana Gönderdi
Gönderen: Mücteba - 09 Temmuz 2011, 09:11:23

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 8 Şaban 1432
Rumi   : 26 Haziran 1427
Miladi  : 9 Temmuz 2011 Cumartesi

"Cimrilik cehennemde bir ağaçtır. Kim cimri olursa onun bir dalını tutar ve o dal, cehenneme girdirinceye kadar onu bırakmaz."
(Hadis-i Şerif, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/09.jpg)
Başlık: Rahmet Peygamberi (s.a.v.) / Atalar Sözü
Gönderen: Mücteba - 10 Temmuz 2011, 15:34:44

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 9 Şaban 1432
Rumi   : 27 Haziran 1427
Miladi  : 10 Temmuz 2011 Pazar

"Seninle irtibatı kesen kimseye sen sıla-i rahim yap (alakayı kesme),
seni mahrum bırakan kimseye sen ver,
sana zulmeden kimseyi sen affet."

(Hadîs-i Şerif, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/10.jpg)
Başlık: Berâet Gecesinin Feyiz ve Bereketi / Yolunuzu Önceden Planlayınız
Gönderen: Mücteba - 11 Temmuz 2011, 07:59:58

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 10 Şaban 1432
Rumi   : 28 Haziran 1427
Miladi  : 11 Temmuz 2011 Pazartesi

"Kendisine, 'Allah'tan kork' denildiği zaman öfkelenen kimseye bu, günah olarak yeter."
(Hadîs-i Şerîf, Taberâni, el-Mucemü'l-Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/11.jpg)
Başlık: Berâet Kandili
Gönderen: Mücteba - 12 Temmuz 2011, 10:14:04

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 11 Şaban 1432
Rumi   : 29 Haziran 1427
Miladi  : 12 Temmuz 2011 Salı

"Şa'bân ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesini ibâdetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/12.jpg)
Başlık: Ynt: Duvardan Dökülen İnciler "Takvim Yaprakları"
Gönderen: Mücteba - 13 Temmuz 2011, 10:08:33

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 12 Şaban 1432
Rumi   : 30 Haziran 1427
Miladi  : 13 Temmuz 2011 Çarşamba

"Şüphesiz Allâhü Teâlâ, haya ve kerem sahibidir. Bir kimse (kabul olunacağına inanarak) ellerini kendisine doğru kaldırdığında onları boş döndürmekten haya eder."
(Hadîs-i Şerir, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/13.jpg)
Başlık: Berât Gecesi'nde İbâdet
Gönderen: Mücteba - 14 Temmuz 2011, 11:06:29

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 13 Şaban 1432
Rumi   : 01 Temmuz 1427
Miladi  : 14 Temmuz 2011 Perşembe

"Muhakkak Allâhü Teâlâ Şabân ayının yarısının (onbeşinci) gecesinde dünya semâsına tecelli eder ve Benî Kelb kabilesinin koyunlarının kıllarından daha çok günâhı bağışlar."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/14.jpg)
Başlık: Berâet Gecesi Ve Peygamber Efendimiz / Kıble Saati ve Dünya Kıble Günü Nedir?
Gönderen: Mücteba - 15 Temmuz 2011, 11:32:14

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 14 Şaban 1432
Rumi   : 02 Temmuz 1427
Miladi  : 15 Temmuz 2011 Cuma

"Hâ Mîm. Kitâb-ı Mübin hakkı için biz o Kur'ân'ı mübarek bir gecede indirdik..."
(Duhân Sûresi, âyet 1,2,3)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/15.jpg)
Başlık: Kur'ân-ı Kerîm'i Öğrenip, Okumak Ve Okutmak
Gönderen: Mücteba - 16 Temmuz 2011, 14:13:00

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 15 Şaban 1432
Rumi   : 3 Temmuz 1427
Miladi  : 16 Temmuz 2011 Cumartesi

"Kim Kur'ân-ı Kerîmi okursa onun karşılığını Allah'tan istesin. Çünkü öyle topluluklar gelecek ki, Kur'ân-ı Kerîm okuyacaklar ve onun karşılığını insanlardan isteyecekler."
(Hadis-i Şerif, Sünen-i Tırmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/16.jpg)
Başlık: Hz. Ca'fer-i Tayyâr (r.a.) / Bana İhsan Edilen…
Gönderen: Mücteba - 17 Temmuz 2011, 15:43:03

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 16 Şaban 1432
Rumi   : 4 Temmuz 1427
Miladi  : 17 Temmuz 2011 Pazar

"Ve Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Hayır, onlar diridirler ve lâkin siz sezmezsiniz."
(Bakara Sûresi, âyet 154)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/17.jpg)
Başlık: Müşriklerin Müslümanlar'a Eziyetleri / Mü'min Gıbta Eder
Gönderen: Mücteba - 18 Temmuz 2011, 11:59:41

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 17 Şaban 1432
Rumi   : 5 Temmuz 1427
Miladi  : 18 Temmuz 2011 Pazartesi

"Mümin erkeklere ve kadınlara, yapmamış oldukları bir şey sebebiyle eza ve cefada bulunan kimseler, muhakkak ki pek mühim bir iftirayı ve açık bir günahı yüklenmiş olurlar."
(Ahzab Sûresi, âyet 58)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/18.jpg)
Başlık: Hakîm Es-Semerkandî / Beyit
Gönderen: Mücteba - 19 Temmuz 2011, 15:05:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 18 Şaban 1432
Rumi   : 6 Temmuz 1427
Miladi  : 19 Temmuz 2011 Salı

"Âdemoğlunun iki vâdî (dolusu) malı olsaydı, üçüncüsünü isterdi. Âdemoğlunun karnını ancak toprak doldurur. (Bununla beraber) Allâhü Teâlâ tevbe edenin tevbesini kabul eder."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî ve Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/19.jpg)
Başlık: Ehl-i Beyt'e Hürmet / En İyi Neye Yarar / Bilmece
Gönderen: Mücteba - 20 Temmuz 2011, 12:35:55

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 19 Şaban 1432
Rumi   : 7 Temmuz 1427
Miladi  : 20 Temmuz 2011 Çarşamba

"Sizin en hayırlınız, Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenip (başkalarına) öğreteninizdir."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/20.jpg)
Başlık: Bazı Âdâb-ı Muâşeret Kâideleri
Gönderen: Mücteba - 21 Temmuz 2011, 11:22:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 20 Şaban 1432
Rumi   : 8 Temmuz 1427
Miladi  : 21 Temmuz 2011 Perşembe

"Sağ elinizle yiyiniz, sağ elinizle içiniz, sağ elinizle alınız ve sağ elinizle veriniz. Çünkü şeytan sol eliyle yer. sol eliyle içer. sol eliyle verir ve sol eliyle alır."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/21.jpg)
Başlık: Ashâb-ı Kirâm'dan Berâ (r.a.)
Gönderen: Mücteba - 22 Temmuz 2011, 10:48:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 21 Şaban 1432
Rumi   : 9 Temmuz 1427
Miladi  : 22 Temmuz 2011 Cuma

"Kim iyi bir iş yaparsa artık kendi lehinedir ve kim kötülükte bulunursa artık kendi aleyhinedir ve senin Rabb'in kullarına zulmedici değildir."
(Fussileî Sûresi, âyet 46)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/22.jpg)
Başlık: Namaz ve İmsak Vakitleri Hakkında
Gönderen: Mücteba - 23 Temmuz 2011, 14:42:38

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 22 Şaban 1432
Rumi   : 10 Temmuz 1427
Miladi  : 23 Temmuz 2011 Cumartesi

"Kim, (işlediği) bir günâh sebebiyle (din) kardeşini ayıplarsa, (kendisi) o günâhı işlemedikçe ölmez."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/23.jpg)
Başlık: Müşriklerin Müslümanları Muhasarası
Gönderen: Mücteba - 24 Temmuz 2011, 14:28:11

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 23 Şaban 1432
Rumi   : 11 Temmuz 1427
Miladi  : 24 Temmuz 2011 Pazar

"Evlâdına Kur'ân-ı Kerimi öğreten ana babaya kıyamet günü sultan tacı giydirilir."
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/24.jpg)
Başlık: Namazda Tâdîl-i Erkânın Ehemmiyeti
Gönderen: Mücteba - 25 Temmuz 2011, 11:26:59

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 24 Şaban 1432
Rumi   : 12 Temmuz 1427
Miladi  : 25 Temmuz 2011 Pazartesi

"Kur'ân-ı Kerîmi okuyunuz. Çünkü o kıyamet günü, okuyan kimseye şefaatçi olarak gelecektir."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/25.jpg)
Başlık: Ramazan Ayı ve Orucun Fazileti
Gönderen: Mücteba - 26 Temmuz 2011, 11:23:55

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 25 Şaban 1432
Rumi   : 13 Temmuz 1427
Miladi  : 26 Temmuz 2011 Salı

"Ayların efendisi Ramazan ayıdır, günlerin efendisi de Cuma günüdür."
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/26.jpg)
Başlık: Teheccûd Namazı
Gönderen: Mücteba - 27 Temmuz 2011, 10:48:02

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 26 Şaban 1432
Rumi   : 14 Temmuz 1427
Miladi  : 27 Temmuz 2011 Çarşamba

"Farz namazlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/27.jpg)
Başlık: İslam'ın Şartlarından: Zekât
Gönderen: Mücteba - 28 Temmuz 2011, 11:16:17

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 27 Şaban 1432
Rumi   : 15 Temmuz 1427
Miladi  : 28 Temmuz 2011 Perşembe

"Sadakanın en faziletli olanı Ramazan ayında verilendir."
(Hadîs-iSerîf, Feyzü'l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/28.jpg)
Başlık: Sadakanın Karşılığı / Ramazan Ayı İctimâ'ı, Ru'yet ve Başlangıcı
Gönderen: Mücteba - 29 Temmuz 2011, 11:15:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 28 Şaban 1432
Rumi   : 16 Temmuz 1427
Miladi  : 29 Temmuz 2011 Cuma

"Her kim Ramazan ayında teravih namazını, hak olduğuna inanarak ve riya (gösteriş) karıştırmayarak Allah rızası için kılarsa onun geçmiş günahları bağışlanır."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/29.jpg)
Başlık: Ramazân-ı Şerîf / Ramazân-ı Şerîf'in İlk Akşamı Kılınacak Namaz
Gönderen: Mücteba - 30 Temmuz 2011, 14:04:25

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 29 Şaban 1432
Rumi   : 17 Temmuz 1427
Miladi  : 30 Temmuz 2011 Cumartesi

"Muhakkak oruç tutan için, iftar anında reddolunmayan duâ vardır."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/30.jpg)
Başlık: Terâvîh Namazı Nasıl Kılınır?
Gönderen: Mücteba - 31 Temmuz 2011, 15:19:28

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 30 Şaban 1432
Rumi   : 18 Temmuz 1427
Miladi  : 31 Temmuz 2011 Pazar

"Bereket ayı olan Ramazan ayı size geldi. Bu ayda Allah sizi kuşatıp rahmetini indirir, hatâları siler, bu ayda yapılan duaları kabul eder. Allâhü Teâlâ bu ayda sizin hayırda (birbirinize imrenip) yarışmanıza bakar ve sizinle meleklerine karşı iftihar eder, öyleyse Allah'a hayır amellerinizi takdim ediniz."
(Hadîs-i Şerit et-Tergîb ve't-Terhîb)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/07/31.jpg)
Başlık: Ramazan Ayının Fazileti
Gönderen: Mücteba - 01 Ağustos 2011, 11:50:56

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 1 Ramazan 1432
Rumi   : 19 Temmuz 1427
Miladi  : 1 Ağustos 2011 Pazartesi

"Allâhü Teâlâ göklerin ve yeryüzünün konuşmalarına izin verseydi, şüphesiz onlar, Ramazan ayında oruç tutanları cennetle müjdelerlerdi."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/01.jpg)
Başlık: Orucun Hikmeti / Beyit
Gönderen: Mücteba - 02 Ağustos 2011, 12:09:03

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 2 Ramazan 1432
Rumi   : 20 Temmuz 1427
Miladi  : 2 Ağustos 2011 Salı

"Oruç, (sadece) yemeyi ve içmeyi terk etmekten ibaret değildir. Gerçek oruç, boş, fâidesiz ve çirkin sözleri terk ederek tutulan oruçtur."
(Hadîs-i Şerif, Beyhakî, Sünen-i Kübrâ)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/02.jpg)
Başlık: Zekât / Beyit
Gönderen: Mücteba - 03 Ağustos 2011, 11:19:37

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 3 Ramazan 1432
Rumi   : 21 Temmuz 1427
Miladi  : 3 Ağustos 2011 Çarşamba

"Kişinin hayatta ve sıhhatli iken bir dirhem sadaka vermesi, ölmek üzere iken yüz dînar sadaka vermesinden hayırlıdır."
(Hadîs-i Şerif, Sahih-i İbn-i Hibbân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/03.jpg)
Başlık: Kur'ân-ı Kerîm Hatmi
Gönderen: Mücteba - 04 Ağustos 2011, 11:19:06

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 4 Ramazan 1432
Rumi   : 22 Temmuz 1427
Miladi  : 4 Ağustos 2011 Perşembe

"Kim Allâhü Teâlâ nın kitabından bir âyet dinlerse onun için kat kat sevab yazılır. Kim de onu okursa kıyamet günü onun için nûr olur."
(Hadîs-i Şerif, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/04.jpg)
Başlık: Kulun Tevbe Ettiği Dört Şeyle Bilinir / Tevbenin Kabul Olduğunun Alameti Dörttür
Gönderen: Mücteba - 05 Ağustos 2011, 11:01:36

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 5 Ramazan 1432
Rumi   : 23 Temmuz 1427
Miladi  : 5 Ağustos 2011 Cuma

"Günahdan tevbe (etmek), ondan pişman olup bir daha o günaha dönmemektir."
(Hadîs-i Şerif, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/05.jpg)
Başlık: Tevbe Edene Allâhü Teâlâ'nın İkramı / Sadakanın Değeri
Gönderen: Mücteba - 05 Ağustos 2011, 15:06:08

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 6 Ramazan 1432
Rumi   : 24 Temmuz 1427
Miladi  : 6 Ağustos 2011 Cumartesi

"Sahur yemeği yiyiniz. Çünkü sahur yemeğinde bereket vardır."
(Hadîs-i Şerif, Müttefegun Aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/06.jpg)
Başlık: Tevbenin Hakîkati
Gönderen: Mücteba - 07 Ağustos 2011, 01:37:27

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 7 Ramazan 1432
Rumi   : 25 Temmuz 1427
Miladi  : 7 Ağustos 2011 Pazar

"Hakiki Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların selâmette olduğu kimsedir."
(Hadîs-i Şerif, Müttefegun Aleyh: Sahîh-i Buharı ve Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/07.jpg)
Başlık: İlk Müslümanlar / Peygamberimiz'in Açıktan Daveti / Tevazu Ve Heybet
Gönderen: Mücteba - 07 Ağustos 2011, 13:14:21

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 8 Ramazan 1432
Rumi   : 26 Temmuz 1427
Miladi  : 8 Ağustos 2011 Pazartesi

"Özür dilemek zorunda kalacağın bir şey yapmaktan sakın."
(Hadis-i Şerff, Hâkim, el-Müstedrek)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/08.jpg)
Başlık: Zekâtın Verileceği En Faziletli Yer / Beyit
Gönderen: Mücteba - 08 Ağustos 2011, 11:59:14

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 9 Ramazan 1432
Rumi   : 27 Temmuz 1427
Miladi  : 9 Ağustos 2011 Salı

"Muhakkak sadaka, kötülükten yetmiş kapıyı kapatır."
(Hadîs-i Şerif, Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/09.jpg)
Başlık: Ölülerimiz İçin Dua
Gönderen: Mücteba - 10 Ağustos 2011, 10:43:51

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 10 Ramazan 1432
Rumi   : 28 Temmuz 1427
Miladi  : 10 Ağustos 2011 Çarşamba

"Akıllı, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışan kişidir."
(Hadis-i Şerif, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/10.jpg)
Başlık: Sadakanın Dünya Ve Âhirette Faydaları
Gönderen: Mücteba - 11 Ağustos 2011, 10:58:34

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 11 Ramazan 1432
Rumi   : 29 Temmuz 1427
Miladi  : 11 Ağustos 2011 Perşembe

"Sadaka vermekte erken davranın. Çünkü belâ, sadakayı geçemez."
(Hadîs-i Şerif, Beyhakî, Sünen-i Kübrâ)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/11.jpg)
Başlık: Huşû İle Namaz
Gönderen: Mücteba - 12 Ağustos 2011, 11:14:18

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 12 Ramazan 1432
Rumi   : 30 Temmuz 1427
Miladi  : 12 Ağustos 2011 Cuma

"Muhakkak bir kul aşikar namaz kılar ve namazını güzel yaparsa, gizli namaz kılar ve namazını güzel yaparsa Allah azze ve celle şöyle buyurur: İşte bu, 'benim hakîkî kulumdur.'"
(Hadîs-i Şerif. Sünen-i İbn-i Mâce)  

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/12.jpg)
Başlık: Çocuklarımızı Namaza Alıştırmak
Gönderen: Mücteba - 13 Ağustos 2011, 17:08:16

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 13 Ramazan 1432
Rumi   : 31 Temmuz 1427
Miladi  : 13 Ağustos 2011 Cumartesi

"Sana emanet verenin emanetini ver, sana hıyanet edene sen hıyanet etme."
(Hadis-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvud)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/13.jpg)
Başlık: Kur'ân-ı Kerîm'in Tedricen İndirilmesindeki Hikmet / Ruh Ve Beden
Gönderen: Mücteba - 14 Ağustos 2011, 14:26:35

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 14 Ramazan 1432
Rumi   : 01 Ağustos 1427
Miladi  : 14 Ağustos 2011 Pazar

"Din kardeşini güler yüzle karşılamak bile olsa, hiçbir iyiliği küçük görme."
(Hadîs-i Şerif, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/14.jpg)
Başlık: Îtikâf / Oruçla Alâkalı Meseleler
Gönderen: Mücteba - 15 Ağustos 2011, 12:25:13

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 15 Ramazan 1432
Rumi   : 02 Ağustos 1427
Miladi  : 15 Ağustos 2011 Pazartesi

"Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) Ramazanın son on gününde itikâf ederdi. Bunu, vefat edinceye kadar böylece devam ettirdi. Resûlullah'tan sonra zevceleri (mü'minlerin anneleri) itikaf ettiler."
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/15.jpg)
Başlık: İnsanda Vazifeli Bazı Melekler / Edepsize Karşı
Gönderen: Mücteba - 16 Ağustos 2011, 11:05:25

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 16 Ramazan 1432
Rumi   : 03 Ağustos 1427
Miladi  : 16 Ağustos 2011 Salı

"Allâhü Teâlâ'dan korkunuz ve sizinle beraber olan kirâmen kâtibin meleklerine ikram ve hürmette bulununuz. Onlar sizden sadece iki yerde ayrılırlar: kişi helada olduğu zaman veya ailesiyle beraber olduğu zaman."
(Hadîs-i Şerif, Suyûtî, ed-Dürnı'l-Mensûr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/16.jpg)
Başlık: Ramazan Ayında İbadetlerimiz... / Mutfağımız: Demirhindi Şerbeti
Gönderen: Mücteba - 17 Ağustos 2011, 11:37:06

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 17 Ramazan 1432
Rumi   : 04 Ağustos 1427
Miladi  : 17 Ağustos 2011 Çarşamba

"Kadir Gecesi'ni Ramazân-ı Şerifin son on gününün tek gecelerinde arayınız."
(Hadis-i Şerif, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/17.jpg)
Başlık: Şefâat / Dâvâcı ve Dâvâlı
Gönderen: Mücteba - 18 Ağustos 2011, 11:35:20

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 18 Ramazan 1432
Rumi   : 05 Ağustos 1427
Miladi  : 18 Ağustos 2011 Perşembe

"Kim bir oruçluya iftar ettirirse, -oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeden- oruçlunun sevabı gibi sevab alır."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/18.jpg)
Başlık: Kadir Gecesi'ni Aramak / Kur'ân-ı Kerim'in Fazîleti
Gönderen: Mücteba - 19 Ağustos 2011, 11:39:14

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 19 Ramazan 1432
Rumi   : 06 Ağustos 1427
Miladi  : 19 Ağustos 2011 Cuma

"Ben Resullerin imamı ve rehberiyim, iftihar (övünmek) için söylemiyorum.
Ben nebilerin sonuncusuyum, iftihar için söylemiyorum.
Ben ilk şefaat edici ve şefaati ilk kabul edilecek olanım, iftihar için söylemiyorum."

(Hadîs-i Şerif, Sünen-i Dârimî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/19.jpg)
Başlık: Hz. Yûnus Aleyhisselam
Gönderen: Mücteba - 20 Ağustos 2011, 14:38:07

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 20 Ramazan 1432
Rumi   : 07 Ağustos 1427
Miladi  : 20 Ağustos 2011 Cumartesi

"Âdemoğlunun her ameli kendisi içindir; ancak oruç hâriç. Zira o benim içindir ve mükâfatını ben veririm"
(Hadîs-i Kudsi, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/20.jpg)
Başlık: İftar Sofrasını Terk Eden Sahabî / Halifeye Nasihat
Gönderen: Mücteba - 21 Ağustos 2011, 13:59:33

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 21 Ramazan 1432
Rumi   : 08 Ağustos 1427
Miladi  : 21 Ağustos 2011 Pazar

"Oruç, cehennemden (koruyan) bir kalkandır.
Bir kimse oruçlu iken cahillik etmesin (kötüluk yapmasın).
Şayet birisi kendisine cahillik (kötülük) ederse ona çirkin söz söyleyip sövmesin ve 'Ben oruçluyum' desin."

(Hadîs-i Sefil, Sünen-i Nesâî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/21.jpg)
Başlık: Ramazan-ı Şerifi Uğurlarken / Bilmeceler
Gönderen: Mücteba - 22 Ağustos 2011, 12:09:44

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 22 Ramazan 1432
Rumi   : 09 Ağustos 1427
Miladi  : 22 Ağustos 2011 Pazartesi

"Kullar Ramazan ayında ne (kadar sevab ve fazilet) olduğunu bilselerdi senenin tamamının Ramazan olmasını isterlerdi."
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ebû Ya'lâ)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/22.jpg)
Başlık: Allâhü Teâlâ'nın Zâtî Sıfatlarından Kıyam Bizâtihî / Hac İbâdeti
Gönderen: Mücteba - 23 Ağustos 2011, 11:29:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 23 Ramazan 1432
Rumi   : 10 Ağustos 1427
Miladi  : 23 Ağustos 2011 Salı

"Muhakkak bu Ramazan ayı size ulaştı. Bu ayda bin aydan hayırlı bir gece (Kadir gecesi) vardır. O geceden mahrum kılınan kimse, bütün hayırlardan mahrum kılınmıştır."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/23.jpg)
Başlık: Cennetin Bütün Kapılarından Çağırılan Bahtiyar / “İlim Rütbesi ..."
Gönderen: Mücteba - 24 Ağustos 2011, 11:15:21

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 24 Ramazan 1432
Rumi   : 11 Ağustos 1427
Miladi  : 24 Ağustos 2011 Çarşamba

"Cennet cömertlerin yurdudur."
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Müsnedü'ş-Şihâb)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/24.jpg)
Başlık: Kadir Gecesi'nin Fazîleti / Kadir Gecesi'nde Ne Yapılır?
Gönderen: Mücteba - 25 Ağustos 2011, 11:13:23

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 25 Ramazan 1432
Rumi   : 12 Ağustos 1427
Miladi  : 25 Ağustos 2011 Perşembe

"Hediyeleşiniz, birbirinizi seversiniz."
(Hadîs-i Şerif, Taberânî, el-Mu'cemûl-Evsat)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/25.jpg)
Başlık: Kadir Gecesi'nin Husûsiyetleri
Gönderen: Mücteba - 26 Ağustos 2011, 10:15:44

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 26 Ramazan 1432
Rumi   : 13 Ağustos 1427
Miladi  : 26 Ağustos 2011 Cuma

"Ramazan-ı şerîf ayında nafakayı (çoluk çocuğunuz için yapılan harcamaları) çoğaltınız. Çünkü bu aydaki nafaka. Allah yolunda harcanan nafaka gibidir"
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/26.jpg)
Başlık: Sadaka-i Fıtır (Fitre)
Gönderen: Mücteba - 27 Ağustos 2011, 11:42:31

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 27 Ramazan 1432
Rumi   : 14 Ağustos 1427
Miladi  : 27 Ağustos 2011 Cumartesi

"Her bir kimse (kıyamet gününde) insanlar arasında hüküm verilinceye kadar sadakasının gölgesindedir."
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/27.jpg)
Başlık: Şeytanın Vesvesesi / Şevvâl Ayı / Şevval Ayı İctimâ'ı, Ru'yet...
Gönderen: Mücteba - 28 Ağustos 2011, 16:04:01

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 28 Ramazan 1432
Rumi   : 15 Ağustos 1427
Miladi  : 28 Ağustos 2011 Pazar

"Akrabalarınızdan sıla-i rahimde bulunacağınız kimseleri öğreniniz. Çünkü akrabayı ziyaret etmek, aile içinde muhabbete, mâlda zenginliğe ve ömürde de uzamaya sebep olur."
(Hadis-i Şerif, Sünen-i Tirmizi)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/28.jpg)
Başlık: Bayram Namazı Nasıl Kılınır? / Arefe ve Bayram Geceleri Ne Yapılır? ...
Gönderen: Mücteba - 29 Ağustos 2011, 17:36:01

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 29 Ramazan 1432
Rumi   : 16 Ağustos 1427
Miladi  : 29 Ağustos 2011 Pazartesi

"Kim Ramazan ve Kurban Bayramı gecelerini ihya ederse, kalblerin öldüğü günde onun kalbi ölmez."
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/29.jpg)
Başlık: Bayram Günü Ne Yapılır ?
Gönderen: Mücteba - 30 Ağustos 2011, 02:06:44

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 1 Şevvâl 1432
Rumi   : 17 Ağustos 1427
Miladi  : 30 Ağustos 2011 Salı

"Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Ramazan Bayramı günü bir şey yemedikçe bayram namazına çıkmaz ve Kurban Bayramı günü de bayram namazından dönmedikçe bir şey yemez ve kurbanının etinden yerdi"
(Hadîs-i Serif Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/30.jpg)
Başlık: Anne Baba İle Sohbetin Âdâbı / Latife: Aşırılan Lokumlar
Gönderen: Mücteba - 31 Ağustos 2011, 16:10:18

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 2 Şevvâl 1432
Rumi   : 18 Ağustos 1427
Miladi  : 31 Ağustos 2011 Çarşamba

"Kim Ramazan orucunu tutar, sonra Şevval ayından altı gün oruç tutarsa senenin tamamını oruçlu geçirmiş gibi olur."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/31.jpg)
Başlık: En Hayırlı Ve En Şerliniz Kimdir? / Komşu Nasıl Olmalıdır?
Gönderen: Mücteba - 01 Eylül 2011, 15:48:07

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 3 Şevvâl 1432
Rumi   : 19 Ağustos 1427
Miladi  : 1 Eylül 2011 Perşembe

"Ev almadan önce komşu alınız, yola çıkmadan önce yoldaş bulunuz."
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/01.jpg)
Başlık: İmâm-ı Âzam'ın Zekâsı / Gribe ve Soğuk Algınlığına Karşı
Gönderen: Mücteba - 02 Eylül 2011, 12:05:55

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 4 Şevvâl 1432
Rumi   : 20 Ağustos 1427
Miladi  : 2 Eylül 2011 Cuma

“Darlıkta ve bollukta (her zaman) Allâhü Teâlâ’dan kork.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/02.jpg)
Başlık: Sekiz Saatte Hatim Yapan Hâfız / Secde Etmesinden Korkuyorum
Gönderen: Mücteba - 03 Eylül 2011, 17:10:20

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 5 Şevvâl 1432
Rumi   : 21 Ağustos 1427
Miladi  : 3 Eylül 2011 Cumartesi

“Haramlardan sakın ki, insanların en çok ibâdet edeni olasın. Allâhü Teâlâ’nın sana verdiği rızka râzı ol ki insanların en zengini olasın.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/03.jpg)
Başlık: Muhammed Harezmî
Gönderen: Mücteba - 04 Eylül 2011, 15:34:20

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 6 Şevvâl 1432
Rumi   : 22 Ağustos 1427
Miladi  : 4 Eylül 2011 Pazar

“Mazlumun bedduasından sakın. Zira onun duâsı ile Allâhü Teâlâ arasında perde yoktur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/04.jpg)
Başlık: Namazın Farzları / Kıta
Gönderen: Mücteba - 05 Eylül 2011, 11:00:11

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 7 Şevvâl 1432
Rumi   : 23 Ağustos 1427
Miladi  : 5 Eylül 2011 Pazartesi

“Rabbiniz olan Allâhü Teâlâ’dan korkunuz, beş vakit namazınızı kılınız, Ramazan ayı orucunu tutunuz, malınızın zekâtını veriniz ve emîrinize itaat ediniz. (Bunları yaparsanız) Rabbinizin cennetine girersiniz.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/05.jpg)
Başlık: Aşere-i Mübeşşere'den Abdurrahman İbn-i Avf
Gönderen: Mücteba - 06 Eylül 2011, 11:39:41

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 8 Şevvâl 1432
Rumi   : 24 Ağustos 1427
Miladi  : 6 Eylül 2011 Salı

“Sırat üzerinde (ayağı kaymayıp) en sâbit olacak olanınız, Ehl-i Beytimi ve ashabımı en çok seveninizdir.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr) 

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/06.jpg)
Başlık: Hz. Yûşâ Bin Nûn (a.s.) / Beyit
Gönderen: Mücteba - 07 Eylül 2011, 10:28:54

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 9 Şevvâl 1432
Rumi   : 25 Ağustos 1427
Miladi  : 7 Eylül 2011 Çarşamba

“İki kişi vardır ki Allâhü Teâlâ kıyamet gününde onlara (rahmet nazarıyla) bakmaz. Bunlar, sıla-i rahmi terk eden kimse ile kötü komşudur.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/07.jpg)
Başlık: Îmânı Kemâle Erdirmek İçin / Resulullah'ın Tavsiyesi
Gönderen: Mücteba - 08 Eylül 2011, 10:58:29

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 10 Şevvâl 1432
Rumi   : 26 Ağustos 1427
Miladi  : 8 Eylül 2011 Perşembe

“Amellerin Allâhü Teâlâ’ya en sevimli olanı, az da olsa devamlı olanıdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/08.jpg)
Başlık: Kur'ân-ı Kerim'de Mübarek Vasıflı Şeyler
Gönderen: Mücteba - 09 Eylül 2011, 11:18:15

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 11 Şevvâl 1432
Rumi   : 27 Ağustos 1427
Miladi  : 9 Eylül 2011 Cuma

“Biriniz Rabbiyle konuşmak istediği zaman Kur’ân-ı Kerîm okusun.”
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü’l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/09.jpg)
Başlık: Hicret
Gönderen: Mücteba - 10 Eylül 2011, 13:51:45

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 12 Şevvâl 1432
Rumi   : 28 Ağustos 1427
Miladi  : 10 Eylül 2011 Cumartesi

“Allâhü Teâlâ’ya yaklaştıran ilmi arttırmadığım bir gün bana gelirse o günün güneşinin doğmasında benim için bereket yoktur.”
(Hadîs-i Şerîf, Ebû Nuaym, Hılyetü’l-Evliyâ)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/10.jpg)
Başlık: Münafıklık Alameti
Gönderen: Mücteba - 11 Eylül 2011, 16:15:00

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 13 Şevvâl 1432
Rumi   : 29 Ağustos 1427
Miladi  : 11 Eylül 2011 Pazar

“Münâfığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünden döner, emânet edilirse hıyânet eder.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/11.jpg)
Başlık: Kurtuluş İçin Bir Hadîs / Türbenin Eksiği / Mutfağımız: Yaz Türlüsü
Gönderen: Mücteba - 12 Eylül 2011, 11:10:02

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 14 Şevvâl 1432
Rumi   : 30 Ağustos 1427
Miladi  : 12 Eylül 2011 Pazartesi

“Hiç ölmeyeceğini zanneden kimse gibi (dünya için) çalış. Yarın öleceğinden korkan kimse gibi de (dünya dan) sakın.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu’l-Îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/12.jpg)
Başlık: Malı Harcamanın Adabı
Gönderen: Mücteba - 13 Eylül 2011, 09:56:18

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 15 Şevvâl 1432
Rumi   : 31 Ağustos 1427
Miladi  : 13 Eylül 2011 Salı

“Onlar ki, harcadıkları vakit ne israf ederler, ne de cimrilik yaparlar; (harcamaları) ikisi arasında mutedil olur.”
(Furkân Sûresi, âyet 67)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/13.jpg)
Başlık: Hasan-I Basrî Hazretlerinden Nasihatler
Gönderen: Mücteba - 14 Eylül 2011, 11:14:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 16 Şevvâl 1432
Rumi   : 01 Eylül 1427
Miladi  : 14 Eylül 2011 Çarşamba

“Baflkasının ayıplarını söyleyeceğin zaman kendi ayıplarını hatırla.”
(Hadîs-i Şerîf, Buhârî, el-Edebü’l-Müfred)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/14.jpg)
Başlık: Beş Mühim Tavsiye / Hasan-I Basrî Hazretleri'nden / Atalar Sözü
Gönderen: Mücteba - 15 Eylül 2011, 10:40:18

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 17 Şevvâl 1432
Rumi   : 02 Eylül 1427
Miladi  : 15 Eylül 2011 Perşembe

“İlim öğreniniz. İlim için huzur ve sükûn ile vakar da öğreniniz. Kendisinden ilim öğrendiğiniz kimseye karşı mütevâzî olunuz.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü'l-Evsat)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/15.jpg)
Başlık: Ebu'l-Fârûk Süleyman Hilmî Tunahan (k.s.)
Gönderen: Mücteba - 16 Eylül 2011, 10:36:13

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 18 Şevvâl 1432
Rumi   : 03 Eylül 1427
Miladi  : 16 Eylül 2011 Cuma

“Muhakkak (kâmil) âlimler, peygamberlerin vârisleridir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/16.jpg)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: selcuklu - 16 Eylül 2011, 23:58:13
Allahim sefaatlarina nail eylesin
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 17 Eylül 2011, 13:28:17
Allahim sefaatlarina nail eylesin

Amin.
Başlık: Zikrullâhın A'zamiyet ve Ekberiyeti
Gönderen: Mücteba - 17 Eylül 2011, 13:30:34

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 19 Şevvâl 1432
Rumi   : 04 Eylül 1427
Miladi  : 17 Eylül 2011 Cumartesi

“Alimlere uyunuz. Zira onlar dünyanın (doğru yolu gösteren) ışıkları, âhiretin kandilleridir.”
(Hadîs-i İerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/17.jpg)
Başlık: Medinelilerin Müslüman Oluşu / Hürriyet Nedir?
Gönderen: Mücteba - 18 Eylül 2011, 16:13:10

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 20 Şevvâl 1432
Rumi   : 05 Eylül 1427
Miladi  : 18 Eylül 2011 Pazar

“Allâhü Teâlâ ümmetimden bir kimseye hayır murâd ederse onun kalbine ashâbımın sevgisini verir.”
(Hadîs-i Şerîf, Deylemî, Müsnedü'l- Firdevs)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/18.jpg)
Başlık: Alış Verişin Çeşitleri Ve Kazanç Miktarı / Beyit
Gönderen: Mücteba - 19 Eylül 2011, 10:17:23

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 21 Şevvâl 1432
Rumi   : 06 Eylül 1427
Miladi  : 19 Eylül 2011 Pazartesi

“Alışverişte aldatan bizden değildir.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ebû Hanîfe)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/19.jpg)
Başlık: Kuba Köyüne Ve Oradan Medîne-İ Münevvere'ye / Beyit / Bilmeceler
Gönderen: Mücteba - 20 Eylül 2011, 11:12:07

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 22 Şevvâl 1432
Rumi   : 07 Eylül 1427
Miladi  : 20 Eylül 2011 Salı

“Kim Allah rızâsı için Medîne’de beni ziyâret ederse, ona kıyâmet günü şâhit ve şefâatçi olurum.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu’l-Îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/20.jpg)
Başlık: Neler Sadakadır?
Gönderen: Mücteba - 21 Eylül 2011, 18:12:38

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 23 Şevvâl 1432
Rumi   : 08 Eylül 1427
Miladi  : 21 Eylül 2011 Çarşamba

“Kardeşinin yüzüne tebessüm etmen senin için sadakadır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/21.jpg)
Başlık: İmâm-I Buhârî (rh.)
Gönderen: Mücteba - 22 Eylül 2011, 09:30:06

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 24 Şevvâl 1432
Rumi   : 09 Eylül 1427
Miladi  : 22 Eylül 2011 Perşembe

“Ekmeğe hürmet ediniz. Muhakkak o, yerin ve göğün bereketindendir. Kim sofradan düşen ekmek kırıntılarını yerse günahları mağfiret olunur.”
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü'l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/22.jpg)
Başlık: Cuma Gününün Fazileti
Gönderen: Mücteba - 24 Eylül 2011, 02:10:04

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 25 Şevvâl 1432
Rumi   : 10 Eylül 1427
Miladi  : 23 Eylül 2011 Cuma

“Cuma günü gusül abdesti almak sünnettir.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemû’l-Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/23.jpg)
Başlık: Yolcunun Namazı / Gripten Korunmanın Bazı Yolları
Gönderen: Mücteba - 24 Eylül 2011, 02:11:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 26 Şevvâl 1432
Rumi   : 11 Eylül 1427
Miladi  : 24 Eylül 2011 Cumartesi

“Cuma günü gusül abdesti almak sünnettir.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemû’l-Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/24.jpg)
Başlık: Ashab'ın Resûlullah'a Biatı / Faydasız Münâkaşayı Terk Etmek
Gönderen: Mücteba - 25 Eylül 2011, 13:09:24

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 27 Şevvâl 1432
Rumi   : 12 Eylül 1427
Miladi  : 25 Eylül 2011 Pazar

“Allâh’ım, şu dört şeyden sana sığınırım: Fayda vermeyen ilimden, korkmayan kalpten, doymayan nefisten, kabul olunmayan duâdan.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Nesâî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/25.jpg)
Başlık: Kanûnî'nin Vasiyeti
Gönderen: Mücteba - 26 Eylül 2011, 13:24:10

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 28 Şevvâl 1432
Rumi   : 13 Eylül 1427
Miladi  : 26 Eylül 2011 Pazartesi

“Allah yolunda infak eden, harcamada bulunan kimseye yedi yüz kat sevab yazılır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/26.jpg)
Başlık: En Büyük Hastalık: Cimrilik / Zilkâde Ayı / Zilkâde Ayı İctimâ'ı...
Gönderen: Mücteba - 27 Eylül 2011, 11:23:24

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 29 Şevvâl 1432
Rumi   : 14 Eylül 1427
Miladi  : 27 Eylül 2011 Salı

“Çörek otunda ölümden başka her derde şifâ vardır.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh: Sahîh-i Buhârî ve Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/27.jpg)
Başlık: İmâm Tirmizî / Beyit
Gönderen: Mücteba - 28 Eylül 2011, 15:55:03

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 1 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 15 Eylül 1427
Miladi  : 28 Eylül 2011 Çarşamba

“Ziyaretçiniz geldiği zaman ona ikram da bulununuz.”
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü’l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/28.jpg)
Başlık: Namazda Ta'dîl-i Erkân / Hakîki Cömertlik
Gönderen: Mücteba - 29 Eylül 2011, 14:39:45

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 2 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 16 Eylül 1427
Miladi  : 29 Eylül 2011 Perşembe

“Ağzınızı (yalan, gıybet ve diğer bütün kirlerden) temizleyiniz. Zira o, Kur’ân’ın (okunduğu, geçtiği) yoludur.”(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu’l-Îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/29.jpg)
Başlık: Peygamberimiz'in (s.a.v.) Akrabasına Hürmeti / Aniden Öldü
Gönderen: Mücteba - 30 Eylül 2011, 17:34:22

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 3 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 17 Eylül 1427
Miladi  : 30 Eylül 2011 Cuma

“Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/09/30.jpg)
Başlık: Aşere-i Mübeşşere'den
Gönderen: Mücteba - 01 Ekim 2011, 08:37:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 4 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 18 Eylül 1427
Miladi  : 1 Ekim 2011 Cumartesi

“Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/01.jpg)
Başlık: Günahlar İfşâ Edilmez / Cep Telefonlarının Zararları
Gönderen: Mücteba - 02 Ekim 2011, 14:09:45

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 5 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 19 Eylül 1427
Miladi  : 2 Ekim 2011 Pazar

“Günahlar açıktan işlenip çoğaldığı zaman zelzele ve felâketler meydana gelir, idareciler emrindekilere zulmettiği zaman yağmurlar azalır, kıtlık meydana gelir.”
(Hadîs-i Şerîf, Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/02.jpg)
Başlık: Tevekkül
Gönderen: Mücteba - 03 Ekim 2011, 12:05:28

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 6 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 20 Eylül 1427
Miladi  : 3 Ekim 2011 Pazartesi

“Yaşlı Müslümana ikramda bulunmak, Allah’a hürmet ve tazimdendir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/03.jpg)
Başlık: İslâm'a Giriş / Allah'ın Kalbini Nurlandırdığı Müslüman
Gönderen: Mücteba - 04 Ekim 2011, 11:08:38

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 7 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 21 Eylül 1427
Miladi  : 4 Ekim 2011 Salı

“Biriniz din kardeşini ziyaret edip yanında oturduğu zaman ondan izin almadan yanından kalkmasın.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/04.jpg)
Başlık: Haccın Hikmeti
Gönderen: Mücteba - 05 Ekim 2011, 11:53:38

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 8 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 22 Eylül 1427
Miladi  : 5 Ekim 2011 Çarşamba

“Âlim (ilmi) öğrenip onunla amel etmediği zaman, insanları aydınlatan fakat kendisini yakan mum gibi olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/05.jpg)
Başlık: Lânet Etmek Mümine Yakışmaz / İdareciliğe Layık Olan
Gönderen: Mücteba - 06 Ekim 2011, 10:47:55

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 9 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 23 Eylül 1427
Miladi  : 6 Ekim 2011 Perşembe

“En hayırlı dûa, istiğfardır.”
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü’l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/06.jpg)
Başlık: “Hastaları Ziyâret Ediniz”
Gönderen: Mücteba - 07 Ekim 2011, 11:06:22

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 10 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 24 Eylül 1427
Miladi  : 7 Ekim 2011 Cuma

“Biriniz hasta ziyaretine gittiğinde ‘Yâ Rabbi! Bu kuluna şifâ bahşet.’ diye dua etsin.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvud)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/07.jpg)
Başlık: Sabrın Mükafatı / Zarif Bir İkaz / Mercimek Çorbası
Gönderen: Mücteba - 08 Ekim 2011, 12:52:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 11 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 25 Eylül 1427
Miladi  : 8 Ekim 2011 Cumartesi

“Kulun günahı çok olup da ona keffaret olacak ameli bulunmazsa günahlarına keffaret olması için Allâhü Teâlâ onu hüzün ile mübtelâ kılar."
(Hadîs-i Şerîf, Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/08.jpg)
Başlık: Resûlullah'ın (s.a.v.) Süt Mucizesi
Gönderen: Mücteba - 09 Ekim 2011, 14:29:32

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 12 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 26 Eylül 1427
Miladi  : 9 Ekim 2011 Pazar

"Kul, yalan söylediği zaman ağzından çıkan pis koku sebebiyle üzerindeki melekler ondan bir mil uzaklaşır."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/09.jpg)
Başlık: Müslümanlıkta Kazancın Ehemmiyeti / Hasta Ziyareti
Gönderen: Mücteba - 10 Ekim 2011, 12:28:14

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 13 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 27 Eylül 1427
Miladi  : 10 Ekim 2011 Pazartesi

“Bir kişi hanımına su (bile) ikram etse sevab kazanır.”
(Hadîs-i Şerîf; Buhârî, Târîh-i Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/10.jpg)
Başlık: Salevât Okunacak Vakitler Ve Mahaller / Ağız Kokusunun Sebebi ve Tedavisi
Gönderen: Mücteba - 11 Ekim 2011, 11:17:03

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 14 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 28 Eylül 1427
Miladi  : 11 Ekim 2011 Salı

“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa kendisinden böyle bir din asla kabul edilmeyecek ve o kimse âhirette ziyân edenlerden olacaktır.”
(Âl-i İmrân Sûresi, âyet 85)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/11.jpg)
Başlık: Sevdiklerinize Bunu Bildirin / Allah'ın Sevdikleri ve Sevmedikleri / Beyit
Gönderen: Mücteba - 12 Ekim 2011, 10:51:14

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 15 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 29 Eylül 1427
Miladi  : 12 Ekim 2011 Çarşamba

“Bir kişi öldüğü zaman melekler '(âhiret için) hangi sâlih amelleri hazırladı?' derler. İnsanlar da '(mal, mülk olarak) ne bıraktı?' derler.”
(Hadîs-i Şerîf, Musannefi ibn-i Ebî Şeybe)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/12.jpg)
Başlık: Haccın Fazîleti
Gönderen: Mücteba - 13 Ekim 2011, 11:06:24

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 16 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 30 Eylül 1427
Miladi  : 13 Ekim 2011 Perşembe

“Haccını yapanla karşılaştığın zaman ona selam ver, musafaha yap ve o kimse evine girmeden önce (hiç vakit kaybetmeden) ondan senin için istiğfar etmesini iste. Zira onun günahları bağışlanmıştır.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/13.jpg)
Başlık: Ey İnsanlar Şirkten Sakının! / Güzel Sözler
Gönderen: Mücteba - 14 Ekim 2011, 11:20:07

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 17 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 1 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 14 Ekim 2011 Cuma

“Cennet bahçelerine uğradığınız zaman istediğiniz kadar istifade ediniz.” Sahabe ‘Cennet bahçeleri nedir?’ diye sordular. Peygamberimiz “Zikir halkaları (meclisleri) dir.” buyurdular.
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/14.jpg)
Başlık: Hz. Hamza Ve Hz. Ömer'in (r. anhümâ) Müslüman Olmaları
Gönderen: Mücteba - 15 Ekim 2011, 14:02:59

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 18 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 2 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 15 Ekim 2011 Cumartesi

“Her peygamberin iki veziri vardır. Benim iki vezirim ve arkadaşım Ebû Bekir ve Ömer’dir.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/15.jpg)
Başlık: Hz. Ömer'den / İdarecinin En Çok Muhtaç Olduğu Şeyler / Kurban Kesiminde Dikkat
Gönderen: Mücteba - 16 Ekim 2011, 16:21:58

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 19 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 3 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 16 Ekim 2011 Pazar

“Bir sıkıntı içine düştüğünüz zaman ‘Hasbünallâhü ve ni’me’l-vekîl’ deyiniz.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/16.jpg)
Başlık: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Sünnetine Uymak
Gönderen: Mücteba - 17 Ekim 2011, 11:45:19

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 20 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 4 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 17 Ekim 2011 Pazartesi

“…Benim sünnetime ve benden sonraki râşid ve hidâyete mazhar olmuş halifelerin sünnetlerine sarılınız.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvud)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/17.jpg)
Başlık: Hac
Gönderen: Mücteba - 18 Ekim 2011, 11:13:15

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 21 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 5 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 18 Ekim 2011 Salı

“Makbul olan haccın mükâfatı ancak cennettir.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/18.jpg)
Başlık: Tüccarda Üç Haslet / Akîka Kurbanı
Gönderen: Mücteba - 19 Ekim 2011, 10:56:36

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 22 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 6 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 19 Ekim 2011 Çarşamba

“Sana hayır dua edecek insanları çoğalt. Zira kul, kendisine kimin lisânıyla (yapılan duânın) kabul olunacağını veya rahmet olunacağını bilemez.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/19.jpg)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: ehemmiyet - 20 Ekim 2011, 04:38:52
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 23 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 7 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 20 Ekim 2011 Perşembe

“Kim, Allah için hacceder ve hacda faydasız söz konuşmaz ve günah işlemezse, anasından doğduğu gündeki gibi günahsız olarak geri döner.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî ve Müslim)

HACCIN ŞARTLARI VE KISIMLARI

Haccın tarz olmasının şartları:
1- Müslüman olmak,
2- Haccın farz olduğunu bilmek,
3- Baliğ (ergen) olmak,
4- Akıllı olmak,
5- Hür olmak,
6- Nafakaya ve vasıtaya muktedir olmak,
7- Vakit (hac ayları),
8- Hacca gidip dönünceye kadar bakmakla mükellef olduğu kimselerin geçimlerini sağlayacak imkanı ve gidiş geliş müddeti içinde yol masrafı ile aile fertlerinin geçimini temin etmiş olmak.
Haccın tarz olması için zekatta olduğu gibi belli bir nisab yoktur.
Haccın edasının tarz olmasının şartı beştir:
1- Sıhhatli olmak,
2- Yol emniyeti olmak,
3- Hacca gitmeğe (hapislik gibi) bir mani olmamak,
4- Kadınların yanında kocası veya güvenilir bir mahremi bulunması,
5- Kadınların iddet bekliyor olmaması.
Hac, hükmü itibariyle üç kısımdır:
Farz hac: Kendisinde haccın şartları bulunan kimselerin, ömürlerinde bir defa yapmaları icab eden hacdır.
Vacip hac: Bir kimsenin nezrederek (adayarak) üzerine vacip kıldığı hacdır. Başlandıktan sonra bozulan nafile haccın kazası da vaciptir.
Nafile hac: Farz ve vacip olan hac dışındaki hac nafiledir. Üzerine hac farz olmayan çocuğun veya kölenin yapacağı hac da nafiledir.
Farz, vacip yahut nafile hac edası itibar ile üç türlüdür:
Hacc-ı ifrad: Hac mevsiminde umresiz olarak yapılan hacdır.
Hacc-ı Temettü: Aynı senenin hac aylarında umre ve haccı ayrı ayrı ihramlarla eda etmektir. Temettü haccına niyet eden kimse, dilediği zaman bir Mekkeli gibi umre yapabilir. Şükür kurbanı kesmesi vaciptir. Hacc-ı temettü, hacc-ı ifrattan daha faziletlidir.
Hacc-ı Kıran: Bir ihramla umre ve haccı beraber yapmaktır. Hacc-ı temettüde olduğu gibi şükür kurbanı kesmek vaciptir. Hacc-ı kıran, hacc-ı ifrad ve hacc-ı temettüdan daha faziletlidir. Hacc-ı kıran ve hacc-ı temettü afaki olanlar (Mikat haricinden Mekke’ye gelenler) içindir.

Not:Resimi program yardımıyla yazıya dökme ile yaptım. Gördüğüm hataları düzelttim ama gözümden kaçan varsa kusuruma bakmayın. Bu şekilde google tarafından daha çok kişinin bulmasına vesile olacaktır. Uğraştırıyor ama daha faydalı, isterseniz nasıl yapıldığını anlatabilirim. Ücretsiz programlar yardımı ile yapılmaktadır.
Başlık: Haccın Şartları ve Kısımları
Gönderen: Mücteba - 20 Ekim 2011, 10:30:23

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 23 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 7 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 20 Ekim 2011 Perşembe

"Kim, Allah için hacceder ve hacda faydasız söz konuşmaz ve günah işlemezse, anasından doğduğu gündeki gibi günahsız olarak geri döner."
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî ve Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/20.jpg)
Başlık: Kurban Nisâbı / Kurbanın Vâcib Olmasının Şartları
Gönderen: Mücteba - 21 Ekim 2011, 10:28:09

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 24 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 8 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 21 Ekim 2011 Cuma

“Benim şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram hariç diğer mescidlerde kılınan bin namazdan daha fazîletlidir.”
(Hadîs-i Şerîf, Muttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/21.jpg)
Başlık: Hangi Hayvanlar Kurban Edilir? / Kurban Etinin Taksîmi
Gönderen: Mücteba - 22 Ekim 2011, 08:24:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 25 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 9 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 22 Ekim 2011 Cumartesi

“Yatsı namazını cemaatla kılan, gecenin yarısını ibâdetle geçirmiş, sabah namazını da cemaatle kılan gecenin tamamını ibâdetle geçirmiş gibidir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/22.jpg)
Başlık: Eti Yenen ve Yenmeyen Kurbanlar
Gönderen: Mücteba - 23 Ekim 2011, 08:25:40

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 26 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 10 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 23 Ekim 2011 Pazar

“Ne mutlu o kimseye ki, ayıpları, kendisini başkasının ayıplarını görmekten alıkoydu.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu'l-îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/23.jpg)
Başlık: Hangi Hayvanlar Kurban Olmaz? / Kurban Kesmeye Dair
Gönderen: Mücteba - 24 Ekim 2011, 11:12:50

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 27 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 11 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 24 Ekim 2011 Pazartesi

“Dört şey cennet hazinelerindendir: Sadakayı gizli vermek, musibeti gizlemek, sıla-i rahim yapmak ve “Lâ hav le velâ kuvvete illâ billâh” demek.”
(Hadîs-i Şerîf, Hatîb-i Bağdâdî, Târîh-i Bağdad)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/24.jpg)
Başlık: Medine-i Münevvere'de İlkler / Ortak Kesilen Kurbanın Taksîmi
Gönderen: Mücteba - 25 Ekim 2011, 11:08:09

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 28 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 12 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 25 Ekim 2011 Salı

“Kim gönül hoşluğuyla ve sevap umarak kurbanını keserse, (bu kurban) o kimse için ateşten (koruyan) bir perde olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/25.jpg)
Başlık: Kurbana Ait Hükümler / Zilhicce Ayı İctimâ'ı, Ru'yet ve Başlangıcı
Gönderen: Mücteba - 26 Ekim 2011, 10:37:09

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 29 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 13 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 26 Ekim 2011 Çarşamba

“Kulların Allâhü Teâlâ’ya en sevimli olanı ailesine faydalı olandır.”
(Hadîs-i Şerîf; Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/26.jpg)
Başlık: Zilhicce Ayı Ve On Gece / Zilhiccenin İlk On Gününde Ne Yapılır?
Gönderen: Mücteba - 27 Ekim 2011, 11:32:34

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 30 Zi'l-ka'de 1432
Rumi   : 14 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 27 Ekim 2011 Perşembe

“Ey îmân edenler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin (mâddeten ve mânen) tertemiz olanlarından yiyiniz ve Allâh’a şükrediniz...”
(Bakara Sûresi, âyet 172)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/27.jpg)
Başlık: Kurbanın Fazîleti / Kurban Kesmeye Dâir Bâzı Meseleler
Gönderen: Mücteba - 28 Ekim 2011, 10:59:50


"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 1 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 15 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 28 Ekim 2011 Cuma

“Allâhü Teâlâ’ya içinde kendisine ibadet olunan en sevimli günler Zilhicce’nin (ilk) on günüdür. Her bir gününün orucu bir senelik oruca, her gecesinin ihyası da Kadir Gecesi’ni ihyaya muâdildir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/28.jpg)
Başlık: Kurban Keserken Dikkat Edilecek Hususlar
Gönderen: Mücteba - 29 Ekim 2011, 11:38:13

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 2 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 16 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 29 Ekim 2011 Cumartesi

“O (Allah), sizlere ancak ölü (lâfle) olanları, (akar) kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına boğazlananı haram kılmıştır…”
(Bakara Sûresi, âyet 173)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/29.jpg)
Başlık: Kurban / Kurbanın Hikmeti
Gönderen: Mücteba - 30 Ekim 2011, 07:42:22

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 3 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 17 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 30 Ekim 2011 Pazar

“Kim kurbanının derisini satarsa, onun için (tam) kurban (sevâbı) yoktur.”
(Hadîs-i Şerîf, Hâkim, el-Müstedrek)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/30.jpg)
Başlık: Kurbanın Müstehabları / Kurban Kesmeye Dair Bazı Meseleler
Gönderen: Mücteba - 31 Ekim 2011, 11:01:08

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 4 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 18 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 31 Ekim 2011 Pazartesi

“Allâhü Teâlâ katında günlerin en büyüğü Kurban Bayramı günüdür, sonra da ikinci günüdür.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/10/31.jpg)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: nazillili muallim - 01 Kasım 2011, 01:16:23
(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/02/02.jpg)
Başlık: Kurban Nasıl Kesilir? / Beyit
Gönderen: Mücteba - 01 Kasım 2011, 11:16:37

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 5 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 19 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 1 Kasım 2011 Salı

“Kim mal genişliği (imkân) bulur da kurban kesmezse sakın bizim mescidimize yaklaşmasın.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/01.jpg)
Başlık: Arefe Günü / Kurbanın Yenmesi Mekrûh Olan A'zâları
Gönderen: Mücteba - 02 Kasım 2011, 11:13:31

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 6 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 20 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 2 Kasım 2011 Çarşamba

“Elbette o (kurban)ların ne etleri, ne kanları Allâh'a ermez. Ona sizden ancak takvâ erecektir...”
(Hacc Sûresi, âyet 37)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/02.jpg)
Başlık: Hacca Gidemeyen Müslüman Ne Yapmalı?
Gönderen: Mücteba - 03 Kasım 2011, 10:39:45

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 7 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 21 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 3 Kasım 2011 Perşembe

“(Habîbim Ahmed) şüphe yok ki biz sana Kevser’i verdik. Sen de Rabb’in için namaz kıl ve kurban kes...”
(Kevser Sûresi, âyet 1-2)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/03.jpg)
Başlık: Teşrîk Tekbîri / Kurban Kesemeyenler Ne Yapmalıdır?
Gönderen: Mücteba - 04 Kasım 2011, 10:51:18

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 8 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 22 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 4 Kasım 2011 Cuma

“Allâhü Teâlâ’nın, kullarını Cehennem’den en çok âzâd ettiği gün Arefe günüdür.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/04.jpg)
Başlık: Bayram Namazı Nasıl Kılınır? / Arefe ve Bayram Geceleri Ne Yapmalı? ...
Gönderen: Mücteba - 05 Kasım 2011, 11:32:03

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 9 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 23 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 5 Kasım 2011 Cumartesi

“Âdemoğlu, Kurban Bayramı günü Allah için kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmış olamaz.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/05.jpg)
Başlık: Kurban Bayramı Günü Müstehab Olan Şeyler / Kurban Kestikten Sonra Ne Yapılmalı?
Gönderen: Mücteba - 06 Kasım 2011, 07:33:50

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 10 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 24 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 6 Kasım 2011 Pazar

“Kurban günü, bayram yapmakla emrolundum. Allahü Teâlâ onu bu ümmet için bayram kılmıştır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Nesâî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/06.jpg)
Başlık: Allâhü Teâlâ'nın Zâtî Sıfatlarından: Bekâ / Ette Dikkat Edilecek Bazı Hususlar
Gönderen: Mücteba - 08 Kasım 2011, 01:52:09

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 11 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 25 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 7 Kasım 2011 Pazartesi

“Sevabı en süratli verilecek hayır, (yaratılmışlara) iyilik yapmak ve sıla-i rahimdir. Azabı en süratli verilecek olan şer (kötülük) zulüm ve sıla-i rahmi terk etmektir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/07.jpg)
Başlık: Hz. Ömer RadıyAllahu Anh / Mutfağımız: Ciğer Kavurması
Gönderen: Mücteba - 08 Kasım 2011, 12:52:20

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 12 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 26 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 8 Kasım 2011 Salı

“İbâdetin afeti, devam etmemek ara vermektir. Sözün afeti yalandır. İlmin afeti de unutmaktır.”
(Hadîs-i Şerîf; Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/08.jpg)
Başlık: İlmihal: Öldükten Sonra Kabirde Hayât / Âdâb: Kabirleri Ziyaret
Gönderen: Mücteba - 09 Kasım 2011, 07:55:00

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 13 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 27 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 9 Kasım 2011 Çarşamba

“Kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü kabirler size âhireti hatırlatır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/09.jpg)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Nur_Yolu - 09 Kasım 2011, 13:27:51
Allah Razı Olsun
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 10 Kasım 2011, 11:24:09
Allah Razı Olsun

Cümlemizden.
Başlık: Onun Güzel Ahlakından / Milona Kahramanı Abdülezel Paşa
Gönderen: Mücteba - 10 Kasım 2011, 11:25:19

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 14 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 28 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 10 Kasım 2011 Perşembe

“Namazın ilk vaktinde kılınmasında Allâh’ın rızâsı vardır, son vaktinde kılınmasında ise Allâh’ın affı vardır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/10.jpg)
Başlık: Namazda Selâm / İhtiyât
Gönderen: Mücteba - 11 Kasım 2011, 11:04:56

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 15 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 29 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 11 Kasım 2011 Cuma

“Allâhü Teâlâ’ya en sevimli olanınız, yemesi en az olan (yani oruç tutan)ınız ve bedeni en hafif olanınızdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü'l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/11.jpg)
Başlık: İlim İnsanı Yüceltir / Hikmet'in Kemâli
Gönderen: Mücteba - 12 Kasım 2011, 08:38:11

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 16 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 30 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 12 Kasım 2011 Cumartesi

“Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” duâsını çokça okuyunuz. Zira o, zarar kapılarından doksan dokuzunu kapatır. (Bu kapıların) en aşağısı da sıkıntıdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/12.jpg)
Başlık: Peygamberimizin Ümmetine Nasihati / En Sağlam Kale; Adâlet Vesveseden Kurtulmak
Gönderen: Mücteba - 13 Kasım 2011, 14:52:25

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 17 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 31 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 13 Kasım 2011 Pazar

“Haberiniz olsun ki gerek ehl-i kitaptan olsun, gerek müfriklerden (Allâh’ı ve Resûlü Muhammed Mustafa’yı) in kâr edenler hepsi ebedî olmak üzere cehennem ateşindedirler. Onlar halkın en şerlileridir.”
(Beyyine Sûresi, âyet 6)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/13.jpg)
Başlık: Peygamber Efendimiz'in Bazı Vasıfları
Gönderen: Mücteba - 14 Kasım 2011, 11:28:51

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 18 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 1 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 14 Kasım 2011 Pazartesi

“Muhakkak Allâhü Teâlâ, kulunun bir şey yiyip de ona karşılık kendisine hamdetmesinden veya bir şey içip de ona karşılık kendisine hamdetmesinden râzı olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/14.jpg)
Başlık: Ehl-i Sünnetin Ameldeki Dört Mezhebi
Gönderen: Mücteba - 15 Kasım 2011, 11:32:08

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 19 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 2 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 15 Kasım 2011 Salı

“Dört şey peygamberlerin sünnetindendir: Hayâ sâhibi olmak, güzel koku sürünmek, nikâhlanmak (evlenmek) ve misvak kullanmak.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/15.jpg)
Başlık: Resûlullah'ı Sevmenin Bereketi / Dinin Esası Üçtür / Nehirde Boy Abdesti
Gönderen: Mücteba - 16 Kasım 2011, 10:55:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 20 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 3 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 16 Kasım 2011 Çarşamba

“Evlerinizde Kur’ân-ı Kerîm okumayı çoğaltınız. Çünkü içinde Kur'ân-ı Kerîm okunmayan evin hayrı az olur, şerri çok olur ve içindekilere dar gelir.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/16.jpg)
Başlık: Î'tikad:..Ashâb-ı Kirâmı Sevmek Vazîfemiz
Gönderen: Mücteba - 17 Kasım 2011, 10:45:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 21 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 4 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 17 Kasım 2011 Perşembe

Ukbe bin Âmir (r.a.)’dan: “Resûlullâh (s.a.v.) bana her (farz) namazın arkasında muavvizât’ı (İhlas, Felak ve Nâs sûrelerini) okumamı emretti.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/17.jpg)
Başlık: Müşriklerin İtirafı / Bustânî İsrâilî'nin Müslüman Olması (r.a.) / Valinin İhsan
Gönderen: Mücteba - 18 Kasım 2011, 11:11:13

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 22 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 5 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 18 Kasım 2011 Cuma

“Ey îmân edenler! Kendilerine kitap verilmiş olan (Yahûdî ve Hıristiyan)lardan herhangi bir gürûha itâat eder (tâbî olur) iseniz, sizi îmânınızdan sonra çevirip, kâfir yaparlar.”
(Âl-i İmrân Sûresi, âyet 100)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/18.jpg)
Başlık: Hicrî Takvim Nedir? / Beyit
Gönderen: Mücteba - 19 Kasım 2011, 07:27:37

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 23 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 6 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 19 Kasım 2011 Cumartesi

“Allâhü Teâlâ kendisine ibadet eden genç ile meleklerine karşı iftihar eder ve ‘Şu kuluma bakınız. Benim için nefsinin arzu ve isteklerini terk etti.’ buyurur.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/19.jpg)
Başlık: Hicrî Tarihin Kabul Edilişi
Gönderen: Mücteba - 20 Kasım 2011, 13:56:05

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 24 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 7 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 20 Kasım 2011 Pazar

“Allâhü Teâlâ, sizden biriniz bir amel işlediği (bir iş yaptığı) zaman onu ihlaslı yapmasını sever.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu’l-Îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/20.jpg)
Başlık: Murâd Hüdâvendigâr (Sultân Birinci Murad Hân)
Gönderen: Mücteba - 21 Kasım 2011, 11:12:36

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 25 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 8 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 21 Kasım 2011 Pazartesi

“Bir kul cennet meyvelerinden birini kopardığı zaman hemen onun yerinde yenisi çıkar.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/21.jpg)
Başlık: Muharrem Ayı ve Âşûrâ Günü
Gönderen: Mücteba - 22 Kasım 2011, 10:57:45

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 26 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 9 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 22 Kasım 2011 Salı

“Kalbinde Kur’ân-ı Kerîm’den bir şey bulunmayan kimse, harap olmuş ev gibidir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/22.jpg)
Başlık: Talâk (Boşama) / Parçalı Güneş Tutulması
Gönderen: Mücteba - 23 Kasım 2011, 12:19:24

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 27 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 10 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 23 Kasım 2011 Çarşamba

“Allâhü Teâlâ’ya en sevimsiz olan helâl, talak(boşama)dır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/23.jpg)
Başlık: Zilhicce'nin Son Gecesi Yapılacak İbâdet / Muharrem Ayının Birinci Günü ...
Gönderen: Mücteba - 24 Kasım 2011, 10:42:22

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 28 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 11 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 24 Kasım 2011 Perşembe

“Her şeyi cilâlayan bir cilâ vardır. Kalplerin cilâsı da Allâh’ı zikretmektir.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu’l-Îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/24.jpg)
Başlık: Muharrem Ayı
Gönderen: Mücteba - 25 Kasım 2011, 11:31:50

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 29 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 12 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 25 Kasım 2011 Cuma

“Muhakkak sabah (namazı vaktinde) uyku, rızka mâni olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/25.jpg)
Başlık: Useyd B. Hudayr (r.a.) / Muharremin 1'i İle 10'u Arasında Namaz
Gönderen: Mücteba - 26 Kasım 2011, 14:03:21

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 1 Muharrem 1433
Rumi   : 13 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 26 Kasım 2011 Cumartesi

“Ramazan ayı orucundan sonra en fazîletli oruç Allâh’ın ayı olan Muharrem orucudur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/26.jpg)
Başlık: Sabır
Gönderen: Mücteba - 27 Kasım 2011, 14:45:50

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 2 Muharrem 1433
Rumi   : 14 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 27 Kasım 2011 Pazar

“Dünyada insanlara zulmedenlere Allâhü Teâlâ da (kıyamet gününde) azab eder.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/27.jpg)
Başlık: Cenâzeyi Defn Etmek
Gönderen: Mücteba - 28 Kasım 2011, 10:54:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 3 Muharrem 1433
Rumi   : 15 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 28 Kasım 2011 Pazartesi

“Kabir, âhiret konaklarının evvelidir. Kişi ondan kurtulursa sonrakiler ondan daha kolaydır. Şâyet ondan kurtulamazsa ondan sonrası daha şiddetlidir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/28.jpg)
Başlık: Takva Nedir? / Beyit
Gönderen: Mücteba - 29 Kasım 2011, 11:01:42

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 4 Muharrem 1433
Rumi   : 16 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 29 Kasım 2011 Salı

“Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyip okuyan ve onunla amel eden kimselere hürmet ediniz. Kim onlara hürmet ederse bana hürmet etmiştir.”
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü’l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/29.jpg)
Başlık: Takva Hakkında Dediler ki
Gönderen: Mücteba - 30 Kasım 2011, 11:30:59

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 5 Muharrem 1433
Rumi   : 17 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 30 Kasım 2011 Çarşamba

“Muhakkak rızık, ecelin kulu arayıp bulduğu gibi kulu arar, bulur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i İbn-i Hibbân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/11/30.jpg)
Başlık: Hz. Osman'ın Tevazuu / Hz. Ali (k.v.) Buyurdular / Konuşma Âdâbından
Gönderen: Mücteba - 01 Aralık 2011, 11:18:55

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 6 Muharrem 1433
Rumi   : 18 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 1 Aralık 2011 Perşembe

“İbâdetin en kolay ve bedene en hafif olanını size haber vereyim mi? Dili (faydasız konuşmalardan) tutmak ve güzel ahlak.”
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü’l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/01.jpg)
Başlık: Namazda Esnemek / Âşûrenin Yapılışı
Gönderen: Mücteba - 02 Aralık 2011, 10:54:14

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 7 Muharrem 1433
Rumi   : 19 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 2 Aralık 2011 Cuma

“Haram aylar (Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb) den üç gün; perşembe, cuma, cumartesi oruç tutana, Allâhü Teâlâ dokuz yüz senelik oruç sevâbı yazar.”
(Hadîs-i Şerîf, İhyâu Ulûmi'd-Dîn)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/02.jpg)
Başlık: Âşûrâ Günü Meydana Gelmiş ve Gelecek Bâzı Mühim Hâdi-seler / 9. ve 10. Gece
Gönderen: Mücteba - 03 Aralık 2011, 12:44:17

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 8 Muharrem 1433
Rumi   : 20 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 3 Aralık 2011 Cumartesi

“Âşûrâ (Muharremin onuncu) gününde oruç tutunuz. O öyle bir gündür ki, o günde peygamberler (aleyhimüsselâm) oruç tutarlardı.”
(Hadîs-i Şerîf, İbn-i Hacer, el-Metâlibu’l âliye)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/03.jpg)
Başlık: “Kişi Sevdiği İle Beraberdir” / Âşûrâ Günü Neler Yapılır?
Gönderen: Mücteba - 04 Aralık 2011, 12:43:42

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 9 Muharrem 1433
Rumi   : 21 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 4 Aralık 2011 Pazar

“Âşûrâ gününde oruç tutunuz, (Ancak) Yahûdilere muhâlefet ediniz; Bir gün öncesiyle veya bir gün sonrasıyla beraber tutunuz.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i İbn-i Huzeyme)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/04.jpg)
Başlık: İşlerin Hayırlısı Ortasıdır / Hayvanlarda Kamuflaj
Gönderen: Mücteba - 05 Aralık 2011, 11:27:16

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 10 Muharrem 1433
Rumi   : 22 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 5 Aralık 2011 Pazartesi

“Her kim âşûrâ günü çoluk çocuğuna cömert davranırsa, Allâhü Teâlâ senenin tamamında ona rızık genişliği verir.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/05.jpg)
Başlık: Ashâb-ı Kirâm Arasındaki Kardeşlik
Gönderen: Mücteba - 06 Aralık 2011, 11:11:59

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 11 Muharrem 1433
Rumi   : 23 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 6 Aralık 2011 Salı

“Kul, müslüman kardeşinin yardımında oldukça Allâhü Teâlâ da onun yardımındadır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/06.jpg)
Başlık: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Buyurdular:
Gönderen: Mücteba - 07 Aralık 2011, 11:15:07

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 12 Muharrem 1433
Rumi   : 24 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 7 Aralık 2011 Çarşamba

"Kim, Allâhü Teâlâ’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in (s.a.v.) Allâh’ın peygamberi olduğuna kalbiyle tasdik ederek şehadette bulunduğu halde ölürse cennete girer."
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/07.jpg)
Başlık: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Buyurdular:
Gönderen: Mücteba - 08 Aralık 2011, 10:47:53

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 13 Muharrem 1433
Rumi   : 25 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 8 Aralık 2011 Perşembe

“Sizden biri kendinde, malında veya kardeşinde hoşuna giden bir şey görürse ona (mâşâAllah, Allah mübarek etsin gibi) bereketle dua etsin. Zîrâ, nazar haktır.”
(Hadîs-i Şerîf, Hâkim, el-Müstedrek)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/08.jpg)
Başlık: Duhâ Namazı / Sünnete Uymanın Kerâmeti / Tam Ay Tutulması
Gönderen: Mücteba - 09 Aralık 2011, 11:01:37

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 14 Muharrem 1433
Rumi   : 26 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 9 Aralık 2011 Cuma

“Peygamber Efendimiz (s.a.v.) duhâ (kuşluk) namazını altı rek'at kılardı.”
(Hadîs-i Şerîf, Tirmizî, eş-Şemâil) 

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/09.jpg)
Başlık: Haram Yiyenin İbadeti Kabul Olunmaz / “Namazdaki Tekbirler”
Gönderen: Mücteba - 10 Aralık 2011, 14:29:56

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 15 Muharrem 1433
Rumi   : 27 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 10 Aralık 2011 Cumartesi

“Allâhü Teâlâ, günahlarından tevbe eden genci elbette sever.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/10.jpg)
Başlık: Müslümanların En İyi ve En Kötü Amelleri / Tavuğun Temizlen-mesinde Mühim Husus
Gönderen: Mücteba - 11 Aralık 2011, 11:07:58

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 16 Muharrem 1433
Rumi   : 28 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 11 Aralık 2011 Pazar

“Hayâ (utanmak) güzeldir, fakat kadınlarda daha güzeldir.”
(Hadîs-i Şerîf, Deylemî, Müsnedü'l-Firdevs)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/11.jpg)
Başlık: İnsanların En Üstünü
Gönderen: Mücteba - 12 Aralık 2011, 10:50:47

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 17 Muharrem 1433
Rumi   : 29 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 12 Aralık 2011 Pazartesi

“Her arzu ettiğin şeyi yemen israftır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/12.jpg)
Başlık: İmâm-ı Şâfiî Hazretlerinden (rh.)
Gönderen: Mücteba - 13 Aralık 2011, 10:41:39

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 18 Muharrem 1433
Rumi   : 30 Teşrin-i Sânî 1427
Miladi  : 13 Aralık 2011 Salı

“Zamanın bereketi azalıp sene ay kadar, ay hafta kadar, hafta gün kadar, gün saat kadar ve saat da ateşte kuru ot(un yanması) kadar olmadan kıyamet kopmayacaktır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/13.jpg)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: zamansız - 13 Aralık 2011, 12:58:33
paylaştığınız konular değerli ve bilinmesi gereken önemli konular,bilgilendirdiğiniz için Allah razı olsun. s33))
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 14 Aralık 2011, 10:50:36
paylaştığınız konular değerli ve bilinmesi gereken önemli konular,bilgilendirdiğiniz için Allah razı olsun. s33))

Cümlemizden ...
Başlık: Ashâb-ı Kehf: Mağara Arkadaşları
Gönderen: Mücteba - 14 Aralık 2011, 10:52:09

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 19 Muharrem 1433
Rumi   : 1 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 14 Aralık 2011 Çarşamba

“Şüphe yok ki Allâhü Teâlâ kadınlara karşı iyilikte bulunmanızı sizlere emir ve tavsiye eder. Çünkü onlar(ın bazıları) sizin analarınız, kızlarınız ve teyzelerinizdir.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/14.jpg)



http://www.sadakat.net/forum/islami_sorulariniz_ve_cevaplari/ashabi_kehfin_isimleri-t48028.0.html
http://www.sadakat.net/forum/gezelim_gorelim/gap_turu3_ashabi_kehf_tarsus-t27951.0.html
http://www.sadakat.net/mektubat-i-rabbani/4489-65mektup.html
Başlık: Aşere-i Mübeşşereden / Sultan İkinci Selîm Hân
Gönderen: Mücteba - 15 Aralık 2011, 11:10:38

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 20 Muharrem 1433
Rumi   : 2 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 15 Aralık 2011 Perşembe

“Din kardeşinin başına gelen bir belâya sevinme! Zîrâ Allah ona âfiyet verir de seni belâya uğratır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/15.jpg)
Başlık: Mukaddesata Hürmet / Yaratılmışlara Merhamet / Mutfağımız:.. Pırasalı Gül Böreği
Gönderen: Mücteba - 16 Aralık 2011, 10:49:14

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 21 Muharrem 1433
Rumi   : 3 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 16 Aralık 2011 Cuma

“Kişinin, müsafiriyle beraber evin kapısına kadar çıkması sünnettir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/16.jpg)
Başlık: Muhtelif Kazanç Yolları
Gönderen: Mücteba - 18 Aralık 2011, 00:35:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 22 Muharrem 1433
Rumi   : 4 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 17 Aralık 2011 Cumartesi

“Kişinin yediği en temiz (en helâl) şey (alın teri, el emeği ile elde ettiği) kazancıdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvud)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/17.jpg)
Başlık: Übeyy B. Kâ'b el-Ensârî (r.a.) / “Hiç Bir İyiliği Küçük Görme”
Gönderen: Mücteba - 18 Aralık 2011, 13:04:35

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 23 Muharrem 1433
Rumi   : 5 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 18 Aralık 2011 Pazar

“Yakında ümmetimin içinde, kaderi yalanlayıp inkâr eden topluluklar olacaktır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/18.jpg)
Başlık: Medîne'ye Arap Kabîlelerinden Elçiler Gelmesi / Sağlık: Sigara ve Akçiğer Kanser
Gönderen: Mücteba - 19 Aralık 2011, 10:50:20

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 24 Muharrem 1433
Rumi   : 6 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 19 Aralık 2011 Pazartesi

“Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet ise nefsin istemediği şeylerle çepe çevre sarılmıştır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî ve Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/19.jpg)
Başlık: Osmanlı'nın İlk Şeyhülislamı Molla Fenârî Merhum
Gönderen: Mücteba - 20 Aralık 2011, 10:54:06

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 25 Muharrem 1433
Rumi   : 7 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 20 Aralık 2011 Salı

“Kış mü’minin baharıdır. Gündüzleri kısa olur da oruç tutar, geceleri uzun olur da, (teheccüd ve zikirle) ihyâ eder.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ebû Ya’lâ)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/20.jpg)
Başlık: Namazın Bazı Mekruhları
Gönderen: Mücteba - 21 Aralık 2011, 10:46:08

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 26 Muharrem 1433
Rumi   : 8 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 21 Aralık 2011 Çarşamba

“Kim sabah ve yatsı namazını cemâatle kılarsa, iki berâtı olur. Biri nifaktan berât, biri de şirkten berât.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ebû Hanîfe)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/21.jpg)
Başlık: İmâm-ı Âzam Hazretleri
Gönderen: Mücteba - 22 Aralık 2011, 11:33:59

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 27 Muharrem 1433
Rumi   : 9 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 22 Aralık 2011 Perşembe

“Amel defterinde çok istiğfar bulan kimseye müjdeler olsun.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/22.jpg)
Başlık: “...Ey Ehli Kitap size Resulumuz Geldi...”
Gönderen: Mücteba - 23 Aralık 2011, 15:06:48

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 28 Muharrem 1433
Rumi   : 10 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 23 Aralık 2011 Cuma

“Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki eğer bu ümmetten bir Yahudi veya Hıristiyan beni işitir de sonra benimle gönderilen (Kitaba, dîn)e iman etmeden ölürse mutlaka cehennemliklerden olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahih-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/23.jpg)
Başlık: Ulü'l Azim Peygamberler / Safer Ayı İctimâ'ı, Ru'yet ve Başlangıcı
Gönderen: Mücteba - 24 Aralık 2011, 12:54:25

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 29 Muharrem 1433
Rumi   : 11 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 24 Aralık 2011 Cumartesi

“Hırslı iki kişi vardır ki onlar doymazlar: İlme karşı hırslı olan ile dünyaya karşı hırslı olan.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Dârimî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/24.jpg)
Başlık: Şahit olarak Allah Yeter: Muhammed Resûlullah’dır.
Gönderen: Mücteba - 25 Aralık 2011, 11:54:50

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 30 Muharrem 1433
Rumi   : 12 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 25 Aralık 2011 Pazar

“Bir vakit Meryem'in oğlu Îsa (a.s.) şöyle dedi: “Ey İsrail oğulları, ben size Allah’ın resûlüyüm. Önümdeki Tevrat’ın tasdikçisi ve benden sonra gelecek bir resûlün müjdecisi olarak geldim ki onun ismi Ahmed’dir…”
(Saf Sûresi, âyet 6)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/25.jpg)
Başlık: Mazlumun Hakkı / Mihal Gazi'nin Müslüman Olması
Gönderen: Mücteba - 26 Aralık 2011, 03:28:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 1 Safer 1433
Rumi   : 13 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 26 Aralık 2011 Pazartesi

“Allâhü Teâlâ gençliğini Allah’a ibadette geçiren genci elbette sever.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/26.jpg)
Başlık: Şeytanın Yedi Büyük Hilesi
Gönderen: Mücteba - 27 Aralık 2011, 13:09:55

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 2 Safer 1433
Rumi   : 14 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 27 Aralık 2011 Salı

“Dostunu ölçülü sev, günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da ölçülü buğz(düşmanlık)et, günün birinde dostun olabilir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/27.jpg)
Başlık: İstikâmet: Doğruluk
Gönderen: Mücteba - 28 Aralık 2011, 02:45:37

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 3 Safer 1433
Rumi   : 15 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 28 Aralık 2011 Çarşamba

“Allâhü Teâlâ’nın kitabında nazar için sekiz âyet vardır: Fâtiha-i Şerîfe ve Âyetü’l-Kürsî.” (Fâtiha-i Şerîfe yedi, Âyetü’l-Kürsi bir âyettir.)
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü'l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/28.jpg)
Başlık: “Kim Bir Kavme Benzerse Onlardandır” / Cehennem Ateşi Seni Yakmaz
Gönderen: Mücteba - 29 Aralık 2011, 03:43:30

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 4 Safer 1433
Rumi   : 16 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 29 Aralık 2011 Perşembe

Resulullah (s.a.v.) “Girmek istemeyen müstesna, bütün ümmetim cennete girer.” ‘Yâ ResûlAllah kim istemez?’ dediler. “Kim bana itaat ederse cennete girer, kim bana isyan eder; emrettiklerimi yapmazsa cennete girmeyi istememiş olur.” buyurdular.
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/29.jpg)
Başlık: Edeb
Gönderen: Mücteba - 30 Aralık 2011, 04:19:56

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 5 Safer 1433
Rumi   : 17 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 30 Aralık 2011 Cuma

“Bir kimse insanları dalâlete; sapıklığa çağırırsa kendisini takip edenlerin günahları, onların günahından bir şey eksilmeden onun defterine yazılır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/30.jpg)
Başlık: "...Ey İnsanlar! Ben Size, Hepinize Allâh’ın Resûl’üyüm..."
Gönderen: Mücteba - 31 Aralık 2011, 18:35:53

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 6 Safer 1433
Rumi   : 18 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 31 Aralık 2011 Cumartesi

" 'Allâh üçün üçüncüsüdür.' diyenler elbette kâfir oldular. Hâlbuki bir tek ilâhtan başka ilâh yok. Eğer bu dediklerinden vazgeçmezlerse elbette içlerinden kâfir kalanlarına şüphesiz ki pek şiddetli azâb dokunacaktır."
(Mâide Sûresi, âyet 73)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/12/31.jpg)
Başlık: Besmelenin Fazîleti
Gönderen: Mücteba - 01 Ocak 2012, 04:54:04

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 7 Safer 1433
Rumi   : 19 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 1 Ocak 2012 Pazar

"Bismillahirrahmanirrahim ile başlanmayan her (meşru' ve mübah) olan iş (in hayır ve bereketi) kesiktir."
(Hadis-i Şerif, Feyzü'l-Kadir)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/01.jpg)
Başlık: Kulun İlk Hesaba Çekileceği Şey: Beş Vakit Namaz
Gönderen: Mücteba - 03 Ocak 2012, 11:27:58

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 8 Safer 1433
Rumi   : 20 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 2 Ocak 2012 Pazartesi

“…Namazı tam rükünleri ile edâ edin. Çünkü namaz mü’minler üzerine muayyen vakitlerle yazılı bir farzdır.”
(Nisâ Sûresi, âyet 103)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/02.jpg)
Başlık: Peygamberimizin Halîfeleri
Gönderen: Mücteba - 03 Ocak 2012, 11:28:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 9 Safer 1433
Rumi   : 21 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 3 Ocak 2012 Salı

“Dört kişi vardır ki, onların sevgisi münâfığın kalbinde toplanmaz ve onları ancak mü’min sever. Bunlar Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali'dir.” (R. Anhüm)
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/03.jpg)
Başlık: Mescit Ve Camilere Hürmet
Gönderen: Mücteba - 04 Ocak 2012, 12:57:00

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 10 Safer 1433
Rumi   : 22 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 4 Ocak 2012 Çarşamba

“Allâhü Teâlâ’nın mescidlerinde onun isminin zikredilmesini engelleyen ve o mescitlerin harap olmasına çalışan kimseden daha zâlim kim vardır? Onlar için o mescidlere korka korka girmelerinden başka salâhiyet yoktur. Onlar için dünyâda rezillik vardır, onlar için âhirette ise pek büyük bir azap vardır.”
(Bakara sûresi, âyet 114)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/04.jpg)
Başlık: İlahi Rahmetin Doksan Dokuzu Âhirette Tecceli Eder / Osmanlılarda Hayır Eserleri
Gönderen: Mücteba - 05 Ocak 2012, 11:25:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 11 Safer 1433
Rumi   : 23 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 5 Ocak 2012 Perşembe

“...Ve nefisleriniz için her ne hayır takdim ederseniz, Allah yanında onu hayır ve ecri daha büyük olarak bulacaksınız...”
(Müzzemmil Sûresi, âyet 20)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/05.jpg)
Başlık: “İbâdetlerin En Fazîletlisi Tevâzudur”
Gönderen: Mücteba - 06 Ocak 2012, 11:43:58

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 12 Safer 1433
Rumi   : 24 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 6 Ocak 2012 Cuma

“Allâhü Teâlâ bana, birbirinize tevâzu göstermenizi, hatta hiç kimsenin başka birine karşı övünmemesini, hiç kimsenin başka birine zulmetmemesini vahyetti.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/06.jpg)
Başlık: Edille-i Şer'iyye; Dînin Delilleri / Çocukların Beslenmesi
Gönderen: Mücteba - 07 Ocak 2012, 17:34:05

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 13 Safer 1433
Rumi   : 25 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 7 Ocak 2012 Cumartesi

“Her kim de kendisine doğru yol belli olduktan sonra peygambere muhâlefette bulunur ve mü'minler (in ittifak ve icmâ ile inandıkları) yolunun başkasına giderse biz onu gittiğine bırakırız ve kendisine cehennemi boylatırız ki o ne fenâ gidiştir.”
(Nisâ Sûresi, âyet 115)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/07.jpg)
Başlık: Mahşerde İnsanlar
Gönderen: Mücteba - 08 Ocak 2012, 08:11:10

