Gönderen Konu: Oruç Tutmanın Fazileti, Ramazan Ayında Yapılacak İbadetler [1 Eylül 2008]  (Okunma sayısı 35510 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı duha

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 5143
  • ѕησωƒℓαкє

Allah Razı Olsun Kardeşim...
söz Hayâtî'dir; İnanç taşıyoruz.....

[/center]

Çevrimdışı dört mevsim

  • araştırmacı
  • ***
  • İleti: 278
Sahurun feyiz ve bereketi

Ebu Said el-Hudri Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:

“Sahur yemeğinde bereket vardır. Bir yudum su bile içecek olsanız sahura kalkmayı ihmal etmeyiniz. Çünkü sahura kalkana Allah rahmet eder, melekler de bağışlanmaları için dua ederler.” (Müsned, 3:44)

Sahura kalkmak iki türlü berekete vesiledir. Birisi, sahur yemeğini yiyen insanın gündüz oruç sıkıntısını çok daha az çekmesi, oruca dayanıklı olmasıdır. Böylece Cenab-ı Hak onun rızkına, yediklerine bereket, bolluk ihsan eder.

Diğeri de, seher vakti uyanık kalmakla insan, ibadete, duaya ve zikretmeye fırsat bulur. Çünkü sahura kalkamayacak olsa o bereketli saatleri uyku ile geçirecek, dolayısıyla manevî hissesi az olacaktır.

Hadisteki teşvik bu iki noktanın sağlanması açısından önem taşır.

Ayrıca Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem iftar yemeğini acele tutarken, sahur yemeğini geciktirirdi. İmsak vaktinin girmesine yakın zamana kadar bekler, o zaman gelince yer içerdi. Çünkü, yemek ne kadar geç yenirse o kadar geç acıkılır, oruca daha hazırlıklı olunur.

Enes’in Radiyallâhu Anh rivayetine göre ise Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem sahur yemeğini yememizi özel olarak tavsiye ederek şöyle buyururlar:

“Sahur yemeği yiyin, zira sahur yemeğinde bereket vardır.” (Buhari, Savm: 20, Müslim, Sıyâm: 45; Tirmizî, Savm: 17; Nesâi, Savm: 18.)

Oruç ibadeti Hz. Musa ve Hz. İsa’nın şeriatında da vardı. Çünkü oruç semavi dinlerin ortak ibadetidir. Bakara Sûresinde:

“Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki, takvaya erersiniz” buyurulur. (Bakara Sûresi, 183)

Âyette de açıkça ifade edildiği gibi Yahudi ve Hıristiyanlar da ilk zamanlar oruç tutuyorlardı. Fakat namaz ve zekat gibi diğer ibadetleri kendi elleriyle değiştirdikleri gibi, orucun vaktini, tutulma şeklini de değiştirdiler. İlk zamanlarda tuttukları oruçla bizim orucumuz arasında sadece bir fark vardı. O da sahur.

Amr ibni Âs Radiyallâhu Anhın rivayet ettiği bir hadiste Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem bu farkı şöyle bildirir:

“Bizim orucumuzla Ehl-i Kitabın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir.”
(Müslim, Sıyâm: 46; Ebu Dâvud, Savm: 15; Tirmizî, Savm: 17; Nesâi, Savm: 2

Mehmed Paksu       
   
« Son Düzenleme: 08 Eylül 2008, 10:12:36 Gönderen: Tuğra »

Çevrimdışı ihvan

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 2354
Diğeri de, seher vakti uyanık kalmakla insan, ibadete, duaya ve zikretmeye fırsat bulur. Çünkü sahura kalkamayacak olsa o bereketli saatleri uyku ile geçirecek, dolayısıyla manevî hissesi az olacaktır.
..........................şeytan bu saatte elbette çok uğraşır bu mükafatlara ulaşmamak için.onu yenmek te yine güçlü bir kazanma iradesi ile olacak elbet,kazancın bol olduğu nu hesaba katarak.uyanık olmak lazım.

Çevrimdışı mazlum

  • aktif yazar
  • *****
  • İleti: 861
  • Allah'a giden tüm yollar.Kalp lerden gecer.
Hz.Allah Razı olsun , bu kadar açık bir izahatı duyan ,yada okuyup dinleyen hangi aklın peşinden gider, anlamak mümkün değil .
Tşk ler .Kardeşim  Mevlam bizleri Hayırda doğrulukta daim eyle Amin .
Bir harf yeter inan, varsa o evde bir insan.

Dost Ararsan Kendine Bak
Dostun Ağlasını Bulursun
Düşman Ararsan Yine Kendine Bak
Düşmanında Ağlasını Bulursun .
vesselam .

mazhar

  • Ziyaretçi
Halanız hurmaya hürmet ediniz.Muhakkak o, babanız H.z Adem`in toprağının fazlasından yaratıldı.”
          (Hadis-i Şerif,Feyzü`l-Kadir)

mazhar

  • Ziyaretçi
Ramazan ayı, insanlara yol gösteren, hidayeti, doğruyu ve yanlışı ayırt edip açıklayan Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara suresi, 2/185)


Bilindiği üzere İslâm’ın beş şartından birisi de Ramazan ayında oruç tutmaktır. Önümüzdeki 21 Ağustos Cuma (H. 1430/M.2009) günü 1 Ramazan’dır. Perşembe gecesi sahura kalkacak, cuma günü oruçlu olacağız.

Oruç, imsak vaktinden güneş bâtıncaya kadar, ibâdet niyetiyle, yeme-içme ve cinsi münâsebetten uzak durmak, bunları yapmamaktır.

Oruç, bütün şeriatlerde müşterek/ortak bir ibâdettir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyuruluyor: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de oruç farz kılındı. Umulur ki oruç sayesinde kötülüklerden korunursunuz. Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa (fidyeyi arttırırsa), bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” [1]

Allah Teâlâ İncil’de Hz. İsa’ya şöyle vahyetmiştir: “Ey İsa! İsrâiloğullarına şunu haber ver: Benim rızâm için oruç tutan kimsenin vücuduna sıhhat veririm, onun ecrini (sevabını) büyük eylerim.” [2]

Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) de, “Temizlik imanın yarısı, oruç da sabrın yarısıdır”[3] “Her şeyin bir zekâtı vardır, vücûdun zekâtı ise oruç tutmaktır...”[4] “Oruç, sizden birinizin savaşta kullandığı kalkan gibi, kötülüklerden, şehevî istek ve arzulardan korur”[5] buyurmuşlardır.

Orucun bedenî faydalarına gelince...

Oruç; mideyi, bağırsakları ve kalbi dinlendirir... Vücuttaki fazlalıkları eritir, zararlı olan gıdaları vücuttan atar. Kısaca oruç, hem rûhânî hem de tabiî bir devâdır.

Bu bakımdan, eğer hastanın aç bırakılması veya oruç tutması hâlinde vücuttaki zararlı maddeleri dışarı atarak tedâvi olması mümkün olursa, bu ilaç kullanılarak yapılmamalıdır.

Yazımızın başlangıç bölümünü iki cihan serveri Efendimiz (s.a.v.)’in mübârek sözleri ile noktalayalım:

“Cihâd ediniz ki, ganîmet elde edesiniz. Oruç tutunuz ki, sıhhat bulasınız. Seyahat ediniz ki zengin olasınız.”[6]

“Sİzlere oruç tutmanızı tavsiye ederim. Çünkü oruç, kalblerinizi saflaştırır."[7]

***
 
RAMAZAN AYININ FAZİLET VE ESRÂRI

Hicri ikinci bin yılın müceddidi İmâm-ı Rabbânî Ahmed el-Farûkî es-Serhendî (k.s.) hazretleri meşhur eseri Mektubat’ında bu mübarek ayla ilgili şu açıklamalarda bulunmaktadır:
 
“Ramazan ayı çok kıymetli ve pek büyük bir aydır. Bu ayda nâfile olarak kılınan namaz, zikir, sadaka ve benzeri ibâdetler, diğer aylarda edâ olunan farz ibâdetlerin sevâbı ile eşittir. Bu ayda bir farz ibâdeti edâ eden, diğer aylarda yetmiş farz edâ edenin ecrini alır.

“Bir kimse, Ramazan ayında bir oruçluyu iftar ettirirse, günahlarına keffâret olacağı gibi, kendisini de cehennem azâbından kurtarmış olur. İftar ettirdiği kimsenin sevâbından bir şey eksilmeksizin, onun sevâbı kadar kendisine verilir.

“Ramazan ayında bir kimse, kölesinin veya hizmetinde bulunanların işlerini/vazifelerini hafifletir onlara kolaylık sağlarsa, Allâh Teâlâ kendisini bağışlar ve cehennem azâbından azâd eder. Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) Ramazan ayına girdiği zaman, bütün esirleri serbest bırakırdı. İstek ve ihtiyaç sahiplerine ihsanlarda bulunurdu.[8]

“Bir kimse Ramazan ayında hayırlı işler ve faydalı amellerde muvaffak olursa, bu muvaffakiyeti bütün sene boyunca devam eder. [9]

Şayet bu ay, dağınıklık ve perişanlık içinde geçerse sene boyunca, dağınıklık ve perişanlık sürer. Bu bakımdan mümkün olduğu kadar bu ay içinde cem’iyet elde etmeye (derlenip toparlanmaya) çalışmak lâzımdır. Bunun için de bu ayı ganîmet bilmelidir. Allah Sübhânehû ve Teâlâ hazretleri, bu gecelerin her birinde, cehennem azâbına müstehak olmuş binlerce kemseyi âzâd eder. Bu ay içinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır.[10] Şeytanlar zincire vurulur ve rahmet kapıları açılır.

“İftarda acele etmek, sahuru tehîr etmek/geciktirmek sünnettir.[11] Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) bunu üzerinde ehemmiyetle dururdu. Bu hususa önem vermek, muhtemelen kulluk makamına uygun olan ihtiyaç halini açığa vurmak içindir.

