Gönderen Konu: Maymun Hikayesi  (Okunma sayısı 13109 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
Tabağıma koyduğum en güzel kirazlar senin(hikaye)
« Yanıtla #15 : 01 Ekim 2012, 22:33:46 »

Tabağıma koyduğum en güzel kirazlar senin(hikaye) 
Neşeli bir akşam sofrası ve çayın ardından Seher, mutfakta annesine biraz yardımcı olmuş sonra ödevini tamamlamak üzere babasının çalışma masasına oturmuştu Dersini bitirdiğinde ise, babası hâlâ gazetesini okuyor, küçük kardeşi Emine ise babasının getirdiği o çok sevdiği kirazlarını yiyordu

Babası bir ara gazeteden başını kaldırdı Karşısındaki koltukta tatlı tatlı kiraz yiyen küçük kızına tebessümle baktı “Afiyet olsun Babana da biraz ayır, olur mu?” dedi Kardeşi olur anlamında başını salladı

Aradan geçen az bir zaman sonra tabağı babasına götürdü Emine Fakat kirazlar hiç de iyi görünmüyordu Bozuk, ezilmiş olan birkaç kirazdı tabakta kalan Kısaca kardeşi güzel, iri kirazları yemiş, yenilemeyecek olanları babasına uzatmıştı Babası tabağa bir süre baktı Ardından başını esefle salladı “Babacığına bunları mı layık gördün?” dedi dokunaklı bir sesle “Ben senden böyle bir şey beklemiyordum

” Tabak kardeşinin elinde kalmıştı Seher kardeşinin mahcubiyet içinde ne denli zor bir an yaşadığını çok iyi hissediyordu Çünkü az önce işittiği sözler kardeşi için bir yığın azardan çok daha ağırdı Titreyen sesiyle özür dileyip gözyaşlarıyla odadan çıktığını gördü Emine’ninKardeşinin hali dokunmuştu Seher’e Kitaplarını toplayıp kendi odasına geçti Yatağına oturduğunda “Canım kardeşim!” dedi kendi kendine Bu hatayı kasten yapmadığını biliyordu Herhalde kirazlar çok tatlı gelmiş ve babasına ayıracağını unutmuştu

Hatırladığında ise geriye işe yarar bir şey kalmamıştı Ve asla yaşamak istemeyeceği bir utancın içine düşmüştü Gözleri duvardaki tabloya bakarken düşünce dünyası iyice derinleşti Seher’in Ve birden sıra arkadaşı Filiz’in sözleri geldi aklına Arkadaşı, Allah’ı sevdiğini söylüyordu birçok insan gibi Fakat emrettiği işleri babaannesi gibi yaşlandıktan sonra yapmayı düşünüyordu Filiz için mantıklı olan, ihtiyarlayınca ve insanın artık yapacak çok fazla işi kalmadığında öbür dünya için çalışmaya başlamaktı Çünkü gençken namaz, tesettür ve diğer ibadetler kişinin hayatını sınırlandırıyordu Gerçekten sevdiği bu arkadaşıyla birçok defa konuşmuştu bu konuları Seher İşin aslı Filiz, her şeyi anlıyor fakat dünya lezzetlerinden kısmen bile vazgeçemiyor, gençliğini Allah’a sunamıyordu Aynen iri, kırmızı, güzel kirazlardan babasına veremeyen küçük kardeşi gibi

İçi üzüntüyle doldu Seher’in Ne büyük yanılgıydı bu Kendilerini yoktan var edip türlü nimetler ikram eden Allah’a böyle mi teşekkür edecekti insanlar? Onun bize verdiği hayattan, bizce artık çok da önemi kalmayan ihtiyarlık zamanımızı mı ayıracaktık Rabbimiz için? Arta kalan ezik kirazlar misali… Meyvelerin asıl sahibi olmadığı hâlde babası bile kabul etmemişti kardeşinden o tabağı Kim kabul ederdi ki? Hem ne malumdu ihtiyarlığa varacak kadar ömrümüzün olacağı? Üç ay önce hastalanıp da ölen Emre adındaki ağabeyleri daha dokuzuncu sınıfta değil miydi? Filiz dâhil kimin hafızasından silinebilirdi ki bu hazin olay?

