Gönderen Konu: Ömür boyu süren tek gıda alerjisi  (Okunma sayısı 8998 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı devran

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 282
Ömür boyu süren tek gıda alerjisi
« : 01 Aralık 2009, 10:51:44 »

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gonca Handan Üstündağ, ''Kansızlık, hafif karın ağrısı, ishal gibi silik bulgular da görülen çölyak hastalığında diyetin sürdürülmemesi bağırsak kanserine neden olabilmektedir'' dedi.

Yrd. Doç. Dr. Üstündağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gelişme ve büyüme geriliği gibi erken bulgusu olabilecek çölyak hastalığının genellikle bebeklerde ek gıdalara başlandığında görüldüğünü söyledi.

6 aylık bir bebeğin bünyesine unlu yiyecekler girmesinin ardından karnında şişkinlik, sürekli ishal, huzursuzluk, devamlı ağlama ve kilo kaybının yanı sıra ailelerin fark edemediği bulgular olabildiğini ifade eden Üstündağ, şöyle konuştu:

'Çölyak, bağırsaklarda besin maddelerinin sindirimi ve emiliminin bozulmasına yol açan bir hastalıktır. Bunun için çölyaklılara glüten içermeyen diyet uygulanmaktadır. Glüten, buğday, arpa, çavdar ve yulafta bulunan, hamura kıvam veren ve tutmasını sağlayan proteindir. Çölyaklılar için glüten, ince bağırsağa toksik etkilidir. Çölyak hastalarına ömür boyu diyet uygulanmalı, bir kez dahi ihmal edilmemelidir. Kansızlık, hafif karın ağrısı, ishal gibi silik bulgular da görülen çölyak hastalığında diyetin sürdürülmemesi bağırsak kanserine neden olabilmektedir. Bundan dolayı ailelerin bilinçlendirilmesi, doktorların da erken tanı koyarak farkındalıklarının artırılması gerekiyor. Diyet uygulanarak glüten içeren gıdalardan uzak durulması durumunda çocuğun boyu normal uzamakta, kilosu normale dönmekte, kemikleri ve dişleri sağlıklı duruma gelmektedir.''

''AİLE BİREYLERİ TARAMADAN GEÇİRİLMELİ''

 Hayat boyu süren tek gıda alerjisi olan çölyakın bir kişide görülmesi durumunda diğer aile bireylerinin de taramadan geçirilmesi gerektiğini belirten Üstündağ, şunları kaydetti:

''Çölyak genetik hastalık olduğundan ve erişkinlerde de görülmesinden dolayı aile bireylerini gastroenteroloji bölümüne sevk ediyor, kan tahlillerini yapıyoruz. Hastalığa, ince bağırsaktan biyopsi alınarak kesin tanı konulabiliyor. Bu hastalığın kesin tedavisi, diyetin sürekli uygulanmasıdır. Ancak çölyaklı kişinin gıdalara dikkat etmesi yeterli değil yakınlarının da etiket okuma alışkanlığı edinmesi önemli. Tüm hazır gıdaların etiketlerinde glüten içerip içermediği yönünde açık bilgi bulunmalıdır.''

Yrd. Doç. Dr. Üstündağ, çölyakın bundan sonra bilinen bir hastalık olacağını ifade ederek ''Çünkü bunların dernekleri kurulmaya başlandı. Derneklerde çalışanların görevi, hastalara 'yalnız değilsiniz' mesajını vermek, 'çölyakla beraber hayat nasıl daha güzel olabilir' yolunu aramak ve gıda temininde yardımcı olmaktır'' diye konuştu.

AA

Gün Olur devran döner.

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Hassas olduğunuz besinlere dikkat!
« Yanıtla #1 : 15 Şubat 2010, 22:20:10 »

"Hassas olduğunuz gıda, barsaklarda zamanla aşınma yapar yani o özel gıdayı sık tüketirseniz, meydana gelen tahriş yara gibi bağışıklığı çökertebilir, gaz şikayetleri ve barsak rahatsızlıklarına neden olabilir."

‘Birine iyi gelen besin diğerinin zehiri olabilir’ sözü her bünyenin gıdalara nasıl farklı tepki verebileceğini çok iyi açıklıyor. Bazılarında anında reaksiyon gösteren besin alerjileri bazılarında sinsice ilerleyebiliyor.

Çoğu zaman neyin size iyi gelmediğini anlayamazsınız bile, teşhisi zordur. Çoğunlukla yorgunluk hali, şişkinlik, ruhsal durumda dalgalanmalar, aşırı heyecanlılık, migren atakları ve yeme bozuklukları olarak karşımıza çıkan besin duyarlılığı yıllar geçtikçe ve doğa kirlendikçe artıyor.

Klinik deneylerin besin alerjilerini romatizma ve astım gibi hastalıklarla da ilişkinlendirdiğini söyleyen Kiloss Beslenme ve Danışmanlık Merkezi'nden Diyetisyen Berrin Yiğit, besin duyarlılığını, "Çoğu zaman kompleks, kafa karıştırıcı ya da bilinmez tablolarla karşımıza çıkabilir. Genel olarak alerjik reaksiyon ve besin intoleransı olarak sindirim sisteminin gıdaları toksik algıladığı durumlardır" diye tanımladı ve besin intoleransı hakkında merak edilen noktalara değindi.

"Besin intoleransında yediğiniz gıdaların parçalanması ve sindirilmesinde sıkıntı yaşanır. Özellikle sık gözlenen bazı duyarlılıklar laktoz, tirozin, katkı maddeleri ve glutendir. Şöyle ki hassas olduğunuz gıda, barsaklarda zamanla aşınma yapar yani o özel gıdayı sık tüketirseniz, meydana gelen tahriş yara gibi bağışıklığı çökertebilir, gaz şikayetleri ve barsak rahatsızlıklarına neden olabilir. Örneğin laktoz intoleransı içlerinde en sık görülenlerdendir, süt ve ürünlerinin tüketilmesiyle genelde karında şişkinlik hissi oluşur, hafif kramplar girebilir, bu durumda sütün beslenmeden çıkarılması yararlı olabilir." 