“Hurma ile iftar etmek sünnettir.[12]

Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) iftarda şu duâyı okurdu: “Zehebe’z-zamaü ve’b-telleti’l-urûku ve sebetel ecru inşâAllahü teâlâ.” Meâli: Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, inşâAllah ecir/mükâfat da hasıl oldu.[13]

“Bu ayda terâvih namazını eda etmek, Kur’ân-ı Kerîm’i hatmetmek sünnet-i müekkededir.[14] Bunların neticeleri çok faydalıdır. Allah Teâlâ, Habîb-i Edîbi Efendimiz (s.a.v.) hürmetine cümlemizi muvaffak eylesin.”[15]

“Ramazan ayı Allah Teâlâ’nın bütün zatına, isim-sıfat ve fiillerine ait kemâlâtı hâvi, kendisine zılliyetin (gölgeliğin) asla ârız olmaması bakımından asıl dairesine dahil bulunan Kur’an-ı Kerimle tam bir münasebeti haizdir. İlk kabiliyet (esasların esası, ilk taayyün) de onun gölgesidir. İşte bu münasebet sebebiyledir ki, Kur’an-ı Kerim Ramazan ayında inmiştir. Nitekim, “Ramazan ayı, Kur’an’ın indirildiği aydır”[16] ayeti de bu gerçeği tasdik etmektedir.

“Bu sebeple ramazan ayı, bütün hayır ve bereketleri kendinde toplamıştır. Sene içerisinde herhangi bir yolla kişiye ulaşan her hayır, kadri/kıymeti yüce Ramazan ayınının bereket deryasından bir damladır. Bu ayda sağlanan cem’iyet (mâsivadan/Allah’tan gayri her şeyden yüz çevirip bütün dikkati Allah Teâlâ’ya teveccüh/yönelme noktasında toplama hali), sene boyunca elde edilecek olan cem’iyetin sebebidir. Bu ayda tefrikaya kapılmak (dikkati dağıtıp kendini mâsivaya bırakarak huzuru bozmak), sene boyunca tefrikaya yol açmaktadır.

“Ramazan ayının hakkını veren kimseye ne mutlu! Ramazan ayının hakkını veremeyen kimseye de yazıklar olsun. O kimse hayır ve bereketlerden mahrum kalmıştır.

“Ramazan ayında Kur’an hatminin sünnet oluşu, aslî ve zıllî bütün kemâlâta erişmek vesilesiyle olabilir. Bu ikisini bir araya getiren kimsenin, Ramazan’ın hayır ve bereketlerinden mahrum kalmaması ümit edilir.

“Bu ayın gündüzlerinde bulunan bereket, diğer aylarınkine benzemez. Gecelerinde bulunan hayır da, başka ayların geceleriyle kıyas edilemez. Belki de iftarda acele edip sahuru da geciktirmenin evla oluşu hakkındaki hüküm, iki vaktin cüzlerini/parçalarını birbirinden tamamen ayrıştırmak içindir…[17]

“Ramazan ayı bütün hayırları ve bereketleri (içinde) toplar. Hayır ve bereketlerin hepsi Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretlerinin zatından akmaktadır ve O Sübhânehû’nun şuunlarının yani Allah Teala’nın isim, sıfat ve fiillerine ait kemâlâtının bir sonucudur. Varlık sahnesinde ortaya çıkan kötülük ve noksanlıkların hepsinin kaynağı ise, sonradan olan zat ve sonradan yaratılan sıfatlardır. “Ey insanoğlu! Sana gelen her iyilik Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir”[18] ayeti bu hususta açık ve kesin olan bir nass’dır.

“O halde bu ayın bütün hayır ve bereketleri, kelâm şe’ninde toplanan zatî kemâlâtın neticesidir. Kur’an-ı Mecid de bu camî (topyayıcı/kapsayıcı) olan şe’nin/işin hakikatinin tamamından hasıl olmuştur. Dolayısiyle Kur’an’ın tüm kemâlâtı toplaması ve bu ayın da o kemâlâtın sonuçlarını ve semerelerini içinde barındırması açısından bu mübarek ayın Kur’an’la kam bir münasebeti vardır. İşte bu münasebet Kur’an’ın bu ayda inmesinin sebebi olmuştur. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayı, insanlara yol gösteren, hidayeti, doğruyu ve yanlışı ayırt edip açıklayan Kur’an’ın indirildiği aydır.” [19]

“Bu aydaki Kadir gecesi, bu ayın hulâsası ve özüdür. Kadir gecesi çekirdek mesabesinde olup bu ay da o çekirdeğin kabuğu yerindedir.

“Ramazan ayı cem’iyet haline bürünmüşken bir kimseye uğrarsa ve o kişi de bu ayın hayırlarından ve bereketlerinden nasiplenirse, bütün sene boyunca cem’iyete ulaşmış, aydaki hayırları ve bereketleri elde etmiş olur.

“Allah Sübhânehû böylesine mübarek olan bir ayda bizleri hayırlara ve bereketlere ulaştırsın ve en büyük nasiple rızıklandırsın.

“Peygamberlerin sonuncusu Efendimiz (s.a.v.), “Sizden biriniz orucunu açacağı zaman, hurma ile açsın; çünkü hurma berekettir.”[20] buyurmuş ve kendisi de hurma ile oruç açmıştır.

“Hurmanın bereket olması; ağacı olan nahle’nin insan gibi cem’iyet (kuşatıcılık) ve a’deliyet (adalet) vasfı üzere yaratılmış olması sebebiyledir. Bundan dolayı yani Adem’in (aleyhisselâm) yaratıldığı çamurunun arta kalanından yaratıldığı için, Efendimiz (s.a.v.) nahle’yi (hurma ağacını), “Ammetü benî adem: Ademoğlunun halası” olarak isimlendirmiştir. Yine O (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Halanız nahle’ye ikramda bulununuz; zira o, Adem’in (a.s.) toprağının arta kalanından yaratılmıştır.”[21]

“Hurmaya ‘bereket’ denilmesi bu câmiiyyet (kuşatıcılık) vasfına/özelliğine itibarla olabilir. Cüz’iyet alakasına itibarla nahle’nin meyvesi olan hurma ile oruç açmak hurmayı, oruç açan kşinin bir parçası yapar ve hurmanın kapsayıcı olan hakikati hurma ile oruç açanın hakikatinden bir parça olur. Bu itibarla hurmayı yiyen kişi, câmi’ (kuşatıcı) vasfını taşıyan hurmanın hakikatinde var olan sonsuz üstünlükleri toplamış olur. Bu anlattığımız mana mutlak olarak hurmanın yenmesinde var olmakla birlikte oruçlunun, engelleyici şehvetlerden ve fani lezzetlerden boşalma anı olan iftar vaktinde yenmesinin tesiri çok daha fazla olur ve bu mana bu vakitte en mükemmel ve en üstün şeklişle gerçekleşir.

http://www.halisece.com/fikih/14-oruc/398-ramazan-ayi-ve-oruc.html

mazhar

  • Ziyaretçi

RAMAZAN AYININ FAZİLETİ


İmâm-ı Rabbânî Hazretleri (k.s.) buyurdular ki:


“…Bilmek gerekir ki Ramazan ayı büyük bir aydır.

Bu ayda yapılan namaz, zikir, sadaka ve benzeri bütün nâfile ibâdetler Ramazan ayının dışında yapılan farzlara denktir.

Kim bu ayda bir farzı edâ ederse Ramazan ayının dışında yetmiş farzı edâ etmiş gibi olur.

Kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse bu, onun günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden âzâd olmasına sebep olur. Oruç tutanın sevabından hiçbir şey eksilmeden, aynı sevab kendisine de verilir.
 
Kim bu ayda emri altında bulunanların işlerini hafifletirse Allâhü Teâlâ onu bağışlar ve cehennemden âzâd eder.
Resûlullah (s.a.v.) Ramazan ayı geldiği zaman bütün esirleri serbest bırakır, her isteyenin isteğini verirdi.
Kim bu ayda hayırlar ve sâlih ameller işlemeye muvaffak olursa, o kimse senenin tamamında hayırlı amel işlemeye muvaffak olur. Bu ayı dağınık bir vaziyette geçiren kimse senenin tamamında dağınık olur. Bu ayı fırsat bilerek mümkün olduğunca manen derlenip toparlanmak için gayret göstermek lazımdır.
 
Allâhü Teâlâ, bu ayın her bir gecesinde azabı hak etmiş binlerce kişiyi cehennemden azâd eder. Bu ayda cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincirlere vurulur, rahmet kapıları açılır.
 
İftarı acele (ilk vaktinde) yapmak ve sahuru geciktirmek (son vaktinde yapmak) Peygamber Efendimiz’in sünnetlerindendir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hususta çok dikkat etmiştir. Zîra iftarı acele yapmak ve sahuru geciktirmek oruç tutanın kendi âcizliğini ve ihtiyacını itiraftır ki, kulluk makamına münasip olan budur.
Fazilet Takvimi Arka Yazısı:20-Temmuz- cuma -2012

Çevrimdışı fıkhıekber

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 2
Zuhru'l Abidinde bildirilmiştir ki,Ebu Hüreyre (r.a.)rivayet eder;Peygamberimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur:
-Bir kimse Ramazan-ı Şerif'in her gecesinde her rekatda 1 Fatiha ve 3İhlası Şerif okuyarak 2 rekat namaz kılsa, o namazın her rekatına karşılık 100 bin melek gönderir.O kimsenin yazılmış günahlarını mahv edip yerine haseneler yazmak ve Cennetdeki derelerini yükseltmek için,aynı zamanda o kişiye 70 köle azad eylemiş sevabı yazılır.

Çevrimdışı yanık

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 2
allh razı olsun


Çevrimdışı yanık

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 2
Ramazan ayında yapılacak nafile ibadetler hakkında bilgi istiyorum yada kaynak istiyorum.
« Son Düzenleme: 16 Haziran 2013, 22:20:45 Gönderen: Mücteba »

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Ramazan ayında yapılacak nafile ibadetler hakkında bilgi istiyorum yada kaynak istiyorum.

Ramazân-ı Şerîf'te Tavsiye edilen Duâ ve İbadetler

Ramazan ayı 11 ayın sultanıdır. Ümmet-i Muhammed'in ayıdır. Gündüzleri oruçla, geceleri teravih namazlarıyla ihya edilir. Ramazân-ı şerîf Kur'an ayıdır. Bu itibarla, Kur'an okumasını bilen herkes bu ayda bir hatim yapmalıdır. Ramazan ayının evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden azaddır.

Ramazân-ı şerîfin ilk akşamı, (Şa'ban'ın son gününü Ramazan'ın ilk gününe bağlayan gece) akşamla yatsı arasında 2 rek'at teşekkür namazı kılınır. „Yâ Rabbî, Ramazân-ı şerîf ile müşerref kıldığın için“ denilir ve namaza durulur.

