Gönderen Konu: Bal tefsirine reddiye  (Okunma sayısı 23364 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı dolunay

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 5
Bal tefsirine reddiye
« : 03 Ağustos 2006, 11:09:48 »

Cehalet ortamı her türlü ayrık otunun bittiği bir vasattır. Orada his akla, vehim fikre, hayal hakikate galebe çalar. Senelerdir asli kaynaklarından din ve diyaneti öğrenemeyen bir toplumda bidat ve hurafelerin revacını garip karşılamamak gerekir. Yapılacak iş ahesterevliğe son vermek ve yitirdiği cenneti arayan insanımıza el uzatmaktır.

Hem insanlar için hayallerin cazibesi çoğu zaman hakikatin yalınlığına galebe çalar. İbn-i Kuteybe’nin dediği gibi “Halk aklın kabul etmediği acaib hikâyeler anlatan vaizleri dinlemekten çok hoşlanır.” Ondandır ki, her devirde eğlenceli hikâye ve masalları sert hakikatlerden, kuru kanunlardan ve sahih hadislerden daha çok tasvip eden halk kıssacıların etrafına toplana gelmiştir.

İşte iki tarihi misal: Şair Külsüm bin Arr el Attabi (Ö:835) bir gün mescitte kendini dinleyenlere şu sözleri hadis diye nakletmişti: “Dilini burnunun ucuna dokundurabilen kimse cehenneme girmeyeceğinden emin olabilir.” Bunun üzerine bütün cemaat cennetlik olup olmadıklarını denemeye girişmişti.

Kasımi “Kavaid-üt Tahdis” kitabında naklediyor: “Mısır’da Mescid-ül Hüseyn’de halkın kendisini çepeçevre kuşattığı bir vaiz içinde dua yazılı olan küçük bir kâğıdı etrafındakilere göstererek “Bunda Musa’nın(as) duası vardır. Bunu her kim okursa ve yanında taşırsa üzerinden farz namazlar sakıt olur.(düşer)”diye bağırmaktaydı. Ne tuhaftır ki, onun bu payansız cüreti üzerinde bir an bile tefekkür etmeyen ve mahşeri andıran kalabalıklığıyla bu topluluk ellerinde hazırladıkları paralarla, kendilerini namaz külfetinden kurtaracak bu sihirli duayı bir an önce alabilmek için yarışıyordu.”

Günümüzde de durum pek farklı değil. İnsan, Büyük Sahabe Ebu Derda’nın(V:652) şu sözünü hatırlamadan edemiyor: “Cemaatle kılınan namazdan başka Hz. Peygamber(sav) devrini hatırlatan hiçbir şey kalmadı.”

Halk arasında yerleşen, cehaletin beslediği, taklidin yaydığı bu tip hurafelerle mücadelenin bir vecibe olduğuna kaniiyiz. Bundan önce bu tip uydurmalardan “Şeyh Ahmed vasiyetnamesi” hakkında bir şeyler yazmıştık. Şimdi de onun kadar yaygın ikinci bir uydurmaya dikkat çekmek istedik. Çünkü bu ikincisi birileri tarafından kitapçık halinde piyasaya sürülmüş durumda.

Bal tefsiri Hz. Ali’nin bir cenk dönüşü ziyaretine gelen arkadaşlarının kendilerine ikram edilen bal içinde bir kıl görmeleri, Hz.Ömer’in tavsiyesi üzerine âşıkların koşmalarına benzer şekilde bala, tasa ve kıla dair bir şeyler söylemeleri ve bunların yaptığı bu yorumların okunup, okutulması sonucu akıl almaz sevaplar bahşedilmesidir.


BAL TEFSİRİNİN METNİ

“Bir gün Hz Ali efendimiz savaştan gelir. Hz Ebubekir, Hz Ömer, Hz Osman efendimiz, Hz Ali’nin hanesine geldiler. (Gazan mübarek olsun Allah’ın Arslanı dediler.) Hz Ali misafirlerine bir kalaylı tasla bal getirip “buyurun” dedi.

