Gönderen Konu: Kelimeleri Tanımak Gerek...  (Okunma sayısı 2593 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9220
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Kelimeleri Tanımak Gerek...
« : 26 Eylül 2011, 15:13:43 »

Kelimeleri tanımak gerek... Ağızla değil, dille değil, kulakla değil, akılla, gönülle tanımak gerek. Söylerken dinlemek gerek. Kelimeler her gün, her Allah'ın günü hayata anlam örer. Kelimelerimiz çalınırsa üşür hayatımız o yüzden. Çıplak kalır. Yoksul kalır. Aç kalır, açıkta kalır. Kelimeler olmadan hayatımız ışıksız kalır, kör kalır. Ne aklımız yolunu bulabilir, ne kalbimiz. Kelimeler olmadan aydınlanmaz ruh sokaklarımız, gönül meydanlarımız. Kelimelerimizin ağırlığıdır bizim ağırlığımız, ne daha fazla çekeriz tartıda, ne daha az. O kadar uzundur boyumuz, ne daha uzun, ne daha kısa.

Kelimeleri tanımak gerek... Çünkü kelimeler olmadan tanınamaz hayat, tanınamaz eşya, tanınamaz varlık... Kelimeleri olmayan yabancısıdır kendisinin bile. Uzağıdır yakınlarının bile. Karanlık gecede siyah, suyun içinde ıslak, ateşin içinde sıcak... Ne varlıkta var, ne yoklukta... Kelimeler olmadan akıllar boş, kalpler boş, avuçlar boş, hesaplar boş, tarifler boş.

Kelimeleri tanımak gerek... Dışlarından değil içlerinden tanımak gerek. Cidarlarından değil özlerinden... Etraflarından dolanarak değil, tam ortasından... Uzaktan bakarak değil, yakınına gelerek... rivayetini dinleyerek değil, aslına ererek, künhüne dokunarak... Soğuklukla değil sıcaklıkla, sevgiyle, muhabbetle... Arayı açmadan, araya gurbetler sokmadan, etle tırnak gibi, sesle akis gibi, bedenle gölge gibi, kılıçla kın gibi...

Kelimeleri tanımak gerek... Her harfine derinden saygı duyarak tanımak gerek... Eğip bükmeden, eritip akıtmadan, dondurup katılaştırmadan... Kendi sıcaklığında, kendi toprağında, kendi güneşinde, kendi aydınlığında... Kendi coğrafyasında, kendi vatanında, haritasında, ufkunda... Korumak gerek kelimeleri savuran rüzgârdan, uçuran fırtınadan... İçlerini boşlukla doldurmaya azmeden fesat ve niyetlerden... Çünkü kelimelerimiz mahkûm olursa biz de oluruz. Kelimelerimiz rehin kalırsa hayatlarımız rehin kalır. Kelimelerimiz mahzun olursa biz de oluruz.

Kelimeleri tanımak gerek... Bollukta değil sadece, yoklukta da... Kimselerin olmadığı yerde... Çarelerin tükendiği, umutların kırıldığı yerde... Kelimeler ki yeşertir hayatı tohumun topraktan yeşerttiği gibi... Yağmurun toprağı bereketlendirdiği gibi... Dağıtır gamı kasaveti... Esen yellerin en büyük yangınların külünü savurup dağıttığı gibi... Bütün güzelliklerin küçük bir güzellikle başladığı gibi...

Kelimeleri tanımak gerek... Cümlelerin kelimelerle kurulduğunu, anlamın kelimelerle örüldüğünü bilmek gerek... Adam gibi yaşamak için, hayata yakışmak için... Kendini tanır gibi tanımak gerek kelimeleri... Yoksa kurulmaz zihinlerde insaf mahkemeleri, tutulmaz ruhların muhasebe defterleri, düşülmez vicdanlara hakkaniyetin olmazsa olmaz şerhleri... Bilinmez insan olmanın, can olmanın, cânân olmanın gereği... Silinmez nefislerden şeytani gölgelerin izi... Dinmez içimizi kaplayan ıssızlığın ezgisi...

Kelimeleri tanımak gerek...

Bu aşkla, bu sevdayla, bu tutkuyla dolmak gerek...

Hepsinden vazgeçsen bir tek kelime için...

Ki hayat, toplasan bir kelimeden ibarettir, dağıtsan bir çok kelimeden...




Gökhan Özcan

Çevrimdışı lalegül

  • yazar
  • ****
  • İleti: 513
    • Sidre.net
Ynt: Kelimeleri Tanımak Gerek...
« Yanıtla #1 : 18 Ekim 2012, 16:14:26 »
çok güzel bir yazıydı...
teşekkürler
Şu rahmete bakın ki,
insanlar bütün azalarıyla günah işlerken,
sadece diliyle yaptığı tövbeyle affolunuyor.

Aziz Mahmud Hüdai (k.s)