Fâtiha-i şerîfeden sonra birinci rek'atte 1 „İnnâ a'taynâkel-kevser...“, ikinci rek'atte 1 İhlâs-ı şerîf okunur.

Namazdan sonra; 70 İstiğfâr-ı şerîf, 70 Salevât-ı şerîfe (Salât-ı Münciye okumak efdaldir) okunup dua yapılır.

Birinci 10 gün içinde mümkünse tesbih namazı kılınır ve Hatm-i Enbiyâ yapılır.

İkinci 10 gün içinde mümkünse yine tesbih namazı kılınır ve Hatm-i Enbiyâ yapılır.

Üçüncü 10 gün içinde tevbe-istiğfar, Hatm-i Enbiyâ ve 7 salât-ü selâm'dan sonra mümkünse Hatm-i İstiğfâr yapılıp, yani 1001 defa:

    اَسْتَغْفِرُ اللهَ الْعَظِيمَ وَاَتُوبُ اِلَيْكَ

„Estağfirullâhe'l-azıym. Ve etûbü ileyk“ denilip, bittikten sonra 7 ilâ 70 salat-ü selâm okunur ve duâ yapılır.

İftara yakın:

    اَللَّهُمَّ يَا وَاسِعَ الْمَغْفِرَةِ اغْفِرْ لِى

„Allâhümme yâ vâsial-mağfiratiğfirlî“,

iftar esnâsında da:


    اَللَّهُمَّ لَكَ صُمْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَعَلَى رِزْقِكَ اَفْطَرْتُ وَصَوْمَ غَدٍ نَوَيْتُ

„Allâhümme leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü ve savme ğadin neveytü“ duâsı okunur.

Ramazanda sadaka-i fıtır veremeyen müslümanlar, arefe günü 2 rek'at namaz kılarak, Allâh'a ilticâ ederler. Zamm-ı sûre olarak ne istenirse o okunur.
Kadir Gecesi

Kadir gecesinin, Ramazân-ı şerîfin 20'sinden sonraki tek gecelerinde aranmasına dâir müteaddit hadîs-i şerîfler vârid olmuştur. Birinden itibaren aranmasını tavsiye eden büyüklerimiz de vardır.

İmâm-ı Şârânî Hazretleri, Kadir gecesinin kaçıncı gece olduğunu, Ramazân-ı şerîfin giriş günlerine göre şöyle tesbit etmiştir:

    Ramazân-ı şerîf pazar günü girerse Kadir gecesi 29'uncu gecedir.
    Ramazân-ı şerîf pazartesi günü girerse Kadir gecesi 21'inci gecedir.
    Ramazân-ı şerîf salı günü girerse Kadir gecesi 27'inci gecedir.
    Ramazân-ı şerîf çarşamba günü girerse Kadir gecesi 19'uncu gecedir.
    Ramazân-ı şerîf perşembe günü girerse Kadir gecesi 25'inci gecedir.
    Ramazân-ı şerîf cuma günü girerse Kadir gecesi 17'inci gecedir.
    Ramazân-ı şerîf cumartesi günü girerse Kadir gecesi 23'üncü gecedir.


İmâm-ı Şârânî Hazretleri 30 sene, Kadir gecesiyle bu tarife göre müşerref olmuşlardır.

Birçok ehlullah da bu usulle Kadir gecesini bulmuşlardır.

Kadir gecesinin bu ay içinde hangi gece olduğunun gizlenmesi, mü'minlerin her geceyi Kadir gecesi bilip, her gecede ibadeti çok etmeleri içindir.

Kadir gecesinde hava berrak ve güzel olur. O gece herşey Allâh'a secde eder. Denizlerin suyu bir an için tatlılaşır. Mü'minler afv-ı ilâhî ve mağfiret-i sübhânîye mazhar olurlar.

Kadir Gecesinde Ne Yapılır?

Bu gece 4 rek'at Kadir gecesi namazı kılınır:

    1'inci rekatte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 „İnnâ enzelnâhü fî leyletil-kadr...“
    2'nci rek'atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 İhlâs-ı şerîf,
    3'üncü rekatte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 „İnnâ enzelnâhü fî leyletil-kadr...“
    4'üncü rek'atte: 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 İhlâs-ı şerîf,

okunur.


Namazdan sonra:

    1 defa:

    اَللهُ اَكْبَرُ اَللهُ اَكْبَرُ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ واللهُ اَكْبَرُ اَللهُ اَكْبَرُ وَِللهِ الْحَمْدُ

    „Allâhü ekber. Allâhü ekber. Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Allâhü ekber. Ve lillâhil-hamd“
    100 „Elem neşrah leke sadrak...“
    100 „İnnâ enzelnâhü fî leyletil-kadr...“
    100 defa da Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz'in Hazret-i Âişe (r.a.) Vâlidemiz'e öğrettiği şu duâ okunup, sonra duâ yapılır:

    اَللَّهُمَّ اِنَّكَ عَفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّى

    „Allâhümme inneke afüvvün kerîmün tühibbül-afve fa'fü annî“

Mümkünse kandil gecesi olması hasebiyle bir de tesbih namazı kılmalıdır.

Mübârek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen
Dua ve İbadetler, [url=http://www.faziletkitap.com/kitap/mubarek-gun-ve-gecelerde-dua-ve-ibadetler-ciltli-26]Fazilet Neşriyat
[/url]


Kaynak:



Mübarek Gün ve Gecelerde Dua ve İbadetler (Plastik)
Heyet
Fazilet Neşriyat   
Cep Kitapçığı
Sayfa: 64

Kitap Hakkında: (Bu sayfadaki bilgiler kitaptan alınmıştır.) Mübârek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen DU ve İBÂDETLER“ isimli bu eserimizde, tarif edilen bazı namaz, oruç ve duâlar hakkında „mutlaka kılınmalı, tutulmalı, okunmalı“ gibi ifadeler yer almış bulunmaktadır. Halbuki buralarda tarif ve tavsiye edilen ibâdetler, nâfile ibâdetler cümlesinden olup, yerine getirilmesi mecbûri değildir. Fakat, bu „mutlaka“ kelimeleri ile, sadece tarif edilen nâfile ibâdetlerin ehemmiyetine ve karşılığında verilecek mükâfatın büyüklüğüne işâret edilmek istenmiştir.

Nitekim hadîs-i kudsîde: „Farzlarla kulum benim gadabımdan (azabımdan) kurtulur. Nâfilelerle bana (benim rızama) yaklaşır“, buyurulmaktadır. Böylece; nâfile ibâdetleri yerine getirmek mecbûrî olmamakla beraber, bu ibâdetler kulu Allah’a yaklaştırmaktadır.     

O halde; mânevî mertebelere nâil olmak isteyen herkes, bu tarif edilen ibâdetleri imkân nisbetinde yerine getirmelidir.
Yapılmadığı takdirde ise, mânevî bir mes’ûliyeti yoktur.



NOT: Bu kitap plastik kapaklıdır.
« Son Düzenleme: 10 Haziran 2015, 13:25:19 Gönderen: Mücteba »

mazhar

  • Ziyaretçi
Alıntı
“Başkasının kusurlarını anmak istediğin zaman,kendi kusurlarını hatırla!”
  (Hadis-i Şerif,Buhari,el-Edebü`l Müfred)

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Orucun Farziyyeti ve Faziletleri (1)
« Yanıtla #27 : 10 Haziran 2015, 13:43:16 »
Orucun Farziyyeti ve Faziletleri (1)

(يَاۤاَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ (١٨٣

“Ey iman edenler! Sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki günahlardan korunursunuz.” (El- Bakara –183)

Açıklama: Oruç yazıldı, yani Ramazan-ı Şerif’te farz kılındı. Orucun lügat (sözlük) manası tutmak demektir.... “Ben çok merhametli olan Allah’a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.” (Meryem-26) ayetinde olduğu gibi imsak; sükut etmek, konuşmamak manasına gelir.(1)

 

Orucun şer’i manası: Belli bir vakitte niyet ederek yemek, içmek ve cinsi münasebetten kendini tutmak demektir.(2) (Mealim)

      Bütün ibadetlerde, hususiyle oruçta niyet şarttır. Oruçta niyet; kalben oruçlu olduğunu bilmektir. Zira insan, hastalık veya iştahsızlık gibi sebeplerden dolayı da yemek yemeyebilir, onun için oruçta niyet şarttır.

      Her gününün orucuna ayrı ayrı niyet şarttır. Çünkü her gün başlı başına bir ibadettir. Bir gününün orucunun bozulması, diğer günlerin orucunu bozmaz. Teravihde ise, her selâmdan sonra niyet icap etmez, çünkü 20 rekat bir namazdır.

      Ramazan orucunda kaba kuşluğa kadar niyet edilmesi caizdir. Ancak nezir, kaza ve kefaret oruçlarında geceden niyet edilmesi farzdır.

 

      Ramazan orucu ayeti kerimeyle kesin olarak farz olduğu için; inkâr eden dindençıkar.

Bezaziye fetvalarından: Kim Ramazan günü açıkça ve bilerek yerse; katli emredilir. Çünkü onun bu hâli oruç tutmamayı helâl görmesinin işaretidir. Bu ise küfürdür.

Oruç, hicretin ikinci yılında, Medine-i Münevvere’de farz kılındı.Önceden Muharrem ayının ilk on gününde oruç farz iken, Ramazan orucu ile bu kaldırılmıştır.

         

Bir rivayete göre oruç, peygamberliğin 15. yılında,  kıble Mescid-i Aksa’dan Mescid-i Haram’a çevrildikten sonra, hicretin 3. yılında farz kılınmıştır.

        Rivayete göre Peygamber Efendimiz 8 sene Ramazan orucu tuttu. Bunlardan 5 senesi 29 gün, üç senesi 30 gün olarak tutuldu.

         “Kim bir hayırla gelirse, ona 10 misli sevap vardır.” Ayetinde vaat edilen ecre uygun olsun diye Hz. Allah bir ay orucu farz kıldı. Bunun delili ise şu Hadis-i Şeriftir:

        “Kim Ramazan orucunu tutup ona ilaveten 6 gün de Şevval’den tutarsa; bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur.” (Ramuz-El-Ehadis c 2.     S 425))

Sırat’ta bekleyiş 30 sene olduğu için, Hz. Allah Ramazan ayında oruç tutanlara selâmetle durmaları için yardım eder.

