Gönderen Konu: Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları *  (Okunma sayısı 24964 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları *
« Yanıtla #15 : 11 Ağustos 2011, 01:10:18 »

Hayrettin KARAMAN

Kişi sadece 'la ilahe illAllah' derse ve Muhammeden Resulullah demesede cennete girer gibi Diyalog hakkındaki görüşlerini beyan edene kadar ehl-i sünnet idi


Peygamberimiz ‘Yahudi mutlaka Müslüman olsun’ demiyor

“.... Müslümanların çoğu ‘Peygamberin, bütün din sakinlerini İslam’a çağırdığına inanırlar. Ben diyorum ki, İslam uleması içinde, Kur’an-ı Kerim’e bakarak Peygamberimizin beklentisinin bundan ibaret olmadığını inananlar da var. Peygamberimiz ‘Yahudi mutlaka Müslüman olsun!’ demiyor. Diyor ki, ‘Yahudiler ve Hıristiyanlar tek Allah’a inansınlar, ahiret inansınlar ve kendi kitaplarında da bulunan iyiliklere göre yaşasınlar (yani bizim amel-i Salih dediğimiz şeyler); beni de sahtekarlıkla, yalancılıkla itham etmesinler. Getirdiğim kitabı da şuradan buradan çalıntı olduğunu söylemesinler. Dolayısıyla ‘Bu takdirde onlar da cennete giderler’ demiş oluyor. ...”


(Prof. Dr. Hayreddin Karaman/ Ömer Faruk Harman/ Faruk Tuncer, Polemik Değil Diyalog, Sayfa 34/41)




"Cilbab emri bağlayıcı olmaktan çıkacaktır"

“… Bu tarihi olgu cilbab adı verilen dış giysinin (…) şu anda tarihi şartlar değişip; ya toplumda cariye kalmadığından (ki bugün böyledir) yahutta ayırım sağlayacak başka bir alamet bulunduğundan (…) cilbab emri bağlayıcı olmaktan çıkacaktır.”

(Prof. Dr. Hayreddin Karaman, İslam'ın Işığında Günün Meseleleri, III, 297/308)




Ehli Kitab Cennete girecek

“… Kur’an’ın cennete gireceklerini bildirdiği Yahudi ve Hıristiyanlar ile cehenneme gideceklerini bildirdiği arasında fark vardır. Allah’a şirk koşmadan Allah’ın bildirdiği dinlere göre yaşayan ehl-i kitap cennete girecekler (…) Nitekim Müslümanlar da böyledir.

(Eğitim Bilim, Sayı: 34. Temmuz 2001)



Kurban kesmek yerine parası tasadduk edilebilir


“Kurban üstüne mezhepler ittifak edememiş, kimi sünnet demiş. Öyleyse Kurban kesmek yerine parası tasadduk edilebilir. Ayrıca kurbanın derisi problemi de biter…”

(Yeni Şafak, 8 Eylül 2000)



Sakal ve Misvakın modası geçti !!!

“Sakal ve misvak adet sünnetidir, bir kültürdür… Modası geçti. Öbürü de daha güzel temizlik yapan fırçalar çıktığından önemsizdir. İsteyen yine de kullanabilir”.


(Yeni Şafak, 23.04.2010)


HAYRETTİN KARAMAN REFORMİST Mİ? - sagduyuhaber
http://www.sagduyuhaber.com/haberdetay.asp?ID=316



İslama göre kadın-erkek aynı safta namaz kılar, Hanefi Mezhebine göre kılamaz!!!

 “Söze İslam’a göre diye başlarsanız, İslam’a göre kadınların erkeklerle aynı safta durup namaz kılması mümkündür ve caizdir. Yani bütün mezheplerin alternatifi olarak. Ama mezhebe göre diye başlarsanız, mesela Hanefi mezhebine göre kadın-erkek aynı safta namaz kılamaz”


(Marmara FM’deki bir konuşmasında)



Sahabe Karşıtlığı

“Peygamberimiz (s.a.) “Sövmeyin” diyor, ben de sövmüyorum, Peygamberimiz “onları seven benim sebebimle (beni sevdikleri için severler, onlardan nefret edenler de benden nefret ettikleri için böyle yaparlar” buyuruyor. Ben bu hadise de dayanarak
“Peygamberimiz’in göz bebeklerini inciten adamı ve adamları sevmiyorum; çünkü hadis Peygamberimize olan sevgiyi öne alıyor ve ashabın da bu sebeple sevilmesini istiyor. Bir kişi Peygamberimizin üzerlerine titrediği aile fertlerini üzer, onlara hakaret eder, tehdit eder, sonunda meşru halifeye isyan eder ve kılıç çekerse “yine de onu sevin” demiyor, hadis bu manaya gelmiyor…”


hayrettinkaraman.net/makale


Müziğe Cevazı ve Rasulullah’a İftirası !!!

