Gönderen Konu: Osmanlı'da "Kurban Derileri"  (Okunma sayısı 1315 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Osmanlı'da "Kurban Derileri"
« : 28 Eylül 2013, 15:25:58 »

"Kurban Derileri" ve geçmiş zaman olur ki...
 
Beyânü'l-Hak mecmuasının 88'inci sayısında, “KURBAN DERİLERİ” başlıklı enteresan bir yazı gözümüze ilişti. Okuyucularımızın da dikkatini celbedeceği düşüncesiyle, biraz sadeleştirip aşağıda naklediyoruz:
 
“Evvelden beri ilim tâliplerine verilegelmekte olan kurban derilerinin, bir müddetten beri Hicaz Demiryolu'na tahsîs olunduğu... Ve bunun, küçük-büyük birçok kimselere otlak (geçim kaynağı) hâlini aldığı basîret sahiplerince mâlumdur...
 
“Zâten dinî bir sadaka olması hasebiyle kurban derilerinin verileceği yer, 'İyilik ve takvâda yardımlaşınız' (el-Mâide, 2) meâlindeki âyet-i kerimenin mûcibince, ilim tâlipleridir. Bu defa, geçmişte olduğu gibi, ilim tâliplerine verilmesini bildiren Şeyhulislâmlık makamının yazılı emrinin, bütün kadılara (hâkimlere) gönderilmiş olduğu, sevinçli haberini öğrenmiş olduk.” (Hicrî, 3 Zilhicce 1328 Pazartesi / Rumî, 22 Teşrîn-i sânî 1326 / Miladî, 5 Aralık 1910)

 ***

 Evet, günümüzden tamı tamına doksan altı sene önce kaleme alınan bu yazıda aynen böyle deniliyor.
 
 Yine atalarımız, hepimizin bildiği üzere, "Târih tekerrürden ibarettir" demişlerdir. Biz de Cenâb-ı Hakk'tan; târihin müsbet gelişmelerini tekerrür ettirmesini niyâz ediyoruz. Âmîn...


Çevrimdışı Mücteba

  • Moderatör
  • popüler yazar
  • *****
  • İleti: 9227
  • "En büyük keramet, istikâmet üzere olmaktır..."
Osmanlı'da Kurban
« Yanıtla #1 : 18 Eylül 2015, 11:03:28 »
Osmanlı'da Kurban

Eski İstanbul’da kurbanlık olarak daha ziyade koyun veya koç tercih edilirdi. Hayvanlar günümüzdeki gibi Rumeli ve Anadolu illerinden İstanbul yakınlarına getirilir, miktarı ve ne zaman İstanbul’a getirileceği hükümete bildirilirdi. Bunların şehir içine girmesiyle sokaklar kurbanlıklarla dolardı. Daha çok Karaman ve Kıvırcık cinsi koyunlar tercih edilirdi. Payitahta getirilen koyunların fiyatı ağnam müdürü ve ehl-i vukûf tarafından kararlaştırılırdı. Tespit edilen fiyat hükümete ulaştırılır ve haksız kazancın önüne geçmek için halka ilan edilmek üzere İstanbul kadısına bildirilirdi. Koyunların fiyatı cinslerine göre “en iyisi” veya “orta hallisi” şeklinde belirlenirdi.

Satın alırken hayvanın yavrulu olmamasına, gözlerinin sağlam olmasına, boynuzlarının kırık veya herhangi bir azasının noksan bulunmamasına hususiyetle dikkat edilirdi. Satın alınan kurbanlıklar güzelce yıkanır, tüyleri taranır, boynuzları zeytinyağlarıyla yağlanır, temiz otlar üstüne yatırılarak bayram gününe kadar ahırda veya bahçede beslenirdi. Bu arada geçmişler adına kesilecek kurbanlar, boynuzlarına kurdele bağlanarak diğerlerinden ayrılırdı.

Süleymaniye, Beyazıt, Sultanahmed gibi selâtin camilerinde kılınan bayram namazından sonra sıra kurbanların kesilmesine gelirdi. Kesebiliyorsa ev sahibi kurbanını kendisi keser, aksi halde kasap çağırır ve “Kurbanımı kesmeye sizi vekil tayin ettim” diye vekâlet verirdi. Kurbanlar kesildikten sonra ev sahibi iki rekât şükür namazı kılardı.

Kurban etleri üç pay edilir; birinci kısım evde alıkonur, diğer ikisi medreselerdeki talebelere ve fakirlere dağıtılırdı.

Kesilen hayvanın postunun ilim talebelerine verilmesi âdet idi. (Osmanlı’dan Tarihe Not Düşen Kareler, Soner DEMİRSOY, Çamlıca Basım Yayın)

18 Eylül 2015 Cuma, Fazilet Takvimi Arkası