Hz Ali mübarek elini uzattı ve gördü ki balın içinde bir kıl var, kılı almak istedi. Hz Ömer kılı aldırmadı ve dedi ki, "bizler Resül-ü Ekrem’in vezirleriyiz. Hz Fatma belki bizleri tecrübe için koymuştur. Dördümüz üçer tefsir edelim" ve birden Hz Ebubekir buyurdu:
-Namaz Kılanların kalbi nurludur bu tastan, dünya endişesini gönlüne getirmeden namaz kılmak tatlıdır bu baldan. Türlü mehrukattan pak olup Cenab-I Hakka teveccüh etmek incedir bu kıldan.
Hz Ömer buyurdu;
-Misafir seven hane sahibinin kalbi nurludur bu tastan. Misafirlerle sohbet etmek tatlıdır bu baldan, misafirlerin kalbi incedir bu kıldan.
Hz Osman buyurdu;
-Âlimlerin kalbi nurludur bu tastan, âlimlerle sohbet etmek tatlıdır bu baldan, Kuran-ı Kerim’in manası incedir bu kıldan.
Hz Ali buyurdu;
-Gazaya giden gazilerin kalbi nurludur bu tastan, kâfirlerle cenk etmek tatlıdır bu baldan, kul hakkını yemeden haneye dönmek incedir bu kıldan.
Hz Fatma buyurdu;
-Erkeğini hoşnut eden kadının kalbi nurludur bu tastan, erkeğine cefa etmeden güzel güzel gezinmek tatlıdır bu baldan, kocasının hakkını yerine getirmek incedir bu kıldan.
Ondan sonra Peygamber Efendimize haber verdiler. Ben de bir tefsir edeyim dedi ve buyurdu;
-Ümmetimin kalbi nurludur bu tastan, kevser şarabı tatlıdır bu baldan, Şeriatın yolu incedir bu kıldan.
Ondan sonra Cenabı Hak, Cebrail Aleyhisselamı gönderdi oda buyurdu;
-Dostum ya Muhammed senin mührün nurludur bu tastan, yarın kıyamet gününde ümmetine şefaat etmek tatlıdır bu baldan, sırat köprüsü incedir bu kıldan.
Peygamber efendimize el kaldırıp huzurunda dua ettiler, yarabbi bu bal tefsirini okuyanlara ve dinleyenlere İKİYÜZ peygamber sevabını senden dilerim. Cihan yari güzim efendilerimizde ÂMİN dediler.

Hak Tealanın hitabı geldi: “ya Muhammed! her kim bu bal tefsirini okursa yahut yazdırıp yanında taşırsa ve yahut yazdırıp ümmetine hediye ederse İzzeti Celalim hakkı için ben o kimselere iki yüz peygamber sevabını veririm buyurdu.

Şimdi gelelim tenkitlerimize:

1- Kaynağı yoktur: Bal tefsirinin girişinde: “Ey cennet yolcusu kardeş! Bal tefsiri hakkında şöyle rivayet edilmektedir” diyor. Ama ortada kimin, nerede, kimden, hangi kitaplarda, hangi senetlerle rivayet edildiğine dair hiçbir şey belirtilmemektedir.

Zaten kimse de kaynağını sorma zahmetinde bulunmamaktadır. Bir soğanı, salatalığı bile alırken inceleyen insanımızın dini meselelerde bu hassasiyetin zekatını dahi göstermemesi ayrı bir vahamettir.

2-Bal tefsirine göre Hz. Ali bir “gazaya” gidiyor. Hangi gaza belli değil, tabii niye sadece kendisinin gittiği de bilinmiyor.

3-Yemeğin içine düşen alelade bir kılın “imtihan vesilesi” olduğu kanaati da pek acaib... Bununla topluma ne verilmek isteniyor? Demek ki, bir misafirliğe gittiğinizde böyle bir durumla karşılaşırsanız, hemen bir hikmeti olduğunu düşünüp, sofraya dair kafiyeli bir şeyler söylemeli...

4-“Kim bu tefsiri(!) alır, okutur ve yayarsa 224.000 veya 200 bin peygamberin sevabı bahşedileceği” yazılmaktadır. Zaten bu tip kâğıtların ortak özelliği de bol keseden dağıtılan bu sevaplardır. Çünkü meselenin en can alıcı noktası budur. Şu kâğıdı fotokopi ile dağıttığınızı düşünün, artık din adına bir şey yapmanız gerekmez...

Cemiyette dine yönelen ilgiyi bundan güzel sabote edemezsiniz. Tebliğ, hizmet, cihad, infak, dini neşir davasını omuzlama, nesle sahip çıkma ve bunlar gibi dinin müeyyidatına hiç gerek kalmamıştır. Zira bu kâğıt her şeye kafi ve vafidir.

Muhterem hocamız Prof. Yaşar Kandemir “Mevzu hadisler” adlı kıymetli eserinde diyor ki: “İslamın yanlış anlaşılmasında iyi niyetle hadis uyduran Müslümanların da büyük tesirleri olmuştur. Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde görülen tergib ve terhib ifadeleri insanları ne aşırı bir ümide kaptıracak, ne de ye’se düşürecek ölçüdedir. Fakat bunların icad ettikleri sözlerin herhangi bir ölçüsü bulunmadığı için Müslümanlar ya hudutsuz bir af ve merhamet ümidi ile dini ihmal etmeye veya aşırı bir ahiret ve azab korkusuyla dünyayı ve dünyevi vazifeleri terk etmeye sevk edilmiştir.”

İşte bal tefsirinin faydaları:
1–224 bin peygamber sevabı
2-Darlık görülmeyeceği
3-Fakirliğe düşülmeyeceği
4-Ölürken imanla gitmeye sebep olduğu
5-Kaza ve belalardan muhafaza olunacağı...

“Halk tarafından aşk ile okuna geldiğini” bildirdiği bal tefsiri hakkında Yusuf Tavaslı üstadımız sonunda şu ilginç kanaatini söyleyerek meseleye son noktayı koyuyor: “Şu bal tefsirini okuyan kimsenin herhangi bir kaybı olur mu?” El cevap: “Bana göre olmaz.”

A hocaefendi! Tarihte senin gibi düşünen bir sürü zahid bir sürü hadis uydurmadı mı?* Onlar da aynı basit mantıkla meseleye yaklaşmadı mı?** “Okuyan kimse bazı İslami faziletleri öğreniyormuş” Güler misin ağlar mısın?

Sonuç olarak diyebiliriz ki bal tefsiri hiçbir fazileti olmayan bir yalandır. Ve yalancının mumu ancak yatsıya kadar yanar. İslam ve ilim şafağın doğuşu ile silinmeye mahkûmdur. Elverir ki biz insanımıza doğru bilgileri doğru bir şekilde anlatabilelim.

Dipnotlar:
*Ünlü hadis uydurucularından meşhur abid Meysere bin Abdürrabbih öleceği sırada kendisine “Allah’ın rahmetinden ümitvar ol” dediklerinde “Nasıl olmam” demişti. “Hz. Ali’nin faziletlerine dair yetmiş hadis uydurdum”

Meşhur muhaddis Abdulhay el Leknevi (v:1886) “El Asar-ul Merfua Fil Ahbar-il Mevzua” adlı eserini haftanın ve senenin muhtelif gün ve gecelerinde kılınması tavsiye edilen namazlar hakkındaki mevzu hadisleri tenkit etmek için yazarken, Tavaslı’ya göre boş yere uğraşıyordu... Zira ona göre madem halk yalan yanlış da olsa bir şeyler öğreniyordu, varsın uydurma bir rivayet olsundu. Varsın din düşmanları bu tip rivayetleri sıralayarak bir sürü insanın kafasını çelsindi.

** Böyle uydurmalarla dolu bir kitabı bu vesile ile nazarınıza arz etmek istiyorum. Kitabın ismi: “İslam’a Göre Cinsel Meseleler” yazarı: “Abdullah Aydın... Mektup dergisinde(Sayı–176)kısa bir değerlendirme ve tenkidini yapan Sayın Emine Şenlikoğlu ateist yazarlara şöyle demekten kendini alamıyor: “Sizin yazmanıza gerek yok. İslami saha denilen ama İslamla ilgisi olmayan sahadaki hurafeler sizin yapacağınız kötülüğün on mislini yapmaktadır.”

