Talha Bin Ubeydullah

Başlatan hocaoğlu, 23 Ekim 2007, 13:32:39

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

hocaoğlu

TALHA BİN UBEYDULLAH

ŞEMAİLİ: Kısaya yakın orta boylu, enli omuzlu, geniş göğüslü, pembe tenli çok yakışıklı bir zat idi.

Sik saçlı olup. saçı ne düz, ne de kıvırcıktı.

O müthiş günde. Uhud çenginde Alemlerin Efendisini müdafaa ve muhafaza ederken bir eli sakatlanmıştı.

Yürürken hızlı yürür, bir tarafa döneceği zaman, bütün vücuduyla dönerdi.

Tanla b. Ubeydullah (RadıyAllahu Anh)'ın nesebi, ata soyu altıncı babada Hz. Ebu Bekir (RadıyAllahu Anh) ve yedinci babada Allah Rasulu (Sallalahu Aleyhi Vesellem) ile birleşir. Aşerei Mübeşşere'dendir.

LAKAPLARI: Talhatü'l Hayr, Talhatü'l Feyyaz ve Talhatü'l Cud'dür.

Bizzat Kainatın Efendisi tarafından takılan bu lakaplar, bazı gazalardaki yararlılıkları ve gösterdiği üstün kahramanlıkları üzerine Talhatü'l Hayr demiştir.

"Talhatü'l Cud" lakabını alışındaki sebep elinin açıklığı idi. Cömert Talha demektir bunun manası.

Hem cömert, hem konukseverdi. Peygamber Şehri Medine'ye gelenler hep onun evinde misafir kalırlardı ve her türlü izzet ve ikramı görürlerdi.

"Talhatü'l Feyyaz"  lakabını alışı ise; Tebük gazası esnasında İslam ordusunun teçhizi için o kadar mal sebil etti ki Allah Rasulü (SallAllahu Aleyhi Vesellem) ona bu Talha (RadıyAllahu Anh) da ilk müslümanlardandır. Aşerei Mübeşere'dendir (Cennetle müjdelenen on sahabi) ve Şura üyelerinden biridir. Rasulüllah (SallAllahu Aleyhi Vesellem) hicretten önce Zübeyr  (RadıyAllahu Anh ile Talha (RadıyAllahu Anh)'ı kardeşlemiş. hicretten sonra da Ebu Eyyub elEnsari (RadıyAllahu Anh) ile  kardeşlemiştir.

Hz. Talha {RadıyAllahu Anh)'ın, Hz. Ebu Bekir (RadıyAllahu Anh)'ın kızı Ümmü Gülsüm başta olmak üzere birkaç zevcesi oldu. On tanesi erkek, dört tanesi kız on dört evlat sahibi idi.

Tüm gazalarda bulundu. Ancak  vazifeli olduğu için, Rasulüllah (SallAllahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz tarafından haber toplamak üzere Suriye cihetine gönderildiği için Bedir Savaşı'na katılamamıştı. Fakat talebi üzerine ganimetten pay almış, uhrevi sevabı da istemiş, Rasulüllah (SallAllahu Aleyhi Vesellem) onun da verildiğini müjdelemiştir.

Hazreti Talha (RadıyAllahu Anh) ticaret kasdıyla seyahatler yapıyordu. Bir keresinde Basra'ya gitmisti. Basra panayırında bulunduğu bir gün, manastırın birinden bir rahip, pazar halkına nida etti:

Bu  pazar  halkı  içinde Mekkeli bir kimse var mı?

Talha (RadıyAllahu Anh) atıldı:

Evet, ben Mekkeliyim! Rahibin  gözlerinde  ışıl  ışıl yanan bir parıltı ile sordu.

  Ahmed (SallAllahu Aleyhi Vesellem) zuhur etti mi?

Hangi Ahmed?

  Abdulmuttalib'in oğlu Abdullah'ın oğlu Ahmed! O orada zuhur edecektir. Peygamberlerin (SallAllahu Aleyhi  Vesellem)  sonuncusudur. Haremi Şeriften çıkarılacak, hurmalık, taşlık ve çorak bir yere hicret edecektir. O'na koşmanı sana tavsiye ederim."

Rahibin bu sözleri üzerine Talha (RadıyAllahu Anh)'ın kalbine tesir etti. Oradan ayrılarak Mekke'ye gelince hemen soruşturdu.

Ben yok iken buralarda birşeyler oldu mu?

Evet, dediler. Ve devam ettiler.

  Abdullah'ın oğlu MuhammedülEmin peygamberlik iddiasıyla meydana çıktı. Hatta Ebu Kuhafe'nin Oğlu (Ebu Bekir (RadıyAllahu Anh) da O'na tabi oldu!