"Peygamberimizin zamanında mescidde ve başka yerlerde kadınlar, erkeklerin yanında konuşurlardı. O (s.a.) hicret ederken kadınlar ve çocuklar musikî eşliğinde karşılama yapmışlardı. Bayram günlerinde Hz. Peygamber’in evinde ve onun yanında genç kızlar, Hz. Aişe’ye sesli ve tefli müzik dinletmişlerdi. Kadının sesinin ve musikînin haram olduğuna dair sahih ve kesin bir delil (dinî açıklama) yoktur. Kadın olsun erkek olsun müzik icra ettiğinde bunu dinleyenler kendilerine bakmalıdırlar; kötü, olumsuz bir etkilenme bulunmadıkça dinlemelerinde sakınca yoktur."


hayrettinkaraman.net

Çevrimdışı tarihman

  • yazar
  • ****
  • İleti: 751
Ynt: Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları *
« Yanıtla #16 : 15 Ekim 2011, 11:27:06 »
Yusuf Kerimoğlu için, "mezhepsizlerden çekinmeden diş dolgusunun gusle mani olduğunu söylemesi..." meselesini tam anlayamadım. Bu meselede "Muhtasar İlmihal" isimli eserde yazılanlar malumdur. Diş dolgusu gusle mani değildir. Yusuf Kerimoğlu, farklı düşündüğü için övülmüştür. Mustafa Sabri Efendi'nin "Bir Istivaya Cevab" isimli makalesi zannedersem daha önce bu forumda da yayımlanmıştı. Dolayısıyla İlk yazıdaki isimlerin tedkik edilmesi lazım diye düşünüyorum.
« Son Düzenleme: 15 Ekim 2011, 11:30:17 Gönderen: tarihman »
Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)

Çevrimdışı tarihman

  • yazar
  • ****
  • İleti: 751
Ynt: Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları *
« Yanıtla #17 : 15 Ekim 2011, 11:37:24 »
Zemahşeri'nin de Mutezile'den olduğu belirtilmiştir.  Bu da tedkike muhtaçtır. Çünkü "Bina" kitabının musannıfı olarak bilinmektedir. Ehl-i sünnet dışı bir musannıfın eserinin okutulacağını zannetmem.
« Son Düzenleme: 15 Ekim 2011, 11:42:20 Gönderen: tarihman »
Bu hizmet peygamber hizmetir. Cenab-ı hakk sevdiği kullarını dinine hizmet ettirmek için sevkeder. Bu hizmetler sevkullahtır, sevkullahtır. (Hacı Süleyman Dede)

Çevrimdışı ahmedhoca

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 1
Ynt: Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları *
« Yanıtla #18 : 03 Eylül 2012, 22:22:59 »
seyyid kutup konusunda Cübbeli Ahmed Hocanın lafı dikkatimi çekti. alim olmadığını ama mücadelelerde bulunduğunu zikretmişler. bu nasıl bir anlayıştır merak ettim açıkçası. çünkü seyyid kutup devlete karşı isyanın doğru olduğunu söylemiş ve o dönemde 40.000 müslümanın şehit olmasına sebep olmuştur. aynı zamanda kendisi sosyalist akımı benimsemiştir. dini bir kişiliği yoktur.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları

Zekeriya Beyaz:

Yaşar Nuri gibi, tesettürün farz olduğunu kabul etmez. Tavuktan, horozdan, balıktan kurban olabileceğini de söylemiştir.


Zekeriya BEYAZ'ın 23 Ekim 2012 Salı tarihli kurban ibadetiyle alakalı son bombası:

"Hac'da binlerce kurban kesiliyor. 2 saat sonra bu kurbanlar sıcaktan leş oluyor. Kurbanda mutlaka hayvan kesilecek diye bir kaide yoktur."

"50 çift ayakkabı da Kurban niyetine dağıtılabilir. Mesele amaç ve niyettir. Bu tür bir şekilcilik yanlıştır. Mesele tavuk, horoz değil elbise de dağıtılabilir. Devir ve şartlar değişti. İşin hikmetine, esasına yönelmek lazımdır. Ayakkabı da verilir. Önemli olan bire miktar fakirlere maddi yardım aktarılmasıdır. Ben kurban kesmiyorum, parasını dağıtıyorum. Ayakkabıdan kurban olur bu benim düşüncem bu.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları *
« Yanıtla #20 : 24 Ekim 2012, 01:20:48 »
Liste'ye eklenmesi gereken bir isim,

İhsan ELİAÇIK:

"Hacca gitmeyenlerin kurban kesmesi gibi bir vecizesi yok." 23 Ekim 2012 Salı

Kurban Bayramı'nın özünün yardımlaşma, fakire fukaraya yardım olduğunu kaydeden Eliaçık, kendisinin kurban kesmediğini, kurban parasını fakirlere bizzat verdiğini ifade etti.

Geçen Senelerdeki:

"Ben kurbanın bu kadar yaygın olmasının İslam kültüründen ve Kuran’dan değil, Şaman kültüründen kaynaklandığını düşünüyorum. Şaman inanışta kurban kesmek dinin direğidir. Şaman anlayışında mescit yok, cami yok, hac yok; bunun yerine kurban kesme geleneği var."
"Yineliyorum, kurbanın Kur’an’da bugün uygulandığı kadar yaygın bir yeri yok, herkesin kesmesi gerekmiyor. Kur’an’da kurban, hacca gidenlerin, hacdan dönenlerin yapması gereken bir ibadet olarak yer bulur. Bunu netleştirmek lazım."


Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Nurettin Yıldız Kimdir?
« Yanıtla #21 : 06 Aralık 2012, 21:03:29 »
Listeye eklenecek sakıncalı bir isim

******************************************

Nurettin Yıldız, Peygamberlerin ya da velilerin (yüzü suyu) hürmetine Allah’tan bir şey istemenin caiz olmadığını idda eder.

Hatta buna şirk diyen alimler (!) olduğunu idda eder. İbn-i Teymiye gibi sapıkların babası olan bir kişiye; “şeyhülislam ve müctehid” diye hürmet eder. İbn-i Teymiye hayranıdır. İbn-i Teymiye’yi müceddid kabul eder.

İbn-i Teymiye’yi, İkinci Bin Yılın Müceddidi İmam Rabbani Hazretleri (k.s.) ile bir tutar. Seyit Kutup gibi bazı sapık alimleri (!) övmesine karşın bazı Ehl-i Sünnet alimlerini ise sapıklıkla itham eder.

