Gönderen Konu: Kurban Risalesi [17 Aralık 2007]  (Okunma sayısı 35409 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Kurban Edilmesi Caiz Olmayan Hayvanlar
« Yanıtla #30 : 26 Kasım 2008, 17:43:58 »

KURBAN EDİLMESİ CAİZ OLMAYAN HAYVANLAR

Gözü kör olan, dişlerinin çoğu dökülmüş olan, kulaklarının veya kuyruğunun yarısından fazlası kesilmiş veya kopmuş olan, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış olan, memelerinin başları kopmuş olan ve kulakları veya kuyruğu doğuştan bulunmayan hayvan kurban olamaz. Yine kemiklerinde ilik kalmayacak kadar zayıflamış olan, kesilecek yere kadar yürüyemeyecek derecede topal olan hayvan ile hasta olan bir hayvan da kurban olamaz.

Bu kusurlardan birisi, kurbanda satın alındıktan sonra meydana gelse kurban sahibi zengin ise başka bir tane alır ve keser. Fakir bir kimse ise böyle kusurlu olan hayvanı kurban edebilir, yerine başkasını alması gerekmez. Hatta böyle kusurlu bir hayvanı satın alıp kesebilir. Çünkü kurban fakirler için nafiledir. Nafilelerde ise müsamaha sınırı geniştir.

Zengin kimsenin aldığı kurban henüz kesilmeden ölse yerine başkasını alması gerekir. Fakir kimsenin aldığı kurban ölse yerine başkasını alması gerekmez. Zengin kimsenin aldığı kurban kaybolup veya çalınıp da yerine başkasını kestikten sonra bulunsa, artık onu kesmesi gerekmez. Çünkü vacibi, yani kan akıtmayı yerine getirmiş bulunmaktadır.

Fakat fakirin kesmesi gerekir. Çünkü satın aldığı hayvan kurban olarak üzerine borç olmuştur. Bununla birlikte, yalnız birini de kesebilir. Herhangi bir sebepten dolayı bayramın ilk üç günü kurbanını kesmeyen bir zengin, kurbanın kendisini veya bedelini, fakirlere sadaka olarak verir. Ortak olarak kesilen kurbanda ortaklardan biri ölürse onun vârisleri hisseyi geri alamazlar.

Kurbanlık hayvan kesilmeden evvel doğursa yavrusu da kendisiyle beraber kesilir. Sünen-i Ebu Davud Terceme 10/455.

Murdar olmak veya olmamak.

Herhangi bir zamanda hasta hayvan kesildiginde harteket eder yahut kesilince kann akarsa eti yenir.Bu iki alametden birisi olmazsa ve keserken canli oldugu bilinmezse yenmez.

Kesilmeden ölen hayvan murdar oldugu gibi bogulan basi koparilan , beynine tokmak vurularak veya kulak tözüne sis saplamak sureti ile öldürülen hayvanlar da murdar olur. Eti yenilmez enseden kesilen hayvan vedec denilen iki sah damari kesilmeden ölürse lase olur yenilmez.
Nimetül islam 678

Bir yerden yuvarlanarak ölen veya bir hayvanla güresirken süsülerek veya kurt parcalayarak ölen hayvanda murdardir ölmeden önce yetisilip kesilmedikce eti yenmez.

Hayvanlar besmele ile kesilir. Kasden besmele terk edilirse o hayvanin eti yenmez.Fakat unutularak kesilirse zarar vermez.Kurban kesilirken kasabin elinin püzerine elini koyaninda besmele cekmesi sarttir.
b.Islam ilmühali.s.393


« Son Düzenleme: 31 Aralık 2008, 23:41:15 Gönderen: İsra »
Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Kurbanın Nev'ileri ( Nezrler, Akika Kurbani)
« Yanıtla #31 : 26 Kasım 2008, 17:45:24 »
KURBANIN NEV'İLERİ ( Nezrler, Akika kurbani)

Kurbanin nevileri.
1-Udhiyye
Kurban bayraminda kesilen kurbandir din istilahinde adi udhiyyedir.nitekim kurban bayraminin adida udhiyye bayramidir.insanin feda edilmekden kurtulup onun yerine bir hayvanin feda edilmesine bir tesekür bayramidir.Ramazan bayramida ismini fitir sadakasindan alip fitir bayramidir.Elmali tefsiri kevser süresi

2-hedy kurbani.
Allahü tealaya yakinlik icin veya hacda yapilmasi yasak olan bazi fiilleri islemekden dolayi keddaret olarak kesilmek üzere haremi serife götürülen kurbana hediy kurbanu denir. Bu kurbanin haremi serif hududlari icinde kesilmesi lazimdir. Baska yerde vekalet verilerek kesilmez.mine mevkiinde kesilmesi sünnettir.ibni abidin 5-220

3-Nezir ve sükür kurbani.
Dilimizde çoğunlukla adak kelimesiyle karşıladığımız nezr Arapça'da daha şümullü bir mana taşır. Nezrin cem'i nüzurdur; korkutma demek olan inzardan gelir. Râgıb el-İsfehanî, nezrin ıstılahî manasını "vacib olmayan bir şeyi bir emrin vukuu sebebiyle, vacib kılmak" diye tarif eder. Daha açık bir ifadeyle nezri "Allahü Teala hazretlerine ta'zim için mübah olan bir fiilin yapılmasını üzerimize almak, îfasını kendi kendimize vacib kılmaktır" diye tarif edebiliriz. Kul,Allah'ın rızasını kazanmak maksadıyla ibadet sayılacak bazı şeyleri kendi kendine vacib kılabilir, bu dinen makbul bir davranıştır. Sözgelimi "yarın oruç tutacağım" veya "yarın şu kadar namaz kılacağım" diye nezirde bulunabilir. Kurtubî: "Nezr îfa edilmesi emredilmiş olan akidlerdendir. Yerine getirene sena edilmiştir" der.

