Sadakat İslami Forumları

SADAKAT DİNLENME TESİSLERİ => BİLGİ YARIŞMASI => Konuyu başlatan: muallim_abi - 01 Temmuz 2006, 10:44:35

Başlık: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: muallim_abi - 01 Temmuz 2006, 10:44:35
BU BÜYÜK ALİM KİMDİR?

Hanefi mezhebinde "Mezhebde Müctehid" derecesinde olan.. Kelâm, Fıkıh ve Usul ilimlerinde en yüksek seviyeye ulaşmış.. Zamanın hükümdarı tarafından zindana atılmış ve orada hiçbir kitâba bakmadan, sırf hatırında kalan fıkhî meseleleri talebelerine dikte ederek 30 ciltlik, hanefi mezhebinde kaynak eserlerden sayılan kitabını yazdıran bu büyük zât kimdir?

(Kaynak: Muhammed el-Hudari, Târihu't-Teşrîi'l-Islâmî)
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: Slience - 01 Temmuz 2006, 17:33:19
imam ebu yusuf olabilir mi acaba  :?  :?  :?
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: muallim_abi - 02 Temmuz 2006, 01:07:31
Alıntı yapılan: "neslihan"
imam ebu yusuf olabilir mi acaba  :?  :?  :?


Maalesef..  :lol:
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: zeyneb - 02 Temmuz 2006, 01:09:39
pekiii İmam Hanefi olabilir mi..?? :roll:
Başlık: Re: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: müteallim - 02 Temmuz 2006, 01:15:44
Alıntı yapılan: "muallim_abi"
BU BÜYÜK ALİM KİMDİR?

Hanefi mezhebinde "Mezhebde Müctehid" derecesinde olan.. Kelâm, Fıkıh ve Usul ilimlerinde en yüksek seviyeye ulaşmış.. Zamanın hükümdarı tarafından zindana atılmış ve orada hiçbir kitâba bakmadan, sırf hatırında kalan fıkhî meseleleri talebelerine dikte ederek 30 ciltlik, hanefi mezhebinde kaynak eserlerden sayılan kitabını yazdıran bu büyük zât kimdir?

(Kaynak: Muhammed el-Hudari, Târihu't-Teşrîi'l-Islâmî)


elcevap imami azam ebu hanife hazretleri.insAllah dogrudur.
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: muallim_abi - 02 Temmuz 2006, 01:30:34
Bir ipucu daha vereyim.. 30 ciltlik eser, Şeyhayn'dan bir tanesinin eserinin şerhidir..  :oops:
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: Miftahulkuluub - 03 Temmuz 2006, 21:37:46
Şeyh Tusi, Şeyh mufid?
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: racül - 03 Temmuz 2006, 23:39:20
seyhayn diye buhari ve müslime deniyor bildigim kadariyla..

buharinin serhi umdetülkari olsa gerek, ama o 10 cilt falan olmali.. Umdetülkarinin yazari sarih ayni..

bir de miskar var ki aliyyülkari yazarinin adi..
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: muallim_abi - 03 Temmuz 2006, 23:46:36
:)

Şeyhayn (bazı eserlerde böyle geçtiği için yazdım) ancak kasdedilen İmameyn'dir. "Mezhebde müctehid" tabiri de ıstılahtaki mana gibi değil, "bulunduğu mezhebde müctehid" manasındadır. Artık bu 7 tabakdan biri olabilir.

Hanefi mezhebinde 30 ciltlik tek eserin sahibi.  :oops:
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: Miftahulkuluub - 04 Temmuz 2006, 00:50:56
Şeyh Tusi, Şeyh mufide de şeyhayn denmiyor mu?
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: muallim_abi - 04 Temmuz 2006, 00:54:12
Alıntı yapılan: "Miftahulkuluub"
Şeyh Tusi, Şeyh mufide de şeyhayn denmiyor mu?


Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer'e, İmam-ı Azam ile İmam Ebu Yusuf'a, Buhari ile Müslim'e.. Hepsine Şeyhayn deniyor.. Sualde Şeyhayn olarak İmameyn kasdedildi..  :oops:
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: racül - 04 Temmuz 2006, 01:18:11
Hanefi" mezhebinin kurucusu Ebû Hanîfe'nin (ö. 150/767) ilim akademisinde yetişkin müctehid öğrencileri hüküm ayet ve hadislerini serbestçe müzakere etmişler ve bu müzakereler sırasında İmam Muhammed eş-Şeybânî (ö. 189/805) Hanefi mezhebinin görüşlerini kaleme alarak altı kitapta toplamıştır. Zâhiru'r-Rivâye, Mesâil-i Usûl veya Zâhir-i Mezheb denilen bu eserler şunlardır: el-Mebsût veya el-Asl, el-Câmiu's-Sağîr, el-Câmiu'l-Kebîr, es-Siyeru's-Sağîr, es-Siyeru'l-Kebîr ve ez-Ziyâdât.

Zâhiru'r-Rivâye kitapları Hâkim eş-Şehîd el-Mervezî (ö. 334/945) tarafından kısaltılarak bir araya getirilmiş ve eser "el-Kâfi" adını almıştır. el-Kâfi, Şemsü'l-Eimme es-Serahsî (ö. 490/1097) tarafından şerhedilmiş ve el-Mebsût isimli bu eser 30 cilt halinde basılmıştır. Serahsî'nin bu eseri Hanefi fıkhının en muteber kitaplarından biridir. Böylece diğer mezheplerde de fıkıhta tasnif ve tedvîn faaliyetleri sürdürülmüş ve kaynak eserler meydana getirilmiştir.

http://www.sevde.de/islam_Ans/T/T2/66.htm
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: muallim_abi - 04 Temmuz 2006, 14:16:58
:x
Başlık: 30 ciltlik eserin musannifi
Gönderen: hgulez1973 - 05 Şubat 2007, 23:00:19
Mebsut isimli eserin musannıfı imamı Serahsi hazretleridir.
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: La-Edri - 26 Şubat 2007, 16:09:04
Madem kimse sormuyo ben sorayim bari  :)

Islâm ilimlerinin bir çogunda meshur ve büyük söz sahibi olan âlimlerden birisi.
Dimask civarindaki Busrâ'nin Mecdel köyünde 701/1301'de dünyaya geldi.
Birçok ilimde derinlesmis ve eserler vermistir. O bir tarihçi, bir hadis, bir fIkih, bir tefsir âlimidir. Yazdigi eserler, kendisi hayatta iken meshur olmus ve takdir görmüstür. Hal tercümesi (Tabakât) kitaplarinda ondan büyük bir övgü ile söz edilir
Telif etmis oldugu birçok risale ve kitaptan önemli olanlari sunlardir:
1. el-Bidâye ve'n-Nihâye:
2. Serhu'l-Buhârî:
3. Ehâdîsu't-Tevhîd ve'r-Redd ale's-Sirk.
4. Menâkibu'l-Imam es-Sâfiî.

