Gönderen Konu: Peygamber Efendimizin yemekteki edep ve ahlâkı  (Okunma sayısı 4160 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Peygamber Efendimizin yemekteki edep ve ahlâkı
« : 27 Aralık 2008, 01:21:02 »

Doğruyu, güzeli ve faydalıyı öğrenebileceğimiz tek hakikat kaynağımız Efendimiz (SallAllahu Aleyhi Vesellem)`dir. O`nun hayatının her karesini, her ayrıntısını iyi öğrenerek hem dünyada hem de öteki âlemde huzura kavuşabiliriz. `Gökteki yıldızlardır` sahabelerinin gözünden Peygamber efendimizin, yemek ve sofra hayatı...Hz. Peygamber (sav) bulduğunu yerdi.

Onun nezdinde yemeklerin en sevimlisi, defef şeklinde yenilen yemekti. Defef ise, birçok elin uzatıldığı yemek sofrası demektir.

- Onun nezdinde yemeklerin en sevimlisi et yemeği idi

Yemeklerin en sevimlisi, onun nezdinde et yemeğiydi. Et yemeği hususunda şöyle demiştir: `Bu yemek duyma hassasını geliştirir. Dünya ve ahirette yemeklerin efendisi bu yemektir. Eğer ben Rabbimden her gün bana bu yemeği yedirmesini niyaz etseydim, rabbim bana muhakkak yedirirdi`

Hz. Peygamber tiridi et ve kabak ile birlikte yerdi. Kabağı severdi. `Bu benim Yunus kardeşimin bitkisidir` derdi. Hz. Peygamber (sav) kendisi için avlanan kuşun etini yerdi. Fakat bizzat avlanmazdı. Hz. Peygamber et yediği zaman başını etin üzerine eğmezdi. Eti ağzına götürür, sonra ön dişleriyle parçalar yerdi. Kesilen koyunun budunu ve gerdanını severdi. Çömlekte pişirilen yemeklerden kabak yemeğini, katıklardan da sirkeyi severdi.

- Bu hurma cennettendir ve sihir için şifadır

Hurmadan da Ucve denilen Medine hurmasını severdi. Ucve hurması için bereket duası etmiştir: `Bu hurma cennettendir. Zehir ve sihir için şifadır`

- Hoşuna gideni yer, hoşuna gitmeyeni yemezdi

Hz. Peygamber (sav) sarımsak, soğan yemeyi kerih görürdü. Hiçbir yemeği kötülemezdi. Ancak hoşuna gideni yer, gitmeyeni terk ederdi. Eğer midesi bir yemeği almazsa, o yemeği başkasına kötülemezdi.

- Yemeğe dua ile başlardı

Hz. Peygamber sofrası kurulduğu zaman şöyle derdi:

`Allah`ın ismiyle başlarım! Ey Allah`ım! Bu nimeti şükrü yapılmış ve cennet nimetinin verilmesine vesile yapacağın bir nimet kıl.

- Yemeğini yer sofrasında dizleri üzerinde yerdi

Yemek için oturduğunda, çoğu zaman, dizlerinin üzerine otururdu. Namaz kılan bir kimsenin oturduğu gibi otururdu. Ancak şu farkla ki sağ ayağını diker, sol ayağının üzerine otururdu. `Ben sadece bir kulum! Kulun yediği gibi yer, kulun oturduğu gibi otururum` derdi.

- Yemeği çok sıcak iken yemezdi

Hz. Peygamber (sav) sıcak yemeği yemezdi. `Sıcak yemekte bereket yoktur. Allah Teâlâ bize ateşi yedirmemiştir. Bu bakımdan yemeği soğutunuz da yiyiniz` derdi.

Sağ eliyle ve önünden yerdi

Tabağın kendi tarafına düşen kısmından yerdi. Üç parmağı ile yerdi. Çoğu zaman dördüncü parmağını da yardımcı yapardı. Hiçbir zaman iki parmakla yemezdi. `İki parmakla yemek, şeytanın yiyişidir` derdi.

Su ile hurma

Yemeğinin çoğu su ile hurmaydı. Hurma ile sütü bir arada yer ve onlara `en güzel iki yemek` diye isim verirdi.