Nezr kişinin bir şeyi yapmayı adaması olduğuna göre nezrin makbul olması, nezredilen şeyin, dinen makbul ve ibadet nevinden olması gerekir.Allah'a isyanı gerektiren haramı ve mekruhu işlemeyi gerektiren nezirler makbul değildir.

Nezr Allah rızası için olmalıdır. Dünyevî maksada yönelik nezirler, ibadette esas olan ihlasa münafi olduğu için değeri düşüktür. "Şu işim olursa şu kadar namaz kılayım" veya "...şu kadar malı tasadduk edeyim" şeklindeki nezirler gibi. Ancak İslam alimleri bu çeşitten nezir yapıldığı takdirde yine uyulması gerektiğini belirtmişlerdir. İbnu Hacer en muteber, en kıymetli nezrin herhangi bir şarta bağlamadan yapılan nezir olduğunu belirtir ve "hastalıktan afiyet bulanın " için şu kadar oruç üzerime borç olsun" demesi gibi" der. İbnu Hacer devamla: " Allah şifa verirse..." gibi bir şartla ibadete nezretmenin ikinci sırada yer alan bir nezir olduğunu belirttikten sonra, rızası gözetilmeyen nezirlerin değersiz olduğunu söyler. "İstiskal ettiği bir kölesinin sohbetinden kurtulmak için azab etmeye nezretmesi gibi" der. Kişiye yapmada meşakkate düşeceği nezirde bulunmanın mekruh ve hatta haram olacağı yine alimlerce belirtilmiştir.
Nezirlere uyulması gerektiği Kur'an-ı Kerim'de temas edilmiş olan bir husustur. Şöyle buyrulur: "Allah sizi yanlışlıkla veya yanılarak ettiğiniz yeminlerden dolayı mesul tutmaz, fakat kalbinizle kazandıklarınızdan, yalan yere ettiğiniz yeminle ve yeminlerinizi yerine getirmemekle kazandığınız günahtan mesul tutar.Allah gafurdur, günahları çok bağışlar, halimdir, hemen ceza vermeyip tevbe etmeniz için size fırsat verir" (Bakara 225).

Bir arzunun hasil olmasi durumunda mesela bir ev bir araba alinmasi durumunda icin kesilen kurbanlar ile adak yapilmak sureti ile icin kesilen ve tasadduk edilen kurbanlardir. Sartli nezir olmadigi müddetce her zaman kesilebilir. Bu kurbanlarda manevi yönü ile cok kazancli sadakalardir. Az sadaka cok belayi defi eder sözü de bu kazanca isaret eder. (31) Onun icin vakti yerinde olan mü´minlerin sene icersinde zamana zaman tesekkür kurbanlari kesmesi ve fakirlere ilim irfan vuvalarina vermesi cok akzanclidir.

4-Akîka (Nesike)Kurbanı
Ümmû Kürs'el-Ka'biyye demiştir ki:
"Rasûlullah (s.a.)'i, (Akîka kurbanı olarak) erkek çocuğu için yaşça birbirine denk olan iki koyun, kız çocuğu için de bir koyun (kesilir) derken işittim."

Ebû Dâvûd der ki: Ben Ahmed (b. Hanbel)'i (metinde geçen) "mükâfieten" (keümesin)i "eşittirler, yahut da ''birbirlerine yakındırlar" diye tefsir ederken işittim.
Nesâî, akîka 1, 3, 4; Ahmed b. Hanbel, IV, 38.
Sünen-i Ebu Davud Terceme 10/538-539.

Bize Saîd b. Amir, Hişam'dan, (O) Hafsa bint Sîrîn'den, (O da) Selman b. Amir ed-Dabbi'den (naklen) haber verdi ki, Rasulullah (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş: "Çocukla beraber bir "akika" vardır. Bu sebeple onun için kan akıtın, (kurban kesin) ve ondan eziyet verici şeyi giderin."süneni darimi 1973 nolu hadis

Bize Affân haber verip (dedi ki), bize Hemmâm, Katâde'den, (O) el-Hasan'dan, (O) Semûre'den, (O da) Hz. Peygamber'den (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet etti ki, O şöyle buyurdu: "Her çocuk "akika"sına karşılık rehindir. (Bu sebeple) onun için (akika kurbanı) kesilir, (saçı) tıraş edilir ve (başına) kan sürülür." Katâder bu kan (sürme işini) tarif edip şöyle derdi: Akika boğazlanıldığı zaman bir parça yün alınır ve onunla, boğazlanılan hayvanın can damarlarına dönülüp (kana bulaştırılır), sonra (bu kanlanmış yün parçası) bebeğin bıngıldağının üzerine konur. Nihayet (kan başından) ip gibi akınca başı yıkanır, sonra da tıraş edilir. Affan dedi ki; Ebân bize bu Hadisi rivayet etmiş ve; "... kan sürülür" (yerine) "ve adı konulur" demiştir.Abdullah (ed-Dârimî ise); "ben bunu (yani çocuğun başına kan bulaştırmayı) gerekli görmem" dedi. süneni darimi 1975 nolu hadis

Akîka; lügatte yeni doğan çocuğun başındaki 'ana tüyü' demektir. Bir fıkıh terimi olarak bu kelime; yeni doğan bir çocuğun doğumunun yedinci günü kesilen kurban anlamında kullanılır. Kelime, yarmak ve kesmek manalarına gelen " " kökünden türetilmiştir. Dolayısıyla yeni doğan bir çocuğun başındaki ana tüyü doğumunun yedinci günü kesildiği için 'akîka' ismini aldığı gibi, onunla birlikte kesilen kurban da bu ismi almıştır.