???
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: racül - 28 Şubat 2007, 16:17:07
IBN KESIR


--------------------------------------------------------------------------------

Islâm ilimlerinin bir çogunda meshur ve büyük söz sahibi olan âlimlerden birisi. Imâd uddîn Ebu'l-Fidâ Ismail Ibn Ömer Ibn Kesir. Dimask civarindaki Busrâ'nin Mecdel köyünde 701/1301'de dünyaya geldi. Bu yüzden el-Busravî ve ed-Dimaskî nisbeleri de vardir. Küçük yasta babasini kaybettiginden onun terbiye ve yetistirIlmesi (ö. 742/341)'dir. Bu hocasi ile uzun müddet çalismis ve O'nun kizi ile büyük kardesi Abdulvehhâb mesgul olmustur.

Ilk tahsilini köyünde yaptiktan sonra Sam'a gelmis ve tahsiline burada devam etmistir. Hocalari arasinda Burhanuddin el-Fezârî (ö. 729/1329), Ibn Kadi Sihne (ö. 726/1326), Ishak el-Âmidî (ö. 725/1325) sayilabilir. Hadis sahasinda üstadi Ebu'l-Haccâc el-Mizzî (ö. 742/1341)'dir. Bu hocasi ile uzun müddet çalismis ve onun kizi ile evlenmistir. Bu arada Takiyyuddîn Ibn Teymiyye (ö. 728/1328)'den çok seyler ögrenmis ve onu müdafaa etmis, onun fetvalari ile amel edip fetva vermis, bu yüzden bir çok tenkidlere de ugramistir. Bu arada Karâfi, Debûsî Uranî ve Hutenî gibi âlimlerden icazet almistir.

Birçok ilimde derinlesmis ve eserler vermistir. O bir tarihçi, bir hadis, bir fIkih, bir tefsir âlimidir. Yazdigi eserler, kendisi hayatta iken meshur olmus ve takdir görmüstür. Hal tercümesi (Tabakât) kitaplarinda ondan büyük bir övgü ile söz edilir (bk. Zehebî, Zeylu Tabakâtu'l-Huffâz, s. 57-59; Suyûtî, Tabakatu'l-Huffâz, Kahire 1973, s. 53, 529; Dâvûdî Tabakâtu'l-Müfessirîn, Kahire 1972, I, 110-111; Ibnu'l-Imâd el-Hanbelî, Sezerâtu'z-Zeheb, Beyrut (t.y.) VI, 231, 232; Ibn Hacer, ed-Dureru'l Kâmine, Beyrut (t.y.) I, 374).

Sam'in meshur medreselerinde müderrislik yapmis; Zehebî (ö. 748/ 1347)'nin vefatiyla onun yerini Ümmu Salih medresesi seyhligine, Subkî (ö. 771/1370)'nin vefati üzerine de Eyrefiyye Dâru'l-Hadîs Medresesinin seyhligine gelmistir. Yetistirdigi talebesi içinde meshur hadis âlimi Sihabeddin Ibn Hiccî, Hafiz Ebu'l Mehâsin el-Hüseynî ve Ibn Hacer el-Askalânî sayilabilir. Ömrünün sonlarina dogru gözlerini kaybetmis, 774/1373 yilinda 74 yasinda iken Sam'da vefat etmis ve hocasi Ibn Teymiyye'nin yanina defnedIlmistir (Ismail Cerrahoglu, Tefsir Tarihi, Ankara 1988, II, 206-210; Ömer Nasuhi BIlmen, Büyük Tefsir Tarihi, Ankara 1960, II, 392-393; Muhammed Hüseyn ez-Zehebî, et- Tefsir ve'l Müfessirun, Kahire 1976, I, 242-243).

Telif etmis oldugu birçok risale ve kitaptan önemli olanlari sunlardir:

1. el-Bidâye ve'n-Nihâye: Yaradilistan baslayarak 767/1366 senesine kadar olaylari anlattigi tarihe dair eseridir. Islâm Tarihinin ana kaynaklarindan sayilir.

2. Câmiu'l-Mesânid: Ahmed Ibn Hanbel'in Müsnedi, el-Bezzâr, Ebu Ya'lâ ve Ibn Ebi, Seybe'nin eserlerini el-Kutubu's-Sitte'ye ilâve ederek topladigi hadise dair eseridir. Bu eserini bâblara göre tertip etmistir.

3. el-Bâisu'l-Hasîs: Ibnu's-Salâh'in Ulûmu'l-Hadis adli eserinin muhtasaridir.

4. et-Tekmîl fi Ma'rifeti's-Sikât ve'd-Duafâ ve'l-Mecâhil.

5. Tabakâtu's-Sâfiiyye.

6. Menâkibu'l-Imam es-Sâfiî.

7. Edillelu't-Tenbîh fî-Fikhi's-sâfiyye. Bu eserini gençliginde, telife Ilk basladigi siralarda yazdigi nakledilir.


8. el-0ctihad fî Talebi Fadli'l-Cihâd: yazma halindeki bu eserin bir nüshasi Istanbul Köprülü kütüphanesinde 234 numaradadir.

9. Muhtasaru Ibnu'l-Hâcib.

10. Ehâdîsu't-Tevhîd ve'r-Redd ale's-Sirk.

11. Müsnedu's-Seyhayn: Hz. Ebu Bekr ve Hz. Ömer'in rivayet ettikleri hadIsleri toplayan bir hadis mecmuasidir.

12. Fedâilu'l-Kur'an ve Tarîhu Cem'ihî: Kur'an'i Kerim'in faziletine dair hadIsleri topladigi bir rIsale olup tefsirinin bir tekmilesi mahiyetindedir.

13. Serhu'l-Buhârî: Imam Buhârî'nin el-Câmi's-Sahîh'ini açikladigi bu eserini tamamlayamamistir.

14. Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm: Taberî'nin tefsirinden sonra Ikinci kaynak kabul edilen bu eseri rivayet tefsiri metoduyla yazIlmis tam bir tefsirdir:

Tefsiru'l-Kur'âni'l-Azîm

Ibn Kesîr bu tefsirinde oldukça uzun bir mukaddime ile baslar. Bu mukaddimede Kur'an ve tefsirle ilgili birçok meseleyi ele alir. Tefsir Ilminin yüce bir ilim oldugunu, ona olan ihtiyaci belirtir. Tefsir Ilminin yüce bir ilim oldugunu, ona olan ihtiyaci belirtir. Kur'an'i tefsir etmenin en güzel yolunun "Kur'an'in yine Kur'an ile tefsiri" oldugunu söyler. "Kur'an'i Kur'an ile tefsir etmekten âciz kalirsan onu sünnet ile tefsir etmen gerekir. Çünkü hadis Kur'an'i açiklayici ve izah edicidir... Aradigimiz ayetin tefsirini ne Kur'an'da, ne de hadIste bulamazsak bu konuda sahabenin sözlerine basvururuz." der. 0srailiyyet ve 0srailiyyat'in bu ümmete verebilecegi zararlar konusunda okuyucu ikaz eder. Sahabeden sonra rey ve tefsirlerine itimat edebilecek tâbiûn ve tebe-i tâbiin âlimlerinin isimlerini verir. Kur'an'i kendi reyi ile tefsir konusuna açiklik getirir, bu konudaki müsbet ve menfî görüslere nakleder, sonra da Kur'an hakkinda genel bir takim bilgilere yer verir.

