Gönderen Konu: Mide üşütmesi değil, besin zehirlenmesi yaşıyoruz  (Okunma sayısı 9197 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601


Gıda zehirlenmeleri, bir mikroorganizma veya toksin ile bulaşmış besinin tüketiminin ardından ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı, karında kramplar gibi sindirim sistemini ilgilendiren bulgular ile ortaya çıkıyor. Yiyecek ve içeceklerin saklanması, hazırlanma ve sunulma aşamalarında uygun sağlık koşullarının olmaması, besin zehirlenmelerinin yaşanmasında önemli faktörleri oluşturuyor.

Sema Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Çaşkurlu, besinlerin hazırlanması sırasında temizlik kurallarına gereken özenin gösterilmemesinin, besin zehirlenmelerine yol açtığını kaydetti.

Besinler veya içecekler infeksiyona yol açan mikroorganizmalarla, toksin maddelerle bulaştıklarında zehirlenmeye neden oluyorlar. Besin zehirlenmelerine çoğunlukla bakteri türü mikroorganizmalar yol açıyor. Bu bakteriler 5–70 0 C arasında, en çokta oda ısısı ve üzerindeki derecelerde çoğalma eğilimi gösteriyorlar. Genellikle 5 0 C ve altındaki derecelerde çoğalamazlar. Bu nedenle yaz aylarında besin zehirlenmelerinin görülme sıklığı artıyor. Bunların yanı sıra nadiren yenilmemesi gereken bir bitki veya hayvanın yenmesi de besin zehirlenmesine sebep olabiliyor.

Dr. Hülya Çaşkurlu süt ve süt ürünleri, kremalı yiyecekler, tavuk mamulleri, mayonezli, yumurtalı yiyecekler, pişirilip uygun koşullarda saklanmayan etler, deniz ürünleri, bozulma riski en yüksek gıdalar arasında yer aldığını ifade etti.

Besin zehirlenmelerinden korunmak için neler yapmak gerekiyor;

• Besinler hazırlanırken yeteri kadar ısıtılmalı.

• Besin pişirildikten sonra bir saat içinde tüketilmeli.

• Yiyecek ve içecekler mümkün olduğunca açıkta bırakılmamalı.

• Sebze ve meyveler bol su ile yıkanmalı.

• Etler iyice pişirilmeli.

• Alışveriş yaparken ürünlerin son kullanma tarihleri kontrol edebilerek alınmalı.

• Konserve alınacaksa kutusu ezik, kapağı şişmiş olmamalı.

• Depolanacak besinler en kısa zamanda soğutulmalı (1 – 1,5 saatten önce) ve saklanacak yerin sıcaklığı 4°C ‘den az olmalı.

• Yiyecekler yeniden ısıtıldığında kaynama noktasına kadar ısıtılmalı.

• Mutfak ve depoların temizliği/uygunluğu sağlanmalı.

• Özellikle toplu yemek veren yerlerdeki aşçılar ve personel eğitilmeli.

• Mikroorganizma bulaşmış yiyeceklerin hemen toplanması için piyasa kontrolü yapılmalı.

• Salgınlar erken tanımlanarak gerekli önlemler alınmalı.

Besin zehirlenmelerinin, ishal, bulantı, kusma ve ateş ile seyrettiğini ifade eden Dr. Çaşkurlu, vücudun enerji açığını kapatmak için şekerli besinler ve yine sıvı gereksinimini karşılamak için bol miktarda sıvı alınması gerekir. Tuzlu krakerler, çorbalar, yoğurt, kola, pirinç lapası gibi yiyecekleri yeme kolaylığı açısından da faydalı olabilir dedi.

Ev koşullarında, ağızdan sıvı alınamıyorsa, elektrolitler kusma ve mide bulantısı nedeniyle yerine konamıyorsa, ishal uzadıysa ve ateş yükseldiyse, hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.

hekimce.net
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7477
Mide üşütmesi değil, besin zehirlenmesi yaşıyoruz
« Yanıtla #1 : 05 Mayıs 2010, 15:05:37 »
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Meral Sönmezoğlu, hava sıcaklıklarının hızla arttığı şu günlerde gıda zehirlenmelerine dikkat çekerek, yaz aylarında gıda zehirlenmelerine karşı dikkatli olunması konusunda uyardı.
 