- Yemekten sonra şöyle dua ederdi:

Yemekten doyduğu zaman şöyle derdi: `Hamd Allah`a mahsustur. Ey Allah`ım! Senin içindir hamd. Yedirdin ve doyurdun. İçirdin hem de doya doya içirdin. Ancak Senin içindir hamd... Nimetini inkâr etmediğimiz, şükrünü terk etmediğimiz ve nimetinden müstağni olmadığımız halde, bu ikrar ve itiraflarda bulunuyoruz`

- Yemekten sonra elini yıkar, yüzünü mesh ederdi

Hz. Peygamber (sav) özel olarak et ve yemek yediği zaman iki elini güzelce yıkar, sonra kalan su ile yüzünü mesh ederdi.

- Suyu üç yudumda içerdi

Hz. Peygamber suyu üç nefeste içerdi ve her nefesin  başında bir besmele çekmek üzere üç defa besmele çekmiş olurdu ve

her içişin sonunda `Elhamdülillah` demek suretiyle üç defa hamdederdi. Suyu eme

eme ve tada tada içerdi.

- Önce sağındakine ikram ederdi

Hz. Peygamber (sav) içtiği sudan arta kalanı sağında bulunan kimseye verirdi. Gerek yemek kabına, gerekse su kabına nefesini alıp vermezdi. Ağzını kaptan çekerek nefesini verirdi.

- Çoğu zaman yiyeceğini kendi hazırlardı

Hz. Peygamber (sav) evinde, azat edilmiş köleden daha utangaçtı. Aile efradından yemek istemezdi. Onlara `Benim canım filan yemeği istiyor` diye telkinde bulunmazdı. Eğer yedirirlerse yerdi. Kendisine ne verirlerse, kabul ederdi. Hz. Peygamber`e hangi sudan içirseler içerdi. Çoğu zaman bizzat kalkar, yiyecek ve içeceğini hazırlardı.

- Peygamberimizin `bu güzeldir` dediği yemek

Hz. Osman(r.a) kendisine `paluze` takdim etti. Paluze`den yediler ve Hz. Osman`a:

`Ey Ebu Abdullah! Bu nedir?` diye paluzenin ne olduğunu sordu.

O da şöyle cevap verdi:

`Anam, babam sana feda olsun! Biz yağ ile balı çanağa koyup ateşin üzerinde ısıtıyoruz. Sonra kaynatıyoruz. Kaynadıktan sonra buğdayın öğütülmüş özünü o bal ve yağın içerisinde kavuruyoruz. Sonra katılaşıncaya kadar karıştırıyoruz. İşte gördüğünüz şekle giriyor`

Hz. Peygamber (sav) bu söz üzerine şöyle buyurmuştur:

`Muhakkak bu yemek güzeldir`

- Elenmemiş arpa ekmeği yerdi

Hz. Peygamber (sav) elenmemiş arpa ekmeği yerdi. Hz. Peygamber bazen salatalıkları yaş hurma ile bazen de tuzlayarak yerdi.

Hz. Peygamber`in nezdinde yaş meyvelerin en sevimlisi kavun (veya karpuz) ve üzümdü. Kavunu bazen ekmek ve şekerle yerdi. Çoğu zaman da yaş hurmalarla beraber yerdi.

Çoğu zaman üzüm salkımını ağzına götürür, ağzıyla taneleri kopararak yerdi. Ağzına götürdüğü salkımın taneleri sakalının üzerinde ipe dizilmiş inci taneleri gibi görünürdü.

- Üzülenin kalbini takviye eder

Hz. Aişe´nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber kendisine şöyle demiştir: `Ey Aişe! Bir çömlekte yemek pişirdiğiniz zaman o çömleğe kabağı çokça koyunuz. Çünkü kabak üzülenin kalbini takviye eder`

Milli Gazete

Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

Çevrimdışı neyzen.lal

  • aktif okur
  • **
  • İleti: 160
Ynt: Peygamber Efendimizin yemekteki edep ve ahlâkı
« Yanıtla #1 : 20 Şubat 2009, 11:31:52 »
çok güzel derlermiş bi yazı....
gurban olurum ben onun yemesine içmesine.....
kabağı öncelerden beri çok severim...evdekilere de hep şaka yapardım..Allah bu kabağı benim için yaratmış diye....
ne hikmetler gizliymiş...vesilenizle öğrendik kıymetli kardeşim....
Allahım hoşnut olsun....
Hüzünle titreyen gönle ince bir ah dokunur....
Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur...