Bu mukaddimeden de anlasilacagi üzere Ibn Kesir tefsirinde rivayete önem verir ama dirayet tefsiri yönünü de ihmal etmez. Tefsirde, hadis ravilerinin kritigi olan "cerh ve ta'dîle" özen gösterir. Bu hususta hocasi el-Mizzî'nin görüslerine büyük deger verir.

Ibn Kesîr bu eserinde, tefsirin en güzel yolu olan Kur'an'i Kur'an ile tefsir etme yolunu tercih etmis buna ayri bir önem vermistir. Bir ayet veya ayet toplulugunu verdikten sonra bunlari zâhirî mana açisindan basit ve anlasilir ifadelerle kendisi izah eder. Bundan sonra öncelikle bu ayetleri tefsir eden diger ayetleri zikredip bunlar arasindaki münasebete Isaret eder. Daha sonra Hz. Peygamber'den, sahabe ve tabiunun ileri gelenlerinden nakillerde bulunur, bir ayetin tefsiri hakkindaki degisik görüsleri zikrederek bunlari degerlendirir, aralarinda tercihler yapar. Rivayetleri senetleri ile birlikte sahih olanlari ile illetli veya zayif olanlarini ayirdeder.
 

Ibn Kesir bu tefsirinde Ibn Cerîr et-Taberî* (ö. 310/923). Ibn Ebî Hâtim (ö. 327/938), Ibn Atiyye (ö. 541/ 1147) gibi kendisinden önceki birçok mufeshirin tefsirlerinden, hadis sahasinda da Ahmed Ibn Hanbel'in Müsned'inden çokça nakillerde bulunur. Ancak Taberi'nin tefsirinde rastlanan zayif rivayetler Ibn Kesir'de yer almaz.

Ibn Kesîr'in tefsirinin rivayet tefsirleri içinde mümtaz bir mevkide olmasini saglayan en önemli özelliklerinden biri de onun, birçok tefsir aldiklari isrâiliyyat konusundaki hassasiyetidir israiliyyata sirf tenkidini yapmak ve bu haberlerin kaynaklarini belirtmek sonra da müslümanlari bu tür rivayetlerden koruyup sakindirmak için eserine dercetmistir.

Biraz önce de belirttigimiz gibi bu tefsir bir rivayet tefsiri olmasi yaninda dirayeti de ihmal etmemis ve bu arada fikhî ve kelâmî konulara da yeteri kadar yer vermistir. Tefsirde itikadî yönden Imam Es'arî'nin, fikhî yönden ise Imam Sâfiî'nin görüsleri tercih müdafaa edIlmis; ayetlerden bu Iki Imamin görüslerini teyit eden manâlar, bu Iki Imamin mezhebine uyan hükümler çikarIlmaya çalisIlmistir. Ahkâm ayetlerinin tefsirine giristiginde Imam Sâfiî'yi açikça iltizam ettigini göstermesi yaninda zaman zaman diger mezheblerin, özellikle de Imam Ebu Hanife'nin mezhebini ve delillerini çürütmeye çalisir.

Ibn Kesir bir tarihçi olmasi hasebiyle bu tefsirde tarih ve kissalara da yer vermistir ama bu kabilden kisimlari azdir. Yine bu tefsirde ayetlerin gramer tahlillerine fazlaca yer verIlmez. Kirâatlere temas edIlmez. Ancak zaman zaman Ubeyy Ibn Ka'b, Abdullah Ibn Mes'ûd ve Ali Ibn Ebî Talib'in mushaflarindaki küçük farkliliklara Isaret edildigi görülür.

Bu özellikleriyle Ibn Kesir'in Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm'i rivayet tefsirlerinin en faydalisi, Kur'ân-i Kerim'in Hz. Peygamber ve ashabi tarafindan yapIlmis açiklamalarini en genis anlamda toplayani, ehl-i sünnet ve'l-cemâat mezhebinin delillerini Kur'an-i Kerim'den en güzel bulup çikarani, sapik mezheblerin Kur'an ayetlerine yüklemeye çalistiklari ihtimali olmayan te'villerden müslümanlari koruyani olarak görülmektedir.

Bu kiymetli tefsir degisik Islâm ü lkelerinde defalarca yayinlanmis olup son olarak Misir'da Muhammed 0brahim el-Bennâ, Muhammed Ahmed Âsûr ve Abdülaziz Guneym'in tahkîki ile yayinlanmistir. Türkçeye "Hadislerle Kur'ân-i Kerim Tefsiri" adiyla yapilan tercümesi de Istanbul'da nesredIlmistir.


Bedreddin ÇETINER

Muhammed Faruk

http://www.enfal.de/ecdad57.htm
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: La-Edri - 02 Mart 2007, 20:35:31
:x
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: Oruc_Reis - 30 Haziran 2007, 14:20:30
imam Buhari kimdir ?
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: kenz - 30 Haziran 2007, 16:41:54
Hadis bilginlerinin en büyüklerinden Muhammed el-Buhârî, Hicri 13 şevvâl 194 / Miladi 21 Temmuz 810 tarihinde Buhara'da doğdu. Bundan dolayı da Buhârî nisbetiyle anılmasına sebep olmuştur. Tam adı Ebû Abdullah Muhammed b. Ismâil b. Ibrâhim b. el-Mugîre b. Berdizbeh el-Cûfî el-Buhârî'dir. Buhârî, henüz bebek yaşta iken babası vefat etti. Annesinin terbiyesi altında büyüdü ve küçük yaşta Kur'an-ı Kerim'i ezberleyip Arapça öğrendi. Babasından kalan servet, onun hiç kimseye muhtaç olmadan ilim öğrenmesinde yararlı oldu. On bir yaşında hadis öğrenmeye başladı. Ardından da on altı yaşında annesi ve kardeşi Ahmed'le birlikte hacca gitti. 825 yılında, annesi ve kardeşi Buhârâ'ya dönerken, kendisi ilim öğrenmek isteğiyle Mekke'de kaldı.


Onsekiz yaşında "Kitâbu Kadâya's-Sahabe ve't-Tâbiin" ile "et-Târîhü'l-Kebîr" adlı eserlerini yazan Buhârî, ilim öğrenmek için Şam, Mısır, Basra ve Bağdat'a gitti. Bu amaçla altı yıl Hicâz'da kalan Buhârî, hadis öğrenmek ve nakletmekle kalmadı, şiirle de ilgilendi. Ancak fazla şiir yazmadı. Savaş sporlarına ilgi duydu, ata bindi, ok attı. Yaşıtları Buhârî'den övgüyle bahsederler. Onu övenler arasında büyük muhaddis İmam Müslim'de vardır. Buna rağmen, Buhârî'nin üstünlüğünü çekemeyenler fitne çıkarmaktan geri kalmadılar ve Buhârî'nin "Kur'an mahluktur" düşüncesini savunduğunu yaydılar. Bu dedikodulardan rahatsız olan Buhârî, memleketi Buhâra'ya döndü fakat burada da rahat edemedi. Buhârâ emiri ile arası açıldı. Buhara Emiri Halid Ibn Ahmed, çocuklarına Câmiu's-Sahîh'i ve et-Tarih'i okutması için Buharî'yi konağına çağırdı fakat Buharî, bu teklifi kabul etmedi. İlim meclislerinin herkese açık olduğunu, isteyenin gelerek yararlanabileceğini, ilmi valinin konağının duvarları arasına hapsedemeyeceğini bildirdi. Bu olay üzerine de Ahmed Ibn Hâlid, onu Buhara'dan sürdü.


