Sadakat İslami Forumları

EDEBİYAT KÖŞESİ => SERBEST KÜRSÜ => Konuyu başlatan: Tuğra - 19 Nisan 2011, 00:48:02

Başlık: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: Tuğra - 19 Nisan 2011, 00:48:02
Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?    

İndigo Dergisi’ndeki yazılarımızda daha önce enerji konusunu sıklıkla gündeme getirmiş, konuşmuştuk. Bugün konumuz biraz daha spesifik; nükleer enerji.     
Teknolojik gelişimin hızı katlanarak ilerliyor; büyüyor.

Onu da bir organizmaya benzetirsek; ne kadar irileşirse, orantılı olarak da enerji ihtiyacı o kadar artacaktır. Enerji kaynaklarına sahip olmak, yakınlarında bulunmak bir ülkenin diğerine olan avantajlarıdır. Uluslararası ilişkilerin temel belirleyicisi günümüzde budur. ABD’nin Ortadoğu’da ne işi var sorusunun bir cevabını işte bunun içinde bulabiliriz.      

Olağanüstü büyüyen modern dünyanın bugün en temel sorunu enerjidir. Fosil kökenli enerji kaynakları için rezerv süresi 50 yıldır. Bu süre azalabilir; fakat artmayacaktır.     

Halihazırda, su kaynaklı hidroelektrik, kömür ya da petrol kaynaklı termik santrallarından elde edilen enerjinin ülkemizin ihtiyacını karşılayamadığımız için komşu ülkelerden takviyeler yapmaktayız. Gelişmekte ve kalkınmakta olan bir ülke olarak da her geçen gün enerji ihtiyacımız ve buna bağlı açığımız artmaktadır.     

Nükleer enerji neredeyse elli yıldır insanlığın “hizmetindedir.” 6 ve 9 Ağustos 1945 tarihlerinde Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan iki atom bombasının yarattığı enerji insanoğluna o güne kadar karşılaşmamış olduğu bir şey gösterdi. O tarihte ABD’ni dünyanın bir numaralı süper gücü yapan, elinde bulundurduğu işte bu teknolojiydi.

Sonra SSCB de bu teknolojiye ulaştı ve insanlık 1960’lı yılların hemen başında nükleer savaşın eşiğine geldi. Bizim bütün çocukluğumuz böyle bir savaş olacağı tedirginliği ile geçti. Filmler izledik. Bir anlamda tehdit edildik.     

Çok basit akıl yürütme yollarıyla kestirmeden sonuca gitmek olasıdır; “herhangi bir konvansiyonel bomba büyüklüğünde bir parçadan milyonlarca misli daha fazla enerji alabiliyorum. O halde elimde böyle bir güç varsa, kullanmam gereken enerjiyi çok daha ucuza mal edebilirim.”     

Entropi konusunu işlerken termodinamiğin bir kaç yasasından söz etmiştik. Kimyada da kullanıla gelen en temel yasa neydi?    
Fiziksel tanımı ile; “Evrende enerji sabittir; yoktan var edilemediği gibi, varolan da yok edilemez.”    

Kimyasal tanımı ile; “Bir tepkime sonucu reaksiyona giren maddelerin toplam kütlesi, çıkanların toplam kütlesiyle eşittir.”    

Ortada şöyle bir düşünsellik söz konusu. “Ben nükleer santral kullanarak, petrol, kömür, hidroelektrik, termik santrallarda ürettiğimden çok daha efektif bir şekilde enerji temin edebileceğim.”    

Teknolojik olarak olağanüstü bir durumla karşı karşıyaymışız gibi düşünebiliriz, hissedebiliriz. Etrafımıza baktığımızda çevremizin nükleer santrallarla çevrilmiş olduğunu da görebiliriz. Dünya bunu zaten kullanıyor ve uzaydan bakıldığında bütün gelişmiş ülkelerin şehirlerlerini aydınlatan gece görüntülerinin altında da bu var, diyebiliriz.

Fakat bu o kadar da gösterildiği gibi değil. Bir atomun fisyonu ile milyonlarca megawatt gücünde elektrik alıyorum, esprisinin derinliklerinde başka noktalar olduğunu da gözardı edemeyiz.

Birincisi; ve en önemlisi, nükleer enerji üretmenin çevre üzerinde etkisidir. Nükleer enerji ilk “sortide” belki çok efektif ve ucuz enerji üretiyor. Fakat santralde üretilen enerjinin tabii bir sonu olan atıklar en az 300 yıl boyunca kontrol altında tutulması gerekiyor.

Ayrıca bu atıkların yeraltında depolanması ve bu sahanın insanoğlunun yaşam kaynaklarıyla ilişkisinin sıkı sıkı denetim altında tutulması gerekiyor. Bunun sıfır maliyet olduğunu düşünemeyiz.

Çok uzun vadeli bir iş programından söz ediyoruz. Örneğin; atık içinde bulunan bir plutonyum izotopunun 24 bin yıl bekletilse dahi ışımasını sürdürdüğünü öğreniyoruz. Demek ki, yerlatında çok büyük depolama sahalarına ihtiyaç duyacağız ve çocuklarımızın, torunlarımızın başlarına uğraşmaları ve çözmeleri gereken “tonla” sorunlar mirası bırakmış olacağız. Türkiye’de bununla ilgili olarak Torosların adının geçiyor oluşu insanın tüylerini diken diken etmektedir.     

İkincisi; belki yine çevre etkisiyle bağlantılı olacaktır, “emniyet, kontrol, işletme, iş güvenliğidir.” Böylesi bir santralın işletmesinin maliyeti bu anlamda, diğerlerinden çok daha yüksek olacaktır. Olası bir kaza durumunda ise geri dönüşü olmayan bir süreç yaşanacaktır. Bu espri gibi algılansa da, olası bir nükleer kaza durumunda yapılacak ilk şey “sevdiklerimizle vedalaşmak” olacaktır.

Nükleer santral yapılacak bölge seçiminde bir sürü kriter devreye girmektedir. Deprem riski, soğutma suyuna olan yakınlık, meteorolojik kriterler ilk akla gelenlerdir. Santral elemanlarının taşınması da buna önemsiz gözükse de eklenmesi gereken bir diğer husustur. Türkiye gibi gün içinde beşik gibi sallanan ülkelerde nükleer santral yer seçimi hiç de kolay değildir.
    
Üçüncüsü;

kurulum maliyeti. Bir nükleer santralın ortalama maliyeti 3 – 5 milyar dolar arasında değişim göstermektedir; ve kurduğunuz santralın, teknolojinin bir ömrü vardır. Türkiye gibi enerji üretmenin yanı sıra enerjiyi taşıma sorunu yaşayan ülkelerde böylesi maliyetlerin yönlendirilmesi konusunda çok ciddi bir planlama sorunu yaşadığını şahit olabiliyoruz.

Türkiye için teknoloji seçimi çok önemlidir. Genellikle böylesi durumlarda gelişmiş ülkelerin geri kalmış teknolojilerinin ülkemize satılmaya çalışıldığını yaşanmış tecrübelerden biliyoruz. Fransa halıhazırda eskimiş teknolojisini yenilemek için mevcut maliyetin 10 ila 20 katı arasında bedeller ödemeye hazırlanmaktadır.     

Dördüncüsü;

nükleer yakıt sorunudur. Bilinen en verimli yakıt uranyum gözükmektedir ve uranyumun da bilinen rezervi için 60 yıl gibi bir ömür biçilmektedir. Yani bir süre sonra uranyum azaldıkça temin maliyetleri artacak, zaman içinde yeni teknolojilere ihtiyaç duyulacaktır. Bu teknolojilerin maliyeti de diğerlerinden hiç de az olmayacaktır.

Dört ana başlıkta topladığımız dikkat çekici hususları arttırmak mümkündür. Sonuçta bedelini ödemediğiniz bir enerjiye sahip olamıyorsunuz. Yoktan bir şey üretmeniz mümkün değildir.    

Çok kısa olarak değinip, bitireceğiz. Nükleer enerji insanlık için bir süre daha gündemde kalacaktır. Fakat onun hizmeti insanoğlu için her anlamda tetikte durulması gereken bir konudur. 
   
Türkiye yılda 3.000 saat güneş almaktadır. 
Türkiye’nin rüzgar alan bölgeleri hiç azımsanmayacak büyüklüktedir. 
   
Türkiye’nin üzerinde bulunduğu yerkabuğu özelliği nedeniyle jeotermal enerji kaynağı ihmal edilemeyecek seviyededir. Anadolu’daki bir çok şehir, sadece jeotermal enerji kaynakları ile ısıtılabilecek, sıcak su ihtiyacı karşılanabilecek imkana sahiptir.     
...ve bu üç enerji kaynağına Türkiye en az yatırım yapan ülkedir.    

Uzay Gökerman   
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 19 Nisan 2011, 07:54:49
   Tuğra kardeşimiz,bu paylaşımyla bizlerin merak ettiği konulara değinmiş,bunları çoğaltabiliriz...
Bu yazının herkes tarfından okumulması gerekir...
 

"nükleer yakıt sorunudur. Bilinen en verimli yakıt uranyum gözükmektedir ve uranyumun da bilinen rezervi için 60 yıl gibi bir ömür biçilmektedir"
"Türkiye için teknoloji seçimi çok önemlidir. Genellikle böylesi durumlarda gelişmiş ülkelerin geri kalmış teknolojilerinin ülkemize satılmaya çalışıldığını yaşanmış tecrübelerden biliyoruz. Fransa halıhazırda eskimiş teknolojisini yenilemek için mevcut maliyetin 10 ila 20 katı arasında bedeller ödemeye hazırlanmaktadır.   "
 
 “Evrende enerji sabittir; yoktan var edilemediği gibi, varolan da yok edilemez.”   


Türkiye yılda 3.000 saat güneş almaktadır. 
Türkiye’nin rüzgar alan bölgeleri hiç azımsanmayacak büyüklüktedir

Bir nükleer santralın sökülmesinin, yapımından daha pahalıya mal olduğunu da muhakkak biliyorsunuz. Vazgeçmenin bedeli bile kaldırılabilecek mali boyutta değildir.

"Peki nükleer enerji kaynağı uranyum rezervinin ne miktarda olduğunu biliyor muyuz ? Türkiye'nin tahminen 9.000 ton rezervinin, 6 santrale ancak 10-12 yıl yetebileceğini, sonra dışa bağımlılığın mukadder olduğunu düşünüyor muyuz ?. Dünya rezervinin % 20 sinin bulunduğu Avustralya'nın çevresel kaygılarla bunu kullandırmayacağını ve bu yüzden dünyaya en çok 50 yıl yetecek uranyumda önümüzdeki yıllarda aşırı derecede fiyat artışı beklendiğini biliyor muyuz ?"




"Nükleer santrallerden yayılacak radyasyonun biz canlılar üzerinde hastalıklar, genetik bozukluklar ve ölümler yaratmaktadır. 1978´de Avusturyada Siemens nükleer santrali, 1987´de İtalyadaki nükleer santralı halk oylaması ile kapatılmıştır. Japonyada %60 halk oylaması ile nükleer santrallere hayır denmiştir ve belediye inşaat etmek için verdiği arsayıda geri almıştır. İsveç halkoylamışı ile 1997´de nükleer santralleri kapatma kararı almıştır. Almanya 1998´de nükleer santral projesinden vaz geçmesinden dolayı koalisyon iktidar oldu. Fransa 1997 de, Çin ise bu yıl nükleer santraller yapımını durdurdu. Dünyada en fazla kişi başına enerji tüketen Norveç de nükleer santraller yoktur.
"




Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 19 Nisan 2011, 21:47:43
   Sayın amanbe;Nükleer enerji konusunda aynı fikirde olmayabiliriz.Zaten herkes aynı fikirde olsa dünyada bu tartıışmalar yaşanmazdı.
İnsan sağlığı ve İnsan canı söz konusu olduğu zaman,enerji piyasasını bilmenin  çok önemli olmadığını düşünüyorum.Nükleer Enerji savunucuların(kartellerin),yazılı basın ve 'görse'basın kanalı ile yapmış oldukları propagandalar vasıtası ile bizleri istedikleri yöne yönlendirmeye çalışıyorlar.İşin vahametini gizlemeye çalışıyorlar.
       Bildiğiniz gibi bu günler de,Sayın Başbakanımız da Mersin Akkuyu  da yapılacak santral için anlaşmalar yaptı...
Mersinliler yürüyüşler düzenledi fakat ,bildiğim kadarı ile Başnbakanımız ve diğer yetkililer geri adım atmadılar.İnşAllah Japonya'nın başına gelenler bizim başımıza gelmez...
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: Tuğra - 20 Nisan 2011, 00:19:28
Çernobilde zincir reaksiyonu patlaması olmadiği halde, sadece teknik arıza ile nükleer maddenin buharlaşarak atmosfere karışması ile Doğu Karadeniz’de kanser vakaları artış gösterdi. Bölgede kadınlarda en çok göğüs, erkeklerde ise akciğer kanserine rastlanıyor. Son yıllarda kan kanserlerinde de artış saptandı. Sadece bir yere değil kilometrelere zarar verebilen bir teknolojiden yararlanmayı ne kadar isteyebiliriz ki?