Besin intolerans testlerinin, bazı kişilerce zayıflama mucizesi olarak nitelendirildiğini belirten Yiğit, "Bu testler zayıflama mucizesi değildir ama vücudu sağlığa kavuşturduğu için kilo kaybı seyrinde yardımcıdır" dedi ve şöyle devam etti:

"Tiramin ya da fenilalanin içeren gıdaların tüketilmesi ürtiker, migren, astım gibi belirtilerle hassasiyet oluşturur. Aşağıdaki listeye bakılacak olursa tiramin hassasiyeti olanların diyetlerinden çıkaracakları besinlerle hem şişkinlik şikayetleri azalacak hem de hissetmeden kalori kısıtlaması da yapmış olacaklar. Bu besinler, fermente peynirler, sosis, çikolata, krema, kırmızı şarap, avakado, bira, ahududu ve mayadır. Yasaklanan gıdalar dışında vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olan soğan, Brüksel lahanası, sarımsak ve brokoli de bolca tüketilmelidir.

GLUTEN HASSASİYETİ İLE CİDDİ KALORİ KISITLAMASI

Ekmek, lavaş, simit, pide, hamburger, kek, börek, makarna gibi hamurlu gıdaları tüketememek, gluten intoleransı anlamına gelir. Özellikle buğday, arpa, yulaf ve çavdar gibi tahıllarda bulunan ayrıca günümüzde bisküvi, reçel gibi hazır gıdalarda kıvam verici olarak kullanılan gluteni yiyememek ciddi kalori kısıtlaması yapmak demektir.

SÜREKLİ ŞİŞİM, KENDİMİ GAZLI HİSSEDİYORUM DİYORSANIZ...

Gıdaların sindirimi midede başlar. Yoğun asit içeriğinin mideye zarar vermemesi için mideyi çevreleyen mukoza tabakası vardır. Hassasiyet yaratan gıdaların tüketilmesi lezyonlara yol açar. Bu durum da sindirimin yavaşlamasına, barsaklara büyük moleküllerin gönderilmesine, inflamasyon denen ateşsiz iltihabi yaralara neden olabilir. Bu nedenle gıda hassasiyeti olan kişiler sürekli kendilerini ödemli, gazlı ve şiş hissederler.

HASSAS OLDUĞUNUZ BESİNLERE DİKKAT!

Vücut için gerekli besinlerin içeri, zararlı toksinlerin ya da maddelerin dışarı atılmasından sorumlu olan ince barsaklar hassas gıdaların büyük moleküler yapılarda hareketiyle normal fonksiyonlarını kaybedebilirler. Seçici bariyer görevi gören barsaklardaki işlevsel bozukluklar zamanla tekrarlandıkça ciddi boyutlara taşınabilir. Toksinler karaciğerde temizlenme görevini de tam olarak yapamazsa dolaşıma katılıp daha ciddi tablolar oluşturabilirler. İnflamasyon obeziteden, astıma, egzemaya kadar pek çok hastalıkta rol aldığına göre hassas olduğunuzu bildiğiniz gıdaları da tüketmemeye dikkat etmelisiniz."

Bu tür şikayetlere ve sorunlara neden olan ve kişiye kötü gelen gıdaların besin intolerans testiyle anlaşıldığını belirten Yiğit, ne kadar çok gıda analizi yapılırsa tedavide başarının o kadar artacağını söyledi:

"Kişinin sıkıntılarını iyi değerlendirmek gerekir, çünkü bu testlerin maliyeti de bir hayli yüksektir. Teste doktor ve diyetisyenin karar vermesi gerekir. Testler özellikle uzun süre kilo kaybında duraklama olanlarda, sürekli ödem ve yağ dengelerinde oynamalar bulunanlarda kullanılıyor ve olumlu sonuçlar alınıyor. Ancak kilolu olan herkes son zamanlarda bu testlere yöneliyor ve tespit edilen 5-10 gıdayı hayatlarından çıkarıp kilo verebileceklerine inanıyorlar. Oysa ki bu düşünüldüğü kadar basit değil, yine dengeli ve düzenli diyet programlarının devam edileceği unutmamalıdır."

ntvmsnbc
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Çölyak Hastalığı
« Yanıtla #2 : 20 Haziran 2010, 10:41:53 »
Ülkemizin Önemli Bir Sorunu: Çölyak Hastalığı

Çölyak hastalığı (Gluten duyarlı enteropati, çölyak sprue, ÇH), genetik olarak yatkın bireylerde, gluten içeren gıdaların alınması ile ortaya çıkan ince barsağı tutan ve yaşam boyu süren tek gıda alerjisidir. Gluten buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda doğal olarak bulunan, gıda sanayiinde kıvam verici olarak kullanılan bir maddedir. 

Çölyaklı hastalar gluten içeren yiyecekler yediklerinde, bağışıklık sistemleri bunu ince bağırsaklara zarar vererek yanıtlar. Sonuçta parmak şekline benzeyen villus olarak adlandırılan ince bağırsaktaki emilimi sağlayan yapılar düzleşir ve görevini yapamaz hale gelir.

ÇH’ nın patogenezinde genetik ile birlikte çevresel faktörler de etkin olduğu için, ülkeler ve ırklar arasında hastalığın görülme sıklığında  belirgin farklılıklar vardır. Hastalık kadınlarda erkeklerden daha sık görülür.

Ayrıca birinci derece akrabalar arasında prevalans on kat daha yüksektir. Tip I diyabetes mellitus, tiroid hastalıkları, addison, osteopenik kemik hastalıkları, Down Sendromu, selektif immunglobulin A (Ig A) eksikliği gibi bazı hastalıklarda ÇH’ nın görülme sıklığı normal populasyona göre yüksektir.

