Gönderen Konu: Vehhabilik Sinsice Yayılıyor mu?  (Okunma sayısı 6792 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı muhibban

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 131
  • Utandırma Ya Rabbi!
Vehhabilik Sinsice Yayılıyor mu?
« : 15 Haziran 2008, 18:00:37 »

Mehmet Şevket Eygi
27.04.2008

TUNUS Üniversitesi’nde siyası ilimler profesörü, düşünür Hamadî Redissi “Necid Sözleşmesi yahut bir İslâm fırkası nasıl İslâm’ın yerine geçti?” isminde Fransızca bir kitap yayınlamış. (Le Seuil Yayınevi, 329 sayfa) Bu kitabın tanıtımını oumma.com’da okudum. Okuyucularıma oradan naklederek bazı özet bilgiler vermek istiyorum.

“Vehhabilik uzun müddet bir fırka, hattâ asıl İslâm’dan sapmış bir dalalet olarak görülmüş (Vehhabiler 19’uncu asırda İslâm’ın kutsal şehri Mekke’yi tahrip etmişlerdi). İşte bu fırka yavaş yavaş petro-dolarlar sayesinde, İslâm’ın aslına uygun doğru yorumu ve uygulanması olarak kendini kabul ettirmiştir.

“Hamadî Redissi fikirlerini, lafları gevelemeden açıklayan bir kimse. 19’uncu asırda Mekke’yi zaptederler, kutsal bölgedeki Hazret-i Hatice’nin türbesini, Mualla Kabristanı’ndaki diğer İslâm büyüklerinin türbe ve mezarlarını tahrip ederler, Medine’de de Asr-ı Saadet’ten kalan türbeleri ve mezarları yıkıp düzlerler. Peygamberin, Yeşil Kubbe altındaki kabrindeki kıymetli eşyayı yağmalarlar, Peygamberin türbesini ve kabrini yıkamazlar.

“Suudî Arabistan’ın kurucusu Suud, hacıların asırlardan beri türbeye getirmiş oldukları kıymetli taşları, bilezikleri, gerdanlıkları ve diğer değerli eşyayı yağmalar, bu eşyaları 60 deve ile taşıtır. Hamadî Redissi, Necid Sözleşmesi kitabında ‘Nasıl olur da böyle savaşçı ve yağmacı bir fırka, kutsal mekânları ve makamları tahrip etmiş olmasına rağmen, zulm ve gadretmiş olduğu Ehl-i Sünnet Müslümanları tarafından temize çıkarılmıştır.’ diye sorar.”

Yazarın, Vehhabîlere ve Vehhabîliğe sıcak bakmadığı çok kolay anlaşılıyor. Bu kitap ucuz ve kolay şekilde yazılmış bir reddiye değildir. Hamadî Redissi senelerce kitap mütalaa etmiş, kaynakları karıştırmış, bilgi ve belge toplamıştır. Suudî Arabistan’a gitmiş, İngiliz, Alman, Amerikan belgelerine ulaşmıştır. Onun kitabına ad olarak koyduğu Necid Sözleşmesi, bu fırkanın dinî-teolojik kurucusu Muhammed ibn Abdülvehhab’ın (1703-1792), Necidli bir kabile reisi olan İbni Suud ile 1744-1745 yıllarında imzaladığı bir belgedir.

“İbni Abdülvehhab’ın amacı neydi? O Müslümanların İslâm’ı bozduklarını iddia ediyor, bozulmuş İslâm’ın yerine kendisinin gerçek İslâm’ı bildirdiği tezini ileri sürüyordu. Onun İslâm’ı radikal, mutaassıp, çok sert, püriten, sekter ve donmuş bir dindi. 1932’den itibaren Arap Yarımadasına bu mezhep hâkim olmuştur. İkinci Dünya Savaşından sonra petrol zenginliğinin verdiği imkânlarla geleneksel İslâmî anlayış ve meşreplerin aleyhine İslâm dünyasının fethine girişmişlerdir.