Yaz mevsiminde en çok görülen hastalıklardan biri de gıda zehirlenmeleridir. Hijyene dikkat edilmemesi ve açıkta satılan ürünlerin tüketilmesi gıda zehirlenmelerinin başlıca sebepleridir.

Gıda zehirlenmelerinde neden yaz aylarında artış görülüyor?

Yazla birlikte insanlar dış ortamlarda daha çok vakit geçirmeye başlıyorlar ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketimi artıyor. Sıcaklık artışıyla beraber, uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, hijyenik şartlarda hazırlanmayan yiyeceklerin üzerinde çoğalan bakterilerin ürettikleri toksinler gıda zehirlenmelerine yol açar. Besinler, üstü örtülmeden açıkta iki saatten fazla kaldıysa bakteri ve toksin üretmesi olağandır. Açıkta satılan ve önceden pişirilmiş besinlerin hepsinin riskli olduğunu bilmek ve ayırım yapmadan açıkta satılan hiçbir besini tüketmemek gerekir.

Kişi gıda zehirlenmesi yaşadığını nasıl anlar?

Bir besin alındıktan kısa bir süre sonra şiddetli bulantı, kusma, karın ağrıları ve ishalle ortaya çıkan tablo zehirlenme demektir. Kişi şiddetli bir karın ağrısıyla uyanır ve fışkırır tarzda kusar.

Gıda zehirlenmesinde kusmak iyi bir şey midir?

Evet. Kusmak son derece iyidir. Çünkü kusma, midenin bağırsaklara geçmesine izin vermediği toksin yüklü olan besinin dışarı atılması demektir. Ama kusma az olursa toksinlerin bir kısmı da bağırsaklara geçecektir. Bağırsaklarda da bir süre sonra enfeksiyon ortaya çıkacak ve arkasından burkulur tarzda şiddetli karın ağrılarıyla ishal başlayacaktır.

En çok hangi gruplar etkilenir?

Esas olarak küçük çocuklar ve yaşlılar besin zehirlenmesi açısında son derece duyarlıdır. Onun dışında kortizon kullananlar, kanser hastaları gibi bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde de aynı derecede şiddetli olabilir.

Kalıcı hasarlara yol açar mı?

Çok çeşitli bakteriler besin zehirlenmesine yol açabilir. Bu bakterilerin bir kısmı hızla atılırken, bazıları safra kesesinde taşıyıcılığa yol açabilir. Safra kesesinde kalır ve bir süre sonra safra kesesinin alınmasını gerektirebilir. Yani tedavisi çok daha uzun süren hastalıklara yol açabilir. Su ve elektrolit kaybına yol açtığı için de en sağlıklı kişinin bile genel durumunu işine, okuluna iki üç gün gidemeyecek kadar bozabilir.

Gıda zehirlenmeleri nasıl tedavi edilir?

Besin zehirlenmesi oluğunda yapılan en büyük hata, eczaneye gidip ishali durdurucu, kusmayı engelleyici ilaç almaktır. Bu son derece sakıncalıdır. Çünkü biz toksinlerin vücuttan atılmasını isteriz. Tabii bakteriler vücuttan atılırken elektrolit de kaybederiz. Onun için besin zehirlenmelerinde ve tüm yaz ishallerinde yapılması gereken şey, birincisi istirahat, ikincisi bol su içmektir. Kaybedilen suyun ve elektrolitin muhakkak yerine konulması gerekir.

İshal olan kişilerin bağırsakların çok daha kolay sindirebileceği ve emilim yapabileceği, pişmiş ve bol sulu gıdalar alması gerekir. Normal zamanlarda ne kadar tam tahıllı ekmek ve çiğ sebze önerirsek, ishallerde tam tersi, pişmiş sebze ve beyaz ekmek öneririz.

Burada altının önemle çizilmesi gereken nokta ishal ve kusmayı durduran ilaç almamaktır. Hemen bir hastaneye başvurmaktır. Önemli bir nokta da hasta hiçbir şey yiyemiyor, her yediğini çıkartıyor ise hastaneye yatışı gerekir. Çünkü hastanın ağzından yutabildiği, midesinde tutabildiği süreç başlayıncaya kadar damardan beslenmesi gerekir. Çünkü çok basit gibi görünen besin zehirlenmeleri ve ishaller ölüme neden olabilir.

