Gönderen Konu: Ehl-i sünnet itikadının esasları  (Okunma sayısı 2678 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı İsra

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 7481
Ehl-i sünnet itikadının esasları
« : 12 Ocak 2010, 10:05:49 »

Ömer Nesefi hazretleri, tefsir, hadis, fıkıh, kelam ilimlerinde ihtisas sahibi bir zattı. Zamanındaki bozuk itikatlı kimseleri susturmak ve halkın iman bilgilerini korumak için “Akaidi Nesefi” risalesini yazmıştır. Bu risalede bilmemiz, inanmamız gereken Ehl-i sünnet itikadını kısaca şöyle bildirmektedir:

“Allahü teâlâ birdir, kadîm olan Zatı ile vardır. Ondan başka her şey, Onun var etmesi ile sonradan var olmuştur. Sonunda yine yok olacaklardır. Akıl, ilmin bir sebebi ve vasıtasıdır. İlham, bir şeyin doğru olduğunu bilmeye yeterli sebep ve vasıta değildir.

Allahü teâlâ yarattıklarına benzemez. O, mekandan münezzehtir. Allahü teâlânın, zâtı ile kâim ezeli sıfatları vardır. O, kendisine has ezeli bir kelam ile söyleyicidir O’nun kelamı harf ve ses cinsinden değildir. Hiçbir şey asla O’na benzemez. Hiçbir şey O’nun ilminin ve kudretinin dışında değildir.

GÜNAHLAR İMANDAN ÇIKARMAZ

Allahü teâlâ ahirette görülecektir. Kur’an-ı kerimde “O günde nice parlak gözler Rab’lerine nazar edecekler” buyurulur. (Kıyame, 22, 23). Hadis-i şerifte ise “Siz on dördünde ayı gördüğünüz gibi Rabbinizi mutlaka göreceksiniz” buyurulmuştur. Bu görme, mekandan, cihetten, ışıktan, mesafeden münezzeh olarak vuku bulacaktır.

Küfür, iman, tâ’at ve isyan gibi kuldan sâdır olan fiilleri yaratan Allahü teâlâdır. Kulun kendi ihtiyarında olan fiillere karşılık olmak üzere mükafat alırlar veya cezalandırılırlar. Helal veya haram, herkes kendi rızkını tüketir. Başkasının rızkını tüketemez.

Kâfirler ve bazı asi mü’minler için kabir azabının varlığı haktır. Allahın bildiği ve irade ettiği şekilde kabirde ehl-i tâ’at için nimetlerin bulunduğu, yine kabirde Münker ve Nekir melekleri tarafından ölüye sorular sorulacağı peygamberden bize aktrarılan delillerle sabittir.

Ba’s yani öldükten sonra yeniden dirilmek haktır. Amellerin tartılacağı terazi, havz-ı Kevser, Sırat köprüsü, Cennet ve Cehennem haktır. Cennet ve Cehennemin ne kendileri, ne de onların içinde bulunanlar yok olmayacaklar, ebedi kalacaklardır.

Büyük günah mü’min olan kimseyi imandan çıkarmadığı gibi küfre de sokmaz. Büyük günah işleyenlere peygamberlerin şefaat edebilecekleri naklî delillerle sabittir. İslâm’ın yasak ettiği bir şeyi helal saymak küfürdür. İmanda azlık çokluk olmaz. Şirkten başka, küçük ve büyük günahları Allahü teala affeder veya azab eder.

Peygamberlerin ilki Hazret-i Âdem, sonuncusu Hazret-i Muhammed aleyhisselâmdır. Peygamberlerin en üstünü Muhammed aleyhisselamdır. Melekler, Allah’ın kullarıdır. Onun emriyle hareket ederler; erkeklik ve dişilikleri yoktur. Allahü teâlânın peygamberlerine indirdiği kitapları vardır. Allah; emirlerini, yasaklarını, vaadlerini, uyarılarını bu kitaplarda bildirmiştir.

KERAMET HAKTIR

Mirac haktır, uyanık iken ruh ve beden olarak vuku bulmuştur. Evliyânın kerametleri haktır. Bu gibi fevkalâde haller peygamberde görülürse mucize, diğer müminlerde görülürse keramet adını alır.