Talha (RadıyAllahu Anh) bu habere çok sevindi, hiç vakit kaybetmeden doğru Ebu Bekir (RadıyAllahu Anh)'ın huzuruna vararak:

Ya Eba Bekir! Duyduklarım doğru mu? Sen şu Zat'a tabi mi oldun?

Evet ey Talha! Duydukların doğrudur. O, Allah'ın Rasulüdür (SallAllahu Aleyhi Vesellem), bizi hak dine davet edicidir. Ben tabi oldum. Sen de hemen O'nun huzuruna git. Kendisine tabi ol!

Talha (RadıyAllahu Anh), bambaşka bir atmosfer içerisinde heyecanla banları dinledikten sonra, rahibin söylediklerini Ebu Bekir (RadıyAllahu Anh) a haber verdi. Hemen kendisini Rasulüllah (SallAllahu Aleyhi Vesellem)'in huzuruna götürmesini istedi.

Uçarcasına gittiler  huzura vardılar. Cihan Peygamberi (SallAllahu Aleyhi Vesellem), Talha'ya (RadıyAllahu Anh) İslamiyet'i arz ve teklif etti. Kur'anı Kerîm okudu. İslam Hukuku'nu anlattı. Yüce Allah'ın ettiği izzet ve şerefleri haber verince, zaten o manevî havada eriyen Talha (RadıyAllahu Anh), infilak edercesine. coşkuyla iman etti saadet kervanına katıldı.

Peygamberimiz  (SallAllahu Aleyhi Vesellem) Medine'ye hicret ettiği sırada   Talha   (RadıyAllahu Anh) bir ticaret kervanı ile Şam'a hareket etmiş bulunuyordu. Şam'dan döndüğü zaman, Rasulüllah (SallAllahu Aleyhi Vesellem)in Medine'ye hicret ettiğini görünce, o ticaret kervanındaki bütün malını ve servetini bırakarak Kainatın Efendisi'ne koştu ve Medine'ye yerleşti. Hz. Es'ad bin Zürare'yi (RadıyAllahu Anh) Mekke'ye gönderip evladü iyalini Medine'ye getirtti.

Varlık sebebimiz Hz. Muhammed Mustafa (SallAllahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz'in cennetle müjdelediği on sahabeden biri olan Hz. Talha bin Ubeydullah (RadıyAllahu Anh) mukaddes dava uğrunda canını, malını, kanını ve bütün varlığını sebil etti. Gaza meydanlarında akıllara durgunluk verecek kahramanlıklar gösterdi. Kafirlerle vuruşurken öyle celadetle kılıç salladı düşmanlarının ciğerini deldi ki. kaçacak delik aradılar.

Rasulüllah (SallAllahu Aleyhi Vesellem): "Yeryüzünde yürüyen bir şehide bakmak isteyen, Talha bin Ubeydullah'a baksın!" buyurmuşlardır.

Hele hele Uhud harbinde; İslam mukadderatının geçirdiği müthiş anlar esnasında, Peygamberimizi (SallAllahu Aleyhi Vesellem) öldürürlerse İslamiyet'i kökünden kazıyacağını zanneden o müşrikler, ok, kılıç, gürz ve taşlarla Rasulullah  (SallAllahu Aleyhi Vesellem) saldırdıklarında, kendisini Allah Rasulüne siper eden Talha (RadıyAllahu Anh), akıllara durgunluk verecek kahramanlıklar gösterdi.

Rasulullah (SallAllahu Aleyhi Vesellem) buyurdu ki:

"Uhud günü; yeryüzünde sağımda Cebrail (Aleybisselam), solumda da Talha (RadıyAllahu Anh)dan başka, Bana yakın bir kimse bulunmadığını gördüm."

Ne müthiş bir gündü o. Ne amansız bir saldırıydı. Ne kadar kafir varsa Allah Rasulüne (SallAllahu Aleyhi Vesellem) saldırıyorlardı. Oklar her taraftan yağmur gibi yağıyordu. Taşlar, tüfekten çıkmış saçma gibi heryana saçılıyordu. Rasulüllah'ın (SallAllahu Aleyhi vesellem) etrafında etten ve kemikten bir kale kurulmuştu adeta, amma buna rağmen atılan taşlar Kainatın Efendisi'nin, mukaddes yüzünü yaralamış, tebessüm ettiğinde pırıltılar saçan dişlerinden biri kırılmıştı.

Buhari'nin rivayetinde; "Kendi sözlerine göre Talha ile Sa'd'dan başka herkesin dağıldığı hengamede bu ikisi Rasulullah'dan (SallAllahu Aleyhi  Vesellem) ayrılmamışlardır."

