Gönderen Konu: Muharrem ayının ilk 10 günü nasıl değerlendirilmeli?  (Okunma sayısı 139142 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."



Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Muharrem Ayı: Hicrî Yılbaşı
« Yanıtla #46 : 30 Eylül 2016, 10:03:05 »

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Muharrem Ayı Duâ ve İbadetler
« Yanıtla #47 : 30 Eylül 2016, 10:03:21 »


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Muharrem'in 9. ve 10. Geceleri Yapılacak Duâ ve İbadetler
« Yanıtla #48 : 30 Eylül 2016, 10:03:36 »

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Âşûrâ Gününün Fazileti
« Yanıtla #49 : 30 Eylül 2016, 10:03:57 »

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Âşûrâ Günü Neler Yapılır?
« Yanıtla #50 : 30 Eylül 2016, 10:04:15 »


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Sayılı Günleri Değerlendirmek Lazımdır
« Yanıtla #51 : 30 Eylül 2016, 10:04:28 »


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9228
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ynt: Muharrem ayının ilk 10 günü nasıl değerlendirilmeli?
« Yanıtla #52 : 20 Eylül 2017, 13:22:31 »
gncll

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2380
Ynt: Muharrem ayının ilk 10 günü nasıl değerlendirilmeli?
« Yanıtla #53 : 20 Eylül 2018, 08:57:34 »
şükran

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2380
Ynt: Muharrem ayının ilk 10 günü nasıl değerlendirilmeli?
« Yanıtla #54 : 20 Eylül 2018, 09:05:19 »
Muharrem

Muharrem ayı, hicrî senenin birinci ayıdır. Bu ayın birinci gecesi, akşam ile yatsı arasında (yâni Zilhicce'nin son gününü, Muharrem'in birinci gününe bağlayan gece) Allah rızası için 2 rek'at namaz kılınır.

Namaza şu niyetle başlanır:

„Yâ Rabbî, bizi yetiştirmiş olduğun bu seneyi, hakkımızda mübârek kılman; afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar kılman, dünyevî ve uhrevî saadetlere nâil eylemen için; Allâhü Ekber“

Her iki rek'atte:

    7 Fâtiha-i şerîfe,
    7 Âyetü'l-Kürsî,
    7 İhlâs-ı şerîf

okunur. Namazdan sonra:

    11 defa:

    لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    „Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihil-hayr. Ve hüve alâ külli şey'in kadîr“
    11 İstiğfâr-ı şerîf,
    11 Salevât-ı şerîfe

okunup duâ yapılır. Duâda, geçmiş senenin günahlarının afvı ve yeni seneye günahsız girmek için ilticâ edilir.

Muharrem'in birinci gecesi ayrıca şu şekilde niyet ederek bir tesbih namazı kılınır:

„Yâ Rabbî, bu yeni senede beni mağfiret-i ilâhîne, rızâ-i ilâhîne ve hidâyet-i ilâhîne mazhar eyle. Yeni açılan amel defterimi rızâ-i ilâhîne muvâfık amel ile doldurmayı bana nasip eyle. Beni gadab-ı ilâhîne dûçâr olacak amellerden muhâfaza buyur. Allâhü Ekber“

Tesbih namazında şunlar okunur:

    1'inci rek'atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 Âyetü'l-Kürsî,
    2'nci rek'atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 „Âmener-resûlü...“ (Sûre-i Bakara'nın son iki âyeti, Sûre-i Âli İmrân'ın ilk iki âyeti de ilâve edilerek),
    3'üncü rek'atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 „Hüvallâhüllezî...“ (Sûre-i Haşr'ın son üç âyeti),
    4'üncü rek'atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 İhlâs-ı şerîf.

Namazdan sonra istiğfar edilir, Salevât-ı şerîfe getirilir ve arkasından duâ edilir.

Muharrem'in birinci gününde her birinde besmele çekerek, bir defada 1000 İhlâs-ı şerîf okuyanları, Cenâb-ı Hakk lutfuyla, keremiyle huzûruna bu âlemden kul borcu ile götürmeyecektir.

Bu ay içinde; perşembe, cuma, cumartesi günleri peşpeşe oruç tutulursa 900 senelik nâfile oruç sevâbı verilir.

Muharrem ayının biri ile onu arasında bir defa olmak üzere, 2 rek'atte bir selam vererek 6 rek'at namaz kılınır.

Bu namaz akşamla yatsı arasında kılınır. Bu vakitte kılınamadığı takdirde yatsıdan sonra da kılınabilir.

Namaza şöyle niyet edilir:

„Niyet eyledim yâ Rabbî senin rızâ-i şerîfin için namaza. Her hangi bir komşumun ve din kardeşimin veya her hangi bir kimsenin bana hakkı geçmiş ise, bu hakkın ödenmesi için; Allâhü Ekber“

    1'inci rek'atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 Âyetü'l-Kürsî, 11 İhlâs-ı şerîf,
    2'nci rek'atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 10 İhlâs-ı şerîf,
    3'üncü rek'atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 „El-hâkümüt-tekâsür...“, 11 İhlâs-ı şerîf,
    4'üncü rek'atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 10 İhlâs-ı şerîf,
    5'inci rek'atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 1 „Kul yâ eyyühel-kâfirûn...“, 11 İhlâs-ı şerîf,
    6'ncı rek'atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 10 İhlâs-ı şerîf

okunur. Namazdan sonra dua edilir.

Muharrem ayının birinden onuna kadar 10 gün oruç tutmak ve 10'uncu gün aşûre pişirmek fazîletli ibâdetlerdendir. Bunu yerine getirenlerin Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (radıy'allâhu anhümâ) Efendilerimiz'le cennete girecekleri ümit edilir.

Bu 10 günlük orucu tutamayanlar, mümkünse 8, 9 ve 10'uncu günleri oruç tutmalıdırlar.

Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz 9'uncu günü seferde bulunuyorlardı. O bakımdan yalnız 10'uncu günü oruç tutmuşlar ve „sağ olursak gelecek sene 9'uncu günü de tutarız“ buyurmuşlardır.

Muharrem'in 9 ve 10'uncu geceleri birer tesbih namazı kılmalıdır. Yine 9 ve 10'uncu geceleri teheccüd vaktinde rızâ-i ilâhî için 4 rek'at namaz kılınır. Her rek'atte 50'şer İhlâs-ı şerîf okunur.

Teheccüd vakti: Öğle vakti gündüzün hangi saatinde giriyorsa, gecenin o saatinde de teheccüd vakti girmiş olur.

Bu günlerde Hatm-i Enbiyâ'ya devam etmeli. Bilhassa 9'uncu günü akşamı, yâni 10'uncu gecesi muhakkak Hatm-i Enbiyâ yapılmalıdır.

Muharrem ayı içerisinde mümkün olduğu kadar fazla istiğfar etmelidir.

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2380
Ynt: Muharrem ayının ilk 10 günü nasıl değerlendirilmeli?
« Yanıtla #55 : 20 Eylül 2018, 09:06:06 »
 
MUHARREM-İ ŞERÎF AYI VE ÂŞÛRÂ GÜNÜ’NÜN FAZİLETİ 
   
Hicrî ayların ilki olan Muharrem-i Şerîf ayı; içinde zuhûra gelen ulvî hâdiseler, vukû bulan ilâhî tecellîler ve islâmî bir tarih başlangıcı kabul edilmesi bakımından Müslümanlar arasında büyük bir ehemmiyet arzeder.

Hicretin on altı veya onyedinci yılında toplanan İslâm şurâsında ileri sürülen muhtelif fikirler arasında Hz. Ali (k.v.)’nin nokta-i nazarı kabûl edilip, ilk İslâm muhacirlerinin Muharrem ayında hicret etmeleri sebebiyle bu ay tarih başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

Ayrıca; Muharrem ayının İslâmiyetten öncesine uzanan bir şöhreti ve kıymeti de vardır. Denilebilir ki Muharrem ayı, bütün beşeriyet tarihinde yeri bulunan bir aydır.     
   
Muharrem-i Şerîf ayının onuncu gününe yani mîlâdî 7  0cak carsamba  gününe isâbet eden Âşûrâ günü de, yine dinimizce büyük ehemmiyet arz etmekte ve birçok ilâhî tecelliye zarf olmuş bulunmaktadır. Fakih Ebulleys es-Semerkandî (rh) hazretlerinin beyanına göre Âşûrâ Gününde vâki’ olduğu rivâyet edilen hadiseleri zikredecek olursak;

-Hz.Âdem(a.s.)’ın halk edilmesi, Cennet’e girmesi ve Cennet’ten çıktıktan sonra tevbesinin kabûlü,

-Hz.İbrâhim(a.s.)’ın velâdeti, Halîlüllah pâyesine ermesi, Nemrut’un ateşinden kurtulması,

-Hz.İdris(a.s.)’ın semâya ref’ olunması ve Hz.Eyyûb(a.s.)’ın hastalıklardan kurtulması,

-Hz.Nuh(a.s.)’ın, gemisinin Cûdi dağına oturması ve karaya ayak basması,

-Hz.Îsâ(a.s.)’ın velâdeti ve kendisine suikast hazırlayan Yahûdîlerin elinden kurtarılıp semaya yükseltilmesi ve

-Hz.Mûsâ(a.s.) ve ümmetinin Fir’avn’ın zulmünden kurtuluşları ve Fir’av’nın suda boğulması gibi hadiseler Âşûrâ Gününde vâki olmuştur.
   
Muharrem-i Şerîf ayı geldiğinde mü’minlerin birbirlerinin yeni hicrî senelerini tebrîk etmeleri ve yeni senenin kendileri ve tüm İslâm âlemi ve İslami Hizmetlerimiz hakkında hayırlı olması için  Cenâb-ı Hak’ka duâ ve ilticâ etmeleri icâb eder.

Ayrıca bu günlerde, fakirlere-yoksullara yardımda bulunmak, kimsesizleri ve hastaları ziyaret etmek de güzel görülmüştür. Büyük  dostları tarafından beyan edilen, bu aya ve Aşûrâ gününe mahsus bir takım ibâdetler de mevcuttur.

Şöyle ki; Bu ayın ilk on gününde kılınması ehemmiyetle tavsiye olunan altı rek’at namaz vardır ki niyeti ve kılınış şekli duâ kitaplarında ve takvim yapraklarında beyan edilmektedir.
   
Âşûrâ Günü’nün bu müstesna kıymeti sebebiyle Rasûlüllâh Efendimiz bu günde oruç tutar ve eshâbınada tavsiye ederlerdi. Bir Hadîs-i Şeriflerinde Rasûlüllâh Efendimiz meâlen: “Ramazan’dan sonra oruçların en faziletlisi, şehrullah olan Muharrem (ayında tutulan)dır. Farzlardan sonra namaz(lar)ın en faziletlisi gece namazıdır.” buyurmaktadırlar.
   
Abdullah ibn-i Abbas(r.a.) naklediyor: “ “Rasülüllah(s.a.v.)Efendimiz Âşûrâ günü oruç tuttu ve o günün orucunu tutmayı bizede emretti. Ashâb: “Ey Allâh’ın Rasûlü, o(Âşûrâ) Yahûdi ve Nasrânî’lerin büyük saydıkları bir gün değilmidir?” dediler.

Rasûl-ü Ekrem Efendimiz: “Gelecek sene olduğunda -inşaAllah- dokuzuncu günü (ile birlikte) oruç tutarız.” buyurdular. Ertesi sene(nin Muharrem ayı) gelmeden önce Rasûlüllâh Efendimiz vefat etti.”” İşte bu sebebledirki, Âşûrâ gününü tek başına değil, dokuzuncu günle beraber veya bu mümkün olmamış ise on birinci günle beraber tutulması tavsiye olunmaktadır.
   
Rasûlüllâh Efendimiz(s.a.v.) Ramazan orucundan sonra en fazla Âşûrâ orucuna ehemmiyet verirdi. Nâfile olarak yapılan ibadetlerin sevabı, on mislidir. Nafile olmasına rağmen Âşûrâ orucunun müstesnâ bir durumu vardır. 

Peygamber(s.a.v.)Efendimiz bir Hadîs-i Şeriflerinde bu hususu şöyle izah buyurmaktadırlar: “Âşûrâ gününün orucu -Allâh’a karşı hüsn-ü zannım odur ki- bir önceki sene(de işlenen hata) yı örter.” Yine bu ay içinde; Perşembe, Cuma, Cumartesi günleri peş peşe oruç tutulursa 900 senelik nafile oruç sevâbı verileceği müjdelenmektedir. Âşûrâ gününde her mü’minin on kişiye birer selâm veya bir kişiye on selâm vermesi tavsiye edilmektedir.

Bu günde gusül abdesti alan kimsenin sene boyunca ufak tefek hastalıklardan berî olacağı ve o gün çoluk ve çocuğunun nafakasını geniş tutması halinde ecir ve berekete vesîle olacağı beyan edilmektedir. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) bir Hadîs-i Şeriflerinde meâlen: “Kim âile efrâdına Âşûrâ günü(nün nafakasını) geniş tutarsa ’da ona senenin tamamında genişlik verir.” buyurmaktadırlar.
   
İslam şuuruna mâlik bulunan her mü’min, yukarıda da izah etmeye çalıştığımız hususlar müvâcehesinde  bu günlere îcâb eden itinayı göstermeli ve sünnet müessesesini ayakta tutmaya çalışarak Mevlâmız’ın rızâsına nâil olabilmenin gayreti içersinde olmalıdır.