Buhârî, Buhara'dan ayrıldıktan sonra Semerkand'a gitti ve Hartenk köyünde bulunan akrabalarının arasına yerleşti. Semerkand'lılar, Buhârî'den yararlanmak istediler ve bir heyet gönderip Semerkand'a gelmesi ricasında bulundular. Buhârî, Semerkand'a gitmek için hazırlık yapmaya başladı ancak bu arada hastalandı ve Hicri 30 Ramazan 256 Miladi 31 Agustos 869'da Ramazan Bayramı gecesi vefat etti. Cenazesi, bayram günü öğleden sonra kılınarak Hartenk'e defnedildi.


İmam Buhârî, keskin bir zekâ ve ezberleme yeteneğine sahipti. Herhangi bir şeyi ezberlemesi için ona bir defa bakması veya onu bir defa dinlemesi yeterliydi. Bağdatlıların ve Semerkandlılar'ın onun zekâ seviyesini denemek için sordukları sorular bunu göstermesi bakımından önemlidir. Gezileri sırasında dinlediklerini yazmaması ve kendisine takılanlara, dinlediği bütün hadisleri ezberden okuması da dikkat çekicidir. O aynı zamanda çok hadis ezberlemekle de şöhret bulmuştu. Kütübü sitte müelliflerinden en-Nesâî, Buhârî'yi bizzat görüştüğü şeyhler arasında saydıktan sonra şöyle demiştir: "O, inanılır, akıllı bir muhaddistir. İslâm tarihinde ilk defa sahih kitap yazan odur." Bazi âlimler onun için şöyle derler: "Buhârî, Allah'ın yeryüzünde yürüyen ayetlerindendir." Necm b. el-Fazl diyor ki: "Rüyamda Rasûlullah (S.A.V.) efendimizi gördüm. Bir köyden çıkmış gidiyordu ve arkasından İmam-i Buhârî de onu takip etmekteydi. O bir adım atınca Buhârî de bir adım atıyor ve ayağını Rasûlullah (S.A.V.)'ın ayağını bastığı yere basıyordu. Kitabını da her bakımdan ona nisbet ediyordu."


Buhârî, ilmiyle amel eden bir insandı ve İslâmi sınırlara uymada aşırı derecede titizdi. Helâl ve haram konusunda duyarlı idi. Hadis ilmine hizmet, bu yolla Allah'ın rızasını, Hz. Muhammed (S.A.V.)'in şefaatini kazanmaktan öte bir amaç taşımıyordu. Babasından kalan mirası bile bu yolda harcamıştı ve cömertliğiyle şöhret bulmuştu. Çok Kur'an okur, çok nafile namaz kılardı. Rivayete göre her üç günde bir Kur'an-ı Kerîm'i hatmederdi. Gecenin bir kısmını uykuyla geçirirdi. Sürekli geceleri uykusundan kalkıp, kandilini yakar, hadis tahric ederdi. Yahut yazdıklarına işaretler koyar, üzerinde düşünürdü. Seherden önce uyanır, gece namazı kılar; sonra Kur'an'ın üçte birini okurdu. Ramazanda ise terâvihten sonra Kur'an'ın üçte birini okumaya devam ederdi. Buhârî'nin kendi ifadesine göre hadis aldığı hocalarınin sayısı binden fazladır. Hadis yazdığı şeyhlerine ait senetleri de bildiğini, senedi zayif rivayetlere itibar etmediğini belirtir. Hocalarının başlıcaları şunlardır:


Ahmed b. Hanbel, Ali b. el-Medinî, Yahya b. Maîn, İsmail b. idris el-Medînî, İshak b. Rahuyeh, Mekkî b. ibrahim el-Belhî, Muhammed b. Selam el-Bikendi, İbrahim b. el-Es'as, Ali b. el-Hasan b. Sekîk, Yahya b. Yahya, İbrahim b. Musa el-Hafiz, Süreyc b. en-Numan, Ebu Asim en-Nebil es-Seybânî, Muhammed b. Abdullah el-Ensârî, Abdullah b. Zübeyr el-Hamidî, El Mekrî, Abdülaziz el-Üveysî.
Öğrencileri arasinda da en meşhurları şunlardır;
Ebu isa et-Tirmîzî, Muhammed b. Nasru'l Mervezî, Ibni Ebi Dâvud, Müslim b. Haccac ve en-Nesâi.


Câmiu's-Sahîh; İslâm'ın ilk dönemlerinde hadislerin Kur'an'la karışması söz konusu olduğundan hadislerin yazılması yasaktı. Sonraları Kur'an-ı Kerîm, kitap haline getirilip, çoğaltıldı, ona bir şeyin karışması engellendi. Sahabe nesli bütünüyle vefat etmiş, İslâm ülkeleri genişlemiş, değişik düşünceler ortaya çıkmıştı. Bu tür nedenlerle hadislerin toplanmasının yararlı olacağına inanıldı ve hadislerin toplanmasına başlandı. Hadislerin toplanmasına Tabiun döneminde başlanmıştır. İmam Mâlik (179 h./195 m.) Hz. Muhammed (S.A.V.)'in hadislerine Sahabe ve Tabiun kavillerini ekleyerek Muvatta'yi tasnif etmiştir. İmam Mâlik'ten sonra da hadis konusunda çalışmalar yapıldı. Buhârî'nin Câmiu's-Sahîhi meydana getirmesi iki sebebe dayanmaktadir. Bunlarin birincisi, hocasının kendisinden böyle bir istekte bulunması, ikincisi de kendisinin görmüş olduğu bir rüyadir.


Buhârî, sahih adıyla anılan ve içerisine sadece kendince sahih olduğu sabit olan hadisleri koyduğu kitabını yazmakla hükümlerin kaynaklarını bulmada önemli bir hizmeti yerine getirmiştir. İmam Buhârî ayrıca, bu eserle kendisinden önce yaşamış mezhep imamlarının dayandığı temellerin sağlam olduğunu, hiç birinin kişisel görüşle fetva vermediğini ortaya koydu. Ondan sonra gelen muhaddisler, hadis çalışmalarının sınırlarını az çok belirlemiş oldular. İlim adamları, Buhârî'nin eserine büyük önem verdiler ve özellikle sahih hadis konusunda onun eserinin ortaya koyduğu gerçekleri ve şartları kabul ettiler, örnek aldılar. O, hadiste odak ve hareket noktası olarak değerlendirildi. Buhârî, bu eseri meydana getirirken çok titiz davrandı. Eserine aldığı hadisleri, alti yüz bin hadisin içinden seçti. Sahih hadislerin dışında kalan diğer hadisleri eserine almadı. Eserin kabarmasını önlemek için sahih hadislerin bile bir kısmını almamıştır. Câmiu's-Sahih'te yer alan hadislerin sayısı 7275'tir. Bazı hadisler değişik kitaplarda geçmektedir. Mükerrerler çıkarıldıktan sonra geriye kalan hadis sayısı 4000'dir.