Ayrıca ülkemizi ve halkımızı düşünenler bakınız ülkemizde daha nelere izin veriyor;

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ GIDALAR TÜKETİYORUZ (http://www.sadakat.net/forum/yiyecek_ve_icecekler/genetigi_degistirilmis_gidalar_tuketiyoruz-t35119.0.html)
 
Aynı başlıkta şu yorumada dikkatinizi çekerim;

iki gün önce bir Alman Kardiyolog .Dr arkadaşla konuşurken aynen şunu söylüyor bana , öyle hastalıklar türediki biz tehşis koyamıyoruz , fakat insanları pisikolojik olarak sorun yaşamamaları için , ilaçını veriyor alerji falan deyip geçiş tiriyoruz
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 20 Nisan 2011, 08:50:31
Önce tanımını ortaya koyalım. Kendi türünden ya da kendi türü dışındaki bir canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara "Genetiği değiştirilmiş organizma" (GDO) deniyor.

Ticari kaygılar yüzünden tarım ürünlerinde ilk olarak domates genleriyle oynandı. Bioteknoloji şirketleri tarım ilacı azalacak, üretim maliyeti düşecek yüksek verim küçük çiftçiyi zengin edecek söylemleriyle, genleriyle oynadıkları tohumları 1990'lı yılların ortasında ülkelere soktular.

1996'da 6 ülkede 1.7 milyon hektarlık bir alanda başlayan GDO'lu ekim, günümüzde 25 ülkede 125 milyon hektarlık alanda yapılıyor. En son Mısır bu ülkelere katılırken, Tazmanya GDO'lu üretim projesini erteledi, Yunanistan ise GDO'lu mısır ithalatı yasağını 2 yıl uzattı...

Verdiğiniz link de...Güzel bir çalışma yapılmış,tamamını okuyamadım ama her zaman faydalanılacak bir çalışma emeklerinize sağlık müsait zamanlarda okuyacağım...

Söylediklerine,duyduklarımıza göre  şimdi de Çanakkale de domates de İsrail toğumu kullanılıyor ve bir kereden fazla ürün alınmıyor. Sonunda bizim Güzelim Çanakkale dometesini de tahrip edecekler...
Ah! birde şu İsrail mallarına 'van minut' diyebilsek...
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: alimdar - 14 Haziran 2011, 19:42:24
nükleer enerji gerekli
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 14 Haziran 2011, 20:05:00
Bugün İtalya da yapılan referandum da nükleer'in her çeşidine hayır dendiğini biliyor muydunuz?
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: Gül_Sultan - 14 Haziran 2011, 22:36:28
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) verilerine göre, küresel düzeyde kurulu gücü 371 bin 562 gigawaat (gw) olan 438 nükleer santral, söz konusu 30 ülkenin ürettiği enerjinin yüzde 17,71'ini sağlıyor. Bir başka deyişle, nükleer santralle sahip ülkeler ürettiği enerjinin yüzde 17,71'ini bu santrallerden elde ediyor.

Dünyada kurulu 438 nükleer santralin 272'isi (yüzde 62) sanayileşmiş 7 ülkenin oluşturduğu G-7 ülkelerinde yer alıyor. G-7 üyesi ülkelerden İtalya'da nükleer santral bulunmaz iken, Fransa'da 59, Almanya'da 17, Japonya'da 55, ABD'de 104, İngiltere'de 19 ve Kanada'da 18 santral var.

Sanayileşmiş 6 ülkede bulunan 272 nükleer santralden elde edilen 254 bin 365 mw enerji, dünyada kurulu gücü 371 bin 562 mw olan 438 santralden elde edilen enerjinin yüzde 68'ini oluşturuyor. Söz konusu ülkelere Rusya'nın da eklenmesi halinde 7 ülke toplam kurulu gücün yüzde 74,3'nü elinde bulunduruyor.

ABD, dünyada en fazla nükleer santral reaktörü ve en fazla kurulu güce sahip ülke konumunda. ABD, 104 reaktör ile toplam 438 reaktörün yüzde 23,7'sini, 100 bin 583 mw olan kurulu güç ile toplam gücün yüzde 27,1'ini elinde tutuyor.

Dünyada elektrik enerjisi üretiminde nükleer enerjiden en fazla yararlanan ülke sıralamasında Fransa ilk sırada yer alıyor. Söz konusu 30 ülke arasında Fransa, ürettiği enerjinin 76,18'ini nükleer enerjiden elde ederken, ikinci sırada yüzde 72,89'luk pay ile Litvanya izliyor.

42 NÜKLEER SANTRAL İNŞAA EDİLİYOR

Halen küresel düzeyde 36 bin 988 megawaat (mw) gücünde 44 nükleer santralin inşaasına devam ediliyor. Verilere göre, Arjantin, Finlandiya, Fransa, İran, Pakistan ve ABD'de birer reaktör, Bulgaristan, Japonya ve Ukrayna'da ikişer, Çin'de 11, Hindistan'da 6, Güney Kore'de 5 ve Rusya'da 8 nükleer reaktör inşa aşamasında bulunuyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının verilerine göre 31 Aralık 2008 tarihi itibarı ile dünyada bulunan nükleer santral ve kurulu güç miktarı ile ülkelerin ürettikleri toplam enerji içinde nükleer santrallardan elde ettikleri enerji miktarı şöyle



 

.                                  Üretilen

.              Nükleer    Kurulu   Enerji

.              Reaktör    Gücü     İçindeki Payı             

Ülkeler        Sayısı     (MW)      (yüzde)

-----------    ---------  -------  -------------

Arjantin          2         935        6,18

Ermenistan        1         376       39,35

Belçika           7       5.824       53,76

Brezilya          2       1.766        3,12

Bulgaristan       2       1.906       32,92

Kanada           18      12.577       14,80

Çin              11       8.438        2,15

Çek Cumhuriyeti   6       3.634       32,45

Finlandiya        4       2.696       29,73

Fransa           59      63.260       76,18

Almanya          17      20.470       28,82

Macaristan        4       1.859       37,15

Hindistan        17       3.782        2,03

Japonya          55      47.278       24,93

Güney Kore       20      17.647       35,62

Litvanya          1       1.185       72,89

Meksika           2       1.300        4,04

Hollanda          1         482        3,80

Pakistan          2         425        1,91

Romanya           2       1.300       17,54

Rusya            31      21.743       16,86

Slovakya          4       1.711       56,42

Slovenya          1         666       41,71

Güney Afrika      2       1.800        5,25

İspanya           8       7.450       18,27

İsveç            10       8.996       42,04

İsviçre           5       3.220       39,22

İngiltere        19      10.097       13,45

Ukrayna          15      13.107       47,40

ABD             104     100.683       19,66

-------------------------------------------------

TOPLAM          438     371.562       17,71

AA
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: Gül_Sultan - 14 Haziran 2011, 23:03:23
Görüldüğü üzere hemen burnumuzun dibi diyebileceğimiz ülkelerde (Ermenistan, Bulgaristan, Romanya, Rusya, Ukrayna, İran) Nükleer santral var. Heralde Dünyada ki bütün ülkeler santral kursun diye beklemiyeceğiz. Yahu İtalyanın arkasında dayısı var yani avrupa birliği var. Enerjide sıkıntı yaşasa hemen el atacak bir dayısı var. Ve keza İtalya G7 üyesi. Yine yukarıda saydığımız ülkelerde her hangi birinde nükleer sorun yaşansa, Sınırlarımı kapatacağız Radyasyon giremez diye.

Tek tek hayattaki bütün ölüm risklerini düşünürsek hayat çekilmez olur. Kanserden ölmeyelim, fakat diğer devletlere muhtaç yaşayalım zillet içerisinde öylemi. Bu vesvese ile yaşarsak trafikte ikende araba çarpar ölebiliriz, o zaman trafiğedemi çıkmayalım. İllaki her şeyin bir rizikosu vardır, muhakkak nükleerde de var bu risk. Sistemli, düzenli, dikkatli bir şekilde hareket edildiği zaman, neden sorun yaşansın nükleerde. Yine Nükleerde yaşanan sorunlar insan kaynaklı oluyor. İnsanın dikkatsizliğinden radyasyon sıkıntı oluyor.

Eğer bu hükümet nükleer santral fikrini hayata geçirebilirse, işte en büyük icraat budur. Bugün İran'da nükleer santral istememelerinin en büyük sebebi güçtür. Yani nükleer güçtür. Tabi ortadoğuda İsrailden başka nükleer güç olduğu zaman, taşlar yerinden oynayacak. Madem Nükleer o kadar tehlikeli bıraksınlar iran kursun, bunlar iran halkını sevdiği için mi istemiyor nükleeri.

Nükleer santral = Güç

Tabi bir de bu işin kader noktası var, nasipte nükleerden ölmek varsa başımız üstünde yeri var. :) Ecel birdir, tagayyür etmez.

Selametle
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 14 Haziran 2011, 23:38:58
Greenpeace'in, nükleer enerji planlarının ve yenilenebilir enerji yatırımlarının yarattığı sosyo-ekonomik etkileri karşılaştıran raporunda, 30 yıldır nükleer santral kurulması planlanan Mersin Akkuyu ve Sinop ile Türkiye'nin ilk rüzgar yatırımlarının gerçekleştirildiği Bozcaada ve Çeşme yörelerinin geçirdiği dönüşümler karşılaştırıldı.

Yapılan analize göre, Bozcaada ve Çeşme, Türkiye'nin en hızlı büyüyen yöreleri, göç alan bu bölgelerde sürdürülebilir turizm gelişiyor. Sinop ve Akkuyu ise kalkınma yarışında geride kalıyor ve ''nükleer göç'' veriyor.

''Nükleersiz Türkiye'' kampanyası kapsamında İstanbul'da bulunan Greenpeace'nin sancak gemisi ''Rainbow Warrior''da düzenlenen basın toplantısında, Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Korol Diker, ''Nükleer Enerji: Sürdürülebilir Kalkınmanın Önünde Tehdit'' adlı raporu açıkladı.


Diker, Karadeniz Bölgesi'nin Çernobil felaketinden ciddi şekilde etkilendiğini ancak genel olarak Türkiye'de nükleer reaktör kurulması planlanan Mersin ve Sinop'un bu planlardan etkilendiğini, geri kaldığını, gelişemediğini belirtti.

Hem Sinop hem de Akkuyu'nun ciddi şekilde göç verdiğini, buna bir anlamda 'nükleer göç'' de denilebileceğini ifade eden Diker, ''Bunun öncelikli sebebi, nükleer santral planlarının geleceklerini belirsizliğe itmesi ve bu tehdidin yerel halkı kaçırıyor olması. Bu alanlarda kurulması planlanan nükleer santraller, hem turizmin gelişmesinin hem tarımsal ilerlemeyi sağlayacak destek ve teşviklerin hem de yenilenebilir enerji yatırımlarının önüne geçmektedir'' dedi.

Bu bölgelerdeki nükleer santral planlarının Sinop ve Akkuyu'nun atılım yapmasını engellediğini, halkın üreticilikten çıkarak bir anlamda işsizler ordusuna dahil olduğunu savunan Diker, şunları kaydetti:''Bu bölgeler aslında, Türkiye'nin rüzgar atlasında çok ciddi şekilde rüzgar potansiyeline sahip olduğu söylenen bölgeler. Bu sebeple, Çeşme ve Bozcaada'yı araştırmak istedik. Kalkınma süreci ve gelişme düzeyleri açısından bu dört bölgeyi karşılaştırdığımızda büyük farklılıklar ortaya çıkıyor.

Yenilenebilir enerji kullanımı ekonomik süreçte çok ciddi katkı sağlıyor bu bölgelere. Hem kültürel hem sosyal anlamda Bozcaada ve Çeşme'yi ciddi anlamda geliştiriyor. DPT rakamlarına göre de Bozcaada ve Çeşme, Türkiye'nin en hızlı gelişen bölgeleri.''
         
RUS ENERJİ UZMANI ÇUPROV
         
Greenpeace Rusya'dan enerji uzmanı Vladimir Çuprov da Çernobil'in verdiği en önemli ve öncelikli derslerden birinin ''Rus nükleer endüstrisine güvenilemeyeceği'' olduğunu söyledi.

1983 yılında Çernobil reaktörlerinin güvenli olduğunun söylendiğini anlatan Çuprov, ''Çernobil felaketi sırasında da insanlara ne olduğunu ve etkilerini söylemeyerek yine yalan söylediler. Şu anda da bize yalan söylemeye devam ediyorlar'' dedi.