Rivayetlere göre Uhud'da Rasulüllah'a (SallAllahu Aleyhi Vesellem) gelen saldırılara karşı elini germiş, bu sebeple darbeler onun eline gelmiş ve çolak bırakmıştır. Kendisine bir ok isabet etmiş, orta parmağı kesilmiş, sol el yüzük parmağının dip mafsalından kopmuş, sakatlanan bu eliyle Rasulullah'a (Sallallalıu Aleyhi Vesellem) kalkan yapmış ve yetmiş küsur darbe almıştır. Bu haliyle, iki zırh giyinmiş olan Rasulullah (SallAllahu Aleyhi Vesellem)'i daha emniyetli olan bir tepeye çıkarmış saldırılardan emin kılmıştır.

Bu savaşta, yine bir müşrik birliği kudurmuşcasına Rasulullah (SallAllahu Aleyhi Vesellem)'e karşı a

mansız bir hücuma geçti. Etrafta Talha (RadıyAllahu Anh)'dan başka kimseler yok. Nebiler Serveri adeta bir köşeye sıkıştırılmış. O İslam mücahidi bir arslan gibi nara atarak ileri fırladı, kılıcım yıldırımdan bir kamçı gibi kafirlerin suratına indirdi. Kafirlerin feryadı gökleri tutuyordu. Rasulü Kibriya'nın huzuruna gelince bu tehlikeli anda Rasulullah (SallAllahu Aleyhi Vesellem) buyurdu:

Bana  kendim  feda  eder, siper olur musun?

Hz. Talha (RadıyAllahu Anh), iman kahramanı, kılıcını havaya kaldırarak haykırdı:

Anam babam Sana feda olsun Ya RasulAllah! Yeter ki Sen emret!..

Talha (RadıyAllahu Anh), Uhud Savaşında gösterdiği cansiperane fedakarlık, eşsiz şecaat, bu müthiş muharebede akıllara hayretler veren kahramanlıklar karşısında, bütün sahabeler hayran kaldılar, bazıları gözyaşlarını tutamadı:

Hz. Ömer  (RadıyAllahu Anh) onun için:

Uhud gününün en büyük adamı Talha'dır (RadıyAllahu Anh), demiştir.

Talha (RadıyAllahu Anh) ahlak itibari ile de çok yüksek bir zat idi. Son derece sevimli ve hoşdu. Herkes onu sever, onun lütuf ve muhabbetinden zevk alırdı. Altın gibi bir kalbi vardı, dilinden hep inciler saçdırdı. Onun güzel halini anlatmaya kafi gelecek olan şu vak'a çok dikkate şayandır:

Hz. Ömer (RadıyAllahu Anh) gibi bir insan Ümmü Eban'ı zevce olarak almak istemişti. Ümmü Eban onun şiddetinden bahsetmişti. Daha sonra Zübeyr (RadıyAllahu Anh) aynı kadını istemiş, onu da reddetmişti. Fakat Hz. Talha (RadıyAllahu Anh)  onu istediği zaman Ümmü Eban onun nikahına girmeyi hemen kabul etmişti. Kendisine sebebini sordular. Dediki:  O'nun ahlakını tanırını. Talha evine girdi mi yüzü gülerek girer, evinden çıkarken mütebessim çıkar, birşey istenildi mi verir, kendisine birşey yapıldımı teşekkür eder, bir kusur yapılsa af eder.

Talha (RadıyAllahu Anh) ziraat ve ticaretle meşgul olurdu, büyük servet sahibi idi. Eli çok açık olup, yedirir içirir bol bol infakta bulunurdu. Bin dinar sadaka ettiği günler olmuştur. On bir yaşından altmış yaşına kadar, yeryüzünde yürür şehit gibi gezen büyük sahabi Talha (RadıyAllahu Anh) Hicret'in 36. yılında Cemel vak'asında şehit olmuştur. Hz. Ali (RadıyAllahu Anh) ağlayarak yanına varmış, elleri ile yüzündeki toprakları silmiş ve cenaze namazını kendisi kıldırmıştır. Şehadetinde yıllar sonra rüyada bir zata:

" Benim yerimi değiştirin" demiştir. Meğer su akıntıları kabrini açıyormuş. Kabrinden çıkarılınca sanki yatağında ve uyur gibi sapasağlam hiç çürümemiş bir halde bulmuşlar.

Allah (Celle Celalühü) ondan razı olsun.

Mal cimrilerde, Silah korkaklarda, Yönetim akılsızlarda olursa iş bozulur...Hz Ebu Bekir (r.a.)