Gönderen Konu: kader hakkında bir kaç inci  (Okunma sayısı 22841 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı muallim

  • yazar
  • ****
  • İleti: 758
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #30 : 14 Ağustos 2005, 21:11:21 »

Alıntı
alimin uykusu cahilin ibadetinden hayirlidir. keske bizlerin de uykulari bu kadar degerli olabilseydi muallim


Hakket keske oyle olabilseydik...
"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz."
[Hucurat Suresi 10]

Çevrimdışı çorbacı

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 15
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #31 : 15 Ağustos 2005, 15:41:24 »
Kaderi Takdir eden Rabbimizdir. O bize bir hayaT Takdir eTTi biz de yaşıyoruz. Kaderimizi biz bilmiyoruz o biliyor. Bize düşen şey sebeblere yapışarak kurTuluş yolunu bulmak. Namaz kılmak ,oruç Tutmak... Yoksa cenneTe giTmemiz Takdir edilmediyse namaz kılmak da nasib olmaz oruç TuTmak da...
Kalbin şifası dini ilimdir.

Çevrimdışı racül

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1265
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #32 : 15 Ağustos 2005, 17:56:14 »
kazayi mübrem kazayi muallak mi idi?

Ikiye ayriliyordu kaza... Bu kaza meselesi de olayi aydinlatir tahminim..

Bir de,


يمحوالله ماىشاء ويثبت

(Hazreti Allah (CC) diledigini sabit birakir diledigini mahv eder)

ayeti celilesi hakkinda ne diyoruz?

En cetrefillli mevzu kader mevzuudur, cetrefilliligi oraninda da ayak kaymasina yol acar maazAllah...

Ama bu hususlarla ilgili bilgisi olan var mi?
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Çevrimdışı reis

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 185
    • Fatih Camii
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #33 : 15 Ağustos 2005, 21:46:25 »
Alıntı

(Hazreti Allah (CC) diledigini sabit birakir diledigini mahv eder)



Burada rabbül alemin diledigi, onun emir ve nehiyleri ile onun uyulmasi yasanmasi olabilir mi?

Çevrimdışı racül

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1265
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #34 : 16 Ağustos 2005, 20:56:09 »
Bu ayeti kerimenin teefsirnde Elmalili merhum, kader ile ilgili oldugu görüsüne yer veriyor. Hazreti Allah kaderinden diledigini siler, siledigini sabit birakir. DUa ile kader de degisebilir gibi bir netice cikiyor.
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Çevrimdışı çorbacı

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 15
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #35 : 18 Ağustos 2005, 07:10:19 »
Bir ayeT-i kerimenin birden çok manası olabilirir. Bir ayeT-i kerimenin açıklanmasında buna uygun bir hadis varsa bu gözden kaçırılmamalıdır. Hadislerde  Resulullah'ın ''Ey kalbleri çeviren rabbim benim kalbimi İslam üzere sabiT kıl.'' diye dua eTTiği rivayeT edilir. İşTe bu hadis ışığında mübarek ayeT-i kerime Rabbimizin dilediğini İslam dairesine sokabilirken ,dilediğini bu yolda sabiT kılabilirken, dilediğini de başka yollara çevirerek mahvedebileceği mealindedir, sanıyorum. Doğruyu bilen odur... Hüküm veren odur...

Dua mü'minin silahıdır. FakaT haşa dua edilince Rabbimiz o duayı yerine geTirmekle zorunlu TuTulamaz. Çünkü onu zorlayabilecek bir kuvveT yokTur. O muTlak hakimdir. Dua ile kaderin değişmesi de söz konusu olamaz. Çünkü bu da bir zorlama olarak anlaşılır. Kader değişebilir diyenler kavram kargaşası yapTıklarından böyle diyorlar. Biz kavram olarak ezelde Takdir edilen durum manasında kader değişmez diyoruz. Ayrıca değişmek zaman unsurudur ve Rabbimizin mekandan ve zamandan münezzeh olduğu da açıkTır. O halde duanın manası İsmail Fakirullah hazreTlerinin de ifade eTTiği ''Vermek isTemeseydi isTek vermezdi'' sözünde gizlidir. Gerçek anlamda dua kabul olunur. Çünkü isTeği o verdi ve halis duayı kabul edeceğini hükmeTTi... Hüküm onundur ve Rabbimiz hükmünde bir yanılma olmayandır.