Rusya'daki 31 reaktörde her yıl 13 adet acil reaktör kapatma gerektiren olay olduğunun da söylenmediğini ifade eden Çuprov, şunları kaydetti:''Eğer Rusya, Türkiye'de iki reaktör kurarsa her yıl en az bir kere bu reaktörlerde acil kapatma yaşanacak. Bize ekonomik anlamda da yalan söylediler. Türkiye'de kilowat saat başına 21 cent maliyet olduğunu söylerken benzer bir projede Belarus'ta altı cent olduğunu söylediler. Bize her yıl hükümetten, Rus nükleer endüstrisinin 3 milyar dolarlık teşvik aldığını söylemeyerek de yalan söylediler. Rus nükleer endüstrisinin reaktörleri pazarda en pahalı teknoloji. Ne hükümete ne de endüstriye güvenebiliriz. Tamamen ahlak dışı davranıyorlar.''

Nükleer endüstrinin, Rusya'yı esir alarak, tehlikeli radyo aktif atıklarla tehdit ettiğini belirten Çuprov, ''Radyoaktif atıklar ve güvenlik sorununu çözmek adına hükümetten her yıl daha fazla para istemekteler. Rus nükleer endüstrisi buraya reaktör kurduğu anda Türkiye'de tonlarca radyoaktif atıkla karşı karşıya kalacaksınız'' dedi.
         
KAPTAN NİCHOLLS
         
Rainbow Warrior'un kaptanı Derek Nicholls da geminin, Greenpeace'nin üç gemisinden biri ve bayrak gemisi olduğunu, ilk ''Rainbow Warrior'' 1985'te batırıldıktan sonra bu geminin devreye girdiğini söyledi.

Greenpeace'nin şiddetsiz eylemler yoluyla kampanyalar yürüten uluslararası bir organizasyon olduğunu ve ''Rainbow Warrior''un bu kampanyalar kapsamında çok uzun süren nükleer mücadeleler verdiğini belirten Nicholls, Greenpeace olarak Sinop ve Mersin'de yaşayanlara destek vermekten memnun olacaklarını dile getirdi.

Gemide 13 farklı ulustan 15 kişinin bulunduğunu belirten Nicholls, ''Kampanyamızın başarılı olacağından eminim. Çünkü biz, çocuklarımıza yeşil ve temiz bir dünya bırakmak için çabalıyoruz'' dedi.
         
''SİNOP'TA KANSERİ TANIMAYAN AİLE KALMADI''
         
Sinop Çevre Platformu Temsilcisi Hale Oğuz da 26 Nisan 1986'da yaşanan Çernobil felaketiyle nükleer enerji santrallerinin ikinci yüzüyle tanıştıklarını, nükleer enerji santrallerinin anlatıldığı gibi masum olmadığını, kaza halinde ölümcül etkilerinin sınır tanımadığını ifade etti.

Son on yılda beş yakınını kanserden kaybettiğini anlatan Oğuz, ''Sinop'ta kanseri tanımayan aile kalmadı. Bizi idare edenlerin yalanları değişmedi. Şimdi nükleer satıcısı şirketlerle anlaşma yapmaya çalışıyorlar. Bize de 'Size aş, iş getirecek' diye yalan söylüyorlar. Oysa biz biliyoruz ki nükleer lobilere pazar açılacak ve rant elde etmek için yapılıyor bu planlar. Kimse bize evimizde yeni bir Çernobil kabul ettiremez'' diye konuştu.'Rainbow Warrior'', bu akşam Sinop'a gitmek üzere denize açılacak.
18:38 TSİ 22 Nisan. 2010 Perşembe
ntvmsnbc

Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 15 Haziran 2011, 09:40:24
Greenpeace'den siyanür uyarısı 
 
Greenpeace Bölge Sorumlusu Banu Dökmecibaşı, Köprüören köyünün içme suyundan aldıkları numunede kabul edilebilir seviyelerin üzerinde siyanür olduğunu tespit ettiklerini ileri sürdü.
HÜSEYİN EFE / KÜTAHYA

 

Çevre Mühendisleri Odası'nın bölgeden alınan su numunelerinin analizi sonucu Köprüören köyünün içme suyu kaynağında 0, 071 ppm seviyesinde siyanür çıktığını söyleyen Banu Dökmecibaşı, bunun kabul edilen 0, 050 ppm'lik seviyenin yüzde 40 üzerinde olduğunu bildirdi.

 

Greenpeace'in kazanın yaşandığı günden beri Çevre ve Orman Bakanlığı'nın elindeki verileri paylaşmasını talep ettiklerini açıklayan Banu Dökmecibaşı, "Zehirlenmelerin yaşandığı Dulkadir Köyü, zaten arsenik nedeniyle yaşanan hastalıklardan dolayı ölüm ve göç yaşanan bir köy. Greenpeace olarak Köprüören Köyü'nün içme suyu kaynağından aldığımız numunelerde normal seviyenin üzerinde siyanür çıkmıştı. Ancak Çevre ve Orman Bakanlığı çıkan bu sonuçları yalanlamış ve Greenpeace ile Çevre Mühendisleri Odası'nı
halkı paniğe sürüklemekle suçlamıştı.

 

İl Sağlık Müdürlüğü ve Bakanlık kendi yaptırdıkları analizlerin temiz olduğunu iddia ediyor, ancak sonuçlar kamuoyu ile hiç paylaşılmadı. Kütahya'daki siyanür havuzundan sızıntı olduğunun ispatlanması ve Çevre Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nın harekete geçmesi için daha kaç kişinin ölmesi gerekiyor? Eti Gümüş A.Ş.'nin bir an önce kapatılması gerekmektedir ve halkın da acilen bir sağlık taramasından geçirilmesi çok önemlidir" dedi.


 
 
 
İHA
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 16 Haziran 2011, 09:23:39
4 kişinin kanında siyanür bulundu 
 
Kütahya'nın Dulkadir köyünde 2 gün önce içme suyuna siyanür karışması sonucu zehirlendiği öne sürülen 7 kişi taburcu oldu
KÜTAHYA
15.06.2011 17:56:24
 
 
 

İlk belirlemelere göre 4 kişinin kanında siyanür tespit edilirken, kendi imkanlarıyla köylerine dönen vatandaşlar maden şirketine tepki gösterdi.

Dulkadir köyünde 2 gün önce siyanür karıştığı iddia edilen içme suyundan zehirlendiği belirtilen Muzaffer Sözer, Emine Sözer, Leyla Sert, Fatih Özer, Veli Özer ve Mehmet Özer, tedavi gördükleri Kütahya Evliya Çelebi Devlet Hastanesi'nden taburcu edildi. 7 kişiden Mehmet Özer, Muzaffer Sözer, Emine Sözer ve Leyla Sert'in kanında siyanür bulunduğu belirtilirken, vatandaşlar kendi imkanlarıyla köylerine döndü.

Köy meydanında yaşadıklarına tepki gösteren Emine Sözer, kollarındaki serum izlerini göstererek, "Bizi mahvettiler. Ne olduğumuzu söylemiyorlar ama siyanürden zehirlendiğimiz kesin. Köydeki herkesin sağlık kontrolünden geçirilmesini istiyoruz. Başbakan'a sesleniyorum. Ne olur bir an önce duruma el atın. Biz yaşamak istiyoruz, ölmek istemiyoruz. Buradan taşınmak istiyoruz. Bizi buradan taşıyın" diye konuştu.

Maden şirketini ilgisizlikle suçlayan Leyla Sert de, "2 gündür hastanedeyiz. Kollarımızda serumlarla yattık. Ama Eti Gümüş AŞ'den hiçbir yetkili gelip de, 'Geçmiş olsun' demedi. Böyle bir sorumsuzluk olur mu? Artık yetkililerin bu probleme bir çözüm üretmesini istiyoruz. Biz yaşamak istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Muzaffer Sözer ise, "Tedavi olduk ama hastalığımızın ne olduğunu, neden zehirlendiğimizi yetkililer bize açıklamadı. 'Burada zehir yok' diyorlardı. Gördüğünüz gibi siyanürden zehirlendiğimiz ortaya çıktı. İlk tespitlerde, benimle birlikte 4 kişinin kanında siyanür çıkmış. Her hafta kan ve idrar tahlili yaptırmamız gerekiyormuş. Hayvanlarımız öldü. İçseydik biz de ölecektik. Artık bir çare bulunsun" dedi.

Bu arada bağırarak tepkilerini dile getiren Emine Sözer ve Leyla Sert, "Artık yaşamak istiyoruz. Buna bir çare bulun. Böyle sorumsuzluk olur mu? Devlet bize sahip çıksın" diye konuştu.
Öte yandan köylüler, hastane yetkililerinin, "Savcılık olaya el koydu, açıklama yapamayız. Siz de gidip fabrika yetkilileri hakkında savcılığa şikayette bulunun" dediğini öne sürdü.


İHA.
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: Gül_Sultan - 20 Haziran 2011, 17:46:56
Kardeşim bu başlık altında, ben sizlerle yüzlerce hatta binlerce Nükleerin ya da radyasyonun zararlarını anlatan makale, yazı paylaşabilirim. Aynı şekilde Nükleerin faydalarından bahseden makalelerde paylaşabilirim. Fakat hiçbir gelişme elde edemeyiz. Ben bildiğimi okurum, siz de bildiğinizi okursunuz. Zaten ben olayın bu boyuta gelmesini istemediğim için dikkat ederseniz bu başlık altında paylaştığım ilk yazı tamamen tarafsız, sadece bilgilendirme amaçlı idi. Maksat birbirimizi anlamak olsun.

Sivrisineğin ısırmasından kaçıp,yılanın kucağına düşmeyelim. Bu nükleerden, radyasyondan en çok zarar gören milletlerden birisi japonlar gerek hiroşimadan gerekse geçtiğimiz günlerde meydana gelen olaylardan. Hal böyle iken bu işten en çok kaçması gereken millet japonlar olması lazım iken istatistiklere bakıldığı zaman nükleer santral yönünden A.B.D. ve Fransanın ardından Japonya 3. sırada yer alıyor. Ve yine Rusya'da çernobil hadisesi. Acaba Bu japonlar ve Ruslar bizm görmediğimiz neyi görüyorki hala nükleerde bu kadar ısrarcı oluyorlar ya da biz Türkiye bu Rusların ve japonların görmediği neyi görüyoruz ki hala diretiyoruz Nükleer olmasın diye. Ayrıca Radyasyon sadece Nükleerden kaynaklanmıyor ki, bugün kullandığımız teknolojinin neredeyse hepsinde Radrasyon mevcut. Başta dediğimiz gibi Sivrisineğin ısırmasından korkmayalım, önümüze çıkan küçük derelerde boğulup kalmayalım zira bizi ummanlar bekliyor.

Düşmanın silahıyla silahlanalımki arada sıklet farkı olmasın. Birbirimizi anlamaya çalışalım. Yoksa haber sitelerinden kopyaladığımız haberlerle bu konuyu çözüme kavuşturamayız.


Selametle kardeşim :)
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 20 Haziran 2011, 22:37:48
    Sayın Gül sultan,sizin  bilgilendirme amacıyla paylaştığınız konuya,bende yine bilgilendirme maksadıyla bazı eklemeler yaptım.Bu paylaşımlarım sizinde dedğiniz gibi bende tarafsız bir şekilde haberler veya bilgiler aktardım,amacım aleyhte veya lehte her hangi bir tartışma veya üstünlük kurma değil...


    sadece ve sadece bu konu ile yakından uzaktan ilgili(nükleer veya kimyasalların)insan sağlığına ne gibi etkileri olduğunu paylaşmak bu paylaşımları yaparken kimseyle tartişma veya polemik yapmak istemem,sizin de bu konudaki  faydalı bulduğunuz bilgleri bizimle paylaşmanızı dilerim...
 


Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: Tuğra - 20 Haziran 2011, 22:49:15
Herkes aynı fikirde olmak zorunda değil, forumda her konunun artı yönü eksi yönü paylaşılıyor, kimseye özel bir misilleme yok, ayrıca bazılarımız natural yaşam yanlısı diye dünyadan yada Türkiye'den bir haber değil ve açıkçası teknoloji ve bilim özürlü bir ülkede böylesi büyük bir adım D sınıfı sürücü belgesi olmadan tır kullanmaya benzeyebilir!

Komşuda var benimde olsun mantığı olur...

Alıntı
Problemse,sıkıntı yok yazmayız...

İlgiyle takip ediyoruz..
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: Gül_Sultan - 20 Haziran 2011, 23:31:42
    Problemse,sıkıntı yok yazmayız...

Estagfurullah güzel kardeşim, bizim yazdıklarımızdan böyle bir mana çıkmasın. Zaten siteye doğru düzgün girdiğimiz yok, arada bir yorum yazıp milletin kalbini kırmak istemem. Siz devam edin inşaAllah yazılarınıza.

Tuğra'nın dediği gibi herkes aynı fikirde olmak zorunda değil, maksat birbirimiz anlayabilmek.

Böyle bir adım küçüktür, büyüktür. B sınıfıdır, D sınıfıdır. Yapıldığı zaman görülür. Asla komşuda var bizdede olsun mantığıyla da yazılmamıştır, yazdıklarım.  Misal olarak o ülkeler yazılmıştır.  e55)) g2))
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 20 Haziran 2011, 23:50:12
Ben nükleer enerjiden,radyasyondan,siyanürden meydana gelen ölümlere karşıyım...
Açıkcası çevre dostuyum...
Bu konuda duyarlı olduğuma inanıyorum...
Bu konulardaki yazılan yazılara karşı değilim, okurum varsa karşılığı olumlu yönde cevaplarım...İşte zararları şu, şu diye sıralarım..tabii'ki aynı görüşte olmayanlarda tam tersi açıklama yapacaklardır bu da böyle sürüp gidecek sonunda son kararı millet verecektir.(pek de böyle olmaz) genelde son kararı hükümetler verir.

