Gönderen Konu: Sıkıntısı olan, çok istiğfâr okumalı  (Okunma sayısı 5735 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7491
Sıkıntısı olan, çok istiğfâr okumalı
« : 22 Kasım 2011, 07:26:01 »

Kalbi temizlemek, dünyâda ve âhırette saâdete kavuşmak, dertlerden, belâlardan, düşman şerrinden kurtulmak, ni’metlere kavuşmak için, her Müslümânın, her gün kalb ile tövbe etmesi, bu tövbeyi söylemesi lâzımdır. Bunu söylemeye istiğfâr denir. Çok istiğfâr okumalıdır. Muhammed Ma’sûm Fârûkî hazretleri buyuruyor ki:

“Dertlerin, belâların gitmesi için, kalb ile istiğfâr okumak çok faydalıdır. Çok tecrübe edilmiştir. Ölümden başka her dertten kurtarır. Eceli gelenin de, ağrısız, sıkıntısız ölmesine yardım eder. Çünkü, hadîs-i şerîfte;

(İstiğfâra devam edeni, çok okuyanı, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Onu, hiç ummadığı yerden rızklandırır) buyuruldu.”

BORCUNDAN KURTULAN ADAM

Sultan Abdülmecid zamanında adamcağızın birisinin büyük miktarda borcu varmış. Elini neye atsa ters gidiyormuş. Zeyrek civarında, evine yakın bir dergâha gitmiş. Namazdan sonra o dergâhın Şeyhi, bu adamcağızı yanına çağırmış ve hâlini sormuş. O da;

-Efendim, gırtlağıma kadar borç içindeyim. Neye elimi attıysam orası kuruyor. Ne olur bana yardım ediniz, yol gösteriniz, duâ ediniz demiş. Şeyh efendi;
-Evlâdım, sabah namazlarını kırk gün, Eminönü’ndeki Yenicami’de kılacaksın. Ayrıca câmiye gidip gelirken de, bin adet istiğfar okuyacaksın. Bu tavsiyeme uyar, ara vermeden istiğfara da devam edersen, inşAllah sıkıntılarından kurtulursun demiş.

Adamcağız ertesi gün Yenicami’nin yolunu tutmuş. Sabah namazlarını hep orada kılmış ve yolda giderken, gelirken de istiğfar okumaya devam etmiş. Böylece ara vermeden 39 gün tamam olmuş. Fakat kırkıncı gün, sabah namazına tam vaktinde kalkamamış. Uyandığı zaman, kendi kendine;
“Eyvah, bunu da mı berceremeyeceğim” diyerek telaşla yatağından fırlamış.

Abdest alıp, giyinip sokağa fırlamış. Koşturmaca esnasında biriyle çarpışmış. Başındaki fesi de yere düşmüş. Geç kaldığı için adamcağızın gözü bir şey görmüyormuş. Karanlıkta kendi fesi zannederek yerdeki bir başlığı almış, başına geçirmiş ve koşmuş câmiye. Sabah namazına ucu ucuna yetişmiş. Namazdan sonra da, heyecanlı bir şekilde okunan aşr-ı şerifi de beklemeden çıkmış câminin avlusuna ve giriş kapısının önüne oturmuş.

Kendi kendine;
“Kırk namazı tamamladık. Bakalım denilen olacak ve ben rahatlayacak mıyım?” diye düşünmeye başlamış.

Bir de ne görsün. Câmiden çıkan insanlar büyük bir memnuniyet ifâdesiyle bu adamcağızın önüne çil çil altınlar atmaya başlamazlar mı! Adamcağız şaşkın. Altınları toplamış, saymış, tam borcuna yetecek kadar çıkmış. Kalkmaya hazırlanırken câminin müezzini sokulmuş yanına;

-Allah, Müslümanlığını mübârek eylesin, hak dini seçmişsin, sünnetliğini de topladın. Ancak bundan sonra bu başındakiyle namaza gelme. Başına fes giy demiş.

Müezzinin bu sözleri üzerine adamcağız elini başına atmış. Bir de ne görsün, başındaki papaz külahı. Meğer namaza koştururken çarptığı bir papazmış. O esnada ikisinin de başındaki başlık düşmüş. Adamcağız kırkıncı sabahın hayâliyle acele edip, yerden eline geçirdiği papazın külahını kapmış ve başına geçirmiş.

Câmi cemâati de, o adamcağızın başına bakıp, bir papazın Müslüman olduğunu sanmışlar. O devirde de âdet, yeni Müslüman olanlara teşvik için altın verilir ve buna “sünnet akçesi” denirmiş...


KALBİ TEMİZLEMEK İÇİN...


Her günâhtan sonra tövbe, istiğfâr etmek farzdır. İbâdet yapmak, bilhâssa namâz kılmak ve istiğfâr söylemek kalbi temizler. Harâm işlemek ise, kalbi bozar.
Netice olarak, insana dertlerin, belâların gelmesine sebep, nefsine uyarak günâh işlemesidir. Sıkıntısı olan kimse, çok istiğfâr okumalıdır. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin buyurduğu gibi:

“Dertlerin, belâların gelmesine sebep, günâh işlemektir. Belâlar, sıkıntılar, günâhların affedilmesine sebep olur. Allahü teâlâ, sevdiklerinin günâhlarını affetmek için, onlara dert, belâ gönderiyor. Tövbe, istiğfâr edince de, günâhlar affolur. Dert ve belâ gelmesine lüzûm kalmaz, gelmiş dertler de gider. O hâlde, dert ve belâdan kurtulmak için, çok istiğfâr okumalıdır.”
   
Osman Ünlü

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Sıkıntısı olan, çok istiğfâr okumalı
« Yanıtla #1 : 22 Kasım 2011, 08:41:22 »
Alıntı
Kalbi temizlemek, dünyâda ve âhırette saâdete kavuşmak, dertlerden, belâlardan, düşman şerrinden kurtulmak, ni’metlere kavuşmak için, her Müslümânın, her gün kalb ile tövbe etmesi, bu tövbeyi söylemesi lâzımdır. Bunu söylemeye istiğfâr denir. Çok istiğfâr okumalıdır. Muhammed Ma’sûm Fârûkî hazretleri buyuruyor ki:

“Dertlerin, belâların gitmesi için, kalb ile istiğfâr okumak çok faydalıdır. Çok tecrübe edilmiştir. Ölümden başka her dertten kurtarır. Eceli gelenin de, ağrısız, sıkıntısız ölmesine yardım eder. Çünkü, hadîs-i şerîfte;

(İstiğfâra devam edeni, çok okuyanı, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır. Onu, hiç ummadığı yerden rızklandırır) buyuruldu.”


Teşekkürler.

selcuklu

  • Ziyaretçi
Ynt: Sıkıntısı olan, çok istiğfâr okumalı
« Yanıtla #2 : 22 Kasım 2011, 17:14:34 »
Allah razi olsun kardesim güzel hatirlatmaniz icin

Çevrimdışı tk1978

  • IZLEMCI
  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 455
Ynt: Sıkıntısı olan, çok istiğfâr okumalı
« Yanıtla #3 : 22 Kasım 2011, 20:12:30 »
Elinize emeginize saglik. Güzel olmus cokca duygulandik Allah razi ve memnun olsun.
Bir sorum olacak, madem konu Tövbe.
Acep Tesbih Namazi yukarda zikr edilen bu Tövbeye dahil edilirmi?
Yerini tutarmi?

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Sıkıntısı olan, çok istiğfâr okumalı
« Yanıtla #4 : 22 Kasım 2011, 23:14:53 »

Büyük İstiğfar










Günah Hastalığından Kurtulmanın İlâcı: Tevbe ve İstiğfar
 
Maddî kirleri sabun ve su giderdiği gibi kalbi karartan, insanı cehennemlik yapan, mânevî hastalık ve kirleri de tevbe, istiğfar ve Allâh'tan korkarak gözlerden akıtılan nedâmet yaşları giderir.
 
Doğuştan, insan gâyet temiz ve güzel yaratılmıştır. Peygamber Efendimiz, insan kalbinin fıtraten ayna gibi beyaz yaratılmış olduğunu beyân buyuruyor. İnsan, bu kalbi karartır, içine şüphe, vesvese, fitne, fesat, kin, intikam ve hased gibi zulmânî hisler doldurursa o insan korkunç bir hastalığa tutulmuştur. Bu hastalıktan kurtulamazsa Allâh korusun gideceği yer cehennemdir. Bu hastalıktan kurtulmanın çâresi de tevbe ve istiğfar etmek, ayrıca kalbinden kötü niyet ve hisleri atarak, pişmanlık gözyaşları dökmektir.
 
İnsan günah kirlerinden temizlenmek için tevbe ve istiğfara devam etmelidir. Bilhassa gece yarılarında ve seher vakitlerinde namaz kılarak ve salevat-ı şerife ve dualar okuyarak Cenâb-ı Hakk' tan af ve mağfiret dilemelidir.
 
Ümitsizlik Doğru Değildir
 
Emin de, yeis de küfürdür. Yâni, "Ben şu kadar hayırlar yaptım; artık Cennet'i kazandım" gibi inanç ve düşünce içinde olarak kendisini Allâh'ın gazabından emin kabul etmek, veya: "Ben bu kadar günahlar işledim. Cehennemi boyladım. Bana kurtuluş yoktur" gibi bir yeis (ümitsizlik) içinde bulunmak da küfürdür. Peygamberimiz: "Mümin, korku ile ümit arasında olacaktır" buyuruyor. Mü'min, Cenâb-ı Hakk'ın rahmetinden dolayı ümit mevkiinde, kendi noksanından dolayı da korku mevkiinde olacak. Öyle ki, Cennet'e bir kişi girecek deseler, "Acaba ben miyim?", Cehennem'e bir kişi atılacak deseler, "Acaba ben miyim?" diyecektir.
 
Bir hadîs-i kudsîde Cenâb-ı Hakk: "Kulum bana bir karış gelirse ben ona bir kulaç varırım, kulum bana yürü-yerek gelirse, ben ona koşarak varırım" buyuruyor. Bu hadîs, Cenâb-ı Hakk'ın kendisinden af ve hidâyet isteyen kuluna af ve hidâyeti lütfetmekteki acelesinin ifâdesidir.
 

http://www.sadakat.net/muhtasar-lmihal/431-bueyuek-stifar.html






Tesbih Namazı
 
Tesbih namazı tevbenin, istiğfarın en büyüğü ve bütün vücudla yapılanıdır.
 
Hazret-i İkrime'den ve o da Hazret-i İbn-i Abbas'dan rivâyet etmişlerdir ki, Hazret-i Resûlü Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) muhterem amcaları Hazret-i Abbas'a hitaben tesbih namazı ile alakalı şöyle buyurmuşlar:
 
"Ey amca, sana on haslet haber vermekle ikram etmiş olayım ki, onu işlediğin vakit günahının evveli ve âhiri, yenisi ve eskisi, hatâen ve kasten yapılanı, küçüğü ve büyüğü, gizlisi ve aşikâr olanı mağfiret edilmiş olsun..... Muktedir olursan bu tesbih namazını her gün kıl. Her gün kılamazsan ayda bir kere kıl. Onu da yapamazsan senede bir, onu da yapamazsan ömründe bir kere kıl."
 
Tesbih Namazının Kılınışı
 
Tesbih namazı 4 rek'attir. Bu namazda 300 defa şu tesbih okunur:
 

سُبْحَانَ ٱللهِ وَٱلْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلٰهَ اِلاَّ ٱللهُ وَٱللهُ اَكْبَرُ

 

 وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِٱللهِ ٱلْعَلِىِّ ٱلْعَظِيمِ
 
"Sübhaanellaahi velhamdü lillâahi velâa ilâahe illallaahü vellaahü ekber velâa havle velâa kuvvete illâa billâahil aliyyil azıym."
 
Bu tesbih namaz içinde şöyle okunur:
 
15 Kere Sübhâneke'den sonra (Fâtiha'dan önce),
 10 Zamm-ı sûreden sonra,
 10 Rükûda,
 10 Rükûdan kalkınca ayakta (kavmede),
 10 Birinci secdede,
 10 İki secde arasındaki oturmada (celsede),
 10 İkinci secdede,
 Bu birinci rek'atte okunan tesbihlerin adedi 75'tir. İkinci rek'atte aynı sıralama ile yine 75 defa okunur. Üçüncü ve dördüncü rek'atler de böyle kılınır.
 
Tesbih namazı, kılınması teşvik edilmiş bir namazdır. Bunu alışkanlık haline getirmek müstehaptır.Tembelllik etmemek lâzımdır.
 
Kılmasını bilmeyenlerin de istifade etmesi maksadıyla cemaatle de kılınabilir. Cemaatle kılınırsa imam olacak kimse bu namazı kılmayı evvelâ nezrederve namazı kıldırırken tesbihleri her yerde cehrî (sesli) okur. Cemaat ise dinler.
 


http://www.sadakat.net/muhtasar-lmihal/478-tesbih-namaz.html

Çevrimdışı tk1978

  • IZLEMCI
  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 455
Ynt: Sıkıntısı olan, çok istiğfâr okumalı
« Yanıtla #5 : 23 Kasım 2011, 00:16:32 »
Allah razi ve memnun olsun muhterem Kardesim