Gönderen Konu: Matematikten Neden Korkulur ?  (Okunma sayısı 3966 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Matematikten Neden Korkulur ?
« : 23 Mayıs 2009, 05:07:54 »

Hiç unutmam, okula başlayacağım ilk gündü. Sevinçten dört köşeydim. Koskoca bir yıl boyunca okuluna gitmeyi hayal etmiştim.Okul günü gelip çattığında da artık siyah önlüğümü giymiş, çantamı sırtıma takmış, annemin elinden tutarak okul bahçesinde, o zamana kadar hiç görmediğim bir kalabalık içinde bulmuştum kendimi. Koşturup, şakalaşan çocuklar; otoriter ama bir o kadar da güleryüzlü öğretmenler,... Ancak bunlardan hiçbiri ağlayan akranlarım kadar ilgimi çekmemişti. Evet! Bir kısım akranım ağlıyordu. Neden olduğunu merak ettim. Onların da benim gibi birinci sınıfa yeni başlayacakları belliydi. Annelerinin ellerine sıkı sıkıya yapışmış, ayrılmak istemiyorlardı. Hani derler ya, bir kişi sana birşey derse inanma ama aynı şeyi kırk kişi deyince inan diye... Büyük bir çoğunluk ağladığına göre bunda ağlanacak birşey olmalıydı. Benim de ağlamam gerekiyordu. Kendimi duygusuz gibi hissetmeye başlamıştım. Ben azınlığı temsilen ağlamıyor ve ilk karşılaştığım günden itibaren çok seveceğim değerli Türkan hocam ile tanışmaya can atıyordum.

Sınıfa yerleştik. Hala daha ağlayanların olmasını garipsiyor ve bu duruma bir türlü anlam veremiyordum. Bu olay, süre gelen birkaç yıl boyunca benim için gizemini koruyacaktı. Diğer çocuklar okulun ilk günü neden ağlıyordu?

Aslında bu soruyu, mutlaka o gün anneme sormuşumdur. Bana verdiği cevabı şu an için hatırlamıyorum. Ancak eminim ki, ağzından kesinlikle, çocuklar okuldan "korktukları" için ağlıyorlar şeklinde bir söz çıkmadı. Eğer böyle birşey söylemiş olsaydı, büyük ihtimalle okulun bilmediğim korkunç bir yanı olduğuna inanacak ve bu gizeminden ötürü okuldan korkacaktım. Aynen bazı kişilerin matematikten korktuğu gibi...

Matematikten neden korkulur? Bu soruyu hiç kendinize sordunuz mu? Önceleri böyle bir soru aklıma gelmezdi. Çünkü matematiğin korkulacak(!) birşey olduğunu bilmiyordum. Ancak, çevremdekileri gördükçe yine "ağlamayan" azınlıkta olduğumu farkettim. Ben bu soruyu bir kez kendime sordum ve bir daha sormama gerek kalmadan cevabı verdim: İnsanlar matematik ile korkutulduklarından dolayı matematikten korkarlar.

O gün annelerinin ellerine sıkı sıkıya yapışmış çocukların evlerinde, okula başlamadan önce şunun gibi konuşmalar geçmiş olmalı: " Ah canım! Gelecek yıl okula mı başlayacaksın? Bu yılını iyi değerlendir. Artık oyun oynamaya vaktin olmayacak. Doyasıya oyna bu yıl."; "Yazık! Çocukluğunu yaşayamadan derslerle uğraşacak!"...

O taze beyinler bu kadar önyargılı konuşmalara alışık değildir ki...

Ve benzer sözler matematik için de söylenir. Ya da matematik için birşey söylenmez. Sözler biter, mimikler konuşur. Matematiği çarpım tablosu ve dört işlemden ibaret sananlar, çocuğun matematik nedir sorusuna, yüzlerini gayri ihtiyari buruşturup, matematik çok zor bir derstir, sadece zekiler bu derste muvaffak olurlar gibi laflar sarfederler. Ne kadar da yanlış! (Tamam, matematik zekayı geliştirir. Ancak, sadece zekiler bu derste başarılıdır sözü kabul edilemez. Zekanı doğru yerde kullanmıyorsan başarılı olabilir misin ki?)

