Gönderen Konu: Niye Geldin Ey Sıkıntı?  (Okunma sayısı 2439 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7477
Niye Geldin Ey Sıkıntı?
« : 28 Kasım 2012, 03:11:21 »

Hayatla yüzleşmekten kaçarken, aynaya bile bakamaz olursun; çünkü hayatının yansıması vardır orda bile. Kendinden kaçıp ertelemektir çözüm bazen. Huzurun kaçar adımlarının büyüklüğünde. Zaten, adım atmak risk demektir sana göre, geri gitmekse pusmak. Onu da yapamazsın,nelere mal olur neleri kaçırırım kim bilir korkusuyla tedirgin bir halde kalakalırsın olduğun yerde.

Ya yüzsüzleşip yüzleşeceksin herşeye inat  ya da gerçeğin ortasında yüzünü süzüp tüyeceksin... Kararsızlığın bedeli ise daha ağır… Kimisi, mücadeleyi sessizce dingin halde yapar, kimisi de gür sedayla. Fıtrat meselesi belki de.

Ama bu ikisini de yerine göre yapabilmekte mi hüner bilmiyorum. Yeter ki sükutlar sakat, haykırışlar da aykırı olmasın.

Ne yaşanırsa yaşansın nefesini söndürmezsin kendi elinle. Madem yaşamak zorunda olduğun bir alemdesin,ne haddin var ki kendi ellerinle çukurlar kazasın. Sabır ve şükür bohçaların var sadece. Ellerin var,çukur kazmaya değil, o bohçaları tutmaya yarayan ve de yalvarmaya.

Artık son noktaya gelmişcesine “yıkıldım!” derken seni dinleyen sadece tek bir Yaradana aczini itiraf etmeye…

Ellerini, semaya kaldırıp yıkan gözyaşıyla.Soğuyan yüreğini ısıt. Rabbin merhametini, bu dünyanın geçiciliğini hisset.

İyi ki geçici, neyse ki geçici. Bu yüzden korkmazsın ağaran saçlarından, bu yüzden seversin ilerleyen yaşını.Ve şu cümleler dökülüverir ümitli halinin dilinden.

“Yeni bir dünya heceliyorum. Dünyanın yaşlısı, ahiretin çocuğuyum işte. Henüz konuşamıyorum, heceliyor, emekliyorum.
Arada tökezliyorum ağlıyorum,kızıyorum! Dünya geçici de olsa kalıcıyım sanıyorum. Güçsüzlüğümü her seferinde görüp yıkılıyorum ama… Ey nefsim! Gidecek hangi kapı var başka? Hangi fani mahluk acını limitsiz dindirmeye yarıyor?”

Yerçekimine yenik vücudun aşağılara sarkıp da, bu ben miyim! telaşına girmeye ömrün yeterse şayet, gençliğinde “keşke geç olmadan yapsaydım!” ahlarını tevbe merhemiyle oh’lara çevirmeden sükuta erebilecek misin?

Katarakt gibi görmene engel gaflet perdelerin ve bunun neticesinde vicdanını sızlatan bir şeyler var. Bu halde yaşamaya devam etmek her gün ölmek değil mi ki ya da ölememek? Ama…

Ey nefis! Bu imtihanınla duyguların, dirilişe gebe kalmak istiyor. Daralan yüreğinin, ruhunun yangınlarının, iç sıkıntılarının hikmetini sorgula.

Onlar memur. Gönül kapına geldilerse kapatma kapını ve ne istediklerini sor, cevabını alacaksın.

Diyecekler ki;

“Geldik.Çünkü senin ruhunda virus var.Geldik, çünkü akması gereken yaşlar var , o yaşlar akmadıkça kurusu kalbine katman oluyor.Katılaşıyor, durdukça yüreğine batıyor. Geldik çünkü senden Rabb in istediği niyazlar var. Geldik ki, epeydir imanını tazelemedin haberin ola.Sen tazeleme yapmadıkça bizim de atamamız yapılmaz bilesin.Biz memursak, sen yeryüzünün halifesisin.Bizi hafife aldıkça hilafetin düşecek.İstemeyiz bunu. Bir an önce hazırlan ki daha gideceğimiz çok yer var, ömür az, vakit dar…Geldik işte fazla yorma.Yüreğin bahar temizliklerine hasret...”

Betül Gültekin

Çevrimdışı yurt2

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 116
Ynt: Niye Geldin Ey Sıkıntı?
« Yanıtla #1 : 04 Ocak 2013, 23:40:42 »
  zs2))

Çevrimdışı Cennetül Firdevs

  • Her gönülde Allah'a ait bir emanet vardır..
  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 8
  • Hedefi olmayan.. Hedeftedir!...
Ynt: Niye Geldin Ey Sıkıntı?
« Yanıtla #2 : 10 Nisan 2014, 22:43:56 »
“Geldik.Çünkü senin ruhunda virus var.Geldik, çünkü akması gereken yaşlar var , o yaşlar akmadıkça kurusu kalbine katman oluyor.Katılaşıyor, durdukça yüreğine batıyor. Geldik çünkü senden Rabb in istediği niyazlar var. Geldik ki, epeydir imanını tazelemedin haberin ola.Sen tazeleme yapmadıkça bizim de atamamız yapılmaz bilesin.Biz memursak, sen yeryüzünün halifesisin.Bizi hafife aldıkça hilafetin düşecek.İstemeyiz bunu. Bir an önce hazırlan ki daha gideceğimiz çok yer var, ömür az, vakit dar…Geldik işte fazla yorma.Yüreğin bahar temizliklerine hasret...”

Allah razi olsun, cok begendim..
Hey gidi günler!
Allâh, kulunu azîz eder...
Kul, sapıtır ve kendini zelîl eder!
Bahâne aramasın kimse!
Herkes, hâline kendi müşterî olur...