Gönderen Konu: Kedi Güzellemesi  (Okunma sayısı 2956 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Fatihan

  • Administrator
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 6992
  • Milimi milimine Ehli sünnet...
Kedi Güzellemesi
« : 18 Nisan 2012, 18:51:50 »


Nerede, ne zaman karşınıza çıkacaklarını asla tahmin edemezsiniz Bazen gecenin karanlığında ansızın parlayan bir çift göz, bazen alçak bahçe duvarlarından aşağı birden bire atlayan bir karartı olarak geçer gider yanınızdan, dönüp yüzünüze bile bakmadan. Bazen öyle sessiz gelir ki yakınınıza, onu karşınızda gördüğünüzde ürperir salâvat getirmek zorunda hissedersiniz kendinizi. Kimi zaman kırk yıllık tanıdık gibi ayaklarınıza dolaşır, masum gözlerle gözlerinizin içine bakar. Kimi zaman ardından seslenseniz de umursamaz, salınarak yürür gider, duymazdan gelir sizi.
Hiç görmedim, tanımadım, bilmem, diyemezsiniz. Hani birlikte geçirdiğiniz vakit, paylaştığınız mekân yoksa bile ya komşunun balkonunda ya bir ağacın tepesinde kendisini kurtaracak itfaiyeciyi beklerken, kısa bir süre bile olsa anlamlı bakışlarla göz göze gelmişliğiniz vardır. Yahut bir hafta sonu gezisinde çocuğunuzdan aldığı cesaretle kim bilir kaç metre peşinizde yürümüştür pürtel⺅
Hepsinin de renkleri, türleri başka başka; ama hep aynı pencereden aynı masum gözlerle bakarlar hayata. Kendilerinin pek umurunda olmasa da kiminin adı boncuk, sarman, maviş, pamuktur, kiminin adı mestan, duman…
Anlamak zordur kedileri…
. . .
Kimse sevmedi onları benim kadar. (Sedat Umran)

Hangi mecliste, nasıl bir muhabbetin ortasında olursa olsun kedi lafzı ağızlardan çıktığında mutlaka herkesin söyleyecek üç beş kelamı vardır mevzuya dair. Zira hemen hepimizin mazisinde, kendine has usulüyle hayatımıza sızmış ve bir zaman sonra ardında küçük hikâyeler bırakarak kaybolup gitmiş bir kedinin pati izleri mutlaka vardır.
Elbette cümle mahlukatın kendince bir güzelliği, sevecenliği vardır ancak ne köpek sevgisine benzer kedi sevgisi ne de kuş, balık, tavşan sevgisine. Köpek, kuş, tavşan, balık sevmeyen bir çocuk olabilir; lakin kedileri, hele de küçük yavru kedileri sevmeyen çocuk yok gibidir yeryüzünde.
Kediler bunun farkındadırlar ve yaratılıştan mayalarına katılan bir beceriyle en haşin, en cevval çocuğun bile olmadık hareketlerle kalbini yumuşatıp yüreğini yufkalaştırmayı bilirler. Sürekli yukarı doğru uzattıkları küçük pembe burunlarıyla, hep yalvarır gibi bakan uykulu gözleriyle, pelüş bir oyuncağı andıran parlak yumuşacık tüyleriyle, içlerinde sanki sürekli küçücük bir motor çalışıyormuş edası veren mırıltılarıyla gelir ve açık buldukları her kalbin en sıcak köşesine kıvrılıverirler.
. . .
Köyde, yaylada, şehirde hep insanların yakınında, yanında bulunmak en büyük endişesidir kedilerin. Nankörlüklerine dair koparılan onca şamataya, haklarında çıkarılan onca olumsuz deyime rağmen bu iftiralara, dedikodulara küsüp insanlardan uzaklarda bir yerlerde yaşamayı düşünmezler asla. Hatta ne sebeple olursa olsun, sahiplerinden, evlerinden ayrı düştüklerinde, rivayete göre yıldızlara bakarak fersah fersah uzakta olsalar bile günler haftalar sonra yeniden bulurlar evlerini, sahiplerini.
Kediler duymazdan gelseler de arkalarından söylenen sözleri, bazı insanlar sırf bu söylentiler yüzünden rahatsız, tedirgin olur kedilerin varlığından.
Neyse ki çoğunluk, bolluktan bereketten bir işaret sayar kedilerin varlığını, huzur ve güven duyar onların bulunduğu ortamlarda.
. . .
Kedi; yalnızların ve suskunların dostudur en fazla ve belki de bu yüzden şairlerin, yazarların, alimlerin yanında, evinde olmazsa olmazlardandır. Kitap raflarının aralarında, çalışma masalarının kenarında kendilerine bir yer bulup, dinler, okur ve anlar gibi izler sahibini. Bu dostluğun verdiği ayrıcalıkla, şiirlere, hikâyelere, romanlara kolayca sızar ve sayfalar arasında nazla, gururla usul usul dolaşırlar. Onlarca edebiyatçının, sanatçının kucaklarında kedileriyle çekilmiş fotoğrafları, kedilerin kendilerine sahip seçmekte ve onları etkilemekte ne kadar mahir olduklarının da bir belgesidir aslında.
Tıpkı bebekler, çiçekler gibi kedilerin de resimleri elden ele gezer kartpostal olur, çerçevelenip duvarlara asılır. Zaten kedi; biraz hareket eden salon bitkisi ve biraz da miyavlayan çiçektir.
İnsanlar değişir, şehirler değişir, hayatlar değişir fakat kediler her çağa, her mekâna ayak uydurmayı başarırlar. Bir yer sofrasında sininin altında da karnını doyurmayı becerir, büyük şehirlerin çöp kutularının içinde de… Marketlerden alınan mamalarla besleniyorken de ansızın bir sineğin peşine takılıp saatlerce oyalanır, dağ başında bir çiftçi
kulübesinde yaşıyorken de…
. . .
Benim küçük bir kedim vardı
Ahmak bir ayak ezdi
(Asaf Halet)

Kâh küçük ve sevimli bir dost, kâh mağrur bakışlı bir kahraman, kâh lüzumsuz işlerle etrafındakileri eğlendiren canlı bir oyuncak, kâh ettiği kabahatin farkında bir ağır suçlu…  Evcil hayvandan öte evin bir ferdidir kedi. Yiyecekten içecekten onun da nasibi ayrılır. Evin en sıcak ve sakin köşesi tartışmasız hep ona aittir. Evden uzaklaşsa gitse yokluğu hissedilir, yeri boş kalır ki öleceğini hissettiği vakit sırf sahibine o hüznü tattırmamak için yaşadığı yerden uzaklaşıp ıssız mekânlarda öldüğü rivayet edilir.
Mutluluklarını, sevgilerini, hüzünlerini hülasa hiçbir hissini gizlemeyi beceremez kediler, insanlar her vakit dillerinden anlamasalar da.
Kesilmiş kulağına, koparılmış kuyruğuna, çıkarılmış gözüne rağmen, her sabah başka bir hemcisinin cesedini asfalt yollarda gördüğü halde bizden umudunu kesmeyen, kendisine uzatılan her elde dostluk arayan belki de tek mahlûktur kedi.
Birbirlerinden pek hoşlanmasalar da tıpkı serçeler gibi kediler de süsüdür şehirlerin.
Ne kadar dünya telaşıyla kaçmaya çalışsanız da onlardan, yaşadıkça birikir kedileri sevmek için bahaneleriniz.
Olmadık yerlerde hafif, sevecen mırıltılarla yanınıza gelir, ayaklarınıza sürünür, peşinize takılır yahut ağlar gibi bir sesle pencerenizin önünde, kapınızın eşiğinde sizi bekler günlerce. Kovarsınız gitmez, süt verirsiniz içmez. Her dilden anlayan Süleyman olmadığınızı bile bile yüzünüze, gözlerinizin içine bakar daima. Gözlerinden bellidir konuşmak arzusu. Hüzünlü ve naif kıssalar getirmiştir size uzak iklimlerden eski çağlardan.
Kalbinizin kapısını aralayıp da bir kez dinlemeye başladıysanız bir kediyi; ömür boyu anlatır size Nuh’un gemisini, Ebu Hureyre’yi, sırtındaki mührü, Hz. Muhammed s.a.v.’in evindeki uykusunu.

