Gönderen Konu: Sema gösterileri ve Mevlevi âyinleri!..  (Okunma sayısı 6783 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Sema gösterileri ve Mevlevi âyinleri!..
« : 01 Eylül 2010, 01:39:42 »

Son yıllarda sema gösterileri ve ney sesleri ramazanların, TV-Radyo ramazan proglamlarının, iftarların vazgeçilmezi haline geldi!.. Özellikle resmî ramazan toplantılarının, entelektüellerin ve siyasilerin iftar sofralarının olmazsa olmazı artık sema ve ney... Sema ve ney ayrıca Mevlevilerin alâmeti farikası!

Bununla ilgili bir haber: “İftar yemeğinin ardından, Konya Tasavvuf Müziği Topluluğu iki bölümden oluşan gösteri yaptı. Topluluk ilk olarak ilahilerden oluşan tasavvuf konseri sundu. Programın ikinci bölümünde ise Karcığar Mevlevi Ayini eşliğinde sema töreni yapıldı...”

İşin en kötüsü de, dinimiz ile uzaktan yakından alakası olmadığı halde bunların dinî bir merasim, sevap beklenebilecek bir ibadet şekli olarak sunulması, lanse edilmesi. Başlıktaki “âyin” kelimesi muhakkak dikkatinizi çekmiştir. Bu benim ifadem değil, kendilerinin yani mevlevilerin kendi ifadesi. Hristiyanlar için kullanılan bir tabiri kendileri için kullanmada sakınca görmemeleri ne kadar üzüntü verici.

AYİNLERİNİ NASIL YAPIYORLAR

Kendileri bu âyinin nasıl yapıldığını sitelerinde şöyle anlatıyorlar: “Mutrıbdaki saz grubu asıl olarak neylerden oluşur. Bunlara ney, kudum, kemençe, bendir, ud, rebab, kanun, tanbur gibi diğer sazlar da ilâve edilir. Neyzenlerin başında bir neyzenbaşı, âyinhanların başında da kudümzenbaşı vardır. Bütün mukabeleyi kudümzenbaşı yönetir. Âyinhanlar iki veya üç kudümle usûl vurarak eseri okurlar. Ayrıca âyinhanlardan biri halîle (zil) ile, bir diğeri de zilsiz def (bendir) ile usûle iştirak eder.”

Şimdi siz karar verin, bunun dinle ibadetle bir ilgisi var mı? Türküler ve oyun havaları programlarından bunun ne farkı var?

Bundan birkaç sene önce, “Mevlevilik rant alanı, sema rakı mezesi oldu” sözleriyle bir tartışma başlatılmıştı, bu sebeple Mevlevi kapıları açılmış kıyıda köşede yaşananlar gözler önüne serilmişti.

İstanbul Sema Grubu’nun kurucusu Nezih Uzel şunları söylemişti: “Vaktiyle Balkanlar’daki Bektaşiliğe içki sokup İslam geleneğini bozanlar, Mevlevileri de bozdular. Türkiye’de ‘kafayı çekmeden sema edilmez’ inancına yol açtılar.”

Mevlevi sitesini açtığınız zaman karşınızı çıkan görüntü de tüyler ürpertici: Hazreti Mevlana diye bir resim çıkıyor karşınıza. Arkasından bir hilal doğuyor, arkasından da Hristiyanların sembollü olan haç, Yahudilerin sembolü olan yıldız ve diğer inançların sembolleri. Hepsi hazreti Mevlana’nın etrafında dönüyor. Düşünebiliyor musunuz, Hz. Mevlana’nın bundan duyduğu ızdırabı, üzüntüyü.

İkinci Meşrutiyetten sonra, tekkeler zaviyeler İngiliz ve başka ajanların işgaline uğramıştı. Bu sebepten bozulmamış, küfrün, bid’atlerin girmediği tarikat neredeyse kalmamıştı. Fakat buna rağmen yine de İslami bir hava vardı buralarda. Ancak üç tanesi hariç: Mevlevilik, Melamilik ve Bektaşilik.

SAHTE ŞEYHLER İSTİLA ETTİ

Nitekim, Yahudi Sabetaycı Ilgaz Zorlu, “Evet ben bir Selanikliyim” kitabında “Sabetaycılar, kendi din adamlarını Melamilik tarikatı içinde yetiştirmişlerdir. Bu çok ilginç, adam hahamdır, ama dışarıdan baktığınız zaman Melamilik, Mevlevilik ve Bektaşilik tarikatları içinde yetişmiş din adamı gibi görünür. Nitekim, Selanik’teki Şemsi Efendi okulunun kurucusu hahamdı” demektedir. Fevzi Çakmak’ın şeyhi Küçük Hüseyin de Yahudilerle içli dışlı idi. Üzeyir Garih onun kabri başında katledilmişti.

Yüz yıldır, tarikat diyerek, birçok şey uyduruldu. Eshab-ı kiramın yolu unutuldu. Cahiller, sahtekârlar şeyh maskesi altında, Müslümanlara her çeşit günahı işlettiler. İslâm memleketlerini, gerçek manada tasavvuf ile ilgisi olmayan, Müslümanları sömüren sahte şeyhler istila etti. Bu da yetmedi şeyh kılığında ajanlar sızdı.

Mesela, 18. asırda yaşamış meşhur İngiliz casusu Hempher, hatıratında, “İslâm ülkelerinde talebe, mürşid kıyafetinde beş bin ajanımız vardı” diye yazmaktadır. Bugün kim bilir kaç ajanları var!

Şu mübarek ramazan gününde, her kafadan bir ses çıkması; kimisinin namazla, kimisinin oruçla, kimisinin imsak vakti ile uğraşması, vur patlasın çal oynasın “ramazan eğlenceleri” boşuna olmasa gerek!..

Mehmet Oruç

Çevrimdışı gülçiçek

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 391
Ynt: Sema gösterileri ve Mevlevi âyinleri!..
« Yanıtla #1 : 01 Eylül 2010, 15:07:58 »
Allah razı olsun
birde sinir olduğum şey bayramlarda konserler  eğlenceler sanatcıların ekst raları sanki bayram onlara gelmiş oruca inanmaz kurban kesmeye karşı  bayrama sahiplen sanki müslümanların değilde onların bayramı
 h33)) h33)) e55))
mum  olmak kolay değildir, ışık saçmak için evvela yanmak gerek.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
“Tasavvuf müziği” ve müziğin dinimizde yeri
« Yanıtla #2 : 02 Eylül 2010, 07:25:38 »
Dün, günümüz Mevlevilerinin müzikli sema ve neyli âyinlerinden bahsetmiştik. Bugün de, geçmişteki Mevlevilerden, bunların ortaya çıkışından bahsetmek istiyorum...

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin ve talebelerinin takip ettiği yola, tarikata Mevlevilik denilmiştir. Başlangıçta Mevleviliğin esasları şunlardı:

“Allahü teâlâya karşı tam bir îmân ve teslimiyetle birlikte ilâhî bir aşk ve muhabbete sâhip olmak. Peygamber efendimize karşı sonsuz îtimat ve bağlılıkla O’nun nurlu yolunda giderek kemâle (olgunluğa) ermek Kur’ân-ı kerîmi bütün hakîkatlerin aslı bilerek her hâl ve amelini O’na uydurup dünyâ ve âhirete dâir bütün işlerinde hükümlerinden ayrılmamak. Bütün varlığını Allahü teâlânın zikrine ve ibâdetine vererek en büyük neşeyi O’na kul olmakta bulup O’ndan başkasına iltifat etmemek. Ömür boyu Allahü teâlânın yolunda hizmet yaparak insanların gaflet ve maddecilikten kurtulmalarını sağlamak için çırpınmak. Allahü teâlânın insanlığa örnek olarak gönderdiği Peygamber efendimizin, âlimlerin ve velî zâtların en bâriz vasıfları olan; söyledikleri ve insanlara tavsiyede bulundukları şeyleri önce kendileri yaşayarak amel etmek. Her işlerinde Ehl-i sünnet dairesi içinde kalmak...”

KİLİSEYE BENZETME ÇALIŞMALARI

Bugün artık bu esaslar neredeyse yok oldu. Özellikle son dönemlerde Mevlevî tekkelerine “Tasavvuf mûsikîsi” adıyla tasavvuf ve İslâmiyetle ilgisi olmayan müzik programlarının girmesi Mevleviliğin orijinalliğini bozdu; üstelik dinde yeri olmayan tasavvuf müziği diye bir müzik dalının doğmasına sebep oldu.

Hazreti Mevlana, “Ben Kur’an-ı kerimin çizdiği dairenin dışına çıkmam. Beni bu dairenin dışında aramayın! Dinimizin yasakladığı şeyleri bana yüklerseniz üzülürüm” dediği hâlde, ona mal edilerek yıllardır ney, rebap, tambur, saz gibi çalgı aletleri eşliğinde dinî törenler yapılmaktadır.
Halbuki, Allahü tealanın aşkı ile dolmuş, evliyanın büyüklerinden olan, Celaleddin-i Rûmi, ney çalmadı. Mûsiki dinlemedi. Bunları yaptı demek, Mevlana hazretlerine en büyük iftiradır.

Bütün bunlar, dinde reform yapılarak İslamiyetin Protestanlaştırılması, kiliseye benzetilmesi gayretleridir. Halbuki müziğin her çeşidi Hristiyanlık da dahil bütün dinlerde yasaktı. Hristiyanlık gibi bozulmuş, aslından uzaklaşmış dinlerde, ruhlar beslenemediği için, müziğe yönelindi; nefse hoş gelmesi ruhanî tesir sanıldı. İncil’in yasakladığı müziği, papazlar, Hristiyanlığa soktu. Bu şekilde Kilise cazib hâle getirilmeye çalışıldı.

Batıdaki müzik, Kilise müziğinden doğdu. Bugün yeryüzünü kaplayan bozuk dinlerin hemen hepsinde, müzik ibadet hâlini almıştır. Müzikle, nefsler keyiflenmekte, şehvânî duygular rahat bulmakta, ruhun gıdası olan ibadetler unutulmakta, insanları, alkolikler ve morfinmanlar gibi gaflet içinde, uyuşuk yaşatmakta, böylece çok kimsenin ebedî saadetten mahrum kalmasına sebep olmaktadır. Dinimiz insanları bu felaketten korumuştur.

HAZRETİ MEVLANA’YA İFTİRA

Dinimizde tasavvuf müziği diye bir şey yoktur. Müzik, azgın nefsin gıdası, ruhun zehridir. Kalbi karartır. İslâmiyetten ve tasavvuftan haberi olmayan kimseler, dini, dünya kazançlarına alet edip tasavvufa, hatta ibâdetlere, mistik bir hareket olarak müzik sokmuşlardır. Müzik ile, ney ile ilgileri olmamasına rağmen, Mevlana hazretleri gibi tasavvuf büyüklerini de kendilerine alet etmişlerdir.

Halbuki müziğin dindeki yeri bellidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Cenab-ı Hak, zurna, gırnata, ud, def gibi bütün çalgı aletlerini, cahiliyet döneminde tapınılan putları kaldırmamı emretti.”

“Çalgıları yok etmek için gönderildim.”

“Musiki, kalbde nifak hasıl eder.”

“İlk teganni eden şeytandır.”