Gözlerinin dalıp gittiği tabloda yazan ve kim bilir kaç yüz defa okuduğu Ebû Turab Hazretlerine ait o güzel söz yine döküldü dudaklarından:

“Bu günü düşünürümDün geçti Yarın var mı?
Gençliğe de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı?”

Seher kalkıp beyaz defterini aldı raftan Günlük tutmak için başladığı bu defter gitgide bir duâ defterine dönmüştü O artık içi dolduğu anlarda yüreğini döktüğü ilk arkadaşıydı Ve yazmaya başladı: “Allah’ım ‘benim’ dediğim ne varsa her şey senin Ben de seninim Heveslerimin çirkinliğine terk etme beni! İhtiyarlığımda da gençliğimde de hep sevginle doldur içimi, şimdi olduğu gibi Emirlerine uymak istiyorum! Günahlardan uzak pırıl pırıl bir gençlikle varmak istiyorum yaşlılığıma ve sonra sana!”

Gözündeki nemi silip son cümlesini tebessümle yazdı Seher “Tabağıma koyduğun en güzel kirazlar senin! Kabul et!”
Artık kalkmalı küçük kardeşini teselli etmeliydi Ve yarın Filiz’e anlatacağı çok şeyi vardı
alıntı




Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı gül-i gülzar

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 16
Ynt: Maymun Hikayesi
« Yanıtla #16 : 01 Ekim 2012, 23:44:36 »
 bu guzel hikayeler icin tesekkurler &)

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
Ben, Leylâ’nın aşkından seni göremedim ki!
« Yanıtla #17 : 02 Ekim 2012, 14:55:23 »
 Leylâ’nın aşkıyla çöllere düşmüş olan Mecnun, farkında olmadan namaz kılmakta olan bir kimsenin önünden geçer Namaz kılmakta olan kimse selâm verip namazdan çıktıktan sonra hiddetle seslenir:


“–Namaz kılanın önünden geçilmez, bilmez misin?!”


Mecnun, o kimseye şu mukâbelede bulunur:


“–Ben, Leylâ’nın aşkından seni göremedim ki! Asıl sen, huzurunda namaz kıldığın Allâh’ın aşkından beni nasıl görebildin?!”



(Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlakından-2, Erkam Yay)


Cenâb-ı Hâk bizleri huşû içerisinde namaz kılanlardan eylesin! (Amin)


(alintidir)

Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
Bizde kibir gurur olmaz
« Yanıtla #18 : 02 Ekim 2012, 15:07:40 »
 
Bizde kibir gurur olmaz


  Mübarek Allah dostlarından birine ,köy halkı gelip; Ya Allah’ın dostu bir keramet göstersenizde görsek diyolar.Mübarek te hay hay diyo.Söyleyin bakayım ne görmek istiyonuz deyince, halk;Mesela şu karşıdaki dağı çağırsanızda buraya gelse diyorlar.Mübarek Allah dostu peki diyo
“Ey dağ buraya gel”buyuruyo yükses sesle.Ahali merakla beklemekte hani Allah dostu çağırdıya dağ nasıl olsa gelir diye düşünülüyo.Fakat dağda tık yok
Halk şaşkınlıkla Allah dostuna bakıyo.Bu bakışı fark eden mübarek “Ey ahali mademki dağ bize gelmedi, Bizde kibir gurur olmaz buyurun biz dağa gidelim” diyo

alıntı

Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
Laleli Baba
« Yanıtla #19 : 02 Ekim 2012, 15:15:36 »

 Laleli Baba Camii'ye gitmez,Cemaate katilmazmis.Bunun icin hakkinda birtakim dedikodular cikmis.Onun hakkinda cikan soylentiler,Sultan IIIMurad'in annesi Nurbanu Sultan'in da kulagina gitmis
Bunun uzerine,bir Cuma gunu Laleli Baba'nin dukkaninin bulundugu yere gitmis Valide Sultan
Dukkanin onunden gectigi sirada elindeki ayakkabi ile ugrasan Laleli Baba,basini hic kaldirmadan seslenmis;

"Sen de mi Camii'den,Cemaatten kaciyorsun, Sultanim?"

