Gönderen Konu: Hz. Fatıma'nın Eli korur mu?  (Okunma sayısı 14141 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Hz. Fatıma'nın Eli korur mu?
« : 14 Ocak 2011, 04:26:01 »



Çeşitli takı, çanta, giysi, yastık kılıfı, koltuk örtüsü tasarımlarında görmeye alışık olmadığımız bir simge var. El şeklinde, ortasında göz resmi bulunan simgeye 'Fatıma'nın Eli' adı veriliyor. Bu eşyaları satanlar ve kullananlar; simgenin musibetlerden koruduğuna inanıyor. İlahiyatçılar ise bu tür simgelerin dinî hiçbir önem taşımadığını söylüyor.

Son zamanlarda farklı aksesuarların üzerinde bir simge gözümüze çarpıyor. Orta parmakları aynı uzunlukta, başparmak ve serçe parmağı birbirine simetrik ve farklı yönlere bakan, ortasında bir göz figürü bulunan aşağıya dönük el şeklinde bir simge. Buna, 'Fatıma'nın Eli' deniyor. Özellikle kolye, küpe, yüzük, künye gibi çeşitli takılarda, çantalarda, giysilerde, yastık kılıflarında, koltuk örtülerinde gördüğümüz simgeye dinî önem atfediliyor. Sadakati ve sabrı temsil ettiğine ve musibetlerden koruduğuna inanılıyor. İlahiyatçılar ise bu tür simgelerin bidat ve hurafeden ibaret olduğunu belirtiyor.

İlahiyatçılar, 'Hz. Fatıma'nın Eli' diye simgeleştirilen şeklin esasen hadis kaynaklarından Tirmizi'nin Sünen'inde ve Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde geçen, ehl-i kisa (örtü ehli) hadisi diye bilinen rivayete dayandığını ifade ediyor. Rivayet şöyle: Hz. Peygamber (sas)'in hanımlarından biri olan Ümmü Seleme'nin anlattığına göre bir gün Hz. Peygamber, Ümmü Seleme annemizin evindeyken, Hz. Fatıma elinde bir kap çorbayla gelir ve Efendimiz'in yanına girer. Hz. Peygamber, 'Eşini ve iki oğlunu çağır!' der; bunun üzerine Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin gelir. Hep beraber o çorbayı içerler. Bu rivayeti bize aktaran Ümmü Seleme annemiz, odada namaz kılarken, Allah Teâlâ'nın "Ey ehl-i beyt! Allah sizden günahları gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor." (Ahzab, 32/33) ayeti iner. Bunun üzerine Hz. Peygamber o esnada üzerinde oturmuş olduğu Hayber dokuması örtünün artan bölümünü o dört kişinin üzerine bürür. Elini dışarı çıkarıp semaya çevirir ve iki defa "Allah'ım! Bunlar benim Ehl-i Beyt'im ve yakınlarımdır. Onlardan günahları gider ve onları tertemiz kıl!" diye dua eder. Ümmü Seleme annemiz bunun üzerine başını odanın kapısından uzatarak, "Ben de sizlerle beraber miyim ya ResulAllah?" deyince, Hz. Peygamber'in "Sen hayır üzerinesin, sen hayır üzerinesin!" dediğini nakleder.

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Prof. Dr. Suat Cebeci, "Fatıma'nın Eli" sembolünün, hayır ve bereket getireceği inancıyla kullanılmasının dinimiz ve inancımız açısından doğru olmadığını söylüyor. Cebeci'ye göre, bu tür sembollere uğur, uğursuzluk gibi anlamlar yükleyerek beklentiye girmek putperestliği çağrıştıran bir iman zafiyetine işaret ediyor. Cebeci, Hz. Peygamber'in canlı, cansız herhangi bir varlığa uğur veya uğursuzluk atfedilmesini yasaklayarak bunların şirke götürecek bir yol olduğuna dikkat çektiğini vurguluyor.

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Doğan Kaplan, 'Fatıma'nın Eli' ismiyle yayılan simgenin yukarıdaki hadisle ilgili olduğunu anlatıyor. Kaplan'a göre, Hz. Peygamber'in kendisiyle beraber beş kişinin üstünü örtmesi kaynaklarda 'ehl-i kisa' ya da 'ehl-i aba' yani 'örtü ehli' olarak geçiyor. Ve zamanla örtü ehli, 'pençe-i âl-i aba' şekline dönüşüyor. Pençe 'beş' anlamına geliyor ve bir elin beş parmağı anlamında kullanılıyor. Pençenin beş kişisi tasavvufi eserlerde; Hz. Peygamber, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i temsil ediyor. Özellikle Alevi-Bektaşi kültüründe bir eli simgeleyen pençe her bir parmakta bu beş kişinin adı yer alarak kullanılıyor.