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 14 Safer 1433
Rumi   : 26 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 8 Ocak 2012 Pazar

“Kıyâmet gününde insanlar mahşer yerinde (izdihamdan, şiddetten, güneşin yaklaşmasından) terleyecektir. Öyle ki dökülen ter, yetmiş zirâ derinliğinde yere geçecek ve onların ağızlarına yükselip gemleyecek, hatta kulaklarına yükselecektir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/08.jpg)
Başlık: İtikada Dâir Bazı Meseleler / Atalar Sözü:
Gönderen: Mücteba - 09 Ocak 2012, 12:55:13

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 15 Safer 1433
Rumi   : 27 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 9 Ocak 2012 Pazartesi

“Ümmetim dalâlet (sapıklık) üzerine toplanmaz. Şâyet bir ihtilâf görürseniz, sevâd-ı a’zam (ehl-i sünnet ve cemaat)a sıkıca sarılınız.”
(Hadîs-i Şerîf, Sunen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/09.jpg)
Başlık: Gayret ve Himmet
Gönderen: Mücteba - 10 Ocak 2012, 11:31:59

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 16 Safer 1433
Rumi   : 28 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 10 Ocak 2012 Salı

“Şânım hakkı için size kendinizden, gâyet izzetli bir resûl geldi ki, sizin sıkılmanız ona ağır gelir. Üstünüze hırs ile titrer. Mü’minlere Raûf(pek şefkatli)dir, Rahîm (fıtraten pek ziyâde merhametli)dir.”
(Tevbe Sûresi, âyet 128)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/10.jpg)
Başlık: İslâm, Îmân Ve İhsân
Gönderen: Mücteba - 11 Ocak 2012, 11:35:00

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 17 Safer 1433
Rumi   : 29 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 11 Ocak 2012 Çarşamba

“İlmin kaldırılması, cehâletin kökleşmesi, şarabın çok içilmesi, zinânın yayılması kıyâmet alâmetlerindendir.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/11.jpg)
Başlık: Tevâzu, Af Ve Hukuka Riâyet
Gönderen: Mücteba - 12 Ocak 2012, 11:40:23

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 18 Safer 1433
Rumi   : 30 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 12 Ocak 2012 Perşembe

“Pehlivan, güreşte rakîbini yenen değildir. Gerçek pehlivan, öfkelendiği zaman kendine (öfkesine) sâhip olandır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)  

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/12.jpg)
Başlık: Hz. Ümmühânî (RadıyAllahu Anhâ)
Gönderen: Mücteba - 14 Ocak 2012, 01:59:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 19 Safer 1433
Rumi   : 31 Kânûn-ı Evvel 1427
Miladi  : 13 Ocak 2012 Cuma

“Sahip olunacak şeylerin en faziletlisi, zikreden bir dil, şükreden bir kalb, dîni hususunda yardımcı olan mü’min bir hanımdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/13.jpg)
Başlık: İlmihâl Öğrenmek Her Müslümana Farzdır
Gönderen: Mücteba - 14 Ocak 2012, 16:55:01

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 20 Safer 1433
Rumi   : 1 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 14 Ocak 2012 Cumartesi

“İlm(-i hâlini) öğrenmek (erkek-kadın) her müslüman üzerine farzdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/14.jpg)
Başlık: Akşemseddîn Hazretleri
Gönderen: Mücteba - 15 Ocak 2012, 09:33:10

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 21 Safer 1433
Rumi   : 2 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 15 Ocak 2012 Pazar

“Âlimlere uyunuz. Zira onlar dünyanın (doğru yolu gösteren) ışıkları, âhiretin kandilleridir."
(Hadîs-i Şerîf, Sûyûtî, el-Câmiu's-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/15.jpg)
Başlık: Tarih İlminin Ehemmiyeti
Gönderen: Mücteba - 16 Ocak 2012, 11:15:55

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 22 Safer 1433
Rumi   : 3 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 16 Ocak 2012 Pazartesi

“(Ey mü’minler) Sizden önce nice vak’alar geçmiştir. Onun için yeryüzünde dolaşın da bir bakın: Peygamberleri tekzib edenlerin akıbetleri nasıl olmuş?”
(Âli İmrân Sûresi, âyet 137)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/16.jpg)
Başlık: Namazı İlk Vaktinde Kılmak
Gönderen: Mücteba - 17 Ocak 2012, 10:52:11

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 23 Safer 1433
Rumi   : 4 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 17 Ocak 2012 Salı

“O namaz kılanların vay hallerine ki onlar namazlarından yanılmışlardır (ehemmiyetinden gaflet edip vaktini tehir etmişlerdir).”
(Mâûn Sûresi, âyet 4-5)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/17.jpg)
Başlık: Mukaddesâta Hürmet
Gönderen: Mücteba - 18 Ocak 2012, 10:45:00

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 24 Safer 1433
Rumi   : 5 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 18 Ocak 2012 Çarşamba

“Her kim de Allâh'ın şeâirine (muhterem kıldığı alâmetlere; mukaddesâta) ta'zîm (hürmet) ederse, şüphesiz o kalplerin takvâsındandır.”
(Hac Sûresi, âyet 32)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/18.jpg)
Başlık: İslâm'ın Beş Esâsı
Gönderen: Mücteba - 19 Ocak 2012, 10:36:56

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 25 Safer 1433
Rumi   : 6 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 19 Ocak 2012 Perşembe

“Rab olarak Allâh’ı, din olarak İslâm'ı ve peygamber olarak da Muhammed'i (s.a.v.) kabûl edip râzı olan, îmânın lezzetini tatmıştır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/19.jpg)
Başlık: İlmin Fazileti / Kim Daha Güçlü / Atalar Sözü
Gönderen: Mücteba - 20 Ocak 2012, 10:38:43

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 26 Safer 1433
Rumi   : 7 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 20 Ocak 2012 Cuma

“Her kim İslâm’ı yaymak için ilim öğrenirken vefat ederse onunla peygamberler arasında cennette tek bir derece vardır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Dârimî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/20.jpg)
Başlık: İbadet Allâh’ın Nimetidir / Kıyâmette Dünyanın Asıl Yüzü / Yemek Tarifi: Balık..
Gönderen: Mücteba - 21 Ocak 2012, 17:19:02

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 27 Safer 1433
Rumi   : 8 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 21 Ocak 2012 Cumartesi

“Kim mü’min kardeşine ikrâm ederse, Allâhü Teâlâ’ya hürmet etmiş olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/21.jpg)
Başlık: Yavuz Sultan Selim Ve Mukaddes Emanetler / Fıkra: Rağıp Paşa’nın Emin Memuru
Gönderen: Mücteba - 22 Ocak 2012, 09:20:09

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 28 Safer 1433
Rumi   : 9 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 22 Ocak 2012 Pazar

“Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyip okuyan ve onunla amel eden kimselere hürmet ediniz. Kim onlara hürmet ederse bana hürmet etmiştir.”
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü'l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/22.jpg)
Başlık: İlmiyle Amel Etmeyenin Akıbeti / Rebîulevvel Ayı / Rebîulevvel Ayı İctimâ‘ı, ..
Gönderen: Mücteba - 23 Ocak 2012, 11:39:49

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 29 Safer 1433
Rumi   : 10 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 23 Ocak 2012 Pazartesi

“Kavuştuğu nimetleri dile getirmek bir şükürdür.”
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Müsnedü’ş-Şihâb)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/23.jpg)
Başlık: İlim Şehrinin Kapısı Hazret-i Ali (r.a.)
Gönderen: Mücteba - 24 Ocak 2012, 10:45:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 1 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 11 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 24 Ocak 2012 Salı

“Ali bin Ebû Tâlib, ümmetimin en sâdığı ve en cesûrudur.”
(Hadîs-i Şerîf, el-Metâlibü'l-Âliyye)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/24.jpg)
Başlık: Cenazelerdeki Halimiz
Gönderen: Mücteba - 25 Ocak 2012, 10:47:58

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 2 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 12 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 25 Ocak 2012 Çarşamba

“Muhakkak kabirleri ziyaret, ahireti hatırlatır.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/25.jpg)
Başlık: Resûlullah’ın Tavsiyeleri
Gönderen: Mücteba - 26 Ocak 2012, 11:54:37

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 3 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 13 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 26 Ocak 2012 Perşembe

“Kim sünnetimi ihyâ ederse beni sevmiş olur. Beni seven kimse de cennette benimle beraber olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/26.jpg)
Başlık: Ertuğrul Gâzî’nin Söğüt’e Yerleşmesi
Gönderen: Mücteba - 27 Ocak 2012, 10:43:07

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 4 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 14 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 27 Ocak 2012 Cuma

“İyilik yapmak insanı kötülüklerden korur.”
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Müsnedü’ş-Şihâb)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/27.jpg)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: ipekböceği - 27 Ocak 2012, 12:19:57
"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"Günahtan tevbe eden, hiç günah işlememiş gibidir."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i ibn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/02/16.jpg)
Başlık: Ana Babaya İyilik Ve İtâat
Gönderen: Mücteba - 28 Ocak 2012, 02:36:33

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 5 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 15 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 28 Ocak 2012 Cumartesi

“Rabb'in rızâsı, (ana-)babanın rızâsında, Rabb’in gadabı da onların gadabındadır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/28.jpg)
Başlık: Resûlullah’ın Müezzinlerinden Ebû Mahzûre (r.a.)
Gönderen: Mücteba - 29 Ocak 2012, 08:36:42

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 6 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 16 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 29 Ocak 2012 Pazar

“...Allâh’a dâvet eden kimseden daha güzel sözlü kim olabilir.”
(Fussılet Sûresi, âyet 33)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/29.jpg)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 30 Ocak 2012, 11:04:34

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 7 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 17 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 30 Ocak 2012 Pazartesi

“Fakirler, zenginlerden beşyüz yıl -(ki âhiret günü ile) yarım gün- evvel cennete girecekler.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/30.jpg)
Başlık: Eyyûb Aleyhisselâm / Yumurta Ve Muhafazası
Gönderen: Mücteba - 31 Ocak 2012, 10:36:07

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 8 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 18 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 31 Ocak 2012 Salı

“Eyyûbu da (an). Zira o ‘Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin’ diye rabbine nidâ etti.”
(Enbiyâ Sûresi, âyet 83)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/01/31.jpg)
Başlık: Âdâb: Kıbleye Hürmet / Yemek Tarifi: Kıymalı Kapuska (5 Kişilik)
Gönderen: Mücteba - 01 Şubat 2012, 11:48:53

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 9 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 19 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 1 Şubat 2012 Çarşamba

“En hayırlı meclis, kıbleye dönerek oturulan meclistir.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberî, Tehzîbu’l-âsâr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/01.jpg)
Başlık: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Ve Kızı Hz. Fatıma (R.Anhâ) / Velâdet (Mevlid) ....
Gönderen: Mücteba - 02 Şubat 2012, 11:22:17

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 10 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 20 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 2 Şubat 2012 Perşembe

“Fâtıma, iffet ve namusunu muhafaza etmiştir. Allâhü Teâlâ iffet ve namusunu muhafaza etmesi sebebiyle kendisini ve zürriyetini cennete koyar.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/02.jpg)
Başlık: Muhammedü'l-Emîn (s.a.v.)
Gönderen: Mücteba - 03 Şubat 2012, 11:05:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 11 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 21 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 3 Şubat 2012 Cuma

Yâ ResûlAllah! Müşriklere lânet etseniz, denildiği zaman Resûlullah (s.a.v.) “Ben lânet edici olarak gönderilmedim. Ben ancak rahmet olarak gönderildim.” buyurdular.
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/03.jpg)
Başlık: “Kişi Sevdiklerinle Beraberdir” / Cafer-i Sâdık'ın (r.a.) Tavsiyeleri / Emniyet
Gönderen: Mücteba - 04 Şubat 2012, 14:52:53

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 12 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 22 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 4 Şubat 2012 Cumartesi

“Bana, diğer peygamberlere verilmeyen dört şey verildi: Bana yeryüzünün anahtarları verildi, Ahmed diye isimlendirildim, toprak bana temiz(leyici) kılındı, ümmetim de ümmetlerin en hayırlısı kılındı.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/04.jpg)
Başlık: Resûlullâh Efendimiz’in Yüksek Vasıflarından
Gönderen: Mücteba - 05 Şubat 2012, 14:41:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 13 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 23 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 5 Şubat 2012 Pazar

“(Habîbim Ahmed) de ki, eğer siz Allâh'ı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.”
(Al-i İmrân Sûresi, âyet 31)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/05.jpg)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: BILMEK - 06 Şubat 2012, 02:37:40
çok güzel bı konuya değınmıssın ızı aydınlattıgın ıcın Allah razı olsun
Başlık: Duâda Nasıl İstemeli / Din Kardeşini Kendine Tercih Etmek; Îsâr
Gönderen: Mücteba - 06 Şubat 2012, 15:36:48

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 14 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 24 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 6 Şubat 2012 Pazartesi

“Muhakkak Allâhü Teâlâ işlerin yücesini ve şereflisini sever, boş ve yaramazını da çirkin görür.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî el-Mu'cemü'l-kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/06.jpg)
Başlık: Âhirette Ölümün Öldürülmesi / Enkaz Altında On Sekiz Gün
Gönderen: Mücteba - 07 Şubat 2012, 10:54:50

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 15 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 25 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 7 Şubat 2012 Salı

“Ey Cennet halkı! Cennet'te ebedî yaşayacaksınız, artık ölüm yoktur. Ey Cehennemlikler, siz de cehennemde ebedîsiniz, size de ölüm yoktur.” denilir.
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/07.jpg)
Başlık: Ebû Bekir (r.a.)'ın Cömertliği / Hangi Nimet En Büyük / Ayda Ve Jupiterde ...
Gönderen: Mücteba - 08 Şubat 2012, 11:38:21

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 16 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 26 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 8 Şubat 2012 Çarşamba

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Ebû Bekr'in malının bana verdiği faydayı, hiç kimsenin malı asla vermemiştir.” buyurunca Hazreti Ebû Bekir (r.a.) ağladı ve “Canım, malım sana fedâ olsun Yâ ResûlAllah” dedi.
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/08.jpg)
Başlık: Ömer Bin Abdülazîz Ve Hâricîler
Gönderen: Mücteba - 09 Şubat 2012, 11:11:13

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 17 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 27 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 9 Şubat 2012 Perşembe

“Mü’minlerden her biri bedendeki baş gibidir. Nasıl ki beden baştaki bir ağrıdan dolayı ağrı duyarsa, mü’min de ehli iman(ın başına gelen sıkıntı)dan dolayı elem duyar.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/09.jpg)
Başlık: Aldık Mı Payımızı!
Gönderen: Mücteba - 10 Şubat 2012, 10:50:42

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 18 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 28 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 10 Şubat 2012 Cuma

“Kâmîl mü’minin firâsetinden sakınınız. Çünkü o, Hz. Allâh’ın nûru ile görür.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/10.jpg)
Başlık: Tevekkül
Gönderen: Mücteba - 11 Şubat 2012, 08:19:26

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 19 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 29 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 11 Şubat 2012 Cumartesi

“Eğer Allâh’a gerçekten tevekkül etmiş olsaydınız, sabah aç çıkıp akşam tok olarak dönen kuşlara rızık verildiği gibi size de rızık verilirdi.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/11.jpg)
Başlık: Viran Dünyâ Değil misin?
Gönderen: Mücteba - 12 Şubat 2012, 13:06:53

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 20 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 30 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 12 Şubat 2012 Pazar

“Dünya, içerisinde âhiret azığını hazırlayıp Rabbini râzı eden kimse için ne güzel bir ev, âhiretinden uzaklaşıp Rabbinin rızasından mahrum kalan kimse için de ne kötü bir evdir.”
(Hadîs-i Şerîf, Hâkim, el-Müstedrek)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/12.jpg)
Başlık: Îmânın Şartları
Gönderen: Mücteba - 13 Şubat 2012, 11:04:45

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 21 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 31 Kânûn-ı Sânî 1427
Miladi  : 13 Şubat 2012 Pazartesi

“Peygamber, Rabbinden ne indirildi ise ona îman getirdi. Mü’minler de; Her biri ‘Allâh'a ve meleklerine ve kitaplarına ve peygamberlerine: peygamberlerinden hiç birinin arasını ayırmayız.’ diye îmân getirdiler….”
(Bakara Sûresi, âyet 285)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/13.jpg)
Başlık: Mevlânâ Dervîş Mehmed (k.s.)
Gönderen: Mücteba - 14 Şubat 2012, 12:20:27

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 22 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 01 Şubat 1427
Miladi  : 14 Şubat 2012 Salı

“Allâhü Teâlâ, sizden biriniz bir amel işlediği zaman onu ihlaslı (sadece Allah rızası için) yapmasını sever.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şüabü'l-Îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/14.jpg)
Başlık: Abdest Ve Gusül (Boy Abdesti)
Gönderen: Mücteba - 15 Şubat 2012, 13:13:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 23 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 02 Şubat 1427
Miladi  : 15 Şubat 2012 Çarşamba

“Cuma günü gusül abdesti almak sünnettir.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr)  

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/15.jpg)
Başlık: Dünyada, Kabirde Ve Haşirde Rahmete Kavuşmak
Gönderen: Mücteba - 16 Şubat 2012, 11:27:42

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 24 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 03 Şubat 1427
Miladi  : 16 Şubat 2012 Perşembe

“Kulun gece yarısı iki rek’ât (da olsa) kıldığı namaz, bütün varlığı ile dünyadan hayırlıdır. Eğer ümmetime ağır geleceğinden korkmasaydım, bu iki rek’ât namazı onlara vacib kılardım.”
(Hadîs-i Şerîf; ibn-i Mübârek, ez-Zühd ve'r-rekâik)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/16.jpg)
Başlık: “Onlarla Oturanlar Bedbaht Olmazlar”
Gönderen: Mücteba - 17 Şubat 2012, 11:17:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 25 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 04 Şubat 1427
Miladi  : 17 Şubat 2012 Cuma

Bir ârâbî gelip “Yâ Resûlallâh! İnsanların en hayırlısı kimdir?” diye sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Ömrü uzun ve ameli güzel olandır.” buyurdular.
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/17.jpg)
Başlık: Ne Dediler, Ne Yaptılar / Ülkeyi İlim Mamur Eder
Gönderen: Mücteba - 18 Şubat 2012, 08:06:16

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 26 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 05 Şubat 1427
Miladi  : 18 Şubat 2012 Cumartesi

“Her insan çok hatâ eder. Hatâ işleyenlerin en hayırlıları çok tevbe edenlerdir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/18.jpg)
Başlık: Bir Tas Baldan Çıkan Hikmetler / Bel Sağlığınız İçin Dikkat Ediniz!
Gönderen: Mücteba - 19 Şubat 2012, 05:07:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 27 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 06 Şubat 1427
Miladi  : 19 Şubat 2012 Pazar

“Rabbin bal arısına da şöyle vahyetti: Dağlardan ve ağaçlardan ve çardaklardan göz göz evler edin. Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin müyesser kıldığı yollara gir. İçlerinden renkleri muhtelif bir içecek peydâ olur ki onda insanlara bir şifa vardır. Şüphesiz ki bunda tefekkür edecek bir kavim için elbet bir ibret var.”
(Nahl Sûresi, ayet 68-69)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/19.jpg)
Başlık: Îtikâdda Ve Amelde Mezheb
Gönderen: Mücteba - 20 Şubat 2012, 11:48:29

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 28 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 07 Şubat 1427
Miladi  : 20 Şubat 2012 Pazartesi

“Ne zaman veya nerede olursan ol Allâh’a karşı gelmekten sakın.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/20.jpg)
Başlık: Riyakârlığın Acı Sonu / Kitapları Ezberleyen Âlim: Molla Efdalzâde
Gönderen: Mücteba - 21 Şubat 2012, 11:20:58

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 29 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 08 Şubat 1427
Miladi  : 21 Şubat 2012 Salı

“Her kim işlediği bir ameli (kendisini medhetmeleri için) insanlara duyurursa, Allâhü Teâlâ da kıyâmet günü onun bu yaptığını mahlûkatına duyurur da onu tahkîr eder ve küçük düşürür.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/21.jpg)
Başlık: Allâhü Teâla’nın En Sevdiği Duâ / Rebîulâhir Ayı / Rebîulâhir Ayı İctimâ‘ı, ...
Gönderen: Mücteba - 22 Şubat 2012, 12:06:17

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 30 Rebîü'l-Evvel 1433
Rumi   : 09 Şubat 1427
Miladi  : 22 Şubat 2012 Çarşamba

“Mü’minler, alçak gönüllü ve yumuşak huyludurlar.”
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Şihâbü'l-ahbâr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/22.jpg)
Başlık: Resûlullâh’ın İrtihalinden Beş Gün Önceki Hutbesi
Gönderen: Mücteba - 23 Şubat 2012, 11:39:33

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 1 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 10 Şubat 1427
Miladi  : 23 Şubat 2012 Perşembe

“Yaptığın kötülüğün arkasından, onu yok edecek bir iyilik yap.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/23.jpg)
Başlık: Öfke Şeytandandır / İnsanlık Nasıl Olur
Gönderen: Mücteba - 24 Şubat 2012, 11:23:48

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 2 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 11 Şubat 1427
Miladi  : 24 Şubat 2012 Cuma

“Bir mü’minin, din kardeşine üzüntü verecek şekilde sert bakması helâl olmaz.”
(Hadîs-i Şerîf, İbn-i Mübârek, ez-Zühdü ve'r-Rekâik)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/24.jpg)
Başlık: Medih Ve Zem Karşısında İnsanlar
Gönderen: Mücteba - 25 Şubat 2012, 15:02:23

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 3 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 12 Şubat 1427
Miladi  : 25 Şubat 2012 Cumartesi

“Tevâzûun başı, iyilik ve takvâ ile anılmayı çirkin görmen(hoşlanmaman)dir.”
(Hadîs-i Şerîf, İthâfü's-Sâde)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/25.jpg)
Başlık: Helâ Âdâbı
Gönderen: Mücteba - 26 Şubat 2012, 13:08:42

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 4 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 13 Şubat 1427
Miladi  : 26 Şubat 2012 Pazar

“Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ayakkabı giymekte, saçını sakalını taramakta, abdest almakta, (hâsılı) bütün hususlarda sağdan başlamaktan hoşlanırdı.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/26.jpg)
Başlık: Mühim İşlerde Duâ / Bir Mesele
Gönderen: Mücteba - 27 Şubat 2012, 11:07:42

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 5 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 14 Şubat 1427
Miladi  : 27 Şubat 2012 Pazartesi

“Sabır ve duâ, mü’minin ne güzel silahıdır”
(Hadîs-i Şerîf, Deylemî, Müsnedü'l-Firdevs)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/27.jpg)
Başlık: İlmihal: Mükelleflerin Fiilleri
Gönderen: Mücteba - 28 Şubat 2012, 10:34:50

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 6 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 15 Şubat 1427
Miladi  : 28 Şubat 2012 Salı

“İnsanlardan korkusu, kişiyi hak bildiği şeyi yapmaktan alıkoymasın.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/28.jpg)
Başlık: Allah Katında Faziletli Olmanın Yolu / Hendek Muharebesi
Gönderen: Mücteba - 29 Şubat 2012, 11:25:33

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 7 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 16 Şubat 1427
Miladi  : 29 Şubat 2012 Çarşamba

“Bir kimse dinde olmayan bir şeyi ihdas ederse, o şey red olunmuştur.”
(Hadîs-i Şerîf)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/02/29.jpg)
Başlık: Kıyâmet Öyle Bir Gündür Ki…
Gönderen: Mücteba - 01 Mart 2012, 11:32:41

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 8 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 17 Şubat 1427
Miladi  : 1 Mart 2012 Perşembe

“Bu (kıyâmet) gün(ü o kâfirlerin) ağızlarını mühürleriz de bize neler yaptıklarını elleri söyler ve ayakları şehâdet eder.”
(Yâsîn Sûresi, âyet 65)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/01.jpg)
Başlık: Şâh-ı Nakşibend Hazretleri
Gönderen: Mücteba - 02 Mart 2012, 11:27:42

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 9 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 18 Şubat 1427
Miladi  : 2 Mart 2012 Cuma

“Hakîki mücâhid, nefsine karşı cihad edendir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/02.jpg)
Başlık: İrâde-İ Cüz'iyye / Şeytan Kimle Uğraşır
Gönderen: Mücteba - 03 Mart 2012, 14:19:25

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 10 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 19 Şubat 1427
Miladi  : 3 Mart 2012 Cumartesi

“Muhakkak kıyâmet günü Allah katında insanların en şerlisi, şerrinden korktukları için insanların kendisinden uzaklaştığı kimsedir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/03.jpg)
Başlık: El-Melikü'l-Âdil Nûreddin Mahmûd Bin Zengî
Gönderen: Mücteba - 04 Mart 2012, 13:02:26

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 11 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 20 Şubat 1427
Miladi  : 4 Mart 2012 Pazar

“Allâh’ın yeryüzündeki sultanına ihanet edene Allâhü Teâlâ da ihanet(inden dolayı azab) eder.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/04.jpg)
Başlık: Dua Ne Zaman Kabul Olur / Sağlık: Verem
Gönderen: Mücteba - 05 Mart 2012, 11:27:19

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 12 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 21 Şubat 1427
Miladi  : 5 Mart 2012 Pazartesi

“İnsanların en âcizi duâ etmekte âciz olandır. İnsanların en cimrisi de selâm vermekte cimrilik edendir.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü'l-Evsat)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/05.jpg)
Başlık: Tilâvet Secdesi
Gönderen: Mücteba - 06 Mart 2012, 23:20:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 13 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 22 Şubat 1427
Miladi  : 6 Mart 2012 Salı

"Âdemoğlu secde âyetini okuyup secde ettiği zaman şeytan ağlayarak uzaklaşır ve şöyle der: ‘Bana yazıklar olsun! Âdemoğlu secde ile emrolundu ve secde yaptı. Ona cennet vardır. Ben ise secde ile emrolundum ama yapmadım, yüz çevirdim. Bana da cehennem vardır.'"
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/06.jpg)
Başlık: Amellerde Riyadan Sakınmak
Gönderen: Mücteba - 07 Mart 2012, 10:16:54

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 14 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 23 Şubat 1427
Miladi  : 7 Mart 2012 Çarşamba

“Allâhü Teâlâ’dan ve meleklerden başka hiç kimsenin görmediği yerde iki rek’at namaz kılan kimseye cehennem ateşinden berât yazılır.”
(Hadîs-i Şerîf, İbn Asakir, Târîh-i Dımaşk)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/07.jpg)
Başlık: Sıkıntıların Sebebi / Hâtem-i Esam Hazretlerinden / Atalar Sözü
Gönderen: Mücteba - 08 Mart 2012, 09:45:10

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 15 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 24 Şubat 1427
Miladi  : 8 Mart 2012 Perşembe

“…Muhakkak ki şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.”
(Yûsuf Sûresi, âyet 5)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/08.jpg)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mütebahhir - 08 Mart 2012, 14:06:30

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 7 Ramazan 1432
Rumi   : 25 Temmuz 1427
Miladi  : 7 Ağustos 2011 Pazar

"Hakiki Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların selâmette olduğu kimsedir."
(Hadîs-i Şerif, Müttefegun Aleyh: Sahîh-i Buharı ve Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2011/08/07.jpg)


''Estağfirullah el-azim ellezi la ilahe illa hüve'l-hayyel kayyum ve etubu ileyh''
 
olması gerekmiyormu.
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 08 Mart 2012, 23:48:12

''Estağfirullah el-azim ellezi la ilahe illa hüve'l-hayyel kayyum ve etubu ileyh''
  
olması gerekmiyormu.

"hüve" kelimesi müpteda( yeni bir cümle başlangıcı), el-hay kelimesi ise haberidir. Bu sebebten rafi yani ötreli okunur.
Eğer "Allahe" kelimesinden sıfat olsaydı; sizin söylediğiniz gibi El-hayyel diye nasb yani üstünlü okunması gerekirdi.

Daha iyi anlamak için Âyetü'l-Kürsî'ye bakabilirsiniz.

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ

ٱَللهُ لآَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلا

َ نَوْمٌ لَهُ مَا فِى ٱلسَّمٰوَاتِ وَمَا فِى ٱْلاَرْضِ مَنْ ذَا ٱلَّذِى

يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا

خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ

وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمٰوَاتِ وَٱْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا

وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

"Bismillâahi'r -rahmâani'r-rahıym

Allâahü lâaa ilâahe illâa hüvel hayyül kayyüum
Lâa te'huzühüü sinetüv velâa nevm
Le hüü mâa fissemâavâati ve mâa fil ard
Men zellezii yeşfeu ındehüü illâa bi iznih
Ya'lemü mâa beyne eydiyhim vemâa halfehüm
Velâa yühıytuune bişey im min ılmihii illâa bi mâa şâaaae
Vesia kürsiyyühüs semâavâati vel erda
Velâa yeüüdühüü hıfzuhümâa
Ve hüvel aliyyül azıym."

Not 1: Birçokları "Âyete'l-Kürsî" derler ancak doğrusu "Âyetü'l-Kürsî" dir
Not 2: Yukarıdaki açıklamalar bana ait olmayıp ilmi olan bir hocamız tarafından yapılmıştır.
Başlık: “Bana En Sevgiliniz, Ahlâkı En Güzel Olanınızdır”
Gönderen: Mücteba - 09 Mart 2012, 09:58:26

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 16 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 25 Şubat 1427
Miladi  : 9 Mart 2012 Cuma

“Resûlullâh (s.a.v.) ahlâk bakımından insanların en güzeli idi.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/09.jpg)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mütebahhir - 09 Mart 2012, 13:50:07

''Estağfirullah el-azim ellezi la ilahe illa hüve'l-hayyel kayyum ve etubu ileyh''
  
olması gerekmiyormu.

"hüve" kelimesi müpteda( yeni bir cümle başlangıcı), el-hay kelimesi ise haberidir. Bu sebebten rafi yani ötreli okunur.
Eğer "Allahe" kelimesinden sıfat olsaydı; sizin söylediğiniz gibi El-hayyel diye nasb yani üstünlü okunması gerekirdi.

Daha iyi anlamak için Âyetü'l-Kürsî'ye bakabilirsiniz.

بِسْـمِ ٱللهِ ٱلرَّحْمٰنِ ٱلرَّحِيمِ

ٱَللهُ لآَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلا

َ نَوْمٌ لَهُ مَا فِى ٱلسَّمٰوَاتِ وَمَا فِى ٱْلاَرْضِ مَنْ ذَا ٱلَّذِى

يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا

خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ

وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمٰوَاتِ وَٱْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا

وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

"Bismillâahi'r -rahmâani'r-rahıym

Allâahü lâaa ilâahe illâa hüvel hayyül kayyüum
Lâa te'huzühüü sinetüv velâa nevm
Le hüü mâa fissemâavâati ve mâa fil ard
Men zellezii yeşfeu ındehüü illâa bi iznih
Ya'lemü mâa beyne eydiyhim vemâa halfehüm
Velâa yühıytuune bişey im min ılmihii illâa bi mâa şâaaae
Vesia kürsiyyühüs semâavâati vel erda
Velâa yeüüdühüü hıfzuhümâa
Ve hüvel aliyyül azıym."

Not 1: Birçokları "Âyete'l-Kürsî" derler ancak doğrusu "Âyetü'l-Kürsî" dir
Not 2: Yukarıdaki açıklamalar bana ait olmayıp ilmi olan bir hocamız tarafından yapılmıştır.





NUR-UL İZAH ŞERHİ MERAK-İL FELAH

Tercüme eden : Süleyman FAHİR

ESER KİTAPEVİ : HALİL ESER.
YÜKSEL MATBASI : İST-1968


SAYFA 125
 Farzlardan sonra varit olan zikirler:   başlığı altında 3. maddede deniyor ki,
 
 Namazdan sonra (imam ve cemaat) üç kere istiğfar eder.(2)



---------------------------------------------------
(2)  'Estağfirullah el-azimel-kerimellezi la ilahe illa hüve'l-hayyel kayyum ve etubu iley

        Der.

  Hadis-i Şerifte.  <<Kim her namaz sonunda bu isriğfarı okursa günahları mağfur olur.>>   buyurulmuştur.
  

O zaman sizin dediğiniz doğru ise bu kitap yanlış yazıyor.


Birde şu mesele var.  Bu sitenin giriş sayfasında bulunan nurul izah başlıklı konun içeriğinde bu benim yukarıda yazdığım mesele zikredilmemiş.Yada ben göremedim.
      
Başlık: Cafer-i Sâdık'ın (r.a.) Tavsiyeleri
Gönderen: Mücteba - 10 Mart 2012, 08:04:29

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 17 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 26 Şubat 1427
Miladi  : 10 Mart 2012 Cumartesi

"İşlediği sevâbı kendisini sevindiren, günahı da kendisini üzen kimseler, kâmil mü’minlerdir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/10.jpg)
Başlık: Zarar Âhirete Yöneldiği Zaman Dünyaya Uğramaz / Yemek Tarifi: Soslu Karnabahar
Gönderen: Mücteba - 11 Mart 2012, 10:40:24

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 18 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 27 Şubat 1427
Miladi  : 11 Mart 2012 Pazar

“Allâhü Teâlâ bir kuluna hayrı dilerse, azabını dünyada vermekte acele eder. Bir kuluna da şerri dilerse günahı sebebiyle hak ettiği azabı, kıyâmet gününde vermek için geciktirir."

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/11.jpg)
Başlık: "Mü’mine Cimri Olmak Yakışmaz"
Gönderen: Mücteba - 12 Mart 2012, 09:45:09

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 19 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 28 Şubat 1427
Miladi  : 12 Mart 2012 Pazartesi

“Allâh’ın fazlından kendilerine bahşettiği şeyde cimrilik edenler sakın onu kendilerine hayırlı sanmasınlar. Hayır, o onlar için bir şerdir, yarın kıyâmet günü o cimrilik ettikleri mal boyunlarına dolanacaktır...”
(Âl-i İmrân Sûresi, âyet 180)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/12.jpg)
Başlık: Bedir Gazâsı / En Mükemmel İzolasyon Maddesi: Kaz Tüyü
Gönderen: Mücteba - 13 Mart 2012, 09:10:13

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 20 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 29 Şubat 1427
Miladi  : 13 Mart 2012 Salı

“Dini uğrunda öldürülen (müslüman) şehittir.”
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Şihâbü'l-Ahbâr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/13.jpg)
Başlık: Ana Babaya İyilik / Bir Nasihat Âdâbı / Antibiyotiklere Dikkat
Gönderen: Mücteba - 14 Mart 2012, 10:10:59

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 21 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 1 Mart 1428
Miladi  : 14 Mart 2012 Çarşamba

“Sıla-i rahimde bulunmanız îcab eden akrabalarınızı öğreniniz. Çünkü sıla-i rahim, âile içinde muhabbete, malda zenginliğe ve ömürde de uzamaya sebep olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/14.jpg)
Başlık: Kabir Halleri
Gönderen: Mücteba - 15 Mart 2012, 09:12:42

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 22 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 2 Mart 1428
Miladi  : 15 Mart 2012 Perşembe

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ölüyü defnettikten sonra kabrin başında durur ve “Kardeşinize istiğfar edin. Allâhü Teâlâ’dan (suallere) cevapta ona sebat isteyin. Zira o şimdi sual olunmaktadır.” buyururdu.
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/15.jpg)
Başlık: İmam-ı Rabbani (k.s.) Hazretlerinden / Bir Bardak Suyun Değeri
Gönderen: Mücteba - 16 Mart 2012, 09:31:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 23 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 3 Mart 1428
Miladi  : 16 Mart 2012 Cuma

“Hiç ölmeyeceğini zanneden kimse gibi (dünya için) çalış. Yarın öleceğinden korkan kimse gibi de (dünyâdan) sakın.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Sünen-i Kübrâ)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/16.jpg)
Başlık: Namazın Farzlarından: Niyet
Gönderen: Mücteba - 17 Mart 2012, 13:53:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 24 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 4 Mart 1428
Miladi  : 17 Mart 2012 Cumartesi

“Akıllı, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışan kişidir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/17.jpg)
Başlık: Namaz
Gönderen: Mücteba - 18 Mart 2012, 11:06:39

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 25 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 5 Mart 1428
Miladi  : 18 Mart 2012 Pazar

“Rabbiniz Allâhü Teâlâ’dan (ona karşı gelmekten) sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekâtını verin, idarecilerinize itaat edin. Böyle yaparsanız Rabbinizin cennetine girersiniz.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/18.jpg)
Başlık: Hz. Ömer'in Adaleti / Atmosfer
Gönderen: Mücteba - 19 Mart 2012, 09:33:10

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 26 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 6 Mart 1428
Miladi  : 19 Mart 2012 Pazartesi

“Kıyâmet gününde insanların Allâhü Teâlâ’ya en sevgili olanı ve onun ikramına en yakın ve en yüksek mertebede bulunanı, adâletli idarecidir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/19.jpg)
Başlık: İbrahim Aleyhisselâm
Gönderen: Mücteba - 20 Mart 2012, 09:53:50

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 27 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 7 Mart 1428
Miladi  : 20 Mart 2012 Salı

“Muhakkak sizin için İbrahim ve beraberindekiler de güzel örnek oldu...”
(Mümtehıne Sûresi, âyet 4)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/20.jpg)
Başlık: Cemaatle Namazın Fazileti
Gönderen: Mücteba - 21 Mart 2012, 10:27:28

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 28 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 8 Mart 1428
Miladi  : 21 Mart 2012 Çarşamba

“Bir köy veya sahrada üç kişi birlikte bulunur da namazı aralarında cemaatle kılmazlarsa, şeytan onları kuşatıp yener. Öyleyse cemaate devam ediniz. Muhakkak ki sürüden ayrılan koyunu kurt yer.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/21.jpg)
Başlık: Halifenin Tavsiyeleri / Cemâziye’l-Evvel / Cemâziyelevvel Ayı İctima‘ı, Ru’yet..
Gönderen: Mücteba - 22 Mart 2012, 10:18:47

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 29 Rebiü'l-Ahir 1433
Rumi   : 9 Mart 1428
Miladi  : 22 Mart 2012 Perşembe

“(Mü’min) kardeşinle münâkaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getiremeyeceğin bir vaatte bulunma.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/22.jpg)
Başlık: Bereketin İki Şartı: İman ve Allah Korkusu / Kişinin Cehâleti Ne İle Bilinir?
Gönderen: Mücteba - 23 Mart 2012, 10:18:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 1 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 10 Mart 1428
Miladi  : 23 Mart 2012 Cuma

“Kişi rızkını temin ettiği (helâl) şeye sarılsın, devam etsin.”
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Şihâbü'l-Ahbâr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/23.jpg)
Başlık: Sultan Âlemgîr Ve Fetâvâ-yı Hindiyye
Gönderen: Mücteba - 24 Mart 2012, 13:26:41

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 2 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 11 Mart 1428
Miladi  : 24 Mart 2012 Cumartesi

“Bir adamın müslüman olmasına vesile olan kimseye cennet vacib olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü'l-Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/24.jpg)
Başlık: Allâh’tan Ümid Kesilmez / Kaptanpaşa’nın Vefâsı
Gönderen: Mücteba - 25 Mart 2012, 12:52:49

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 3 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 12 Mart 1428
Miladi  : 25 Mart 2012 Pazar

“Kalbler, kendisine iyilik yapana karşı muhabbet, kötülük yapana karşı da buğz üzerine yaratılmışlardır.”
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Müsnedû’ş-şihâb)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/25.jpg)
Başlık: Sultan İkinci Murad Han'ın Hayır Eserleri
Gönderen: Mücteba - 26 Mart 2012, 09:53:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 4 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 13 Mart 1428
Miladi  : 26 Mart 2012 Pazartesi

“İnsan öldüğü zaman onun ameli kesilir (sevâbı yazılmaz): Ancak üç şey hâriçtir: Sadâka-i câriye (vakıf gibi faydası devamlı olan hizmet) ve kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine duâ eden sâlih evlât.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/26.jpg)
Başlık: Yermük Muhârebesi (M. 634)
Gönderen: Mücteba - 27 Mart 2012, 09:24:28

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 5 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 14 Mart 1428
Miladi  : 27 Mart 2012 Salı

“İman, yetmiş küsur şu’bedir. En üstünü “Lâ ilâhe illAllah (Allâh'tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en alt şubesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. İmanın şubelerinden biri de hayâdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/27.jpg)
Başlık: Sırat Köprüsünü Geçenler / Lokman Hekimden Nasihat
Gönderen: Mücteba - 28 Mart 2012, 09:56:34

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 6 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 15 Mart 1428
Miladi  : 28 Mart 2012 Çarşamba

"Rabbimiz! Hem peygamberlerine karşı bizlere va’dettiklerini ihsan buyur da kıyâmet günü yüzlerimizi kara çıkarma. Şüphe yok ki sen va’dinden dönmezsin."
(Ali İmran Sûresi, âyet 194)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/28.jpg)
Başlık: Allâh’ın En Çok Sevdikleri Ve Buğz Ettikleri / Adâletin Kerâmeti
Gönderen: Mücteba - 29 Mart 2012, 10:03:55

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 7 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 16 Mart 1428
Miladi  : 29 Mart 2012 Perşembe

“Allâhü Teâlâ katında en sevilmeyen insan, düşmanlığı şiddetli olandır.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/29.jpg)
Başlık: Fatih Kanunnâmesi
Gönderen: Mücteba - 30 Mart 2012, 09:40:39

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 8 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 17 Mart 1428
Miladi  : 30 Mart 2012 Cuma

“Muhakkak ahde vefa imandandır.”
(Hadîs-i Şerîf, Hâkim, el-Müstedrek)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/30.jpg)
Başlık: Şeytanın İtirafları
Gönderen: Mücteba - 31 Mart 2012, 06:38:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 9 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 18 Mart 1428
Miladi  : 31 Mart 2012 Cumartesi

"Muhakkak şeytan(ın vesvesesi), kanın (bedende) dolaştığı gibi insanın damarlarında dolaşır."
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/03/31.jpg)
Başlık: İmama Uymaya Dâir Meseleler
Gönderen: Mücteba - 01 Nisan 2012, 06:59:49

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 10 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 19 Mart 1428
Miladi  : 1 Nisan 2012 Pazar

“Namazlarınızın kabul edilmesi sizi sevindirirse, âlimleriniz imâm olsun. Zîrâ onlar, sizinle Rabbiniz arasında temsilcilerinizdir.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/01.jpg)
Başlık: Kosova Savaşı’ndan Önce Sultan Murad'ın İstişaresi
Gönderen: Mücteba - 02 Nisan 2012, 09:35:08

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 11 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 20 Mart 1428
Miladi  : 2 Nisan 2012 Pazartesi

“Mü’min kardeşi kendisi ile istişârede bulunur da onu bile bile yanlışa yönlendirirse, kardeşine hâinlik etmiş olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Tahâvî, Müşkilü'l-âsâr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/02.jpg)
Başlık: Acelenin Zararı Sabrın Faydası / Kanunî Devrinde Ordumuz
Gönderen: Mücteba - 03 Nisan 2012, 10:11:40

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 12 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 21 Mart 1428
Miladi  : 3 Nisan 2012 Salı

“Bütün işlerde teennî (acele etmemek) hayırlıdır, fakat âhirete âit hususlar müstesnâ.”
(Hadîs-i Şerîf, Hâkim, el-Müstedrek)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/03.jpg)
Başlık: Abdestin Sünnetleri
Gönderen: Mücteba - 04 Nisan 2012, 10:33:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 13 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 22 Mart 1428
Miladi  : 4 Nisan 2012 Çarşamba

“Kim abdestini güzelce alırsa, tırnaklarının altındakiler dâhil bedenindeki bütün günahlar çıkar.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/04.jpg)
Başlık: Allah İçin Nöbet
Gönderen: Mücteba - 05 Nisan 2012, 10:08:14

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 14 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 23 Mart 1428
Miladi  : 5 Nisan 2012 Perşembe

“Allah korkusundan ağlayan kimse, sağılan süt memeye dönmedikçe cehenneme girmez. Allah yolunda (iken bulaşan) hiçbir toz ile cehennemin dumanı bir araya gelmez.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/05.jpg)
Başlık: Çok Gülmek Kalbi Karartır / Yarın Ne Cevap Vereceksin
Gönderen: Mücteba - 06 Nisan 2012, 09:35:21

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 15 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 24 Mart 1428
Miladi  : 6 Nisan 2012 Cuma

“Şayet siz benim bildiğimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/06.jpg)
Başlık: Ehl-i Sünnet Ve'l-Cemaat
Gönderen: Mücteba - 07 Nisan 2012, 08:28:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 16 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 25 Mart 1428
Miladi  : 7 Nisan 2012 Cumartesi

“Ümmetim dalâlet üzerine toplanmazlar. İslam cemaati Allâhü Teâlâ’nın muhafazasındadır. Kim İslam cemaatinden ayrılırsa cehenneme ayrılmış olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/07.jpg)
Başlık: Cehâlet Ve İlim Hakkında Âlimlerin Sözleri / Fıkra: Zarif Talep
Gönderen: Mücteba - 08 Nisan 2012, 07:37:10

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 17 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 26 Mart 1428
Miladi  : 8 Nisan 2012 Pazar

“Koğuculuk eden (fesad çıkaran) cennete giremez.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun Aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/08.jpg)
Başlık: Kabir Ehli Dünyadan Nasıl Haberdar Olur?
Gönderen: Mücteba - 09 Nisan 2012, 09:50:29

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 18 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 27 Mart 1428
Miladi  : 9 Nisan 2012 Pazartesi

“Muhakkak cennette bir kimsenin derecesi yükseltilir de, ‘Bu derece bana nereden?’ diye sorar. ‘Evladının senin için istiğfar etmesindendir,’ denilir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/09.jpg)
Başlık: Bire On Sevap
Gönderen: Mücteba - 10 Nisan 2012, 10:14:16

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 19 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 28 Mart 1428
Miladi  : 10 Nisan 2012 Salı

“Kim bir hasene (iyilik) ile gelirse ona on misli verilir, kim de bir seyyie (kötülük) ile gelirse o ancak misliyle cezalandırılır ve hiçbirine haksızlık edilmez.”
(En’âm Sûresi, âyet 160)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/10.jpg)
Başlık: Amellerin Aslı, Dînin Direği Namaz
Gönderen: Mücteba - 11 Nisan 2012, 10:54:26

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 20 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 29 Mart 1428
Miladi  : 11 Nisan 2012 Çarşamba

“Biliniz ki sizin amellerinizin en hayırlısı namazdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/11.jpg)
Başlık: Fâtıma Binti Esed (R.Anhâ)
Gönderen: Mücteba - 12 Nisan 2012, 10:44:40

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 21 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 30 Mart 1428
Miladi  : 12 Nisan 2012 Perşembe

“Muhakkak güzel ahlâk cennetliklerin amellerindendir.”
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Şihâbü'l-ahbâr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/12.jpg)
Başlık: "Sirke, Ne Güzel Katıktır" / Doğruluk Hakkında
Gönderen: Mücteba - 13 Nisan 2012, 09:37:04

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 22 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 31 Mart 1428
Miladi  : 13 Nisan 2012 Cuma

“Sirke ne güzel katıktır. Allâh’ım! Sirkeyi bereketli kıl. Zira o benden önceki peygamberlerin de katığı idi. İçinde sirke bulunan ev, fakirlik çekmez.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/13.jpg)
Başlık: “...Size Din Olarak İslama Razı Oldum.” / Fıkra: Bir Manastırın İdaresi İş Mi?
Gönderen: Mücteba - 14 Nisan 2012, 18:29:48

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 23 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 1 Nisan 1428
Miladi  : 14 Nisan 2012 Cumartesi

“…İşte bugün sizin dîninizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’a râzı oldum...”
(Mâide Sûresi, âyet 3)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/14.jpg)
Başlık: Mahremiyete Riâyet
Gönderen: Mücteba - 15 Nisan 2012, 04:38:55

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 24 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 2 Nisan 1428
Miladi  : 15 Nisan 2012 Pazar

“Kim (haram ve çirkin sözlerden) ağzını korur, namusunu da muhafaza ederse cennete girer.”

(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/15.jpg)
Başlık: Ömer Bin Abdülaziz'in Taziyesi / Bitkilerin Ve Hayvanların Eceli
Gönderen: Mücteba - 16 Nisan 2012, 09:36:08

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 25 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 3 Nisan 1428
Miladi  : 16 Nisan 2012 Pazartesi

“İman iki kısımdır: Yarısı (nimetlere) şükürdür, yarısı da (sıkıntılara) sabırdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Şihâbü'l-Ahbâr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/16.jpg)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 17 Nisan 2012, 10:42:36

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 26 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 4 Nisan 1428
Miladi  : 17 Nisan 2012 Salı

“Kişinin namazı ve orucu sakın sizi aldatmasın. Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar. Lâkin emânet(e riâyet)i olmayanın (kâmil) dîni yoktur.”
(Hadîs-i Şerîf, Musannef-i Abdurrezzak)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/17.jpg)
Başlık: Bir Sahâbî: Muâviye Bin Ebû Süfyân (r. a.)
Gönderen: Mücteba - 18 Nisan 2012, 10:30:22

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 27 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 5 Nisan 1428
Miladi  : 18 Nisan 2012 Çarşamba

“Öfkelendiğin zaman sükût et.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/18.jpg)
Başlık: Her Müslümanın Dikkat Etmesi Gereken Hususlar
Gönderen: Mücteba - 19 Nisan 2012, 10:15:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 28 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 6 Nisan 1428
Miladi  : 19 Nisan 2012 Perşembe

“Kim abdestli olarak uyur ve o gece ölürse şehid olarak ölür.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummal)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/19.jpg)
Başlık: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Güzel Ahlâkı
Gönderen: Mücteba - 20 Nisan 2012, 10:48:51

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 29 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 7 Nisan 1428
Miladi  : 20 Nisan 2012 Cuma

“Mizana ilk konulacak şey, güzel ahlâktır.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/20.jpg)
Başlık: Allah Görür Ve Bilir / Cemâziyelâhir Ayı İctima‘ı, Ru’yet Ve Başlangıcı
Gönderen: Mücteba - 23 Nisan 2012, 05:57:20

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 30 Cemâziye'l-Evvel 1433
Rumi   : 8 Nisan 1428
Miladi  : 21 Nisan 2012 Cumartesi

“...(O Allah) Sizin içinizi de bilir, dışınızı da, (iyi kötü, gizli aşikâr) her ne kazanıyorsanız onu da bilir.”
(En’am Sûresi, âyet 3)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/21.jpg)
Başlık: Ümid Ve Korku / Şehzade Bayezid Ve Mustafa’nın Sünnet Merasimi
Gönderen: Mücteba - 23 Nisan 2012, 06:00:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 1 Cemâziye'l-Âhir 1433
Rumi   : 9 Nisan 1428
Miladi  : 22 Nisan 2012 Pazar

“Üç duâ vardır ki, bunlar kabul edilir. Bunda hiç şüphe yoktur: Mazlumun duâsı, yolcunun duâsı ve babanın evladına duâsı.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/22.jpg)
Başlık: Ameller Niyetlere Göredir / Sağlık: Bel Sağlığınız İçin
Gönderen: Mücteba - 23 Nisan 2012, 06:01:53

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 2 Cemâziye'l-Âhir 1433
Rumi   : 10 Nisan 1428
Miladi  : 23 Nisan 2012 Pazartesi

“Muhakkak ki kul, işlediği bir günahtan dolayı rızkının bereketinden mahrum bırakılır.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/23.jpg)
Başlık: Namazda Uyanık Olmak / Hâşim Paşa’nın Bir Hâtırası
Gönderen: Mücteba - 24 Nisan 2012, 10:20:40

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 3 Cemâziye'l-Âhir 1433
Rumi   : 11 Nisan 1428
Miladi  : 24 Nisan 2012 Salı

“Din ve dünya işinde kendisine itimat edilir olması kişiye saâdet olarak yeter.”
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Müsnedü'ş-Şihâb)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/24.jpg)
Başlık: Berâtını Alan Hacı
Gönderen: Mücteba - 25 Nisan 2012, 09:56:18

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 4 Cemâziye'l-Âhir 1433
Rumi   : 12 Nisan 1428
Miladi  : 25 Nisan 2012 Çarşamba

Resûlullah (s.a.v.) “Yâ Avf bin Mâlik! Sana itaat eden ve emirlerini yerine getiren kölen mi sana daha sevimlidir yoksa itaat etmeyen ve emrini yerine getirmeyen mi? buyurdular. Avf “Tabi ki itaat eden ve emrimi yerine getiren” deyince Resûlullah (s.a.v.) “İşte sizler de Rabbiniz nezdinde bunun gibisiniz.” buyurdular.
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemu's-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/images/takvim/2012/04/25.jpg)
Başlık: Hased Sevapları Yer
Gönderen: Mücteba - 26 Nisan 2012, 10:18:32

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Hased, ateşin odunu yediği gibi iyi amelleri yer bitirir. Sadaka ise suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları söndürür.”
(Hadîs-i şerîf, Sünen-i ibn-i Mâce)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

26
Nisan Perşembe 2012

Hicrî: 5 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 13 Nisan 1428


Çernobil Nükleer Santral Kazası (1986)


HASED SEVAPLARI YER

Hased, Müslüman kardeşini kıskanmak, çekememek, ondaki nimetlerden dolayı sıkıntı ve huzursuzluk içinde olup o nimetlerin yok olmasını ve kendisine geçmesini istemektir.

Hadîs-i şerîflerde, hasedin kötü bir huy olduğu, amellerin sevabını yok ettiği bildirilmiş; Müslümanlara bu kötü huydan uzak durmaları emredilmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ashabım! Birbirinize buğz (düşmanlık) etmeyiniz, birbirinize hased etmeyiniz, birbirinizden yüz çevirip ayrılmayınız. Ey Allâh’ın kulları! Birbirinizle kardeş olunuz. Bir Müslüman’ın din kardeşine üç günden fazla küskün durması helâl değildir.”

“Hased, ateşin odunu yediği gibi iyi amelleri yer bitirir. Sadaka ise suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları söndürür.”

Hikmet sahibi bir zat şöyle dedi:

Hasedden sakının. Zira hased, gökte ve yerde Allâhü Teâlâ’ya karşı ilk işlenen günahtır.

Semada işlenen ilk günah olması şöyledir: İblis Hz. Âdem (a.s.)’a secde etmekten yüz çevirip ‘Beni ateşten yarattın, onu ise topraktan yarattın' deyip hased etmiştir. Bundan dolayı Allâhü Teâlâ ona lanet etmiş ve cennetten çıkarmıştır.

Yeryüzünde işlenen ilk günah Maide sûresinin 27. âyetinde beyan buyurulmuştur ve şöyledir:

Âdem (a.s.)’ın oğlu Kâbil, kendisinin Allâhü Teâlâ’ya takdim ettiği kurbanın kabul edilmeyip kardeşi Hâbil’in kurbanının kabul olunması üzerine kardeşine hased etmiş ve hasedinden kardeşi Hâbil’i öldürmüştür.

Üç kişinin duâsı kabul olunmaz: Haram yiyenin, çok gıybet edenin ve kalbinde Müslüman kardeşine kin ve hased bulunanın.

İSİMLERİMİZ: Erkek: Salih, Kız: Sâliha
Başlık: Sultanın Siyâseti
Gönderen: Mücteba - 27 Nisan 2012, 09:35:28

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Biriniz öldüğü zaman, kıyâmeti kopmuş demektir. (Öyleyse) Allâhü Teâlâ’ya onu görüyormuşsunuz gibi ibâdet edin ve her an ona istiğfârda bulunun.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

27
Nisan Cuma 2012

Hicrî: 6 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 14 Nisan 1428


Kanuni Sultan Süleyman Han'ın Doğumu (1495)
Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın Hal'i , Sultan Reşad Han'ın Tahta Çıkışı (1909)


SULTANIN SİYÂSETİ

Sultan İkinci Abdülhamîd Hân’ın Avrupa devletleri elçilerinin siyâsî talep ve taarruzlarından kolaylıkla kurtulmasına bir son vermek isteyen Fransa eski Dâhiliye Nâzırı Mösyö Konstans, sefîrler meclisi kararlarını sultana bildirmek üzere yola çıktı. Sefîr daha arabasına binmeden sultana, sefîrin saraya hareket ettiği haberi gitmişti.
Sefîrin atlarla alâkasını bilen Padişâh; “Buyurun sefîr cenâbları! Sizi alâkalandıracak bir mevzû hakkında dikkatinizi celbedeceğim!..” dedi ve elinden tutarak balkona götürdü:

“Şu aşağıda seyisin dolaştırmakta olduğu hayvanı görüyor musunuz? Bunları bir çift olarak Mösyö Feliks bana göndermişti. Bu hayvanlar, “Perşeron” kırmalarıdır. Bu renkleri elde etmek için, kır kısraklar ile al aygırları kullanıyorlar. Benim gerek binek ve gerek araba hayvanlarına çok merâkım vardır. Bunların renkleri kadar tırısları da güzeldir. Hayli zaman kullandım. Onları pek sevdim, fakat ne yazık ki, eşi geçenlerde öldü. Acaba aynı renkte ve aynı cinste bir hayvan tedâriki mümkün olur mu?

Sefîr: “Haşmetpenâh! Mâlum-ı şâhâneleri Fransa’da hayvan yetiştiren büyük hârâlar vardır. O kadar ki, bir çift araba atı sipariş edildiği zaman alnındaki akıtmalara, ayaklarındaki sekilere kadar temin etmek mümkündür. Fransız ırkı, Arap ve yerli ırkla melezleştirilen bir cinstir. Arap atının nehâfeti (hafifliği), yerli ırkın resâneti (dayanıklılığı) birleştirilmek sûretiyle güzel bir ırk elde edilmiştir.”

Sultan; “Verdiğiniz malûmatla beni düşündüren bir meseleden kurtardınız. O hâlde tavassutunuzu benden esirgemeyeceksiniz.” dedi ve Atın bedeli olarak 500 Napolyon altını verdi.

Bu para bir at bedeli olarak pek fazla idi. Sultan bunun mühim bir kısmını sefîre dolambaçlı yoldan ihsan olarak veriyordu. Sefîr parayı alınca Sultan saatine baktı; “Af edersiniz, namaz vaktim gelmiş, size vedâ ediyorum!” dedi.
Mösyö Konstans, sefîrler meclisine geldiği zaman: “Hiçbir şey yapamadım. Sultan, beni at cambazı yaptı!” dedi.
Başlık: Kanunî Devrinde Devlet İdaresi
Gönderen: Mücteba - 28 Nisan 2012, 10:34:11

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Helâk eden yedi şeyden kaçının.” buyurdular. Onlar nelerdir ya Resûlullah dediler. “Allâh’a şirk koşmak, sihir, haksız yere adam öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, harpten kaçmak, namuslu kadınlara iftirada bulunmak.” buyurdu.
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

28
Nisan Cumartesi 2012

Hicrî: 7 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 15 Nisan 1428


Çanakkale Cephesi'nde Kirte Zaferi (1915)


KANUNÎ DEVRİNDE DEVLET İDARESİ

Kanunî devrinde devlet idaresi çok sıkı bir nizâm altındadır: Memurların terfii, tâyini, azli ve yer değiştirmesi padişahın bile bizzât riâyet edip ihlâlinden büyük dikkat gösterdiği bir takım mevzûâtâ tâbidir.

Memuriyetlerin verilmesinde ehliyet ve iktidardan başka hiçbir şeye kıymet verilmediği ecnebilerin ve hattâ düşmanların bile itirafiyle sabittir. Kanunî'nin son devirlerinde senelerce Türkiye’de bulunmuş olan meşhur Avusturya sefiri Busberg diyor ki:

…Tek bir kişi yoktu ki sahip olduğu rütbeyi kendi liyakat ve cesaretine borçlu bulunmasın. Hiç kimse filanın neslinden, filan, falanın soyundan gelmiş olmakla diğerlerinden yüksek bir mevkie çıkamaz. Herkesin vazife ve memuriyeti ne ise ona göre itibar edilir. …

Sultan herkese memuriyet ve vazifesini bizzat tevcih eder. Bunu yaparken ne zenginliğe, ne anadan doğma, babadan gelme asalete bakar, ne de boş ricalara, istirhamlara, ne tavsiyelere… Bir adamın sahip olabileceği, nüfuz ve şöhreti hiç nazarı itibara almaz. Yalnız liyakatle dirayete bakar, karakter arar, fikrî kabiliyet ve istidadı düşünür. İşte herkes istidat, kabiliyet, bilgi, ahlâk ve karakterine göre bir işe tayin edilir.

Türkiye’de herkes kendi mevki ve istikbalinin kurucusudur. Bunlar böyle küçük yerlerden, aşağılardan gelmiş olmaktan utanmak şöyle dursun, aksine bununla iftihar ederler. "Ben ne idim. Çalışkanlığım doğruluğum sayesinde ne oldum!.." derler. Türkler, insanlarda meziyetin babadan oğula miras yoluyla intikal ettiğine bir miras gibi elde edildiğine inanmazlar. Bunu aslında Allâh’ın bir ihsanı, çalışmanın, zahmetin, gayretin ödülü sayarlar.

İşte böylece Osmanlı İmparatorluğunda namussuz, tembel, atıl, bilgisiz olanlar hiçbir zaman yüksek mevkilere tırmanamazlar.

Osmanlıların neye teşebbüs ederlerse başarılı olmalarının, bütün dünyada hâkim hale gelebilmelerinin sebebi, hikmeti budur.

Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 01 Mayıs 2012, 23:16:25

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İnsanlardan ilk alınıp kaldırılacak şey emanete riâyettir. En sona bırakılacak olan da namazdır. Nice namaz kılanlar vardır ki kendisinde hiçbir hayır yoktur.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemu's-Sağîr)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

29
Nisan Pazar 2012

Hicrî: 8 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 16 Nisan 1428


Yıldız Sarayı'nın İttihatçılarca Yağmalanması (1909)


BEŞ VAKİT NAMAZIN REK’ATLERİ

Beş vakitte farz olan namazların rek'atlerinin sayısı;

Sabah namazının farzı iki rek'atdir.
Öğle namazının farzı dört rek'atdir.
İkindi namazının farzı dört rek’atdir.
Akşam namazının farzı üç rek'atdir.
Yatsı namazının farzı dört rek'atdir.

Beş vakitte sünnetler vardır, sabah namazının farzından önce iki rek'at sünnet-i müekkededir. Cemâat farza başladıktan sonra gelirse imâm'a erişeceğini aklı keserse terk etmeyip bir kenarda saffı bozmadan edâsı sünnettir. Bu kadarına yetişemeyecek ise hemen imâma uyar. Farzından sonra kazâ olunmaz. Ama farzı kazâya kalırsa öğleye kadar sünnetiyle beraber kaza eder.

Öğle namazının farzından evvel dört rek'at sünnet-i müekkededir. Eğer cemâat farza başlarsa imama uyar, farzından sonra sünneti kazâ eder. Öğlenin farzından sonra iki rek'at sünnet-i müekkededir. İkindinin farzından evvel dört rek’at sünnet-i gayri muekkededir, farzından sonra kılınmaz. Akşamın farzından sonra iki rek’at sünnet-i müekkededir. Yatsının farzından evvel dört rek’at sünnet-i gayri muekkede sünnettir ve farzından sonra iki rek’at sünnet-i müekkededir.

Bir kimse beş vakit namazın sünnetlerini hak olduğuna inanmakla beraber terk eylese günahkâr olur ve şefâate nâil olmaz.

HANIMLARIN GAYRETİ

Hicretin 14. senesinde Hz. Ömer zamanında bir fırka İran askeri Basra üzerine hücûm etmiş, İslâm askerleri de onlara karşı gitmiş ve Mergab denilen yerde harbe tutuşmuşlardı. Geride kalan İslâm kadınları:

“Ne var, biz de erkeklerimizle birlikte bulunalım.” diyerek bir örtüden bayrak yapıp ileri hareket etmişler. İranlılar ise onları geriden yardıma gelen bir kuvvet zannederek korku ile bozulmuş ve İslâm askerleri muzaffer olmuştur.
Başlık: ALLÂHU TEÂLÂ KUL HAKKINI BAĞIŞLAMAZ
Gönderen: Mücteba - 01 Mayıs 2012, 23:32:29

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim ki uhdesinde din kardeşinin nefsinden yahut malından bir hak bulunursa -dinar ve dirhem bulunmayan (kıyâmet günü gelmezden evvel)- bugün (dünyada) mazlumdan hakkını helâl etmesini istesin.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

30
Nisan Pazar 2012

Hicrî: 9 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 17 Nisan 1428


Gazneli Mahmud'un Vefatı (1030)
Muş'un Kurtuluşu (1917)
Hitler'in Ölümü (1945)


ALLÂHU TEÂLÂ KUL HAKKINI BAĞIŞLAMAZ

Kul hakkı çok mühimdir. İmam-ı Rabbani (k.s.) Hazretleri buyuruyor ki: “Allâh’ın harâm kıldıklarından sakınmak iki kısımdır; birincisi Allâh’ın hakları ile alakadardır, ikinci kısım ise kullarının hakları ile alakadardır. Kul hakkı Allâh’ın hakkından daha mühimdir. Çünkü Rabb’imiz mutlak zengindir. Erhamürrâhimîn ve affedicidir. Kul ise muhtaç ve cimridir. Cenâb-ı Hakk yarın huzur-ı ilâhîde üzerinde kul hakkı olan kimseyi affetmez.” buyurmuştur.

Abdullâh bin Mesûd (r.a.) buyurdular:

“Kıyâmet günü bir erkek ve bir kadın getirilir. Bütün mahşer halkına şöyle seslenilir: “Şu, fülan oğlu fülandır, onda hakkı olan varsa almağa gelsin.”

Kadın kendisinin babasında, kardeşinde yahut kocasında hakkı olduğunu düşünür de sevinir. Nitekim, Allâhü Teâlâ -meâlen- “O vakit sûra üfürüldü mü, artık aralarında ne neseb bağı vardır ve ne de birbirinin halini sorabilirler.” (Mü’minûn Sûresi, âyet 101) buyurmuştur. Allâhü Teâlâ kendi hakkından dilediklerini affeder. Kul hakkından ise hiçbir şeyi bağışlamaz.

Sonra o kul insanların huzurunda durdurulur ve tekrar şöyle seslenilir: “Şu falan evladı fülandır, onda hakkı olan gelsin de hakkını alsın.”

Kul “Yâ Rabbi, dünya bitti, bunların haklarını ne ile vereyim” der. “Onun sâlih amellerinden alıp hak sahiplerine hakkına göre veriniz.” buyurulur.

Eğer o Allâh’ın bir velî kulu ise zerre miktarı hayrı ona fazlalaştırılır ve kat kat kılınır, hattâ Allâhü Teâlâ onunla kulunu cennetine koyar. Nitekim Allâhü Teâlâ -meâlen- “Herhalde Allâh zerre kadar zulmetmez ve eğer bir hasene (iyilik) olursa onu kat kat artırır.” (Nisâ Sûresi, âyet, 40) buyurmuştur. Sonra o kula “Cennete gir” buyurur.

Eğer âsî bir kul ise melek “Yâ Rabbi, iyilikleri bitti, lâkin halâ pek çok alacaklılar vardır.” der.

“O alacaklıların günahlarından alıp borçlunun günahlarına katınız.” buyurur. Sonra onu cehenneme atarlar.
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 01 Mayıs 2012, 23:45:39

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Allâhü Teâlâ ‘Ey âdemoğlu, infâk et ki ben de sana infâk edeyim.’ buyurmuştur.”
(Hadîs-i Kudsî, Müttefekun aleyh)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

01
Mayıs Salı 2012

Hicrî: 10 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 18 Nisan 1428


Manisa'nın Fethi (1390)
TRT'nin Kuruluşu (1964)


FIKIH: ÖŞÜR

Öşür arâzisinden çıkan mahsûlün zekâtına, -onda bir (1/10) demek olan- öşür denilmiştir. Öşür; âyet, hadîs ve icmâ ile sâbit olup farzdır. Âyet-i kerîmenin meâli: “Ey îmân edenler! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkardıklarımızın temiz (helâl)lerinden infâk edin (zekât ve öşür verin). Gözünüzü yummadan (sıkılmadan) alıcısı olmadığınız şeylerin fenâsını vermeye yeltenmeyin. Ve bilin ki Allah Ganî ve Hamîd'dir.” (Bakara Sûresi, âyet 267)

Hadîs-i şerîfte “Yağmurların, nehir ve çeşme (gibi akar) suların, tarla (içindeki) kaynağın suladığı (arâziden çıkan) şeylerde öşür (1/10: onda bir), (dolaba koşulan) hayvanlar ile sulanan (yerden elde edilen) şeylerde ise yarım öşür (1/20: yirmide bir) vardır.” buyuruldu.

Öşürde, arâzî sâhibinin akıllı, bâliğ (ergen), zengin olması şart değildir. Öşürde itibâr, arâzî sâhibine değil, arâziyedir. Yânî, mal sâhibi; çocuk, deli veya fakir de olsa öşür ile mükelleftir.

Altın, gümüş, para ve ticâret mallarından, yılda bir defa zekât vermek lâzımken, arâzide yılda kaç mahsûl elde edilirse, hepsinden ayrı ayrı öşür vermek lâzımdır.
Diğer malların zekâtında, malın-paranın üzerinden bir yıl geçmesi şart olduğu hâlde, mahsûllerde bir yıl geçmesi îcap etmez.

Bal, ceviz, susam, fındık, fıstık, çam fıstığı, payam (badem), zeytin ve benzeri yağlı maddeler ile pamuk, palamut, pelit, keten tohumu, şeker kamışı, şeker pancarı, çay yaprağı ve benzeri mahsullerden öşür verilir.

Çayır otu, dut yaprağı, fesleğen yaprağı, buğday, mısır, pirinç, nohut, mercimek, bakla, fasulye, soğan, sarımsak, kavun, karpuz, salatalık, üzüm, incir, elma, armut, şeftali, erik gibi her türlü meyvelerden; yulaf, fiğ, burçak gibi her türlü hayvan gıdâsından öşür verilir.

Öşrü verilen üzüm bağının içinde meyve ağaçları olsa veya bağ arasında soğan, sarımsak ekilse, o soğan ve sarımsaktan da öşür vermek lâzımdır. Öşür arâzisi içinde, ekilmediği hâlde kendiliğinden çıkan mahsûlden de öşür verilir.

Hulâsa, İmâm-ı A’zam Hazretleri buyuruyor ki: Yerden, araziden elde edilen mahsûlün azında da çoğunda da öşür farzdır.
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: zaman_1453 - 02 Mayıs 2012, 00:59:02
Teşekkür ediyoruz Mücteba...Duvardan dökülen incilerimiz değişiklikle daha bi hoş olmuş... zs2))
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 02 Mayıs 2012, 08:50:15
Teşekkür ediyoruz Mücteba...Duvardan dökülen incilerimiz değişiklikle daha bi hoş olmuş... zs2))


Biz teşekkür ederiz.
Başlık: Gıybetin Fenalığı
Gönderen: Mücteba - 02 Mayıs 2012, 08:56:04

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

İbn-i Ömer (r.anhüma)’dan: “Resûlullah (s.a.v.), gıybeti ve gıybeti dinlemeyi yasakladı.”
(Hadîs-i Şerîf, Mecmau’z-Zevâid)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

02
Mayıs Çarşamba 2012

Hicrî: 11 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 19 Nisan 1428




GIYBETİN FENALIĞI

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
Mîraca çıkarıldığım gece bir topluluğa rastladım. Sağlarından sollarından etleri kesiliyor, sonra da kendilerine yediriliyordu. Kendilerine “Kardeşlerinizin etini yediğiniz gibi etlerinizi yiyiniz.” denilir. Ben “Yâ Cebrâil! Bunlar kimlerdir?” diye sordum. Cebrâil (a.s.) “Bunlar senin ümmetinden, insanların ayıp ve kusurlarını arayan, onları başkalarına söyleyen; gıybet edenlerdir.” dedi.

Kıyâmet günü kula amel defteri verilir. Orada, kendisine ait olmayan sevaplar görür. O kul “Yâ Rabbi! Bu sevaplar bana nereden geldi.” diye sorar. Allâhü Teâlâ “Bunlar, sen farkında olmadan, insanların senin gıybetini yapmalarına karşılıktır.” buyurur.

“Dört şey vardır ki oruç, abdest ve diğer amellerin sevabını yok eder.
Bunlar gıybet etmek, yalan söylemek, koğuculuk yapmak ve bakılması helal olmayan kadınlara bakmak.”


Hazreti Îsâ bin Meryem (a.s.) ashâbına dedi ki;
“Siz avret yerinin bir kısmı rüzgârdan açılmış bir adam görseniz onun üzerini örter miydiniz? Ne düşünüyorsunuz?” Onlar da “Evet” dediler. “Hâlbuki siz avret mahallinin kalan kısmını da açıyorsunuz” deyince, “Sübhânallâh, nasıl olur da kalan yerini açarız?” dediler.

Îsâ (a.s.) şöyle buyurdu:
“Yanınızda bir kimseden bahsedildiği zaman hemen onda olan kötü şeyleri söylemiyor musunuz? İşte siz avret mahallindeki kalan örtüyü açıyorsunuz.”

Hasan-ı Basrî Hazretlerine bir adam gelip “Falan kimse senin gıybetini yapıyor.” demiş. Hasan-ı Basri Hazretleri de ona bir tabak hurma gönderip şöyle demiş: “Duydum ki sen sevaplarını bana hediye etmişsin. Buna karşılık ben de sana hediye gönderiyorum. Ancak benim hediyem, senin hediyenin tam karşılığı olmadığı için beni mâzûr gör.”

İSİMLERİMİZ: Erkek: Hasan, Kız: Hasibe
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 03 Mayıs 2012, 10:06:16

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Muhakkak ki mü’minler kurtuluşa ermişlerdir. Ki onlar namazlarında huşûludurlar. Boş, faydasız söz ve işten sakınırlar. Ve onlar mallarının zekâtını vermek için çalışırlar. Ve onlar ki ırzlarını muhâfaza ederler.”
(Mü’minûn sûresi, âyet 1-5)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

03
Mayıs Perşembe 2012

Hicrî: 12 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 20 Nisan 1428


Fatih Sultan Mehmed Han'ın Vefatı (1481)


SETR-İ AVRET: NAMAZDA ÖRTÜNME

Setr-i avret namazın şartlarındandır. Yani erkek için göbeği altından diziyle birlikte setr etmek (örtmek) karanlık gecede dahi lâzımdır.

Kadınların yüzü, eli ve ayaklarından başka her tarafını örtmesi lâzımdır.

Örtülmesi lâzım olan âzâlardan birisinin dört bölüğünden bir bölüğü bir rükün -yani üç tesbîh- söyleyecek kadar açılsa namâzı câiz olmaz.

Örtünecek bir şey bulamadığı vakitte oturup rukû ve secdeyi îmâ ederek kılmak daha faziletlidir.

Sadece dörtte biri pak bir elbise olup ve temizlemeğe gücü yetmezse onunla örtünmesi lâzımdır.

Gücü yettiğince namazı güzel bir elbise ile edâ etmek müstehabdır.


FATİH SULTAN MEHMED'İN İLME HİZMETLERİ

Fatih Sultan Mehmed, fetihten sonra devlet merkezi yaptığı İstanbul’u çağırdığı âlimler ile de büyük bir ilim merkezi haline getirmiştir.

Fatih Hazretleri ilim tahsil edenlere umduklarından fazla ihsanlarda bulunurdu. Bazı geceler uykusunu terkedip tebdil-i kıyafetle bizzat medreseleri dolaşıp talebeleri teşvik ederdi.

Sarayın Enderun’unda yetişenleri ve maiyetini teşvik için Bâbüssaade'ye “Vele-ni'me dâru'l-ulûm” levhasını astırmıştır ki, “İlimlerin öğrenildiği ev ne güzel evdir.” demektir. Davet ettiği Ali Kuşcu’ya, Tebriz’den Anadolu’ya gelirken konakladığı her yer için bin akçe ihsan etmiştir.

Fatih Hazretleri, âlimlerin önde gelenlerini dairesine toplayarak ilim ve irfan meclisleri tertip ederdi. Vezirlerden en alt kademedeki memurlara kadar her vazifelinin tahsiline çok ehemmiyet verirdi. Her nevi ilim tahsilinde ehliyet ve liyakatini isbat edenlere tuğrasıyla süslü bir şehadetname verirdi. Onca meşguliyeti arasında, bazı alimlere bizzat kendi eliyle teşvik edici mektuplar yazar, onları saraya davet ederdi. Böylece din ve devlete hakikaten pek büyük hizmetler etmiştir.
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: MEA - 04 Mayıs 2012, 14:51:09
hayirli günler arkadaslar ben yeni buldum bu sayfayi  ve kendimi bir deryanin icinde buldum bu siteyi olusturan arkadaslardan rabbim razi olsun ve hizmetlerindede muaffak kilsin insaAllah...
Başlık: Taziye Sünnettir
Gönderen: Mücteba - 04 Mayıs 2012, 15:37:42

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim (haram ve çirkin sözlerden) ağzını korur, namusunu da muhafaza ederse cennete girer.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

04
Mayıs Cuma 2012

Hicrî: 13 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 21 Nisan 1428


Halid bin Zeyd Ebu Eyyubi'l-Ensari RadıyAllahü Anh'ın Vefatı (672)
Sultan Çelebi Mehmed'in Vefatı (1421)


TAZİYE SÜNNETTİR

Taziye, güzel nasihatlarla ve bol sevaplar bildirerek cenaze sahibinin kalbini teskin etmektir.

Cenaze sahibine taziyede bulunmak İslâm’ın sünnetlerinden biridir. Zira bu, İslâm haklarındandır. Bir hadîs-i şerîfte: “Kim, ölü sahibine taziyede bulunursa, onun gibi ecir alır.” buyuruldu.

Taziyede bulunan kişi, cenaze sahibi ile musâfaha eder. Zira bu onun kalbini teskin eder.

Sünnetlerden biri de, cenaze sahibinin, “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîm” kelimesini çok söylemesidir. Çünkü Resûlullah (s.a.v.) böyle emretmiştir.

En güzel taziye şekli, Resûlullah'ın (s.a.v.) Muâz bin Cebel'in (r.a.) -oğlu vefat ettiği zaman- yazdığı mektuptur.

Mektub şöyledir:

“Bismillâhirrahmânirrahîm,

Bu mektup, Allâhü Teâlâ'nın Resûlü Muhammed’den (a.s.) Muâz bin Cebel'e yazılmıştır:

Selâmün aleyke,

Muhakkak mallarımız, çocuklarımız, ailemiz Allâhü Teâlâ’nın, bize bahşettiği nimetlerdir.

Bunlar Allâhü Teâlâ’nın bize emanet olarak verdiği şeylerdir.

Onlardan belli bir vakit faydalanırız. Sonra vakti gelince Allâhü Teâlâ onları alır.

Onun hakkı, bize verdiği zaman, şükretmemiz, geri aldığı zaman da sabretmemizdir.

Senin oğlun da Allâhü Teâlâ'nın sana bahşettiği nimetlerden ve faydalanman için sana verdiği emanetlerden biri idi. Sevinç ve iyi bir halde oğlunla seni faydalandırdı. Sonra da bir ecir ve sevap karşılığında onu senden geri aldı. Sakın feryad ve figan etme. Zira bu, senin alacağın sevabı yok eder. Eğer bu musibetin sevabı sana gösterilse, başına gelen musibet elbette ona nisbetle çok küçük kalır. Allâh’ın va’dini sabırla bekle. Vesselam…

İSİMLERİMİZ: Erkek: Emîn, Kız: Elif
Başlık: Namaz Vakitleri / Trafik: Her Zaman Emniyet Kemeri
Gönderen: Mücteba - 05 Mayıs 2012, 11:10:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Abdullâh bin Mesûd (r.a.) buyurdu ki; “Resûlullâh Efendimiz’e (s.a.v.) ‘Hangi amel Allâh’a daha sevimlidir?’ diye sordum. ‘Vaktinde edâ olunan namazdır.’ buyurdular. ‘Sonra hangisidir?’ dedim, ‘Ana babaya iyilikte bulunmak.’ buyurdular. ‘Sonra hangisidir?’ dedim, ‘Allâh yolunda cihâddır.’ buyurdular.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

05
Mayıs Cumartesi 2012

Hicrî: 14 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 22 Nisan 1428


Avrupa Konseyi'nin Kuruluşu (1949)


NAMAZ VAKİTLERİ

Farz olan namazların dînin tayin ettiği vakitleri vardır. Namazı o vakit içinde eda etmek şartdır ve o vaktin haricine çıkarmak câiz değildir.

Bir mâni ile vaktinden sonra kılınan namaz edâ olmaz, kazâ olur.

Sabah namazının vakti imsakdan sonra fecr-i sadıktan; etraf açıldığından güneş doğuncaya kadardır.

Öğle namazının vakti, İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe’ye göre güneşin zevâlinden yani gölgelerin en kısa halinden sonra artmağa başlamasından uzunluğu iki katı oluncaya kadardır.

İmâm Ebû Yûsuf ve İmâm Muhammed katında ise her bir şeyin gölgesi bir katı olunca öğle vakti biter.

İkindi namazının vakti, öğlenin vakti tamâm olduğundan güneş batıncaya kadardır.

Akşam namazının vakti, güneşin batmasından ufuktaki beyazlık kayboluncaya kadardır.

Yatsı namazının vakti ufuktaki beyazlık kaybolduğundan sabah namazının vakti, girinceye kadardır.

Vitir namazının vakti yatsının vaktidir. Lâkin yatsının farzı edâ olunmadıkça kılınmaz.

TRAFİK: HER ZAMAN EMNİYET KEMERİ

Kısa yolculuklarda ve düşük hızda da emniyet kemeri kullanılmalıdır.

30 km. süratle çarpmada dahi ağır yaralanma tehlikesi vardır. Emniyet kemeri takmamış yolcuların % 70'i, 50 km'den daha düşük bir hızda yaralanmıştır.

Emniyet kemeri, kaza esnasında 2,5-3 tonluk bir kuvvete dayanıklıdır. Vasıta içerisinde tutunacak yerler bu yükü taşıyamaz. Kemerin bağlanmaması halinde, vücut yerinden fırlar, tutunmak veya bir çocuğu tutarak korumak mümkün olmaz.

Çocuklar kucakta taşınmamalıdır. Yaşlarına, boy ve kilolarına göre bir çocuk koltuğu kullanılmalıdır. Emniyet kemeri takmayı alışkanlık edinmelidir.
Başlık: İmâm-ı Âzam'dan Talebelerine Nasihatler
Gönderen: Mücteba - 06 Mayıs 2012, 05:29:05

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İlim öğreten ve öğrenen sevapta ortaktırlar.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

06
Mayıs Pazar 2012

Hicrî: 15 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 23 Nisan 1428


İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin Vefatı (767)


İMÂM-I ÂZAM'DAN TALEBELERİNE NASİHATLER

• İlim tahsiline kalbin her türlü meşguliyetten boş olduğu gençliğin baharında başla.

Önce ilim tahsil et,

Sonra helalden mal kazanmaya çalış,

Daha sonra da evlen. Zîrâ ilim öğrenme vaktinde kazanç elde etmeye çalışırsan ilim öğrenemez, ilimden âciz kalırsın. Kazanacağın mal da seni ilimden soğutur. Evlenip çoluk çocuğa karışırsan ilim öğrenmeyi terk edip onların ihtiyaçları ile meşgul olursun.

• Başkalarından daha çok ibâdet etmeğe çalış. Zîrâ insanlar kendi ibâdetlerinden daha çok ibâdeti senden göremeyince senin ibâdete çok rağbet etmediğini ve ilminin menfaat vermediğini zannederler.

• Âlimleri bulunan bir yere vardığın vakit oranın âlimlerinin halini gözet, hemen öne çıkma. Yoksa kendi yerlerini almağa kastettiğini sanıp sana cephe alırlar, insanlar da onlara tâbi olur. Sen de faydasızca münâzara ve münâkaşa etmiş olursun.

• İnsanların hatalarına uyma, doğrulukta onlara uy. Günah olan bir şey veya kötü bir iş işleyen kimse bilirsen onu açığa vurma. Ancak ona uyup aynı vaziyette düşme tehlikesi olan insanlar varsa o zaman onlar açıkça îkâz edilebilir.

• Her kimden ilim öğrendinse onun için istiğfar et.

• Kur’ân-ı Azîmü'ş-şânı devamlı oku.

• Cimri olma, cömert ol. Fakir olsan bile belli etmeyip tok gözlü davran.

• Yolda yürürken sağa sola bakma, vakarla önüne bakarak yürü.

• Bir şey aldığın, bir iş yaptırdığın vakit herkesin verdiği ücretten fazla ver.

• Ölümü unutma.

• Allâh’ın kulları nazarında hakir olan dünyayı sen de hakir gör. Zîrâ âhiret dünyâdan hayırlıdır.

İSİMLERİMİZ: Erkek: Mahmud, Kız: Muazzez
Başlık: Faydasız Söz Söylememek / Sâlihlerin Ahlâkı
Gönderen: Mücteba - 07 Mayıs 2012, 09:41:20

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kıyâmet günü mü’minin terâzisinde güzel ahlâktan daha ağır hiçbir şey yoktur. Allâhü Teâlâ, çirkin hareketler yapan, çirkin sözler söyleyen kimseyi sevmez.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)  

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

07
Mayıs Pazartesi 2012

Hicrî: 16 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 24 Nisan 1428


Osmanlı-Amerikan Ticaret ve Dostluk Antlaşmasının İmzalanması (1830)


FAYDASIZ SÖZ SÖYLEMEMEK

Allâhü Teâlâ, Resûlullâh Efendimiz’e (s.a.v.) buyurdu:

Yâ Muhammed! (s.a.v.) Şüpheli şeylerden sakınmak dinin başı ve sonudur. Susmak âdetin olsun. Zira faydasız söz söylemeyenlerin gönlünü ma'mûr ederim. Lüzumsuz konuşanların gönlünü, çok söylemek ve çok konuşmak yüzünden harap ederim.

Yâ Muhammed! (s.a.v.) İbâdet on kısımdır: Dokuzu helâl yemektir, biri de susmaktır.
Bir kişi oruç tutsa ve mâlâyânî (dünyaya ve âhirete faydası olmayan şeyler) konuşmasa onun karşılığı nedir, bilir misin? Faydasız söz söylemeden tutulan oruç kişiyi hikmet sahibi yapar. Hikmetin mirası marifettir. Marifet sahibi de bana yakındır.

Kim benim rızâma uygun hareket ederse ona üç şey veririm:
1. Asla aklından çıkmayacak bir ilim,
2. Asla unutmayacağı bir zikir,
3. Benden başkasını sevmeyeceği bir muhabbet. Beni sevdiğinde ben de onu severim, halka dahi sevdiririm.