“Uzun bir müddet, Ehl-i Sünnet İslâmlığı, Vehhabiliği bir sapıklık olarak görmüş ve onunla çok sert şekilde mücadele etmiştir. Ancak ‘Bu bozuk fırka’ artık temize çıkarılmış ve İslâm dünyasının her yerinde benimsenmeye başlanmıştır.

“Suudî Arabistan, Arap dünyasındaki televizyonların ve internet sitelerinin, yazılı medyanın yüzde 30’una sahip bulunmakta veya kontrol etmektedir. Birçok İslâmî propaganda ve misyonerlik kuruluşları da ona bağlıdır.

“14 Şubat 1945’te ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt ile Kral Abdülaziz bin Suud arasında bir anlaşma yapılmıştı. Buna göre, Suudiler Amerika’nın askerî koruması karşılığında petrollerini vereceklerdi. Kral, Filistin’e Yahudilerin yerleştirilmesine kesinlikle karşıydı. ‘Araplar Avrupa Yahudilerine hiçbir kötülük yapmadılar. Yahudilere kötülük yapanlar, onların mallarını ve canlarını alanlar Hıristiyan Almanlardı. Dolayısıyla faturayı onların ödemesi gerekir!’ demişti. Roosevelt, Krala inanmış görünmüş ve üç söz vermişti: Filistin meselesinin hallini hükümetinin önemli işlerinden biri olarak kabul etmek, Arapların aleyhine hiçbir şey yapmamak. Hem Araplarla hem Yahudilerle görüşmeden bu politikada hiçbir değişikliğe gitmemek... Lakin ABD Başkanı bu görüşmeden iki ay sonra vefat etti. Verilen sözler de tutulmadı. Suudiler açısından İbni Suud’un Roosevelt’e verdiği söze uygun olarak Suudî Arabistan İsraille hiç savaşmadı.”

Vehhabîliğin iki ayrı veçhesi vardır: Dînî ve siyasi. Dini açıdan bu mezhebe ilk reddiyeyi Muhammed İbni Abdülvehhab’ın kardeşi Süleyman İbni Abdülvehhab yazmıştır.

Suudî Arabistan’da şu anda hiçbir eski veya yeni mezar yoktur. Peygamber Efendimizin türbesi dışındaki bütün türbeler temellerine kadar yıkılmıştır. Yazılı bir kabir taşı da kalmamıştır. Hicaz Valisi Eyüp Sabri Paşa “Tarihî Vehhabiyan” adlı kitabında, Vehhabîlerin Resulullah Efendimizin türbesini yıkmak üzere kubbeye elinde kazmayla bir adam çıkardıklarını ve herifin düşüp öldüğünü anlatır. Onların Peygamberimizin türbesini yıkmaktan vazgeçmelerinde, İslâm dünyasının büyük infiali ve protestosu da tesirli olmuştur.

İngiltere Birinci Dünya Savaşı’nda Hicaz Bölgesinde Osmanlılara karşı Şerif Hüseyin’i kışkırtmış, desteklemiş, casus Lawrence’yi o bölgeye büyük miktarda altınla göndermiştir. Necid Bölgesinde de yine Osmanlıya karşı Vehhabîleri ve İbni Suud kabilesine de Sir John Philby’i göndermiştir. Tabii eli boş olarak değil...

Türkiye’de Vehhabîlik yayılıyor mu? Bence yayılıyor, lakin bu isimle değil. Onlar kendilerine Vehhabî denilmesini istemezler, biz Selefiyiz derler.

Ehli Sünnet İslâmlığı ile Vehhabilik arasındaki teolojik ihtilaflar ve tartışmalar daha ziyade akaid/inanç konularındadır. Ehl-i Sünnet uleması bu fırkaya karşı hayli reddiye yazmıştır.

İşin bir de siyasi tarafı var. Onu da tarihçiler ele almıştır. Bizim toplumumuz okumayan, araştırmayan, incelemeyen, hafızasını büyük ölçüde yitirmiş bir toplum olduğu için bu konularda yeterli bilgi ve kültür sahibi değildir.