Hanefî âlimlerinden İbn Âbidîn bu mevzuda şunları söylemiştir: "Çocuğu dünyaya gelen bir kimsenin, doğumun ilk haftasında, çocuğa isim vererek başındaki ana tüyünü kesip ağırlığınca gümüş ya da altın dağıtması müstehaptır. cl-Câmi ü'l-nıahbûbî'de açıklandığına göre; çocuğun saçları kesilirken bir de 'akîka' adıyla bir kurban kesmek caizdir. Ebû Cafer et-Tahâvî Şerhü Maâni'l-Âsâr' isimli eserinde bu

kurbanı kesmenin nafile bir ibâdet olduğunu söylemiştir.
Udhıye kurbanında aranan şartların aynen bu kurbanda da bulunması gerekir. Bu kurbanın eti çiğ olarak dağıtılabileceği gibi, pişirilerek ve kemikleri kırılarak veya kırılmadan da dağıtılabilir. Uygun görülen kişilerin davet edilerek onlara yedirilmesi de caizdir. Sünen-i Ebu Davud Terceme 10/539.

« Son Düzenleme: 01 Ocak 2009, 00:01:45 Gönderen: İsra »
Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı SadakatNet

  • Administrator
  • araştırmacı
  • *****
  • İleti: 298
    • http://www.sadakat.net
Bazı Hükümler
« Yanıtla #32 : 26 Kasım 2008, 17:45:59 »
BAZI HÜKÜMLER

1. Kız veya erkek çocuğu dünyaya gelen bir kimsenın şükür makamında akika adıyla bir kurban kesmesi meşru kılınmıştır. Haleften ve seleften ilim ehlinin ekserisinin görüşü budur. İmâm Mâlik (r.a.) bu mevzuda şöyle diyor: "Akîka konusunda biz Medîneliler arasında da ittifak vardır. Çocuğuna akîka kurbanı kesecek kimse kız ve erkek için ayrı ayrı birer kurban keser. Akıka vâcib değil, müstehaptır. İnsanlar ötedenberi yapagelmişlerdir." [211]

Tâbîn'den Yahya el-Ensârî de "Benim yetiştiğim insanlar yeni doğan kız ve erkek çocukları için akîka kurbanı kesmeyi bırakmazlardı." demiştir.

Bu mevzuda İbn'ül-Mün'îr'de "Akîka kurbanı kesmeyi meşru görenler, Hanefî âlimleriyle İmâm Malik, İmâm Şafiî, İshâk ve Cumhuru ulemâ'dır. Delilleri ise; mevzuumuzu teşkil eden babın hadisleri ile benzeri hadislerdir. Ancak akîka kurbanının hükmü âlimler arasında ihtilaflıdır. Cumhuru ulema bunun sünnet olduğu görüşündedir" diyor.
 İmâm-ı Mâlik, El-muvatta, akîka, 7.

2. Akîka kurbanı olarak erkek çocuk için iki koyun, kız çocuk için de bir koyun kesilir. Sahabe ve Tabiînden olan âlimlerin ekserisi ile onların dışında kalan ulemanın pek çoğu bu görüştedir.

Ancak Hanefî âlimlçriyle İmâm Malik bu hususta kız ile oğlan arasında bir fark yoktur. Her ikisi için de birer koyun kesilir, demişlerdir. İbn Ömer ile Urve b. ez-Zübeyr de bu görüştedir. Nitekim şu iki hadis-i şerif, bunu açıkça ifâde etmektedir: "Abdullah b. Ömer, aile fertlerinden her isteyene akîka'dan verirdi. O, kız ve erkek hepsi için ayrı ayrı birer koyun keserdi. "Urve b. ez-Zübeyr, âkîka olarak kız ve erkek çocuklar için ayrı ayrı birer koyun keserdi." [213] hadis-i şerifte Rasûl-i Ekrem Efendimizin de Hz. Hasan ve Hüseyin (r.a.) için akîka kurbanı olarak birer koyun kestiği ifade edilmektedir. Erkek çocuk için akîka kurbanı olarak iki koyun kesileceğini ifade eden cumhuru ulemaya göre "Hz. Peygamber'in Hz. Hasan ile Hüseyin için akîka kurbanı olarak birer koyun kestiğini ifade eden 2841 numaralı hadis-i şerif muzdaribdir; çünkü Nesâi'nin rivayetinde Hz. Peygamber'in Hazret-i Hasan ve Hüseyin (r.a.) için ikişer
koç kurban ettiği ifade edilmektedir. Nesai akika4.

Gerçi Nesâî'nin bu rivâyetindeki "iki koç" kelimesinin te'kid için tekrarlanmış olabileceği binaenaleyh, Hazret-i Hasan'la Hüseyin için kesilen akîka kurbanlarının dört koç değil de iki koçtan ibaret olduğu düşünülebilirse, de bu iki hadisin birini diğerine tercih etmek veya aralarını telif etmek mümkün olmadığından, bu hadisler muzdaribdir ve delil olma niteliğinden uzaktır. Eğer, gerçekten 2841 numaralı hadisin sübûtu kabul edilecek olursa o zaman, bir koyun kesmekle yetinmenin câizliğine iki koyun kesileceğini ifade eden sahih hadislerin çokluğuna bakarak da iki koyun kesmenin müstehaplığına hükmetmek gerekir." Alimler, akîka kurbanının hangi hayvanlardan olabileceği konusunda da ihtilâfa düşmüşlerdir, Şafiî âlimlerinden bazıları ile İbn Hazm, mevzumuzü teşkil eden hadis-i şerifin zahirine sarılarak, akîka kurbanının sâdece davar cinsinden olan keçi ve koyundan kesilebileceğini sığır ve deve cinsinden akîka olamayacağını söylemişlerdir. Hanefî âlimlerine göre, kurban bayramında kurban edilmeye elverişli olan her koyun, akîka kurbanı olabilir.

Mâlikîlerle Şâfiîlere ve âlimlerin cumhuruna göre; kurban bayramında kurban edilmeye elverişli olan davar, sığır ve deve cinsinden her hayvan akîka kurbanı olarak kesilebilir. Delilleri ise Hz. Enes'in rivayet ettiği "Kimin bir çocuğu dünyaya gelirse onun için akika kurbanı olarak koyun, sığır ve deve cinsinden bir hayvan kessin. Mecmeû'z-Zevâid, IV, 58.
mealindeki hadis-i şeriftir. Ancak bu hadisin senedinde Mus'ide b. el-Yesa' isminde yalancı bir râvî
bulunduğundan bu hadis delil olamaz. Ahmed b. Hanbel (r.a.)ya göre; akîka kurbanı koyundan kesilebildiği gibi sığır ve deve cinsinden de kesilebilir. Bu hayvanların akîka kurbanı olarak kesilmesinin caiz olabilmesi için ortaklaşa değil sadece bir çocuk için kesilmiş olmaları şarttır Sünen-i Ebu Davud Terceme : 10/539-541.

« Son Düzenleme: 31 Aralık 2008, 23:36:55 Gönderen: İsra »
Sadakat Yönetim Kurulu

Çevrimdışı civan

  • okur
  • *
  • İleti: 62
Kurbanin maddi ve manevi faideleri
« Yanıtla #33 : 30 Kasım 2008, 00:14:33 »
Kurbanin maddi manevi olmak uzere muhim faideleri vardir.
   1-Gadab i ilahiyi sondurur
   2-Riza i ilahiyi celb eder
   3-Cok kurban kesilen bir memlekette harp olmaz   
   4-Eger bir insan vakti hali musait olup da kurban kesmesse,muhakkak ki o adamin ya kendisinden veya cocuklarindan yahutda malindan,ticaretinden,servetinden,varligindan mutlaka bir kan cikacaktir.
   5-Kurbanda coluk cocuk ve fakir icin umumi bir maslahat ve mutlak bir menfeat vardir
   6-Kurban bayraminda afv i umumi tecelli eder
« Son Düzenleme: 30 Kasım 2008, 00:18:40 Gönderen: Ber-ceste »

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Kurban Risalesi [17 Aralık 2007]
« Yanıtla #34 : 12 Kasım 2010, 01:50:18 »
Teşekkürler.
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı duha

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 5143
  • ѕησωƒℓαкє
Ynt: Kurban Risalesi [17 Aralık 2007]
« Yanıtla #35 : 13 Kasım 2010, 18:03:16 »
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ynt: Kurban Risalesi [17 Aralık 2007]
« Yanıtla #36 : 14 Kasım 2010, 20:51:38 »
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı rahle

  • okur
  • *
  • İleti: 95
Ynt: Kurban Risalesi [17 Aralık 2007]
« Yanıtla #37 : 20 Ekim 2011, 03:00:50 »
Allah razı olsun.güncelleme zamanı

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Kurban Risalesi [17 Aralık 2007]
« Yanıtla #38 : 20 Ekim 2011, 10:46:41 »
Kesilen Kurbanın Her Bir Uzvunun, Kesenin Bir Uzvunun Ateşten Kurtulmasına Fidye Olduğu

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, bir gün, çok güzel ve boynuzlu bir koç kurban etti.

Ve buyurdu:
- "Allah'tan başka ilâh yoktur. Allâhü Ekber! Benim cidden namazım, ibadetlerim, hayatım, ölümüm, hep âlemlerin rabbi olan Allah içindir. Şeriki/ortağı yoktur O'nun. Ben bununla emrolundum ve ben muslimlerin evveliyim."

Sonra kurbanı kesti. Ve buyurdu:
- "Bunun kılı ve yünü benim kılımın ateşten fidyesidir.
Bunun derisi benim derimin ateşten (kurtuluşuna) fidyedir.
Bunun kanı benim kanımın ateşten fidyesidir.
Bunun eti benim etimin ateşten (kurtulmasına) fidyedir.
Bunun kemikleri benim kemiklerimin ateşten (kurtulmasına) fidyedir.
Bunun damarları, benim damarlarımın ateşten (kurtulmasına) fidyedir."


Sordular:
- "Ya ResûlAllah (s.a.v.) Canınıza değsin! Afiyetler olsun! Bu sadece sana mı mahsustur?"

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdu:
- "Hayır! Belki bu bütün ümmetim içindir. Ta kıyamet saatine kadar yeryüzüne gelecek olan bütün ümmetime mahsustur. Bunu, Cebrail (a.s), Allâhü Teâlâ azze ve celle hazretlerinden bana haber verdi...."


(Ruhü’-l Beyan Tercümesi C:8 S:305-306)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Kurban Risalesi [17 Aralık 2007]
« Yanıtla #39 : 21 Ekim 2011, 12:02:07 »
Kurban büyük bir imtihandır.

"Kurban, Cenâb-ı Hakk'ın kullarına büyük bir imtihânıdır."
 
Bu imtihanların en büyüğünü de enbiyâ-yi ızâm vermiştir.
 
Bütün nebîlerin verdiği imtihanların en muazzamını da Resûlullah Efendimiz vermişlerdir. Nitekim İbrâhim aleyhisselâmın bu imtihânına mukâbil Peygamber Efendimiz'in de, hânedân-ı Resûlullah'tan 170 kişinin şehit olacağının bilmesi ve onların şehâdetini kabul etmesidir.
« Son Düzenleme: 22 Ekim 2011, 15:18:35 Gönderen: Mücteba »

Çevrimdışı Günbatımı

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2490
  • Görelim Mevlâ'm neyler, neylerse güzel eyler...
Ynt: Kurban Risalesi [17 Aralık 2007]
« Yanıtla #40 : 24 Ekim 2011, 10:48:45 »
Allah c.c. razı olsun...
Dua'sız üşürmüş yürekler!
Sana bir dua eden olsun, senin de bir dua ettiğin...
Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan,
Sana ummadık kapılar açan.
Bilmezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan...


Hz. Mevlana 

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Kurban Risalesi [17 Aralık 2007]
« Yanıtla #41 : 29 Ekim 2011, 11:40:54 »

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 2 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 16 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 29 Ekim 2011 Cumartesi

“O (Allah), sizlere ancak ölü (lâfle) olanları, (akar) kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına boğazlananı haram kılmıştır…”
(Bakara Sûresi, âyet 173)

« Son Düzenleme: 02 Ekim 2012, 16:32:06 Gönderen: Mücteba »

selcuklu

  • Ziyaretçi
Ynt: Kurban Risalesi [17 Aralık 2007]
« Yanıtla #42 : 29 Ekim 2011, 15:48:31 »

Çevrimdışı fazıl14

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 1339
Ynt: Kurban Risalesi [17 Aralık 2007]
« Yanıtla #43 : 29 Ekim 2011, 17:44:22 »
"Kurban Hakkında Kırk Hadis"

(1.Hadis) “Kurbanların faziletçe en üstünü, değerce en pahallı olanı ve vücutça en semizidir.” (Feyz`ül-kadir,c.2,s.427)

Açıklama:Kurban, Allah için ibadet niyetiyle kesileceğinden en iyi ve besili, kusursuz ve kıymetli olması gerekir.Kasabın kesmediği, celebin olmadığı ve halkın rağbet etmediği  şeyleri kesivermekle borç ödenmiş olsa bile ilahi rızaya ulaşmak kabil olmaz.

(2.Hadis) -“Ey insanlar, kurban kesiniz ve onun akıtılan kanı karşılığında sevap ümit ediniz.Zira kan, her ne kadar yere düşüyorsa da hakikatte Aziz Ve Celil olan Allah`ın himayesine düşer.” (et-Tergib ve`t-Terhib c.2,s.155)

(3.Hadis) -“Kim gönül hoşluğu ile, Allah`tan sevap umaraktan kurbanını keserse, onun için ateşten koruyan bir perde olur.” (et-tergib ve`t-Terhib c.2,s.155)

(4.Hadis) -“Kimin için mal genişliği olur da kurban kesmezse sakın bizim namazgahımıza yaklaşmasın.” (Feyz`ül-kadir c.6,s.208)

(5.Hadis) -Zeyd b. Erkam`dan şöyle dediği rivayet olunmuştur: Allah Resulünün ashabı “Ey Allah`ın Resulü, bu kurbanların mahiyeti nedir?” dediler.Resul-i Ekrem:

“Babanız Hz. İbrahim`in sünnetidir.” buyurdu.Ashap:
“Ya Resulullah, bu hususta bize ne vardır?” dediler.Efendimiz:
“Her kıl karşılığında bir hasene (sevap) vardır” cevabını verdi.Ashap:
“Ey Allah`ın Resulü, yün de böyle mi dediler?”Resulullah (s.a.v) :
Evet, yünden her tel karşılığında da bir sevap vardır.” buyurdu. (İbni Mace c.2,s.1045)

(6.Hadis) -“Kefen`in hayırlısı, izar ve lifafedir.Kurbanın hayırlısı, boynuzlu olan bir koçtur.” (İbni Mace c.2,s.1046)

(7.Hadis) -Ebu Said (r.a) dan rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.v), güçlü boynuzlu bir koç kurban etmişti.Siyah ağzı ile yer, siyah ayaklar ile yürür ve siyah göz ile bakardı.” (İbni Mace c.2,s,1046)

Açıklama:İbarede, metne sadık kalmak için böyle tercüme ettik.Resul-i Ekrem efendimizin kestikleri koç, gücü kuvveti yerinde, boynuzlu, ayakları ve ağzı siyah, gözleri kara idi.

(8.Hadis) -Hz Ali (r.a)`dan şöyle dediği rivayet olunmuştur: Resulullah (s.a.v), bize kurban olarak alınacak hayvanın göz ve kulağına bakmamızı ve kusurlu olmamasına dikkat etmemizi emretti.” (İbni Mace,c.2,s.1050)

Açıklama:İki gözü veya bir gözü kör olan yahut kulakları kesilmiş bulunan bir hayvan kurban olmaz.

(9.Hadis) -Resulullah (s.a.v), boynuzu kırık ve kulağı kesik olan hayvanı kurban etmekten bizleri nehyetti.” (İbni Mace c.2,s.1051)

Açıklama:Her iki boynuzu veya biri kırık olan hayvan, kurban olmaz.Fakat doğuşta boynuzsuz olursa, kurban olabilir.

(10.Hadis) -“Altı ayını doldurmuş kuzu, koyundan (bedel kurban edilmesi) caizdir.” (İbni Mace c.2,s.1049)

(11.Hadis) -“Ancak yaşını doldurmuş davarı kurban ediniz.Bu yaşta kurban bulmak üzerinize zorluk verdiğinde koyun cinsinden altı ayını doldurmuş kuzuyu kesebilirsiniz.” (Müslim c.6,s.77; İbni Mace c.2,s.1049)

Açıklama:Hadis-i şerifte nefiy edatından sonra gelen “illa” kasır ifade etmektedir.Bu sebeple, yaşını doldurmuş davarın kurban edilmesi öncelik ifade eder.Bu yaşta kurban bulmak zor olduğunda, altı ayını doldurmuş kuzunun kurban edilmesi, istisnai bir hüküm olarak tecviz edilmektedir.

(12.Hadis) -“Babasına lanet edene ve Allah`tan gayrisi için hayvan kesene Allah lanet etsin.” (Müslim c.6,s.84)

(13.Hadis) -“İslam da kabirler üzerine kurban kesmek yoktur.” (Fayz`ül-kadir,c.6,s.434)

(14.Hadis) -“Resulullah`ın zamanında bir ara deve azalmıştı da O, ashaba, sığır kesmelerini emretmişti.” (İbni Mace c.2,s.1047)

(15.Hadis) -Cabir (r.a)`ın şöyle dediği rivayet olunmuştur:Biz, Hudeybiye`de Peygamber (s.a.v) ile birlikte deveyi yedi kişi; Sığırı da yedi kişi için kurban ettik.” (İbni Mace c.2,s.1047)

Açıklama:Deve ve sığır yedi kişi için kurban edilir.Her şahsın ibadet niyeti ile ortak olması gerekir.Bir kişi, et elde etmek için ortak olsa, hiç birinin kurbanı caiz olmaz.
Ortaklaşa kesilen deve veya sığırın etini de tartı ile ve eşit olarak taksim etmeleri gerekir.Çünkü, tartıya tabi olan mallarda bir kişiye fazla düşmesi riba (faiz) olur.Tartılması imkansız olursa, faiz endişesini ortadan kaldırmak için, göz kararı ile taksim yapılır.Ancak her payın üzerine kelle, paça, dalak, ciğer ve benzeri et sayılmayan şeyleri koymak icap eder.

(16.Hadis) -Hz Aişe`den rivayet olunmuştur: Resulullah (s.a.v), Veda haccında kendi ve hanedanından hacca gelenler için bir sığır kurban etmişti.” (İbni Mace,c.2,s.1047)

(17.Hadis) -İbni Abbas (r.a)`dan rivayet edilmiştir: Peygamber (s.a.v) bir adam geldi de “Benim üzerimde bir deve kesme borcu var.Ben zenginim fakat onu bulup da satın alamıyorum” dedi.Peygamber (s.a.v) ona; yedi tane koyun satın alıp ta kesmesini emretti. (İbni Mace c.2,s.1048)

Açıklama:Bu hadis-i şerif, yedi koyunun bir deveye eşit olduğunu ifade etmekte ve bu sebeple de bir deveyi yedi kişi kurban edebilmektedir.Deve borcu olanın da buna karşılık yedi koyun kesmesi caiz görülmektedir.

(18.Hadis) -“Sizden kim kurbanını namazdan önce kesmiş ise, kurbanını iade etsin.Kim de kesmiş değilse, Allah`ın ismi ile boğazlasın.” (İbni Mace c.2,s.1053)

Açıklama:Kurbanın kesilme vakti,Zilhicce ayının onuncu günüdür.Çadırda ve bayram namazı kılınmayan küçük köylerde, tan yerinin ağarmasından itibaren kurban kesilebilirse de, bayram namazı kılınan yerlerde, namazdan sonra kesilmesi gerekir.Hadis-i şerifte kurbanın iade edilmesinin emredilmiş olması, bu ibadetin vacip oluşunun delili olarak kabul edilmektedir.Zira vacip olmayan bir şey`in iadesi gerekmez.

(19.Hadis) -Uveymir b.Eşkar`dan rivayet edilmiştir:Bu sahabi, namaz kılınmazdan önce kurban kesmişti.Durumu Peygamber (s.a.v)`e haber verince,Resul-i Ekrem: “Kurbanını iade et” buyurdu. (İbni Mace c.2,s.1053)

(20.Hadis) -İbni Ömer (r.a)`dan rivayet edilmiştir:Peygamber (s.a.v), kurbanını namazgahta keserdi.İbni Ömer (r.a)`da böyle yapardı. (İbni Mace c.2,s.1055)

Açıklama:Efendimizin kurbanını namazgahta kesmesi,ashabına verdiği nazari bilgiler yanında, kurbanın nasıl kesileceğini fiilen göstermek içindir.Zira ashab-ı kiram,Allah`ın Resulünde görecek ve müşahedesini gelecek ümmetlere anlatacaktı.

(21.Hadis) -“Resulullah (s.a.v) efendimiz, bir defasında kurbanını, Züreyk oğulları sokağının kenarında ve kendi eliyle, geniş yüzlü bir bıçakla kesmişti.” (İbni Mace c.2,s.1054)

(22.Hadis) -“Resul-i Ekrem kurbanını eliyle bizzat kendi keserdi.” (Feyz`ül-kadir,c.5,s.214)

(23.Hadis) -“Aziz ve Celil olan Allah, her şey üzerine güzellikle hareket etmeyi yazdı.Öldürdüğümüz vakit, öldürme işinizi güzelleştirin.Hayvan kestiğiniz zaman boğazlamayı da güzel yapın.Biriniz büyük bıçağını bileyip keskinleştirsin ve kestiği hayvanı da rahatlandırsın.” (İbni Mace c.2,s.1058)

(24.Hadis) -Resulullah (s.a.v), ayağını koyunun boynuna dayamış bir halde iken bıçak bileyen bir adamın üzerine vardı.O hayvancık, gözünün ucu ile o şahsa bakıyordu.Resul-i Ekrem, o kimseye hitaben, “Bunu daha önce yapamaz mıydın?, Onu iki defa öldürmek mi diliyorsun?” buyurdu. (et-Tergib ve`t-Terhib c.2,s.156)

(25.Hadis) -“Allah`ın adı ile kesiyorum.Allah, her şeyden daha büyüktür, şu kurban benden ve ümmetimden kurban kesmemiş kimseler tarafındandır.” (Ebu Davud c.3,s.99)

Açıklama:Peygamber Efendimiz, kurban keserken besmele çekmiş ve tekbir getirmiştir.Bu usul, İslami esasa uygun bir kesim yapmanın yolu ve şartıdır.Kasten besmeleyi terk, o hayvanın yenilmemesine sebeptir.
Efendimiz (s.a.v), ümmetine olan şefkatinin kemalinden dolayı, kestiği kurbanın sevabına, kurban kesemeyen ümmetlerini de ortak kılardı.

(26.Hadis) -Enes b.Malik`ten şöyle rivayet edilmiştir:Resulullah (s.a.v), beyazı siyahından fazla alaca ve boynuzlu iki koç kurban ederdi.Keserken besmele çeker ve tekbir getirirdi.Ant olsun ki ben, Resulullah`ı, ayağını kurbanlığın boynuna koyarak, kendi eliyle kurban keserken gördüm.” (İbni Mace c.2,s.1043)

(27.Hadis) -Resulullah (s.a.v), bayram günü iki koç kurban etmişti de onları kıbleye doğru çevirdiğinde “Şüphesiz ki ben bir muvahhid olarak yüzümü o gökleri ve yeri yaratmış olan Allah`a yönelttim.Ben müşriklerden değilim.” “Benim namazımda, ibadetlerim de,dirim de ölüm de hiçbir ortağı olmayan, alemlerin Rabbi olan Allahındır.Ben böylece emrolundum.Ben bu ümmette Müslüman olanların ilkiyim.”Mealindeki ayetleri okudu ve “Ya Allah, bu senden ve senin içindir.Muhammed ve ümmeti tarafından eda edilmiştir” diye dua etti. (İbni Mace c.2,s.1043)

(28.Hadis) -Peygamber (s.a.v) de onun ashabı da Deve`yi, sol ön ayağı kıvrılarak bağlanmış; geri kalan üç ayağı üzerine dikilmiş halde keserlerdi.” (Ebu Davud c.2,s.149)

(29.Hadis) -Bir kadın, keskin bir taşla koyun kesmişti.Bu iş, Resulullah (s.a.v)`e bahsedildi.Efendimiz bunda bir mahzur görmediğini bildirdi.” (İbni Mace c.2,s.1062)

Açıklama:Bu hadis-i şeriften hem kadının hayvan kesmesinin caiz olduğunu, hem de bıçaktan başka keskin bir şeyle zaruret halinde kesim işinin caiz olduğunu öğrenmekteyiz. “Zaruret halinde” diye koyduğumuz kayıt, bıçak varken onunla kesmeyi tercih etmek gerektiğine işaret içindir.Zira bıçak, boğazlama işine daha elverişlidir.

(30.Hadis) -“Şayet o hayvanın uyluğuna bıçak ve benzeri bir şey batırmış olsaydın kesme işi için sana yeterdi.” (Ebu Davud,c.3,s.103)

Açıklama:Bu boğazlama şekli, başı aşağı olarak kuyuya düşmüş ve çıkarılması mümkün olmayan bir hayvan için uygulanır.Zira, boğazından kesme imkanı varken uyluğuna bıçak sokmak, hayvanın fazla acı duymasına sebep olur.

(31.Hadis) -“Kurbanın içte birini toplayıp saklayınız.Geri kalanı tasadduk ediniz.” (Ebu Davud c.3,s.99)

(32.Hadis) -Kurbanlarınızın etlerinden üç günden fazla gıdalanmaktan sizi yasaklamıştım.Artık bundan sonra yiyiniz ve toplayıp, kavurup saklayınız.” (İbni Mace c.2,s.1055)

Açıklama:Peygamber Efendimiz, fakir halkın ihtiyaçlarını karşılamak ve onlara daha fazla yardımcı olmak maksadı ile, kesilen kurbanın etinden faydalanmayı üç günlük bir müddetle sınırlamıştı.Çünkü, halk fakirdi.O yıllarda şiddetli bir kıtlık hüküm sürmekteydi.Daha sonra durum hal-i tabisine dönünce kurban etinden uzun müddet faydalanmalarına müsaade buyurdu.

(33.Hadis) -Resulullah (s.a.v) efendimizin, hizmetçisi Sevban (r.a)`dan rivayet edilmiştir:Resulullah (s.a.v), veda haccında buna: “Ya Sevban bu eti islah et, kavurup hazır et buyurdu.Ben de denileni yaptım.Peygamber (s.a.v)`de Medine`ye kadar ondan yemeye devam etti.” (Müslim c.6,s.82)

(34.Hadis) -“Herkes kurbanının etinden yesin.” (Feyz`ül-kadir c.5,s.348)

Açıklama:Kurban, Hz.İbrahim`in sünneti ve İslami bir vecibe olduğundan dolayı, kim onun etinden yiyecek olursa, onun benliğinde teslimiyet ve Cenab-ı Hakkın emirlerine inkıyat duygusu başlar.

(35.Hadis) -“Zilhicce ayının ilk on günü girdiği zaman, yanında kurban etmeyi dilediği bir hayvan bulunan kimse, sakın tüyünü kesip almasın.Tırnağını da kısaltmasın.” (Müslim c.6,s.83)

Açıklama:Zilhicce ayı girdikten sonra, kurban edilecek hayvanın yününü kesmek mekruhtur.

(36.Hadis) -Zilhicce hilalini gördüğünüzde, biriniz kurban kesmek dilerse hayvanın kıl veya yününü kesmekten kendini uzak tutsun.” (Müslim c.6,s.83)

(37.Hadis) -“Kim kurbanının derisini satarsa onun kurbanının hayrı yoktur.” (Feyz`ül-kadir c.6,s.93)

(38.Hadis) -Haneş`den şöyle dediği rivayet edilmiştir:Ben, Ali (r.a)`ı iki tane koç keserken gördüm de “Bu nedir?” diye sordum.O: Resulullah (s.a.v) kendisinden sonra kurban kesivermemi bana vasiyet etmişti.Ben de ondan bedel kurban kesiveriyorum” dedi.Ebu Davud c.3,s.94)

Açıklama:Vefat etmiş bir kimse adına kurban kesmenin caiz olduğu bu hadis-i şeriften anlaşılmaktadır.Yalnız, dikkat edilmesi gereken hususlara işaret etmekte fayda mülahaza etmekteyiz:

a-)Bu kurban, diğer kurbanlar gibi, vakitle ilgili olup, bayram günlerinde kesilecektir.

b-)Ölen kimse, vasiyet etmiş ve bu hizmet için para da bırakmış ise bu işi yapıvermeyi kabul eden kimse, kesilecek kurbanın etinden yiyemez.Zekatı dağıtmaya ve bir kimsenin vefatından sonra kurban kesivermeye memur olan kimse, bunlardan kendisi faydalanmaz.

c-)Hayatta olan kimse, ölmüş bulunan bir şahıs için,kendi cebinden kurban kesecek olursa, kendi kurbanı gibi, yiyebilir ve dağıtır.

(39.Hadis) -“Her çocuk, akika kurbanı karşılığı rehin olmuştur.Doğumunun yedinci günü ondan bedel kurban kesilir,saçı tıraş edilir ve ismi konulur.” (İbni Mace c.2,s.1057)

(40.Hadis) -İbni Abbas (r.a)`dan rivayet edilmiştir:Resulullah (s.a.v),Hasan ve Hüseyin (r.a) dünyaya gelmelerinden dolayı birer koç akıyla kurbanı kesmiş idi.” (Ebu Davud c.3,s.107)

(Osmanlı Yayınevi-Mehmed Emre)
« Son Düzenleme: 29 Ekim 2011, 17:46:06 Gönderen: fazıl14 »
"El-mücâhid fî sebîlillâh, el-müştâk ilâ cemâlillâh, hüve ünvânüküm"

("Ünvanı: Cemal-i ilâhiye âşık, Allah yolunda mücahit")

"İtikaden Ehl-i Sünnet, Amelen Hanefi, Meşreben Nakşî-yi Müceddidî"

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9223
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Kurban Risalesi [17 Aralık 2007]
« Yanıtla #44 : 31 Ekim 2011, 12:45:11 »

"Euuzü billâahi mineşşeytaanir raciym Bismillâahi'r- rahmâani'r - rahıym"

Hicri   : 4 Zi'l-Hicce 1432
Rumi   : 18 Teşrin-i Evvel 1427
Miladi  : 31 Ekim 2011 Pazartesi

“Allâhü Teâlâ katında günlerin en büyüğü Kurban Bayramı günüdür, sonra da ikinci günüdür.”
(Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

« Son Düzenleme: 02 Ekim 2012, 16:31:19 Gönderen: Mücteba »