Bütün besin zehirlenmelerinde ve yaz ishallerinde temel prensip şudur: Kaybettiği suyu ve elektroliti yerine koymak, gereğinde hastanede damar yoluyla sıvı tedavisi uygulmaktır.

Gıda zehirlenmelerinde hijyen ne kadar önemlidir?

 Gıda zehirlenmelerinde en önemli nokta hijyen. Evde yemek yapan kişi dikkat etmezse, el yıkamazsa da besin zehirlenmesi olabilir. Besinleri hazırlamadan önce eller mutlaka yıkanmalıdır.

O halde besin zehirlenmelerinden korunmak için yapmamız gerekenleri maddeler halinde sıralayabilir misiniz?

-Açıkta satılan yiyecekler aralarında hiçbir ayrım yapılmadan asla tüketilmemelidir.

-Yiyeceklerin hazırlanması esnasında hijyen koşullarına dikkat edilmeli, eller mutlaka yıkanmalıdır.

-Özellikle tavuk ürünleri mutlaka 70 derece üzerinde iyice pişirilmelidir.

-Derin dondurucudan çıkarılan besinler çözülsün diye oda sıcaklığına bırakılmamalı, buzluk altındaki bölmede beklenmelidir.

-Her yemek pişirildikten sonra sadece bir kez ısıtılmalı ve sadece bir kez dondurulmalıdır.

-Son kullanma tarihi geçmemiş olsa bile üzerinde bozulma emaresi görülen gıdanın tamamı atılmalıdır.

-Son kullanma tarihi geçtiği halde kokusu ve görüntüsü iyi olsa bile ürün mutlaka atılmalıdır.

-Buzdolabına koyduğumuz ürünlerde bakteri oluşuyorsa, dolabın içi bakterilerden arındırılmalı, dolap düzenli aralıklarla dezenfekte edilmelidir. Ayrıca dolabın içi asla tıka basa doldurulmamalı, hava dolaşımı engellenmemelidir.

-Buzdolabında sulu gıdalar muhakkak ağzı kapalı olarak muhafaza edilmelidir.

-Yumurtaların yıkanarak saklanması doğru değildir. Bunun yerine kapalı yumurtalıklarda saklanmalı, asla yıkanmamalıdır.

AA

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7477
Mide üşütmesi değil, besin zehirlenmesi yaşıyoruz
« Yanıtla #2 : 22 Haziran 2010, 02:24:40 »
Yemek sonrasında yaşanan karın ağrısı, ishal ve kusma genelde mide üşütmesi olarak algılanıyor. Halbuki bu, daha çok besin zehirlenmesidir. Özellikle dışarıdan aldığınız kremalı pasta, et ürünleri, peynir, dondurma ve mayonez gibi yiyeceklere dikkat edin. Belirtiler devam ederse mutlaka bir doktora başvurun.

Lokanta veya restoranlarda yemek yediniz ve her şey eve gelene kadar normaldi. Ancak birkaç saat sonra bağırsak bozukluğu, karın ağrısı gibi şikâyetlerle karşı karşıya kaldınız. Birçoğumuz bu durumu 'mide üşütmesi' olarak düşünür ve bu rahatsızlığın üzerinde çok fazla durmaz. Oysaki bu belirtiler mide üşütmesinin değil, gıda zehirlenmesinin işaretidir. Bu durum sadece dışarıda tükettiğimiz hazır gıdalarla sınırlı değil elbet. Evde hazırlanan yiyeceklerde de bu durum söz konusu. Özellikle yaz aylarının gelmesiyle birlikte besinlerin hazırlanması ve pişmiş yemekler saklanırken yapılan yanlışlar, gıda zehirlenmelerinin artmasına sebep oluyor. Uzmanlar, bazı mikroorganizmalardan kaynaklanan gıda zehirlenmelerinde, ileride böbrek yetmezliği gibi rahatsızlıkların meydana gelebileceğini söylüyor.

Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Hanımlar Komisyonu Başkan Yardımcısı Gıda Mühendisi Merve Bostan, kremalı pasta, et ürünleri, peynir, dondurma ve mayonez gibi yiyeceklerin bozulması sonucu zehirlenmenin etkisini 2-4 saat arasında göstereceğini belirtiyor. Bostan, "Yaz aylarında özellikle salatalar, kıyma ve kıymalı yemekler, yumurta, uzun süre ılık şartlarda bekletilen yemekler nedeniyle zehirlenmeler meydana geliyor. Zehirlenme etkisini 12-36 saatte gösterse de hastalık 7 güne yakın sürüyor. Herhangi bir gıdayı tükettikten birkaç saat sonra bulantı, ishal, kusma, karın ağrısı, baş dönmesi, ateş gibi belirtilerden birkaçını hissediyorsanız bu durum sizin zehirlendiğinizi gösterir." dedi.

Gıda zehirlenmelerinin çoğunlukla hafif atlatıldığını dile getiren Memorial Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Selahattin Türen ise bazı bakteriler nedeniyle ortaya çıkan gıda zehirlenmelerinin ileride ciddi rahatsızlıklara yol açabileceğini vurguladı. Türen, "Genellikle gıda zehirlenmeleri ileride ciddi rahatsızlıklara yol açmaz. Ancak bazı tipte bakterilerle gelişen gıda zehirlenmeleri, yaklaşık 1-2 hafta sonra hemolitik-üremik sendrom dediğimiz kanda birtakım anormalliklere ve böbrek yetmezliğine sebep olabiliyor. Bu nedenle meyve ve sebzeler çok iyi yıkanmalı, açıkta ve sıcakta beklemiş, rengi ve kokusu bozulmuş yiyecekler tüketilmemeli." uyarısında bulundu. Türen, ishali olan kimse rahatlıkla beslenmesine devam edebiliyorsa, karın ağrısı yoksa ve yakınmaları 24-48 saatten kısa sürüyorsa kişinin bol sıvı alarak bu durumu atlatabileceğini ifade etti.

Hangi durumlarda doktora başvurmalıyız?

2 günden uzun süren bulantı, kusma ve ishal varsa. Belirtiler yaşlı ve çocuklarda görülürse...

Ateşle birlikte şiddetli karın ağrısı.

Bulantı ve kusma şikâyetleri şiddetli olup bu nedenle yeterli gıda ve sıvı alınamaması halinde.

Yüksek ateş, kanlı ishal.

Bilinci kapanan, yutma, konuşma güçlüğü çeken, kol ve bacaklarda kuvvetsizlik hissi yaşayanlar mutlaka doktora başvurmalı.

ZAMAN

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ağır metal zehirlenmesine dikkat!
« Yanıtla #3 : 16 Kasım 2010, 21:33:05 »
Ağır metal zehirlenmesine dikkat!
 
Günümüzde ne kadar dikkat edilirse edilsin arsenik, cıva ve kurşun gibi insan sağlığına oldukça ciddi zararlar veren metaller, ev ortamında bulunan malzemelerden vücudumuza geçebilmektedir.

Evlerimizde bulunabilecek bu malzemelerin başında; sırlı çanak- çömlekler, bitkisel destekleyici ürünler, bazı gıdalar, bahçe için kullanılan böcek veya bitki öldürücü kimyasallar gelmektedir.

Evlerde bulunabilen ve kurşun içeren malzemelerin başında; antika olarak bulundurulan eskiden boyanmış mamuller (tablo veya mobilya gibi); kurşun içeren kristaller, kurşun ve kalay içeren nesneler ve bazı sırlı çanak çömlek gibi yemek masası takımları; boyalı cam eşyaların yapıştırılması esnasında ortaya çıkan duman; beyaz veya sarı renk cila ile kaplanmış çanak-çömlek gelmektedir.

Ayrıca özellikle geleneksel Çin tıbbında kullanılanlar başta olmak üzere diyetsel destekleyici ürünler de kurşun içermektedir. Ayrıca Çin’ de üretilen bazı mücevherlerde de kurşun bulunmaktadır.

Özellikle köpekbalığı, kılıçbalığı, tonbalığı, turnabalığı, tirsi, levrek ve Atlantik som balığı gibi bazı büyük balıklar da bol miktarda cıva içermektedir. Bu balıkların yoğun olarak tüketilmesi de vücutta cıva birikmesine neden olabilmektedir.

Diş dolgularının bazılarında da cıva bulunmakta ve sağlıkla ilişkili endişelere neden olmaktadır; fakat diş dolgularının beyin hastalığına neden olduğuna dair bilimsel veri bulunmamaktadır.