Valide Sultan sasirmis,dayanamayip,sormus;

"Eskici Efendi,sen beni nereden taniyorsun?"

Laleli Baba duymamis gibi;

"Namaza girecek misin,girmeyecek misin,Sultanim? Sen onu soyle bana,bosver gerisini"

Valide Sultan;

"Elbette Namaz kilmak isterim"

Laleli Baba;

"Abdestin var mi Sultanim?"

Valide Sultan Abdestli oldugunu soyleyince Laleli Baba;

"Sultanim,birlikte Namaz kilmamizi ister misin?" diyerek,Namaz teklifinde bulunur ve cevabi beklemeden de;

"Sultanim ,gozlerinizi kapatiniz"der!

Valide Sultan gozlerini kapatirGoz acip,kapayincaya kadar gecen bir zaman sonra yine Laleli Baba'nin sesi duyulur;

"Ac gozlerini Sultanim!"

Valide Sultan gozlerini actiginda akli basindan gidecek gibi olur

Goz acip, kapayincaya kadar gecen kisa zaman icinde,birlikte KABE'ye gidip,Namazlarini eda edip,geri donmustuler

Allah cc dostlarinin yapageldiklerinden sual olunmazBilmedigimiz nice hikmetler gizlidir onlarda

alıntı
Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
İmam Bakır ve Hristiyan Adam
« Yanıtla #20 : 02 Ekim 2012, 15:30:20 »
İmam Bakır ve Hristiyan Adam

İmam Bakır Muhammed bin Ali Bakır? dır Hüseyin (ks)?ın lakabı Bakır? dır Bakır yani ikiye ayıran, O hazrete Bakır ul-ulum yani ilimleri ayıran derlerdi

Hrıstiyan bir adam, alay edici bir şekilde Bakır kelimesini Bakar -yani öküz -olarak değiştirdi ve hazrete ?Ente bakarun? -yani sen bir öküzsün -dedi

İmam rahatsız olduğunu belirtmeden ve kızgınlık göstermeden sadelikle :

- ?Hayır, ben öküz değilim, ben Bakırım? diye açıkladı

Hristiyan : Sen annesi aşçı olan bir çocuksun

- İşi buydu, ar ve utanç sayılmaz

- Annen, uğursuz, utanmaz ve kötü dilliydi

- Eğer anneme nispet ettiğin bu şeyler doğruysa Allah onu affetsin, günahlarını bağışlasın, yok yalansa, senin günahını bağışlasın, çünkü yalan söyledin ve iftira ettin

Bütün bu sabırlı ve yumuşak davranışın müşahedesi, İslam dininin dışında bulunan, o adamın ruhunda değişiklik yapmaya ve onu İslama çekmeye yetmişti

Hristiyan, sonradan müslüman oldu
alıntı
Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
dindar kadına yanlış fikir veren komşu
« Yanıtla #21 : 04 Ekim 2012, 10:09:41 »
dindar kadına yanlış fikir veren komşu
 Ebû Müslim Havlânî, mâneviyat büyüklerinin hem de ileri gelenlerindendir Kendisi ibadette, ahlâkta, zühd ve takvâda örnek bir tasavvuf büyüğüdür Tâbiîn zamanında İslâm’a girmiş, ciddî bir araştırma tahkikten sonra girdiği İslâm’da öylesine ilerlemiş ki, kendinden önce girenler ondan sonraya kalmış, ondan feyiz alıp nasihat dinler olmuşlardır
Ebû Müslim’in kendisi ilerleyip de hanımı geride kalmış değildi Hanımı da hemen kendisine yakın şekilde mânen ilerlemiş, beyinin takvâsına yaklaşan bir iktisad ve kanâat ehli hâline gelmişti

Bu yüzden birlikte oruç tutarlar, birlikte gece namazı kılarlar, yine birlikte vakit namazlarına hazırlanırlardı

Hattâ “Hılletü’l-Evliyâ”da anlatıldığına göre, Ebû Müslim camiye giderken tekbir alarak evinden çıkar, namaza yönelirdi Hanımı da onu tekbirle uğurlar, yine tekbirle karşılardı