Peygamberimizden sonra insanların en üstünü Hz. Ebû Bekir Siddîk, sonra Hz. Ömer el-Fâruk, sonra Hz. Osman Zinnûreyn, sonra Hz. Ali Mürtezâ’dır. Halifelikleri de bu sıraya göre gerçekleşmiştir. İyi veya kötü, halifenin, devlet reisinin arkasında namaz kılınır, (ona itaat) edilir

Eshab-ı kirâmın hepsi sadece hayırla yâd edilir. Resulullahın müjdelediği on sahabenin Cennetlik olduğuna inanırız. Hiçbir veli, peygamber derecesine eremez. Hiçbir kuldan teklif ve sorumluluk sakıt olmaz.

Nassları kabul etmemek; İslâmın getirdiği haramları helal saymak, İslâm ile alay etmek küfürdür. Allahtan ümit kesmek küfürdür. Allah’ın azabından kurtulacağını düşünmek küfürdür. Kâhinlerin söylediklerini doğrulamak küfürdür. Mest üzerine, mesh edilir.

Dirilerin ölüler için yaptıkları dualar ve hayırlar kabul edilir. Allahü teâlâ duaları kabul eder ve ihtiyaçları giderir. Deccal’ın çıkması, Dâbbetü’l-arz, Ye’cüc ve Me’cüc’ün zuhuru, Hazret-i İsa’nın gökten yere inmesi, güneşin batıdan doğması gibi peygamberin haber vediği kıyamet alametleri haktır.”

Mehmet Oruç


mazhar

  • Ziyaretçi
RESÛLULLÂH EFENDİMİZİN ŞEFÂATİ
« Yanıtla #1 : 02 Ocak 2015, 05:51:10 »
RESÛLULLÂH EFENDİMİZİN ŞEFÂATİ

Resûlullâh Efendimizden (s.a.v.) şefâatini istemek peygamberlerin ve selef-i sâlihînin sünnetidir. Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) dünyâyı şereflendirmesinden önce, dünyâyı şereflendirmesinden sonra, berzâh hayâtında (âhirete irtihâlinden kıyâmete kadar) ve âhirette ondan şefâat talep edilmiştir, edilmektedir ve edilecektir.

Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) dünyâyı şereflendirmesinden önce şefâati:

Hz. Âdem aleyhisselâm, Cennet’te yasaklanan şeyi unutarak yedikten sonra yeryüzüne indirilince:

“Yâ Rabbi, senden Muhammed sallallâhü aleyhi vesellemin hakkı için beni bağışlamanı istiyorum” diye duâ etti. Allâhü Teâlâ:

“Yâ Âdem, (henüz yaratmadığım hâlde) Muhammed’i sen nasıl bildin” buyurdu. Hz. Âdem:

“Yâ Rabbi, sen beni kudretinle yaratıp bana ruh verdiğinde başımı kaldırdım. Arş-ı a‘lâ’nın ayaklarında “Lâ ilâhe illallâh, Muhammedün Resûlullâh” yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki sen isminin yanına ancak mahlûkâtından sana en sevgili olanın ismini koyarsın.” Allâhü Teâlâ buyurdu:

“Doğru söyledin yâ Âdem, muhakkak o mahlûkâtımdan; melekler insanlar ve cinlerden bana en sevimlisidir. Sen onun hakkı için benden bağışlanmanı istedin. Seni mağfiret eyledim. Eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım. O senin zürriyetinden gelen peygamberlerin sonuncusudur.”

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Cebrâîl aleyhisselâm bana geldi ve dedi ki:

‘Allâhü Teâlâ buyurdu ki:

Yâ Muhammed, eğer sen olmasaydın cenneti yaratmazdım. Eğer sen olmasaydın cehennemi yaratmazdım.”(ed-Dürrü’l-Munazzam, M. Mazhar en-Nakşibendî k.s.)

Çevrimdışı recep67

  • okur
  • *
  • İleti: 92
  • Sadakat Forum
Ynt: Ehl-i sünnet itikadının esasları
« Yanıtla #2 : 03 Ocak 2015, 00:03:43 »
Ey Yüceler Yücesi Allahımız! Alemlere rahmet olarak gönderdiğin sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav)’in Senin Yüce Zâtından istediği bütün hayırlı ve güzel şeyleri biz de Senden istiyoruz. O’nun sığındığı her türlü kötülükten biz de Sana sığınıyoruz. Hz. Muhammed Mustafa hürmetine ibadetlerimizi, dualarımızı, hayır ve hasenâtımızı kabul eyle ya Rabbi!
ÖĞRENİLMESİ GEREKEN İLK DİL TATLI DİLDİR...