Elimize, dilimize, gözümüze ve kalbimize sahip olalım...

talib 67

  • Ziyaretçi
Ynt: Vehhabilik sinsice yayılıyor
« Yanıtla #1 : 18 Eylül 2008, 12:20:02 »
kardesim Allah razi olsun güzel bir konuya deyinmissiniz tesekkürler

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3890
    • Herkonudan.com
Ynt: Vehhabilik sinsice yayılıyor
« Yanıtla #2 : 18 Eylül 2008, 22:41:32 »
Teşekkürler ihvan kardeşim..İslam dünyasını yıllardır meşgul eden önemli bir meseleyi gündeme aldınız..Yazarın yayılıyor mu sorusu aslında şaşırttı beni..Zira çoktan yayıldı ve hali hazırda devam ediyor...
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Aslıhal

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 271
  • Sadece,halin aslı
Ynt: Vehhabilik sinsice yayılıyor
« Yanıtla #3 : 18 Eylül 2008, 23:38:35 »
Bu  konu hakkında Yusuf Nebhanin "Şevahidü’l-Hak vehabilere cavablar" kitabı var, vahabilerin bozuk fikirlerine  karşı reddiyesi...
Bu kitabın bir benzeride sadakat kütüphanesinde var.
« Son Düzenleme: 18 Eylül 2008, 23:48:36 Gönderen: Müsenna »
Bârını gerden-i ahbâba edenler tahmîl
Ne kadar olsa sebük-ruh olur elbette sakîl
 

Çevrimdışı ferdi

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 48
Ynt: Vehhabilik sinsice yayılıyor
« Yanıtla #4 : 19 Eylül 2008, 03:58:21 »
Vehhabilik diğer adlarıyla sözde Selefiyeler ,Mezhebe bağlı olmaya,Taklide karşı olduklarından kendi aralarındada fikir birliğine varamamaktadırlar.Bu halleri onların hızını yavaşlatsada,Onların islam alemine sokacakları fitneyi (Sözde Selefe dönüş)uzun müddet etkisiz hale getiren Asrın Muhaddisi M.Zahid  Kevseridir. Ve Ebubekir Sifil Hocanın  Kevseri Külliyatının tercüme faaliyetlerini sürdürmesi tedirginlik ve panik havası oluşturmuş olacakki ;Ümmülkurra yayınevi Kevseriyi Zındıklıkla suçlayan bir Reddiye hazırlığı içinde oldukları duyumunu aldım.İnsanların gözünde Kevseri gibi bir Alleme' yi küçük gösterecek çalışmalara karşı dikkatli olmamız gerekir.
Bu akımın (bana göre fitnenin) Türkiye ayağı olan Ümmülkurra ,Guraba gibi yayın evlerinin kitaplarına göz atıldığında Ulemaya yaptıkları saygısız tanımlar onların menhencinide göstermektedir.Akaiddeki teşbih ve tecsim içeren açılımlarını mesela Ümmülkurra 'nın 'Ehlisünnetin muhaliflere cevabı' adlı kitaba baktıklarında çok rahat görebilirler.Bedeva dağıttıkları ve ucuza sattıkları bu kitapların gelirini nasıl karşıladıklarına benim hep merakım olmuştur. Selam ve Dua ile...

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2399
Ynt: Vehhabilik sinsice yayılıyor
« Yanıtla #5 : 19 Eylül 2008, 09:58:23 »
yorumlarınız için teşekkür ederken....yazarımız yayıldığını başka adla olduğunu belirtiyor .....ve de haklı....bulunduğum ilde çok yaygın olmalarına rağmen,vahhabi değiliz diyebiliyorlar...vehhabilik,tepki çektiğinden isim değiştirilmiş...bir kısım imam hatip okullarında bu fikirler yaygın,malesef......