Ancak, bir gün durum değişti Ebû Müslim, cami dönüşü evinin avlusuna girdiği halde tekbir sesi işitmemiş, bunun bir sebebi olacağını düşünmeye başlamıştı Halbuki hanım evden dışarıya da pek çıkmaz, habersiz bir yere gitmezdi

– Hayırdır inşâAllah, diyerek kapıdan giren Ebû Müslim, az sonra elinde yemeklerle hanımının geldiğini gördü Sofrayı hazırlayan hanım şöyle bir köşeye “Offf!” diyerek yığılıverdi

Ebû Müslim şüphelenmeye başladı:

– Hanım, sende bir değişiklik var, nedir bu oflamalar?

Cevap verdi:

– Ne olacak, yorgunluk, bitkinlik! Bütün gün ev işleriyle meşgul oluyor, yorulup bitkin düşüyorum Halbuki sen halifenin huzuruna girince bir hizmetçi istesen, seni kırmaz hemen verirmiş

– Hanım, halifenin bana hemen bir hizmetçi vereceğini nereden biliyorsun? Benim böyle itibarım var mı ki?

– Varmış!

– Nereden biliyorsun?

– Nereden olacak, işte komşu kadını! O, senin böyle yüce bir itibara sahip olduğunu söyledi Hem halifeden sadece hizmetçi değil, başka daha neler istesen alırmışsın Onun için nüfuzunu kullanmanı, hizmetçi ile kalmayıp biraz da maddî yardım talebinde bulunmanı istiyorum

Kendisini tekbirlerle namaza uğurlayıp, yine tekbirlerle karşılayan hanımının birden fikrinin bozulup dikkatinin dağıtıldığını gören Ebû Müslim, buna çok üzülür, ne yapacağını şaşırır

Halife Hz Muâviye’den böyle bir talepte bulunmayı asla istemez ama, kadın da bunda ısrar eder:

Bu defa gazaba gelen büyük velî, elini açar ve bedduasını yapar:

– Allah’ım, beni tekbirle namaza gönderip yine tekbirle karşılayan bu sâliha kadının kim fikrini çeldi, aklını bozdu ise, onun gözünü kör eyle!

O anda evin öteki köşesinde bir feryat kopar!

– Ortalığı aydınlatın, gözlerim görmüyor!
Meğer geçim bozup, yuva yıkmakla meşhur olan komşu kadını henüz evdeymiş, birdenbire dünyasının karanlığa gömülmesini ışığın sönmesine hükmetmiş

Ancak, bunun ansızın gelen körlükten başka bir şey olmadığını anlayınca başlamış büyük velîye yalvarmaya: – Ben ettim, sen etme!

Bundan dolayı derler ki:

– Dindar hanımlar, dindar olmayan kadınların verdikleri yanlış fikirleri dinlememeli, yanlış fikir verenler de günün birinde mutlaka bir belâya uğrayacaklarını hatırdan çıkarmamalıdır!
Nitekim komşu kadını yanlış fikir verdi, körlük cezasına müstahak oldu

alıntı
Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
...cehalet...
« Yanıtla #22 : 04 Ekim 2012, 10:20:16 »
-"Sen kimsin?"diye sordu doktor
İhtiyar,iftitah tekbiri için kaldırdığı ellerini indirerek cevap verdi;
-"Bu hasta benim oğlum olur"
Basini salladi doktorOldugu yerde 360 derecelik donusten sonra;
-"Neden namazini kilip gelmedin?Burasi camimi,hasta odasimi?"
Ihtiyar yari utangac,yari cesur;
-"Ezan yeni okundu,abdesimde vardi"diyebildi ancak
Doktor yanindaki hemsirelere dondu ve odanin bir kenarina kaskolunu sererek namaz kilmakta olan ihtiyari gostererek;
-"Goruyorsunuz degilmi?Cahillik ne kadar komik durumlara dusuruyor insaniNe demisler;oku adam ol"
Ihtiyar doktorun bu sozlerini duymamazliktan gelerek namazina devam ettiTam o esnada her tarafi serum baglantili genc hasta,hiriltili bir inlemeye basladiDoktor ve hemsireler derhal hastanin basina toplanarak durumu kontrole koyuldularHerhalde genc hasta son demlerini yasiyorduIniltiler arasinda bir kelime anlasilir gibi olduHemsireler serumlari degistirirken doktorda hastanin konusmasini anlamakla mesguldu;
-"Neyin var? Ne istiyorsun?"diye sorup duruyordu
Hastanin cevabi ise odadakilerin rahatlikla anliyabilecegi nitelikteydi;
-"Oku,oku,oku!"
Doktor,hemsirelere goz attiktan sonra yuksek bir ses tonuyla tekrarliyordu;
-"Neyi okuyayim?"
Genc hastanin cevabi hep ayni kelimelerdi;
-"Oku,oku,oku"
Doktor birsey anlamamis olmanin caresizligi ile etrafa bakinirken,ihtiyar baba biraz seri davranarak namazini bitirdi ve oglunun basucuna kostuBir muddet doktorla gozgoze geldilerIhtiyar etrafina bakinarak mirilti halinde;
-"Goruyorsunuz degilmi?Cahillik ne kadar komik durumlara dusuruyor insani"deyip oglunun son nefesteki istegini getirdi ve Kelime-i Sehadet'i uc defa okudu…
alıntı
Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
Tembel Köpek ve Kış
« Yanıtla #23 : 04 Ekim 2012, 10:35:48 »
Köpeğin biri soğuk bir kış gününde tir tir titriyormuş Ne yiyecek bir ekmeği, ne de kalacak bir yuvası varmış Soğuktan donacak bir hale gelince kendi kendine:
”-Yaz gelip de havalar ısınınca kendime bir yuva yapacağım İçine de kış için yiyecek biriktireceğim Böylece önümüzdeki kışı rahat geçiririm” demiş
Kışın o dondurucu soğuğunda hep bu hayalleri kurmuş Bu hayaller, kışı geçirmesine yardımcı olmuş Günler bu şekilde geçmiş, havalar ısınmaya başlamış

Yaz mevsimi gelince, köpek:
“-Bir yuva yapayım diye düşünüyordum, ama şu kocaman bedenim hangi yuvaya sığar ki?”diye söylenmiş kendi kendine
Rahatça yiyecek buluyor, istediği gölgeliklerde uyuyormuş Kışın çektiği zahmetler arada bir aklına gelse de, bir bahane bulup, yapmayı düşündüğü şeyleri erteliyormuş Böylece yaz mevsimini geçip havalar tekrar soğumaya başlamış
Kışın gelmesiyle birlikte, köpek o zor günlere geri dönmüş O zaman, yapılacak bir işi ertelememesi ve elindeki nimete şükredip, kötü günlere dönmemek için çalışması gerektiğini anlamış.

alıntı
Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
Ynt: Maymun Hikayesi
« Yanıtla #24 : 21 Ekim 2012, 21:03:17 »
AÇIK KAPI

Allah dostlarından Salih Murri, bir sohbetinde sık sık:
“Bir kimse Hakk’ın kapısını durmadan ısrarla çalarsa bu kapı bir gün ona mutlaka açılır,” diye tekrar etmektedir Arka sıralarda sohbeti dinlemekte olan Rabia Hatun dayanamaz, Salih Murri’nin sözüne müdahale eder: “Daha kaç defa o kapı çalana açılır, deyip duracaksınız! O kapı ne zaman kapanmıştı ki tekrar açılsın”
alıntı

Alman Generalin Yahudiye Cevabı

    Yahudi hakimlerinin yönettiği meşhur Yahudi mahkemelerinde ölüm cezasına çarptırılan bir Alman generaline son arzusu sorulduğunda şu cevabı vermiş:
    - İdam edilmeden önce Yahudi olmak istiyorum Böylece dünyadan bir mikrop daha eksilmiş olur

alıntı
« Son Düzenleme: 22 Ekim 2012, 09:56:14 Gönderen: Tuğra »
Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
Ynt: Maymun Hikayesi
« Yanıtla #25 : 21 Ekim 2012, 21:11:17 »
İbretlik Sözler [kulağınıza küpe olsun]

    HATALARIMI HATIRLAYINCA

    Hz İbrahim (as) cehennemi her hatırlayışında ağlardı Hatta, bu esnada kalbinin atışı bile duyulurdu Bir gün Cebrail (as) gelip ona:"Ya İbrahim! Sen hiç dostun azap verdiğini gördün mü? Sen Allah'ın dostusun O halde Allah'ın azabı olan cehennemden korkup ağlaman niyedir?" diye sordu Bunun üzerine Hz İbrahim (as) cevaben şöyle buyurdular: "Ya Cebrail, hatalarımı hatırlayınca, dostluğumu unutuveriyorum"

    ŞİMDİ CANIMI AL

    Hz İbrahim (as) ruhunu almaya gelen ölüm meleğine:"Hiç dostun dostunu öldürdüğünü gördün mü?" diye sorması üzerine Allah'ü Teala da İbrahim (as)!a: "Hiç dostun dostuna kavuşmayı kötü gördüğünü mü duydun mu?" diye vahyetti
    Bunun üzerine Hz İbrahim (as) ölüm meleğine şöyle dedi: "Şimdi canımı al"

    AÇLARIN HALİNİ NASIL ANLAYABİLİRİM?

    Hz Aişe (ra) rivayet etmektedir: Mısır'da kıtlık olduğu yıllarda Hz Yusuf (as) üç günde bir yemek yerdi ona (as): "Bütün zahire ambarları senin elinin altında olmasına rağmen neden üç günde bir yemek yiyorsun?" diye sordular Hz Yusuf (as) kendisine sorulan bu soruya şu soruyla karşılık verdi: "Benim karnım tok olsa, etraftan zahire almaya gelen açların halini nasıl anlayabilirim?"

    ACI SÖZ YEDİRMEYİN DE

    Lokman Hekim'e: "Hastamıza ne yedirmemizi tavsiye edersiniz?" diye sorduklarında, ondan şu cevabı almışlar: "Aman, acı söz yedirmeyin de, ne yese olur"

    ACABA SANDIKTA NE VAR?

    Lokman Hekim, ailesine bir sandık bırakarak şöyle demiş:"Ben öldükten sonra bu sandığı açmadan satışa sunun, oradan alacağınız paralar sizindir"Lokman Hekim vefat edince ailesi onun bu isteği üzerine sandığı satmış Sandığı alan şahıs ise heyecanla "acaba sandıkta ne var" düşüncesiyle sandığı açınca, üzerinde şöyle yazan bir kemikle karşılaşmış:"Ayağını sıcak tut, başını serin; Kendine bir iş bul, düşünme derin"

    BİLGELİĞİ KİMDEN ÖĞRENDİN?

    Lokman Hekim'e: "Bilgeliği kimden öğrendin?" diye sorduklarında ondan şu cevabı almışlar: "Körlerden öğrendim Çünkü onlar elindeki değnekle tam araştırmadan adım atmazlar Bacakları yerin sağlam olduğundan emin olduktan sonra adım atarlarBundan dolayı ben de bir şey yapacağım zaman düşünür,faydalı ise konuşur, yararlı ise yaparımFaydasız ise bırakmayı ve susmayı tercih ederim"

    TUTUN, İŞTE HIRSIZ BUDUR

    Adamın biri Hz Süleyman'a (as) gelerek, kazlarının çalındığını ve bunu komşularının yaptığını iddia etmiş Hz Süleyman (as) hemen halkı mescide toplamış ve:"İçinizde biri hem komşusunun kazlarını çalıyor, hem de çaldığı kazların tüyleri kafasında olduğu halde utanmadan mescide geliyor," demiş Hırsız bu sözleri duyar duymaz eliyle başını sıvazlamaya başlamış Onun bu halini gören Hz Süleyman (as) şöyle buyurmuş: "Tutun, işte hırsız budur"

    NASIL DUA EDERİM?

    Bilindiği gibi Hz Eyyüb (as) sabır ve metaneti ile dillere destan olmuştu Bir rivayete göre o meşhur hastalığını on sekiz sene çekmişti Hiçbir zaman isyan etmeyen Hz Eyyüb'e (as) hanımı bir gün şöyle sordu:"Bu hastalığın bitmesi, çektiğin dertlerin gitmesi için Cenab-ı Hakka dua etsen olmaz mı?" Hz Eyyüb (as), hanımına şu cevabı verir:"Benim bolluk ve refah içinde yaşadığım müddet 80 yıldır Çekmiş olduğum darlık ve sıkıntılı zaman ise daha bu süreye ulaşmamıştır Bu durumda ben Allah'tan utanırım Ona (cc) bu halin üzerimden gitmesi için nasıl dua ederim ki"
Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
Ynt: Maymun Hikayesi
« Yanıtla #26 : 22 Ekim 2012, 14:34:28 »
 İMAN HASSASİYETİ

Hakkı Bey isimli dostunun tok sözlülüğünden pek hoşlanan Enver Paşa nezarete gelen ziyaretçilerden onu tercih eder ve odasında onunla sohbete dalarmış
Bir gün, yine konuşurlarken söz savaşa gelince Paşa işi kadere bırakıp, “Allah elbet sonunu hayır edecektir,” demiş
Hakkı Bey biraz düşünmüş ve şöyle demiş: “Şu ‘elbet’ yerine ‘inşaAllah’ diyelim; Allah şarta gelmez”

alıntı

Ne ola Mumsema NE OLA

Osman Yüksel Serdengeçti, milletvekilliği sırasında Mecliste karşılaştığı bir milletvekiline nereli olduğunu sormuş Milletvekili de:
“Uşaklıyım,” cevabını vermiş
Osman Yüksel Serdengeçti, ona şu ikazı yapmaktan kendini alamamış: “Haa, iyi iyi Uşaklı ol da, sakın uşak olma!”

alıntı
« Son Düzenleme: 22 Ekim 2012, 17:28:28 Gönderen: Tuğra »
Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
"Benim Müslüman Olmayanlardan Farkım Ne!"
« Yanıtla #27 : 31 Ekim 2012, 10:05:42 »
  
Bir muallim başından geçeni anlatıyor
Çocuklardan not tutmaları için bir defter getirmelerini istedim
Sınıfın tek Musevi öğrencisi hariç iki gün içinde hepsi istediğimi yerine getirdiler

Her ders aynı talebe, Yahudi kızına tekrarladımsa da hali vakti
yerinde olan bu kız deftersiz gelmekte devam ediyordu
Aradan bir hafta geçtikten sonra dediğimi yapmadığı takdirde
kendisini sınıfa almayacağımı söyleyince de ağlamaya başlar
Ailesinin çok
geniş imkânı olduğunu bildiğim için bu direnmenin sebebini sordum
Kızdan aldığım cevap bize Siyonist prensibinin genç bir Yahudi
kızında ifade bulmasından ibaretti kız ağlayarak;
"Ne yapayım öğretmenim Yako on gündür dükkânını açmadı her halde
hasta olmalı" dedi

Yako'dan başkasından alış veriş etmeyi prensibine
ihanet addedecek kadar bir taassupla Yahudiliğine gösterdiği bu sadakatin
kaçta kaçı acaba Türk gençlerinde bulunmaktadır

Evet Aydınlar ve zenginler arasında masonluğun halk tabakaları
arasında komünistliği yayan ve bu surette dünyayı ifsat eden Yahudiliğin
prensiplerine bağlı bu Yahudi kadar kendi benliğimize sadakat
gösterebiliyor muyuz be kardeşim!

SENİ senden koparan benliğini unutturan beynini
yıkayan seni uyuşuk kalbi temiz olmakla yetinen bir tip yapmak isteyenlere
karşı uyanık mısın?