Kader konusu bana çok çok açık gelirken, bazı arkadaşlar açıkça göremediklerini söylüyor. Hadisde ''Ahir zamanda koca karılar gibi iman edin'' buyurulmakTadır. Bunun hikmeTi sanırız  ki kader inanıcının kiTablardan ziyade yaşam içerisinde öğrenilebildiği yönündedir. GerçekTen kadere imanı gösTermekTe yaşlı kadınlar, ninelerimiz hayaTlarıyla orTadalar.Kadere imanın olmazsa olmazı kadere rıza şarTını yerine geTiren nadir insanlardır bunlar.

Sonuç olarak İslam kader inancını da her Türlü hurafeden arındırmış bir şekilde bize açıklamışTır. Bu TarafTa eksiklik yok. Eğer anlaşılmadıysa bize gelen rahmeT yağmurunu engelleyen günahlardan kuRTulmak için çaba gösTermeliyiz. Ne demek bu? Kader inancı sadece okuyarak çalışarak öğrenilmez. Kader inancını düzelTmek için evvela günah işlemeyi bırakarak mesela TV seyReTmeyerek, kulağı günahlardan (çalgı, Türkü, Şarkı...) koruyarak eTrafımızda oluşan kara buluTları dağıTmalıyız. Böylece güneşin ışığı bize ulaşabilir.
Kalbin şifası dini ilimdir.

Çevrimdışı racül

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1265
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #36 : 18 Ağustos 2005, 13:44:36 »
Cok güzle yazmissin dostum..

Simidi bazi hadisi serifleri alip tevilini kendi anlayyisimiza göre yaptigimizdan bazen Cebriye Kaderiye gibi bazi makbul ehli kelam firkalarina benzeyen görüsler serd edebiliyoruz...

Iradei Cüziyeyi de görmezden geliyoruz...

Bu babtan bir acilim olsun diye ekledimdi...
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Çevrimdışı yusufum

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 418
Re: kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #37 : 19 Ağustos 2005, 15:42:30 »
Alıntı yapılan: "karatoprak1975"
Kaderi nasıl anlıyoruz?

İnsan bir şeyi yapmak ister, bir şeyi yapmaya niyet eder, birçok seçenek içinden birisini tercih eder, seçer. Allah da, insanın tercih ettiği şeyi yaratır. Meselâ, elimizi kaldırmak istedik, indirmek değil de kaldırma tercihini yaptık, işte o anda Allah elimizi kaldırıyor. Çünkü biz kaslarımıza, kanımıza, beynimize, hükmedemiyor, söz geçiremiyoruz. Bu yapma ve yaratma işini Allah yapıyor. Elimizi kaldırdık ve karşımızdaki adamın suratına bir tokat indirdik. Tokat vurmayı isteyen kim? İnsan. Tokadı, adamın suratına indirmeyi yaratan kim? Allah. Burada sorumlu kim? İnsan. Yine elimizi kaldırdık, karşımızdaki arkadaşımızın yüzünü okşadık, ona olan sevgimizi ifade ettik. Arkadaşımızın yüzünü okşamayı isteyen kim? Biz. Elimizi arkadaşımızın yüzüne değdiren kim? Allah. Burada sorumlu kim? Yine insan.