Câmiu's-Sahih'te hadisler konularına göre kitaplara, her kitap da kendi arasında bâblara ayrılmıştır. Eserde, üzerinde ihtilaf edilmeyen hadislere yer verilmiş, râvilerin güvenilir olması hususunda titiz davranılmıştır. Râviler birbirine bağlanarak ilk kaynağa kadar götürülmüştür. Hadisleri bazı titiz ölçülere vurduktan sonra sahih kabul edip, uymayanları reddetme çığırını açan Buhârî olmuştur. Ondan sonra gelen âlimler, bu yoldan giderek sahih hadisleri zayıf ve uydurma olanlarından ayırmaya devam etmişlerdir. Sahih hadis kitabı yazanlar çok olmakla beraber, Buhârî kadar titizliği ileri götüren olmamıştır. Hadis kabulünde kendine has çok dar bir yolda tek olmasıi onun İslâm ümmeti arasında müstesnâ bir şöhret ve güven kazanmasına sebep olmuştur. Sahih'in nerede telif edildiği konusunda değişik görüşler vardır. Buhârî, hadis almak için gittiği her yerde eserini telife çalımıştır. Hayatı, seyahatlerle ve ilim yolunda geçen bir insanın onalti yıllık çalışmasının mahsulü olan bu eserin telifini bir yere bağlamak mümkün degildir.


Câmiu's-Sahih'te yer alan kitap (bölüm) sayısı 97, bâbların sayısı 3450 kadardır. Üç râvili hadislerin sayısı da 22'dir. Değişik senetle gelen hadisler Sahih'te yer almaktadır. Ancak aynı senet ve aynı metinle birden fazla yerde zikredilen hadislerin sayısı 23 kadardır. Kur'an'dan sonra ana kaynak olan Buhârî'nin Sahih'i ile Müslim'in eserine Sahih adı verilmektedir. İkisine birden "Sahihayn " denilir. Diğer dört hadis kitabına da "Sünen", altı hadis kitabının tümüne birden "Kütübü Sitte" denilmektedir. Buhârî'nin bu eserine ait bir çok şerh yazılmış ve üzerinde çalışmalar yapılmıştır. En meşhur şerhleri, Aynî'nin Umdetu'l-Kari, Askalani'nin Fethu'l-Barî ve Kirmâni'nin Kevâkibü'd-Derârî, adlı eserleridir.

Câmiu's-Sahih dışında, şu eserleri vardır:
Tarihu'l Kebir: Hadis ricaline ait önemli bir eserdir. Sahasında ilk yazılanlardandır. Buhârî, bunu henüz onsekiz yaşında iken Hz. Muhammed (S.A.V.)'in kabri başında yazmıştır. Haydarabad'ta 1941-1954 tarihlerinde dört cilt, 1959-1963 tarihlerinde üç cilt halinde basılmıştır.
Târihu'l-Evsât: Tarihu'l Kebir'in kısaltılmasıdır. Bazı yazma nüshaları mevcuttur. İbni Hacer Tehzibû't-Tehzib isimli eserinde bundan nakiller yapmıştır.
Tarihu's-Sagîr: Tarihu'l Kebir'in bir özetidir. 1325 yılnda Zuafâü's-Sagîr ile birlikte Hindistan'da basılmıştır.
Kitâbu Zuafâü's-Sagîr: Zayif ravilerin hallerinden bahseder. Hindistan'da 1323 ve 1326 tarihlerinde basılmıştır.
Et-Tarihu fi Ma'rifeti Ruvati'l-Hadîs ve Nükâti'l Âsâr ve's Sünen ve Temyizü Sikatihim min Züafâihim ve Târihu Vefâtihim: Küçük bir risâledir.
Eet-Tevârîhu'l Ensâb: Bazi şahısların özel hallerinden bahseder.
Kitâbu'l Künâ: Râvîlerin künyelerinden bahseden bir eserdir. Haydarabad'ta 1360 yılında basılmıştır.
Edebü'l-Müfred: Ahlâk hadislerini toplayan bir eserdir. İstanbul'da 1306, Kahire'de 1346, Hindistan'da 1304 yıllarında basılmıştır.
Refu'l-Yedeyn fi's-Salati: Namazda el kaldırmakla ilgili bir risâledir. Kalküta'da 1257, Delhi'de 1299 yıllarında yayınlanmıştır.
Kitâbu'l-Kiraati Halfe'l-imam: Namazda imamın arkasında okuma hakkında yazılmış bir risâledir. Hayrü'l Kelâm fi Kiraati Halfi'l Imam adıyla Orduca çevirisi ile beraber 1299'da Delhi'de, ayrıca 1320'de Kahire'de basılmıştır.
Halku'l-Ef'ali'l-ibâd ve'r-Redd Ale'l Cehmiyye: Cehmiyye mezhebinin görüşlerini reddeden bir kitaptır. 1306'da Delhi'de basılmıştır.
El-Akîde yahut et-Tevhîd: Akaid konusunda yazılmış bir eserdir.
Abarü's Sifat: Hadisle ilgili bir eserdir ve bazı kütüphanelerde yazma nüshaları mevcuttur.

Bunlardan baska kimi kaynaklarda Buhârî'ye ait olduğu zikredilen şu kitapların ismini de görmek mümkün: Birri'l Valideyn, El-Camiu'l Kebir, Et-Tefsirü'l Kebir, Kitabü'l Hibe, Kitabü'l Esribe, Kitabu'l Mebsut, Kitabü'l ilel, Kitabü'l-Fevâid, Kitabu'd-Duâfa, El-Müsnedü'l-Kebir, Sülâsiyyât

Şâmil İslâm Ansiklopedisi
Başlık: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: Oruc_Reis - 30 Haziran 2007, 19:50:22
Allah razi olsun kardesim

 :x
Başlık: Ynt: HANGİ ALİMİ SORUYORUZ?
Gönderen: dilara - 04 Ekim 2007, 23:12:54
imami hanefi olabilirmi
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Fatihan - 06 Kasım 2007, 11:28:41
Hadîs, fıkıh ve kırâat âlimi olup Tebe-i tâbiînin büyüklerindendir.Künyesi Ebû Muhammed’dir.Antakya civarında yaşamıştır.
Âmir bin Şüreyh, Süfyân-ı Sevrî, Yâsîn ez-Zeyyât gibi zâtlardan hadîs-i şerîf rivâyet etti. Kendisinden; Ebü’l-Ahvas, Mahmûd bin Mûsâ, Müseyyib bin Vâhid ve Abdullah bin Habîb el-Antakî gibi âlimler rivâyette bulundular. Hadîs-i şerîf ilminde sika, güvenilir bir zâttır.