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3890
    • Herkonudan.com
Ynt: Vehhabilik sinsice yayılıyor
« Yanıtla #6 : 19 Eylül 2008, 16:36:58 »
Evet imamhatip ve daha ilerisi ilahiyat...Temelde sağlam dinî alt yapısı olmayan ve gencecik yaşta olan körpe zihinler böyle yanlış akımların bulanık düşünceleri ile birçok defa kaydırıldı ya da bunun için çaba sarfediliyor maalesef..Öyle zor yaşlarda böylesi bulanık fikirlerle karşı karşıya gelen ve bunlarla cedelleşen nice zihinler var..Rabbim "dosdoğru yolundan, sırar-ı müstakimi" nden ayırmasın..(amin)
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı tarihman

  • yazar
  • ****
  • İleti: 751
Ynt: Vehhabilik sinsice yayılıyor
« Yanıtla #7 : 19 Eylül 2008, 17:09:40 »
Bunlardan birisiyle internette tanışmış ve uzun uzun tartışmıştım. Çok iyi yetiştirilmiş bir kişiydi. Kendilerine göre ayetleri ve hadisleri çarpıtıyorlar. Bu şahıs bir internet sitesinde "Allah Göktedir ve Arşın Üzerindedir" diye konu açmıştı. Akabinde bende "(Alla Göktedir) demek Küfürdür" diye cevap yazmıştım. Detayını şu linkten takip ederseniz, sinsi tuzakları anlayabilme imkanı doğar. (Karaalioğlu benim o sitedeki nickim)
http://www.turklerforum.com/dini-bilgi-ve-kaynaklar/31667-Allah-goktedir-demek-kufurdur.html
Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3890
    • Herkonudan.com
Ynt: Vehhabilik sinsice yayılıyor
« Yanıtla #8 : 19 Eylül 2008, 17:46:03 »
Evet dediğiniz gibi bu kişiler hakikaten çok iyi yetişmiş ve yetiştirilmiş..Bu zihiniyetteki insanlara hayatım boyunca çok karşılaştım uzun uzun sohbet etme imkanı buldum..Hatta biraz da ilerisi bu zihiniyetteki insanların bulunduğu ülkede, şehirlerde bulunduk..Ancak öyle bi özellikleri var ki; inanındıklarını hiç taviz vermeden siz ne derseniz deyin savunmaya ve kendilerine göre yordukları ayet ve hadisler desteklemeye devam ediyorlar.Aslında bu tür savunma metodu diğer yoldan sapan akımlarda da mevcut..neyse..

Geçmiş yıllarda Sudi Arabistan'da uzun süre yaşayan ardından yurtdışında çeşitli ülkelerde de bulunan bir arapça hocası kardeşimle uzun bir konuşmamız olmuştu bu hususta...Kendisi ile aslında okunması kesinlikle doğru olmayan bir tefsir hakkında konuşuyor, neden okunmaması gerektiği hususunda malumat vermeye çalışıyordum..Ama maalesef konuştukça kardeşimin vehhabiliği nasıl benimsediğini ve o bakış açısı ile baktığından verdiğim delilleri nazarı itibare almadığını üzülerek görmüştüm..

Bir ara konu tarihman kardeşim dediğin şu mevzua geldi.O kardeşim haşa "Allah göktedir ve Arşın üzerindedir" şeklinde bir cümle kullandı ve akabinde bu görüşün vehabbilerde yaygın olan kanaat olduğunu söyleyince kendisine şu ayet mealini hatırlattım:

""Biz, o insana şah damarından daha yakınız." Kaf 16"

Peki kardeşim bu meale ne diyorsun ve senin gibi düşünenler ne diyor deyince susmuş bir cevap verememişti...

Tabi bu ayeti söylememizdeki kasıt sadece o insanın zihnindeki yanlış tasavvurları silmesi adına bir ikaz mahiyetinde idi..Allahü teâlâ, mekandan münezzehtir.

