Gönderen Konu: Kurban Risalesi [17 Aralık 2007]  (Okunma sayısı 33522 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Besmele Çekmek ( Kesimin Helal Olmasi)
« Yanıtla #15 : 26 Kasım 2008, 17:29:37 »

BESMELE ÇEKMEK ( kesimin helal olmasi)

Âyet-i kerîme'de : وَلَا تَأكُلُوا مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللّهِ عَلَيْهِ وَإنَّهُ لَفِسْقٌ "Üzerinde (kesim esnasında) Allah 'ın adının zikredilmediği kesilmiş hayvanları yemeyin, bunu yapmak fâsıklıktır ('ın yolundan çıkmakdır) " (Süre’i En'âm Ayet 121)
buyurularak, kesimlerin besmele ile olması emredilmiştir.İbnu Abbâs, âyetteki bu emir unutularak yerine getirilmediği takdirde kesilen hayvanın yenilebileceğini, kasd-ı mahsusla, inadla terkeden kinsenin kestiğinin yenmiyeceğini belirterek âyet-i kerîmeye açıklık getirmiş olmaktadır.
Bu vesile ile birkaç noktayı da belirtelim:

1. Âyette emredilen tesmiye yâni Allah'ın zikri,Allah'ın isimlerinden herhangi biriyle olabilir: Allahu ekber, Allahu âzam... gibi sâdece demek de kâfidir, yeter ki, dua maksadıyla zikredilmemiş olsun. Meselâ ümmağfirlî denmesi kifâyet etmez.
Bismillahi Allahu ekber denmesi müstehabdır.

وعن ابن عباس رَضِى اللّهُ عَنْهُما قال: ]مَا أعْجَزَكَ مِمَّا في يَدَيْكَ فهوَ كَالصَّيْدِ وقال في بَعِيرٍ تَرَدَّى في بِئْرٍ: ذَكِّهِ مِنْ حَيثُ حَيْمُ قَدَرْتَ. وَرَأى ذلِكَ عَلىٌّ وَابْنُ عُمَرَ وَعَائشةُ رَضِى اللّهُ عَنْهُم وقال: هُوَ وَأنَسٌ وَابنُ عُمَرَ : إذا قُطِعَ الرَّأسُ مَعَ ابْتِدَاءِ الذَّبْحِ مِنَ الحَلْقِ فََ بَأسَ وََ يتَعَمَّدُ، فإنْ ذُبِحَ مِنَ الْقَفَا لَمْ يُؤْكَلْ سَوَاءٌ قطع الرأس أو لم يقطع.

İbnu Abbâs (R.a.) buyurdular ki: "Elinde (tasarrufunda) olduğu halde (normal kesişten) seni aciz bırakan şey av gibidir."
(Yine İbnu Abbâs), kuyuya düşen bir deve hakkında: "Neresinden gücün yeterse kes!" demiştir. Hz. Ali, İbnu Ömer ve Hz. Âişe (radıyallâhu anhüm) de bu görüşte idiler.
İbnu Abbâs, İbnu Ömer ve Enes (radıyallâhu anhüm): "Boğazdan kesmeye başlayınca (acele sebebiyle) başı kopuverse bunda bir beis yok. Ancak, ense tarafından kesilmişse yenmez, baş kopsa da kopmasa da farketmez" demiştir. (Buhârî, Zebâih 23)

Hadisi serifin izahi:
1- Buhârî, bu hadisi, "Ehlî hayvanlardan kaçanlar, (tezkiye husûsunda), vahşî hayvanların hükmüne tâbidir" adını verdiği bir bâbın tercümesi meyanında kaydeder. Normal olarak, ehlî hayvanın kesilmesi boynundan olmasını gerektirdiği halde, kaçması halinde yakalamak için atılan bir okun veya mızrağın tesiriyle yara alıp ölecek olsa, etinin temiz olacağı ifâde edilmektedir. Bu durumda, hayvan her neresinden isabet almışsa, tıpkı av hayvanı gibi etinin helal olacağı belirtilmiş olmaktadır.
Sadedinde olduğumuz bâbta, bu görüşü paylaşan birkaç sahâbînin görüşüne yer verilmektedir. Rivayetleri Buhârî, hep senedsiz olarak kaydetmiş ise de, şârihler, rivâyetlerin senetli olarak geldikleri kaynaklar hakkında bilgi verirler.

2-Buhârî'de bu muallak ve mevkuf rivâyetlerin dayandığı merfu rivâyete de yer verilmiştir. Meâlen şöyle: "Râfi' İbnu Hadîc anlatıyor: "Dedim ki: "Ey 'ın Resûlü, biz yarın düşmanla karşılaşacağız, yanımızda hayvan kesecek bıçağımız yok." Bana şu açıklamayı yaptı:
"Çabuk davran da (hayvan boğulup mundar ölmesin) yâhud, keseceğin hayvanı bol kan akıtacak bir şeyle öldür. Üzerine 'ın ismi zikredilerek (öldürülen hayvan etinden) ye. Diş ve tırnak, (kesme âleti olmaktan) istisna tutulmalıdır. Bunun sebebini sana söyleyeceğim: Diş bir kemiktir, tırnak ise, bu da Habeşlilerin bıçağıdır." Biz (ertesi günü), ganimet olarak bir kısım koyun ve deve elegeçirmiş idik. Onlardan bir deve huysuzluk edip kaçtı. Bir adam ok atıp onu durdurdu. Bunun üzerine Resûlullah(aleyhissalâtü vesselâm):
"Vahşî hayvanların kaçkınları gibi ehlî hayvanların da kaçkınları vardır. Bunlardan biri söze galebe çalarsa (kaçar gider ve tutamazsanız), ona böyle avlama muamelesi yapınız" buyurdu."