 

 

 

RİVAYET: ORUCUN FARZ KILINMASININ HİKMETİ

 

Allah-ü Tealâ aklı yarattığında, ona: “Dön! Dedi. Akıl döndü. Sonra: “Geri dön .”Dedi. Akıl geri döndü.Hz. Allah:

-Sen kimsin? Ben kimim? Diye sordu. Akıl:

-Sen benim Rabb’imsin. Ben de zayıf bir kulum. Hz. Allah:

-Ey akıl! Senden daha kıymetli bir varlık yaratmadım.Buyurdu.

Sonra nefsi yarattı ve ona: Dön! Buyurdu. Nefis cevap vermedi. Hz. Allah:

       -Sen kimsin? Ben kimim? Diye sordu. Nefis:

       -Ben benim, sen de sensin.

 

Hz. Allah nefse 100 sene cehennem ateşi ile azap etti. Çıkarıp aynı soruları sordu. Nefis yine aynı cevapları verdi. Bunun üzerine 100 sene açlık ile azap etti. Çıkarıp aynı soruları sordu. Nefis: “Sen benim Rabb’imsin, ben de senin aciz bir kulunum ” dedi. Bunun için oruç farz kılındı.

 

      Orucun farz kılınmasının sebebi bir görüşe göre; oruç açlığı sebebiyle kıyamet açlığını hatırlatmaktır. Çünkü mahşerde tahammülü en zor olan azap açlıktır. Hatta mahşer halkı açlık sebebiyle diğer azapları unuturlar.

Hadis-i Şerif: “Kıyamet günü bütün insanlar açtır. Ancak; Peygamberler, onların ehlibeyti ve Receb, Şaban, Ramazan orucunu peş peşe tutanlar hariç. Onlar susamayacaklar ve acıkmayacaklardır”.

Cenab-ı Hak, kıyamet gününün açlığından korumak için, ümmet-i Muhammed’e orucu farz kılmıştır.( Bostan’ül- Vaizin)

 

Hulasa: Açlık dinin selâmetidir, aynı zamanda tıbba göre bedenin de selâmetidir. Mide boş olursa; cisim nurani ve ruhani bir hâl alır.

 

       Hadis-i Şerif: Allah katında en sevimli amel, açlık ve susuzluk (oruç)tur.

           

       Eflatun derki: 

       Cismin rahatı, az yemekte

       Ruhun rahatı, az uykuda

       Dilin rahatı, az konuşmakta

       Kalbin rahatı, az intikamdadır. (intikam duygusu olmamaktadır)

Doktorların beyanına göre acıkmadan yemek, insanın hastalanmasına sebep olur.

Hz. Ebu Bekir (ra) bu dereceye ben şunlarla kavuştum:

     

Müslüman olduktan sonra doyuncaya kadar yemedim, kanıncaya kadar su içmedim. Dünyayı bıraktım, ahireti tercih ettim.Peygamberimize her hususta iyi bir arkadaş oldum.

 

      Denildi ki: Açlık; ilim ve fesahat yağdıran bir bulut, tokluk ise; cehalet ve gaflet yağdıran bir buluttur.

Cenab-ı Hak, İsa (as)’a: “Aç kal; beni görürsün, her şeyden alâkanı kes; bana ulaşırsın”. Buyurmakla cemalini görmek saadetini açlığa bağlamıştır.

Hz. Allah sohbetimizin başında zikredilen Ayet-i kerimede: “Sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi oruç; size de farz kılındı”. Buyurmakla bütün geçmiş ümmetlerinde bu ibadetle mükellef olduğunu haber veriyor. Zira oruç zor bir ibadettir. Umumi olunca tahammülü kolaylaşır.Şekli ve miktarı farklı olmakla beraber Âdem (as)’dan itibaren bütün peygamberler ve ümmetlerine oruç ibadeti farz idi.(3)

       Musa (a.s)’ın kavmine Aşure günü

       Adem (a.s)’a her ayın 13, 14 ve 15. günleri oruç tutmak farz idi.

       Davud (a.s) bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı.

       Süleyman (a.s) her ayın başında, ortasında ve sonunda üçer gün olmak üzere dokuz gün oruç tutardı.

       İsa (a.s), senenin tamamını oruçlu geçirirdi.

       Efendimiz, Ramazan orucu farz olmadan önce, Aşure günü oruç tutardı.

Hz. Aişe (r.a)’dan: Kureyşliler aşure günü oruç tutarlardı. Peygamberimiz de Aşure günü hem oruç tutar, hem de ashabına oruç tutmalarını emrederdi. Ramazan orucu farz kılınınca; Aşure orucu nafile oldu. İsteyen tutar, isteyen tutmayabilir.

Aşure orucunun farziyeti Bedir Savaşı’ndan iki ay önce kaldırılmıştır. Hicretten sonra ilk değiştirilen hüküm, bu oruçla Kıble’nin Mescid-i Aksa’ dan çevrilmesidir.(4)

Said İbni Cübeyr (r.a)’dan. Bizden önceki ümmetlerin orucu, akşam vakti başlayıp, ertesi geceye kadar devam ederdi. İslâm’ın başlangıcında da böyle idi.

Oruç ilk farz kılındığında, akşam iftar vaktinden yatsı namazına kadar veya yatsıdan önce, uyuyuncaya kadar, yemek, içmek ve cinsi münasebet helâl olur. Ancak kişi yatsıyı kılar veya yatsıdan dönünce uyursa; gelecek akşama kadar bunlar haram olurdu. Yani oruç başlardı.

Hz. Ömer (r.a) bir gün yatsı namazından sonra ailesiyle beraber oldu. Sonra pişman olup ağlamaya ve nefsini kınamaya başladı. Efendimize gelip durumunu bildirdi. Rasülullah: “Bu sana yakışmıyor ya Ömer! Buyurdular. Bu arada ashaptan bazıları da kalkıp aynı hallerin kendilerinde de olduğunu söylediler ve Bakara Sûresi 187. Ayeti nazil olarak “Oruç gecesi kadınlarınızla beraber olmanız size helâl kılındı...” buyruldu.

Hıristiyanların orucu da bizim orucumuz gibiydi. Ancak havalar sıcak olduğunda, harman zamanı ve seferde oruç zor gelmeye başladı. Âlimlerine çeşitli ihsanlarda bulunarak bir çare istediler. Alimler aralarında istişare edip, orucu kış ile ilkbahar mevsimi arasına alıp, buna keffaret olarak da 10 gün oruç ilâve ettiler.Böylece oruçları 40 gün oldu. Sonra hükümdarları hastalandı. “Eğer iyileşirsem, bir hafta daha oruç ilâve edeceğim.” Dedi ve ilâve etti. Böylece ilk farz kılındığı gün sayısı tahrif edilmiş oldu.Böyle tahrifatın bu ümmet tarafından yapılmaması için Hz. Allah, oruç ayetinin sonunda: “Umulur ki korkarsınız.” Buyuruyor.

 

Bedeni ibadetler içinde en faziletlisinin hangisi olduğu hususunda âlimler arasında değişik görüşler vardır.

       1.Oruç en faziletli ameldir.

       2.Hac en faziletli ameldir.

       3.Cihat en faziletli ameldir.

       4.Farz olma yerlerine göre Mekke’de namaz, Medine’de oruç efdaldir.

       5.Dua daha faziletlidir.

       Âlimlerin çoğuna göre sahih olan, bedenle yapılan ibadetlerin efdali namazdır. Onun için efendimiz: “(Göz aydınlığım namazdadır)” Buyurmuşlardır.(5)

       İman, marifet, tevekkül gibi kalbî ibadetler, bedeni ibadetlerden üstündür. Faydası başkasına geçtiği için zekât gibi mali ibadetler de, bedenle yapılan ibadetlerden faziletlidir.

         

İmamı Şafi (r.a)’e göre namaz, zekâttan daha büyüktür.

Netice: Bedenle yapılan ibadetlerin en efdali namaz, sonra oruçtur. Orucun en efdali de, Ramazan orucudur.(6)

Orucun birçok faziletleri vardır.

       Oruç günahlardan korur. Çünkü açlık acısı ile şehveti kırıp nefsi kahreder. Zira nefis her şerrin barınağı, her kötülüğün arkadaşıdır. Sen onu itaate çektikçe, o seni masiyete sürüklemek ister. Gıdasını kesmedikçe sana uymaz, şehvetini terk etmez. Gıdasını kesmek te oruçla mümkün olur.

       Hadis-i Şerif: İbni Mes’ud (ra)’dan: Ey gençler topluluğu! Kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin. Zira evlilik gözü (harama) daha çok yuman, ırzı daha çok koruyan (bir yol)dur. Kimin de buna gücü yetmezse, ona oruç tutmak gerekir. Çünkü oruç, ona eneme (gibi)dir. (Buhari c.6, s. 117).

       Şehvetin teskini; gündüz oruç tutup, gece ibadet ederek, şehvetleri unutarak, lezzetleri kesen ölümü hatırlayıp, nefsin konuşmasını (kalbe verdiği fasit düşünceleri) keserek, eceli yakın görerek, emeli kısa tutarak, murakabeye devam edip itaat üzere olarak elde edilir.

       Hz. Aişe (r.a)’dan rivayet edilmiştir.

Haber: Bir günde 20 kere ölümü hatırlayan şehitlerle beraber haşr olunur.

       Eğer “Bazıları oruç tutuyor, geceleri ibadet ediyor, yine nefsinde hareket var bunun sebebi nedir dersen? Cevaben derim ki: Kendisinde aşırı şehvet olduğu içindir. Çaresi ise devamlı üzüntü, riyazat, ahiret ve ahiret sıkıntılarını hatırlamaktır.

       Ayeti Meali: Sayılı günler. Sizden kim hasta olur veya yolculuk halinde olursa tutamadığı günler sayısınca oruç tutar. Oruç tutmaya gücü yetmeyenlerin bir yoksul doyuracak kadar fidye vermeleri lâzım gelir. Kim gönlünden koparak (fidyeyi daha çok vermek gibi) bir hayır işlerse o kendisi için daha hayırlı olur. Ama bilseniz, oruç tutmanız sizin için en hayırlıdır.( El- Bakara –184)

         

Ayet-i kerimede sayılı günler denilmesi, oruç emrinin Ümmet-i Muhammed’e kolay olması için, bilinen az günler olduğunu ifade ediyor. Senenin yarıdan çoğu veya tamamı değil de; yalnız bir ayında oruç farz kılınmıştır.

