Gönderen Konu: nefsine uyan kisi  (Okunma sayısı 3225 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Oruc_Reis

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 438
    • http://www.oranjehorizon.nl
nefsine uyan kisi
« : 22 Ekim 2006, 17:06:05 »

Nefsine uyan, itiraz eder
 
Nefsin arzûlarının, insanı Allahü teâlânın yolundan saptırıcı oldukları, Kur’ân-ı kerîmde haber verilmektedir. Çünkü nefs, dâimâ Allahü teâlâyı inkâr, Ona inât, isyân etmek ister. Her işte, nefsin arzûlarına uymak, nefse tapınmak olur. Nefsine uyan bir kimse, küfre veyâ bidat sâhibi olmaya yâhut fıska yani harâm işlemeye başlar. Haram işleyen, buna alışır ve zevk almaya başlar. O zaman da haramlara, günahlara, ehemmiyet vermez olur. Harama ehemmiyet vermeyen kimsenin ise, îmânı gider, kâfir olur. Ehemmiyet vermemek de, zerre kadar da olsa, günah işlediğine üzülmemek demektir. Ebû Bekir Tamistânî hazretleri;
“Nefse uymaktan kurtulmak, dünyâ nimetlerinin en büyüğüdür. Çünkü nefs, Allahü teâlâ ile kul arasındaki perdelerin en büyüğüdür” buyurmuştur.
Resûlullah efendimiz, uzun bir hadîs-i şerîfin sonunda buyurdu ki:
(İnsanı felâkete sürükleyen şeyler üçtür: Hasîslik, nefse uymak, kendini beğenmek.)
Nefsine uyup da, tövbe ve istiğfâr etmeden, af ve Cennet beklemek ahmaklık olmaktadır. Zira hadis-i şerifde;
(Aklın alâmeti, nefse gâlip ve hâkim olmak ve öldükden sonra lâzım olanları hâzırlamaktır. Ahmaklık alâmeti, nefse uyup, Allahdan af, merhamet beklemektir) buyurulmuştur.
Nefse uymak, islâmiyyete uymaya mâni olur. Ölümü unutmak ise, nefse uymaya sebep olur. Peygamberlerden başka herkes, nefsine uyabilir. Günâh işleyebilir. Cenâb-ı Hak, günâh işliyen müslümânları, illet, kıllet veyâ zilletle îkâz etmekte, gafletten uyandırmaktadır.

> İtiraz etmezler
Muhammed bin Sâlim hazretlerine;
-Allahü teâlânın evliyâ kulları, diğer insanlardan nasıl ayırıt edilebilir diye süal edilince, cevabında;
-Sözlerinin yumuşak, huylarının güzel, yüzünün güler, ihsânının bol olması, konuşurken itirâz etmemesi, özür dileyenleri affetmesi ve herkese merhametli olması ile anlaşılır buyurmuştur.
İnsan, kendi noksan aklı ile, mutlak yaratıcıyı anlıyamıyacağından, merhametlilerin en merhametlisi olan Allahü teâlâ, her asırda, her kavme Peygamberler göndermiştir. Böylece, işin hakîkatini, doğrusunu insanlara öğretmiştir. Peygamberlerin davetine kulak verenler, îmân ederek, dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmuşlardır. Nefsinin sesine kulak verenler ise, itirâz ve inkâr ederek, îmân etme saâdetine kavuşamamışlar ve hüsrânda kalmışlardır. Ebû Saîd-i Harrâz hazretleri, nefsi şöyle târif ederdi:
“O, durgun bir suya benzer. Dıştan bakılınca temiz gibidir. Ama biraz tahrik edilip dalgalandırılınca dibinde saklı pek çok mikropların olduğu görülür. Nefsin durumunu anlamak için onu imtihan etmelidir. Hem de mihnet, meşakkat ve boş arzularına muhâlefet ederek imtihan etmelidir. Herkes nefsine bakmalı, mihnet ve meşakkat ânında ne gibi bir şekil alıyor. Yersiz ve boş arzularını yenebilmek için direnmesini biliyor mu? Görmeli ve bilmelidir.”