3- Kaçan ehlî hayvanın tezkiyesinde (etinin helâl olma şartlarında) av hayvanlarının helal olma şartlarını aramak gerekeceği hususunda Hz. Aişe, Hz. Ali, Abdullah İbnu Ömer (radıyallâhu anhüm)'in aynı görüşte olduklarını belirten Aynî "Bu hususta Ashab'tan bunlara muhâlefet eden biri bilinmiyor" dedikten sonra ilâve eder: "Bu, Ebû Hanîfe, Sevrî, Şâfiî, Ebû Sevr, Ahmed, İshâk ve ashablarının ve ashâbımızın (Hanefî âlimlerinin) da görüşleridir. Ancak İmam Mâlik merhûm: "Tezkiye kesim, boyun ve gırtlak (lebbe)tan yapılmadıkça câiz değildir" demiştir. Bu görüş aynı zamanda Leys ve Rebîa'nın da kavlidir. İbnu Battâl der ki: "Saîd İbnu'l-Müseyyeb ehlî hayvanların tezkiyesi (boğazdan) kesmekle gerçekleşir, kaçacak olursa, avı helâl kılan şartlarla helâl olur" demiştir."

4-Buhârî, bu fetvayı şu sebeple kaydeder: Hayvanın normal kesilme âdâbında başın bir hamlede kesilmesi yoktur. Aynı tercümenin baş kısmında Buhârî'nin açıkladığı üzere, meşru kesim şöyledir: Boğaz nefes borusu ve iki büyük kan damarıyla boyun kemiğine kadar kesilir. Kemikten öteye geçilmez, omurilik denen beyaz kısım kesilmez. İbnu Ömer, bu beyaz kısmının kesilmesini yasaklayıp: "Kemiğe kadar (nefes ve yemek borusu ile damarlar) kesilir, kemiğe ulaşılınca durulur ve hayvan ölünceye kadar bırakılır" demiştir.

Şu halde Buhârî hazretleri, kesme âdâbı bu olmakla birlikte, hayvanın başı bir hamlede kesilip koparılacak olursa, hüküm nedir? gibi bir sorunun cevâbını Hz. Ömer, İbnu Abbâs ve Enes üçlüsünün fetvasıyla cevaplıyor: "Et temizdir, yenebilir." İbnu Hacer, bunlarla ilgili rivâyetleri ayrı ayrı kaynaklardan nakleder. Bunlardan ikisi, yani İbnu Abbâs ve Enes'in fetvası, bir hamlede kesilip başı koparılan tavukla ilgili. Sadece Hz. Enes (radıyallâhu anh)'in vak'asını kaydediyoruz: "Hz. Enes'e ait bir kasap, tavuk keser. Ancak tavuk çırpındığı için, hayvanın başını ensesine kadar kesip, başını fırlatır. Tavuğu (şer'î âdaba uygun kesilmedi) diye atmak isterler. Anacak Hz. Enes yemelerini emreder." Benzer
bir vak'a sorulduğu zaman İbnu Abbâs: "Acele bir tezkiye (zekâtun vahiyye) diyerek tecviz ettiğini" belirtmiştir.


« Son Düzenleme: 31 Aralık 2008, 23:17:41 Gönderen: İsra »
Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Kurbanın Hükmü
« Yanıtla #16 : 26 Kasım 2008, 17:30:31 »
KURBANIN HÜKMÜ

Kurban mali bir ibadet olup Cenab-ı Hakkın rızasını kazanmak için kesilir. Kurban Hanefi mezhebinegöre vaciptir. Çünkü ü teala Kevser süresinin ikinci ayetinde “Rabbin için namaz kıl, kurban kes” buyurmaktadır. Rasulullah (sav) efendimiz de “Kimin için mal genişliği olur da kurban kesmezse sakın bizim namazgahımıza yaklaşmasın” (Feyzül kadir c.6 s.208) buyurmuşlardır.

Hadisi şerifte beyan olunan “Bizim musallamıza yaklaşmasın” diye vaîd (korkutucu ifade) ancak vacipler için vaki olur. Kurbanın vacip olmasının sebebi vakittir. Kurbanın vacip olmasının vakti kurban bayramı sabahı imsak vaktinin girmesidir. Ancak bayram namazı kılınan yerlerde bayram namazı kılınmadan kesmek caiz olmaz. Bayram namazından önce kesilmiş olsa tekrar kesilmesi lazım gelir. Kurban kesmenin son vakti ise bayramın üçüncü günü güneş batmazdan önceki vakittir. Vücub için muteber olan vakit, vaktin ahiridir. Fakirlik, zenginlik, doğum, ölüm ve sefer hususunda vaktin sonuna itibar edilir. Mesela birinci ve ikinci gün fakir veya müsafir olup üçüncü gün zengin veya mukim olsa kurban vacip olur. Aksi olsa vacip olmaz. (Hidaye c.4 s.72 – Dürül muhtar – Reddül muhtar c.6 s.316 -318)

Şafii ve Malikilere göre kurban sünneti müekkededir. (Büyük İslam ilmihali)

Kurban bir çok esrarı ihtiva eden faziletli bir ibadettir. Kurban rızası için yapılan bir fedakarlık olup yüce Rabbimizin verdiği nimetlere şükür, dünyevi ve uhrevi bela ve musibetlere kalkandır. Nitekim Rasulullah (sav) efendimiz bir hadisi şeriflerinde “Kim gönül hoşluğu ile Allah’tan sevap umarak kurbanını keserse onun için kendisini ateşten koruyan bir perde olur.” Buyurmuşlardır.
(Ettirğib Etterhib c.2 s.155)

Kurban gadabı ilahiye’ yi söndürüp rızayı ilahiye’ yi celbeder. Çok kurban kesilen memlekette harp olmaz. Kurban kesecek mali gücü olduğu halde kesmezse muhakkak o kişinin ya kendisinden veya çoluk çocuğundan veya malından mutlaka bir kan akar. Kurban bayramında umumi af tecelli eder. Kurbanda çoluk çocuk ve fukara için umumi bir menfaat vardır. (Ziya Sunguroğlu’nun notlarından)

Allah rızası için kurban kesen kişi çok büyük ecre nail olur. Zeyd bin Erkam’ dan rivayet olunmuştur ki Eshab-ı kiram Rasulüne “Bu kurbanların mahiyeti nedir.” diye sordular. “Babanız hazreti İbrahim’ in sünnetidir.” diye cevap verdi. Yine sordular “Ya Rasulellah bize bu hususta ne vardır.” Peygamberimiz de “Her kıl karşılığında bir hasene vardır” cevabını verdi. Yine sordular “Ey Allah’ın Rasulü koyunun yünü de öylemidir.” Dediler. Peygamberimiz de “Evet yünden her tel karşılığında bir sevap vardır” buyurdular. (İbni mace c.2 s.1045)