Belki de çarpım tablosunu ezberleme kabusu, çocukları matematikten soğutur. Çocuklar çarpım tablosu ile tanışana dek matematik hakkında tek korkutucu söz duymadılarsa ve çarpım tablosunu matematik zannediyorlarsa, matematikten korkmaları çok doğaldır. Birilerinin onlara çarpım tablosunun matematik olmadığını ancak onu ezbere bildikleri taktirde çok rahat edeceklerini söylemeleri gerekmektedir.

Bir de ablalar ve ağabeyler vardır, liseye veya ortaokula giden. Onlardan, matematik derslerinde zorlandıklarını, o derste başarısız olduklarını duymuşlardır. Ve bu da yetişecek yeni neslin gözünde matematiği korkunç bir posta bürür. Oysa bu abla ve ağabeylerin matematikte neden başarısız oldukları araştırılsa onlar da aynı şeyden şikayetçidirler. Onlara da zamanın birinde matematik "öcü" gibi gösterilmiştir. Ve şimdi bütün o önyargıları ile o derse girmektedirler. Nesilden nesile aktarılan bir kısır döngü gibi... Sanki zamanın birinde biri matematikte zorlanmış ve matematiğin çok zor ve korkunç nitelikte olduğunu çevresindekilere ve sonraki nesildekilere yaymıştır. O kişiler de buna inanmış ve önyargılı olarak matematik dersleri almışlardır. Aynı zamanda bu önyargıyı ve tedirginliği çevresindekilerle paylaşmış ve onların da matematikten korkmasına sebep olmuşlardır.

Diyeceğim şudur ki, matematikten korkulmasının sebebi, matematik ile korkutulmasıdır. Bundan kurtulmak için de matematiğin ne olduğunun ve amacının bilinmesi gerekir. Ben çok şanslıydım ki, bunu bilen kişilerle karşılaştım hep. Bana, hayatımın her döneminde matematiği sevdiren, başta annem, babam ve bütün ailem olmak üzere, bütün öğretmenlerime, bu yazı vesilesi ile teşekkür ediyorum. Dünyanın sizin gibi öğretmenlere ihtiyacı var.

 

netmatematik
Ayşe Borat
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Matematiği kolaylaştıracak yazılım geliştirildi
« Yanıtla #1 : 13 Kasım 2010, 20:55:41 »
Matematiği kolaylaştıracak yazılım geliştirildi

Türk mühendisler, sayısal derslerin rahat öğrenimi için kişilerin kapasitesine uygun rota belirleyen yazılım ürettiler.



Bilkent Üniversitesi Teknoparkı'nda görevli Türk mühendisler, özellikle sayısal derslerin rahat öğrenimi için kişilerin kapasitesine uygun rota belirleyen yazılım teknolojisi geliştirdi.

ABD'de benzeri 500 bin kullanıcıya ulaşan bilgisayar yazılımı sayesinde öğrenciler, görsel, işitsel içerikli pek çok alternatiften kendi öğrenme profillerine uygun olanı seçerek ders çalışabiliyor.

TÜBİTAK destekli geliştirilen teknoloji, öğrencinin konuyu anlayıp anlamadığını matematiksel hesaplarla ölçüyor ve anlayana kadar ileri bilgiler sunuyor.
Bilkent Cyberpark'da faaliyet gösteren ve tamamı Türk mühendislerden oluşan Arages Bilişim Şirketi Genel Müdürü Can Gürses, yaptığı açıklamada,

TÜBİTAK desteğiyle yürüttükleri akıllı öğretim sistemi projesi olan Bilgi Uzayına Adapte Edilebilir Kişisel E-Öğrenme Yolu (Bilirkişi) adlı bilgisayar yazılımı uygulamasını başarıyla tamamladıklarını bildirdi.

Gürses, “Bilirkişi”nin Türkiye'de ilk kez literatürde “Knowledge Space Theory” olarak geçen matematiksel-bilişsel bir teorinin eğitim alanına uygulanmasına yönelik web tabanlı bir bilgisayar programı olduğunu belirtti.

E-öğrenmenin, günümüzde sadece eğitim sektörünün değil, iş hayatının da vazgeçilmez bir parçası olmaya aday olduğunu vurgulayan Gürses, e-öğrenme alanındaki gelişmelerin ve çözümlerin başarıyı hedefleyen her kurum ve birey için bir ihtiyaç olduğunu söyledi.

“KONUNUN TAMAMI ÖĞRENİLİYOR”

Geliştirdikleri yazılımın bir konunun öğrenilmesinin matematiksel modellenmesini sağladığını ve konuyu öğrenmek isteyen herkese en uygun öğrenme yolunu belirlediğini ifade eden Gürses, teknolojiye ilişkin şu bilgileri verdi: “Yazılım, öncelikle matematik, tıp gibi sayısal ağırlıklı derslerin ya da satranç gibi oyunların öğrenme uzayını ortaya çıkartan bir altyapı sunuyor.

Yani bir konuda hiçbir şey bilmeme durumundan her şeyi bilme durumuna kadar, olası tüm bilgi düzeyleri ve bu bilgi düzeylerini birbirine bağlayan öğrenme yollarının bütününü kapsıyor.

Program, kişileri konunun bilgi uzayının ortaya çıkartılmasının sonrasında, kendilerine en uygun öğrenme yolundan ilerletiyor ve konunun tamamını öğretiyor.

Program, bir konuyu kullanıcılara soru-cevap yöntemiyle ve kullanıcılardan elde ettiği veriler sayesinde herhangi bir konunun zorluk derecesi, optimum öğrenme zamanı gibi oldukça önemli verileri ortaya çıkarıyor.

Teknoloji, öğrencinin konuyu anlayıp anlamadığını da matematiksel hesaplarla ölçüyor ve anlayana kadar ileri bilgiler sunuyor. Sonrasında da konunun öğrenilip öğrenilmediğini test ediyor.”

Gürses, programlarının ayrıca, bir konuyu öğrenen kullanıcılar arasında belirli tip öğrenme stiline sahip olanları ortaya koyduğunu, başarıya veya başarısızlığa götüren yolları tespit de ettiğini belirterek, “Sistemimiz bu yönüyle oldukça önemli ve eğitim-öğretim sistemini temelden etkileyebilecek veriler sunuyor” dedi.

“İÇERİK SİSTEMİNDEN FARKLI”

Türkiye'de e-öğrenme denilince akıllara içerik üretiminin geldiğine işaret eden Gürses, bu yazılımlarda kullanıcıların nasıl ilerleyebileceğini, kendi özelliklerine göre nasıl bir yol izleyecekleri gibi bir altyapının bulunmadığını söyledi.

Gürses, Türkiye'de mevcut e-öğrenme ürünleri arasında oldukça farklı bir yere sahip olan “Bilirkişi” yazılımının matematik, yabancı dil, fen bilimleri, tıp eğitimi gibi farklı alanlara uygulanabildiğini, aynı zamanda hizmet içi eğitim, sertifika programları, ALES, KPSS, ÖSS gibi sınavlara hazırlık aracı olarak da kullanılabileceğini kaydetti.

“ABD'DE 500 BİN KİŞİ KULLANIYOR”

Uygulamanın matematiksel modelinin 1980'lerde Fransız ve Belçikalı matematikçiler tarafından ortaya konulduğunu, modelin ilk uygulamasının ise ABD'de 1990'lı yıllarda yapıldığını aktaran Gürses, bu ülkedeki kullanıcı sayısının da 500 bine ulaştığını bildirdi.

Gürses, yazılımın ileriki hedeflerini ise, “Öğrencilerin öğrenme stil ve tercihlerini belirliyoruz. Belirli tipteki öğrenme stratejisine sahip insanların, belirli öğrenme yolları , kişileri başarısızlığa ulaştıran sebepler neler? Bu gibi verileri çalışmamızın ileriki aşamasında istatistiksel olarak da göstereceğiz” sözleriyle anlattı.

Kaynak: Ajanslar
*~*~* TUĞRA *~*~*