Gönderen Konu: NLP Sadece Motive mi Ediyor?  (Okunma sayısı 2153 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9206
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
NLP Sadece Motive mi Ediyor?
« : 27 Mart 2013, 12:17:26 »

NLP Sadece Motive mi Ediyor?



Bugün kullandığımız birçok kelime gerçek manaları dışında kullanılıyor. Konuşurken ya da yazarken verilmek istenen mana, inançlarımızı ve kültürümüzü karşılamakta yetersiz kalıyor. Bu, toplum içinde kargaşaya ve kuşaklar arasında anlaşmazlığa yol açıyor, inançlar ve bunlara bağlı davranışların da gevşemesine sebep oluyor.

Motivasyon, günlük hayatta kullanılan ingilizce kökenli bir kelimedir. Sözlükte motivasyon, “İsteklendirme, güdüleme” olarak; güdü ise, “Bilinçli veya bilinçsiz olarak davranışı doğuran, sürekliliğini sağlayan ve ona yön veren herhangi bir güç, saik (sebep)” olarak ifade edilmektedir. Kelimenin manasından da anlaşıldığı gibi modern bilim ve psikoloji, insan hayatını dünya ile sınırlı tuttuğundan, bu konularda yapılan araştırma ve çalışmalar sonucunda ortaya çıkan kelimeler de dünya hayatı ile sınırlı oluyor.

ABD’li psikolog Abraham Maslow tarafından 1943 yılında yayımlanmış bir çalışmada ortaya atılan, “Maslow teorisi” veya “ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisinde” insan ihtiyaçları sıralanmış.
Sıralanan bu ihtiyaçlar ise şunlar:
   
    Fizyolojik ihtiyaçlar (nefes, besin, su, cinsellik, uyku, denge, boşaltım)
    Güvenlik ihtiyacı (vücut, iş, kaynak, etik, aile, sağlık, mülkiyet güvenliği)
    Ait olma, sevgi, sevecenlik ihtiyacı (arkadaşlık, aile, cinsel yakınlık)
    Saygınlık ihtiyacı (kendine saygı, güven, başarı, diğerlerinin saygısı, başkalarına saygı)
    Kendini gerçekleştirme ihtiyacı (erdem, yenilik, doğallık, problem çözme, önyargısız olma, gerçeklerin kabulü)


Maslow’un teorisi, modern bilim ve psikolojide olduğu gibi dünya ile sınırlı kalmıştır. ihtiyaçlar hiyerarşisinde son basamak olan kendini gerçekleştirme düzeyine ulaşmış, önemli ve başarılı işlere imza atmış birçok meşhur insan, ruhen tatmin olmadığından, mutsuz ve vicdani sıkıntılar içindeki hayatlarına intihar ederek son verdikleri vakidir.

Sınırlı kalıplarda kendini zorlamak: motivasyon insanı dünyanın dar kalıpları içine sokan modern bilim, yine bu dar kalıplar içinde bocalayan insanın kurtuluşu için yüzlerce teknik, binlerce sayfa bilgi oluşturmuştur. ilahi kaynaklardan beslenmeyen kendi aralarında ayrılığa düşen psikologlar, yetersiz gördükleri birçok kelimeyi ve tekniği de kullanmamışlardır.

Kaynağı islam dininden olmayan kelimeler, ulvi hedef ve maksatlara ulaşma konusunda insanları heyecanlandırmadığı gibi onlarda istek ve arzu uyandırmaz. insanı heyecanlandıran ve ilahi hedefler yolunda harekete geçiren, insanın kendini tanıması ve kendi ile ilgili sorulara cevap aramasıdır. insanoğlu kendisiyle ilgili sorulara cevap bulduğunda, ilahi hedeflere ulaşma konusunda istek ve arzu duyacak, Maslow ihtiyaçlar hiyerarşinde sayılan basamakların daha ötesindeki ulvi hedeflere ulaşmak için basamakları basit birer araç olarak görecektir.

Doğru sorular

İnsanın kendisini tanıması ve ruhunun hakikatlere ulaşmasını sağlayacak soruları İmam-ı Gazali şöyle kaleme almıştır.
    Sen nesin?
    Yaradılışın nasıl olmuştur?
    Ne vakit, nerede ve ne hizmetle dünyaya geldin?
    Nereye gideceksin?
    Senin saadetin mutluluğun ne ameldedir?
    Asiliğin, umutsuzluğun, şekâvedin nedir ve ne ameldedir?


Bu sorulara verilen cevaplar insanı, ulvi hedeflere bağlı olarak yaşamaya başlatacaktır. Her hal ve durum onun manevi isteklerinin artmasına ve zorluklarla mücadelesine yardımcı olacağı gibi, iki günü de birbirine müsavi olmayacaktır.

Motivasyon yerine iyi niyet

Psikoloji literatüründe kullanılan motivasyon kelimesi yerine kullanılabilecek kelimeyi paralelde aradığımızda, karşımıza “niyet” kelimesi çıkmaktadır. Türk Dil Kurumu, Büyük Türkçe Sözlüğünde “niyet” kelimesini, “Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat” olarak ifade etmektedir. İnsan, bir şeyleri yapmak üzere düşünmeye başlar. Bu düşünme süreci sonunda neden ve hangi sebeple icra edeceğine karar verir. Verilen kararın şiddeti, arzu derecesi ve ne düzeyde doğru düzgün yapmak istediği, yani ihlası bu karara bağlıdır. İşte bu aşama niyettir. Niyetin halis olması ve iyi niyetli olmak eylemi gerçekleştirmeye yetecektir.

İnsan yapacağı işlere ihlasla niyetlendiğinde, kâinattaki her şey kişinin ihlas ve niyetinin manevi derecesince ona yardım edecektir. insan iyi ve halis niyetli olduğu sürece içinde bulunduğu şartlar, hal ve durum sürekli değişse dahi ruhuyla ve kalbiyle bağlandığı ilahi makam onun ihlaslı niyetinin devamına yardımcı olacaktır.

ihlaslı niyetlerle yapılan işler zaman içinde bedenin ruhu değil, ruhun bedeni yönetmesine vesile olacaktır. Bu durum kişinin sürekli manevi istek ve arzu içinde yaşamasına, dar dünya kalıplarının, geçici isteklerin ilahi hedefler için araç olduğu inancıyla, huzur ve vicdani rahatlık içinde ömür sürmesini sağlayacaktır. Hayattan aldığımız sonuçlar, ilahi hedeflere yönelik niyetlerimize ve kendimizi tanıyıp eksiklerimizi gidermek suretiyle geliştirdiğimiz kabiliyetlerimize bağlı olacaktır.

Maddi ve manevi sahada kendini geliştiren, gelişmelere açık, kötü durumlara hazır olan kişilerin davranışları, hayatın her sahasında kendine mesafe kat ettirecek davranışlara bürünür. ilahi hedefe ulaştıracak sebepler, sonsuz olacağından ümitsizlik olmayacak ve bu bağlamda niyet de kesintisiz olacaktır.

Nedir bu NLP?

Modern bilim ve psikolojinin ortaya çıkardığı tekniklerden biri de NLP kısaltmasıyla yazılan, Neuro Linguistic Programming’dir. Beyin (sinir) dilini programladığı iddia edilen NLP, gerçekte beyin dilini mi programlar, ya da beden üzerinden ruha mı tesir eder?

NLP tekniği, insan davranışlarını keşfetmek ve insanları etkilemek için oluşturulan psikolojik tekniklerdir. Kendi inanç ve kültür dünyalarında, insanların performans ve başarıları araştırılmış, sonrasında model haline getirilmiştir. Bu modelleri kullanacak olan diğer insanların da başarıya ulaşılacağına inanılan bir teknik haline getirilmiştir.

NLP teknikleri kısa süreli hedefleri olan, dünya hayatının dar görüşleri içine hapsolan kişilere katkı sağlayabilir. Fakat bir taraftan katkı sağlarken, diğer taraftan da insandaki enaniyet duygularını kamçılayıp İslam inanç ve itikadı dışına itmek suretiyle şirke dahi düşürebilir.

NLP tekniklerini kullanarak yaşayan insanlar hiçbir zaman kendi ruh halleriyle yaşayamadıkları gibi, alışkanlık haline getirilen sahte rol ve davranışlarla yaşamaya mahkûm olurlar. insanın egosunu, nefsini ateşleyen ve ben’i yani şeytanî duyguları ve devamında davranışları ortaya çıkaran, sürekli yükselme ve kazanma hırsı veren, tûli emel aşılayan NLP, insanı yalnızlaştırır, birlikten doğan Allah’ın rahmetinden uzak ettiği gibi, cemiyet ruhunu da yok eder.

NLP’nin temelleri ruh bilimci Freud’a dayanmakla birlikte, Frederic Perls’in Gestalt ekolüyle şekil almıştır. Perls, “Gestalt Duası” adını verdiği şiirle bir dönemi çok etkilediği gibi şimdi de etkilemeye devam etmektedir.

Semavi ve geleneksel ahlâka karşı hayvani bir hürriyet peşinde koşan Perls, heva ve hevesin tatminini Gestalt terapisi olarak 1950′lerde ABD’de ortaya koymuştur ve 1968 öğrenci olaylarında öğrencilerin nazarında bir idol konumunu korumuştur. Bilhassa gençleri her türlü otoriteye karşı kışkırtmak için “Gestalt Duası” adını verdiği şiirini 1960′larda neşretmiştir. (Perls: “Gestalt Prayer”) “Benim yaptığım bana, Senin yaptığın sana. Bu dünyaya gelmedim Ta senin beklentilerine cevap vereyim. Sen de bu dünyaya gelmedin Ta bana göre hayat süresin. Ben benim ve sen sensin Eğer tesadüfen anlaşırsak ne güzel, Eğer anlaşamazsak da yapılacak bir şey yok.” (Klein, 2005)

NLP tekniklerinin, okullarda öğrencilere ve işyerlerinde çalışanlara sürekli pompalanarak İslam’ın cemiyet ruhunu yok etmek isteyen, kendileri ise birleşme yolunda koşan Batılıların son dönem oyunlarından biri olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.

NLP tekniklerinden Müslümanların etkilenmemesi için, İslam tasavvufu hakkında bilgisi olan ve itikadı şüphelere düşmeyecek eğitmenler tarafından durumun vahameti anlatılmalı ve NLP eğitimleri almış Müslümanlar bu noktada uyarılmalıdır.


Yusuf SÖĞÜTDELEN | 06 Mart 2013 | İnsan ve Hayat Dergisi