« Son Düzenleme: 30 Aralık 2008, 02:15:07 Gönderen: İsra »
Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Şer’i Kesim
« Yanıtla #17 : 26 Kasım 2008, 17:31:49 »
ŞER’İ KESİM

1. Hadislerde kesim zebh ve nahr kelimeleriyle geçmektedir. Buhârî şer'î kesimi müstakil bir bâbta anlatır: بَابُ النَّحْر وَالذَّبْحِ "Nahr ve Zehbh Bâbı." Yukarıdaki açıklamalar orada yer alır. Meselenin Kur'an-ı Kerîm'le tavzîh edildiğini belirtme sadedinde âyet-i kerime'ye (Bakara 67-71) atıfta bulunan Buharî, normal kesimi tarifte, İbnu Cüreyc'in:
َ ذَبْحَ وََ نَحَرَ إَّ في الْمَذْبَحِ وَالْمَنْحَرِ "Zebh ve Nahr adıyla yapılan kesimler (hayvanın boynundaki muayyen) kesim yerlerinden yapılmalıdır" sözünü kaydeder.

2. Hemen belirtelim ki Zebh ve Nahr ayrı kelime ise de, Cumhur'a göre, aynı mânada müterâdif (ayni mânâya gelen kelimeler) olarak kullanılır. Ancak, Nahr umumiyetle deve kesimini ifâde için kullanılmıştır. Bu bir hayvanın göğsü üzerinden bıçakla vurup boğaz damarlarını kesmek mânasına gelir. Zebh ve bütün hayvanların kesilmesini ifâde için kullanılır. Şu halde İbnu Cüreyc, gerek devenin ve gerekse diğer hayvanların boğazlanmasında, sünnette belirtilen kesme noktalarından bıçağın vurulması gerektiğine dikkat çekmektedir.

3. Meşru zebh, şârihlerin açıkladığına göre, hayvanın nefes borusu (hulkum) ile yemek borusunu (meri), bir de bunlar arasında yer alan vedec denen (cem'i evdâcdır. iki kan damarını kesmekten ibârettir. Bu dört şeyden üçünün kesilmesi, Ebû Hanife'ye göre "şer'î zebh"in tahakkuku için yeterlidir. Ebû Yûsuf'a göre, yemek ve nefes borusu ile o iki damardan birinin kesilmesi şarttır. İmam Muhammed, bunlardan her birinin yarısından fazlasının kesilmiş olması yeterli demiştir. "Yarıdan az olursa onda hayır yoktur" der. Aynî, Şâfiîlerin, el-Vecîz'de yemek borusu (meri) ile nefes borusunun (hulkum) kesilmesini yeterli bulduklarını, diğer ikisini şart koşmadıklarını, Ahmed İbnu Hanbel'in de böyle hükmettiğini belirtir. İmam Mâlik ve bazıları da iki damarla nefes borusunun kesilmesini şart koşmuştur.

Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Kurbanın Kesilme Vakti
« Yanıtla #18 : 26 Kasım 2008, 17:32:42 »
KURBANIN KESİLME VAKTİ

1. Kurban kesmenin vakti; eyyam-i nahr (Kurban kesme günleri) denilen Zilhiccenin on, onbir ve onikinci günleridir. En iyi olanı kurbanı Zilhicce¬nin onuncu günü kesmektir. Bu günler, Kurban Bayramının ilk üç günü ol¬duğuna göre; kurban bayramının ilk günü kesmenin daha iyi olduğu anlaşı¬lır. Bayramın üçüncü günü akşamına kadar da kurban kesilebilir. Kurban, şehirlerde; bayram namazından sonra, bayram namazı kılınmayan köylerde de fecrin doğuşundan sonra kesilir. Kurbanı gece kesmek mekruhtur.
Kurban bayramın üçüncü günü, güneş batmadan önce, zengin olan mü¬kellef müslümana kurban vacib olur. Yine o gün, güneşin batışından biraz önce fakir düşen veya ölen müslümanlardan da kurban borcu düşer.
İmami Şafiye göre dördüncü günüde günes batincaya kadar kesilir.
(Sünen-i Ebu Davud : 10/454.)

2. Ancak bu nisapta nema (üreme) ve bir yılı doldurma şartı yoktur. Bayram günlerinden birinde zengin olana kurban vacip olur. Burada şu hususu da hatırlatmakta fâide vardır. Kurban, “kudreti mümekkine” (yani kendisine lazım olanı yapmaya muktedir olabilecek kudret) ile vacip olur. Kurban vacip olduktan sonra zengin olma vasfı kaybedilse de, bu vacip kişi üzerinden sakıt olmaz ve ifası lazım gelir.

3. En fazîletli olan kişinin kendi kurbanını, kendisinin kesmesidir. Gücü yetmiyorsa vekâlet verip kestirebilir. Ancak vekîlini ta’yin ederken son derece dikkat etmeli, inancı ve itikadı sahih olan ve kurban kesmenin usûlünü bilen kimselere vekâlet verilmelidir.

Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Kurbana Niyyet
« Yanıtla #19 : 26 Kasım 2008, 17:33:43 »
KURBANA NİYYET

“Yâ Rabbî, şu vücudum sana karşı o kadar isyan etti ki, affedilmem için bu vücudumu sana kurban etmem icabediyor. Fakat sen Kitab’ınla insanın kurban edilmesini haram kıldığından, vücuduma bedel olarak bu hayvanı senin rızan için kesiyorum. Kabul buyur Yâ Rabbî” dedikten sonra üç defa “ü ekber, ü ekber, lâilâhe illâllahü vallâhü ekber, ü ekber velillâhil hamd” diye tekbir alır ve “Bismillâhi Allâhü ekber“ der ve kurbanı keser. Kurbani kesinceye kadar konuşmak mekruhdur. (Ziya Sunguroğlu’nun notlarından)
Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Kurbanın Nisabı(kurban Kesmek Kimlere Vacip Olur, Havace´i Asliyye)
« Yanıtla #20 : 26 Kasım 2008, 17:34:58 »
KURBANIN NİSABI(Kurban Kesmek kimlere vacip olur,Havace´i asliyye)

1.Kurban kesmek şu vasıfları ta¬şıyan kişilere vaciptir:
1. Müslüman olmak
2. Hür olmak, köle olmamak
3. Mukim olmak, yolcu olmamak
4. Zengin olmak, bundan kasıt sadaka'yı fıtır verecek kadar bir zengin¬liktir. Yani 20 miskâl (82 gr) altın veya 200 dirhem (640 gr) gümüşe mâlik olanlar, kurban kesmek zorundadırlar. Bu nisabın üzerinden bir sene geç¬mesi şart değildir. Bu şekilde nisaba malik olmayanların ve Mekkî olmayan hacıların kestikleri kurbanlar, tatavvu ve nafile kurban sayılır. Hacc-i temettü ve hacc-ı Kıranda kesilen kurbanlar ise; vaciptir. Uhdiye kurbanından ayrıdır. Kurbanın vacib oluşunda erkek olmak şart değildir. Nisab miktarı mala sahip olan hür kadına da, kendi parasıyla kurban kesmek vaciptir. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi 10/453-454.

2. Kurban, akıllı, bâliğ, müslüman, hür, mukîm, kurban kesecek kadar zengin her erkek ve kadına vaciptir. Zenginlik ölçüsü ise, asli ihtiyaçlarından fazla olarak 20 miskal yani 82 gr altın veya bu miktarda paraya yahut ticaret malına sahip olan her Müslüman için kurban kesmek bizim mezhebimize (Hanefî mezhebine) göre vâciptir. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler’e göre ise kurban, sünnet-i müekkededir. Hatta Hanbelîler’e göre, ödeme imkânına sahip olan kimse, borç ederek de olsa, kurban parasını temin edebiliyorsa, kurban kesmeye muktedir sayılır. (El-Fıkhu ale’l-Mezâhibi’l-Erba)

2. Müfessir Elmalılı Hamdi Yazır merhum şunları söylüyor: “Kurban kesmek, zekât ve sadaka-i fıtır vermekten daha fazla bir fedâkârlık ifade eden bir ibâdettir. Onun için bunda kudret şart olmakla beraber, zekât kadar kudret-i müyessire (yüksek mertebede bir mâlî kudret) de şart değildir.” (Hak Dini Kur’an Dili, 9/1697)

3. Mezhep imâmımız İmâm-ı A’zam (R.h) hazretlerinin kurban kesme hükmünü vâcip olarak görmesi de, elbette ki edille-i şer’iyyenin bu iki sağlam temellerine (Kitap ve sünnete) dayanmaktadır. Bununla birlikte
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezhebi müctehidleri kurban kesmenin sünnet olduğuna hükmetmişlerdir. Kurban kesmenin sünnet olduğuna kail olanların görüşü şu hadîs-i şerife dayanmaktadır:“Zilhicce ayının on günü girip de biriniz kurban kesmek isterse, kurbanın ne kıllarından ne tırnaklarından bir şey almasın. (Müslim, Edâhî, H. no: 1977)

4. Kurban kesmenin sünnet olduğunu söyleyenler, hadîs-i şerifte geçen “men erâde (isterse)” kelimesinin ihtiyar (istediği gibi hareket edebilme, serbestlik) ifade ettiğine kail olmuşlardır. Halbuki İmâm Mergınânî (R.h), bunun keyfîlik ve ihtiyar değil, sehvin zıddı olduğunu, dolayısıyla “kurban kesmeyi kastederse” mealinde anlaşılabileceğini söylemektedir.
(El-Hidâye, 4/113)

5. Hanefî mezhebi müctehdilerinden İmam-ı Muhammed (R.h), kurban kesmenin sünnet olduğuna ictihad etmekle beraber, “terkine ruhsatı olmayan bir sünnettir” diyor.
Cumhur da, “Kifâye yoluyla bir sünnet-i müekkededir” kanaatini beyan eder. Aynı şekilde İmam Mâlik (rh.), “Kurban vâcip değil sünnettir. Ama gücü yetenin kesmemesini hoş karşılamam” der. (Muvatta’, 2/384)

Temel ve asıl ihtiyaç
1-Kişinin içinde oturduğu ev ,2- kullandığı ev eşyası, 3-giydiği elbise, 4-bineği, 5-hizmet için olan köle, 6-kullandığı silah, 7- ilim ehlinin kitapları, 8-sanatkarın takımları 9- bir senelik yiyeceğidir.

İlim ehli olmayanda bulunan kitaplar asli ihtiyaç değildir. Üç takımdan fazla olan elbise, zaruri ihtiyaçtan fazla olan ev eşyası, fazla arsa ve ev nisaba dahildir. Bir kimsenin tarlası olsa ve o tarladan kendisinin ve ehlinin bir senelik nafakasını temin etmiş olsa üzerine kurban vacip olur. Eğer tarladan çıkan, bir senelik nafakaya yeterli olmazsa fakir sayılır. (Reddül muhtar – Dürül muhtar c.6 s.312 – Bahrurraik c.8 s.198 – Büyük İslam ilmihali)

Fakir ve müsafir kurban kestikten sonra bayramın üçüncü günü çıkmadan zengin ve mukim olsa önceki kurbanı yeterli olur. En sahih görüşe göre tekrar kesmesi lazım gelmez. (Reddül muhtar c.6 s.316)

Kendisine kurban vacip olan kişinin baliğ olmamış çocuklarına da kurban kesmesi müstehaptır. Sadakayı fıtır gibi vacip değildir.(Cevhere – Reddül Muhtar c.6 s.241)

Kurbanı yalnız aile reisi değil aile içinde zengin olan herkesin kesmesi vaciptir. Bazı kimseler hep ben kestim bu sene hanım için keseceğim diyor bu yanlıştır. Eğer hanıma vacip ise her sene ikisinin de kesmesi lazımdır. Vacip değilse kendisi kesmesi lazımdır. Aksi halde borçlu kalmış olur.

İmamı Azam Ebu hanife ve İmamı Ebu Yusuf’ a göre kurbanın vacip olabilmesi için akıl ve baliğ olmak şart değildir. Baliğ olmamış bir çocuğun kurban vacip olacak kadar malı olsa velisinin onun malından kurban kesmesi vacip olur. (Dürer c.1 s.267 – Dürül Muhtar – Reddül Muhtar c.6 s.316 – Hidaye c.4 s.71 – cevhere c.2 s.241 – Bahrurraik c.8 s.198
Imami muhammede göre cocuklar ve mecnun kurban kesmekle veya velileri onlar namina kurban kesmekle mükellef degildir.zira imami muhammede göre akil balig sart degildir.

Bu itibarla hanefi mezhebi hükmünce imami azam ve imami ebu yuusufa göre zengin olan sabinin ve mecnunun mallarindan babalari yahut velisi nin kurban kesmesi lazim olur.B.Islam ilmühali s.390

Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Kurban Parası Yoksullara Tasadduk Edilebilir Mi?
« Yanıtla #21 : 26 Kasım 2008, 17:36:07 »
KURBAN PARASI YOKSULLARA TASADDUK EDİLEBİLİR Mİ?

1. “Kurban alıp kesmek yerine, bu para fakirlere, yoksullara verilebilir mi?”
Bu suâlin cevabını, geliniz Fâtih devri kadıasker ve şeyhulislâmlarından, büyük âlim Molla Hüsrev (R.h) hazretlerinden alalım. O büyük zât, Düreru’l-Hukkâm, fî şerhi Gureri’l-Ahkâm isimli muhallet eserinde diyor ki:
“Kurban kesme günlerinde kurbanını kesmek, kurbanın parasını tasadduk etmekten efdaldir. Zira kurban kesmek vâcip veya sünnettir... Tasadduk ise sadece tatavvu’dur, yani nâfiledir.” (Kitâbü’l-Udhiyye, c. 1)

2. Daha önce de ifade ettiğimiz üzere kurban, Ehl-i Sünnet mezheplerinden hiçbirine göre nâfile bir ibâdet hükmünde değildir. Mensûbu bulunduğumuz Hanefî mezhebine göre ise vâciptir. Vâcip olmasının delili de, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in “Bir kimsenin hâli vakti yerinde olur da kurban kesmezse, sakın bizim namazgâhımıza yaklaşmasın” kavl-i şerifidir. Bu hadîs-i şerifi, İmam Ahmed bin Hanbel ile İbn-i Mâce rahımehümallâh rivâyet etmişlerdir. Bunun gibi vaîde yani tehdide, ancak vâcibi terk eden lâyık olur.
(Molla Hüsrev, a.g.e.)

3. Zamanında yapılamayıp kazâya kalması hâlinde ise, hangi ibâdetin nasıl kazâ edileceği hususu en küçük teferruâtına varıncaya kadar açıklanmıştır. Bu vaziyet kurban için de böyledir: “Kesim günlerini geçiren bir kimse şayet fakirse, kurbanın kendisini diri olarak tasadduk eder; çünkü bizim mezhebimizde, fakirin kurban kesmek niyetiyle satın aldığı kurbanın edâsı vâciptir. Zengin ise, gerek kendi mülkünde bulunan veya gerekse satın aldığı kurbanın bedelini yani kıymetini tasadduk edebilir. Böylece bu vecîbeyi uhdesinden çıkarmış olur.” (Molla Hüsrev, a.g.e.)

Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
SevÂbını Ölüye Bağışlamak Üzere Kesilen Kurban
« Yanıtla #22 : 26 Kasım 2008, 17:36:54 »
SEVÂBINI ÖLÜYE BAĞIŞLAMAK ÜZERE KESİLEN KURBAN

1-Hanefîlere göre bir kimse, kendi parasıyla alıp sevâbını ölmüş bir yakınına veya herhangi bir mü’min kardeşine bağışlamak üzere bayram günlerinde veya sair günlerde kurban kesebilir. Kişi, kestiği bu kurbanın etinden kendisi yiyebildiği gibi, başkalarına da verebilir. Zira kendi kurbanı gibi hüküm alır, sevabı da bağışlanana gider.Fakat bir kimse vefât eden kişinin, irtihâlinden önceki emri ile,vasiyyeti ile onun adına keseceği kurbanın etinden yiyemez. Zira bu, adak hükmündedir, kesen ve yakını yiyemez. Bunu tam olarak tasadduk etmesi gerekir. (İbn-i Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, 5/229)

2. Hâsılı, ebedî âleme göç etmiş mü’minler adına da nafile olarak kurban kesilebilir, sevâbı onlara bağışlanabilir. Bunun da bayram günü, yahut da öncesinde kesilmesi hususunda bir ayrı hüküm yoktur. Her zaman kesilebilir. Ancak vefat etmiş bir Müslümanın vasiyeti üzere kesilecek kurbanın mekanla ilgisi yoksa da zamanla ilgisi vardır. Zira bu udhiyye olarak kesilmekte ve sevabı vasiyet eden kimseye ait olmaktadır. Bu sebeple Kurban Bayramı günlerinde kesilmesi icabeder.Bu mes’elenin belgesini teşkil eden bir hadis-i şerif’te şöyle açıklanmaktadır. Hz. Ali (R.a) Peygamber (s.a.v.)’in ahirete göç etmesinden sonra Kurban Bayramı’nda iki tane kurban kesmiş. Bunu gören Haneş (R.a), bu ikinci kurban nedir diye sormuş. Hz. Ali, “Resûlüllah (s.a.v.) vefatından sonra bana, kendisi için kurban kesmemi vasiyet etmişti; işte ben onu kesiyorum” cevabını verdi. (Sünenü Ebî Dâvud, cilt 3, sayfa 94)

Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Kurbanda Ortaklık
« Yanıtla #23 : 26 Kasım 2008, 17:37:45 »
KURBANDA ORTAKLIK

1. Bir kişi, yalnız başına kurban kesebileceği gibi, sığır, manda ve devede 7 kişilik ortaklığa da katılabilir. Ancak ortakların hepsi nâfile bile olsa, mutlaka kurban ve ibâdet niyeti ile kesime ortak olan, müslüman ve itikadında şüphe olmayan kimselerden olmalıdır. Ortaklardan biri ibadet için değil de et niyyeti ile kesmiş olsa diğerlerinin kurbanını da ifsâd eder.

