Gönderen Konu: Calismak farz dir  (Okunma sayısı 3374 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Oruc_Reis

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 438
    • http://www.oranjehorizon.nl
Calismak farz dir
« : 05 Ocak 2008, 01:21:32 »

Çalışmak farzdır
 
İslam büyükleri, kendi nafakalarını kendileri çıkartırlardı. Başkasının eline bakmayı uygun görmezlerdi. Peygamberler de kendi nafakalarını kendileri kazanmışlardır. Kendinin ve çoluk çocuğunun nafakasını temîn için çalışmak farzdır. Başkalarına yardım için her türlü kazanç yolunda çalışarak daha fazla kazanmak mubâhtır.
İdrîs aleyhisselâm terzilik yapardı. Dâvüd aleyhisselâm demircilik yapardı. İbrâhîm aleyhisselâm ziraat ve kumaş ticâreti yapardı. İlk olarak kumaş dokuyan Âdem aleyhisselâmdır. Din düşmanları, ilk insanların ot ile yaprak ile örtündüklerini, mağarada yaşadıklarını yazıyorlar. Bu yazılarının hiçbir vesîkası yoktur. Yalandır.
Îsâ aleyhisselâm kunduracılık yapardı. Nuh aleyhisselâm marangozluk, Sâlih aleyhisselâm çantacılık yapardı. Peygamberlerin çoğu çobanlık yapmıştır. Hadîs-i şerîfte, “Evinin ihtiyaçlarını alıp getirmek kibirsizlik alâmetidir” buyuruldu.
Resûlullah efendimiz mal satmış ve satın almıştır. Satın alması daha çok olmuştur. Ücret ile çalışmış ve çalıştırmıştır. Ortaklık yapmıştır. Başkasına vekîl olmuş ve vekîl yapmıştır. Hediye vermiş ve almıştır. Ödünç ve âriyyet mal almıştır. Vakıf yapmıştır.
Dünya işi için kimseye kızmamış, incitecek şey söylememiştir. Latîfe (şaka) yapmış ve söylemiş, latîfeleri hep hak üzere ve faydalı olmuştur.
Bunları yapmaktan çekinmek, utanmak, kibir olur. Çok kimseler burada yanılırlar. Tevâzu ile tezellülü, aşağılığı birbiri ile karıştırırlar. Nefs, burada çok kimseleri aldatır. Bunları birbirinden iyi ayırmalıdır.
Bir Müslümanın, yaptığı ibâdetleri, iyilikleri beğenerek, bunlarla övünmesi, dinimizin yasakladığı kötü huylardandır. Buna ucb denir. Bunların Allahü teâlâdan gelen ni’metler olduğunu düşünerek, sevinmek kötü huy olmaz. Bunların Allahü teâlâdan gelen ni’metler olduğunu düşünmeyerek kendi yaptığını, kazandığını sanarak sevinmek, kendini beğenmek, yaptığını kendinden bilmek kötüdür.
İnsan, ni’mete kendi eliyle, kendi çalışmasıyla kavuşmadığını, Allahü teâlânın lutfu ve ihsânı olduğunu düşünmelidir. Böyle düşünmek, ucb tehlikesi olduğu zaman farz olur. Diğer zamanlarda ise müstehabdır.
 

cihan baginda ey akil, budur makbul-i ins i cin.Ne kimse senden incinsin, ne sen bir kimseden incin.

Çevrimdışı Oruc_Reis

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 438
    • http://www.oranjehorizon.nl
Allah tan korkmak
« Yanıtla #1 : 05 Ocak 2008, 01:23:55 »
Allahtan korkan kimse...
 
İshak bin Half hazretleri buyurdu ki : “Allahü teâlâdan gerektiği şekilde korkan kimse, ağlayıp gözünün yaşını silen kimse değildir! Allah’tan gerçekten korkan ancak o kimsedir ki; Allahü teâlânın rızasına aykırı bulunan ve O’nun azâbına sürükleyen şeyleri tamâmen terk eder.”
Hâtem’ül-Esam, Kur’ân-ı kerîm’in (Rabbimiz Allah’tır deyip de doğruluktan ayrılmayanların üzerlerine, “Korkmayın, mahzun da olmayın! Size vaad olunan cennetle sevinin!” diye melekler inecektir) meâlindeki âyeti hakkında, şöyle buyurdu:
Melekler tarafından kendilerine böyle müjde verilecek olan kimseler, ancak dünyada iken korkusu ve hüznü sürekli olan kimselerdir. Fakat o kimse ki, günaha dalmış, azgınlık ve taşkınlık yapmış, sonra da nâdim olmamıştır, ona böyle bir şey söylenecek değildir.”
Hazreti Ali diyor ki: “Hayvanlar, kuşlar ve balıklar ölümden sonra artık müsterihtir. Fakat ben bir insan olarak amelime bağlı bulunmaktayım!” Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur: “Cebrâil aleyhisselâmı her gelişinde mutlaka Cenâb-ı Hakk’ın heybetinden korkup titrediğini görürdüm.”
Yahya bin Muaz buyurduki: “Tefekkür ufkunun genişlemesi ve ibret nazarının derinleşmesi, kalbde öyle hikmetler husule getirir ki, bu hikmetler dile geldiği zaman hakimler onları sevgi ile karşılar; âlimler ona boyun eğer; fakr ve zühd mesleğini seçenler ondan taaccüb ederler, edibler onları ezber etmeye koyulurlar!”
Süfyan-ı Sevrî, “Mü’minin hüzün ve korkusu, kalbindeki basiret nurunun miktarıncadır!” buyururdu.
İbrahim bin Edhem buyurdu ki: “İnsanın beden yapısında duyduğu acılar, nasıl birtakım hastalıkların neticesi ise, ruh yapısında duyduğu sıkıntılar da aslında Allah’a karşı kusurlu oluşunun neticesidir. Şüphesiz Allahü teâlâ her derdin devasını ihsan eder! Kulun hüznü arttığı zaman, gözyaşları gönlüne akmıya başlar... ve bedeninde bir çözülme olur.”
İbrahim bin Edhem hazretleri yaşlandığı zaman, sakalına beyaz düşmüştü. Kendisine dediler ki: “Sakalınızdaki beyazları boyamıyor musunuz?” O da şu karşılığı vermiştir: “Boyatmak zinetten sayılır. Biz ise gece-gündüz hüzün ve matem içindeyiz!”
 
cihan baginda ey akil, budur makbul-i ins i cin.Ne kimse senden incinsin, ne sen bir kimseden incin.