Hüseyin Kaya


Çevrimdışı sade_ kul

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 4
Ynt: Kedi Güzellemesi
« Yanıtla #1 : 18 Nisan 2012, 23:46:31 »
Tesekkürler

Çevrimdışı ümre yolcusu

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 31
Ynt: Kedi Güzellemesi
« Yanıtla #2 : 27 Eylül 2013, 22:18:59 »
emeğinize saglık

Çevrimdışı efendiminesiriyim

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 1
  • Sadakat Forum
Ynt: Kedi Güzellemesi
« Yanıtla #3 : 24 Haziran 2014, 21:39:43 »
Nasıl bir site çözmeye çalışıyorum ...deneme yapıyorum ....illaki bir şey paylaşmak için birini eklemek mi gerekiyor..????Anlamadım...

Çevrimdışı Bab-ı Aşk

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 9
Ynt: Kedi Güzellemesi
« Yanıtla #4 : 25 Haziran 2014, 15:45:51 »

Kedi: Kulaklarıyla da görür, radarı vardır. Kedi çok sabırlıdır. Kedi abdest edeceği zaman yeri kazar, yapar örter.Niçin. Sebep. İnsan da dahil hiçbir hayvan yoktur böyle hareket eden. Kediye sordum: Sana insanlar nankör diyorlar ne dersin. Kedi geldi ayaklarıma başını sürdü. Nankör olmadığımı bilirsin… Öyle bilsinler daha iyidir. Ne olur. Sırrımı kimseye söyleme dedi.


Peki dedim. Sana bir sual daha soracağım. Buyur dedi.


- Sen bazen sahibinin eline parmağını tırnağını batırırsın dedim.


- Bende kabahat yok. Bunu bir bilseler tırnağımı eline batırdığım adam bile tövbe ederdi.


Sordum: Benim bir siyah kedim vardı, böyle yaptığını hiç görmedim.


- O adamını biliyordu efendim dedi… Peki dedim bir sual daha…


- Siz nereden düşerseniz hep ayaklarınız üzerine düşersiniz. Bu nedir?


- Efendim o da bizim cesedi sırrımız amma ben de bilmiyorum dedi.


Siz sebebini bilirsiniz… Bunda büyük bir sır gizlidir diye dedelerimizden kalma bir sözdür bu, dedi. Tekrar elimi yaladı, aman efendim sırrımı kimseye söyleme dedi. Çekildi, sıçrayarak dama çıktı.


-Güneş var, damda uyumak çok güzel dedi.


“Kedi, ayaklarının üzerine düşer. Fizyolojik sebebini ilim bir türlü söyleyememiştir. Manevi sebebi çok büyüktür. Söyleyemem. Huzurun kaçar, keşke söylemeye idin diye sızlanırsın… Yalnız size bir şey söyleyeyim, kediye eziyet etmeyiniz. Kedi öldürenin sonu harapdır.Evlâtlarına bile intikal eder.


Kedilere iyilik eden onları besleyen insanlara gıbta ederim… Kedi edep ve sabır timsalidir.


Kediye Hak’kın bir mahlûku olarak bakarsanız, onun nankör olmadığını anlar, çok şeyler öğrenirsiniz.”


Kedi, aslan ve kaplan cinsinden bir hayvandır. İnsanlarla birlikte yaşarlar… Muhtelif cinsleri vardır. Yabani kediler de vardır. Kediler hürriyetlerine çok düşkün hayvanlardır. Bu düşkünlük kedileri nankör olarak tanıtmıştır. Halbuki nankör değildirler. Evinden günlerce uzağa bıraksan, tekrar evlerine dönerler. Bu hal nankör olmadıklarını ifade eder. Eski Roma İmparatorlarının heykelleri dibinde kedi vardır. Bu hürlük timsalidir.