Çevrimdışı Tuğra

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 6601
Ynt: Peygamber Efendimizin yemekteki edep ve ahlâkı
« Yanıtla #2 : 02 Şubat 2011, 22:25:24 »
Teşekkür ederiz
*~*~* TUĞRA *~*~*

mazhar

  • Ziyaretçi
Ynt: Peygamber Efendimizin yemekteki edep ve ahlâkı
« Yanıtla #3 : 23 Ekim 2011, 21:50:43 »
Şişmanlık için

 Ebu Davud, Hz. Aişe radıyAllahu anha'dan şunu kaydeder:  "Annem Rasülullah aleyhisselatü vesselam ile evleneceğim zaman beni şişmanlatmak istedi. Ancak bana hurma ile birlikte salatalık yedirinceye kadar arzu ettği diğer şeylerden hiç birine icabet edemedim.  o ikisinden (muntazaman yemeye devam edince ) güzel bir şişmanlık kazandım."
Ebu Davut.

Çevrimdışı Lika

  • popüler yazar
  • ******
  • İleti: 3884
    • Herkonudan.com
Ynt: Peygamber Efendimizin yemekteki edep ve ahlâkı
« Yanıtla #4 : 18 Kasım 2011, 19:20:02 »
Paylaşım için teşekkürler kardeşim :)
Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında,
Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil.Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen;İçim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş;
Kökü bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim

mazhar

  • Ziyaretçi
Hz Peygamber s.a.v.’in yeme içmesi
« Yanıtla #5 : 09 Ekim 2013, 21:27:20 »
Hz. Muhammed s.a.v. çok yüksek faziletlerle, mükemmel ahlâk ve güzel davranışlarla dolu, sözü ve ameli birbirini tutan bir insan olarak yaşadı; fakat hayat tarzı son derece sâde idi.Hurma ağacının lifleriyle doldurulmuş bir ya­tak, deriden mamul bir su kırbası ve yine hur­ma yaprakları ile doldurulmuş yastığından başka hiçbir mefruşatın olmadığı basit bir odada yaşadı. Yemeği de sade idi, çok zaman su ve hurma, veya arpa ekmeği ile keçi sütün­den ibaretti. Elbisesi, vücudun üst tarafı için bir gömlek ve hırka ile alt tarafı için ise kalın­ca bir örtüden ibaretti.
Bu sade yaşayışına rağmen, hayatı örnek bir hayattı. Hayatın her sahasında ve her yönüyleson derece mükemmel bir insan olarak yaşa­dı. Evlendi, çocukları oldu, ailesi ile huzurlu ve mutlu bir hayat sürdü, her insan gibi o da hayatın neşe ve sevincini, elem ve zorlukları­nı yaşadı. Hayatı boyunca herhangi bir insa­nın karşılaşabileceği bütün durumlar ve deği­şik meseleler ile yüzyüze geldi. Fakat bunlan soğukkanlılık, cesaret ve kararlılık ile karşıla­yarak başarıyla çözüme kavuşturdu.
Bu sadelik gündelik hayatın en ufak ayrıntıla­rında bile mükemmeldi. Yiyecekleri, giyecek­leri, konuşması, davranışları, uyku zamanı, evdeki ve dışarıdaki hayatı, ibadeti, hanımları ve başkaları ile olan diğer münasebetleri sîret, hadis ve tarih kitaplarında kaydedilmiş­tir. Hz. Muhammed s.a.v.'in günlük hayatının ayrıntıları hakkında yapılan bir çalışma, onun hayatının manevî, ahlâkî ve sosyal sahalarda­ki üstün niteliklerini gözler önüne serecektir.