         

Orucun zarar vereceği şekilde hasta olanlar veya deve yürüyüşü ile üç günlük yola çıkanlar; o günler oruç tutmayıp, sonradan kaza edebilirler.

       Ramazan orucu, bilinen günlerde, sıhhatli olan mukimler üzerine farzdır. Hasta olan veya yolculuk halinde olanlar oruç tutmayıp sonra kaza edebilirler. Ancak yolculuğu meşakkatli olmayanların oruç tutmaları daha hayırlıdır. Nitekim Hz. Allah: “... Oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır” .Buyuruyor.(El- Bakara- 184)

Özürsüz Ramazan ayında oruç tutmamak için hiçbir mükellefe ruhsat yoktur.

Oruç tutmamayı mubah kılan özürler üçtür:

       1-Yolculuk, hastalık, kadınların aybaşı ve doğum sonrası halleridir. Bunlar oruçlarını sonradan kaza ederler.

2-Gebelik ve süt emzirmek; bunlar da, sonradan kaza ederler.

3-Oruç tutamayacak kadar yaşlı olan, günden güne kuvvetten düşen erkek ve kadınlar, oruç tutamayacakları için kaza da etmezler, fidye verirler.

 

Fidye; her gün için bir fakiri sabah akşam doyurmak, demektir. Yani her gün için bir sadaka-i fıtır verilecek demektir.

ORUÇLA İLGİLİ BAZI MESELELER.

1-Gündüz oruç tutmayan misafir yolculuktan döndüğü zaman, hasta iyileştiği zaman, sabi buluğa erdiği zaman, kafir Müslüman olduğu zaman, kadının adet hali sona erdiği zaman akşama kadar herhangi bir şey yiyip içmezler. Oruçlu gibi davranırlar.

       2-Dinden dönmüş olan kimse tekrar Müslüman olursa, geçen oruçları kaza etmesi icap etmez.

       3-Ramazan orucu diye tayin şart değildir, mutlak oruç veya nafile diye de niyet etse oruç sahihtir. Geceden niyet edilebileceği gibi, kaba kuşluğa kadar da niyet edilebilir.

       4-Her gün için ayrı ayrı niyet edilir.

       5-Cünüp olarak sabahlayan kimsenin orucu sahihtir.

       6-Yalan, gıybet ve iftira eden kişinin sevabı azalmakla beraber orucu sahihtir.

       7-Ağız dolusu olmadıkça kendi isteği ile kusmak orucu bozmaz.

       8-Dişler arasında kalan ve nohuttan küçük olan yemek artıklarını yutmakla oruç bozulmaz, nohut tanesi kadar olursa bozulur.

       9-Şırınga yaptırmak, kulak ve idrar yoluna ilaç damlatmak orucu bozar.

       10-Burnuna ilaç ya da su çekmek orucu bozar.

       11-Hacamat olmak (-1-) orucu bozmaz.

       12-Fecrin doğup doğmadığında şüphe ederek sahur yese, sonradan fecrin doğduğu ortaya çıksa kaza etmesi gerekir.

       13-Oruçlunun sürme çekmesi mekruh olmaz.

       14-Ramazanda oruçlu iken cinsi münasebette bulunmanın keffareti sırasıyla; ya köle azat etmek veya 60 fakiri sabah akşam doyurmak veya iki ay keffaret orucu tutmaktır.

       15-Cinsi münasebetten dolayı keffaret eşlerden her ikisine de ayrı ayrı lâzım gelir.

       16-Oruçlunun (kendinden emin ise) öpmesi haram değildir.

       17-Sefere çıkan yemek yiyerek veya içerek orucunu bozabilir.

       18-Ramazan günü hasta ve seferi olmadığı halde, bilerek yiyen veya içen kişiye; hem kaza hem kefaret gerekir.

       19-Unutarak yiyen, içen veya cinsi münasebette bulunan kimseye kaza ve kefaret lâzım gelmez, orucu sahihtir.

Hadis-i Şerif: Oruçlu olduğu halde unutarak yiyen veya içen kimseye Hz. Allah ikram etmiştir (orucuna zarar vermez).

       20-Ağzına veya burnuna verdiği su boğazına kaçarsa; oruç bozulur, kaza gerekir.

       21-Üzerine kazaya kalan Ramazan orucunu öbür Ramazan gelinceye kadar tutmayan kimseye kefaret icap etmez.

       22-Oruçlu bütün vücudu ile suya dalsa; orucu bozulmaz.

       23-Kendi isteği ile içine veya boğazına duman tütün çekmekle oruç bozulur.

       24-İftarda acele etmek ve namazdan önce iftar etmek sünnettir.

 

 

Haber: İnsanlar iftarda acele ettikleri sürece hayırdadırlar.

         

Efendimiz (S.A.V.) Namazdan önce yaş hurma ile, olmazsa kuru hurma ile, o da olmazsa birkaç yudum su içerek iftar ederlerdi.

         

Denildi ki şu zamanda efdal olan; nehir suyunu eli ile alıp içmek suretiyle iftar etmektir. Çünkü, bu zamanda sırf helâl olan şey yok (denecek kadar az)’dır.

       25-Sigara ve tütünle iftar etmek çok çirkindir. Zira bunlar hakkında ulemanın ihtilafı vardır. Bazıları haram, bazıları da mekruh demişlerdir.

 

İftardan sonra: “Allah’ım! Senin (rızan) için oruç tuttum, senin rızkınla iftar ettim”d emek sünnettir.

Diğer bir rivayette: “Ey mağrifeti bol olan Rab’bim! Beni bağışla” demek sünnettir.

Diğer bir rivayette: “Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, ecir sabit oldu inşaAllah” demek sünnettir.

Hadîs-i kudsi: Oruç benim içindir ve orucun mükâfatını ben veririm.(7)

DUÂ

 

Allahım! Senden, zikrinle ıslanmış dil, sana şükreden in’am olunmuş kalp, taatına hazır beden isterim. Bize hiçbir gözün görmediği ni’metleri ihsan eyle. Allahım hükmünde bize lütfunla muamele eyle, belâlardan afiyet ver. Evliyana verdiğin şeylerden bize ver. Sana kavuşma gününde bize saadet ver. Benim kavmime bir fitne vereceksen önceden benim canımı al.

 

Allahım! Fitnelerden bizi koru, bütün mihnetlerden bize afiyet ver. Gizli ve aşikâr kusurlarımızı affet. Kalblerimizi kin ve hasetten temizle. Bizim içimizde hiçbir kimseye karşı kin ve şemâte (-2-) bırakma. Allahım bizi zatından başkasına muhtaç eyleme.Senden başkası için hor ve hakir olmaktan, senden başkasından korkmaktan sana sığınırız. Senin hükmünü reddeden, ihsanını men eden yoktur. Hayırın hepsi sendendir, şer sana ait değildir. (-3-)

 

       Allahım! Düşmanlarımızın (bizim başımıza gelenler sebebiyle) sevinmesinden, müzmin hastalıklardan, ümitlerin boşa çıkmasından, belâların ani olarak gelmesinden sana sığınırız.

 

Allahım, bizi mağfiret et, merhametinle muamele eyle, refik âlaya kavuştur. Amin.


Dipnotlar:
(-1-) Hacamat aleti ile veya bu günkü usullerle kan aldırmak.
(-2-) Düşmanının başına gelen belâya sevinmek.
(-3-) Bizim günahlarımız sebebiyledir.


KAYNAK:
TEFCÎR-UT TESNÎM FÎ KALBİN SELİM
(Temiz Kalpte Cennet Pınarı Kaynatmak)
Fatih Dersiamlarından Merhum Eğin’li Mehmet Rahmi

http://www.incemeseleler.com/ince-sohbetler/1288-3sohbet-orucun-farziyyeti-ve-faziletleri.html
« Son Düzenleme: 11 Haziran 2015, 12:11:15 Gönderen: Mücteba »

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9211
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Orucun Farziyyeti ve Faziletleri (2)
« Yanıtla #28 : 10 Haziran 2015, 13:49:31 »
Orucun Farziyyeti ve Faziletleri (2)

Hadis-i Şerif: “Kimi ki, Allah-ü Tealâ kendisinden razı olduğu halde Allah’a kavuşmak sevindirirse, benim üzerime çok salât okusun. Çünkü bir kimse günde 500 defa bana salât okursa, ebediyen fakirlik görmez, günahları affedilir, hataları silinir, sevinci devamlı olur, duası kabul olunur, umduklarına nail olur, düşmanına karşı kendisine yardım olunur, hayır işleme hususunda kendisine yardım olunur, cennette Peygamberine arkadaş olur. (Şifa-üs-Sudur).

(1)

Geçmiş ümmetler oruç tutarken konuşmazlardı. Peygamberimiz bundan nehy etti; bu hüküm kaldırılmış oldu.

       Cenab-ı Hakk’ın Hz. Meryem’i konuşmaktan nehy etmesi, aklı ermeyen ve kendisini itham edenlerle mücadeleye girmemesi içindi. Bundan sefihlerle mücadele etmemenin vacip olduğu anlaşılır (Aliyet-ül-Mevaiz).

Ramazan-ı Şerif orucu, ya Şaban ayının otuz güne tamam olmasıyla veya otuzuncu gün hilâlin görülmesiyle farz olur.

Hadis-i Şerif: Hilâli görünce oruç tutun.  (Şevvalde) Hilali görünce bayram yapın. Eğer hava bulutlu olursa; Şaban ayını otuza tamamlayın (Sahih-i Buhari).

Yıldız ilmi ile meşgul olanlardan bir topluluk ittifak ettikleri zaman, onların sözlerine  itimat edilebilir denildi.

Bir ülkede bir kişi hilâli gördüğü zaman, bütün Müslümanların oruç tutması farz olur.

         

Hava açık olursa bir topluluğun şahadeti, bulutlu olursa bir kişinin şahadeti kâfidir (Galiyet-ül-Mevaiz)

(2)

Oruç zahirde bütün azalar üzerine, hakikatte ise bütün sıfatlar üzerine farz kılınmıştır.

Gözü, kulağı, dili ve diğer azaları günahlardan korumak salihlerin orucudur.

       Dilin Orucu: Yalan, dedikodu ve kovuculuktan dili tutmaktır.

       Hadis-i Şerif: Yalan fakirlik getirir, orucun sevabını boşa çıkarır. İnsanlar arasında kişi kötülenir.

