Gönderen Konu: Kabirden Gelen Mektup  (Okunma sayısı 11727 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı müjde_ci

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 149
Kabirden Gelen Mektup
« : 26 Aralık 2010, 15:33:36 »

Kabirden Mektup

Canim Anneciğim

Hani başucumda toplanmış, telaş içinde feryada figan ile gözyaşı dokuyordunuzya iste o anda dünyada iken hiç görmediğim, tanımadığım varlıklar geldi yanıma. Meğer onlar Meleklermiş. Azrail ve diğer görevli melekler... o esnada bir şey daha oldu. Bana Ahirette ebedi kalacağım yer gösterildi. Alevler vardı orada. Ceza yeriymiş orası. Her şeyi anladım. İhmalimi de hatalarımı da. Ve çok korktum anne. Bir ürperti sardı bedenimi. Öyle bir sıkıntıya girdim ki sizleri de tanıyamaz oldum. Azrail’e baktıkça korkumun şiddeti arttı. Çok heybetliydi. Pişman olmuştum dünyadaki gafletime. O sırada Allahu Teala dan salih ameller isleyebilmek için olumu geciktirmesini ve beni tekrar geri dunyaya göndermesini istedim. Ama vakit çok geçti. İstediğim kabul olunmadı. Tabi bunlardan sizin haberiniz olmadı. Nasıl acı çektiğimi hissedemediniz. Öyle ya ne bilecektiniz. Benim gibi Azrail’i bütün dehşetiyle görmediniz ki. Hani dünyada iken Sekerati Mevt diyorlardiya ne kadar zormuş. O anki acıyı anlatmak mümkün değil. O gün gelipte Azraille karsılaşanlar bilir ancak. Yani tadınca bilir ana tadınca bilir.



Gerçekten Peygamberimiz (sav) in "Allahim sekerati mevtte olum zahmeti ve baygınlığımda bana yardim et." diye dua ettiğini söylerdi hocalar da sanki kulağımın birinden girer nefsime hiç etki yapmadan diğerinden çıkardı. Ne kadar doğru imiş. Yani anlayacağın anacığım o olum ani kasabın elinde derisi soyulan koyunun düştüğü an gibi bir hal. Izdirap dolu bir an. Çok ama çok zor. Ve çok korkutucu. Bu korkunç manzara karsısında biliyor musun ruhum bedenimden çıkmak istemedi ana, parçalara ayrıldı kaçışıp duruyordu bedenimde. Ruhum çıkmamakta direndikçe melekler de bana azap ettiler. İste böylece daha ruhum çıkmadan kabir azabı başlamıştı. Nihayet ruhum bedenimi terk etti de bende bu azaptan kurtuldum. Hep duşundum durdum anne. Acaba bu kadar cezayı hak edecek ne yaptım? Fakat sonradan anladım bu cezanın sebebini. Meğer bunlar dünyada islediğim kotu amellerin sonucuymuş. Azrailin yanında iki melek daha vardı biri rahmet diğeride azap meleğiymiş. Ölen iyi kimse ise Azrail aldığı ruhu rahmet meleğine kotu kimse ise azap meleğine verirmiş. Allahin emri böyle imiş. Bir yığın azaptan sonra Azrail ruhumu aldı.... ve.... azap meleğine teslim etti. O zaman daha önce gösterilen ahretteki yerimin ne kadar kotu olduğunu daha iyi anladım. Zaten ruhum alınacağı sırada bir kus gibi göğsümün en üst tarafına, köprücük kemiğime fırlamıştı. O zaman meleklerin konuşmalarında her şey belli olmuştu. Çünkü, "bunu kim tedavi edecek?" diye birbirini soruyorlardı. O ani ve sıkıntılarını anlatmak imkansız anacığım. Ayaklarım birbirine dolaştı melekleri görünce. Belki sizde fark ettiniz ayaklarımdan kanın çekildiğini ve bembeyaz buz gibi olduğunu. İste böyle anne.



Benim dünyadan getirdiğim kotu amellerim dolayısıyla melekler ruhumu bedenimden zorla almak durumunda kalmışlardı. Bunlar naziat melekleri imiş. Eğer amellerim iyi olsaydı, yani Salih amel sahibi olsaydım o zaman neşeli ve kolaylaştırıcı Nasihat melekleri ruhumu alacakmış. Ve bana Allahin selamını sunup selam sana ey Allahin Veli kulu, muhakkak ki Allahu Teala sana selam gönderiyor diyecekmiş. Nerdeee! Gafletimin acısını çektim iste böylece anne. Ve şayet Azrail geldiğinde abdestli olsaydım birileride yanımda Kuran okusaydı ve Salih amellerimde çok olsaydı, o kadar acıyı çekmeyecektim biliyor musun. Olumum daha kolay olacaktı. Yahut orada bulunanlardan Alla hin sevdiği bir dostun benim için azraile "Ey Azrail, arkadaşıma acı. Ona yumuşak davran çünkü o müminlerdendir " dese ve böylece dua etseydi yine o kadar acı çekmeyecektim biliyor musun. Doğrusu Azrail gelirken zaten heybetinden korkmuştum. Zira daha ruhumu almadan onu korkunç sekliyle gördüm. Keşke gözlerim kor olsaydı da onun korkutucu seklini görmeseydim. Ama öyle değil. Gözlerim körde olsa yine de onu görürmüşüm. Dünyada iken kor olup olmamak fark etmezmiş herkes olum anında ruhu daha çıkmadan onu mutlaka görürmüş. Bilmem ki canim anneciğim. Benim olum anında boğazımın sıkılarak hırıltılar çıkardığını, yüzümün renginin değişip siyaha yakın bir hal aldığını, ve ağzımın köpürdüğünü gorebildinmi? Zannetmiyorum. O kadar çok feryada figan içindeydin ve o kadar gözyaşı dokuyordun ki bunları fark etmen mümkün olamazdı o anda...


pırlantanın kıymetini hamal yükün kıymetini sarraf takdir edecekse pintiler zengin, arsızlar muteber,ciğersizler kahraman, başlar ayak,ayaklarda baş olmuş demektir

Çevrimdışı müjde_ci

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 149
Ynt: Kabirden Gelen Mektup
« Yanıtla #1 : 26 Aralık 2010, 15:35:24 »
alıntı yusuf ziya özkan
yazmayı unuttum nerden paylaştığımı
pırlantanın kıymetini hamal yükün kıymetini sarraf takdir edecekse pintiler zengin, arsızlar muteber,ciğersizler kahraman, başlar ayak,ayaklarda baş olmuş demektir