Peygamber s.a.v. zühd ve tak­vanın eseri ölçülü ve az yemek yemiştir. Ye­diği belirtilen gıdalar hemen hemen çevresin­de bulunanların hepsine şâmildir: Et, süt, arpa ve buğday ekmeği, kabak, zeytinyağı, bal, helva, sirke, hurma ve iliği severdi. Yemeğin­de ilik buldu mu, parmaklan ile diğer parçala­rını da araştırırdı. Sirke bulunan eve fakir denemeyeceğini belirtmiştir. Hz. Peygamber s.a.v. hais denen hurma, peynir ve tereyağından yapılan bir yemeği de severdi.
Hz. Âişe'nin rivayetine göre Hz. Peygamber s.a.c. balı ve tatlıyı severdi. (Buhari ve Tabakat İbn-i Sad). Câbir, Hz. Peygamber s.a.v.'in aile­sinden katık istediğini ve katık olarak evde sadece sirke bulunduğu cevabını aldığını rivayet etmiştir. Hz. Peygamber s.a.v. onu istedi ve yemeğine koyarak "sirke iyi katıktır, sirke iyi katıktır" buyurdu (Buhari ve Müslim). Abdullah b. Cafer, Resülullah s.a.v.'ı taze hurma ve hıyar yerken gördüğünü rivayet etmiştir (Buhari ve Müslim).
Enes, bir terzinin Hz. Peygamber s.a.v.'i hazırla­dığı yemeğe davet ettiğini, kendisinin de Pey­gamber s.a.v. ile beraber gittiğini rivayet etmiş­tir. "Davette arpa ekmeği ve ilikli çorba ile kurutulmuş et verildi. Ben Hz. Peygamber s.a.v.'in tabakta ilik aradığını gördüm ve o gün­den sonra da iliği çok sevdim" (Buhari ve Müslim). Abdullah b. Haris, "Allah'ın Rasülümescidde iken ekmek ile et getirdi ve yedi, biz de onunla birlikte yedik. Sonra kalktı ve namaz kıldı, biz de elimizi taşlarla sildikten soma onunla beraber namaz kıldık." dedi (İbn-i Mâce).
Ebû Hureyre, Hz. Peygamber s.a.v.'e et getirildi­ğini ve kendisine hoşlandığı etin but kısmı ik­ram edildiğinde ondan bir parça yediğini riva­yet etmiştir (Tirmizi ve İbn-i Mâce).
İbn-i Abbas, Rasülullah s.a.v.'in en çok sevdiği yiyeceğin ekmekten yapılan tirit ve haishurmasıyla tereyağının karışımından yapılan ti­rit olduğunu rivayet etmiştir. Hz. Peygambers.a.v.  "Zeytinyağı yiyiniz ve kendinizi onunla yağlayınız, çünkü o bereketli bir ağaçtandır" buyurmuştur (Tirmizi, İbn-i Mâce ve Darimi).
Ümmü Hani şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Pey­gamber s.a.v. bana geldi ve yiyecek bir şeylerolup olmadığını sordu. Ben biraz kuru ekmek ve sirke dışında bir şey olmadığını söyleyince'getir onu, içinde sirke bulunan eve katıksız denemez' buyurdu." (Tirmizi). Bir keresinde Hz. Peygamber s.a.v. bir parça arpa ekmeği aldı ve arasına hurma koyarak "bunun katığı bu­dur" buyurdu ve onu yedi (Ebû Davud).
Hz. Aişe'den, Hz. Peygamber s.a.v.'in taze hurma ile kavun yediği ve "birinin harareti diğerinin se­rinliği ile kırılır" buyurduğu rivayet edilir (Tirmizi). Ebû Hureyre'nin rivayetine göre Hz. Peygamber s.a.v. hiçbir yiyeceği reddetmezdi; eğer arzu ederse yerdi, hoşlanmazsa bıra­kırdı (Buhari ve Müslim).
Câbir, Hz. Peygamber s.a.v.'in; “Bereketin yemeğin hangi kısmında olduğunu bilemezsi­niz" buyurduğunu rivayet etmiştir (Müslim).