Çocukların diyetinde gluten bulunmadığı sürece, ÇH ortaya çıkmaz. Bu yüzden ÇH İngiltere, Avustralya, Avrupa, Kuzey Amerika gibi buğdayın beslenmede önemli yer tuttuğu ülkelerde çok sık görülürken, Çin ve Japonya’da hemen hemen hiç görülmez. Uzun süreli anne sütü ile beslenme ÇH gelişme riskinin azaltmaktadır. 

Anne sütünün tek başına en az 4-6 ay verilmesi, erken dönemde unlu gıdaların verilmemesi, en önemli koruyucu stratejidir. Viral enfeksiyonlar, sigara gibi çevresel faktörlerin de hastalığın ortaya çıkmasında etkili olabileceği düşünülmektedir.

Serolojik yöntemlerle sağlıklı toplumda yapılan taramalarla çeşitli Avrupa ülkelerinde prevalans 1/83–1/500 arasında bulunmuştur.

Ülkemizde sağlıklı çocuklarda ÇH prevalansını araştıran tek çalışma Erzurum merkez 6–17 yaş grubu okul çağı çocuklarında yaptığımız çalışmadır. Bu çalışmada 1263 çocuk çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmamızda sağlıklı çocuklarda ÇH prevalansı serolojik olarak 1/115 saptanmıştır.

Çalışmamız ülkemizde sağlıklı çocuklarda ÇH prevalansını gösteren ilk çalışma olması nedeni ile oldukça önemlidir. Akraba evliliklerinin çok sık ve gluten içeren unlu gıdaların çok erken yaşlardan itibaren verilmeye başlandığı, unlu gıdaların temel besin maddesi olarak çok fazla miktarda tüketildiği ülkemizde ÇH nın zannedildiğinden çok daha sık görülen bir hastalık olduğunu saptadık.

Ayrıca sağlıklı çocuklarda yapıldığı için ÇH seroprevalansının gerçek verilerini göstermektedir. Bu durum da halk sağlığı açısından son derece önemlidir.

Çölyak Hastalığının Belirtileri

ÇH tüm sistemleri tutabilen, çok farklı klinik bulgularla ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Gluten, içeren yiyeceklerin diyete girmesinden sonra kusma, ishal, karın şişkinliği, iştahsızlık, huzursuzluk, kilo alamama, büyümede gerilik ve boy uzamasında yavaşlama gibi tipik belirtilerle ortaya çıkabileceği gibi, karaciğer enzimlerinde yükseklik, kansızlık, tek başına boy kısalığı, kemiklerde kırılma, ağızda iyileşmeyen yaralar, saç dökülmesi, diş çürükleri, infertilite, sık düşük yapma bulguları ile de hastalık karşımıza çıkabilir.

Son zamanlarda ise kalp ve böbrek hastalıkları ile birlikteliği de tartışılmaktadır. Ayrıca hiçbir semptomu olmadan sadece taramalar sırasında saptanan olgular da vardır. 

Hastalık çok farklı klinik bulgular ile ortaya çıktığından hastalar farklı tanılar ile uzun süreli takip edilebilir ve hatta tanı alamadan kaybedilebilir. Diş hekimleri dahil,  tüm hekimler özellikle uzun süren, geçmeyen, nedeni bulunamayan ve tedavi edilemeyen bu gibi semptom ve bulgular karşısında ÇH’ nı akılda tutmaları gerekmektedir.

Çölyak Hastalığında Tanı Yöntemleri

Tanı konulması  en zor olan hastalıklardan biri ÇH  dır. Çünkü hastalığın belirtileri diğer hastalıkların belirtileriyle karışmaktadır. Kesin tanı için özel kan tahlilleri ve deneyimli bir çocuk gastroenteroloji uzmanı tarafından ince bağırsak biyopsisi yapılmalıdır.

Biyopsi için üniversite hastanelerinin gastroenteroloji kliniklerine başvurmak şarttır. Genetik bir hastalık olduğu için ailesinde çölyak vakası olanların şikâyeti olmasa da mutlaka doktora başvurmalı ve gerekli tetkikleri yaptırmalıdırlar.

Tedavi

Günümüzdeki tek tedavi yöntemi ömür boyu glutensiz diyet uygulamaktır. ÇH bu derecede ciddi sağlık sorunlarına yol açmasına rağmen sadece diyetle düzelen tek hastalıktır. Diyet uygulanmaya başladıktan kısa bir süre sonra ince barsaklar  düzelmekte ve şikâyetler ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle gluten içeren gıdaları kesinlikle tüketilmemelidir.

Özellikle ülkemiz şartlarında beslenme alışkanlıklarını göz önüne aldığımızda ekmeksiz bir yaşam sürdürmek gerçekten çok zordur.  Çölyak hastası, restoran, pastane ve kafelerde yemek yiyemez. Yediği her gıdayı sorgulamak ve özel yiyeceklerini beraberinde götürmek zorundadır.

Buğday, arpa, yulaf ve çavdar yerine pirinç, patates, nohut, mercimek, kestane, soya, fasulye, fındık gibi besinleri ve bu besinlerden elde edilen un ve nişastaları tercih etmeliler. Gluten, gıda sanayinde kıvam verici, koyulaştırıcı ve yapıştırıcı katkı maddesi olarak kullanıldığından, hazır gıdaların çoğunda gluten vardır. Hazır gıdaların etiketinde 'glutensiz' ibaresi aranmalıdır. İçeriğinde gluten olup olmadığı belli olmayan olan tüm gıdalar tüketilmemelidir.

Sonuç olarak;

ÇH’ nın ekstra intestinal bulgularının özellikle birinci basamakta görev alan hekimler ve sağlık personeli tarafından bilinmesi ve serolojik testlerle çeşitli risk gruplarının aktif olarak tarama programlarına alınması ile, su altında kalmış buzdağının büyük bir kısmının su yüzüne çıkarılabileceği bir gerçektir.