İrade-i  cüziyenin başladığı yerde İrade -i Külliye tecelli eder.
Kul kendi iradesini hangi yöne kullanırsa ilahi irade o yönde
kendini gösterir.Allah'ın(cc) hayr -a rızası vardır şerr -e rızası yoktur.
ANA HAKİKAT'İ ANLAT

Vuslat Yolcusu

  • Ziyaretçi
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #38 : 20 Ağustos 2005, 02:01:51 »
"çorbacı"]Kaderi Takdir eden Rabbimizdir. O bize bir hayaT Takdir eTTi biz de yaşıyoruz. Kaderimizi biz bilmiyoruz o biliyor. Bize düşen şey sebeblere yapışarak kurTuluş yolunu bulmak. :x

Çevrimdışı çorbacı

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 15
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #39 : 20 Ağustos 2005, 06:12:14 »
yusufum

Kader inancını anlaTan kiTablarda umumi olarak sizin söyledikleriniz geçer. Ancak bunları iyi anlayabilmek gerek.

Bu şekildeki yazılardan İslam'ı yeni öğrenecek olan bir insan farklı şeyler anlayabilir.

Sizin yazınızdan şu çıkar: ''Allahü Teala bizim her isTediğimizi yaraTır.''

Halbuki her isTediğimizi yapan bir İlah inancı İslam'da yokTur. Çünkü her isTediğinizin yapılması demek  sizin efendi İlahımızın haşa köle olması anlamına gelir. Çünkü  hizmeT eden köledir, hizmeTi görülen efendi...

Öyleyse bu şekildeki yazıların birer ''sonuç'' ve ''basiTleşTirme'' olduğunu unuTmamak gerekir.

Size soruyorum elimizi kaldırıp indireceğimizi Allahü Teala bilmiyor muydu? Biliyordu. Peki bu bilme yanlızca bilme olarak mı kalır. Bir başkasının yaraTTığını değil kendi yaraTTığını biliyor. Bu ise elimizi kaldırıp indirmemizin onun hükmü ile olduğunu bize söylüyor. Onun bilmesi demek yoldan geçen birini pencereden görmek demek değildir. Kişiyi yoldan geçiren de odur. Ve herşeyin ne şekilde davranacağını Takdir eden de odur... Burada İlahi güç bizi bir yöne sevk ediyor.

Yukarıda söylediklerimiz cebriyye fırkasını çağrışTırıyor değil mi? Ama bunun cebriyyeden ayrı olan yönü açıkTır. Biz diyoruz ki insana harekeTleri yapTırTan da yanlış harekeTlerden öTürü ona cezasını veren de Allahü Teala'dır. Mesela bir kimsenin adam öldüreceği kaderde yazılıdır. O kişi bu İlahi Takdiri bilmese de bir gün bunu kesinlikle işleyecek ve Allahü Teala onu adam öldürmekTen dolayı cehennemde yakabilecekTir. Bunda şaşılacak sıkılacak bir durum da yokTur. Ona ''niye'' denmez. O hesab vermez biz veririz.

Cebriyyenin bize anlaTılan şekliyle haTası insanın davranışlarından sorumlu olmadığıdır. Halbuki biz davranışlardan sorumluyuz. Bu yusufumun yazısından anlaşılan bir durum değildir. Yani davranışlarımızdan sorumluluk o davranışı bizim husule geTirmemiz ve biz isTediğimiz için yaraTıldığı sebebine bağlanamaz. Kaldı ki bunu bu şekilde anlamak MuTezile gibi düşünmek olur.

Öyle ise Ehli SünneT'in kader görüşü, Cebriyye'nin çıkış noKTası ile MuTezile'nin varış nokTasından oluşTuğu söylenir.

Peki insanın hem kader karşısında çaresiz olması hem de buna rağmen TuTulup ceza görmesi haşa İlahi bir zulüm müdür? Değildir. Çünkü hiç unuTulmaması gereken bir şey var ki:'' Kaderi o bilir biz bilmeyiz.''