Yine Câbir'den rivayetle Hz. Peygamber s.a.v.; "Şeytan her işinizde sizinle daima sizinle beraberdir; yemeğinizi yerken bile. Onun için şayet siz­den birisi bir lokma düşürürse onu alsın, üze­rini temizlesin ve yesin; onu şeytana bırakma­sın. Yemeği bitirdiğinde parmaklarını yalasın, çünkü bereketin yemeğin hangi kısmında ol­duğu bilinmez" buyurmuştur (Müslim).
Sehl b. Sad, Allah Rasulü'nün peygamberliğe nail olduktan vefatına kadar buğday ekmeği ve elek görmediğini rivayet etmiştir. Kendisi­ne Hz. Peygamber s.a.v.'in elenmemiş arpa unu­nu nasıl yediği sorulduğunda, onu öğüttükten sonra üflediklerini ve çerçöpün bir kısmı git­tikten sonra ıslayıp kalanı yediklerini söyle­miştir (Buhari).
Ebû Cuhayfe Hz. Peygamber s.a.v.'in "ben yas­lanarak yemem" buyurduğunu rivayet etmiş­tir (Buhari).
Enes de, Hz. Peygamber s.a.v.'in masa gibi yük­sek bir yerde ve küçük bir kâsede hiçbir za­man yemek yemediğini rivayet etmiştir.
Hz. Peygamber s.a.v.: "Yemeğe baslarken Allah c.c.’in adını anın, sağ elinizle ve önünüzden yiyin' buyurmuştur (Buhari ve Müslim). Enes'den rivayetle Hz. Muhammed s.a.v. "Şânı yüce Allah, bir kişinin bir şey yedikten sonra O'na şükretmesini sever" buyurmuştur (Müs­lim).
Hz. Aişe'den rivayetle Peygamber s.a.v. "sizden biriniz yemeğe başlarken bismillah demeyi unutursa bismillah vel evveli, vel ahiri (başı­na ve sonuna bismillah) desin" buyurmuştur (Tirmizi ve Ebû Davud).
Ebû Said el-Hudri'den rivayetle Hz. Peygam­ber s.a.v. yemeğini bitirdiğinde "bize yediren ve içiren ve bizi Müslümanlardan kılan Allah'a hamdolsun" diye dua ederdi (Tirmizi, Ebû Davud ve İbn-i Mâce). Ebû Eyyub'dan riva­yetle Allah Rasülü yedikten ve içtikten sonra "yediren, içiren, onları hazmımızı kolaylaştı­ran ve çıkarmamızı sağlayan Allah'a ham­dolsun" diye dua ederdi (Ebû Davud).
Ebû Hureyre'den rivayetle Hz. Peygamber s.a.v. şöyle buyurmuştur: "Eğer bir kimse geceyi yağlı elleriyle onu yıkamadan geçirirse, başı­na gelen belâdan ötürü yalnız kendisini suçla­sın." (Tirmizi, Ebû Davud ve îbni Mâce).
Yemek âdabı ile ilgili Hz. Peygamber s.a.v.'intavsiyelerini şöylece hülasa edebiliriz: Yeme­ğe başlamadan önce ve yedikten sonra ellerinyıkanması, besmele ile başlayıp dua ile bitirilmesi, sağ elle, önünden ve tabağın kıyısın­dan alınması, ellerin sağa sola dayanmaması, bağdaş kurup oturulmaması, yüzü koyun yatarken yenilmemesi, sofraya konan yemek hoşa gitmediği takdirde tenkit edilmemesi, ekmeğin küçük parçalara bölünmesi, kırıntı şeklinde düşen parçaların atılarak israf edil­memesi, sarımsak soğan gibi kokularıyla baş­kasını rahatsız edici gıdaların çiğ yenilmeme­si.
Hz. Peygamber s.a.v.; "Allah nazarında yemeklerin en hoşu, üzerine uzanan ellerin çok olduğu yemektir" (et-Tergîb) ve "Hep beraber yiyin, dağılıp ayrılmayın, zira bereket cema­atledir" buyurdu. (İbn-i Mâce).