2. Yine tek başına kesmek üzere aldığı kurbanı tek başına kesmesi lazımdır. Sonradan ortak almak mekruhtur. Ortaklardan aldığı parayı tasadduk etmesi en güzelidir. Ayrıca kurban niyyeti ile alınan bir hayvan satılıp, yerine başkası alınamaz. Onun mutlaka kurban olarak kesilmesi icap eder. Kurbanın hiç bir şeyi satılamaz. Ya kurban sahibi kullanmalıdır, veya tasadduk etmelidir. Tasadduk edilecek yerler ise herkesin malumudur.

3. Koyun ne kadar büyük ve kıymetli olursa olsun ancak bir kişi için kurban olur. Deve, sığır ve manda ise ortakların hepsinin niyeti rızası için olmak şartıyla yedi kişi için kesilebilir. Yedi kişiden fazlası caiz değildir. Yedi kişiden az mesela beş veya dört kişi ortak kesse caiz olur. Eğer ortaklardan birinin hissesi yedide birden aşağı olsa onun kurbanı caiz olmaz. (Onun kurbanı caiz olmayınca aynı hayvana ortak olan diğerlerinin de kurbanı caiz olmaz.). Ortaklardan birinin niyeti rızası olmayıp başka bir şey olsa onun kurbanı caiz olmaz. O caiz olmayınca diğer ortakların kurbanı da caiz olmaz. Çünkü hayvan birdir.

4. Ortaklardan biri kurban bayramında kesmesi vacip olan kurbana niyet edip diğer ortaklar başka kurbana niyet etse, bu ister akika gibi nafile ister nezir ve haccı kıran ve temettu kurbanı gibi vacip olsun hepsinin niyeti rızası olduktan sonra caizdir. Bu üç imamızın görüşüdür. Lakin imamı Azam Ebu Hanife ortakların hepsi kurban bayramına ait kurbana niyet ederse daha güzel olur dedi.
(ReddülMuhtar c.6 s.316 – Fetavel hindiye c.5 s.304 – Dürer c.1 s.270 – Bedayi c.5)
Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Kesmeden Evvel Kurbandan Menfaatlenmek
« Yanıtla #24 : 26 Kasım 2008, 17:38:33 »
KESMEDEN EVVEL KURBANDAN MENFAATLENMEK

Bir hayvan kurban olarak belirlendikten sonra kesilmezden evvel yününü kesmek, sütünü içmek, binmek, koşmak veya herhangi bir şekilde ondan dünyevi menfaat temin etmek mekruhtur. Eğer sütünü ve yününü

satarsa parasını tesaddük eder veya kendisi kullanırsa kıymetini tesaddük eder. Kurbanı kestikten sonra maksat hasıl olmuş olduğundan her şeyi ile dilediği gibi menfeatlenebilir. Bayram gününden evvel kesmiş olsa etini yemek de helal olmaz. Tasaddük etmesi lazım gelir. (Dürül muhtar – Reddül muhtar c.6 s.329)

Kurbanın sütünden istifade etmek, etini ve derisini satıp parasını almak, veya demirbaş olmayacak bir şey ile değiştirmek mekruhtur. Şayet böyle bir şey yapılırsa, kıymetini yani kaç para ise o miktarı sadaka olarak vermek gerekir. Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Kurbanın derisini satan kimsenin kurbanı olmaz.” (ez-Zeylâî, Nasbu’r-Râye, 4/218)

Kurbanın et ve derisinden kasap ücreti de verilmez. Yani kasaba, “gel benim hayvanımı kesiver; karşılığında bir miktar et vereyim yahut derisi senin olsun” denilemez. Peki, kasaba et veya deri vermek câiz olmaz mı? Tabii ki câiz olur; ancak, kasaplık ücretini de ayrıca vermek şartıyla... Nitekim Hz. Ali (r.a.)’den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Resûlüllah (s.a.v.), develer kurban kesilirken başında durmamı, derilerini ve sırtlarındaki çullarını paylaştırmamı emretti. Onlardan herhangi bir şeyi kasap ücreti olarak vermeyi bana yasakladı. Kasap ücretini biz kendimiz veririz.” (Müslim, Hacc, 348)

Kurbanın derisi sadaka olarak verilir veya ondan seccâde ve saire gibi evde kullanılacak bir şey yapılır.Hz. Âişe (r.anhâ) vâlidemizin ve diğer bazı sahâbîlerin kurban derilerinden su tulumu yaptıkları rivâyet edilmiştir. (Müslim, Edâhî, 28)
Kurbanın, kesilmezden evvel yünlerini kırkmak mekruhtur. Eğer kırkılacak olursa, bu yünler de sadaka olarak verilir. Fakat kesildikten sonra yünü yolunup veya kırkılıp kullanılabilir, bu câizdir. (Ö. N. Bilmen, B. İslâm İlm. İst. 1985, s. 413-414)

Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Kurban İçin Müstehap Olan Şeyler
« Yanıtla #25 : 26 Kasım 2008, 17:39:33 »
KURBAN İÇİN MÜSTEHAP OLAN ŞEYLER