SÂLİHLERİN AHLÂKI

Bir gün (İmâmı Azam hazretlerinin talebelerinden) Ebû Yusuf (rh.) Harun Reşid'in (rh.) huzuruna girdi. Harun Reşid ona 'Ebû Hanife'nin ahlâkını bana anlat.' dedi. Ebû Yusuf (rh.) 'Vallâhi o, Allâh’ın haramlarından şiddetle kaçınır, dünyaya kıymet verenlerle oturup kalkmaz, çoğu zaman susardı; Devamlı tefekkür ederdi. Ağzından mâlâyâni laflar çıkmaz, boş konuşmazdı. Kendisine bir sual sorulduğu zaman, biliyorsa cevap verirdi.
Ey mü’minlerin Emiri! Ben onu hep kendini ve dinini koruyan, insanların ayıpları ile değil de kendisiyle meşgul olan biri olarak bildim. Hiç kimse hakkında hayırdan başka bir şey söylemezdi.'


Harun Reşid (rh.) ‘Bu sâlihlerin ahlâkıdır.’ dedi.
Başlık: Mevlânâ Şeyh Seyfeddîn Ârif (k.s.)
Gönderen: Mücteba - 08 Mayıs 2012, 09:47:49

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Bir kul Allâh’ın hoşnud olduğu (mübârek kelimelerden) bir kelimeyi (o kelimeye hiç ehemmiyet vermeyerek) söyleyiverir. Halbuki Allâhü Teâlâ o kelime sebebiyle o kimsenin derecesini yüceltir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

08
Mayıs Salı 2012

Hicrî: 17 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 25 Nisan 1428


İkinci Dünya Savaşı'nın Sona Ermesi (1945)


MEVLÂNÂ ŞEYH SEYFEDDİN ÂRİF (K.S.)

Muhammed Masum (k.s.) Hazretleri’nin oğlu olan Şeyh Seyfeddin Arif (k.s.) Hazretleri Silsile-i Sâdât'ın yirmi beşinci halkasıdır. Hz. Ömer’in neslinden olduğu için nisbesi Fârûkî’dir. Hicrî 1055 (m. 1645 /1646 ) senesinde Serhend’de dünyaya geldi. Ders okuyacak yaşa gelince önce Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledi. Sonra muhterem amcasından aklî ve naklî ilimleri tahsil etti. Sonra tarîkat-ı nakşibendiyye’yi babası Muhammed Masum (k.s.) Hazretlerinden öğrendi ve yüksek manevi derecelere kavuştu.

Her gün huzuruna dervişlerden bin dört yüz kişi istifadeye gelir, her birine yemek ikram ederlerdi. Riyazet yapmamalarına ve bu kadar çok nimetler içinde bulunmalarına rağmen müridleri, yüksek makamlara ve kerametlere kavuşurlardı.

Dervişlerden biri, az yemek istese “Yemeği kısmaya lüzum yoktur. Üstazlarımız kaddesallâhü esrârehüm, yolumuzu vukûfu kalbîye devam ve şeyhin sohbetlerinden ayrılmamak esasları üzerine kurmuşlardır. Zühd ve şiddetli mücâhedenin neticesi, kerâmet ve tasarruftan ibarettir. Biz bunları işten bile saymayız. Bizim maksadımız sadece zikre devam, Allâhü Teâlâ’ya teveccüh, sünnete tabi olmak ve daha çok nur ve bereketlere kavuşmaktır.” buyururlardı.

Hayatını sünneti ihyâ, bid’ati imhâ ile geçiren Şeyh Seyfeddin (k.s.), 47 yaşında 1096 (m. 1685) senesinde âhirete irtihal ettiler. Kabr-i şerifleri halen Hindistan sınırları içerisinde olan Pencab eyaletine bağlı Serhend beldesinde, babası Muhammed Masum Hazretleri’nin kabrinin yakınındadır.

Mektûbât-ı Seyfiyye adlı bir eseri olup, içinde yüz doksan mektup vardır. Bu kıymetli eseri, oğlu Muhammed A’zam (k.s.) toplayıp kitap haline getirmiştir. Bu eser 1913 yılında Hindistan’ın Haydarâbâd şehrinde basılmıştır.

Sekiz oğlu olup üçü kendi huzurunda kemal mertebesine kavuştular. Kendisi hayatta iken diğerleri henüz küçük idi.
Birçok halifesi bulunan Şeyh Seyfeddin (k.s.), irşad vazîfesini Muhammed Nûru’l-Bedvânî (k.s.) hazretlerine teslim ettiler. Kaddesallâhu esrârahüm.
Başlık: Peygamberlere Îmân
Gönderen: Mücteba - 09 Mayıs 2012, 09:53:22

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Dört şey peygamberlerin sünnetindendir: Hayâ sâhibi olmak, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve nikâhlanmak.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

09
Mayıs Çarşamba 2012

Hicrî: 18 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 26 Nisan 1428


Sultan Sencer'in Vefatı (1157)
Osman Gazi'nin Doğumu (1258)


PEYGAMBERLERE ÎMÂN

Bütün peygamberlere îmân etmek müslümanlıkta bir esastır. Allâh’ın kullarına dînini bildirmek için memûr ettiği pek muhterem ve kâmil zâtlardan her birine peygamber denir. Allâhü Teâlâ, doğruluğuna şehâdet için peygamberlerinin elinde, başkalarının yapamayacağı harikulade şeyler vücûda getirmiştir ki ona mucize denir.

Mahlûkâtın fıtrat nurlarından çıkarak perdelenmeleri ve hakdan uzaklıkları sebebi ile Rablerinden maârif ve ilimleri almaları mümkün olmaz. Bunun için Allâhü Teâlâ ile insanlar arasında bir vâsıtaya ihtiyaç vardır. Peygamberler, sırları ile dâimâ Hakk’ı müşâhede edip zâhirleri ile de halkla birlikte olurlar. Peygamberler aleyhimüsselâm ilim ve marifetleri Allâhü Teâlâ'dan alıp kullarına akıtırlar. Allâh'ın peygamberlerini göndermesi en büyük nimetlerinden ve üzerimizdeki en büyük haklarındandır.

Peygamberlere îmân etmeyen Allâh’a da îmân etmemiş olur. Çünkü Allâh’ın kabûl edeceği şekilde îmân etmenin yolu sadece onlardan öğrenilebilir. Kendi nâçiz akıllarını bu hususta rehber edinmek isteyenler Hakk’a ve hidâyete eremezler, dalâlette kalırlar.

Hadîs-i şerîfte yüz yirmidört bin veya iki yüz yirmidört bin peygamber ve onlardan üç yüz on üç resûl olduğu bildirilmiştir. Resûl, yeni şerî'at getiren, nebî ise önceki şerîatin hükümlerini öğretendir.

Peygamberlerin evveli Hz. Âdem, hâtemi; son halkası da Muhammed aleyhisselâmdır. Hâtem nübüvvet kapısını kapayandır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hâtemü’l-enbiyâdır. Peygamberlerden Hz. Muhammed, Hz. İbrâhîm, Hz. Mûsâ, Hz. Îsâ ve Hz. Nûh aleyhimüsselâm ülül-azm peygamberlerdir.

Kurân-ı Kerîm’de ismi geçen yirmisekiz peygamber:
Âdem, İdrîs, Nûh,
Hûd, Sâlih, İbrâhîm,
Lût, İsmâîl, İshâk,
Yâkûb, Yûsuf, Eyyûb,
Şu’ayb, Mûsâ, Hârûn,
Dâvûd, Süleymân, İlyâs,
Elyesa', Zülkifl, Yûnus,
Zekeriyyâ, Yahyâ, Îsâ,
Muhammed aleyhimüsselâm.

Üzeyr, Lokmân, Zülkarneyn aleyhimüsselâmın peygamberliklerinde ihtilâf olsa da şüphesiz pek büyük zâtlardır.
Başlık: Öldükten Sonra Sevap Nasıl Kazanılır / Bir Hükümdar Tavsiyesi: Hakka uygun ...
Gönderen: Mücteba - 10 Mayıs 2012, 10:02:29

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim abdestli olarak uyur ve o gece ölürse şehid olarak ölür.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummal)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

10
Mayıs Perşembe 2012

Hicrî: 19 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 27 Nisan 1428


Cezzar Ahmed Paşa'nın Napolyon'u Akka'da Mağlup Etmesi (1799)


ÖLDÜKTEN SONRA SEVAP NASIL KAZANILIR

Enes bin Mâlik (r.a.)'dan rivâyet olundu: “Yedi şey vardır ki onu yapanlar öldükten sonra da sevap alırlar.

1- Bir mescid yaptıran kimse; İçinde namaz kılındığı müddetçe, ondan sevap kazanır.

2- Bir su akıtan kimse; Oradan su aktığı ve insanlar içtiği müddetçe sevab kazanır.

3- Bir Mushafı güzelce yazan kimse; o Mushaf okunduğu müddetçe sevap kazanır.

4- Suyundan istifade etmek için bir kuyu kazdıran; o kuyu durduğu müddetçe sevap kazanır.

5- Bir ağaç diken kimse; meyvesinden insanlar ve hayvanlar yediği müddetçe sevab kazanır.

6- Bir ilim öğrenip onu öğreten kimse de sevab elde eder.

7- Öldükten sonra kendisine istiğfar ve duâ eden bir evlat bırakan kimse de sevap kazanır.”

Evlat, babası kendisine Kur’ân-ı Kerîm ve ilim öğretmiş salih bir evlat olursa, çocuğun sevabından hiçbir şey eksilmeksizin sevabın bir misli (anne ve) babasına da verilir. Şayet baba evladına Kur'ân-ı Kerîm öğretmez, bilakis kötü şeyleri öğretirse, çocuğun günahından hiçbir şey eksilmeden günahın bir misli babasına da yazılır.

BİR HÜKÜMDAR TAVSİYESİ: Hakka Uygun Hareket Et!

Himyer hükümdarlarından biri, kardeşine şöyle nasihat etmiş:
"Cezalandırmakta ve ihsân etmekte aşırı olma! Zira cezalandırmakta aşırı davranırsan yok olmana sebep olur; ihsan ve bağışta israf edersen, bu da senin için günah ve öfke sebebi olur.
Şayet nefsini Allâh’ın rızâsına muhalif bir yerde bulursan, onu zaptet ve nefsanî arzularına gâlip gel! Çünkü nefsine ne kadar tâbi olursan, o nispette sana zarar verir.
Hakka uygun hareket et! Zira bu şekilde hareket sana sıkıntı vermez. Doğruluk üzere hareket eden akıllı kimse, zahmet ve pişmanlık çekmez.
Dostlarından ve ahbaplarından korkman, onlar ile olan dostluğundan fazla olsun.BİR HÜKÜMDAR TAVSİYESİ: Hakka Uygun Hareket Et!
Himyer hükümdarlarından biri, kardeşine şöyle nasihat etmiş: Cezalandırmakta ve ihsân etmekte aşırı olma! Zira cezalandırmakta aşırı davranırsan yok olmana sebep olur; ihsan ve bağışta israf edersen, bu da senin için günah ve öfke sebebi olur.
Şayet nefsini Allâh’ın rızâsına muhalif bir yerde bulursan, onu zaptet ve nefsanî arzularına gâlip gel! Çünkü nefsine ne kadar tâbi olursan, o nispette sana zarar verir.
Hakka uygun hareket et! Zira bu şekilde hareket sana sıkıntı vermez. Doğruluk üzere hareket eden akıllı kimse, zahmet ve pişmanlık çekmez.
Dostlarından ve ahbaplarından korkman, onlar ile olan dostluğundan fazla olsun.
Başlık: İçki Zararlı Ve Haramdır
Gönderen: Mücteba - 11 Mayıs 2012, 09:55:01

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İçkiden sakınınız. Zira o bütün kötülüklerin anahtarıdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Hâkim, el-Müstedrek)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

11
Mayıs Cuma 2012

Hicrî: 20 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 28 Nisan 1428


İÇKİ ZARARLI VE HARAMDIR

İnsanı öldüren veya aklını gideren bitkileri, vücudu zehirleyen veya herhangi bir suretle sıhhate zarar veren şeyleri yemek haramdır.
İçkilerden vücuda zararlı olanları, insana sarhoşluk verenleri içmek haramdır. Çünkü sarhoşluk veren bir içkinin azı da çoğu da haramdır, bir damlasını bile içmek icma ile haramdır. Nitekim bir hadîsi şerîfte: “Çoğu sarhoşluk veren bir şeyin azı da haramdır.” buyrulmuştur.
Bu gibi içkilerin içilmelerindeki zararlar, herkesçe bilinir. İçkilerin cemiyet bünyesinde açtığı yaralar pek elimdir. Bunların âhiretteki hesabı ise pek şiddetlidir.
İçki, şahıslar için zararlıdır: İçki kullananlar, öncelikle kendilerine zarar vermiş olurlar. Çünkü vücutları erir, sıhhatleri bozulur, servetleri ellerinden çıkar, kendileri için en büyük bir nimet olan kıymetli akılları geçici bir zaman için olsun bozulur.
İçki, aile için zararlıdır: İçki yüzünden aile hayatında bir takım geçimsizlik yüz gösterir, ailenin refahına harcanması lâzım gelen servetler, vakitler çok kere içki yolunda mahvolur ve içki yüzünden bir takım müzmin hastalıklar vücuda gelerek aile fertlerinin hayâtına ve dünyaya gelecek çocuklarının vücutlarına tesir eder, nesil cılız yetişir, aile saadeti söner gider.
Toplum için zararlıdır: İçki ile hayatını mahveden, servetini elinden çıkaran bir kimse mensubu olduğu cemiyetin malını ve bünyesini tahrip etmiş olur. İçkiye müptela olan bir ferd cemiyet arasında içtimai âdâb ve ahlâka aykırı hareket ederek cemiyet arasında fena bir numûne vücuda getirmiş, memleketin kanunlarına, nizamlarına aykırı hâdiselerin meydana gelmesine sebebiyet vermiş olabilir.

Velhasıl: Bu gibi zararlı olan şeylerden kaçınmalıdır. Bunlardan kaçınmak, gerek fertlerin ve gerek cemiyetin selâmeti için pek lâzımdır.
Başlık: Gayret Ve Himmet / Nabi'nin Hayriyesi'nden
Gönderen: Mücteba - 12 Mayıs 2012, 14:20:39

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Birinizin bir bağ odun toplayıp, sonra sırtında onu taşıyarak getirip satması, kendisi için -ister versin ister vermesin- insanlardan istemesinden daha hayırlıdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

12
Mayıs Cumartesi 2012

Hicrî: 21 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 29 Nisan 1428

Galatasaray Lisesi'nin Kuruluşu (1868)
Fransa'nın Tunus'u İşgali (1881)

GAYRET VE HİMMET

Büyük hadîs âlimlerinden ve hicretin üçüncü asrında yaşamış olan Yakup bin Süfyan el-Fesevi (rh.) şöyle anlatıyor:
Ömrümün otuz senesini hadîs öğrenmek için yolculuklarda geçirdim. Yine bir yolculuğum esnasında harçlığım iyice azalmıştı. (Harçlığım bitmeden Resûlullâh’ın kalan hadîslerini öğrenmek ve vakit kazanmak için) Geceleri hadîsleri yazıyor, gündüzleri de onları okumaya devam ediyordum.
Bir gece, mum ışığı altında hadîsleri yazmak için oturdum. Mevsim kış idi. Bir anda gözlerime su iniverdi ve gözlerim görmez oldu.
Memleketimden ayrı kalacağım ve ilimden mahrum olacağım için kendime ağlamaya başladım.
Derken uyku bastırdı ve uyuyakaldım. Rüyamda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)i gördüm.
Bana “Ey Yakup! Neden ağladın?” buyurdular.
Ben de “Yâ ResûlAllah! Gözlerimi kaybettim. İlimden mahrum olacağım için ağlıyorum.” dedim.
"Bana yaklaş", buyurdular.
Ben de yaklaştım. Bir şeyler okuyarak ellerini gözlerime sürdüler.
Bir müddet sonra uyandım. Artık görebiliyordum. Hemen dersimi aldım ve yazmaya devam ettim.

NABİ'NİN HAYRİYESİ'NDEN

Farzdır etme sakın fevt-i salât
İktidârın var ise hacc u zekât

Kıl edâsında derûnî tek ü tâz
Birinin fevtine gösterme cevâz

Olma gerden-keş-i fermân-ı ganî
Her ne emrettiyse eyle ânı.

Manası:
Namaz farzdır asla geçirme, gücün var ise hacca git, zekâtını ver.
Hiçbirini geçirmeyi caiz görme ve edâsı için gayret et.
Hazreti Mevla’ya asi olup da emrinden çıkma.
Başlık: Her Yükselen Bir Gün Alçalır / Tarih Bilmenin Ehemmiyeti
Gönderen: Mücteba - 13 Mayıs 2012, 12:00:07

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İmanın en faziletlisi, nerede olursan ol Allâhü Teâlâ’nın seninle olduğunu bilmendir.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü'l-Evsat)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

13
Mayıs Pazar 2012

Hicrî: 22 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 30 Nisan 1428


HER YÜKSELEN BİR GÜN ALÇALIR

Enes b. Mâlik (r.a.) anlatıyor: Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Adbâ' denilen bir devesi vardı. (Yarışlarda, seferlerde) hiç geçilemezdi. Bir ara yük devesi üstünde bir bedevî geldi. (Yapılan yarışda) bu yük devesi Adbâ’yı geçti. Başka bir devenin Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in devesini geçmesi, Müslümanlara ağır geldi ve ‘Adbâ' nasıl oldu da geçildi?’ dediler.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Ashab’ın bu halini anladı ve şöyle buyurdular: (Ashabım! Allâhü Teâlâ’nın bir nizâmı vardır. Buna göre dünyada yükselen hiçbir şey yoktur ki Allah onu alçaltmasın.)

TARİH BİLMENİN EHEMMİYETİ

93 Harbi diye meşhur olan 1877-78 Osmanlı Rus harbinin Anadolu cephesinde Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın yanında kâtip olarak vazifeli olan Mehmet Arif Bey'in hatıralarından:

"Akıl bu ya! Fakir, önceleri tarih ilmine hiç ehemmiyet vermezdim. Bilinmezse ne olur, lüzumsuz ve faydasız, yalnız bir bilgiçlikten ibârettir.”
der de, adetâ bilinmesiyle bilinmemesini denk tutardım...

Lâkin son olarak geçirdiğim tecrübelerin yardımıyla aklım başıma geldi de, anladım ki, meğer iş öyle değilmiş... Tarih o kadar mühim, o kadar dikkate değer bir ilim imiş ki, tarih bilinmez ise devlet gemisinin dümeni, istenilen semte doğru çevrilemez imiş. Târih bilmezlik, siyâsî olarak, devletçe çok büyük noksan ve hatalar meydana gelmesine sebep olurmuş. Tarih, bir milletin ayıp ve noksanlarını görüp düzeltmesi için, bir ayna imiş. Hakikati gösteren ve sonraki nesillerin gözleri önüne konan bu ayna, ayıp ve kusurları olmayan milletlerin ise şu dünya pazarına, cemâl ve kemâllerine şükrederek, yakışıklı bir kıyafet ile çıkmalarına yararmış. …

Hemen iddia edebilirim ki, târih, yalnız başına insanı canlandıracak, hârika bir ilimdir. Lâkin târihteki yüce hisler ve rûh, aydınlık bir fikirle beraber olarak, akıllı bir  terbiyeci eliyle, gençlerin zihinlerine taşa nakş olunur gibi yazılmalıdır.
Başlık: Vakıf Müessesesi
Gönderen: Mücteba - 14 Mayıs 2012, 09:43:32

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İmanın en faziletlisi, nerede olursan ol Allâhü Teâlâ’nın seninle olduğunu bilmendir.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü'l-Evsat)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

14
Mayıs Pazartesi 2012

Hicrî: 23 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 01 Mayıs 1428


Cerbe Deniz Zaferi (1560)
Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Açıldı (1839)
İsrail'in Kuruluşu (1948)

VAKIF MÜESSESESİ

Vakıflar manevî yakınlığa, Allâh'ın rızâsına nail olmak gibi hâlis niyet ile yapılır. Vakıfların en fazîletlisi; en çok ihtiyaç duyulan, devamlı ve en faydalı olanıdır.

Yardımlaşma ve dayanışma dîni olan İslâm’da vakıfların gayesi beşeriyetin ihtiyaçlarını kolaylaştırmak, insanlığa ve umumun refâhına hizmettir. Hastalar için hastahaneler, fakirler, yolcular için aşhaneler, ilim talebeleri için ikâmetgahlar bina edilmiş, âlimler, talebeler, hacılar, yolda kalmışlar, evlenecekler için nakdî yardımlarda bulunan vakıflar ve daha niceleri kurulmuş; hâsılı cemiyetin zayıf haldeki her unsuru için bir devâ vücûda getirilmeye çalışılmıştır.

Geçmiş kavimler arasında pek az da olsa bazı vakıflar vücude getirilmiştir. Husûsiyle İbrahim aleyhisselâma aid olub “Halilürrahman evkafı” adı verilen vakıflar, hâlâ Arabistanda mevcuttur. Fakat vakıfların asıl mükemmel hâle gelmesi ancak İslâm ile mümkün olmuştur. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), Medine-i Münevvere’deki yedi adet akarını vasiyet yoluyla mü’minlerin fakirlerine vakıf buyurmuşlardı.

Ashâb-ı Kirâm da birçok vakıflar vücûda getirmişlerdir. Hz. Câbir (r.a.), demiştir ki: “Ben muhacirlerden ve Ensar’dan mal sahibi ve gücü yettiği halde vakıf yaparak sadaka vermeyen hiç bir zat bilmiyorum.”

Bilhassa Hz. Ömer (r.a.), Hayberde mâlik olduğu Kasm adındaki pek kıymetli bir hurmalığını, Resûlullâh’ın tavsiyeleri üzerine vakfetmişlerdi. Hazret-i Ebûbekr'in, Hz. Osman ile Hz. Ali'nin de vakıfları vardır. RadıyAllahu anhüm.

Hulefâ-i Râşidin’den sonra Emevîler, Abbasîler, Selçuklular ve diğer İslâm sultanları ve bilhassa Osmanlılar tarafından pek çok, pek mühim şeyler vakfedilmiş, pek muazzam hayır müesseseleri vücûda getirilmiştir.

Müslümanlar, yapmış oldukları bu hayırlı müesseseler ile sırf Hak Tealâ’nın rızasını gözetmişler medeniyetin yükseltilmesini, insanların ihtiyaçlarını azaltmaya çalışmayı mukaddes bir vazife bilmişlerdir. Bu da mensub oldukları kudsî dinin kendilerine vermiş olduğu yüce bir itikadın neticesidir.
Başlık: Hz. Sâlih Aleyhisselâm / Seyyare (Gezegen)lerde Günler Ve Yıllar
Gönderen: Mücteba - 15 Mayıs 2012, 09:45:56

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Zamanın bereketi azalıp sene ay kadar, ay hafta kadar, hafta gün kadar, gün saat kadar ve saat da kuru ot(un ateşte yanması) kadar olmadan kıyâmet kopmaz..”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

15
Mayıs Salı 2012

Hicrî: 24 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 02 Mayıs 1428

Yunanlıların İzmir'i İşgali (1919)


HZ. SÂLİH ALEYHİSSELÂM

Hz. Sâlih (a.s.), Şam ile Hicaz arasında “Hicr” denilen mahalde yaşayan “Semud” kavmine Peygamber gönderilmiştir. Bu kavim, dağları delmiş, taşları oymuş, kendilerine pek sağlam binalar yapmışlar, fakat doğru yoldan da çıkmışlardı.

Hz. Sâlih (a.s.)’ın yirmi sene devam eden emirlerine, nasihatlerine kulak vermediler. “Kendisine sakın dokunmayınız” diye tenbih ettiği harikulade bir deveyi boğazladılar. Nihayet dehşetli bir sayha ile yerlere serilip helâk oldular. Hz. Sâlih Aleyhisselâm da kendisine iman edenler ile beraber çıkıp evvela Şam'a, Filistin’e, sonra da Mekke-i Mükerreme’ye gitti.

Hz. Sâlih (a.s.) seksen beş sene veya iki yüz sene yaşamıştır. Kabr-i şerîfleri Mekke-i Mükerreme’de, Beytullah’da Rükn (Hacerü’l Esved) ile Makam-ı İbrahim arasındadır.

SEYYARE (GEZEGEN)LERDE GÜNLER VE YILLAR

Gezegen(seyyare)lerin yörünge(mahrek)de kendi mihver (ekseni) etrafında dönme müddetine “Gün”, Güneş etrafında döndüğü süreye de bir “Yıl” denir. Günler ve yıllar her gezegende farklıdır.

Merkür (Utarid) kendi ekseni etrafında 58.7 günde döner. Yani Merkür’ün bir günü 58.7 dünya gününe denktir. Merkür, Güneş etrafında ise dünya ölçülerine göre 88 günde döner.

Venüs (Zühre) kendi etrafında 243 günde, Güneş etrafında ise 225 günde döner. Bu da Venüs gününün 'Venüs yılından daha uzun olması demektir. Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir. Diğer bütün gezegenler Güneş'in etrafında saat yönünün tersine dönerler.

Mars (Merih)’ın bir günü 24 saat 37 dakika, bir yılı ise 687 dünya gününe denktir.

Mars’tan sonraki gezegenler Güneş’ten oldukça uzak bulunduklarından yıl uzunlukları gittikçe artar.

Mesela; Jüpiter (Müşteri)'de bir gün 9 saat 50 dakika iken bir yıl 4332 gündür.
Başlık: Hz. Ömer’in Tevazuu / Yemek Tarifi: İzmir Köfte
Gönderen: Mücteba - 16 Mayıs 2012, 09:29:53

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hz. Âişe (r.anhâ) buyurdular: “(İnsanlar) en faziletli ibadet olan tevâzûdan gâfil kalıyorlar.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)  

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

16
Mayıs Çarşamba 2012

Hicrî: 25 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 03 Mayıs 1428


Sultan Altıncı Mehmed Vahdeddin Han'ın İtalya'da Vefatı (1926)


HZ. ÖMER’İN TEVAZUU

Hz. Ömer (r.a.) kölesiyle beraber Şam'a giderken yolda deveye nöbetleşe binmişlerdi. Hz. Ömer (r.a.) deveye biner, kölesi devenin yularını tutar ve bir fersah kadar yürürdü. Sonra Hz. Ömer iner, kölesi biner, Hz. Ömer devenin yularını tutar ve bir fersah kadar yürürdü.
Şam'a yaklaştıklarında binme sırası kölesinde idi. Köle, devenin üzerinde Hz. Ömer de (r.a.) yularını tutmuş gidiyorlardı. Yolda karşılarına su çıktı. Hz. Ömer, ayakkabısı sol koltuğunun altında, devenin yuları da elinde suya girdi. Halifeyi karşılamaya çıkan Şâm emîri Ebû Ubeyde bin Cerrâh (r.a.) bu hâli görünce;
‘Ey mü'minlerin emîri, Şam’ın ileri gelenleri seni karşılamaya çıkacaklar, seni bu hâlde görmeleri iyi olmaz.’ dedi.
Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.):
“Muhakkak Allâhü Teâlâ bizi İslâm ile azîz kıldı. Biz insanların sözlerine itibar etmeyiz.” buyurdu.

YEMEK TARİFİ: İzmir Köfte (5 Kişilik)

Malzemeler: Kıyma 500 gr., ekmek 4/1 veya bir fincan galeta unu, soğan, biber, domates 2’şer adet, yumurta 1 adet, Patates 3 adet, sarımsak 5 diş, karabiber ve kimyon yarım çay kaşığı, tuz 2 çay kaşığı
Sos için: Soğan 1 adet, salça 1 çorba kaşığı, un 2 çorba kaşığı, tuz 1 çay kaşığı, zeytinyağı
Hazırlık: Kıyma, ince kıyılmış soğan, sarımsak, kimyon, ekmek veya galeta unu, karabiber ve yumurta, iyice yoğrulur. Parmak şeklinde yuvarlanır. Tepsiye dizilip 180 derece fırında pişirilir ve yağı süzülür.
Patates ve domates ayva dilimi gibi doğranır. Biber köfte büyüklüğünde bölünür ve istenirse patatesler kızartılır.
Soğan, un, tuz ve salça, yağda kavrulur ve bir çay bardağı su ile sulandırılarak sos yapılır.
Köftelerin üzerine hazırlanmış olan sos dökülür. Daha sonra domates, biber ve patatesler dizilir. 180 derece fırında 15 dakika daha pişirilir.
Başlık: En Büyük İstiğfar: Tesbih Namazı
Gönderen: Mücteba - 17 Mayıs 2012, 10:00:54

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Peygamberimiz (s.a.v.)’e bir adam geldi 'Benim Kur’ân’dan birşey al(ıp oku)mağa gücüm yetmiyor. Bana yetecek olanı öğretiniz' dedi. Resûlullah 'Sübhânallâhi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azim' deyin” buyurdular.
(Hadîs-i Şerîf, S. Ebû Dâvûd)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

17
Mayıs Perşembe 2012

Hicrî: 26 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 04 Mayıs 1428

Kasr-ı Şirin Muahedesi'nin Akdi (1639)


EN BÜYÜK İSTİĞFAR: TESBİH NAMAZI

Tesbih namazı tevbenin, istiğfârın en büyüğü ve bütün vücutla yapılanıdır.
Resûlü Ekrem (s.a.v.), amcaları Hz. Abbâs’a (r.a.) hitâben tesbih namazı ile alâkalı şöyle buyurmuşlardır:
“Ey amca! Sana on haslet haber vermekle ikrâm etmiş olayım ki, onu işlediğin vakit günâhının evveli ve âhiri, yenisi ve eskisi, hatâ ile ve kasden yapılanı, küçüğü ve büyüğü, gizlisi ve âşikâr olanı mağfiret edilmiş olsun... Gücün yeterse bu tesbih namazını her gün kıl. Her gün kılamazsan ayda bir kere kıl. Onu da yapamazsan senede bir, onu da yapamazsan ömründe bir kere kıl.”

Tesbîh namazı 4 rek’attir. Bu namazda 300 defa şu tesbih okunur: “Sübhânellâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil-azîm.”
Bu tesbih, namaz içinde şu kadar okunur:
15 kere, Sübhâneke'den sonra (Fâtiha'dan önce),
10 kere, zamm-ı sûreden sonra,
10 kere, rükûda, (tesbihlerden sonra)
10 kere, rükûdan kalkınca ayakta (kavmede),
10 kere, birinci secdede, (tesbihlerden sonra)
10 kere, iki secde arasındaki oturuşta (celsede),
10 kere, ikinci secdede. (tesbihlerden sonra)

Birinci rek'atte okunan tesbihlerin adedi 75'tir. İkinci rek'atte aynı sıralama ile yine 75 defa okunur. Üçüncü ve dördüncü rek'atler de böyle kılınır. Birinci kâdede (oturuşta) tahiyyattan sonra salli ve bârik, üçüncü rek’ate kalkınca önce sübhâneke okunur.

Tesbih namazı, kılınması teşvik edilmiş bir namazdır. Bunu alışkanlık hâline getirmek müstehaptır. Kılmasını bilmeyenlerin istifâde etmesi maksadıyla cemaatle de kılınabilir. (Muhtasar İlmihal, Fazilet Neşriyat)

İSİMLERİMİZ: Erkek: Davud, Kız: Dürdane
Başlık: Hak, Şerleri Hayreyler
Gönderen: Mücteba - 18 Mayıs 2012, 10:09:49

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İnsanın her konuşması aleyhinedir. Ancak iyiliği emretmesi, kötülükten nehyetmesi ve Allâh’ı zikretmesi lehinedir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

18
Mayıs Cuma 2012

Hicrî: 27 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 05 Mayıs 1428

Ziya Paşa'nın Vefatı (1880)


HAK, ŞERLERİ HAYREYLER



Hak, şerleri hayreyler,
Zannetme ki gayreyler,
Ârif ânı seyreyler,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

    Sen Hakk'a tevekkül kıl
    Teslîm ol ve râhat bul,
    Her işine râzî ol,
    Mevlâ görelim n'eyler,
    N'eylerse, güzel eyler...

Bir işi murâd etme,
Olduysa inâd etme,
Haktandır o, reddetme,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

    Hakk'ın olıcak işler,
    Boştur gam u teşvişler,
    Ol, hikmetini işler,
    Mevlâ görelim n'eyler,
    N'eylerse, güzel eyler...

Hep işleri fâyiktır,
Birbirine lâyıktır,
N'eylerse, muvâfıktır,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

    Dilden gamı dûr eyle,
    Rabbinle huzûr eyle,
    Tefvîz-i umûr eyle,
    Mevlâ görelim n'eyler,
    N'eylerse, güzel eyler...

Sen adli zulüm sanma,
Teslim ol oda yanma,
Sabr et, sakın usanma,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

Deme şu niçin şöyle,
Yerincedir ol öyle,
Bak sonuna, seyreyle,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

    Hiç kimseye hor bakma,
    İncitme, gönül yıkma,
    Sen nefsine yan çıkma,
    Mevlâ görelim n'eyler,
    N'eylerse, güzel eyler...    

Her dilde onun adı,
Her canda onun yâdı,
Her kuladır imdâdı,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

    Nâçâr kalacak yerde,
    Nâgâh açar, ol perde,
    Derman eder ol derde,
    Mevlâ görelim n'eyler,
    N'eylerse, güzel eyler...

Her kuluna her ânda,
Geh kahr u geh ihsânda,
Her anda, o bir şânda,
Mevlâ görelim n'eyler,
N'eylerse, güzel eyler...

    Her dem onu zikreyle,
    Zeyrekliği koy şöyle,
    Hayrân-ı Hak ol, söyle,
    Mevlâ görelim n'eyler,
    N'eylerse, güzel eyler...

(Erzurumlu İ. Hakkı’nın k.s. Tefviznamesinden)    

Gam u teşviş: Tasa, kaygı. Dûr: Uzak.
Tefvîz-i umûr: İşleri Allâh’a havale etmek.
Geh kahr u geh ihsân: Bazen zillet, bazen ikram.
Başlık: Resûlullah (s.a.v.)'in Şefkati / Halkalı Güneş Tutulması
Gönderen: Mücteba - 19 Mayıs 2012, 13:37:35

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İslam; hakîkî îman geçmişteki küfür ve günahları affettirir.”
(Hadîs-i Şerîf, Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

19
Mayıs Cumartesi 2012

Hicrî: 28 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 06 Mayıs 1428

Türk Deniz Kuvvetleri'nin Kuruluşu (1081)
Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı (1919)


RESÛLULLAH (S.A.V.)'İN ŞEFKATİ

• Ashâb-ı Kirâm'dan Beşir bin Akrabe (r.a.) şöyle anlatıyor: Babam, beni de yanına alarak Resûlullah (s.a.v.)'e geldi.

Resûlullah (s.a.v.), “Ey Akrabe, yanındaki kim?” buyurdu “Oğlum, Bahîr’dir Yâ ResûlAllah!” dedi. Bana “Yaklaş!” dedi, yaklaştım, sağ tarafına oturdum. Mübarek elini başıma koydu ve “Adın ne?” diye sordu. “Bahîr, Yâ ResûlAllah!" dedim. “Hayır, senin adın Beşîr'dir!” buyurdu.

Dilimde pelteklik vardı. Okuyup ağzıma üfledi ve derhal peltekliğim çözülüverdi. Mübarek elini sürdüğü yerden başka başımın her tarafı beyazladı, orası öylece siyah kaldı.

• Beşîr (r.a.) şöyle anlatıyor: Babam, Resûlullah (s.a.v.) ile beraber katıldığı bir savaşta şehit olmuştu. Resûlullah (s.a.v.) beni ağlarken gördü. Bana, “Ağlama! Benim sana baba, Ayşe’nin de anne olmamızı istemez misin?” buyurdu. ‘Olur, Yâ ResûlAllah’ dedim.

• Ebû Katâde ve Ebû Dehmâ (r.anhüma) şöyle anlattılar: Çölde bir bedevîye rastladık. Bize şöyle anlattı:

“Resûlullâh aleyhisselâm benim elimi tutmuş, Allâh’ın kendisine öğrettiklerinden bana öğretiyordu. Sözlerinden birisi de şu idi: “Sen Allâh’dan korktuğundan dolayı bir şeyi terk eder isen, muhakkak Allâh onun yerine daha hayırlısını verir.”

HALKALI GÜNEŞ TUTULMASI

Yarın (20 Mayıs Pazar) günü “Halkalı Güneş Tutulması” meydana gelecektir.

Pasifik Okyanusu, Asya, ve Kuzey Amerikalıların gözleyebileceği bu tutulma, Japonya, Çin ve ABD’nin batı kesiminden halkalı olarak görülebilecektir. Türkiye, Almanya ve Avusturya'dan görülemeyecektir.   
Başlık: Receb Ayı Allâhü Teâlâ’nın Ayıdır
Gönderen: Mücteba - 21 Mayıs 2012, 00:26:13

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Beş gece vardır ki, bu gecelerde yapılan dualar reddolunmaz. Cuma gecesi, Receb ayının ilk gecesi, Şabân ayının on beşinci yani berât gecesi ve bayram geceleri.”
(Hadîs-i Şerîf, Musannef-i Abdurrezzâk)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

20
Mayıs Pazar 2012

Hicrî: 29 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 07 Mayıs 1428


Sultan Genç Osman'ın Şehid Edilmesi (1622)


RECEB AYI ALLÂHÜ TEÂLÂ’NIN AYIDIR

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Receb ayı Allâh’ın ayıdır, Şabân benim ayımdır, Ramazân ise ümmetimin ayıdır.” buyurdular.
Receb ayı, günahları terk içindir. Şabân Allâh’ın ahdine vefa ve amel içindir. Ramazan sıdk ve safa içindir. Receb tevbenin kabûlüne, Şabân şefâate, Ramazan ise sevabların kat kat olmasına vesiledir. Receb tohum ekme, Şaban sulama, Ramazan ise hasad ayı yani ekip suladığını biçip devşirip toplayacak bir aydır.
Receb öyle bir aydır ki, Allâhü Teâlâ onda işlenen hayırlara kat kat sevâb verir.
Bu ayda edilen duâ müstecâb olur. Onda işlenen küçük hatalar affolunur. Onda işlenen hayrın sevâbı gibi işlenen günahın cezâsı da kat kat olur.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), Ramazan-ı şerîften başka en çok Receb ve Şabân aylarında oruç tutardı. Hz. Hüseyin (r.a.) “Receb ayında oruç tutunuz. Zira Receb Allâhü Teâlâ’dan tevbedir.” buyurdu.
Peygamber Efendimize (s.a.v.) “Yâ Resûlallâh! ‘Receb Allâh'ın ayıdır’ ne demektir,” diye sorulunca “Receb Allâh'ın ayıdır. Çünkü Receb, Hakk’ın mağfiretine mahsus bir aydır... Bu ayda Allâhü Teâlâ peygamberlerin duâlarını kabûl etmiştir. Bu ayda Allâh, evliyasını düşmanlarından kurtarmıştır.
Bir kimse bu ayda oruç tutsa, Allâh ona üç türlü lütufta bulunur; onun geçmiş günahlarını mağfiret eder, kalan hayatında (hayır üzere bulundukça) onu korur, mahşerde susuzluktan emin kılar.

Bir yaşlı zât ayağa kalkıp: “Yâ Resûlallâh! Ben Receb ayının hepsini oruç tutamam” deyince “Sen Receb ayının birinci, onbeşinci ve sonuncu günleri oruç tut, hepsini tutmuş gibi olursun. Çünkü hasene on katı ile yazılır, Ammâ ilk Cuma gecesinden de gâfil olma” buyurdular.
Başlık: Receb-i Şerîf / Receb Ayı İctimâ‘ı, Ru’yet Ve Başlangıcı
Gönderen: Mücteba - 21 Mayıs 2012, 09:54:59

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Receb ayının ilk günü oruç tutmak üç senelik günahlara, ikinci gününde oruç iki senelik günahlara; üçüncü gününde oruç bir senelik günahlara keffarettir. Sonraki her gün bir aya keffarettir.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu's-Sağîr)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

21
Mayıs Pazartesi 2012

Hicrî: 30 Cemâziye'l-Âhir 1433 - Rûmî: 08 Mayıs 1428


Sultan İkinci Bayezid'in Tahta Çıkışı (1481)


RECEB-İ ŞERÎF

Yarın idrâk edeceğimiz mübârek Receb ayı, kamerî ayların yedincisidir. “Eşhuru hurum”dan olan bu ay, Şehrullah yani Allâhü Teâlâ’nın ayıdır. Bu aya oruçlu girmeli ve bu ayda çok ilticâ etmelidir.
Receb ayının 1’inci günü oruç tutanlara 3 senelik, 2’nci günü oruç tutanlara 2 senelik, 3’üncü günü oruç tutanlara ise 1 senelik nâfile oruç sevâbı verilir. Bu, hadîs-i şerîf ile sâbittir. Üç günden sonra her gününe birer ay oruç sevâbı verilir. Bu ay Cenâb-ı Hakk’a mahsus bir ay olduğu için yalnız Zât-ı İlâhi’yi bildiren İhlâs Sûresi’ni çok okumak lâzımdır. Bilhassa bu aya hürmet olarak, ayrıca günde 11 defa İhlâs-ı Şerîf okumalı, tevhid, istiğfâr ve salavât-ı şerifeyi ihmâl etmemelidir. Bu ayda 2 kandil vardır:
1. İlk cuma gecesi “Regâib Kandili”,
2. Yirmi yedinci gecesi “Mi’rac Kandili”dir.

Bu ayın birinci gecesi bir tesbih namazı veya Receb-i Şerîf’in ilk onu zarfında bir def’aya mahsus olmak üzere kılınan on rek’at namaz da kılınabilir. Önümüzdeki günlerde bu namazların kılınış şekli anlatılacaktır.
Receb ayında her gün, -başında ve sonunda 7’şer Fâtiha ile- 100 İhlâs-ı Şerif okumak da çok sevâptır. Bu ayda, mümkün olduğu kadar Hatm-i enbiyâ yapılmalı ve oruç tutulmalıdır. Bu orucu 13, 14 ve 15’inci günlerinde tutanlar, Eyyâm-ı Bıyz’da oruç tutma sünnetini de yerine getirdiklerinden, nice hastalıklardan şifâ bulurlar. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

RECEB AYI İCTİM‘I, RU’YET VE BAŞLANGICI

Hicrî Kamerî 1433 yılı Recep ayı ictima‘ı bugün 21 Mayıs Pazartesi günü Türkiye saati ile 02.23’de idi.
Ru’yet ise yine bugün (21 Mayıs Pazartesi) Türkiye saati ile 20.24’de.
Hilâl’in görüldüğü yerler: İtalya’nın batısı, İspanya, Afrika kıtasının kuzey batı kesimi Fas, Cezayir, Tunus, Atlas okyanusunun orta kesimi ile Amerika kıtasının kuzey ve güney uçları hariç tamamı.
Hilâl; Türkiye, Almanya, Avusturya, Arap yarımadasından da görülemeyecektir. Hilâl’in görüldüğü günü tâkip eden 22 Mayıs Salı günü de Recep ayının 1’i olmaktadır.
Başlık: Receb Ayında Kılınacak Namaz
Gönderen: Mücteba - 22 Mayıs 2012, 10:55:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Amel defterinde çok istiğfar bulan kimseye müjdeler olsun.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

22
Mayıs Salı 2012

Hicrî: 1 Receb 1433 - Rûmî: 09 Mayıs 1428


Büyük İstanbul Zelzelesi (1766)
Nene Hatun'un 98 Yaşında Vefatı (1955)


RECEB AYINDA KILINACAK NAMAZ

 Receb’in 1’i ile 10’u arasında, 11’i ile 20’si arasında ve 21’i ile 30’u arasında olmak üzere sâdece birer defa kılınacak 10’ar rek’at Hâcet Namazı vardır. Bunların her üçünün de kılınış şekli aynıdır. Yalnızca namazların sonlarında okunacak duâlarda fark vardır.
Bu namaz, mü’min ile münâfığı ayırır. Bu 30 rek’at namazı kılanlar, hidâyete ererler. Bu namazı kılanın kalbi ölmez. Bu 30 rek’at namaz Resûlullâh Efendimiz’in (s.a.v.) berberi Selmân-ı Pâk (r.a.) Hazretleri tarafından rivâyet edilmiştir.
Bu namazlar, akşamdan sonra da, yatsıdan sonra da kılınabilir. Fakat, cuma ve pazartesi gecelerinde ve bilhassa teheccüd vaktinde kılınması efdaldir.

Kılınışı:
Hâcet namazına şu niyetle başlanır: “Yâ Rabbi, teşrifleriyle dünyâyı nûra gark ettiğin Efendimiz hürmetine, sevgili ayın Receb-i şerîf hürmetine, beni feyz-i ilâhîne, afv-ı ilâhîne, rızâ-yı ilâhîne nâil eyle, âbid, zâhid kulların arasına kaydeyle, dünyâ ve âhiret sıkıntılarından halâs eyle, rızâ-yı şerîfin için” Allâhü Ekber.

Her rek’atte 1 Fâtiha, 3 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, 3 İhlâs-ı şerîf okuyup, 2 rek’atte bir selâm verilir. Böylece 10 rek’at tamamlanır.

* İlk on gün içinde kılınan namazdan sonra, 11 defa “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît, ve hüve Hayyün lâ yemûtü biyedihi’l-hayr. Ve hüve alâ külli şey’in kadîr” okunup duâ edilir.

* İkinci on gün içinde yani Receb’in 11’i ile 20’si arasında kılınan 10 rek’atten sonra, 11 defa: “İlâhen vâhıden ehaden sameden ferden vitren hayyen kayyûmen dâimen ebedâ” okunup duâ edilir.

* Üçüncü on gün içinde, yâni Receb’in 21’i ile 30’u arasında kılınan 10 rek’atten sonra da 11 kere: “Allâhümme lâ mânia limâ a’tayte, velâ mu’tiye limâ mena’te, velâ râdde limâ kadayte, velâ mübeddile limâ hakemte, velâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü. Sübhâne Rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-Vehhâb, Sübhâne Rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-Vehhâb, Sübhâne Rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-kerîmi’l-Vehhâb, Yâ Vehhâbü yâ Vehhâbü yâ Vehhâb” okunup duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)
Başlık: Regâib Gecesi Ve Bu Gecede Yapılacak İbâdetler / Beyit
Gönderen: Mücteba - 23 Mayıs 2012, 10:19:04

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kul hüvallâhü ehad… Kur’ân-ı Kerîm’in üçte birine denktir.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

23
Mayıs Çarşamba 2012

Hicrî: 2 Receb 1433 - Rûmî: 10 Mayıs 1428


Dandanakan Zaferi (1040)


REGÂİB GECESİ VE BU GECEDE YAPILACAK İBÂDETLER

Receb-i Şerîfin ilk cuma gecesi, yâni yarın akşam Regâib Gecesi’dir. Bu geceyi oruçlu olarak karşılamalıdır.
Regâib gecesi,akşamla yatsı arasında 12 rek’at Hâcet namazı kılınır. İki rek’atte bir selâm verilerek kılınan bu namazda, Fâtiha’dan sonra her rek’atte 3 İnnâ enzelnâhü... ile 12 İhlâs-ı şerîf okunur.

Namazdan sonra, 7 Salât-ı Ümmiye okunup secdeye varılır.
Salât-ı Ümmiye şudur:
“Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini’n nebiyyi’l-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.”
Secdede 70 defa “Sübbûhun Kuddûsün Rabbünâ ve Rabbü’l-melâiketi ve’r-Rûh” okunur.
Secdeden kalkıp bir defa “Rabbiğfir verham ve tecâvez ammâ ta’lem. İnneke ente’l-e’azzü’l-ekrem.” okunur.
Tekrar secdeye varılıp yine 70 defa “Sübbûhun Kuddûsün Rabbünâ ve Rabbü’l-melâiketi ve’r-rûh” okunur.
Secdeden sonra duâ edilir. Duâda Allâh’a şu şekilde ilticâ etmelidir: “Allâhümme bârik lenâ Recebe ve Şa’bâne ve belliğnâ Ramazân.”

Regâib Gecesi’nden sonraki gündüzde, yani cuma günü öğle ile ikindi arasında 2 rek’atte bir selâm verilerek 4 rek’at teşekkür namazı kılınır. Her rek’atte 1 Fâtiha, 7 Âyetü’l-Kürsî, 5 İhlâs-ı şerîf, 5 Kul eûzü birabbi’l-felak, 5 Kul eûzü birabbi’n-nâs sûreleri okunur.
Namazdan sonra 25 defa “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîmi’l-kebîri’l-müteâl”,
25 defa “Estağfirullâhe’l-azîm ve etûbü ileyk” diyerek istiğfâr ve sonra da duâ edilir.
(Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

BEYİT:
Sür, çıkar ağyârı dilden tâ tecelli ede Hak!
Padişah konmaz saraya, hâne ma'mûr olmadan.        

(Şemseddin Sivasî)

Yani: Allâh’dan başka her şeyi çıkarmak suretiyle kalbi mamur et ki sultan ancak mamur olan saraya girdiği gibi Allâhü Teâlâ da ancak böyle temiz bir kalbe tecelli eder.
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 24 Mayıs 2012, 10:28:10

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Muhakkak ki cennette Receb denilen ve sütten daha beyaz, baldan daha tatlı bir nehir vardır. Kim Receb ayında bir gün oruç tutarsa Allâhü Teâlâ ona bu nehirden içirir.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu's-Sağîr)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

24
Mayıs Perşembe 2012

Hicrî: 3 Receb 1433 - Rûmî: 11 Mayıs 1428

Selçuklu Devleti'nin Kuruluşu (1040)
Kırım Türkleri'nin Moskova'yı Fethi (1571)


REGÂİB KANDİLİ

Receb-i şerîfin ilk cuma gecesi Regâib Kandili’dir. Bu geceye Regâib denilmesi, melekler bu geceye çok rağbet ettikleri içindir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:
Receb’in ilk cuma gecesinden gâfil olmayınız. Çünkü bu geceye melekler Regâib ismini vermiştir. Bu gecenin üçte biri olduğunda gökyüzünde ve yeryüzünde hiçbir melek kalmaz, hepsi Ka’be’de ve onun etrâfında toplanır.
Cenâb-ı Hak hâllerine muttali’ olur ve ‘Ey meleklerim! Dilediğinizi benden isteyiniz’ buyurur.
Onlar da ‘Ey Rabbimiz! Senden isteğimiz Receb ayında oruç tutanları bağışlamandır.’ derler. Allâhü Teâlâ 'Bağışladım' buyurur.

Bu gece, Hz. Âmine’nin âlemlere Rahmet olan âhir zaman peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’e hâmile olduğunu anladığı gece olmakla şeref kazanmıştır. Çünkü kâinâtın varlık sebebinin cihâna teşrîfi yaklaşmıştı. Hz. Adem (a.s.)’dan îtibâren asırlar boyu intikâl eden nur-u Muhammedî, Hz. Abdullah’ın alnından Hz. Âmine’ye geçmişti. Kısa bir zaman sonra da asıl sâhibini bulacaktı.

Bu gecenin feyiz ve bereketinden istifâde etmek için uyanık olmaya, bu geceyi ibâdet ve tâatla ihyâ etmelidir.

HASTANIN ALLÂH’A HAMDİ

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
"Bir kul hasta olduğu zaman Allâhü Teâlâ ona iki melek gönderir ve şöyle buyurur: 'Kendini ziyârete gelenlere ne diyecek, bakın bakalım.'
Birisi ziyâretine geldiğinde, Allâh’a hamd ve senâ ederse melekler bu hâli her şeyi en iyi bilen Allâhü Teâlâ’ya arz ederler.
Allâhü Teâlâ da şöyle buyurur: 'Kulumu vefât ettirirsem onu cennete koyarım, ona şifâ verirsem etinden daha hayırlı et, kanından daha hayırlı kan veririm. Hastalıktan dolayı da günahlarını affederim.'
Başlık: Hazreti Ömeru'l-Fârûk (r.a.)
Gönderen: Mücteba - 25 Mayıs 2012, 10:11:22

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Gökte hiçbir melek yoktur ki Ömer’e (r.a.) hürmet etmesin. Yeryüzünde de hiçbir şeytan yoktur ki Ömer’den (r.a.) kaçmasın.”
(Hadîs-i Şerîf, İbn-i Asâkir, Târîh-i Dimaşk)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

25
Mayıs Cuma 2012

Hicrî: 4 Receb 1433 - Rûmî: 12 Mayıs 1428

Ampülün İcadı (1878) • Ahmed Cevdet Paşa'nın Vefatı (1895)


HZ. ÖMERU'L-FÂRÛK (R.A.)

Allâhü Teâlâ Enfâl Sûresi, 64. âyet-i kerîmesinde meâlen şöyle buyurdu: “Ey Peygamber! Sana Allah ve sana tabi olan mü’minler yeter.” Tefsir âlimleri bu âyetin bilhassa Hz. Ömer (r.a.) için Mekke’de nâzil olduğunu söylemişlerdir. Hz. Ömer (r.a.) İslâm'ı kabul ettiği zaman Müslümanlar otuz dokuz kişi idi, Hz. Ömer'le kırk oldu. Hz. Ömer’in Müslümanlığı ile Mekke’de Müslümanlık alenî oldu. Zira Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Allâh’ım! İslâm’ı Ömer ile yahud Ebû Cehil ile azîz eyle” diye duâ etti. Allâhü Teâlâ duâsını Hz. Ömer hakkında kabûl eyledi. Onun Müslüman olması dîne izzet, hicreti nusret, emîrliği de ümmete rahmet olmuştur. Rasûlullâh (s.a.v.) Hz. Ebû Bekr ile Hz. Ömeru'l-Fârûk’a (r.anhüma) cenneti müjdeledi.

Abdullah bin Ömer (r.a.) der ki: Rasûlullah (s.a.v.)’ den duydum, şöyle buyurdu:
“Bir gün uyumakta idim. Rüyamda bir bardak süt verdiler, içtim. Soğukluğu tırnaklarıma kadar yayıldı. Benden artanını Ömer’e verdim.”

Ashâb-ı Kirâm:
"Yâ Rasûlallâh! Bunu nasıl yorarsınız?" dediler.

Rasûlullâh (a.s.):
“Allâhü Teâlâ, Ömer’e ilim verecek.” buyurdu.

Yine:
“Ey Ömer! Eğer ben peygamberliğe gelmeseydim, sen gelirdin” ve “Benim iki vezirim gökte vardır, iki vezirim de yerde vardır. Göktekiler, Cebrâîl ile Mikâîl’dir. Yerdekilerden biri Ebû Bekr-i Sıddîk, biri de Ömeru’l-Fâruk’dur.” buyurdu.

Hz. Ömer, dînin kandilidir. Zâhiddir, ‘takvâ sâhibidir,  âlemin kutbu, cihanın revnakı; yıldızı ve âdil emir’dir. Kendi oğluna dahi had vurup; dinin verdiği cezayı tatbik etti, adaletini ortaya koydu. Dinimiz onunla kemâl buldu. Şeytanlar ve cinler onu görünce korkarlardı.
Ebû Bekr-i Sıddîk (r.a.)’tan sonra on (10) yıl  halifelik etti, altmış üç (63) yıl yaşadı. Sonra Firuz adlı bir köle onu namazda iken yedi (7) yerinden iki yüzlü bıçak ile vurup şehîd etti.
Rasûlullah (s.a.v.)'in ravzası içinde Hz. Ebû Bekr'in yanına defnettiler. (RadıyAllahü anhü)
Başlık: Osmanlılar Nasıl Vakit Geçirirler / Fıkra: Kanaat
Gönderen: Mücteba - 26 Mayıs 2012, 11:08:26

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) yatsıdan önce uyumaktan, yatsıdan sonra da (boş ve faydasız) konuşmaktan hoşlanmazdı.” (Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

26
Mayıs Cumartesi 2012

Hicrî: 5 Receb 1433 - Rûmî: 13 Mayıs 1428

Sultan İkinci Bayezid Han'ın Vefatı (1512)


OSMANLILAR NASIL VAKİT GEÇİRİRLER

Kânûni Sultan Süleyman devrinde 1552-1556 yılları arasında İstanbul’da dört yıl doktor olarak kalan bir İspanyol'un o yıllarda Osmanlı halkının günlük hayatını anlatan hatıralarından:

Osmanlılar Allâh'a karşı saygısızlık, vaktini boş yere geçirmek ve nefsini alçaltmak gibi sebeplerle bizdeki gibi oyun oynamazlar.
Yaz olsun kış olsun karanlık bastırdıktan iki saat sonra (yatsı namazını kılıp) hemen yatarlar. Gün ağarırken sabah namazını kılmak üzere kalkarlar. Bir kısmı kalkıp, bir kısmı da uykuya devam eder sanmayın. Erkek, kadın, küçük büyük herkes aynı saatte kalkar, güneş hiç kimseyi yatağında yakalamaz.

Esnaf bütün sene dükkân işleri ile uğraşır. Hafta tatillerinde Ayasofya’ya veya başka bir camiye Cuma namazına giderler. Eşi-dostu ziyaret ederler, birlikte yemek yerler ve gezmeye çıkarlar, iş zamanı konuşamadıkları mevzuları konuşurlar, kitap okurlar.

Adalet erbabının ise hiç vakti yoktur.

Silâhşörler silâh talimleri sırasında yumurtayı vurmakla kalmayıp, kılı yarmaya uğraşırlar. Savaş olmadığı zaman hayatlarını kazanmak için bir sanat elde etmeye çalışırlar.

Sultan ve idarecilerin de koca imparatorluğu idare etmenin zorluğundan, oyun ve eğlenceye ayıracak vakitleri olmaz.

Bunlar bir millet için büyük fazilettir. Ben görmüş olduğum dünyanın üçte birine yakın yerlerde Osmanlılardan daha faziletli insanlara rastlamadım...
"

FIKRA: KANAAT

Bir miskin, bir sahrada aç ve zavallı bir halde gezerken ırmakta bir ördek görür. Ördeği avlamak niyetiyle yaklaşırken ördek uçup kaçar. Bunun üzerine “Bu da hoş!” deyip eğilerek o sudan bol bol içer:
“Ördeğin eti elime geçmediyse de et suyu deryalar gibi!” der. :)
Başlık: Sultanın Tevazuu / Kıble Saati Ve Dünya Kıble Günü Nedir?
Gönderen: Mücteba - 27 Mayıs 2012, 05:19:02

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“…(Ey Resûlüm!) Haydi, yüzünü mescidi harama doğru çevir, siz de (Ey Mü’minler!) nerede bulunsanız yüzünüzü ona doğru çeviriniz…”
(Bakara Sûresi, âyet 144)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

27
Mayıs Pazar 2012

Hicrî: 6 Receb 1433 - Rûmî: 14 Mayıs 1428

Hafta Tatilinin Cuma'dan Pazar'a Alınması (1935)


SULTANIN TEVAZUU

Bir şahıs Büyük Selçuklu Devleti’nin Halep Atabeyi Nureddin Mahmud bin Zengi’yi dava etmişti. Birlikte mahkemeye gittiler. Zengi, Kadı Kemâleddin bin Şehrizûri’ye “Davalılara nasıl davranıyorsan bana da öyle davran.” dedi. Mahkeme sonunda Nûreddin haklı çıkmasına rağmen hakkını kendisini mahkemeye getiren şahsa bağışladı ve “Mahkemeye gelmeden iddia ettiği şeyi ona verip gitmek istedim, fakat bunun beni gurura ve kibire sevkedip mahkemeye gitmeme mani olmasından korktum da geldim, sonra da iddia ettiği şeyi ona verdim” dedi.

KIBLE SAATİ VE DÜNYA KIBLE GÜNÜ NEDİR?

Kıble saati; kıblenin güneş ile tespit edildiği saattir. Yani, güneşin, bulunduğumuz yerin kıble açısına veya belli bir açı farkına denk geldiği vakittir.

Türkiye, Avrupa ülkeleri, Afrika Ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri ile Avustralya’nın Perth şehrinde; şehrin o günkü kıble saati vaktinde, güneşe doğru dönen kimse, kıbleye dönmüş olur.
Kıble saati, namaz vakitleri gibi günlük olarak değişir.
Kıble saatleri sadece adı geçen şehir için geçerlidir.
Herhangi bir yerinde kıblesi pratik olarak şöyle tespit edilir:
O günün takviminde, bulunduğu şehrin namaz vakitleri cetvelinin son sütünundaki “Kıble Saati” (Kıble S) vaktinde güneşin bulunduğu yöne dönen, kıbleye dönmüş olur. Ev içerisinde ise mesela, güneşe göre pencerenin dik çerçevesinin yere düşen gölgesi kıble istikametini gösterir. Bu istikamet işaretlenir ve böylece en pratik ve en doğru bir şekilde kıble yönü tespit edilmiş olur.

Dünya kıble günleri aynı kıble saatinin bütün dünyâ için geçerli olduğu hususî günlerdir.

Senede iki defa, 28 Mayıs (Türkiye saati ile) 12.18'de ve 16 Temmuz saat 12.27'de güneş tam Kâ'be-i Muazzama üzerinde bulunur. Bu iki vakitte, dünyânın o anda gündüz olan yerlerinden herhangi birinde güneşe dönen kimse, aynı zamanda Kâ'be-i Muazzama'ya yani KIBLE'ye dönmüş olur.

Bu sebeple, 28 Mayıs ve 16 Temmuz târihleri, Dünya Kıble Günü olarak kararlaştırılmıştır.
Başlık: Müfessirlerin Riavet etmesi gereken Adab ve Şartlar
Gönderen: Mücteba - 28 Mayıs 2012, 21:54:21

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Her kim Kur’ân-ı Kerîm’i kendi re’yi (görüşü) ile tefsîr ederse ateş(cehennem)de oturacağı yere hazırlansın.”
(Hadîs-i Şerîf, İthâfü's-Sâde)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

28
Mayıs Pazartesi 2012

Hicrî: 7 Receb 1433 - Rûmî: 15 Mayıs 1428

Türklerin Rumeli'ye Geçişi (1348)
Sayıştay'ın Kuruluşu (1862)

TEFSİRLERDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Müfessirlerin riayet etmeleri icab eden bir kısım adab ve şartlar vardır.

Müfessirin, önce sahih bir itikada sahip olması ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sünnetine riâyet etmesi lazımdır. Kötü itikada sahip olanların yazacakları tefsirler, kendi bozuk kanaatlerinin Müslümanlar arasında yayılmasına sebep olacağından itimad edip okumak uygun olamaz.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sünnetlerine sarılmayanların yazacakları tefsirlere de itimad edilemez. Manevi feyizden nasibsiz olacağından bunları okumak yine uygun olmaz.

Hele sapık fikirli kimselerin yazacakları tefsir adındaki eserler, İslâm’ı tahrib gibi haince bir maksad için olacağından bunları ele almak bile caiz değildir.


Bid’at sâhiblerinin tefsirleri de kendi bozuk fikirlerini yaymak için yazılmıştır. Bunlardan bir takımı, kendilerini gizleyerek doğru tarafta görünmüş ise de aslında insanları doğru yoldan ayırmak gayesiyle kalblerde şüphe bırakacak meseleleri yazmışlardır. Bunların arasına da insanları tereddüde düşürecek, yanlış kanaatlere saptıracak ibareler sokuşturmuşlardır.

Müfessirin maksadı yalnız Allâhü Teâlâ’nın rızasına kavuşmak, Kur'ân-ı Kerîm’e hizmet etmek, Müslümanların istifadelerini temin etmek olmalıdır.

Müfessir hem aklî hem de naklî ilimlerle mücehhez olmalıdır.

Âyetlerin tefsirini önce Kur’ân-ı Kerîm’de aramalıdırlar. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm’in bazı âyetleri bazılarını tefsir eder. Kur’ân-ı Kerîm’de bulamazsa Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadisi şeriflerine müracaat etmeli, sonra da Ashab’ın ve tabiinin sözlerinde aramalıdırlar.

İSİMLERİMİZ: Erkek: Habib, Kız: Habibe
Başlık: Ebû Eyyûb El-Ensârî (r.a.) Hazretleri
Gönderen: Mücteba - 29 Mayıs 2012, 11:17:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kostantıniyye (İstanbul) elbette fethedilecektir. Onu fetheden emîr ne güzel emîr (kumandan); o asker ne güzel askerdir!”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

29
Mayıs Salı 2012

Hicrî: 8 Receb 1433 - Rûmî: 16 Mayıs 1428

Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul'u Fethi (1453)
Sultan Üçüncü Selim'in Tahttan İndirilmesi, Dördüncü Mustafa'nın Cülûsu (1807)  

EBÛ EYYÛB EL-ENSÂRÎ (R.A.) HAZRETLERİ

 Hicretin 49. senesinde Muâviye (r.a.), Süfyân bin Avf el-Âmirî kumandasında İstanbul’a bir ordu sevketti. Daha sonra ona destek olmak üzere oğlu Yezid kumandasında bir ordu daha gönderdi. Ebû Eyyûb Hazretleri seksen yaşını geçmiş olduğu halde onlarla gazaya çıktı.
Orduda Ashâb-ı Kirâm’dan Abdullâh bin Abbâs, Abdullâh bin Ömer, Abdülaziz bin Zürare gibi meşhûr zâtlar da vardı. Ebû Eyyûb Hazretleri yaşlı olduğundan ona “Sen hastasın, senin için cihâdı terk etmeğe ruhsat vardır.” deyip gitmemesi için ısrar ettilerse de o yine de çıkmıştı.
Harb uzayınca rahatsızlığı artmış ve onu Kağıthane çayırında bir çadıra yerleştirmişler idi. Bu sırada Ebû Eyyûb, kumandanlar ve mücahidleri çağırarak onlarla helâllaştı. Bu sırada tâbiînden Nevfu'l-Bikâlî “Yâ Rab, Ebû Eyyûb’a âfiyet ve şifâ ver.” deyince o “Sizler bana böyle değil de, ‘Yâ Rab, eğer bu zâtın eceli geldi ise onu mağfiret buyur, eğer eceli yakın değil ise âfiyet ve şifâ ihsan buyur.’ deyiniz.” buyurdu.
Ancak rahatsızlığı iyice arttı. Bu sırada Yezîd yanına geldi ve bir ihtiyâcı olup olmadığını ve vasiyetini sordu. O “Sizin dünyanızdan ben hiç bir şey istemiyorum. Ancak benim vasiyetim ve arzum şudur ki vefât ettiğim vakit na’şımı mümkün olduğunca düşman memleketinin içerlerine sokun ve beni harbeden mücahidlerin ayakları altına gömün. Ta ki onların atlarının altında benim kabrim dümdüz ve belirsiz olsun. Beni orada bırakıp dönün. Zira Resûlullâh’dan işittim, ‘Kostantiniyye’de kalenin yanında bir sâlih zât defnolunacaktır.’ buyurmuştu. Umarım ki o zat ben olayım” dedi ve vefât etti.

İstanbul’da Ashâb-ı Kirâm’dan daha başka zâtlar da medfûn olup Ebû Eyyûb onların ulusu ve reisidir. İstanbul bundan sonra İslâm hükümdarlarının yaptığı 13 seferde olduğu gibi bu seferde fetholunamamıştı. Bu şeref 15’nci seferde ancak Gazi Sultan Mehmed Han’a ve onun ordusuna nasîb olmuştur.
Başlık: Ölümü Unutma: “Kendini Kabirdekilerden Say” / Padişahın Acı Meyvesi
Gönderen: Mücteba - 30 Mayıs 2012, 10:14:51

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Lezzetleri yıkan ölümü çokça hatırlayınız.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

30
Mayıs Çarşamba 2012

Hicrî: 9 Receb 1433 - Rûmî: 17 Mayıs 1428

Sultan Alaeddin Keykubad'ın Vefatı (1236)
Hızır Bey'in İstanbul'a İlk Kadı ve Reis Oluşu (1453)
Sultan Abdülaziz Han'ın Hal'i (1876)

ÖLÜMÜ UNUTMA: “KENDİNİ KABİRDEKİLERDEN SAY”

Muhammed Ma’sum (k.s.) Hazretleri’nin bir nasihati:
“Dünyanın fitne ve musibetleri gün be-gün artmaktadır. Dostlar, sevgililer göçüp gitmekte, yine de bir uyanma, ölümü hatırlama, tevbe edip pişmanlık duyma yoktur. Gaflet gittikçe çoğalmakta, günahlar her gün ziyadeleşmektedir. Bu nasıl imândır? Bu nasıl Müslümanlıktır?
Ne Kitab ve Sünneti kabul ederler, ne de apaçık delilleri gördükleri halde ibret alırlar. Tefekkür edip, iyice düşünmeli! Beraber gezdikleri, birlikte düşüp kalktıkları o eski dostlar, o arkadaşlar şimdi ne haldedirler? Nereye gittiler? O can dostu olan arkadaşlarından hiçbir eser ortada yoktur. Fena (yokluk) rüzgârı, onları harman gibi savurup, izlerini bile bırakmadı.
O hâlde, bizim gibi geride kalanların, bu birkaç günlük dünya hayatını gaflet ile telef etmememiz ve gaflet uykusundan uyanmamız lâzımdır. Fani olan bir eve gönül bağlamayalım. Dünyaya tutulmayalım ve onu sevmeyelim. Hep Allah rızası için çalışalım, nefsin ve şeytanın tuzaklarına düşmemek, arzu ve hevesleri girdabına yakalanmamak için çok gayret edelim.
Kabir ve kıyâmeti her zaman göz önüne getirip kendimizi ölülerden sayalım. Nitekim hadîsi şerîfte ‘Kendini kabirde olanlardan say.’ buyruldu.”


PADİŞAHIN ACI MEYVESİ

İyi huylu bir Sultan, bir gün kölelerinden birisine bir meyve verdi. Köle meyveyi öyle iştahla yiyordu ki padişah da ondan yemek istedi.
Köle padişaha o meyveden bir parça sundu. Ama padişahın meyveyi ısırmasıyla kaşlarını çatması bir oldu. Meyve pek acıydı.
“Ey köle! Böyle acı bir meyveyi bu kadar iştahla kim yer?” dedi.

O şu cevabı verdi:
“Şimdiye kadar elinden pek çok hediyeler aldım, yedim. Hepsi de birbirinden lezzetliydi. Bir kerecik de elinden böyle acı meyve geldi diye hemen suratımı buruşturamam ki! Hep senin nimetlerinle beslenmişim. Senin elinden gelen bir nimet nasıl olur da acı gelir?”
Başlık: Receb Ayında Kılınacak Namaz
Gönderen: Mücteba - 31 Mayıs 2012, 10:46:11

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“(Nafile) namaz kılarak ve Kur’ân-ı Kerîm okuyarak evlerinizi nurlandırınız.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü'l-Îmân)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

31
Mayıs Perşembe 2012

Hicrî: 10 Receb 1433 - Rûmî: 18 Mayıs 1428


RECEB AYINDA KILINACAK NAMAZ

 Receb’in 1’i ile 10’u arasında, 11’i ile 20’si arasında ve 21’i ile 30’u arasında olmak üzere sâdece birer defa kılınacak 10’ar rek’at Hâcet Namazı vardır. Bunların her üçünün de kılınış şekli aynıdır. Yalnızca namazların sonlarında okunacak duâlarda fark vardır.
Bu namaz, mü’min ile münâfığı ayırır. Bu 30 rek’at namazı kılanlar, hidâyete ererler. Bu namazı kılanın kalbi ölmez. Bu 30 rek’at namaz Resûlullâh Efendimiz’in (s.a.v.) berberi Selmân-ı Pâk (r.a.) Hazretleri tarafından rivâyet edilmiştir.
Bu namazlar, akşamdan sonra da, yatsıdan sonra da kılınabilir. Fakat, cuma ve pazartesi gecelerinde ve bilhassa teheccüd vaktinde kılınması efdaldir.

Kılınışı:
Hâcet namazına şu niyetle başlanır: “Yâ Rabbi, teşrifleriyle dünyâyı nûra gark ettiğin Efendimiz hürmetine, sevgili ayın Receb-i şerîf hürmetine, beni feyz-i ilâhîne, afv-ı ilâhîne, rızâ-yı ilâhîne nâil eyle, âbid, zâhid kulların arasına kaydeyle, dünyâ ve âhiret sıkıntılarından halâs eyle, rızâ-yı şerîfin için” Allâhü Ekber.

Her rek’atte 1 Fâtiha, 3 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, 3 İhlâs-ı şerîf okuyup, 2 rek’atte bir selâm verilir. Böylece 10 rek’at tamamlanır.

* İlk on gün içinde kılınan namazdan sonra, 11 defa “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît, ve hüve Hayyün lâ yemûtü biyedihi’l-hayr. Ve hüve alâ külli şey’in kadîr” okunup duâ edilir.

* İkinci on gün içinde yani Receb’in 11’i ile 20’si arasında kılınan 10 rek’atten sonra, 11 defa: “İlâhen vâhıden ehaden sameden ferden vitren hayyen kayyûmen dâimen ebedâ” okunup duâ edilir.

* Üçüncü on gün içinde, yâni Receb’in 21’i ile 30’u arasında kılınan 10 rek’atten sonra da 11 kere: “Allâhümme lâ mânia limâ a’tayte, velâ mu’tiye limâ mena’te, velâ râdde limâ kadayte, velâ mübeddile limâ hakemte, velâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü. Sübhâne Rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-Vehhâb, Sübhâne Rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-Vehhâb, Sübhâne Rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-kerîmi’l-Vehhâb, Yâ Vehhâbü yâ Vehhâbü yâ Vehhâb” okunup duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)
Başlık: Mevlâna Ya'kûb-i Çarhî (k.s.)
Gönderen: Mücteba - 01 Haziran 2012, 09:38:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ümmetimin en şereflileri Kur’ân-ı Kerîm’i okuyup onunla amel edenler ve geceyi ibadetle ihya edenlerdir.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabu’l-îmân)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

01
Haziran Cuma 2012

Hicrî: 11 Receb 1433 - Rûmî: 19 Mayıs 1428

Ayasofya'da İlk Cuma Namazının Kılınışı (1453)
Hava Kuvvetleri'nin Kuruluşu (1911)


MEVLÂNA YA'KÛB-İ ÇARHÎ (K.S.)

Mevlâna Ya'kûb bin Osman el-Çarhî (k.s.) Hazretleri Silsile-i Sâdât'ın on yedincisidir. Gazne'nin köylerinden olan Çarh'te doğmuştur. İlim tahsili için önce Herat'a, sonra da Mısır'a gitti. Zamanının ulemâsından şer'î ve aklî ilimleri tahsil etti. Mevlâna Şihâbuddin eş-Şirvânî hocalarının büyüklerindendir. Ya'kûb-i Çarhî Hazretleri önce Muhammed Bahâüddin Şâh-ı Nakşibend (k.s.) Hazretlerine, onun vefatından sonra da Alâüddîn-i Attâr Hazretlerine intisab etti.

Şâh-ı Nakşibend Hazretlerine intisabını şöyle anlatır:
"Huzuruna varıp beni kabul etmesini istedim. 'Biz kendiliğimizden bir şey yapamayız. Bu gece bakalım, ne işaret olunacak. Allâhü Teâlâ kabul buyurursa biz de kabul ederiz.' buyurdular. Hayatımda bundan daha zor bir gece geçirmedim. Sabaha kadar, acaba kabul olunacak mıyım, olunmayacak mıyım endişesiyle geçirdim. Sabah namazını beraber eda ettikten sonra tebessüm buyurarak “kabul olundun.” diyerek beni müjdelediler.
Buhârâ'dan ayrılmama izin verinceye kadar uzun bir müddet hizmet ve sohbetlerinde bulundum. Yola çıkacağım zaman bana, “Benden öğrendiğin her şeyi Allâh’ın kullarına tebliğ et. Bu senin saadetine sebep olur.” buyurdular.
Hâce Bahâüddin (k.s.), bana Hâce Alâüddin Attar'ın sohbet ve hizmetine devam etmemi emrettiler. Hâce hazretlerinin vefatından sonra ben bir müddet Bedahşan'da kaldıktan sonra Hâce Alâüddin Hazretleri'nin yanına gelip 20 Recep 802 / 1400 senesinde ahirete irtihal edinceye kadar onun hizmet ve sohbetinde bulundum."


Ya'kûb-i Çarhî Hazretleri, burada uzun yıllar -takriben elli sene- irşad vazifesini yerine getirmiştir.
851/1447 tarihinde Hulgâtu (Halfetu) köyünde âhirete irtihal buyurdular. Kabr-i şerifleri Halfetu'da olup, Tacikistan'ın başkenti Duşanbe’ye takriben 5 km. mesafede Mevlânâ köyündedir.
Tefsir, hadîs ve tasavvufa dair eserleri bilinmektedir.
İrşad vazifesini halifelerinden Hâce Ubeydullâh-ı Ahrâr Hazretlerine teslim ettiler.
Başlık: Osmanlı’da Adâlet / Fıkra: Cebimde Eriyivermiş
Gönderen: Mücteba - 02 Haziran 2012, 12:39:27

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“...Muhakkak Allâhü Teâlâ adâletle hükmedenleri sever.”
(Hucurât Sûresi, âyet 9)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

02
Haziran Cumartesi 2012

Hicrî: 12 Receb 1433 - Rûmî: 20 Mayıs 1428

Kozan'ın Kurtuluşu (1920)


OSMANLI’DA ADÂLET

Kânûni Sultan Süleyman devrinde Kaptan-ı Derya Sinan Paşa’ya esir düştükten sonra 1552-1556 yılları arasında İstanbul’da dört yıl kalan bir İspanyol, Sinan Paşa’nın yanında hekim olarak bulunmuştu.
İspanya’ya döndükten sonra yazdığı hatıralarından bazı notlar:
Biraz da Osmanlı'da adâletten bahsedelim.
Türkler Hristiyan, Müslüman herkese adaleti tatbik ederler. Dünyanın hiçbir yerinde Sinan Paşa’nın adaleti yerine getirmek ve haksızlıkları önlemek için yapmış olduğu şeylere rastlanmaz. Sık sık kıyafet değiştirerek dolaşır, olan bitenleri öğrenmek için lokantalarda yemek yer, yangına karşı tedbir alınıp alınmadığını öğrenmek için geceleri şehri gezerdi…
Hiçbir hâkim ırzla alâkalı suçlarda af yoluna sapmaz. İnanın ki, orada iltimas mektupları da hükümsüzdür. Adâletlerinin en güzel tarafı dâvaların çok kısa zamanda nihayetlenmesidir. Buradaki gibi nasıl olsa dâva uzun sürer diye haklı olanlar, haksız tarafla anlaşma yoluna gitmezler. Divan-ı Hümayun, yani sultanın meclisinde de, diğer mahkemelerde de “Kimin maslahatı var.” diye yüksek sesle üç defa söylenmeden oturum neticelenmez…
Bizdeki gibi otuz, kırk yıl devam eden dâvalar yoktur. En uzun dâva otuz gün sürer. Bütün işleri bu yüzden düzenlidir. Şahit dinletmek isteyen taraf, ilk duruşmada bütün şahitlerini birlikte götürür.
Hâkim şahitleri sorunca “Evet efendim, hepsi hazır.” diyebilmelidirler. Böylece dâva lehde veya aleyhte neticelenir ve yemeğe çıkılır.
Allâh’ın işine karışılmaz. Onlar adâleti tatbik ederler, biz lâfiyle geçiniriz

FIKRA:...........CEBİMDE ERİYİVERMİŞ
Baba ile oğlu konuşuyorlar:
"Oğlum, bugün hava ne kadar sıcak! İnsan madenden olsa eriyecek!"
- "Evet babacığım! Hatta sabahleyin verdiğiniz iki lira da cebimde eriyivermiş!"
Başlık: Her İşte Hayır Ve Şerri Gözetmek / Parçalı Ay Tutulması
Gönderen: Mücteba - 03 Haziran 2012, 14:45:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Bir işi yapmak istediğin zaman (istihâre ve istişâre yaparak) âkıbetini iyi düşün. Hayırlı görürsen yap, hayırlı değilse terk et.”
(Hadîs-i Şerîf, İbn-i Mübârek, ez- Zühd)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

03
Haziran Pazar 2012

Hicrî: 13 Receb 1433 - Rûmî: 21 Mayıs 1428

Karamanoğlu Mehmed Bey'in Her Yerde Türkçe Kullanılması Hakkında Fermanı (1277)


Her İşte Hayır Ve Şerri Gözetmek

Herhangi bir iş yapmak istenildiğinde dîn ve dünyâca fayda ve zararını iyice düşünmelidir. O husûsda ehil kimselerle istişâre ederek ve istihâre ile netîcesinde hayır olup olmadığını bulmaya çalışmalıdır. Tedbîrsiz iş gören, pişmân olur.
Tedbîr, bir işin sonunu düşünmektir. Yapılacak işin sonunda hayır görülür ise fırsatı hiç kaçırmadan yapmalıdır. Şer görülürse de o işten el çekmelidir.

İmâm-ı Gazâlî Hazretleri buyurdular:
Bir işte hayır olup olmadığını bilmek istersen onu şu üç ölçüye koy. Eğer bu ölçülere uygun gelirse hayırdır, onu yap, uymazsa şerdir, onu terk et.
Evvelâ o işi dînî ölçülere göre değerlendir. Eğer dîne uygun ise yap, değilse terk et.
Eğer bununla hayır yahut şer olduğunu anlayamazsan o vakit onun dîn âlimlerinin ve sâlih kişilerin yaptıklarına uyup uymadığına bak. Onların yaptıklarına uygunsa hayırdır, yap: değilse şerdir, yapma.
Bununla da hayır veya şer olduğunu tesbit edemezsen nefsine ve hevâna arz et. Nefs bir korkuya bağlı olmadan tabiî olarak ondan nefret ediyorsa, o hayırdır. Nefs Allâh’dan bir sevâb ümîd ederek değil de tamahkârlığı yüzünden ona meyl ediyorsa şerdir. Zira nefis dâimâ kötülüğü emreder ve asla hayra meyletmez.

Parçalı Ay Tutulması

Yarın (4 Haziran Pazartesi) günü “Parçalı ay tutulması” meydana gelecektir.
Tutulma Asya ve Avustralya kıtaları ile Pasifik Okyanusundan gözlenebilecek, Türkiye, Almanya ve Avusturya’dan görülemeyecektir.
Tutulmanın büyüklüğü: 0.3704’tur.
Ay’ın gölgeye girişi : 4 Haziran 2012 11.48 (Türkiye yaz Saati)
Tutulmanın ortası: 4 Haziran 2012 14.04 ”
Ay’ın gölgeden çıkışı: 4 Haziran 2012 16.18 ”
Başlık: Îmânınızı Çokca Yenileyiniz!
Gönderen: Mücteba - 04 Haziran 2012, 16:35:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Süfyân bin Abdullah (r.a.)’dan: “Yâ ResûlAllah, bana bir iş söyle ki ona sımsıkı sarılayım.” dedim. Resûlullah (s.a.v.) “Rabbim Allah’tır, de sonra da dosdoğru ol.” buyurdular. “Yâ ResûlAllah, benim için en çok korktuğunuz şey nedir?” diye sordum. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) mübarek dilini tutarak “işte bu” buyurdular.
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

04
Haziran Pazartesi 2012

Hicrî: 14 Receb 1433 - Rûmî: 22 Mayıs 1428

Sultan Abdülaziz Han'ın Şehîd Edilmesi (1876)
Cihan Pehlivanı Koca Yusuf'un Vefatı (1899)


Îmânınızı Çokca Yenileyiniz!

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Îmânınızı çokca yenileyiniz.” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm sordular “Yâ Resûlallâh, nasıl yenileyelim”, “Lâ ilâhe illallâh”kelimesini çok okuyarak.”  buyurdular.
Kelime-i Tevhîd’i devamlı okumak kalbdeki îmânı yeniler, kalbi nûrla doldurur, yakîni artırır.
İman rütbesi en büyük rütbedir. Bu rütbenin şerefini ayak altına alacak derecede dîne uymaz bir söz söylenir, bir iş yapılırsa Mevlâ rütbeyi hemen alır. Eğer bu rütbenin haysiyetini lekeleyecek şeyler yapılırsa, îman devleti yavaş yavaş, elden çıkar. Bu sebeple küçük, büyük bütün günahlardan sakınmalıdır. Kazara oluverirse hemen samimiyet ile tevbe etmelidir.
Bilerek yahud bilmeyerek böyle hata işleyen kimse hemen îmanını yenilemelidir, nikâhlı ise hususî surette nikâhını da tazelemelidir.
Şeytanın hilelerine karşı uyanık olmalı; malımız ve bedenimizle uğraşıp yaptığımız amelleri dilimizin bir fiili ile bozmamalıdır. Tevbe ettikten sonra temiz defteri yeniden karalamamalı, küfür, kötü sözler ve işlerden uzaklaşmalıdır.

Her kimse bu yedi şeyi dilden bırakmamalıdır:
1. Her işinde besmele-i şerifeyi,
2. Her işi tamam ettikten sonra “Elhamdülillah” demeyi,
3. Bir kimseye veya bir yere gidecekse “İnşaAllah” demeyi,
4. Bir musibet işitince “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” demeyi,
5. Lisanından bir hata sâdır olmuşsa tevbe ve istiğfar etmeyi,
6. Lisanında “Lâ ilahe illallâhu vahdehû lâ şerîke lehu lehu’l-mülkü ve lehu’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” kelime-i tayyibesini,
7. “Eşhedü ellâ ilahe illAllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühu” kelime-i şerifesini huzur-ı kalp ile devâmlı söylemeyi.

Gecede ve gündüzde şunu da okumalıdır:
“Sübhânellâhi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilahe illallâhu vallâhu ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billahi’l-aliyyi’l-azîm.”
Başlık: İshak Aleyhisselâm / Rutubet-Nem
Gönderen: Mücteba - 05 Haziran 2012, 09:30:54

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ve ona (Hz. İbrâhim’e) İshak’ı ve Yakub’u ihsan ettik ve hepsini de hidâyete erdirdik...”
(En’âm Sûresi, âyet 84)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

05
Haziran Salı 2012

Hicrî: 15 Receb 1433 - Rûmî: 23 Mayıs 1428

Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın Vefatı (1086)

İshak Aleyhisselâm / Rutubet-Nem

Hz. İshak Aleyhisselâm, İbrahim Aleyhisselâmın ikinci oğludur. Sâre validemizin çocuğu olmuyordu. Hz. Hacer’den İsmail (a.s.) doğduğu zaman mahzun olmuştu. Allâhü Teâlâ Hazretleri lütfetti, Hz. Sâre de ihtiyarlığı zamanında Hz. İshak (a.s.)’ı dünyaya getirdi. Allâhü Teâlâ İshak Aleyhisselâmı, daha Hz. İbrahim hayatta iken Şam ahalisine Peygamber gönderdi. İbrahim Aleyhisselâmın irtihalinden sonra da yerine geçti. Neslinden birçok Peygamberler gelmiştir. İshak Aleyhisselâm, yüz altmış yaşında iken vefat etmiştir. Kabri şerifleri Hazreti İbrahim'in kabrinin yanında (Kudüs’te)dir. Vâlidesi Hz. Sâre'de yüz yirmi yedi yaşında iken Şam’da vefat etmiştir.