İşte kitaptaki uydurma iki hadis: “Cennet ehlinden bir erkek 500 huri,400 bin kız ve 8000 tanede dul ile evlenir. Onların her birisi ile eğlenmesi ve geçirdiği zaman dünyada geçirdiği hayat kadardır.”sf:391

“Karısına kul olan yüzüstü sürünsün. Karısının isteklerine uyan bir erkek onun kölesi durumuna düşer ki, böyle bir erkek lanet edilmeye layıktır.”sf:193

KAYNAKLAR
1-Mevzu Hadisler-Yaşar Kandemir-Diyanet Yayınları- Ankara–1975
2-Dinde Yabancılaşma Ve Yozlaşma- Abdülhakim Yüce-Feza yayınları
« Son Düzenleme: 05 Kasım 2008, 16:53:13 Gönderen: mystic »

Çevrimdışı racül

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1265
BAL TEFSİRİNE REDDİYE
« Yanıtla #1 : 03 Ağustos 2006, 18:48:19 »
Bal tefsiri hikayesinde uydurma kokusu her tarafindan aliniyor. Ama, tamamen uydurma midir, yoksa olmus bir hadisenin bazi inhiraflarla anlatilmasi midir?

Hazreti Alinin evine üc büyük zatin gelmesi normal. Bal serbeti sunulmasi da normal. Icinden kil cikmasi da normal. Kilin alinmak istendigini gören Hazreti Ömer:

"bunu bize bir imtihan icin belki de Hazreti Fatima koymustur demis. Bunu tenkid edioyorsunuz. Imdi,

Bir cok ince meselelere güzel aciklamalar getiren, kalbindeki hikmet dilinden halka yayilan Hazreti Fatima'nin getirdigi bir bal serbetinden kil ciktigindan, "Hazreti Ömer'in ev sahibini utandirmamak icin, nezih bir müdahalede bulunmasinin nesi anormal?

Bizi imtihan etmek icin bunu yapmistir sözünü, öyle olmadigi belli oldugu halde kullanan bugün bile cok degerli bir cok insan var. Bu söz bize 14 asir icerisinde kimbilir hangi evrelerden gecti de degisti.Eger bu hadise gercekse, Hazreti Ömer cok daha nezih bir ifadeyle, bal serbetindeki kildan utanan Hazreti Alinin utancini giderme amacli daha edebi bir müdahalede bulundugunu tahmin ediyorum.

Ev sahibinin utanmamasi icin, bir kildan icinde hikmet dolu misralar cikartmak, orada hazir bulunan ashab adina takdir edilecek bir tavirdir. Onlarin her birerleri de zaten sairdir.

Bence bu bal tefsiri hikayesi oldukca güzel bir hikayedir. Dinimizin temel güzellikleri ile ilgili misralari iceriyor. Arapca orjinalini bulsak daha yararli olur.

Ama gecen asirlar iicinde, icine bir cook seylerin de sokusturuldugu saibesi okuyan herkeste uyaniyor.. Ama özü itibariyle güzel bir kissa...
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Çevrimdışı dolunay

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 5
BAL TEFSİRİNE REDDİYE
« Yanıtla #2 : 04 Ağustos 2006, 15:00:36 »
tamamen katılıyorum inşAllah rabbim bizi bidat ehlinden yazmaz ve islamiyeti hakiki ve orjinl haliyle yaşamamızı nasip eyler vesselam
« Son Düzenleme: 05 Kasım 2008, 16:54:14 Gönderen: mystic »

Çevrimdışı yakuti

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 24
Ynt: Bal tefsirine reddiye
« Yanıtla #3 : 17 Mayıs 2010, 22:32:05 »
Arkadaşlar,
 "Bal Tefsiri" adlı menkıbeyi abartılı bir şekilde eleştirmeniz doğrusu pek hoş olmamış...Şöyle ki; bir defa bu musahabede bendeki kitapta geçtiği şekliyle bulunan ibarelerde Rasulullah (s.a.v) ve Cebrail Aleyhisselâmın ibareleri ve "...yok okuyan ve taşıyan şu kadar sevab kazanırmış!.." diye bir husus yok...Sadece dört halifenin karşılıklı latifeleşmeleri şeklinde ifadeler var. Yani, bu ifadelerin de dine ve müslümanlara ne şekilde bir zarar verdiğini bir türlü çıkaramadım ? Şimdi, dünya metaı olan bal,tas ve bir kıl parçasından imalı ve kinayeli olarak müslümanların kalplerini rikkat ettirecek ve öte alemin güzelliklerini hatırlatacak bazı ifadelerin dört halife tarafından dile getirilmesinin ne mahzuru olabilir ? Bilâkis  bu anlayış ve teveccühlerin kuran Ahlâkı ile ilgili olduğu hükmüne varmak lazım değil midir ?  Diğer bir deyişle, günümüzdeki şu kadar fitne ve fesadın kol gezdiği, müslümanlar arasında haram ve mekruhların yaygın olduğu böyle bir zamanda, biz müslümanlara en çok zarar veren bir konu olarak bula-bula bu menkıbeyi  mi bulduk ?.. Pes vAllahi doğrusu pes !
« Son Düzenleme: 18 Mayıs 2010, 00:17:18 Gönderen: yakuti »

