Gönderen Konu: Ülül-emir ve Âlimlere uymak vaciptir  (Okunma sayısı 5061 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı fırka-i naciye

  • okur
  • *
  • İleti: 51
    • http://www.dinibilgiler.org
Ülül-emir ve Âlimlere uymak vaciptir
« : 23 Ağustos 2006, 19:38:04 »

Sual: Allah ve Resulünden başkasına itaat etmek şirk ve bid’at iken, niye âlimlere ve mezheplere uyuluyor? Sahabeye bile uymak niçin uygun değildir?



     CEVAP

     Bu, cevabı bir kitap olacak kadar uzun izah isteyen bir sualdir. Kısaca arz edelim. Allah ve Resulünden başkasına itaat etmek dinin emridir, şirk ve bid’at değildir. Bu husus âyetlerle ve hadislerle sabittir. Resulullahın vârisleri olan âlimler buyuruyor ki:

     Dinin hükümlerini bizim gibi cahillere derin âlimler ve olgun salihler bildirdi. Bunlar, Muhaddisler ve Müctehidler’dir. Hadis âlimleri, hadis-i şerifleri inceleyip sahih olanlarını ayırdılar. Müctehidler de, âyet ve hadislerden ahkam çıkarmışlardır. Biz, ibadetlerimizi ve bütün işlerimizi bu ahkama uygun olarak yapıyoruz. (Üsul-ül-erbea fi-terdidil-vehhabiyye)

     Avam [müctehid olmayan], bir hadis-i şerif işitince, bundan kendi anladığına göre iş yapması caiz olmaz. Ya onun anladığından başka mana verilmesi gerekir veya mensuh [yürürlükten kaldırılmış] olabilir. Müctehidin fetvası ise, böyle şüpheli değildir. (Kifaye)

     Avamın Eshab-ı kiramı taklit etmekten men olunmalarını ve bunların, İslamiyet’i açıklayan, sözleri kolay anlaşılan, kısımlara ayırmış olan âlimlere uymaları lazım olduğunu derin âlimler söz birliği ile bildirmişlerdir. (Müsellem-üs-sübut, Fevatih-ur-rahemut)

     İmam-ül-Haremeyn, Burhan kitabında, avam Eshab-ı kiramın mezheplerine uymamalı. Din imamlarının, yani dört mezhep imamının mezheplerine uymalıdır demektedir. (Şerhi minhac-ül-üsul)

     İslam âlimlerinin yukarıda yazılı icmalarına uymayanların hak yoldan ayrıldıkları anlaşılır. Çünkü, Eshab-ı kiram cihad ile, İslamiyet’i yaymak ile uğraştıkları için, tefsir ve hadis kitapları hazırlamaya vakit bulamadılar. Resulullahın nuru, Onların mübarek kalblerine o kadar çok işledi ki, kitaptan öğrenmeye ihtiyaçları kalmadı. Her biri, bu nurun kuvveti ile, doğru yolu bulurdu. Asırların en iyisi olan saadet asrı bitince, fikirlerde, bilgilerde ayrılıklar hasıl oldu. Eshab-ı kiramdan ve Tabiinden nakil edilen haberler, birbirlerine uymaz oldu. Hak yolu arayanlar şaşırdılar. Allahü teâlâ, lütfederek, bu ümmet arasından salih, mütteki dört âlimi seçti. Nasslardan hüküm çıkarmak üstünlüğünü bunlara ihsan eyledi. Bunların taklit edilmesini emrederek bütün Müslümanların hidayete kavuşmalarını diledi. İşte bir âyet meali:

     (Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, Resule itaat edin ve Ülül-emrinize itaat edin!) [Nisa 58]

     Burada ülül-emr, ictihad derecesine yükselmiş olan âlimler demektir. Böyle âlimler de, herkesin bildiği dört hak mezhebin dört büyük imamıdır. Ülül-emr’in müctehid oldukları yine âyetle bildiriliyor:

     (Resule veya ülül-emre sorsalardı, onlar bilirdi.) [Nisa 83]

     Hakimlere, valilere de ülül-emr denir. Yani, nasslardan ahkam çıkarabilen hakimler içindir. Bunlar, âlim oldukları için, Ülül-emrdirler. Hakim oldukları için değil! Dört halife ve Ömer bin Abdülaziz böyle idi. Cahil, fasık veya kâfir olan emirler böyle değildir.

Sual: Nisa suresinde, (Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, Resule itaat edin ve Ülül-emrinize itaat edin!) buyuruluyor. Burada bildirilen ülül-emir kimlerdir?

CEVAP: İctihad derecesine yükselmiş olan âlimlerdir. Böyle âlimler de, herkesin bildiği dört hak mezhebin dört büyük imamıdır. Bu âyetteki Ülül-emir denilen üstün kimselerin, müctehid oldukları yine âyetle bildiriliyor: (Resule veya ülül-emre sorsalardı, onlar bilirdi.) [Nisa 83]
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

(Ülül-emir, fıkıh âlimleridir) [Darimi]

İbni Abbas (Ülül-emir, fıkıh ve din âlimleridir) buyurdu. (İtkan, Müslim şerhi, Tefsir-i kebir)

Âyet-i kerimelerin ve hadis ve tefsir âlimlerinin bu açık beyanları, müctehidlere itaat etmek lazım olduğunu gösterdiği gibi, mezhepsizlerin (Allah’tan ve Peygamberden başkasına itaat etmek şirk ve bid’attir) sözlerinin bozuk ve saçma olduğunu da ortaya koymaktadır. Bu konuda birçok hadis-i şerif vardır. Birkaçı şöyledir:

1- Resulullah, Muaz bin Cebel’i Yemen’e hakim olarak gönderirken, (Orada nasıl hüküm edeceksin?) buyurunca, Allah’ın kitabı ile dedi. (Allah’ın kitabında bulamazsan?) buyurdu. Allah’ın Resulünün sünneti ile dedi. (Resulullahın sünnetinde de bulamazsan?) buyurunca, ictihad ederek, anladığımla dedi. Resulullah, mübarek elini Muaz’ın göğsüne koyup buyurdu ki:

(Elhamdülillah, Allahü teâlâ, Resulünün elçisini, Resulullahın rızasına uygun eyledi.) [Tirmizi, Ebu Davud, Darimi]

Ülül-emrin müctehid demek olduğunu ve buna itaat edenden Resulullahın razı olduğunu, bu hadis-i şerif açıkça göstermektedir.

2- Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

(İlim üçtür: Âyet-i muhkeme, Sünneti kaime ve Faridai [fariza] âdile.) [Ebu Davud, İbni Mace]

Mişkat şerhi, bu hadis-i şerifi şöyle açıklıyor:

Faridai âdile, Kitaba ve sünnete uygun ilimdir. İcmaa ve Kıyasa işarettir. Çünkü, İcma ve Kıyas, Kitaptan ve Sünnetten çıkarılmaktadır. Bunun için, İcma ve Kıyas, Kitaba ve Sünnete eşit tutuldu, Faridai âdile denildi. Böylece, ikisi ile amel etmenin vacib olduğu tenbih edildi. Hadis-i şerifin manası, dinin kaynağı dörttür: Kitab, Sünnet, İcma ve Kıyas demek oldu. (Eşiat-ül-lemeat)

3- Hz. Ömer, Şüreyh’i kadı olarak gönderirken buyurdu ki:

Allah’ın kitabında açık olarak bildirilene bak. Bunu başkasından sorma! Burada bulamazsan Resulullahın Sünnetine uy! Burada da bulamazsan, ictihad et ve anladığına göre cevap ver!

4- Hz. Ebu Bekir’e davacı gelince, Allahü teâlânın kitabına bakardı. Burada bulduğuna göre hüküm ederdi. Burada bulamazsa, Resulullahtan işittiğine göre cevap verirdi. İşitmemiş ise, Eshab-ı kiramdan sorup, onların icması ile hüküm ederdi.

5- Abdullah ibni Abbas’a bir şey sorulunca cevabını Kur’ân-ı kerimde bulup, cevap verirdi. Kur’ân-ı kerimde bulamazsa, Resulullahtan işittiğini söylerdi. İşitmemiş ise, Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer’e sorardı. Cevap alamaz ise, kendi reyi ile bulup hüküm ederdi.
"Mezhepsizlik Dinsizliğe Köprüdür." [ Zahid-ül-kevseri ]

Çevrimdışı ben biryolcuyum

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 170
    • harikalardiyari10
Ülül-emir ve Âlimlere uymak vaciptir
« Yanıtla #1 : 24 Ağustos 2006, 20:30:12 »
aydınlatıcıyazılarınız için teşkkürler Allah razı olsun.çünkü itikatın sahih ve sağlam olması lazım ammellerin itibar vedeğeri ondan sonra değer kazanıyor.
Senden daha yüksek birisi konuşurken onun söylediğini daha iyi bilsen bile sakın itiraz etme.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6993
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Ülül-emir ve Âlimlere uymak vaciptir
« Yanıtla #2 : 10 Temmuz 2007, 20:12:39 »
Alıntı yapılan: "ben biryolcuyum"
aydınlatıcıyazılarınız için teşkkürler Allah razı olsun.çünkü itikatın sahih ve sağlam olması lazım ammellerin itibar vedeğeri ondan sonra değer kazanıyor.

Çevrimdışı Nihle

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 315
Ülül-emir ve Âlimlere uymak vaciptir
« Yanıtla #3 : 12 Temmuz 2007, 17:24:03 »
Şu mezhep konuları yüzünden göz göre göre kaç insan günahkar oluyor...
mezhepleri kabullenemiyen çok müslüman var...

Allah razı olsun...
Sanmam ki taleb-i devlet ü cah etmeğe geldik!!
Biz aleme bir YAR için ah etmeğe geldik!!..

Vuslat Yolcusu

  • Ziyaretçi
Ülül-emir ve Âlimlere uymak vaciptir
« Yanıtla #4 : 12 Temmuz 2007, 18:18:18 »
Alıntı yapılan: "azra"
Şu mezhep konuları yüzünden göz göre göre kaç insan günahkar oluyor...
mezhepleri kabullenemiyen çok müslüman var...

Allah razı olsun...

Çevrimdışı el-kureyşi

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 30
    • Yeryüzü Ekolü
Ynt: Ülül-emir ve Âlimlere uymak vaciptir
« Yanıtla #5 : 19 Şubat 2008, 22:50:57 »


ayeti ulul emre itaatı emreder tek bir şart ile o da Ulul Emre itaat Allah(celle celeluhu ve celle şe'nuhu) ve Rasulune(aleyhı ekmeluttehaye) itaatsizliğe sebeb olmayacaksa...Yani Kur'ana ve Sünneti Nebiye aleyhı efdalusselam aykırı olmayan durumlarda itaat edilir..Nitekim Hak Mezheblerin olmazsa olmaz İki Asıl Kaynağı da bunlardır..Kıyas icma,istinsah vs hep bu sınır içinde yapılır..
“Dertliyim dersen belâ-yı dertten âh eyleme,
Âh edip ağyarı âhından âgâh eyleme! ...”

"Allah bizi insan eyleye"