Bu alim kimdir?
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: kenz - 06 Kasım 2007, 11:44:32
Yûsuf bin Esbâttır...

Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında yaşamış İlk tahsilini memleketinde  yaptıktan sonra Şam’a gidip Pek çok alimden fıkıh, tefsir, hadis ve diğer ilimleri tahsil edin . Tasavvuf yoluna girip manevi olgunluğa kavuşan. Eskişehir yakınlarında İtburnu denilen bir köyde ikamet edp  ilim öğretmekle meşgul olan. 1326 tarihinde takriben 125 yaşında iken vefat eden bu alim, abid, zahit kimdir?

 
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Fatihan - 06 Kasım 2007, 12:01:38
Yûsuf bin Esbâttır...
&))

Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında yaşamış İlk tahsilini memleketinde  yaptıktan sonra Şam’a gidip Pek çok alimden fıkıh, tefsir, hadis ve diğer ilimleri tahsil edin . Tasavvuf yoluna girip manevi olgunluğa kavuşan. Eskişehir yakınlarında İtburnu denilen bir köyde ikamet edp  ilim öğretmekle meşgul olan. 1326 tarihinde takriben 125 yaşında iken vefat eden bu alim, abid, zahit kimdir?

Şeyh Edebali imiş.
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Fatihan - 08 Kasım 2007, 13:41:26
1541 yılnda Koçhisar'da doğmuş.İstanbul'da Molla Nasırzade'den dersler almıştır. Hocasıyla birlikte Edirne'ye gitmiş ve Sultan Selim Medresesi'nde hocalık yapmıştır.Bursa'da müderrislik görevinde bulunmuş ve  Şeyh Üftade'ye intisap etmiştir.1628 yılında vefat eden bu alim kimdir?
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: hocaoğlu - 08 Kasım 2007, 17:00:51
Aziz Mahmut Hüdai hazretleri olabilir mi emin olmamakla birlikte aklıma bu zat geldi
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: afrah - 08 Kasım 2007, 17:35:44
Aziz Mahmut Hüdai hazretleri olabilir mi emin olmamakla birlikte aklıma bu zat geldi
bende böyle biliyorum
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Fatihan - 09 Kasım 2007, 08:50:11
Evet, Aziz Mahmud Hüdai Hz.leridir.
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Fatihan - 09 Kasım 2007, 16:00:43
Asıl adı Hamid Hamidüddin'dir.Yıldırım Bayezid Han zamanında yaşamıştır.Alaaddin Erdebili'den ve Bayezid-i Bistami'nin ruhaniyetinden manevi terbiye almıştır.Bu alim kimdir?

Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: BALYALI - 09 Kasım 2007, 16:04:08
Somuncu Baba olarak bilinen Hamid Hamidüddin (1331-1412), Yıldırım Bayezid zamanında Kayseri, Bursa ve Aksaray'da yaşamış bir mutasavvıftır. Kayseri'nin Akçakaya köyünde doğmuştur....
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: BALYALI - 09 Kasım 2007, 16:06:07
cevabim dogru mu acaba??
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Fatihan - 09 Kasım 2007, 16:08:07
Doğrudur kardeşim.

Soru da alabiliriz yani :)
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Lika - 26 Aralık 2007, 08:21:46
Hicrî 150/Miladî 767 yılında Filistin'in Gazze şehrinde doğdu. Babası İdris bir iş için Gazze'ye gitmiş, orada iken vefat etmişti.  Soyu Abd-i Menâf'ta Hz. Peygamber SallaAllahu Aleyhi Vesellem'in soyuyla birleşir.

Henüz küçük yaşta iken babasını kaybeder. Fakir bir şekilde yaşayan annesi, oğlunu alıp Mekke'ye gitmeğe karar verir. Mekke'de, daha küçük yaşta kendisini ilme veren İmam ..., yedi yaşında Kur'ân-ı Kerim'i; on yaşında da İmam Mâlik'in el-Muvatta' adlı hadis kitabını ezberlemiş ve on beş yaşına geldiğinde, fetva verebilecek bir seviyeye ulaşmıştı.

Bundan sonra yirmi yıla yakın bir süre çölde, Huzeyl kabilesi içinde yaşayarak fasih Arapça'yı ve câhiliye şiirlerini öğrendi. Hatta Asmaî, onun hakkında; "Huzayl'in şiirlerini Kureyş'ten .... denen bir genç ile düzelttim" demiştir. Böylece edip ve Arapçada söz sahibi olmuştur.

Hayatından kısa bilgiler verdiğimiz müctehid imam kimdir?

imami muhammed mi acaba.
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: duha - 26 Aralık 2007, 22:32:01
İmam Şafii..


164/780 yilinda Bagdad'ta dogdu. 241/855'te yine orada vefat etti. Büyük babasi Hanbel Horasan bölgesinde bulunan Serahs Vilâyeti'nin valisi idi.

Kur'ân'i hifzetmis, daha sonra arapça, hadis gibi ilimleri, sahâbe ve tabiîlere ait rivâyetleri, Hz. Peygamber SallAllahu Aleyhi Vesellem'in, sahabe ve tabiîlerin hayatlarini incelemekle ilim çalismalarina baslamistir. Özellikle hadis ilmi için Basra, Kûfe, Mekke, Medîne, Sam, Yemen ve el-Cezîre'yi dolasmis, uzun bir süre Imam Sâfiî'ye (ö. 204/819) talebelik etmistir. Hatta bu yüzden O'nu Sâfiî mezhebinden sayanlar bile olmustur. Böylece O'nun baslica fikih üstadi Imam Sâfiî'dir. Sâfiî, O'nun hakkinda söyle demistir: "Ben Bagdad'tan ayrildim ve orada ......'den daha âlim ve daha faziletli kimse birakmadim"(el-Hudarî, Târihu't-Tesrîi'l-Islâmî, terc. Haydar Hatipoglu, s. 260, 26i).


Hayatından alıntıladığımız müctedi imam kimdir ?
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: enfa - 02 Ocak 2008, 11:10:21
İmam-ı Hanbeli
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Lika - 05 Ocak 2008, 07:57:45
İran’ın Tus şehrinin Gazal kasabasında 1058 (h.450) yılında doğdu. Babası fakir ve salih bir zattı. Âlimlerin sohbetlerinden hiç ayrılmazdı. Elinden geldiği kadar, onlara yardım ve iyilik eder ve hizmetlerinde bulunurdu. Âlimlerin nasihatini dinleyince ağlar ve Allahü teâlâdan kendisine âlim olacak bir evlat vermesini yalvararak isterdi. Babası yün eğirip, Tus şehrinde bir dükkanda satardı. Vefatının yaklaştığını anlayınca, oğlu ......’yi ve diğer oğlu Ahmed’i hayır sahibi ve zamanın salihlerinden bir arkadaşına, bir miktar mal vererek vasiyet etti ve ona dedi ki:

“Ben kendim, âlim bir kimse olamadım. Bu yolla kemale gelemedim. Maksadım, benim kaçırdığım kemal mertebelerinin, bu oğullarımda hasıl olması için yardım etmenizdir. Bıraktığım bütün para ve erzakı, onların tahsiline sarf edersin!”
Arkadaşı vasiyeti aynen yerine getirdi. Babasının bıraktığı para ve mal bitinceye kadar, onların yetişme ve olgunlaşmaları için çalıştı. Sonra onlara; “Babanızın, sizin için bıraktığı parayı tahsil ve terbiyenize harcadım. Ben fakirim param yoktur. Size yardım edemeyeceğim. Sizin için en iyi çareyi, diğer ilim talebeleri gibi medreseye devam etmenizde görüyorum” dedi. Bunun üzerine iki kardeş medreseye gittiler ve yüksek âlimlerden olmak saadetine kavuştular.


..
Yetiştirdiği talebelerin had ve hesabı yoktu. Ebu Mansur Muhammed, Muhammed bin Esad et-Tusi, Ebu’l-Hasan el-Belensi, Ebu Abdullah Cümert el-Hüseyni talebelerinin meşhurlarındandır.


..

1111 (h.505) yılının Cemaziyelevvel ayının 14. Pazartesi günü büyük kısmını zikir ve tâat ve Kur’an-ı Kerim okumakla geçirdiği gecenin sabah namazı vaktinde abdest tazeleyip namazını kıldı, sonra yanındakilerden kefen istedi. Kefeni öpüp yüzüne sürdü, başına koydu: “Ey benim Rabbim, Mâlikim! Emrin başım gözüm üzere olsun” dedi. Odasına girdi. İçeride, her zamankinden çok kaldı. Dışarı çıkmadı. Bunun üzerine oradakilerden üç kişi içeri girince, ...... hazretlerinin kefenini giyip, yüzünü kıbleye dönüp, ruhunu teslim ettiğini gördüler. Başı ucunda şu beytler yazılıydı:



Beni ölü gören ve ağlayan dostlarıma,
Şöyle söyle, üzülen o din kardeşlerime:
“Sanmayınız ki, sakın ben ölmüşüm gerçekten,
VAllahi siz de kaçın buna ölüm demekten.”
.......
Ben bir serçeyim ve bu beden benim kafesim.
Ben uçtum o kafesten, rehin kaldı bedenim.
.......
Bana rahmet okuyun, rahmet olunasınız.
Biz gittik. Biliniz ki, sırada siz varsınız.
Son sözüm olsun, “Aleyküm selam” dostlar.
Allah selamet versin, diyecek başka ne var?


Hayatından kısa alıntılar aktardığımız lakabı Huccet-ül-İslam ve Zeyneddin olan değerli âlim kimdir?
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: BALYALI - 05 Ocak 2008, 20:21:57
İmam-ı Gazali
İmam-ı Gazali, tam adı Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Ahmed. İslam âlimi. Batı dillerinde ismi Algazel'dir. Künyesi Ebu Hâmid, lakabı Huccet-ül-İslam ve Zeyneddin’dir. Gazali nisbesiyle meşhurdur. Müctehiddi. İctihadı, Şafii mezhebine uygun oldu......   


Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Lika - 07 Ocak 2008, 06:24:05
Doğru yanıt.

Hadis bilginlerinin ileri gelenlerinden biridir.henüz bebek iken babasi vefat etmis, kardesi Ahmed'le birlikte yetim kalmistir. Annesinin terbiyesi altinda büyümüs, küçük yasta Kur'an'i ezberlemis ve Arapça ögrenmistir. Babasindan kalan servet onun hiç kimseye muhtaç olmadan ilim ögrenmesinde yararli oldu. On bir yasinda hadis ögrenmeye basladi. Onalti yasinda annesi ve kardesi Ahmed'le birlikte hacca gitti. Annesi ve kardesi Buhârâ'ya dönerken, kendisi ilim ögrenmek istegiyle Mekke'de kaldi. (210 h./825).

keskin bir zekâ ve ezberleme yetenegine sahipti. Herhangi bir seyi ezberlemesi için ona bir defa bakmasi veya onu bir defa dinlemesi yeterliydi. Bagdatlilarin ve Semerkandlilar'in O'nun zekâ seviyesini denemek için sorduklari sorular bunu göstermesi bakimindan önemlidir. Gezileri sirasinda dinlediklerini yazmamasi ve kendisine takilanlara, dinledigi bütün hadIsleri ezberden okumasi da dikkat çekicidir. O ayni zamanda çok hadis ezberlemekle de söhret bulmustu.


Hayatından kısa alıntılar aktardığımız değerli âlim kimdir?
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: BALYALI - 08 Ocak 2008, 23:06:24
İmam Buhârî keskin bir zekâ ve ezberleme yeteneğine sahipti. Herhangi bir şeyi ezberlemesi için ona bir defa bakması veya onu bir defa dinlemesi yeterliydi. ...
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Lika - 11 Ocak 2008, 05:45:20
Doğru yanıt.Allah razı olsun.Soruyu yanıtlayan kardeşlerimiz bir de soru eklerlerse memnun oluruz
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: sekkaki - 20 Şubat 2008, 15:14:36
Künyesi ebu Muhammet, hadiste emiral müminin denilen muhaddis kimdir?
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Müsenna - 28 Şubat 2008, 23:19:25
Süfyan-ıSevri

Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Müsenna - 28 Şubat 2008, 23:32:00
Marak-ıl felahı yazan Hanifi Fakıyhı kimdir?
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: maslak - 03 Mart 2008, 17:25:58
hadi bakalım.fatih sultan mehmet in mürşidi kamili kimdir:?
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Mahi - 03 Mart 2008, 23:56:39
Marak-ıl felahı yazan Hanifi Fakıyhı kimdir?
Ebu'l-ihlas Hasan el-Vefa-i eş-şurrunbülali (r.a.)


Bir soruya cevap verilmeden diğer soruya geçmesek daha yerinde olur galiba  :oops:

hadi bakalım.fatih sultan mehmet in mürşidi kamili kimdir:?
Akşemseddin hazretleridir.

Sorum:
Tefsirü'l kur'an, Hizanetü'l-fıkıh, el-fetavaminagâvil el-meşaih, Bostanü'l-arifin gibi eserlerin sahibi fakih zat kimdir...
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: sekkaki - 12 Mart 2008, 18:42:00
Ebül-Leys Semerkandi hazretleridir...

Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerini Merv'de ilk tedvin eden (toplayan) alim olarak dikkat çekmiş, Kitab-üz-Zühd ver-Rekaik, El-Müsned, Kitab-ül-Cihad, Es-Sünen-fil-Fıkh, Kitab-üt-Tefsir, Kitab-üt-Tarih, Kitab-ül-Erbain isimli eserleri bulunan ve Tabiinin büyüklerinden olup devrinin en büyük hadis ve fıkıh alimlerinden olan alim kimdir?
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: müteallim - 13 Mart 2008, 11:31:05
ABDULLAH BİN MÜBÂREK


Tebe-i tâbiînin büyüklerinden. İsmi Abdullah ibni Mübârek bin Vâdıh Hanzalî Temîmî; künyesi, Ebû Abdurrahmân'dır. Hadîs, fıkıh âlimi, mücâhid ve zâhid idi. Tâbiînin, Peygamberimizi sallAllahü aleyhi ve sellem görenlerin sohbetinde yetişti. Din düşmanları ile muhârebelerde bulundu. Dünyâya ve dünyâlığa rağbet etmezdi. Emevî halîfelerinden Hişâm bin Abdülmelik devrinde 736 (H.118) yılında Merv'de doğdu. 797 (H.181) senesi bir gazâ dönüşü, Bağdâd yakınlarındaki Hît adlı yerde vefât etti. Türk asıllıdır.

İlk tahsîlini, Merv'de yapan Abdullah ibni Mübârek tahsîl için Bağdâd, Basra, Hicaz, Yemen, Mısır, Şam gibi ilim merkezlerine gitti. Bağdâd'da büyük âlimler ve evliyâ ile görüştü. Onların ders ve sohbetlerinden faydalandı. Hammâd bin Zeyd, Evzâî, Süfyân-ı Sevrî, Süfyân bin Uyeyne, Mâlik bin Enes gibi âlimlerden hadîs-i şerîf okudu. Dört bin kişiden hadîs-i şerîf dinledi. Bunlardan yalnız birinden hadîs-i şerîf rivâyet etti. Kendisinden de büyük âlimler rivâyette bulundular. Hocalarının önde gelenleri arasında İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe rahmetullahi aleyh de vardı. Fıkıh ilmini ondan öğrendi. İmâm-ı A'zam vefât edince, İmâm-ı Mâlik'in derslerine devam etti ve ilimde yüksek bir dereceye ulaştı.

İlim tahsîlinden sonra tekrar Merv'e döndü. İlmi, edebi çok olup, az konuşmak âdeti idi. Geceleri ibâdet ile geçirirdi. Sözü senetti. Emânete pek riâyet ederdi. Şam'da birinden aldığı kalemi unutup veremeden Merv'e gelmişti. Kalemi sâhibine vermek için Merv'den tekrar Şam'a gitti. Eshâb-ı kirâm (radıyAllahü anhüm) ile onları gören Tâbiînin hâllerini anlatan eserleri okurken çok ağlar kendinden geçerdi. Peygamber efendimizi sallAllahü aleyhi ve sellem görüp sohbetlerinde bulunma şerefine kavuştukları için Eshâb-ı kirâmın üstünlüğünü anlatır ve:

"Muâviye'nin radıyAllahü anh, Resûlullah'ın yanında giderken, bindiği atın burnuna giren toz, Ömer bin Abdülazîz'den bin defâ üstündür." buyururdu.

Evinde hadîs-i şerîflerle çok meşgûl olduğundan; "Yalnızlıktan rahatsız olmuyor musun?" diye sorulduğunda; "Peygamber efendimiz ve Eshâbı radıyAllahü anhüm ile berâber olunca insan hiç yalnızlık duyar mı?" karşılığını verirdi.

Merv'de bir yıl ticâretle uğraşır, kazancının hepsini fakirlere dağıtırdı. İkinci yıl İslâmiyet'i yaymak için cihâda, düşmanla harbe giderdi. O, medresede müderris, hoca; câmide vâiz, şehirde tüccâr; harbde büyük bir kahramandı. Kılıç ve kalem sâhibi idi. Kalemiyle cihâda dâir eser yazdı, kılıcıyla da dillere destan olan kahramanlıklar gösterdi.

Abbâsîler devrinde Bizanslılarla yapılan harplerden birine katılmıştı. Abbâsî ordusu sessiz, sâkin ve aydınlık bir gecede Tarsus'un kuzeyinde karargâh kurmuştu. Tarsus'un sırtlarında İslâm ve Bizans orduları görünüyordu. İki taraf da kendilerini kuvvetli göstermek için alevleri göklere yükselen ateşler yakmışlardı. Bu ateş ocaklarından birinin etrafında tepeden tırnağa silâhlı askerler hilâl şeklinde oturmuşlar, ortalarında ise ince yapılı, nûrânî yüzlü bir zat onlara ders anlatıyordu. Kimse vaktin nasıl geçtiğinin farkına varmamıştı. Sözü kesip, duâsını yapınca istirahate çekildiler.

Sabah namazı kılındıktan sonra, harp hazırlıkları başladı. İki ordu karşı karşıya geldi. Bizans ordusundan iri yapılı, kendisi ve atı zırhlara bürünmüş biri kılıç sallayarak ortaya çıktı. Döğüşmek için müslümanlardan er istedi. Müslüman saflarından bir kahraman onun karşısına çıktı. Fakat, şehîd düştü. Bu hâl müslümanların gayretine dokundu, ikinci bir yiğit daha çıktı. O da şehîd oldu. Sonra birkaç er daha şehîdlik şerbetini içti. Rum ordusunda sevinç çığlıkları yükselirken, müslüman ordusunda tekbir ve Allah Allah sesleri ortalığı çınlatıyordu. Bu sırada müslüman askerlerin arasından, atının üzerinde heybetli birinin meydana çıktığı görüldü. Tamâmen zırhlara bürünmüştü. Fakat kimse tanımıyordu. Rum'un karşısında dimdik durdu. Herkes son derece heyecanlı idi. Çarpışma başladığı gibi, çevik bir hareketle kılıcını Rum'un göğsüne sapladı. Müslüman saflarında tekbîr sadâları yükseliyordu. Rum tarafı ise şaşkına döndü. İkinci çıkan er de birincinin âkibetine uğradı. Sonra birkaç kişiyi daha öldürdü. Müslümanlar son derece sevinçliydi. Müslüman er yerine dönünce bu kahramanın Abdullah bin Mübârek hazretleri olduğunu görüp hayret ettiler.

Eserleri:

1) Kitab-üz-Zühd ver-Rekâik: Peygamber efendimizin sallAllahü aleyhi ve sellem, Eshâb-ı kirâmın ve Tâbiîn'in ibâdet, tevekkül, tevâzû ve kanâata dâir sözlerinden meydana gelmiştir. 2) Kitâb-ül-Cihâd: Cihad ile ilgili hadîs-i şerîfleri ihtivâ eder. Keşf-üz-Zunûn'da bu ikisinin onun ilk eserleri olduğu zikredilmektedir. 3) Müsned, 4) Kitab-ül-Birri-Ves-Sıla, 5) Kitâb-üt-Tefsîr, 6) Kitabüt-Târîh, 7) Es-Sünen fil Fıkh.

soru.cenabu hak ahirette fakirlere kimi örnek göstwerecektir
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: Lika - 25 Mart 2008, 03:03:08
Alıntı
soru.cenabu hak ahirette fakirlere kimi örnek göstwerecektir

Sorusunun yanıtı yok sanırım.Hocam yanıtı sizden alabilir miyiz?
Başlık: Ynt: Hangi Alimi Soruyoruz?
Gönderen: müteallim - 01 Nisan 2009, 23:44:59
Alıntı
soru.cenabu hak ahirette fakirlere kimi örnek göstwerecektir

Sorusunun yanıtı yok sanırım.Hocam yanıtı sizden alabilir miyiz?

El-cevap: Isa aleyhisselami