Tasavvufa ve tarikatlara kötü bakar. Konuştuğu zaman ayet hadisten ziyade nefsine göre konuşur. Bir dönem Mustafa İslamoğlu’nun kanalı olan Hilal Tv’de program yapmıştır.
« Son Düzenleme: 06 Aralık 2012, 21:05:05 Gönderen: Tuğra »
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Gül_Sultan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2139
Ynt: Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları *
« Yanıtla #22 : 08 Aralık 2012, 12:12:40 »
Listeye eklenecek sakıncalı bir isim

******************************************

Nurettin Yıldız, Peygamberlerin ya da velilerin (yüzü suyu) hürmetine Allah’tan bir şey istemenin caiz olmadığını idda eder.

Hatta buna şirk diyen alimler (!) olduğunu idda eder. İbn-i Teymiye gibi sapıkların babası olan bir kişiye; “şeyhülislam ve müctehid” diye hürmet eder. İbn-i Teymiye hayranıdır. İbn-i Teymiye’yi müceddid kabul eder.

İbn-i Teymiye’yi, İkinci Bin Yılın Müceddidi İmam Rabbani Hazretleri (k.s.) ile bir tutar. Seyit Kutup gibi bazı sapık alimleri (!) övmesine karşın bazı Ehl-i Sünnet alimlerini ise sapıklıkla itham eder.

Tasavvufa ve tarikatlara kötü bakar. Konuştuğu zaman ayet hadisten ziyade nefsine göre konuşur. Bir dönem Mustafa İslamoğlu’nun kanalı olan Hilal Tv’de program yapmıştır.

Kimsenin avukatlığını yapmak haddimiz değildir yalnız ithamlar sanki ağır kaçmış gibi. Bir kere islamoğlunun t.v.'una çıkan herkes sapık olacak diye birşey yok, zaten bu mantıkla bakarsak fitnevizyondaki neredeyse bütün kanalllar sapık o zaman bu kanallara çıkanlarında hepsi sapık oluyor. "Ayet ve hadisten ziyade nefsine göre konuşuyor" hiçbir sohbetinde ve ya yazısında rast gelmedim, tam tersine konularını ayet ve hadise dayandırarak konuşuyor.

Bunun yanında bütün herşeyini savunamam, bazı sıkıntılı fetvalar verdiği söylentileri var ve hatta bu yüzden Nureddin yıldız ile iletişime geçip direk birinci ağızdan öğrenmek istiyorum gerçekten o fetvaları vermişmi, o zaman ibni teymiye, seyid kutub gibi meseleleride sorma imkanımız olur inşaAllah.

Güvenilirliği, sakıncalı bir isim olduğu kısımlarını da zaman gösterecek.   

Bu konunun ilk mesajıyla alakalı birkaç bir şey söylemek istiyorum, doğrudur, doğru değildir onu tartışmıyorum. Hiçbir kaynak yok kafasına göre isimler yazılmış, şu şöyle bu böyle. İyide sen kimsin arkadaş. Ortada elle tutulacak bir bilgi yok sadece şu iyi şu kötü. Neye göre, kime göre kötü. Böyle körü körüne olmaz ki bu işler. Adam önüne geleni yazmış, hiçbir dayanağıda yok.

Selametle

Dünya geçer, İnsan göçer ancak kurtuluş Müttakîlerindir.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ynt: Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları *
« Yanıtla #23 : 08 Aralık 2012, 17:45:52 »
Nurettin yıldızın kendi sitesinden alıntıdır.

********************************************************

Teymiye hakkında

SORU: Hocam İbni Teymiyye ile ilgili sohbetinizi dinledim ve çok istifade ettim. Fakat bir konuda onunla ilgili soru işaretim hala duruyor. Sohbette bu konuya girmemişsiniz. O da istiva konusu. Bildiğimiz kadarıyla İbn-i teymiyye Allah’ın göklerde olduğunu ve orada oturduğuna inanıyor (tabi iftira değilse). Fakat biz onu müteşabih ayetlerin tevil edilmemesi gerektiğini savunduğunu okuyoruz. Bu durumda bu bir çelişki olmuyor mu hocam? Bu soruya bir açıklık getirirseniz sevinirim.
 
CEVAP: Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem dışında insan olup da tenkit edilemez olan yoktur. Bunu şaşmaz bir kanun olarak bilmeliyiz. Mesela Ebu Hanife gibi muhteşem bir insana bile hatalı olmak isnat edilmiştir. Yetiştirdiği talebeler onun sağlığında ona aykırı görüşler belirtmişlerdir. Bu ne onların hatalı olmasını ne de Ebu Hanife’nin değerinin düşmesini gerektirir. Allah hepsine rahmet etsin.

İbni Teymiye veya başka biri için de bu geçerlidir. İbni Teymiye, bu Ümmet’in içinden yetişmiş zekâsı ve himmetiyle sivrilmiş şahsiyetlerden biridir. Kendi zamanındaki şartlardan, siyasi ve fikri çalkantılardan etkilenerek büyük bir ilmi faaliyet içine girmiştir. Kesinlikle hatalı olması mümkündür. İbni Teymiye’yi hatasız görmek sadece aptallık olur.

İbni Teymiye’nin kendisi bir kere bunu kabul etmez. Ancak bir ilim adamının hata etmesi ile Ümmet’ine hıyanet etmesi aynı değildir. İbni Teymiye’nin itikadî konulardaki görüşlerinde en büyük iddiası selefle yani ilk iki nesille aynı şeyleri düşünme iddiasıdır. Onu tenkit edenlerdeki temel mantık da, kelam ilmi ile gelen son noktaya göre onun söylediklerinde yanlışlar bulunduğu iddiasıdır.