Enes, Rasülullah s.a.v.'in bir şeyi içerken üç kere nefes aldığını rivayet etmiştir (Buhari ve Müslim). Bir diğer rivayette Müs­lim Hz. Peygamber s.a.v.'in "böyle içmek susuzluğu daha çok giderir, daha sıhhatlidir" bu­yurduğunu eklemiştir. İbn-i Abbas, Hz. Pey­gamber s.a.v.'in, su kabının ağzına dudakları da-yayarak su içilmesini yasakladığını rivayet etmiştir (Buhari ve Müslim).
İbn-i Abbas, Hz. Peygamber s.a.v.'in yemek ve su kaplarının içerisine (içerisinde çer-çöp olsa dahi) üflenmesini yasakladığını rivayet etmiş-tir (Ebû Davud ve İbn-i Mâce).
Yine İbn-i Abbas'tan gelen bir rivayette Pey­gamber s.a.v. "develer gibi hiç durmaksızın iç­meyin, iki veya üç kerede için. İçmeye baş­larken bismillah, içtikten sonra elhamdülil­lahdeyin" buyurmuştur (Tirmizi).
Bunlara, suyu bardağın kırık kısmından içil­memesi, kapların ağzının açık bırakılmaması, su üzerindeki yabancı maddenin dökülerek çıkarılması gibi tavsiyeler de ilave edilmiştir
İbn-i Abbas Rasülullah s.a.v.'in şöyle buyurduğu­nu rivayet etmiştir: "Sizden biriniz yemek ye­diği vakit şöyle desin: 'Ey Rabbimiz! Bu taa­mı bize bereketli kıl, bize ondan daha hayırlı­sını tattır.' Süt içtiği vakit şöyle desin: 'Ey Rabbimiz! Bu sütten bize bereket ver ve onu bize ziyâde eyle, çünkü yiyecek ve içecekler­den hiçbiri sütten daha doyurucu değildir." (Ebû Davud ve Tirmizi)!
İnsanların Allah'a en çok bağlı, en muttakisi, en doğru ve hayırlısı şüphesiz ki Hz. Muham­med s.a.v.'dir. Medine Devleti'nin başkanı oldu­ğu zaman dahi Beytü'l-mal (devlet hazine­sin)in bütün gelirlerini halka dağıtmış, kendi­si ve ailesi ise fakirliğe yakın, sâde ve mütevazı bir hayat sürmüştür. Ebû Hureyre'den ri­vayet olunan bir hadislerinde Rasülullah s.a.v.: "Allah'ım, beni yoksul olarak yaşat, yoksu; olarak canımı al ve yoksullarla haşreyle"_diye dua etmiştir. Bir başka duası da; "Ey Rabbim! Âl-i Muhammed'e geçinecek kadar nzık ver!" şeklindeydi. (Buhari ve Müslim).
Hz. Aişe şöyle söylemiştir: "Biz âl-i Muham­med, ateş yakıp üzerine tencere koyarak sıcakyemek pişirmeden ay geçtiği olurdu. Bizim başlıca gıdamız hurma ve su idi." (Buhari). Yine Hz. Aişe'nin anlattığına göre Hz. Mu­hammed s.a.v.'in ailesi onun vefatına dek hiçbir zaman ardarda iki gün kâfi miktarda arpa ek­meğine sahip olmamıştır. Rivayetlerde daha çok hurma ve sudan ibaret bir yemeği dahi doyasıya yiyemedikleri, Rasülullah s.a.v.'in ve­fatına kadar onun ve ailesinin yemeklerinden artakalan bir şey olmadığı belirtilmiştir (Buhari, Müslim ve Tabakat-ı İbn-i Saad).
Nu'mân b. Beşîr "Arzu ettiğiniz yiyecek ve içecekleri bulamadığınızdan mı yakınıyorsu­nuz? Ben, Peygamberimizin kamını doyur­mak için hurma bulamadığını gördüm" de­miştir (Müslim). Sa'îd Makbûrî, Ebû Hureyre'nin önlerinde kuzu kızartan kişilerin yanın­dan geçerken davet edildiğinde bunu red­dederek "Allah Rasülü dünyayı karnını arpa ekmeği ile bile doyurmadan terk etti" dediğini rivayet etmiştir (Buhari). Enes, Hz. Peygam­ber s.a.v.'in ailesinin akşamları buğday veya bir başka tahılları olmadığını rivayet et­miştir (Buhari).