       Hadis-i Şerif: Oruç yalan ve dedikodu ile yırtılmadıkça (cehennemden) kalkandır.

       Haber: Peygamberimiz zamanında iki kadın oruç tuttular. Akşama yakın ölecek derecede açıktılar ve susadılar. Peygamberimize birini gönderip oruçlarını bozmak hususunda izin istediler.

       Efendimiz gelen kişiye bir bardak verip: “Söyle onlara, yediklerini bu bardağa kussunlar.” Buyurdu. Birisi bardağın yarısını, diğeri de öbür yarısını kan ve et kusarak doldurdular. İnsanlar çok hayret ettiler. Peygamberimiz: “Bunlar Allah’ın helâl kıldığı şeyle oruç tuttular; haram kıldığı şeyle oruçlarını bozdular. Zira bunlar beraberce oturup insanların dedikodusunu yapıyorlardı” buyurdu. (-1-)

       İsa (as), İblis’i, bir elinde bal, diğer elinde kül olduğu halde gördü, sebebini sordu. İblis: “Balı gıybet edenlerin dudaklarına sürerim, külü ise yetimlerin yüzüne serperim ki ,insanlar onları çirkin görüp yardımcı olmasınlar” diye cevap verdi.

Gözün Orucu: Harama bakmaktan, hakaretle bakmaktan ve küçük görmekten sakınmaktır.

       Hadis-i Şerif: (Şehvetle) bakış İblis’in zehirli oklarından bir oktur. Kim Allah korkusuyla onu terk ederse; Hz. Allah ona, tadını kalbinde bulacağı bir iman ihsan eder.

Kulağın Orucu: Mekruh olan her şeye kulak vermekten, nehy edilen şeyleri ve çalgıları dinlemekten sakınmaktır. Onun için Cenabı Hak gıybeti haram kılmıştır.

Ayet Meali: Durmadan yalanı dinleyenler, haramı yiyenlerdir onlar...( El-Maide- 42)

Hadis-i Şerif: Gıybet edenle dinleyen, günahta ortaktırlar.

Hülasa; oruç bütün azaları günahlardan sakınmak hususuyla, mideyi özellikle iftar vaktinde şüpheli ve haramdan korumaktır.

Süleyman-ı Darani (r.h) demiştir ki: Gündüz oruç tutup, akşam helâl lokma ile iftar etmek bana gece gündüz ibadetten daha sevimli gelir.

Kazancının helâl olmasını isteyen kimse beş şeye dikkat etmelidir:

       1- Farzı ertelememek ve noksan yapmamak

       2- Mahlûkattan hiçbir şeye eza etmemek

       3- Kazançtan kendisine ve ailesine yetecek kadarı ile iktifa etmek.

       4-Takatinin üstünde çalışmamak

       5- Rızkı Allah’tan bilip çalışmanın ona sebep olduğuna inanmak (İhya-Ğaliye)

ORUCUN FAZİLETLERİ

Hadis-i Şerif: (Ebu Hüreyye (r.a)’den) Kim (farz olduğuna) inanarak ve (sevabını) ümit ederek oruç tutarsa; geçmiş günahları bağışlanır.

Hadis-i Şerif: Oruç kalkandır, oruçlu kötü söz sarf etmesin. Bir kişi oruçlu ile mücadele eder veya yakışıksız söz söylerse; “ben oruçluyum” desin, “ben oruçluyum” desin (ve ona bulaşmasın)Kütüb-i Sitte. C.9. S.420. Hno: 3108.

Hadis-i Şerif: Nefsim kudretinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında miskten daha güzeldir (Hz. Allah oruçlu için): “Kulum yemesini içmesini ve şehvetini benim rızam için terk etti”. Buyurur. Kütüb-i-Sitte c.9. S. 419. Hno: 3107.

 

KIYAMET GÜNÜ ORUÇLULARA İKRAM

 

       Haber: Kıyamet günü olup insanlar kabirlerinden diriltildiğinde, Hz. Allah cc. Cennet bekçisi olan Rıdvan isimli meleğe: “Ben oruçluları kabirlerinden aç ve susuz olarak dirilttim. Cennetlerden hoşlarına gidecek şeyleri al ve onları karşıla” Buyurur. Rıdvan: “Ey ğılmanlar! Ey vildanlar! Nurdan tabaklar alarak geliniz.” Ellerinde bol meyveler, leziz içecekler ve güzel yemekler olduğu halde kum tanelerinden daha çok ğılman ve vildan toplanır. Karşılaştıkları oruçlulara ikram ederler ve şöyle derler:

Ayet Meali: Geçmiş günlerde yaptığınız amellere karşılık yiyin için! Afiyet olsun.( El-Hakka- 24)

Hadis-i Şerif: Cennette, üzerinde hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşerin kalbine gelmediği yiyecekler olan bir sofra vardır ki, ona ancak oruçlular oturur.

      Ayet Meali: “...Size, burada canınızın çektiği her şey var, size burada ne isterseniz var.( Fussilet- 31)

Ayet Meali: “...Orada (Cennette) canları istediği, gözlerin lezzet alacağı her şey vardır...”( Ez-Zuhruf- 71)

           

      Hadis-i Şerif: Abdurrahman bin Sabit’ten Bir adam: “Ey Allah’ın Rasülü !cennette at var mıdır? Ben atları severim” dedi. Efendimiz:

      - “Eğer Hz. Allah seni cennete koyarsa, sen de kırmızı yakuttan bir ata binip istediğin cennette onunla uçmak istersen, Allah sana bu imkânı verir.” Buyurdu.

      - Bir arabi: Ey Allah’ın Rasülü! Cennette deve var mı? Efendimiz:

      - “Eğer Hz. Allah seni cennete koyarsa, orada canının istediği her şey var, buyurdu .”(Mealim)

Hadisi Şerif: Ebu Hüreyre (r.a)’den: Ademoğlunun bütün ameli 10 kat ila 700 kat arası olarak ecre nail olur. Hz. Allah: “Ancak oruç hariç. O, benim içindir. Onu ben mükafatlandırırım. Kulum yemeyi ,içmeyi benim için terk ediyor.” Buyurur.

Bütün ibadetler Allah için olduğu halde, ancak oruç benim içindir diye tahsis edilmesi; kişinin oruç tutup tutmadığını başkaları bilemez ve oruca riya karışmaz veya müşrikler putları için namaz kıldılar, zekât verdiler ama, oruç tutmadılar. Oruç yalnızca Allah’a mahsustur ve orucun mükâfatı diğer ibadetlerin mükâfatından ayrıdır.

 

       Allah-ü Tealâ kuluna  şöyle demiş oluyor:

       “Ey kulum! İblis’in gözü senin dinindedir, çoluk çocuğun canına bakmaktadır. Varisler malına bakarlar, hasımların (kıyamette) itaatlarını paylaşmak isterler, Azrail canını almak ister. Bunların hepsi seni muhtaç bırakacak şeyini almak isterler, ben ise onlara oruç benim içindir” derim

           

      Hadisi Şerif:Oruç kalın bağırsağı inceltir, (insanda tokluk hissi olacağından az yemek yedirir) eti soldurur (insanı zayıflatır) ve cehennemin hararetinden uzaklaştırır.

Hadis-i Şerif: Şeytan, insanda kanın dolaştığı damarlarda dolaşır. Açlık ile yolları daraltınız.

Burada Şeytan’ın kendisi değil; vesvesesi damarlarda dolaşır da insan farkına dahi varmaz.

İmam-ı Gazali: “Oruç sabrın yarısıdır, sabır da imanın yarısıdır”. Hadis-i Şerifine göre oruç, imanın dörtte biridir.der.

Ayet Meali: “...Yalnız sabredenlere, mükafatları hesapsız ödenecektir.(Ez- Zümer- 10)

Bütün itaatkârlara ölçülü ve tartılı olarak ecir verilir ancak oruçlulara bol bol ve saçılırcasına verilir.( Mealim)

Hadis-i Şerif: Oruçlunun uykusu ibadet, sükutu tesbih, duası makbul ve ameli kat kattır (ecri kat at fazlasıyla  ödenir).

Hadis-i Şerif: Hz. Aişe (r.a)’danCennetin kapısını açlıkla çalmaya devam et.

Hadis-i Şerif: Her şeyin kapısı vardır. İbadetin kapısı oruçtur.       ( İhya ve tefsirler)

(3)

İlk oruç: İnsanoğlunun 3. hükümdarı olan Melik Tahmoris zamanında fakirlerin lehine zenginler üzerine farz kılınmıştır. Adı geçen hükümdar zamanında bir kıtlık olmuş, hükümdar zenginlere güneş battıktan sonra bir öğün yemek yemelerini, gündüz yiyecekleri yemekleri de fakirlere vermelerini emretti. Zenginler de bu emre uydular.

Oruç göklerin melekütü (acaip nizam ve saltanatı) na girişin sebebi, ikinci diriliş diye ifade edilen cismani darlıktan çıkışın vasıtasıdır. İsa (a.s): “İki defa doğmayan göklerin melekütüne giremez” demekle buna işaret etmiştir.

Oruç tutmakla kul Allah-ü Tealâ’ya kavuşmaya kendini hazırlamış olur. Zira Efendimiz: “Oruçlu için iki ferahlık vardır, biri iftarda, biri Rabb’ine kavuştuğunda.” Buyurmuşlardır.( Metatih ve Ruh’ul Beyan)

Hiçbir özrü olmaksızın farz olduğuna inandığı halde, kasten ramazan orucunu tutmayanlar hakkında azap olduğuna dair haberler vardır.

           

      Hadis-i Şerif: Cebrail (as) bana şöyle anlattı. Kıyamet günü bir genç üzüntülü ve ağlayarak, ellerinde ateşten demir topuzlar olan melekler tarafından sürüklenircesine götürülür. Genç: “El eman! El eman! Diye feryat eder. Ancak kendisine eman verilmez. Allah-ü Tealâ’nın huzuruna götürülür, huzurda durur, Hz. Allah azap meleklerine: “Onu yüzüstü cehenneme atın” diye emir buyurur. “Ey Cebrail bu kimdir?” Dedim. “Ümmetinden bir gençtir” dedi. “Günahı nedir?” Diye sordum. “Ramazan ayına ulaştı, oruç tutmadı. Sonra istiğfar da etmeden aniden öldü” diye cevap verdi.