Malnütrüsyon ve demir eksikliği anemisinin çok yaygın olduğu bölgelerde ÇH prevalansının bu kadar yaygın olduğunun anlaşılması ile bu hastalar çölyak açısından çok daha dikkatle araştırılmalı, serolojik testlerin pozitifliğinin tanıda tek başına yeterli olmadığı, kesin tanı için ince barsak biyopsisinin gerekli olduğu mutlaka hatırlanmalıdır.

Uzun süreli anne sütü ile beslenme ÇH gelişme riskini azaltan önemli bir koruyucu mekanizmadır. Bu nedenle süt çocuğu beslenmesinde anne sütünün tek başına en az 4-6 ay verilmesi yaygınlaştırılmalı ve teşvik edilmelidir.

Doktorsitesi.com
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Gluten Alerjisi Ve Splenda
« Yanıtla #3 : 24 Mart 2011, 21:08:03 »

Kilo verme programında olan hastalarımın çoğunda buğday ununu tamamen kaldırdığımda çok daha hızlı başarı elde ettim. Çoğu kişi yakınmalarının nedeninin buğday olduğunun farkında bile değil, ancak bağırsakları en çok rahatsız eden, kilo verme hızını en çok düşüren yiyeceklerden biri buğday. Ama en sık tüketilen yiyecekler de hep buğday unuyla yapılıyor.

Ekmek, makarna, börek, pizza, kekler, bisküviler, krakerler hep buğday unu kullanılarak üretiliyor, hepimiz her gün bu yiyecekleri bol bol tüketiyoruz. Türkiye'de temel gıda maddesi buğday unuyla yapılmış ekmek. Bu yüzden tüm modern toplumlarda olduğu gibi ülkemizde de buğday çok sık alerji yaratan bir yiyecek halinde.

Buğday neden alerji yapıyor?

Buğday glüten adlı bir protein içeriyor. Suçlu işte bu protein. Protein moleküllerinin parçalanması vücutta sindirim enzimlerinin yardımıyla olur. Ama bazen aynı yiyeceğin aşın tüketilmesi bu enzimlerin yetersiz çalışmasına neden olabiliyor. O zaman bu yiyeceklerin içindeki glüten bağırsak duvarı mukozasını etkileyip zarar veriyor. Kalın bağırsak geçirgen hale gelebiliyor, bu protein molekülleri vücuda sızıp alerji yaratabiliyorlar. Glüten aynı zamanda kabızlığın da sık görülen nedenlerinden biri. Çünkü bağırsaklardan yiyeceklerin geçiş süresini uzatıyor.

Tek suçlu buğday mı?

Hayır! Glüten yalnızca buğdayda değil, yulaf, arpa,çavdarda da var. Ancak proteinin kimyasal yapısı her birinde değişik. Bu tahıllar buğdaydan daha az glüten içeriyorlar. Bu nedenle buğdaydan yapılmış yiyecekler dokunsa bile yulaf, arpa, çavdar bir rahatsızlığa yol açmayabiliyor.

Gluten alerjisinin belirtileri

En çok görülenler kabızlık, ishal, şişkinlik, karın ağrısı.

Ayrıca hapşırık nöbetleri, kaşıntı, döküntüler, göz sulanması, burun akıntısı, öksürük, baş ağrısı, mide bulantısı, saman nezlesi gibi belirtiler de olabiliyor.

Tedavi

Tek yol buğday unu içiren yiyeceklerden uzak durmak. Glüten içeren yiyecekler çok az miktarda tüketilirse soruna yol açmayabiliyor. Çok sevdiğiniz bir yiyeceği küçük bir parça yiyip, kendinizi gözleyin. Eğer rahatsızlık yoksa vücudunuz bu kadar az miktarı tolere edebiliyor demektir.

Splenda nedir?

Özellikle son dönemde Amerika'dan her dönen hastam elinde bir splenda paketiyle 'Bunu kullanabilir miyim?' diye gelince bu konu hakkında bilgi vermem gerekir diye düşündüm. Ben tatlandırıcıları önermiyorum, kendim de özellikle alıp kullanmıyorum. Ama birçok yerden vücudumuza sızıyorlar. En basit örnek peynir-ekmek gibi satılan şekersiz çikletler! Çoğunda tatlandırıcı var. Bunlan çiğnemek yerine eskisi gibi ağza bir karanfil atmak bence daha ideal.

Splenda, şekerden 600 kat daha tatlı bir tatlandırıcı. Kimyasal adı sucraloz. Sucraloz şeker moleküllerinin kimyasal olarak değiştirilmesiyle elde ediliyor. 1976'da geliştirilmiş. 1998'de FDA (Food and Drug Administration= Gıda ve İlaç Dairesi) onaylamış. İlk kez diyet RÇ kola'da kullanılmış.

Sucraloz üzerine araştırmalar devam ettiği için birçok Avrupa ülkesinde hala kullanılmıyor. Örneğin; şimdiye kadar sakkarin üzerine 2374 araştırma yapıldığı halde sucraloz üzerine araştırma sayısı sadece 19. Üstelik bağımsız bir araştırma yapılmamış.

Hayvanlardaki araştırmalarda fare ve tavşanlarda aşağıdaki sorunlara yol açtığı görülmüş.

* Timus bezi küçülmesi
* Karaciğer-böbrek büyümesi
* Büyüme hızının azalması
* Eritrosit sayısında azalma
* Kalça büyümesi
* Hamilelik döneminin uzaması
* Düşükler
* Düşük doğum ağırlığı
* İshal


Üretici firmanın, 'Vücutta emilmiyor'iddiasının aksine yüzde 40'ının vücutta emildiği, karaciğer, böbrekler ve sindirim sistemi organlarında konsantre olduğu saptanmış.

FDA'in sucraloz için koyduğu son nokta : Uzun vadeli etkileri bilinmiyor. Sucraloz Toksisite Bilgilendirme Merkezi 'nin karan ise şöyle :

Ciddi kronik bağışıklık ve ya sinir sistemi bozukluklarına yol açabilir.

Ufak bir not durumu daha iyi değerlendirmeye yeter de artar: Tatlandırıcı pazarı yıllık 1,5 milyar dolar!

Dr. Yasemin Bradley
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Çölyak hastalarına öneriler
« Yanıtla #4 : 01 Ağustos 2011, 22:25:01 »
Prof. Dr. Cem Kalaycı, çölyak hastalarının kesinlikle tüketmemesi gereken gıdaları ve hemen her şeyde bulunan glutenden uzak durmanın yollarını anlattı:

Çölyak hastalarının tüketmemesi gereken yemekler arasında günlük hayatta çok sık tercih edilen gıdalar yer alıyor. Fakat bunları buğday unu yerine diğer unlarla hazırlayarak, benzer tatları yakalayabilirsiniz

Prof. Dr. Cem Kalaycı, çölyak hastalarının kesinlikle tüketmemesi gereken gıdaları ve hemen her şeyde bulunan glutenden uzak durmanın yollarını anlattı:
Çölyak hastalarının uzak durması gereken gıdalar:
* Buğday unu ve nişastası, kahverengi un
* Çavdar, arpa, yulaf
* Bulgur, kepek, irmik
* Makarna, erişte, bisküvi
* Sirke (tam damıtılmış sirkeler gluten içermiyor)
* Bira (glutensiz bira var)
* Sakız (glutensiz sakız var)
* Malt, soya sosu

Şampuanınızda olabilir Gluten, hayatımıza gıdalar dışında dudak nemlendirici, krem, güneş koruyucu, kozmetik,  diş macunu,  şampuan, saç kremi ve sabunla girebiliyor.

* Kâğıt bardakların ağızla temas eden tutkallı kısmında gluten olabileceğinden bunları ağzınıza götürmeyin.
* Kenarları yapışkanlı mektup zarflarında da gluten var.
* İlaçlar doktora veya üreticisine danışılmadan kullanılmamalı.
* Teflon, tahta kaşık gibi mutfak aletleri ne kadar iyi temizlenseler de gözeneklerinde gluten kalıntıları kalabilme riski var.

Aşağıdaki listede yer alan gıdalarsa rahatlıkla tüketilebilir:
* Baklagiller: Fasulye, bezelye, barbunya, soya fasulyesi, mercimek ve nohut.
* Etler: Kırmızı et, tavuk ve balık.
* Kahvaltılıklar: Tereyağı, peynir (ürün içeriğini mutlaka kontrol edin), zeytin, çay, bal, yumurta, süt.
* Yoğurt ve ayran: Ürün içeriği kontrol edilmeli.
* Doymamış yağlar: Kanola, ayçiçek, susam, mısırözü, kakao ve zeytinyağı.
* Un: Mısır, patates, pirinç ve bunların unları.
* Kuruyemişler: Badem, fındık, fıstık, ceviz, antep fıstığı, beyaz nohut, leblebi, kaju, ayçekirdeği, kabak çekirdeği. Bu ürünlerin katkısız yani tuzsuz ve soslanmamış olmaları gerekiyor. Paketleme esnasında glutenle çapraz bulaşma denilen unlu gıdalarla karışma     olmadığından emin olunmalı.
* Şeker: Şeker kamışından elde edilen saf şeker glutensiz. Ancak işlenirken veya küp şeker haline gelirken glutenle karışma riski var. Endişe ediliyorsa tatlandırıcı olarak bal kullanılabilir.
* Baharatlar: Tuz ve baharatlar işlenmemiş, saf halleriyle kullanılabilir. Vanilyanın paketleme esnasında unla karışma riski var.   

milliyet 
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ömür boyu süren tek gıda alerjisi
« Yanıtla #5 : 07 Ağustos 2011, 12:12:06 »
Bu Gıda Alerjisi Hayat Boyu Sürüyor!



Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gonca Handan Üstündağ, ''Kansızlık, hafif karın ağrısı, ishal gibi silik bulgular da görülen çölyak hastalığında diyetin sürdürülmemesi bağırsak kanserine neden olabilmektedir dedi.
 
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gonca Handan Üstündağ, gelişme ve büyüme geriliği gibi erken bulgusu olabilecek çölyak hastalığının genellikle bebeklerde ek gıdalara başlandığında görüldüğünü söyledi.
 
6 aylık bir bebeğin bünyesine unlu yiyecekler girmesinin ardından karnında şişkinlik, sürekli ishal, huzursuzluk, devamlı ağlama ve kilo kaybının yanı sıra ailelerin fark edemediği bulgular olabildiğini ifade eden Üstündağ, şöyle konuştu;
 
Çölyak, bağırsaklarda besin maddelerinin sindirimi ve emiliminin bozulmasına yol açan bir hastalıktır. Bunun için çölyaklılara glüten içermeyen diyet uygulanmaktadır. Glüten, buğday, arpa, çavdar ve yulafta bulunan, hamura kıvam veren ve tutmasını sağlayan proteindir.
 
Çölyaklılar için glüten, ince bağırsağa toksik etkilidir. Çölyak hastalarına ömür boyu diyet uygulanmalı, bir kez dahi ihmal edilmemelidir. Kansızlık, hafif karın ağrısı, ishal gibi silik bulgular da görülen çölyak hastalığında diyetin sürdürülmemesi bağırsak kanserine neden olabilmektedir. Bundan dolayı ailelerin bilinçlendirilmesi, doktorların da erken tanı koyarak farkındalıklarının artırılması gerekiyor. Diyet uygulanarak glüten içeren gıdalardan uzak durulması durumunda çocuğun boyu normal uzamakta, kilosu normale dönmekte, kemikleri ve dişleri sağlıklı duruma gelmektedir.''
 
Hayat boyu süren tek gıda alerjisi olan çölyakın bir kişide görülmesi durumunda diğer aile bireylerinin de taramadan geçirilmesi gerektiğini belirten Üstündağ, şunları kaydetti: ''Çölyak genetik hastalık olduğundan ve erişkinlerde de görülmesinden dolayı aile bireylerini gastroenteroloji bölümüne sevk ediyor, kan tahlillerini yapıyoruz.
 