Kaderi o bilir biz bilmeyiz. Eğer bir adamın kaderinde adam öldürmek varsa onu yapacakTır. Ancak bu kişi adam öldürmenin kaderinde olduğunu biliyor muydu? Hayır .  Bir diğer örnekle bir kişi yan gelip yaTsa kaderimde yazılan rızık nasıl olsa bana gelir dese açlıkTan ölebilir. Çünkü kaderinde onun öyle davranması yazılmış olduğu anlaşılır. Biz olaylar biTTikTen sonra kaderi anlıyoruz. Gelecek hakkında ise kaderimizi , bizim için Takdir edilen ömrü vs. bilmiyoruz.

Kader kişinin kendi kaderini kendinin çizmesi midir? İşTe bu söz sonuçları yönünden doğrudur.  Ama Tam olarak böyle değildir. Kaderi hükmeden Allahü Teala'dır biz ise onu keşfediyoruz. NiTekim bir define bulan da eğer ahmak değilse bunu ben yaraTTım demez. O yaraTmış olsa kazmaya küreğe ne gerek vardı. Olduğu yerde yaraTsaydı ya... Defineci keşfeder ve ''Bu buraya konmuş işTe buldum der.'' insan da böyle kaderini anlar.

Biz kaderimizn gelecek kısmını bilmediğimize göre bizim yapTığız her harekeT irade-i cüziye ile serbesT gibidir. Yani harekeT yapmakTa serbesTiz. Ne yaparsak o olur. Bazan bu kuralın isTisnası da olabilir. Bu hallerde kaderimizde onu yapmamızın Takdir edilmediğini anlarız. O halde bizim sorumlu TuTulmamız irade-i cüziye'ye dayanır. İsTesek adam öldürmeyebilirdik de... işTe bu yüzden kader bir zulm değil yapTığımzın karşılığıdır. Bunu iyi anlamak gerekir.

Ehl-i sünneTin hükmü şudur:

''Her işimizde Kadere boyun bükeriz ama irade-i cüziye nimeTinin sonucu olarak da davranışlarımızdan sorguya çekiliriz.
Kalbin şifası dini ilimdir.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #40 : 20 Ağustos 2005, 08:15:14 »
Alıntı
. DUa ile kader de degisebilir gibi bir netice cikiyor.
Bende böyle biliyordum

 Kader çok hassas ve çoğu kişinin anlayamadığı bir konu anlatırsınız örnekler verirsiniz yine" ama" der ya suçu kadere atmak için böyle davranırlar yada gerçekten anlayamıyorlar mesela biri şöyle sormuştu:

 "eğer Allah kulunun intihar ederek öleceğini yazmışsa o kulun suçu ne neden cehenneme gidiyor Allah böyle yazdığı için böyle oluyor" diyor

 Allah'ın insanları iradelerinde hür bıraktığını  anlatıyoruz ama yine aklım almıyor diyor."Kardeşim sen inanmak istemiyorsun veya suçu kadere yüklemeye çalışıyorsun cevap vermemize rağmen hala aklım ermiyor diyorsun" dememek için kendimi zor tuttum.Siz olsaydınız bu soruya nasıl cevap verirdiniz?

Çevrimdışı yusufum

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 418
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #41 : 20 Ağustos 2005, 11:25:05 »
Alıntı yapılan: "çorbacı"
Bir ayeT-i kerimenin birden çok manası olabilirir. Bir ayeT-i kerimenin açıklanmasında buna uygun bir hadis varsa bu gözden kaçırılmamalıdır. Hadislerde  Resulullah'ın ''Ey kalbleri çeviren rabbim benim kalbimi İslam üzere sabiT kıl.'' diye dua eTTiği rivayeT edilir. İşTe bu hadis ışığında mübarek ayeT-i kerime Rabbimizin dilediğini İslam dairesine sokabilirken ,dilediğini bu yolda sabiT kılabilirken, dilediğini de başka yollara çevirerek mahvedebileceği mealindedir, sanıyorum. Doğruyu bilen odur... Hüküm veren odur...

Dua mü'minin silahıdır. FakaT haşa dua edilince Rabbimiz o duayı yerine geTirmekle zorunlu TuTulamaz. Çünkü onu zorlayabilecek bir kuvveT yokTur. O muTlak hakimdir. Dua ile kaderin değişmesi de söz konusu olamaz. Çünkü bu da bir zorlama olarak anlaşılır. Kader değişebilir diyenler kavram kargaşası yapTıklarından böyle diyorlar. Biz kavram olarak ezelde Takdir edilen durum manasında kader değişmez diyoruz. Ayrıca değişmek zaman unsurudur ve Rabbimizin mekandan ve zamandan münezzeh olduğu da açıkTır. O halde duanın manası İsmail Fakirullah hazreTlerinin de ifade eTTiği ''Vermek isTemeseydi isTek vermezdi'' sözünde gizlidir. Gerçek anlamda dua kabul olunur. Çünkü isTeği o verdi ve halis duayı kabul edeceğini hükmeTTi... Hüküm onundur ve Rabbimiz hükmünde bir yanılma olmayandır.

Kader konusu bana çok çok açık gelirken, bazı arkadaşlar açıkça göremediklerini söylüyor. Hadisde ''Ahir zamanda koca karılar gibi iman edin'' buyurulmakTadır. Bunun hikmeTi sanırız  ki kader inanıcının kiTablardan ziyade yaşam içerisinde öğrenilebildiği yönündedir. GerçekTen kadere imanı gösTermekTe yaşlı kadınlar, ninelerimiz hayaTlarıyla orTadalar.Kadere imanın olmazsa olmazı kadere rıza şarTını yerine geTiren nadir insanlardır bunlar.

Sonuç olarak İslam kader inancını da her Türlü hurafeden arındırmış bir şekilde bize açıklamışTır. Bu TarafTa eksiklik yok. Eğer anlaşılmadıysa bize gelen rahmeT yağmurunu engelleyen günahlardan kuRTulmak için çaba gösTermeliyiz. Ne demek bu? Kader inancı sadece okuyarak çalışarak öğrenilmez. Kader inancını düzelTmek için evvela günah işlemeyi bırakarak mesela TV seyReTmeyerek, kulağı günahlardan (çalgı, Türkü, Şarkı...) koruyarak eTrafımızda oluşan kara buluTları dağıTmalıyız. Böylece güneşin ışığı bize ulaşabilir.




Çorbacı kardeşimden Allah razı olsun. Görüşlerine aynen katılıyorum.
Kader:Allahü tealanın kainatta olmuş ve olacak her şeyin evsafını ve havassını ve sair geleceğini
ve geçmişini ezelden bilip Levh -i Mahfuzunda taktiri ve yazmasıdır.
ANA HAKİKAT'İ ANLAT

Çevrimdışı racül

  • Moderatör
  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1265
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #42 : 20 Ağustos 2005, 18:41:25 »
Haazreti Allahin irade sifatini, her seyi dileyen odur, kularin iradesi yoktur gibi anliyoruz.

Hazreti Allahin iradesi, kullarin iradesinde de onun iradesi meselesi, kullar irade eder, hazreti Allah da onlarin iradelerine hasa maglup olarak istemedigi halde yaratir manasina zaaf ve kudretsizlik ima eden bir iradesizlikten uzak oldugunu ifade icindir.

Hazreti Allah her seyi müriddir.
Ama serre razi olmaz...

Serde de onun iradesi vardir, ama rizasi yoktur...
Es ist keine Schande hinzufallen, aber es ist eine Schande einfach liegen zu bleiben.
                                                Theodor Heuss
                             ehemaliger Bundespräsident

Çevrimdışı yusufum

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 418
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #43 : 22 Ağustos 2005, 00:26:51 »
Alıntı yapılan: "çorbacı"
yusufum

Kader inancını anlaTan kiTablarda umumi olarak sizin söyledikleriniz geçer. Ancak bunları iyi anlayabilmek gerek.

Bu şekildeki yazılardan İslam'ı yeni öğrenecek olan bir insan farklı şeyler anlayabilir.

Sizin yazınızdan şu çıkar: ''Allahü Teala bizim her isTediğimizi yaraTır.''

Halbuki her isTediğimizi yapan bir İlah inancı İslam'da yokTur. Çünkü her isTediğinizin yapılması demek  sizin efendi İlahımızın haşa köle olması anlamına gelir. Çünkü  hizmeT eden köledir, hizmeTi görülen efendi...

Öyleyse bu şekildeki yazıların birer ''sonuç'' ve ''basiTleşTirme'' olduğunu unuTmamak gerekir.

Size soruyorum elimizi kaldırıp indireceğimizi Allahü Teala bilmiyor muydu? Biliyordu. Peki bu bilme yanlızca bilme olarak mı kalır. Bir başkasının yaraTTığını değil kendi yaraTTığını biliyor. Bu ise elimizi kaldırıp indirmemizin onun hükmü ile olduğunu bize söylüyor. Onun bilmesi demek yoldan geçen birini pencereden görmek demek değildir. Kişiyi yoldan geçiren de odur. Ve herşeyin ne şekilde davranacağını Takdir eden de odur... Burada İlahi güç bizi bir yöne sevk ediyor.

Yukarıda söylediklerimiz cebriyye fırkasını çağrışTırıyor değil mi? Ama bunun cebriyyeden ayrı olan yönü açıkTır. Biz diyoruz ki insana harekeTleri yapTırTan da yanlış harekeTlerden öTürü ona cezasını veren de Allahü Teala'dır. Mesela bir kimsenin adam öldüreceği kaderde yazılıdır. O kişi bu İlahi Takdiri bilmese de bir gün bunu kesinlikle işleyecek ve Allahü Teala onu adam öldürmekTen dolayı cehennemde yakabilecekTir. Bunda şaşılacak sıkılacak bir durum da yokTur. Ona ''niye'' denmez. O hesab vermez biz veririz.

Cebriyyenin bize anlaTılan şekliyle haTası insanın davranışlarından sorumlu olmadığıdır. Halbuki biz davranışlardan sorumluyuz. Bu yusufumun yazısından anlaşılan bir durum değildir. Yani davranışlarımızdan sorumluluk o davranışı bizim husule geTirmemiz ve biz isTediğimiz için yaraTıldığı sebebine bağlanamaz. Kaldı ki bunu bu şekilde anlamak MuTezile gibi düşünmek olur.

Öyle ise Ehli SünneT'in kader görüşü, Cebriyye'nin çıkış noKTası ile MuTezile'nin varış nokTasından oluşTuğu söylenir.

Peki insanın hem kader karşısında çaresiz olması hem de buna rağmen TuTulup ceza görmesi haşa İlahi bir zulüm müdür? Değildir. Çünkü hiç unuTulmaması gereken bir şey var ki:'' Kaderi o bilir biz bilmeyiz.''

Kaderi o bilir biz bilmeyiz. Eğer bir adamın kaderinde adam öldürmek varsa onu yapacakTır. Ancak bu kişi adam öldürmenin kaderinde olduğunu biliyor muydu? Hayır .  Bir diğer örnekle bir kişi yan gelip yaTsa kaderimde yazılan rızık nasıl olsa bana gelir dese açlıkTan ölebilir. Çünkü kaderinde onun öyle davranması yazılmış olduğu anlaşılır. Biz olaylar biTTikTen sonra kaderi anlıyoruz. Gelecek hakkında ise kaderimizi , bizim için Takdir edilen ömrü vs. bilmiyoruz.

Kader kişinin kendi kaderini kendinin çizmesi midir? İşTe bu söz sonuçları yönünden doğrudur.  Ama Tam olarak böyle değildir. Kaderi hükmeden Allahü Teala'dır biz ise onu keşfediyoruz. NiTekim bir define bulan da eğer ahmak değilse bunu ben yaraTTım demez. O yaraTmış olsa kazmaya küreğe ne gerek vardı. Olduğu yerde yaraTsaydı ya... Defineci keşfeder ve ''Bu buraya konmuş işTe buldum der.'' insan da böyle kaderini anlar.

Biz kaderimizn gelecek kısmını bilmediğimize göre bizim yapTığız her harekeT irade-i cüziye ile serbesT gibidir. Yani harekeT yapmakTa serbesTiz. Ne yaparsak o olur. Bazan bu kuralın isTisnası da olabilir. Bu hallerde kaderimizde onu yapmamızın Takdir edilmediğini anlarız. O halde bizim sorumlu TuTulmamız irade-i cüziye'ye dayanır. İsTesek adam öldürmeyebilirdik de... işTe bu yüzden kader bir zulm değil yapTığımzın karşılığıdır. Bunu iyi anlamak gerekir.

Ehl-i sünneTin hükmü şudur:

''Her işimizde Kadere boyun bükeriz ama irade-i cüziye nimeTinin sonucu olarak da davranışlarımızdan sorguya çekiliriz.



Çorbacı kardeşim. Senden Allah razı olsun. Mükemmel bir izah yaptınız. size aynen katılıyorum.Görüşleriniz ehli sünnet görüşleridir.
Ben bu foruma iştirak eden arkadaşların belirli bir kültür seviyesini aştığına inandığım ve gördüğüm içindirki
''İrade -i cüz'iyye nin başladığı yerde ,İrade -i külliye tecelli eder dedim'' ve bu tabir benim tabirim değil ,ehli sünnet kelamcılarının sözüdür.
Kader konusu bütün müslümanların kolay anlayamadıkları bir konu olduğu için,Bediüzzaman'ın görüşlerini aynen buraya aktarmak istiyorum.
Ve katıldığımı da ifade etmek istiyorum.
        ^^Kader ve cüz -i irade ,islamiyetin ve imanın nihayet hududunu gösteren,halil ve vicdani bir imanın cüz'lerindendir.Yoksa ;ilmi ve nazari değillerdir.Yani ;mü'min
herşeyi,hatta fiilini,nefsini cenab -hakka vere vere teklif ve mesuliyetten kurtulmamak için cüz -i irade önüne çıkıyor,insana mesul ve mükellefsin diyor.Sonra insandan
sudur eden iyilikler ve kemalat ile mağrur olmamak için''kader'' karşısına geliyor.:^Haddini bil,yapan sen değilsin^ diyor.
          (... Eğer cüz -i iradeden bahseden adam, ehl -i huzur ve kemal -i iman sahibi ise;Kainatı ve nefsini cenab -ı hakka verir.Onun tasarrufunda olduğunu bilir.Ovakit
kaderden ve cüz -i iradeden bahsetmeye hakkı vardır.Çünkü madem nefsini ve her şeyi Cenab -ı haktan bilir,o vakit cüz -i iradeye istinad ederek mes'uliyeti deruhte
eder, seyyiata  merciyyeti kabul edip rabbini takdis eder.Kulluk dairesinde kalıp teklif -i ilahiyyeyi zimmetine alır.
          Değerli çorbacı kardeşim ;Benim için her şey, ^^La mevcude illa hu,la  mahluke illa hu^^dur
          Madde ve Zaman ...Bilmiyorum ? Bana ispatlayabilirmisin?.Geçmişe tutamıyorum.geleceğide bilmiyorum.Şu an varım diyorum,onuda zihnimde yaşıyorum.bilmem
anlatabiliyormuyum.
ANA HAKİKAT'İ ANLAT

Vuslat Yolcusu

  • Ziyaretçi
kader hakkında bir kaç inci
« Yanıtla #44 : 24 Ağustos 2005, 12:33:23 »
Alıntı

Ben bu foruma iştirak eden arkadaşların belirli bir kültür seviyesini aştığına inandığım ve gördüğüm içindirki
burada ayirim yok herkes bir tutuldugu icin beraberiz 8)