O kardeşimize bu cümleyi söylediğinizde buna karşın kendince fikirler ortaya atabiliyor ancak başka bir ayeti kerime mealini misal verdiğinizde zihindeki yanlış tasvirleri sorgulama imkanı buluyor..Bu ayeti örnek vermemdeki kasıt bu idi...
« Son Düzenleme: 19 Eylül 2008, 17:52:32 Gönderen: Lika »
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2399
Ynt: Vehhabilik sinsice yayılıyor
« Yanıtla #9 : 19 Eylül 2008, 17:54:50 »
kendilerine göre yetişmiş halleri var.doğrusu ihlassız bir ilim..mürşidi  kamilleri , kabir ziyaret meselesini ,istanbul ziyaretlerini,bacanaklarla konuşuyorum, biri malesef zehirlenmiş bayağı,bana dönüp iyyake nağbudu veiyyake nastain...hemen konuyu saptırma yolarına  yada bulandırma ,anlatmakta zor kardeşim ,anlatmakta zor..kalpler körleşmiş,yada nasip diyelim.

Çevrimdışı ferdi

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 48
Ynt: Vehhabilik sinsice yayılıyor
« Yanıtla #10 : 19 Eylül 2008, 18:16:07 »
Ben onların iyi yetiştirilmiş olduklarına inanmıyorum,belki arasbistan da okuyan öğrenciler hariç gerisi taklitçi topu topu üçbeş din adamıyla kendilerine bir dünya kurmuşlar .Sorunumuz tartışmalarda (onların olduğu yerde tartışma vardır) insanları sustururmalarının(hatta camii imamlarını) tek sebebi ,insanların bu konuda idmansız olmaları ,yoksa onların bir anda ayet, sahih hadis ve Ulemayı kendi taraflarında gösterme uğraşı ne kadar jan jan  'lı gözüksede, ilmi  gerçeklik onları (Geçmişte Alimlerimiz yaptığı gibi ) risaliye boyutunda cevapla bitirebilmektedir.Ama gelin görünki Peygamberimizin, Ashabla beraber Selefi salihininin kendileri gibi düşündüğünü insanlara kelime oyunuyla  propagandasını yapmaları,İslam fıkhına gerek kalmadan sahihi buhari gibi gibi hadis kitaplarının yeticeği yaklaşımı ,gençlere kolay ve ilgi çekici gelmektedir.Ve hiçbir eğitimi olmayan o genç 2 hafta sonra Camii cemaatına ''bu yaptığın bidattır''diyebilmekte ''Allah resulune uyun''deyip helaller ve haramlar havada uçuşabilmektedir.Tamamiyle belli başlı kelimelerden ve konulardan öteye gidebilmiş değillerdir.Mesala malum yayın evlerinin kitaplarına bakıldığında Tevhid adı altında Genelde Allah'a mekan,Sünnete dönüş adı altında bidat konuları defaatla tekrarlanmaktadır.Bunların fikir babaları olmasından dolayı bu yayın evlerini tekrarlamıayı bir elzem kabul ediyorum .
Aklımda kalanlar Ümmül kurra,Guraba,Polen,Karınca dikkat ediniz kitapları ekseri suudlu alimlerin çevirisinden oluşmaktadır.Suudlu alimlere olan hayranlıkları calibi dikkattir.


Bu arada ''İyyake neabudu ve İyyake nestein'' diyenlerin nisa 64.ayetinide gündemlerine almaları gerekir.Delili inancına uydurmak ,amacın değilse o zaman bu bütünlülük zaruridir.
Nisa 64-Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.
Mümünin mümüni duası ''Yaldız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz ''ayeti, bu ayetlerin nersindedir?
« Son Düzenleme: 19 Eylül 2008, 18:40:53 Gönderen: ferdi »

Çevrimdışı 33.yıldız

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 343
Vehhabilik ve Ehli Sünnet
« Yanıtla #11 : 04 Ekim 2009, 21:06:25 »
VEHHABÎLİK kesinlikle bir Ehl-i Sünnet mezhebi değildir. Çünkü:

1. Dört Ehl-i Sünnet mezhebi (fıkhı) vardır. Bunların mensupları birbirlerini şirk, küfür veya bid'at ile suçlamazlar.

2. Ehl-i Sünnette Allah'ı kemal sıfatlarla tavsif etmek ve noksan sıfatlardan tenzih etmek esası vardır. Yüce Allah zamandan, mekandan, cihetten ve bunlara benzer şeylerden münezzehtir.