Resulü Ekrem, kedi kimi severse o imanlıdır buyurmuştur. Hakiki cins kedi öleceğine yakın sahibinin evini terkeder. Ölüsünü sahibine göstermez. Burada (hakiki cins kedi) bu ne demektir. Bunu hallet. Kedide (radar teşkilâtı) olduğu bu son senelerde keşfedilmiştir. Son müşahadelere göre kedide radar teşkilâtı vardır. Göz sinirlerinde işitme lifleri de vardır. Geniş bir sahadaki sesleri işittiği gibi aynı zamanda da görür. Göz bebekleri bu işitme olayını ayarlar. Hem kulaklarıyla da hem gözüyle de ses alır ve her ikisiyle de görür. Kavga eden kediler başka tarafa baktıkları halde, yek diğerini arkalan dönük olduğu halde görürler. Ziya ve ses komputerleri ile yani elektronik dalgaları alır ve tesbit ederler. Diğer hayvanların kulak sinirlerinde görme sinirleri yoktur. Kedilerin göz sinirlerinde de işitme sinirleri bulunmuştur. Bu bakımdan kedi müstesna bir hayvan olarak bunda sebebi hikmet nedir. Bu hususda Almanca bir büyük kitap neşredilmiştir. 1975 de Können Katzen mit den Augen hören? Onda uzun tafsilat vardır.


Kedi soğukta çok üşür. Bir de diğer hayvanlarda olmayan bir yaratılış ve terbiye hassası vardır. Defi hacet edeceği zaman toprağı eşeler, yapar ve tekrar kapatır. Bunu da düşünmek lâzımdır. Toprağı gelip koklar, örter, sıçrar, bir iki adım sonra döner arkasına bakar ve gider. Ben sebebini söylemiyorum bu hareketin. Utanırsınız. (Kimseyi utandıracak hallerde, sözlerde bulunmayın) hadisi vardır. Hakiki kedi de yemek seçmez. Fakat eti sever. Kedide büyük sabır vardır. Hz. Rıfai; ben hakikate ermek için çok kapılara baş vurdum. Nihayet bir kedinin bir delik önünde iki gün beklediğini gördüm. Nihayet avını yakaladı. Ben de sabırla hiç’lik kapısında bekledim ve hakikata erdim buyurulur.


Kedinin hürriyetine dokunduğunuz zaman isyan eder ve pençesini hemen saplar. Benim birçok kedilerim vardı zamanıyla. Onlarda birçok haller gördüm. Tarif edemem. Bana da birçok şeyler öğretmiş oldular. Aklıma geldikçe onları hatırlar hatta gözlerim bile dolar. Günlerce, Ölen kedilerim için ağladığım çoktur. İçlerinde hürriyetini bile feda edip salcın olanlar da vardı.


Kedide biraz hırsızlık vardır. Ama hiç hırsız olmayan da vardır. Aç durur, çalmaz. Bir arap kedim vardı. Hastalandı. Boynuma sarıldı yaladı, gözleri yaşardı. Birdenbire fırladı gitti… Siyah kedi gördükçe arap hatırıma gelir. Gözlerim dolu dolu olur. Kediye eziyet etmeyiniz.


Onu kollayınız, seviniz. O da sizi muhakkak sevecektir. Kedi kimi severse iman ondadır. Hübbül hırratı minel iman. Kedi öldürmek doğru değildir. Öldürene dünyada iken Hak bir belâ verir. Bütün ömrünce çeker bunu. Kendi sahibinin parmaklarına tırnaklarını batırırsa bunda bir hikmet olduğunu unutmayınız.Kedi daima dört ayağı üzerine düşer. Bu büyük bir şeyi ifade eder.


Dr.Münir Derman Hz.(K.S.) ’Yazılacak Sırların İlki, Yazılmayacak Sırların Sonu ’ isimli kitabından alınmıştır.
« Son Düzenleme: 25 Haziran 2014, 15:55:41 Gönderen: Bab-ı Aşk »
"Fırsat azdır, onu en mühim işlere sarf etmeli. Bu da kalb birliği olanların sohbetiyle mümkündür. Hiç bir şey sohbetin yerini tutamaz. Eshab-ı Rasûlüllah buna misâldir."  (Mektubat C-1, M-120)