1- Kurbanı bayram gününden evvel alıp bakmak
2- Boynuna bir şey asmak bir deri parçası da olabilir. Koyunda müstehap değildir.
3- Kesileceği yere şefkat ve tazimle götürmek bacağından çekip sürüklememek
4- Kestikten sonra çulunu ve boynundaki gerdanlığını tasaddük etmek
5- Kurban alırken iyisini, büyüğünü ve semizini almak.
6- Keserken kıbleye çevirmek sünneti müekkededir.
7- Bıçağın keskin olması
8- Kestikten sonra bütün azaları hareketsiz kalıp canı çıkıncaya kadar başını kesmemek ve yüzmemek
9- Kestiği kurbanın etinden yemesi ve başkalarına yedirmesidir. Efdal olan üçte birini tasaddük etmek,
üçte birini akraba ve dostlarına yedirmek ve üçte birini de ehline bırakmaktır.
(Fetavel hindiye c.5 s.330)
10- Derisini tesaddük etmek (fakirlere veya hayır yollarına vermek) (Kuduri – Reddül muhtar c.6 s.328)
11- Kestikten sonra iki rekat namaz kılmak
12- Keserken yemek borusu, nefes borusu ve iki şah damarı olmak üzere dördünü kesmek
13- Dört damarını kesip bırakmak, başını koparmamak (fetavel hindiye c.5 s.287)

Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Kurban İçin Mekruh Olan Şeyler
« Yanıtla #26 : 26 Kasım 2008, 17:40:17 »
KURBAN İÇİN MEKRUH OLAN ŞEYLER

1. Kurbanı kitabinin (Yahudi, Hİristiyan) kesmesi.
2. Derisini satmak veya yenilip içilen bir şey ile değiştirmek, bazıları derisini satmak batıldır dediler. (yani hiç caiz değildir dediler.)
3. Yününü ve sütünü satmak.
4. Kesmeden evvel kurbanlık hayvanın sütünü kullanmak veya kurbanlıktan her
hangi bir şekilde menfaatlenmek.
5. Kasabın ücretini kurbandan vermek (Et ve derisini vermek gibi)

6. Gece kesmek yanlış olma ihtimalinden dolayı tenzihen mekruhtur
7. İster kitabi ister Mecusi olsun kafire kurbandan bir şey vermek.
Eğer kurban sahibinin evine gelirde yerse mekruh olmaz. (Elfıkhı alel mezahib).
8. Kurban niyeti ile alınan hayvanı daha ucuzu veya müsavisi ile değiştirmek.
Fakirse hiç caiz olmaz. (Elfıkhı alel mezahib C.1 S.724 – Reddül muhtar C.6 S.329)
9. Yemek borusu, nefes borusu ve iki şah damar olmak üzere dördünü kesmek
gerekirken üçünü kesip birini bırakmak
10. Kestikten sonra hayvan ölmeden murdar iliğini (can damarı) kesmek, hayvanın başını koparmak ve yüzmekte mekruhtur. Bunu yemek mekruh değildir.
11. Hayvanı yatırdıktan sonra bıçağı bilemek
12. Hayvanı kıbleye çevirmeden kesmek
13. Hayvana lüzumsuz eza veren her şey mekruhtur.
(Fetavil hindiye C.5 S.287/288 – Reddül muhtar C.6 S.296)
14. Deveyi çenesinin altından kesmek, sığır ve mandayı da boynunun gövdesine bitiştiği
yerden kesmek. (Dürül muhtar – Reddül muhtar C.6 S.303)
15. Doğurması yakın olan gebe hayvanı kesmek. (Dürer haşiyesi şürrümbilal C.1 S.27

Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Kurbanın Cinsi, Yaşı Ve Kurban Olmasına Mani Ayıplar
« Yanıtla #27 : 26 Kasım 2008, 17:41:07 »
KURBANIN CİNSİ, YAŞI VE KURBAN OLMASINA MANİ AYIPLAR

Kurban üç cins hayvandan olur.
1- Koyun, keçi
2- Sığır, manda
3- Deve
Keçinin bir yaşında, koyunun bir yaşını doldurmuş veya 6 aylık olup, bir yaşındaki gibi gösterişli olması şarttır. Deve en az beş yaşını, sığır ve mandanın ise en az iki yaşını bitirmiş olması icap eder. İcab eden yaşı doldurmamış, herhangi bir uzvu noksan olan veya sakatlığı olup kurban olmasına mani bir durumu olan hayvanlar asla alınmamalıdır.
Bu hayvanların dişisinin de erkeğinin de kurban olarak kesilmesi caizdir.
Vahşi hayvanlardan ve tavuk, hindi gibi iki ayaklılardan kurban caiz değildir.
Tavuk, horoz ve hindi gibi hayvanları kurban niyeti ile kesmek mecusilere benzemek olduğundan tahrimen mekruhtur.
Kurban, koyun ve keçiden bir yaşını tamamlayan (ikiden gün alan) sığırdan ve mandadan iki yaşını tamamlayan (üçten gün alan) ve deveden beş yaşını tamamlayandır. Ancak koyun altıncı ayını doldurup yedinci aydan gün alır ve bir yaşında koyunlar gibi cüsseli olursa kurban olması caizdir. (Ancak keçi caiz değildir)
Koyun ve keçi her ne kadar büyük de olsa ancak bir kişi için kesilebilir. Sığır ve deve ise yedi kişi ve daha az kişiler için kesilebilir. Kıymetleri müsavi olduğu zaman bir koyun kesmek bir sığır ve devenin yedi de birinden efdaldir. Eğer büyük hayvanın yedi de biri daha kıymetli ise o efdaldir.

Kurbanlık hayvan kesilmeden evvel doğurursa o yavru da anası ile beraber kesilir. Bazılarına göre
kesilmeden tesaddük edilir. Kurban sahibi ondan yiyemez. Yerse kıymetini tesaddük eder. Müstehap olan o yavruyu canlı olarak tesaddük etmektir.

Kuyunun iki memesinden biri körelse veya kopsa deve, sığır ve mandaların dört memesinden ikisi körelse veya kopsa ondan kurban olmaz.

Kurban olacak hayvanın boynuzlu ve boynuzsuz olmasında ve boynuzunun kırık olmasında beis yoktur. Çünkü boynuza maksut taalluk etmez. Bazı fukaha boynuzunun biri veya ikisi kökünden kırılırsa olmaz dedi. Buzağı iken boynuzları yakılıp köreltilen cins hayvanlardan kurban kesmek caiz olur. Sunî tohumlama ile doğan hayvanı kesmek de caizdir.

