Gönderen Konu: Kızgın Kadınlar, Küskün Erkekler  (Okunma sayısı 1930 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7477
Kızgın Kadınlar, Küskün Erkekler
« : 22 Mart 2013, 00:18:24 »

Dinimize göre erkek kavvamdır; ailenin reisidir, yöneticisidir, hakimidir. Erkek aileden sorumlu olduğu için karısı ve çocukları üzerinde söz hakkı üstünlüğü vardır. Erkeğin görevini yapması için ailede otoritesinin olması lazım. Allah(c.c) ailenin ve toplumun idaresini yapacak olana erkekleri liderlik vasıfları ile donanımlı yaratmış. Tabi liderlik vasıfları aile ve toplum tarafından zedelenmez ya da yok edilmezse.

Erkekler iş için evden uzaklaştıkça evdeki otoriteleri zayıfladı. Otoriteyi sağlamakta zorlanan erkeklerin bir kısmı teslim bayrağını çekip idareciliği karısına bıraktı. Bir kısma da öfkelenerek, asık yüzle, çocukları ve eşi korkutarak idarecilik yapmaya çalıştılar. Bu yüzden kimimiz sert anne- ezilmiş babalarla büyüdük, kimimizde aksi baba- ezilmiş annelerle büyüdük. Oysa ikisi de çocuk için iyi örnek değildir.

Babası ile oyun oynamamış, saçı okşanmamış, babasından tatlı söz duymamış bir çocuk baba sevgisi almış sayılmaz. Peygamber efendimiz çocukları öper, sever, torunlarını sırtında gezdirirdi. Çocuklarına kötü davranan bir baba sevgili peygamberimizin sünneti-seniyyesine ne kadar uymuş, ne kadar örnek almış olabilir?

Ailede saygı görmeyen ezilmiş bir baba ise çocuğun içinde onu koruyacak, güçlü baba modelini yerle bir eder ve çocuğun güven duygusunu zedeler? Ezilmiş bir erkek hiç kimseye gerçek sıcak bir sevgi de göstermez. Küskün bir çocuk gibidir.

Çocukların otoriter ama sevecen bir babaya ihtiyaç vardır.

Tabi bu erkekler aynı zamanda koca oldukları için ya ezilmiş koca ya da aksi koca oldular. )

Genel olarak otorite iki şekilde sağlanır. Ya zulüm ile ya adalet ile.

Zulüm ile otorite kurmak kolaydır. Surat asarsınız, bağırırsınız, cezalandırırsınız, eziyet edersiniz muhatabınız sizin korkunuzdan istediklerinizi yapar. Beddua ede ede yapar, kötü söyleye söyleye yapar fakat bir şekilde yapar.

Adalet ile otorite kurmak; kendinde dahil kimseye haksızlık etmeden sevgiyle, güler yüzle, merhametle, idare etmektir. Müminin zulmetmesi yasak olduğu için mümin erkek otoritesini adalet ve merhamet üzerine kurmalı. Ailesinin idaresini sevgiyle yapmalıdır. Kadın da kocasına zorluk çıkarmamalı kocasına saygılı olmalıdır.

Sadece merhamet ile idare olmaz; çünkü insanoğlunun merhameti kullanmaya meyli vardır. Bu yüzden adalet merhametin önünde olmalı; erkek kendini de ezdirmemeli;  karısını ve çocuklarını da ezmemeli. Burada erkeğin idareciliğin kurallarını iyi bilmesi önemlidir. Tabi bu arada kadının iyi niyeti de çok önemlidir.

Günümüzde ailelerde çok fazla problem yaşanmasında kadınların feminizmden etkilenip erkekleşmelerinin rolünü çok kez yazmıştım. Bu kadınların hatası. Peki kadınlar erkekleşirken erkekler ne yaptılar? Bu süreçte üzerlerine düşeni yaptılar mı?

 Geçmişi göz önüne aldığımız zaman erkekler bu süreci izlemekle yetinmişler gibi duruyor. Arada tabii bireysel mücadeleler olmuştur fakat genel itibari ile bir şey yapılmamış. Zannediyorum işin bu noktaya kadar geleceği tahmin edilmemiş.

Oysa erkekler bu süreçte kapitalizmin tuzağına düşmemeye çalışarak üç kuruş daha fazla kazanmaktan vazgeçip ailedeki reislik görevini her şeyin önünde tutarak İslamın aileye çizdiği çerçeveyi korumak için gayret etmeliydiler.

Tabi bu arada bozulma sürecinde pek çok iç ve dış etken de erkeklerin işini zorlaştırdı. Başta feminizm belası kadınları erkekleştirirken, Osmanlının son dönemindeki batı hayranlığı, din adamı kisvesindeki misyonerlerin din üzerinden aileyi içerden çökertme çalışmaları,  kapitalizm oyunları, medya, batının oyunlarına kapılan islamcı yazarlar… Derken bir şekilde bu güne geldik. Putlaştırılan kadınlar ve kurban edilen erkekler.

Kadınlar kızgın, erkekler küskün. Erkeklerin çoğu saygı görememenin küskünlüğü ile kendini televizyonun ya da bilgisayarın ekranına kilitlemiş söylenerek ömür tüketiyor. Kadınların çoğu kocasından sevgi alamamanın kızgınlığı ve hırçınlığı ile sürekli şikayet halinde. Böyle bir hayat ikisini de tüketiyor. Dünya ve ahiret hayatlarına zarar veriyor.

Artık geçmişi konuşmanın bir faydası yok. Bugün için ne yapılabilir? Aileyi kurtarmak için kadınlara düşen vazifeler nelerdir, erkeklere düşen vazifeler nelerdir? Annelere düşen vazifeler nelerdir, babalara düşen vazifeler nelerdir?

 Erkekler kurban olmayı kabul edip söylenerek erkekliğin ölümünü kabul mü edecekler, yoksa aileyi kurtarmak için mücadele mi edecekler? Allah(c.c) tarafından kavvam olarak tarif edilen ve tayin edilen mümin erkek hangisini seçmelidir?

Sema Maraşlı