Ey Allah’ın kulları! İhlâsla oruç tutun, insanlar uyurken gece namaz kılın. (Galiyet’ül-Mevaiz)

           

 

 

(4)

 İbni Abbas (r.a)’: Allah-ü Tealâ Peygamberimizi önce şahadetle gönderdi, tasdik edilince; namazı emretti. Tasdik edilince; zekâtı emretti, tasdik edilince; orucu emretti, tasdik edilince; haccı, sonra; cihadı emretti ve böylece dinini tamamlamış oldu. (Galiyet’ül- Mevaiz)

Yevm-i şekte (-2-) oruç tutmakta ihtilaf vardır.

       Ş’abi (rh)”Senenin tamamında oruç tutsam, şek gününde tutmam.” Demiştir.

Hıristiyanlara Ramazan orucu farz kılındı. Ramazan’dan bir gün önce ve bir gün sonra da oruç tuttular. Sonra 50 gün oruç tutmaya başladılar.

Hadisi Şerif:Ebu Hüreyre (ra)’den: Ramazan-ı Şerif ’ten bir gün veya iki gün önce (Ramazanı karşılamak için) oruç tutmayınız. Ancak o günlerde oruç tutmak adetinize denk gelirse, tutunuz. (-3-)

 

 

Hadis-i Şerif: İbni Ömer (ra)’dan: Bir ay 29 gündür (Ramazan) hilâlini görmeden oruç tutmayınız. (Şevval) hilâlini görmeden bayram etmeyiniz. Eğer hava kapalı olur (hilâli göremezseniz) sayıyı otuza tamamlayınız.( Mealim)

Şek gününde oruç Hanefilere göre haram değildir, Şafiilere göre haramdır.

       Peygamberimizin: Şek günü oruç tutan Eb’ul Kasıma isyan etmiştir. Hadis-i Şerifi mevkuf bir hadistir.

Hulâsa: Hanefilere göre şek gününde farz veya vacip oruç tutulmaz. Ancak nafile oruç tutulabilir. Farz veya vacip tutmak mekruh olur.

Ramazandır diye tutarsa, Hıristiyanlara benzemekten dolayı harama yakın mekruh olur.

Şaban ayının sonundan üç gün veya daha çok oruçlu olayım diye nafile tutmak veya adet edindiği bir oruca denk geldiği için nafile tutma efdaldir.

       Şek gününde havassın oruç tutması ve bunu avamın bilmemesi müstehabdır. Avam ise, zevalden sonra iftar ederler.

       Havas: Şek günü orucu ile ilgili hükümleri bilenlerdir.

       Avam: Şek günü orucu ile ilgili hükümleri bilmeyenlerdir.

Şek gününde muteber olan niyet: “Bugün Ramazan ise Ramazan orucu olsun.” diye kalbine getirmeden kesin olarak nafileye niyet etmektir. “Yarın Ramazansa, oruçlu olayım, değilse oruçlu olmayayım.” demek suretiyle niyet edip etmemekte tereddüt ederse, oruçlu olmaz. “Yarın Ramazansa Ramazan orucu, değilse nafile oruç olsun” diye niyet ederse mekruh olur.( Galiyet-ul- Mevaiz)

       (5)

RİVAYET: PEYGAMBERİMİZ VE HULEFA-İ RAŞİDİNİN DÜNYADAN SEVDİKLERİ.

Efendimiz, dört kıymetli arkadaşı ile beraber otururlarken aralarında şöyle konuştular, her birerimiz dünyadan sevdiği şeyleri saysın.

Efendimiz: Bana sizin dünyanızdan üç şey sevdirildi:

1. Güzel koku. 2. Kadınlar 3. Gözümün nuru namazdadır.

Hz. Ebu Bekir (r.a): Bana da ya Rasülellah dünyadan 3 şey sevdirildi:

       1. Senin huzurunda oturmak, 2. Senin yüzüne bakmak, 3. Bütün malımı senin uğrunda infak etmek.

Hz. Ömer (r.a): Ya Rasülellah! Bana da dünyadan 3 şey sevdirildi:

       1.İyilikle emretmek, 2. Kötülükten nehy etmek, 3. Şer’i cezaları tatbik etmek.

Hz. Osman (r.a): Ya Rasülellah! Bana da dünyadan 3 şey sevdirildi:

       1. Yemek yedirmek, 2.Selâmı yaymak,3.İnsanlar uyurken gece namaz kılmak.

 

Hz. Ali (r.a): Ya Rasülellah! Bana da dünyadan üç şey sevdirildi:

       1. Misafire ikram etmek, 2.   Yazın oruç tutmak, 3. Kılıçla senin önünde çarpışmak.

Sonra Cebrail (as) geldi: Ya Rasülellah! Bana da dünyadan 3 şey sevdirildi:

       1. Miskinleri (bir günlük yiyeceği olmayanları) sevmek, 2. Emanetlerin edası, 3. Risaleti tebliğ.

Allah-ü Tealâ Efendimize vahyederek: Sizin dünyanızdan ben de 3 şeyi sevdim:

       1. Sabreden beden, 2. Zikreden lisan, 3. Şükreden kalp.

Peygamber efendimiz şöyle dua ederlerdi: “Allahım! senden zikreden lisan, şükreden kalp, sabreden beden istiyorum” (Tefricül’Galak).

(6)

Namaz oruçtan efdaldir demek; iki rekat namaz bir günlük, iki günlük oruçtan efdaldir, demek değildir. Bilakis; bir gün oruç, iki rekat namazdan efdaldir. Bir kişi çok namaz kılmak veya çok oruç tutmak imkanına sahipse, ancak birini çoğalttığında diğerinde kısma yapacaksa; çok namaz kılsın, demektir ki; ihtilaf olan yer burasıdır.

İmam-ı Gazali: Nefis, bir masiyet işlemek istese veya arzu ettiği bir şeyi yapmak istese de sen Allah adına, Peygamberi adına, bütün peygamberler adına şefaatte bulunsan, yalvarsan, ölümü, kıyameti, hesabı, cennet ve cehennemi hatırlatsan; sana uymaz, arzusundan da vazgeçmez. Sonra bir çörek parçasını ona vermesen sakinleşir ve şehvetleri terk eder.

İmam Busayri: İsyanlar ile nefsin şehvetini kırmaya uğraşanlar bilsinler ki yemek, doymak bilmeyen nefsi takviye eder.

“Yarın tövbe ederim, sonra ibadet ederim, günahlarımdan sonra vazgeçerim” diyen kimsenin misali şuna benzer: “Bir kimse bir ağaç sökmeye mecbur kalır, bakar ki ağaç çok büyük, ancak büyük bir zorlukla sökülebilir. Der ki: “Şimdilik kalsın, bir sene sonra gelir, sökerim.” Hâlbuki, bir sene sonra ağaç daha da büyür ve onu sökmek çok daha  zorlaşır. Böyle düşünen şahıs gerçekten ahmak bir adamdır. (Rumi)

Harama bakmak kalpte şehevi duyguları çoğaltır. Göz zinanın öncüsüdür. Rasülullah Efendimiz Hz. Ali (ra)’a:

“Bir defa (tesadüfen) haramı gördüğün zaman bir daha bakma. Zira birinci affedilir. İkinci aleyhinedir (yazılır).

Hadis-i Şerif: Yollarda oturmaktan sakınınız. Eğer yollarda oturursanız, hakkını veriniz. Onun hakkı, gözü (haramdan) yummak, ezayı engellemek, iyilikle emredip kötülükten nehy etmek ve yol göstermektir.

Hadis-i Şerif: Kadınların mahrem yerlerine bakmak, İblis’in oklarından bir oktur. Kim gözlerini haramla doldurursa, Hz. Allah kıyamet günü onun gözlerini ateşle doldurur.

       Beyt:

       Nice bakış var ki deldi sahibinin kalbini

       Yaysız ve kirişsiz, okların deldiği gibi.

       Hadis-i Şerif: Sizden biri evlendiği zaman şeytan şöyle feryat eder: “Eyvah! Ademoğlu dininin üçte ikisini ben (im şerrim)den korudu.

      Kalbin boş olması evlenmekle mümkün olur, kalp boş olunca da ibadet tam olur.

     

       HİKÂYE:

       Bişr-i Hafi’ye: “Niçin evlenmiyorsun?” Dediler. O da: “Ben farz olanla uğraşıyorum, sünnet olanla değil” diye cevap verdi. Vefatından sonra rüyada gördüler.Şöyle dedi:

       -Cennette derecelerim yüksek oldu. Ancak evlilerin derecesine ulaşamadım.

       Harama düşme korkusu varsa, nikahlanmak vaciptir. Öyle bir ihtimal yoksa sünnettir, eğer aileyi geçindirememe durumu varsa mekruhtur. Bu hususta geniş bilgi fıkıh kitaplarında mevcuttur.

 

       Allah-ü Tealâ oruç ayetinde sayılı günler buyurmak suretiyle, oruç günlerinin az olduğuna, buna karşılık orucun meyvelerinin devamlı ve sonsuz olduğuna işaret etmiştir.

ORUCUN MEYVELERİ:

 

Oruç, kıyamet günü oruçluya şefaat edecektir.

İbni Ömer (ra)’den. Peygamber Efendimiz buyurdular ki: Oruç ve Kur’an-ı Kerim, kıyamet günü kula şefaat edecekler. Oruç der ki: Ya Rab! Ben bu kişiyi gündüz yemekten ve bir takım arzulardan menettim. Beni bunun hakkında şefaatçi kıl. Kur’anı Kerim de: Ya Rab! Ben bu kişiyi gece uykudan alıkoydum beni bunun hakkında şefaatçi kıl. Bunun üzerine oruç ve Kur’an-ı Kerim bu mümine şefaatçi olurlar. (Mealim)

       Cennete oruçlulara mahsus kapıdan girmek

       Haber: Cennet’in 8 kapısı arasında Reyyan isimli bir kapısı vardır ki; ondan yalnızca oruçlular (çok oruç tutanlar) girer. (Rumi).

Haber: Cennet dört zümreye âşıktır: 1. Kur’an okuyan, 2. Diline sahip olan, 3. Açları doyuran, 4. Ramazan’da oruç tutan.

Ayet Meali:“Erkek veya kadın, mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız ve mükafatlarını, elbette ki yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz.” (En-Nahl- 97)

Ayet Meali: “Kim de beni anmaktan yüz çevirirse; şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşr edeceğiz.”( Ta-Ha –124)

Allah-ü Tealâ ibadet eden gençle meleklerine övündüğü gibi, oruçlular ile de övünür.