Ebû Hureyre, Hz. Peygamber s.a.v.'in açlık se­bebiyle karnına taş bağladığını rivayet etmiş­tir (Tabakat). Mesrûk b. el-Ecdâ bir gün Hz. Aişe'nin hadis rivayet ederken aniden gözyaş­larına boğulduğunu rivayet etmiştir. Ümmü'l Mü’minin'i neyin ağlattığını sorduğunda Hz. Aişe "ben yiyecekle doymadım, fakat Allah Rasûlü'nün 4 ay ardarda buğday ekmeği ye­mediğini hatırlayınca ağladım" dedi (Taba-kat).
Ebû Hureyre, bir ay boyunca ekmek veya ye­mek pişirmek için olsun ateş yanmadığını ri­vayet etmiştir. Bunun üzerine dinleyenler, "Ey Ebû Hureyre! Bu insanlar nasıl yaşıyor­du?" diye sorunca, o da "hurma ve su ile. Bir de -Allah onları mükâfatların en iyisi ile mükâfatlandırsın- sağmal hayvanları olan bir Ensârî komşuları vardı, o biraz süt verirdi." dedi (Tabakat).
Nevfel b. îyaz el-Huzlî, Abdurrahman b. Avf in yakın arkadaşı olduğunu rivayet etmiş­tir. Bir gün onu evine götürdü. Misafir evde yıkanıp çıktıktan sonra beraber oturdular. Ön­lerine bir tepsi içinde ekmek ve et getirildi. Abdurrahman b. Avf gözyaşlarına boğuldu. el-Huzlî "Ey Ebû Muhammed! Seni ağlatan nedir?" dedi. Abdurrahman b. Avf "Allah Rasulü ne kendisi ne de ailesi arpa ekmeğiyle tam doymadan vefat etmişti. Bilmiyorum, ge­ride bırakılan bizler için bu et ve ekmek ha­yırlı mıdır?" dedi (Tabakat).
İbn-i Şihâb'dan rivayette Ebû Hureyre Mugîre b. Ahnas'ın yanından geçerken ona yemeği­nin ne olduğunu sordu. O da nekiy ekmeği ile iyi et dedi. Ebû Hureyre "nekiy nedir?" dedi. O da "elenmiş buğday ekmeği" dedi. Ebû Hu­reyre hayretle; "Ey Mugîre! Sana şaşıyorum;Rasülullah s.a.v. (vefatına kadar) ekmek ve zey­tinyağı ile bile olsa bir günde iki öğün yeme­miştir. Hâlbuki sen ve arkadaşlarınız burada dünyayı israf ediyorsunuz" dedi. Ve kendi çocukları imişçesine parmaklarına vurdu (Ta­bakat).
Hz. Aişe, Allah Resulü'nün hiçbir vakit kar­nında iki çeşit yiyeceği bir arada bulundurma­dığını rivayet etmiştir. Et, hurma veya ekmek yemişse onlara başka bir şey eklemez, çeşitlemezdi (Tabakat). Hamd b. Hutel, Hz. Ai­şe'nin şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Bir gece (babam) Ebû Bekr bir keçi butu getirdi. Onu Rasülullah s.a.v. ile birlikte doğradık. Birisi'onu yağ kandili olmadan mı doğradınız?' de­di. Ben de 'eğer yağımız olsaydı onunla ek­mek yerdik' dedim." Hz. Muhammed s.a.v.'in ailesinin hiç ekmek veya yiyecek pişirmeden geçirdiği aylar olurdu. Hamd b. Hutel bunu Süfyan'a söylediğini, bunun da arka arkaya iki ay vaki olduğunu anlattığım rivayet eder (Tabakat).