Kalp kırma söz konusu değil...

  "Problemse,sıkıntı yok yazmayız..."  derken bu konuda yazmayız demek istedim...Konu ve mevzuu çok...


Saygılarıma...


Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: Tuğra - 21 Haziran 2011, 00:01:20
Alıntı
Komşuda var benimde olsun mantığı olur...

Size yönelik bir cümle değildi zaten  e44))....Ülke yönetimine yönelikti...
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: Gül_Sultan - 21 Haziran 2011, 00:09:30
Nükleer enerjiden, radyasyondan, siyanürden meydana gelen ölümlere bende karşıyım. Nükleer enerjiyi desteklemek bu ölümleri tasvip ettiğimizi göstermez. Bu ölümler insan kaynaklıdır, nükleer kaynaklı değil. İnsan yanlış yaptığı zaman nükleer esbap dairesinde zararlı oluyor. Bıçağı meyve sebze doğramak için kullanırsan faydalıdır ama insan öldürmek için kullanırsan zararlıdır. Şimdi burada bıçak zararlıdır diyebilirmiyiz. Kullanım yerine göre bir metanın iyiliği ve kötülüğü değişir. Derdimi anlatamıyorum. Benim anlatmak istediğimi değil, herkes kendi kafasındaki anlamak istediğini anlıyor. Taaaa en başından beri "maksat birbirimizi anlayalım" demekten kasdım bu işte.

 Açıkcası söylemek gerekirse ben de en az sizin kadar çevre dostuyum, sizin gibi çokda duyarlıyımdır bu konuda. Fakat bu Nükleerdeki potansiyeli görmemi engellemez.

Selametle kardeşim...
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: Tuğra - 21 Haziran 2011, 02:29:14
İnsanlara hizmette öncelik, gelecek nesillere bile uzanan zararlar içermemeli, hiç kimse uçurumun kenarında oturmak istemez, bir faydası olacağını düşünse bile. Bu durumda;

Artı olduğu düşünülen potansiyele negatif bakıyorsak, eksi olarak kanıtlanmış ciddi sonuçlara daha duyarlı olduğumuzdan dır.

Bazı ülkelerde hatalı kararlar,yaptırımlar sonucu belirli sayıda insan kayıpları ''kabul edilebilir ölçü'' olarak görülmekte, merak ettiğim şu;

Bizim ülkemizde kimler kendi köyünü, kasabasını, şehrini, aşiretini kabul edilebilir ölçü olarak gözden çıkarabilir? Yada böyle kumar oynamaya kimlerin hakkı var?
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 27 Haziran 2011, 21:13:06
“Silaha, aynı silahla mukâbele edin”, Verdiğiniz, Örnek biraz,konu dışı oldu...
Müslüman hiç bir zaman insanları öldürmek için nükleer silah kulanamaz düşüncesindeyim.  Biz daha çok, Nükleer enerjinin  yer yüzünde tiçari ve sanayi kullanımıyla ilgili görüş alışverişinde bulunuyoruz. sizin verdiğiniz örnek savaş sanatıyla ilgili bir örnek'ki  O da ayrı bir mevzu...
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 11 Temmuz 2011, 23:18:34

6 July, 2011






 
Gün geçmiyor ki nükleer enerjiyle ilgili yeni bir felaket haberi gelmesin önümüze. Öyle ki, konu adeta  normalleşmeye başladı. Fukuşima’daki yeni doğmuş bebeklerin ve 15 yaşındaki çocukların idrarında radyasyon tespit edildiğini biliyor musunuz?

“Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler.” yazsam buraya, daha da sıkıcı olacak değil mi? Nazım Hikmet bile o kadar fazla kullanıldı ki bu konu için… Bu içimizi yakan iki dize, nükleerle ilgili yazıların giriş cümlesine indirgendi. Zor ama, bu konuyu sadece kendi cümlelerinle, yardım almadan anlatmak, senin için, yaşam için önemini ifade etmek çok zor. O yüzden bu sefer sadece birkaç gerçekten bahsedeceğim.
 


Fransa Devlet Başkanı Sarkozy, Fukuşima’daki nükleer santralde yaşanan krizin hemen ardından bir açıklama yapmış ve “Bizim nükleer santrallerimiz o kadar güvenli, o kadar güvenli ki, bu yüzden çok pahalılar. Zaten sırf güvenliklerinin masrafı nedeniyle, Birleşik Arap Emirlikleri’nin nükleer enerji santrali ihalesini kaybettik.” demişti. “Fransa’nın nükleer enerjiden vazgeçmesi söz konusu olamaz.” diye de eklemişti.
 
Ve buum! Cumartesi günü Fransa’nın Tricastin nükleer santralindeki bir patlama yangına sebep oldu. Bundan birkaç gün önce yapılan araştırmada ise aynı santralde 32 adet güvenlik açığı tespit edilmişti. Şimdi altın değerindeki soru gelecek buna: ‘Öyle diyorsunuz ama o nükleer santral 1980’lerde devreye girmişti, eskiydi. Şimdi yapılacaklar daha ileri teknoloji olacak, değil mi?’ Değil, beyler, bayanlar, değil. Bu yeni jenerasyon nükleer santraller, o kadar ileri teknolojiyle donatılacak ki, ne tepesinden içeri terör amaçlı bir uçak girebilecek, ne deprem etkileyebilecek, ne de tsunami… Üstelik atık bile olmayacak bu santrallerde(!)
 
İşte başka önemli bir nokta daha: Nükleer santrallerin çözülemeyen bir sorunu, atık! Nükleer atıklar, varillerle toprağa gömülüyor. Toprağa! Yaşam kaynağımıza! Televizyona çıkıp çay içenlerden de bahsedelim mi? Çok ayıp etti Sayın Bakan Cahit Aral, değil mi! Peki bugün nükleer santral ile tüpgazı karşılaştıranlar ayıp etmiyor mu?
 


Türkiye’de Temmuz 2011 itibariyle nükleer santral yok. Ama bu bizi nükleer kaza listesinde ilk 20′ye girmekten alıkoyamıyor! Türkiye, Dünya’nın en önemli 20 radyoaktif kazası listesinde! Şimdi anlatacağım hikayeyi iyi okuyun:
 
1999 yılında hurdacılık yapan Ilgaz ailesi bir konteyner satın aldı. Konteynerın içinde ise, çözümü olmayan bir sorun vardı: radyoaktif atık…  Kısa bir süre sonra Ilgaz ailesi mensubu Murat Ilgaz’ın parmakları eridi. 5 sene sonra Hüseyin Ilgaz kansere yakalandı ve 57 yaşında hayatını kaybetti. Radyasyona maruz kalan ailenin erkekleri, ancak tüp bebek yoluyla çocuk sahibi olabildi. Olay tarihinde 6 aylık bir kızı olan Naki Ilgaz ise artık çocuk sahibi olamıyor ve ailenin diğer kadınları erken menopoza girdi.
 
‘Bütün gelişmiş ülkelerin nükleer santralleri var, bizim neden olmasın?!’ Gelişmiş ülke derken neyi tanımlıyoruz? Ekonomik gelişme mi? Sosyal gelişme mi? Hak, hukuk eşitliği mi?

Ipsos MORI’nin yaptığı yeni kamuoyu araştırmasına göre 24 ülkeden halkların %62’si nükleer enerjiye karşı çıkıyor. Gelişmiş ülke Fransa halkının %67’si karşı, bu oran İtalya, Almanya ve Meksika gibi ülkelerde %80’lere çıkıyor. Çevre ile ilgili endişelerin oylara yansıdığı ülkelerde ise devletler halkları dinlemek zorunda kalıyor. Almanya ve İsviçre nükleer enerjiden aşamalı olarak tamamen çıkılmasını yasalaştıran ülkelerden sadece ikisi. Bunun yerine yenilenebilir enerilere yönelecekler. Almanya 2050 yılına kadar enerji ihtiyaçlarının %100’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı hedefliyor. Üç tarafı denizlerle çevrili cennet vatanımızın yenilenebilir enerji kaynağı potansiyelinin sadece %1’inden faydalandığını biliyor muydunuz?
 


Fukuşima’ya 60 km uzaklıktaki bir okuldan 10 öğrencinin idrarında radyoaktif bir element olan sezyum tespit edildi. Fukuşima’da öğrenciler okula dozimetreyle gidiyor. Bu alet vücuda alınan radyoaktiviteyi ölçmeye yarıyor. Ne yazık ki radyasyona karşı bir koruma sağlamıyor. Ama anne babalar çocuklarına bağlı bu alete bakıp, çocuğunun o gün aldığı radyasyona şahit olabiliyor.
 
Akkuyu’daki santralin kurulması için Rusya’yla imzalar atıldı. 25 yıl öncesini, Çernobil’i en iyi hatırlayan bölgedeki Sinop için ise Fukuşima Daiçi santralinin işletmecisi TEPCO’nun belini doğrultmasını bekliyoruz. Bu arada A&G tarafından gerçekleştirilen kamuoyu araştırmasına göre ise Türkiye halkının %86’sı bir nükleer santralin yakınında yaşamak istemiyor. Güneş panelleriyle karşılaşan halk onların gerçekten işe yaradığına inanamıyor. Nükleer santralin yapımının bitmesi için verdikleri 10 senelik sürede, yapılan milyonlarca dolarlık yatırım nükleer yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılsa, biz de o gelişmiş ülke dediklerimizin yolundan gitsek? Biz de şeker yiyebilsek?
 
Nükleer? Hayır, Teşekkürler.
 
Cansın Leylim
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 12 Temmuz 2011, 22:51:58

Japonya'da nükleer skandal büyüyor
Kyushu Elektrik Firması'nda yapılan incelemeden sızdırılan belgeler, 50 çalışanın televizyonda yayımlanan bir tartışma programına, Kyushu tarafından işletilen Genkai santralinin yeniden açılmasını destekleyen e-postalar gönderdiğini gösteriyor.

İnceleme, olaya 100'ü aşkın çalışanın dahil olduğuna işaret ediyor. Japonya'daki 54 santralin üçte ikisinde 11 Mart depreminden bu yana çalışmalar durduruldu. 9.0 Büyüklüğündeki deprem ve neden olduğu tsunaminin Fukuşima santraline verdiği zarar sonrasında, ülkenin nükleer sektörü de inceleme altına alındı. Rutin incelemeler için kapatılmış olan tüm nükleer santrallerin, güvenli olduklarından emin olununcaya kadar kapalı tutulmasına karar verildi. Ülkenin güneyindeki Genkai santrali, yeniden açılacak ilk santraller arasındaydı.
 
 
 
'Nükleer enerji yeniden düşünülmeli'
 

Ancak hükümetin geçen hafta daha kapsamlı testler yapılacağını duyurması, firmanın reaktörleri yeniden çalıştırma çabalarını sekteye uğrattı. E-posta skandalı ise şirketin güvenirliğini iyice sarstı ve Kyushu'nun başkanı geçen hafta Japon kamuoyundan özür diledi. Bir çalışan ise, basına yaptığı açıklamada, üst düzey yetkililerin, yaklaşık 50 çalışana televizyonda yayımlanan tartışma programına şirketi destekleyen mesajlar göndermelerini söylediğini anlattı.
 
 
 
Ancak şirket içinden kaynakların son aktardığı bilgilere göre, lobicilik faaliyetine katılan çalışan sayısı çok daha fazla. Ülkenin resmi yayın kanalı, Genkai santralinin açılması için gelen destek mesajlarının yüzde 30'undan fazlasını şirket çalışanlarının gönderdiğini açıkladı. Başbakan Naoto Kan ise, ülkenin nükleer enerjiye olan bağımlılığını yeniden düşünmesi gerektiğini söyledi.
 
 
 
Fukuşima krizi öncesinde, ülke 2030 yılında, elektriğinin yüzde 53'ünü nükleer enerjiden elde etmeyi hedefliyordu. Ancak Naoto Kan, bu hedefin gözden geçirilmesi gerektiğini bildirdi.
 