Doğan Kaplan, "Öyle anlaşılıyor ki Hz. Fatıma'ya duyulan aşırı sevgi sonucu 'pençe-i âl-i aba anlayışı' tüccarların da katkısıyla maddi gelire çevrilmiş ve bidatleştirilmiş." diyor. Kaplan'a göre ne Şii kültüründe ne de Alevilik-Bektaşilik anlayışında bugün kullanıldığı gibi bir nazardan koruma, keramet vb. şeyler bu pençeye atfedilmemiştir. Bu son zamanlarda ortaya atılmış bir bidattir.

Hz. Fatıma'nın hayatı örnek alınmalı

Doğan Kaplan, "Fatıma'nın Eli" gibi sembollerde keramet aramak yerine onun yaşadıklarını, mücadelesini ve çektiği sıkıntıları öğrenip hayatının örnek alınmasını tavsiye ediyor. Zira Hz. Fatıma, hem erken yaşta annesini kaybetmiş hem de "babasının annesi" lakabını almış bir şahsiyet. Bu sebeple Hz. Peygamber, mübarek kızını çok sevmiş, yanına her geldiğinde onu ayağa kalkarak karşılamış ve ona ayrı bir değer vermiştir.

Suat Cebeci, Peygamberimiz de dâhil olmak üzere dinî yönden mübarek ve saygın kişileri sembollerle anmamamız, onların herhangi bir uzvunu sembol olarak kullanmamamız gerektiğini ifade ediyor. Cebeci'ye göre Hz. Fatıma'ya karşı saygı ve sevgimizi içimizde yaşatmalı ve dünyada onun bir sembolüne sarılmak yerine, ahirette şefaatini ummalıyız.

zaman

Çevrimdışı hediye

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 15
Ynt: Hz. Fatıma'nın Eli korur mu?
« Yanıtla #1 : 19 Ocak 2011, 10:58:42 »
bence de hiç bir önem taşımıyor.Çünkü dinimizin bu tür somut şeyleri kaldırmadığını düşünüyorum..

Çevrimdışı mazlum

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 861
  • Allah'a giden tüm yollar.Kalp lerden gecer.
Ynt: Hz. Fatıma'nın Eli korur mu?
« Yanıtla #2 : 22 Ocak 2011, 22:27:33 »
Urve İbnu Amir el-Kureşi radıyAllahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında uğursuzluktan bahsedilmişti. Buyurdular ki:

"Bunun en iyisi fe'l (uğur çıkarma)dır. (Uğursuzluk inancı) bir müslümanı yolundan alıkoymasın. Biriniz, hoşlanmadığı bir şey görecek olursa şu duayı okusun: "Allahümme la ye'ti bi'l-hasenâtı illa ente ve lâ yedfe'u's-Seyyiâti illâ ente velâ havle ve lâ kuvvete illâ bike. (Allahım! Hayrı ancak sen verebilirsin, kötülüğü de ancak sen defedebilirsin. İbadet, çalışma, korunma vs. için muhtaç olduğumuz) güç ve kuvvet de ancak sendendir.)"

Ebu Davud, Tıbb 24, (3919).

Hz. Enes radıyAllahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ne sirayet (buluşma), ne de uğursuzluk vardır. Benim fe'l hoşuma gider." Yanındakiler sordu: "Fe'l nedir?"

"Güzel bir sözdür!" buyurdu."

Buhari'nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Benim, dedi, fe'l-i salih, güzel bir kelime hoşuma gider."

Buhari, Tıbb 44, 54; Müslim, Selam 113, (2224); Ebu Davud, Tıbb 24, (3916); Tirmizi, Siyer 47, (1615).

Sehl İbnu Sa'd radıyAllahu anh: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "bir şeyde (uğursuzluk) olsaydı, bu atta, kadında, meskende olurdu."

Kaynak .Kütübü Sitte
« Son Düzenleme: 22 Ocak 2011, 22:30:15 Gönderen: Rahmani »
Bir harf yeter inan, varsa o evde bir insan.

Dost Ararsan Kendine Bak
Dostun Ağlasını Bulursun
Düşman Ararsan Yine Kendine Bak
Düşmanında Ağlasını Bulursun .
vesselam .

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Hz. Fatıma'nın Eli korur mu?
« Yanıtla #3 : 23 Ocak 2011, 02:12:52 »
Bu el şekillerini ve böyle bir düşünce olduğunu ilk kez okudum. Hz. Fatıma'nın eli!  e44))

Özellikle Alevilerde de Hz. Ali'nin (güya) portresi bulunuyor, rağbet görüyor!
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana