Gönderen Konu: Kalb aleminin şaşılacak halleri  (Okunma sayısı 2391 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı nefsi_emmare

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 2
Kalb aleminin şaşılacak halleri
« : 10 Ağustos 2008, 11:39:09 »

KALB ÂLEMİNİN ŞAŞILACAK HÂLLERİ

Kur’anda şöyle buyrulur: ‘Allah herkesin ne yaptığını gayet iyi bilir.’Bu insanın zahirinden ve batınından ,fiillerinden haberdar olmaktır.’Allah kalblerde olanı bilir’ âyeti kalbin iyi ve kötü hallerinden, hangi niyetle ne yapmak istediğinden ve maksadından,inancından, zikrinden, iyilik düşünce ve arzusundan, her türlü hayal ve düşüncelerinden gördüğü rüyalardan kime neye niçin düşkünlük gösterip sevdiğini veya nefretini, şirk,riyâ,düşmanlık hased, öfke, nefret, kin, garez, haksızlık, kandırma, aldatma, fitne, bozgunculuk, münâfıklık haberdar olmak.Kalb âleminin şaşılacak hallerinin sonu yoktur. Üstünlüğü de şaşılacak hallerinin, her şeydekinden daha çok olmasındadır. Çok insanlar bundan gâfildirler. Üstünlüğü iki sebepledir: Biricisi ilim, ikincisi kudrettir. İlim sebebiyle üstünlüğü iki tabakadır: Birini herkes bilebilir. Diğeri ise, daha örtülüdür, herkes anlayamaz. Bu öncekinden üstündür.Zâhiri olan bütün ilimleri ve san’atları bilen odur. Kitaplarda olanları okur ve bilir. Geometri, hesab, tıb, astronomi ve şeriat ilimleri gibi. O, bir şey olup, bölünmediği halde bütün bu ilimler ona sığıyor. Belki de, bütün âlem onda sahrada bir kum tanesi gibi kalır. Bir anda, düşünce ve hareketiyle, yerden göklere çıkar, doğudan batıya gider. Toprak âlemine (yeryüzüne) bırakıldığı hâlde; bütün gkleri ölçer, her yıldızın büyüklüğünü bilir ve ölçülerini söyler. Balığı ustalıkla denizin derinliklerinden çıkarır. Kuşu havadan yere indirir. Fil, deve ve at gibi kuvvetli hayvanları emrinde kullanır. Âlemde olan şaşılacak hâller ve ilimler onun san’atıdır.Yüce Allah tarafından yoktan var edileni, mümkün kılınanı işleme olayıdır.Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: ‘Dünyâ bir metâdır. Oyun ve oyalanmadan ibârettir’ İnsana bahşedilen bütün bu ilimler beş duyu organı vasıtasıyla hâsıl olur.Bunlar meydandadır, herkes bunları anlayabilir.
Bundan daha çok şaşılacak hâlleri şöyledir ki, kalbin içinden, âlem-i cismâni dedikleri, duygu âzaları ile hissolunan âleme ve rûhâni dedikleri âlem-i melekûta yâni, duygu âzaları ile, his olunamayan âleme, bir pencere açılmıştır. İnsanların çoğu cisim ve madde âlemini bilir, bu ise zâten muhtasardır. Kalbin içinde, ikinci bir pencere bulunduğuna delil, ilimlerinin iki çeşit olmasıdır: Biri uyku hâlidir. Uykuda iken duygu âzalarının yolu bağlanıp kesilince, içerdeki diğer pencere açılır. Âlem-i melekuttan ve Levh-i Mahfuz’da gaybî olan, ileride olacak şeyleri (izin verildiği kadar) bilir, görür ve işitir. Ya açık olarak; olduğu, olacağı gibi görür, işitir veya tâbire ihtiyaç olacak sûrette görür. İnsanlar zannederler ki, uyanıklık hâlindeki mârifet, daha yüksektir.
Fakat şu kadar bilmelidir ki, kalb ayna gibidir. Levh-i Mahfuz da ayna gibidir. ‘Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır’ âyeti kerimesinin bâtıni bir anlamı olarak bütün varlıkların sureti dâhi ondadır. Bir ayna diğer bir aynanın karşısına konulunca, birinde görünenler, diğerine akseder. Bunun gibi, Levh-i Mahfuz’daki görüntüler, kalbte de görünür. Fakat bunun için de kalbin saf olması, duygulardan kurtılması ve Levh-i Mahfuz’la münâsebet kurması lâzımdır.Hislerle uğraştığı müddetçe, âlem-i melekut ile münasbet yolu kapalıdır. Uykuda ise, hislerden kurtuluyor. O hâlde âlem-i melekutun mütaâlasından, cevherinde olan zâhir olur. Uyku sebebi ile hisler bağlı ise de, hayâl kendi yerindedir. Bunun için gördüklerini, hayâli temsiller şeklinde görür, sârih ve açık olmaz. Örtü ve perdeden kurtulamaz. Ölünce hayâl de his de kalmaz. O zaman işler perdesiz ve örtüsüz görünür. Allahü Tealâ Kur’anda şöyle buyurmaktadır: ‘Âkıbetleriniz neymiş, yakında görecek ve bileceksiniz’’Onlar sonuçları neymiş yakında iyice anlayacaklardır’.Diğer ayette; ‘Onlar cehenneme girdiklerinde’ Rabbimiz ne olur tekrar dünyaya dönelim de doğru yolu bulalım’.diyeceklerdir.Fakat bu dilekleri asla kabul edilmez..Onlara vaktiyle elçilerimiz delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz? Denir ve onlara orada sadece ‘Tadın bakalım acı âzabımızı’ denilecektir.
Delillerden biri de şudur ki, kalbine ilhâm yolu ile doğru firâsetler ve düşünceler gelmeyen hiç kimse yoktur. Bu, his yolu ile değildir; kalbde hâsıl olmuştur. Nereden geldiğini de bilmez.
Bu kadarını bilmelidir ki, ilimlerin hepsi his yolları ile değildir. Belki âlem-i melekûttandır. Bu dünya için yaratılmış olan hisler; âlem-i melekûtun mütalâasına elbette perde olurlar. Onlardan kurtulamadıkça, aslâ o âleme yol bulamaz.