İHA
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 27 Temmuz 2011, 10:54:48
Siyanürlü su için 4.5 milyon lira ceza
İHSAN TUNÇOĞLU
27.07.2011

Kütahya'da, köy suyuna siyanürlü su pompalayıp 8 kişinin zehirlenmesi olayından sorumlu tutulan Eti Gümüş Şirketi'ne 4.5 milyon TL ceza kesildi
Kütahya'nın Tavşanlı ilçesine bağlı Gümüşköy yakınlarında ki Eti Gümüş Fabrikası'nın siyanürlü atık sularının tutulduğu göletin çökmesi ve bazı köylülerin zehirlenmesiyle ilgili soruşturma tamamlandı. Fabrika'nın siyanürlü atık sularının bulunduğu göletlerden birinin seti 7 Mayıs'ta çöktü. Set tamir edildi. Ancak 5 Haziran'da fabrika tesislerinden 5 kilometre uzaklıktaki Dulkadir köyünde, çeşmelerden akan suyu kullanan köylülerden 8'i zehirlendi. Aynı sudan içen 20'den fazla hayvan da telef oldu. İncelemede, köyün içme suyu tesislerine "Siyanürlü su pompalandığı" belirlendi. Fabrikadaki ana vanalar kapatıldı, köydeki deponun tahliye edilmesi için tankerlerle sular çekilerek siyanür atık barajına nakledildi. Şirket, köye de 5 kilometre mesafeden yeni bir su getirdi.

DUYARLI DAVRANMA UYARISI
Olayla ilgili olarak Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı adli soruşturmayı sürdürürken, iddiaları inceleyen Kütahya Valiliği İl Çevre Kurulu, Eti Gümüş Şirketi'ne 4.5 milyon TL ceza verdi. Kararda, "İster yanlışlıkla isterse kasıtlı olsun bu olaya mahal verilmesinin kabul edilemez olduğu, şirket yetkililerinin, vanaların bulunduğu bölümde sıkı güvenlik önlemleri alması gerektiği belirtilerek, "Eğer burada duyarlı ve bilinçli davranılsaydı bu talihsiz olay meydana gelmezdi" denildi. Eti Gümüş A.Ş.Genel Müdürü Ergün Kılıç ise adli soruşturması bitmemiş bir olayda şirketlerinin tamamen kusurlu görülmesini haksızlık olarak nitelendirdi ve "Karara itiraz edeceğiz, Umarım idari yargı bu haksızlığı düzeltir" dedi.

Sabah
Başlık: Tek plütonyum işleme tesisini kapatıyor!
Gönderen: Tuğra - 04 Ağustos 2011, 13:14:22
Tek plütonyum işleme tesisini kapatıyor!
 
(http://www.veteknoloji.com/resimler/haberler/20110804084449_nukleer.jpg)

İngiltere'de, ülkenin tek plütonyum işleme tesisinin, Fukuşima Daiçi nükleer reaktöründeki kazadan sonra kapatılmasına karar verildi.

Nükleer Devreden Çıkarma Kurumu, Sellafield karışık oksit yakıt (MOX) tesisinin "risk profilinin" Japonya'da 11 Mart'taki depremin yol açtığı nükleer kazanın ardından değiştiğini bildirdi.

Ülkenin kuzeyinde bulunan, atık nükleer yakıtın işlendiği tesiste 600'den fazla kişinin çalıştığı belirtildi.

Çevreciler kararı memnuniyetle karşıladı.

veteknoloji.com
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 07 Ağustos 2011, 10:12:57
Hiroşima'nın yıldönümünde yenilenebilir enerji sözü



Yaklaşık beş ay önce deprem ve tsunaminin ardından nükleer felaketin yaşandığı Japonya'da halk, dün Hiroşima şehrine atom bombası atılmasının 66. yıldönümünü andı.



Hiroşima Barış Anıtı Parkı'nda düzenlenen anma törenine katılan Başbakan Naoto Kan, ülkenin enerji politikasını yeniden gözden geçirdiklerini söyledi. Mart ayında ülkeyi vuran deprem ve ardından oluşan tsunami sonucu Fukuşima Nükleer Santrali'nde yaşanan patlama ve onun yol açtığı radyoaktif sızıntıyı hatırlatan Kan, "Artık nükleer enerjinin güvenliği mitine inanmayı reddediyorum." dedi. Yaşanan olayların kendisini Japonya'nın nükleer enerjiye olan bağımlılığını sona erdirmesi gerektiği konusunda ikna ettiğini kaydeden Kan, yenilenebilir enerji kaynaklarını benimseyeceği ve nükleer enerjiye daha az itibar edeceğine ilişkin verdiği sözü tekrarladı.  Törende konuşan Hiroşima Valisi Kazumi Matsui de Fukuşima krizinin halkı derinden yaraladığını vurgulayarak, Tokyo yönetiminin halkın güvenini yeniden kazanmak için çalışması gerektiğini ifade etti. İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru ABD tarafından atılan bomba, şehrin büyük bir bölümünü yıkarken, 140 bin kişi de hayatını kaybetmişti. Bombanın neden olduğu radyasyon sonucu ortaya çıkan, nesilden nesile geçen genetik hastalıklar sonucu ise Hiroşima kentinde bugün bile insanlar acı çekmeye devam ediyor.




ZCAVANŞİR GADİMOV HİROŞİMA   -   07.08.2011 zaman.com.tr


Başlık: Japonya'yı radyasyondan kurtarır mı?
Gönderen: Tuğra - 23 Ağustos 2011, 13:20:38
Japonya'yı radyasyondan kurtarır mı?

Japonya'da depremden sonra Fukuşima'dan sızan radyasyonu emeceği düşünülen ayçiçeği ekiliyor.

Joenji Tapınağı'nın Başkeşişi Koyu Abe, ''Fukuşima'ya görünmez kar yağdı ve kolay kolay erimeyecek bu kar çok uzun sürecek kışı getirdi'' diyor.
 
Bölge halkına moral vermek ve radyasyonu emeceği düşünülen ayçiçeği ve başka bitkileri yetiştirmeye ve dağıtmaya başlayan keşişbaşı Abe, ''Biz radyasyonu emeceği düşünülen ayçiçeği, kolza tohumu, domuzotu ve horozibiğini yetiştiriyoruz. Şimdiye kadar en azından 200 bin ayçiçeği ektik ve tohumlarını dağıttık. Fukuşima'da ekilen en azından 8 milyon ayçiçeği var'' derken, 100 kadar gönüllü, Abe'nin radyasyon-botanik girişimine yardım ediyor.

Ukrayna'da Çernobil elektrik santralında 26 Nisan 1986'da büyük nükleer kaza olduğunda da, radyoaktif sezyumunu çıkarmak için göletlerde ayçiçeği kullanılmıştı.
 
DURGUNLUKTAN ÜMİT

Başkeşiş Abe, felaket anında ve ardından gelen durgun duyguyu altetmek, halka ümit vermek için harekete geçmenin tek çare olabileceğinden emin.

38 yaşındaki gönüllü Tomoe ise, ''yüzlerce gönüllü, ayçiçeği toplamak için bize geldi. Bu meşguliyet radyasyonun (olası) zararlarını unutmaya yardım ediyor'' derken radyasyondan sorunlu bölgeye yakın bir yerde oturan Mura Akiba da ayçiçeği ve diğer bitkileri ekiyor. Bahçesini tırmıktan geçiren Akiba, ''Dükkandan sebze ve meyve almaktan çok utanıyorum. Hayatımda hiç yapmadım. Ama şimdi, bahçemde yabanmersini ve böğürtlenleri görürken bu sene bunları yemeyebileceğimi düşünüyorum'' diyor.
 
Japon devletinin Tarım-Orman-Balıkçılık Bakanlığı toprağın nasıl işleneceğine karar vermekten uzak kaldığı zamanda, Abe, kedi başına kirli toprağı toplamaya karar verdi. Abe, ''Hane başına 30 kilogramlık 3 büyük torba alıyoruz. Şimdiye kadar (tapınak dolayına yerleştirilen) 200'den fazla torba aldık. Bu felaketin üstesinden gelmek için bununla tam yüzleşmemiz lazım. Her bireyin hepimizin şevkle çalışarak durumu düzeltmesi gerekiyor'' diyor.
 
25 yıl önceki Çernobil felaketinden beri en kötü nükleer kaza olan Fukuşima Dai-içi Nükleer Elektrik Santralı'ndaki kazayla birlikte 80 bin kişi bölgeden tahliye edilmişti.
 
Santralin 100 kilometre uzağına kadar olan bölgelerde sığır eti, sebzeler, süt, deniz ürünleri ve suda yüksek oranda radyasyon tespit edilmişti.


veteknoloji.com
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 01 Eylül 2011, 03:40:34
« Önceki Haber Sonraki Haber »
Japonlar vazgeçmiyor!
Japonların Türkiye’de gerçekleştirmeyi planladıkları nükleer enerji santrali yatırımı tekrar gündemde.
 Japonya’nın Nikkei gazetesinde Cumartesi günü yayınlanan habere göre Mitsubishi Heavy Industries, Kansai Electric Power ile işbirliği yaparak Türkiye’de nükleer santral inşa edebilmek için açılacak ihaleyi kazanmayı hedefliyor.

Türkiye’nin Sinop’da kurulması planlanan ikinci nükleer santrali ile ilgili girişimler 2010 yılının Aralık ayında hız kazanmıştı. Sanayi devi Toshiba, ortağı Tokyo Electric Power ile projeye talip olmuş, temel konularda uzlaşmaya varılmıştı. Türkiye ve Japonya’nın 3 ay içerisinde anlaşma imzalaması bekleniyordu. Ancak, 11 Mart 2011’de Japonya’nın tarihinin en büyük depremini ve ardından gelen tsunamisini yaşamasının ardından her şey değişti. Japonya’nın Fukushima bölgesinde yer alan Daiichi Nükleer Santrali’nin 2 numaralı reaktöründe meydana gelen patlamanın ardından 4 numaralı reaktörde de yangın çıktı. Tüm gücünü, burada meydana gelen sızıntıyı kontrol altına almaya adamak istediğini açıklayan Tokyo Electric Power’ın Sinop’ta gerçekleştirilmesi planlanan projeden çekilmesiyle, tüm planlar askıya alındı.

Tsunami felaketinin ardından Japonya’nın, Sinop’ta kurulması planlanan nükleer santral işinden çekilmesiyle Türkiye ile diğer olası yatırımcı ülkeler arasında yeni bir dönem başladı. Japonya’nın çekilmesinin ardından Fransa ve Kanadalı şirketler öne çıkarken, Fransız temsilciler Ankara’da mekik dokumaya başladı. Bunun üzerine, Ağustos ayı ortasında açıklama yapan Enerji Bakanı Taner Yıldız, Fransızların Türkiye’nin AB sürecindeki tutumunu hatırlarak, “Fransa’yla nükleer konusunda böyle bir ilişki gelişecekse mutlaka Fransa siyasi duruşunu değiştirecek. Bazen siyaset enerjiyi, bazen enerji siyaseti omzunda taşır. İki ülke arasında böyle bir ilişki gelişecekse, iki ülkenin siyasetini omuzlarında taşıyacak bir ilişki olmalı. Her iki ülkenin siyaseti, olacaksa eğer böyle bir işin önünü açmak zorunda” demişti.

Geçtiğimiz Cuma Deriner Barajı üzerinde incelemelerde bulunmak üzere Artvin’i ziyaret eden Yıldız, bir gazetecinin nükleer santrallerle ilgili son gelişmelerin neler olduğu yönündeki sorusu üzerine, nükleer güç santrallerinin yapımı ile alakalı kararlarında hiçbir eksilme olmadığını, aynen devam ettiğini vurgulayarak, “Tabii ki Japonya’dan kaynaklanan kazanın, felaketin bize tesiri olmadı değil. Zaman açısından bize tesiri oldu. Bizim programladığımızdan en az 6 ay, bu programımızı aksattık. Ama biz inşAllah hem Mersin’de Akdeniz’de, hem de Karadeniz’de Sinop’ta bu santrali yapacağız. Eğer Japonya olursa Japonya. Olmazsa bir başka ülkenin firmasıyla biz bunu inşAllah gerçekleştireceğiz. Japonya’nın yaşadığı felaketten sonra onların da hükümet programında, nükleer güç santralleri yapımıyla alakalı yurtdışındaki operasyonlarında bir değişiklik olmadı. Onlar da bunu yapma niyetlerinin olduğunu söylediler. Hatta bu hafta içerisinde tekrar bir görüşme yapacağız” diye konuştu.

Gazete Vatan.com
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 13 Eylül 2011, 08:55:49

Fransa'da nükleer santralde patlama

Fransa’da bir nükleer santralde patlama meydana geldi. İlk bilgilere göre patlamada 1 kişi hayatını kaybetti, 4 kişi de yaralandı
İSTANBUL
12.09.2011 15:04:05


Bazı yetkililer Nimes kenti yakınlarında yer alan nükleer santralin fırınında meydana gelen patlama ardından, çevreye radyoaktif sızıntı olması ihtimali bulunduğunu bildiriyorlar.
 
Nükleer Güvenlik Dairesi'nden Evangelia Petit, bir patlama olduğunu doğruladı ama daha ayrıntılı açıklama yapmadı.
 
Marcoule nükleer santralinde, Fransız nükleer sanayiinin devi Areva tarafından, nükleer silahlardaki plütonyumu yeniden dönüştüren MOX yakıtı üretiliyor.
 
Bu işlem için aşırı düzeyde ısıtılan plütonyum ve uranyum parçacıkları fırında ateşleniyor.
 
Fransız Ulusal Elektrik İşletmesi EDF, içinde herhangi bir reaktör bulunmayan Marcoule'de yerel saatle 11:45'de meydana gelen patlamada bir kişinin öldüğünü, 4 kişinin yaralandığını bildirdi.