Hastalığa, ince bağırsaktan biyopsi alınarak kesin tanı konulabiliyor. Bu hastalığın kesin tedavisi, diyetin sürekli uygulanmasıdır. Ancak çölyaklı kişinin gıdalara dikkat etmesi yeterli değil yakınlarının da etiket okuma alışkanlığı edinmesi önemli. Tüm hazır gıdaların etiketlerinde glüten içerip içermediği yönünde açık bilgi bulunmalıdır.''
 
Yrd. Doç. Dr. Üstündağ, çölyakın bundan sonra bilinen bir hastalık olacağını ifade ederek ''Çünkü bunların dernekleri kurulmaya başlandı. Derneklerde çalışanların görevi, hastalara 'yalnız değilsiniz' mesajını vermek, 'çölyakla beraber hayat nasıl daha güzel olabilir' yolunu aramak ve gıda temininde yardımcı olmaktır'' diye konuştu.
 
hastane.com.
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Çölyak Hastalığı Yaygınlaşıyor!
« Yanıtla #6 : 17 Ağustos 2011, 01:35:33 »
Çölyak Hastalığı Yaygınlaşıyor!


ABD'de yayınlanan bir araştırma, dünya genelinde çölyak hastalarının sayısının artığını, son 50 yılda çölyak hastalığının eskiye oranla 4 kat fazla görüldüğünü ortaya koydu.
 
Mayo Clinic tarafından 45 yıllık verilerin değerlendirilmesiyle hazırlanan rapora göre, bağışıklık sisteminin, besinlerdeki gluten maddesine tepki göstermesi olarak tanımlanabilecek çölyak hastalığı, nedeni bilinmemekle birlikte son 50 yılda giderek yaygınlaştı.
 
Araştırmayı yürüten ekipten Dr. Joseph Murray, 50 yıl önce 400 kişide bir sıklıkta görülen hastalığın, bugün her 100 kişide bir görüldüğünü belirterek, teşhis edilmemiş ancak yaşam kalitesi ciddi ölçüde azalmış hastaların da varlığı düşünüldüğünde, çölyak hastalığının artık bir kamu sağlığı sorunu olarak görülmesi gerektiğini kaydetti.
 
Dr. Murray, araştırmanın sonuçlarını değerlendiren makalesinde şu ifadelere yer verdi;
 
Çölyak sıradışı bir hastalıktır ama artık nadir görülen bir hastalık olmaktan çıkmıştır. Net olarak bilemiyoruz, ancak çevremizde değişen bir unsurun, bu hastalığın daha sık görülmesine neden olduğu ortada. Bugüne kadar çölyak hastalığını tanımlarken kullandığımız standart yaklaşım, hastanın belli şikayetlerle doktora gelmesi ve ardından muayenenin yapılması şeklindeydi.
 
Bu araştırma ortaya koyuyor ki tıpkı kolestrol ya da tansiyonda yaptığımız gibi, çölyak hastalığını başlangıçta, semptomlar olmadan arama seçeneğini düşünmeliyiz.
 
Ege Çölyakla Yaşam Derneği Başkan Yardımcısı Figen Cancar, yaptığı açıklamada, hasta sayısında belirgin artış olduğunu kendilerinin de gözlemlediğini, aynı zamanda son yıllarda doktorların bu hastalığı daha fazla göz önünde bulundurmasıyla daha fazla teşhis konulduğunu söyledi.
 
Çölyak hastalığının kesin teşhisi için kan testinin yanında biyopsi gerektiğini ifade eden Cancar, Türkiye genelinde farklı derneklere kayıtlı 20 binin üzerinde hasta bulunduğunu, ancak kayıtlı olmayan ve henüz teşhis konmamış hastalar da düşünüldüğünde bu rakamın çok yükseldiğini kaydetti.
 
Çölyak hastalarının tahılları tüketemediklerini, glutensiz özel ürünler kullanmak zorunda olduklarını, özellikle küçükler için durumun çok zor olduğunu anlatan Cancar, şöyle konuştu;
 
Çölyakla yaşamak çok maliyetli, herkesin 1 TL'ye yediği makarnayı çölyaklılar 14 TL'ye yiyebiliyorlar. Eskiden bu durum daha da zordu. 2007 yılında hayatını kaybeden eşim çölyak hastasıydı. Çocuklarım olmasına karşın, ilk yıllar evde hiç çorba, hamur işi, makarna pişirmezdim.
 
Glutensiz ürünler Türkiye'ye ilk geldiğinde, eşimin bir makarnaya ya da çikolataya çocuk gibi nasıl sevindiğini unutamam. Düşünün, bir de bu hastalığa sahip kişi çocuksa, durum daha da güçleşiyor.
 
Cancar, eskiye oranla çölyak hastalarının tüketebileceği ürünlerin sayısının artmasına karşın, bu kez de maliyet sorunuyla karşı karşıya kaldıklarını belirtti.
 
Glutensiz makarnanın 13, ekmeğin 14 TL'den satıldığını söyleyen Cancar, 25 TL olan glutensiz 1 kilo unun 5 TL'sinin devlet tarafından karşılandığını, 20 TL'nin hasta tarafından ödenmesi gerektiğini kaydetti.
 
Ürünlerin ithalatı konusunda devletten kolaylık beklediklerini ifade eden Cancar, ''Çölyak, maddi olarak insanı çok zorlayan bir hastalık, yerli firmaların da glutensiz üretim yapmalarını bekliyoruz'' diye konuştu.
 
hastane.com
« Son Düzenleme: 17 Ağustos 2011, 01:47:22 Gönderen: Tuğra »
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Çölyak Hastalarına Glutensiz Gıda Üretimi
« Yanıtla #7 : 18 Ağustos 2011, 20:05:43 »
Çölyak Hastalarına Glutensiz Gıda Üretimi



Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hamit Köksel, 1 ton glutensiz ürüne bulaşan 2 kaşık glutenin bile çölyak hastaları için çok tehlikeli olduğunu bildirdi.
 
Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hamit Köksel, 1 ton glutensiz ürüne bulaşan 2 kaşık glutenin bile çölyak hastaları için çok tehlikeli olduğunu bildirdi.
 
Köksel AA muhabirine yaptığı açıklamada, glutenin (buğday, çavdar, arpa, yulaf gibi tahıllarda bulunan protein grubu), bağırsak sistemindeki besin maddelerinin emilimini sağlayan organellerin (villusların) yapısının bozulmasına neden olduğunu, böylece çölyak hastalığının ortaya çıktığını söyledi. Çölyakın, ince bağırsakta hasar oluşturan bir sindirim sistemi hastalığı olarak tanımlandığını anlatan Köksel, çölyaklı kişilerin glutensiz ürünler tüketmesi gerektiğini ifade etti.
 
Gıdaların üretimi esnasında gereken tedbirlerin alınmasının ve üreticilerin bu konuda gereken hassasiyeti göstermesinin önemini vurgulayan Köksel, şu bilgileri verdi;
 
Bu gıdaların üretiminin normal üretim hatlarında yapılmaması, aynı hatta paketlenmemesi gerekiyor. Bu bütün partiye zarar verebilir. Hava yoluyla normal ürünlerden gelecek küçük tozlar bile hastalığa sebep olabilir.
 
Onun için de gıda üreticilerinin ve tüketicinin bilinçli davranması şart. Bu kapsamda Avrupa Birliği'nin desteklediği Monica adında gıda güvenliğini ve kalitesini denetlemeyle ilgili bir proje gerçekleştirdik. 5 yıllık bu proje 2012 Şubat ayında sona erecek. Eğitimlere Malezya'dan İngiltere'ye Çin'den Endonezya'ya 35 ülkeden Tarım ve Sağlık Bakanlığı çalışanları, bilim adamları ve akademisyenler katıldı.
 
Yabancı konukların yanı sıra Türkiye'den de sanayi kuruluşlarının temsilcilerini de çağırdık. Eğitimlerde sanayicilere yönelik, 'Glutensiz ürün nasıl üretilir? İşletmeleri nasıl gluten bulaşısından koruyabilirler ya da üretilen ürünler arasında ki gluten bulaşısını nasıl engelleyebilirler?' Bunları anlattık. Ankara Büyükşehir Belediyesi Halk Ekmek Genel Müdürlüğü de fabrikasını eğitim için bizlere açtı.
 
Böylece ülkemizdeki sanayici ciddi eğitimler aldı. Ancak bazı üreticilerin hastalığın tedavisinde şart olan kuralları henüz kazanamadığını görüyoruz. Ne yazık ki diyetle iyileşme evresinin sonuna gelen kimi hastalar da üretim esnasındaki hassasiyete önem verilmediği için hastalık ağır seyrine geri dönebiliyor.
 
Çölyaklıların yaşamları boyunca tahıl grubundan gluten içermeyen, pirinç, mısır, darı, kuru baklagiller, soya fasulyesi ve bunların unları (bezelye unu, nohut unu, bakla unu, soya unu) ve glutenden arınmış özel ürünler tüketmesi gerektiğine dikkati çeken Köksel, "Sağlıklı beslenmek için ihtiyaç olan besinleri gluten içermeyen tahıllar ve diğer ürünlerden almak herhangi bir soruna neden olmaz.

Ancak, çölyaklılar yaşamları boyunca bu tip beslenmeye devam etmek zorundadır" dedi. -Yaz aylarında görülen uzun süreli ishale dikkat- Köksel, tüm dünyada alerji türlerinin artığına dikkati çekerek, İngiltere'de yapılan bir çalışmada bir bölgede yaklaşık 50 yıl önce yaşayan vatandaşların kanlarının saklanarak bugün yaşayan insanlarla karşılaştırıldığını söyledi.
 
Prof. Dr. Hamit Köksel, "Süreç içerisinde çölyakta ciddi bir artış tespit edilmiş. Kuzey Avrupa'da 100 kişiden birinde hastalığın olduğu veye gelecekte ortaya çıkabileceği söyleniyor. Türkiye'de de bu aylarda uzun süreli ciddi ishal vakaları görülüyor. Bu hastalıklar aslında altında çölyak hastalığını barındırıyor olabilir. Ciddi sonuçlar doğurabilecek bir süreç başlayabilir dikkatli olmak gerek" diye konuştu.
 
hastane.com.
*~*~* TUĞRA *~*~*

Çevrimdışı Budak

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 267
Ynt: Ömür boyu süren tek gıda alerjisi
« Yanıtla #8 : 19 Ağustos 2011, 14:18:45 »
 Verdiğin deyerli bilgiler için Allah razı olsun lika kardeşim... Yalnız gulutensiz yaşayan sadece çölyak hastaları deyil..birde fenülketenöri diyer bir adıyla pku hastaları var...bu  çölyaktan daha zor bi hastalık bu mubarek ramazn ayında bu çocuklarımıza da dualarımızda bol bol yer verelim Allahrızası için..ailelerinede sabır dileyelim.. benim oğlum pku hastası :(

Çevrimdışı Budak

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 267
Ynt: Ömür boyu süren tek gıda alerjisi
« Yanıtla #9 : 19 Ağustos 2011, 14:20:52 »
 Yalnış yaldım.. Tuğra ve devran kardeşim sizlerden Allah cc razıolsun..

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Gluten Hassasiyeti Neredeyse Herkeste Var! Hala Ekmek Yiyor Musunuz?
« Yanıtla #10 : 15 Ağustos 2016, 11:41:52 »
Gluten Hassasiyeti Neredeyse Herkeste Var! Hala Ekmek (Tam Buğday Dahil) Yiyor Musunuz?

"Aşağıdaki hastalıkların birinden şikayetçi iseniz, aslında altta yatan sebep gluten hassasiyeti olabilir.