       Hz. Allah: “Ey bir takım arzularını benim için terk eden, gençliğini benim rızam uğruna feda eden genç kulum! Sen benim katımda bazı meleklerim gibisin.” Buyurur.

Yine oruçlular hakkında: “Ey meleklerim! Benim şu kuluma bakın. Benim rızam için lezzetini, şehvetini, yemek ve içmesini terk etti.” Buyurur.

       Allah düşmanı İblis’i kahretmek.

       Çünkü, Şeytan’ın insanları kandırma aracı şehvetlerdir. Şehvetler de yeme ve içme ile kuvvet bulur.

       Haber: Şeytanlar insanoğlunun kalbi etrafında dönüp dolaşmasalardı, insanlar semanın melekütüne (göklerin acayip nizamına) bakarlardı. Onun için oruç, ibadetin kapısı, cehennemden perde ve kalkandır.( İhya)

Bilmiş ol ki; Orucun adabından biri; iftarda karnını aşırı doyuracak şekilde yememektir. Zira dolu bir mideden daha fena bir kap yoktur. Çünkü oruçtan maksat nefsi kahretmektir ki, o da az yemekle elde edilir.

Bir diğer adabı; gündüzün fazla uyumamaktır, bu sayede açlığı ve susuzluğu hisseder, kuvvetleri zayıflayan insanların her gece bu zayıflığı artar. Teheccüde kalkmak ve evrad-ü Ezkâr kolaylaşır.  Böylelikle Şeytan onun kalbi etrafında dolaşamaz ve oruçlu semavatın melekütüne bakar. Kadir gecesi hakikatte meleküt esrarının keşif olunduğu gecedir.

Yine bilmiş ol ki; çocuk yedi yaşına geldiği zaman namazla emretmek, on yaşına geldiğinde kılmazsa, elle dövmek velisinin görevi olduğu gibi, eğer gücü yeterse oruç ta aynıdır. Veli, baba, dede, yetimlere vasi yahut hakimin vazifelendirdiği kimsedir. Bu vazife yapılmazsa günahkar olurlar.

Sabinin kıldığı namaz, yaptığı hac veya Kur’an okumalarının sevabı kime yazılacağında ihtilaf vardır.

Sevap anne babaya değil; vasiye olur denilmiştir.

Veli bu ibadetleri emrettiği tavsiye ettiği için sevap kazanır denilmiştir.

İmamı Şafi ve Kadihan: “Sevap çocuğun olur, anne babanın değil” demişlerdir. Bazı Hanefiler: Peygamberimiz; kişinin vefatından sonra kendisine fayda veren şeyleri sayarken ilim ve Kur’an öğrettiği çocuğunu da saymıştır. Bu Hadis-i Şerife göre çocuğun sevabı eksilmeksizin aynen yazılır. Ayrıca anne babaya da yazılır, demişlerdir.

İmam-ı Gazali, İhya-i-Ulûm’da: Orucun 6 vacibi vardır diyor:

       1. Ramazanı Şerif’ in başında hilâli gözetlemek.

       2. Her gece oruca kesinlikle niyet etmek

       3.Oruçlu olduğunu hatırlayarak kasten bir şey almaktan kendisini tutmak. Yemekle,  içmekle, buruna ilaç akıtmakla, şırınga ile oruç bozulur. Kan aldırmak ve sürme çekmekle oruç bozulmaz.

       4. Cinsi münasebetten kendini tutmak

       5. Kendi isteği ile meni getirmekten kaçınmak

       6. Ağız dolusu kusmaktan kaçınmak

Orucu yemekten dolayı 4 şey gerekir:

1. Kaza, 2. Keffaret, 3. Fidye, 4. Gündüzün geri kalan kısmında imsak (oruçlu gibi davranmak).

Kaza: Özürlü yahut özürsüz, orucu terk eden mükellef her müslüman’a farzdır. Kazanın peşpeşe tutulması şart değildir, ister peş peşe isterse ayrı ayrı tutarlar.

Keffaret: Bilerek yemek, içmek veya cinsi münasebetten dolayı gerekir. Keffaret köle azat etmek, mümkün olmazsa iki ay peş peşe oruç tutmak, gücü yetmezse 60 fakiri sabah akşam doyurmaktır.

Fidye: Hamile yahut emzikliler çocuğun sağlığından korktukları zaman, hem kaza eder, hem de her gün için bir fitre verirler.Çok yaşlı ihtiyarlar, her gün için bir fitre verirler.

Gündüz geri kalan vakitte imsak: Bilerek orucunu bozan, sehven orucunu bozanlara vacip, ancak adet hâli biten, yolculuktan dönen kişiye vacip değildir.

Orucu bozmayan ve mekruh olmayan şeyler

 

1. Unutarak, yemek, içmek ve cinsi münasebet. Eğer unutarak yemek yiyen kuvvetli bir kimse, ise oruçlu olduğu hatırlatılır, zayıf ve güçsüz ise hatırlatılmaz.

2. Boğazına, toz duman ve sinek kaçmak. Kendi isteği ile dumanı içine çekmek orucu bozar. Yoğunluğu olan amber gibi şeyleri koklamak orucu bozar: Ancak gül ve misk gibi şeyleri koklamak bozmaz.

3. Yağ sürmek, sürme çekmek, zayıflamayacaksa kan aldırmak. Ancak zayıflayacaksa kan aldırmak mekruh olur.

       4. Kendisinden emin olarak öpmek, ihtilam olmak, kulağına su kaçmak, dişleri arasında kalan nohuttan küçük şeyleri yemek.

       5. Cünüp olarak sabahlamak, ancak sabah namazının geçmesine sebep olursa, büyük günahtır, fakat orucu bozmaz.

       6. Boğazına inen balgamı kas den de olsa yutmak.

Oruçlu için mekruh olan şeyler:

       1. Bir şeyi çiğnemek ve özürsüz tatmak.

   Şekersiz sakız çiğnemek mekruh, şekerli  sakızı çiğnemek ise orucu bozar.

Erkeklerin sakız çiğnemesi, kadınlara benzeme olacağı için mekruhtur. Ancak bir özür olursa müstesna. Kadınlar için misvak gibi olacağı için müstehabdır.

       2. Oruçluyu zayıflatacak her şey mekruhtur, kan aldırmak gibi.

       3. Oruçluya ağır gelecek ve orucu bozmaya zorlayacak her şey mekruhtur. Yazın hamamda çok beklemek de mekruhtur.

Orucu bozup yalnızca kaza icap ettiren şeyler:

       1. Unutarak, yedikten sonra bilerek yemek yemek.

       2. Toprak gibi yenilmesi adet olmayan şeyleri yemek.

       3. Boğazına kar, yahut yağmur kaçmak.

       4.Gece zannederek sahurda yemek yemek.

       5. Güneş batmadan akşam oldu zannederek yemek yemek.

      Faide:      Hurma göz zayıflığına iyi gelir, hem de ateş değmemiştir. Onun için hurma ile iftar efdaldir.

Oruçtan elde edilen, eğer varsa, midedeki fazlalıkları dışarı atmaktır. Bir şeyin azı faydalı, çoğu zararlıdır. Devamlı oruç da insanı zayıflatabilir.

İftar vaktinde, tavsiye edilen dualar ve Peygamberimize salât okumakla meşgul olmalıdır.

Hadis-i Şerif: Üç kişinin duası ret olunmaz: İftar ettiğinde oruçlu, adil idareci ve mazlumun duası.

İftarda şöyle dua edilir. Allah’ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım, sana güvendim, senin rızkınla iftar ettim, yarınki Ramazan orucuna niyet ettim, önceki ve sonraki günahlarımı bağışla.

Efendimiz şöyle dua ederdi: Allah’ım! Her şeyi kuşatan rahmetinle beni mağfiret et.

            Sünnet olan iftarda acele etmek, sahuru geri bırakmaktır.

Hadis-i Şerif: 3 şey peygamberlerin sünnetindendir: İftarda acele etmek, sahuru tehir etmek, misvak kullanmak.

İftardan sonra acaba orucum kabul oldu mu olmadı mı diye endişe içinde olmak zira orucu kabul olup olmadığını bilmiyor.

Ayet Meali: “...Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder.”(El- Maide- 27)

 

Orucun sünnetlerinden biri sahur yemeği yemektir.

Hadis-i Şerif: Enes (ra)’den) Sahur yapın, çünkü sahurda bereket vardır.

Bereketten murat: Sahur yemeği yemekle orucu rahatça tutmak, yahut o rahmetin indiği vakit uyanık kalmak suretiyle dua ve zikirde bulunmaktır.

Hadis-i Şerif: Bizim orucumuzla ehl-i kitabın orucu arasındaki fark, sahur yemeğidir. (Müslim.)

Hadis-i Şerif: Allah-ü Tealâ ve melekleri sahur yiyenlere salât ederler. (Galiyet-ül-mevaiz)

           

(7)Yani orucun mükâfatı huriler ve köşkler değil, benim cemalimi görmektir. Orucun Allah-ü Tealâ’ya izafeti, oruçta riya olmadığı içindir. Bilakis oruç, ancak Allah’ın bildiği bir sırdır.

           

Kişi kalbini, ruhunu, sırrını Allah’tan başka her şeyden tutarsa; o zaman, o orucun karşılığı Allah’ın cemalini görmek olur.


Dipnotlar:
(-1-) Gıybet, dedikodu orucun sevabını azaltır.
(-2-) Şaban’ın son günü mü ,yoksa Ramazan’ın ilk günü mü belli olmayan gün.
(-3-) Mesela bir mümin her ayın 13, 14, 15’ci günleri oruç tutmayı adet edinse, bu da Ramazanı Şerif ,ten önceki bir veya iki gün önceye denk gelse; bu mümin oruç tutabilir.


KAYNAK:
TEFCÎR-UT TESNÎM FÎ KALBİN SELİM

(Temiz Kalpte Cennet Pınarı Kaynatmak)
Fatih Dersiamlarından Merhum Eğin’li Mehmet Rahmi

http://www.incemeseleler.com/ince-sohbetler/1288-3sohbet-orucun-farziyyeti-ve-faziletleri.html
« Son Düzenleme: 11 Haziran 2015, 12:10:43 Gönderen: Mücteba »

Çevrimdışı hizmet_ugruna

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 17
Allah razi olsun... Hepsi cok faideli