İHA

Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 19 Eylül 2011, 01:14:00
Siemens artık nükleer santral kurmayacak


Avrupa'nın en büyük mühendislik firması Siemens, Japonya'da meydana gelen kazanın ardından başlayan tartışmalar sonucu artık nükleer santral kurmayacağını açıkladı.



18 Eylül 2011 Pazar - 23:14

 
Alman Hükümeti'nin Fukushima kazasından sonra gelen tepkiler üzerine önümüzdeki 10 yıl içinde nükleer enerjiden tamamen vazgeçileceğini açıklamasından sonra ülkenin ve hatta Avrupa'nın en büyük mühendislik şirketi olan Siemens de nükleer işinden çıktığını açıkladı.

Artık nükleer santral kurulumu yapılmayacağı bilgisi bizzat şirketin CEO'su Peter Loescher tarafından dile getirildi.

Yıllık milyarlarca avro gelir elde eden nükleer enerji bölümünü kapatıp, farklı enerji yatırımlarına yöneleceğini açıklayan Siemens'in Rus Rosatom firması ile olan işbirliği de sonlanmış oldu.

ihlas son dakika
Kaynak:TIMETURK
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 17 Aralık 2011, 09:20:27


11 Mart’ta yaşanan korkunç deprem ve tsunami felaketiyle vurulan Japonya’dan, bir iyi bir kötü haber geldi. İyi haber, radyasyon sızdıran Fukuşima santralındaki soğutma faslının sona erdiğinin açıklaması. Kötü haber ise, nükleer kirlenme altındaki bölgeyi halen tehdit eden santralın güvenle kapanması için en az 30 yıla ihtiyaç olması.

(http://www.hurriyet.com.tr/_np/6357/15266357.jpg)



JAPONYA Başbakanı Yoşhihiko Noda, dün, 11 Mart’ta 9 şiddetindeki deprem ve tsunami felaketinden sonra radyasyon sızdıran Fukuşima santralındaki “soğutma faslının sona erdiğini” açıkladı. Böylece, felaketten yaklaşık dokuz ay sonra, reaktörlerdeki sızıntı kontrol altına alınabildi. Soğutma faslındaki gelişme, santralın tümüyle kontrol altına alınmasında en önemli aşamalardan birinin tamamlandığı anlamına geliyor. Japon Başbakanı, “Birçok sorun hâlâ mevcut. Savaşımız bitmedi” diye uyarıda da bulundu.
 
Santral ‘korunmasız’
 
Uzmanlar da Tokyo’nun 230 km kuzeyindeki santralın olası problemler karşısında korunmasız olduğunu, çevresinin radyasyonla kirlendiğini, güvenli şekilde kapanmasının en az 30  yıl alabileceğini söyledi.
 
Radyasyon yayıldı
 
Depremden sonra santraldaki reaktörler büyük hasar görmüş, reaktörlerden dördünde soğutma sisteminin devre dışı kalması sebebiyle patlamalar yaşanmıştı. Soğutma faaliyetleri kapsamında deniz suyu kullanılarak reaktörlerin normal ısıya döndürülmelerine uğraşılmıştı. Ancak bu işlemde kullanılan kirlenmiş suyun bir bölümü deniz suyuna karışmıştı. Bebek mamalarından, sebzelere, içme suyuna radyasyon yayılmıştı. Yeni gelişmeyle, boşaltılan bölgelerin durumu, yeniden değerlendiriliyor. Ancak bunun uzun ve zor bir süreç olduğu belirtildi.
 
 


17 Aralık 2011Hurriyet com.tr.
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 15 Temmuz 2012, 11:39:25
(http://www.dw.de/image/0,,15886392_401,00.jpg)

Alman hükümeti nükleer santralleri kapatma kararına elektrik şirketleri tepki gösteriyor. Almanya'da faaliyet gösteren büyük elektrik şirketleri hükümete tazminat davası açtı.


Japonya'daki Fukushima nükleer felaketinden sonra Berlin, nükleer santralleri kapatma kararı aldı. Hükümet bir yandan enerji reaktörlerini kapatmaya çalışırken diğer taraftan da kapatılmayan reaktörlerin kullandığı yakıta vergi koydu.
 
Alman enerji firmalarından E.ON ve RWE'den sonra İsveçli enerji grubu Vattenfall da Berlin'in nükleer santralleri kapatma kararına karşı Federal Anayasa Mahkemesi’ne tazminat davası açtıklarını duyurdu.
 



Almanya, Fukuşima felaketenin ardından nükleer enerjiden vazgeçmişti
 

Şikâyetin karara karşı değil, reaktörlerin erken kapatılması ile ortaya çıkacak hak kayıplarına karşı olduğunu belirtti. Vattenfall sözcüsü, nükleer santral işletme izinlerinin iptal edilmesinin şirketin "anayasayla korunan mülkiyet haklarına bir saldırı" niteliği taşıdığını söyledi.
 
Şikayetler daha önce başlamıştı
 
Benzer başvurular nisan ayında RWE ve Kasım ayında E.ON tarafından yapılmıştı. Vattenfall, uygun miktarda bir tazminat talep ettiklerini duyururken Almanya'nın en büyük elektrik şirketi E.ON, en az 8 milyar euro tazminat istediklerini açıklamıştı.
 
Alman hükümetinin 2022 yılına kadar 17 nükleer enerji santralini kapatma kararı üzerine her üç şirketin de kâr oranlarında ciddi düşüşler gözlendi.
 
© Deutsche Welle Türkçe
 
DW/AFP, CK/EC
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 17 Temmuz 2012, 23:28:59
Nükleer Santrallere Dev Protesto




Japonya'da halk nükleer santrellere tepkili.
Japonya, Fukuşima felaketinden sonra yapılan en büyük nükleer enerji karşıtı gösteriye şahit oldu.

 Başkent Tokyo'da yapılan gösteriye yaklaşık 170 bin kişi katıldı.

 Japonlar, nükleer santrallerin bir an önce kapatılmasını istedi.

 Göstericiler , Japonya bir deprem ülkesi olduğundan bu tesislerde yaşanılacak herhangi bir aksiliğin katliama neden olacağını savundular.

Gösteriler, ülkenin batısındaki bir nükleer santralin yeniden tam kapasite faaliyetlerine başlamasının ardından geldi.

 Fukuşima felaketi sonrasında tüm nükleer santraller faaliyetlerini durdurmuştu
Haber Vaktim.com





Japonya'da 200 bin kişiden nükleer protestosu
Japonya'nın başkenti Tokyo'da toplanan 200 bin kişi, nükleer santralleri protesto etti.


(http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/emlak/120716-JapanNuclear.hlarge.jpg)



ntvmsnbc ve Ajanslar
Güncelleme: 16:47 TSİ 16 Temmuz. 2012 Pazartesi
Japonya'nın başkenti Tokyo'da 200 bin kişi, nükleer enerji kullanımını protesto etmek için gösteri düzenledi.Yoyogi Parkı'nda Nobel ödüllü yazar Kenzaburo Oe, pop yıldızı Ryuichi Sakamoto ve sanatçı Yoshitomo Nara'nın önderliğinde düzenlenen protestoya yaklaşık 200 bin kişi katıldı.

Nükleer enerji kullanımına son vermek için ülke genelinde yaklaşık 7,5 milyon kişi de imza verdi. 

Japonya'da 11 Mart 2011'de meydana gelen depremin Fukuşima santralinde radyoaktif sızıntıya yol açarak Çernobil'den 25 yıl sonra dünyanın en büyük ikinci nükleer felaketine neden olmasının ardından ülkedeki 50 reaktör geçici olarak kapatılmıştı.

Başbakan Yoshihiko Noda, halkın iyiliği ve ülke ekonomisi için nükleer enerjiye gereksinim duyulduğunu belirterek, geçen ay reaktörlerden birinin açılması direktifini vermişti. İkinci reaktörün ise bu hafta açılması bekleniyor.

Felaketin ardından Fukişima santraline 20 kilometre mesafede yaşayan 150 bin kişi tahliye edilmişti. Bölgenin büyük bir kısmı hala kapalı tutuluyor.

(http://media3.ntvmsnbc.com/i/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/emlak/120716-JapanNuclearh.jpg)




Japonya'nın Nükleer Çelişkisi

Japonya'da Fukuşima kazasından sonra kapanan 50 nükleer reaktörden biri, geçtiğimiz hafta tekrar açıldı. Japon halkı nükleer santralin önünde bu kararı protesto etti, başbakan Yoshihiko Noda ise daha fazla nükleer reaktörün de kullanıma sokulacağı mesajını verdi.
(http://www.bianet.org/resim/olcekle/38200/501/260)
Japonya başbakanı Yoshihiko Noda'nın geçtiğimiz ay tekrar çalıştırmak istediğini ilan ettiği, Fukui'deki Ohi santralindeki 3 no'lu nükleer reaktör 1 Temmuz günü yeniden açıldı.
 
Düzinelerce insan, açılışı protesto etmek için nükleer santralin kapısında toplandı. Ohi santralindeki 3 no'lu reaktör, ülkede yaşanan tartışmalara ve fikir ayrımlarına rağmen açıldığı için yoğun tepki görüyor. Japon halkı, özellikle de santralin bulunduğu Fukui bölgesi sakinleri, Fukuşima'da yaşanan kazadan sonra nükleere güvenmiyor ve nükleer enerjiye dönmek istemiyor. Ülke genelinde nükleer santrallerin bulunduğu bölgelerde yaşayan halk, nükleer santrallerin yeniden çalıştırılmasına kesinlikle onay vermiyor.
 
Noda, Çernobil'den sonraki en büyük nükleer facia olarak nitelendirilen Fukuşima kazasından beri Japonya'da tamamı kapalı olan nükleer reaktörlerin yeniden açılması gerektiğini bir süredir belirtiyordu. Halkın geçimini ve ülkenin ekonomisini korumak için böyle bir karar aldığını söyleyen Noda, hükümet tarafından olası bir nükleer sızıntıya karşı gereken güvenlik önlemlerinin alındığını ekledi.
 
Noda, yaptığı basın açıklamalarından birinde Japon toplumu için nükleer enerjinin hayati önem taşıdığını söylemişti. Japonya elektrik üretimi konusunda nükleer olmayınca sıkıntı yaşıyor. Nükleer olmadan elektrik üretimi ağırlıkla fosil yakıt ile sağlanıyor, bu da elektrik faturalarını artırıyor ve küçük işletmeler için büyük yük haline geliyor: "İnsanların geçimini sağlayabilmesi için ve halkın hayat kalitesinin düşmemesi için Ohi'deki 3 ve 4 no'lu reaktörleri yeniden açmamız gerekiyor. Japon halkı tüm nükleer reaktörler kapalı kalırsa varlığını devam ettirmekte zorlanacak."
 
"Nükleer sokağı" sakinleri kaygılı

 
Noda, halkın reaktörlerin yeniden çalıştırılması konusunda tedirgin olmasını anlayışla karşıladığını da belirtti ve Ağustos ayı içinde Japonya'nın nükleere olan bağımlılığını nasıl azaltacağını ve yenilenebilir enerjiye doğru nasıl bir geçiş sağlanacağını bir rapor halinde sunacağının sözü verdi. Noda, benzer bir sözü Haziran ayı için de vermişti.
 
Kıyıya kurulmuş olan dört farklı kompleks içinde 13 nükleer reaktöre ev sahipliği yapan Fukui, Japonya'nın "nükleer sokağı" olarak biliniyor. Hükümet, Fukui sakinlerinin kaygılarını azaltmak için Nisan ayında nükleer enerji ile ilgili yeni güvenlik ilkelerini sunmuştu. Soğutma fonksiyonlarının korunması ve Fukuşima'da yaşanana benzer erimelerin önlenmesi için gereken en önemli önlemler alındı fakat yayımlanan listedeki önlemlerin üçte biri hala tamamlanmadı. Radyasyona dayanıklı bir kriz yönetimi binası ve tsunami esnasında oluşacak yıkıntının suya kapılıp gitmesini engelleyecek korumalar 2015'e kadar hazır olmayacak. Bu da nükleer santral çalışanlarının ve bölgede yaşayanların Fukuşima seviyesindeki bir krizde radyasyon sızıntılarından tamamen korunamayacağı anlamına geliyor.
 
Başbakan Noda, bu açılışın sadece yaz için değil, kalıcı olmasının planlandığını, güvenlik konusu teyit edildikten sonra başka reaktörlerinde yeniden işleme sokulacağını söyledi.
 
Gürbüz: "Santrali yeniden açmaları şaşırtıcı değil"

(http://www.bianet.org/resim/olcekle/38201/501/260)


Konu hakkında bianet'in sorularını yanıtlayan gazeteci aktivist Özgür Gürbüz, bu gelişmenin Japonya'nın yeniden nükleere döndüğü anlamına gelmediğini, kamuoyunda daha önce olmadığı kadar büyük boyutta bir nükleer karşıtlığı olduğunun altını çizdi.
 