KALB PENCERESİ, UYANIKLIKTA DA ÂLEM-İ MELEKÛTA
AÇIK OLUR

Kalb penceresinin, uyumadan ve ölmeden âlem-i melekûta açılmayacağını sanmamalıdır. Böyle değildir! Bilâkis uyanık iken, bir kimse riyâzet eder (nefse istediklerini vermez); kalbi gazab, şehvet ve fena huyların elinden, bu dünyanın aşağı hâllerinden kurtarır, yalnız bir yerde oturur, gözlerini yumar, duygularını çalıştırmaz, kalbini âlem-i melekût ile münasebete geçirir –devam üzere dili ile değil, kalbiyle manâsını bilerek, tefekkür ederek söyler; Tek olan Yüce Allah’ı tesbih, tenzih ve takdis. ederse ve farz namaz dışında nafileler kılarsa, zaten bu konuda Yüce Allah ‘sabırla, namazla Allah’tan yardım dileyin’ Bir hadis-i şerifte de ‘ Kulum bana nafilelelerle öyle yaklaşır ki, onun gören gözü, işiten kulağı, yürüyen ayağı, tutan eli olurum.Kulum bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir kulaç, kulum bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak gelirim.- Böyle ibâdetlerle öyle olur ki,insanın kendinden haberi olmaz.Bütün âlemden de haberi olmaz. Allahü Tealâ’dan başka hiçbir şey bilmez. Böyle olunca, uyanık da olsa, o pencere açılır, kendisine bu yol açılan kimse, anlatmaya vasfetmeye sığmayan büyük işler, hâller görür. diğerinin rüyada gördüklerini, o uyanık iken görür. Meleklerin ruhları güzel sûretlerde görünür .Peygamberleri, Kur’anda hadislerde bildirilen cennet hallerinden görür. Uyanıkken hayatta olan tanıdıklarından kul hakkına riayet etmemiş olanların nasıl âzab göreceği sesli film gibi kendisine gösterilebilir.
Bunun hakkında Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) Efendimiz, ‘Yeryüzü benim için toparlandı, doğusunu batısını gördüm.) (Bkz. Kimya-yı Saadet :Hm.V. 278, 284,IV, 123)
Kalbin tasarrufunun bedende câri olduğu gizli değildir. Fakat bilmek lâzımdır ki, kalblerin bazısı bazısından üstün ve kuvvetlidir; melek cevherine daha çok benzer. Böylece onun bedeninin dışındaki maddeler, ona itaat eder. Meselâ, heybeti bir aslan üzerine düşerse, aslan ona itaat eder, emrine girer, bir hastaya himmet edince, sıhhate kavuşur; bunun gibi vücudu sağlam olan birisine bakarsa, hasta eder,( olabilir ki, bu olay şuna işarettir.Bir hadis-i şerifte:’Kıyamet günü boynuzsuz koç, boynuzlu koçtan hakkını alacaktır’,Kur’anda ise ‘Kıyamet günü Allah aranızda adaletle hükmedecektir’.’Bir kimse bir kimseden yaradılış bakımından üstün özelliklere sahip; bir kimse bir kimsenin sahip olduğu üstün özellikli yaşantısında, malında aklı, fikri, gözü kalıyor. Âdeta, boynuzlu koçun, boynuzsuz koçta hakkının kalmayacağı gibi.hakkını peşin alıyor. Kur’anda ‘Allah’a dua edin. Çünkü O, dualara icabet edendir.’ bir kimsenin yanına gelmesini düşündüğü zaman, o kimsenin bâtınında bir hareket meydana gelir.Yağmur yağmasını istediği zaman yağmur yağar. Bütün bunlar aklî delillerle mümkün ve tecrübe ile bilinmektedir. Kur’anda Yüce Allah şöyle buyuruyor: ‘ Neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi.’Göz değmesi ve büyü dedikleri şeyler de bu kâbildendir: Kem göz sahibi Allahü Teala tarafından hoş karşılanmamaktadır.Onlar da karşı tarafa verdikleri zararın neticesinde hasedlik, fesatlıklarının cezasını çekeceklerdir.İnsanların, diğer cisimlere te’sir ettiği şeyler kısmındandır. Hattâ, hased edici habis bir nefis , kötü bir ruh olur, gayet güzel bir at görür, o ata hased gözü ile bakar, onun helâk olmasını aklından geçirir, o at da o anda helak olur.Hadis-i şerifte bildirildi: ‘Göz (nazar) insanı mezara, hayvanı tencereye koyar.


« Son Düzenleme: 16 Ağustos 2008, 00:49:47 Gönderen: Ber-ceste »

Çevrimdışı insirah

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1090
Ynt: Kalb aleminin şaşılacak halleri
« Yanıtla #1 : 10 Ocak 2009, 00:41:55 »
Allah razı olsun
Hayat başladığı noktaya, bittiğinde geri döner! Hayatta her şey noktayla başlar, noktayla biter... Sümeyra Denizli