Eğer İbni Teymiye’yi tenkit etmek için söz alırsanız, onu dinin dışına bile itebilirsiniz; onun yazılarında ve sözlerinde bunun için yeterli malzeme vardır. Hayır İbni Teymiye’yi de ‘bizim’ ulemamızdan biri olarak gören bir gözle bakarsanız, onu İmam Malik’ten ayrıt edecek çok şey bulamazsınız. Hele bu sözünü ettiğiniz meselede! Şunu vurgulamak isterim:
 
Biz Ümmet’imizin mezarlığını karıştırarak ne elde ederiz? İlimde, cihadda, fazilette geldikleri seviyeye kulak verelim. Bir âlimin başka bir âlim tarafından tenkit edilmesine dair bir yazı bulan kendini mutlu hissediyorsa o mezarlıkçıdır; ölü kemikleri kurcalamaktadır. Mezarlıklarla uğraşırken dünyanın bize mezar edildiğini anlayamadık. Daha basiretli işler yapmak zorundayız. Allah’a emanet olunuz.

*******************************************************

4 Mezhep İmamını Araştırmak

SORU: Esselamu aleykum degerli Nureddin hocam! Mektubunuzu alirken Allah biliyor ki nasil sevinirim elhamdulilləh. Hocam bir mektubunuzda İbn Teymiyyeye müctehiddir diye yazmışsınız kabul ediyoruz amenna. Amma o mektubunuzda bir şey dikkatimi çekdi. Yazılmış ki, bir müslüman kötü niyyetle bu meseleni araşdırsa İbn Teymiyyeni küfürle de suçlayabilir. Burada bir sual meydana çıkıyor, acaba 4 mezheb imamımızı da araşdırsak onlardanda mı bu iş ortaya çıkar? Hocam medet şirkdir mi?
 
CEVAP: Selamünaleyküm.
 
Elbette, işi karıştırmak olan biri sevgili Peygamber aleyhisselam efendimizi bile araştırsa onda aklınca hatalar bulabilir. Kullandığımız gözlük çok önemli, neyi görmek istediğimiz çok önemli. Allah’a emanet olunuz.

***********************************************************************

SORU: Sayın hocam, itikadi olarak bir soru sormak istiyorum. İbni Teymiyye, Muhammed bin Abdülvehhab,Mevdudi gibi şahısların itikadı bozuk mudur? Ehli Sünnet Alimlerinin dışında kalan hocaların söyledikleri ne derece doğrudur? Bilgilerinizi merakla bekliyorum hocam. Allah razı olsun.
 
CEVAP: Selamünaleyküm.
 
Bu Ümmet’ten on kişinin ne hâlde olduğunu kesin bir şekilde biliyoruz. O on kişi Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellemin garantisi ile cennettedir. Onların dışında kim olursa olsun herkes için söylenebilecek en ideal söz ‘inşaAllah iyidir, iyi gitmiştir’ şeklindedir. Daha ilerisini konuşmak hatadır. Sadece, bize göre daha açık işaretler bulundukça daha umutlu konuşuruz o kadar.

Zikrettiğiniz isimlerin ne durumda olduğunu bilemeyiz. Eserlerini, işlerini izleriz. Sadece başkaları onların işlerinde tenkit edilecek yönler buldu diye onları kâfir sayamayız. İşleri hatalı insan olarak görebiliriz ama bu durum sadece onlar için değildir.
 
İşi, kimin kim olduğunu tayin etmek olanlardan olmamanızı tavsiye ederim size. Sırat’ı geçmiş gibi konuşmak akıllık değildir. Biz kendi derdimize bakalım, daha iyi bir iş yapmış oluruz.


« Son Düzenleme: 08 Aralık 2012, 17:52:26 Gönderen: Tuğra »
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Gül_Sultan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2139
Ynt: Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları *
« Yanıtla #24 : 11 Aralık 2012, 22:51:20 »
Acaba benmi okuduğumu anlamıyorum!

Verilen cevapların parça parça değilde bütününü okuduğumuz zaman herhangi bir ibni teymiye taraftarlığı ya da ona karşı bir hayranlık beslediği çıkarımına ulaşamıyorum. Gayet yuvarlak cümleler kullanmış. Varsayımlar kullanarak konuyu anlatmaya çalışmış. Teymiyeninde hatasız olamayacağınıda yine belirtmiş.

Yine dört mezhep imamımızla alakalı konuda, kendi aklına göre değerlendirirse kişi (haşa sümme haşa) efendimizde bile hata çıkarır diyor.

Bu yazılanlardan teymiye'ye bir muhabbet bir hürmet algısı oluşmuyor, yine bu yazılanlardan Müceddid-i elf-i sani İmamı Rabbani hazretleriyle, teymiyeyi denk tuttuğuda söylenemez. Herhangi bir ehl-i sünnet aliminide karaladığı olgusuda çıkmıyor.

Ne ben Nureddin Yıldız'ı tanırım nede o beni tanır. İstifadeye açık sohbetlerde bulunuyor, yine istifadeli yazılar yazıyor. Belki okuduğu üniversiteden etkilenmiş olabilir sonuçta Vahhabi egemenliği altında bir üniversite.

Kimseninde avukatlığına soyunmak istemiyorum, ama yiğidi öldür hakkını ver. Sorulara verdiği cevaplar bu adam hakkında öyle kesin bir hüküm verilecek cinsten değil. Yukarıda ismi anılan bozuk itikadlar nere, Nureddin yıldız nere.