"Japonya'da 54 nükleer reaktör vardı ve bunlar ülkenin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 30'unu karşılıyordu. Bu nükleer gücün megawatt olarak karşılığı da 47-48 bin megawatt'dı. Türkiye'nin şu andaki tüm kurulu gücü 53 bin megawatt'ın biraz üzerinde. Türkiye'deki tüm santrallerin gücü kadar Japonya'da kurulu nükleer santral vardı. Japonya'nın 1 ya da 2 reaktörü çalıştıracak olması benim için şaşırtıcı değil. 2-3 ay içersinde elektriğin yüzde 30'unu karşılayan bir kaynak kapanıyor."
 
"Santraller maliyetini çıkartmıştı"
 
Gürbüz meseleye maliyet hesabıyla bakıldığını belirtiyor. Nükleer santrallerin yatırım maliyetlerini çıkarmaları için uzun bir süre çalışmaları gerekiyor ve daha sonra karlı olmaya başlıyor. Gürbüz santrallerin çok önceden çok ucuza yapılabildiği için bir şekilde maliyetlerini çıkardığını ve kar ettiği döneme gelindiğini söylüyor. "Ellerinde çok iyi kar eden enerji santralleri var ve bunları kullanamıyorlar. Onun yerine daha yüksek fiyattan yakıt alan termik santralleri kullanmak zorundalar."
 
"Yaz geldi, enerji ihtiyacı arttı"
 
Tek bir santralin açılması haberinin Japonya'daki 50 reaktörün yeniden devreye sokulacağı anlamına gelmeyeceğini düşünen Gürbüz, bu kararın nedenini şöyle açıklıyor: "Reaktörün yeniden açılmasının birinci sebebi şirketlerin baskı yapması. İkincisi de Japonya'yı zorlayan teknik sorumluluklar. Yazın gelmesiyle birlikte elektrik ihtiyacı da artıyor. Yedek kapasite bunun hepsini karşılamaya yeterli olmuyor. Bu baskıyı azaltmak için bir güce ihtiyaçları var. Birkaç santrali devreye alarak bunu hafifletmeye çalışıyorlar. Üçüncü neden de Japonya'daki hükümetin Fukuşima kazasından pek ders almamış olması."
 
Siyasi iktidarın bu kararı almasının bir nedeni de aslında Japonya'da nükleer endüstriye çok yakın bir hükümetin olması. "Fukuşima kazasının ardından bile olan bitenin doğru anlatılmadığını son bir buçuk yıllık süreçte gördük" diyor Gürbüz. Zaten Japonya'da yıllardır nükleer konusunda benzer bir politika izleniyor. Ancak Fukuşima sonrası dengeler değişmiş: "Daha önce Japonya'da böyle protestolara rastlamıyordunuz çünkü onlar devletin her sözüne inanıyorlardı. Fukuşima'dan sonra Japonlar hem medyanın, hem de hükümetin ciddi anlamda nükleer endüstrinin etkisi altında olduğunu gördüler. Gerçekten teknik bir zorunluluk olsa bile Japon halkı buna inanmamakta haklı."
 
Nükleerden vazgeçmek


(http://www.bianet.org/resim/olcekle/38202/501/260)



Peki bu kadar bilinçli bir muhalefete karşı Japon hükümeti böyle bir kararı nasıl aldı? "Eğer nükleer enerjiye bu kadar büyük oranda bel bağlarsanız, elektrik üretiminizin yüzde 30'unu nükleerden karşılamak gibi bir hata yaparsanız ondan çıkmanız da kolay olmaz. Bugün nükleer karşıtlığının daha yüksek olduğu Almanya'da bile parlamento içindeki partilerin nükleer karşıtı tavrı var, böyle bir siyasi koalisyon ve anlaşma da sağlanmış durumda. Buna rağmen Almanya, nükleerden çıkışı 2022'ye kadar planladı. Fukuşima öncesi ülkede 17 reaktör vardı, sekizini kapadılar ve kalan dokuzu da zamanla kapayacaklar. Bu teknik sorumluluktan kaynaklanıyor."
 
"Tabii Almanya ve Japonya arasında coğrafi farklılıklar da var. Japonya bir ada ülkesi, elektrik alabilecek kaynakları kısıtlı. Avrupa'da böyle bir kaza olsaydı eminim Almanya'da şu anda hiçbir santral kalmazdı, böyle bir zaman dilimi bile belirlemezlerdi. Kıta Avrupa'sında başka ülkelerden elektrik alabilirdi. Japonya'nın bu anlamda da bir sorunu var, komşuları arasında yedek kapasiteye sahip bir ülke yok. Almanya'dan verdiğim örnek sadece şunu gösteriyor: Bir kaynağı-nükleer olmak zorunda da değil, kömür de olabilir bu kaynak-elektriğinizin yüzde 30'unu, 20'sini, 40'ını üretmek için kullanırsanız, ani bir kararla kömürü 'kötü' ilan etseniz bile çıkışınız zaman alacaktır. Gerçekten de elektrik talebi düşmediği sürece teknik olarak o elektrik talebini karşılayacak bir santrale ihtiyacınız var. Nükleeri sıfırlamanın teknik olarak böyle bir zorluğu olduğunu kabul etmek gerek."
 
"Türkiye'de nükleeri destekleyen kimle konuşsanız 'Elektriksiz mi kalacağız? Mum ışığında mı oturacağız?' diyorlar. Japon halkının elektrik üretimindeki eksiklik ne olursa olsun nükleere dönmek istememesi bize de örnek olmalı. Elektrik önemli, ama hayat daha önemli." (EK/HK)


Ece KOÇAK
@gmail.com
İstanbul - BİA Haber Merkezi
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: Gül_Sultan - 22 Ağustos 2012, 16:02:54
Mazhar sevgili kardeşim bu başlık altında sana o kadar karşı çıktık, nükleerin güzelliğinden, iyiliğinden bahsettik. Dönem içerisinde bizim tez dersi vardı, hoca benden "Nükleerin zararlarını, dünyada meydana gelen kazaları ve nükleere alternatif yenilebilir enerji kaynakalrını" hazırlayıp sunmamı istedi. Aklıma ilk sen geldin, sitede o kadar savunduk, dersi geçmek için istemeye istemeye de olsa Nükleeri kötü göstermek zorunda bırakıldık. :)

Yoksa sen tez hocam olmayasın mazhar. :) :)
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 22 Ağustos 2012, 21:39:32
Alıntı
dersi geçmek için istemeye istemeye de olsa Nükleeri kötü göstermek zorunda bırakıldık.
Alıntı
Yoksa sen tez hocam olmayasın mazhar
.Tavafuk olmuş.Konuya espirili yaklaşımınız,güzel bir şey...
İsterdim'ki, Nükleer enerjinin  zararlarını isteyerek işleseydiniz daha da başarılı olurdunuz...Demek'ki hocanız benim gibi düşünüyor...


Bu hazırladığınız tez'i bizimle paylaşırsanız daha da güzel olur.
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: Gül_Sultan - 22 Ağustos 2012, 22:01:23
Kusura bakma kardeşim, Tez'i burada paylaşamam, tezi burada paylaşmam demek kimliğimi ortaya çıkarmam demektir bunuda yapmam. Tez'in bir kopyası hocada kalır, bir kopyasıda üniversitenin kütüphanesinde bulunur ve bu kütüphaneki bilgilerde yöke gönderilir.

Ayrıca bilgi sabittir, mesela telefon örnek olarak verecek olursak, dersin hocası telefonun zararları anlatacaksın derse ben o telefonun zararlarını anlatırım, yararlarını anlatacaksın derse yararlarını anlatırım, hoca aslında burada senin getirdiğin yoruma not veriyor. Nükleerde de bilgi sabittir, nükleerde bu zamana kadar gelen süreç ele alınır, şimdi bunu eleştir derse eleştiririm savun derse savunurum, hoca burada benim getirdiğim eleştiriye ya da savunmaya bakar.
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mardin - 23 Ağustos 2012, 10:27:41
gül sultan nerelerdeydin seni baya özlemişiz.ama arandıgına göre hatırın sayılıyor demek buda insan için çok önemli bir şey...Allah seni ve senin gibilerini muaffak etsin(mashar vs)
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: Gül_Sultan - 23 Ağustos 2012, 17:39:45
Allah (c.c.) razı olsun mardin. :) Her ne kadar 5 vakit dualarda buluşsakta Rabbim biliyor ya bende çok özlüyorum hepinizi, Sadakat her zaman aklımda, tek tek aklımdasınız. Evden bir paspas gitse hemen yeri belli oluyor yokluğu belli oluyor, bizim yokluğumuzda bir paspas niteliğinde. Hatır ne demek, kardeşlerim 5 yıldır kahrımızı çekiyorlar. :) Tekrar Rabbim hayırlı mükafatlar versin güzel duaların için.

Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mardin - 24 Ağustos 2012, 17:09:18
sizlerdende yüce Allah ım gani gani razı olsun.dua ile estağfurullah pas pas ne demek sizin gibi arkadaşlar baş tacı
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 14 Eylül 2012, 19:18:40
Alıntı
millet japonlar olması lazım iken istatistiklere bakıldığı zaman nükleer santral yönünden A.B.D. ve Fransanın ardından Japonya 3. sırada yer alıyor. Ve yine Rusya'da çernobil hadisesi. Acaba Bu japonlar ve Ruslar bizm görmediğimiz neyi görüyorki hala nükleerde bu kadar ısrarcı oluyorlar ya da biz Türkiye bu Rusların ve japonların görmediği neyi görüyoruz ki hala diretiyoruz Nükleer olmasın diye.

Japonya nükleer enerjiden vazgeçiyor

Fukuşima Nükleer Santrali'ndeki sızıntıyla zor günler geçiren Japonya, 2030'da nükleer enerji kullanıma son vereceğini açıkladı
Tokyo yönetimi, yenilenebilir enerjinin payını yüzde 30'a çıkarmayı hedeflemesine karşın ülkenin önümüzdeki yıllarda petrol, kömür ve doğalgaza bel bağlaması bekleniyor. Yoshihiko Noda hükümetinin önemli bakanlarının toplantısı sonrası yapılan açıklamada, "Bu yeni bir gelecek oluşturma stratejisi. Boş bir vaat değil. Pratik bir strateji." denildi. Hükümetin oluşturduğu plan çerçevesinde enerji kullanımının çeşitli önlemlerle 2010 seviyesinin yüzde 10 altına düşürülmesi hedefleniyor.

Fukuşima'da yaşanan Çernobil düzeyindeki facianın ardından ülkede faaliyet gösteren 50 santralde kapatılmıştı. Bu santrallerin gözden geçirilip tekrar hizmete sokulması hedefleniyordu. Yaz aylarında artan enerji ihtiyacını göz önünde bulunduran hükümet, 2 nükleer tesisi yeniden hizmete sokmuştu. Ancak ülke genelinde ve başbakanlık konutu önünde büyük nükleer enerji karşıtı gösteriler düzenlenmişti. Başbakan Noda, bazı göstericilerle de bir araya gelip düşüncelerini dinlemişti.

Hükümetin açıklaması muhalefet ve nükleer enerji şirketlerinden tepkiler gecikmedi. Nükleerden vazgeçilmesi için lobi yapan vekillerin başı konumundaki milletvekili Tomoko Abe, "Bu plandan daha çok halkın merak ettiği, kapalı olan santrallerin tekrar açılıp açılmayacağı." diye konuştu. Buna karşın en büyük lobi grubunun başındaki isim Hiromasa Yonekura ise, "Böyle bir enerji politikası, kalkınma hedefine köstek olur." ifadelerini kullandı.

Bazı kesimler de Başbakan Noda'nın yaklaşan seçimler nedeniyle böyle bir manevra yaptığı eleştirisini yöneltti. Popülaritesi düşen hükümetin halkta var olan nükleer karşıtı havadan yararlanmak istediği yorumları yapıldı. Japonya'da seçmenlerin büyük bir kesimi ise nükleer enerjiden vazgeçilmesinden yana tavır koyuyor.

CİHAN.Habervaktim.


Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 26 Kasım 2012, 20:40:27

Çöpten üretilen elektrik 20 bin konutun ihtiyacını karşılıyor
(http://www.tumhaber.com.tr/fotograflar/1_5/1353839267_354277.jpg)

Adana'nın merkez ilçesi Sarıçam'da iki yıl önce kurulan tesiste, çöplerin ayrıştırılarak çürütülmesi sonucu elde edilen metan gazından üretilen enerjiyle yaklaşık 20 bin konuta elektrik sağlanıyor. Bütün kentin çöpünün toplandığı, yıllarca kötü bir görünüm ve kokuya neden olan alanda kurulan tesis sayesinde ''Sofulu çöplüğü'' olarak bilinen alan, "Geri dönüşüm sahasına'' dönüştü.
Bütün kentin çöpünün toplandığı, yıllarca kötü bir görünüm ve kokuya neden olan alanda kurulan tesis sayesinde ''Sofulu çöplüğü'' olarak bilinen alan, ''Geri dönüşüm sahasına'' dönüştü.
(http://www.aa.com.tr/cdn/documents/AA/modules/photogallery/837/4837/01021c638c5f1920e5e9a5f9e43f6e5e.jpg.thumb_700.jpg&h=403.68&w=609)
Bu sayede deponi gazının biriktiği katı atık depolama alanlarındaki kötü koku, patlama riski, atmosfere sera gazı salınımı gibi çeşitli tehlikeler ortadan kaldırılarak yerine, Adana Entegre Katı Atık Projesi kapsamında mevcut atık sahasının ıslahı yapıldı ve deponi gazından enerji üretimine başlandı.