Kurbanlık hayvanın, şaşı ve uyuzlu olması, karnını doyurabildikten sonra deli olması, burulmuş, husyeleri alınmış olması, dağlanmış olması, öksürür olması, doğum yapamaz olması, kulakları delinmiş ve uzunluğuna yarılmış olması ve koyunun yünlerinin kesilmiş olması kurban olmasına zarar vermez. Lakin bu gibi kusurlu hayvanları kurban olarak kesmek tenzihen mekruhdur.

Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Necaset Yiyen Hayvan Ve Kurbanın Kazası
« Yanıtla #28 : 26 Kasım 2008, 17:42:09 »
NECASET YİYEN HAYVAN VE KURBANIN KAZASI

Bir hayvan eğer hiç temiz yiyecek yemez de devamlı necaset yiyorsa hapsedip bekletmeden kurban kesilmesi caiz olmaz. Eğer hem necaset hem de temiz şeyleri yiyorsa hapsedilmeden kesilmesi caiz olur.
Necaset yiyen hayvanın ne kadar hapis olunacağında ihtilaf olundu. İmamı Serahsi “Celale denen hayvanın hapsi için muayyen bir zaman yoktur. Eti temiz olup kokmayıncaya kadar hapsolunur.” Dedi. Bazı kitaplarda tavuk üç gün, koyun dört gün, deve ve sığır on gün hapsolunur dedi. (Reddül Muhtar c.6 s.306 ve 322 den 326ya kadar – Mebsuti serahsi c.12 s.11 – Fetevayı kazıhan – teybin – hidaye c.4 s.74)

Kesilmeyen kurbanin kazasi
Bir kimse kesmediği kurbanın kazasına niyet ederek kurban kesmiş olsa kaza olmayıp nafile olur. Kesmemiş olduğu kurbanın kazası için orta kıymette bir koyun veya kıymeti tasaddük edilir.
(Fetavil hindiye c.5 s.305).

Bir kimse kurban kesme niyeti ile bir koyun alıp bayram günleri geçtiği halde kesememiş olsa zengin olsun fakir olsun eğer “Benim üzerime şu koyunu kurban etmek vardır” demek suretiyle kendisine vacip yapmış ise veya böyle demese bile fakir olduğu halde kurban etmek niyetiyle bir koyun almışsa o koyunu diri olarak tasaddük eder. Eğer zengin olup kendisine muayyen bir koyunu kesmeyi vacip yapmamışsa ister kurban için koyun almış olsun ister almamış olsun dilerse orta değerde bir koyun alıp diri olarak tasaddük eder. Dilerse kıymetini tasaddük eder. (Fetavil hindiye c.5 s.296)

Önemli bir husus.
Kurban icin alinan bir hayvan kaybolur veya calinirda yerine bir kurbanlik alindikdan sonra kaybolan kurbanlik bulunursa sahibi fakir ise her ikisinide kesmesi icab eder zengin ise yaliniz birini keser.

Cünkü fakir halde ve mükellef degil iken bir hayvani kurban niyyeti ile almakla bizzat o hayvan kurban edilmek üzere tayin edilmis ve bir nevi adak gibi fakirin üstüne vacib olmus olur. M.Islam ilmühali s.392

Zengin ise bir kurban kesmekle zaten mükelleftir.bir hayvani almakla mutlaka o hayvani kurban etmesi sart olmaz. Cünkü o hayvan üzerinde hususi bir niyyet yapmamis sadece dinen borcu oldugu icin bir kurbanlik almistir. İster onu ister herhangi bir hayvani kurban edebileceginden kaybolmusken bulunan ilk hayvani veya yeni almis oldugu hayvani keser.yani ikisinden birisini kesmesi yeterli olur.
B.Islam ilmühali s.392

Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Kurban Edilmesi Caiz Olan Hayvanlar
« Yanıtla #29 : 26 Kasım 2008, 17:43:04 »
KURBAN EDİLMESİ CAİZ OLAN HAYVANLAR

Kurban Olabilen Hayvanlar

Bu vasfı taşıyan hayvanları kesmek kurbanın rüknüdür. Kurban olabi¬lecek hayvanlar: Deve, sığır (inek, öküz, manda) ve davar (koyun, keçi) cin¬sinden hayvanlardır. Bunların hem erkek hem dişisi kurban olabilir. Kümes hayvanları, eti yenilen vahşi hayvanlar kurban edilemezler. Devenin en aşa¬ğı beş yaşında olanı, sığırın iki yaşında olanı ve davarın bir yaşında olanı, (veya daha az yaşta olup da bu yaşta gösterenleri) kurban edilebilir. Davar cinsinden hayvanları ancak bir kişi kurban edebilir. Bir deve veya sığırı ise; yedi kişiye kadar ortak olarak kesmek mümkündür.
Ortakların hepsinin müslüman olması ve hepsinin de niyetinin kurban kesmek olması gerekir. Eğer içlerinden sadece et almak veya ticaret maksadı ile kesmek niyetinde olan varsa, hiçbirinin kestiği kurban kabul olmaz.
Ortaklığın, hayvanı satın almadan Önce olması daha iyidir. Bir Müslü¬man, kurban için satın aldığı bir sığır veya deveye, sonradan altı kişiyi daha ortak edebilir. Sünen-i Ebu Davud Terceme v 10/454

Kurban Edilmelerinde Bîr Mahzur Olmayan Hayvanlar

Kurbanlık hayvanın şaşı, topal, boynuzlu veya boynuzsuz (kökünden kırık olursa olmaz) olmasında veya boynuzunun birazının kırık bulunma¬sında, kulaklarının delinmiş veya enine yarılmış olmasında, kulaklarının uç¬larından kesilip sarkık bir halde bulunmasında, dişlerinin azının düşmüş ol¬masında, tenasül uzvunun bulunmamasında veya buruk olmasında bir mahzur yoktur. Yine yemini yiyebilen delirmiş hayvan, çok zayıf olmayan uyuz hayvan (çünkü uyuz ete geçmeyen bir deri hastalığıdır.) kurban kesilebilir. Bununla birlikte en iyi kurban besli ve gürbüz olandır.
. Sünen-i Ebu Davud Terceme 10/454-455.

Sadakat Yönetim Kurulu