Ümran b. Zeyd el-Mednî babasından rivayet­le şu olayı anlatmıştır: "Hz. Aişe'nin yanına gittik ve es-selâmû aleykûm ya ümmü'l mü'minîn!' dedik. O da aleykûmu's-selâm dedi ve gözyaşlarına boğuldu. Ağlamasının sebebini sorduk. O da 'sizlerden bazısı pek çok çeşit yiyecek yiyor ve sonra da yediklerini eritmek için ilaç arıyor. Bundan sebep Rasülullah s.a.v.'i hatırladım; bu hatıra beni ağ­lattı. O bu dünyayı terk ettiğinde bir günde iki kere yemek yemiş değildi. Hurma yediğinde ekmek yemez, ekmek yediğinde hurma ye­mezdi. Beni ağlatan işte budur' dedi." (Taba-kat).
Enes, (annesi) Ümmü Süleym'in Rasülullah s.a.v.'a gönderdiği bir tepsi hurmayı hanımlarına dağıttığını, kendisinin ise çömelerek ancak açlığını giderecek kadar yediğini rivayet et­miştir (Tabakat). Ebû Hureyre, Hz. Peygam­ber s.a.v.'in aç durduğunu söyledi. Râvi bunun sebebini sorduğunda Ebû Hureyre şöyle ce­vapladı: "Daima etrafından bulunan insanla­rın çokluğu, misafirleri ve onunla sadece bu gayeyle beraber bulunanlar sebebiyle. O ashaptan veya mescidden onu takip eden muh­taçlar olmaksızın hiçbir öğün yemek yememiştir.' Allah ona Hayber’de zafer nasip ettiği zamandır ki insanlar biraz rahatladılar. Fakat bundan önce geçim zor ve kazanç azdı. Ara­bistan kum, taş ve kayalarla kaplı ve dolayı­sıyla ziraate elverişli olmayan bir yer idi. Halk genellikle hurma yerdi. Allah Rasülü Medine'ye hicret ettiğinde insanların durumu buydu. O günden Hz. Peygamber s.a.v.'in vefatı­na kadar Sa'd b. Ubâde'nin cömert eli O'na daima uzanmıştı; pek çok ensârî de aynı yardı­mı yaptı. Hz. Peygamber s.a.v.'in ashabı çok yu­muşak başlı idi. Buna karşı Hz. Peygamber s.a.v.'in mükellefiyetleri pek fazla idi ve Medi­ne'ye hicret edenlerin sayısı da devamlı artı­yordu; hayat zordu. Esas mahsûl, insanların omuzlarında ve develerde taşınan meyveler ve hurma idi. Kuraklık olduğu zaman meyve ve hurmanın bile kıtlığı olurdu. (Tabakat).
Ömer b. Hattab şöyle rivayet eder: "Rasülullah s.a.v.'ı görmeye gittim ve onu hasır üzerinde uzanırken buldum. Hasırla arasında bir örtü yoktu ve hasırın izi vücudunda görülüyordu. 'Ey Allah'ın Rasulü! Ümmetini zengin etmesi için Allah'a dua et; Allah'a inanmamalarına rağmen, Allah Rumları ve Acemleri zengin kılmıştır' dedim. O da: 'Böyle mi düşünüyor­sun ey İbn-i HattabOnlar mükâfatları bu dünyada verilenlerdir.' buyurdu." Bir başka rivayete göre ise şöyle buyurmuştur: "Onların bu dünyaya, bizimse ahirete sahip olmamız­dan hoşnut değil misin ey Hattaboğlu?" (Bu-hari ve Müslim).
Ebû Talha, "Biz Allah Rasülü’ne açlıktan şikâyet edip, açlığımızı bastırması için karnı­mıza bağladığımız taşlan gösterince Allah Rasülü elbisesini kaldırdı ve karnı üzerine bağladığı iki taşı gösterdi." dedi. (Tirmizi). Bu hadis Hz. Muhammed s.a.v.'in sâde, zâhidâne ve yüksek faziletlerle dolu hayatını yansıtır.
Kaynak: Sîret Ansiklopedisi, Hz Muhammed s.a.v. İnkilâb, c 3, s 216-224
 

gidahareketi.org
« Son Düzenleme: 09 Ekim 2013, 21:28:57 Gönderen: mazhar »