İnvest Trading ve Consulting AG Adana Entegre Katı Atık Projesi Müdürü Cevdet Kurtay, yaptığı açıklamada, belediyeler tarafından günlük toplanan bin 500 ton çöpün tesise kamyonlarla taşındığını, kantarda ağırlığı ölçüldükten sonra boşaltıldığını kaydetti.Islah edilen alanlarda metan gazının patlama riskinin ortadan kaldırılarak, söz konusu gazdan enerji üretildiğini ve böylece karbondioksit emisyonunun azaltıldığını anlatan Kurtay, alternatif enerji kaynakları kullanılarak enerji arzı yaratılmasının Türkiye enerji ekonomisini doğrudan etkilediğini ifade etti.
Organik çöpler enerjiye, olmayanlar geri dönüşüme
(http://www.ekspresgazete.com/pics/haber/1353893818.jpg)
Çöpten enerji üretmenin titiz bir çalışma olduğunu, çöplerin boşaltıldıktan sonra ilk olarak ayrıştırma bantlarına alındığını belirten Kurtay, şu bilgileri verdi: ''Ayrıştırma bandında ilk olarak organik olan ve olmayan çöpleri ayırıyoruz. Organik olmayan ambalaj atıklarını sözleşmeli çalıştığımız lisanslı geri dönüşüm merkezlerine teslim ediyoruz. Gıda gibi organik atıkları çürütme tankında çürütüyoruz ve elde ettiğimiz metan gazını önce balona, ardından gazla çalıştırılan elektrik motorlarına göndererek elektrik üretimini gerçekleştiriyoruz.''
Milli Gazete



Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: uzman. - 26 Kasım 2012, 21:12:13
almanyada var  pilastikler geri dönüsümlü geri dönüsümlü olmayan cöpler yakiliyor enerji veya kaneriferde kullaniliyor
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 23 Temmuz 2013, 17:14:37

Japonya'da 2011'de meydana gelen tsunaminin ardından Fukuşima Daiçi Nükleer Santrali'ndeki radyasyon sızıntısı bitkileri bu hale getirdi.

(http://www.timeturk.com/resim/fotogaleri/3684/70885.jpg)

(http://www.timeturk.com/resim/fotogaleri/3684/81440.jpg)

(http://www.timeturk.com/resim/fotogaleri/3684/89820.jpg)

(http://www.timeturk.com/resim/fotogaleri/3684/44698.jpg)

Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 03 Nisan 2014, 22:39:22
Fukuşima nükleer felaketinden önce Japonya'da 54 reaktör ülke elektriğinin %30'unu karşılıyordu.
 
 Eylül 2013 - Mart 2014 tarihleri arasında hiçbir nükleer reaktör çalışmadı. Ama hiçbir elektrik kesintisi de olmadı.
 
 Japonya, Fukuşima'dan sonra yenilenebilir enerjilere yeni teşvikler sağladı. Güneş enerjisi kurulu gücü 10 kat artarak 6,8 GW'e yükseldi. Toplamda 20 GW proje başvurusu ise onaylandı.
(https://scontent-b-vie.xx.fbcdn.net/hphotos-ash3/t1.0-9/10151251_10152740016644517_283859963_n.jpg)
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 22 Nisan 2014, 07:37:18
26 bin konutun elektriği çöpten üretiliyor
Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından kentin çöplerinin toplandığı sahada kurulan Metan Gazından Elektrik Enerjisi Üretim Tesisi'nde geçen yıl, 43 milyon 186 bin 950 kilowat/saat elektrik üretildi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, yaptığı açıklamada, Konya'nın çöplerinin toplandığı Katı Atık Depolama Sahası'nda hizmete sundukları tesisin, sadece Konya ve Türkiye açısından değil, yeryüzünde hayatın devamı açısından da öncü ve çevreci bir tesis olduğunu ifade etti.

Tesisin 4 üniteden oluştuğunu, toplam kapasitesinin saatte 5,6 megavat (MW) olduğunu dile getiren Akyürek, tam kapasite ile çalışan tesisin günlük ortalama 26 bin konutun elektrik ihtiyacını karşıladığını belirtti.

Saatte 2 bin 850 metreküp çöp gazı yakılarak enerjiye dönüştürüldüğünü vurgulayan Akyürek, açığa çıkan ısının da bin 200 metrekarelik alanda oluşturulan serada değerlendirilerek, yıl boyunca domates üretildiğini aktardı.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25498341/
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 24 Temmuz 2014, 07:48:01



Mersin enerjisini güneşten sağlıyor



 Mersin Türkiye'nin en çok güneş alan illerinden biri. Bunu bilen vatandaşlar bu işi enerjiye çevirmiş durumda.

 Türkiye’nin ilk nükleer santral projesi Akkuyu Nükleer Santral’in kurulması planlanan ve yılın 300 günü güneş gören Mersin (http://ekonomi.haber7.com/etiket/mersin)’de konutların üzerine yerleştirilen ve sıcak su temini sağlayan güneş enerjisi (http://ekonomi.haber7.com/etiket/g%C3%BCne%C5%9F+enerjisi) sistemleri, elektrik kullanımını düşürüyor. Mersin Türkiye'nin en çok güneş alan illerinden biri. Dünyada güneş enerjisinden en çok faydalanılan bölge ise Ekvator bölgesi olarak biliniyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2013 Eylül ayında yaptığı verilere göre 566 bin 139 konutun bulunduğu kentte, 900 TL ile 1700 TL arasında fiyatlara taktırılan sistemleri kullanan konutlar, günde yaklaşık 13.2 kilowatt tasarruf sağlıyor. Türkiye’nin güneş haritasına göre Akdeniz’den başlayan ve İç Anadolu’ya kadar uzanan bir bölgede güneşin verimliliğinin yüksek olduğunu belirten Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Seyfettin Atar, Akdeniz’de yılın 300 gününün güneş ile geçirildiğini söyledi.
150 LİTRE SICAK SU KAPASİTESİ
Su ısıtma temini için kullanılan güneş enerjisi sistemlerinin enerji tasarrufuna ciddi katkı sağladığını belirten Atar, "Kentimize baktığımızda her binanın üzerinde, çok miktarda su ısıtma sistemlerini görebilirsiniz. Bunların çalışma sistemi sadece güneşe dayalı sıcak su elde etmekte kullanılıyor. Su ısıtan güneş enerjisi sistemlerinin yaklaşık 150 litre sıcak su haznesine sahip. 2 saatlik bir zaman içerisinde suyun sıcaklığını yaklaşık olarak 80 santigrat dereceye ulaştığını düşünürsek, bu geçen zamanda 4 bin 400 watt kazanımımız olacak. Yani biz güneş ile yapılan aynı işi elektrik enerjisi ile yapacak olsak 4 bin 400 watt enerji harcayacaktık. Günde 3 depo kullanıldığında bu rakam 13.2 kilowatt yapar. Bunu satın alınan enerjinin kilowatt saati ile çarptığımızda 5 TL gibi ücrete denk gelmekte. Bunu lokal bazlı ve kent bazlı düşündüğünüzde rakam yüksek. Kentimizde ne kadar çok konut olduğunu düşünün ve konutlarda hemen hemen güneş enerjisi sistemi kullanmayan kalmadı. Bunların hepsini değerlendirdiğimizde güçlü bir enerji tasarrufu yapmış oluyoruz. Kent için bu bir kazanımdır" dedi.
AKKUYU’DAN ELDE EDİLECEK ENERJİNİN KENTE YARARI YOK

 Yenilenebilir enerji kaynakları konusunda güneşi ön plana çıkarmamanın büyük sıkıntı yarattığını belirten Atar, Akkuyu Nükleer Santrali’nde üretilecek enerjinin kente fayda sağlamayacağını savundu. Akkuyu’da nükleer santralinin yapılması durumunda 4 bin 800 megawatlık bir santral olacağını kaydeden Atar şunları söyledi: "Aslında her ne kadar bu nükleer santral enerji santrali gibi tanımlansa da, aslında nükleer santraller, enerji santralleri değil yan ürün olarak elektrik enerjisi üretmekte kullanılan sistemlerdir. Nükleer santraller aslında uranyum zenginleştirmede kullanılan sistemlerdir. Uranyum zenginleştirme işlemi sırasında açığa çıkan soğutma suyunu ısıtılması ile tribüne göndererek yan ürün olarak enerji elde edilir. Akkuyu’daki 4 bin 800 megawatlık enerjiyi, ki bize bunun 2 bin 400 megawatını verecekler. Diğer kısmı kendi içerisinde kullanılacak.
Kent olarak baktığımızda 2 bin 400 megawatlık enerji için bu kadar riski göze almaya gerek var mı? Kendi topraklarımızı, başka ülkelerin deney alanı olarak kullanmamıza gerek var mı? Kayıp kaçak oranlarını düşündüğünüzde, maalesef ülkemizde yüzde 15-16 civarlarında, Avrupa’da yüzde 6 civarlarında. Sadece kayıp kaçaklarımızı yüzde 15’ten yüzde 6’ya düşürmek için mevcut şebekeleri ıslah çalışmaları yapılsa, fotovoltaik pillerden lokal bazlı üretimler yapılsa kayıp kaçaklar zaten azalacaktır. O zaman nükleer santrali serüvenine girmemize gerek kalmayacak. Biz mevcut enerjimizi verimli kullansak zaten ülke olarak enerji konusunda bir sıkıntımız olmayacak. Dışa bağımlılığımızın da azaltılması gerek. Dışa bağımlılığımızı azaltmak için yenilenebilir enerji kaynakları ön plana çıkarılmalı, güneşi, suyu, rüzgarı ekolojik dengeyi bozmadan kullanmalı ve Akkuyu Nükleer Santrali yapımından vazgeçilmelidir."
http://ekonomi.haber7.com/turkiye-ekonomisi/haber/1183811-mersin-enerjisini-gunesten-sagliyor (http://ekonomi.haber7.com/turkiye-ekonomisi/haber/1183811-mersin-enerjisini-gunesten-sagliyor)



 
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 24 Temmuz 2014, 07:51:05
(http://www.alperuyanik.com/wp-content/uploads/2014/01/mustafa_kirazl__Zaman-1024x680.jpg)
Başlık: Ynt: Nükleer Enerji Daha Ucuz mu?
Gönderen: mazhar - 01 Eylül 2014, 22:06:04
Rüzgar 3,5 Milyon Evi Aydınlattı


(http://enerjienstitusu.com/medya/enerji-iklim-r%C3%BCzgar-59.jpg)



Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TUREB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Serdar Ataseven, Türkiye'de yaklaşık 3,5 milyon evin yıllık elektrik ihtiyacının rüzgar enerjisi santrallerinden karşılandığını söyledi.


Ataseven, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Rüzgar enerjisinde geçen yıl sonu 2 bin 958 megavat olan kurulu gücümüzü, Haziran 2014 itibarıyla 3 bin 424 megavata çıkardık. İşletmede olan santraller sayesinde Türkiye'de yaklaşık 3,5 milyon hanenin yıllık elektrik ihtiyacı rüzgardan karşılanmış oldu" dedi.


Bu yılın ilk yarısında mevcut kurulu kapasiteye 466 megavat daha eklendiğini ifade eden Ataseven, bu yıl eklenen kapasitenin 500 bin evin daha rüzgar sayesinde aydınlatılmasını sağladığını dile getirdi.


Son dönemde rüzgara yapılan yatırımın da arttığını dile getiren Ataseven, bugüne kadar rüzgar enerjisine yapılan yatırımın 7 milyar dolara yaklaştığını kaydetti.


Ataseven, geçen yıl sonu itibarıyla 3 bin megavata yakın rüzgar santralinin devreye alındığını belirterek, "Bu da 6 milyar dolarlık rüzgar yatırımı anlamına geliyor. 2014'ün ilk 6 ayında ise rüzgara 800 milyon doların üzerinde bir yatırım yapıldı. Yıl sonuna kadar yaklaşık 800-900 milyon dolarlık yatırım daha öngörülüyor. Bu rakamların önümüzdeki yıllarda giderek artacağını düşünüyoruz" diye konuştu.


120 milyon dolarlık ithalatı rüzgar kesti


Yapılan her rüzgar santralinin aynı zamanda dışarıya ödenen  enerji faturasını da düşürdüğünü belirten Ataseven,rüzgar yatırımları sayesinde yıllık 120 milyon dolarlık doğalgaz ithalatının engellenmiş olduğunu söyledi.
http://www.habervaktim.com/haber/384457/ruzgar-35-milyon-evi-aydinlatti.html