Şahıslara değil genel manada yazıyorum. Bu başlık altında bazı kişilerin, sapık zihniyetlerin hareketleri tavırları, safi müslüman kardeşlerimizi korumak için ifşa edilir, belirtilir o kadar, fazlası fazla. Hiç kimsenin şahsına karşı bir hakaret mevzu bahis olmamalı.
Bozuk itikad her zaman vardı ve kıyamete kadar da olacak , bu efendimiz zamanında bile vardı. Onların dalaleti, bizim hidayetimize mani değil. Biz ne kadar hizmet ediyoruz, biz ne kadar çalışıyoruz iman, kuran dairesinde. Zaten biz layıkıyla çalıştığımız zaman bunlar ister istemez tasviye olacak.

İnşaAllah kırıcı olmamışımdır Tuğra kardeşim, şahsınıza muhabbetimiz her zaman vardır.

Selametle
Dünya geçer, İnsan göçer ancak kurtuluş Müttakîlerindir.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları *
« Yanıtla #25 : 12 Aralık 2012, 01:12:54 »
Verilen cevapların parça parça değilde bütününü okuduğumuz zaman herhangi bir ibni teymiye taraftarlığı ya da ona karşı bir hayranlık beslediği çıkarımına ulaşamıyorum. Gayet yuvarlak cümleler kullanmış. Varsayımlar kullanarak konuyu anlatmaya çalışmış. Teymiyeninde hatasız olamayacağınıda yine belirtmiş.


Nurettin YILDIZ'ın şüpheliler listesinde olmasının sebebi; sizin de tespit ettiğiniz gibi ehli sünnete aykırı sorun teşkil edecek meselelerde kesin ve net ifadeler kullanmıyor olmasıdır. Halbuki itikadi meselelerde hüküm kesin ve nettir. Kabul edersin yada etmezsin. Etmiyorsan sebebini söylersin.

Mesela 5-10 dakika süren bir fetva videosunda kabir ziyaretinin yada şefaatin caiz olup olmadığına dair tek bir net ifade yada cümle bulamıyorsunuz.
Dediğimiz gibi dinleyenin istediği tarafa çekebileceği yuvarlak cümleler kullanılıyor olması kendisini şüpheliler listesine itiyor.

Bizim bir kuralımız var; bildiğimiz tanıdığımız mantarlar varken asla ne olduğunu bilmediğimiz şüpheli mantarları tercih etmiyoruz, kimseye de tavsiye etmiyoruz.

Biri Ehli sünnete aykırı yanlış yada şüpheli bir şey söylemiş olsa, ameli noktada bir milyon doğru söylese dahi artık o kişiye itibar edilmez.

Yukarıdaki sebeplerden kendisini şüpheli buluyor ve uyarıyoruz.



Kalpleri en iyi bilen Allah değil midir?Bazı alimlerin itikadının bozuk olduğu su götürmez gerçek ama bir yabancıdan alıntı yaparak da insanlar hakkında peşin hüküm veremezsiniz.Ayrıca son zamanların modası olan da şu ki iki satır kitap okuyan herkes alim kesiliyo kimse kimseyi beğenmiyo (kendi nefsi hariç)Unutmayın bir zamanlar Ulu Hakan Abdülhamid Han'da zamanında hain ilan edilmişti insanlar onu anlamayıp görünene göre peşin hüküm verdikleri için.Unutmayalım herşey göründüğü gibi olmayabilir peşin hükümlü olmayalım .

Günümüzde İslâmiyet’in en büyük belâsı, onu dışından ve cepheden helâk etmeye yeltenenler değil içinden ve özünden harap etmeye davrananlardır ve bu davranışları ve bir nevi onarma düzeltme ve yenileme sayanlar... “Reformcular” ismi altında topladığımız, 7-8 asır öncesindeki kuru ve nasipsiz akıl borazanına (İbni Teymiye’ye) mizaçları dayalı bir grup, birkaç asır sonra vehhâbilik’ten dolaşarak, nihâyet Cemaleddin Efgani, Mısırlı Şeyh Abduh ve peşindekilerden bir bölük halinde öyle bir anlayış veya anlayışsızlık bataklığına uğramıştır ki, İslâmı, çökmek üzere olan bir binaya yapıldığı gibi, dışından payandalar ve kalaslarla tutmayı marifet bilmiş, böylece Rûhlarındaki gizli şüpheyi ve İslâma güvensizlik duygusunu açığa vurmuştur.

(Dinî tamir dâvasında Din Tahripçileri’nden)




[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=jP_R1tTB3Gc[/youtube]

Ortalık harman yerine dönmüş, fitne dünyanın dört bir tarafına yayılmış. Ehl-i bid'at var gücüyle çalışıyor; Ümmet-i Muhammed'in itikadını bozuyor. Siz çıkmış hüsnü zan'dan bahsediyorsun. Din hususunda devir hüsnü zan devri değil sui zan devridir.


Dini tamir davasında din tahripçileri kime ait?Okumak istiyorum da

Merhum Ahmed Davudoğlu Hocanın ...



Kitap Hakkında: (Bu sayfadaki bilgiler kitaptan aynen alınmıştır.)ŞEYHÜLİSLAM Mustafa Sabri ve Düzceli Zahid Kevserî efendilerin yolundan giden merhum Ahmed Davudoğlu, yayınlandığı zaman fırtınalar kopartan bu eserinde dine hizmet iddiasıyla ortaya atılan bir takım yenilik, bid'at ve yersiz ictihadların hizmet değil, tahrip olduğunu iddia ve isbat etmektedir.

Maalesef son otuz yıl içinde Türkiye Müslümanlarının kafalarını karıştıracak, Kur'an'a ve Sün-net'e dayalı sahih İslâm itikadını zedeleyecek ve Ümmet-i Muhammed'i çıkmaz sokaklara sokup enerjisini boşa harcatacak lüzumsuz, hatta zararlı iddialar, tezler, teklifler ortaya atılmıştır.

Ünlü Ezher üniversitesinde tahsil görmüş gerçek bir fakih ve din bilgini olan merhum Üstad Ahmed Davudoğlu'nun şimdiye kadar defalarca basılan bu kitabı Müslümanlara orta ve doğru yolu göstermektedir.

http://www.faziletkitap.com/guncel-meseleler/Dini-Tamir-Davasnda-Din-Tahripileri-88.html


İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:
"İbni Teymiye, tasavvufu inkâr eder, evliyaya, ariflere dil uzatırdı. Kitaplarını okumaktan, yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçmalıdır." [Tabakat-ül-kübra]


İmam-ı Süyuti hazretleri buyuruyor ki:
(İbni Teymiye kibirliydi. Kendini beğenirdi. Herkesten üstün görünmek, karşısındakini küçümsemek, büyüklerle alay etmek âdeti idi.) [Kam-ul Muarıd]

İbni Hacer-i Askalani hazretleri buyuruyor ki:
(İbni Teymiye; “Kabri Nebeviyi ziyaret için sefere çıkmak haramdır. [Hazret-i] Ali iman ettiği zaman çocuk olduğu için Müslümanlığı sahih olmadı. [Hazret-i] Osman malı çok severdi” diyerek eshab-ı kiramın büyüklerine dil uzattı.) [Ed-Dürer-ül-Kamine]

İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:
(İbni Teymiye, Peygamberlerin masumiyetini (günahtan korunmuş olduklarını) reddetmiştir. Halbuki, masumiyet Peygamberlerin sıfatlarındandır.
Başta Peygamber efendimizin kabri şerifleri olmak üzere eshab-ı kiramın, velilerin, âlimlerin ve salih Müslümanların kabirlerinin ziyaret edilmesine karşı çıkmış, bunları şefaate vesile kılmayı da haram saymıştır.) [Fetava-i Hadisiyye]

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ynt: Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları *
« Yanıtla #26 : 12 Aralık 2012, 18:11:33 »
Alıntı
Hayır İbni Teymiye’yi de ‘bizim’ ulemamızdan biri olarak gören bir gözle bakarsanız, onu İmam Malik’ten ayrıt edecek çok şey bulamazsınız.

Alıntı
İbn Teymiyyeye müctehiddir diye yazmışsınız kabul ediyoruz amenna

Bana göre bu satırlar yeterde artar bile.

Alıntı
Gayet yuvarlak cümleler kullanmış

Bu o şahsı şüpheli yapmaz mı?

Mücteba kardeşimizin de söylediği gibi itikadi meseleler de bir insan kesin ve net olur, yuvarlak olursa kendini sözde gizleyerek fitne tohumu serpmeye çalışıyordur.

Bunda da başarılı oluyor sanki, sizin gibi sağlam itikadı, dini temeli olan bir müslümanı bile kendi şahsı adına şüphe ettirmemiş.

Alıntı
İnşaAllah kırıcı olmamışımdır Tuğra kardeşim, şahsınıza muhabbetimiz her zaman vardır.

söz konusu bile olmaz, dikkatli ve düzgün yorumlarınız ile forumda kimseyi kırdığınızı sanmıyorum, çok teşekkür ederim.
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Ynt: Mezhepsizler ve Mezhepsizliğe karşı olanlardan bazıları *
« Yanıtla #27 : 08 Haziran 2015, 12:18:46 »
İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:
"İbni Teymiye, tasavvufu inkâr eder, evliyaya, ariflere dil uzatırdı. Kitaplarını okumaktan, yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçmalıdır." [Tabakat-ül-kübra]

İmam-ı Süyuti hazretleri buyuruyor ki:
(İbni Teymiye kibirliydi. Kendini beğenirdi. Herkesten üstün görünmek, karşısındakini küçümsemek, büyüklerle alay etmek âdeti idi.) [Kam-ul Muarıd]

İbni Hacer-i Askalani hazretleri buyuruyor ki:
(İbni Teymiye; “Kabri Nebeviyi ziyaret için sefere çıkmak haramdır. [Hazret-i] Ali iman ettiği zaman çocuk olduğu için Müslümanlığı sahih olmadı. [Hazret-i] Osman malı çok severdi” diyerek eshab-ı kiramın büyüklerine dil uzattı.) [Ed-Dürer-ül-Kamine]

İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:
(İbni Teymiye, Peygamberlerin masumiyetini (günahtan korunmuş olduklarını) reddetmiştir. Halbuki, masumiyet Peygamberlerin sıfatlarındandır.
Başta Peygamber efendimizin kabri şerifleri olmak üzere eshab-ı kiramın, velilerin, âlimlerin ve salih Müslümanların kabirlerinin ziyaret edilmesine karşı çıkmış, bunları şefaate vesile kılmayı da haram saymıştır.) [Fetava-i Hadisiyye]
« Son Düzenleme: 12 Aralık 2012, 02:38:24 Gönderen: Mücteba »

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Mezhepsizlik Fitnesi Nasıl Çıktı?
« Yanıtla #28 : 08 Şubat 2016, 01:18:52 »
Mezhepsizlik Fitnesi Nasıl Çıktı?

Müslümanlar arasındaki dehşet verici kafa karışıklığının başlangıcı 1970'lere dayanır. O tarihlerde Diyanet'e hakim olan zihniyet, Osmanlı idaresindeki Suriye'den Mısır'a kaçmış olan reformcu ve yenilikçi Reşid Rıza'nın Telfik-i Mezahib (Mezheplerin fıkıh hükümlerini karışık olarak uygulamak) lehindeki kitabını Osmanlıca'dan bugünkü Türkçeye çevirtip yayınlamıştı.

Bendeniz o zaman Almanya'da sürgünde bulunuyordum. 1974'te Af Kanunu çıktıktan sonra vatanıma döndüğümde şöyle bir vak'a anlatmışlardı: Bir cami, kürsüde turfa bir vaiz haykırıyor "Ey Müslümanlar! Problemlerimize çare ve çözüm getirecek çok değerli bir kitap ayınlandı. Ankara'dan yeterli miktarda getirttik, camiden çıkarken birer nüsha alınız..." Bu kitap Telfik-i Mezahib kitabıymış...

Zehi gaflet!... Farmason, taqiyyeci, yalancı, Müslümanları aldatan, Halife-i Müslimîn Gazi Sultan Abdülhamid-i Sanî hazretlerini bir İngiliz ajanı ile birlikte tahttan indirme planları yapan Cemalüddin Efganî'nin talebesi Abduh'un şakirdi bir adamın yanlış bir tezi savunan kitabını okuyarak Müslümanlar kurtulacakmış...

Bu zihniyet, ictihad yapmaya ehliyeti olmayan kimselerin işkembeden ictihad yapmalarını tavsiye ediyordu. Eskiden ümmet dört büyük müctehide bağlıydı. Şimdi bozukların ve bid'atçilerin sayesinde yüzbinlerce naylon müctehidimiz oldu.

"Kur'ân Yahudileri ve Hıristiyanları İslâm'a çağırmıyor..." diyenler bile çıktı.

Vah vah, ne günlere kaldık!..

Kıyamet'e kadar kapanmayacak bir fitne fesat, nifak şikak, çekişme, verimsiz tartışma kapısını açtılar.

Birtakım mezhepsizlerin iddia ettiği gibi dört hak mezhep bir bölünme değildir. Asıl bölünme mezhepsizliktir. Ehl-i Sünnet içinde dört fıkıh sistemi vardır. Mezhepsizlikte ise on binlerce, yüz binlerce sistem değil, sistemsizlik, kafa karışıklığı bulunmaktadır.

Artık bu işler kolay kolay düzelmez.

Mezhepsiz bid'atçiler ictihad yaptıklarını, dini doğrudan doğruya Kur'ân'dan öğrendiklerini, Kutsal Kitabımızı doğru şekilde tefsir ettiklerini sanıyorlar. Bu zan onları gururlandırıyor, kendileriyle iftihar ediyorlar, kibre düşüyorlar.

Birtakım Rafizîler de bu toz duman, bu kargaşa içinde pür ümid bekliyor. Ehl-i Sünnet Müslümanları kendi fıkıhlarını bırakacak ve onların mezhebine girecek.

Zehi gaflet... Zehi gaflet...

Mezhep ve fıkıh lehindeki bir yazımı iktibas etmiş olan internet sitesine bir okuyucu şu mail'i göndermiş: "İbn Arabî'yi destekleyenin imanından şüphe ederim."

Ne kadar aşırı fikirlerdir bunlar.

Mezhepsizlik Arap ülkelerinde Müslümanları yüceltti ve kurtardı mı ki, Türkiye'de kurtarsın?

Mezhepler putmuş... Ne hezeyanlar ne hezeyanlar...

Bu konuları Şiî kardeşlerimle tartışmak istemem. Onları kendi hallerine bırakırım. Benim sözüm Ehl-i Sünnet Müslümanlarınadır. İslâm'ı doğru anlamak ve uygulamak istiyorsanız, dört mezhepten birinin fıkhını kabul edeceksiniz ve (istisnaî ve zarurî) haller dışında bütünüyle uygulayacaksınız.

İtikatta İbn Teymiyye ve onun gibi aşırılara tâbi olmayacak, Ehl-i Sünnet imamlarına ve gerçek ulemaya tâbi olacaksınız.

Kur'ân'ı kendi re'yinizle ve hevanızla yorumlamayacaksınız.

Dinde reformculuktan ve yenilikten ateşten kaçar gibi kaçacaksınız.

Resulullah Efendimiz'in (sallalahu aleyhi ve sellem) sünnetine sımsıkı sarılacaksınız.

Ashab-ı Kiram'ın tamamını sevip sayacaksınız.

Onların bazısının arasında bundan 1400 sene evvel cereyan etmiş bazı üzücü hadiseleri dinin esası olarak kabul etmeyecek ve bunlar hakkındaki hükmü Âdil-i Mutlak olan Yüce Rabbimiz'e bırakacaksınız.

Velhasıl din konusunda tartışmayacaksınız, çekişmeyeceksiniz.

Bilmeyenler bilenlere tabi olacak. Yüce Kur'ân'da "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" buyurulmuştur.

İslâmî hiyerarşiye riayet edeceksiniz. Mezhebi, fıkhı inkar etmek bir ordudaki rütbeleri, hiyerarşiyi, disiplini inkar etmek gibidir.

Bizi Resulullah'a, O'ndan, Yüce Rabbimiz'e ulaştıran nuranî bir silsileye bağlanmak zorundayız.

Bu silsile gerçek fakihlerin ve mürşidlerin silsilesidir.

Mezhepsizlikte silsile milsile, icazet micazet yoktur. Mezhep devamlılıktır, mezhepsizlik kopukluktur.

Bazı mezhepsiz kardeşlerimi uyarıyorum. Bendenize sövüp sayarak, hakaret ederek, saçma sapan konuşarak bir yere varamazsınız.

Tefsir ve fıkıhta Resulullah Efendimiz'in iki büyük talebesi vardı. İbn Abbas ve İbn Mes'ud (radiyAllahu anhüma) hazretleri. Onlar Tabîi'nden talebe yetiştirdiler. Onlar da tebe-i Tabiî'nden... Böylece karnen ba'de karnin (bir nesilden öteki nesle) icazetli gerçek müfessirler ve fukaha yetişti. Bu devirde gerçek İslâm'ı onlar anlatıyor, öğretiyor. Bu muhterem zevata tabi olmakta büyük yararlar vardır.

Resulullah'a geçerli ve sahih bir silsile ile bağlı icazetli gerçek ulemaya, fukahaya, müfessirlere, muhaddislere ve diğer din bilginlerine bağlananlar Mevlalarını bulurlar. Bunları inkar edip, dini kendi nefs, heva ve cehaletleriyle yorumlamaya yeltenenler ise, yanlış yorumları yüzünden korkarım belalarını bulacaklardır.

Seçim bize aittir.



Mehmet Şevket EYGİ

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Mezhepsizlik En Tehlikeli Bid'attir
« Yanıtla #29 : 08 Şubat 2016, 01:24:25 »

Mezhepsizlik En Tehlikeli Bid'attir (Bedir Yayınevi)

Son zamanlarda ülkemizde Arap dünyasından veya Pakistan taraflarından gelen mezhebsizlik rüzgârları estirilmektedir. İslam Şeriati'ni yıkmayı amaçlayan mezhebsizliği iki zümre destekliyor:

Birinciler, İslam'ın fıkıh hükümlerini, dünyaya ait ahkâmını ortadan kaldırıp dinimizi bir hümanizmaya çevirmek isteyen reformculardır. Bunların içinde bazı İlâhiyat profesörleri bile vardır. Maalesef, din işlerine karışmamaları gereken bazı resmî laik çevreler de, bu cereyanı desteklemekte, yönlendirmekte, uğrunda büyük meblâğlar harcamaktadır.

İkinci sınıf mezhebsizler, zâhirde dindar ve tâvizsiz görünen bazı mutaassıplardır ki, onlar kendi bozuk itikadlarını ve sapık mezheblerini Türkiye'de yayabilmek için sünnî mezhebleri yıkmak gayesini gütmektedir.

Birtakım câhillerin ağzında şu cümle sakız olmuştur: "Asr-ı Saadette mezheb var mıydı? Yoktu. O halde mezheb bid'attir!"

Bunlara deriz ki: Asr-ı Saâdet'te, Kur'an-ı Kerim de, baştan sona kadar tek bir Mushaf halinde yazılmamıştı. Huffâzın hâfızalarında, parçalar halinde şurada burada yazılmış bulunuyordu. Yemâme savaşında Ashab-ı Kiram'dan hayli hâfızın şehid olmaları karşısında endişeye düşen bazı sahabe Halife-i Müslimîn Hazret-i Ebûbekr'e müracaat ederek, Kur'anın kitap halinde yazılmasını talep etmişler ve ondan sonra ilk Mushaf ortaya çıkmıştır. Asr-ı Saâdet'te yoktu diye Mushaf'a bidat denilebilir mi? İşte Mushaf Kur'an'ın ilâhî nazmını, mezheb de, o nazmda ve onun tefsiri mâhiyetinde olan Sünnet'teki Şeriat hükümlerini bir araya getiren bir müessesedir. Elzemdir, faydalıdır, zarûrîdir.

Bazı makaleler, risâleler, kitaplar vardır ki, isimleri muhteviyatlarından daha önemlidir. İşte Türkiye Müslümanlarına sunduğumuz bu kitabın birinci bölümünü teşkil eden, merhum Muhammed Zâhid el-Kevserî'nin (Düzcelidir) "Mezhebsizlik Dinsizliğe Köprüdür" başlıklı makalesi ile, onu takib eden ve Suriye ulemasından Said Ramazan el-Bütî'nin te lif ettiği "Mezhebsizlik İslam Şeriati'ni Tehdit Eden En Tehlikeli Bid'attir" kitabının başlıkları böyledir. Hicrî 14'üncü asrın, miladî 20'nci asrın iki büyük din âlimi, işte Müslümanları bu başlıkları taşıyan yazılarıyla uyarıyorlar.

Mezhebsizlik İslam Şeriati'ni yıkmak, on dört asrın birikimi olan İslam kültürünün hukuk hazinesini dışlamak; ilâhî nizam olan İslam'ı ya bir hümanizma, yahut da bir ideoloji derekesine düşürmek demektir.

"Herkes dinini Kur'an'dan öğrensin, mezheblere lüzum yoktur..." fikri tatbikatta anarşi doğurur. Mezhebsizler de namaz kılmayı, abdest almayı, orucun ahkâmını ilmihal ve fıkıh kitaplarından, yâni mezheblerden öğrenmektedir.

Mezhebsizlik İslam Dünyası için bir çare ve çözüm değil, bir intihardır.

(...)

Ubeydullah Küçük (Kitabın Önsözünden)




Kategori: İtikadi Mevzular
Sayfa: 200
Stok: 8
Boyut: 13x19,5 cm
Dil: Türkçe
ISBN: 975-8514-431
[/size]