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Bal tefsirine reddiye
« Yanıtla #4 : 18 Mayıs 2010, 09:41:43 »
http://www.sadakat.net/forum/vakti-muhabbet/bunlara-inanmayin-internet-safsatalari-t17242.0.html;msg203112#msg203112

Yukarıdaki linkte daha önce sözünü etmişim bu konunun. Orada da belirttiğim gibi, içerik güzel, efendilerimizin tefsirleri çok manidar. Ama sonunda birilerine dağıtma zorunluluğu dinimizle çelişen şeyler...

Sonuçta Sadakat üyelerinin en çok önem verdiği konulardan biri olan "kaynak belirtme" yönü olmadığından, hele de bir türlü ulaşılamıyorsa kaynağa tabii ki şüpheyle bakmak lazım. Her ne kadar içerik ve tefsirler güzel olsa da, sonuçta uydurma bir yazı ise, hele de o mübareklerin söylemedikleri halde söyledikleri iddia ediliyorsa, çok çok çirkin bir davranış... Tabii ki rağbet etmemek lazım...

« Son Düzenleme: 20 Mayıs 2010, 17:09:37 Gönderen: Günbatımı »
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı kar delen

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 16
Ynt: Bal tefsirine reddiye
« Yanıtla #5 : 18 Mayıs 2010, 14:15:53 »
katılıyorum..

Çevrimdışı Ubeydün38

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 6
Ynt: Bal tefsirine reddiye
« Yanıtla #6 : 18 Mayıs 2010, 20:05:52 »
Bende bulunan yazidaki baslik BAL TEVILI dir.
Kaynagi: Ruhulbeyan Tefsiri, Cilt 2, Sahife 246.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Ynt: Bal tefsirine reddiye
« Yanıtla #7 : 18 Mayıs 2010, 22:30:55 »
Bu gibi hikayeleri hemen kabul etmek veya reddetmenin bizi bir takım yanlışlara götüreceği muhakkaktır. Bunların aslı olacağı gibi, uydurma olaylar da olabilir. Çünkü, uzun yıllar içersinde islamiyete bir takım yanlış fikirler, düşünceler, kısaca bizim "hurafeler" dediğimiz yanlışlıklar sokulmuştur.

Bunların bazıları İslamın temelleri zıt olabilmektedir. İslam büyükleri bunlardan bazılarına "İsrailiyyet" demişlerdir. Yani bunlardan bazıları, Yahudilerin İslam'ın temellerini yıkmak için, ortaya atmış oldukları fikirlerdir.

"Bal Tefsiri" adı altında verilen olay, İslam'ın temel kaynaklarında yer almamaktadır. Bu nedenle bu ve benzeri hadiselerin yayılmasını önlemek ve duyduğunu bir başkası ile paylaşmamak gerekir.

Böyle şeylerle karşılaştığımızda dini bir konu değilse ve toplumun fazla önem vermesine neden olacaksa üzerinde durmamak, yapmamak ve onun yaygınlaşmasına neden olmamak gerekir.


Sorularla İslamiyet Editör

Çevrimdışı yakuti

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 24
Ynt: Bal tefsirine reddiye
« Yanıtla #8 : 19 Mayıs 2010, 11:36:16 »
Sayın İsra,
Bahse konu olan bu "bal tefsiri" İslâiyetin hangi temelini yıkıyor söyler misiniz ? Sahabilerin birbirleriyle karşılıklı bütün konuşmaları İslam'ın temel kaynaklarında yer alıyor mu ki, bu konu yer alsın ? Diğer bir ifadeyle soracak olursak; siz bu konuşmaya inanmadığınız için nasıl bir fazilet ve sevab kazanıyorsunuz ki, inananlar ve benimsiyenler sizin bu kazançlarınızdan mahrum olsunlar ? Müsahhas (somut) olarak belirtir misniz ?