Bazı bahçe bakımı için kullanılan böcek veya bitki öldürücüler de arsenik bulunmaktadır. Bu ürünler kullanılırken ürünün kullanma talimatının iyice okunması ve gerekli önlemlerin alınması gereklidir.

Günümüzde yoğun olarak üretilen ve toplum tarafından bilinçsizce tüketilen homeopatik, bitkisel veya tamamlayıcı tedavi ürünlerinin tam olarak içeriklerinin bilinmediği ve bunların bazılarında sağlığa zararlı ağır metallerin bulunduğu unutulmamalıdır.

Yan etkisi yok diye pazarlanan bu ürünlerin önemli sağlık sorunlarına yol açabileceği unutulmamalıdır.

Ağır metallerle zehirlenme belirtileri işitme kaybı, zihinsel odaklanma yeteneğinde azalma, kişilik değişiklikleri, parmak uçları başta olmak üzere his duyusunda azalma olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Günümüzde özellikle Çin kökenli ürünlerin halkımız tarafından ucuz olduğu için yoğun olarak kullanması nedeni ile yukarıda bahsedilen ürünlere dikkat edilmesini öneririz.

Ayrıca antika kullanan ve evlerinde bulunduran kişilerin de maruziyeti azaltmak için bu ürünlerin günlük kullanılan bölümlerde olmaması ve bulunan ortamların iyi havalandırılmasını öneririz.
 
Doç.Dr. Canfeza Sezgin xprodoksit
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Gıda Zehirlenmelerine Dikkat!
« Yanıtla #4 : 05 Ağustos 2011, 12:05:06 »
Sıcak Hava Gıda Zehirlenmelerine Neden Oluyor!

Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammet Arıcı, sıcak havalarda, yiyeceklerdeki bakterilerin fazla ve hızlı yayılması nedeniyle gıda zehirlenmesi riskinin daha yüksek olduğunu belirtti.
 
Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammet Arıcı, gıda zehirlenme vakalarına her mevsim rastlanıldığını belirterek, özellikle açıkta satılan gıdaların büyük risk taşıdığını ve zararlı bakterilerin el temasıyla çok daha hızlı yayıldığını söyledi.
 
Arıcı, şöyle konuştu: ''Sıcak havalarda, yiyeceklerdeki bakterilerin fazla ve hızlı yayılması nedeniyle gıda zehirlenmesi riski daha yüksek. Örneğin, açıkta satılan dondurmalar, dış etkenlere maruz kaldığından çok riskli. Yaş pastalarda yaz aylarında bir an önce tüketilmeli ve tazeliğine dikkat edilmeli.
 
Çünkü yaş pastalar el emeği fazla olan ürünler. Elle teması fazla olabileceğinden zararlı bakteriler hızla çoğalabilir. Elle temas nedeniyle lahmacunda riskli grupta yer alıyor. Lahmacun pişirirken, mikropları ölse de, bazı bakteriler pişirme sonrasında da zehirleyebiliyor.

Genel hijyen kurallarına uyulmayan her yerde gıda zehirlenmesi olabilir. Tüketici hijyene dikkat etmeli.
 
Çiğ sütten yapılmış peynirlere de dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Arıcı, ''Çiğ sütten yapılmış peynirler çok lezzetli olur. Bu gıdaların bir olgunlaşma süresi var. O süreden önce, taze olarak tüketilmemeli.

Köy peynirleri de asla taze olarak tüketilmemeli. Olgunlaşma sürecinde zararlı mikroplar ölür. Sadece faydalı bakteriler kalır. Gıda zehirlenmeleri genellikle zararlı bakterilerden kaynaklanır'' dedi. Arıcı, yaz aylarında tüketilen gıdaların tazeliğine önem verilmesi gerektiğini söyledi.
 
hastane.com.tr
*~*~* TUĞRA *~*~*

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Mide üşütmesi değil, besin zehirlenmesi yaşıyoruz
« Yanıtla #5 : 16 Ağustos 2012, 20:09:36 »
Mide ağrısı için ilaç gibi gelecek 10 öneri

Son dönemde mide ağrısı çekenlerin sayısı gittikçe artıyor. Ağrıyı önlemenin yolu ise yediklerimizden geçiyor. Kimi zaman çiğnediğimiz sakızın bile ağrıya neden olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Koray Tuncer, mide rahatsızlıklarını azaltmak için 10 öneride bulundu.



Genç-yaşlı herkesin ortak derdi bir anda başlayan mide ağrıları... Kimi bu ağrının nedenini biliyor ve tedavi oluyor, kimi ise önemsemiyor ve rahatsızlığı onu karabasan gibi takip ediyor.  Gastroenteroloji ve Hepatoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Koray Tuncer, aldığımız gıdalara dikkat ederek, ağrılarımızı azaltabileceğimizi söylüyor. Tuncer, mide ağrısı olanlara şu önerilerde bulunuyor:

BAKLA GAZ YAPAR

Kimi besinlerin şişkinliği artırıcı etkileri olabilir. Özellikle gaz yapıcı etkiye sahip olan kurufasulye, nohut, mercimek, bakla ve bezelye gibi baklagiller; erik, kayısı, elma, muz, kuru üzüm, şeftali ve armut gibi meyveleri yerken dikkat etmek gerekir. Ayrıca kabak, turp, soğan, brokoli, salatalık, patates, şalgam, şekersiz sakız (sorbitol), tam tahıllı ekmek ve yoğurt, laktoz eksikliği olanlarda süt ve gazlı içecekler de şişkinlik yakınmasını artırabilen besinlerdir. 'Gluten enteropatisi' olanlarda da buğday ve arpa içeren gıdalar, şişkinliğe neden olabilir. Yoğurt ve ayran sindirim sistemi sorunu olan insanlarda şikayetleri artırır. Ancak kişiyi rahatsız etmiyorsa, ayran ve yoğurt tüketilmesinde sakınca yoktur. Mide sağlığı için özellikle probiyotikli yoğurtların tüketilmesinde fayda vardır.

SAKIZ ÇİĞNEMEYİN!

Mide sağlığı için beslenme düzenine önem vermek gerekir. Hızlı yemek yeme, sakız çiğneme, pipetle bir şeyler içme; hava yutma olasılığını artırabildiği için bu davranışlardan kaçınılmalıdır. Gaz yapabilecek gıdaların, diyetten uzaklaştırılması yakınmaların azalmasına yardımcı olabilir.

ŞOK DİYET ZARARLI!

Birçok rahatsızlık gibi sindirim sisteminin en büyük düşmanı fazla kilolar... Fazla kilolu insanların, yanlış beslenmeleri de şişkinliği artırmaktadır. Ayrıca kilo vermek amacıyla yapılan şok diyetlerde, uzun süre aç kalınması ve bir sonraki öğünde fazla miktarda yemek yenmesi mideye zarar vermekte ve sıkıntıları artırmaktadır. Nane çayı, spazm giderici özelliği ile yakınmaları azaltabilir. Zencefil çayı, adaçayı, melissa, papatya, rezene ile yapılan çaylar da gaz sorununu azaltabilir. Probiyotikli besinler ve yoğurt, sindirim sistemindeki iyi ve kötü bakteri dengesini düzeltmeye yardım edebilir. Fakat bu ürünlerin kişilerdeki etkisi değişkendir. Düzenli kullanımda yararlı olabilirse de mucize beklenmemelidir. Tedaviye başlamadan önce şişkinliğin sebepleri araştırılmalı; ne zaman, ne sıklıkta, neden ve ne süreli şişkinlikler yaşandığı kaydedilmelidir. Bu bilgiler doktorla da paylaşılmalı, ardından çözüm üretilmelidir.

VAKİT AYIRIN

Günümüz koşullarında yoğun çalışma sistemi nedeniyle yemeğe vakit ayıramıyoruz. Yemeği çok hızlı bir şekilde aradan çıksın mantığıyla yiyoruz. İnsanların büyük bir kısmı, sabah evden kahvaltı yapmadan çıkıyor; iş yerinde simit ve poğaça gibi bir şeyler atıştırıyor, öğlen yine çok hızlı yemek yiyor, akşam ise bütün günün verdiği yorgunluk ve açlıkla mükellef bir yemek yiyor. Hatta bazı kişiler akşam yemeklerini gece saat 22.00-23.00 gibi yiyebiliyor. Bu durum da, hazımsızlık ve şişkinlik gibi şikayetlerin yaşanmasına neden oluyor. Oysa ki, nispeten zaman ayrılmış bir kahvaltı, 15 dakika ayırarak yapılan bir öğle yemeği ve hafif bir akşam yemeğiyle mide şikayetlerini aza indirgemek mümkün olabilir. Yemek yerken en fazla dikkat edilmesi gereken kural; besinlerin iyice çiğnenmesidir. Ayrıca beslenme düzeninde ara öğünleri de göz ardı etmemek gerekir. Ara öğünler, kişinin metabolizmasını çalıştırarak zayıflamayı hızlandırır. Yatmadan bir-iki saat önce yemeği bırakmak, sağlıklı bir sindirim sisteminin olmazsa olmazlarındandır.

ÇİĞ SEBZE YEMEYİN

Çiğ sebzeler, sindirim sorunu olan kişilerde hazımsızlığı artırabilir. Sebzelerin buharda pişirilerek, besleyici özelliklerini kaybetmeden tüketilmesi önerilmektedir. Ancak burada da bireysel faktörler söz konusudur. Yani kişiden kişiye değişiklik gösterir. Çiğ meyveden rahatsız olan kişilerin de aynı şekilde meyveyi, komposto olarak tüketmeleri önerilmektedir.

DİŞTE ÇÜRÜK OLMASIN

Sindirimin ağızda başladığı unutulmamalıdır. Mide sorunu yaşayan kişinin diş sorunu varsa, önce dişlerini tedavi ettirmesi gerekir. Aksi takdirde diş problemi çözülmeden mide sorunu da çözülemez. Altı ayda bir yapılan dişçi ziyaretleri ve buradan çıkacak sonuç, mide rahatsızlıklarının çözümünde önemlidir.

SICAK ÇAY OLMAZ

Isı, sindirim sistemi rahatsızlıklarında çok önemli bir etkendir. Isı yüzünden vücutta oluşan tahrişlere dikkat etmek gerekir. Bazı kişiler, fokur fokur kaynayan çorbayı direkt tabaklarına alıp içerler. Ama bu durum çok zararlıdır. Şöyle düşünün ki; yemek borunuzdan döktüğünüz çorbayı, elinize döktüğünüzde eliniz ciddi şekilde yanar ve yanık tedavisi gerekir. Cilt, yemek borusuna göre yaralanmalara çok daha dayanıklı olduğu halde durum böyledir. Tabii yer çekimi ve dik duruş gibi nedenler, bu etkenleri azaltabilir. Ama yine de o ısı, özellikle mide asidiyle birleşince tahriş olma eğilimi gösteren kişilerin yemek borusuna zarar verebilir.

SU ŞİFA VERİYOR!

Özellikle hazımsızlık sorunu yaşayan kişilerin, sabah kalkar kalkmaz oda sıcaklığında bir-iki bardak su içmeleri büyük fayda sağlar. Ancak su, ne çok sıcak ne de çok soğuk içilmelidir. Soğuk suyun nasıl olması gerektiğine gelince; buzluktan alıp, içilmediği sürece soğuk su içmekte de herhangi bir sakınca yoktur. Soğuk havalarda toplamda iki, sıcak havalarda ise üç litre su içilmelidir

MİDE DOSTU BİR MÖNÜYLE BESLENİN!

Diyetisyen Yeşim Çelik, mide dostu bir mönü hazırladı:
KARNABAHAR: Haşlanmış karnabahar, mideyi asit saldırılarından korur.
LAHANA: Lahanayı ince şeritler halinde doğrayıp, salata yapın. Meyve presinde lahananın suyunu sıkıp aynı miktarda elma suyu ile karıştırın ve için. Lahana, ülser ve gastrit ilacı olarak biliniyor, mideye inanılmaz yarar sağlıyor. Yine; dörtte bir lahanayı yıkayıp, kalın şeritler halinde doğrayın. Bir kerevizi soyup, bölün. Bir havucu dilimleyin. Lahana, kereviz ve havucu katı meyve presinde sıkıp, sabah akşam suyunu için.
ELMA SİRKESİ: Salatalarda ya da mezelerde özellikle elma sirkesi tercih edin.
ISPANAK: Ispanağı buharda pişirin ya da haşlayarak tüketin. Taze yapraklarını salata olarak yiyin.
ZEYTİNYAĞI: Çiğ olarak kullanıldığında besinlerin midede kalma süresini azaltıyor ve yağların sindirimi için safra salgısını artırıyor.
MUZ: Mideyi seven meyvelerin başında geliyor. Ara öğünlerde birer muz yemek, midedeki yanma hissini ortadan kaldırıyor. Muz, mide enzimleri ve hücrelerinin üretimini de artırıyor.
MEYANKÖKÜ: Güçlü bir mide koruyucusu olarak biliniyor. Yapılan araştırmalara göre midedeki aşırı asiti azaltıyor.

HaberTürk.com.Sağlık Haber

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
'Gıda zehirlenmeleri en sık yaz aylarında görülüyor'
« Yanıtla #6 : 01 Ağustos 2016, 11:05:55 »
'Gıda zehirlenmeleri en sık yaz aylarında görülüyor'

"Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Saner, özellikle gıda zehirlenmelerinin en çok yaz aylarında görüldüğünü söyledi.

Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner, yaz aylarında otel ve restoranlarda zeytinyağlı, salata, sütlü tatlı ve pasta gibi soğuk tüketilen gıdaların, soğuk hatlarda bulunmasının gıda güvenliği açısından temel bir gereklilik olduğunu, önceden pişirilmiş olan et, tavuk ve balık yemeklerinin servis öncesinde sıcak tutulmasına dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.

Saner, özellikle gıda zehirlenmelerinin en sık karşılaşıldığı yaz aylarında gıda güvenliğine ilişkin açıklama yaptı.

Seyahat sırasında yiyecek ve içeceklerin araçta taşınması tercih edildiğinde ürünün gerektirdiği soğuk koşulların sağlanmasının önemine dikkati çeken Saner, soğuk ortam sağlanmaz ise özellikle süt ve et gibi ürünlerde meydana gelebilecek bozulmanın gıda zehirlenmesi riski oluşturabileceğine işaret etti.

Saner, tüketicileri molalarda, otel/restoran ve benzeri yerlerde açık ve menşe belirsiz sular içmemesi, şişelenmiş suların tercih edilmesi konusunda uyararak, şöyle devam etti:
"Otel ve restoranlarda zeytinyağlı, salata, sütlü tatlı ve pasta gibi soğuk tüketilen gıdaların, soğuk hatlarda bulunması gıda güvenliği açısından temel bir gerekliliktir. Özellikle yüksek protein içeren önceden pişirilmiş olan et, tavuk ve balık yemeklerinin servis öncesinde sıcak tutuluyor olmasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu tip gıdaların ortam sıcaklığında ve üstü açık bir şekilde sunulması çok yüksek oranda zehirlenme riskini beraberinde getirmektedir. Servis yapan kişilerin ve restoran tuvaletlerinin temizliğine dikkat edilmelidir. Hijyenik olmayan yerlerden kesinlikle uzak durulmalı, kokusundan ve görüntüsünden şüphe duyulan gıdalar tüketilmemelidir."

Ürünlerin doğru sıcaklıklarda muhafaza edilip edilmediğinin etiketinden kontrol edilmesi gerektiğini anlatan Saner, alışveriş konusunda şu önerileri sıraladı:
"Et, tavuk, balık gibi çabuk bozulabilen gıdaları ve dondurulmuş ürünleri alışverişinizin sonunda alın. Eğer hemen tüketilmeyecekse dondurulmuş ürünleri çözülmeden eve ulaştırarak buzluğa yerleştirin. Olması gereken fiyatın altında satılan ürünlere şüpheyle yaklaşın. Çabuk bozulabilen süt ürünleri, taze ve çiğ et ürünleri ve balık gibi gıdaları buzdolabında (0-4 derecede) uygun sıcaklık saklayarak kısa sürede tüketin. donmuş ürünleri buzdolabında (0-4 derecede) ya da mikrodalga fırında çözdürün. Çözülmüş ürünü bir daha dondurmayın. Sebze ve meyveleri iyice yıkadıktan sonra tüketin."

Muhabir: Andaç Hongur

Kaynak:
http://aa.com.tr/tr/saglik/gida-zehirlenmeleri-en-sik-yaz-aylarinda-goruluyor/617815


https://www.instagram.com/p/BIcL2eLgo83/