Rutubet-Nem

Havanın içindeki su buharına “rutubet” (nem) denir. Rutubet “higrometre” denilen cihazla ölçülür. Nemin alt limiti olan % 40-45 de olduğunda vücuttan buharlaşmayla su kaybı artar. Cilt ve gözlerde kuruluk olur. Ancak vücudun klima düzeni daha iyi çalışacağından vücut bunun üstesinden gelebilir. Nefes alışımız daha rahat olur. Kuru havada kanserojen mikroorganizmalar üreyemez. Rutubet üst limiti olan % 70'de olması durumunda, kısa vadede solunum zorluğuna sebep olur. Sıcak ve rutubet arttıkça, sıkça nefes alırız. Ayrıca nemli yerlerde terleme olur ancak ter buharlaşmadığı için serinleme olmaz. Hususiyle bebekler, hastalar ve yaşlı insanlar sıcak ve nemli havalarda bunalırlar. Uzun vadede ise rutubetin insan sağlığına verdiği rahatsızlıkların başında romatizma gelir. İnsan sağlığına çok zararlı olan küf ve kanserojen mikroorganizmaların üremesine sebep olur.

İSİMLERİMİZ: Erkek: İshak, Kız: İclâl
Başlık: “Pişmanlık Tevbedir”
Gönderen: Mücteba - 06 Haziran 2012, 09:40:08

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Günahlardan tevbe, bir daha günaha aslâ dönmemendir.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

06
Haziran Çarşamba 2012

Hicrî: 16 Receb 1433 - Rûmî: 24 Mayıs 1428

Fatih Sultan Mehmed Han'ın Kırım'ı Fethi (1475)

"Pişmanlık Tevbedir"

Tevbe, dînin çirkin gördüğü ve yasakladığı şeyleri terk etmek, övdüğü şeylere dönmektir. Günahlar ve isyanlar, helâk eder, Allâh’tan ve cennetinden uzaklaştırır, onları terk etmek de Allâh’a ve cennetine yaklaştırır.
Hiçbir insanın tevbeye muhtaç olmaması düşünülemez. Çünkü herkesin haline göre bir noksanı bulunur.
Tevbenin şartları üçtür:
1- Dine uymayan işlere pişman olmaktır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Pişmanlık tevbedir.” buyurdular. Pişman olduğunun alâmeti, kalbin müteessir olup incelmesi ve çok gözyaşı dökmektir.
2- Her hal ve zamanda bütün kötülükleri ve kötü sözleri terk etmektir.
3- Yapmış olduğu günâhı ve fenalığı bir daha yapmamağa azmedip, karar vermektir.
Tevbe eden kimse bulûğ (ergenlik) zamanından beri elinden, dilinden, kulağından, gözünden, ayağından, hâsılı bütün âzâsından meydana gelen işleri düşünmeli, küçük ve büyük günahlarının hepsini göz önüne getirmelidir.
Evvelâ kazâya kalmış, namaz, oruç gibi farzları kazâ etmelidir. Zina, şarap içmek, haram olan şeyleri dinlemek, mahrem olanlardan başkasına bakmak, cünüb olduğu halde mescidde oturmak, abdestsiz Kur’ân-ı Kerîm’e dokunmak ve bid’at îtikadında (Ehl-i sünnete uymayan inançta) bulunmak gibi yalnız kendisi ile Allâh arasında bulunan günahlardan tevbe, bunlardan pişman olmak, üzülmek ve Allâhü Teâlâ’ya istiğfâr etmekledir.
Üzerinde kul hakkı bulunanlar ise bu hakları sâhiplerine vermeli, gıybet ettiği kimseden özür dileyip af istemeli ve helâllaşmalıdır. Zîrâ kul hakkında hasımları kendisinden râzı olmayan kimsenin tevbesi makbul olmaz. Hasımları râzı olunca, tevbesi, orucu ve namazı makbul olur.
Bir dirhem gümüşü sâhibine vermek, bin yıllık (nâfile) ibâdetten üstündür. Bir haram dâneyi sâhibine vermek, yetmiş (nâfile) hacdan iyidir.
Başlık: Peygamber Efendimiz'in Son Hastalığı
Gönderen: Mücteba - 07 Haziran 2012, 10:04:39

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Hz. Âişe (r. anhâ) vâlidemizden; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her zaman Allâhü Teâlâ’yı zikrederdi.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

07
Haziran Perşembe 2012

Hicrî: 17 Receb 1433 - Rûmî: 25 Mayıs 1428

Osmanlı-Amerikan Ticaret ve Dostluk Antlaşması (1830)

Peygamber Efendimiz'in Son Hastalığı

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hastalığı, Safer ayının son gecesinde, Çarşamba günü Cennetü’l-Bakî' kabristanına gidip hane-i saadetlerine (evine) döndükten sonra başlamış, on üç gün sürmüştür.
Resûlullâh (s.a.v.), Ümmü Bişr (r.anhâ)’ya “Ey Ümmü Bişr! Hayber’de oğlunla tatmış olduğum zehirli etin acısından şu anda kalp damarımın koptuğunu duymaktayım! Zaman zaman onun ağrısını ve sızısını duyuyorum.” buyurmuştu. Peygamberimizin hastalığı, baş ağrısı ile başlamıştı.
Ebû Saîd-i Hudrî (r.a.), Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) hastalığından dolayı, ziyârete gelmişti. O sırada, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in üzerinde bir şilte örtülü idi. Ebû Saîd-i Hudrî (r.a.), şiltenin üzerine elini koyduğu zaman, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in vücûdunun harâretini şiltenin üzerinden hissetti. “Ateşin, ne kadar da şiddetlidir!” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Bize, ibtilâ (belâ), böyle ağırlaştırılır. Ecrimiz de kat kat verilir.” buyurdu.
Ebû Saîd-i Hudrî (r.a.); “İnsanların, en ağır belâya uğrayanları, kimlerdir?” diye sordu.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Peygamberlerdir!” buyurdu.
Ebû Saîd-i Hudrî (r.a.); “Sonra kimlerdir?” diye sordu.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Sâlihlerdir!” buyurdu.
Abdullah b. Mes’ûd (r.a.) Resûlullah’ı ziyaret etmişlerdi.
Şöyle anlattılar: Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hastalığında, mübarek vücudu, hummânın (sıtma) hararetinden şiddetle sarsıldığı sırada, yanına varmıştım. ‘Yâ Resûlallâh! Sen, çok şiddetli bir hummâya tutulmuşsun!’ dedim. Resûlullâh (s.a.v.) ‘Evet! Ben, sizden iki kişinin humması gibi hummâya tutuldum.’ buyurdu. “Şüphe yok ki, sana iki ecir vardır.” dedim.
Resûlullâh (s.a.v.) “Evet! Öyledir. Hastalığa tutulan hiçbir müslüman yoktur ki, Allâhü Teâlâ, onun kusur ve günâhlarını, ağacın yaprakları döküldüğü gibi dökmesin!’ buyurdu.”
Başlık: Peygamberimizin Cenâze Namazı
Gönderen: Mücteba - 08 Haziran 2012, 11:13:41

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ve Muhammed de ancak bir peygamberdir. Ondan evvel de peygamberler gelip geçmiştir. Eğer o ölse veya öldürülse siz gerisin geriye mi dönüvereceksiniz? Ve her kim gerisin geriye dönerse elbette Allâhü Teâlâ’ya hiçbir zarar vermiş olamaz ve Allâhü Teâlâ şükredenlere mükâfat verecektir."
(Âl-i İmrân Sûresi, âyet 144)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

08
Haziran Cuma 2012

Hicrî: 18 Receb 1433 - Rûmî: 26 Mayıs 1428

Peygamberimiz (SAV)'in İrtihali (632)


Peygamberimizin Cenâze Namazı

Peygamberimiz (s.a.v.) vefat ettiği hastalığı sırasında Hücre-i Saâdet ile mescid arasından bir perdeyi açtırdı. Ashâbı Hz. Ebûbekr’in ardında cemâat olup namaz kılıyorlardı. Onların bu güzel hâlini gördü ve Allâh’ın ümmetini bu hal üzere tutacak, ıslâh edecek birini halîfe kılacağını ümîd ederek Allâh’a hamd etti. Sonra “Ey insanlar, ey mü’minler, sizden birinize başkasından dolayı bir musîbet erişirse benim vefâtımı hatırlayarak kendini taziye etsin. Zira benden sonra ümmetim üzerine benim vefâtımdan daha şiddetli musibet gelmez.” buyurdular.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) hicretinin onbirinci (11.) senesi Rebîulevvel ayının onikinci (12.) Pazartesi günü(m. 8 Haziran 632) irtihal buyurdular. Ashâb-ı Kirâm zevâl vaktinden sonra cenâze namazını kılmağa başladılar. Üç gün namaz kılındı.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) kefenlenip sedîr üzere konulduğunda, yanına önce Hz. Ebûbekr ve Hz. Ömer, Muhâcir ve Ensâr’dan odanın alacağı kadar bir cemaat ile girdi ve saf saf olup durdular. İkisi “Selâmün aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtühü” diyerek Resûlullâh’a selâm verdiler. Hz. Ali (r.a.) “Sizden kimse onun cenâze namazına imamlık etmesin, zira o hayâtında ve vefâtında da imâmımızdır.” dedi. İmam olmadan namazını kıldılar. Sonra Hz. Ebûbekr ve Hz. Ömer şöyle dedi: “Yâ Allâh, bizler şâhitlik ederiz ki o senin ona indirdiğin dîni bize teblîğ etti, bizlere hak yolda nasîhatte bulundu, dînini azîz kılıncaya kadar senin yolunda hakkıyla cihâd etti, hattâ dîn kemâl buldu. Allâh’ım, bizleri senin ona indirdiğine tam uyanlardan kıl, peygamberimizden sonra onun yolundan bizi ayırma, âhirette de bizi onunla bir araya getir, o bizi, biz onu tanıyalım. Zira o hayatında iken mü’minlere pek müşfik, pek merhametli idi. Muhakkak biz ondan sonra da imanı hiçbir şeye denk tutmaz, dinimizi dünya ile asla satmayız.” Cemâat de “Âmîn, âmîn.” dedi.
Sonra onlar çıktı ve başka cemâat geldi. Hz. Ali devamlı orada bulunup halk bölük bölük girip namazı kıldıkça Resûlullâh’a selâm verir ve Hz. Ebûbekir’in söylediklerini söyler, halk da “Âmîn, âmîn” derlerdi. Bu vaziyette önce erkekler, sonra kadınlar ve sonra da çocuklar namaz kıldılar. Medîne’de Resûlullâh Efendimiz’in namazını kılmayan kimse kalmadı.
Başlık: Sıddîk-ı Azam Hz. Ebû Bekir (r.a.)
Gönderen: Mücteba - 09 Haziran 2012, 12:03:02

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Muhakkak Allâhü Teâlâ İbrahim aleyhisselâmı dost edindiği gibi beni de dost edindi. Muhakkak benim dostum da Ebû Bekir’dir.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberanî, Mu’cemü’l-Kebir)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

09
Haziran Cumartesi 2012

Hicrî: 19 Receb 1433 - Rûmî: 27 Mayıs 1428

Hz. Ebubekir'in (RA)Halife Seçilmesi (632) • Sultanahmed Camii'nin İbadete Açılması (1617)


Sıddîk-ı Azam Hz. Ebû Bekir (r.a.)

Hz. Ebû Bekr’in (r.a.) Peygamber (a.s.)’a hakîkatte dosttur ve Ashab’ın en üstünüdür. Âlim, zâhid, müttakî, sıddîk ve kâmildir. Erkeklerden ilk Müslüman olandır. İslâm’a girmezden önce çok malı vardı. Müslüman olunca herşeyini Rasûlullâh’ın yoluna feda etti.
Rasûlullâh (a.s.): “İnsanlar içinde Ebû Bekir, melekler içinde Mîkâîl’e benzer. Ey Ebû Bekir! Seninle benim aramda ki fark şudur: Bana peygamberlik verildi. Ebû Bekir ise namazda imamlığa uygun görüldü.” buyurdu. Namazda insanlara imam olunca, geri kalan şeylerde de
uyulmaya lâyık demektir.

Ashâb’dan bazıları şöyle demişlerdir:
Peygamber Efendimiz (a.s.), Cennetin kilidi kimin elinde olur diye? düşünürdü. Derhâl Cebrâil (a.s.) geldi ve: "Allâhü Teâlâ sana selâm söyler. Cennetin kilidi Hz. Ebû Bekr-i Sıddîk’ın elinde olacaktır. Ebû Bekr-i Sıddîk kimden râzı olursa onu Cennete koyarım. Kimden razı olmazsa onu Cennete koymam" buyurdu, dedi.
Rasûlullâh (a.s.) buyurdu ki: “Hak Teâlâ Hazretlerinin yarattığı üç yüz güzel ahlâk vardır. Kim bunlardan birisi ile bezense Cennete girer.” Hz. Ebû Bekir (r.a.): “Ey Allâh’ın Rasûlû! Bende o güzel huylardan bir şey var mıdır?” dedi. Rasûlullah (s.a.v.): “Üç yüzü de sende vardır.” buyurdu.
Ebû Bekr'in faziletine açık bir delil de şu âyet-i kerîme’dir -meâlen-: “O en müttakî olan ise ondan (cehennemden) uzaklaştıkça uzaklaşdırılacaktır. O ki malını verir, tezekkî eder.” (Leyl sûresi, âyet 17, 18) Bütün müfessirler, âyetteki şahsın Ebû Bekir olduğunu söylemişlerdir.
Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu: “Nebîlerden ve Rasûllerden sonra, Ebû Bekir’den üstün bir kimse üzerine güneş doğmamıştır.” Kıyâmet gününde peygamberimiz ilk önce kabirden kalkar, arkasından Ebû Bekir kalkar.
Saîd bin Zeyd'e, (r.a.) “Hz. Ebûbekr’e ne vakit biat edildi.” diye soruldu da “Resûlullâhın vefât ettiği gün. Zira Ashâb-ı Kirâm, bir günün bir kısmında bile cemâatsiz kalmaktan hoşlanmadılar.” buyurdu.
Peygamber Efendimizden sonra iki (2) yıl dört (4) ay Halifelik yaptı. Altmış üç (63) yaşında iken vefât etti. RadıyAllahu Teâlâ anhu.
Başlık: Receb Ayında Kılınacak Namaz
Gönderen: Mücteba - 10 Haziran 2012, 12:20:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Allâhü Teâlâ ancak ihlâslı olarak ve sadece kendi rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Nesâî)  

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

10
Haziran Pazar 2012

Hicrî: 20 Receb 1433 - Rûmî: 28 Mayıs 1428


Receb Ayında Kılınacak Namaz

 Receb’in 1’i ile 10’u arasında, 11’i ile 20’si arasında ve 21’i ile 30’u arasında olmak üzere sâdece birer defa kılınacak 10’ar rek’at Hâcet Namazı vardır. Bunların her üçünün de kılınış şekli aynıdır. Yalnızca namazların sonlarında okunacak duâlarda fark vardır.
Bu namaz, mü’min ile münâfığı ayırır. Bu 30 rek’at namazı kılanlar, hidâyete ererler. Bu namazı kılanın kalbi ölmez. Bu 30 rek’at namaz Resûlullâh Efendimiz’in (s.a.v.) berberi Selmân-ı Pâk (r.a.) Hazretleri tarafından rivâyet edilmiştir.
Bu namazlar, akşamdan sonra da, yatsıdan sonra da kılınabilir. Fakat, cuma ve pazartesi gecelerinde ve bilhassa teheccüd vaktinde kılınması efdaldir.

Kılınışı:
Hâcet namazına şu niyetle başlanır: “Yâ Rabbi, teşrifleriyle dünyâyı nûra gark ettiğin Efendimiz hürmetine, sevgili ayın Receb-i şerîf hürmetine, beni feyz-i ilâhîne, afv-ı ilâhîne, rızâ-yı ilâhîne nâil eyle, âbid, zâhid kulların arasına kaydeyle, dünyâ ve âhiret sıkıntılarından halâs eyle, rızâ-yı şerîfin için” Allâhü Ekber.

Her rek’atte 1 Fâtiha, 3 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, 3 İhlâs-ı şerîf okuyup, 2 rek’atte bir selâm verilir. Böylece 10 rek’at tamamlanır.

* İlk on gün içinde kılınan namazdan sonra, 11 defa “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît, ve hüve Hayyün lâ yemûtü biyedihi’l-hayr. Ve hüve alâ külli şey’in kadîr” okunup duâ edilir.

* İkinci on gün içinde yani Receb’in 11’i ile 20’si arasında kılınan 10 rek’atten sonra, 11 defa: “İlâhen vâhıden ehaden sameden ferden vitren hayyen kayyûmen dâimen ebedâ” okunup duâ edilir.

* Üçüncü on gün içinde, yâni Receb’in 21’i ile 30’u arasında kılınan 10 rek’atten sonra da 11 kere: “Allâhümme lâ mânia limâ a’tayte, velâ mu’tiye limâ mena’te, velâ râdde limâ kadayte, velâ mübeddile limâ hakemte, velâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü. Sübhâne Rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-Vehhâb, Sübhâne Rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-Vehhâb, Sübhâne Rabbiye’l-aliyyi’l-a’le’l-kerîmi’l-Vehhâb, Yâ Vehhâbü yâ Vehhâbü yâ Vehhâb” okunup duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)
Başlık: İslâm Akâidi Aslâ Değişmez
Gönderen: Mücteba - 11 Haziran 2012, 10:04:14

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Allâhü Teâlâ’ya yaklaştıran ilmi arttırmadığım bir gün bana gelirse o günün güneşinin doğmasında benim için bereket yoktur.”
(Hadîs-i Şerîf, Ebû Nuaym, Hılyetü’l-Evliyâ)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

11
Haziran Pazartesi 2012

Hicrî: 21 Receb 1433 - Rûmî: 29 Mayıs 1428

Kanuni Sultan Süleyman'ın İran Seferi (1534) • Hilal-i Ahmer (Kızılay)'in Kuruluşu (1868)


İslâm Akâidi Aslâ Değişmez

Şüphe yok ki dînî akidelerimiz zaman itibariyle aslâ değişmez. İslâm akâidi bundan on dört asır evvel ne ise şimdi yine odur. Resûlullâh Efendimiz’in asrından sonra, onun ve Ashâb’ının yolu olan Ehl-i Sünnet inancından başka inançlara sâhib bir takım fırkalar çıkmıştır. Bu fırkaların en büyükleri Mu'tezile, Şî'a, Hâricîyye, Mürci'e, Neccâriyye, Cebriyye, Müşebbihe fırkalarıdır. Bunlar da kendi aralarında bölünmüşlerdir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), ümmetinin az bir müddet sonra yetmiş üç fırkaya ayrılacağını ve bu fırkalardan yalnız zât-ı şerîfleri ve Ashabının yolu üzere bulunanlardan başkalarının azaba müstehak olacaklarını, bir mucize olarak evvelce haber vermişti.
Fırka-i Nâciye ki Ehl-i Sünnet ve Cemâ'attir; bid’atten uzak ve sünnet-i nebeviyyeye lâyıkıyla uyan, dîn hükümlerini hevâlarına göre te'vil ve tahriften sakınanlardır.

Mu'tezile: “Kaza ve kaderi inkâr ettiklerinden “Kaderiye” de denilmiştir. Allâh’ın sıfatlarının ezelî olduğunu ve cennette Allâh’ı görmeyi kabûl etmezler.

Şî'a: İmam Ali ile evlâdını, diğer halîfelere üstün tutanlardır. Bazıları bunda çok ileri giderek imâmları ilah yahut nebî sayar. Gâliye, İmamiye, Zeydiyye adlarıyla üç şu’beye ayrılır.

Hâricîler: Bunlar Hz. Osman ile Hz. Ali’yi ve bunlara uyanları mü’min saymazlar. Bunlardan “Yezidiye” taifesi kendilerini İslâm’a nisbet ederlerse de hakikaten müslüman değildirler. Şeytana “Melek-i tavus” derler.

Mürci'e: Bunların i'tikadınca îman, Allâh'ı bilip sadece kalpten sevmekten ve Allâh’a karşı kibiri terkten ibârettir. Böyle olan kimse her türlü günâhı işlese de mü’mindir derler.

Neccâriye: Allâh’ın Vücûd sıfatını inkâr ederler. Mutezile gibi cennette Allâh’ı keyfiyetsiz görmeyi kabûl etmezler, Kur’ân hâdisdir derler.

Cebriyye: Bunlar Kaderiyye'nin aksine olarak kullarda irâde-i cüz’iyye olduğunu inkâr ederler.

Müşebbihe: Hak Teâlâ’yı mahlûkâtına benzetenlerdir. Kerramiyye de bunlardandır.

Bugün İslâm âleminin büyük kısmı Ehl-i sünnet mezhebindedirler. Dimağlarımızı Resûlullâh ve Ashâbının yoluna uymayan batıl fikirlerden korumalıyız.
Başlık: Cennette Mü’minlere Verilen Nimetler
Gönderen: Mücteba - 12 Haziran 2012, 16:16:31

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Sen cennette kuşa bakarsın da onu arzu edersin. Hemen o kuş kızartılmış olarak önüne getirilir.”
(Hadîs-i Şerîf, Mecmau’z Zevâid)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

12
Haziran Salı 2012

Hicrî: 22 Receb 1433 - Rûmî: 30 Mayıs 1428

Keban Barajı'nın Temelinin Atılması (1966)


Cennette Mü’minlere Verilen Nimetler

Allâhü Teâlâ, cennette mü’minlere hazırladığı nîmetleri bir hadîs-i kudsîde şöyle beyan buyuruyor: “Sâlih kullarıma, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir beşerin aklına gelmedik nimetler hazırladım.”
Cennet ehli cennette tüysüz ve sakalsızdır. Göz kapakları da yaratılıştan sürmeli ve otuz yahut otuz üç (33) yaşında olarak cennete girecekler.Cennete ilk girecek olanların yüzleri ayın on dördü gibi parlar. Onlardan sonra gelenler, semadaki en parlak yıldız gibidirler.Onların büyük ve küçük abdest ihtiyacı olmaz. Orada hacet gidermek bedenlerinden çıkacak ve misk kokusu gibi kokacak olan terlemekle olur. Orada, tükürme, sümkürme ve uyku ihtiyacı da olmaz. Çünkü uyku ölümün kardeşidir. Cennette ise ölüm yoktur. Orada, suyu bozulup bayatlamayan su ırmakları; tadı değişmeyen, kokmayan, ekşimeyen, her zaman taze olan süt ırmakları; içenlere lezzet veren ve dünyadaki gibi kekreliği, aklı gidermesi ve günahı olmayan şarap ırmakları; mumu, posası olmayan süzme bal ırmakları vardır. Onlar koltukları üzerine yaslanmış olarak hurma salkımlarına uzanıp alırlar. Daha meyve ağızlarına ulaşmadan yerinde başkası yaratılır. Cennette meleklerin kuşatıp hizmet ettiği bir çarşı vardır. Orada gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve kalblere hiç gelmeyen nimetler vardır. Cennet ehlinin arzu ettikleri her şey getirilir. Fakat orada satılan ve satın alınan hiçbir şey yoktur. O çarşıda cennet halkı birbirleriyle karşılaşırlar ve tanışırlar. Dünyada nasıl olduklarını, Rablerine ibadetlerinin nasıl olduğunu, geceleri nasıl ihya ettiklerini, gündüzleri nasıl oruç tuttuklarını, ölümün nasıl olduğunu ve uzun müddet çürüdükten sonra nasıl dirilip de cennet ehlinden olduklarını konuşurlar, sohbet ederler.
Başlık: Sıla-i Rahmin Faziletleri
Gönderen: Mücteba - 13 Haziran 2012, 09:49:53

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Müslüman kardeşini ziyaret edenin sevabı, ziyaret ettiği kimsenin sevabından daha büyüktür.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu's-Sağîr)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

13
Haziran Çarşamba 2012

Hicrî: 23 Receb 1433 - Rûmî: 31 Mayıs 1428

Süleymaniye Camii'nin Temelinin Atılması (1550) • Silistre Müdâfaası (1854)

Sıla-i Rahmin Faziletleri

Ebu'l-Leys es-Semerkandî (rh.) şöyle buyurdu:
Bir kişi akrabalarının yakınında ikamet ediyorsa, hem hediye ile ve hem de ziyaret ile sıla-i rahimde bulunmalı, onlarla alakadar olmalıdır. Eğer hediye götürmeye imkânı olmazsa ziyaret ederek ve ihtiyaç duydukları işlerde onlara yardımcı olarak alakadar olmalıdır.
Şayet uzak bir yerde ikamet ediyorsa o zaman mektup yazmalı (telefon vs. yollarla görüşmeli)dır, eğer gücü yeterse ziyaret etmesi daha iyidir.

Sıla-i rahimde  on (10) güzellik vardır:
1- Sıla-i rahimde Allâhü Teâlâ’nın rızası vardır. Zira Allâhü Teâlâ sıla-i rahmi emretmiştir.
2- Ziyaret etmekle akrabalarını sevindirir. Nitekim hadîs-i şerîfte “Amellerin en faziletlisi mü’mini sevindirmektir.” buyrulmuştur.
3- Melekler bundan dolayı sevinirler.
4- Sıla-i rahimde bulunan kişiyi Müslümanlar takdir edip överler.
5- İblis aleyhilla'ne gam ve kedere boğulur, üzülür.
6- Ömrü ziyadeleşir.
7- Rızkında bereket olur.
8- Vefat eden babalar ve dedelerin ruhları bu ziyaretten dolayı sevinirler.
9- Sevgi ve muhabbetin artmasına sebep olur. Çünkü başına bir üzücü veya sevindirici bir şey gelse yakınları toplanırlar ve kendisine yardımcı olurlar. Böylece aralarında sevgi ve muhabbet artar.
10- Öldükten sonra da sevab elde eder. Çünkü akrabaları, onun kendilerine yaptığı iyiliği her ne zaman hatırlasalar ona duâ ederler.

BEYİT:
Her nefeste eyledik yüz bin günâh,
Bir günâha etmedik hiçbir gün âh.
(Süleyman Çelebi)
Başlık: Çocuğun Babasının Üzerindeki Hakkı / Dînî Eser Neşriyatı
Gönderen: Mücteba - 14 Haziran 2012, 11:21:36

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İnsanoğlu sabahladığı zaman bütün âzâları dile yalvararak şöyle derler: Bizim hakkımızda Allâh’tan kork. Çünkü biz ancak sana bağlıyız. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Sen eğri olursan biz de eğri oluruz.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

14
Haziran Perşembe 2012

Hicrî: 24 Receb 1433 - Rûmî: 01 Haziran 1428

Avustralya'nın Keşfi (1643) • Jandarma Teşkilatı'nın Kuruluşu (1846)

Çocuğun Babasının Üzerindeki Hakkı

Ashab-ı Kirâm, ‘Yâ Resûlullah, çocuğun babası üzerinde hakkını bize bildir.’ dediler.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “İsmini güzel, edebini güzel yapmasıdır.” buyurdular.
Çocuklara manasız, çirkin manalı isimler koymamalıdır. Volkan, Buket ve Sibel gibi isimler Türkçe değildir. Volkan’nın manası güzel değil korkunçtur. Buket Türkçe değildir. Sibel ise Hititler’in putlarından birinin adının Fransızcası’dır.

Dînî Eser Neşriyatı

Dînî eser neşriyatı son yıllarda çok artmıştır. Çok faydalı te'lîf ve tercüme eserlerin yanı sıra çok bozuk eserler de çıkarılmaktadır. Bu eserlerin bir kısmı sırf ticaret hırsıyla hareket edenler tarafından kontrolsüz olarak basılıyor. Bir kısmı da ilmî salâhiyeti olmayan bazı yazarlar tarafından para kazanmak için yalan yanlış hazırlanıyor. Hele birtakım ehliyetsiz mütercim ve sadeleştiriciler, asıl nüshaları muteber ve sağlam nice kitabı tercüme ederken ve sadeleştirme yaparken berbat ediyor, hatta katlediyorlar. Kaliteyi, keyfiyeti pek düşünen yok...

Böyle neşriyatın büyük mahzurları vardır.Genç nesiller dinini öğrenemiyor, ahlâk yıkılıyor; gusül abdestini bile bilmeyen milyonlarca insan var... Dinini öğrenmek isteyen Müslümanlar okuyacakları dîn kitâblarını ehl-i sünnet ve cemaat âlimlerine sorup da öyle almalıdır. Yoksa yalan yanlış eserler alır, onları okurken -en azından- boş yere vakit kaybetmiş olurlar. Hatâlarla dolu Kur’ân meâlleri, Hz. Muâviye’ye, ashabın bâzılarına hakaret eden, Hz. Âişe’ye dil uzatılan bozuk İslâm târihi kitapları vardır... Müslümanlar çok dikkatli olmalı, dinini, tarihini mutlaka ve mutlaka ehl-i sünnet âlimlerinin eserlerinden öğrenmelidir.
Ömür pek kısadır, vakit ise dardır. Önce zarurî ve temel dîn bilgilerini öğrenmek lâzımdır. Onlar da akaid, fıkıh, muamelât, ahlâk kitaplarıdır. Ehl-i sünnet âlimlerinin bu mevzularda birçok kitabı vardır.
Başlık: Sünnet Dinde Delildir / Mi‘râc Gecesi’nde Ve Gündüzünde Yapılacak İbâdet
Gönderen: Mücteba - 15 Haziran 2012, 10:38:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Çokça istiğfar etmeye gücünüz yeterse yapın. Zira Allâhü Teâlâ katında istiğfardan daha çok işe yarayan ve ona daha çok sevimli olan bir şey yoktur.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

15
Haziran Cuma 2012

Hicrî: 25 Receb 1433 - Rûmî: 02 Haziran 1428

Ezan-ı Muhammedî'nin İlk Defa Okunuşu (622) • I. Kosova Zaferi ve Murad Hüdâvendigâr'ın Şehâdeti (1389)
Yeniçeri Ocağının Kaldırılması (1826)

Sünnet Dinde Delildir

Peygamber Efendimiz (s.a.v) onlara (Ashab-ı Kiram’a) namaz kıldırdı. Sonra kalktı ve şöyle buyurdu:
“Sizden koltuğuna yaslanmış biriniz şöyle mi zanneder: Allâhü Teala Kur’ân-ı Kerîm’inde olanlardan başka hiçbir şeyi haram kılmamıştır?
Dikkat edin! Muhakkak ki ben vAllahi vaaz ettim, emrettim ve bir çok şeyden nehyettim ki onlar Kur’ân-ı Kerîm’de olanlar kadar, hatta daha fazladır….”


Mi‘râc Gecesi’nde ve Gündüzünde Yapılacak İbâdet

• Receb-i Şerîf’in 27’nci gecesi (yarın akşam) Mi‘râc Gecesi’dir. Yatsı namazından sonra 12 rek’at Hâcet namazı kılınır. Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 10 İhlâs-ı Şerîf okunur. Namaza niyet şöyledir: “Yâ Rabbi, rızâ-yi şerîfin için niyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrârını göstererek muhabbetin ile müşerref kıldığın sevgili Habîbin Resûl-i Zîşân Efendimiz hürmetine ben âciz kulunu aff-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne ve rızâ-yı ilâhîne mazhar eyle.” Allâhü Ekber
Namazdan sonra:
• 4 Fâtiha-i Şerîfe,
• 100 defa, “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm”,
• 100 İstiğfâr-ı Şerîf,
• 100 Salevât-ı Şerîfe okunup duâ edilir.

Bu namaz her rekatte (100) yüz ihlas okuyarak (10) on rekat kılınır veya (10) on ihlas okuyarak 100 rek’at kılınırsa; -bunu yerine getiren mü’min bu namazın feyz ve bereketiyle- huzûr-i ilâhiye namaz borçlusu olarak çıkmaz.
Hadîs-i şerîfte, Mi’râc (Receb-i Şerîf’in 27.) gecesinin gününde oruç tutana altmış (60) ay oruç sevâbı yazılacağı va’dedilmiştir. O gün öğle ile ikindi arasında 4 rek’at namaz kılınır. Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 5 Âyetü’l-Kürsî, 5 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, 5 İhlâs-ı Şerîf, 5 Kul eûzü birabbi’l-felak, 5 Kul eûzü birabbi’n-nâs sûreleri okunur. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)
Başlık: İsrâ ve Mi’râc Mûcizesi
Gönderen: Mücteba - 16 Haziran 2012, 12:38:35

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“(Mirâc gecesinde) Resûlullâh’a (s.a.v.) üç şey verildi: Beş vakit namaz, Bakara Sûresi’nin son iki âyeti (Âmenerrasûlü...) ve ümmetinden, hiçbir şeyi Allâh’a şirk (ortak) koşmayanların büyük günahlarının bağışlanacağı.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahih-i Müslim)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

16
Haziran Cumartesi 2012

Hicrî: 26 Receb 1433 - Rûmî: 03 Haziran 1428

Yıldırım Bâyezid Han'ın Cülûsu (1389) • Ezân-ı Muhammedî'nin Aslî Lafızlarıyla Okunmasının TBMM'ce Serbest Bırakılması (1950)

İsrâ ve Mi’râc Mûcizesi

Peygamberimiz (s.a.v), hicretten bir buçuk sene evvel Receb ayının 27. gecesi Burak ile Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya götürüldükten sonra sahradan semâya çıkarıldı. Semâ katlarının her birinde peygamberlerden biriyle görüştü. Nice melekler gördü. Cennet ve cehennemi müşâhede etti, gördü. Sidre-i Müntehâ’yı geçti, Allâhü Teâlâ’nın melekûtundan birçok acâyibât gösterildi. Beş vakit namaz emriyle aynı gece geri döndü. Sabahleyin mescide çıkıp Kureyş’e haber verdi. Şaşkınlık ve inkârdan kimi el çırpıyor, kimi elini başına koyuyordu. Îman etmiş olanlardan bâzıları, dinden döndüler. İçlerinden bir kısmı Hz. Ebû Bekir’e (r.a.) koştular: “Eğer bunu o söylediyse şüphesiz doğrudur.” dedi. “Onu, buna karşı da mı tasdik ediyorsun?” dediler. O da “Ben onu bundan daha ötesinde -yani peygamberliğini- tasdik ediyorum!” dedi. Bunun üzerine “Sıddîk” diye isimlendirildi.
Kureyşlilerden Mescid-i Aksâ’yı bilenler Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) onunla alâkalı suâller sordular, târifini istediler. Allâhü Teâlâ Mescid-i Aksâ’yı Resûlullâh'a gösterdi, ona bakıp târif ediyordu. Müşrikler, “Târifinde doğru söyledi.” dediler.
Sonra da “Haydi bakalım, bizim kervanı haber ver. O, bizce daha mühimdir. Onlardan bir şeye rast geldin mi?” dediler. “Evet, filanların kervanına rast geldim, Revha’da idi. Bir deve yitirmişler, arıyorlardı. Yüklerinde bir su kırbası vardı. Susadım, onu alıp su içtim ve yine eskisi gibi yerine koydum. Geldiklerinde sorun bakalım, kırbada suyu bulmuşlar mı?” buyurdu. “Bu da diğer bir delildir.” dediler.
Sonra sayılarını, yüklerini, şekillerini sordular. Bu defa da Resûlullâh’a (s.a.v.) kervan gösteriliverdi ve sorduklarının hepsini haber verdi: “İçlerinde falan ve filân, önde karamtık beyaz bir deve üzerinde dikilmiş iki büyük çuval olduğu halde filân gün güneşin doğuşuyla beraber gelirler.” buyurdu. “Bu da diğer bir delildir.” dediler.
O gün hızla Seniyye’ye doğru çıktılar. Güneş ne zaman doğacak da onu yalancı çıkaracağız diye bakıyorlardı. Derken içlerinden birisi “Güneş doğdu.” diye haykırdı, diğer birisi de “İşte kervan geliyor, önünde karamtık beyaz deve ve içlerinde falan ve filân da var, tıpkı dediği gibi.” dedi.
Böyle iken yine îmân etmediler de “Bu apaçık bir sihirdir.” dediler.
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: mazhar - 16 Haziran 2012, 20:17:37
Allah Razı olsun.Hakkıyla eda edebilmeyi Rabbim nasip etsin.
Başlık: Hz. Osman-ı Zinnûreyn (r.a.)
Gönderen: Mücteba - 17 Haziran 2012, 11:15:11

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Osman bin Affân ümmetimin en hayâlısı ve ekremidir.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

17
Haziran Pazar 2012

Hicrî: 27 Receb 1433 - Rûmî: 04 Haziran 1428

Hz. Osman'ın Şehid Edilmesi (656)

Hz. Osman-ı Zinnûreyn (r.a.)

Abdullah İbn-i Ömer (r.anhüma) buyurdu:
“Nebî aleyhisselâmın yanında Hz. Osman anıldı.
Resûlullâh “O nurdur” buyurdular.
“Nûr nedir” diye soruldu.
“Nûr semâ ve cennetlerde güneştir. O nur, hûru'l-îynden üstündür. Ben kızımı onunla evlendirdim. Allâhü Teâlâ melekleri katında onu “Zü'n-nûreyn” diye isimlendirdi. Cennette de onu zü'n-nûreyn diye isimlendirir. Kim Osman’a kötü söylerse elbette bana kötü söylemiştir.”  buyurdular.
Peygamber (a.s.)'ın iki defa damadı olmuştur. Onun için lâkabı “Zinnûreyn” (iki nur sâhibi; Hz. Peygamberin iki kızının zevci) idi. Melekler ondan utanırdı. Resûlullâh (a.s.)’ın Hz. Ebûbekir ve Ömer’den sonra üçüncü dostu idi. Kur’ân’ı Kerîm’in tamamı hafızasında idi ve aynı zamanda Câmi’u’l-Kur’ân’dır. Tefsirini; manasını iyi bilenlerden idi. Hz. Osman’ın, bir gecede iki rek'at namazda Kur’ân-ı hatmettiği meşhurdur.
Malını Allah ve İslâm yolunda harcadı. Bir gün Resûlullâh’a (s.a.v.) üçyüz (300) deve bağışladı.
Resûlullâh (a.s.) Hz. Osman’a duâ etti ve "Ey Osman! Allah senin gelmiş ve gelecek günahını bağışlasın!" buyurdu. Hak Teâlâ Hazretleri o duâyı kabûl edip Hz. Osman’ı bağışladı.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) Hz. Osman’a baktı ve: “Benden sonra sana belâlar geldiğinde halin nice olur.” buyurdular. Hz. Osman (r.a.) sordu “Ben ne yapayım, Yâ Resûlallâh”, Hz. Peygamber: “Sabır, Yâ Osmân! Rabbin senden râzı olduğu halde bana kavuşuncaya kadar sabır.” buyurdular.
Hz. Ömer'den sonra oniki (12) yıl halîfelik yaptı. Zilhicce ayının 18. Cuma günü, Kur'an okurken evinde şehîd ettiler. 90 yahut 86 yaşında vefat etti.

BEYİT:
Hakkıyâ, âyîne-i cevr u cefâdır evliyâ
Cilvegâh-ı sabr u teslîm ü rızâdır evliyâ
Dâvet etti bezmine çû anı şâh-ı enbiyâ
Hazret-i Osmân şehâdet şerbetin nûş eyledi.

Açıklaması:
Ey Hakkı, evliyâ; belâ ve cefânın aynası, sabır, teslîmiyyet ve rızânın tecellî ettiği mahaldir. Sultân-ı Enbiyâ onu meclisine dâvet edince Hz. Osmân şehâdet şerbetini içti.
Başlık: Hz. İdrîs Aleyhisselâm / Yemek Tarifi: Fırında Sütlaç
Gönderen: Mücteba - 18 Haziran 2012, 12:51:45

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Tallâhi, biz senden evvel birçok ümmetlere resûller gönderdik, buna karşı şeytan onlara amellerini tezyin etti (süsledi), bugün de o (şeytan) onların velisidir ve onlara elîm bir azâb var.”
(Nahl Sûresi, âyet 63)

(http://yeni2012.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

18
Haziran Pazartesi 2012

Hicrî: 28 Receb 1433 - Rûmî: 05 Haziran 1428

Çandarlı Ali Paşa'nın Vefatı (1406) • Şemseddin Sâmî'nin Vefatı (1904) • Karadeniz Ereğlisi'nin Kurtuluşu (1921)

Hz. İdrîs Aleyhisselâm

Hz. İdrîs (a.s.), babası Hz. Şît (a.s.)’a benzer idi. Âlem’de ilk önce yazıyı Hz. İdrîs (a.s.) yazdı. O, nücûm ilmi, hesap ve rakam bilir ve Allâh’a ibâdetle son derece meşgul olur idi. Asıl adı (Uhnûh) olup ilimle ve dersle çok uğraştığı için (İdrîs) denilmiştir.
Allâhü Teâlâ, onu Kâbiloğullarına peygamber olarak gönderdi. O kavim Allâh’ı tevhîdi bırakıp putlara taparlardı. Hz. İdrîs onları Allâh’a ibâdete davet ederdi. Allâhü Teâlâ ona otuz (30) “Suhuf” indirdi. Gece ve gündüz bunu okur, melekler onu dinlemeye gelirlerdi. Her gün yükseltilen ibadetler içinde onun ibadeti diğer insanlarınkinden fazla idi. Hatta melekler onun ibâdetine hayret ederler, şeytan ise hased eder, ama ona bir şey yapmak için hiç yol bulamazdı.
Terzilik sanatını ilk o işleyip elbise dikti, insanlar onu giydiler. Ondan önce halk dikişsiz hayvan derisi giymekte idi. Elbise dikerken iğneyi her geçirdiğinde Allâh’ı tesbîh ederdi. Eğer bir gaflet olursa hemen diktiğini çözüp tekrar dikerdi.
Hz. İdrîs elinin emeği ile geçinirdi. Halka ücretle elbise dikerdi. Hz. İdrîs (a.s.), ümmetine tûfândan bahsetmiş ve Hâtemü’l-Enbiyâ (peygamberlerin sonuncusu) olan Resûlullâh Efendimiz Hazretlerinin sıfatlarını bildirmişti.

Yemek Tarifi: Fırında Sütlaç (5 Kişilik)

Malzemeler: Süt, yarım kg. Şeker, 1,5 çay bardağı. Nişasta, yarım çay bardağı. Vanilya, 1 çay kaşığı. Çam sakızı, 1 gr. Pirinç, yarım çay bardağı
Hazırlık: Bir tencerede süt kaynatılır. Ayrı bir tencerede pirinç haşlanır. Kaynatılan sütün içerisine sulandırılmış nişasta ilave edilir. Şeker, çamsakızı ve vanilya ilave edilerek beş dakika kaynatılır. Üzerine haşlanan pirinç ilave edilir ve iki dakika daha kaynatılır ve kâselere konulur. Bir parmak kalınlığında soğuk su konulmuş tepsiye dizilip fırında (200 derece) üzeri kızarıncaya kadar pişirilir. Soğuk olarak yenilir.
Başlık: Otuz İki Farzı Bilmek Farzı Ayındır!
Gönderen: Mücteba - 19 Haziran 2012, 11:18:13

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Din kardeşinin başına gelen bir belâya sevinme! Zira, Allah ona âfiyet verir de seni belâya uğratır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

19
Haziran Salı 2012

Hicrî: 29 Receb 1433 - Rûmî: 06 Haziran 1428

300 Papazın İznik'te İncilleri Dörde İndirdiği Toplantı (İznik Konsili) (325)

Otuz İki Farzı Bilmek Farzı Ayındır

Zarûrât-ı dîniyyenin en büyük rüknü imanın farzlarıdır. Bütün erkek ve kadın Müslümanların otuz iki (32) farzı öğrenip çoluk çocuğuna da öğretmeleri de farzdır. Kur’ân’ı Kerîm okumayı öğreten hocaların talebelerine, önce otuz iki farzı öğretmeleri lazımdır.

Otuz iki farz:
İmânın Şartları: Altı (6)
İslâmın Şartları: Beş (5)
Guslün Farzları: Üç (3)
Abdestin Farzları: Dört (4)
Teyemmümün Farzları: İki (2)
Namazın Farzları: On iki (12)
Yekûn: Otuz iki  (32)

İmânın şartları: 6
1- Allâh’ın varlığına ve birliğine, 2- Meleklerine, 3- Kitaplarına, 4- Peygamberlerine, 5- Âhiret gününe, 6- Kadere, hayır ve şerrin Allâhü Teâlâ'nın takdiri ile olduğuna inanmak.

İslâmın şartları: 5
1- Kelime-i şehâdet getirmek, 2- Namaz kılmak, 3- Zekât vermek, 4- Oruç tutmak, 5- Haccetmek.

Guslün farzları: 3
1- Ağzına su vermek, 2- Burnuna su vermek, 3- Bütün bedenini yıkamak.

Abdestin farzları: 4
1- Yüzünü yıkamak, 2- Kollarını (dirsekleriyle beraber) yıkamak, 3- Başının dörtte birini meshetmek, 4- Ayaklarını (topuklarıyla beraber) yıkamak.

Teyemmümün farzları: 2
1- Niyet etmek, 2- Ellerini toprağa vurup yüzünü meshetmek, tekrar toprağa vurup kollarını meshetmek.

Namazın farzları: 12
Dışında olanlar:
1- Hadesten tahâret, 2- Necâsetten tahâret, 3- Setr-i avret, 4- İstikbâl-i Kıble, 5- Vakit, 6- Niyet.
İçinde olanlar:
1- İftitah tekbîri, 2- Kıyâm, 3- Kırâat, 4- Rükû, 5- Secde, 6- Kâde-i ahîre.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/6/19.html)
Başlık: Allâh’ın Öğündüğü Zatlar / Şa’bân-ı Şerîf / Şa’bân Ayı İctimâ‘i, Ru’yet ...
Gönderen: Mücteba - 20 Haziran 2012, 09:08:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim bana sabah on, akşam on salevat getirirse, kıyâmet gününde şefâatime kavuşur.”
(Hadîs-i Şerîf, Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

20
Haziran Çarşamba 2012

Hicrî: 30 Receb 1433 - Rûmî: 07 Haziran 1428

Dünya Mülteciler Günü (2001)

Allâh’ın Öğündüğü Zatlar

“Resûlullâh (s.a.v.) Ashâb’ından bazılarının yanına vardı. Onlara ‘Sizi buraya oturtan nedir?’ diye sordu.
Onlar ‘Allâh’ı zikrediyoruz ona hamdediyoruz.’ dediler. 'Cebrâîl (a.s.) geldi ve Allâh’ın meleklerine sizinle öğündüğünü bana bildirdi.' buyurdular.”

Şa’bân-ı Şerîf

Yarın idrâk edeceğimiz Şa’bân ayı, Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’in ayıdır. Bu itibarla bu ayda salevât-ı şerîfeye devam etmek lâzımdır. Yine mümkün oldukça istiğfar ve İhlâs-ı Şerîf okumalı, teheccüd ve tesbîh namazları kılmalı ve hatm-i enbiyâ yapmalıdır.

Şa’bân ayı, şerefli, ulvî, berâta erdirici, ilâhî ihsâna kavuşturucu, müminlere rahmet, kâfirlere gazap olan ve ilâhî nûra nâil eden bir aydır. Bu ayın birinci gecesinde, yani bu akşam, her rek’atte bir (1) Fâtiha, üç (3) Âyetü’l-Kürsî ile bir tesbih namazı kılınır.

Şa’bân Ayı İctimâ‘i, Ru’yet ve Başlangıcı

Hicrî Kamerî 1433 yılı Şâban ayı ictima‘ı dün (19 Haziran Salı) Türkiye saati ile 18.00’de idi.

Ru’yet ise bugün (20 Haziran Çarşamba) Türkiye saati ile 10.04’de.

Hilâl’in görüldüğü yerler: Büyük okyanusun orta ve güney kesimi, Avustralya’nın kuzey batı sahilleri hariç tamamı, Madagaskar, Afrika kıtasının tamamı, Asya Kıtasının güney kesimi ile Avrupa kıtasının güney kesimi, güney Amerika kıtası, Kuzey Amerika kıtasının orta ve Güney kesimidir.
Hilâl; Türkiye’nin kuzey kesimi hariç tamamı, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından da görülebilecektir. Almanya ve Avusturya’dan görülemeyecektir.
Hilâl’in görüldüğü günü tâkip eden 21 Haziran Perşembe günü de Şâban ayının 1’i olmaktadır.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/6/20.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 21 Haziran 2012, 09:50:30

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim bana bir defa salevat getirirse Allâhü Teâlâ da ona on rahmet indirir, on günahını da siler.”
(Hadîs-i Şerîf, Musannef-i İbn-i Ebî Şeybe)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

21
Haziran Perşembe 2012

Hicrî: 1 Şaban 1433 - Rûmî: 8 Haziran 1428

Zonguldak, Kandıra ve Adapazarı'nın Kurtuluşu (1921) • Soyadı Kanunu'nun Kabulü (1934)

Şa’bân Ayının Fazîleti

Hz. Âişe (r.anha) validemiz buyurdular ki: “...Ben Resûlullah’ın Ramazan ayından başka hiçbir ayın tamamında oruç tuttuğunu ve başka hiçbir ayda Şa’bân ayında tuttuğu oruçtan daha çok oruç tuttuğunu görmedim.”

Resûlullah (s.a.v.) Hz. Âişe’ye (r.anhâ) “Şa’bân ayındaki oruç bana en sevimli olandır.” buyurduktan sonra, “Yâ Âişe! O öyle bir aydır ki, sene içinde rûhu kabz olunacakların (öleceklerin) isimleri ölüm meleğine verilir. Ben de ismimin, ben oruçlu iken verilmesini isterim.”

Ümmü Seleme (r.anhâ) vâlidemiz: “Resûlullah (s.a.v.), Ramazan ayından sonra hiçbir ayda Şa’bân ayındaki kadar oruç tutmamıştır.” buyurdular.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Receb; Allâhü Teâlâ’nın ayı, Şa’bân; benim ayım, Ramazan; ümmetimin ayıdır. Şa’bân günahlara keffâret (mağfiretine sebep) olan aydır, Ramazan ise günahları temizleyen aydır.”

Bu ay, hayır kapılarının açılacağı, bereketin indirileceği, hataların terk edileceği, günahların bağışlanacağı ve yaratılmışların en hayırlısı olan Resûlullah’a (s.a.v.) çokça salavâtın getirileceği bir aydır. Böyle olunca, müminlerin bu ayda gafletten uyanmaları, günahlardan temizlenip geçmişte işledikleri günahlardan dolayı tevbe ederek Ramazan ayına hazırlanmaları gerekir. Bu ayda Allâh’a yalvarıp yakarmalı, ayın sahibi olan Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) vesîle kılarak Allâh’a yaklaşmaya çalışmalıdır.

Bunları sonra yaparım diyerek tehir etmemeli, geciktirmemelidir. Zirâ dünya üç günden ibârettir. Biri, dündür, geçmiştir; ibret alınacak gündür. Diğeri bugündür, amel etme günüdür; ganimettir. Diğeri de, yarındır ki, emeldir; tehlikelidir. Ona çıkıp çıkamayacağını bilemezsin. Aylar da böyledir. Receb geçmiştir, tekrar dönmez. Ramazan gelecektir, fakat ona kavuşup kavuşamayacağını bilemezsin. Şa’bân ise iki ay arasında bir vâsıtadır. O ayda ibâdetle meşgul olmayı ganimet bilmek îcâb eder.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/6/21.html)
Başlık: Namazı Bozan Bazı Şeyler / Seher Vakti uyku / İsimlerimiz
Gönderen: Mücteba - 22 Haziran 2012, 09:34:41

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Şüphesiz ki müttakîler, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde pınar başlarındadır. Çünkü onlar bundan evvel (dünyada) güzel amel etmeyi âdet edinmişlerdi, gece pek az uyuyorlardı ve seher vakitleri hep istiğfar ederlerdi.”
(Zariyat Sûresi, âyet 15-18)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

22
Haziran Cuma 2012

Hicrî: 2 Şaban 1433 - Rûmî: 9 Haziran 1428

Nasreddin Hoca'nın Vefatı (1284) • Sultan İkinci Süleyman'ın Vefatı (1691)

Namazı Bozan Bazı Şeyler

- Namazda olan kimse, geriden gören kimsenin ‘Namazdaki adam bunu işlemez.’ diye hükmettiği şeyi işlerse buna amel-i kesîr denir ve işleyenin namazı bozulur. Ancak namazı ıslâha sebep olacak zarûrî hareketler bundan hâricdir -secde yerine gelmiş çocuğu yana itmek gibi-.

- Namaza başlamadan evvel ağzında bulunan nohut büyüklüğündeki şeyi namazda yutmakla yâhut ağzında eriyeni yutmakla namaz bozulur.

- Namaz içinde özürsüz öksürmek namazı bozar. Kişi öksürmeğe mecbur kalsa bile onu def etmeli yahud yavaşça öksürmelidir.

- Namazda bir acıdan veya musîbet sebebiyle sesli ağlamak veya “Ah, öf” gibi iki harfli veya daha fazla harf ile ses çıkarmak namazı bozar.

Seher Vakti uyku

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetnamesinde şöyle buyuruyor:
Ey aziz! Allah dostları demişlerdir ki: Saadetimizin sermayesi gecedir. Gece, ariflerin sırdaşıdır. Gece, âşıkların derdi artar. Arifler, fikirlerini tartar. Gece kâmiller için mutlu bir zamandır. Kalp semasına güneşin inişidir. Her gece güneş doğar. Fakat halk uyku denizine dalar gider.
Her seherde, her murada erişilir. O vakit kör gibi uyumak gaflettir. Seher vakti mübarek saattir. O saatte uyanık olan saadet ehlidir. Seher vaktinde âşıklar uyumazlar, ariflerin gönlünden uzağa gitmezler. Seher vaktinde rahmet kapıları açıktır. O zaman uyanık olanın ruhu zevk, kalbi safa bulur. Uykusu çok olanın ruhu hasta, işi zordur.

Hakkı, bîdâr ol, seher vaktinde tenbel olma,
Uyumak insana ayb u âr olur seher vaktinde.


(Bîdâr: Uyanık olmak.)

İsimlerimiz:
Erkek: Süleyman, Kız: Sümeyye

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/6/22.html)
Başlık: İlim Şehri’nin Kapısı Hazreti Ali (K.V.)’nin Vasıfları
Gönderen: Mücteba - 23 Haziran 2012, 14:36:19

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“...Onun (Muhammed Mustafa’nın, s.a.v.) mâiyetindeki (sahabî)ler, aralarında çok merhametlidirler...”
(Fetih Sûresi, âyet 29)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

23
Haziran Cumartesi 2012

Hicrî: 3 Şaban 1433 - Rûmî: 10 Haziran 1428

Hazreti Ali'nin Halife Seçilmesi (656) • Turgut Reis'in Şahâdeti (1565)

İlim Şehri’nin Kapısı Hazreti Ali (K.V.)’nin Vasıfları

Hz. Muâviye (r.a.), karşılaştığı ve içinden çıkamadığı meseleleri Hz. Ali (k.v.)’ye yazardı. Hz. Ali’nin (r.a.) şehid edildiğini işittiği zaman “Fıkıh ve ilim, Ebû Tâlib'in oğlunun (Hz. Ali’nin) vefâtı ile gitti!” demişti.
Bir gün, yanına gelen Dırâru's-Sudâî’ye (r.a.): “Ey Dırâr! Bana, Ali’yi tavsif etsen (anlatsan)” demiş, Dırâr (r.a.), şöyle anlatmıştır:
“Vallâhi, onun sözü açık ve kat’iydi. O, adâletle hükmederdi. Her yanından ilim ve hikmet fışkırırdı. Dünyâdan ve dünyâ zînetlerinden kaçınırdı. Geceye ve gecenin sessizliği ile baş başa kalmaya âşık ve alışıktı. Son derece de ibret alıcı, uzun uzun düşünücü idi. Onun aramızda bulunuşu, herhangi birimiz gibi idi. Kendisine bir şey sorulunca hemen cevap verir, bildirilmesini istediğimiz şeyi bize bildiriverirdi...
Müslümanlara saygı, yoksullara yakınlık gösterirdi. Güçlü birisi, bâtıl işinde ondan yüz bulmayı ümit etmez, zayıf olan da onun adâletinden umutsuzluğa düşmezdi.
Kendisini, bazı konak yerlerinde, geceleyin görmüşlüğüm vardır: Boynunu büker, hazin hazin ağlar:  ‘Ey dünyâ! Sen benden başkasını aldatmaya bak! Benim sana aldanmam ne kadar uzak! Ne kadar uzak! Ben, seni hiç dönülmeyecek şekilde üç talâkla boşamışımdır! Ey dünyâ! Senin ömrün kısa, değerin de azdır. Aaah! Âhiret azığının azlığından, âhiret seferinin uzunluğundan, âhiret yolunun ıssızlığından, aaah!’ diyerek inlerdi.”


Hz. Muâviye Dırar’ın anlattıklarından ağladı ve “Allâh, Ebû’l Hasan’a (Hz. Ali’ye) rahmet etsin. Vallâhi, o tam böyle idi!..” dedi ve “Ey Dırâr! Onun vefâtına senin üzüntün nasıldır?” diye sordu.
Dırâr “Biricik oğlu, yanında boğazlanan kimsenin üzüntüsü gibidir!” dedi.

İsimlerimiz:
Erkek: Talha, Kız: Tuba

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/6/23.html)
Başlık: Hazret-i Ali'den (R.A.) Nasihatler:
Gönderen: Mücteba - 24 Haziran 2012, 16:17:04

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ümmetimin en hayırlıları âlimleridir. Âlimlerin de en hayırlıları halîm selîm olanlarıdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Şihâbü'l-Ahbâr)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

24
Haziran Pazar 2012

Hicrî: 4 Şaban 1433 - Rûmî: 11 Haziran 1428

İkinci Balkan Harbi'nin Başlaması (1913)

Hazret-i Ali'den (R.A.) Nasihatler:

- Cenâb-ı Hakk’a verdiği bütün nimetler için dâimâ şükret ki, sana kat kat fazlasını ihsan etsin.

- İnsan iyi veya kötü bulunduğu mevkiyi kendi hazırlar. Öyleyse sen de dâimâ hayırlı işlere tâlib ol.

- Rızkı da helâl kapısından iste (yani helâlinden kazanmağa çalış) ki her taraftan sana kat kat rızık gelsin.

- Dünya iki halden ibârettir: Güçlük (belâ) ve kolaylık (nimet).

- Mâhir ve terbiyeli olan bir kimse dünyadan hıyânet görse de sabır ve tahammül kendisine hıyânet etmez; sabırla maksadına nail olur. Tecrübe ile iyi bilirim ki ne refâh ve ne de fakirlik dâimîdir.

- Öyle bir adamı kendine dost et ki, seninle kardeşliğini her zaman korusun ve seni düşmanlarına karşı muhafaza etsin.

- Hastanın şifayı aradığı gibi sen de dostunu ara ve yalancıyı bırak. Çünkü yalancıdan dost olmaz.

- Dostunu her yerde koru ve yalan söylemeyen adamdan ayrılma.

- Yalancıdan ve ona yakın olmaktan ve onun dostluğundan sakın. Çünkü yalancı görüştüğü adama fenalık bulaştırır. Dili ile sana arzu ettiğinden çok verir ve sıkıntılı zamanında tilkinin döndüğü gibi senden döner.

- Tamah ettikleri şey kişide bulundukça etrafında koşup dururlar. Zaman (talih) o adamdan yüz çevirince ona cefa ve eziyet edip yanından ayrılırlar.

- Ailesi veya akrabasından birinin ölümü ile musîbete uğrayıp sabretmeyerek ağlayan ve çok kederlenen adama hayret ederim. Sanki ölüm garîb bir şey mi? Yakasını yırtmış, cehâletinden vâveylâ koparıyor.

- Ölümde Cenâb-ı Hak yarattıklarını denk tutmuştur. Hatta Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz bile istisnâ buyurulmamıştır. Cenâb-ı Hakk’ın bir meleği vardır, her gün şöyle seslenir: Ölmek için doğurunuz, harab olmak için bina yapınız!


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/6/24.html)
Başlık: Kurtulan Fırka: Ehl-i Sünnet ve Cemaat
Gönderen: Mücteba - 25 Haziran 2012, 09:57:39

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve amel(iş)lerinize bakar.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahih-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

25
Haziran Pazartesi 2012

Hicrî: 5 Şaban 1433 - Rûmî: 12 Haziran 1428

Sultan Abdülmecid'in Vefatı, Sultan Abdülaziz'in Tahta Çıkışı (1861) • Kore Savaşı'nın Başlaması (1950)

Kurtulan Fırka: Ehl-i Sünnet ve Cemaat

Resûlullah -sallAllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, “Ümmetim yetmiş küsur fırkaya ayrılacaktır. Bir fırkadan başkası cehennemliktir.” buyurdular.
‘O hangi fırkadır?’ diye sorulduğunda Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Benim ve ashâbımın yolunda olanlardır.” buyurdular.

Bir Müslümana “Hangi mezheptensin?” diye sorulduğunda:
“Ehl-i Sünnet ve Cemaat mezhebindenim.” demelidir.
Böyle demekle “Ben Resûlullah Efendimiz’in -sallAllahu aleyhi ve sellem- ve Ashab-ı Kiram'ın -radıyAllahu anhüm- yolundan gidiyorum, onların iman ve amel hükümlerini kabul ediyorum.” demiş olmaktadır.

Ehl-i Sünnet ve Cemaat mezhebinin itikatta iki imamı vardır: İmam Matüridî ve İmam Eş’ari Hazretleri.
Amel meselelerinde ise dört şubeye ayrılmıştır: Hanefî, Mâlikî, Şafiî ve Hanbelî.
Hanefi mezhebi alimleri İmam Mâtüridî Hazretlerini; Şâfî mezhebi alimleri İmam Eş'arî Hazretlerini itikatta imam kabul etmişlerdir.
Bir Müslüman, hangi mezheptense, sadece ona bağlanıp hükümlerini öğrenir ve onu tatbik eder.
Bir Müslümanın Ehl-i Sünnet ve Cemaat mezhebinden olması için:
İtikatta ya Mâturidî veya Eş'arî olması,
Amelde de bu dört mezhepten (Hanefî, Mâlikî, Şafiî ve Hanbelî) birisine bağlanmış olması ve bütün amellerini bağlı olduğu amel mezhebine göre işlemesi gerekir.


Beyit:
Çünki ilm ü edebe edeble ettin rağbet,
Daima sahib-i irfân ile eyle sohbet.
(Dâyezâde Efendi) (Eslaf 312)


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/6/25.html)
Başlık: Ebedî Mucize: Kur’ân-ı Kerîm
Gönderen: Mücteba - 26 Haziran 2012, 09:42:47

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“(Ey Rasûlüm!) De ki, yemin ederim eğer insanlar ve cinler bu Kur’ân’ın bir mislini getirmek üzere toplansalar, asla onun bir mislini getiremezler...”
(İsrâ Sûresi, âyet 88)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

26
Haziran Salı 2012

Hicrî: 6 Şaban 1433 - Rûmî: 13 Haziran 1428

Verem Aşısının Bulunması (1924) • Türkiye'nin Birleşmiş Milletler'e katılışı (1945)

Ebedî Mucize: Kur’ân-ı Kerîm

Kur’ân-ı Kerîm kıyâmete kadar devam eden bir mucizedir. Gerek lafzı, gerek manası itibarıyla benzerini getirmek beşer kudretinden hariçtir. O ne nesirdir ne de şiirdir. İnsan kelâmının üstünde ilâhî bir üslûbu vardır.
Dirayet ve belâgatiyle kavmi içinde mümtâz bir mevkide bulunan Hz. Ömer, en asabî ve gazablı ânında onun bir sahifesini okuyunca irâdesi elinden gitmiş ve hemen kelime-i şehâdet getirerek hidâyete ermiştir.

İşte bu hususiyettendir ki, müşrikler halkı Kur’ân dinlemekten men ediyorlardı. Çünkü onu işitenler, ruhlar üzerinde yaptığı tesir ile hemen Müslüman oluyorlardı. Bu husus müşrikler için büyük bir derd olmuştu. Bu şâir sözüdür, kâhin sözüdür diye halkı kandırmağa çalışıyorlar, fakat bir türlü muvaffak olamıyorlardı. Hatta Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) Mekke’de kalabilmesi için alenen Kur’ân okumamak şartını ileri sürmüşlerdi.

Hadise şöyle olmuştu:

Müşriklerin zulmünden bıkıp usanmış olan Hz. Ebû Bekir (r.a.) Cenâb-ı Peygamberden izin alarak Habeşistan’a hicrete karar vermiş] ve yola çıkmıştı.[/b Kabile reislerinden İbn-i Dağine’ye rast gelmiş, o da nereye gittiğini sormuş, Hz. Ebû Bekir “Kureyşliler, doğup büyüdüğüm şehri bana haram etti. Serbest ibadet edeceğim bir yere gideceğim”, demişti. İbn-i Dağine Mekke’nin Ebû Bekir (r.a.) gibi büyük bir adamdan mahrum olmamasını arzu ederek geri çevirmiş ve Kureyşlilere Ebû Bekir’in faziletlerini anlatmış, onlar da, alenen namaz kılmamak ve sesli Kur’ân okumamak şartıyla kalabileceğini söylemişlerdi. Fakat Hz. Ebû Bekir, evinin önüne bir mescid yaptı. Burada namaz kılmaya, Kur’ân okumaya başladı. Müşrik kadın ve çocukları onu seyretmek için birbirlerini itiyor ve onun üzerine düşüyorlardı. Bu hal müşrikleri korkuttu ve İbn-i Dağine de “Artık seni himaye edemem” dedi. Hz. Ebû Bekir (r.a.), “Allah beni himâye eder.”deyip ibadet etmeğe ve Kur’ân okumağa devam etmiştir.

O tarihten bu tarihe kadar bin dört yüz küsur sene geçtiği ve ilmin her sahasında hayli terakkiler olduğu halde o celîl kitâb, mucize vasfını muhafaza etmektedir ve ilelebed edecektir.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/6/26.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 27 Haziran 2012, 09:43:43

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim çarşıya girdiği zaman ‘Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü velehü’l-hamdü, yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemût, biyedihilhayr, ve hüve alâ külli şey'in kadîr’ derse Allâhü Teâlâ onun için milyon sevâb yazar, ondan milyon günahı siler ve onun derecesini milyon yükseltir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

27
Haziran Çarşamba 2012

Hicrî: 7 Şaban 1433 - Rûmî: 14 Haziran 1428

İzmit'in Kurtuluşu (1922)

Zikrin Fazileti

Zikir, tesbîh ve duâ belâların çevrilmesinde sadaka kadar tesirlidir. Zira Resûlullâh Efendimizden husûsî zikir ve duâlar naklolunmuştur ki onları okuyanın belâlardan, şeytandan, zarardan, zehirden, akrep sokması gibi husûslardan kurtuluşa vesîle olduğu açıkca beyân olunmuştur. Sahîh bir rivâyette şöyle buyuruldu ki: “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” zikri en aşağısı fakirlik olmak üzere yetmiş çeşit şerri defeder.”

Resûlullâh’a “Hangi kul derece olarak Allâh katında daha üstündür?” diye soruldu, “Allâh’ı çok zikredenlerdir.” buyurdular. Ben (Ebû Saîd el-Hudrî) “Yâ Resûlallâh! Allâh yolundaki gâziden de mi?” dedim, “O gâzi, kafirlere ve müşriklere kılıcı ile kırılıncaya kadar vursa, kanlara boyansa elbette Allâh'ı zikreden ondan derece olarak üstün olur.” buyurdular.

Resûlullah (s.a.v.) buyurdular:
- “Duâ, inmiş ve inecek olan(belay)a fayda verir. Muhakkak belâ iner de duâ onu karşılar ve kıyâmete kadar ona mani olur.”
- “Muhakkak sabah namazından güneş doğuncaya değin Allâh’ı zikreden bir topluluk ile oturmak bana İsmâil (a.s.) evlâdından dört köle azat etmekten daha sevimlidir. İkindi namazından güneş batıncaya değin Allâh’ı zikredenlerle oturmak İsmâil (a.s.) evlâdından dört köle âzâd etmekten daha sevimlidir.”
- “Bir araya toplanıp Allâh’ı zikreden her topluluğa muhakkak semâdan seslenilir de ‘Mağfiret olunduğunuz halde kalkınız, muhakkak günahlarınız hasenâta tebdîl edildi, çevirildi’ denilir.”
- “Muhakkak Allâh’ı zikreden her bir topluluğu melekler sarar; rahmet onları kuşatır, üzerlerine sekînet iner, Allâh onları katındakilere anar.”
- “Muhakkak Allâh’ın dolaşan melekleri vardır ki zikir halkalarını ararlar. Onlardan birine geldiklerinde onları kuşatırlar. Allâh onlara, ‘Onları rahmetim ile sarın, onlarla oturanlar aslâ şakî; (bedbaht) olmazlar.’ buyurur."



(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/6/27.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 28 Haziran 2012, 09:14:43

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Allah rızâsı için öğrenilmesi îcâb eden ilmi, sâdece dünyâ için öğrenen kişi, kıyâmet gününde cennetin kokusunu dahi duyamaz.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

28
Haziran Perşembe 2012

Hicrî: 8 Şaban 1433 - Rûmî: 15 Haziran 1428

Kara Kuvvetleri'nin Kuruluşu (1363) • Sokullu Mehmed Paşa'nın Sadrazam Olması (1565)

Kötü Âlimler

Âlimlerin dünyâya muhabbet ve rağbetleri, onların güzel yüzleri üzerine bir lekedir. Her ne kadar onlardan insanlar için faydalar hâsıl olsa da ilimleri kendi haklarında faydalı olmaz. Onlar vasıtasıyla dîn takviye olsa da buna i'tibar yoktur. Çünkü takviye zaman zaman bazı fâcirlerden ve dîni inançları zayıf, gevşeklerden de hâsıl olur. Peygamberlerin Efendisi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak Allâhü Teâlâ bu dîni fâcir bir kişi ile de takviye eder.” Onlar fâris taşı gibidir. Demir veya düz bir şey ona bitiştirilse altın olur. Ama o, taş olarak kalır…
... Şüphesiz bu ilim, onlar hakkında zararlıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Kıyâmet günü insanların azâbı en şiddetli olanı Allâhü Teâlâ’nın, ilmiyle menfaatlendirmediği âlimdir.” buyurmuşlardır. Çünkü o ilimlerle onların aleyhlerine delil tamamlanmış oldu. Nasıl zararlı olmaz? Onlar Allah katında eşyânın en azîzi ve varlıkların en şereflisi olan ilmi, alçak dünyâ malı, makâmı ve dostları için vesîle yaptılar. Halbuki Allah katında dünyâ alçak, hakir ve mahlûkâtın en çok buğzolunanıdır...
Ders okutmak ve fetvâ vermek, ancak Allâhü Teâlâ’nın rızası için olursa ve makam ve mevki sevgisinden, mal ve mertebe elde etme hırsından uzak olursa fayda verir. Bunlardan uzak olduğunun alâmeti ise dünyâdan yüz çevirmek ve ona rağbet etmemektir.…
Büyüklerden biri şeytanı, insanlara vesvese vermeyi ve onları saptırmayı bırakmış, oturuyor gördü. Ona, böyle rahat oturmasının sırrını sordu. Mel'un şöyle dedi: “Bu zamandaki kötü âlimler bana işimde çok büyük yardım ediyorlar ve (insanları) saptırmayı benim adıma işliyorlar, benim başımı rahatlatıyorlar.”

Hakikat, şu zamanda din işlerinde vâki olan her za'fiyet ve gevşeklik ve dinin yayılmasında ve takviyesinde zuhûr eden her gevşeklik ancak kötü âlimlerin uğursuzluğundan ve niyetlerinin bozuk olmasındandır. Evet, eğer âlimler dünyâdan yüz çevirselerdi, makam ve mevki sevgisinden, mal ve mertebe elde etme hırsından kendilerini kurtarmış olsalardı, onlar âhiret âlimlerinden ve enbiyânın-aleyhimü's-salevâtü ve't-teslîmât- vârislerinden olurlardı. Çünkü onlar mahlûkatın en faziletlisidir.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/6/28.html)
Başlık: İnsana Maddi Servet Değil Manevi Faziletler Şeref Verir
Gönderen: Mücteba - 29 Haziran 2012, 09:45:47

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Bir de küfredenler, îman edenler hakkında dediler ki: Eğer o (Muhammed’in getirip tebliğ ettiği) bir hayır olsa idi ona kavuşmakta bizi geçemezlerdi...”
(Ahkaf Sûresi, âyet 11)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

29
Haziran Cuma 2012

Hicrî: 9 Şaban 1433 - Rûmî: 16 Haziran 1428

Silistre Zaferi (1773)

İnsana Maddi Servet Değil Manevi Faziletler Şeref Verir

Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yanında Selmân-ı Fârisî, Suheyb-i Rûmî, Bilal-i Habeşî (r.anhüm) ve sahabenin fakirlerinden birkaç kişi daha vardı. Üzerlerindeki elbiseler eskimişti. Bu esnada içeriye, kendi kavminin reisi olan ve daha sonra Müslüman olacak olan Uyeyne bin Hısn girdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yanındaki bu fakir ashabı görünce, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e “Bizim bir şerefimiz var. Biz senin yanına geldiğimiz zaman sen bunların hepsini dışarı çıkar... Sen en iyisi bizim için ayrı bir meclis kur.” dedi.
Bu hadise üzerine Allâhü Teâlâ Kehf Sûresinin 28. âyetini indirdi: -meâlen- “Sabah akşam Rablerine duâ eden, cemalini isteyen o kullarla beraber nefsince sabret. Dünya zinetini arzu ederek gözlerini onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gâfil bıraktığımız, keyfinin ardına düşmüş ve işi haddini aşmak olmuş kişilere de itaat etme.”
Allâhü Teâlâ peygamberine fakirlerle beraber olmasını, onlara yakın bulunmasını emretmiştir. Bu emir, kıyâmet gününe kadar bütün fakir Müslümanlar içindir. Bunun için Müslümanların, fakirleri sevmesi, onlara iyilikte bulunması ve yardım ellerini uzatmaları gerekir. Zira onlar kıyamet günü Allâhü Teâlâ’nın en önde bulunduracağı kullarıdır ve onların şefaatleri umulur.
O ashâbı hakir gören bunlar gibilerin bu gururlu hallerine iltifat edilmemelidir. Zira insanlık şerefinin öyle maddî bir servetle değil manevî faziletler ile ayakta durduğu bilinmelidir ve Müslümanlar arasında aslî bir denklik bulunduğu takdir edilmelidir.

Sultan Abdülmecid Han’ın Cevabı

Rusya fevkalâde sefiri meşhur Prens Mençikof, merhum Sultan Abdülmecid Han’ın huzurunda, yol ve köprü inşâsından Osmanlı Devletini alıkoymak maksadıyla, yol ve köprülerin çoğalması halinde düşman saldırısının kolaylaştırılmış olacağı yolunda sözler söyleyince, zeki Sultan şöyle söylemiş:
“Sizin sözünüze göre her devlet için en doğru hareket, Çin devleti gibi memleketin etrafına sur çekmektir."

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/6/29.html)
Başlık: Din, İlmihalden Öğrenilir / Hangisi Daha Mükemmel!
Gönderen: Mücteba - 30 Haziran 2012, 16:16:19

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ve sizden hayra dâvet eder, iyiliği emreder, kötülüğü nehyeder bir cemaat (topluluk) bulunsun...”
(Âl-i İmrân Sûresi, âyet 104)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

30
Haziran Cumartesi 2012

Hicrî: 10 Şaban 1433 - Rûmî: 17 Haziran 1428

Sultan İkinci Mahmud Han'ın Vefatı (1839) • Çocuk Esirgeme Kurumu'nun Kuruluşu (1921)

Din, İlmihalden Öğrenilir

Yeterli din tahsiline sahip olmayan kimselerin, Kur’ân-ı Kerîm meâlinden, tefsirden veya hadîs-i şerîflerden din öğrenmesi mümkün değildir. Müslümanları, İslâmiyeti öğrenmek için Kur’ân-ı Kerîm meallerine ve tefsirlerine yönlendirmek doğru değildir. İşin başı Kur’ân tercümesi edinmek, okumak değildir. Çünkü, Kur’ân tefsiri bilmek müslümana farz-ı ayın değildir. Bu iş âlimlerin sahasına girer.
Din âlimi olmayan Müslümana ilk önce lazım olan şey, ehl-i sünnet âlimlerinin yazdığı akaid, fıkıh ve ahlâk kitaplarını okuyarak ilmihalini öğrenmektir.

İlmihal öğrenmek her müslümana farzdır. Meselâ, abdest nasıl alınır, namaz nasıl kılınır, zekâtı kim verir vs. gibi.

İslâm âlimleri yıllarca çalışarak, Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîflerden çıkardıkları hükümleri, kitaplara yazmışlardır. Bir Müslüman, hangi mezhepte ise (Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli), mezhebine âit kitapları (fıkıh kitapları veya ilmihali) okur, dinini öğrenir. Zaten her Müslümanın, bir ilmihâl kitabı okuyarak dinine âit lüzûmlu bütün bilgileri öğrenmesi mümkündür.

Hangisi Daha Mükemmel!

Kanuni Sultan Süleyman merhum, şehzadeleri için gâyet mutantan (tantanalı) bir sünnet düğünü yaptırmıştı. Ondan evvel vezir Makbul İbrahim Paşa da evliliği münasebetiyle büyük bir düğün yapmış, Sultanı da davet etmişti.
Sultan Süleyman, sünnet düğünü sırasında İbrahim Paşa’ya:

“Paşa! Senin düğününle benim düğünümü nasıl buluyorsun, hangisi daha mükemmel?”
diye sordu. İbrahim Paşa, “Benim düğünüm, Sultanım.” dedi.
Padişah bu sözden biraz gücenmiş olarak, “Neden?” dedi.
Paşa dedi ki:
“Efendim, benim düğünüme zamanın sultanı teşrif etti. Sizin düğününüze o rütbede bir zat geldi mi?”

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/6/30.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 01 Temmuz 2012, 08:40:48

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ümmetimin (müctehidlerinin ahkamda) ihtilâfı rahmettir.”
(Hadîs-i Şerîf, Feyzü’l-Kadîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

01
Temmuz Pazar 2012

Hicrî: 11 Şaban 1433 - Rûmî: 18 Haziran 1428

Sultan Üçüncü Ahmed Han'ın Vefatı (1736) • Sultan Abdülmecid'in Cülûsu (1839)

Mezheblerin Tarihçesi

Resûlullah'a (s.a.v.) vahiy gelirdi. Ashâb-ı Kirâm bizzat Resûlullah’tan âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler dinleyip ilim öğrenirlerdi. Dâimâ Resûlullah’ın (s.a.v.) mübârek meclis ve huzurunda ilim nuru ile nurlanır, kalbleri saf, itikadları doğru, amelleri hâlis ve şüpheleri çözülmüş olurdu. Resûlullah’ın (s.a.v.) vefâtından sonra Ashâb-ı Kirâm (aleyhimürrıdvân) İslâmiyet’in yayılması işini mühim görüp ona çalıştılar. Bu yüzden Kur’ân-ı Kerîm’den ve hadîs-i şerîflerden çıkardıkları bir çok hükümleri kitablara yazmağa elleri değmedi. Zîrâ onların çoğu müctehid olduklarından ihtiyaç olduğunda kendi içtihâdı ile amel ederlerdi. Resûlullâh'ın (s.a.v.) mübârek meclisinde az bir zaman kalan bir Müslüman köylü bile hikmetli şeyler söylemeye başlardı.

Ashâb-ı Kirâm’dan sonra, tâbiîn ve onlardan sonrakiler zamanında Müslümanlar ve hâdiseler çoğaldı, câhillik yayıldı. Nice bid’at ve dalâletler türedi. Bunun için o zamanın âlimlerinin çalışıp ictihâd etmeleri, halka fetvâ vermeleri, Kur’ân-ı Kerîm’den ve hadîs-i şerîflerden hükümler ve mezheb çıkarıp yazmaları ve insanlara öğretmeleri lâzım ve vâcib oldu. O büyük alimler de her mes’eleyi deliliyle, her suâli cevabı ve her müşkili fetvâsı ile bildirdiler. Böylece mezhebler meydana geldi.

Her birine bir topluluk uydu. Kimi İmâm Ebû Hanîfe’ye, kimi İmâm Şâfiî’ye, kimi İmâm Mâlik’e, kimi İmâm Ahmed’e, kimi Süfyân-ı Sevrî’ye, kimi Dâvûd-ı Zâhirî’ye ve diğerlerine uydular (rahimehumullah). Fakat zamanımızda ehl-i sünnetin dört mezhebi (Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî) vardır. Diğerlerine uyan kalmamıştır.

Bütün bu müctehidler, amelî bazı meselelerde ayrı iseler de, itikadda birdirler; hepsi ehl-i sünnet ve cemâattir. Müctehidlerin ihtilafları Allâhü Teâlâ’nın izni ile olmuştur. Bu imamların hepsi hidâyet üzeredir. Bir kişi amelini, alışverişini, nikâhını ve diğer işlerini bu imamlardan birine uyarak yaparsa doğrudur. Kıyâmette sevâba kavuşup Cennet’e girer.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/1.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 02 Temmuz 2012, 11:33:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Mallarınızı zekâtla koruyunuz, hastalarınızı sadaka ile tedâvî ediniz, belâları da duâ ile karşılayınız.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

02
Temmuz Pazartesi 2012

Hicrî: 12 Şaban 1433 - Rûmî: 19 Haziran 1428

Kuba Mescidinin İnşası (622) • Haccda Tünel Faciası (1426 ölü) (1990)

Fıkıh - Öşür

Öşür arâzisinden çıkan mahsûlün zekâtına, -onda bir (1/10) demek olan- öşür denilmiştir. Öşür; âyet, hadîs ve icmâ ile sâbit olup farzdır. Âyet-i kerîmenin meâli: “Ey îmân edenler! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkardıklarımızın temiz (helâl)lerinden infâk edin (zekât ve öşür verin). Gözünüzü yummadan (sıkılmadan) alıcısı olmadığınız şeylerin fenâsını vermeye yeltenmeyin. Ve bilin ki Allah Ganî ve Hamîd’dir.” (Bakara Sûresi, âyet 267)

Hadîs-i şerîfte “Yağmurların, nehir ve çeşme (gibi akarsu)ların, tarla (içindeki) kaynağın suladığı (arâziden çıkan) şeylerde öşür (1/10: onda bir), (dolaba koşulan) hayvanlar ile (yani: parayla) sulanan (yerden elde edilen) şeylerde ise yarım öşür (1/20: yirmide bir) vardır.” buyurulmuştur.
Öşürde, arâzî sâhibinin akıllı, bâliğ (ergen), zengin olması şart değildir. Öşürde itibâr, arâzî sâhibine değil, arâziyedir. Yânî, mal sâhibi; çocuk, deli veya fakir de olsa öşür ile mükelleftir.
Altın, gümüş, para ve ticâret mallarından, yılda bir defa zekât vermek lâzımken; arâzide yılda kaç mahsûl elde edilirse, hepsinden ayrı ayrı öşür vermek lâzımdır.

Diğer malların zekâtında, malın-paranın üzerinden bir yıl geçmesi şart olduğu hâlde, mahsûllerde bir yıl geçmesi îcap etmez.
Bal, ceviz, susam, fındık, fıstık, çam fıstığı, payam (badem), zeytin ve benzeri yağlı maddeler ile pamuk, palamut, pelit, keten tohumu, şeker kamışı, şeker pancarı, çay yaprağı ve benzeri mahsullerden öşür verilir.
Çayır otu, dut yaprağı, fesleğen yaprağı, buğday, mısır, pirinç, nohut, mercimek, bakla, fasulye, soğan, sarımsak, kavun, karpuz, salatalık, üzüm, incir, elma, armut, şeftali, erik gibi her türlü meyvelerden; yulaf, fiğ, burçak gibi her türlü hayvan gıdâsından öşür verilir.
Öşrü verilen üzüm bağının içinde meyve ağaçları olsa veya bağ arasında soğan, sarımsak ekilse, (o ağaçların meyvelerinden, soğan ve sarımsaktan) da öşür vermek lâzımdır.

Öşür arâzisi içinde, ekilmediği hâlde kendiliğinden çıkan mahsûlden de öşür verilir.

Hülâsa İmâm-ı A’zam buyuruyor ki:
Yerden, araziden elde edilen mahsûlün azında da çoğunda da öşür farzdır.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/2.html)
Başlık: Berâat Gecesi'nde İbâdet
Gönderen: Mücteba - 03 Temmuz 2012, 03:23:45

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Şa’bân ayının on beşinci (15.) gecesi olduğu zaman, gecesini ibâdetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

03
Temmuz Salı 2012

Hicrî: 13 Şaban 1433 - Rûmî: 20 Haziran 1428

Sultan Reşad Han'ın Vefatı (1918) • Fatih Sultan Mehmed Köprüsü Açıldı (1988)

Berâat Gecesi'nde İbâdet

Yarın akşam Şa’bân-ı şerîfin 15’inci gecesi yâni Berât Gecesi’dir. Bu gecede hiç olmazsa bir Tesbîh Namazı kılınır. Berât gecesinde kılınması tavsiye edilen “Hayır namazı” vardır. 100 rek’atlik bu namazı kılan kimse o sene ölürse, şehitlik mertebesine nâil olur.
Namaza şöyle niyet edilir:
“Yâ Rabbi, niyet ettim senin rızâ-yı şerîfin için namaza. Beni afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar eyle. Kasvet-i kalbden, dünyâ ve âhiret sıkıntılarından halâs eyleyip, süedâ defterine kaydeyle.”

Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 10 İhlâs-ı şerîf okunur. İki rek’atte bir selâm verilerek 100 rek’ate tamamlanır.
Namazdan sonra; Allâhü Teâlâ’nın “Hû” ism-i şerîfinin ebced hesabına göre değeri 11’dir. Resûlullah Efendimiz’in isimlerinden “Tâhâ”nın ebced hesâbıyla değeri de 14 olduğu için,

Aşağıdaki 11 şey 14 adet okunur. Bunlar;
1. İstiğfâr: 14 kere,
2. Salevât-ı şerîfe: 14 kere,
3. Fâtiha-i şerîfe (Besmeleyle): 14 kere,
4. Âyetü’l-Kürsî (Besmeleyle): 14 kere,
5. Tevbe Sûresi’nin son 2 âyeti olan “Lekad câeküm...” (Besmeleyle): 14 kere,
6. 14 kere “Yâsin, Yâsin...” dedikten sonra 1 Yâsîn-i şerîf. (Yâsîn-i Şerîfte 7 zâhirî, 7 bâtınî “mübîn” vardır, böylece o da 14 olur.)
7. İhlâs-ı şerîf (Besmeleyle): 14 kere,
8. Felak Sûresi (Besmeleyle): 14 kere,
9. Nâs Sûresi (Besmeleyle): 14 kere,
10. “Sübhânellâhi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm”: 14 kere,
11. Salevât-ı şerîfe (Salât-ı Münciye okumak daha fazîletlidir): 14 kere okunur ve duâ edilir.

(Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/3.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 04 Temmuz 2012, 12:07:30

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Muhakkak Allâhü Teâlâ Şa’bân ayının onbeşinci gecesinde dünya semâsına rahmetiyle tecellî eder ve Benî Kelb kabîlesinin koyunlarının tüylerinden daha çok günâhı bağışlar.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

04
Temmuz Çarşamba 2012

Hicrî: 14 Şaban 1433 - Rûmî: 21 Haziran 1428

Barbaros Hayreddin Paşa'nın Vefatı (1546) • ABD'nin Kuruluşu (1776) • Sultan Vahdeddin Han'ın Tahta Çıkışı (1918)

Bu gece Berâet Kandili. Kandiliniz mübarek olsun.

Berâat Gecesinin Faziletleri

Berâet gecesinin husûsiyetlerinden bazıları:

• Hikmetli her iş -kulların rızıkları, ecelleri ve sair işeri- bu gecede ayırt edilir, yazılır.
• Bu gecede ibadet etmek çok faziletlidir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

“Her kim bu gece yüz rek’at namaz kılarsa, Allâhü Teâlâ ona yüz melek gönderir. Bunlardan otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu cehennem azâbından emniyette olduğunu söyler, otuzu da dünyâ âfetlerini ondan geri çevirir. On melek de o kimseyi şeytanın tuzaklarından muhâfaza eder.”
Diğer bir hadîs-i şerîfte:
“Kim şu beş geceyi ihya ederse o kimseye cennet vacib olur: (Arefeden önceki) Terviye gecesi, arefe gecesi, Kurban Bayramı gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Şaban’ın on beşinci gecesi.”
• Bu gecede rahmet iner. Hadîs-i şerîfte “Şa’bân ayının yarısının olduğu gece Allâhü Teâlâ (nın rahmeti) dünya semasına iner…” buyuruldu.
• Mü’minler mağfiret olunur, günahları bağışlanır.
• Resulullah Efendimize (s.a.v.) tam şefâat salâhiyeti verilmiştir.


Peygamber Efendimiz Şa’bân’ın on üçüncü gecesinde Allâhü Teâlâ’dan ümmeti için şefâat istedi. Allâhü Teâlâ ümmetinin üçte biri için şefâat izni verdi.
On dördüncü gecesi kalan ümmeti için şefaat istedi. Allâhü Teâlâ ümmetinin üçte ikisine şefaat izni verdi.
On beşinci gecesi kalan ümmeti için şefaat izni istedi. Allâhü Teâlâ -devenin sahibinden kaçtığı gibi Allâhü Teâlâ’dan kaçanlar hariç- ümmetinin tamamına şefâat etme izni verdi.

• Bu gecede zemzem suyunun açık bir şekilde artması Allâhü Teâlâ'nın bir sünneti, âdet-i ilâhidir. Burada ilâhî ilimlerin, hakîkat ehlinin kalbinde artacağına işaret vardır.

İSİMLERİMİZ: Erkek: Cemil, Kız: Cemile


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/4.html)
Başlık: Resûlullâh’a Salevât Getirmek
Gönderen: Mücteba - 05 Temmuz 2012, 10:28:58

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Cuma günü ve Cuma gecesi bana salevat okumayı çoğaltınız. Kim böyle yaparsa ben kıyâmet gününde ona şâhit veya şefâatçi olurum.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü'l-Îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

05
Temmuz Perşembe 2012

Hicrî: 15 Şaban 1433 - Rûmî: 22 Haziran 1428

Büyük İstanbul Yangını (1756) • Fransa'nın Cezayir'i İşgali (1830) • İskenderun'un Kurtuluşu (1938) • Cezayir'in İstiklâli (1962)

Resûlullâh’a Salevât Getirmek

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.)’e salevât okumaktan maksad, Allâh’ın emrine uymak ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in üzerimizdeki hakkını ödemektir.

Salevât: Allâh’dan rahmet, meleklerden istiğfâr ve mü’minlerden duâ demektir. Onun en kısa olanı “Allâhümme salli alâ Muhammed ve alâ âl-i Muhammed” demektir ki: “Ey Allâh’ım, Muhammed aleyhisselâmı dünyâda şerefli, namını yüce ve meşhûr, güzel dînini devamlı kıl, âhirette sevablarını sonsuz, kendisini her tâifeye şefaatçi, cennette yüksek ve nurlu vesîle makamına kavuşturmakla pek çok tazim eyle” demektir.

Hadîs-i Şerîfte şöyle buyuruldu:

“Kıyâmet gününde üç sınıf kimse, gölgesinden başka gölgenin bulunmadığı arşın altında bulunurlar. Onlar ümmetimi sıkıntıdan kurtaran, sünnetlerimi ihyâ eden ve bana çok salevât getirendir.”

"Kim bana Cuma günü ve Cuma gecesi yüz defa salevât getirirse Allâh onun yüz ihtiyacını giderir. Onların yetmişi âhirete otuzu da dünyaya aittir. Sonra Allâhü Teâlâ bir melek vazifelendirir de size hediyelerin arz olunduğu gibi o salavatı bana arz eder. Muhakkak ben (salevat okuyanları) hayatımda bildiğim gibi vefâtımdan sonra da bilirim."

Hz. Ebûbekr (r.a.) buyurdu: "Resûlullâh’a salevât okumak, suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları mahveder. Resûlullâh’a selâm, köle azad etmekten efdaldir. Resûlullâh’ı sevmek, Allâh yolunda cihad etmekten üstündür."

İbn-i Abdüsselâm dedi ki “Resûlullâh’a salevat okumanız, Allâh katında asla onun için şefaat istemek değildir. Allâh bize iyilik edene hayırlısı ile karşılık vermemizi ve karşılıktan âciz olduğumuza da hayır dua etmemizi emretti. Halbuki üzerimizde hesapsız hakkı olan habîbine başka bir şeyle karşılık vermekten aciz olduğumuzu bildiğinden salevat ile karşılık vermemizi emretti.”


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/5.html)
Başlık: Mukaddes Emanetlere Hürmet
Gönderen: Mücteba - 06 Temmuz 2012, 02:40:44

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ve Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Hayır, onlar diridirler ve lâkin siz onların hayatını hissetmezsiniz.”
(Bakara Sûresi, âyet 154)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

06
Temmuz Cuma 2012

Hicrî: 16 Şaban 1433 - Rûmî: 23 Haziran 1428

Hicaz'ın Osmanlı Topraklarına Katılması ve Mukaddes Emanetlerin Yavuz Sultan Selim Han'a Teslimi (1517)

Mukaddes Emanetlere Hürmet

Yavuz Sultan Selim, Mısır’ın alınmasından sonra Mekke Emiri Şerîf Muhammed Ebu'l-Berekât’tan İmamü’l-müslimin ünvanı ile Haremi Şerif’in anahtarını almış ve Abbasî Halifesi Mütevekkil’i İstanbul’a getirerek Ayasofya Camiinde yapılan merasim ile İslâm hilâfetini üstüne almıştır.
Halife Mütevekkil padişahın hilâfet makamına lâyık olduklarını tasdik ederek sırtındaki kaftanını çıkarıp kendi eliyle Sultan Selim’e giydirmiştir.
İstanbul’a getirilen Mukaddes emanetler, başta Ashab-ı Kiram’dan Kâ'b b. Züheyr’e yazdığı kaside için Peygamber Efendimiz tarafından hediye edilen Hırka-i Saadet olmak üzere ilk önce Harem-i Hümayun dairesine konulmuş daha sonra ise Yavuz Sultan Selim’in inşa ettirdiği Hırka-i Saadet odasına yerleştirilmiştir.
Yavuz Sultan Selim Han, mukaddes emanetlerin ve Hırka-i Saadet dairesinin muhafazası, bakımı ve temizliği üzerinde titizlikle duruyordu.
Nitekim, perde ve sair örtülerinin hazırlanması için yeni bir terzihane kurdurdu. Dairenin halısının altına döşenecek hasırın, hasırcı ocağına kabul olunan salih kimselerce, abdestli olarak dokunmasını emir ve tenbih etti. Hatta vakit buldukça, bizzat kendisi Hırka-i Saadet dairesinin temizliği hizmetini büyük bir edep ve tazimle yapardı.

Yavuz Sultan Selim Han, Hırka-i Saadet dairesinin temizliği ve sair hizmetleri için hususi olarak kırk adet Hasodalı’yı vazifelendirmiş, bu nöbetçilerin gece gündüz Hırka-i Saadet’te bulunarak devamlı Kur’ân-ı Kerîm okumalarını, içeriyi daima mumlarla aydınlatmalarını ve dairenin yirmi iki günde bir sultanın vekili ve tülbent ağası riyasetinde gülsuyuyla ıslatılmış bezler ve süngerler ile temizlenmesini kanun haline getirmişti.

İSİMLERİMİZ: Erkek: Sinan, Kız: Sevde


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/6.html)
Başlık: Bir Âlim: Molla Alaeddin Ali
Gönderen: Mücteba - 07 Temmuz 2012, 10:04:23

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Veonlar ki Rablerine secdeler, kıyamlar ederek gecelerler.”
(Furkan Sûresi, âyet 64)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

07
Temmuz Cumartesi 2012

Hicrî: 17 Şaban 1433 - Rûmî: 24 Haziran 1428

Yeşilköy'de İlk Havacılık Okulu Açıldı (1912)

Bir Âlim: Molla Alaeddin Ali

Molla Alaeddin Ali, Sultan İkinci Mehmet ve Sultan İkinci Bâyezid devri âlimlerindendir. Küçük yaşta Herat, Semerkand ve Buhara’ya giderek büyük âlimlerden ilim aldı. Memleketi Bursa'ya döndüğünde önce medreselerde müderrislik sonra Bursa kadılığı daha sonra da Anadolu ve Rumeli kazaskerliği vazifelerinde bulundu. Molla Ali, Kazaskerlik vazifesinden ayrılınca Bursa şehrine yerleşti. Yılın üç mevsimini Uludağ'da, dördüncü mevsimi şehirde geçirirdi. Bu üç mevsim sırasında sık sık kar yağıyor, ama bu onun orada kalmasına engel olmuyordu. Zira orada tam bir huzur içinde ilimle meşgul oluyordu.

Molla Alaeddin Ali yatakta uyumazdı. Uykusu bastırdığında bile elindeki kitabı bırakmaz, oturduğu yerde duvara yaslanır ve biraz uyuklardı. İlimle bu kadar meşgul olmasına, onca tahkik ve tetkikte bulunmasına ve Matematik ilimlerinin tamamında, Kelam, Usul, Fıkıh ve Belagat ilimlerinde söz sahibi olmasına rağmen Nahiv’e dair Şerhu'l-Kâfiye ve Hesap ilmine dair yazdığı bir eserden başka herhangi bir kitap yazmamış, kitap telif etmekten çok talebe okutmayı tercih etmiştir.

Ömrünün sonlarına doğru şöyle dedi: “Cenâb-ı Hak'tan üç murâdım kaldı; Biri: Ailemden benden önce kimse vefât etmeye. İkinci isteğim: Ölüm sebebim uzun ve şiddetli olmayıp, Cenâb-ı Hak sekerât-ı mevtimi kolay eyleye. Üçüncü isteğim de: Hüsn-i hâtime (son nefeste imanla gitmek) müyesser eyleye…”

İki merâmının yerine geldiği görüldü, üçüncü isteği inşAllah olmuştur. Merhum H. 903-M.1498 yılında vefat etti.

Molla Alaeddin Ali ile alakalı latifelerden biri şöyledir: “Sultan İkinci Bâyezid Ramazan ayının sıcak yaz gününe rastladığı bir günde İstanbul mesirelerinden birine çıkmıştı. İkindi namazı kılındıktan sonra iftar vaktini beklemek üzere Sultanın huzuruna oturuldu. Akşamı da kıldıktan sonra Sultanla birlikte iftar yemeği yenilecekti. Güneş batmaya doğru yaklaşıyordu. Gerçekten uzun ve sıcak bir gündü. Molla Ali Çelebi, güneşin hareketinin yavaşlığını kinaye ederek “Sıcağın şiddetinden güneş bile hareket edemiyor.” dedi.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/7.html)
Başlık: Peygamberimizin İslam Dinini Tebliği
Gönderen: Mücteba - 08 Temmuz 2012, 09:12:22

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Peygamberin vazifesi ancak tebliğ etmekten ibarettir...”
(Mâide Sûresi, âyet 99)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

08
Temmuz Pazar 2012

Hicrî: 18 Şaban 1433 - Rûmî: 25 Haziran 1428

Kırklareli'nin Bulgar İşgalinden Kurtuluşu (1913)

Peygamberimizin İslam Dinini Tebliği

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), Allah ile kullar arasındaki vazifesini noksansız ifâ ederek dünyadan ayrılmıştır. Onun peygamberliği yalnız bir kavme değil, bütün insanlara ve cinlere şâmil idi. Hayatında İslâmiyet henüz bütün insanlara tebliğ edilemediği için bu vazifenin devamı Müslümanlara kalmıştı.

Müslümanlar Müslüman olmayanlara İslâm dinini tebliğ ederler. Neticede Müslümanlığı kabul ederlerse dinde kardeş olurlar. Etmezlerse kendileri bilirler. Zorla Müslüman yapmak yoktur, işte “Dinde zorlama yoktur…” meâlindeki (Bakara Sûresi, 256.) âyet-i kerîmesi de bu hakikati bildirir.

Müslümanlıkta cihad etmek, İslâmiyet’i düşmanlarına karşı müdafaa ve fitnelerin ortaya çıkmasına meydan vermemek, İslâmiyet’in yüceliğini cihana ulaştırmak ve düşmanların hücumundan İslâm ülkelerini korumak içindir. Yoksa başka milletleri zorla İslâmiyet'i kabul etmeye sevk için değildir.

Müslümanlıkta zorlama bulunmadığı içindir ki, Müslümanlara mağlûp olan milletler, yine kendi dinlerini muhafaza edegelmişlerdir. Hiç biri zorla İslâmiyet’e sokulmamış, hiçbirinin vicdan hürriyetine aslâ müdahale edilmemiştir.

Peygamberlerin sözlerinden, ilâhî kitaplarda yazılanlardan dolayı ve Cenâb-ı Hakk’ın varlığına bütün kâinatın şahadet edip durmasından ötürü hakikat ortaya çıkmıştır. Her akıllı insan, bunu düşünüp tasdik edebilir. Artık zorlamaya lüzum yoktur. Herkes geleceğini düşünmeli, dinsizlik yüzünden uğrayacağı uhrevî cezayı nazara almalı, zorlamaya hacet kalmaksızın kendi rızasıyla, temiz kanaatiyle İslâm dinini kabul etmelidir. Aksi takdirde âkıbetini kendisi düşünsün.

Bakara Sûresi’nin, 256. Âyet-i kerîmesinde (meâlen) "…Artık her kim Allâhü Teâlâ’ya iman ederse o muhakkak en sağlam bir kulpa yapışmış olur…” buyrulmaktadır. Yani bu halde hakikî bir dine sarılmış, ezelî, ebedî ve bir olan Allâhü Teâlâ’nın ulûhiyetini tasdik ederek kendi geleceğini temin eylemiş, tehlikelerden kendisini kurtarmış olur."


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/8.html)
Başlık: Hazreti Âişe Vâlidemiz Anlatıyor
Gönderen: Mücteba - 09 Temmuz 2012, 09:06:49

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Muhakkak oruçlu için, iftar anında reddolunmayacak duâ vardır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

09
Temmuz Pazartesi 2012

Hicrî: 19 Şaban 1433 - Rûmî: 26 Haziran 1428

Emir Timur'un Bağdat'a Girişi (1401) • Rumeli Hisarı'nın İnşa Edilmesi (1452)

Hazreti Âişe Vâlidemiz Anlatıyor

Hz. Âişe (r.anhâ) vâlidemiz şöyle anlattı: “Resûlullâh Efendimiz(s.a.v.), ayakkabılarını tamir ediyor, ben de ip eğiriyordum. Mübârek alnı terliyor, terledikçe terinden nurlar saçılıyordu. Ben hayran şekilde onun yüzüne bakıp kaldım.

Resûlullâh “Neye şaşırdın?” diye sordular.

Ben: “Yâ Resûlallâh! Sana baktığımda alnının terlediğini ve terlerinden nurlar yayıldığını gördüm. Eğer şu beyitin sahibi seni göreydi, vasfettiği kişinin sen olduğunu söylerdi.” dedim.” Hz. Âişe (r.anhâ) şairin “Yüzünün güzelliğine baktığında ziyasının şimşek gibi her tarafı aydınlattığını görürdün” manasındaki beyti okudu. Sonra şöyle anlattı:

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) elindekini bıraktı ve yanıma geldi, iki gözüm arasından öptü. “Ey Âişe! Allâh seni hayırla mükâfâtlandırsın, beni sevindirdiğin gibi seni sevindirsin.” buyurdular.


Nezafet Îmandandır

İnsan, başta kendi sağlığı olmak üzere çevresindekilerin sağlığı için el temizliğine dikkat etmelidir. Zira çevremiz ile en çok elimiz temas eder. Bir kısım hastalıklardan korunmak için, temas ettiğimiz her şeyde bakteri ve mikropların bulunma ihtimaline karşı elleri yıkamak gerekir:

• Yemek hazırlamadan önce ve hazırladıktan sonra,
• Her yemekten önce ve sonra,
• Hasta olan bir kişiyle temas ettikten sonra,
• Çöpe veya çürümüş, bozulmuş yiyeceklere temastan sonra,
• Toplu taşıma araçlarını kullandıktan sonra,
• Başta para olmak üzere, telefon, bilgisayar v.b. gibi ortak kullanılan eşyalara temas ettikten sonra,
• Hayvanlara dokunduktan sonra, heladan çıktıktan sonra,
Mutlaka eller sabunla yıkanmalıdır.



(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/9.html)
Başlık: Oruçlu İçin Müstehap Olan Şeyler:
Gönderen: Mücteba - 10 Temmuz 2012, 10:49:25

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kur’ân-ı Kerîm’i okuyunuz. Çünkü o, okuyana kıyâmet günü şefâatçi olarak gelecektir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim) 

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

10
Temmuz Salı 2012

Hicrî: 20 Şaban 1433 - Rûmî: 27 Haziran 1428

İstanbul Zelzelesi (1894)

Oruçlu İçin Müstehap Olan Şeyler:

“Sahur” seher vaktinde yiyilecek yemektir. “Seher” de ikinci fecirden (sabah namazı girdiği vakitten) biraz evvel olan vakit demektir.

• Oruç tutacak kimsenin sahur yemeği yemesi müstehaptır. Bunun vakti, gecenin sonudur.
Sahur yemeği oruç için insana kuvvet verir. Sahurun geciktirilmesi müstehap ise de ikinci fecrin tulü’ yani sabah namazının vakti girip girmediğinde şüphe edilecek zamana kadar geciktirilmesi mekruhtur.
• Oruç hali namazda kalbin huzuruna mani olmasın diye vakit girince iftarı acele etmek yani akşam namazı kılmadan evvel oruç açmak, müstehaptır.
• Akşamleyin iftar esnasında duâ edilmesi sünnettir.
• Orucu hurma gibi tatlı bir şey ile açmak menduptur.
• Oruçlunun yakınlarına, fakirlere fazla ihsan etmesi ve sadaka vermesi müstehaptır.
• Oruçlunun mümkün olduğu kadar gece ve gündüz Kur’ân-ı Kerîm okuması, zikir ile, Resûl-i Ekrem Efendimiz’e salevâtı şerife okuması ve ilim ile meşgul olması müstehaptır.
• Oruçlunun fuzuli kelâmdan, yani: Lüzumsuz sözlerden dilini tutması da müstehaptır. Gıybetten, nemimeden (söz taşımaktan) kaçınmak her zaman lazımdır. Bu Ramazan-ı şerifte ise daha kuvvetli olmalıdır.
Ramazan-ı şerîfte mümkünse oruç tutmaya mani olacak derecede vucûda zafiyet veren işlerde bulunmamalıdır. Kat’î bir zaruret bulunmadıkça kendisini pek ağır işler ile yorarak oruç tutamaz bir hâle getirmek uygun değildir.

Atalar Sözü:

• Ömür biter ihtiyaç bitmez.
• Malın bekçisi sadakadır.
• Cömertin bir akçesi cimrinin hazinesinden bereketlidir.
• Toprak hepimizin anasıdır.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/10.html)
Başlık: Kur’ân-ı Kerîm’i Öğrenip, Okumak ve Okutmak
Gönderen: Mücteba - 11 Temmuz 2012, 09:12:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kul, Kur’ân-ı Kerîm’i okuyup hatmettiği zaman, altmış bin melek ona istiğfar eder.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

11
Temmuz Çarşamba 2012

Hicrî: 21 Şaban 1433 - Rûmî: 28 Haziran 1428

Mısır'ın İngiltere Tarafından İşgali (1882)

Kur’ân-ı Kerîm’i Öğrenip, Okumak ve Okutmak

Her müslümanın namazı câiz olacak kadar Kur’ân-ı Kerîm âyetlerini ezberlemesi farz-ı ayındır.
Fâtiha sûresiyle diğer bir sûreyi ezberlemek vâcibtir ki bununla farz da yerine getirilmiş olur.
Kur’ân-ı Kerîm’in diğer kısımlarını ezberlemek de müslümanlar için bir farz-ı kifâyedir.
Kur’ân-ı Kerîm’i namaz dışında Mushaf-ı Şerîf’ten bakarak okumak, ezbere okumaktan daha faziletlidir.
Kur’ân-ı Kerîm’i namaz haricinde de kıbleye dönerek ve temiz elbiseler giyinmiş bulunarak abdestli okumak müstehabtır.
Kur’ân Kerîm’i okumaya eûzü besmele ile başlamak müstehabdır.
Kur’ân-ı Kerîm’i ayda bir kere hatmetmek, yani Fatiha’dan Nâs sûresine kadar tamamını okumak evlâdır. Senede bir, kırk günde bir, haftada bir hatmedilmesini tercih edenler de vardır.
Kur’ân-ı Kerîm’i üç günden az bir müddette hatmetmek müstehab değildir. Çünkü böyle az bir müddette okuyan, Kur’ân-ı Kerîm’in yüksek manalarını düşünemez, tecvidine de riâyet edemez.
Kur’ân-ı Kerîm’i dinlemek farzdır. Başka işler ile uğraşan kimselerin yanlarında Kur'ân âyetlerinin alenen (duyulacak surette sesli) okunması uygun değildir. Bu halde Kur’ân-ı Kerîm’i dinlemeyenler değil, okuyanlar günaha girmiş olurlar.
Kur’ân-ı Kerîm’i okumak nâfile ibadetten, sesli okumak gizli okumaktan ve dinlemek, okumaktan daha faziletlidir.
Bir kimse yürürken veya bir iş görürken Kur’ân-ı Kerîm’i okuyabilir.
Kur’ân-ı Kerîm’i okuyup öğrenmiş olan kimse sonradan Mushaf-ı Şerîf’ten okuyamayacak derecede unutacak olsa günahkâr olur.
Kur’ân-ı Kerîm’i okumak gibi başkasına öğretmekte pek büyük bir ibadettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Sizin en hayırlınız, Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenip başkalarına öğreteninizdir.” buyurdular.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/11.html)
Başlık: Zekât Ve Sadakânın En Makbulü
Gönderen: Mücteba - 12 Temmuz 2012, 06:33:34

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kişinin hayatta ve sıhhatli iken bir dirhem (gümüş para) sadaka vermesi, ölmek üzere iken yüz dînar (altın para) sadaka vermesinden hayırlıdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i İbn-i Hibbân)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

12
Temmuz Perşembe 2012

Hicrî: 22 Şaban 1433 - Rûmî: 29 Haziran 1428

Eğriboz Adası'nın Fethi (1470) • Varto Zelzelesi (1966)

Zekât Ve Sadakânın En Makbulü

Bakara Sûresinin, 273. âyetinin tefsiri:

“Emir ve teşvik olunduğumuz infak ve sadakalar Allah yolunda tutulmuş, din uğrunda ilme, cihada kendini vakfetmiş, yeryüzünde şuraya buraya gidemeyen yani Allah yolunda meşgûliyetlerinden dolayı nafakalarını kazanmaya gücü olmayan fakirler içindir. Hallerini bilmeyen -iffetlerini muhafaza için istemeye tenezzül etmeyip tahammül ettiklerinden- onları zengin zanneder. Sen onları nezâhetlerinden, sîmâlarından tanırsın. İnsanlardan istemezler. Hele, ısrar hiç etmezler.”


Bu âyet-i kerîme Ashâb-ı Suffe hakkında nâzil olmuştur. Ashâb-ı Suffe dört yüz kişi kadar vardılar. Medine’de -ne meskenleri ne de akrabaları- hiçbir şeyleri yoktu. Dâimâ Kur’ân-ı Kerîm öğrenirler, Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v.) sohbetlerini dinleyerek istifâde ederler, bütün vakitlerini, ilim ve ibâdete ayırırlar, bir harb olursa giderlerdi. Bunlar Resûlullah’ın medresesinin Allah yoluna kendilerini vakfetmiş talebeleri idiler.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) bir gün Ashâb-ı Suffe’nin başlarında durup hallerine bakmışlar, fakirliklerini, çektikleri zahmeti görmüşlerdi. Kalblerini ferahlandırmak için buyurdular ki: “Ey Ashâb-ı Suffe! Size müjdeler olsun ki her kim şu sizin bulunduğunuz hal üzere ve bulunduğu halden râzı olarak bana kavuşursa o benim refiklerimden (arkadaşlarımdan)dır.”

İşte bu âyet-i kerîme bunlar dolayısı ile nâzil olmuştur. Fakat hükmü umûmîdir. Allah rızası için nöbet bekleyen veya Allah rızası için ilim öğrenen veya Allah rızası için Allah yolundaki hizmetlere kendisini vakfeden ve bu halde malı mülkü olmayan, muhtaç olduğu halde nafakasını kazanmağa vakit bulamayan veya yetişemeyen Müslüman fakirler bu âyetin hükmüne girer. Bunlar da infak ve sadakaların verileceği en güzel yerlerdir.
Bilhassa bu yerlere ve herhangi bir hayır yaparsanız Allâhü Teâlâ muhakkak onu bilir, ecir ve mükâfâtını zâyi etmez.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/12.html)
Başlık: Hz. Âişe-İ Sıddîka (R.Anhâ) Vâlidemiz
Gönderen: Mücteba - 14 Temmuz 2012, 10:40:48

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Resûlullâh Efendimiz’e, ‘Sana insanların en sevgilisi kimdir?’ diye soruldu. ‘Âişe’ buyurdu. ‘Erkeklerden kimdir?’ denildi. ‘Âişe'nin babası(Ebû Bekir r.a.)dır.’ buyurdu.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

13
Temmuz Cuma 2012

Hicrî: 23 Şaban 1433 - Rûmî: 30 Haziran 1428

Hz. Aişe'nin (r.anha) Vefatı (678) • Kanuni Sultan Süleyman Han'ın Tebriz'i Fethi (1534)


Hz. Âişe-i Sıddîka (R.Anhâ) Vâlidemiz

Hz. Hadîce (r.anhâ) vâlidemizden sonra Resûlullâhın en faziletli zevcesi, Hz. Ebûbekr’in kızı Hz. Âişe radıyallâhü anhâ vâlidemizdir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’le dokuz sene beraber olmuş ve bu müddet zarfında gerek fiilî gerekse kavlî sünnetlere dâir rivâyetleri dînî bir çok meselenin kaynağı olmuştur. Kendisinden 2210 hadîs-i şerîf rivâyet edilmiştir. Fıkhımızın dörtte biri ondan rivâyet edilmiştir.

Ashâb-ı Kirâm bir hadîs-i şerîfte müşkilata düşseler ona sorarlardı.

Hz. Ali (k.v.), Hz. Âişe’den bir rivâyette bulunacağında “Bana Resûlullâh’ın sevgili (zevce)si Hz. Sıddîk’ın kızı (Âişe-i) Sıddîka haber verdi.” derdi.

Hz. Âişe vâlidemiz Peygamberimizin vefâtından sonra bir gün oruç tutar, bir gün yerdi. Gündüz ve geceleri çok namaz kılar ve çok sadaka verirdi. Hz. Muâviye’nin (r.a.) kendisine gönderdiği seksen bin dirhemi geldiği gibi fakirlere dağıtmış, yanında bir dirhem bile kalmamış idi. Kendisi de oruçlu olduğundan hizmetlisine iftar için bir şeyler hazırlamasını söyledi. O da sadece ekmek ve biraz zeytinyağı getirdi ve “Ey Mü’minlerin anası! O paradan bir dirhem ayırsaydın da biraz et alsam olmaz mı idi?” dedi. Hz. Âişe de “Eğer bana hatırlatsa idin öyle yapardım.” buyurdu.

Hz. Âişe vâlidemiz, kadınlara devamlı tavsiyelerde bulunurdu. Onlara şöyle tavsiye etmiş idi:

“Kadın üzerinde kocasının hakları vardır:

Kocasının döşeğinden çıkmaması, öfkeli zamanından sakınıp neşeli zamanını gözetmesi, kazandığında tutumlu olması, onun emrine asi gelmemesi, sırlarını saklaması, iffetli olup namusuna hıyânet etmemesidir. Kadın bunları yaparsa cennete girer.”

Hz. Âişe, hicretin elli yedinci senesi vefât etmiş olup kabri Medîne’de Cennetü’l-bakî’dedir. (RadıyAllahü Teâlâ anhâ)

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/13.html)
Başlık: Ramazan Ayı, Oruç ve Teravih’in Fazileti
Gönderen: Mücteba - 14 Temmuz 2012, 10:44:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan onlara kalan sadece açlık ve susuzluktur. Nice (gece ibâdeti için) kalkanlar vardır ki, onların bundan hisseleri (ancak) uykusuzluktur.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

14
Temmuz Cumartesi 2012

Hicrî: 24 Şaban 1433 - Rûmî: 01 Temmuz 1428

İkinci Viyana Kuşatması (1683) • Fransız İhtilâli (1789)

Ramazan Ayı, Oruç ve Teravih’in Fazileti

“Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan onlara kalan sadece açlık ve susuzluktur. Nice (gece ibâdeti için) kalkanlar vardır ki, onların bundan hisseleri (ancak) uykusuzluktur.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

• Âdemoğlunun yaptığı her amel(in sevabı) on mislinden yedi yüze kadar katlanır. Allâhü Teâlâ şöyle buyuruyor: Ancak oruç hariç. Çünkü oruç benim içindir ve onun mükâfatını ben veririm. Zira oruç tutan benim için şehvetini, yemesini içmesini terk eder.

Oruç cehenneme karşı kalkandır.

Oruçlu için iki ferah (sevinç) vardır: Biri iftar yaptığı zamanda, diğeri de Rabb’ine kavuştuğu zamandadır.

Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.”

• “Ramazan ayının ilk gecesi olduğunda şeytanlar ve azgın cinler zincire vurulur, Cehennem kapıları kapanır, hiçbir kapısı açılmaz, cennet kapıları açılır ve hiçbir kapısı kapanmaz. Bir nidacı: ‘Ey hayır işlemek isteyen, gel. Ey günah işleyecek olan, günahtan vazgeç.’ diye nida eder, çağırır.

(Ramazan ayında) Allâh’ın cehennemden âzât ettiği kulları vardır. Bu, Ramazan’ın her gecesi böyledir.”

• “Kim faziletine inanarak ve mükâfâtını sadece Allâh’tan ümid ederek terâvih namazını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.
• Kim faziletine inanarak ve mükâfâtını sadece Allâh’tan ümid ederek ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.
• Kim faziletine inanarak ve mükâfâtını sadece Allâh’tan ümid ederek kadir gecesini ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.”
• “Kim ki, yalan sözü ve yalan işi bırakmazsa, Allâhü Teâlâ o kimsenin yemeyi, içmeyi bırakmasına bir kıymet vermez..”
• Ramazan ayın(da günahlar)dan sakınınız. Çünkü diğer zamanlarda olmadığı kadar sevaplar kat kat verilir. Günahlar da böyle kat kattır.

İSİMLERİMİZ: Erkek: Halil, Kız: Halide

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/14.html)
Başlık: İslam'ın Şartlarından Zekât
Gönderen: Mücteba - 15 Temmuz 2012, 15:44:39

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Onların mallarından bir sadaka (zekât) al ki, onunla kendilerini tezkiye etmiş, temizlemiş olursun...” (Tevbe Sûresi, âyet 103)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

15
Temmuz Pazar 2012

Hicrî: 25 Şaban 1433 - Rûmî: 02 Temmuz 1428

Haçlıların Kudüs Katliamı (1099) • Cezayir'in Osmanlılar Tarafından Fethi (1516)

İslam'ın Şartlarından Zekât

Zekât, lügatte bereket, nemâ, temizlik ve sâf olmak mânâlarına gelir.

Zekât senelik mâlî bir ibâdettir ki Cenâb-ı Hakk’ın emrine itâat için, Müslümanların zenginlerinin seneden seneye mallarından kırkta birini; Allâhü Teâlâ’nın tâyîn ettiği sekiz sınıftan birine vermelerinden ibârettir.

Bu sekiz sınıf Tevbe Sûresi’nin 60. âyeti kerîmesinde bildirilmiştir meâli: “Sadakalar, ancak fakirlere, yoksullara, onun üzerine (zekâtın tahsiline) memur olanlara, müellefe-i kulûba (kalpleri İslâm'a ısındırılacak olanlara), (âzad edilecek) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olanlara, yolda kalmışlara mahsustur...” (Tevbe Sûresi, âyet 60) buyrularak bu sekiz sınıf bildirilmiştir.

Zekât, İslâm'ın beş şartından birisidir. Hür, akıllı, bâliğ (ergen) ve nisâb miktârı mala mâlik olan Müslümânın zekât vermesi farzdır.

Zekâtta nisab: Aslî ihtiyâçlarından ve borçlarından başka, 20 miskal (80,18 gr) altın veya bu değerde nakit para ve ticâret malı; otlayan hayvanlarda ise devede beş, sığırda otuz ve koyunda kırk adettir.

Zekât vermenin farz olması için nisâba kavuştuktan sonra malın üzerinden bir yıl geçmelidir.

Aslî ihtiyaçlar: Ev ve ev için lüzûmlu eşya, elbiseler, âletler, kitaplar, binek (at veya araba) ve bir aylık -sahih görülen diğer bir görüşe göre bir senelik- erzaktır. Borç karşılığı para da aslî ihtiyaçlardandır.

Nisâb miktarının sene içinde eksilmesi, zekât vermeye mâni değildir. Nisâb miktarının senenin başında ve sonunda mevcut olması yeterlidir.

Zekât verirken veya vermek üzere ayırırken kalbi ile zekâta niyet edilmesi lâzımdır. Dil ile söylemek lâzım gelmez.

Zekât niyeti ile verirken hediye veya borç olarak verdiğini söylemekte bir mahzûr yoktur.

İSİMLERİMİZ: Erkek: Mustafa, Kız: Meryem

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/15.html)
Başlık: Orucun Sevabını Gideren Şeyler / Kıble Saati Ve Dünya Kıble Günü Nedir?
Gönderen: Mücteba - 16 Temmuz 2012, 10:38:08

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim kıbleye hürmet ederse, Allâhü Teâlâ da ona ikramda bulunur.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu's-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

16
Temmuz Pazartesi 2012

Hicrî: 26 Şaban 1433 - Rûmî: 03 Temmuz 1428

Orucun Sevabını Gideren Şeyler

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Beş şey orucu bozar (orucun sevabını giderir):
Yalan söylemek, gıybet etmek, nemîme (insanlar arasını bozmak için uğraşmak, söz götürmek), yalan yere yemîn etmek ve şehvetle bakmak.”


"Oruç -siz onu zedelemedikçe- sizin için kalkandır" ‘Onu ne zedeler.’ diye soruldu.
“Yalan ve gıybet.” buyuruldu.

Kıble Saati Ve Dünya Kıble Günü Nedir?

Kıble saati; kıblenin güneş ile tespit edildiği saattir. Yani, güneşin, bulunduğumuz yerin kıble açısına veya belli bir açı farkına denk geldiği vakittir.
Türkiye, Avrupa ülkeleri, Afrika Ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri ile Avustralya’nın Perth Şehrinde; şehrin o günkü kıble saati vaktinde, güneşe doğru dönen kimse, kıbleye dönmüş olur.

Kıble saati, namaz vakitleri gibi günlük olarak değişir. Kıble saatleri sadece adı geçen şehir için geçerlidir.

Herhangi bir yerinde kıblesi pratik olarak şöyle tespit edilir: O günün takviminde, bulunduğu şehrin namaz vakitleri cetvelinin son sütünundaki “Kıble Saati” (Kıble S) vaktinde güneşin bulunduğu yöne dönen, kıbleye dönmüş olur. Ev içerisinde ise mesela, güneş gören pencerenin dik çerçevesinin yere düşen gölgesi kıble istikametini gösterir. Bu istikamet işaretlenir ve böylece en pratik ve en doğru bir şekilde kıble yönü tespit edilmiş olur.

Dünya kıble günleri aynı kıble saatinin bütün dünyâ için geçerli olduğu hususî günlerdir.

Senede iki defa, 28 Mayıs (Türkiye saati ile) 12.18'de ve 16 Temmuz saat 12.27'de güneş tam Kâ'be-i Muazzama üzerinde bulunur. Bu iki vakitte, dünyânın o anda gündüz olan yerlerinden herhangi birinde güneşe dönen kimse, aynı zamanda Kâ'be-i Muazzama'ya yani KIBLE'ye dönmüş olur.

Bu sebeple, 28 Mayıs ve 16 Temmuz târihleri, Dünya Kıble Günü olarak kararlaştırılmıştır.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/16.html)
Başlık: Namaz Kılanın Önünden Geçilmez / Ramazan Ayı İctima‘I, Ru’yet Ve Başlangıcı
Gönderen: Mücteba - 17 Temmuz 2012, 10:15:00

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Namaz kılanın önünden geçen kimse, üzerine ne kadar günah aldığını bilse onun önünden geçmektense kırk (bu kadar zaman, yerinde) durmayı daha hayırlı bulurdu.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

17
Temmuz Salı 2012

Hicrî: 27 Şaban 1433 - Rûmî: 04 Temmuz 1428

Abdülkadir Geylani'nin (k.s.) Vefatı (1166)


Namaz Kılanın Önünden Geçilmez

Namaz kılanın önünden geçmek, mekruhtur, edebe aykırıdır ve günahtır. Bundan sakınmak gerekir.
Ancak namaz kılanın önünde ağaç, direk, sandalye gibi sütre bulunursa geçilebilir.

Namaz kılanın önünden geçmenin mekruh olması, kırlarda, büyük mescitlerde namaz kılanın secde edeceği yerden geçilmesi halindedir. Çünkü böyle büyük yerlerde namaz kılanın önünden hiç geçilmemesinde zorluk vardır. Evlerde, küçük mescitlerde ise namaz kılanın önünden geçmek mekruhtur.

Fakat mescitte ileri saflarda yer var iken arkadaki safları işgal eden kimsenin önünden geçip ileri gidilmesi câizdir.

Kâbeyi tavaf edenler namaz kılıyor sayıldığından tavaf alanının kenarında namaz kılanların önünde sütreye hâcet olmadığı gibi Kâbe’nin içinde ve Makâm-ı İbrâhim’de de namaz kılanın önünden geçene mâni olunmaz.

Namaz kılanın önünden geçmek, -geçen ister erkek ister kadın olsun- namazı bozmaz.

Ramazan Ayı İctima‘I, Ru’yet Ve Başlangıcı

Hicrî Kamerî 1433 yılı Ramazan ayı ictimâ‘ı 19 Temmuz Perşembe günü Türkiye saati ile 07.25’dedir.

Ru’yet ise (19 Temmuz Perşembe) Türkiye yaz saati ile 20.55’dedir.

Hilâl’in görüldüğü yerler: Atlas okyanusunun orta ve güneyinde Büyük Okyanusun orta, güneyi ve Avustralya.

Hilâl; Türkiye’nin kuzey sahil şeridi hariç tamamında, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından da ilerleyen saatlerde görülebilecektir. Almanya ve

Avusturya’dan görülemeyecektir.

Hilâl’in görüldüğü günü tâkip eden 20 Temmuz Cuma günü de Ramazan ayının 1’i olmaktadır.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/17.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 18 Temmuz 2012, 09:56:41

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ayların efendisi Ramazan ayıdır, günlerin efendisi de Cuma günüdür.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

18
Temmuz Çarşamba 2012

Hicrî: 28 Şaban 1433 - Rûmî: 05 Temmuz 1428

Misak-ı Millî'nin TBMM'de Kabulü (1920)


Ramazân-ı Şerîf

20 Temmuz Cuma günü idrâk edeceğimiz mübârek Ramazân-ı Şerîf ayı, 11 ayın sultânıdır. Ümmet-i Muhammed’in ayıdır. Gündüzleri oruçla, geceleri terâvih namazlarıyla ihyâ edilir.

Ramazân-ı şerîf Kur’ân ayıdır. Bu itibarla, Kur’ân okumasını bilen herkes, bu ayda Kur’ân hatmi yapmalıdır.

Ramazân ayının evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden âzâddır.

Ramazân-ı Şerîfte yapılması tavsiye edilen ibâdetler:

• Birinci on gün içinde, mümkünse, tesbih namazı kılınır ve hatm-i enbiyâ yapılır.
• İkinci on gün içinde, mümkünse, yine tesbih namazı kılınır ve hatm-i enbiyâ yapılır.
• Üçüncü on gün içinde ise tevbe-istiğfar, hatm-i enbiyâ ve 7 salât ü selâmdan sonra mümkünse hatm-i istiğfar yapılıp, yâni 1001 defa, “Estağfirullâhe’l-azîm ve etûbü ileyk” denilip, bittikten sonra da 7 veya 70 salâtü selâm okunur ve duâ edilir.
• İftara yakın, “Allâhümme yâ vâsia’l-mağfiratiğfirlî”,
• İftarda da, “Allâhümme leke sumtü ve bike âmen-tü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü ve savme ğadin neveytü” veya “Zehebe’z-zameu vebtelleti’l-urû-ku ve sebete’l-ecru inşâAllah” duâları okunur. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

Ramazân-ı Şerîf’in İlk Akşamı Kılınacak Namaz

Yarın akşam Ramazân-ı şerîf ayının ilk gecesini idrâk edecek, ilk terâvih namazını kılacağız. Şâban’ın son gününü Ramazânın ilk gününe bağlayan bu gece, Ramazân-ı şerîfin ilk akşamı olması itibâriyle, akşamla yatsı arasında iki rek’at teşekkür namazı kılınır. “Yâ Rabbi, Ramazân-ı şerîf ile müşerref kıldığın için...” diye niyet edip “Allâhü Ekber” denilerek namaza durulur.

Fâtiha’dan sonra birinci rek’atte 1 İnnâ a’taynâ, ikinci rek’atte 1 İhlâs-ı Şerîf okunur.

Namazdan sonra: 70 istiğfâr-ı şerîf, 70 salavât-ı şerîfe (Salât-ı Münciye efdaldir) okuyup, duâ edilir.
(Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/18.html)
Başlık: Terâvîh Namazı Nasıl Kılınır?
Gönderen: Mücteba - 19 Temmuz 2012, 09:14:07

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Her kim Ramazan ayında hak olduğuna inanarak ve riya karıştırmayarak Allah rızası için kâim olursa (teravih kılarsa) onun geçmiş günahları bağışlanır.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

19
Temmuz Perşembe 2012

Hicrî: 29 Şaban 1433 - Rûmî: 06 Temmuz 1428

Emevî Ordusunun İspanya'ya Çıkışı (711) • Yalova'nın Kurtuluşu (1922)


Terâvîh Namazı Nasıl Kılınır?

Terâvîh namazı, Ramazan ayına mahsûs, yirmi rek’atten ibâret bir sünnet-i müekkededir. Bu namaza Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile dört halîfesi (rıdvânullâhi aleyhim) devâm etmişlerdir. Terâvîhin cemâatle kılınması da, sünnet-i kifâyedir. Mescidlerde terâvîh namazı cemâatle kılındığı hâlde, bir özrü olmaksızın cemâati terk edip bu namazı evinde kılan kimse, fazîleti terk etmiş olur. Bu kimse evinde cemâatle kılsa, cemâat sevâbını alırsa da, mesciddeki cemâatin fazîletine eremez. Çünkü mescidlerin fazîleti daha fazladır.

Terâvîh namazını, her iki rek’atte bir selâm vererek on selâm ile bitirmek daha fazîletlidir. Dört rek’atte bir selâm da verilebilir.

Terâvîh namazı, iki rek’atte bir selâm verilince, akşam namazının iki rek’at sünneti gibi kılınır. Dört rek’atte bir selâm verilince, yatsı namazının dört rek’at sünneti gibi kılınır. Cemâatle kılındığı zaman, cemâat hem terâvîhe, hem de imâma uymaya niyet eder. İmam da kırâati âşikâre (sesli) okur.

Terâvîh namazında imâmın güzel sesli olmasından ve hızlı okumasından ziyâde, okuyuşunun düzgün olmasına îtinâ gösterilmelidir.

Bir kimse, imâm yatsı namazını kıldırıp terâvîhe başlamış olduğu sırada mescide gelse, önce yatsı namazını kılar, sonra terâvîh için imâma uyar. Terâvih son bulunca noksan rek’atleri tamamlar. Sonra da vitir namazını kendi başına kılar. Evlâ olan budur. Bununla beraber vitir namazını imam ile beraber kılıp, sonra terâvihi tamamlasa da câiz olur.

Terâvih namazını imam ile kılmayan kimse, vitir namazını imâm ile kılabilir.

İmâm ve cemâat, yatsı namazını cemâatle kılmamış olursa, yalnız terâvîh namazını cemâatle kılamazlar. Çünkü terâvihin cemâatı, farzın cemâatına tâbidir.

Terâvîh -orucun değil- vaktin sünnetidir. Mâzeretinden dolayı oruç tutamayanlar terâvîhi kılmalıdırlar.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/19.html)
Başlık: Ramazan Ayının Fazileti
Gönderen: Mücteba - 20 Temmuz 2012, 09:53:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"


“Oruçlunun uykusu ibadet, susması tesbihtir. Amelinin sevabı kat kat verilir, duâsı kabul olunur ve günahları bağışlanır.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyharî, Şuabü’l-îmân)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

20
Temmuz Cuma 2012

Hicrî: 01 Ramazan 1433 - Rûmî: 07 Temmuz 1428

Montreux Boğazlar Antlaşması'nın İmzalanması (1936) • Birinci Kıbrıs Harekâtı (1974)


Ramazan Ayının Fazileti

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri (k.s.) buyurdular ki:

“…Bilmek gerekir ki Ramazan ayı büyük bir aydır.

Bu ayda yapılan namaz, zikir, sadaka ve benzeri bütün nâfile ibâdetler Ramazan ayının dışında yapılan farzlara denktir.

Kim bu ayda bir farzı edâ ederse Ramazan ayının dışında yetmiş farzı edâ etmiş gibi olur.

Kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse bu, onun günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden âzâd olmasına sebep olur. Oruç tutanın sevabından hiçbir şey eksilmeden, aynı sevab kendisine de verilir.

Kim bu ayda emri altında bulunanların işlerini hafifletirse Allâhü Teâlâ onu bağışlar ve cehennemden âzâd eder.
Resûlullah (s.a.v.) Ramazan ayı geldiği zaman bütün esirleri serbest bırakır, her isteyenin isteğini verirdi.
Kim bu ayda hayırlar ve sâlih ameller işlemeye muvaffak olursa, o kimse senenin tamamında hayırlı amel işlemeye muvaffak olur. Bu ayı dağınık bir vaziyette geçiren kimse senenin tamamında dağınık olur. Bu ayı fırsat bilerek mümkün olduğunca manen derlenip toparlanmak için gayret göstermek lazımdır.

Allâhü Teâlâ, bu ayın her bir gecesinde azabı hak etmiş binlerce kişiyi cehennemden azâd eder. Bu ayda cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincirlere vurulur, rahmet kapıları açılır.

İftarı acele (ilk vaktinde) yapmak ve sahuru geciktirmek (son vaktinde yapmak) Peygamber Efendimiz’in sünnetlerindendir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hususta çok dikkat etmiştir. Zîra iftarı acele yapmak ve sahuru geciktirmek oruç tutanın kendi âcizliğini ve ihtiyacını itiraftır ki, kulluk makamına münasip olan budur.

İftarı hurma ile yapmak sünnettir.

Bu ayda teravih kılmak ve Kur'ân-ı Kerîm hatmi yapmak, birçok fayda ve sevab kazandıracak olan sünnet-i müekkedelerdendir.

Allâhü Teâlâ bizleri, Habîbi -aleyhisselâtü ve's-selâm- hürmetine bunları yapmaya muvaffak kılsın.” Âmîn.
(Mektubât-ı İmâmı Rabbânî, 1/m. 45)

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/20.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 21 Temmuz 2012, 12:45:15

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim Allâhü Teâlâ’nın kitabından bir âyet dinlerse onun için kat kat sevab yazılır. Kim de onu okursa kıyâmet günü onun için nûr olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

21
Temmuz Cumartesi 2012

Hicrî: 02 Ramazan 1433 - Rûmî: 08 Temmuz 1428

Ermeniler'in Sultan İkinci Abdülhamid Han'a Yıldız Suikastı (1905) • İnsanoğlunun Ay'a Ayak Basması (1969)


Kur'ân-ı Kerîm Hatmi

Allâhü Teâlâ tarafından Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) bir mucize olarak indirilen Kur’ân-ı Kerîm’i başından sonuna kadar okumaya hatim denir. Kur'ân-ı Kerîm’i hatmetmek sünnettir.

Cebrâil (a.s.) her yıl Ramazan ayında, her gece gelir, Ramazan ayının sonuna kadar Kur’ân-ı Kerîm’i Peygamber Efendimiz’le (s.a.v.) mukabele eder; yani o okur, Peygamberimiz dinler, Peygamberimiz okur, Cebrail (a.s.) dinlerdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dünyadan âhirete irtihal buyurdukları sene, bu mukabele iki kere yapılmıştı.

İmâm-ı Âzam (rh.) “Bir kimse senede iki defa Kur'ân-ı Kerîm’i hatmederse hakkını vermiş olur.” buyurdular.

Kur’ân-ı Kerîm’i hatmederken, Vedduhâ Sûresi’nin sonunda “Allâhü Ekber, Lâ ilâhe illâllâhü vallâhü ekber” diyerek tekbîr getirmeye başlamak ve sonuna kadar her sûrenin sonunda da tekbîri tekrarlamak sünnettir.

İhlâs Sûresi’ni üç kere okuduktan sonra Felak ve Nas Sûreleri okunur.

Hatimden sonra hemen diğer hatme başlamak da sünnettir. Übeyy ibni Ka’b (r.a.) “Peygamberimiz Kul eûzü bi Rabbinnâs sûresini okuyunca, Fâtiha’dan başlar ve Bakara Sûresinin Ve ülâike hümü’l-müflihûn’ âyetine kadar ilk beş âyetini okuduktan sonra hatim duâsını yapardı.” demiştir.

Bir kimse “Yâ Resûlallâh! Hangi amel Allâh’a daha sevimlidir?” diye sormuştu. Peygamberimiz “Konup göçenin ameli!” buyurdu. “Konup göçen ne demektir?” diye sordu. Peygamberimiz “Kur'ân’ı Kerîm-i hatmedip bitirdikten sonra tekrar başlayandır.” buyurdu.

Hatimden sonra duâ etmek de sünnettir. Peygamber Efendimiz “Kur'ân'ı hatmeden kimsenin duâsı kabul olunur.” buyurmuştur.

Enes b. Mâlik (r.a.) Kur’ân'ı hatmettiği zaman ailesini (ve dostlarını) toplar, ziyâfet verir ve duâ ederdi.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/21.html)
Başlık: Bu Ne Süt Verir Ne De Yük Taşır
Gönderen: Mücteba - 22 Temmuz 2012, 04:17:58

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim Allah yolunda bir infakta bulunursa (zekât veya sadaka verirse) o kimseye yediyüz kat sevap yazılır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

22
Temmuz Pazar 2012

Hicrî: 03 Ramazan 1433 - Rûmî: 09 Temmuz 1428

Prut Zaferi ve Barış Antlaşması (1711) • Edirne'nin Kurtuluşu (1913) • Adapazarı Zelzelesi (1967)


Bu Ne Süt Verir Ne De Yük Taşır

Übeyy ibn-i Ka'b (r.a.) anlatıyor:
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) beni zekâtları toplamaya memur etmişti. Ben de birisine gittim. O kişi, malının tamamını toplayınca, baktım, zekât olarak bir yaşını doldurmuş bir dişi deve vermesi icab ediyordu. Kendisine ‘Bir yaşını doldurmuş bir dişi deveyi zekât olarak ver,’ dedim. Dedi ki, ‘Bu devenin ne sütü olur, ne de yük taşır; ondan istifade edilmez. Ama şu deve hem genç, hem kuvvetli ve hem de semiz. Bunu al.’ Ben, ‘Emrolunmadığım şeyi alamam (sana farz olan diğeridir). İşte Resûlullah, sana yakın. Eğer bunu vermek istiyorsan bana söylediğin gibi Resûlullah’a da arz et. Böyle yap. Şayet Resûlullah kabul ederse ben de kabul ederim, kabul etmezse ben de kabul edemem,' dedim. ‘Ben gidip söyleyeceğim,’ dedi. Güçlü kuvvetli deveyi de yanına aldı ve beraberce Resûlullah’ın huzuruna vardık.

‘Ey Allâh’ın nebisi, senin memurun, benden malımın zekâtını almak için geldi. VAllahi bundan önce ne Resûlullah, ne de onun memurları malımın zekâtını almak için gelmedi. Memurun gelince ben malımı topladım. Bana bir yaşını doldurmuş bir dişi deveyi vermem icab ettiğini söyledi. Ama onun ne sütü olur, ne de yük taşır. Ben alması için ona genç ve kuvvetli bir deve verdim. Fakat kabul etmedi. İşte o vereceğim deve, size onu da getirdim.’ dedi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Size farz olan bir yaşındaki devedir. Eğer daha fazla hayırda bulunmak istersen -Allah sana mükâfatını versin- biz onu kabul ederiz,” dedi.

‘Yâ ResûlAllah. işte deve bu, Onu getirdim, kabul buyurun,’ dedi. Resûlullah da “Öyleyse bu deveyi alın,” dedi ve malının bereketli olması için duâ buyurdular.

Atalar Sözü:

• İftira dağdan taştan ağırdır.
• Herkesin kazanı kapalı kaynar, içindeki et mi, dert mi bilinmez.
• Gel denen yere girmeyi âr eyleme, gelme denilen yere gidip yerini dar eyleme.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/22.html)
Başlık: Oruç Tutmamayı Mübah Kılan Haller
Gönderen: Mücteba - 23 Temmuz 2012, 09:33:05

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“…Sizden her kim o günlerde (Ramazan ayında oruç tutamayacak derecede) hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tutar…”
(Bakara Sûresi, âyet 184)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

23
Temmuz Pazartesi 2012

Hicrî: 04 Ramazan 1433 - Rûmî: 10 Temmuz 1428

İkinci Meşrutiyet'in İlanı (1908) • Erzurum Kongresi (1919) • Hatay'ın Anavatana Katılması (1939)


Oruç Tutmamayı Mübah Kılan Haller

Bazı sebeplerden dolayı oruç tutmamak veya başlanılan orucu açmak mübahtır. Bunlar:

Yolculuk: Ramazanı Şerîf'te en az üç günlük (yaya on sekiz saatlik = 90 km) bir yere gidecek olan kimse, geceden oruca niyet etmeyebilir. Bundan dolayı o gün yola çıkınca oruçlu bulunmamış olur. Fakat bir kimse oruca niyet ettikten sonra gündüzün yolculuğa çıksa, orucunu tamamlar. Bozarsa, sâdece kazâ gerekir.

Hastalık: Bir hasta öleceğinden, aklının gitmesinden, hastalığının artmasından veya uzamasından korkacak olursa oruç tutmayabilir veya tutmuş olduğu orucu açabilir. Bunda sâdece korku kâfi değildir. Hastanın tecrübesi veya görülen alâmetlerden kat'i kanaati bulunmalı veya Müslüman bir doktor haber vermelidir. Sonradan iyileşince tutamadığı günleri kazâ eder.

Şiddetli açlık ve susuzluk: Oruçlu bir kimse açlıktan veya susuzluktan dolayı ölmesinden, aklına bir noksanlık gelmesinden bir tecrübe, bir alâmet veya müslüman bir doktorun haber vermesi ile korkarsa, orucunu -sonra kaza etmek şartı ile- açabilir.

Gebelik, süt analığı: Ramazan-ı Şerîf’te gebe bulunan, kendisinin veya başkasının çocuğuna süt veren bir kadın, kendisine veya çocuğa bir zarar gelmesinden korkarsa, orucunu açabilir. Sonra onu kazâ eder.

Hayız ve nifas hâli: Bir kadın Ramazan-ı Şerîf'te gündüzün âdet görmeğe başlarsa veya çocuk dünyaya getirirse, orucu bozulmuş olur. Artık âdet günlerinde ve lohusalık müddetinde oruç tutması câiz olmaz. Tutamadığı oruçları kaza eder.

Yaşlılık: Vücudu artık oruç tutamayacak kadar takatsiz olan çok yaşlı ve güçsüz kimse oruç tutmayabilir. Böyle bir kimse için Ramazan-ı Şerîf’in her gününün orucuna bedel olarak bir fidye vermesi gerekir. Bu fidye Ramazan-ı Şerîf'in evvelinde veya sonunda, bir fakire yâhut daha çok fakire verilebilir.

Ziyâfet: Ziyâfet vermek veya bir ziyâfete dâvet olunmak, nafile oruçları açmak hususunda bir özür sayılır. Bunun için kişi, sonradan kazâ etmek üzere, vereceği veya çağrıldığı bir ziyâfetten dolayı, nâfile olarak tutmuş olduğu orucunu açabilir


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/23.html)
Başlık: Oruç Hakkında Bazı Fıkhî Meseleler
Gönderen: Mücteba - 24 Temmuz 2012, 09:34:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Oruç, (sadece) yemeyi ve içmeyi terk etmek(ten ibâret) değildir. Gerçek oruç, boş, faydasız ve çirkin sözleri terk ederek tutulan oruçtur.”
(Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Sünen-i Kübrâ)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

24
Temmuz Salı 2012

Hicrî: 05 Ramazan 1433 - Rûmî: 11 Temmuz 1428

İstanbul'da Yangın (1660) • Lozan Antlaşması (1923) • Tübitak'ın Kuruluşu (1963)


Oruç Hakkında Bazı Fıkhî Meseleler

Yolculuk veya hastalık özrü ile Ramazan-ı Şerîf orucunu tutmamış olan kimse, daha sonra bunları kazaya müsait bir vakit bulmadan vefat etse üzerine kaza etmesi ve fidye vermesi lâzım gelmez. Şu kadar var ki fidye verilmesini vasiyet etse malının üçte birinden verilmesi icap eder.

Yolculuk veya hastalık sebebiyle Ramazan-ı Şerîf orucunu tutmamış olan kimse, bunu tamamen veya kısmen kaza edebilecek bir müddet bulmuş olduğu halde kaza etmeden vefat edecek olsa -eğer malı var ise- kazası icap eden her gün için bir fidye verilmesini vasiyet etmesi lâzım gelir. Bu fidye, malının üçte birinden fakirlere verilir.

Fidye, fakir bir kimsenin sabahlı ve akşamlı bir günlük yiyeceğidir ki, bir sadaka-i fıtra (fitreye) denktir.

Ramazan-ı Şerîf orucunu makbul bir özrü olmadığı halde tutmayan kimse üzerine de -malı var ise- ölünce fidye verilmesini vasiyet etmek icab eder. Velev ki kaza edecek vakit bulamamış olsun. Çünkü mümkün olan edayı terk etmiştir. Vasiyet bulunmadığı takdirde fidyeyi vârislerinin vermeleri lâzım gelmez. İsterlerse kendi mallarından bir teberru olarak verebilirler. Vârisler veya başkaları ölü namına orucu kaza edemezler. Bu gibi bedenî ibadetlerde vekâlet yoktur. Şu kadar var ki, kendileri için tuttukları oruçların sevabını ölüye bağışlayabilirler.

İmam Şâfiî’ye göre böyle bir kimsenin terekesi (öldükten sonra bıraktığı şeyleri)nin tamamından -vasiyet etmiş olsun olmasın- kazaya kalmış oruçlarının fidyesi verilir. Böyle bir kimse namına velisi oruç tutabilir.

Tutulmayan oruçlardan dolayı fidye verilmesi, Ramazan-ı Şerîf orucuyla bunun kazasına ve nezir oruçlarına mahsustur. Yemin ve katil keffaretleri için lâzım gelen oruçları tutmaktan âciz kalan kimsenin daha hayatta iken fidye vermesi caiz değildir. Fakat bunun için vasiyet etmesi caizdir.

Çocuklara nazaran oruç, namaz gibidir. Binaenaleyh on yaşında bulunan bir çocuğa oruç tutması emrolunur. Maamafih tutmazsa kazası lâzım gelmez.

Çocuğun oruca gücü yetmelidir. Oruçtan zarar görecek bir çocuğa “Oruç tut” diye emredilmez.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/24.html)
Başlık: Gece Namazının Fazîleti
Gönderen: Mücteba - 25 Temmuz 2012, 10:12:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Farz namazlardan sonra en fazîletli namaz gece namazıdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

25
Temmuz Çarşamba 2012

Hicrî: 06 Ramazan 1433 - Rûmî: 12 Temmuz 1428

Tarık bin Ziyad'ın İspanya'yı Fethi (711) • İlk Lokomotifin Çalıştırılması (1814)


Gece Namazının Fazîleti

Gece namazı -bilhassa teheccüd- müstehab ve en fazîletli olan ibâdetlerdendir.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Farz namazlardan sonra en fazîletli namaz gece namazıdır.”

“Kişi gece uyanıp hanımını da uyandırsa ve iki rek’at namaz kılsalar; Allâh'ı çok zikreden erkeklerden ve çok zikreden hanımlardan yazılırlar.”

“Kim gece namazını kılar ve namazında ihlâslı olursa Allâhü Teâlâ ona dokuz şey ikrâm eder ki beşi dünyâda, dördü âhirettedir:

Dünyâ âfetlerinden muhâfaza eder, onda “...Yüzlerindeki nişaneleri, secdelerinin eseridir...” meâlindeki (Fetih Sûresi, âyet 29) âyet-i celîlesinin sırrını zuhûr ettirir,

Onu sâlih kullarının kalblerine sevdirir, onu bütün insanlara sevdirir, lisânını hikmetle konuşturur,

Kıyâmet günü kabrinden yüzü ak ve nûrlu çıkarır, ona hesâbı kolaylaştırır, sırât üzerinden şimşek gibi geçirir, kitâbını sağından verir.”

“Sizden biriniz (gece) uyuyunca şeytan onun boynuna üç düğüm düğümler. Her düğüm (yerine) “Senin için uzun bir gece vardır, rahat uyu” diye(rek eliyle) vurur.

O kimse uyanıp Allâh’ı zikrederse, bir düğüm çözülür. Abdest alırsa bir düğüm daha çözülür. Namaz da kılarsa, şeytanın düğümlerinin hepsi çözülür. Artık o teheccüd sahibi düğümü çözük, gönlü hoş ve neşeli bir halde sabaha girer. Fakat zikretmez ve abdest alıp namaz kılmazsa gönlü kirli ve uyuşuk bir halde sabaha girer.”

“Gece ibâdetine devâm ediniz. Zira o sizden önceki sâlih kişilerin âdetidir. Rabbinize yaklaşmağa, günahların silinmesine, günah işlemekten uzak kalmağa sebeptir" buyuruldu.

Gece namazı, günâhlara keffârettir ve sâlihlerin âdetidir. Dilden ve diğer bütün bedenden fenâlığı çıkarır.

Gece namazının en fazîletli vakti, uyuduktan sonra kalkarak gecenin son üçte birinde kılınmasıdır.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/25.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 26 Temmuz 2012, 09:39:44

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Bir kimse, vakti girince, abdestini, rükûunu ve huşûunu güzel yaparak namazı kılarsa -büyük günah işlemedikçe- geçmiş günahlarına keffâret olur. Bu, her zaman böyledir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

26
Temmuz Perşembe 2012

Hicrî: 07 Ramazan 1433 - Rûmî: 13 Temmuz 1428

Boğdan'ın Fethi (1476) • Temeşvar Kalesi'nin Fethi (1552) • Edirne ve Kırklareli'nin Yunanlılar Tarafından İşgali (1920)


Huşû ile Namaz

Mü’minin, mîrâcı olan namazı tam bir tahâret ve iyi bir abdestten sonra kılmaya niyet etmesi îcâb eder.

Farzları cemâatle kılmaya ehemmiyet göstermek, hattâ iftitâh tekbirini imamla berâber almayı hiç terk etmemek lâzımdır. Kezâ namazları müstehap vaktinde kılmak ve kırâatte sünnet olan miktara riâyet etmek lâzımdır.

Rükû ve secdede ta'dil-i erkân; âzâların sükûnet bulması muhakkak sûrette lâzımdır... Kavme (rükûdan doğrulduktan sonraki kıyâm)da her âzâ yerine dönüp karar kılacak şekilde tam olarak kalkıp doğrulmak îcâp eder ve âzâların sükûnet bulması ve kavmede olduğu gibi iki secde arasındaki oturuşta da ta'dil-i erkâna riâyet etmek lâzımdır...

Rükû ve secde tesbihlerinin en azı üç, çoğu ise -farklı görüşlere göre- yedi veya onbirdir. İmamın tesbihlerinin adedinin, cemâatin hâline göre olması lâzımdır.

Yalnız kılan insanın, gücü yettiği vakit tesbihleri en az mertebede, (yani üç kere) okumaktan hayâ etmesi ve beş veya yedi tesbih okuması lâzımdır.

Secdeye giderken yere en yakın olan azasını koyar: Evvelâ dizlerini, sonra ellerini, burnunu ve sonra alnını yere koyar. Ellerini ve dizini yere koyarken sağdan başlaması, secdeden kalkarken de semâya en yakın âzâlarından başlaması lâzımdır. O halde secdeden kalkarken önce alnını kaldırarak başlaması îcâb eder.

Kıyamda secde mahalline, rükûda ayaklarının üstüne, secdede burnunun ucuna, ka'dede ellerine bakmalıdır. Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivâyet olunduğu üzere namaz kılan kimse, gözlerini bu yerlere sâbitler, bakışlarını başka taraflara dağıtmaz ise cemiyyet (huşû ve huzûr) ile namaz kılmak mümkün olur ve bu namazda huşû hâsıl olur.

Rükûda parmakları açık tutmak ve secdede birleştirmek sünnettir. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) rükûda parmakları açmak, secdede kapamanın birçok faydaları olduğu için yapılmasını emretmiştir. Bizim için Resûlullah Efendimiz'e (s.a.v.) uymaya denk başka hiçbir fayda yoktur… (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, 1/266)


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/26.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: ihvan - 30 Temmuz 2012, 09:21:34
emeğinize sağlık..
Başlık: Oruç
Gönderen: Mücteba - 30 Temmuz 2012, 16:30:28

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim bir oruçluya iftar ettirirse, -oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeden- onun sevabı gibi sevab alır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

27
Temmuz Cuma 2012

Hicrî: 08 Ramazan 1433 - Rûmî: 14 Temmuz 1428

Aden'in Süleyman Paşa Tarafından Fethi (1538) • Kore Savaşlarının Sona Ermesi (1953)


Oruç

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

• “Hadîs-i Kudsî’de Allâhü Teâlâ şöyle buyurur: ‘Âdemoğlunun işlediği her hayır ve ibâdet kendisi içindir, yalnız oruç hariç. Çünkü o, sırf benim içindir ve onun mükafatını da ben veririm.”

• Oruç bir kalkandır. Sizden biri oruçlu olduğu günde fena söz söylemesin, bağırıp çağırmasın. Şayed kendisiyle itişmek ve dalaşmak isteyen olursa iki defa “Ben oruçluyum’ desin. Allâh’a yemin ederim ki oruçlunun ağız kokusu, Allâh katında misk kokusundan daha hoştur.

• “Oruçlu için ferahlanacağı iki vakit vardır: biri iftâr ettiği vakit, diğeri de Rabbine kavuştuğu vakittir ki orucunun sevabıyla sevinir.”
Oruç sadece yemek, içmek ve orucu bozan şeyleri terk etmekten ibâret değildir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Nice oruçlular vardır ki ona orucundan kalan sadece açlığı ve susuzluğudur.” buyurmuşlardır.

Muhakkak her âzânın oruçta bir hissesi vardır. Bütün âzâları, Allâh’ın hoş görmediği amellerden sakındırmak lâzımdır.

Gözün orucu, onu harama bakmaktan menetmektir. “(Harama) bakmak İblis’in zehirli oklarından bir oktur. Kim gözünü harama bakmaktan meneder, tutarsa Allâh onun kalbine lezzetini hissedeceği îman verir.” buyurulmuştur.

Dilin orucu onu faydasız sözden menetmek, tutmak, sadece faydalı yerde kullanmaktır.

Kulağın orucu onu gıybet gibi Allâh’ın haram kıldıklarını dinlemekten tutmaktır. Zira dinleyen, günahda söyleyene ortaktır. Elin orucu haramı tutmamak, ayağın orucu harama gitmemektir. Hâsılı bütün bedeni dînin hoş görmediği şeylerden uzak tutmak lâzımdır.

Oruçtan maksad nefsin şehvetini kırmaktır. Böyle olunca oruçlunun iftarda ve sahurda aşırı yemesi, hele hele diğer zamanlarda iki defada yediğini bir defada yemesi doğru olmaz. Yalnız gündüz işinin ağırlığına göre işine ve ibâdetine kuvvet verecek kadar yemelidir.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/27.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 30 Temmuz 2012, 16:33:09

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Sadakanın en fazîletli olanı Ramazan ayında verilendir.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu's-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

28
Temmuz Cumartesi 2012

Hicrî: 09 Ramazan 1433 - Rûmî: 15 Temmuz 1428

Ankara Savaşı (1402) • Sultan İkinci Mahmud Han'ın Tahta Cülûsu (1808) • Birinci Cihan Harbi'nin Başlaması (1914)


Bir Mesele: Vitir'de Kunut

Ramazân-ı şerîfte vitirde imam kunutu sehiv ile okumayıp rukû’a giderse cemâatte ona uymalıdır.

Eğer cemâat imama uymaz ise imam geri kıyâma dönüb kunutu okuduktan sonra ikinci rukûunda cemâat imama uyarsa cemâatin namazları bozulur. Zîrâ ilk yaptığı rukû ile farzı edâ etmiş olup imâmın ikinci rukûu nâfile olur. Cemâatin rukûu henüz edâ olduğundan farz olmakla uymaları sahîh olmaz. Bu meseleden insanların çoğu gâfillerdir, halbuki Ramazân-ı şerîfte çok olur.

Vitir namazında kunutu sehiv ile okumayıp rukûya gitmekle sehiv secdesi lâzım olur. Rukûda, kunut hatırına gelse rukûda okumaz ve kunut için geri kıyâma dönmez. Lâkin dönmüş olsa -Rukû'u iâde etsin gerek etmesin- namaz bozulmaz.

Güneş Gözlükleri

Güneş gözlüğü mercek kalitesine dikkat edilerek satın alınmalı.

Gözleri açık-seçik göstermeyen koyulukta cam seçilmeli ve güneş ışığında deneyip, güneşte gözleri kısmadan görmeyi sağlıyorsa alınmalıdır.

Camlar, yanlardan gözlere gelecek tehlikeli ışıklara yol vermeyecek büyüklükte olmalı.

Gözlük çerçevesi de dayanıklı olmalı ve burun üstünden aşağı doğru kaymamalıdır.

Devamlı güneşte bulunan veya çalışanlar -kızılötesi ışınlara uzun süre maruz kalacaklarından- gözlük kullanmaya dikkat etmeli.

Gerekli olmadığı zamanlar mesela güneş battıktan sonra, araba kullanırken güneş gözlüğü takmamalı. Aksi takdirde gözler çok hassaslaşır.

Mavi ve mor renkli camlar ultraviyole (mor ötesi) ışınlarını filtre etmeyeceğinden zararlıdırlar.

Güneş tutulduğu zaman çok koyu camlı güneş gözlüğüyle de olsa, doğrudan güneşe bakmamalı. Gözleri güneşten korumak için güneş gözlüğünden ziyade koyu bir kumaş parçası veya bant kullanmalıdır.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/28.html)
Başlık: Ziyafet - Yemek Adabı
Gönderen: Mücteba - 30 Temmuz 2012, 16:35:41

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Aç olan bir mü’mini doyuran her hangi bir mü’mini, Allâhü Teâlâ kıyâmet günü cennet meyveleriyle doyurur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

29
Temmuz Pazar 2012

Hicrî: 10 Ramazan 1433 - Rûmî: 16 Temmuz 1428


Ziyafet - Yemek Adabı

Topluca yemek müstehabdır. Ashab-ı Kirâm, Rasûlullâh (s.a.v.) “Yâ ResûlAllah! Biz yiyoruz, ama doymuyoruz.” dediler “Her halde siz yemeğinizi ayrı ayrı yiyorsunuz. Yemeğin başına toplanın ve besmele çekin ki yemeğiniz bereketlensin.” “Allâh’a en sevimli olan yemek, üzerinde çokça ellerin biriktiğidir.” buyurulmuştur.

Sofraya tevâzu ile oturmalı, kibirle oturmamalıdır.

Rasûlullâh Efendimiz’e kızarmış bir koyun eti hediye edildi. Efendimiz iki dizi üzerine oturarak yedi ve “Allah beni inatçı, sert tabiatlı, kibirli değil, kerîm bir kul olarak yarattı.” buyurdular.

Yemekte kendi önüne bakar, gözünü yiyenlere dikmez. Yemeğe kendinden yaşlı yahut ileri bir kimse varsa o başlamayınca başlamaz. Ashâb-ı Kirâm Resûlullâh (s.a.v.) başlamadan yemeğe başlamazlardı.

Yemekte hiç konuşmamak mekruhtur. Herkes yemeği bitirinceye kadar elini sofradan çekmez. Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) “Sofra kurulduğu zaman bir adam, sofra toplanıncaya kadar kalkmasın ve elini sofradan çekmesin. Eğer kendisi doymuş ise topluluk yemeği bitirinceye kadar yemek yiyormuş gibi davransın. Sizden bir adam kendisi çekilmekle yanındaki arkadaşını utandırır. O, daha yemeğe ihtiyaç ve iştahı olduğu halde yemekten elini çeker.” buyurdular.

Yemekte yapmacık hareketlerden sakınır. Topluluk içinde tek başına iken yediği gibi yer. Her şeyde riyadan sakınmalıdır.

Bir topluluğun yanında yemek yedikten sonra sofra sahiplerine hayır duâ eder. Yemek zamanı davetsiz olarak bir topluluğun yanına girmekten sakınır.
Ev sahibinin müsafirleri giderken birlikte evin kapısına kadar çıkıp uğurlaması müstehabtır. Müsafir de ev sahibinden izin almaksızın habersiz çıkıp gitmez.

Ziyâfet veren külfete girmekten sakınır. Ancak kendisinin cömertçe harcamak niyeti varsa ona bir şey denmez.

Müsâfir ikrâm edilen hiçbir şeyi hakîr görmemelidir.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/29.html)
Başlık: Her Şeyden Önce Allâh'ın Rızâsı / Ehl-i Bid'atten Uzak Durmak
Gönderen: Mücteba - 30 Temmuz 2012, 16:41:11

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Evlâdına Kur’ân-ı Kerîm öğreten (ana) baba kıyâmet günü muhakkak sultan tâcıyla tâclandırılır ve onlara insanların mislini görmedikleri elbiseler giydirilir.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

30
Temmuz Pazartesi 2012

Hicrî: 11 Ramazan 1433 - Rûmî: 17 Temmuz 1428

Lehistan (Polonya)'ın Osmanlı Himayesini Kabulü (1557)  


Her Şeyden Önce Allâh'ın Rızâsı

Muâviye (r.a.) Hz. Âişe’ye (r.anhâ) mektup yazdı ve kendisine, veciz (çok öz) bir tavsiyede bulunmasını istedi.

Hz. Âişe’de (r.anhâ) şu mektubu yazdı: “Selâmün aleyke. Ben Resûlullah (s.a.v.)’den şöyle işittim:

“Bir kimse, insanları kızdırma pahasına Allâh’ın rızâsını talep ederse insanların eziyetine karşı Allah ona yeter.

Bir kimse de Allâh’ı gadablandırma pahasına insanların rızâsını almaya kalkışırsa Allâhü Teâlâ insanları ona musallat eder (de insanlar ona eziyet ve zulüm ederler.) Vesselâm…”
(Mektûbât-ı İmâmı Rabbânî, 1/98)

Ehl-i Bid'atten Uzak Durmak

İkinci binin müceddidi İmâm-ı Rabbânî (k.s.) buyurdular: “İyi biliniz ki, ehl-i bid’atin sohbetlerinde bulunmak, kâfirlerin sohbetindeki fesaddan daha çoktur.

Ehl-i bid’atin en yaramazı ve en kötüsü, Resûlullah’ın ashabına buğz eden, onları sevmeyen tâifedir. Allâhü Teâlâ Fetih Sûresinin, 29. âyetinde “Onlarla kâfirleri öfkelendirmek için …” buyurmuştur.

Kur'ân-ı Kerîm’i ve dini tebliğ eden, bize ulaştıran o Ashâb-ı Kiram’dır. Şayet o ashab kötülenir, tenkîd edilirse Kur'ân’ın ve şerîatın da kötülenmesi, tenkid edilmesi lâzım gelir. Kur'ân-ı Kerîm’i (hilâfeti zamanında) cem' eden Hz. Osman b. Affan’dır (r.a.). Şâyet Hz. Osman’a dil uzatılırsa Kur’ân-ı Kerîm’e de dil uzatılmış olur.

Allâhü Teâlâ zındıkların itikat ettikleri şeylerden bizleri muhafaza buyursun. Ashab arasında meydana gelen ihtilaf, yine aralarındaki mücâdele ve mukâtelenin, nefsânî arzularından meydana geldiği söylenemez. Zira onların nefisleri beşerin en hayırlısı olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sohbetlerinde temizlenmiş, emmârelik vasfından kurtulmuştur. …(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbâni, 1/54)


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/30.html)
Başlık: İmam Ahmed bin Hanbel (r.a.) ve Müsnedi
Gönderen: Mücteba - 31 Temmuz 2012, 09:25:05

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Sizin en hayırlınız Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenen ve öğreteninizdir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

31
Temmuz Salı 2012

Hicrî: 12 Ramazan 1433 - Rûmî: 18 Temmuz 1428

İmam Ahmed bin Hanbel (r.a.)'in Vefatı (855) • Cerbe Kalesi'nin Fethi (1560)


İmam Ahmed bin Hanbel (r.a.) ve Müsnedi

Ahmed bin Muhammed bin Hanbel eş-Şeybânî (r.h.), Hanbelî mezhebinin kurucusu ve imamıdır. Büyük bir hadîs âlimi, meşhûr bir müctehid, aynı zamanda da bir müfessirdir. Henüz üç yaşında iken babasının vefatı üzerine annesi tarafından yetiştirilmiş ve küçük yaşta ilim tahsiline başlamıştır.

İlim tahsili için Kûfe’ye, Basra’ya, Mekke-i Mükerreme’ye, Medîne-i Münevvere’ye, Yemen’e, Şam’a, Horasan’a gitmiş, birçok ilim merkezlerini gezip dolaşmış, sonra yine Bağdat’a dönmüştür.

Bu yolculukları esnasında pek çok sıkıntılarla karşılaşmıştır. Kitapları ve kayıtlarının olduğu çantasını sırtında taşırdı. Ezberlediği hadîs-i şerîflerin ve yazdığı notların çokluğunu gören birisi, “Sen bu kadar hadîs öğrendin. Hem Müslümanların âlimi, imamısın. (Bir Kûfe’ye bir Basra’ya gidiyorsun! Daha ne zamana kadar böyle devam edeceksin?)” deyince Ahmed b. Hanbel Hazretleri “Hokka ve kalem ile mezara kadar.” diye cevap vermiştir.

Rebîulevvel ayının on ikinci Cuma günü hicrî 241 târihinde vefât etmiştir. Kabri şerifleri Bağdad'da (Bâb-ı harb) denilen yerdedir.

Cenazesine büyük bir kalabalık katılmıştır.

Vefatından 230 sene sonra Şerîf Ebû Cafer için onun yanına defn olunmak üzere bir kabir kazılırken, İmam’ın kefeninin sapasağlam olduğu ve hiç değişmediği görüldü.

En meşhur eseri, Müsned isimli eseridir. Müsnedlerde, sahâbînin rivâyet ettiği hadîsler bir araya toplanır. Önce aşere-i mübeşşerenin rivâyetlerine yer vermiştir. Kitabına Hz. Ebu Bekir’in rivâyet ettiği hadîsleri bir araya getirerek başlamış ve buna Müsned-i Ebu Bekir demiştir. Sonra ashabın büyüklerinin rivâyetlerine yer vermiş, sonra hanım sahabîlerin rivâyetleri, en sonra da ismi mübhem olan sahabînin rivâyetlerini vermiştir.

Müsnedinde yedi yüzden fazla sahabîden nakledilen kırk bin civarında hadîs bulunur. Bu hadîsleri yediyüz elli bin hadîsten seçmiştir. Rahimehullah.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/7/31.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 01 Ağustos 2012, 10:21:30

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İnsanlara karşı güzel ahlâk ile davran.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

01
Ağustos Çarşamba 2012

Hicrî: 13 Ramazan 1433 - Rûmî: 19 Temmuz 1428

Osman Bey'in Vefatı, Orhan Bey'in Tahta Çıkışı (1326) • Kıbrıs'ın Fethi (1571)


Bir Âdab

Müslümanlar birbirlerine karşı daima hürmet ve nezaket ile davranırlar.
Mesela; Bir müslüman başkasının evine rızası olmadıkça girmez, başkasının hanesi içine izni olmadıkça dışarıdan bakmaz, sözleriyle kimseyi rahatsız etmez.

Orhan Gâzi'nin Sultan Olması

Osman Gâzi vefat edince Bursa’da defnedildi. Oğlu Orhan ve Alâaddin Bursa hisarındaki Ahi Hasan tekkesinde bir araya geldiler. Osman Gazi’nin malını çocuklarına bölüştürmek ve mîras işlerini yapmak için âlimler ve dervişler toplandılar. Ancak Osman Gazi’nin hiç hazinesi (altın ve akçası) çıkmadı. Yalnız fethedilen yerler vardı. Osman Gazi’den geriye sadece yeni bir kaftan, boyundan geçirilerek yana asılan bir çanta, bir tuzluk, kaşık, bir çift çizme, birkaç tavla iyi atlar, birkaç sürü koyun, birkaç kısrak sürüsü ve bir kaç çift eyer üzengisi kalmıştı.

Orhan Gazi, ağabeyi Alâaddin’e: “Ne buyurursun?” diye sordu.
Alâaddin Paşa: “Bu ülkeye çobanlık etmeye padişah gerektir ki, bütün halkı, orduyu görüp gözetsin. Bu atlar, at sürüleri, koyunlar, hepsi padişahın olsun. Çünkü bütün bunlar şahlık malıdır. Babam, gazâ için saklamıştır. Bizim bölüşülecek bir mirasımız yoktur.” dedi.

Orhan Gazi: “Ey kardeş! Gel, şimdi o çoban sen ol.” dedi.
Alâaddin Paşa: “Atamızın duâsı ve himmeti seninle idi. Onun için babam kendi zamanında seni askere kumandan etmişti, beyliği sana bırakmıştı. Sen dururken, bana ne iş düşer?” dedi.

Orada bulunanlar, onun sözüne “Aferin” dediler, sevindiler.

Orhan Gazi: “O zaman gel, şimdi bana vezir ol.” dedi.

Alâaddin Paşa: Bunu da kabul etmedi ve “Kite (Ürünlü) Ovası’nda Fodura (Alaaddinbey) derler, bir köy var. O köyü bana ver, yeter.” dedi. Orhan Gazi o köyü ona verdi.

Alâaddin Paşa, Bursa’da Kükürtlü’de bir tekke ve kale içinde bir mescit yaptı. Kendisi de orada oturdu.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/1.html)
Başlık: Îtikâf / Oruç Hakkında Meseleler
Gönderen: Mücteba - 02 Ağustos 2012, 09:57:26

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) Ramazan’ın son on gününde itikâf ederdi. Bunu, vefat edinceye kadar böylece devam ettirdi. Resûlullah’tan sonra zevceleri (mü’minlerin anneleri) itikaf ettiler.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

02
Ağustos Perşembe 2012

Hicrî: 14 Ramazan 1433 - Rûmî: 20 Temmuz 1428

Birinci Cihan Harbi'nde Seferberlik İlanı (1914) • Irak'ın Kuveyt'i İşgali (1990)


Îtikâf

Îtikâf, cemâatle namaz kılınan bir mescitte veya mescit hükmünde bulunan bir yerde îtikâf niyetiyle bir müddet kalmaktan ibârettir.

Îtikâf, vâcip, sünnet-i müekkede ve müstehab olmak üzere üç kısımdır.

Adanan îtikâf, vâciptir.

Ramazân-ı Şerîf'in son on gününde yapılan bir îtikâf, kifâyet yoluyla müekked sünnettir.

Başka zamanda ibâdet ve tâat maksadıyla bir mescitte bir müddet yapılan îtikâf da müstehabdır.

Îtikâfın şartları:
Îtikâfa girecek kimse; müslüman ve akıllı olmalı, cünüplükten, hayız ve nifastan temiz bulunmalı, îtikâfa niyet etmiş olmalıdır. Îtikâf, bir mescitte veya mescit hükmünde bulunan bir yerde yapılmalıdır. Vâcip olan bir îtikâfta oruçlu bulunmalıdır.

Kadınlar için kendi evlerinde mescit olarak kullandıkları yerler, birer mescit hükmündedir.

Îtikâflının mescitten özrü olmadan çıkması veya hanımı ile münâsebette bulunması îtikâfını bozar.

Îtikâflının dînî, beşerî veya zarûrî bir ihtiyaçtan dolayı mescitten dışarı çıkması îtikâfı bozmaz: Cuma namazını kılmak için en yakın bir câmiye gitmesi gibi.

Oruç Hakkında Meseleler

• Kaza orucuna geceden niyyet edilir. Fakat bir kimse kaza orucuna imsakdan; sabah vaktinin girmesinden sonra niyet etse bu oruç, kaza olmayıp bir nafile olmuş olur. Binaenaleyh bunu bozacak olsa ayrıca kazası lâzım gelir.
• Kazaya kalmış orucu bulunan kimse, bunu kaza etmeden tekrar Ramazan-ı Şerîf’e yetişince önce Ramazan orucunu tutar. Kaza orucunu daha sonra tutar. Çünkü kaza için zaman müsaittir.