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Bal tefsirine reddiye
« Yanıtla #9 : 19 Mayıs 2010, 12:13:25 »
Bende bulunan yazidaki baslik BAL TEVILI dir.
Kaynagi: Ruhulbeyan Tefsiri, Cilt 2, Sahife 246.

İçerik aynı mıdır? Ayrıca yaygınlaştırılması, dağıtılması ve karşılığında vadedilen sevaplar da yazılı mıdır bahsettiğiniz kaynakta?

Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Ynt: Bal tefsirine reddiye
« Yanıtla #10 : 20 Mayıs 2010, 03:33:08 »
sayın yakuti bunca cevapları okumanıza rağmen hala birşeyler anlayamamışsanız benim izah yapmamda işe yaramaz sanırım ama yinede kısaca şöyle berilteyim dinimizde olmayan şeylerin varmış gibi göstermek isterse yararlı olsun ama kaynağı yoksa yani ne kitabımızda ne de sünnetlerde yoksa bunlara dine sonra sokulmuş bidat veya hurafe denir.amacımız dinimizi bu tür şeylerden korumaktır. aksi takdirde sapla samanı biribirine karıştırmış oluruz.

böyle bir tefsir yoksa ve varmış gibi göstermenin ne gibi faydası var ben de size soruyorum?

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Bal tefsirine reddiye
« Yanıtla #11 : 20 Mayıs 2010, 17:13:44 »
2-Bal tefsirine göre Hz. Ali bir “gazaya” gidiyor. Hangi gaza belli değil, tabii niye sadece kendisinin gittiği de bilinmiyor.


Bu konu daha önceden de dikkatimi çekmişti... Çok doğru! Savaş kişiye özel değil, millete, dine özel bir şeydir. Neden sadece Hz. Ali (r.a.) gitmiş de, diğerleri gitmemiş? Bu bile tek başına büyük çelişki!
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı kimya

  • Kimya
  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 19
Ynt: Bal tefsirine reddiye
« Yanıtla #12 : 20 Mayıs 2010, 18:51:11 »
çok faydalı oldu Allah razı olsun hakikaten yanlışlar o kadar çok ki.. doğru bildiğimiz yanlışlardan bahsediorum..(

Çevrimdışı yakuti

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 24
Ynt: Bal tefsirine reddiye
« Yanıtla #13 : 20 Mayıs 2010, 19:16:40 »
Moderastör isra,
 Bu konunun olmadığına yani uydurma olduğuna deliliniz nedir ?
İslâm kaynaklarda bütün sahabilerin hayatları ve konuşmaları-mükâlemeleri geçiyor mu ki, bu da geçmiş olsun ?

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6605
Ynt: Bal tefsirine reddiye
« Yanıtla #14 : 20 Mayıs 2010, 19:21:39 »
Moderastör isra,
 Bu konunun olmadığına yani uydurma olduğuna deliliniz nedir ?

Olduğuna dair sizin deliliniz nedir?  e52))

Alıntı
slâm kaynaklarda bütün sahabilerin hayatları ve konuşmaları-mükâlemeleri geçiyor mu ki, bu da geçmiş olsun

Eğer geçmiyorsa doğruluğuna nasıl emin oluyorsunuz? Eğer doğru değilse bu yalan söylemeye girmiyormu?

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Sözün âfeti yalan söylemektir.“ “Hatâların en büyüğü, yalan konuşmaktır.”

Sekiz sınıf, Allahın, kıyamette en çok buğz ettiği kimselerdir ve ilk sırayı yalancılar alıyor

Bu durumda eğer doğu değilse, yalan olur

Alıntı
Sayın İsra,
Bahse konu olan bu "bal tefsiri" İslâiyetin hangi temelini yıkıyor söyler misiniz ?

Yalan İslam temelini yıkmaz mı?

Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Bir müminin kalbi doğru olmayınca, imanı doğru olmaz. Dili doğru olmayınca da kalbi doğru olmaz.”
« Son Düzenleme: 20 Mayıs 2010, 23:23:14 Gönderen: Tuğra »
〰〰〰〰🐠