3. Vehhabîliğin hak olduğuna dair Ehl-i Sünnet eimme, ulema ve fukahası fetva vermemiştir.

4. Aksine Vehhabîliğin bir bid'at fırkası olduğuna dair binlerce reddiye yazılmıştır.

5. Vehhabîliğin hak olduğuna dair iddialar Vehhabîlerin kendi alim ve müftülerinin sözleridir ki, bunlar Ehl-i Sünnet camiası içinde geçerli değildir.

6. Vehhabîliğin batıl bir bid'at fırkası olduğuna dair icmâ vardır.

7. Ahmed ibn Hanbel hazretleri Ehl-i Sünnet'in mezhep ve fıkıh sahibi dört imamından biridir.

8. Vehhabîler, Hanbelî değildir, gulat-ı hanabiledendir.

9. Hakikî Selefîler Sünnî ulema ve fukahadır.

10. Vehhabîler ve Selefîler, Selef-i Sâlihîn yolundan gitmiyor; onlar İbn Teymiye'nin ve Muhammed ibn Abdilvehhab'ın peşinden gidiyor.

11. Bir gerçek Hanbeliler, bir de gulat-ı Hanabile olduğu gibi; bir gerçek Selefîler, bir de kendilerine Selefî ismini takmış İbn Teymiyeciler vardır.

12. Ebu Hanife hazretleri Sünnî Müslümanların hem inanç, hem de fıkıh imamıdır.

13. Eş'arîlik ve Mâturidîlik Selef-i Sâlihînin temiz ve nezih inançlarına uygundur.

M.Şevket Eygi
Ortak paydamız, İbrahimi dinler değil! EHLİ SÜNNET, EHLİ SÜNNET...

Çevrimdışı 33.yıldız

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 343
Ynt: Vehhabilik sinsice yayılıyor
« Yanıtla #12 : 04 Ekim 2009, 21:17:57 »
1967'de ilk defa hacca gitmiştim. İyi ki, gitmek nasip olmuş da Mekke-i Mükkerreme'nin, Medine-i Münevvere'nin eski hallerini, eski evlerini, eski sokaklarını, eski insanlarını, Osmanlı'dan kalma eski binalarını görebilmişim. Onlar artık yok. Mekke'nin beton dev binalarla bir Las Vegas'a döndürüldüğünü üzüntü ve dehşet ile işitiyoruz, resimlerini görüyoruz.

Her neyse... O ziyaretim esnasında bir gün Mescid-i Haram'da, bendenize bir kitap hediye etmişlerdi. 1954'te basılmış, "Soru ve Cevap Yoluyla Tevhid Bilgisi" (et-tevhid 'alâ Tarikati's-Sual ve'l-Cevab) başlığını taşıyan, Vehhabî yoluna göre ilmihal mahiyetinde bir eser. Bu kitabın 79'uncu sayfasında sualli-cevaplı şöyle yazılıydı:

"234'üncü soru:Evliya (veliler) kaç kısma ayrılır?

Cevap: İkiye ayrılır. Rahman'ın (Allah'ın) velileri. Şeytan'ın velileri.

(.....)

239'uncu soru: Tarikat ehlinin hükmü nedir? Onlar Rahman'ın evliyası mıdır, yoksa Şeytan'ın evliyası mıdır!.."

Cevap: Hayır, onlar Şeytan'ın evliyasıdır!.."

Tarikat ve tasavvuf büyüklerini, yüz milyonlarca Ehl-i Tevhid ve Ehl-i Kıble Müslümanın veli kabul ettiği kimseleri Şeytan Evliyası olarak ilan etmek büyük bir fitneye yol açmaz mı?

Şah Muhammed Bahaüddin Nakşbend, İmamı Rabbanî, Celalüddin Rûmî, Hasan eş-Şazelî, Ahmed er-Rufâî... Hacı Bayram Veli, Şabanı Veli, Aziz Mahmud Hüdâyî... Şeyh İmam Şamil... Evet binlerce ve binlerce tarikat ve tasavvuf ulusunu, evliyasını Şeytan evliyası ilan ediyorlar. Bu kadar insafsızlık, bu kadar karakuşî mânevî idam hükmü olur mu?