> Felaketlerin en büyüğü
Allahü teâlânın verdiğine râzı olmayan insandan, Allahü teâlâ da râzı olmaz. Allahü teâlânın bir insandan râzı olmaması ise, felâketlerin en büyüğüdür. Artık o insan, dünyâda da, âhırette de hüsran içinde yani zarardadır. Ebû Osman Hîrî hazretleri;
“Nefsine âit bir şeyi güzel gören kimse, ayıplarını ve kusurlarını göremez. Nefsine muhalefet edenlerden başkası, kendi kusurlarını göremez” buyurmuştur.
Abdülkerîm Kâdirî hazretleri, Peygamber efendimizin; (Ölmeden önce ölünüz) hadîs-i şerîfine uyarak, kendisi için mezar gibi bir çukur kazdırmıştı. Beş vakit namazı bu çukurda kılar ve burada yatar kalkardı. Böylece nefsine hep muhâlefet eder, onun itirazlarına, isyanlarına fırsat vermezdi. Behâeddîn Buhârî hazretleri:
“Bir kimse nefsine muhâlefet etmeye muvaffak olursa, ameli az da olsa, bu haline şükretmesi lâzımdır” buyurmuştur.
Ebû Bekir Vâsıtî hazretleri, kendisini sevenlere hep;
“Yüzünü nefsine döndüren, sırtını dîne döndürmüş olur. Yüzünü dîne döndüren, sırtını nefsine döndürmüş olur. Nefsinin istediği işlere değil, nefse aykırı olan işlere gönül veriniz” buyururdu.
Netice olarak; nefsine uyarak, sabır ve kanâat etmiyen kimse, Allahü teâlânın kazâ ve kaderine râzı olmaz. Fakîr olunca, az verdin diye, itirâz eder. Zengin olursa, doymaz, dahâ ister. Kazandığını harâmlara sarfeder. Zenginliği de, fakîrliği de, dünyâda ve âhırette felâketine sebep olur. Nefsine uyan kimse, perişan olmuştur. Artık, yatıp kalkarken onun yoldaşı şeytandır. Muhammed Ma’sûm hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Allahü teâlâ insanı beyhûde yaratmadı ki, insan kendi hâline terkolunsun. O, emirlere uymakla ve yasaklardan sakınmakla mükellef kılınmıştır. İnsan için bunu yapmaktan başka çâre yoktur. Bunu yapmayıp, nefsinin arzu ve hevesine uyanlar, âsi, inatçı olup, Allahü teâlânın gazabına uğrarlar ve çeşitli azablara müstehak olurlar.”
cihan baginda ey akil, budur makbul-i ins i cin.Ne kimse senden incinsin, ne sen bir kimseden incin.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6605
Ynt: nefsine uyan kisi
« Yanıtla #1 : 18 Mart 2010, 12:21:13 »
Allah Razı Olsun.
〰〰〰〰🐠

Çevrimdışı gülçiçek

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 391
Ynt: nefsine uyan kisi
« Yanıtla #2 : 18 Mart 2010, 15:14:46 »
Rabbim göz açıp kapayıcaya kadar bile nefsimizin eline bırakmasın.                 Allah razı olsun.
mum  olmak kolay değildir, ışık saçmak için evvela yanmak gerek.

Çevrimdışı omur

  • ömür
  • yazar
  • ****
  • İleti: 650
Ynt: nefsine uyan kisi
« Yanıtla #3 : 13 Nisan 2010, 13:25:01 »
Rabbim göz açıp kapayıcaya kadar bile nefsimizin eline bırakmasın.                 Allah razı olsun.

AMIN

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: nefsine uyan kisi
« Yanıtla #4 : 13 Nisan 2010, 19:23:06 »
Rabbim göz açıp kapayıcaya kadar bile nefsimizin eline bırakmasın.   Allah razı olsun.

Amin.
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana