Gönderen Konu: Led tv ler Maneviyatı eritiyor!  (Okunma sayısı 1707 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı belya

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 101
  • Net'i Süzüyorum..
Led tv ler Maneviyatı eritiyor!
« : 04 Nisan 2014, 22:28:38 »

Neden Led tv demeyin. Hepsi eritiyor. Zikrul Cüz iradetül kül yapalım dedik :)

Televizyonun yaygınlaşmasıyla insanların beyin faaliyetlerinin yavaşladığından özellikle öğrencilerde beyin tembelliğine sebep olduğunu ABD Ulusal Eğitim Gelişimini Değerlendirme Dairesinin yaptığı eğitim istatistikleri doğrulamaktadır

Bu konu ile ilgili hazırlanan rapora göre, dördüncü ve sekizinci sınıfların % 16’sı, on ikinci sınıfların % 22’si temel yazma becerilerini öğrenememişler. Yine aynı rapora göre, dördüncü, sekizinci ve on ikinci sınıfların ancak % 40’ı yeterli okuma seviyesine ulaşabilmişler. Dördüncü sınıfların % 7’si, sekizinci sınıfların % 3’ü ve on ikinci sınıfların % 6’sı ancak okumada ileri seviyeye gelebilmişler. Bunun sebebi de şöyle izah ediliyor:

Televizyon görüntülerindeki aşırı hız ve hareketliliğin yanı sıra, programların sık sık reklamlarla kesilmesi, dikkat sürekliliğinin kaybolmasına, yoğunlaşma kapasitesinin bozulmasına neden oluyor. Gallup’un yaptığı ankette, katılımcıların çoğunluğu, televizyonu kapattıktan sonra rahatlama hissi duyduklarını, fakat pasiflik ve konsantrasyon düşüklüğünün sürdüğünü belirtiyorlar.

Televizyonun enerjilerini emdiğini ve kendilerini tükenmiş bir hale getirdiğini ifade ediyorlar. Tam tersi olarak, kitap okuduktan sonra bu tür zorlukların nadiren görüldüğü belirtiliyor.

Eğitim uzmanı Karen River, çocukların televizyondan uzak tutulmasının nedenlerini şöyle açıklıyor: “Sürekli televizyon seyretmenin, analitik düşünmeye ve okumayı gerektiren zihnî işlemlere zararı dokunduğu ispat edilmiştir. Okuma sürekli algılamayı ve satır satır takibi gerektirir.

Fakat televizyon izleme, kısa, ardı ardına gelen ve hızlandırılmış sahnelere zihni alıştırır, bu da çocukta kolayca dikkat dağılmasına neden olur. Birçok mesaja gark olan çocuğun onlara anlam verecek vakti olamaz. Er geç, televizyon programlarının hızı ve art arda gelmesi çocuğun yazılı malzeme üzerindeki odaklanma kabiliyetini bozar. Göz kasları, günlük kullanımla güçlenir ve gelişir. Okuma, karışık göz hareketi kullanımını gerektirir.

Halbuki televizyon seyretme, gözü tek bir noktada tutarak, bu kasları etkiler. Çok televizyon seyretmeye alışmış çocukların, kitap okumanın gözlerini yorduklarını söylemeleri, göz kaslarının televizyon sebebiyle gelişememesinden kaynaklanıyor.” Kitap okuma, insana, uzun süre konu değiştirmeden dikkatini toplama eğitimi kazandırırken, televizyon bunun tam tersine, insanın dikkatini bir noktaya toplamasını engelliyor.

Televizyon seyrederken, beyin faaliyetleri, uyanık bilincin belirtisi olan beta dalgalarını, düşük bilincin belirtisi olan alfa dalgalarına çeviriyor. Gözler açıkken normal olarak meydana gelmeyen belirli elektronik dürtüler, televizyon seyrederken meydana geliyor. Bu dürtüler gözü bir noktada uzun süre odaklıyor.

Bu yan etkiler, özellikle yeni okumayı öğrenen çocuklarda zararlı oluyor. Çünkü bu zararlı etkiler, okumanın gerektirdiği özelliklerin tam tersini geliştiriyor. Böylece, uzun süreli televizyon seyretme, kitap okumayı zorlaştırıyor. Okuma ve düşünce becerisinin yerleşmediği toplumlarda, televizyon çok daha fazla etkileme gücüne sahip oluyor.

Özellikle gösteri çağının öncülüğünü yapan televizyon sayesinde, halk sadece gösterilenle yetinmeyi tercih edip, kitap okumadan iyice uzaklaşıyor. Örneğin Türkiye, kitap okuma oranında çoğu Afrika ülkesinin gerisinde kalmış durumda. Japonya’da toplumun % 14’ü, Amerika’da % 12’si, İngiltere ve Fransa’da % 11’i düzenli kitap okurken, Türkiye’de durum % 0,01 yani, on binde bir! Böyle bir toplumdan ne beklenebilir? Televizyonun olumsuz etkileri, olayın sadece okuma alışkanlığını köreltmesi cephesine bir bakış idi.

Toplumun nüvesi olan ailenin temeline dinamit koyan; utanma ve haya duygusunu yok eden yıkıcı programlar, manevi değerlerimizle alay eden; farkettirmeden sinsize seyircinin imanını çalan art niyetle hazırlanmış ölçüsüz dini tartışmalar... olayın diğer cephesi; hatta daha vahim yönü.


Alıntı:

Bilgi paylaşıldıkça güzel değil midir ?

mazhar

  • Ziyaretçi
Televizyonun Zararları
« Yanıtla #1 : 05 Nisan 2014, 06:57:34 »
  Şu an evinde televizyon olmayan hiçbir aile yoktur hemen hemen. O kadar hayatımıza soktuk ki televizyonu, adeta bir parçamız haline geldi televizyon. Telefonda aynı şekilde, evinde telefon olmayan var mı? Sabit telefon olmasa mutlaka cep telefonu var.
21. yüzyılın vazgeçilmez aletlerinden biri olan televizyonu nasıl kullandığınıza bağlı olarak hem yararı olabiliyor hemde zararı. Mutlaka sizde duymuşsunuzdur televizyona “aptal kutusu” dendiğini. Şuan toplumumuzun içinde bulunduğu durumda bu deyimi doğrular nitelikte.

Şunu belirtmeden edemeyeceğim. Televizyon özü itibariyle yararlıdır, doğru kullanan için yararlıdır. Peki bizler televizyonu doğru kullanabiliyor muyuz? Hayır. Zaten televizyon kanalları buna imkanda vermiyorlar.

Günde 3 saatinizi televizyon başında geçirdiğinizi düşünelim. Sadece 3 saat. Ayda 90 saat yapar. Bir yılda ise 1080 saat. Bu da tam olarak 45 gün demek. Kaç saat uyuyoruz peki. Ortalama bir uyku süresi yaklaşık olarak 8 saat. Ayda 240 saat. Bu da yılda 2880 saat yapıyor. Uyku süremizde bir yılda 120 gün. 120 + 45 = 165 Yani arkadaşlar 1 yılın neredeyse yarısını uyuyarak ve televizyon izleyerek geçiriyoruz. Ne büyük bir zaman kaybı!

Amerikan Pediyatri Akademisi'nin televizyon ve çocuklar konulu araştırmasına göre 2 yaşın altındaki çocuklara “kesinlikle” televizyon izlettirilmemeli. Televizyonun Zararları* Televizyon insanları tembelliğe itmektedir. Televizyon karşısında saatlerce hareketsiz kalmak obeziteye neden olabilmektedir. Ekrandan yayılan ışınlar leptin ve ghrelin adlı hormonlarda dengesizlik yaratarak, yağ birikmesine neden oluyor. Liverpool Üniversitesinin araştırmasına göre de, televizyondaki yiyecek ve içecek reklamları, çocukların abur cubur yemelerini %134 oranında arttırmaktadır. Bu da obeziteye neden olabilen başka bir etkendir.

* Televizyondan yayılan ışığın melatonini azaltması nedeniyle hormonal dengesizlikler meydana getirebilmekte, hatta DNA’da değişiklikler meydana getirmesi sonucunda kansere bile neden olabilmektedir.

* Uzun süreli televizyon izlemek kişilerin bağışıklık sistemini de olumsuz yönde etkilemektedir.

* Çocukların erken ergenliğe girmelerine neden olabilmektedir.

* Uyku sorunlarına yol açmakta.

Buraya kadar olanlar sadece araştırmalar sonucunda ortaya çıkabilen zararları, peki ya televizyonun diğer zararları!

* Televizyonda çıkan ve insanlara çalışmadan, emek harcamadan köşeyi dönme hayallari kurduran programlara ne demeli?

* Seviyesiz televizyon programları, uygunsuz haberler, cinsellik, şiddet içeren yayınlar çocukların gelişimini çok olumsuz etkilemekte, insanları olumsuz davranışlara sevkettirmekte, toplumu ve toplumun değer yargılarını zehirlemektedir.

* Televizyon görsel ve sesli iletişim imkanı ile insanlara yanlış tercihleri doğru kararlar gibi gösterebilmekte. Toplumun yönlendirilmesinde birinci derecede etkili olmaktadır. Peki televizyon kanallarının bu umurunda mı? Hayır. Onlar doğal olarak sadece kendi çıkarlarını düşünmektedirler. Bizlerde davranışlarımızla onlara çanak tutmaktayız.

* Televizyon insanları reyting için kullanmakta, onları gülünç duruma düşürebilmekte, insanların zaafları, hassasiyetleri üzerinden kendilerine çıkar sağlamaktadırlar.

* Televizyon programları insanları gerçek hayattan koparmakta, insanları kendi dünyasına katarak istediği şekilde yönlendirmektedir. Bu bakımdan insanların sosyalleşmesinin önünde de büyük bir engel oluşturmaktadır.

* Özellikle 4-7 yaş arasındaki çocukların televizyon izlemeleri onların sosyal gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu dönemdeki çocuklar televizyon programlarında gördüklerini somut olarak algılamaktadırlar. Korku, şiddet vb. görüntüleri içeren programlar çocuklarda uyku bozukluğuna neden olabilirken, uygunsuz içerikler de çocukları büyüdüklerinde bu tür davranışlar sergilemeye itmektedir.

Televizyonun çocuklar ve gençler üzerindeki etkisi hatta tüm toplum üzerindeki etkisi tartışılmaz. Peki televizyon kanalları bu etkiyi olumlu yöndemi kullanıyorlar? Kesinlikle hayır. İşte bu nedenlerden dolayı özellikle çocukları ve gençlerden televizyonlardan uzak tutmalı ve onların sosyal gelişimine destek olmalıyız.

Unutmayın, televizyon canlı bir bombadır. Çocuklarımızı televizyondan mümkün olduğu kadar uzak tutmalı, gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilecek programları izlemelerine imkan vermemeliyiz. Bunu kendimiz için yapmasak bile, onların geleceği yan, toplumun geleceği için bir görev olarak görmeliyiz.

Umut Geloğlu. 21Mayıs.2011.yenimakale.com