- Haşimato
- Reflü

- Alerjiler
- Diyabet

- Kısırlık
- Osteoporoz

- Anemi
- Migren

- Depresyon
- Fibromiyalji

- Şizofreni
- Sedef

- Eklem romatizması
- Karaciğer yetmezliği

- Kronik yorgunluk
- Cilt döküntüleri

- Ülseratif kolit
- Crohn hastalığı

- Huzursuz bacak sendromu
- İyileşmeyen vücut ağrıları

- İyileşmeyen baş ağrıları
- Tüm otoimmün hastalıklar

- İrritabl bağırsak sendromu (İBS)"

Dr. Ümit Aktaş

Sözün özü: Beslenme yanlışsa ilacın yararı yok, beslenme doğruysa ilaca gerek yok!

Kaynak:
Aktaş, Dr. Ümit, Bitkisel Kürlerle İlaçsız Tedavi, HayyKitap, 2015. ISBN 9786059841085




Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Çölyak nedir? (Hala Un ve Unlu Mamuller Yiyen Var Mı?)
« Yanıtla #11 : 23 Ağustos 2016, 11:34:26 »
Çölyak nedir? (Hala Un ve Unlu Mamuller Yiyen Var Mı?)

Çölyak hastalığında yaşam boyu glutensiz beslenme tedavisi esastır. Makarna yiyemez ama pirinç yiyebilirsiniz. Bu hastalıkla doğru yaşamayı öğrenmek isteyenler için beslenme önerilerimiz…

Çölyak nedir? Çölyak hastalığı, ince bağırsaklarda emilim yüzeylerinin daralmasına bağlı olarak gelişen, gluten olarak adlandırılan proteine karşı oluşan hassasiyet. Çölyak, insanlarda en sık görülen besin kaynaklı ince bağırsak hastalığı.

Gluten adı verilen proteinin bulunduğu besinler buğday, yulaf, arpa ve çavdardır. Bu besinlerin alımının ardından görülen ve tekrarlayan ishal bilinen en önemli belirti. Çölyak hastalığının en yaygın olduğu ülkeler İskandinav ülkeleri. Hastalığın görülme sıklığı 1/500 ile 1/3000 arasında değişir. Hastalığın temelinde ince bağırsaktaki emilim yüzeylerinde bozukluk yatar. Çölyak hastalığının, genetik temele bağlı olduğu ve bu durumun çevresel faktörlerle de tetiklenerek hastalığı ortaya çıkardığı kabul edilir.

Belirtiler özellikle çocukluk çağında daha klasik, büyüme geriliği, ishal ve karında şişlik belirir. Çocuklarda ilk belirtiler anne sütünün ardından buğday, yulaf, arpa ve çavdarla hazırlanan ek besinlere geçilmesiyle görülür.

Gluten içeren yiyeceklere dikkat

Çölyak hastalığında yaşam boyu glutensiz beslenme tedavisi esastır. Çölyak rahatsızlığı olanlar gluten içeren besinleri tüketmezse vücudun verdiği yanıt çok hızlı. Hatta 24 saat içinde olumlu değişiklikler başlar.
Çölyak hastalığının hamileler için ayrı bir önemi bulunmaz. Çünkü çölyak hastalığında folik asit yetersizliği ve diğer besinsel yetersizlik riski artabilir. Britanya’da yapılan bir çalışmanın sonucuna göre, nöral tüp defektine (folik asit eksikliğine bağlı doğumsal anomali) sahip her 60 anneden birinde çölyak hastalığına saptanmış. İtalya’da, 845 hamile anne adayı üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, 12 anne adayında çölyak hastalığı saptanmış. Görülme sıklığıysa ortalama olarak 70 de 1 olarak tanımlanmış. Bu araştırmada doğum öncesi hamileler için yapılan diğer hastalık taramaları gibi rutin tetkikler yapılabileceği bildirilmiş.

Çölyaklı annelerin tedavileri

Çölyaklı bir anne, eğer tedavi altında ve glutensiz diyet önerilerine bağlı kalıyorsa, tıpkı sağlıklı her hamile gibi yaşamını devam ettirebilir. Böylece bebeğinin büyümesi de normal seyrinde gelişir. Ancak çölyak hastalığı olduğu halde glutensiz diyet önerilerini dikkate almayan hamileleri ve bebeklerini ne yazık ki bazı riskler bekliyor.
Anne adayları, bebeklerinin uygun ve yeterli büyüme ve gelişmelerini de sağlayacak dengeli bir glutensiz beslenme planına ihtiyaç duyar.
Yapılan bir çalışmada, çölyak tedavisi gören annelerin emzirme sürecinin, çölyak olup tedavi edilmeyen annelerdekinden 2.5 kat daha uzun olduğu belirlenmiş. Bu araştırmada ayrıca çölyak olan kadınların daha geç ergenlik, daha erken menopoz dönemine ulaştıkları, daha düşük doğum ağırlıklı bebekler dünyaya getirebildikleri de bildirilmiştir.

Çölyak hastalığı genel beslenme ilkeleri

Glutensiz diyet tedavisi, beslenme tarzında hastalığa özgü bazı özel ürünlerin kullanımıyla değişikliğe neden olur. Buğday, arpa ve çavdar içeren ekmek, un, makarna, bisküvi ve çorbalar yerine gluten hastalarına özgü geliştirilen ağırlıklı olarak nişasta, soya, mısır, pirinç, darı ve baklagillerden oluşan grubun tüketilmesinde bir sakınca yoktur. Çölyak hastaları için mutfakta kullanılan malzemeler ayrılmalı çünkü diğer malzemelerden gluten kalıntısı bireyin rahatsızlıklarını tetikleyebilir. Her anne adayında olduğu gibi çölyak hastası hamilelerde de beslenmenin kontrolü ve denetimi çok önemli. Tedavi başında bazı besin öğesi eksiklikleri olmuşsa (demir, folik asit, A, D, E, K vitaminleri gibi), bunların eksikliğini önleyici bir tedavi de eklenmeli.


17 Ağustos 2013 Cumartesi - 9:41 | http://www.gazetevatan.com/colyak-nedir--562341-super-anne/