Fıkıh kitaplarında da müziğin durumu şöyle bildirilmiştir: “Teganni ile şarkı söylemek ve dinlemek haramdır. Tekkelerde ilahiler okuyarak raks etmek, oynamak, dönmek haramdır. Şimdi, dinden haberi olmayan fasıklar, böyle tarikatçılık yapıyorlar.” (Fetava-yı Hindiyye 5/352)

Mehmet Oruç

Çevrimdışı ruy-ı zemin

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1109
  • Seher vakti bereket vakti...
Ynt: Sema gösterileri ve Mevlevi âyinleri!..
« Yanıtla #3 : 02 Eylül 2010, 07:33:17 »
Alıntı yapılan: İsra

....Sema ve ney ayrıca Mevlevilerin alâmeti farikası!


Mevlevilerin değil sabetayistlerin islama soktukları bir bid'attır.
پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

Çevrimdışı mazlum

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 861
  • Allah'a giden tüm yollar.Kalp lerden gecer.
Ynt: Sema gösterileri ve Mevlevi âyinleri!..
« Yanıtla #4 : 05 Ekim 2010, 17:51:50 »
Hay Allah senden zazi olsun Mubarek ,
cok ehemliyetli bir konuyu gündeme getirmisin , ama ne yazikki gafillerin , ben gördügüme inanirim  saplantisiyla , bu olayda aynıdır , yani görsel lik duman gibi kaplamis
etrafi , aman efendim ne güzel yapıyorlar şakşakcıları ,
bunların peşinden giden  gafiller . Allah islah etsin nediyelim , zaman kiyamet zamanidir .

Vesselam .

MUBAREL OLSUN ERBA BI
NIGMETE ERDIKLERI
MISKIN ASIGA YETER
YUDUM YUDUM ICTIKLERI
« Son Düzenleme: 05 Aralık 2010, 21:28:20 Gönderen: Rahmani »
Bir harf yeter inan, varsa o evde bir insan.

Dost Ararsan Kendine Bak
Dostun Ağlasını Bulursun
Düşman Ararsan Yine Kendine Bak
Düşmanında Ağlasını Bulursun .
vesselam .

Çevrimdışı duha

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 5144
  • ѕησωƒℓαкє
Ynt: Sema gösterileri ve Mevlevi âyinleri!..
« Yanıtla #5 : 02 Aralık 2010, 02:50:03 »
Teşekkürler.
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimdışı 33.yıldız

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 343
Ortak paydamız, İbrahimi dinler değil! EHLİ SÜNNET, EHLİ SÜNNET...

Çevrimdışı omur

  • ömür
  • yazar
  • ****
  • İleti: 650

Çevrimdışı mazlum

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 861
  • Allah'a giden tüm yollar.Kalp lerden gecer.
Ynt: Sema gösterileri ve Mevlevi âyinleri!..
« Yanıtla #8 : 05 Aralık 2010, 22:07:19 »
Aletsiz, çalgısız nağmeli sese sima denir. Çalgı aleti ile birlikte olan insan sesine gına [müzik] denir. Gına haramdır. (Dürr-ül mearif)
Bir harf yeter inan, varsa o evde bir insan.

Dost Ararsan Kendine Bak
Dostun Ağlasını Bulursun
Düşman Ararsan Yine Kendine Bak
Düşmanında Ağlasını Bulursun .
vesselam .

Çevrimdışı ruy-ı zemin

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1109
  • Seher vakti bereket vakti...
Ynt: Sema gösterileri ve Mevlevi âyinleri!..
« Yanıtla #9 : 06 Aralık 2010, 12:08:11 »
H.Ş. "Elgınâü yümbitün-nifâga fil-kalbi"

Gınâ (şarkı) kalbde nifag tohumlarını yeşertir.
پاى مار      چشم مور      نان منلا      كس نديد

Çevrimdışı enfa

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 1543
Ynt: Sema gösterileri ve Mevlevi âyinleri!..
« Yanıtla #10 : 06 Aralık 2010, 14:25:44 »
Bir de bunu anlayabilseler.

Zaman diyorum, biraz daha zaman.Dilimin ucundaki kelimeler bu kış donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler!