Gönderen Konu: Okul Öncesi ve Aile  (Okunma sayısı 2729 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9214
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Okul Öncesi ve Aile
« : 04 Ekim 2011, 12:19:42 »

Okul Öncesi ve Aile

Okul öncesi çağı önemli. Çocuk anlayışlı bir annenin, babanın sevgisiyle ve ilgisiyle yaşamalı o çağını.

Her ayrıntıyı bağımsız bir uzmanlık problemiymiş gibi ele alanlarımız var. Geçen gün televizyonda izledim, bir hanım uzman, "çocuk içe kapalıysa siz susacaksınız, onu dinleyeceksiniz" tarzında bir şeyler söylüyordu. O konuşmuyorsa, sabırla susup onun konuşmasını beklemek gerekirmiş...

Ne ilgisi var? "İçe dönük dışa dönük olmak" normalde bir mizaç (yapı) farklılığıdır. Susmak neyin çaresi?

Okulöncesinde, okula gitmenin bir gereklilik olduğu duygusu gelişmeli. Eğlenceli bir yer değil okul, her çocuğun sıkılması normaldir. Önemli olan, bunun normal bir yürüyüş seyrinin bir parçası olarak algılanmasıdır. "Okula gidilir, herkes gidiyor, ben de gideceğim. Böyle gerekiyor..." duygusu önemlidir. Ona bu telkin edilmiştir, o da algılamıştır.

Çocuk soru sormayı sever, bazen bıktırıcı olabilecek kadar sorar. Çevresini, eşyayı tanımak ihtiyacındadır.

Ama çocuk bir noktadan sonra kendi kendine de soru sormaya başlar ve o noktalarda susar. Televizyon seyrediyorsanız, o da döner bakar, sizin yaptığınızı o da yapar. Şayet kitap, gazete okuyorsanız, "bu yapılan nedir?" diye kendi kendine soracaktır bir noktada. Televizyon seyretmenizi anlar ve aynısını o da yapar. Fakat kitap sayfalarına bakmanızı hemen anlayamaz. Alıp baksa bile bir kenara atar. Sizinle beraber TV seyredebilir ama sizinle beraber okuyamaz. Size "nedir bu?" diye de soramaz, fakat kendi kendine sorar. Beni okumaya doğru iten ilk sebep babamın gazeteleridir.

Bir ev düşünün ki; okuyan yok, kalem kullanan yok, sohbet edenler yok, namaz kılan yok, vs. Herkes TV ile meşgul! Çocuğun ilgisini çeken şey TV'dir, uzaktan kumanda aletidir, ara sıra kullanıp kenara bırakılan cep telefonudur. Onları kurcalamak ister.. Ailenin bireyleri arasındaki ilişki biçimleri ve dilleri de bozuk ise, çocuğun alıcıları neleri nasıl alacak? Pozitif bir manzara var ise, çok şey değişir. Aile bir çeşit okul halini alır ve kreşlerde anaokullarında verilemeyenleri de verir.

Bizim eve her sabah çok erken vakitte bir müvezzi tarafından Yeni Sabah gazetesi bırakılır ve babam onu ciddiyetle okurdu, henüz kahvaltı etmeden önce. Ben de özenerek bakardım. İlk okuduğum kelimeler, o gazetenin adıdır... Babamın dolmakalemleri vardı. Ceketinin küçük cebinde taşırdı. Bazen onlara mürekkep koyduğunu görürdüm ve özenirdim. Her sabah caminin imamı, evinden gelirken bizim kapıyı çalardı. Yatılı misafirlerimiz olduğunda yadırgarlardı "ne bu sabah sabah!" diyerek. Önce caminin imamı, arkadan gazete müvezzii, sonra kahvaltı... Gün böyle başlardı bizde... Okuma yazmayı ben okula başlamadan öğrendim. Namaz sûrelerini de babam ezberletti, yavaş yavaş... Beni camilere de götürürdü, Millet Partisi'nin mitinglerine de... Anaokulu olsaydı da gitseydim ne olacaktı yani? Annemin evdeki hali ise bambaşkaydı. Bir sevgi, sorumluluk ve denge öğretmeni gibiydi...

"Baskı vardı" diyorlar. Ben görmedim. İlkokulda sınıf başkanı, kooperatif başkanı, trampet takımının başkanı idim. "250 simiti 50 açmayı ben sattırıp, bedelini simitçi fırınına ben öderdim. Hesap görürken ilgili öğretmene itiraz ettiğim olurdu. Değerlendirme yapmayı öğreneyim diye, arkadaşlarımın yazılı sınav kâğıtlarını öğretmenimiz kendi evinde bana okutup notlatırdı! Daha nasıl sosyalleşecektik!

... Modern teorileri biliyorum, 2 yaşında bile okulu tavsiye ediyorlar! Teoriler yanlışlanmak içindir, bu da yakında yanlışlanacak. Problemlerin aileden kaynaklandığını görmezden gelmek istiyoruz; çünkü öylesi kolay oluyor. Halbuki aile okulun açığını kapatır, okul ailenin açığını kapatamaz. Çıkış yolu, mutlu ve dengeli aileler oluşturmaktır, "sorumlu anne-baba" şuurunu kazanmaktır. O zaman okul da verimli olur. Özellikle okulöncesinin bir numaralı eğitim ocağı ailedir; kreşler, anaokulları değil. Eğitim bilimcileri şimdilik öyle demiyorlarsa, yakında diyeceklerdir. Aileyi ihmal eden kurumsal eğitim, standart sıradanlık üretimi yapar. Kendi çapında öncülük ve önderlik kişiliğinin sorumluluğuna sahip bireyler yetiştiremez.



Ahmet Selim - 18 Eylül 2011 Pazar