Sen Bir Müslümansın Ve İnandığın Din Haktır Vaat edilenler
gerçektir Üzerine Düşen Görevi YAP VE kendine sor:

"BENİM MÜSLÜMAN OLMAYANLARDAN FARKIM NE!"
« Son Düzenleme: 31 Ekim 2012, 19:17:10 Gönderen: İsra »
Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
merhamet ...
« Yanıtla #28 : 31 Ekim 2012, 10:11:08 »
merhamet ...
 Bir köyde genç bir delikanlı varmış,bu delikanlı sözüne güvenilir ,mert ve gözünü budaktan sakınmayan biriymişBirgün kasabadaki pazara gittmiş Pazarda gezerken adamın birtanesinin yanında çok güzel bir kırat görmüş,ata resmen aşık olmuşokadar sevmiş ki atı ,yanında parası olmadığı halde satın almak istemişFiyatını sormuş sahibi fiyatını söylemiş delikanlıda para zate yok ama sahibine şöyle bir öneride bulunmuş "Ben çalışacağım para getireceğim ve o atı alacağım ama nezaman getiririm belli olmaz 1 ay 2 ay veya 3 yılTamam mı ?" der ,atın sahibi "benim paraya ihtiyacım yok onun için bu atı senin için saklarım istediğin zaman gel ve bu atı al" demiş ve öneriyi kabul etmiş Aradan 4 yıl geçer ve delkanlı kasabaya gelir,gelirgelmez de hemen atın sahibine koşar atın yanın a gider adam söz verdiği gibi atı saklamıştır parasını öder ve atı alır delikanlı köyüne giderken karnının acıktığını hisseder ve güzel bir agacın gölgesinde oturur hem atını dinlendirecek hemde kendi karnını doyuracaktırÇantsından kuru soğanının ve kurumuş ekmeğini çıkartmıştır ki üstü perişa vaziyette bir adam gelir hertarafı pis ve yırtıktırAdam delkalıya "delikalı,o yediğin ekmekte benim de nasibim varmı?üç gündür boğazımdan bişey geçmedi" der Delikanlı geri çevirir mi hemen kandisine yer açarve buyur ederBunlar yemek yedikten sonra delikanlı da bir gevşeme olur:karnı doymuştur,yıların özlemi atına da kavuşmuşturDelikanlının gözleri kapanır birden sese uyanır ki o Adam atı almış gidiyorDelikanlı şunu der; "Ekmeğimi paylaştım,suyumu paylaştım,kuru soğanımı da paylaştım bunlara yanmam 4 yıllık sevdamı atımı aldın onada yanmam da şu yüreğimden Merhamet duygusunu aldınya ben ona yanarım
Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]

Çevrimdışı sons

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 213
İşte böyle bir duygu
« Yanıtla #29 : 14 Aralık 2012, 00:09:10 »
İşte böyle bir duygu
       
      Bir gün Napolyon, düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkanına girmiş. Bakkala, hemen kendisini saklamasını emretmiş. Bakkal da Napolyon'u müsait bir yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da " Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı. " diye savuşturmuş. Nihayet biraz sonra Napolyon'un muhafızları yetişmişler. Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı Napolyon'a sormuş:

      Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu? " Napolyon birden öfkelenmiş: __ " Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun? " diye bağırmış. Hemen askerlerine, adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş. Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler. Mermiler namlulara sürülmüş, artık " ateş " emri verilecek. Adamcağız içinden " Ah, ne yaptın sen? " Şimdi ölüp gideceksin diye düşünürken, arkadan bir çift el uzanmış; gözündeki bağı açmış. Karşısında Napolyon varmış. Tek cümleyle cevaplamış Napolyon: __ " İşte böyle bir duyguydu.!

" YAŞAYARAK ÖĞRENMEK, BEDELİ EN YÜKSEK ÖĞRENME BİÇİMİDİR.

Bazen Susmalıyım Diyorum Kendime..
Susmalıyım Ki Gönlümün Sesi Gönüllere Ulaşsın..
Sesimi Duymamak İçin Direnen Kulaklar Bari Gönlümü Dinlesin..
Ben Susmalıyım Ki Tüm Zor Cümleler Gönlümü Dinleyenlere Kalsın..
Dilimle Konuşmak Canımı Çok Acıttı..
... ... Bari Gönlümden Konuşayım Da,
Biraz da ...
Canımı Acıtanların Canları Acısın...


[Mevlâna Celaleddin Rumî]