Bir fırkanın, bir grubun, bir azınlığın böylesine ağır bir hüküm vermeye hakkı ve selahiyeti var mıdır?

İslâm dininde bir soruya cevap verilmesi için birtakım şartlar vardır:

1. Ehl-i Sünnete mensup icazetli ulemâya, fukahaya, gerçek müftülere sorulacak.

2. Onlar delilleriyle (gerekçeli olarak) cevap verecekler.

Verilen cevaplar/fetvalar hep aynı mahiyette (müttefakun aleyh) olursa mesele yoktur, gerçek anlaşılmıştır.

Cevap ve fetvalar müttefakun aleyh değilse, muhtelefün fih ise çoğunluğa bakılır. Her hâl ü kârda şirkle suçlanmaz, kâfir veya Şeytan evliyası denmez.

İslâm adalet ve insaf ve i'tidal dinidir. İslâm hikmet (bilgelik) dinidir. Öyle sellemehüsselam bütün Tarikat evliyasını küfürle suçlamak adalete de, nasafete de, firasete de, hikmete de aykırıdır.

Tarikat evliyası Şeytan evliyası olunca, onlara bağlanan, onları seven, onları mürşid kabul eden, onların dinî kitaplarını benimseyerek okuyan Müslümanlar da Rahman'ın yolunu değil, şeytan'ın yolunu seçmiş olacaklardır. Bu ise Türkiye'deki tarikat ve tasavvuf taraftarı ve mensubu Müslümanların dinden çıkmış olduğu mânâsına gelmez mi?

Dünyada bir buçuk milyardan fazla Müslümanın büyük bir kısmı tarikata ve tasavvufa bağlıdır. Vehhabilere göre onlar Müslüman değildir.

Sadece tarikat ve tasavvuf konusunda değil, itikad konusunda da Ehl-i Sünnet'i ağır şekilde suçlamaktadırlar. İmamı Eş'arî'yi ve İmamı Mâturidî'yi itikadda imam kabul edenleri sapık ilan ediyorlar. Kitapları ortadadır.

Bendeniz yakın tarihte ülkemizde yaşamış bazı "mazanne-i kirama" (veli sanılan kimseye) yetiştim. Bunlardan biri Nakşibendî şeyhi Muhammed Zahid Kotku hazretleriydi.Abdestsiz yere basmazdı.Şeriattan ve Sünnet'i seniyyeden kıl kadar ayrıldığı görülmemiştir. Abdest bozduktan sonra, yeniden abdest alacağı zaman içinde taharetsiz olmamak için o birkaç dakikada teyemmüm yapardı. Ahlak-ı hamide (övülen, beğenilen ahlâk) sahibi idi. Büyük sayıda insanın hidayetine vesile olmuştur. 1970'li yıllarda Londra'dan Afrikalı (Gabonlu mu, Gambiyalı mı unuttum...) siyahî bir profesör İstanbul'a gelmiş. Sebeb-i ziyareti şu:Rüyasında "İstanbul'a git, şu zata intisab et..." demişler.Mânâ âleminde kendisine bir zat gösterilmiş, onu arıyor. Birkaç kişiye götürmüşler, Muhammed Zahid efendiyi görünce "Bana gösterilen kişi bu idi" demiş ve el alıp intisab etmiş. Bu rüya, bu hadise elbette bizleri bağlamaz ama duyduğum bir vak'a olarak ibret ve misal olsun diye zikr ettim.

Osmanlı Hilâfet-i muazzaması ile Suudî Vehhabî devletini mukayese eder, kararınızı verirsiniz.

M.Şevked Eygi
Ortak paydamız, İbrahimi dinler değil! EHLİ SÜNNET, EHLİ SÜNNET...

Çevrimdışı muhibban

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 131
  • Utandırma Ya Rabbi!
Ynt: Vehhabilik Sinsice Yayılıyor mu?
« Yanıtla #13 : 03 Kasım 2009, 17:37:05 »
ilaveler için sağolun
Elimize, dilimize, gözümüze ve kalbimize sahip olalım...