Şafiîlere göre bir Ramazan’a mahsus kaza orucunu diğer Ramazan gelmeden tutmak lâzımdır. Tutulmadan ikinci bir Ramazan-ı Şerif gelince hem kaza, hem de her gün için bir fidye lâzım gelir.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/2.html)
Başlık: Kadir Gecesi'ni Aramak / Sadaka Mü'minin Gölgesidir
Gönderen: Mücteba - 03 Ağustos 2012, 11:42:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Muhakkak bu Ramazan ayı size ulaştı. Bu ayda bin aydan hayırlı bir gece (Kadir Gecesi) vardır. O geceden mahrum kılınan kimse, bütün hayırlardan mahrum kılınmıştır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

03
Ağustos Cuma 2012

Hicrî: 15 Ramazan 1433 - Rûmî: 21 Temmuz 1428

Estergon Kalesi'nin Fethi (1545)


Kadir Gecesi'ni Aramak

İmâm-ı Şa’rânî Hazretleri, Kadir Gecesi’nin kaçıncı gece olduğunu, Ramazân-ı Şerîf’in giriş günlerine göre şöyle tesbit etmiştir:

• Pazar günü girerse, 28’i 29’a bağlayan gece.
• Pazartesi günü girerse, 20’yi 21’e bağlayan gece.
• Salı günü girerse, 26’yı 27’ye bağlayan gece.
• Çarşamba günü girerse, 18’i 19’a bağlayan gece.
• Perşembe günü girerse, 24’ü 25’e bağlayan gece.
• Cuma günü girerse, 16’yı 17’ye bağlayan gece.
• Cumartesi günü girerse, 22’yi 23’e bağlayan gece.


İmâm-ı Şa’rânî Hazretleri 30 sene Kadir Gecesi’yle bu usûle göre müşerref olmuşlardır.

Birçok evliya bu usûlle Kadir Gecesi’ni bulmuşlardır.

Kadir Gecesi’nin bu ay içerisinde hangi gece olduğunun gizlenmesi, mü’minlerin her geceyi Kadir Gecesi bilip, her gece çokça ibâdet etmeleri içindir.

Kadir Gecesi’nde hava berrâk ve güzel olur. O gece her şey Allâh’a secde eder. Denizlerin suyu bir an için tatlılaşır. Mü’minler afv-ı ilâhî ve mağfiret-i sübhânîye mazhar olurlar. (Duâ ve İbâdetler, Fazîlet Neşriyat)

Netîce olarak Ramazân-ı Şerîf hangi gün girerse girsin, bu hesaba göre Kadir Gecesi, cumartesiyi pazara bağlayan geceye isabet etmektedir. Ramazân-ı Şerîf’in ikinci yarısında iki adet cumartesi vardır. Bunlardan gecesi tek sayıya isabet eden, Kadir Gecesi’dir.

Sadaka Mü'minin Gölgesidir

Muhaddis İbn-i Huzeyme (rh.) şöyle nakletti: Tâbiînden Mersed (rh.) Mısır halkının mescide ilk gideni idi. Onu mescide yanında sadaka olmadan girdiğini hiç görmedim. Bu, ya para, ya ekmek ya da buğday olurdu. Hatta bir gün elinde soğan taşıdığını gördüm. Ona: “Ey hayırlı kimse, bu elbiseni kirletir.” dedim.

“Ey İbn-i Ebî Habîb, evde sadaka verecek soğandan başka bir şey bulamadım. Ashâb-ı Kirâm’dan bir zât bana Resûlullâh’ın şöyle buyurduğunu nakletti:
“Kıyâmet gününde mü’minin gölgeliği sadakasıdır.”


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/3.html)
Başlık: Kur'ân-ı Kerim'e Bakmak / Yemek Tarifi: Tas Kebabı (5 Kişilik)
Gönderen: Mücteba - 04 Ağustos 2012, 15:31:51

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kur’ân-ı Kerîm’i yüzüne okumanın, ezbere okuyana karşı fazileti, farzın nafileye karşı fazileti gibidir.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

04
Ağustos Cumartesi 2012

Hicrî: 16 Ramazan 1433 - Rûmî: 22 Temmuz 1428

Beylerbeyi Ramazan Paşa'nın Portekizlere Karşı Vâdi's-Seyl (Fas) Zaferi (1578) • İngiltere'nin Almanya'ya Harp İlanı (1914)


Kur'ân-ı Kerim'e Bakmak

Resûlullah Efendimiz (s.a.v) “Göze, ibadetten nasibini verin.” buyurdular.
“Onun ibadetten nasibi nedir?” diye soruldu.

Resûlullah (s.a.v): “Gözün ibadetten nasibi Mushaf'a (Kur’ân-ı Kerîm’e) bakmaktır.” buyurdular.

Bir başka hadîs-i şerîflerinde Resûlullah (s.a.v) Cebrâil’e (a.s), gözünde bir ağrıdan şikâyet etti. Cebrail (a.s) ona ‘Mushafa bak’ dedi.”

Bir hadîs-i şerîfte: “Kim Mushaf’a bakarak her gün iki yüz âyet okursa kabrinin çevresindeki yedi kabre şefaat edilir.” buyuruldu.

Diğer bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulmuştur: "Kur'an-ı Kerim’e bakarak okuyanın diğerlerine üstünlüğü, farzın nâfileye üstünlüğü gibidir."

Bir adam Resûlullah’a (s.a.v) boğazındaki ağrıdan şikâyette bulundu. Resûlullah (s.a.v) ona Kur’ân-ı Kerîm okumasını tavsiye etti.


Yemek Tarifi: Tas Kebabı (5 Kişilik)

Malzemeler:

Yarım kg et, 1 yemek kaşığı salça, yarım çay bardağı sıvı yağ, 3 adet (orta boy) patates, 3 adet (orta boy) soğan, 3 adet domates, 3 adet yeşilbiber, 1 çay kaşığı karabiber, 2 çay kaşığı tuz.

Hazırlık:

Kuşbaşı doğranmış et, suyunu çekene kadar pişirilip, yağ ve yemeklik doğranmış soğan ilave edilir. Bir miktar kavrulduktan sonra salçası eklenip kavurmaya devam edilir ve yeterince su eklenir.

Su kaynadıktan sonra ateşi kısılıp kapağı kapalı bir şekilde pişmeye bırakılır. Pişince kuşbaşı doğranmış patates, domates ve biber eklenir. Tuz ve karabiberi atıldıktan sonra son kontrolü yapılarak ocaktan alınır. 160 derece fırında 15 dakika daha pişirilir. Üzerine tercihen, ince kıyım maydanoz ilave edilir.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/4.html)
Başlık: Yemek Âdâbından
Gönderen: Mücteba - 05 Ağustos 2012, 13:03:58

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Muhakkak Allâhü Teâlâ, kulunun bir şey yiyip de ona karşılık kendisine hamdetmesinden veya bir şey içip de ona karşılık kendisine hamdetmesinden râzı olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

05
Ağustos Pazar 2012

Hicrî: 17 Ramazan 1433 - Rûmî: 23 Temmuz 1428

Turgut Reis'in Ponza Zaferi (1552) • Fransızların Cezayir'de Katliamı (45 bin insan katledildi) (1945)

Yemek Âdâbından

Yemeğe Besmele ile başlanır. Unutulursa “Bismillâhi evvelehû ve âhırahû” denir. Yemeğe tuz ile başlayıp yine tuz ile bitirmek sünnettir. Hadîs-i Şerîf'de “Ya Ali! Yemeğine tuzla başla ve yine tuzla bitir. Gerçekten tuz, yetmiş derde devadır.” buyuruldu.

Yemeği, kırıntıların üzerine toplanacağı bir sergi üzerinde yer. Lokmayı ufak alır ve güzelce çiğner.

Sağ eliyle yer, sağ eliyle içer. Hadîs-i şerîfte: “Sizden biriniz sağ eliyle yesin, sağıyla içsin, sağıyla alsın, sağıyla versin. Muhakkak ki şeytan sol eliyle yer, soluyla içer, soluyla alır ve soluyla verir.” buyuruldu.

Tek bir tabakta yenildiğinde yemeğin ortasından değil, kenarlarından ve önünden yer.

Önüne gelen yemeği ayıplamaz.

Elindeki lokma düştüğü zaman onu alıp yer.

Yemeğinden artık bırakmaz, tabağındakileri bitirir. Zira bereketin yemeğin neresinde olduğunu bilemez.

Yemeğe ve su içtiği kabın içine üflemez.

Sofrada sirke ve bir cins yeşilliğin bulunması da sünnettir. Sofrada yeşillik bulunduğu zaman melekler hâzır bulunur.

Acıkmadan yemez ve doymadan önce kalkar. Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “İnsanoğlu, karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır.” buyurdular.

Yemeği bitirdiği zaman Allâhü Teâlâ’ya hamd eder. Resûlullâh Efendimiz’den naklolunan yemek duâlarından okur.

Yemekten önce ve sonra elleri yıkar. Dişleri arasında kalanları temizler. Hadîs-i şerîfte “Dişlerinizin arasında kalanları temizleyiniz. Çünkü o temizliktir. Temizlik sahibini imana götürür. İman ise sahibiyle birlikte cennettedir.” buyuruldu.

Dişlerini temizlerken dişlerden kürdana gelen artıkları yemez, atar. Fakat dişinden ve damaklarından diliyle aldığını yutabilir.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/5.html)
Başlık: İhlâs
Gönderen: Mücteba - 06 Ağustos 2012, 12:01:35

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Her sabah ve akşam üç defa ‘Bismillâhillezî lâ yedurru maa’smihî şey’un fi’l-ardı velâ fi’s-semâ’, vehüve’s-semîu’l-alîm’ duâsını okuyan bir kula hiçbir şey zarar vermez.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

06
Ağustos Pazartesi 2012

Hicrî: 18 Ramazan 1433 - Rûmî: 24 Temmuz 1428

Magosa'nın Fethi (1571) • İlk Atom Bombasının Hiroşima'ya Atılması (1945)

İhlâs

İhlâs, herhangi bir işi güzel bir niyetle saf bir kalb ile yapmak, o işe başka bir şey karıştırmamaktır. Buna “Hulûs” da denir.

Yapılan vazîfelerin kıymetleri ihlâsa göre artar. Zıddı riyâ olup bir vazîfeyi sırf gösteriş veya maddi bir menfaat için yapmaktır. Riyakar adamın yaptığı amelin mükafatını Cenab-ı Hak’tan dilemeğe yüzü olmaz.

Hadîs-i şerîfte “Şüphe yok ki Allâhü Teâlâ sırf kendisi için ve kendisinin rızası istenilerek yapılan amelden başkasını kabûl etmez.” buyurulmuştur.

İlim tohum, amel ondan bitendir. Suyu ise ihlâstır. Muhakkak Allâh’ın kulları vardır ki hayırlı bir ameli gördüklerinde hemen onu öğrenirler. Öğrendikten sonra işlerler. İşlediklerinde de ihlâslı olurlar. İhlâslı olmaları bütün hayır kapılarını onlara açar.

İmâm-ı Gazâli (rh.) nakletti:

Âbidlerden bir zât şöyle hikâye etti: “Deniz yoluyla cihâda çıkmıştım. Bir yerde bazı satıcılar geldi. Ben orada gazada kullanmak niyeti ile hayvanım için bir yem torbası satın aldım. Sonra başka bir şehre geldiğimde onun daha pahalı olduğunu görüp sattım ve kar ettim.

O gece rüyamda gördüm ki semâdan iki kişi inmiş. Biri diğerine gazileri yaz, diye emretti. Yazarken ona “Şu gezmeye çıkmıştır, şu riyakârdır, şu tüccârdır, şu Allâh yolundadır." diye yazdırırdı.

Sonra bana baktı ve “Şunu da tüccardan yaz.” dedi. Ben hemen “Allâh Allâh, şu işe bak. Biliniz ki ben ticâret için çıkmadım, yanımda ticâret eşyası da yoktur.

Ben ancak Allâh yolunda gaza niyeti ile çıktım.” dedim. Bana “Ey ihtiyar, sen dün kâr etmek isteyerek bir yem torbası satın almıştın.” dedi. Ben ağlayarak

“Beni tüccardan yazmayınız.” dedim.

Yanındaki ona baktı ve “Ne dersin?” diye sordu. O da “Şöyle yaz ki, fülan zat gazi olarak çıktı, ancak yolda kar etmek üzere bir yem torbası satın aldı. Allâhü Teâlâ onun hakkında hükmünü verir.” dedi. ."


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/6.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 07 Ağustos 2012, 13:06:10

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Bir kimse dünyada iken tanıdığı birinin kabrine uğrar ve ona selâm verirse, kabirdeki kimse onu tanır ve selâmını alır.”
(Hadîs-i Şerîf, İbn-i Asâkir, Târîh-i Dımaşk)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

07
Ağustos Salı 2012

Hicrî: 19 Ramazan 1433 - Rûmî: 25 Temmuz 1428

Kıbrıs Fâtihi Lala Mehmed Paşa'nın Vefatı (1580)

Ecel Yaklaşınca

Kulun ölümü yaklaşınca dört melek yanına gelir. Birincisi, “Selâm sana ey Allâhü Teâlâ’nın kulu, yeryüzünün doğusunu batısını altını üstüne getirdim, atabileceğin bir adımlık yer bulamadım.” der.

İkinci melek, “Selâmün aleyke ey Allâhü Teâlâ’nın kulu, dünyadaki bütün ırmakları dolaştım, sana nasip olacak bir yudum su göremedim.” der.

Üçüncü melek, “Selâmün aleyke ey Allâhü Teâlâ'nın kulu, yeryüzünün doğusunu batısını karış karış dolaştım ama sana nasip olacak bir lokma göremedim.” der.

Nihayet dördüncü melek gelir ve “Selâmun aleyke ey Allâhü Teâlâ’nın kulu, yeryüzünün doğusunu batısını gezdim, dolaştım ama alınması sana nasip olacak bir nefes göremedim.” der.

“YARIM HURMA İLE DE OLSA ATEŞDEN KORUN”

Adiyy bin Hâtim (r.a.) anlatıyor: Bir akşam Resûlullah’ın (s.a.v.) huzurunda idim. Bir topluluk geldi, üzerlerinde yün elbise vardı. Resûlullah kalktı, namaz kıldı, sonra onları teşvik ederek şöyle buyurdular:

Velev bir ölçek, velev yarım ölçek, velev bir tutam, velev bir tutam parçası olsun bununla her biriniz yüzünü cehennem hararetinden korusun. Hatta bir hurma tanesi, velev yarım hurma tanesi olsun.

Her biriniz Allâh'a varacak, Allâhü Teâlâ da ona şöyle söyleyecektir:

‘Ben size göz kulak vermedim mi?’
‘Evet verdin’ diyecek.

‘Mal ve evlâd vermedim mi?’ ‘Evet verdin’
diyecek.

O zaman Allâhü Teâlâ, ‘O halde, hani sen kendin için önceden ne hazırlık gördün?’ buyuracak.”

İnsan işte o vakit önüne, arkasına, sağına, soluna bakar da cehennemin hararetinden yüzünü koruyacak hiçbir şey bulamaz.

Her biriniz yüzünü velev yarım hurma ile olsun ateşten korusun. Bunu bulamazsa velev kelime-i tayyibe ile -tatlı sözle- olsun. Çünkü ben artık sizin hakkınızda fakirlikten korkmam. Zira Allâhü Teâlâ size verecek ve yardım edecektir.”

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/7.html)
Başlık: İbn-i Mes'ûd’un (R.A.) Kur'ân-ı Kerîm Okuyuşu
Gönderen: Mücteba - 08 Ağustos 2012, 10:28:34

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Nefsim kudretinde bulunan Allâh’a yemîn ederim ki, kıyâmet günü İbn-i Mes'ûd’un ayakları mîzanda Uhud dağından daha ağır olacaktır.” (Hadîs-i şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

08
Ağustos Çarşamba 2012

Hicrî: 20 Ramazan 1433 - Rûmî: 26 Temmuz 1428

Sultan Dördüncü Mehmed Han'ın Tahta Çıkışı (1648) • Bitlis'in Kurtuluşu (1918)

İbn-i Mes'ûd’un (R.A.) Kur'ân-ı Kerîm Okuyuşu

Hz. Ömer’e (r.a.) bir adam gelip; “Ben, hâfızasından mushaflar yazan zâtın yanından geliyorum!” deyince, Hz. Ömer (r.a.); “Yazıklar olsun sana! Bak ne söylüyorsun?!” dedi ve adama kızdı. Adam;
– Ben, yalan söylemiyorum! dedi.

Hz. Ömer (r.a.), ona;
– Kimmiş o zât? diye sordu.

Adam;
– Abdullah bin Mes'ûd'dur! dedi.

Hz. Ömer:
– Ben, bu işe ondan daha lâyık bir kimse bilmiyorum. Bak, sana Abdullah'ı anlatayım: Biz bir gece, Ebû Bekr’in evinde idik. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e âit bir işi konuştuktan sonra dışarı çıktık. Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.), benimle Ebû Bekir (r.a.)’in arasında idi. Mescide vardığımız zaman, bir zat namazda Kur’ân-ı Kerîm okuyordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) durdu. Onu dinlemeye başladı.

Ben; ‘Yâ Resûlallâh! Gece namazını kılayım mı?’ diye sordum. Eliyle beni sıkarak; ‘Sus!’ dedi.

O zât, kırâatini bitirdi. Rükû' ve secde ettikten sonra oturdu. Duâ ve istiğfar etti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bana;

– Haydi, soracağını sor! buyurdu.

Sonra da;
– Kur'ân’ı, indiği gibi tâzeliğiyle okumak isteyen, İbn-i Ümmü Abd’in (İbn-i Mes'ûd’un) okuduğu gibi okusun! buyurdu. Sabah olunca, müjdelemek için erkenden Abdullah b. Mes’ûd’un yanına vardım.

Bana;
– Ebû Bekir seni geçti. O senden önce davrandı! dedi.

İbn-i Mes’ûd (r.a.) buyurdu ki: “Resûlullâh (s.a.v.), birgün; ‘Bana Kur'ân oku!’ buyurdu. “Yâ Resûlallâh! Kur’ân sana nâzil oldu. Ben Kur’ân’ı sana nasıl okuyabilirim?” dedim. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Ben, Kur’ân’ı, başkalarından dinlemekten hoşlanırım.” buyurdu.

Bunun üzerine kendisine Nisâ Sûresi’ni okumaya başladım. Nisâ Sûresi’nin “Her ümmetten birer şâhit getirdiğimiz, seni de, onların üzerine şâhit olarak diktiğimiz zaman, onların hâlleri nice olur?” meâlindeki 41. âyete gelince, “Yetişir!” buyurdu.

Rasûlullâh'ın (s.a.v.) yüzüne baktığım zaman, gözlerinden yaşlar akıyordu!

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/8.html)
Başlık: Tûlu(Uzun) Emel / İblise Göre İnsanlar
Gönderen: Mücteba - 09 Ağustos 2012, 09:49:22

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İyi bir komşu, süratli ve rahat bir binek, geniş bir ev kişinin saâdet vesîlesindendir.”
(Hadisi şerif, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

09
Ağustos Perşembe 2012

Hicrî: 21 Ramazan 1433 - Rûmî: 27 Temmuz 1428

Çanakkale'de Birinci Anafartalar Zaferi (1915) • Nagazaki'ye Atom Bombasının Atılması (1945)

Tûlu(Uzun) Emel

 Resûlullah Efendimiz (s.a.v) Ashabına “Hanginiz cennete girmek ister.” diye sordular. Ashab-ı Kirâmın “Hepimiz, ey Allâhü Teâlâ’nın Resûlü” cevabını vermeleri üzerine de şöyle buyurmuştur:

“Emellerinizi kısa tutun, sürekli ölümü hatırlayın ve Allâhü Teâlâ’dan hakkıyla hayâ edin.”

Sahabe-i Kiram “Biz Allâhü Teâlâ’dan hayâ ediyoruz.” deyince Resûlullah (s.a.v) “Hayır, bunu kastetmiyorum. Allâhü Teâlâ’dan hayâ etmek isteyen, başını ve hafızasındakini, karnını ve karnında taşıdığını gözetsin, ölümü sık sık hatırlasın. Âhireti isteyen dünyanın süsünü terk etsin. Kim bunları yaparsa Allâhü Teâlâ’dan hakkıyla hayâ etmiş olur.” buyurdu.

Resûlullah (s.a.v)’in duâlarından biri(nin manası) şudur: “Allâh’ım! Âhiret hayrına mâni olan günahtan, ölümün hayrına mani olan hayattan ve hayırlı amel işlemeye mani olan emelden sana sığınırım.”

Hz. Ali şöyle demiştir: “Dikkat edin, uzun emel âhireti unutturur.”

Dâvûd-u Tâi “Kimin emeli uzun olursa ameli de kötü olur.” demiştir.


İblise Göre İnsanlar

Yahya (a.s.) bir gün İblis -aleyhi’l-la’ne- yi gördü. Yahya (a.s.) ona “Sizin yanınızda insanlar kaç sınıftır?” diye sordu. İblis dedi ki:

Onlardan bir sınıf vardır ki senin gibi günah işlemekten masumdurlar. Biz onlara hiçbir şey yapamayız.

Bir sınıf var ki onlar bizim elimizde, sizin çocuklarınızın elindeki top gibidir. Biz onlarla baş ederiz.

Bir sınıf daha vardır ki bu bizim için en şiddetli olandır. Biz onlardan birine yönelip tam istediğimizi elde edecekken hemen o (işlediği günahtan dolayı tevbe ve) istiğfara koşar, ondan elde edeceğimiz şeyi bozar. Biz ondan asla ümitsizliğe düşmeyiz, ama istediğimizi de elde edemeyiz.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/9.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 10 Ağustos 2012, 11:30:48

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim Allâh’ın hükmüne râzı olmaz ve Allâh’ın kaderine de inanmazsa, Allâh’tan başka ilâh arasın.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemu's-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

10
Ağustos Cuma 2012

Hicrî: 22 Ramazan 1433 - Rûmî: 28 Temmuz 1428

Yavuz (Göben) ve Midilli (Breslav)'nin Osmanlı'ya Sığınması (1914) • Sevr Andlaşması (1920)

Allahü Teâlâ'nın Rızası

Rıza derece olarak sabırdan daha üstündür. Çünkü rıza gösteren aynı zamanda sabretmiş olur. Aksi ise düşünülemez.

Nitekim Allâhü Teâlâ (Tevbe sûresi, 72. âyette) -meâlen-: “Allâhü Teâlâ’nın rızası ise bunların hepsinden daha büyüktür.” buyurmuştur. Aynı şekilde kulun Rabbin’den razı olması her türlü itaat ve ibadetten daha büyüktür.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) Ashab-ı Kiram’dan bir cemaate, “Siz kimsiniz?” diye sordular, onlar da “Mü’minleriz.” cevabını verdiler. Resûlullah (s.a.v.) “İmanınızın alameti nedir?” diye buyurunca “Sıkıntılara sabreder, bolluğa şükreder ve bize takdir edilene rıza gösteririz.” dediler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) “Kâbe’nin Rabb’ine yemin ederim ki siz mü’minsiniz.” buyurdular.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v) bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyurmuştur: “Allâhü Teâlâ bir kulunu severse onu sıkıntılarla imtihan eder. Sabrederse onu seçer. Rıza gösterirse daha fazla kıymet verir.”

İbn-i Mesud (r.a) şöyle buyurdu: “Olan bir şey için ‘Keşke olmasaydı!’ veya olmayan bir şey için ‘Keşke olsaydı!’ demektense ağzıma taş doldurmayı tercih ederim.”

Mûsâ (a.s.) “Yâ Rabbi! Bana seni razı edecek bir iş göster de yapayım.” der. Allâhü Teâlâ ona şöyle vahyeder: “Benim senden razı olmam, benim takdir ettiğime senin rıza göstermendedir.”

Allâhü Teâlâ kullarına hem dünyada hem âhirette güzellik istemelerini öğretiyor ve Bakara Sûresi’nin 201. âyetinde buyuruyorlar ki: “İnsanlardan bir kısmı da vardır ki ‘Ey Rabbimiz, bize hem dünyada güzellik, hem âhirette güzellik ver ve bizi ateş azabından koru’ der, böyle duâ eder.”


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/10.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 11 Ağustos 2012, 16:56:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Helâl kazanmak farz(namaz)lardan sonra farzdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

11
Ağustos Cumartesi 2012

Hicrî: 23 Ramazan 1433 - Rûmî: 29 Temmuz 1428

Fâtih Sultan Mehmed Han'ın Otlukbeli Zaferi (1473) • Otranto'nun Fethi (1480) • Türksat 1B'nin Uzaya Fırlatılması (1994)

Kazancın Hayırlısı

Bir adam Resûlullâh Efendimize (s.a.v.) gelerek sadaka istedi. Resûlullâh (s.a.v.): “Evinde hiçbir şeyin yok mu?” dedi.
Adam: “Evet, bir tarafıyla örtünüp bir kısmını da altımıza serdiğimiz yünden bir yaygı ve bir de su içmek için kullandığımız bir kap var.” dedi.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.): “Onları bana getir.” buyurdu.
Adam getirince onları eline alarak: “Bunları kim satın alacak?” buyurdu.
Bir adam: “Ben bir dirheme alırım.” dedi.

Resûlullâh (s.a.v.) iki veya üç defa: “Bir dirhemden fazla veren yok mu?” diye buyurunca başka biri: “Ben onları iki dirheme alırım.” dedi. Resûlullâh (s.a.v.) onları o adama verdi, iki dirhemi de alarak isteyene verdi ve: “Bir dirhemiyle yiyecek al, çocuklarına ver. Bir dirhemiyle de bir balta al, bana getir.” buyurdu.

Adam baltayı getirince Resûlullâh (s.a.v.) kendi eliyle sap taktı, sonra: “Git, odun topla ve sat. Seni onbeş gün görmeyeyim.” buyurdu. Adam Resûlullâh’ın buyurduğu üzere yaptı. Onbeş gün sonra döndüğünde on dirhem kazanmıştı. Bir kısmıyla giyecek, bir kısmıyla da yiyecek satın aldı. Resûlullâh Efendimiz: “Bu, senin için kıyâmet gününde yüzünde bir leke ile mahşere gelmekten daha iyidir. Yalnız üç kişi sadaka isteyebilir: Çok muhtaç olan, çok borçlanmış olan, akrabasından biri adına diyet vermesi gereken.” buyurdular.

Sen Onları Ziyaret Et

Bir adam Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e geldi ve “Benim akrabalarım var. Ben onları ziyaret ediyorum, fakat onlar beni ziyaret etmiyorlar. Ben onları affediyorum fakat onlar bana zulmediyorlar. Ben onlara iyilik ediyor, ihsanda bulunuyorum fakat onlar bana kötülük ediyorlar. Ben de onlara yaptıkları gibi muamele edeyim mi?” diye sordu.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Hayır. Sen öyle yapma. Onların hepsi seni terk etseler bile sen fazilet sahibi ol ve onları ziyaret et. Sen böyle yaptığın müddetçe Allâhü Teâlâ tarafından bir yardımcı seninle beraber olacaktır.”

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/11.html)
Başlık: Peygamber Efendimiz(s.a.v)'in Sünnetine Uymak
Gönderen: Mücteba - 12 Ağustos 2012, 14:15:58

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“…Benim sünnetime ve benden sonraki hidâyete mazhar olmuş râşid halifelerin sünnetlerine sarılınız.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvud)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

12
Ağustos Pazar 2012

Hicrî: 24 Ramazan 1433 - Rûmî: 30 Temmuz 1428

Bulgaristan'ın 250 bin Türk'ü Sınırdışı Etmesi (1950)

Peygamber Efendimiz(s.a.v)'in Sünnetine Uymak

Allâhü Teâlâ “(Habîbim Ahmed) de ki, ‘Eğer siz Allâh’ı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizleri sevsin ve suçlarınızı mağfiretle örtsün. Allah Gafûr (çok bağışlayan)’dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.” (Âl-i İmrân Sûresi, âyet 31) buyurmuştur.

Bundan anlaşılıyor ki Allâhü Teâlâ’yı sevmek ve rızâsına kavuşmak ancak Resûlullâh Efendimiz'e tâbî olup emirlerine itaat etmekle olur. Kim Resûlullâh Efendimiz’e tâbi olmadan Allâhü Teâlâ’yı severim derse bu kimse yalancıdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Ey benim Ashâbım ve ümmetim! Benim sünnetime ve benden sonraki hidâyete mazhar olmuş râşid halîfelerin sünnetlerine yapışınız. Benden ve ashabımdan sonra ihdâs (ibadettir diye sonradan icad) olunan şeylerden sakınınız. Sonradan ihdâs olunan şeyler bid'attır. Ve her bid'at dalâlettir, sapıklıktır. Ve her dalâlet (e sapan) cehennemdedir.”

“Kim (Kur’ân-ı Kerîm’e ve) benim sünnetime sarılır, manalarını anlayıp ezberler (ve amel ederse) kıyâmet gününde Kur’ân(ın amelini işleyenler) ile beraber gelir.
Kim de Kur’ân-ı Kerîm ve sünnetimle amel etmezse, dünyada ve âhirette helâk ve hüsrandadır.
Ümmetim Allâhü Teâlâ tarafından benim kelâmımı ve emrimi alıp amel etmek ve sünnetime tâbi olmakla emrolundular. Ve kim de benim sünnetime razı olursa Kur’ân-ı Kerîm’e razı olmuştur.


“Kim bana tâbi olup uyarsa o bendendir, kim de sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.”

“Allâhü Teâlâ, kulunu benim sünnetime sarılıp amel etmesi sebebiyle cennete girdirir.”

“Ümmetimin fesâda uğradığı zaman sünnetim ile amel eden kimseye yüz şehit sevâbı vardır.”

“Benim sünnetimi ihyâ edip amel eden, beni ihyâ etmiştir. Beni ihyâ eden, cennette benimle beraberdir.”


Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sünnet-i seniyyelerine sarılıp amel etmek büyük bir nimet olup ona sarılmak lâzımdır.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/12.html)
Başlık: Kadir Gecesi'nin Fâzileti / Kadir Gecesi'nde Ne Yapılır?
Gönderen: Mücteba - 13 Ağustos 2012, 09:25:07

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hz. Âişe Vâlidemiz (r.anhâ) “Yâ Resûlallâh! Kadir Gecesinin hangi gece olduğunu bilirsem nasıl duâ edeyim? Haber verir misiniz?” dedim. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Allâhümme inneke afüvvün kerîmün tühıbbü'l-afve fa'fu annî” diye dua et.” buyurdular. (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

13
Ağustos Pazartesi 2012

Hicrî: 25 Ramazan 1433 - Rûmî: 31 Temmuz 1428

Ortaokullara din dersleri konulması (1956)

Kadir Gecesi'nin Fâzileti

Ashâb-ı Kirâm, Allâhü Teâlâ’nın Kadir Gecesi hakkında “Bin aydan hayırlıdır.” meâlindeki âyet-i kerîmesine sevindikleri kadar hiçbir şeye sevinmediler.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ashâbına İsrailoğullarından dört kişiyi anlattı. Bunlar -göz açıp yumuncaya kadar bir zaman dahi Allâh’a âsî olmadan- seksen sene ibâdet etmişlerdi. Resûlullâh’ın (s.a.v.) ashâbı da bundan dolayı hayret etmişlerdi. Cebrâil (a.s.) geldi ve:
“Yâ Muhammed! Sen ve ashâbın, bu zâtların göz açıp yumuncaya kadar kısa bir vakitte bile Allâh’a isyan etmeden seksen sene ibâdet etmelerine hayret ettiniz. Allâhü Teâlâ sana bundan hayırlısını indirdi.” dedi ve “İnnâ enzelnâhü fî leyleti’l-kadr...(Biz, onu Kadir Gecesi’nde indirdik.)” meâlindeki âyet-i kerîmesi ile başlayan Kadr Sûresi’ni sonuna kadar okudu.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v) çok sevindiler. (Gunye, 2-16-19)

Kadir Gecesi'nde Ne Yapılır?

Bu gece dört rek’at Kadir Gecesi namazı kılınır:

1’inci rek’atte: 1 Fâtiha, 3 İnnâ enzelnâhü...,
2’nci rek’atte: 1 Fâtiha, 3 İhlâs-ı şerîf,
3’üncü rek’atte: 1 Fâtiha, 3 İnnâ enzelnâhü...,
4’üncü rek’atte: 1 Fâtiha, 3 İhlâs-ı şerîf okunur.

Namazdan sonra:

1 defa, “Allâhü ekber Allâhü ekber, Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd.”
100 “Elem neşrah leke...” sûresi,
100 “İnnâ enzelnâhü...” sûresi,
100 defa da Resûlullâh Efendimiz’in Hz. Âişe vâlidemize öğrettiği “Allâhümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbü’l-afve fâ’fü annî” duâsı okunur ve duâ edilir.

Mümkünse, bir de tesbih namazı kılınmalıdır.

(Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/13.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: ihvan - 13 Ağustos 2012, 09:53:01
Kadir Suresi, Okunuşu ve Anlamı
 
القدر
 بسم الله الرحمن الرحيم
 Bismillâhirrahmânirrahîm
 Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla
 إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ
 1 İnnê enzelnâhü fî leyletilkadri
 1 Doğrusu Biz, onu (Kurân'ı) Kadir gecesinde indirdik
 وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ
 2Ve mê edrâke mê leyletülkadri
 2 Kadr gecesinin ne olduğunu bilir misin sen?
 لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ
 3 Leyletülkadri hayrun min elfi şehrin
 3 Kadr (Kadir) gecesi; bin aydan daha hayırlıdır
 تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ
 4 Tenezzelülmelêiketü verrûhu fîhê biizni rabbihim min külli emrin
 4 O gece Rab'lerinin izniyle Ruh ve melekler, her türlü iş için iner de iner
 سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
 5 Selêmün hiye hattê matla’ıl fecri
 5 Artık o gece bir esenliktir gider Tâ [ki] tan ağarana kadar
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 14 Ağustos 2012, 09:45:51

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim faziletine inanarak ve mükâfâtını sadece Allah’tan ümid ederek Kadir Gecesini ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

14
Ağustos Salı 2012

Hicrî: 26 Ramazan 1433 - Rûmî: 01 Ağustos 1428

Pakistan'ın İstiklâli (1947) • İkinci Kıbrıs Harekâtı (1974)

Kadir Gecesi'nin Husûsiyetleri

Cenâb-ı Hak, bazı kıymetli şeyleri birçok hikmetler için gizlemiştir:

Kullarının bütün ibâdet ve tâatlere rağbet etmesi için rızâsını ibâdet ve tâatlarda; büyük-küçük günahlardan kaçınmaları için gadabını günahlarda; bütün isimlerine ta’zîm edilmesi için İsm-i A’zam’ı Kur’ân-ı Kerîm’de; bütün namazların muhâfazası için salât-ı vüstânın hangi namaz olduğunu, günün tamamında duâ edilmesi için cuma günündeki icâbet saatini (duânın kabul edilen vaktini); hiç kimseyi hor ve hâkir görmemek için velî kullarını; Ramazan’ın her gecesini ibâdet ve tâatla ihyâ edip daha çok sevap kazansınlar diye de Kadir Gecesi’ni gizlemiştir.

Bununla beraber Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) Kadir Gecesi’nin bâzı alâmetlerini bildirmiştir: O gece gökyüzü parlak ve bulutsuz olur. Hava ne soğuktur ne de sıcak, latîf olur. O gecenin sabahında güneş ziyâsız (solgun) olarak doğar.

Kadir Gecesi, içerisinde Kur’ân-ı Kerîm indirilen mübârek gecedir. Bu gecenin pek çok husûsiyetinden birkaçı:

1- Bu gecede ibâdet (içerisinde Kadir Gecesi olmayan) bin ayda yapılan ibâdetten daha hayırlıdır. Resûlullâh Efendimiz’e (s.a.v.) kendisinden önceki ümmetlerin ömrü gösterildi. Ümmetinin ömürlerini kısa gördü. Bunun üzerine Hz. Allâh bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni ihsân etti.

2- Kadir Gecesi’nde meleklerin ve rûh’un inmesi.
Melekler bu gecenin esrârını görmek üzere inerek yeryüzünü doldurduğu için bu geceye darlık mânâsına olan “Kadir” ismi verilmiştir.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki: “Kadir Gecesi olunca Allâhü Teâlâ, Cebrâil’e (a.s.) emreder. Cebrâil (a.s.) yanlarında yeşil bir sancakla melekler ile yeryüzüne inip sancağı Ka’be’nin üzerine dikerler. Cebrâil (a.s.) bu gece melekleri teşvik eder. Onlar da her ayakta bulunana, durana, oturana, namaz kılana ve zikredene selâm verir ve onlarla musâfaha eder. Yaptıkları duâlara âmin derler. Bu, fecir vaktine kadar devâm eder.”

3- Bu gece, fecir vaktine (imsake) kadar selâmettir.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/14.html)
Başlık: Sadaka-ı Fıtır (Fitre)
Gönderen: Mücteba - 15 Ağustos 2012, 09:19:49

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim sadaka-i fıtrını bayram namazından önce verirse bu, kabul olunmuş bir sadaka-i fıtırdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

15
Ağustos Çarşamba 2012

Hicrî: 27 Ramazan 1433 - Rûmî: 02 Ağustos 1428

Revan'ın Fethi (1538) • Trablusgarb'ın Fethi (1551) • Panama Kanalı'nın Açılışı (1915)

Sadaka-ı Fıtır (Fitre)

Sadaka-i fıtır, Ramazan-ı Şerîf’in sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarından başka en az nisâp miktârı (80.18 gr. altın veya ona denk miktarda) bir mala mâlik bulunan her Müslümanın vermesi vâcip olan bir sadakadır.

Zekâtın farz olmasından önce, orucun farz kılındığı sene vâcip olmuştur. Sadaka-i fıtır, orucun kabulüne, ölüm ânının sıkıntılarından ve kabir azâbından kurtuluşa vesîledir. Yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye, bayram neşesinden onların da istifâde etmelerine bir yardımdır. Bu cihetle sadaka-i fıtır, insânî bir vazifedir.

Sadaka-i fıtır, her Müslümanın kendisi ve fakir olan küçük çocuğu için de vâciptir.

Büyük çocuğun ve zengin olan çocuğun fitresi babasına vâcip değildir.

Sadaka-i fıtır, Ramazan Bayramı’nın birinci günü fecr-i sâdıkın doğuşundan (sabah namazı vaktinin girmesinden) itibâren vâcip olur. Fakat bundan daha önce de verilebilir. Tâ ki fakirler, bununla bayram namazına çıkmadan evvel noksanlarını tedârik edebilsinler.

Sadaka-i fıtır (fitre), Ramazan Bayramı’nın birinci günü fecrin doğuşuyla vâcip olduğundan fecirden önce çocuk dünyaya gelse onun için de sadaka-i fıtır vâcip olur. Şâyet fecirden sonra doğarsa bir şey lâzım gelmez.

Bir kimse, kendi idâresinde olmayan hanımının veya büyük evlâdının fitrelerini onların izinleriyle verebilir. Kendi âilesi, idâresinde bulunduğu takdirde -âdeten izin bulunduğundan- izinleri olmaksızın vermesi de kâfidir.

Bir kimse kendi fitresini, fakir olan eşine, babasına veya oğluna veremez.

Fitreyi bayram namazından sonraya bırakmak mekruhtur. Müstehap olan, namazdan evvel verilmesidir. Çünkü Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Bayram namazından sonra verilen fıtra, diğer (nâfile) sadakalardan bir sadakadır. Lâkin bayram namazından evvel verilen fıtra, Allâhü Teâlâ’nın indinde makbûl olan bir sadakadır.” buyurmuşlardır.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/15.html)
Başlık: Ölüye Hediye / Münacât
Gönderen: Mücteba - 16 Ağustos 2012, 09:48:05

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Muhakkak Allâhü Teâlâ, yeryüzündekilerin duâsından dolayı kabirlerdekilere dağlar kadar rahmet verir. Dirilerin ölülere hediyeleri istiğfârdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

16
Ağustos Perşembe 2012

Hicrî: 28 Ramazan 1433 - Rûmî: 03 Ağustos 1428

Millî Kütüphane'nin Açılışı (1948) • 8 Yıllık Mecbûrî Eğitimin TBMM'de Kabulü (1997)

Ölüye Hediye

Resûlullah (s.a.v) bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurdular:

“Mü’min kabirde suda boğulmak üzere olan ve bulduğu her şeye tutunmaya çalışan kimse gibidir. Babasından, oğlundan, kardeşinden, arkadaşından hâsılı herkesten bir duâ bekler. Dünya ehli için hediye ne ise ölüler için duâ da böyledir. Bir melek ölünün yanına, üzerinde nurdan bir mendil bulunan nurdan bir tabakla girer ve “Bu kardeşinin hediyesidir.” der. Dirilerin hediyelerle mesut olmaları gibi o da bu hediye ile sevinir.”

Diğer bir hadîs-i şerîfte şöyle buyruldu:

“Ölünün kabirde en zor gecesi ilk gecedir. Ölülerinize sadakayla merhamette bulunun.”

Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Bir Mü’min Âyetü'l-Kürsî okuyup sevabını ölülere bağışladığında Allâhü Teâlâ, doğudan batıya her kabre kırk nur indirir ve yattıkları yerleri genişletir.”

Diğer bir hadîs-i şerîfte:

“Kim kabristana girer ve Yâsin sûresini okursa Allâhü Teâlâ o kabristanda bulunan ölülerin azabını hafifletir ve okuyan kişiye de orada bulunan ölüler sayısınca sevap yazar.” buyrulmuştur.

Münacât

İlâhî her nefes ilhâmın üzre olsun a'mâlim
Rızân üzre geçe dâim cihân içre meh ü sâlim
Habîbin gittiği yoldan çıkarma bir kadem taşra
Ânın şer'-i şerîfi üzre olsun cümle ef'âlim.
(Sultan Birinci Ahmed Han)

(Yâ Rabbi! İşlerim devamlı senin ilhâmın üzerine olsun. Bu cihanda aylarım ve yıllarım dâimâ senin rızan üzerine geçsin.)
(Habîbin Muhammed Mustafa (s.a.v.)'in gittiği yoldan beni bir adım kadar bile olsa dışarıya çıkarma. Ve bütün işlerim de onun dîni üzerine olsun.)


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/16.html)
Başlık: Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) Annesi Âmine’nin Kabrini Ziyâreti /Şevval Ayı..
Gönderen: Mücteba - 17 Ağustos 2012, 09:38:34

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hz. Âişe (r.anhâ) “Yâ Resûlallâh! Kadın üzerinde hakkı en büyük olan kimdir?” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Kocasıdır” buyurdular. “Erkeğin üzerinde hakkı en çok olan kimdir?” diye sordu. “Annesidir” buyurdular.
(Hadîs-i Şerîf, Hâkim, el-Müstedrek)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

17
Ağustos Cuma 2012

Hicrî: 29 Ramazan 1433 - Rûmî: 04 Ağustos 1428

Hanya'nın Fethi (1645) • 7.4 Büyüklüğündeki Marmara Zelzelesi (1999)

Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) Annesi Âmine’nin Kabrini Ziyâreti

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hudeybiye sulhunun yapıldığı seferde, Mekke’ye giderken annesi Âmine Validemiz'in vefât ettiği Ebvâ Köyü’ne uğradılar. Annesinin kabrini ziyâret için Allâhü Teâlâ’dan izin verilince ziyâret ettiler, kabrin üzerini eliyle düzeltip, ağladılar. Yanındakiler de ağladılar. Niçin ağladığı sorulunca;
“Rahmet duygusu beni rikkate getirdi de ağladım!” buyurdular.

Şevval Ayı

Şevvâl ayı, hac aylarının ilkidir. Bayram günlerinde salevât-ı şerîfe okunmalıdır. Bu ay içinde 6 gün nâfile oruç tutulur. Bu oruç, Şevvâl’in 12’sinden itibaren 17. gün (dâhil) tutulduğunda “eyyâm-ı biyz” da oruçlu geçirilmiş olacağından çok büyük sevâbı vardır.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), şevval ayından 6 gün oruç tutanların, senenin tamamını oruçlu geçirmiş olacağı müjdesini vermiştir.
(Duâ ve İbâdetler, Fazîlet Neşriyat)

Şevval Ayı İctimâ‘i, Ru’yet ve Başlangıcı

Hicrî Kamerî 1433 yılı Şevval ayı ictima‘ı bugün (17 Ağustos Cuma) Türkiye saati ile 18.55’de idi.

Ru’yet ise yarın (18 Ağustos Cumartesi) Türkiye yaz saati ile: 06.50’de.

Hilâl’in görüldüğü yerler: Büyük okyanusun güney batı kesimi, Yeni Zellanda, Antarktikanın doğu sahilleri, Hint okyanusunun orta ve güney kesiminde

Solomon Adaları, Mc.Donald Adaları, St. Poul, Papua Yeni Gine, Tasmanya, Avustralya Büyük okyanusun orta ve güney kesimleri ve Avustralya.

Hilâl; Türkiye, Almanya, Avusturya, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasının orta ve kuzeyinden kesinlikle görülemeyecektir. Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere’den görülemeyecektir.

Hilâl’in görüldüğü günü tâkip eden 19 Ağustos Pazar günü de Şevval ayının 1’i olmaktadır.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/17.html)
Başlık: Bayram Namazı Nasıl Kılınır? / Arefe ve Bayram Geceleri Ne Yapmalı?
Gönderen: Mücteba - 18 Ağustos 2012, 03:40:27

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı ve Arefe günleri boy abdesti alırdı.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

18
Ağustos Cumartesi 2012

Hicrî: 30 Ramazan 1433 - Rûmî: 05 Ağustos 1428



Bayram Namazı Nasıl Kılınır?

Bayram namazının her iki rek’atindeki üçer adet fazla tekbirlere “zevâid tekbirleri” denir. Vâcip olan bu tekbirler, birinci rek‘atte kırâatten önce, ikinci rek‘atte kırâatten sonra alınır.

Bayram namazı şöyle kılınır:

Bayram namazı kılmaya kalben niyet edilir. “İftitâh tekbiri”nden sonra eller bağlanır ve “Sübhâneke”den sonra imâm sesli, cemâat ise gizlice “Allâhü ekber” diyerek eller kaldırılır ve yanlara salınır; ikinci tekbir alınır ve eller yanlara bırakılır; üçüncü tekbir alınıp eller bağlanır. İmam açıktan Fâtiha ve zamm-ı sûre okur, cemâat dinler. Rükû ve secdeden sonra da ikinci rek‘ate kalkılır.

İkinci rek‘atte imâm, önce Fâtiha sonra bir sûre veya üç âyet okur. Sonra birinci rek‘atin başında alınan tekbirler bu kez kırâatın sonunda üç defa alınır ve eller hep yanlara salıverilir. Dördüncü tekbir ile rükûa gidilir, namaz tamamlanır.

Arefe ve Bayram Geceleri Ne Yapmalı?

Arefe ve bayram geceleri mümkünse Hatm-i Enbiyâ, Hatm-i İstiğfâr yapılır ve Tesbîh Namazı kılınır. (Hatm-i İstiğfâr, 1001 defa “Estağfirullâhe’l-azîm ve etûbü ileyk” okumaktır.) (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/18.html)
Başlık: Ziyaret Etmek
Gönderen: Mücteba - 19 Ağustos 2012, 08:10:56

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Mü’min, mü’min birisiyle karşılaşıp ona selâm vererek elini tutup musafaha ettiği zaman her ikisinin de günahları ağaç yapraklarının döküldüğü gibi dökülür.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemu'l-Evsat)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

19
Ağustos Pazar 2012

Hicrî: 1 Şevval 1433 - Rûmî: 06 Ağustos 1428

Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın İrtihali (1691) • Türk Denizaltıcılığının Başlaması (1890)

Ziyaret Etmek

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

• “Bir kimse din kardeşini Allâhü Teâlâ’nın rızâsı için ziyaret ederse gökten bir nidacı “Sen onu hoşnut ettin, cennet de seni hoşnut edecektir.” diye nida eder.
• “Bir müslüman diğer bir müslüman kardeşini ziyaret ettiğinde yetmiş bin melek onu uğurlarlar ve şöyle duâ ederler: “Allâh'ım! Senin rızan için kardeşini ziyaret ettiği gibi onu rızana nâil eyle.”
• “Bir müslüman diğer bir müslüman kardeşini ziyaret maksadıyla evinden çıkarsa boğazına kadar rahmete nail olur. Hasta bir kardeşinin yanında oturursa rahmet onu kaplar ve bu rahmet hastayı da içine alır. Hasta, Allâhü Teâlâ’nın arşının, onu ziyaret eden kişi de onun kudsiyetinin gölgesindedir.”
• “Kim sabahleyin bir müslüman kardeşini ziyaret ederse yetmiş bin melek akşam oluncaya kadar onun için duâ eder. Ziyareti akşam vakti yaparsa yetmiş bin melek onun için sabaha kadar dua eder.”
• “Kim mü’min kardeşini ziyaret ederse rahmet denizine dalar. Kim de hasta bir mü’min kardeşini ziyaret ederse dönünceye kadar cennet bahçeleri içindedir.”
• “Hastalarınızı ziyaret ediniz ve onlardan duâ isteyiniz. Çünkü hastanın duâsı makbuldür ve günahları bağışlanmıştır.”
“Bir hastanın yanına girdiğinde ondan duâ iste. Çünkü hastanın duâsı meleklerin duâsı gibidir.”
Zeyd bin Erkam (r.a) şöyle demiştir: “Resûlullah (s.a.v) gözümdeki bir ağrıdan dolayı beni ziyaret etmişti.”
“Kim güzelce abdest alarak bir müslüman kardeşini ziyaret ederse cehennemden yetmiş sene uzaklaşır.”

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/19.html)
Başlık: Resûlullah (s.a.v) Sevgisi / Tavuğun Temizlenmesinde Mühim Husus / Atalar Sözü
Gönderen: Mücteba - 20 Ağustos 2012, 02:09:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Meclislerinizi bana salevat okuyarak süsleyiniz. Zira sizin bana salevatınız kıyâmet günü sizin için nûrdur.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu's-Sağîr)  

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

20
Ağustos Pazartesi 2012

Hicrî: 2 Şevval 1433 - Rûmî: 07 Ağustos 1428

Barbaros Hayreddin Paşa'nın Nice (Nis) Kalesi'ni Fethi (1543)

Resûlullah (s.a.v) Sevgisi

Resûlullah Efendimiz (s.a.v) Hz. Sevban’ı (r.a.) köle iken satın almış ve sonra azat etmiştir. Sevban (r.a.) Resûlullah (s.a.v.)’den yüz yirmi yedi hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.

Hz. Sevban (r.a.) Resûlullah (s.a.v.)’i pek sever, onu görmemeye dayanamazdı.
Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onun pek zayıflayıp renginin solduğunu görünce “Neyin var ey Sevban?” diye sordu. Sevban (r.a.) şu cevabı verdi: “Yâ ResûlAllah, hiçbir ağrım ve sancım yoktur, sıhhatim gayet yerindedir. Şu anda âhiret hayatını hatırladım. Ben sizi dünyada bir gün görmeden dayanamıyorum, ya âhirette ayrı kalırsak ve sizi görmekten mahrum olursam halim nice olur? Cennete girsem bile kullar arasında olacağım, sen ise, peygamberlerle birlikte yüksek makamlarda olacaksın! Orada seni bir daha göremeyeceğim. İşte bu beni üzüyor ve günden güne eritiyor.”

Bunun üzerine Allâhü Teâlâ şu âyet-i kerîmeyi indirdi:

“Ve her kim Allâhü Teâlâ’ya ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allâh’ın kendilerine in'am buyurmuş (nimet vermiş) olduğu peygamberler ve sıddıklar ve şehîdler ve salih zatlar ile beraberdirler. Onlar ise ne güzel arkadaştır.” (Nisa Sûresi, âyet 69)


Tavuğun Temizlenmesinde Mühim Husus

Bir müslüman tarafından besmele ile boğazlanan, fakat kolay yolmak için bağırsakları çıkarılmadan kaynar suya atılan tavuk asla temiz ve helâl olmaz.
Tüyleri kolay yolmak için tavuğu sıcak suya atmadan önce içini temizlemek ve tavuk üzerinde kan ve sâir pislik var ise onu temizlemek lazımdır.


Atalar Sözü:

• Kişi bilmediğini ayağının altına yığsa başı göğe değer.
• İnsan kabahati daima kendinde aramalı.
• Kişi ettiğini bulur, kimi tez, kimi geç.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/20.html)
Başlık: Peygamberimizin (s.a.v) Şefaati
Gönderen: Mücteba - 21 Ağustos 2012, 13:20:02

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kıyâmet günü şefaatim Allâh’tan başka ilah olmadığına ve benim de Allâh’ın resûlü olduğuma şehadet eden kimse içindir.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemu'l-Evsat)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

21
Ağustos Salı 2012

Hicrî: 3 Şevval 1433 - Rûmî: 08 Ağustos 1428

Rusya'nın Çekoslovakya'yı İşgali (1968) • Mescid-i Aksa'nın Yahudilerce Yakılması (1969)

Peygamberimizin (s.a.v) Şefâati

Resûlullah’ın (s.a.v) şefâatleri dünyada ve âhirette devamlıdır ve hâlen şefaat etmektedir.
Resûlullah’ın (s.a.v) kıyâmet günü birçok şefâati vardır.
Birincisi büyük şefâattir ki Âraf ehline, mahşer halkınadır.
İkincisi, cehenneme girmeyi hak eden günahkar mü’minleredir, şefâati ile cehenneme girmezler.
Üçüncüsü, cehenneme giren günahkar mü’minleredir. Şefâati ile oradan çıkarır.
Dördüncüsü, cennete hesapsız girenler hakkındaki şefâatidir.
Beşincisi, cennettekilerin derecelerinin yükselmesini sağlayan şefâattir.
Altıncısı, Medine’de ölenlerin nâil olacağı şefâattir.
Yedincisi, amcası Ebû Tâlib’in azabının hafiflemesi için şefâattir.
Sekizincisi, kendisine salât ve selâm getirenlere şefâatidir.
Dokuzuncusu, sevabı ve günahı denk olanların ve Âraf ehlinin cennete girmeleri için şefâattir.
Onuncusu, ümmetinin diğer ümmetlerden önce cennete girmesi için şefâattir.
On birincisi, ümmetinden büyük günah sahibi olanlara şefâatidir.

Kıyâmet günü âsi mü’minlerden bazıları cehenneme girerler. Cehennem ehli onları ayıplayarak şöyle derler: “Siz Allâhü Teâlâ’ya kulluk ediyor ve ona hiçbir şeyi ortak koşmuyordunuz. Buna rağmen cehenneme girdiniz ve çıkmayacaksınız.”
Bunun üzerine Allâhü Teâlâ bir avuç su ile bir melek gönderir. Suyu bu insanların içinde bulunduğu ateşe serper. Cehennemlikler onlara gıpta ederler. Daha sonra cehennemden çıkıp cennete girerler.”
Allâh’ım! Bizi Hz. Muhammed (s.a.v)'in şefâatiyle hiç azaba uğramadan geniş rahmetinle cennete koy. Sen Erhamu’r-Râhimînsin.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/21.html)
Başlık: Kelime-i Tevhid'in Bazı Esrarı / Atalar Sözü
Gönderen: Mücteba - 22 Ağustos 2012, 01:22:39

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“En fazîletli zikir ‘Lâ ilâhe illallâh’, en fazîletli duâ da ‘Elhamdülillâh’dır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

22
Ağustos Çarşamba 2012

Hicrî: 4 Şevval 1433 - Rûmî: 09 Ağustos 1428

Barbaros Hayreddin Paşa'nın Tunus'u Fethi (1534) • Sultan İkinci Mustafa'nın Hal'edilmesi; Üçüncü Ahmed Han'ın Tahta Çıkışı (1703)

Kelime-i Tevhid'in Bazı Esrarı

Lâ ilâhe illallâh’ın bazı sırları: Bütün harfleri ağız içinden; dudaklar hareket etmeden okunabilir. Bunda onu (Kelime-i Tevhîd’in manasını Allâh’dan başka ilah olmadığını) ikrarın içten yani kalpten olması gerektiğine işaret vardır.
Onda hiç noktalı harf yoktur. Bu da Allâhü Teâlâ’dan başka bütün ilahlardan alakayı kesmeye işaret eder.
Kelime-i Tevhid senenin on iki ayı gibi on iki harften meydana gelir. Bir gün yirmi dört saattir. Kelime-i Tevhid de “Muhammedün Rasûlullah” kısmıyla beraber yirmi dört harften meydana gelir. Her bir harfi günün her bir saatinde işlenen günahlara keffaret olur.
Kelime-i Tevhid ‘Muhammedün Rasûlullah’ ile beraber yedi kelimedir. Cehennemin kapıları da yedi tanedir. Her bir kelime cehennem kapılarından birini kapatır.

Bir adam elinde yedi çakıl taşıyla Arafat’ta durur ve “Ey taşlar! Benim Kelime-i Şehâdet getirdiğime şahit olun!” der. O gece rüyasında kıyâmetin koptuğunu görür. Günahları sevaplarından fazla gelir ve ateşe atılması emredilir. O arada çakıl taşları onun için duvar örerek Cehennem kapısını kapatırlar. Bütün zebaniler bir araya gelerek uğraşırlar, fakat taşı kaldıramazlar. Bunun üzerine zebaniler adamı da alarak arşın altına giderler ve taşlar da adamın peşinden giderek ona şefaat edince adamın cennete konulması emredilir.
Taşlar adamdan önce cennetin kapısına varırlar ve her biri “Ey Allâh’ın kulu! Benim yanımdan gir.” diye neredeyse yalvarır.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünde ‘Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm’ sözünü söyleyip -denizköpüğü kadar olsa- günahları bağışlanmayan kimse yoktur.”

Atalar Sözü:
• İnsanın izzeti de elindedir, zilleti de.
• Kişinin ayıbını bir avuç toprak örter.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/22.html)
Başlık: Hazreti Ebûbekr'in (r.a) Bir Hutbesi
Gönderen: Mücteba - 23 Ağustos 2012, 01:33:53

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ölülerinizin iyiliklerini söyleyiniz, kötülüklerini söylemeyiniz.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

23
Ağustos Perşembe 2012

Hicrî: 5 Şevval 1433 - Rûmî: 10 Ağustos 1428

Hz. Ebu Bekir RadıyAllahü Anh'ın İrtihali (634) • Çaldıran Zaferi (1514) • Ebussuud Efendi'nin Vefatı (1574) • Sakarya Meydan Muharebesi (1921)

Hazreti Ebûbekr'in (r.a) Bir Hutbesi

Hz. Ebûbekr-i Sıddık (r.a.), Allâh’a hamd ile senâ ettikten sonra şöyle hitâb etti:
Size Allâh’dan korkup bizleri hidâyet buyurduğu dînin hükümlerine sımsıkı yapışmayı tavsiye ederim.
Bilin ki ihlâs kelimesinden; Kelime-i Tevhid’den sonra dînin en mühim emri, Allah’ın sizi fenâlıklardan menedip iyiliği emretmek üzere başınıza geçirdiği kimseyi dinleyip itaat etmektir. Kim o zâta itâat ederse üzerindeki hakkını yerine getirmiş olur ve kurtulur.
Sakın hevâ ve heveslerinize uymayın. Kurtuluş, hevâ ve hevese uymamak, ihtiras ve öfkesine sahip olmaktadır.
Kibirden de sakının. Topraktan yaratılan ve yine toprağa dönecek olan, sonra kurtların yiyeceği bugün sağ iken yarın ölen bir kimse ne ile kibirlenir? Öyle ise, gün gün, saat saat ömrünüzün muhasebesini yaparak hayırlı ameller işleyin.
Mazlûmun bedduasından sakının, kendinizi ölüme hazırlayın. Sabır şiarınız olsun, zira amelin sırrı sabırdır.
Allâhü Teâlâ’nın sizi azâbından men ettiği şeylerden sakının, Allâh’ın size neticesinde rahmetini vaat ettiği şeylere de koşun.
Sizden öncekilerin ne ile helâk olduğunu ve kurtulanların da ne ile kurtulduklarını anlamaya çalışınız.
Allâhü Teâlâ’nın kitabında beyan ettiği helâle ve harama, sevdiği ve sevmediği şeylere gayet dikkat ediniz. Bu hususta elimden geleni sizden esirgemem.
Yardım yalnız Allâh’dan istenir ve bütün ibâdet ve taate kuvvet ve kudret Allâh’dandır.
Biliniz ki, siz ihlasla; sırf Allah rızâsı için amel ettikçe, Rabbinize itaat etmiş, nasibinizi korumuş ve büyük kazanç elde etmiş olursunuz.
Nâfile ibâdetlerinizi de küçük görmeyin, bunlar da karşılıksız kalmaz. Muhtaç olduğunuz günde onlarla mükâfatlandırılırsınız.
Allâh’ın emrine uyup itaat etmekten başka hiçbir şey onun azabına mâni olmaz.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/23.html)
Başlık: İki Cihan Sultan’ı (s.a.v.) önde yaya yürürken ...
Gönderen: Mücteba - 24 Ağustos 2012, 08:01:11

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz ile gecesini Allah yolunda nöbet tutarak geçiren göz.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

24
Ağustos Cuma 2012

Hicrî: 6 Şevval 1433 - Rûmî: 11 Ağustos 1428

Vezüv Yanardağı'nın Pompei ve Herkülaneum Şehirlerini Yok Etmesi (79) • Mercidabık Zaferi (1516)

İki Cihan Sultan’ı (s.a.v.) önde yaya yürürken ...

Yavuz Sultan Selim Han, Mercidabık’ta (Ağustos 1516) Memlüklü ordusunu bozguna uğrattıktan sonra Mısır’ı Osmanlı Devletine bağlamak üzere hareket edip 2 Ocak’ta Kurban Bayramı’nın birinci günü Gazze’ye vardı. 9 Ocak’a kadar orada kalındı.
Mısır yolunda Sînâ çölünden başka bir engel kalmamıştı. Yavuz Sultan Selim Han’dan evvel ordusuyla Sînâ Çölü’nü Îran Şâhı Kâmbiz ile Makedonya Kralı İskender geçmişti. Çölde, gündüz sıcaklık 40-50 dereceye kadar çıkar, geceleri ise sıfır derecedir. Çölü geçmek üzere hazırlıklar yapıldı, bütün tedbirler alındı. Ordu 9 Ocak 1517 Cuma günü Gazze’den hareket etti.
Hz. Allâh’ın (c.c.) bir lütfu olarak senelerden beri yağmur yüzü görmeyen bu çöle yağmur yağmaya başlamış, hattâ bazı yerlere kar yağmış, Tih Sahrâsı’nın dayanılmaz sıcaklığı yok olmuş, ordu bahar serinliği içinde yoluna devam ediyordu. Bir ara Yavuz Sultan Selim Han atından indi ve yaya olarak yürümeye başladı. Devlet erkânı ve süvârî birlikleri de atlarından inerek yaya yürümeye başladılar.
Nedimi Hasan Can, Sultan Selim Han’a:
“Hayırdır inşâallâh Sultan’ım! Bütün ordu, devletlü Pâdişâhımız acep niçin yaya yürür diye merak eder.” diye sorunca, büyük Sultan:
“İki Cihan Sultan’ı Peygamber Efendimiz (s.a.v.) önümüzde yaya yürürken, biz nasıl at üzerinde olabiliriz?” diye cevap verdi. Bir müddet yürüdükten sonra Sultan tekrar atına bindi. Çöl hiçbir zâyiât vermeden geçilmiş, Nil Nehri’ne yaklaşılmıştı.
Gazze’den ayrıldıktan 13 gün sonra Sâlihiye’ye gelindi. Sâlihiye, Nil Nehri kıyısında meskûn bir yerdi. Çekilen zahmetler unutulmuş, Nil vâdîsinin serinliği vucutlara zindelik vermeye başlamıştı. Yapılan muharebeler neticesinde Yavuz Sultan Selim Han 14 Şubat 1517 günü muhteşem bir merasimle Kahire’ye girip ülkenin hakimi olduğunu ilan etmiş ve Mısır Osmanlı hakimiyetine girmiş oldu.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/24.html)
Başlık: Amellerde İhlâs Nedir? / Uykuya Dâir
Gönderen: Mücteba - 25 Ağustos 2012, 01:19:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“İnsanların sende görmelerini istemediğin şeyi yalnız başına kaldığın zaman da yapma.” (Hadîs-i Şerîf, Kenzu'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

25
Ağustos Cumartesi 2012

Hicrî: 7 Şevval 1433 - Rûmî: 12 Ağustos 1428

Yavuz Sultan Selim Han'ın Halep'i Fethi (1516)

Amellerde İhlâs Nedir?

Zünnûn-ı Mısrî (rh.) şöyle demiştir:
“Kişinin övülme ve yerilme halinde ruh halinin değişmemesi, ihlâs alametlerindendir.”

Ebû Süleyman Dârânî (rh.);
“Allâhü Teâlâ’nın rızasını kazanmak maksadıyla bir adım atan kişiye ne mutlu!” demiştir.

Fudayl b. Iyad (rh.) “İnsanlardan dolayı ameli terk etmek riya, onların hatırı için amel etmek şirktir. İhlâs ise, Allâhü Teâlâ’nın seni bu iki hastalıktan korumasıdır.”


Uykuya Dâir

Bebekler günün yarısından fazlasında uyurlar. Yaşlılarda ise bu müddet 5-6 saate kadar iner. Ortalama 20 dakika içerisinde uykuya dalınır. Yaklaşık 45 dakika sonra derin uyku başlar.

Uyku bozukluğu; yorgunluğa, bel ve sırt ağrılarına, kişinin iş performansında düşüklüğe ve psikolojik sıkıntılara sebep olur. Uzun süren uykusuzluk ise bazı azaların çalışmasında bozulmalara ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilir.

Aşırı uyku da bir uyku bozukluğudur.

Rahat ve faydalı bir uyku için çok aç veya tok yatmamak, uykudan önce çay, kahve ve sinirleri uyaran şeylerden kaçınmak gerekir.

Uykudan önce ağır fizikî veya zihnî faaliyetlerden kaçınılmalıdır.

Yatarken kitap okumak uykuya dalmayı kolaylaştırabilir.

Oda sıcaklığının ve nemin mümkün olduğu kadar sabit tutulması uykunun faydasını arttırır.

Yatak odası sessiz, karanlık olması ve her gece belirli saatte yatıp kalkmak uykunun faydasını artırır.

İSİMLERİMİZ: Erkek: Selçuk, Kız: Şeymâ

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/25.html)
Başlık: Hendek Muharebesinde Hazreti Ali (K.V)
Gönderen: Mücteba - 26 Ağustos 2012, 02:03:03

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ben ilmin şehriyim, Ali de o şehrin kapısıdır. Kim ilim isterse o kapıya gelsin.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu's-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

26
Ağustos Pazar 2012

Hicrî: 8 Şevval 1433 - Rûmî: 13 Ağustos 1428

Hz. Ali KerremAllahü Veche'nin Dünyayı Teşrifi (598) • Malazgird Zaferi (1071) • Yunan Ordusuna Karşı Büyük Taarruz (1922)

Hendek Muharebesinde Hazreti Ali (K.V)

Hendek Muharebesinde düşmanın meşhur cengâverlerinden Amr bin Abdivedd ve birkaç arkadaşı atlarını zorlayıp hendeğin bir dar mahallinden Müslümanların tarafına atladılar. Amr bin Abdivedd arkadaşlarından ayrılıp atını ileri sürdü ve karşısına çıkacak birini istedi. Arablar onu bir bölük süvârîye denk tutarlardı. Onunla döğüşmek arslan ile pençeleşmek gibi olup fevkalâde cesâret ve cüret ister idi.

Hz. Ali’den başka ona karşı varmağa kimse cesaret edemedi. Resûlullah’ın arslanı Hz. Ali ‘Ben çıkarım, ya ResûlAllah’ dediğinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.) “Sen otur yâ Ali, gelen Amr’dır.” buyurdu.

Amr tekrar ehl-i İslâm’a meydan okudu ve “İçinizde meydan muharebesine çıkacak kimse yok mudur? Hani sizin ölülerinize vaat ettiğiniz cennet nerede? dedi.

Hz. Ali (r.a.) ‘Ben çıkarım, ya ResûlAllah’ dediğinde Resûl-i Ekrem “Sen otur yâ Ali, gelen Amr’dır.” buyurdu.

Bunun üzerine Hz. Ali (r.a.) “Amr da olsa çıkarım, yâ ResûlAllah” diyerek yerinden kalktı. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) kendi zırhını ona giydirdi, Zülfikâr isimli kılıcını onun beline kuşattı ve ona duâ etti.

Hz. Ali (r.a.) meydana çıkıp Amr’a doğru vardı. İki ordu halkı bunları seyre durdu. Hz. Ali (r.a.) önce Amr'ı hak dine davet etti. Amr kahkaha ile gülerek “Sen kimsin hele, söyle bakayım?” dedi.

O da, ‘Ali bin Ebû Tâlib’ diye cevab verdi. Amr “Meydana çıkacak yaşlı başlı biri yok mu? Ben senin babanla arkadaş idim. Şimdi senin kanını dökmek bana güç gelir.” dedi.

Hz. Ali “Ben, senin kanını dökmek isterim. Fakat sen de atından inip benim gibi yaya olmalısın.” dedi. Bu söz Amr’ı çok öfkelendirdi ve hemen atından indi, Hz. Ali’nin üzerine hücûm etti. O da kalkanını karşı tuttu. Amr öyle hiddet ve şiddet ile kılıç vurdu ki Hz. Ali’nin kalkanını iki parça etti ve alnını da biraz yaraladı.

Sıra Hz. Ali’ye gelince Zülfikâr ile bir vuruşta Amr’ı katletti ve ‘Allâhu Ekber’ dedi. Artık her taraftan tekbir sedaları Arş-ı A’lâya doğru yükseliyordu. Allâhu Ekber, Allâhu Ekber...


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/26.html)
Başlık: Nafile Orucun Kazası / Osmanlılarda Temizlik
Gönderen: Mücteba - 27 Ağustos 2012, 09:49:26

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Muhakkak İslâm temizdir. Öyleyse siz de (maddeten ve manen) temizlenin. Zira cennete ancak temizler girer.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

27
Ağustos Pazartesi 2012

Hicrî: 9 Şevval 1433 - Rûmî: 14 Ağustos 1428

Haydarpaşa - Şam - Medine Demiryolunun Açılışı (1908) • Sincanlı ve Afyon'un Kurtuluşu (1922)

Nafile Orucun Kazası

Oruçlunun gerek kendi isteği ile olsun ve gerek olmasın bozulan her hangi bir nafile orucun kazası lâzım gelir. Nafile oruç tutmaya başlayan bir kadın, âdet görecek olsa - en sahih olan kavle göre - bu orucu kaza etmesi icap eder. Çünkü bir ibadeti yarıda bırakmamak, başlanmış bir taati iptal etmemek bir vecibedir.

Şafiîlere göre böyle bir oruçlu muhayyerdir; dilerse bunu kaza eder, dilerse etmez.

Osmanlılarda Temizlik

Kânûni Sultan Süleyman devrinde 1552-1556 yılları arasında İstanbul'da dört yıl kalan bir İspanyol'un kitabından bazı notlar:

Galata ve İstanbul'da cami ve hamam çoktur, birkaç bini bulur. İki tarafın da hamamları çok gösterişlidir. Dışarıdan saraylara benzerler. Yarım portakal şeklinde, kurşun kaplı kubbeleri vardır. Hamamın içi de yeşim, mermer ve somaki kaplıdır. …

Erkek ve kadın hamamları ayrıdır.
Hamamlarda sadece Türkler değil Yahudi, Hıristiyan ve Yakın Doğu’nun bütün insanları yıkanırlar. Ben de hamama gidip yıkanarak hem dinçleşir hem de temizlenirdim. Aynısını biz de yapsak çok iyi ederiz. Türkler haklı olarak temizliğimizi tenkit ediyorlar. İspanya'da hiç bir erkek ve kadın ömründe iki defadan fazla yıkanmamıştır.

Dünyada, çeşmesi İstanbul’dan, Galata’dan daha çok olan şehir yoktur.
Onun için her hamamın çeşmesi var. Hayırsever Türkler çeşmelerden çok uzak olan sokaklara mahzenler (su deposu) yaptırıp kendi hesaplarına doldurturlar. Tahta tıkacı tıkamayıp suyu boşuna akıtmak günah sayılır.

Doğudan batıya hiç bir şehir eski adı Bizans olan İstanbul kadar elverişli yere kurulmamıştır. Lüzumlu şeyleri dünyanın neresinde olursa olsun kolaylıkla getirebilirler.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/27.html)
Başlık: Din Nedir? / Mısra
Gönderen: Mücteba - 28 Ağustos 2012, 09:47:03

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Şüphesiz Allah katında (râzı olunan ve saâdete ulaştıracak olan hak) din, İslâm’dır.” (Al-i İmrân Sûresi, âyet 19)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

28
Ağustos Salı 2012

Hicrî: 10 Şevval 1433 - Rûmî: 15 Ağustos 1428

Solhan'ın Kurtuluşu (1918)

Din Nedir?

Din; Allah tarafından konulmuş bir kanun olup akıl sahiplerini kendi rızaları ile bizzat hayır olan şeylere sevkeder. Bu kanunu peygamberler Allâh’tan vahiy yoluyla almış ve insanlara tebliğ etmişlerdir.

Şu halde dînin sahibi Allâhü Zülcelâl’dir. İnsanlar din koyamazlar. Koysalar bile ona hakîkî mânada din denilemez.

Hiçbir peygamber getirdiği dini kendi îcad etmiş değildir. Peygamberler yalnız Allâh’ın gönderdiği hükümleri insanlara ulaştırmaya memur olmuşlardır.

Din insanlara hidâyet yollarını gösterir. Ama kimseyi dine gireceksin diye zorlamaz. “Din hususunda zorlama yoktur.” meâlindeki Bakara Sûresi, 256. âyet-i kerîmesinin mânası da budur.

Dini kabul hususunda insanlar, tamamıyla serbesttirler. Onu kendi arzuları ile kabul ederler.

Fakat bir defa dini kabûl eden kimse artık onun icablarını yerine getirmekle mükelleftir. Bu icabları yerine getirmeyenler Allâh’a verdikleri söze hıyanet etmiş olurlar. Dînen ceza görmeleri bundandır.

Bazıları bu cezayı gizlemek için “Dinde zorlama yoktur.” derlerse de bu söz mugalâta (boş laf)tır.

Dini kabul (iman) eden her kul artık ondan mes’uldür.

Hakikatta cezayı hak edenlere ceza vermek hiç bir zaman zorlama sayılmamıştır, sayılamaz da. Bir devletin teb'ası olan kimse o devlete vergi vermek, askerlik yapmak gibi birtakım hükümlerle mükelleftir. Bunları yerine getirmediği takdirde kanunen o kimseye ceza verilmez mi? Bu cezaya zorlama mı denir?

İşte dine girenin hükmü de böyledir.

Mısra:

Ne bilsün tok olanlar âç hâlin.
Şeyhî (Kütahyalı Hekim Yusuf Sinan)


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/28.html)
Başlık: Allah İçin Sevmek
Gönderen: Mücteba - 29 Ağustos 2012, 09:34:04

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir, Allah için men ederse imanı kemâle ermiştir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

29
Ağustos Çarşamba 2012

Hicrî: 11 Şevval 1433 - Rûmî: 16 Ağustos 1428

Belgrad'ın Fethi (1521) • Mohaç Zaferi (1526)

Allah İçin Sevmek

Resûlullah (s.a.v) buyurdular:
“Amellerin en faziletlisi Allâhü Teâlâ için sevmek ve Allâhü Teâlâ için buğzetmek; sevmemektir.”

Bir hadîs-i kudsîde şöyle buyrulmuştur:
“Birbirlerini benim rızam için sevenler, başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyâmet gününde, arşımın gölgesinde olacaklardır.”

Resûlullah (s.a.v), şöyle buyurmuştur:

“Birbirlerini Allâhü Teâlâ için sevenler cennette kırmızı yakuttan bir köşkte oturacaklardır. Bu köşkün direği üzerinde yetmiş bin odası vardır. Oradan cennetlikleri seyrederler. Onların güzelliği, güneşin dünyadakileri aydınlatması gibi cennet ehlini aydınlatacaktır. Cennet ehli Allâhü Teâlâ için birbirlerini sevenlere “Bize bakın” diyecekler ve onlar baktıklarında güzellikleri cennet ehlini aydınlatacaktır. Elbiseleri sündüstendir. Alınlarında ‘Bunlar, Allâhü Teâlâ için birbirini sevenlerdir.’ yazılıdır.”

Resûlullah Efendimiz (s.a.v):

“Cennette, üzerinde etrafını yıldızlar gibi aydınlatan açık kapılı zebercetten odaların bulunduğu sütunlar vardır.” buyurdular.

“Yâ ResûlAllah! İçinde kimler oturur?" diye sordular. Resûlullah (s.a.v) “Allâhü Teâlâ için birbirlerini sevenler ve Allâhü Teâlâ için bir araya gelenler.” buyurdular.

“Kıyâmet günü ümmetimden bir cemaat için arşın etrafına kürsüler konulur. Yüzleri ayın on dördü gibi parlar. Kıyâmetin dehşetinden insanlar ürker, onlar ürkmezler. İnsanlar o gün korku içindedir, onlar ise rahattırlar. Onlar Allâhü Teâlâ’nın, kendilerine hiç korku bulunmayan ve hiç üzülmeyecek olan dostlarıdır.

Ashâb-ı Kirâm bunların kim olduğunu sordular.

Resûlullah (s.a.v) “Allâhü Teâlâ için birbirlerini sevenlerdir.” buyurdular.

İSİMLERİMİZ: Erkek: Danyal, Kız: Gülsüm

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/29.html)
Başlık: Çocuğu Ölen Ana Baba / Beyit
Gönderen: Mücteba - 30 Ağustos 2012, 14:37:13

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kul, sabırdan daha geniş bir rızık ile rızıklandırılmamıştır.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

30
Ağustos Perşembe 2012

Hicrî: 12 Şevval 1433 - Rûmî: 17 Ağustos 1428

Kütahya, Dumlupınar, Çivril ve Demirci'nin Kurtuluşu (1922)

Çocuğu Ölen Ana Baba

Resûlullah (s.a.v) buyurdular:
“Ümmetimden kimin iki çocuğu küçük yaşta ölürse Allâhü Teâlâ onlar sebebiyle onu cennete koyar."
Hz. Âişe (r.anhâ) bir çocuğu öleni sormuş, Resûlullah (s.a.v) de “Bir çocuğu kendisinden önce ölen de girer, yâ Âişe” buyurmuştur.

Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
Bir kulun çocuğu öldüğünde Allâhü Teâlâ meleklere ‘Kulumun çocuğunun ruhunu mu aldınız?’ buyurur.
Melekler ‘Evet, ya Rabbi’ cevabını verirler.
Allâhü Teâlâ ‘Peki, kulum buna nasıl mukabele etti?’ diye sorar.
Melekler, ‘Sana hamd etti. (‘İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn’ dedi.)’ derler. Bunun üzerine Allâhü Teâlâ ‘O halde, kulum için cennette Hamd Evi adlı bir ev inşa edin.’ emrini verir.”

Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Kıyâmet günü Müslüman çocuklarına kabirlerden çıkmaları nida edilir. Çocuklar kabirlerinden çıkarlar. Sonra onlara cennete girmeleri söylenir.
Çocuklar “Rabbimiz, anne babalarımız bizimle birlikte olmayacaklar mı?” derler.
Onlara ikinci kez cennete girmeleri söylenir. Fakat onlar aynı suali tekrar ederler.
Üçüncü seslenmede de aynı hal tekrarlanır.
Dördüncüsünde onlara şöyle denir: “Ana babalarınız da sizinle beraber cennete girsin.”
Bunu duyan her çocuk ana babasına koşar ve onları da cennete götürürler. O gün onlar ana babalarını, sizin evdeki çocuklarınızı tanımanızdan daha iyi tanıyacaklardır.

Beyit:

Her nefeste eyledik yüz bin günâh
Bir günâha etmedik hiçbir gün âh. (Süleyman Çelebi)


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/30.html)
Başlık: Kur’an-ı Kerîm’den Sonra En Muteber Kitap Sahîh-i Buhârî
Gönderen: Mücteba - 31 Ağustos 2012, 09:27:19

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Burada bulunanlar (hadislerimi) bulunmayanlara ulaştırsınlar. Zira olur ki burada bulunanınız, sözümü kendisinden daha anlayışlı bir kimseye tebliğ etmiş olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

31
Ağustos Cuma 2012

Hicrî: 13 Şevval 1433 - Rûmî: 18 Ağustos 1428



Kur’an-ı Kerîm’den Sonra En Muteber Kitap Sahîh-i Buhârî

İmâm-ı Buhârî’nin kıymetli birçok eseri vardır. Uzun yılların ve gayretlerin mahsulü olan bu eserlerinden en meşhuru, İmâm-ı Buhârî denilince akla ilk gelen ve Kur’ân-ı Kerîm’den sonra en muteber olduğu hususunda âlimlerin ittifak ettiği eseri el-Câmiu's-sahîh'dir. Sahîh-i Buhârî diye meşhur olmuştur.

Bu eseri yazmaya başlamasını kendisi şöyle anlatır:
Hocam İshak bin Râhûye (rh.)’nin ders halkasında idik. “Resûlullâh’ın hadîslerini muhtasar bir kitapta toplasanız.” diye bizden bir temennide bulundu. Bunu yapma isteği gönlüme düştü. Bunun üzerine sahih hadîsleri toplamaya başladım. Bu esnada yirmi yaşlarında idim.

İmâm-ı Buhârî önce mevzu başlıklarını tesbit etmiştir. Bunları Medine’de Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in kabri şerifi ile minberi arasında; Ravza-i Mutahharası’nda onun manevi huzurunda yazmaya başlamıştır. Her başlık için de kalkıp iki rek’at namaz kılmıştır.

İmâm-ı Buhârî (rh.) “Bu kitaba altı yüz bin hadîsten seçtiğim hadîsleri aldım. Bu eserime aldığım her bir hadîsi, gusül abdesti alıp iki rek’at namaz kılıp sahih olduğuna kat’i kanaat getirdikten sonra yazdım. Basra’da duyduğum birçok hadîsi Şam’da, Şam’da duyduğum birçok hadîsi Mısır’da yazdım.”
diyerek hadîslere karşı ne kadar titiz olduğunu göstermiş, hadisler hakkında tam kanaat getirmeden yazmadığını ifade etmiştir.

İmâm-ı Buhârî (rh.), bu eserini on altı senede yazmıştır. Bu süre zarfında hadîsleri toplamış, sonra tasnif etmiş, fırsat buldukça da kâğıda geçirmiştir. Bu eser devamlı bir çalışmadan ziyade, aralıklı bir çalışma neticesinde ortaya çıkmıştır. Çünkü İmâm-ı Buhârî bir taraftan hadîs öğrenmek için seyahatlere çıkıyor ve hadîs ezberliyor, diğer taraftan dersler veriyordu.

7275 hadîs bulunan bu eserini, kendisinden tam doksan bin kişi dinlemiştir. (Rahmetüllâhi aleyh.)


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/8/31.html)
Başlık: Hazreti Îsa (a.s)'nın Bir Mucizesi: Yarasa
Gönderen: Mücteba - 01 Eylül 2012, 11:22:27

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Bakmazlar mı ki üstlerinde uçan kuşlara, kanat süzerlerken ve yumarlarken? Onları tutan ancak Rahman (olan Allah)dır. Şüphesiz ki o her şeyi görür.”
(Mülk Sûresi, âyet 19)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

01
Eylül Cumartesi 2012

Hicrî: 14 Şevval 1433 - Rûmî: 19 Ağustos 1428

Uşak, Gediz, Kiraz, Aliağa ve Seyitgazi'nin Kurtuluşu (1922) • İkinci Dünya Harbi'nin Başlaması (1939)

Hazreti Îsa (a.s)'nın Bir Mucizesi: Yarasa

Îsâ aleyhisselam kavmine “Ben size Rabbinizden (peygamberliğimin alameti olan) bir âyet ile geldim: Ben size çamurdan kuş biçimi gibi bir mahlûk yaparım da içine üflerim, Allâh’ın izni ile derhal kuş olur…” (Âl-i İmran Sûresi, âyet 49) buyurdu ve bir yarasa yaptı. Üfleyince yarasa Allâh’ın izni ile uçtu.

Yahudiler Hz. îsâ'nın bu mucizesini de gördükleri halde inanmadılar ve “Bu bir sihirdir” dediler.

Îsâ aleyhisselam yarasayı tercih etti. Çünkü o diğer yaratılmışlardan daha acaip, daha farklıdır:

Yarasalar, kan ve etten ibarettir. Kanatlarını çırparak uçan yegâne memelidir. Kuşlar gibi tüyü yoktur. Gövdesi çok ince kıllarla kaplıdır. Ayrıca kuşlar gibi yumurtlamaz; doğurur ve yavrusunu memesinden süt ile besler. Gündüzün ışığında ve gecenin karanlığında görmez. Güneş battıktan sonraki ve güneş doğmadan önceki saatlerde görür. İnsan gibi güler, kadın gibi hayız olur.

Zannedildiği gibi pis hayvanlar değildir. Her sabah ve avlandıktan sonra kediler gibi yalanarak kendilerini temizlerler. Buzdolabında bile hayatlarını devam ettirebilirler. Laboratuvarlardaki buzdolaplarında uyuyan yarasalar üzerinde yapılan çalışmalar kalp ve dolaşım hastalıkları ile kadın hastalıklarına ışık tutmaktadır.

Gündüzleri karanlık yerlerde, arka ayaklarının çengelleriyle baş aşağı sarkarak dinlenirler. Gece avlanmaya çıkarlar. Çoğu böcekçildir. Bazısı da meyve ve çiçek özü ile beslenir.

Arı kuşu kadar minik yarasalar olduğu gibi, kanatları açıldığında 1,5 metre eninde olanları da vardır. Sıcak bölgelerdekilerin boyları daha büyüktür. Mağaralar, ağaç kovukları veya harabelerde tünerler.

Yarasalar ses titreşimi (ultrasonik titreşimler) ile cisimlerin şekil ve uzaklıklarını, hareketli veya sabit olduklarını tespit ederek hem yönünü bulur hem de avını tespit eder.

Yarasalar 200.000 frekanslı sesleri duyabildikleri halde insanlar, frekansı azamî 20.000 olan titreşimleri ses olarak duyarlar.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/1.html)
Başlık: Allahü Teâlâ'yı Tesbih / Yemek Tarifi: Ali Nazik (5 Kişilik)
Gönderen: Mücteba - 02 Eylül 2012, 15:05:43

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kulların Allâhü Teâlâ’ya en sevimli olanı, Allâh’ın kullarına en çok nasihat edenidir.”
(Hadîs-i Şerîf, Muhtâru’l-Ehâdîs)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

02
Eylül Pazar 2012

Hicrî: 15 Şevval 1433 - Rûmî: 20 Ağustos 1428



Allahü Teâlâ'yı Tesbih

Süleyman (a.s.) rüzgârla havada dolaşırken, tarlada çalışan bir çiftçi onu görür ve der ki: “Allâhü Teâlâ Dâvûd’un (a.s.) sülalesine ne büyük mülk vermiştir.” Rüzgâr bu sözü alıp, doğruca Süleyman aleyhisselamın kulağına yetiştirir.

Süleyman (a.s.) da hemen iner, adamın yanına gelip şöyle der: “Allâhü Teâlâ tarafından kabul edilen bir tesbih, senin için, Davud (a.s) sülalesine verilen mülkten daha hayırlıdır.” Adam bunu duyunca memnun olur ve “Sen beni dert ve üzüntülerden kurtardın, Allâhü Teâlâ da seni kurtarsın!” diye duâ eder.

Diğer bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulmuştur: “Kim sabahleyin ve akşamleyin yedi kere ‘HasbiyAllahü lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltü vehüve rabbül-arşil-azîm’derse karşılaşacağı dünya ve âhiret sıkıntılarına karşı Allâhü Teâlâ ona yeter.”


Yemek Tarifi: Ali Nazik (5 Kişilik)

Malzemeler: Kuşbaşı et veya kıyma 750 gr, patlıcan 6-7 adet (1 kg.), tereyağı 75 gr, sarımsak 3 diş, tuz 3 çay kaşığı, karabiber 1 çay kaşığı, domates 3 adet, kırmızı pul biber 2 çay kaşığı, süzme yoğurt 3 çay bardağı

Hazırlık: Patlıcanlar, bıçağın ucu ile delinerek ızgarada (fırında) iyice pişirildikten sonra soğumadan bıçağın ucu ile yukarıdan aşağı doğru kabukları soyulup kuşbaşı şeklinde doğranır, üzerine kızdırılmış tereyağı dökülüp karıştırılır.

Küçük kuşbaşı doğranmış olan etler, suyunu çekene kadar pişirilir. Yağ ve soğan ilave edilip iyice kavrulur. Pişmeye yakın küçük küçük doğranmış domates, yeşilbiber, tuz, karabiber, sarımsak ve kırmızı toz biber eklenerek iyice kavrulur.

Süzme yoğurt, tuz, az sarımsak ve az su karıştırılarak hazırlanmalıdır.

Tabağa sırası ile patlıcan, yoğurt ve et üste gelecek şekilde konularak servis yapılır.

İSİMLERİMİZ: Erkek: Osman, Kız: Rukiye

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/2.html)
Başlık: Cennet Bahçeleri / Battal Gazi; Abdullâh El-Battâl
Gönderen: Mücteba - 03 Eylül 2012, 09:22:32

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Rabbini zikreden kimse ile zikretmeyen kimsenin durumu, diri ile ölünün durumu gibidir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

03
Eylül Pazartesi 2012

Hicrî: 16 Şevval 1433 - Rûmî: 21 Ağustos 1428

Dursunbey, Sındırgı, Güney, Ödemiş, Emet, Tavşanlı, Eşme ve Buharkent'in Kurtuluşu (1922)

Cennet Bahçeleri

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

• Kul zikir yapılan yerlere dağlar gibi günahla da gelse, oradan kalktığında kendisinde günahtan hiçbir eser kalmaz.

“Cennet bahçelerine uğradığınızda faydalanın.” ‘Cennet bahçeleri nedir?’ diye sorulunca;
“Zikir halkalarıdır.” buyurdu.

"Muhakkak Allâhü Teâlâ inci minberler üzerinde nur yüzlü kavimler diriltir. İnsanlar onlara gıbta ederler. Peygamber değillerdir, şehid değillerdir.”
Bir arâbî iki dizi üzere doğrulup; “Yâ Resûlullah, onları bize bildir, tanıyalım” dedi.
“Onlar çeşitli milletlerden, çeşitli ülkelerden Allah için birbirlerini sevenlerdir. Allâhü Teâlâ’yı zikretmek için toplanır, zikrederler.” buyurdular.
“Allah rızâsı için zikir yapılan bir yerde bir araya gelen topluluğa şöyle seslenilir: 'Oradan bağışlanmış olarak kalkın, kötülükleriniz iyiliklere çevrilmiştir.'”


Battal Gazi; Abdullâh El-Battâl

Battâl Gâzî’nin asıl adı Abdullâh olup Antakyalı’dır. İstanbul üzerine sefer eden Mesleme bin Abdülmelik’in öncü kuvvetleri emirlerinden ve Emevi kumandanlarından şecâat ve bahadırlığı ile meşhûr bir İslâm kahramanıdır.

Mesleme’nin İstanbul seferi çok zahmetli olmuş, kışı Anadolu’da geçiren İslâm askerine erzak ve asker desteği gönderilememişti. Battâl Gâzî, bu sıkıntılı seferde ve daha sonrasında pek çok yararlılıklar göstermiştir.

Battâl Gâzi’nin hayatı serhadlerde geçmiş; pek çok gazâlarda bulunmuş ve Bizans devletine korku salmış idi. Hicretin 112. (M. 730-731) senesinde Rûmlarla cenk ederken şehîd oldu. Kabri Eskişehir Seyitgazi’dedir.

Battâl Gazi’ye, ‘Şecâat nedir?’ diye sordular, ‘Bir anlık sabırdır.’ cevabını verdi.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/3.html)
Başlık: Allah Ahkemü'l-Hâkimîndir / Allah Mülkü Dilediğine Verir
Gönderen: Mücteba - 04 Eylül 2012, 10:26:26

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“De ki: Ey mülkün sahibi Allâh’ım! Dilediğine mülk verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın ve dilediğini azîz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır yalnız senin elindedir, muhakkak ki sen her şeye kadîrsin.”
(Âl-i İmrân Sûresi, âyet 26)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

04
Eylül Salı 2012

Hicrî: 17 Şevval 1433 - Rûmî: 22 Ağustos 1428

Sivas Kongresi (1919) • Bigadiç, Bozüyük, Söğüt, Buldan, Tire, Simav, Kula ve Sarıgöl'ün Kurtuluşu (1922)

Allah Ahkemü'l-Hâkimîndir

Tîn sûresinin 8. âyetinin tefsîri şöyledir:

“Allâh ahkemülhâkimîn değil mi?” Hâkimlerin hâkimi, hükümdarların hükümdârı değil mi? Hâkimler, hükümdarlar, isyân edenlere cezâ, itâat edenlere, iş görenlere ecir ve mükâfât verir de onların hepsinin üzerinde hâkim olan Allâh hükmünü infâz etmez, mükâfât ve cezâ vermez, dînini yürütmez mi? Haşa.

Hiç şüphe yok ki insanı o en güzel bir biçimde yaratan Allâh, Ahkemülhâkimîndir. Onun İslâm dîni, her dinden üstün Hak dîndir. O dinini yürütecek, güzel ile çirkini, yalancıyı doğruyu ayıracak, îman edip ihlâs ile güzel güzel ameller yapan mü’minlere ecir verecektir.

O halde insan olan dîne yalan dememeli, cezayı inkâr etmemelidir. İnsan kuvvetli olunca haklı olur, her yaptığı yanına kalır, ceza görmez, ceza âcize mahsustur sanmamalıdır. İnsan Allâh’ın dîni ile dindar olmalı, ona îman edip Allâh’ın kullarına karşı adâlet ve âlemde salâha hizmet ile o tükenmez ecre ermelidir.


Allah Mülkü Dilediğine Verir

Devletler ilk kurucularının evlâdının elinden çıkıp onların bazı yakınlarına geçmiştir.

Hz. Muâviye, Emevî devletini kurmuş, fakat hükümdarlık amcazadeleri Mervânoğullarına intikal etmiştir.

Seffâh, Abbâsîlerin ilk halifesidir; Hilâfet onun evlâdına değil kardeşi Mansûr’a geçmiştir.

Samanilerin ilk hükümdarı Nasr bin Ahmed idi. Hükümdarlık kardeşi İsmail ve onun sülâlesine intikal etmiştir.

Saffârîlerin ilk hükümdarı Yakûb bin Saffâr’dır; fakat hükümdarlık kardeşi Amr ve onun evlâdına geçmiştir.

Selçuklu Devleti'nin ilk hükümdarı Tuğrul Bey’di, hükümdarlık ondan kardeşi Dâvûd (Çağrı Bey’in) evlâdına intikal etti.

Sultân Salâhaddin, Eyyûbîler Devleti’ni kurdu, hükümdarlık kardeşi el-Âdil’in evlâdına geçti.

Bunlar İslâm devletlerinin en büyükleridir ve daha fazla misalleri vardır.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/4.html)
Başlık: Hazreti Zeyneb Binti Cahş Vâlidemiz
Gönderen: Mücteba - 05 Eylül 2012, 10:13:43

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hz. Âişe r.anhâdan: “Allâhü Teâlâ Zeynep bint-i Cahş’a rahmet etsin. Hiçbir kimsenin ulaşamadığı şerefe o, bu dünyada iken nâil oldu. Allâhü Teâlâ, dünyada onu peygamberiyle evlendirdi ve Kur’ân-ı Kerîm’de bunu zikretti.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

05
Eylül Çarşamba 2012

Hicrî: 18 Şevval 1433 - Rûmî: 23 Ağustos 1428

Kuyucak, Nazilli, Sultanhisar, Susurluk, Pazaryeri, Alaşehir, Gördes ve Salihli'nin Kurtuluşu (1922)

Hazreti Zeyneb Binti Cahş Vâlidemiz

Zeyneb binti Cahş (r.anhâ) Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mübârek hanımlarından ve ilk îmân edenlerdendir. Annesi, Resûlullâh’ın (s.a.v.) halası Umeyme’dir.

Câhiliye devrinde Arapların evlatlıklarının eşleri ile evlenmeleri yasak idi. Allâhü Teâlâ bu yasağı kaldırmak üzere Hz. Zeyneb’i Resûlullah’a nikâhladı. Hz. Zeyneb, bunun için “Her kadını babası evlendirir. Beni ise, Allâhü Teâlâ nikâhladı.” diyerek iftihâr ederdi. Kendisinden yedi hadîs-i şerîf rivâyet olunmuştur.

Hz. Âişe (r. anhâ) validemiz “Dînde Zeyneb’den daha hayırlı, ondan daha çok Allâh’dan korkan, daha doğru sözlü, daha cömert ve sadaka vermek ve bununla Allâh’a yakın olmak için bütün gayretini sarf eden hiçbir kadın görmedim.” buyurmuştur. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) âhirete irtihalinden sonra, kendisine tahsîs edilen parayı alınca, keselere koyar muhtaçlara ve yetimlere dağıtırdı.

Hz. Zeyneb (r. anhâ) evinde bizzat el emeğiyle bazı şeyler hazırlar ve onu satıp kazancını da sadaka olarak verirdi. Devamlı “Allâh’ım, beni şu malı (nefsim için) kabul ettiğim zamana ulaştırma. Zira o fitnedir.” derdi. Her ne vakit kendisine nakit para veya bir hediye gelse hemen akrabasının zayıflarına ve fakirlere sadaka olarak verirdi.

Resûlullâh’tan sonra, Ezvâc-ı Tâhirât’tan ilk vefât eden Hz. Zeyneb (r.anhâ)’dir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kendisinden sonra en evvel onun vefât edeceğini “Sizlerden (Zevcelerimden) bana en önce kavuşacak olanı, en cömert olanıdır.” buyurarak haber verdi.

Hicretin yirminci yılında Hz. Ömer’in (r.a.) halîfeliği zamanında elli üç yaşında H. 20 (M. 640-641) yılında Medîne’de vefât etti. Kabri Medîne kabristanı olan Cennetü’l-bakî’dedir. (Radıyallâhu Teâlâ anha)

İSİMLERİMİZ: Erkek: Zeynelabidin, Kız: Zeyneb


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/5.html)
Başlık: Sabretmenin Mükafatı
Gönderen: Mücteba - 06 Eylül 2012, 09:49:25

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Muhakkak Allâhü Teâlâ mü’minin vücuduna eziyet veren her şeyden dolayı, onun günahlarını affeder.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

06
Eylül Perşembe 2012

Hicrî: 19 Şevval 1433 - Rûmî: 24 Ağustos 1428

Tebriz'in Fethi (1514) • Bilecik, Balıkesir, Gönen, Savaştepe, İnegöl, Yenişehir, Akhisar, Bayındır, Köşk ve Söke'nin Kurtuluşu (1922)

Sabretmenin Mükafatı

Allâhü Teâlâ “Sabredenlere mükâfatları elbette hesapsız olarak verilir.” (Zümer Sûresi, âyet 10) buyurmuştur. Bir hadîs-i kudsîde şöyle buyrulmaktadır:

“Kullarımdan kendisine, malına veya çocuğuna bir musibet vererek imtihan ettiğim ve güzel bir sabır gösterdiğini gördüğüm kulum için kıyâmet günü mizanı kurmaya ve hesap defteri açmaya hayâ ederim.”

Resûlullah (s.a.v) buyurdular:

“Allâhü Teâlâ’nın farzlarını yerine getirmede sabır gösterene üç yüz derece verilir.
Allâhü Teâlâ’nın haramlarına düşmeme hususunda sabır gösterene altı yüz derece vardır.
Bir musibete sabredene ise dokuz yüz derece vardır.”


“Mü’min erkek ve kadın ömrü boyunca kendisinde, çocuğunda ve malında sıkıntıya uğramaya devam eder. Böylece Allâhü Teâlâ’ya günahsız kavuşmuş olur.”

“Mü’mine -bir diken batması da olsa- isabet eden hiçbir yorgunluk, hastalık, keder ve hüzün yoktur ki Allâhü Teâlâ bu sıkıntı vesilesiyle onun hatalarını örtmesin.”

Abdullah bin Selam (r.a) buyurdular ki: “Kıyâmet günü bir nidacı “Sabredenler ayağa kalksın” diye seslenir.

İnsanlardan bir kısmı ayağa kalkar. Onlara “Haydi, cennete gidin” denir. Cennete doğru yöneldiklerinde melekler “Nereye gidiyorsunuz?” diye sorarlar. “Cennete!” cevabını alınca melekler “Hesap görülmeden önce mi?” derler. Onlar “Evet!” diye karşılık verir. Bunun üzerine melekler “Siz kimsiniz?” diye sorarlar. Bunlar da “Biz sabır ehliyiz.” derler. Melekler “Nasıl sabrettiniz?” diye sorarlar.

“Allâhü Teâlâ’ya itaat ve Allâhü Teâlâ’nın emirlerine isyan etmeme hususunda nefislerimize sabrettik. Dünyadaki bela ve sıkıntılara da sabırla göğüs gerdik.” derler. Bunun üzerine melekler “Sabretmiş olmanız sebebiyle selâm olsun size. Dünya yurdunun akıbeti (olan cennet) ne güzeldir!” meâlindeki (Ra’d Sûresinin, 24.) âyetini okurlar.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/6.html)
Başlık: Âyetü’l-Kürsî’nin Fazileti
Gönderen: Mücteba - 07 Eylül 2012, 10:26:39

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim sıkıntı anında Âyetü’l-Kürsî ve Bakara sûresinin son iki âyetini (Âmene'r-rasûlü…) okursa Allâhü Teâlâ ona sıkıntısında yardım eder.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

07
Eylül Cuma 2012

Hicrî: 20 Şevval 1433 - Rûmî: 25 Ağustos 1428

Kânûnî Sultan Süleyman Han'ın İrtihali (1566)

Âyetü’l-Kürsî’nin Fazileti

Resûlullah Efendimiz (s.a.v) buyurdular:

“Allâhü Teâlâ, Âyetü'l-Kürsî, Fâtiha ve Âl-i İmran sûresinde geçen iki âyeti (18. ve 26. âyetlerini) inzal etmek isteyince, bunlar, arşa tutunarak: “Bizi, yeryüzüne, sana isyan edenlere mi indiriyorsun?” dediler. Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: “İzzetime ve celâlime yemin olsun ki kullarımdan her kim sizi her namazdan sonra okursa onun mekânını cennet yaparım. Ona, günde yetmiş kez (rahmetimle) bakarım ve yetmiş ihtiyacını gideririm. Bu giderdiğim ihtiyaçların en küçüğü, onu bağışlamak olacaktır.”

“Kim sıkıntı anında Âyetü'l-Kürsî ve Bakara Sûresi’nin son iki âyetini (Âmene’r-rasûlü...) okursa Allâhü Teâlâ ona sıkıntısında yardım eder.”

“Kim evinden çıkarken Âyetü'l-Kürsî okursa Allâhü Teâlâ ona yetmiş bin melek gönderir. Bu melekler onun için istiğfar ve duâ ederler...”

“Kim farz namazların sonunda Âyetü'l-Kürsî’yi okursa (eceli gelince) onun ruhunu Allâhü zulcelâl ve’l-ikram kabzeder. O şehit oluncaya kadar peygamberlerle omuz omuza çarpışan kimse gibidir.”

“Kim her farz namazdan sonra Âyetü'l-Kürsî’yi okursa onunla cennet arasında yalnız ölüm vardır.
Kişi yatağına geldiğinde Âyetü'l-Kürsî’yi okursa Allâhü Teâlâ onun kendisini, komşusunu ve çevresindeki hayvanları korur.”


Câbir b. Abdullah (r.a.) şöyle demiştir: “Kim evinden çıkarken Âyetü'l-Kürsî okursa Allâhü Teâlâ ona yetmiş melek tayin eder. Bu melekler, onu önünden, arkasından, sağından ve solundan korurlar. Eve dönmeden ölürse Allâhü Teâlâ ona yetmiş şehit sevabı yazar.”

Câfer-i Sâdık (r.a.) şöyle demiştir: “Kim Âyetü'l-Kürsî’yi bir kez okursa Allâhü Teâlâ dünyada ondan bin kötülüğü giderir ve onu fakirlikten kurtarır. Âhirette de bin kötülüğü ondan savar. Bunlardan en hafifi kabir azabıdır.”


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/7.html)
Başlık: İlimlerin Kaynağı Resûlullâhdır / Lânet Etmemek
Gönderen: Mücteba - 08 Eylül 2012, 13:21:55

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Nefsim kudretinde olan Allâhü Teâlâ’ya yemin ederim ki, ilim ile hilimden daha fazîletli olan hiçbir şey bir araya gelmemiştir.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemu's-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

08
Eylül Cumartesi 2012

Hicrî: 21 Şevval 1433 - Rûmî: 26 Ağustos 1428

Burhaniye, Kemalpaşa, Selçuk ve Manisa'nın Kurtuluşu (1922)

İlimlerin Kaynağı Resûlullâhdır

İlimlerin, ilk menbaı; kaynayıp dağıldığı yer Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.)’dir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Allâhü Teâlâ’dan gelen ilim ve hidâyet ile zâhiren ve bâtınen doyup kandı. Bu ilimlerin zahirinden din ortaya çıktı.

Tefsir âlimleri, hadîs imamları ve İslâm fakihleri, kitap ve sünnetten birçok ilim elde ettiler. Onlardan hükümler çıkarttılar. Yeni hâdiseleri, Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîflerin asıllarına götürüp hallettiler. Allâhü Teâlâ âlimler vasıtasıyla dinini himaye etti.

İslâm dini yayıldı ve kuvvetlendi. Bâtıllardan uzak ve temiz kökler üzerine kuruldu ve dallandı. Muhammed Mustafa aleyhisselamın Nübüvvet yolu köklerini saldı ve böylece âlimlerin kalb toprakları, ilim ve hidâyetten ibâret olan hayat sularını kabul edip almaları ile birçok yeşillikler bitirdi.

Allâhü Teâlâ -meâlen- buyurdu ki:
“(Allah) gökten bir su indirdi de vâdiler kendi miktarlarınca sel olup akmaya başladı.”
(Ra'd Sûresi, âyet 17)
İbn-i Abbas (r.a) buyurdu ki: “Bu âyetteki su, ilimdir, vâdiler de kalblerdir.”

Lânet Etmemek

Bir kimseye lanet etmek meselesi çok mühim ve tehlikelidir. Zira Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ehl-i kıbleye lânete izin vermediler. Ancak kâfir olarak öldüğü bilinene lânet edilebilir.

Bir Müslüman bir takım günahları işlemekle kâfir olmaz. Ehl-i sünnetin mezhebi budur. Şu halde, husûsî bir sûrette lânete müstehak olan bir kimseye bile lânet etmeye cüret ve cesâret etmek bir Müslümana yakışmaz. Çünkü faydasızdır. Tehlikeli şeylerle ağzını kirletmektense kalbini ve ağzını Allâhü Teâlâ’yı zikir ile tesbîh ve tevhîd ile Kur’ân-ı Kerîm okumak, salât ve selâm getirmekle nurlandırmak daha hayırlı, faydalı ve akıllıca olacağı şüphesizdir.”

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/8.html)
Başlık: Allâhü Teâlâ Duâları İşitir Kabul Eder / Fıkra: Her Doğruyu Söylemek ...
Gönderen: Mücteba - 09 Eylül 2012, 14:26:37

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Sizin yanınızdakiler bir gün tükenir. Allâh’ın yanındakiler ise bâkîdir.”
(Nahl Sûresi, âyet 96)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

09
Eylül Pazar 2012

Hicrî: 22 Şevval 1433 - Rûmî: 27 Ağustos 1428

Osmanlı'da İlk Telgraf Hattının Açılması (1855) • İzmir, Bornova, Menemen, Edremit ve Orhaneli'nin Kurtuluşu (1922) • Keban Barajı'nın Hizmete Girmesi (1974)

Allâhü Teâlâ Duâları İşitir Kabul Eder

Resûlullah (s.a.v)'in azatlı kölesi Zeyd b. Hârise (r.a), münafıklardan biri ile yola çıkar. Harabe bir yere geldiklerinde Zeyd (r.a) uyur. Adam onu kıskıvrak bağlar.

Zeyd (r.a) uyanınca ona “Niçin beni bağladın?” diye sorar.

Münafık “Seni kesmek istiyorum!
Çünkü sen Muhammed’i seviyorsun!”
diye cevap verir.

Zeyd (r.a), “Yâ Rahmân! Kurtar beni!” diye duâ eder. Tam o anda “Bırak onu, öldürme!” diye bir ses duyulur.

Münafık hemen harabeden çıkıp etrafa bakınır. Kimseyi göremeyince, tekrar Zeyd’i (r.a) öldürmek üzere içeri girer.

Zeyd (r.a) yine “Yâ erhamerrâhimîn! Kurtar beni!” diye duâ eder. Öncekinden daha yakın bir ses “Bırak onu” der. Adam tekrar dışarı çıkıp, bakar ama kimseyi göremez. Tekrar içeri Zeyd’i (r.a) öldürmek üzere gelir.

Zeyd (r.a) üçüncü kez “Yâ Rahmân! Kurtar beni!” deyince harabenin kapısında bir ses “Öldürme onu!” der.

Adam geri dönünce mızraklı bir süvari münafığı hemen öldürür ve Zeyd’in (r.a) ellerini çözüp onu kurtarır. Zeyd (r.a) ona kim olduğunu sorar.

“Ben Cebrâil'im! Birinci duâda yedinci semada idim Allâhü Teâlâ ‘Kuluma yetiş’ buyurdu. İkincisinde dünya semasında, üçüncü duâda ise harabenin kapısında idim! Münafığı öldürdüm!” buyurur.

Fıkra:
Her Doğruyu Söylemek Doğru Değildir!


Sözü, özü doğru bir adamı şahitlik için mahkemeye götürmüşler. Kâdıya da önceden bu adamı, doğruluğundan dolayı methetmişlerdi.

Meğer kâdı'nın bir gözü körmüş. Adam içeri girip kâdı’nın kör olduğunu görünce,
Selâmün aleyküm, kör kadı, demiş.

Kadı:
Yoo! Bu kadar da doğruluk fazla! demiş...

İSİMLERİMİZ: Erkek: Muhsin, Kız: Muhsine

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/9.html)
Başlık: Örnek Bir İnsan: Saîd Bin Âmir (R.A.)
Gönderen: Mücteba - 10 Eylül 2012, 09:57:24

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim Haşr Sûresi’nin sonunu (Hüvallâhüllezî…) sabah ve akşam okur, sonra o gün ve gece ölürse bu, işlediği bütün (küçük) günahlara keffâret olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

10
Eylül Pazartesi 2012

Hicrî: 23 Şevval 1433 - Rûmî: 28 Ağustos 1428

Peygamber Efendimiz'in Mekke-i Mükerreme'den Medine-i Münevvere'ye Hicret İçin Yola Çıkışı (622) • Sultan Dördüncü Murad Han'ın Tahta Çıkışı (1623) • Sivastopol'un Geri Alınması (1855)

Örnek Bir İnsan: Saîd Bin Âmir (R.A.)

Hz. Ömer (r.a.), Şam diyârını teftîş etmeye gelmişti. Kendisini karşılamaya gelenlere “Valiniz Saîd Bin Âmir'i nasıl buldunuz?” diye sordu. Onlar da dört hususta şikâyetçi olduklarını söylediler.

Hz. Ömer (r.a.) buyuruyor ki: “Şikâyet edenlerle vâlîlerini bir araya getirdim.” Sonra onlara; ‘Vâlînizden şikâyetiniz nedir?’ dedim; ‘Gün yükselinceye kadar yanımıza gelmiyor.’ dediler. Saîd, biraz sükût etti. Sonra şöyle dedi: “Vallâhi, bunu söylemek istemiyordum, ama artık söylemek mecburiyetindeyim. Benim âileme yardımcı olacak kimse yok. O sebeple her sabah kalkıp onlara hamur yapıyor, sonra o hamur mayalanıncaya kadar biraz oyalanıyor, onlara ekmek yapıyorum. Sonra da abdest alıp insanların arasına çıkıyorum.”

‘Başka şikâyetiniz var mı?’ diye sordum. “Geceleri hiçbirimizin davetine gelmiyor.” dediler. O da “VAllahi, ben bunu da söylemek istemiyordum. Ben gündüzlerimi insanların işlerine, geceleri ise Allâh’a ibâdet etmeye ayırıyorum.” dedi.

‘Başka ne şikâyetiniz var?’ dedim. “Bir gün de hiç gözükmüyor.” dediler. O: “Ey mü’minlerin emîri, benim hizmetçim yok, üzerimdeki elbisemden başka elbisem de yok. Onu yıkıyorum ve kurumasını bekliyorum. Kuruyunca insanların arasına çıkıyorum.” dedi.

‘Başka bir şikâyetiniz var mı?’ diye sordum. ‘Ona bazan bir müddet baygınlık geliyor ve ortadan kayboluyor.’ dediler. Saîd şöyle dedi: “Ben müslüman olmadan evvel Hubeyb bin Adiyy’in (r.a.) şehid edilmesine şâhit olmuştum; Kureyşliler onun vücudunu parçalarken ona “Muhammed’in senin yerinde olmasını ister misin? Böylece sen de kurtulmuş olursun.” diyorlardı. O ise “Vallâhi ben, âilem ve çocuklarımın arasında iken, onun ayağına diken batmasına bile râzı olamam.” demişti. VAllahi, ben o günü hatırladığımda, ona nasıl yardım etmedim, diye -Allâhü Teâlâ’nın beni affetmeyeceği korkusuyla- baygınlık geçiriyorum.” dedi.

Hz. Ömer (r.a.) “Onun hakkında kanaatimde beni yanıltmayan Allâh’a hamd olsun.” dedi ve ihtiyaçlarını karşılaması için Saîd (r.a.)’a bin dinar gönderdi.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/10.html)
Başlık: Sadaka Olarak Verilenler Bizim / Emaneti Ehline Vermek
Gönderen: Mücteba - 11 Eylül 2012, 10:03:02

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Sizin malınız Allâh için harcadığınızdır, geriye kalanlar vârislerinizin malıdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i İbn-i Hibbân)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

11
Eylül Salı 2012

Hicrî: 24 Şevval 1433 - Rûmî: 29 Ağustos 1428

Budin'in (Budapeşte) Fethi (1526) • Graz'ın Fethi (1532) • (ABD) Dünya Ticaret Merkezi'ne Saldırı (2001)

Sadaka Olarak Verilenler Bizim

Hz. Âişe (r.anhâ) anlatıyor: Resûlullah'ın ehl-i beyti bir koyun kesmişlerdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Kesilen kurbandan geriye ne kaldı.” diye sordular.

Hz. Âişe "kürek kemiği dışında hiçbir şey kalmadı (hepsi dağıtıldı)” dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Desene kürek kemiği hariç hepsi duruyor.” buyurdular.


Emaneti Ehline Vermek

Sultan Süleyman Han 1526 tarihinde Budin’i fethetmişti. Oraya tayin ettiği bey ölüp yerine geçecek veliahdı da bulunmadığından, ölüm haberini alan Avusturya kralı Ferdinand gelip Budin’i kuşatmıştı. Ölen Budin beyinin yiğit ve vefakâr bir hanımı vardı. Bu hanım hemen idâreyi ele aldı. Toplarını ve diğer silahlarını uygun yerlere yerleştirip kaleyi savunmaya başladı.

Kaleyi kuşatan Ferdinand: “Gel bu kaleyi sen bize teslim et ve kocanın memleketine çık git, orada refah içinde yaşa. Senin dininden olmayanlar için çektiğine değer mi?” diye haber gönderdiğinde, şöyle cevap verdi: “Kocam ölürken ‘Sultan Süleyman Han bana bu kaleyi emânet vermişti. Eğer ölürsem, bu emaneti -sakın ha- sâhibinden başka kimseye teslim etme!’ demişti. Şu anda ben hayattayım, bu kaleyi emânetin sahibi olan Sultan Süleyman Han’dan başka hiç kimseye teslim etmem. Eğer birtakım hileler ile beni aldatıp da elimden almayı düşünüyorsanız boş bir hayal peşindesiniz demektir. Erkek arslan ne kadar arslansa, dişi arslan da o kadar arslandır. İşte er, işte meydân!” diye cevap verdi. Diğer taraftan da Kanûni'den yardım istedi.

Sultan Süleyman haber kendisine ulaştığı gibi 1541 senesinde bizzât sefere çıktı. Hayreddîn Paşa’ya yetmiş adet kadırga donatarak sahillerin korunması emrini vermişti. Bu seferde Budin kurtarılıp Osmanlı sancağı yapıldı.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/11.html)
Başlık: Allah Korkusu İle Haram İşlememek / Kayışzade Hattat Hafız Osman
Gönderen: Mücteba - 12 Eylül 2012, 09:20:27

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Bir kul, -bakmak istese bakabilecek iken- bir kadının güzelliğinden gözünü çevirirse, Allâhü Teâlâ o kimsenin kalbine zevkini bulacağı ibâdet verir.”
(Hadîs-i Şerîf, Ebû Nuaym, Hilyetü’l Evliyâ)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

12
Eylül Çarşamba 2012

Hicrî: 25 Şevval 1433 - Rûmî: 30 Ağustos 1428

Mudanya, Urla ve Kırkağaç'ın Kurtuluşu (1922) • Türkiye'de Ordunun İdareye El Koyması (1980)

Allah Korkusu İle Haram İşlememek

Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki:
“Kim bir kadını ya da bir cariyeyi haram yoldan elde etme gücüne sahip olduğu halde sırf Allah korkusundan dolayı vazgeçerse Allâhü Teâlâ onu büyük korkuya karşı emin kılar. Onu ateşe haram kılar ve cennete koyar.”


Kayışzade Hattat Hafız Osman

Hafız Osman namında birçok hattat vardır. En meşhurları 1698'de vefat eden ve Kocamustafapaşa’da Sümbül Efendi haziresinde medfun olan Hafız Osman ile Kayışzâde Hafız Osman Efendi’dir. İkisi birbirine çok karıştırıldığı için birincisine Büyük Hafız Osman, Kayışzâde'ye de Küçük Hafız Osman denilmiştir.

Meşhur hattat ve sıbyan mektebi muallimi olan Kayış Zade Hafız Osman Efendi, Burdur’ludur. Hafızlığını bitirdikten sonra İstanbul'a gelip ilim tahsil etti. Kazasker Mustafa İzzet Efendi’den sülüs ve celi yazısını öğrenip icazet aldı.

Hayatını Mushaf-ı şerif yazmaya vakf ederek yüz altı Mushaf-ı şerîf yazmaya muvaffak oldu. Yüz yedinci nüshayı yazarken vefat etti.

Merkez Efendi kabristanına defnolunan Hafız Osman Efendi’nin kabir taşında yazıldığına göre, yüz yedinci Mushaf-ı şerifin Yusuf suresindeki ‘Ersilhu meanâ gaden yerta’…’ 12. âyet-i kerimesine kadar yazar ve teravih namazı kıldırdığı esnada rükûda iken, 4 Ramazan 1311 (1894) gecesi vefat etmiştir.

Hafız Osman, Mushaf-ı şerîfi âyet-berkenar diye tabir edilen bir tertib ile yazmıştır. Şöyle ki Kur'ân-ı Kerîm’in âyetlerinin her birinin uzunluğu farklıdır. Kimisi bir iki kelimedir, kimisi de yarım sayfadır. Hatta bir sayfa olan vardır. Hafız Osman buna rağmen her sayfayı âyet ile başlatıp yine âyet ile, yani âyeti bölüp diğer sayfaya geçirmeden bitirmiştir. Bu tertibi Hattat Hasan Rıza da devam ettirmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’i ezberlemekte hafızlara kolaylık sağladığı için Mushaf-ı huffâz da denilmiştir. Günümüzdeki mushaflar bu usul ile yazılmakta ve basılmaktadır.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/12.html)
Başlık: Cahorlu Müslümanların Cuma Günleri
Gönderen: Mücteba - 13 Eylül 2012, 10:16:50

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Allah ve resûlünün sizi sevmesini isterseniz, emânete riâyet edin, konuştuğunuz zaman doğru konuşun, komşularınıza güzel komşuluk edin.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü'l-Evsat)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

13
Eylül Perşembe 2012

Hicrî: 26 Şevval 1433 - Rûmî: 31 Ağustos 1428

Sakarya Zaferi (1921) • Kınık, Karacabey ve Soma'nın Kurtluşu (1922)

Cahorlu Müslümanların Cuma Günleri

 Sultân İkinci Abdülhamîd Hân zamanında (1902) uzak doğuya seyahat eden bir seyyâhımız Singapur'da Ebûbekir Hân'ın hâkimi olduğu Cahor hanlığı ile alâkalı şu bilgileri vermektedir:

Cahor halkının büyük kısmı Şafiî mezhebindendir. Buradaki Müslümanlar gece gündüz Allah’a ibadet, Müslümanların halîfesine duâ ve hâkimlerine itaat ederler. Erkek olsun kadın olsun âdâb-ı muaşerete gayet dikkat edip birbirlerini incitmemeye itina ederler.

Ahali, Cuma geceleri sabah namazı edâ edilinceye kadar cami ve mescitlere toplanıp ibâdet eder. Kendilerini uyku basanların uykularını dağıtmak için cemaatten birisi ara sıra çıkıp cami avlusundaki davul veya leğene birkaç tokmak vurup içeri girer, ibâdetiyle meşgul olur. Sabah namazını imam ile edâ ettikten sonra hepsi münasip bir köşeye çekilip vefat etmiş olan mü’min erkek ve hanımların ruhları için Fatiha ve ihlâs okurlar. Ondan sonra herkes yakınlarının kabirlerini ziyaret eder. Ziyaret tamam olunca evlerine gidip eşlerinin hazırladıkları kahvaltıyı yiyip çayı içtikten sonra, abdest alıp yine ibadetgâhlara giderler. Cuma namazına kadar ya Kur’ân-ı Kerîm veya Delâil-i Hayrat okurlar. Okuyamayanlar, okuyanları dinlerler.

Cuma namazı bittikten sonra herkes evine gider, âilesiyle âdeta bayramlaştıktan sonra yemek yerler. Sonra küçükler büyüklerin ziyaretine giderler. İşte Cahorlular Cuma’nın gece ve gündüzünü böyle geçirirler.

Bir de Cahor halkı, esnaftan bir şey satın aldığı vakit, parasını verdikten sonra: “Helâl mi?” diye sorar. Satıcı: “Evet.” cevabını vermezse aldıkları şeyi bırakıp başka bir satıcıya gider. Sattığı şeyin helâl olduğunu söyleyen bir satıcı bulana kadar böyle devam eder.

İSİMLERİMİZ: Erkek: Veysel, Kız: Zehra

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/13.html)
Başlık: İmâm Kisâî’nin Talebeleri / Bel Sağlığınız için Dikkat Ediniz!
Gönderen: Mücteba - 14 Eylül 2012, 09:39:15

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Çalıştırdığın kişilerin işlerini hafifletmen, kolaylaştırman mîzanında senin için bir sevap olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i İbn-i Hibbân)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

14
Eylül Cuma 2012

Hicrî: 27 Şevval 1433 - Rûmî: 01 Eylül 1428

İstanbul'da Büyük Deprem (Kıyamet-i Suğra) (1509) • Bergama, Dikili, Manyas ve Mustafakemalpaşa'nın Kurtuluşu (1922)

İmâm Kisâî’nin Talebeleri

Büyük Kırâat ve Nahiv âlimi İmâm Kisâî, Abbâsî Halîfesi Harûn Reşîd’in oğulları Emîn ve Me'mûn’un hocası idi.

Bir gün Halîfe, Kisâî’nin haberi olmadan yalnız olarak teşrîf etti. Kisâî, halîfenin geldiğini görmemiş idi. Terliklerini giymek için kalktığında talebeleri olan halifenin oğulları Emîn ve Me'mûn, hemen terliklerinin birerini alarak önüne koydular.

Kisâî hemen onları alınlarından öptü ve bir daha böyle yapmamaları için yemin ettirdi. Bu hâdiseyi gören halife, hiç bildirmeden oradan ayrıldı, makamına döndü.

Daha sonra devlet adamları ile otururken onlara “Hizmet olunan hangi insan en hayırlıdır.” diye sordu. Etrafındakiler “Mü’minlerin emîridir” dediler. Halîfe ise “Hayır, o kişi elbette Kisâî’dir ki Emîn ve Me’mûn ona hizmet ederler.” dedi ve hâdiseyi anlattı. Sonra Kisâî’yi ve iki oğlunu davet etti. Oğullarına bazı suâller sordu, hepsine lâyıkıyla cevâp verdiler. Sonra Kisâî’ye hediyeler verdi.

Ona “Senin bize yaptığın hizmetindeki hakkın bizim sana olan nimetimizdeki hakkımızdan az değildir. Bunlar senin terbiyen ve bizim nimetimizin sütü ile büyüyerek ayağa kalkarlar; sana hizmet etmekle şeref kazanırlar.” dedi.

Bel Sağlığınız için Dikkat Ediniz!

Yürürken veya ayakta iken vücudunuzu dik tutunuz. Ağırlığınızı her iki bacağınıza denk olarak paylaştırınız.

Omuz ve kalçanızın aynı hizada, başınızın dik, sırt ve belinizin düz olmasına dikkat ediniz. Aksi bir duruş bele rahatsızlık verir ve iç organlara baskı yapar.
Tarlada, inşaatta, iş yerinde, evde vb. çalışırken veya bir iş yaparken beliniz aniden ağrımaya başladıysa, kalan işi bitirmekle uğraşmayıp, hemen sert bir zemin üzerine sırt üstü uzanıp, dizlerinizi hafifçe bükerek bacaklarınızı yukarıya doğru toplayıp biraz istirahat ediniz.

Eğer iyileşme olmazsa doktora gidiniz.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/14.html)
Başlık: Korkularından Kurtulmak İçin / Zilkâde Ayı / Zilkade Ayı İctima‘I, Ru’yet ...
Gönderen: Mücteba - 15 Eylül 2012, 14:19:02

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kuşluk namazını altı rek’at kılardı.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

15
Eylül Cumartesi 2012

Hicrî: 28 Şevval 1433 - Rûmî: 02 Eylül 1428

Ayvalık'ın Kurtuluşu (1922)

Korkularından Kurtulmak İçin

Hak Teâlâ şöyle buyurdu:
Ey Mûsâ! Fakirlikten korkarsan kuşluk namazı kıl, fakirlikten kurtulursun.
Ölüm ahvalinden korkarsan akşamla yatsı arasında namaz kıl.
Kabir azabından korkarsan gece iki veya dört rek’ât namaz kıl.
Kıyâmetten korkarsan Recep ayında oruç tut.

Ey Mûsâ! Üç şeyi sakla ki sana üç şey vereyim:
Dilini yalandan ve gıybetden koru, sana cenneti vereyim.
Yaramaz, hayırsız yoldaşı terk et, sana iyi kimseleri yoldaş edeyim.
Karnını haramdan ve şüpheli şeylerden koru ki, sana hikmet vereyim.

Zilkâde Ayı

Zilkâde ayı, kamerî ayların on birincisidir.
Hac aylarından olduğu için, geceleri zaman zaman teheccüd namazına kalkılır. Bilhassa cuma geceleri tesbih namazı kılınır. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

Zilkade Ayı İctima‘I, Ru’yet ve Başlangıcı

Hicrî Kamerî 1433 yılı Zilkâde ayı ictima‘ı yarın (16 Eylül Pazar) Türkiye saati ile 05.11’de.
Ru’yet ise yine yarın (16 Eylül Pazar) Türkiye saati ile 17.25’de.
Hilâl’in görüldüğü yerler: Hint Okyanusunun güney batı kesimi, Bouvet adası, ile Güney Afrika cumhuriyeti, Güney Atlantik okyanusunda Güney Georgiya ve Güney Sandviches, Gough, Montagu, Saunders, Candlemas, Vindication ve Folkland Adaları, Antarktikanın batı sahilleri ve Güney Amerika kıtası.
Hilal; Türkiye, Almanya, Avusturya, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarım adasının orta ve kuzeyinden da asla görülemeyecektir.
Hilâl’in görüldüğü günü tâkip eden 17 Eylül Pazartesi günü de Zilkâde ayının 1’i olmaktadır.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/15.html)
Başlık: Cenâb-ı Hakk’ın Benî Beşere Olan Nimetlerinin En Büyüğü
Gönderen: Mücteba - 17 Eylül 2012, 16:28:09

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“...Allâh’tan hakkı ile ancak âlimler korkar...”
(Fâtır Sûresi, âyet 28)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

17
Eylül Pazartesi 2012

Hicrî: 01 Zilkâde 1433 - Rûmî: 04 Eylül 1428

Bandırma'nın Kurtuluşu (1922) • Rusların Polonya'yı İşgali (1939) • Adnan Menderes'in İdamı (1960)

Cenâb-ı Hakk’ın Benî Beşere Olan Nimetlerinin En Büyüğü

Cenâb-ı Hakk’ın benî beşere olan nimetlerinin en büyüğü; Hakk ve bâtılı anlamak ve bilmek, rızâsıyla adem-i rızâsını mûcib ahvâli fark ve temyîz eylemek, muktezâlarıyla amele muvaffak kılınmak hâssalarına, sıfatlarına mazhariyettir.

Bu öyle azîz ve celîl bir mazhariyettir ki ona nâiliyyet fenâ fillâh ve bekâ billâh hakîkatiyle tahakkuk etmedikçe sûret-peydâ olmaz. Bu hakîkate mazhar olamayan bi’l-umûm avâm ve havâssın hâli tam hakîkate isâbetten mahrûmdur. Çünki, ef'âl ve hareketleri -hakîkat-i fenâ ve bekâ ile adem-i tahakkukları sebebiyle- sûrete, zâhire maksûr ve mahsûr kalır. Bu haysiyetle her ne kadar fiillerinin ve amellerinin -bi-hasebi'l-merâtib- semerâtını görürler ise de hakîkat-i fenâ ve bekâ sâhibi olanların a'mâl ve ef'âline terettüb eden semerât ve netâyicin iktitâfına mazhariyetleri imkân hâricinde bulunur.

Mutlak a'mâl ve ef'âlin netîce ve semeresi âm için sûret-i edâsı müşterek olan a'mâl ile değil, âmillerin mertebeleri, dereceleri hasebiyledir. Aksi takdîrde peygamberlerin edâ ettikleri ibâdât ve hâiz bulundukları ma'rifetullâh ile, avâm ve havâssın edâ ettikleri ibâdâtın, mazhar oldukları ma'rifetullâhın semerât ve netâyici müsâvî olmak lâzım gelir ki; hılâf-ı vâki' ve nefsi’l-emrdir. (Mektublar, S. H. Silistrevî)

Lügatçe:

Benî beşer: İnsanoğlu.
Adem-i rızâ: Razı olmamak.
Mûcib: İcab ettiren.
Temyîz: Ayırt etmek.
Muktezâ: Gereği.
Sûret-peydâ: Ortaya çıkmak, ele geçmek.
Ef'âl: Fiiller, ameller.
Maksûr: Sırf bir tarafa ait.
Bi-hasebi'l-merâtib: Mertebelerine göre.
Semerât: Meyveler.
Netâyic: Netîceler.
İktitâf: Toplamak.
A’mâl: Ameller.
Âm: Herkes.
Âmil: Amel işleyen,
İbâdât: ibâdetler.
Hılâf-ı vâki ve hılâf-ı nefsi'l-emr: Hakîkatin aksine, tersine.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/17.html)
Başlık: Kıbleye Hürmet / Melekler Günahı Nasıl Yazar?
Gönderen: Mücteba - 18 Eylül 2012, 10:19:05

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim, kardeşini bir günahından dolayı ayıplarsa o günahı işlemedikçe ölmez.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

18
Eylül Salı 2012

Hicrî: 02 Zilkâde 1433 - Rûmî: 05 Eylül 1428

Ertuğrul Firkateyni'nin Japon Sularında Batması (1890) • Erdek, Yenice, Biga ve Mahmudiye'nin Kurtuluşu (1922)

Kıbleye Hürmet

Resûlullah (s.a.v) bir topluluğa namaz kıldıran bir adamın kıbleye doğru tükürdüğünü gördü.
Onlara “Bu adam size namaz kıldırmasın.” buyurdu. Adam bu hadiseden sonra namaz kıldırmak isteyince ona Resûlullah’ın (s.a.v) emrini bildirdiler. O da gidip Resûlullah’a (s.a.v) sorunca “Evet, öyle dedim.” buyurdular.

Bayezid-i Bestâmî (r.a) anlatıyor:
Bana âbid bir kişiden medihle söz edilmişti. Merak ettim ve onu ziyarete gittim. Adamın kıbleye doğru tükürdüğünü görünce ziyaretten vazgeçip geri döndüm. Çünkü, dinin küçük bir edebine riâyet etmeyen bir şahsa dinin yüksek sırları hususunda nasıl güvenilebilir?

Seriyyü’r-Sakatî (r.h) şöyle demiştir:
“Bir gece namaz kılmış ve namazdan sonra mihrapta ayaklarımı uzatmıştım. Gaipten “Hükümdarlarla böyle oturuyor musun!” diye bir ses geldi. Ben de 'İzzetin ve Celâlin hakkı için bir daha asla mihrapta ayaklarımı uzatmam.’ dedim.”


Melekler Günahı Nasıl Yazar?

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
"Her kulda vazifeli iki melek vardır. Sağdaki melek soldakinin amiridir. Kul günah işlediği zaman soldaki melek “Yazayım mı?” diye sorar.
Sağdaki melek “Beş günah işleyene kadar yazma, bekle” der. [/b]
Kul, beş günah işleyince soldaki melek “Yazayım mı?” diye tekrar sorar. “Bir sevap işleyene kadar bekle, yazma” der.
Kul bir sevap işlediği zaman sağdaki melek, bize bir sevabın karşılığının on misli olduğu bildirilmiştir. Gel beş günahı beş sevap ile silelim, ona beş de sevap yazalım, der.
Bunun üzerine şeytan, ben âdemoğluna ne zaman yetişebilirim (onunla nasıl baş edebilirim), diye haykırır.”

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/18.html)
Başlık: En Hayırlı Beş Şey / Takiyüddîn Râsıd
Gönderen: Mücteba - 19 Eylül 2012, 09:27:09

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Darlıkta ve varlıkta Allâh’ın haramlarından sakın.”
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu's-Sağîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

19
Eylül Çarşamba 2012

Hicrî: 03 Zilkâde 1433 - Rûmî: 06 Eylül 1428

İstanbul Rasathanesi'nin Kuruluşu (1576)

En Hayırlı Beş Şey

 Lokman (a.s)'a oğlu “Babacığım, en hayırlı şey nedir?” diye sormuştu.
Lokman (a.s) “Tabi ki dindir, yavrucuğum” cevabını verdi. “Peki, iki olursa?” diye sordu.
Lokman (a.s) “Din ve mal” dedi.
“Üç olursa?”
“Din, mal ve hayat” karşılığını verdi.
“Dört olursa?”
Lokman (a.s) “Din, mal, hayat ve güzel ahlâk” diye söyledi.
“Beş olursa?”
Lokman (a.s) “Bunlara ilaveten cömertlik” dedi.
“Altı olursa?” diye sorunca Lokman (a.s) “Yavrucuğum! Bu beş şeyi kendinde toplayan halis takva sahibidir, Allâhü Teâlâ’nın velisidir ve şeytandan uzaktır.” diye cevap verdi.

Takiyüddîn Râsıd

Takiyüddîn Râsıd (1521-1585) matematik, astronomi, fizik, optik, mekanik ve tıp da pek çok eser yazmış büyük bir Osmanlı alimidir. İstanbul'da bir rasathâne (gözlemevi) kurarak rasatlar yapmıştır. 16. yüzyılın en mükemmel rasat âletlerinin bulunduğu rasathânede kendi icadı olan âletleri de kullanmıştır.

Bu âletlerden birisini şöyle anlatmaktadır:
“Ben uzakta bulunmaları sebebiyle görülemeyen eşyayı en ince ayrıntılarıyla gösterebilen ve ortalama uzaklıkta bulunan gemilerin yelkenlerini bir ucundan tek bir gözle bakarak görebileceğimiz ve (daha önce) Yunanlı bilginlerin yapıp, İskenderiye Kulesi'ne yerleştirmiş olduklarına benzer bir billur (mercek) yaptım.”

Takiyüddîn'in yaptığı bu alete (billur) dürbün veya teleskop demek mümkündür. Çünkü bu âlet çok uzakta bulunan cisimleri çok yakındaymış gibi gösterebilmektedir.
Galileo'nun 1609'da dünyada ilk defa teleskop kullanan kişi olarak bilinmektedir. Halbuki Takiyüddîn, Galile'den yaklaşık 40 yıl önce bu aleti kullandığını yazmaktadır.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/19.html)
Başlık: Medîne, Kurân ile Fetholundu
Gönderen: Mücteba - 20 Eylül 2012, 23:57:05

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Haberiniz olsun ki bu Kur’ân, insanları en doğru yola hidayet eder ve (Kur’ân’da beyan olunan) salih ameller yapan mü’minleri müjdeler ki kendilerine büyük bir ecir vardır.”
(İsra Sûresi, âyet 9)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

20
Eylül Perşembe 2012

Hicrî: 04 Zilkâde 1433 - Rûmî: 07 Eylül 1428

Peygamber Efendimiz'in Hicret Esnasında Kuba'ya Gelişi (622) • Bozcaada, Bayramiç, Mihalaççık ve Sivrihisar'ın Kurtuluşu (1922)

Medîne, Kurân ile Fetholundu

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) her sene hac mevsiminde gelenleri “Rabbimin risaletini tebliğ için beni barındıran ve bana yardım eden için cennet vardır.” deyip kabile kabile gezip imana davet eder, onlara Kur’ân’dan âyetler okurdu.

Peygamberliğinin onbirinci yılında hac zamanında Kâbe hareminde Medine halkının Hazrec kabilesinden altı kişi imana geldi ki onlara Ensârın sâbıkları denir. Resûlullâh'a (s.a.v.) “Hiçbir şeyi Allâh'a ortak tutmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, evlâdlarını geçim korkusu ile öldürmemek, kimsenin ırzına ve şerefine iftira atmamak, neşe ve kederde, darlık ve genişlik zamanlarında dinleyip itaat etmek, Allâh yolunda kimsenin kötülemesinden çekinmeden daima hakkı söylemek.” üzere bîat ettiler. Bunlar Medineye döndüklerinde Resûlullâh’tan konuşulmayan hiçbir ev kalmadı. İslâm Medîne’de yayılmaya başladı.

Medîne’de Müslümanların adedi kırka ulaşınca istemeleri üzerine Resûlullâh onlara Kur’ân okumak ve dînin hükümlerini öğretmek üzere Hz. Mus’ab bin Umeyr’i (r.a.) gönderdi. Ondan sonra Medîne’de İslâm’ın ve Kur’ân’ın girmediği ev kalmadı. Bu sebeple “Şehirler kılıç ile fetholundu, Medîne ise Kur’ân ile fetholunmuştur.” denildi.

Sonraki sene yetmiş üç erkek ve iki hanım Resûlullâh’ı (s.a.v.) görmeye gelip önceki şartlar ile bîat ettiler ve Resûlullâh'ı (s.a.v.) Medîne’ye davet ettiler. “Medîne’yi teşriflerinde ona her türlü yardımda bulunacaklarını, nefislerini ve âilelerini korudukları gibi koruyacaklarını” ahdettiler. Resûlullâh’a nusrete; yardım etmeğe ahdettiklerinden onlara Ensâr denildi. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.), Ashâbına Medîne’ye gitmek üzere izin verdi. Onlar da vatanlarını bırakıp peyderpey İslâm yurdu olan Medîne’ye hicret ettiler. Bu sebeple onlara da muhâcir dendi. Her bir Müslüman geldikçe Medîneli Müslümanlar yer gösterir, onlara muhabbetlerinden mallarını verirlerdi. Nihayet Resûlullâh da geldi ve Medîne, münevvere oldu, nûr ile doldu, Resûlullâh’a Mekke’den sonra yurt oldu. İslâm sancağı oradan yükselip arzın her tarafına ulaştı.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/20.html)
Başlık: Sultânın Dehâsı
Gönderen: Mücteba - 21 Eylül 2012, 08:24:26

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Müslümanı korkutmayınız. Zira müslümanı korkutmak büyük bir zulümdür.”
(Hadîs-i Şerîf, Heysemî, Mecmau'z-Zevâid)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

21
Eylül Cuma 2012

Hicrî: 05 Zilkâde 1433 - Rûmî: 08 Eylül 1428

Sultan İkinci Abdülhamîd Han'ın Doğumu (1842) • Askerlerimizin Güney Kore'ye Gidişi (1950)

Sultânın Dehâsı

Sultan İkinci Abdülhamid Han kendisine bomba ile sûikast tertîp edenlerden Belçikalı Joris'i hapishâneden huzuruna çağırdı ve:

“Siz, tertip ettiğiniz bu sûikastla beni öldürmek istediniz; Cenâb-ı Hak buna müsâade etmedi. Hepiniz yakalandınız, muhâkeme edildiniz, mahkûm oldunuz. Ben sizi idâm ettirmedim. Mahkûmiyetinizi müebbet hapse tahvil ettirdim.” dedi. Joris, minnettâr bir tavırla ellerini uzatarak:

“Pardon sör...” dedi. Sultan bir el hareketi ile Joris’i susturup devam etti:

“Ben öldürülecek bir hükümdar değildim. Çünkü hiç kimseye zulmetmedim. Sizin berâber çalıştığınız Ermeni komiteleri bir hülyâ peşinde koşuyorlar. Bu memleketimin aleyhine olacaktır. Ben buna müsâade edemem. Attığınız bomba ile bu kadar bî-günâh insanlara kıydınız. Dünyânın hangi memleketinde olursa olsun böyle bir cürmü irtikâp edeni idâm ederler. Ben sizi serbest bırakacağım. Elini kolunu sallaya sallaya buradan çıkıp gideceksin.” dedi. Joris, hayretler içinde:

“Majeste! Artık hapishâneye dönmeyecek miyim? Beni hakîkaten serbest mi bırakacaklar?” dedi. Pâdişâh;

“Evet. Orada bulunan husûsî eşyanızı getirecekler ve buradan pek bilinmeyen bir otele gidip başka bir isimle orada kalacaksınız. Fakat bir şartla.” dedi. Joris o derece memnun olmuştu ki:

“Bunu bir şart olarak söylemeyiniz, bir emir olarak kabul ediyorum!” dedi. Sultan Hamid:

“Buradan gideceksiniz ve şimdiye kadar berâber çalıştığınız Ermeni ihtilâl komiteleri ile temasta bulunacaksınız. Onlara buradan ne sûretle çıktığınızı nasıl isterseniz anlatabilirsiniz. Size ayda beş yüz lira vereceğim. Bu komitelerin Türkiye’de gösterecekleri faâliyetler hakkında bana muntazaman malûmat vereceksiniz. Aralarına gireceksiniz ve bütün mesâilerini tâkip edeceksiniz. Maaşınız bir banka vâsıtasıyla her ay muntazaman size gönderilecektir. Mutâbık mıyız?” Joris yerinden kalktı, hürmet ile eğildi:

“Majeste! Şükranlarımı arz ederim, irâdeniz harfiyen icrâ ve tatbik edilecektir!”

Ondan sonra, bir müddet Ermeni mes'elesinden bahsedilmedi.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/21.html)
Başlık: Bilenle Bilmeyen Bir Olur mu? /Emircik Kuşu
Gönderen: Mücteba - 22 Eylül 2012, 10:01:58

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“...De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler müsâvî (denk) olabilirler mi?...”
(Zümer Sûresi, âyet 9)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

22
Eylül Cumartesi 2012

Hicrî: 06 Zilkâde 1433 - Rûmî: 09 Eylül 1428

Yavuz Sultan Selim Han'ın Vefatı (1520) • İran-Irak Savaşı'nın Başlaması (1980)

Bilenle Bilmeyen Bir Olur Mu?

İki kardeş bir gün karar verip ilim tahsili için yola çıkmışlar. Giderken bir su kenarına varmışlar. Büyük kardeş “İlimden maksad ameldir. Ben burada kalır, ibâdet ederim. Sen var git.” demiş ve orada kalmış. Küçük kardeş de ilim okumaya gitmiş. Yirmi yıl sonra tahsilini bitirmiş ve kardeşinin yanına geri gelmiş.
Kardeşim, sen ne yaptın? İbadetlerini şartlarına uygun, namazını tadili erkânıyla kılabildin mi? diye sormuş. O da senden sonra yirmi yıldır ibâdet ediyorum.
On yıl bu sudan abdest aldım, namaz kıldım. Fakat bir gün gördüm ki bu ırmak taştı ve içinde bir hınzır ölüsü gördüm. Bu su murdar oldu. Ben de kalan on yılımda teyemmüm yaparak namazlarımı kılıyorum, dedi.
İlim tahsil eden kardeş, “Gördün mü cahilliğin âkıbetini. On yıl abdestsiz Allâhü Teâlâ’ya secde ettin ve kıldığın namazlarını heba ettin. Hınzır ölüsüyle bu ırmak murdar olmaz. O anda murdar olsa bile, sel geçtikten sonra su temiz olurdu.” dedi.
Nitekim Resûlullah Efendimiz (s.a.v.);
“Âlimin, (ilimsiz) âbide karşı fazileti, ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir.” buyurmuştur.

Emircik Kuşu

Yalıçapkını ve iskele kuşu da denilen emircik kuşu yalnız balık yer, balık ve tertemiz su bulunan yerlerde yaşar. Dere veya ırmak kenarında dalları su üzerine sarkan ağaçlarda barınır.
Emircik kuşu süratle avlanır. Suya dalıp balıkla dışarı çıktığı zaman su yüzünde meydana gelen şekil henüz düzelmiş olmaz. Suya dalışı ve ağzında balıkla dışarı çıkışı ancak bir saniye sürer.
Sudan çıktığı zaman vücudu ıslanmamıştır. Çünkü hızla suya girerken bütün vücudunu ince bir hava tabakası sarar.
Bir yerde emircik kuşu varsa o su tertemiz demektir.

İSİMLERİMİZ: Erkek: Ömer, Kız: Safiyye

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/22.html)
Başlık: “Hastanın İnlemesi Tesbihtir..” / Konuşma Adabından
Gönderen: Mücteba - 23 Eylül 2012, 07:11:11

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Hastalarınızı yemeğe zorlamayınız. Zira Allâhü Teâlâ onları yedirir ve içirir.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

23
Eylül Pazar 2012

Hicrî: 07 Zilkâde 1433 - Rûmî: 10 Eylül 1428

Devlet Demir Yolları'nın Kuruluşu (1856) • Çan'ın Kurtuluşu (1922)

“Hastanın İnlemesi Tesbihtir..”

Bir hadîs-i şerîfte şöyle buyruldu: “Hastanın inlemesi tesbih, (çektiği ıstıraptan dolayı) bağırması tehlil, aldığı her nefes sadaka ve yatağında uyuması bir ibadettir. Yatağında bir o yana bir bu yana dönüp durması Allah yolunda düşmanla çarpışmak gibidir.”

Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Hasta, iyileştiğinde, gökten yeni düşen kar tanesi gibi bembeyaz ve pırıl pırıldır.”

Bir haberde şöyle geçmektedir: “Allâhü Teâlâ hastaya çeşitli melekler gönderir. Bir melek yemeğin lezzetini, bir diğeri içeceklerin lezzetini, öbürü de ondan uykunun lezzetini alır. Allâhü Teâlâ hastayı sağlığına kavuşturduğunda hastanın günahlarını alan melek hariç diğer bütün melekler aldıklarını geri verirler.
Günahı alan melek “Bu günahları ona geri vereyim mi, yâ Rabbi?” der. Allâhü Teâlâ “Hayır, o günahları denize at” buyurur.

Konuşma Adabından

Çok konuşmaktan kaçınmak lazımdır. Çünkü çok söz zihin hafifliğine ve akıl bozukluğuna alamettir, sevgiyi azaltır.
Çok konuşmak beyin yorgunluğuna sebep olur. Dost ve arkadaşlar yanında hoş karşılanmaz, sohbetten usanırlar ve anlatılanlardan rahatsız olurlar.
• Bir toplulukta başkalarına konuşma fırsatı vermemek çok kötü bir davranıştır. Ne kadar kısa konuşulursa o kadar edebe uygun olur.
• Sözün en hayırlısı az olanı ve meramı ifade edenidir.
Çok konuşanın başına iki bela gelir: Kendisinin küçülmesi, dinleyicilerin usanması.
• Allahü Teâlâ kulağı iki, ağzı bir yaratmıştır ki dinlemenin ve susmanın hikmetini dile getirir.
Akıl tam olunca söz kısa olur.
Bilhassa latife ve nadir sözlerde bir defa söylediği sözü tekrar etmekten kaçınmalıdır. Aksi halde zevki kaçar.
Bir meseleyi haddinden fazla tekrarlamak dinleyenleri usandırır.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/23.html)
Başlık: Halis Niyet
Gönderen: Mücteba - 24 Eylül 2012, 13:32:54

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Bir adam yolun ortasında bir ağaç dalına rastlar ve ‘vallâhi bunu Müslümanların yolundan kaldırmalıyım, onlara zarar vermesin’ deyip kaldırırsa bundan dolayı cennete girer.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

24
Eylül Pazartesi 2012

Hicrî: 08 Zilkâde 1433 - Rûmî: 11 Eylül 1428

Peygamber Efendimiz'in Mekke'den Hicretle Medine'ye Girişi (622) • Uyvar Kalesi'nin Fethi (1663) • Bolvadin'in Kurtuluşu (1922)

Halis Niyet

Medine-i Münevvere’nin etrafına Mekke müşriklerine karşı hendek kazıldığı günlerde Hz. Câbir bin Abdullah (r.a.) Resûlullâh’ı (s.a.v.) yemeğe davet etti. Hanımı bir oğlak kesip hazırlık yaptı.

Hz. Câbir'in (r.a.) iki erkek çocuğundan biri diğerine “Annemin oğlağı nasıl kestiğini sana göstereyim mi?” deyip kardeşini boğazlar. Annesi bir müddet sonra vaziyeti görünce çığlık atar. Diğer çocuk korkudan kaçarken fırının içine düşüp ölür. Kadın ikisinin cesedini de alarak eve götürür ve bir örtünün altına saklayarak Resûlullah (s.a.v) için yemek hazırlamaya devam eder.

Resûlullah (s.a.v) muhacir ve ensardan birçoğunu yanına alarak eve teşrif ederler. Hz. Câbir'in (r.a.) evi pek dardı. Resûlullah’ın (s.a.v) “Allâh’ın evini genişletmesini ister misin?” buyurması üzerine “Evet, yâ Resûlullah!” dedi. Resûlullah (s.a.v) dizleri üzerinde duâ etti. Câbir (r.a.) “Seni gönderen Allâhü Teâlâ'ya yemin olsun ki çatı yükseldi, duvarlar da uzaklaştı.” dedi. Resûlullah (s.a.v) yemeği kendi elleri ile dağıtır ve Câbir’den davetlileri onar onar çağırmasını ister. Hepsi gelip doyuncaya kadar yerler.

Resûlullah (s.a.v) bu kez de “Ey Câbir! Haydi, yavrularını çağır, gelsinler. Ben onlarla beraber yiyeceğim.” der. Câbir (r.a.) hanımına gider. Hanımı çocukların uyuduklarını söyler. Resûlullah (s.a.v) “Nefsim kudretinde olan Allâh’a yemin ederim ki onlar olmadan yemeyeceğim.” buyurur. Hanımı çocukların uyuduğunu söylese de Câbir (r.a.) çocukları çağırmak üzere odaya girer üzerlerindeki örtüyü çeker ve onların birbirine sarılıp uyuduklarını görür. Alıp Resûlullah (s.a.v)'in huzuruna getirir. Biri Resûlullah'ın (s.a.v) sağına diğeri soluna oturur ve karınları doyuncaya kadar yerler. Resûlullah (s.a.v) tebessüm eder ve “Ey Câbir! Cebrail'in bana anlattıklarını sana bildireyim mi?” der. Câbir’in (r.a.) “Evet, yâ Resûlullah!” diye cevap vermesi üzerine çocukların başına gelenleri Cabir (r.a.)'e bir bir anlatır. Hz. Câbir (r.a.) ve hanımı çok sevinirler.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/24.html)
Başlık: Hazret-i Vahşî'nin Müslüman Oluşu
Gönderen: Mücteba - 25 Eylül 2012, 10:25:11

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim Allâh'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed (s.a.v.)’in onun resûlü olduğuna şehâdet ederse, Allâhü Teâlâ cehennem ateşini ona haram kılar.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

25
Eylül Salı 2012

Hicrî: 09 Zilkâde 1433 - Rûmî: 12 Eylül 1428

Patrona Halil İsyanı (1730) • Lapseki'nin Kurtuluşu (1922)

Hazret-i Vahşî'nin Müslüman Oluşu

“Uhud Harbi'nde Peygamber Efendimiz'in amcası Hz. Hamza’yı (r.a.) şehid eden Vahşi, Resûlüllâh Efendimiz'e (s.a.v.) “Ben Müslüman olmak istiyorum. Lâkin Kur’ân’da “Ve onlar ki Allâh'ın beraberinde diğer bir ilâha duâ etmezler, Allâh'ın haram kıldığı nefsi haksız öldürmezler ve zinâ yapmazlar. Her kim de bunları yaparsa ağır cezâya çarpar.” meâlindeki Furkân Sûresi, 68. âyet-i kerîme beni Müslüman olmakdan alıkoyuyor. Zîrâ ben bunların hepsini yaptım. Benim için bir tevbe imkânı var mı?” diye bir mektup yazdı.

Bunun üzerine (Furkan Sûresi'nin): “Ve her kim tevbe edip de sâlih amel işlerse o muhakkak Allâh’a makbul olarak döner.” meâlindeki 71. âyet-i kerîmesi nâzil oldu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu âyet-i kerîmeyi Vahşî’ye gönderdi.

Vahşî “Bu âyette sâlih amel şartı var. Sâlih amele muvaffak olabilir miyim, olamaz mıyım, bilmiyorum.” diye bir mektup yazdı.

Bunun üzerine Nisâ Sûresi’nin, “Doğrusu, Allâh kendine şirk koşulmasını mağfiret etmez, ondan berisini dilediğine mağfiret buyurur...” meâlindeki 48. âyeti nâzil oldu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu âyet-i kerîmeyi de Vahşî'ye yazdı.

Vahşî “Bu âyeti kerîmede de ‘Allâhü Teâlâ dilediğine mağfiret eder’ şartı var. Allâh (c.c.) beni bağışlamayı diler mi, dilemez mi, bilmiyorum.” diye yazınca: “Ey nefisleri aleyhine israf etmiş (çok günah işlemiş) kullarım! Allâh'ın rahmetinden ümidi kesmeyiniz. Şüphe yok ki, Allâh günâhların hepsini mağfiret eder, bağışlar. Muhakkak ki o çok Gafûr ve Rahîm’dir.” meâlindeki (Zümer Sûresi, 53.) âyet-i kerîme nâzil oldu. Resûlüllâh Efendimiz (s.a.v.) bu âyet-i kerîmeyi de Vahşî’ye bildirdi. Vahşî Medine-i Münevvere’ye gelip müslüman oldu. Allâhü Teâlâ ondan râzı olsun.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/25.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 26 Eylül 2012, 09:25:39

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ve insanlar arasında haccı ilân et, sana yaya olarak ve her derin vadilerden, uzak yoldan gelen zayıf develer üzerine binmiş olarak geliversinler.”
(Hac Sûresi, âyet 27)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

26
Eylül Çarşamba 2012

Hicrî: 10 Zilkâde 1433 - Rûmî: 13 Eylül 1428

Kânûnî Sultan Süleyman Han'ın Birinci Viyana Muhasarası (1529)

Haccın Hikmeti

Cenâb-ı Allah Hz. Âdem’e (a.s.): “Ey Âdem! Sen benim için yeryüzünde gökteki Beyt’imin hizasında bir Beyt yap ki melekler, arşımın etrafında tavâf ettikleri gibi, sen ve çocukların da onun etrafında tavaf ederek bana ibadet ediniz.” buyurdu.

Âdem Aleyhisselâm
Mekke’ye gidip Beytullah’ı inşa etti. Sonra Cenâb-ı Hakk’a şöyle yalvardı: “Yâ Rabbi! Şüphesiz her çalışanın bir ücreti vardır, benim de bir ücretim vardır.” Allâhü Teâlâ da: “Evet, vardır. Dile benden ne dilersen.” buyurdu.

Hz. Âdem: “Yâ Rabbi! Beni tekrar cennete gönder.” dedi. Allâhü Teâlâ: “Bu, senin için gerçekleşecektir.” buyurdu. Hz. Âdem devamla: “Yâ Rabbi! Benim hatalarımı itiraf ettiğim gibi, zürriyetimden de günahlarını itiraf edip sana yalvararak bu Beyt'i tavaf edenleri de affetmeni istiyorum.” dedi. Cenâb-ı Allah: “Ey Âdem! Ben seni affettim. Senin zürriyetinden, bu Beyt'i ziyaret edip de günahlarından tevbe edenleri de affettim.” buyurdu.

Nûh Tufanı’ndan, İbrahim (a.s.) zamanına kadar Ka'be’nin yeri belirsiz kaldı. Allâhü Teâlâ, İbrahim (a.s.)’a, Ka'be'yi inşâ ve insanlara haccı ilân etmesini emir buyurdu. İbrahim (a.s.) “Ya Rabbi! Buna sesim yetmez.” dedi. Hz. Allah: “Sen ilân et, sesini ulaştırmak bize aittir.” buyurdu. Bunun üzerine Hz. İbrahim, Makam-ı İbrahim'in üzerine çıkıp baktı ve bütün yeryüzünün, dağların, taşların, ovaların, kara ve denizlerin, insan ve cinleri ile beraber hepsinin gözünün önünde toplandığını gördü. İki parmağını kulaklarına koyarak doğuya, batıya, kuzey ve güneye doğru dönerek şöyle seslendi: “Ey insanlar! Beytü'l-Atîk'i ziyaret etmek sizlere farz kılındı, Rabbinizin dâvetine icabet edin, gelin.”

İbrahim (a.s.) zamanından günümüze kadar hac yapmaya muvaffak olanlar, İbrahim (a.s.)’ın dâvetine “Lebbeyk Lebbeyk!” diyerek icabet edenlerdir. Bir kimse o vakit İbrahim Aleyhisselâm’ın davetine kaç kere “Lebbeyk” diyerek cevap vermişse o kadar haccetmek nasib olur. (Lebbeyk: 'Emrine âmâdeyim' demektir.)

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/26.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 27 Eylül 2012, 09:16:21

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Bir kimse sıkıntıda olan bir şahsa kolaylık gösterirse Allâhü Teâlâ da o kimseye dünyâda da, âhirette de kolaylık ihsân buyurur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

27
Eylül Perşembe 2012

Hicrî: 11 Zilkâde 1433 - Rûmî: 14 Eylül 1428

Preveze Deniz Zaferi (1538)

Kelime-i Tevhid

Enes b. Malik'in (r.a) rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîfte Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Ey insanlar! Kim Allâhü Teâlâ’nın yarattığı bir şeyden duyduğu hayret sebebiyle ‘Lâ ilâhe illallâh’ derse Allâhü Teâlâ her harfi için üzerinde dünya günlerinin sayısı kadar yaprak bulunan ve her bir yaprağın o kişi için istiğfar ettiği ve kıyâmete kadar onun adına Allâhü Teâlâ’yı tesbih ettiği bir ağaç yaratır.”

Hayreddîn Paşa'nın Değneği

Preveze’de Hayreddîn Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması parlak bir zafer kazanmıştı. Lâkin harb esnâsında bazı beyler, tedbîrini beğenmediğinden Hayreddîn Paşa’ya haddi aşan bazı sözler etmişlerdi. Harbden sonra bütün beyler toplanarak Hayreddîn Paşa’nın gemisine geldiler ve “Gazânız mübârek olsun” diye el öptüler. Hamid Sancağı Beyi Ali Bey de el öpmeye geldiğinde, kaftanının altında bir de çubuk getirmişti. “Gazânız mübârek olsun” diye el öptükten sonra o çubuğu Hayreddîn Paşa'nın önüne koydu. Paşa sebebini sorunca: “Sultanım, hani bir darb-ı mesel vardır: Yolsuza yol göstermek, öksüze kaftan giydirmek kadar sevaptır. diye. Ben de yolu bununla buldum. Şimdi paşa hazretleri de gerçekten bu yolda bizim üstâdımızdır. Biz de dün küstahlık ettik, edebi terk ederek bazı uygunsuz sözler söyledik. İşte şimdi bizzat gördük ve bildik ki bizim sözümüz doğru değilmiş. Şimdi biz, işte yüzümüzü elimize alıp, ‘Özür muhterem kişiler katında makbûldür.’ diyerek af dilemeye geldik.” dedi.

O böyle söyleyince, orada bulunan diğer beyler de tedbir hususunda kendi görüşlerinin kabulü için Hayreddîn Paşa’ya ısrarlarının hata olduğunu anlayıp her biri tek tek özür diledi. Hayreddîn Paşa da onların gönlünü alıp: “Artık geçmişin muhasebesini yapmayınız. Söylenenler burada kalsın ve herhangi bir kimsenin yanında konuşulup da dedikoduya sebep olunmasın.” dedi ve bazı nasihatlerde bulundu.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/27.html)
Başlık: Hac, Âhiret Yolculuğu Gibidir.
Gönderen: Mücteba - 28 Eylül 2012, 23:05:55

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim Ka’beyi tavâf eder ve iki rek’at de namaz kılarsa bir köle azad etmiş gibi (sevab) olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

28
Eylül Cuma 2012

Hicrî: 12 Zilkâde 1433 - Rûmî: 15 Eylül 1428

Kâzım Karabekir Paşa'nın Ermenilere Karşı Harekâtı (1920)

Hac, Âhiret Yolculuğu Gibidir.

 Hac yolculuğundan maksat Ka’be-i Muazzama’dır. Âhiret yolculuğunda ise hedef Ka’be-i Muazzama’nın sahibi Allâhü Teâlâ’dır. O hâlde, hac yolculuğunda, âhiret yolculuğunun hâllerini düşünmeli, çoluk çocuğuna ve dostlarına Allâh’a ısmarladık dediği zaman, bunun son nefesteki ayrılığa benzediğini düşünmelidir.

Ömrünün sonunda da böyle olacağını, yolculuk kolay geçse de, kalbin her şeyden ayrılacağını bilmelidir. Yolda yemek için her türlü yiyeceği aldığı ve her ihtiyâtı gözettiği gibi, âhiret yolunun daha uzun ve tehlikeli olduğunu aklına getirmelidir. Orada azığa ihtiyaç çoktur. Bu azığı tedârik etmelidir. Vâsıtaya binip yürüdüğünde tabutu hatırlamalıdır. Belki vâsıtadan inmeden tabuta binmesi de mümkündür. Elbisesini çıkarıp ihramı giydiği zaman, kefeni hatırlamalıdır. Hac yolunda zorlukları ve tehlikeleri görünce, Münker ve Nekîr'i, kabirdeki azâbı düşünmelidir.

Öldüğü zamandan haşir zamanına kadar tehlikeli geçitleri bulunan büyük bir sahrâ vardır. Sahrâlardaki belâlardan kılavuzsuz korunamadığı gibi, kılavuz olmaksızın kabirdeki korkulardan kurtulamayacağını aklına getirmelidir. Lebbeyk deyince bunun Allâhü Teâlâ’nın davetine cevap olduğunu bilmeli, kıyâmet günü kendisine böyle nidâ geleceğini ve o zamanki korkuyu düşünmelidir.

Arafât'ta durmak, dünyânın her tarafından gelen insanların burada toplanması ve ayrı ayrı dillerle duâ etmeleri, kıyâmet günündeki Arasât'a benzer. Kıyâmette de bütün insanlar bu meydanda toplanır ve her biri kendi hâliyle meşgul olur.

Taş atmaktan maksat, kul olduğunu göstermektir. Burada yalnız kulluk, yâni “at” emrine itâat etmek ve İbrâhîm aleyhisselâma benzemek vardır. Şüpheye düşürmek için şeytan önüne çıkınca Hz. İbrâhîm şeytanı taşlamıştı. Eğer ‘Şeytan ona göründü, bana görünmüyor, lüzumsuz yere niye taş atayım’ diye aklına bir suâl gelirse, bu düşüncenin şeytandan geldiğini bilmeli ve taş atıp belini kırmalıdır. Çünkü onun belkemiğinin kırılması, “at” emrini yerine getirmekle olur. Taşlayarak hakîkaten şeytanı kahrettiğine inan.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/28.html)
Başlık: "Sayfasında Çok İstiğfar Bulunana Ne Mutlu!" / Atalar Sözü
Gönderen: Mücteba - 29 Eylül 2012, 14:01:02

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim bütün mü’minlere istiğfar ederse Allâhü Teâlâ o kişiye, istiğfar ettiği mü’minler sayısınca sevap yazar.”
(Hadîs-i Şerîf, Heysemî, Mecmau'z-Zevâid)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

29
Eylül Cumartesi 2012

Hicrî: 13 Zilkâde 1433 - Rûmî: 16 Eylül 1428

İnebahtı Kalesi'nin Fethi (1499) • Sarıkamış'ın Kurtuluşu (1920)

"Sayfasında Çok İstiğfar Bulunana Ne Mutlu!"

Resûlullah (s.a.v) günde yetmişten fazla istiğfar ve tevbe ederdi.
Resûlullah (s.a.v) buyurdular:

• “Her mü’minin günlük amellerinin yazıldığı bir sayfası vardır. Gün sonunda defter kapatıldığında, içinde istiğfar yoksa kapkara olarak kapatılır. Eğer içinde istiğfar varsa parlayan bir nur şeklinde kapatılır.
• “Sayfasında çok istiğfarda bulunana ne mutlu!”
• “Kim istiğfar etmeyi adet haline getirirse Allâhü Teâlâ onun her sıkıntısına bir rahatlık, her darlığına bir çıkar yol lütfeder ve onu ummadığı yerden rızıklandırır.”
• “Günde yetmiş kere istiğfar eden hiçbir kul yoktur ki Allâhü Teâlâ onun yedi yüz günahını bağışlamasın. Günde yedi yüzden fazla günah işleyen bir kul veya kavim zaten hüsrana uğramıştır.”

Bir adam “Ya ResûlAllah! Bana öyle bir amel öğret ki onunla cennete gireyim” dedi.
Resûl-i Ekrem (s.a.v) ona;
“Öfkelenme” diye cevap verdi. Adam arzusunu ikinci kez tekrarlayınca Resûl-i Ekrem (s.a.v.) tekrar aynı cevabı verdi.
Adam,“Bundan başka ne yapmalıyım?” diye sorunca;
“Yetmiş yıllık günahlarına keffaret olması için ikindi namazından önce yetmiş kez Estağfirullah de” buyurdu.
Adam, “Fakat benim yetmiş yıllık günahım yok ki” deyince Resûlullah (s.a.v), “Anneninkilere de keffarettir.” buyurdu.
Adam, “Onun da o kadar günahı yoktur.” deyince Rasûlullah (s.a.v) babanın, yine babamın da o kadar günahı yok deyince kardeşlerinin de günahlarına keffaret olacağını müjdeledi.

Atalar Sözü:

• El elin nesine, gülerek gider yasına.
• Herkesi aldatırım diyen herkesden çok aldanır.
• İhmalin zararı her gün çekilir.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/29.html)
Başlık: İhlâsın Neticesi / Trafik: Emniyet Kemerinin Doğru Kullanılması
Gönderen: Mücteba - 30 Eylül 2012, 22:59:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ameller(in hükmü) ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

30
Eylül Pazar 2012

Hicrî: 14 Zilkâde 1433 - Rûmî: 17 Eylül 1428

Kânûnî Sultan Süleyman'ın Tahta Çıkışı (1520) • İkinci Selim Han'ın Tahta Çıkışı (1566)

İhlâsın Neticesi

Hz. Âdem yeryüzüne inince, bütün vahşi hayvanlar yanına gelip onunla selamlaşarak ziyaretinde bulundular. Hz. Âdem, bu hayvanların her birine bir duâ etti. Nihayet bir grup geyik gelerek onu ziyaret etti. Hz. Âdem onlar için de duâ etti ve sırtlarını sıvazladı. Geyikler oradan ayrılır ayrılmaz misk gibi kokmaya başladılar.

Diğer hayvanlardan bir grup bunun sebebini sorunca onlar “Âdem (a.s)’ı ziyaret ettik, bize duâ etti ve sırtımızı sıvazladı.” dediler. Bunun üzerine onlar da Hz. Âdem'in yanına gittiler. Onlara da duâ etti sırtlarını sıvazladı. Fakat onlarda güzel koku olmayınca “Bize de size yaptığının aynısını yaptı ama size lütfedilen güzel kokudan bize bir şey verilmedi. Bunun sebebi nedir?” diye sordular. Geyikler, “Biz onu Allâhü Teâlâ için ziyaret etmiştik. Siz ise misk kokusu için ziyaret ettiniz” cevabını verdiler.

Diğer bir rivâyette şöyledir:

Âdem (a.s) cennetten yeryüzüne inince yanında dört incir yaprağı vardı. Hayvanlar Hz. Âdem'in tövbesini tebrik etmek üzere ziyarete geldiler. Dört hayvan erken davrandı, diğer hayvanlardan önce ziyaret ettiler. Hz. Âdem yaprağın birini geyiğe yedirdi ve ondan misk oldu. Diğer yaprağı arıya yedirdi ve ondan bal oldu. Üçüncü yaprağı ipek böceğine yedirdi ve ondan ipek oldu. Son yaprağı Amber balığına yedirdi ve ondan da amber oldu.

Trafik: Emniyet Kemerinin Doğru Kullanılması

Emniyet kemeri vücudunuzu 2 ayrı hat üzerinden kavrar: Omuzdan ve göğüs kafesi üzerinden geçen çapraz hat ve belimizin hemen altında leğen kemiği üzerinden geçen hattır.

Bu sebeple: Koltuğa dik ve tam yaslanmış olarak oturmalı, emniyet kemerinin üstte göğüs kemiği, altta leğen kemiği üzerine denk geldiği kontrol edilmelidir.
Emniyet kemeri ile vücut arasında giysiler dışında cüzdan, telefon ve benzeri bir şey bulunmamalıdır.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/9/30.html)
Başlık: Hangisi Daha Hayırlı? / Beyit
Gönderen: Mücteba - 01 Ekim 2012, 09:40:39

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Sizden biriniz mal ve yaratılış (ve dünya zînetleri) husûsunda kendisinden üstün olan kimselere baktığı zaman (üzülmesin), hemen kendinden aşağıda olanların hâlini düşünsün.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

01
Ekim Pazartesi 2012

Hicrî: 15 Zilkâde 1433 - Rûmî: 18 Eylül 1428

Hava Harp Okulu'nun Eskişehir'de Açılması (1951)

Hangisi Daha Hayırlı?

Enes (r.a), Resûlullah (s.a.v) Efendimiz’e sordular:

– Yâ ResûlAllah! Tasadduk edeceğim bir ekmek mi yoksa kılacağım yüz rek’ât namaz mı sana daha sevimlidir?
– Tasadduk edeceğin bir ekmek, nafile olarak kılacağın iki yüz rek’ât namazdan daha sevimlidir.

– Yâ ResûlAllah! Bir haram lokmayı terk etmek mi, yoksa bin rek’ât namaz kılmak mı sana daha sevimlidir?
– Bir haram lokmayı terk etmek nafile olarak kılacağın iki bin rekât namazdan daha sevimlidir.

– Yâ ResûlAllah! Gıybeti terk etmek mi yoksa bin rek’ât namaz kılmak mı sana daha sevimlidir?
– Gıybeti terk etmek, on bin rekât namazdan daha sevimlidir.

– Dul bir kadının ihtiyacı olan nafakayı temin mi yoksa on bin rek’ât namaz mı sana daha sevimlidir?
– Dul bir kadının nafakasını vermek otuz bin rek’ât nafile namazdan daha üstündür.

– Yâ ResûlAllah! Ailenin nafakasını temin etmek mi yoksa Allâhü Teâlâ yolunda infakta bulunmak mı sana daha sevimlidir?
– Aileye sarfedeceğin bir dirhem (gümüş para), Allâhü Teâlâ yolunda harcayacağın bin dinar(altın)dan daha çok hoşuma gider.

– Yâ ResûlAllah! Ana babaya iyilik etmek mi, yoksa bin yıl ibadet etmek mi sana daha sevimlidir?
– Yâ Enes! Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz bâtıl yok olmaya mahkûmdur. Ana babaya iyilik etmek iki bin yıl nafile ibadet etmekten daha sevimlidir.



Beyit:

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.

Muhibbî (Kânûnî Sultan Süleyman)

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/01.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: sons - 01 Ekim 2012, 09:54:00
Allah razı olsun kardeşim.
Başlık: İsmail Aleyhisselâm
Gönderen: Mücteba - 02 Ekim 2012, 09:45:57

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“(İbrahim aleyhisselam şöyle duâ etti:) Hamd o Allâh’a ki bana ihtiyarlık halimde İsmail ve İshak’ı ihsan buyurdu. Şüphe yok ki Rabbim her halde duâyı işitiyor.”
(İbrahim Sûresi, âyet 39)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

02
Ekim Salı 2012

Hicrî: 16 Zilkâde 1433 - Rûmî: 19 Eylül 1428

Aziz Mahmud Hüdayî Hazretleri'nin Vefatı (1628) • İşgalci Fransız ve İngilizlerin İstanbul'u Boşaltması (1923)

İsmail Aleyhisselâm

Hz. İsmail, İbrahim'in (a.s.) oğludur. “Hacer” adındaki zevcesinden dünyaya gelmiştir. Bu muhterem Hacer’i, Mısır hükümdarı, Hz. İbrahim'in (a.s.) hanımı Hz. Sâre’ye bağışlamıştı. Sâre de onu mübarek kocası Hz. İbrahim’e vermişti.

İbrahim (a.s.), Hak Teâlâ’nın emriyle Hacer’i ve oğlu İsmail'i alıp Hicaz’da Kâbe-i Mükerreme'nin bulunduğu mahalle götürdü, orada bıraktı. Bunların ayakları bereketiyle “Zemzem” denilen su meydana çıktı. Sonra Yemen’den gelmiş bulunan “Cürhüm” kabileleri de bunlara komşu oldu. O zamana kadar ıssız ve susuz bulunan Mekke-i Mükerreme vadisini i'mar ettiler. Artık oralar şenlenmişti.

Hz. İbrahim (a.s.), bir aralık bir rüya gördü. Bu, Allâhü Teâlâ’nın bir vahyi idi, Oğlu İsmail'i kurban etmesi emrolunmuştu. Bunun üzerine henüz on iki yaşında bulunan Hz. İsmail'i Mekke-i Mükerreme’de Sebîr Dağının eteğinde tenha bir yere götürdü, onu Rabbine kurban etmek istiyordu. Bu sevgili yavru da:

“Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap, inşAllah beni sabredenlerden bulursun.” diyordu. Bu, Allah yolunda olan fedakârlığın en yüksek bir nişanesi idi. Fakat Allâhü Teâlâ, lütfetti, baba ile oğlun şu fedakârlığına mükâfat olarak Hz. İsmail’e bedel bir koç ihsan buyurdu da bu latîf, ma'sum oğul kurban olmaktan kurtuldu.

İsmail (a.s.), büyüyüp Cürhümîlerden bir kız ile evlendi. Ondan on iki çocuğu doğdu. İbrahim (a.s.) arasıra gelir, oğlunu görürdü. Sonra Hz. İsmail'in oğulları ve torunları çoğalıp etrafa hâkim oldu.

Hz. İsmail, İbrahim aleyhisselamın diniyle amel etmek üzere Yemen kabilelerine ve Amalika denilen eski bir kavme peygamber gönderilmişti.

Hazret-i İbrahim'in irtihalinden kırk sene sonra, yüz otuz yedi yaşında irtihal etmiştir. Kabri şerîfleri, vâlidesi Hazret-i Hacer'in Kâbe-i Muazzama'da bulunan Hicr'deki kabri civarındadır.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/02.html)
Başlık: Şeytanı Öfkelendiren Sûre / Eti Yenen ve Yenmeyen Kurbanlar
Gönderen: Mücteba - 03 Ekim 2012, 09:30:42

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Ebû Hureyre (r.a.) rivâyet ediyor: “Resûlullâh (s.a.v.) sabah namazının sünnetinde (birinci rek’atte) Kul yâ eyyuhe’l-kâfirûn sûresini, (ikinci rek’atte de) Kul hüvallâhü ehad…” sûresini okudu.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

03
Ekim Çarşamba 2012

Hicrî: 17 Zilkâde 1433 - Rûmî: 20 Eylül 1428

Doğu ve Batı Almanya'nın Birleşmesi (1990)

Şeytanı Öfkelendiren Sûre

İbn-i Abbas (r.anhumâ) şöyle demiştir: "Kur’ân-ı Kerîm’de İblis’i Kâfirûn sûresinden daha çok öfkelendiren bir sûre yoktur. Çünkü bu sûre tevhid sûresidir ve şirkten arındırır."

Bu sûre kâfirlerin “Ya Muhammed! Bir yıl sen bizim ilahımıza ibadet et, bir yıl da biz senin ilahına ibadet edelim” demeleri üzerine nîzil olmuştur.

Eti Yenen ve Yenmeyen Kurbanlar

1- Kişinin nezrettiği, adadığı kurbanını kendisi, usûlü (anası-babası, dedesi), fürû'u (;çocukları, torunları) ve akrabalarından nafakası üzerine lazım olanların yemesi câiz olmadığı gibi zimmîlere (gayr-i müslimlere) ve zenginlere yedirmek de câiz olmaz.

2- Kişinin hayatta iken ettiği vasiyeti üzerine, öldükten sonra malının üçte birinden kesilen kurbanı vârisleri yiyemezler, zenginlere de yediremezler. Ancak fakirlere verirler. Vârislerin kendiliklerinden kesiverdikleri kurban yenir ve yedirilir. Zîra bir kimse kurban kesse ve sevâbını ölüye bağışlasa, kendi kurbanı gibi yer ve başkasına yedirir.
Bir kimse üzerine vâcib olan kurbanını kesmeye niyet etse ve sevabını ölüye bağışlasa, kurban borcunu ödemiş olur, sevâbı da ölüye ulaşır.

3- Sabînin (bülûğ çağına gelmemiş çocuğun) malından kesilen kurbandan sabî yer. Kalan et, sabî için (elbise gibi) kendisiyle faydalanılan bir şey ile değiştirilebilir.

Kurbanı kesmezden evvel sağ ve diri olduğu bilinirse -kestikten sonra kanı çıkmasa ve vücudu kımıldamasa bile- kesilmekle helâl olur.
Kesilmeden evvel diriliği bilinmediği takdirde kan çıkar veya hareket ederse yenir. Kanı çıkmaz ve hareket de görünmez ise yenmez.
Bâzı âlimlere göre keserken kurbanın ağzını ve gözünü yumması, tüyünü kaldırması ve bacağını çekmesi dirilik alâmetidir. Bunların aksi, yâni ağzının ve gözünün açık kalması, tüylerini kaldıramaması ve bacağını oynatamaması ölüm alâmetidir.
Bir hayvanın, boğazını kesmek suretiyle öldüğü bilinmedikçe eti yenmez.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/03.html)
Başlık: Haccın Fazîleti / Beyit
Gönderen: Mücteba - 04 Ekim 2012, 09:53:35

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Haccını yapanla karşılaştığın zaman ona selâm ver, onunla musâfaha et ve o evine girmeden önce senin için istiğfar etmesini iste. Zira onun günahları bağışlanmıştır.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

04
Ekim Perşembe 2012

Hicrî: 18 Zilkâde 1433 - Rûmî: 21 Eylül 1428

Medenî Kanun'un Yürürlüğe Girmesi (1926)

Haccın Fazîleti

 Allâhü Teâlâ Âl-i imran Sûresinin 96. ve 97. âyet-i celîlelerinde buyurdu ki (meâlen): “Şüphe yok ki, insanlar için ilk tesîs edilmiş olan mâbed, Mekke'deki o çok mübârek ve âlemler için hidâyet olan Beytullâh’tır.
Onda açık âyetler (alâmetler), İbrâhîm'in makâmı vardır. Ve her kim ona girerse emîn olur. Ve onun yoluna gücü yeten kimseler üzerine de o Beytullâh’ı haccetmek Allâhü Teâlâ için bir haktır (Allâhü Teâlâ’nın hakkıdır). Ve her kim inkâr ederse şüphe yok ki, Allâhü Teâlâ bütün âlemlerden ganî(zengin)dir.”


Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Kim, Allâhü Teâlâ için haccederse, hac esnâsında kötü söz ve davranışlardan sakınır ve günahlara sapmazsa, anasından doğduğu gün gibi temizlenmiş olarak döner.”

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), “Mebrûr (makbul) hac için cennetten başka mükâfât yoktur.” buyurunca, “Onun mebrûr olması ne (ile)dir?” diye soruldu. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) “Yemek yedirmekle, hoş kelâm (konuşmak) iledir.” buyurdu. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.)’e “Hangi amel daha fazîletlidir?” diye sorulduğunda, “Allah ve Resûlü’ne îmân etmektir.” buyurdular. “Sonra hangisi?” denildi. “Allah yolunda cihâddır.” buyurdu. “Daha sonra hangi (amel)dir?” denildi. “Mebrûr hacdır.” buyurdular.

“Hiç şüphe yok ki, şu Beyt (Ka'be-i Şerîfe), İslâm’ın direği (mesâbesindeki rükünleri)nden biridir. Kim hac ve umre yaparsa, kefâletini Allâh'ın üzerine havâle etmiş (Allah onun kefili olmuş) demektir. Eğer (bu yolculukta) vefât ederse, Allah onu cennete koyar, şâyet âilesinin yanına döndürürse ganîmetle döndürür.”

“Hacda harcanan para(nın sevabı), Allâhü Teâlâ yolunda sarf edilen nafaka gibi, yedi yüz kat fazlası ile verilecektir.”

(Hac Rehberi, Fazilet Neşriyat)

Beyit:

Ey hâce tutuldu nefesin kabre de girdin
Bû âleme sığmam der idin şimdi ne dersin


Sâmi (Vakanüvis Mustafa Bey)

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/04.html)
Başlık: Hamdetmenin Ehemmiyeti / Ortak Kesilen Kurbanın Taksîmi / Atalar Sözü
Gönderen: Mücteba - 05 Ekim 2012, 09:28:05

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Nimete hamdetmek, o nimetin zevâli (azalmaması veya yok olmaması) için emniyettir.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

05
Ekim Cuma 2012

Hicrî: 19 Zilkâde 1433 - Rûmî: 22 Eylül 1428

Bosna-Hersek'in Kaybı (1908)

Hamdetmenin Ehemmiyeti

Peygamberimiz (s.a.v) buyurdular:
“Allâhü Teâlâ bir kuluna nimet verdiğinde kul ‘Elhamdülillah’ derse Allâhü Teâlâ da buna mukabil şöyle der:
“Kuluma bakın! Ben ona kıymetsiz bir şey verdim. Bunun karşılığında o bana çok kıymetli bir şey takdim etti.”


Allâhü Teâlâ Hz. İbrahim’e (a.s) şöyle vahyetmiştir:
“Namaz kıldığında namaza Elhamdülillah ile başla. Çünkü ben, bana hamd edene, dört şey ikram edeceğime dair söz verdim. (Bu dört şey); zorluktan sonra kolaylık, fakirlikten sonra zenginlik, dünya ve âhirette rahatlık ve Cehenneme karşı emniyette olmaktır.”

Bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulmuştur:
“Kul, Elhamdülillah dediğinde yer ve gök arası bununla dolar. Bu sözü ikinci kez söylediğinde yedi kat yerle yedi kat gök arasını doldurur. Üçüncü kez söylediğinde Allâhü Teâlâ ‘İste ki sana verilsin’ buyurur.”


Ortak Kesilen Kurbanın Taksîmi

Kurban, ortak kesildiğinde etini tartarak taksîm etmek îcâbeder.
Taksîm ederken ortakların hisselerinde et ile beraber deri, ayak, baş, ciğer veyahut yağından ve işkembesinden bir parça olursa, tahmînen taksim câiz olur.
Ortaklardan birine veya herhangi bir kimseye 'Etini istediğin gibi taksîm edebilirsin.' diye vekâlet verilirse yine tahmînen taksim câiz olur.
Taksim etmeden hepsi birlikte etini pişirip yeseler, câizdir.
Bir kimse kendisi, âilesi ve büyük çocukları için kurban etmek niyetiyle bir sığır alsa etini taksim etmek şart olmaz.

Atalar Sözü:

• Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz.
• Evvel komşunu bul, sonra yurdunu tut.
• Dünyada dost gibi aziz, ihsan gibi tatlı şey yoktur.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/05.html)
Başlık: Haccın Şartları ve Kısımları
Gönderen: Mücteba - 06 Ekim 2012, 07:32:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim, Allah için hacceder ve hacda faydasız söz konuşmaz ve günah işlemezse, anasından doğduğu gündeki gibi -günahsız olarak- geri döner.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî ve Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

06
Ekim Cumartesi 2012

Hicrî: 20 Zilkâde 1433 - Rûmî: 23 Eylül 1428

Estergon Kalesi'nin İkinci Defa Fethi (1605) • Çanakkale'nin Kurtuluşu (1922) • İstanbul'un Kurtuluşu (1923)

Haccın Şartları ve Kısımları

Haccın farz olmasının şartları:

    Müslüman olmak,
    Haccın farz olduğunu bilmek,
    Bâliğ (ergen) olmak,
    Akıllı olmak,
    Hür olmak,
    Nafakaya ve vâsıtaya muktedir olmak,
    Vakit (hac ayları),
    Hacca gidip dönünceye kadar bakmakla mükellef olduğu kimselerin geçimlerini sağlayacak imkânı ve gidiş geliş müddeti içinde yol masrafı ile âile fertlerinin geçimini temin etmiş olmak.

Haccın farz olması için zekâtta olduğu gibi belli bir nisâb yoktur.

Haccın edâsının farz olmasının şartı beştir:

    Sıhhatli olmak,
    Yol emniyeti olmak,
    Hacca gitmeğe (hapislik gibi) bir mânî olmamak,
    Kadınların yanında kocası veya güvenilir bir mahremi bulunması,
    Kadınların iddet bekliyor olmaması.

Hac, hükmü itibariyle üç kısımdır:

Farz hac:
Kendisinde haccın şartları bulunan kimselerin, ömürlerinde bir defa yapmaları îcâbeden hacdır.

Vâcib hac: Bir kimsenin nezrederek (adayarak) üzerine vâcib kıldığı hacdır. Başlandıktan sonra bozulan nâfile haccın kazâsı da vâcibtir.

Nâfile hac: Farz ve vâcib olan hac dışındaki hac nâfiledir. Üzerine hac farz olmayan çocuğun veya kölenin yapacağı hac da nâfiledir.

Farz, vâcib yahut nâfile hac edâsı itibarı ile üç türlüdür:

Hacc-ı İfrâd: Hac mevsiminde umresiz olarak yapılan hacdır.

Hacc-ı Temettû: Aynı senenin hac aylarında umre ve haccı ayrı ayrı ihramlarla edâ etmektir. Temettû haccına niyet eden kimse, dilediği zaman bir Mekkeli gibi umre yapabilir. Şükür kurbanı kesmesi vâciptir. Hacc-ı temettû, hacc-ı ifrâddan daha faziletlidir.

Hacc-ı Kırân: Bir ihrâmla umre ve haccı berâber yapmaktır. Hacc-ı temettûde olduğu gibi şükür kurbanı kesmek vâciptir. Hacc-ı kırân, hacc-ı ifrâd ve hacc-ı temettûdan daha faziletlidir. Hacc-ı kırân ve hacc-ı temettû âfakî olanlar (Mikât hâricinden Mekke'ye gelenler) içindir. (Hac Rehberi, Fazilet Neşriyat)


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/06.html)
Başlık: Hac
Gönderen: Mücteba - 07 Ekim 2012, 11:19:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Makbul olan haccın mükâfatı ancak cennettir.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

07
Ekim Pazar 2012

Hicrî: 21 Zilkâde 1433 - Rûmî: 24 Eylül 1428

İnebahtı Deniz Savaşı ve Donanmamızın Yakılması (1571) • Rusya'da Komünist İhtilali (1917) • Amerikan ve İngiliz Kuvvetlerinin Afganistan'a Girmesi (2001)

Hac

Hac, İslâm’ın beş esâsından birisidir. Hem mâlî, hem de bedenî bir ibâdettir. Hicretin dokuzuncu senesinde farz kılınmış ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ebû Bekir’i (r.a.) hac emîri tayîn etmişlerdir.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) hac farîzasını ertesi sene îfâ buyurmuşlardır.

Şartları kendinde bulunan kişiye ömründe bir kere haccetmek farz-ı ayındır. Hâli müsâit olduğu halde, ömrünün sonuna kadar sıhhati müsâit olmazsa vekil gönderir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “İslâm beş esas üzerine kurulmuştur. Bunlar; Kelime-i Şehâdet (Allâhü Teâlâ'dan başka ilâh olmadığına ve Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) Allâh’ın kulu ve peygamberi olduğuna şehâdet etmek), namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve Kâbe'yi haccetmektir.”

Haccın bazı hikmet ve faydaları:

    Allâhü Teâlâ’ya karşı kendini hakir göstermek, insanlara karşı mütevâzî olmak.
    Mal nimetinin ve beden sağlığının şükrünü edâ etmek.
    Kâbe-i Muazzama’nın, insanların ruhlarına inşirâh (genişlik) vermesi.
    Nefsi tezkiye ve terbiye.
    Dinleri bir, renkleri ve dilleri ayrı olan Müslümanların kaynaşmaları.
    Bembeyaz ihrâma bürünmek, beyaz kefene sarılıp âhiret yolculuğuna çıkmanın, kabirden kalkıp mahşere gitmenin bir temsilidir.
    Hacer-i Es'ad'ı selamladıkça ahid ve mîsâkı hatırlamak ve îmânı tazelemek.
    İslâm’ın doğup yayıldığı, Peygamberimiz’in ve Ashâbının İslâm için bin bir güçlük ve meşakkat içinde verdiği mücâdeleyi hatırlamak.
    Hac, Müslümanlarda ömür boyu yâd edilecek güzel hâtıralar bırakır.

(Hac Rehberi, Fazilet Neşriyat)

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/07.html)
Başlık: Yaratılmışlara Merhamet Etmek
Gönderen: Mücteba - 08 Ekim 2012, 10:40:12

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Bir kadın hapsederek ölümüne sebep olduğu kedi yüzünden azâb olunacaktır. Hapsettiğinde o kediyi ne doyurdu ne suladı, yerdeki otlardan yemesi için serbest de bırakmadı.”
(Hadîs-i Şerîf, Müttefekun aleyh)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

08
Ekim Pazartesi 2012

Hicrî: 22 Zilkâde 1433 - Rûmî: 25 Eylül 1428

Balkan Harbi'nin Başlaması (1912) • Çatalca'nın Kurtuluşu (1922)

Yaratılmışlara Merhamet Etmek

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

"Yeryüzündeki mahlûkâta merhamet ediniz ki Allâhü Teâlâ da size merhamet etsin."

Başkalarına merhametli olun ki siz de merhamet göresiniz. Affedin ki sizin de hatalarınız bağışlansın."

Doğru sözü ve nasihati işitip de kabûl etmeyen ve icabıyla amel etmeyene yazıklar olsun. Doğruyu bildikleri halde onunla amel etmeyip hatasında ısrarcı olana da yazıklar olsun.

Merhamet ancak fena insanlardan çekilip alınır.

Allâh’dan korkun ve halini ifâde edemeyen hayvanları aç bırakmayınız. Sizler onları iyi besleyin, rahatlıkla binin ve âfiyetle yiyiniz."


"Herhangi bir kimse serçeyi veya daha küçüğünü haksız yere öldürürse Allâh muhakkak onun hesâbını sorar."

“Yâ Resûlallâh! Onun hakkı nedir.” denildi:

“Kesip yenmesidir, yoksa başının kesilip atılması değildir.” buyurdular.

İbn-i Mesûd Hazretleri şöyle nakletti:

Biz, Resûlullâh ile seferde idik. O bir ihtiyâcı için yanımızdan ayrıldı. Biz yanında iki yavrusu olan bir kuş gördük, birimiz yavrularını aldı. Anası gelip başımız üstünde çağrışarak dönmeye başladı. Resûlullâh Efendimiz geldiğinde “Bu fena işi kim işledi, hemen ona yavrusunu iâde ediniz.” buyurdular.

Yine konduğumuz bir yerde karınca yuvası var idi. Onları dağıtmak için yuvalarını ateşe vermek istedik. Resûlullâh Efendimiz görünce “Ateş ile azâb etmek ancak ateşi yaratana layıktır.” buyurarak yasakladılar.

Hz. Alî (r.a.): “Ey Allâh’ın kulları, Allâh’ın arzında (yeryüzünde), onun kullarının hakları husûsunda Allâh’tan korkunuz. En küçük gördüğünüz şeylerden; hayvanlara karşı olan muâmelenizden bile suâl olunacaksınız.” buyurdular.



(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/08.html)
Başlık: Kurban Nisâbı ve Vâcib Olmasının Şartları
Gönderen: Mücteba - 09 Ekim 2012, 09:27:56

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Ukbe bin Âmir (r.a.)’dan:
“Resûlullâh (s.a.v.) bana her (farz) namazın arkasında muavvizât’ı (İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini) okumamı emretti.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

09
Ekim Salı 2012

Hicrî: 23 Zilkâde 1433 - Rûmî: 26 Eylül 1428

Yanya Kalesi'nin Fethi (1431)

Kurban Nisâbı ve Vâcib Olmasının Şartları

Kurban nisâbı: Aslî ve zarûrî ihtiyaçlarından başka fitre vâcib olacak kadar malı-parası olan, hür ve mukîm (yolcu olmayan) erkek ve kadın Müslümana kurban kesmek vâcibdir.

Bu malın -zekât nisâbında olduğu gibi- alışveriş ile artabilecek mal olması ve üzerinden bir sene geçmesi lâzım değildir.

Aslî ve zarûrî ihtiyaçlar şunlardır: Evi, evinin kâfi miktarda eşyası, bineceği (arabası), üç türlü giyeceği -yani iş elbisesi, günlük giydiği elbise, bayram ve benzeri günlere mahsus elbisesi- kendinin ve nafakası kendi üzerine vâcib olanların bir aylık nafakalarından fazla olarak 80,18 gr altın veya aynı kıymette başka bir şeye sahip olan kimselere sadaka-i fıtır vermek ve kurban günlerinde kurban kesmek vâcib olur.

• Bir kimse (bayramın 1., 2. ve 3. gününde) kurban kesmeye mahsus olan günlerin sonunda (akşam vaktine kadar) zengin, yani nisâba mâlik olsa derhal kurban kesmesi vâcib olur.
Hür, mukîm ve nisâba mâlik müslümanın küçük çocukları için kurban kesmesi müstehaptır. Zâhiru'r-rivâye de böyledir. Fetva, buna göredir. İmam Hasan'ın Ebû Hanîfe’den rivayetine göre ise, küçük çocuğu ve babası olmayan torunları için kurban kesmesi vâcibdir. İmam Kudûrî, İmam Hasan'ın bu rivayetini tercih etmiştir.
• Müsâfir eğer mukîm iken kurbanı alıp, (yani bayramın üçüncü günü güneş batmadan önce) sefere çıkarsa, -kurban kesmek üzere bir hayvanı alması sebebiyle üzerine vâcib olduğu için- kurbanı satması câiz olmaz.

İmâm-ı Âzam ve İmam Ebû Yûsuf Hazretleri'ne göre kurban kesmekte mükellefiyet için akıl ve bülûğ (ergen olmak) şart değildir. Delinin ve henüz bâliğ olmamış çocuğun mallarından babaları yâhut vasîleri kurban keser ve onlara yedirirler. Yediklerinden artanı bunlar için (elbise gibi) kendisi ile faydalanılan bir şey ile değiştirebilirler.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/09.html)
Başlık: Kurban'ın Fazîleti / Kurban Kesmeye Dâir Bâzı Meseleler
Gönderen: Mücteba - 10 Ekim 2012, 10:12:54

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Mîrac gecesi cennetin bir kapısında,
‘Sadaka vermenin bire on misli sevabı, borç vermenin ise bire on sekiz (misli) sevâbı vardır.’
diye yazılmış olduğunu gördüm.”

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

10
Ekim Çarşamba 2012

Hicrî: 24 Zilkâde 1433 - Rûmî: 27 Eylül 1428

Hz. Hüseyin Radıyallâhü Anh'ın Şehâdeti (680) • Belgrad'ın İkinci Defa Fethi (1690)

Kurban'ın Fazîleti

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
• “Allah katında günlerin en muazzamı Kurban Bayramı günüdür.”

• “Kurban kesiniz ve ona iyi muâmele ediniz. Çünkü bir kimse kurbanını alır, onunla kıbleye dönerse, kıyâmet gününde o kurbanın kanı ve tüyü onu koruyan iki kale olur. Muhakkak sûrette kurbanın kanı Hz. Allâh'ın muhâfazasında toprağa düşer. Azıcık bir infâk (Allah rızası için harcama) sebebiyle çok mükâfâta nâil olursunuz.”

• “Kim Kurban Bayramı gününde kesmek için kurbanına yaklaşırsa Allâhü Teâlâ’nın rahmeti de cennette ona yaklaşır, kurbanını kestiği zaman kanından akan ilk damla ile birlikte onu mağfiret eder, Allâhü Teâlâ o kurbanı kıyâmet gününde mahşere kadar onun için binek kılar, derisi ve her kılı adedince ona sevap ihsân eder.”

Gücü yeten kimsenin şefâate nâil olmak niyetiyle Allah rızâsı için Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri’ne bir kurban kesmesi menduptur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) büyük boynuzlu çok güzel iki koçun birisini yere yatırıp besmele çekti ve tekbir getirerek “Allâh’ım! Bu Muhammed’den ve Ehl-i Beyti’mdendir.” deyip kesti.

Sonra ikincisini keserken “Allâh’ım! Bu da Muhammed ve ümmetindendir.” dedi.

Aliyyü’l-Murtezâ (k.v.) Hazretleri biri kendisi için, biri Resûl-i Ekrem Efendimiz için olmak üzere iki koç kurban ederler ve ‘Resûlullah (s.a.v.), zât-ı şerîfleri için kurban kesmeyi bana vasiyet buyurdular.’ derdi.

Kurban Kesmeye Dâir Bâzı Meseleler

İki kimseden biri diğerinin kurbanını yanlışlıkla -kendinin zannederek- kestikten sonra etini yemeden sahipleri kurbanlarını bilip alsalar, câiz olur.
Etini yedikten sonra bilirlerse helâlleştikleri takdirde yine câiz olur.

Helâlleşmezlerse, birbirlerinin kurban bedellerini öderler, kurban günleri geçmişse, aldıkları bedelleri sadaka verirler.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/10.html)
Başlık: Akîka Kurbanı / Kurban Kesmeye Dair Bazı Meseleler
Gönderen: Mücteba - 11 Ekim 2012, 10:19:52

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Her kim Allâh’ın rızasına ermek (cemaliyle müşerref olmak) isterse sâlih amel işlesin ve ibadetinde rabbine kimseyi şirk koşmasın.”
(Kehf suresi, âyet 110)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

11
Ekim Perşembe 2012

Hicrî: 25 Zilkâde 1433 - Rûmî: 28 Eylül 1428

Mudanya Konferansı ve Mütârekesi (1922)

Akîka Kurbanı

Yeni doğan çocuğun başındaki tüylere “akîka” ismi verilir. Çocuk için Cenâb-ı Hakk’a şükür olarak kesilen kurbana da “Akîka (nesîke) kurbanı” denir.

Akîka kurbanı kesmek müstehabdır. Akîka kurbanı çocuğun doğduğu günden itibâren kesilebilir. Yedinci günü kesmek daha faziletlidir.

Kurban olmaya elverişli bir hayvan akîkaya da yeterli olur. Erkek ve kız çocuğu için birer kurban kesilebilir. Erkek çocuk için iki kurban kesilmesi de uygundur.
Akîka kurbanı kesilirken anası yâhut babası “Yâ Rabbe’l-âlemin, bu benim çocuğumun akîkasıdır. Onun cehennem ateşinden kurtuluş fidyesi olsun.” diye duâ eder.

Vaktiyle akîka kurbanı kesilmemiş olan kimse kendi nâmına bir kurban kesebilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Allâhü Teâlâ’nın emri ile peygamberliğini ilân etmesinden sonra kendileri için ve iki torunlarının doğumlarında onlar için akîka kesmişlerdir.

Akîka kurbanının kemikleri, çocuğun sağlık ve selâmetine bir hayır dileği olsun diye kırılmayıp ek yerlerinden ayrılabilir veya çocuğun mütevâzı olması ve kötü huylardan korunması temennîsi ile kırılabilir. İkisi de müstehap görülmüştür.

Akîka kurbanının etinden sâhibi yiyebilir, başkalarına yedirebilir ve etin bir kısmını, tamamını veya kurbanın kendisini bağışlayabilir.

Çocuklar Allâh’ın lütfudur. Bu kurbanlar da o lûtfa karşı birer şükran ifâdesidir.

Kurban Kesmeye Dair Bazı Meseleler

Kurbanı yatırdıktan sonra bıçağı bilemek mekruhtur.

Kesmeyen bıçağı kurbanın boynundan kaldırıp biledikten sonra kesmek -eziyet olduğu için- haramdır. Lâkin böyle kesilen hayvanın etini yemek haram olmaz.

Kör bıçak ile kesmek, kör bıçağı birkaç defa sürmek, kesecek yere bacağından sürüyerek çekmek, iliğe kadar birden kesmek, kurbanı incitmek, canı çıkmadan yüzmek, başını birden kesmek, kıbleye çevirmemek ve doğurması yakın olan hayvanı kesmek mekruhtur.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/11.html)
Başlık: Kurbana Ait Hükümler / Yemek Tarifi / İsimlerimiz
Gönderen: Mücteba - 12 Ekim 2012, 10:46:54

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Resûlullâh (s.a.v.) “Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün!” Buyurdular. “Kimin, yâ Resûlallâh?” denildi. Buyurdu ki: “Yaşlılık günlerinde ana ve babasından birine veya her ikisine yetişip de (onları razı edemeyip) cennete giremeyen kimsenin (burnu sürtülsün).”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

12
Ekim Cuma 2012

Hicrî: 26 Zilkâde 1433 - Rûmî: 29 Eylül 1428

Amerika'nın Keşfi (1492) • Sokollu Mehmed Paşa'nın Şehâdeti (1579) • Eğri Kalesi'nin Fethi (1596)

Kurbana Ait Hükümler

Vakti içinde kurbanı kesmeyip kıymeti sadaka olarak verilse kurban edâ edilmiş olmaz.

Zengin olan kimseler kurban kesmeyip kurbanın kesileceği vakti geçirseler, kurbanın kıymetini sadaka olarak vermeleri lâzım gelir.

Lâkin fakîrler ve kurban nezreden (adayan) kimseler, aldıkları kurbanı kesmeyip vakti geçerse kurbanın kendisini sadaka olarak vermek vâcib olur.

Fıtır sadakası (fıtra) ve kurban vâcib olduktan sonra mal zâyi olsa (sâhibi fakir düşse) ömrü içinde bunları edâ etmedikçe bunlar kendisinden sâkıt olmaz. Ya kıymetlerini veya aynını (kurbanın kendisini) sadaka vermesi vâcib olur.

Nisâba mâlik (zengin) olan çocuk için velisinin çocuğun malından kurban kesmesi lâzımdır.


Yemek Tarifi: Buhara Pilavı (10 Kişilik)

Malzemeler:

3,5 su bardağı (650 gr.) pirinç; 1-2 adet (100 gr.) soğan; 300 gr et; 50 gr güneriçi (çam fıstık); 2-4 adet (300 gr.) havuç; 2 çorba kaşığı (100 gr.) salça; (250 gr.) tereyağı; 1 çay kaşığı kimyon; 5 su bardağı (940 gr.) su; yarım çorba kaşığı tuz.

Hazırlık: Pirinçler bir defa yıkanır sonra ıslatılır. 5 defa daha yıkanarak süzülür.

Etler ve soğan kuşbaşı doğranır. Havuç julyen (uzun ince) doğranır. Etler tavaya konulur. Suyunu çekinceye kadar pişirilir. Yağ ilave edilip et biraz kavrulur.

Daha sonra soğan ve havuç ilave edilerek biraz daha kavrulur. Salça ilave edilir. Kimyon, tuz atılarak kemik suyu konulur.

Ocak kısılarak kısık ateşte pişmeye bırakılır. Suyunu çekince altı kapatılır. 15 dakika sonra karıştırılıp servis yapılır.

İsimlerimiz: Erkek: Yahya, Kız: Büşra

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/12.html)
Başlık: Zilhiccenin On Günü ve Arefe Günü
Gönderen: Mücteba - 13 Ekim 2012, 19:47:21

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim evinden çıkarken ‘Bismillâhi tevekkeltü alellâhi lâ havle velâ kuvvete illâ billâh’ derse ona ‘Bu sana yeter ve sen muhafaza edildin.’ denilir. Şeytan da o kimseden uzaklaşır.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

13
Ekim Cumartesi 2012

Hicrî: 27 Zilkâde 1433 - Rûmî: 30 Eylül 1428

Ankara'nın Başkent Olması (1923)

Zilhiccenin On Günü ve Arefe Günü

Kendisinde ibâdet edilen günlerin Allâh’a en sevimlisi Zilhiccenin on günüdür. Hadîs-i şerîfte: “En fazîletli duâ, Arefe günü yapılandır.” buyuruldu.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) vedâ haccındaki hutbesinde şöyle buyurmuşlardı: “İyi biliniz ki mallarınız ve kanlarınız birbirinize şu belde, ay ve gününüz gibi haramdır. Dikkat edin, ben havz başına en önce gideninizim ki sizinle diğer ümmetlere çokluğunuzla öğünürüm. Sizler benim yüzümü kara çıkarmayınız..."

Zilhicce’nin ilk on günü ibâdete daha gayret etmeli, Allâh’ın kıymetini yükselttiği şeylere hürmet etmelidir. Zira Zilhicce haram aydır. On günün en faziletli günü de Arefe günüdür. O günde Allâhü Teâlâ dîni ikmâl etmiştir.

Allâhü Teâlâ bu ümmete birliğine şehâdeti, resûlünü tasdîkı, hicretten on sekiz ay önce mirac gecesinde beş vakit namazı, Medîne’de zekâtı ve Ramazân orucunu farz kıldı. Sonra hicretin dokuzuncu senesinde haccı farz kıldı. Resûlullâh Efendimiz haccettirmek üzere Hz. Ebûbekr’i Müslümanlara emîr kıldı ve Medîne’den hacca gittiler. Hemen akabinde Berâe sûresinin ilk âyetleri nâzil oldu, Resûlullâh Hz. Ali'yi bu âyetleri Arafat'ta okumak üzere gönderdi ve “Bu seneden sonra hiçbir müşrik haccetmeyecek ve Beytullâh çıplak olarak tavaf edilmeyecektir.” diye nidâ ettirdi.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) hicretin onuncu senesinde Vedâ haclarını yaptılar. Allâhü Teâlâ Cuma’ya rastgelmiş olan Arefe günü “Bu gün kâfirler dininizi söndürebilmekten ümidlerini kestiler; Onlardan korkmayın, yalnız benden korkun, işte bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’a râzı oldum.” meâlindeki Mâide Sûresi, 3. âyetini inzâl buyurdu. Allâhü Teâlâ, câhiliyye alâmetlerini yıkarak Müslümanları bir cemiyet halinde o mukaddes makamda lebbeyk lebbeyk diyerek ilâhî emrine koşan, alınları ak, gönülleri pak, mümtâz bir ümmet-i Muhammed kıldı.

Arefe günü, dînin kemâle erdiği ve nimetin tamam olduğu gündür.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/13.html)
Başlık: Hangi Hayvanlar Kurban Olmaz? / Zilhicce Ayı İctima'i, Ru'yet ve Başlangıcı
Gönderen: Mücteba - 14 Ekim 2012, 03:29:24

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Hacılar ve umre yapanlar (insanların Allâh’a gönderdikleri) elçileridir. Allâh’a duâ ettiklerinde kabul eder; Allâh’tan mağfiret dilediklerinde onları bağışlar.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

14
Ekim Pazar 2012

Hicrî: 28 Zilkâde 1433 - Rûmî: 01 Teşrin-i Evvel 1428

Hangi Hayvanlar Kurban Olmaz?

Bir veya iki gözü kör, zayıflıktan ilikleri erimiş, kesileceği yere gitmeye kudreti olmayan, yâni hiç yürüyemeyen, kulaklarından biri olmayan veya burnu kesik olan hayvanları kurban etmek câiz olmaz.

Sığır, koyun veya keçinin bir memesi gitmiş veya kurumuş ise kurban edilmesi câiz olmaz. Lâkin yavrusunu emzirebilirse câiz olur.

Dişsiz hayvanı kurban etmek câiz değildir. Eğer dişlerinin çoğu var ise kerâhetle câizdir. Lâkin dişsiz hayvan dişli hayvan gibi yayılıp karnını doyurur ise câiz olur.

Deli hayvan karnını doyuramazsa kurban etmek câiz olmaz.

Ölmek üzere olan hayvanı kurban etmek câiz olmaz.

Kulağının biri dibinden kesilen yâhut doğduğunda bir kulağı olmayan hayvanı kurban etmek câiz olmaz.

Emânet hayvanı kendisi için kurban etmek, rehin hayvanı kurban etmek ve almaya vekil olduğu hayvanı kendisi için kesmek câiz olmaz.

Kocası, karısının veyâhut karısı kocasının kurbanını izni olmayarak kendisi için kesse câiz olmaz. Kıymetini vererek râzı etse de câiz olmaz.


Zilhicce Ayı İctima'i, Ru'yet ve Başlangıcı

Hicrî Kamerî 1433 yılı Zilhicce ayı ictima‘ı yarın (15 Ekim Pazartesi) Türkiye saati ile 15.03’de.

Ru’yet ise (16 Ekim Salı) Türkiye saati ile 04.20’de.

Hilâl’in görüldüğü yerler: Büyük okyanusun orta ve güney kesimleri ve Avustralya Papua adasının güney batı kesimi, Endonezya, Timor adaları, Brunei, Singapur, Malezya, Hint Okyanusu’nda; Heard, Mc Donald Adaları, Afrika kıtası.

Hilâl, Türkiye’nin -kuzey kesimi hariç- tamamı, ile Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından da görülebilecektir. Almanya ve Avusturya’dan görülemeyecektir.

Hilâ’lin görüldüğü günü takip eden 16 Ekim Salı günü de Zilhicce ayının 1’i olmaktadır.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/14.html)
Başlık: Zilhicce Ayı ve On Gece / Zilhiccenin İlk On Gününde Ne Yapılır?
Gönderen: Mücteba - 15 Ekim 2012, 00:10:13

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Hiçbir günde yapılan sâlih amel Allâhü Teâlâ’ya Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan sâlih amelden daha sevimli olamaz.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

15
Ekim Pazartesi 2012

Hicrî: 29 Zilkâde 1433 - Rûmî: 02 Teşrin-i Evvel 1428

Zilhicce Ayı ve On Gece

Bu akşam idrâk edeceğimiz kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esâsından biri olan hac farîzasının îfâ edildiği umûmî af ayıdır. Arafât’a çıkıldığı, Allâh için milyonlarca kurbanın kesildiği ve bir senelik hesapların görülüp amel defterlerinin kapandığı mukaddes bir aydır.

Zilhiccenin birinci on gecesi “leyâli-i aşere” yâni 10 mübârek gecedir. Bu ayda, noksanların tamamlanması için istiğfâr, salevât-ı şerîfe, diğer duâlar ve tesbîh namazına devamda hayır vardır.

Hacca gidemeyen mü’minlerin bu günlerde oruç tutmaları çok büyük fazîlettir. O bakımdan Kurban bayramından evvel dokuz gün oruç tutmalı, 10. günü kurban kesilinceye kadar bir şey yememelidir. Hiç olmazsa 8’inci gün ile berâber, 9’uncu günü (Arefe günü) oruçlu olmak lâzımdır.

Arefe günü sabah namazından bayramın 4’üncü günü ikindi namazına kadar, bütün farz namazların arkasından Teşrîk tekbîri (Allâhü Ekber Allâhü Ekber, Lâ ilâhe ilallâhü vallâhü ekber, Allâhü Ekber ve lillâhil-hamd) okumak kadın-erkek her mükellef Müslümana vâciptir.

Zilhiccenin İlk On Gününde Ne Yapılır?

Zilhicce ayının birinden onuna (yâni Kurban Bayramının ilk gününe) kadar, her gün sabah namazlarından sonra:

10 salevât-ı şerîfe:
“Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.”

10 istiğfâr:
“Estağfirullâhe’l-Azîm el-Kerîm ellezî lâilâhe illâHüve’l-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyk ve nes’elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ innehû hüve’t-Tevvâbü’r-Rahîm.”

10 tevhid:
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi’l-hayr Ve hüve alâ külli şey’in kadîr” okunur.
(Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/15.html)
Başlık: Hangi Hayvanlar Kurban Edilir? / Kurban Etinin Taksîmî
Gönderen: Mücteba - 16 Ekim 2012, 09:37:06

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kurbanların en faziletlisi, en pahalı ve en semîz olanıdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

16
Ekim Salı 2012

Hicrî: 1 Zilhicce 1433 - Rûmî: 03 Teşrin-i Evvel 1428

Hangi Hayvanlar Kurban Edilir?

Kurban olan hayvanlar koyun, keçi, sığır, câmûs (manda) ve devedir. Bir yaşını bitirip iki yaşına girmiş koyun ve keçi, iki yaşını bitirip üç yaşına girmiş sığır ve manda, beş yaşını tamamlayıp altı yaşına girmiş olan deve kurban olur. Lâkin kuzu büyük olup bir senelik koyundan fark olunamazsa ve altı ayı tamam etmişse kurban olur.

Kurban vahşî (yabânî) olmamalıdır.

Bir koyun, bir keçi bir kimse için kurban olur.

Bir sığır, bir câmûs (manda) ve bir deve yedi kişi için kurban olur. Yâni yedi kişi müşterek olarak bir sığırı veya deveyi kurban edebilirler. Ortaklar tek, çift veya yediden az olabilir.

Bir kimse iki koyun kurban edebilir.

Resûl-i Ekrem sallâllahu aleyhi ve sellem Efendimiz her sene iki koyun kurban ederdi. Vedâ Haccı'nda yüz deve kurban ettiler.

Müşterek olarak inek, öküz, deve veya câmûs kurban etmekte müstehab olan, ortakların kurbanı hep birlikte alması veyâhut içlerinden birine vekâlet verip aldırmalarıdır.

Bütün ortakların kurbanda ibâdete, sevâb ve fedâ-yı nefse niyet etmeleri ve hisselerinin müsâvî (denk) ve hepsinin Müslüman olmaları şarttır.

Ortakların bazısı vâcib kurbana, diğerleri sünnet, nâfile, nezir (adak) veya akîka kurbana niyet etse yâhut ortakların bazısı ölü yâhut sabî veya bunamış olsa kurban câiz olur.

Kurban Etinin Taksîmî

Kurban etinin üçe taksîmi müstehabdır:

Üçte biri sadaka olarak verilir. Üçte biri akrabâ ve dostlara hediye veya ziyâfet verilir. Üçte biri de nafakaları üzerine olan âile ve evlâda yedirilir.

Kurbanın etini zenginlere, fakîrlere, Müslüman veya gayr-i müslimlere hediye etmek veya tamamını bağışlamak câizdir.

Kurban kesen ihtiyaç sâhibi isekurbanın tamamını ev halkına yedirmesi daha faziletli ve müstehabdır.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/16.html)
Başlık: Ynt: "Duvardan Dökülen İnciler" Takvim Yaprakları
Gönderen: Mücteba - 17 Ekim 2012, 10:09:46

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim mal genişliği (imkân) bulur da kurban kesmezse sakın bizim mescidimize yaklaşmasın.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

17
Ekim Çarşamba 2012

Hicrî: 2 Zilhicce 1433 - Rûmî: 04 Teşrin-i Evvel 1428

Cennete Girmek İstemeyenler

Resûlullah (s.a.v) buyurdular:
“Girmek istemeyen müstesna bütün ümmetim cennete girer."
“Yâ ResûlAllah, kim cennete girmek istemez.” dediler.
“Kim bana itaat ederse cennete girer, kim bana isyan eder; emrettiklerimi yapmazsa cennete girmeyi istememiş olur.” buyurdular.

Kurbanda Temizlik ve Etin Muhafazası

Sağlık kontrolleri yapılmış, hastalıksız hayvanlar alınmalıdır.

Kesme, yüzme ve parçalama işleri serin yerlerde (14 °C altında) yapılmalı; kan, bağırsak vs. atıklar gelişi güzel etrafa atılmamalı ve akarsulara dökülmemelidir.

Hayvanların kesilmesi, yüzülmesi, parçalanması, etin nakli, muhafazası ve pişirilmesinde temizliğe son derece dikkat edilmelidir.

Sakatat ile etler aynı yerde bulundurulmamalıdır.

Etler, yeni kesildiğinde -kesim sıcaklığında- buzdolabına, poşet içine veya hava almayacak şekilde büyük parçalar halinde üst üste konulmamalı; kesim sıcaklığı düştükten sonra buzdolabına konulup 12 saat dinlendirilmelidir. Hemen yenilmeyecek etler bu dinlenmeden sonra, ihtiyaca uygun miktarlarda derin dondurucuya konulmalı veya kavurma yapılarak muhafaza edilmelidir.

Et, buzdolabında yaklaşık 2-3 gün, kıyma ise 1-2 gün dayanır. Eğer daha uzun müddet muhafaza edilecekse küçük parçalar halinde buzdolabının buzluğunda veya derin dondurucuda saklanması gerekir.

Donmuş etler, çözülmesi için buzdolabının alt raflarında bekletilmelidir. Çabuk çözülmesi için kalorifer ve soba üzerinde veya oda sıcaklığında bekletilmemelidir.

Pişmiş etler sıcak iken derin dondurucuya konulmamalı, oda sıcaklığında 2 saatten fazla da kalmamalıdır. Zehirlenme tehlikesine karşı dikkatli olunmalıdır.

Çiğ eti hazırlamadan önce ve sonra eller iyice yıkanıp kurulanmalıdır. Çiğ etler için kullanılan kesme tahtası, meyve ve sebzeler için kullanılmamalıdır.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/17.html)
Başlık: Kurban / Kurbanın Hikmeti
Gönderen: Mücteba - 18 Ekim 2012, 09:33:49

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kurbanınızı gönül hoşluğu ile kesiniz. Bir Müslüman kesmek üzere kurbanını kıbleye yatırırsa, kurbanının kanı, boynuzu ve yünü kıyâmet günü mizanında bulacağı sevaplar olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

18
Ekim Perşembe 2012

Hicrî: 3 Zilhicce 1433 - Rûmî: 05 Teşrin-i Evvel 1428

Kurban

Zilhicce ayının onuncu, on birinci, on ikinci günleri ile on birinci, on ikinci gecelerinde ibâdet ve Allâh’a yakınlık niyeti ile kesilen beş nevi hayvana; (koyun, keçi, sığır, deve ve manda) kurban denir.

Zarûrî ve aslî ihtiyaçları ve borçlarından sonra nisâb miktârı mala mâlik olan her Müslümana senede bir kere Kurban Bayramı günlerinde, yani Zilhicce-i Şerîfe’nin onuncu, on birinci, on ikinci günlerinden birinde kurban kesmek vâcibdir.

Kurbanın Hikmeti

Eti yenilen hayvanları boğazından kesmek sûretiyle hayvanın eti, necis (pis) olan kanından temizlenmiş olur, “Bismillâhi Allâhü Ekber.” diyerek kesilince de etinin yenilmesi helâl olur.

Kurban kesmekte Allâh’ın kullarına ziyâfet vardır. Etin üçte birini dostlara, üçte birini fakirlere vermek, kalanını da evde çoluk çocuğa yedirmek müstehabdır.
Kurban kesmek Allah yolunda bir fedâkârlıktır. Allâhü Teâlâ’nın verdiği nimetlere bir şükürdür. Ayrıca sevâb kazanmağa ve Allâh’a yakınlığa vesîledir, belâlara karşı da bir siperdir.

İnsanlar her gün dünyânın her tarafında yüz binlerce hayvan kesiyorlar. Fakat bunlardan yalnız maddî imkânı olanlar istifâde edebiliyor. Kurban Bayramı’ndaki etlerden ve derilerden fakirler de istifâde etmektedir. Şahsın menfaati yerine de cemiyet menfaati konuluyor. Kurban kesmek İslâm’ın pek insanî ve ictimâî büyük bir fedâkârlığıdır.

Kurban kesmekle kesilen hayvan sayısı çok artmış olmaz. Çünkü kurbanda kasaplar et satamayacağından kesecekleri hayvan sayısı azalır.

Kendi zevkleri için her gün binlerce hayvanın kesilmesini çok görmeyenlerin senede bir kere Allah için ve insanların da faydasına kurban kesilmesini çok görmeleri insaflı bir tavır değildir.

Hâsılı kurban; dînî, ahlâkî, ictimaî birtakım hikmetler ve maslahatlar için emredilmiştir. Bunu takdîr etmeyecek bir akıl sâhibi düşünülemez.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/18.html)
Başlık: Kurbanın Müstehabları / Kurban Kesmeye Dair Bazı Meseleler
Gönderen: Mücteba - 19 Ekim 2012, 09:40:14

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ashâb-ı kirâm, “Yâ ResûlAllah! Bu kurbanlar nedir?” diye sordular. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Babanız İbrahim aleyhisselâmdan gelen dinî bir vecibedir.” buyurdu. “Kurbanda bize ne sevap vardır?” dediler. “Her bir kılı için bir sevap vardır.” buyurdular.
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

19
Ekim Cuma 2012

Hicrî: 4 Zilhicce 1433 - Rûmî: 06 Teşrin-i Evvel 1428

Kurbanın Müstehabları

1- Kurban edilecek hayvanı kurban günlerinden evvel alıp beslemek.
2- Kesileceği yere hürmet ile götürmek.
3- Becerebiliyorsa kendisi kesmek.
4- Kesemiyorsa ehil bir kimseyi vekil edip kesilirken kendisi hazır bulunmak.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Ey Fâtıma, kalk ve kurbanının kesilmesine şâhid ol. Zîrâ kanından ilk damlası yere düştüğünde işlediğin her bir günâhın af ve mağfiret olunur. Ve ‘İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi’'l-âlemine lâ şerîke leh.’ duâsını oku.”
5- Bıçağın, büyük ve keskin olması.
6- Kurbanın iki şah damarı ile yemek ve nefes borusunu kesmek.
7- Hayvan ölmeden derisini yüzmemek.
8- Kurbanı keserken kurbanın âzâ(organ)ları ve parçaları mukâbilinde kendi vücûdunun ve bütün âzâlarının cehennemden âzâd olmasına niyet etmek.

Kurban Kesmeye Dair Bazı Meseleler

Bismillahi Allâhü Ekber’den sonra hiçbir şey ile meşgul olmayıp kurbanı hemen boğazlamak şarttır. Besmeleden sonra bıçak bilenirse besmeleyi tekrar etmek lâzımdır.

“Bismillâhi Allâhü Ekber.” dedikten sonra kurban yerinden kalkıverse yatırılıp keserken tekrar besmele çekilir.

Besmeleden sonra elindeki bıçağı bırakıp diğer bir bıçak alsa besmeleyi tekrar etmek lâzım olmaz.

Lâkin bir kurban üzerine besmele okuduktan sonra onu bırakıp diğerini kesecekse besmeleyi tekrarlamak lâzımdır.

Birkaç kurbanı birbiri ardınca boğazlasa her birinde besmeleyi tekrarlamak lâzımdır.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/19.html)
Başlık: Kurban Nasıl Kesilir? / Beyit
Gönderen: Mücteba - 20 Ekim 2012, 14:17:03

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Kim gönül hoşluğuyla ve sevap umarak kurbanını keserse, (bu kurban) o kimse için ateşten (koruyan) bir perde olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemü'l Kebîr)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

20
Ekim Cumartesi 2012

Hicrî: 5 Zilhicce 1433 - Rûmî: 07 Teşrin-i Evvel 1428

Kurban Nasıl Kesilir?

 Kurban kesmeye ‘Yâ Rabbi! Şu vücudum sana karşı o kadar hata ve isyan etti ki affedilebilmem için bu vücudu sana kurban etmem lazım. Fakat sen insan kurban etmeyi haram kıldığından vücuduma bedel olarak bu hayvanı kesiyorum, kabul eyle.’ diyerek niyet edilir. Besmele-i şerîfe ile “İnnî veccehtü vechiye lillezî fetara's-semâvâti ve'l-arda hanîfen ve mâ ene mine'l-müşrikîn.” ve; “Allâhümme hâzâ minke ve leke. Allâhümme inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi'l-âlemîn, lâ şerîke lehû ve bizâlike ümirtü ve ene evvelü'l-müslimîn” duâlarını okuduktan sonra;

“Allâhü ekber, Allâhü ekber, lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd, Bismillâhi Allâhü ekber.” deyip hemen kesilir.

Kurbanın şu dört şeyi kesilir:
1) Nefes borusu.
2) Yemek borusu.
3 - 4 ) İki şah damarı

Bu dördünü de kesmek sünnettir. Bunlardan üçünü kesse helâl olur.

Deveyi gerdanından, koyun, keçi ve sığırı çene ile göğüs arasından, yumrucuk denilen kemiğin altından boğazlamak sünnettir.

Kurbanı kıbleye doğru yatırıp (ön ayakları ile arka sol ayağını) bağlayarak kesmek sünnettir.

Kolaylık için sığırların dört ayağını bağlamak câizdir.

Deve ayakta kesilir.

Eğer hayvan kaçarsa veya insana hücûm ederse yâhut kuyuya düşüp de boynundan kesmek mümkün olmazsa, kesilmesi niyetiyle “Bismillâhi Allâhü Ekber” diyerek, bir bıçakla veya kesici bir şeyle (herhangi bir yerinden) yaralamak sûreti ile öldürülse helâl olur.

Beyit:

Nâ-kâbil içün pend-i hakîmâna ne hacet
Bir hasta ki nevmîd ola dermâna ne hacet. (Said Paşa)


Açıklama: Anlayış kaabiliyeti olmayana öğüt vermenin faydası yoktur. Hayâtından ümit kesilmiş bir hastaya ilâcın hiçbir tesiri olamaz.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/20.html)
Başlık: Arefe Gününün Fazileti
Gönderen: Mücteba - 21 Ekim 2012, 01:35:25

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Allâhü Teâlâ arefe günü kullarına bakar. Kalbinde zerre miktarı iman bulunan herkesi bağışlar.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü'l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

21
Ekim Pazar 2012

Hicrî: 6 Zilhicce 1433 - Rûmî: 08 Teşrin-i Evvel 1428

Arefe Gününün Fazileti

Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdular:
“Allâh katında arefe gününden daha fazîletli hiçbir gün yoktur. Arefe gününde Allâhü Teâlâ rahmeti ile dünyâ semâsına tecellî eder, yer halkı ile gökteki meleklere karşı iftihar edip şöyle buyurur: 'Kullarıma bakınız. Azâbımı görmedikleri hâlde rahmetimi umarak, her dar yoldan terli olarak toz toprak içerisinde, saçları dağınık bir vaziyette bana geldiler. Kullarımın cehennem azâbından kurtulup bağışlanmaları en çok arefe gününde olur.'

“Şeytanın arefe gününden başka hiçbir günde daha zelîl, daha hakîr, daha küçük ve daha öfkeli görüldüğü olmamıştır. Bu, arefe gününde Allâh’ın rahmetinin inmesinden ve Allâh’ın günâhları bağışlamasındandır. Bir de Bedir Muhârebesi’nde böyle görülmüştür. Çünkü şeytan o zaman, Cebrâil Aleyhisselam’ı (düşmana karşı) melekleri saf yaparken görmüştü.”

“Kim ki arefe gününde Allâh’tan dünyâ ve âhirete âit bir hâcetini isterse, Hz. Allâh onu yerine getirir.”

Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.) arefe günü akşamı ümmeti için duâ ettiler. Duâsına şöyle icâbet edildi: “Zulmederek başkasının hakkını alanlar hâriç bütün ümmetin affedildi. Muhakkak ben, mazlumun hakkını zâlimden alıcıyım.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Yâ Rabbi! Dilersen mazluma cennetini verir, zâlimi de mağfiret edersin” diye ilticâ ettiler. Arefe akşamı buna cevap verilmedi. Sabah olunca Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.) duâsını Müzdelife’de tekrar ettiler. Orada “İstediğin verildi” buyuruldu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) güldü. Onun güldüğünü gören Hz. Ebûbekir ve Hz. Ömer (r.anhüma) sebebini sordular.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Muhakkak Allâh'ın düşmanı İblis duâmın kabulünü ve ümmetimin mağfiret olduğunu öğrenince gâyet perişan bir vaziyette yerden toprak alıp başına saçıyordu. Onu böyle görünce güldüm.” buyurdular.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/21.html)
Başlık: Hacca Gidemeyen Müslüman Ne Yapmalı?
Gönderen: Mücteba - 22 Ekim 2012, 09:28:28

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Elbette onların(kurbanların) ne etleri, ne kanları Allâh’a ermez. Ona sizden ancak takvâ erecektir. Böyle onları size müsahhar kıldı ki size yolunu gösterdiğinden dolayı Allâh’a tekbirde bulunasınız; büyükleyesiniz...”
(Hac Sûresi, âyet 37)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

22
Ekim Pazartesi 2012

Hicrî: 7 Zilhicce 1433 - Rûmî: 09 Teşrin-i Evvel 1428

Hacca Gidemeyen Müslüman Ne Yapmalı?

Hacca gidemeyen müslüman, Arefe günü öğle ile ikindi arası, kendini Arafât'ta kabûl ederek Allah rızâsı için 2 rek'at namaz kılar. Her rek'atte; 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 Kul yâ eyyühel-kâfirûn, 10 İhlâs-ı şerîf okur.

Namaza şu niyetle başlanır: “Yâ Rabbi, bugün şu saatlerde Arafat'ta milyonlarca müslümanın ‘Lebbeyk’ diye ilticâ ettiği zamanda, âciz kulun orada bulunamadı. Bu kulunun rûhunu onlarla beraber kılıp, benim ilticâmı da onların ilticâsına ilhâk buyur. Orada afv-ı umûmîye mazhar kıldığın kullarına beni de ilhâk eyle!..” Allâhü Ekber.

Namazdan sonra:

* 70 İstiğfâr-ı şerîf,
* 11 veya 70 adet, “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi’l-hayr. Ve hüve alâ külli şey'in kadîr” tevhîdini okur.
* 3 veya 11 yâhut 70 kerre “Allâhü ekber, Allâhü ekber, Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd” diyerek tekbir getirir.
* 100 defa aşağıdaki tesbîhi okur:
“Sübhânellezî fi’s-semâi arşuhû,
Sübhânellezî fi’l-ardı sültânühû,
Sübhânellezî fi’l-ardı hukmühû,
Sübhânellezî fi’l-cenneti rahmetühû,
Sübhânellezî fi’l-kabri kazâühû,
Sübhânellezî fi’l-kıyâmeti adlühû,
Sübhânellezî fi’l-bahri sebîlühû,
Sübhânellezî rafea’s-semâe,
Sübhânellezî beseta’l-arda,
Sübhânellezî lâ melce’e ve lâ mence’e minhü illâ ileyh.”


Arefe günü öğleden sonra Hızır aleyhisselâm ile İlyâs aleyhisselâmın Arafât’ta buluştuklarında okudukları şu duâyı da –mümkünse– 100 defa okumalıdır:
“Bismillâhi mâşâallâhü lâ yasrifü’s-sûe illallâh. Bismillâhi mâşâallâhü lâ yesûku’l-hayra illallâh. Bismillâhi mâşâallâhü lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm."

Bundan sonra duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/22.html)
Başlık: Teşrîk Tekbiri / Kurban Kesemeyenler Ne Yapmalıdır?
Gönderen: Mücteba - 23 Ekim 2012, 10:34:22

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Arefe günü tutulan oruç geçmiş ve gelecek olmak üzere iki senenin günahlarına keffâret olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

23
Ekim Salı 2012

Hicrî: 8 Zilhicce 1433 - Rûmî: 10 Teşrin-i Evvel 1428

Teşrîk Tekbiri

Hz. İbrâhim (a.s.) Hz. İsmâil’i (a.s.) kurban olarak kesmek üzere iken Cebrâil (a.s.) “Allâhü ekber Allâhü ekber” dedi. İbrâhim (a.s.) bu tekbîri işitince, “Lâ İlâhe illallâhü vallâhü ekber” buyurdu. İsmâil (a.s.) da “Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd” buyurdu.

Teşrîk tekbîri, teşrik günlerinde alınan tekbir demektir. Mükellef olan her müslümana vâciptir. Bakara Sûresi’nin “Sayılı günlerde Allâh’ı zikrediniz...” meâlindeki 203. âyeti teşrik tekbirine işâret etmektedir.

Zilhiccenin dokuzuncu günü arefedir. Arefe günü sabah namazından başlayarak beş gün -ki, zilhiccenin 13’üncü, bayramın dördüncü günü- ikindi namazına kadar her farz namazın arkasından “Allâhü ekber, Allâhü ekber, lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd.” diye tekbir alınır. Toplam yirmi üç vakit eder.

Sol tarafa selâm verildikten sonra ara vermeden, daha yerinden kalkmadan, mescidden çıkmadan ve dünyâ kelâmı konuşmadan tekbir getirmek lâzımdır. Teşrik tekbirini okumakta; münferid (namazını yalnız kılan), imâm, cemâat, mukîm, müsâfir, kadın-erkek herkes aynıdır. Namazın başında imâma yetişemeyen kimse de lâhık gibi yetişemediği rek’atleri kazâ edip selâm verdikten sonra bu tekbiri okur.

Kurban Kesemeyenler Ne Yapmalıdır?

Kurban kesmeye mâlî vaziyeti müsâit olmayanlar, bayramın birinci günü öğleden sonra altı rek’at namaz kılarlar.
Namaza şöyle niyet edilir: “Yâ Rabbi, âciz kulun kurban kesemedi. Kurban yerine şu vücûdumu huzûrunda yere sererek kurban ediyorum. Beni de kurban kesenler meyânına kabul eyle.”

1. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 İnnâ enzelnâhü...,
2. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 İnnâ a’taynâ...,
3. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn...,
4. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 İhlâs-ı şerif,
5. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 Felâk Sûresi,
6. Rek’atte: 1 Fâtiha, 1 Nâs sûresi okunur.

Her iki rek’atte bir selâm verilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/23.html)
Başlık: Bayram Namazı Nasıl Kılınır? / Arefe ve Bayram Geceleri Ne Yapmalı?
Gönderen: Mücteba - 24 Ekim 2012, 01:59:03

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Allâh’ın, kullarını Cehennem’den en çok âzâd ettiği gün arefe günüdür.”
(Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

24
Ekim Çarşamba 2012

Hicrî: 9 Zilhicce 1433 - Rûmî: 11 Teşrin-i Evvel 1428

Bayram Namazı Nasıl Kılınır?

Bayram namazının her iki rek’atindeki üçer adet fazla tekbirlere “zevâid tekbirleri” denir. Vâcip olan bu tekbirler, birinci rek‘atte kırâatten önce, ikinci rek‘atte kırâatten sonra alınır.

Bayram namazı şöyle kılınır:
Bayram namazı kılmaya kalben niyet edilir. “iftitâh tekbiri”nden sonra eller bağlanır ve “Sübhâneke”den sonra imâm sesli, cemâat ise gizlice “Allâhü ekber” diyerek eller kaldırılır ve yanlara salınır; ikinci tekbir alınır ve eller yanlara bırakılır; üçüncü tekbir alınıp eller bağlanır. İmam açıktan Fâtiha ve zamm-ı sûre okur, cemâat dinler. Rükû ve secdeden sonra da ikinci rek‘ate kalkılır.

İkinci rek‘atte imâm, önce Fâtiha sonra bir sûre veya üç âyet okur. Sonra birinci rek‘atin başında alınan tekbirler bu kez kırâatın sonunda üç defa alınır ve eller hep yanlara salıverilir. Dördüncü tekbir ile rükûa gidilir, namaz tamamlanır.

Arefe ve Bayram Geceleri Ne Yapmalı?

Arefe ve bayram geceleri mümkünse Hatm-i Enbiyâ, Hatm-i İstiğfâr yapılır ve Tesbîh Namazı kılınır. (Hatm-i İstiğfâr, 1001 defa “Estağfirullâhe’l-azîm ve etûbü ileyk” okumaktır.)

(Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/24.html)
Başlık: Kurban Bayramı Günü Müstehab Olan Şeyler / Kurban Kestikten Sonra Ne Yapmalı?
Gönderen: Mücteba - 25 Ekim 2012, 23:12:03

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

"İnsanoğlu, Kurban Bayramı günü Allah için kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmış olamaz."
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

25
Ekim Perşembe 2012

Hicrî: 10 Zilhicce 1433 - Rûmî: 12 Teşrin-i Evvel 1428

Kurban Bayramı Günü Müstehab Olan Şeyler

1) Namaza gitmeden misvak kullanmak.
2) Gusletmek. (Boy abdesti almak)
3) Güzel bir koku sürünmek.
4) Temiz ve helâl elbise giymek.
5) Bayram sabahı erken kalkmak.
6) Kurban Bayramın’da fecr-i sâdıkın doğmasından evvelki vakitten (imsaktan) bayram namazını kılıncaya kadar oruçlu gibi, orucu bozan şeylerden uzak durmak.
7) İlk yediği şey kurban eti olsun diye yemeği namazdan sonraya tehir etmek. (Dürer) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kurbanın ciğerinden iftar buyururlardı.
8) Mümkün ise namaza yürüyerek gitmek.
9) Namazdan sonra başka bir yoldan dönmek.
10) Neşeli olmak.
11) Çok sadaka vermek.
12) “Tekabbelallâhü minnâ ve minküm” (Allah bizden ve sizden kabul buyursun.) diyerek akraba, komşu ve sevdiklerine duâ etmek ve onlarla musâfaha etmek.
13) Kurban Bayramı namazına giderken yolda sesli tekbir getirmek.

Kurban Kestikten Sonra Ne Yapmalı?

Kurban kesildikten sonra 2 rek’at teşekkür namazı kılınır. Fâtiha’dan sonra birinci rek’atte 1 Kevser Sûresi (İnnâ a’taynâ...), ikinci rek’atte 1 İhlâs Sûresi (Kul hüvellâhü ehad…) okunur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Kurbanınızı kestiğinizde elinizdeki bıçağı bırakın. Sonra iki rek’at namaz kılın. Müslümanlardan hangisi bu iki rek’at namazı kılar da Allâhü Teâlâ’dan bir şey isterse Allâhü Teâlâ o kimseye elbette istediği şeyi verir.”

“Yâ Rabbi! Bu koyun (sığır veya keçi) sendendir, sanadır ve rızan içindir. Lütfunla ve kereminle Halîl’in İbrâhim (a.s.) ve kurbanın İsmâîl (a.s.)’dan ve Habîb’in Muhammed’den (s.a.v.) kabul ettiğin gibi kabul et; fazlın, lütfun ve kereminle yâ Ekrame’l-Ekramîn!..” diye duâ edilir, dînî ve dünyevî hâcetler istenir.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/25.html)
Başlık: İ'tikad: Ashâb-ı Kirâm'ı Sevmek Vazifemiz
Gönderen: Mücteba - 25 Ekim 2012, 23:19:17

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Ashâbıma hürmet ediniz. Zîrâ onlar sizin en hayırlılarınızdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Musannef-i Abdurrezzâk)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

26
Ekim Cuma 2012

Hicrî: 11 Zilhicce 1433 - Rûmî: 13 Teşrin-i Evvel 1428

İ'tikad: Ashâb-ı Kirâm'ı Sevmek Vazifemiz

Ashâb-ı Kirâm’ın hepsine hürmet etmek ve onlar hakkında ileri geri konuşmayıp onları hayırla yâd etmek vâcibdir. Çünkü Allâhü Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’in birçok âyetlerinde onları medhetmiştir. Bunlardan biri “O gün ki göreceksin o erkek ve kadın mü’minleri, önlerinde ve sağlarında nurları koşuyor...” meâlindeki (Hadid Sûresinin 12.) âyet-i kerîmesidir. Resûlüllah da onları sevmiş ve birçok hadîs-i şerîfinde medhetmiştir. Bir hadîs-i şerîfinde “Ashâbıma ezâ eden bana ezâ etmiş olur, bana ezâda bulunmuş olan da Allâhü Teâlâ’ya ezâ etmiş gibi olur.” buyurmuşlardır.

Dört mezheb imamlarımız da, Ashâb’ın arasında meydana gelen şeylerin hiçbirisi hakkında konuşmamak îcâb ettiğini bildirmişlerdir. Bu meselelerde dilini tutmalı ve onların sadece güzel ahlâk ve meziyetlerini anlamaya çalışıp onlara muhabbet etmeli; onların ahlâkı ile ahlâklanmaya çalışmalıdır. Resûlullâh’ın bütün Ashâbı hidâyet üzeredir. Onların tamâmı âdildirler; onlardan bizlere her tebliğ edilen şey haktır, doğrudur. Hadîs-i şerîfte: “Benim ashâbım gökteki yıldızlar gibidirler, hangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz.” buyurulmuştur.

Her kim Ashâb-ı Kirâm’ın dindeki gayretlerini, mallarını, canlarını Allah ve Resûlü’nün uğrunda harcadıklarını bilirse, onların şanlarının büyüklüğünde şüphe edemez, onların hepsini sever. Bu hâl, kendisini onlar aleyhinde konuşmaktan alıkoyar, onlardan herhangi birini kötülemeyi îmâna aykırı görür.

Müslümanlar için en güzeli, kendi nefsimizin ayıplarıyla meşgûl olmak, kendi kalblerimizi günahlardan temizlemeye çalışmaktır, onlardan dilimizi tutmak, aralarında geçenleri Allâhü Teâlâ'ya havâle eylemektir.

Resûlullâh’ın ehl-i beytini seven ve onun bütün ashâbına hürmet eden, onların aralarındaki ihtilâfları hak için olduğuna yoran kimseler, ehli sünnet ve cemâata dâhildir, Hâricîlerden, Râfizîlerden uzaktır.

Ehl-i beyti sevmemek Haricîliktir, Ashâb-ı Kirâm’ı sevmemek de Râfizîliktir. Ehl-i beyte muhabbet ile beraber bütün Ashâb-ı Kirâm’a tâzîm ve hürmet ise ehl-i sünnet yoludur.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/26.html)
Başlık: Sultan Murâd'ın Sağlık Tavsiyeleri
Gönderen: Mücteba - 27 Ekim 2012, 15:12:42

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Sizin Allâhü Teâlâ’ya en sevimli olanınız, az yemek yiyen ve bedeni en hafif olanınızdır.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

27
Ekim Cumartesi 2012

Hicrî: 12 Zilhicce 1433 - Rûmî: 14 Teşrin-i Evvel 1428

Sultan Murâd'ın Sağlık Tavsiyeleri

Perhiz her hastalığı defeder. Ben, nice ihtiyarlar görmüşümdür, çok yaşlandıkları halde pek az doktor yüzü görmüşler ve ömürlerini zinde geçirmişlerdir. Nice ihtiyarlar vardır ki bunca sefere katılmış olmalarına rağmen birçok gençten üstündürler. Bu ancak perhiz ile olur. İşte o ihtiyarlar da gençliklerinde bile perhize dikkat etmişlerdir. Sen de görüyorsun ki, sarayımda hizmet gören bunca ihtiyar vardır ve bunlar at üzerinde gençlerden daha iyi dururlar. Her işe de güç yetirirler.

Fakat perhizden uzak duran gençler kendi gemilerini çürümeye terk etmiş kimseye benzerler ki, artık gemilerini ne çivi, ne zift, ne de üstüpü ile yamamaya kudretleri yoktur. Yine, onların bazıları hayatlarını israf ile geçirdiklerinden, vaktinden önce yaşlanır ve yüzleri buruşur. Kendileri henüz otuz beş-kırk yaşında oldukları halde, sen onları yetmiş-seksen yaşında bir ihtiyar sanırsın.

Ben bu yaşta olduğum halde doktorlara çok az zahmet veririm. Çünkü hemen her şeyi ölçüyle kullanırım. Ölçülü olmak, bence her hastalığı def eder. Fazlaca yemekten ve içmekten her zaman sakınırım. Ben böyle az yemek ve içmekle çok yiyenlerden hiç de aşağı değilimdir. Bu şekilde, o çok yiyip de hayatlarını erken tüketenlerden belki daha fazla yemiş sayılırım.

Çok yiyip, çok içenler, kendi kendilerini zehirliyor gibidirler.

Ben de bazen hastalandımsa da doktorların beni iyileştirmeleri gayet kolay olmuştur. Çünkü ben midemi öyle karmakarışık şeylerle doldurmam, gerek olduğu kadar yerim. Fakat hiç perhizi olmayan gençlerin iyileşmesi güç olur. Çoğu zaman iyi doktorları bile utandırırlar.

Beni böyle sapasağlam olarak ihtiyarlığa ulaştıran çok faydalı iki şeyi tecrübe ettim. Bunlardan biri, her zaman az yemek yemem; diğeriyse, yediklerimi sindirmek için ister sabah, ister akşam, bulunduğum yerde durmayıp, bazen atla, bazen de yaya olarak gezip dolaşmamdır.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/27.html)
Başlık: Şeytandan Daha Şerli / Niyet Düzelince ...
Gönderen: Mücteba - 28 Ekim 2012, 04:35:19

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Hasetten sakınınız. Zira Âdem'in oğlu (Kâbil) kardeşini (Hâbil’i) haset yüzünden öldürmüştür.”
(Hadîs-i Şerîf, İbn-i Asâkir, Târîh-i Dımaşk) 

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

28
Ekim Pazar 2012

Hicrî: 13 Zilhicce 1433 - Rûmî: 15 Teşrin-i Evvel 1428

Şeytandan Daha Şerli

Allâme Fahreddîn Râzî şöyle diyor: İblis, ilahlık iddia ettiğinde Firavun’un kapısına geldi, kapıyı çaldı.
Firavun, ‘Kim o?’ dedi.

Şeytan ‘Ben İblis’im. Ama sen ilah olsaydın, kapıda kimin olduğunu bilirdin.’ dedi.

Bunun üzerine Firavun, dedi ki: ‘Gir ey mel’ûn. Yeryüzünde senden ve benden daha şerli bir kimseyi biliyor musun?'

İblis, “Evet, haset eden. Çünkü benim bir dostum vardı, dâvet ettiğim her şerre gelirdi. Ona, ‘Benim üzerimde hakkın vardır, benden bir ihtiyacını iste.’ dedim.

‘Komşumun bir ineği var, onu öldür.’ dedi.

Dedim ki: ‘Buna gücüm yetmez. İstersen onun yerine sana on tane inek vereyim.’

‘Hayır,’ dedi. ‘Ben ancak onun ineğini öldürmeni istiyorum.’

Anladım ki, hased eden benden de senden de daha şerlidir.”



Niyet Düzelince ...

Hükümdar Nuşirevan avda iken susamıştı. Biraz ilerde, içinde bir çocuk bulunan bir bahçe görür. Çocuktan su ister. Çocuk “Yanımızda su yok.” der.

Nuşirevan bunun üzerine “O zaman bir nar ver.” deyince çocuk narı uzatır. Narın tadı Nuşirevan’ın o kadar hoşuna gider ki bahçeyi istimlak etmeğe, almaya niyetlenir ve çocuktan bir nar daha ister. Çocuk bir nar daha verir. Fakat bunun tadı çok ekşidir. Nuşirevan hayret edip;
“Bu nar, az evvelki ağaçtan değil mi?” diye sorar.

Çocuk “Evet” der.

Nuşirevan “O halde tadı nasıl değişti?” diye sorunca çocuk “Belki de hükümdarın niyeti değişmiştir.” der.

Bunun üzerine Nuşirevan bahçeye el koyma niyetinden vazgeçerek bir nar daha ister. Bu sonuncu nar ilkinden de tatlı çıkınca çocuğa tadının nasıl düzeldiğini sorar.

Çocuk “Efendim, galiba narlar padişahın niyeti düzelince düzeliyorlar.” cevabını verir.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/28.html)
Başlık: Hâlis Niyet / Sağlıklı Beslenmeye Dair
Gönderen: Mücteba - 29 Ekim 2012, 11:56:54

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Bir kimse bir iyilik yapmaya niyetlenir de onu yapamazsa, Allâh kendi nezdinde o kimsenin niyetine karşılık tam bir sevâb yazar. Eğer niyet eder ve o iyiliği yaparsa, o kimsenin iyiliğine karşılık on sevaptan yedi yüz katına kadar sevab yazar.”
(Hadîs-i Kudsî, Müttefekun aleyh)  

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

29
Ekim Pazartesi 2012

Hicrî: 14 Zilhicce 1433 - Rûmî: 16 Teşrin-i Evvel 1428

Hâlis Niyet

İmam-ı Gazâlî (rh.) İhyâ’da şöyle anlatır: Geçmiş ümmetlerden bir zahit, bir kum yığınının yanından geçer ve kendi kendine: “Bu kum yığını kadar buğday unum olsa onu derhal fakirlere sadaka verirdim” der. Bunun üzerine Allâhü Teâlâ, zamanın peygamberine şöyle vahyeder: “Falan kişiye söyle! Amel defterine o kum yığını kadar un sadaka vermiş gibi sevap yazmayı Allâhü Teâlâ onun için vacip kılmıştır.”

Sağlıklı Beslenmeye Dair

Gıdalar: Et (kırmızı et, tavuk, balık), süt ve süt ürünleri, tahıl ve tahıl ürünleri, sebze ve meyve, yağ ve şeker gibi kısımlara ayrılırlar. Sağlıklı beslenmek için bu gıdaların her birinden vücudun ihtiyacına yetecek miktar alınmalıdır.

• Sebze ve meyvelerin aşırı gübre, tarım ilacı ve hormonlarla bozulmamış -bilhassa organik tarım ile yetiştirilmiş- olanları tercih edilmelidir.
• Sebzeleri, -vitaminlerini korumak için- mümkün olduğunca çiğ veya az pişmiş olarak yemelidir.
• Domates, brokoli, lahana, karnabahar, şalgam, soğan ve sarımsak sık yenilmeli; kuru fasulye, mercimek, nohut, bezelye, barbunya, bakla, yeşil fasulye gibi baklagilleri sofrada eksik etmemelidir.
• Sıvı yağlar, bilhassa zeytinyağı tercih edilmelidir.
• Bitki çayları, nane, kekik, ada çayı gibi yeşil çaylar tercih edilmeli.
• Yağsız süt ve süt ürünleri kemik, diş ve kasları sağlamlaştırırlar.
• Ciğer, yumurta sarısı, kırmızı et, nohut, mercimek, balık, yeşil yapraklı sebzeler demir vitamininin en çok bulunduğu gıdalardır.
• Tahılın en az işlenmiş olanı tercih edilmelidir. Mesela, beyaz un yerine kepekli un, beyaz pirinç yerine, esmer pirinç veya bulgur pilavı yenilmesi vücut için daha faydalıdır.

(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/29.html)
Başlık: Şeytanı Kahreden Duâ | Âzaların Vazifeleri
Gönderen: Mücteba - 30 Ekim 2012, 00:29:28

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Şu iki huy mü’minde bulunmaz: Cimrilik ve kötü ahlâk.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)  

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

30
Ekim Salı 2012

Hicrî: 15 Zilhicce 1433 - Rûmî: 17 Teşrin-i Evvel 1428

Şeytanı Kahreden Duâ

İmam-ı Gazali (rh.) anlatıyor: Ariflerden biri: “Şeytan gayet zayıf, sıska ve beli kambur bir adam kılığında bana göründü. Ağlıyordu. Kendisine: “Seni ağlatan nedir?” dedim. “Hacıların yola çıkması!” dedi.

“Seni bu derece zayıflatan nedir?” diye sordum, “Atların Allâhü Teâlâ yolunda şahlanması!” cevabını verdi.

“Ya belini kamburlaştıran?” dedim, “Kulun “Allâh’ım! Senden hüsn-i hâtime(; son nefeste îman) istiyorum” diye duâ etmesi, dedi.


Âzaların Vazifeleri

İnsanın vücudu üç kısımdır. Kalbi, dili ve diğer azalarıdır. Allâhü Teâlâ her kısma bazı ikramlarda bulunmuştur:

Kalbe, kendisini tanımayı ve tevhidde bulunmayı,

Dile, kelime-i şehâdet söylemeyi ve Kur’ân-ı Kerîm’i okumayı,

Diğer azalara da namazı, orucu ve diğer ibadet ve taatları ikram etmiştir.

Her kısma gözetleyen ve koruyan bir melek tayin etti. Ancak kalbin korumasını bizzat kendisi aldı. Bundan dolayı, kulun kalbinde gizli olanı Allâhü Teâlâ’dan başka kimse bilemez.

Dil için Kiramen Katibin meleklerini tayin etti.
Zira Allâhü Teâlâ “(insan) Her ne söz telaffuz ederse, mutlaka yanında hazır gözetleyici vardır.” (Kâf Sûresi, âyet 18) buyurmuştur.

Diğer âzâlara da bazı şeylerin yapılmasını emretmiş bazı şeylerin de yapılmamasını emretmiştir.

Allâhü Teâlâ bu âzâlardan şunları ister.

Kalbden, imanda sebat etmesini, haset etmemesini, hainlik yapmamasını, hilede bulunmamasını,

Dilden, gıybet etmemesini, yalan söylememesini, boş sözler konuşmamasını.

Diğer âzâlardan da Allâhü Teâlâ’ya âsi olmamasını, hiçbir müslümana eziyet etmemesini.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/30.html)
Başlık: Allah'ın Yardımı İtâatledir
Gönderen: Mücteba - 31 Ekim 2012, 02:38:13

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

‎"Sizden biri kendinde, malında veya kardeşinde hoşuna giden birşey görürse ona (mâşâAllah, Allah mübarek etsin gibi) bereketle dua etsin. Zirâ, nazar haktır."
(Hadîs-i Şerîf, Suyûtî, el-Câmiu's-Sağir)  

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

31
Ekim Çarşamba 2012

Hicrî: 16 Zilhicce 1433 - Rûmî: 18 Teşrin-i Evvel 1428

Allah'ın Yardımı İtâatledir

Tiryaki Hasan Paşa Kanije’de düşmanı mağlup edip, Kral Ferdinand’ın otağı da ele geçirilince otağa girdi. Gördü ki, bir yüksek taht, etrafı renk renk cevherler ile süslenmiş ve direkleri başına birer elmas konulmuş ki, kıymet biçmek pek zor idi. İki tarafında on ikişer kürsü vardı. Saçakları inci ve sırma ile örülmüş her biri pek kıymetli kırmızı kadife örtüler ile kaplı idi. Taht önünde uzunca işlemeli sofra vardı.

Hasan Paşa orada iki rek’ât namaz kılıp Allâh’a hamd ve şükürler etti, duâ edip ağladı. “Bu zafer sırf Hak Teâlâ’nın yardımı ve Hazret-i Resûlünün mucizeleri eseridir.” dedi. Kılıcını çıkarıp tahtı ortadan kılıçladı ve geçip üzerine oturdu. Diğer beyler ve ağalar o kürsiler üzerine mertebelerine göre oturdular. Hasan Paşa hepsine hitap edip vaaz ve nasihat eyledi. Sabır ve sebatın lüzumunu söz ve kalb birliğiyle emir sahibine itaat etmenin faydalarını bildirdi. Ve “Her kim bu gazada bulundu ise inşâAllahü teâlâ günahları bağışlanmıştır.” dedi.

Sonra “Otağa evvel gelen kimlerdir?” diye sordu. Yedi nefer ileri gelip kendilerini bildirdi.

Hasan Paşa onlara:
“Bu otağda, cephaneden başka her ne var ise sizindir.” dedi.

Zira bu askerler gece çadıra girmiş olup gerek buradan gerek diğer çadırlardan mal ve eşya yağma etmeyip kumandanlarının taksimi için sabaha dek beklediler. Şecaat sahibi bahadırların doğrulukları, kumandanlarına bu derecedeki bağlılık ve itaatlerinden anlaşılır. Hasan Paşa da kral otağını bütün eşyasıyla o yedi nefere verip tamahkârlığa düşmemiş ve himmetinin ne kadar yüksek olduğunu göstermiştir.

Her ne vakit ki asker böyle itaatli ve ona baş olanda cömert tabiatli ve temiz huylu olsa; elbette Cenâb-ı Hakk’ın lütfuna mazhar olup ve sonunda nusret ve zafer bulagelmişlerdir.

İSİMLERİMİZ: Erkek: İsmail, Kız: Sare


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/10/31.html)
Başlık: Kabir Suâli Haktır
Gönderen: Mücteba - 31 Ekim 2012, 22:21:06

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

“Muhakkak kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçedir veya cehennem çukurlarından bir çukurdur.”
(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)   

(http://www.fazilettakvimi.com/public/resimler/site/figur.png)

01
Kasım Perşembe 2012

Hicrî: 17 Zilhicce 1433 - Rûmî: 19 Teşrin-i Evvel 1428

İlk Osmanlı Resmi Gazetesi "Takvîm-i Vekâyi" Adı İle Basıldı (1831) • Saltanatın Kaldırılması ve Abdülmecid Efendi'nin Halife Seçilmesi (1922) • Latin Harflerinin Kabulü (1928)

Kabir Suâli Haktır

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) Ashâbına “Kabir suallerine vereceğiniz cevapları öğreniniz, zira siz ondan mes’ûlsünüz.” buyururlar idi. Ensâr’dan bir zatın evinde bir müslümanın vefâtı yaklaşınca ona bu husûsta tavsiye ve telkînde bulundular.

Ashâb-ı Kirâm da çocuklarından biri iyiyi kötüden ayırabildiği vakit ona “Sana 'Rabbin kimdir? diye sorduklarında ‘Rabbim Allâh’dır, de. Sana ‘Dînin nedir?’ diye sorduklarında ‘dînim İslâm’dır, de. Sana ‘Peygamberin kimdir?’ diye sorduklarında da ‘Muhammed aleyhissalâtü vesselâmdır’ de” diye belletirlerdi.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) oğlu İbrâhîm’i defnettiğinde kabri başında durup şöyle buyurdular: “Ey oğlum, kalb mahzûn olur, gözden yaş akar. Bizler, Rabbin gazabını celbeden söz etmeyiz. Ancak, ‘innâ lillâhi ve innâ ileyhi râci'ûn.’ deriz. Ey evlâdım, sana sorulduğunda Rabbim Allâh’dır, dînim İslâm, Resûlullâh da babamdır, de.” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm ağladılar. Hazret-i Ömer ise sesli olarak ağlamaya başladı.

Resûlullâh (s.a.v.) Ashâbına baktı da Hz. Ömer’in ve onunla beraber Ashâb’ının ağlaştığını gördü. Sonra “Ey Ömer, seni ağlatan nedir?’ buyurdular. O “Yâ Resûlallâh, bu senin evladındır, hem o bâliğ (ergen) de değildir. Kalem onun hayır ve şerden hiçbir amelini yazmamıştır. O senin telkînine muhtâc oluyor. Ya Ömer’in hâli ne olur? Halbuki o mükellef tutulmuş, kalem hayırdan şerden amelini yazmıştır. Onun senin gibi telkîn verecek kimsesi de yoktur.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ağladı, Ashâbı da onunla ağlaştılar. Bu sırada Hz. Cebrâîl geldi ve “Rabbin sana selâm ediyor ve sana şu âyeti indirdi.” buyurup İbrâhîm sûresinin, 27. âyet-i celîlesini okudu. Bu âyet-i celîle ölüm vaktinde ve kabirde Allâh’ın mü’minleri hak söz yani ‘Lâ ilâhe illAllah Muhammedün Rasûlüllah’ kelime-i tevhidi ile sâbit kılacağını müjdelemektedir. Resûlullâh aleyhisselâm bunu Ashâbına bildirdiler ve gönüller hoş olup kalbler yatıştı ve Allâh’a şükrettiler.


(http://i.imgur.com/E3mvp.png) (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2012/11/1.html)
Başlık: